FIRAT

Fırat University

3,069

Archived Theses

0

DOIs Assigned

3

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
Master'sOpen AccessTR

İşitme engelli milli sporcular ile spor yapmayan işitme engellilerin benlik saygısı düzeylerinin araştırılması

Bu arastırma ile milli takım düzeyindeki isitme engelli sporcular ile sporyapmayan isitme engelli bireylerin benlik saygılarının belirlenerek, bu iki grubunbenlik saygı düzeyleri arasındaki farkların anlamlılık düzeylerini incelemekamacıyla gerçeklestirilmistir. Milli Takım düzeyindeki isitme engelli sporcular ilespor yapmayan isitme engelli bireylerin benlik saygıları arasındaki farklılıklarincelenmistir. sitme engelli milli takımında yarısan mücadele sporlarından judosporcuları ile spor yapmayan isitme engelli bireylerin benlik saygıları arasındakifarklılıklara bakılmıstır. sitme engelli milli takımında yarısan voleybol sporcularıile spor yapmayan isitme engelli ergenlerin benlik saygıları arasındaki farklılıklarincelenmistir.Arastırmaya 2009 yılında TAYWAN da yapılan isitme engellilerolimpiyatları (DEAFOLIMPIC) takımındaki sporcuların bir bölümü katılmıstır.Çalısmanın örneklemi 23 deney (milli sporcular ) ve 30'u kontrol (isitme engellispor yapmayan) bireyler olmak üzere toplam 53 gönüllü kisiden olusmustur.Verilerin toplanmasında Coopersmith Benlik Saygısı Ölçegi kullanılmıstır.Demografik özellikleri belirlemek için, arastırmacı tarafından hazırlanmıs, kisiselbilgi formu kullanılmıstır. Verilerin analizinde `Mann Whitney U Testi' SPSS11.5 istatistik programı kullanılmıstır. Verilerin analizi ile istatistiksel olarakanlamlı bir fark bulunmustur.Bu çalısma sonucunda, spor yapan isitme engellilerin, spor yapmayanisitme engellilere göre benlik saygısı düzeylerinin daha yüksek oldugugörülmektedir. Spor, isitme engelli bireylerin duyussal niteliklerindeki olumluetkilerini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: sitme Engelli, Benlik Saygısı, Spor

Benlik saygısıEngelli kişilerSağırlık+3
Önder Karakoç
Fırat University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı agregalı betonların mekanik özelliklerine yüksek sıcaklığın etkisi

Beton, yanıcı bir malzeme olmamasına karşın yüksek sıcaklıklar sonrasında değişik davranışlar göstermektedir. Beton hacminin önemli bir kısmını oluşturan agregaların özelliklerindeki farklılıklar ısıtma sırasında betonun performansını önemli derecede etkiler. Bu özelliklerindeki farklılıklardan dolayı betonda çatlama ve parça atmalar gözlenirken aderansta önemli kayıplar oluşmaktadır. Bu sebeple yüksek sıcaklık betonu her zaman tehdit edebilecek bir etkendir ve yüksek sıcaklığın betona verdiği zararları en aza indirgemek için çalışmalar yapılmaktadır.Bu çalışmada, farklı agrega tipleriyle hazırlanan beton numunelere yüksek sıcaklığın etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla CEM ? 42,5 N tipi Portland Çimentosu ve 4 farklı tip agrega (Bazaltik kırma taş, Dere agregası, Pomza, Kireçtaşı) içeren betonlar hazırlanmıştır. Belirlenen yaşa gelen (28 gün) numuneler sırasıyla 3000 C, 6000 C ve 9000 C sıcaklıklara tabi tutulmuştur. Bu sıcaklıklara maruz kalan beton numunelerin basınç dayanımlarına, ultrases geçiş hızlarına ve aderans dayanımına bakılmıştır.Yapılan çalışmaların sonucunda yüksek sıcaklığın etkisinde kalan farklı tip agregalarla hazırlanmış betonlarda basınca en dayanıklı olanın bazaltik kırmataş olduğu, en az dayanımında hafif agregayla hazırlanmış olan betonda olduğu görülmüştür. Aynı zamanda hazırlanan beton numunelerde çekip-çıkarma (pull-out) deneyi yapılmış ve sıcaklık arttıkça beton ile donatı arasındaki aderans kuvvetinin azaldığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Yüksek Sıcaklık, Beton, Farklı Agrega, Çekip Çıkarma

Serhat Ay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Nicel değerli veri kümelerinden sıralı örüntülerin çıkarılması için FP-Growth tabanlı bir yöntem

Sıralı örüntüler zaman damgası ile sıralanmış bir veritabanında yaygın öğeler kümesinin bir başka yaygın öğe kümesi tarafından izlenmesidir. Sıralı örüntülerin keşfedilmesi için şimdiye kadar birçok algoritma önerilmiştir. Bu algoritmalar içinde en etkili olanlardan biri de FP-Growth algoritması kullanarak bu örüntülerin elde edilmesidir. Buna karşılık FP-Growth yaklaşımı, karmaşık veri yapısı kullanması ve alt ağaçların oluşturulması için özyineli bazı işlemlere gerek duyması gibi önemli dezavantajlar da içermektedir. Dahası mevcut FP-Growth yaklaşımlarında veri tabanı hep ikili veri kümesi olarak ele alınmıştır. Halbuki gerçek hayattaki veritabanlarının büyük çoğunluğu nicel değerli öğe kümelerinden oluşmaktadır.Bu tezde, yukarıda belirtilen problemlerin üstesinden gelebilmek için öncelikle FP-Growth algoritması gibi düşünen fakat FP-ağacı oluşturulurken özyineleme yerine öğe tabanlı aday küme üretimi kullanan yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntem daha sonra nicel değerli veritabanlarında sıralı örüntülerin bulunması için uyarlanmıştır.Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkez laboratuarındaki verilerden elde edilen sonuçlar yöntemin uygulanabilirliğini ve klasik FP-Growth algoritmasına olan üstünlüğünü göstermektedir.

Veri madenciliği
A. Bahadır Karli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazisi taraması için yapılan kalça ultrasonografisi sonuçlarının değerlendirilmesi

Gelişimsel kalça displazisi, erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır. 2007-2010 yılları arasında, gelişimsel kalça displazisi taraması amacıyla, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji kliniğimize başvuran 0-9 aylık 310 bebeğin 620 kalçası, Graf yöntemi kullanılarak ultrasonografik olarak incelendi. Olgularımızın 137'si (% 44.2) erkek, 173'ü (% 55.8) kızdı.İnceleme sonucunda, Graf metoduna göre sınıflandırıldığında; 620 kalçanın 43'ünde (% 6.93) tip Ia , 486 (% 78.39 ) tip Ib , 59 (%9.52) tip IIa , 2 (% 0.32) tip IIb, 9 (%1.45) tip IIc , 5 (%0.81) tip D , 13 (%2.1) tip III ve 3 (%0.48) tip IV kalça saptandı. Çalışmamızda displazi sıklığı %14.7, desentre kalça sıklığı ise %3.4 olarak bulundu.Displazik kalça sıklığının yüksekliği fizyolojik gelişim döneminde bulunan tip IIa (+) kalçaların çokluğuna, desentre kalça sıklığının yüksekliği ise kliniğimize doğumsal kalça çıkığı nedeni ile başvuran bebeklerin fazla olmasına bağlandı.Bebeklerin aileleri GKD ile ilgili olarak bilgilendirilmesine rağmen, kontrole çağrılan bebeklerin hemen hemen tamamının gelmemesinin, bölgemizde bazı inançların hala değişmediğini ve ulusal sağlık politikasının yetersiz olduğunu göstermektedir.Gelişimsel kalça displazisinin erken tanı ve takibinde ultrasonografinin önemli olduğu, ancak yenidoğan döneminde tip IIa(+) olgularımızın fazla olması özellikle fizyolojik gelişimin tamamlandığı ilk altı haftadan sonra kontrol ultrasonografi yapılmasının gerekliliğini ortaya koymuştur.Sonuç olarak; statik kalça ultrasonografisi, kolay uygulanabilirliği ve yorumlanmasıyla, GKD'nin erken tanı ve takibinde etkili ve güvenilir bir yöntem olup, tüm yenidoğanlara ultrasonografik tarama yapılmalıdır.Anahtar kelimeler: Kalça displazisi, ultrasonografi, erken tanı, tarama

KalçaKalça çıkıklarıKalça çıkıkları-konjenital+3
Hacı Bayram Tosun
Fırat University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Asit yağmurlarının Mardin ve çevresindeki tarihi eserlere etkisi

Yok olması halinde tekrar yerine konulabilme imkanı olmayan tarihi ve kültürel eserler korunması gereken önemli değerlerimiz arasındadır. Fiziksel tahribatın yanında hava kirliliğinden kaynaklanan asit yağmurları sonucu tarihi eserler ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Fosil yakıtların yanmasından, trafikten ve endüstriden kaynaklanan kükürt ve azot oksitlerin su ve nem ile reaksiyonu sonucu oluşan asidik özeliğindeki yağışlar tarihi eserlerin aşınmasına ve bozulmasına neden olan faktörler arasındadır. Asit yağmurlarının özeliğine ilave olarak tarihi eser örneğinin kimyasal ve minerolojik yapısı da etkileşimin boyutunu belirlemede yardımcı olmaktadırAnadolu'yu Mezopotamya'ya bağlayan Mardin yöresi tarihsel gelişim içerisinde onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış ve çeşitli uygarlıkların eserlerini bir arada barındıran önemli tarihi kentlerimizden biridir. Özellikle Midyat ilçesinden alınmış Mardin taşlarıyla yapılan tarihi eserler bölgede geniş yer kaplamaktadır. Midyat taşlarıyla yapılan tarihi eserlerin asit yağmurlarından nasıl etkilenebileceğinin araştırıldığı bu çalışmada tarihi eserlerden alınmış taş örneği kimyasal açıdan karakterize edilmiş, nem tutma yüzdesi belirlenmiştir. Tarihi eser örneği asidik ve bazik çözeltilerle belirli sıcaklık ve sürelerle muamele edilmiştir. Böylece yağışın asitliğinin, temas süresinin ve sıcaklığın tarihi eserlere etkisi araştırılmış, bu etkiler sonucu kütle kayıpları hesaplanmıştır.Tarihi eser örneği esas itibariyle kalsiyum bileşenlerinden oluşmaktadır. Silisyum bileşikleri de önemli bir yer tutarken, daha az oranda magnezyum ve potasyum bileşenleri de bulunmaktadır. Asitliğin, temas süresinin ve sıcaklığın artmasıyla beraber tarihi eser örneğinin asit yağmurlarından etkilenmesi de artmaktadır. Maksimum ağırlık kayıpları pH=2 için %1.39, 1440 dakikalık temas süresi için %0.86, 25oC lik sıcaklık için %0.69 olmaktadır. Çözeltiye geçen iyonlardan örnekteki bulunuş miktarına paralel olarak en fazla Ca+2 iyonun için 5.5 ppm olarak pH = 2'de gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Asit yağmurları, Tarihi eserler, Mardin tarihi eserleri, Asityağmurlarının etkisi

Betül Sarıtop
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı ağaç türlerine ait odunların sıvılaştırılması ve sıvı ürünün kompozisyonunun belirlenmesi

Odunun sıvılaştırılması, uygun kimyasal maddeler içeren çözücü ortamında ısı etkisi ile yüksek sıcaklık ve basınçta odun bileşenlerinin parçalanması sonucu sıvı ürünlerin elde edildiği bir biyokütle dönüşüm işlemidir. Bu tez çalışmasında, İran palamut meşesi (Quercus brantii), beyaz çiçekli yalancı akasya (Robinia pseudoacacia) ve kızılçam (Pinus brutia) gibi ağaçlardan elde edilen odun örnekleri tane boyutu 0.5 mm' den küçük olacak şekilde öğütüldü, 105 °C' de etüvde kurutuldu ve sulu ortamda sıvılaştırıldı. Odun örneklerinin sıvılaştırılması sonucu elde edilen yağ ürün verimi üzerine sıcaklık, odun konsantrasyonu, sıvılaştırma süresi ve katalizör gibi parametrelerin etkileri incelendi. Ayrıca havada kurutulmuş ve etüvde kurutulmuş odun örneklerinin sıvılaştırılmasından elde edilen yağ ürünlerin verimleri kıyaslandı. Sıvılaştırma deneyleri, yarı kesikli bir reaktörde farklı sıcaklıklarda (240, 280, 320 ve 350 °C), farklı odun konsantrasyonlarında (% 5, 10 ve 15) ve farklı sıvılaştırma sürelerinde (0, 0.25, 0.5, 1.0 ve 1.5 saat) gerçekleştirildi. Sıvılaştırma deneylerinde katalizör olarak formik asit (HCOOH), sodyum karbonat (Na2CO3) ve çinko klorür (ZnCl2) kullanıldı. Sıvılaştırma ürünü yağlar dietil eter ile ekstrakte edildi ve FTIR spektroskopisi ve GC-MS cihazları yardımıyla analiz edilerek yağ ürünü oluşturan bileşikler tespit edildi. Ayrıca elde edilen yağ ürünlerin viskoziteleri döner viskozimetre kullanılarak ölçüldü ve üs kanunu kullanılarak Newton kanununa uymayan akış davranışı modellendi.Yağ ürün veriminin sıcaklık arttıkça belli bir sıcaklığa kadar arttığı ve bu noktadan daha yüksek sıcaklıklarda azaldığı gözlendi. Yağ ürün veriminin 280-320 °C sıcaklıklarda en yüksek değere ulaştığı görüldü. Sıvılaştırma süresindeki artma ile yağ ürün veriminin azaldığı ve en yüksek yağ ürün veriminin 0 saat sonunda elde edildiği görüldü. Sıcaklık yükseldikçe ve sıvılaştırma süresi uzadıkça yağ ürün verimi azalırken, gaz ürün veriminin arttığı görüldü. Odun konsantrasyonundaki artma ile yağ ürün veriminin arttığı belirlendi. Çinko klorür katalizörünün sıvılaştırma işleminde diğer katalizörlere göre daha etkin bir rol oynadığı tespit edildi. En yüksek yağ ürün verimi akasya odunundan en düşük yağ ürün verimi ise meşe odunundan elde edildi. Odun örneklerinin lignin içeriğine bağlı olarak yağ ürün veriminin değiştiği ve lignin oranı arttıkça yağ ürün veriminin azaldığı görüldü. Havada kurutulmuş ve etüvde kurutulmuş odun örneklerinden elde edilen yağ ürün verimleri arasında belirgin bir fark görülmedi. Elde edilen yağ ürünlerin analizlerinden yağ ürünü oluşturan bileşiklerin ağırlıklı olarak fenolik bileşikler olduğu ve bunların yanında aldehit ve karboksilli asit bileşiklerinin de olduğu tespit edildi. Sıvılaştırma sonunda oluşan sıvı ürünlerin pseudo plastik tipte Newtonian olmayan akışkanlar oldukları ve sıvı üründeki fenolik bileşiklerin miktarına ve cinsine bağlı olarak viskoz davranışlarının değiştiği belirlendi.

OdunReoloji
Hakan Yoğurtçu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00