Fırat University
FIRAT

Fırat University

Elâzığ, Türkiye
Founded: 1975
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

10,863

Archived Theses

1

DOIs Assigned

4

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
Master'sOpen AccessTR

İklimsel değişimin Sazlıdere Barajı (Başakşehir-İstanbul) memba ve mansap sularının fiziksel ve kimyasal özelliklerine etkisi

Su bütün canlıların yaşam kaynağını oluşturan maddedir. Dünyada ve ülkemizde içilebilir su kaynakları kısıtlı bulunmaktadır. Suyun büyük miktarda depolanması ve güvenli saklanması barajlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Uygarlık seviyesinin ve nüfusun artması sebebiyle akarsuların önemi artmıştır. Başlangıçta akarsuların doğal rejimine bağlı olan kullanım giderek yetersizleşmiş, çoğalan nüfus ve gelişen teknoloji için sular depolanmaya başlanmıştır. Diğer yandan, özellikle sanayi devrimi ile birlikte artan ve 20. yüzyılda en üst noktaya ulaşan enerji gereksinimini karşılamak için dünyanın hemen her yerinde hidroelektrik santralleri kurulmuştur. Böylece bir yandan kullanma suyu temin edilirken diğer yandan da ucuz ve çevre kirliliğine yol açmadan enerji elde edilebilmiştir. Anadolu'da özellikle Osmanlılar döneminden Cumhuriyet dönemine kadar bazı bentler yapılmıştır. Bunlar genellikle içme suyu sağlama amaçlardır ve çoğunlukla İstanbul çevresinde yoğunlaşmışlardır. Tez Çalışma alanı Sazlıdere Barajı (Başakşehir-İstanbul) içerisinde yer almakta ve 40 km uzunluğunda Sazlıdere üzerine kurulmuş İstanbul'un içme suyu temini amaçlı bir baraj olup İstanbul'da bulunan aynı amaçlı tüm barajlar içerisinde Ömerli, Terkoz, Büyükçekmece, Darlık, Alibeyköy Barajlarından sonra verimliliği 33,35 hm3/yıl altıncı sırada yer almaktadır. Barajın memba ve mansap sularının yıllara göre mevsimsel değişimini kapsamaktadır. Bu tez kapsamında yapılacak olan araştırmalar arazi çalışması ve büro çalışmaları şeklinde yürütülmüştür. Ön büro çalışmaları kapsamında tez alanı ve çevresinde konuyla ilgili yapılmış çalışmalar irdelenmiş sonra arazi çalışması gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmaları ile Baraj Gölü civarındaki jeolojik birimler ve örnek noktaları arasındaki ilişki ayrıntılı incelenmiştir. Büro çalışmaları ile İklim Değişikliği Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğünden alınan İstanbul'un 20 yıllık sıcaklık ve yağış bilgileri ile Devlet Su İşleri 14. Bölge Müdürlüğünden temin edilmiş Sazlıdere barajını besleyen derelerden ölçüm yapılan yılların aylık fiziksel ve kimyasal analiz sonuç ham verileri jeoistatistiksel değerlendirilmesi yapılmıştır. Sıcaklık ve yağış bilgileri su kalitesinin kimyasal ve fiziksel parametrelere bağlı değişiminin iklimsel veriler ile korelasyonunun, jeoistatistik veri analizi için SPSS istatistik programı ve Microsoft Excel den yararlanılmıştır. Ölçüm istasyonlarından alınan yağış verileri ile her bir yıl için aylık korelasyon analizi yapılmıştır. SPSS analiz programı ile veriler tanımlanmış ve bazı testler yapılmış, tablolar üretilmiştir. Bu analiz ile yıllık yağış miktarının su parametrelerine etkisine bakılmıştır. Değişkenler arasındaki bir ilişki olup olmadığını belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Yağış miktarı değişince suyun kimyası nasıl değişmiş, suyun kimyası değişince yağış miktarı nasıl etkilenmiş sorularına cevap bulunmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda memba ve mansap sularının Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi ve iklimsel değişimin su kalitesi üzerine etkisi diğer önceki çalışmalardan faydalanılarak belirlenmiştir.

Dilan Özkan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

B4C, sic takviyeli al-MG hibrit kompozitlerin toz metalurjisi yöntemi ile üretilmesi

Bu yüksek lisans tezi çalışmasında, B4C ve SiC takviyeli Al-Mg hibrit kompozitlerin toz metalurjisi yöntemi ile üretimi ve karakterizasyonu incelenmiştir. Çalışmanın amacı, hibrit kompozitlerin mekanik ve fiziksel özelliklerini iyileştirmek, optimum takviye oranlarını belirlemek ve porozite oluşumunu kontrol etmektir. Bu amaçla, farklı oranlarda B4C ve SiC tozları ile Al-Mg alaşım tozları karıştırılarak, toz metalurjisi yöntemi ile hibrit kompozitler üretilmiştir. Üretim parametrelerinin etkisi araştırılmış ve optimum sinterleme sıcaklığı, süresi ve atmosferi belirlenmiştir. Üretilen kompozitlerin mikro yapıları, fazları ve mekanik özellikleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX) ve mekanik testler ile karakterize edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, B4C ve SiC takviyelerinin hibrit kompozitlerin sertliğini, aşınma direncini ve mukavemetini önemli ölçüde artırdığını göstermiştir. Optimum takviye oranları belirlenmiş ve porozite oluşumunu minimize etmek için uygun üretim parametreleri tespit edilmiştir. Bu çalışma, B4C ve SiC takviyeli Al-Mg hibrit kompozitlerin toz metalurjisi yöntemi ile üretilebileceğini ve bu kompozitlerin üstün mekanik ve fiziksel özelliklere sahip olduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, hibrit kompozitlerin havacılık, otomotiv ve savunma sanayi gibi alanlarda kullanım potansiyeline ışık tutmaktadır.

Muhammed Semih Nalçacı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsansi robotlarda tutma eylemlerinin derin pekiştirmeli öğrenme algoritmalari ile geliştirilmesi

İnsansı robotların ev, hastane ve işyeri gibi ortamlarda insanlara yardım edebilmesi veya insanların yerine görev yapabilmesi için kazanması gereken en temel becerilerden biri, tutma eylemini gerçekleştirebilmesidir. Ayrıca, insanlarla etkileşim içinde çalıştığı için gerçekleştirdiği eylemleri açıklayabilme yeteneğine de sahip olmalıdır. Tezin amacı, insana ait özelliklerden biri olan tutma eyleminin insansı robotlar tarafından gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Bu amaca uygun olarak Robotis-OP2 insansı robotunu eğitmek için Derin Pekiştirmeli Öğrenme (DPÖ) algoritmaları kullanılmıştır. Robotun tutma eylemi, eklemlerin konumu, eklemlerden alınan kuvvet bilgisi ve robotun kendi kamerasından alınan görüntülerin birlikte kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu sayede robotun otonom bir şekilde tutma eylemini gerçekleştirmesi sağlanmıştır. İlk olarak, robotun uygun bir tutma işlemi gerçekleştirdiğini doğrulamak amacıyla ileri kinematik hesaplamalar yapılmış ve tutma noktasının tespiti sağlanmıştır. Daha sonra, robotun tutma işlemini otonom bir şekilde gerçekleştirebilmesi için DPÖ yöntemleri kullanılmıştır. Bu süreçte, DPÖ algoritmalarından Derin Q Ağı (DQA) ve Düello DQA yöntemleri tercih edilmiştir. Bu algoritmalar, farklı ödül fonksiyonları ile test edilerek etkinlikleri değerlendirilmiştir. Robotun deneyimlerden öğrenmesi için kullanılan bütün yöntemler için taklit öğrenme yöntemlerinden Gösterimden Derin Q Öğrenmesi (GDQÖ) algoritması kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, robotun gerçekleştirdiği eylemleri açıklayabilmesi için Açıklanabilir Yapay Zekâ (AYZ) yöntemlerinden Açıklama için Rastgele Giriş Örneklemesi (ARGÖ) algoritması kullanılmıştır. Bu sayede robotun hem öğrenme süreci hem de eylemlerinin anlaşılabilirliği geliştirilmiştir. Çalışma sonucunda, robotun istenen hedefleri başarıyla yerine getirdiği gözlemlenmiştir. Düello DQA algoritmasının, DQA algoritmasına kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Ayrıca, taklit öğrenme (Imitation Learning) yöntemi kullanılarak eğitim süresinin önemli ölçüde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. AYZ yöntemleri sayesinde robotun eylemlerinin nedenleri açıklanmış ve daha güvenli bir tutma işleminin gerçekleştirilebileceği doğrulanmıştır.

Recep Özalp
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeşilöz (Nevşehir) çevresinde kayaç ve dere sedimanlarında uranyum zenginleşmelerinin mineralojik ve jeokimyasal özellikleri

Bu çalışma kapsamında, Yeşilöz (Nevşehir) çevresinde kayaç ve dere sedimanı örnekleri drenaj ağları boyunca toplanarak bölgede drenaj jeokimya prospeksiyon çalışmaları, detaylı mineralojik ve kimyasal analiz çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Önceki çalışmalar, bölgede uranyum varlığını ortaya koymasına rağmen, mineralojik olarak detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Bu doğrultuda, toplanan kayaç ve dere sedimanı örneklerinde mineralojik ve kimyasal analizler, Raman, XRF, XRD, SEM, ICP-MS yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. XRD, SEM, ICP-MS ve XRF analizleri sayesinde örnekler içerisinde uranyumun varlığı belirlenmiştir. Kayaç örneklerinde kimyasal analiz sonuçları uranyum konsantrasyonlarının dere sedimanlarından fazla olduğunu ve 950 ppm'e kadar çıktığını göstermektedir. Kayaç örneklerindeki mineralojik incelemeler sonucunda, metatorbernit, uraninit, kofinit mineralleri belirlenmiştir. Dere sedimanı örneklerinde berlinit, klarkeit mineralleri belirlenmiştir. İnce kesit çalışmalarında opak görülen uranyum, parlak kesit çalışmalarında karakteristik yapısı ile belirlenmiştir. Uranyum minerallerinin tam olarak tanımlanabilmesi için ultraviole ışık yardımıyla bazı minerallerin lüminesans özellikleri ortaya konulmuştur. Uranyumun birlikte bulunduğu elementler ve mineraller çalışma kapsamında değerlendirilerek analizlerde belirlenmiştir. Dere sedimanı örneklerinde eşik değer hesaplanarak, uranyumun yüksek pozitif korelasyon gösterdiği elementler (Nd, Pr, Th, La, Ce, Se) ile uranyum zenginleşme alanları örnek lokasyon haritası üzerinde belirlenmiştir. Anomali haritası uranyum zenginleşmelerinin havzanın doğu-batı yönünde olduğunu göstermektedir.

Serdar Baler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Roma döneminde Iberia'nın eyaletleştirilme süreci: Provinciae Hispaniae

Bu çalışmada, MÖ. II. yüzyılın ortalarından MS. I. yüzyılın ortalarına kadar, modern İspanya ve Portekiz topraklarının tamamı ile kısmen güney Fransa'nın bir bölümünü içine alan Iber yarımadası merkezli bir anlatım sunulmuştur. Kartaca-Roma savaşlarından (MÖ. 264-146), literatürde bilinen adıyla II. Pön Savaşı'nın (MÖ. 218-201) İber yarımadasına kaymasıyla birlikte bu bölgeyi etkileyen olaylar zinciri de başlamıştır. I. Pön Savaşı neticesinde (MÖ. 264-241) Roma'ya mağlup olan Kartaca, savaşın getirdiği ekonomik ve mali yükten kurtulabilmek maksadıyla bölgede bulunan maden yataklarını ele geçirmiş ve işletmeye başlamıştır. Antik Çağ'da savaş ekonomisine dayanan bir yapıda olan Roma Cumhuriyeti (Res Publica) bölgede kendisiyle ittifak halinde olan Saguntum kentinin Kartacalılar tarafından ele geçirilmesini gerekçe göstererek yarımadaya ayak basmıştır. Romanın Kartaca ile bölgede sürdürdüğü uzun savaşlar yarımadadaki diğer coğrafi alanlara temas etmeden İber yarımadası merkezli ele alınmaya çalışılmıştır. Kartaca'nın bölgeden çekilmesiyle Roma'nın yerel kabileler ile mücadelesi başlamıştır. Roma tarafından Provincia Hispania Ulterior (Uzak Hispania) ve Provincia Hispania Citerior'a (Yakın Hispania) dönüştürülen bölgede, Kartaca yanlısı yerel kabilelerin Roma'ya karşı direnişleri, Roma'nın bölgedeki siyasi faaliyetleri ve bu kabilelerin yaklaşık iki yüzyıl boyunca Roma ile münasebetleri öncelikli olarak incelenmiştir. Fakat yarımadadaki bütün kabileler Roma aleyhtarı değildir. Saguntum örneğinde olduğu gibi kabilelerin bir kısmı Roma ile dostluk ilişkisi kurmuştur. Bu dostluk ilişkisiyle birlikte kabileler Romalılaşma'ya başlamıştır. Roma hakimiyetindeki bölgelerde Romalılaşmaya karşı birtakım isyanlar meydana gelmiş ve Roma'nın İber yarımadasını bütünüyle kontrol altına alma sürecini oldukça uzatmıştır. Scipio kardeşlerin faaliyetleriyle siyasal manada yatıştırılan bölge, Graccus'un reformlarıyla birlikte ekonomik ve mali olarak kalkındırılmaya çalışılmıştır. Fakat Roma'nın bölgeyi ele geçirdikten sonra uzunca bir süre bir sömürü alanı olarak kullandığı da dikkat çekmektedir. Bahsi geçen olaylar, dönem hakkında bilgiler sunan antik kaynaklar çerçevesinde ele alınmıştır. Roma'da Cumhuriyet döneminin sonlarına doğru yarımada, görev-yetki kapsamından eyalet olarak nitelendirebileceğimiz bir dönüşüm sürecine girmiştir. İlk olarak senatonun yetkisi altına alınan Ulterior ve Citerior eyaletleri, Pompeius ve Caesar merkezli çekişmede nispeten tarafsız kalmaya çalışmıştır. Augustus'un İmparatorluk (Principatus) (MÖ. 27- MS. 284) dönemini başlatmasıyla yeniden inşa faaliyetleri kapsamına alınmıştır. Augustus tarafından Hispania Ulterior bölünerek Hispania Lusitania ve Hispania Baetica adında iki yeni eyalet taksim edilmiştir. Selefleri tarafından devam ettirilen imar faaliyetleri ise bölgenin kalkınmasına ve Romalılaşma'nın hızlanmasına neden olmuştur. İmparator Vespasianus (MS. 69-79) ile birlikte belediye (municipium) izninin verilmesiyle de bölgede kentleşme doruk noktasına ulaşmıştır. Romalılaşan yerel halk kendi aristokrat sınıfını doğurmuş, ekonomik ve ticari anlamda güç kazanmış, bölgeye yakın diğer eyaletlerdeki aristokrat ailelerle evlilik yoluyla da siyasi anlamda gücünü pekiştirmiştir. Nitekim MS.79 yılından sonra Roma siyasi yaşamına doğrudan etkileri olmuştur. Roma tahtına ardı ardına Hispania kökenli imparatorların (Nerva, Traianus, Hadrianus ve Marcus Aurelius [MS. 96-180]) geçmesi bunu doğrular niteliktedir. MÖ. II. yüzyılda Romalıların bölgeye girişiyle Roma ekonomik ve siyasi yaşamında Hispania eyaletlerinin etkileri hissedilmeye başlamıştır. Principatus'un ilk dönemlerindeki yükselişiyle de yaklaşık bir yüzyıl kadar devam etmiştir. MS. III. yüzyılda doğulu imparatorların tahta geçmesiyle siyasi ve ekonomik etkinliğini kaybeden eyaletler, IV. yüzyıldaki Vizigot talanlarıyla da önemini yitirmiştir.

Ömer Faruk Arıcan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Periferik yaymada görüntü iyileştirme teknikleri kullanarak sonuçların derin öğrenme tabanlı analizi ve sınıflandırılması

Bu tez çalışmasında, periferik yayma görüntülerine uygulanan görüntü iyileştirme tekniklerinin sınıflandırma başarımı üzerindeki etkisi kapsamlı biçimde analiz edilmiş; elde edilen bulgular, derin öğrenme temelli hibrit bir model çerçevesinde değerlendirilmiştir. Tezin temel amacı, mikroskobik görüntülerde tanısal doğruluğu artırmak üzere, görsel kaliteyi yükselten ön işleme adımlarının yanı sıra dikkat mekanizmaları ve dokusal özniteliklerin birlikte kullanıldığı, bütüncül bir derin öğrenme modeli geliştirmektir. Bu doğrultuda, önerilen ESA modeli hem öznitelik seviyesinde zenginlik sağlayan hem de karar seviyesinde yüksek güvenilirlik sunan bir mimari olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, transfer öğrenme yaklaşımı ile 19 farklı önceden eğitilmiş ESA mimarisi test edilmiştir. Başlangıç doğruluğu düşük olsa da yapısal sadeliği, modülerliği ve geliştirilebilirliği nedeniyle VGG16, deneysel süreçlerin temeli olarak seçilmiştir. Benzer şekilde, üç farklı açık kaynak beyaz kan hücreleri veri seti değerlendirilmiş ve "PBC Dataset Normal DIB" sınıf dengesi, görüntü kalitesi ve çeşitlilik açısından en uygun veri seti olarak tercih edilmiştir. Hipotez olarak, görüntü verilerinin iyileştirilmesi, aydınlatma seviyesinin optimize edilmesi, dikkat modülü entegrasyonu, dokusal bilginin modele dahil edilmesinin ve ensemble yapıların, sınıflandırma başarımını hem bağımsız hem de birlikte anlamlı düzeyde artıracağı öngörülmüştür. Bu kapsamda VGG16 ile -80 ile +80 arasında tanımlanan dokuz farklı ışık düzeyiyle model eğitilmiş; karşılaştırmalar sonucunda +40 seviyesi, orijinal görüntülere kıyasla en yüksek doğruluğu sağlamıştır. İzleyen aşamada, VGG16 modeline CBAM (Convolutional Block Attention Module) entegre edilerek ağın anlamlı bölgelere odaklanma yeteneği artırılmış; GLCM ve LBP tabanlı dokusal öznitelikler çıkarılarak modele çok boyutlu bilgi katkısı sağlanmıştır. Ardından, farklı yapısal özelliklere sahip üç tamamlayıcı mimari, MobileNetV2 (hafif ve hızlı), ResNet50 (derin ve güçlü), EfficientNet-B0 (verimli ve dengeli) bir araya getirilerek ensemble yapı oluşturulmuştur. Tüm bu katkıların birleşimiyle geliştirilen nihai ESA modeli, %99,82 doğruluk ile yüksek performans sergilemiş ve k-fold çapraz doğrulama ile modelin genellenebilirliği ve kararlılığı istatistiksel olarak doğrulanmıştır.

Olcay Palta
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00