
6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Pet sahiplerinin hayvanlarına olan sadakatini belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirme ve geçerlik çalışması
Bugüne kadar, binlerce yıllık geçmişe sahip insan-hayvan ilişkisini anlamak için çok sayıda çalışma yapılmış ve birçok ölçek geliştirilmiştir. Fakat ev hayvanı sahiplerinin, hayvanlarına olan sadakat düzeylerini ölçmeye yönelik bir ölçeğin geliştirildiğine dair bir bilgiye rastlanmamıştır. Bu tezin amacı, insanların ev hayvanlarına yönelik olan sadakat düzeylerini ölçebilecek bir ölçme aracını literatüre kazandırmaktır. Pet Sadakat Ölçeği olarak adlandırılacak ölçeğe girecek yargıların keşfedilmesi için nitel yöntem; sadakat düzeyini etkileyen değişkenlerin belirlenmesi ve ölçeğin geçerlik ve güvenirlik tespiti için ise nicel yöntem (Açıklayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi) kullanılmıştır. Nitel araştırma Bursa ilinde; Birinci Nicel Araştırma İstanbul ilinde; İkinci Nicel Araştırma ise İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde veteriner kliniklerinde hayvan sahipleriyle görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda 'İçten bağlılık', 'Kararlılık', 'Vazgeçebilirlik' ve 'Sorumluluk' olmak üzere dört boyuttan oluşan ve hayvan sahiplerinin hayvanlarına olan sadakatlerini ölçme konusunda yeterli geçerlik ve güvenirliğe sahip 19 maddelik Pet Sadakat Ölçeği geliştirilmiştir. Ayrıca geliştirilen ölçeğin demografik değişkenlerle olan ilişkisi analiz edilerek Pet Sadakat Ölçeği'nin ilk uygulama sonuçları da elde edilmiştir. Sonuçlara göre, katılımcıların yaşı arttıkça hayvanlarına olan sadakat düzeylerinin azaldığı (P<0.01); hayvanın yaşı arttıkça ise sadakat düzeyinin arttığı (P<0.05) görülmüştür. Cinsiyet ve medeni durum parametresi açısından kadınların erkeklere (P<0.01); bekarların evlilere (P<0.05) kıyasla hayvanlarına daha sadık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların gelir düzeyi arttıkça hayvanlarına olan sadakat düzeylerinin azaldığı (P<0.001) görülmüştür.
Aşağı Fırat havzasında veteriner hekimliği folkloru üzerine araştırmalar
Halkın geleneğe bağlı maddi ve manevi kültürünü, kendine özgü metotlarla derleyen, araştıran, sınıflandıran, çözümleyen ve halk kültürü üzerine değerlendirmeler yapan bir bilim olarak tanımlanan folklorun, önemli bir bölümünü halk hekimliği ve veteriner hekimliği oluşturmaktadır.Fırat Havzası, bilinen tarihin önemli yerleşim merkezlerinin başında geldiği ve birçok uygarlığa ev sahipliği yaptığı için halk bilimi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu önemine rağmen, Fırat Havzasında genelde folklor, özelde ise veteriner hekimliği folkloru üzerine yapılan araştırmalar sayı ve kapsam açısından sınırlı düzeydedir.Bu araştırmada Aşağı Fırat Havzası folklorunda, veteriner hekimliği ve hayvancılık ile ilgili sözlü envanterin toplanarak literatüre kazandırılması ve bu envanterin, tarih boyunca Anadolu'da yaşamış toplumlarla olan bağlarının saptanarak uygarlıklararası bilim göçünün izlerinin ortaya çıkarılması; ayrıca kökleri geçmişe uzanan tedavi yöntemlerinin ve bu tedavilerin modern hekimlik uygulamalarına katkılarının araştırılması ve yeni yapılacak çalışmalara temel oluşturulması amaçlandı.Bu amaçla Aşağı Fırat Havzasında yer alan Adıyaman, Elazığ, Malatya, Şanlıurfa illeri ile Gaziantep'in Nizip ilçesinde toplam 123 kişiyle yüz yüze görüşme yapıldı. Elde edilen bulgular ?içerik analizi? yöntemiyle değerlendirildi.Araştırmada, Anadolu'da veteriner hekimliği ve halk hekimliği folkloru üzerinde yürütülmüş çalışmalardaki bulgulara paralel olarak, Aşağı Fırat Havzasında hayvan hastalıklarının tedavilerinde kullanılan bazı yöntemlerin köklerinin baytarnamelere, hatta Yunan, Mısır, Asur, Babil ve Roma Uygarlıklarına dayandığı ve bu yöntemlerin modern tıpta kullanılan rasyonel tedavi yaklaşımlarına yakın olduğu tespit edildi. Öte yandan Aşağı Fırat Havzasında hayvanlar ile ilgili var olan bazı inanışların ve hayvan hastalıklarında uygulanan tedavi yöntemlerinin Anadolu'nun genelinde rastlanabilen inanışlar olduğu ve bunların eski Türk inanışlarının izlerini taşıdığı saptandı.Sonuç olarak, Aşağı Fırat Havzasının veteriner hekimliği folkloru açısından zengin folklorik ögeler barındırdığı; yörede hayvan hastalıklarında uygulanan tedavi yöntemleri ve inançların dinî-sihrî, ampirik ve rasyonel temellerinin olduğu; tedavide kullanılan drog, terkip ve yöntemlerin ise köklerinin eski uygarlıklara kadar uzandığı söylenebilir. Bununla birlikte yörede saptanan tedavi yöntemleri ve inançların Anadolu'nun farklı bölgelerindekilere benzer olduğu, farklılıkların ise zaman içerisinde yeni ekleme ve değişmelerden kaynaklandığı ileri sürülebilir.Anahtar kelimeler: Aşağı Fırat Havzası, folklor, hayvancılık, veteriner hekimliği, veteriner hekimliği folkloru
Türkiye'de sığır tüberkülozunun kontrolü ve eradikasyonuna yönelik çalışmaların tarihi
Tüberküloz, çok eski çağlardan beri bilinen, günümüze kadar insan ve hayvanlarda ölümlere neden olmuş bir hastalıktır. Geçmişten günümüze kadar birçok Avrupa ve Yenidünya ülkesinde yapılan kontrol ve eradikasyon çalışmaları ile hastalık neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır.Türkiye'de, Cumhuriyetin ilânından önceki dönemde tüberkülozla mücadele, kapsamında belirli stratejiler oluşturulmaya çalışılmışsa da, hastalıkla mücadele Cumhuriyetin ilânından sonraki süreçte etkin bir hâl kazanmıştır. Bu kapsamda mücadelede öncelik devlet kurumlarına verilmiş ve tüberkülozla ilgili ilk sondaj çalışması 1929 yılında başlatılmış; 1938 yılında ikinci sondaj çalışması gerçekleştirilmiştir. Hastalıkla mücadelede disiplinli ve ülkesel ilk çalışma ise 1985 yılında hazırlanan ?Türkiye Tuberculosis Mücadele Projesi?dir. Son olarak 31 Temmuz 2011 tarihinde bitirilmesi planlanan ulusal bir mücadele çalışması bulunmaktadır.Bahsedilen mücadele çalışmalarının yanı sıra genelde hayvan hastalıkları ve özelde ise tüberküloz hastalığının önlenmesi ile ilgili birçok hükmü içeren anlaşma ve mevzuat oluşturulduğu görülmektedir. Sığır tüberkülozuna yönelik ilk düzenleme olarak kabul edilen ?Sığır Tüberkülozu Talimatnamesi? 1932 yılında yürürlüğe girmiş; bu talimatnameyi takiben sığır tüberkülozu ile ilgili beş düzenleme daha yapıldığı saptanmıştır.Bu çalışmada, ulaşılabilen en eski kaynaklardan başlayarak, sığır tüberkülozu ve bu hastalığın kontrolü ve eradikasyonuna yönelik çalışmaların tüm aşamalarının tarihsel süreçte incelenmesi, değerlendirilmesi ve bu sayede, genelde mücadele stratejilerine, özelde ise kontrol ve eradikasyon çalışmalarına veri sağlanması amaçlanmıştır.
Aydın yöresindeki konjunktivitisli ev köpeklerinden etken izolasyonu ve duyarlı antibiyotiklerin saptanması
26 ÖZET Bu çalışmada Aydın Bölgesindeki 50 adet konjunktivitisli ve 50 adet de sağlıklı görünen köpek gözlerinin mikrobiyel florasının incelenmesi, etkili antibiyotiklerin belirlenmesi amaçlandı. Sağlıklı görünen 50 köpeğe ait alman örneklerden Staph. aureus, Bacillus., Streptococcus., Branhamella, Moraxella, Enterobacter türleri izole edilirken, bakterilerle birlikte, mantar izolasyonuna rastlanılmadı. Konjunktivitisli köpeklere ait 50 adet örneğin, yapılan mikrobiyolojik muayenelerinde, E.coli % 20, Branhamella spp. % 16, Staph, aureus % 10, diğerleri daha az oranda izole edilirken, 15 ( %30) olguda miks enfeksiyon, 13 olguda Candida spp., Aspergillus spp., Zygomycetes spp., Microsporum spp., Sporotrix schenkii izole edildi. Bu çalışmada sağlıklı ve konjunktivitisli örneklerden en fazla izole edilen E.coli'nin Enrofloksasin, Gentamisin, Neomisin, Tetrasiklin, Sefaperazon, Trimethoprim+Sülfametaksasol, Amoksülin+Klavulonik asit'e; Staph, aureus 'un ise Eritromisin ve Penisillin dışındaki antibiyotiklere duyarlı olduğu belirlendi.
Klinisyen veteriner hekimliğinde etik karar verme süreci üzerine uygulamalı bir araştırma
Etik karar verme süreci, veteriner hekimlerin etik problemle karşılaşmasıyla başlayan, çok boyutlu ve karmaşık bir süreçtir. Son yıllarda artan teknolojiyle birlikte yaşanan etik problemlerdeki artış ve mesleğin doğasından gelen etik sorunların, veteriner hekimlerin ruh sağlığı ve mesleğin saygınlığı üzerinde olumsuz etkileri bilinmektedir. Bu durumun temel nedeni, veteriner hekimlerin mesleki uygulamalarda karşılaştığı vakalarda genel kabul görmüş teşhis tedavi standartları olmasına rağmen, etik vakalarda benzer bir kabulün olmamasıdır. Bu çalışma, klinisyen veteriner hekimlerin mesleki uygulamalar sırasında karşılaştıkları etik problemlerin çözümüne ilişkin karar verme sürecinde nasıl bir yol izlediklerini anlama; bu süreçte etkili olan faktörleri ortaya koyma; etik problemlerin çözümü aşamasında ahlâkî konfor düzeyini belirlemede kullanılabilecek, güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı geliştirme amacıyla yapılmıştır. Bu amaçlara ulaşabilmek için karma yöntemlerden biri olan keşfedici sıralı desen kullanılmıştır. Bu desende, nicel araştırmada kullanılacak değişkenler ve geliştirilmesi planlanan Ahlâkî Konfor Ölçeğine girecek yargıların belirlenmesi için nitel bir aşama; sonra ise değişkenlerle ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik tespiti için nicel aşama (Açıklayıcı Faktör Analizi ve Yapısal Eşitlik Modeli) izlenmiştir. Hem nitel hem de nicel araştırmanın pilot uygulamaları Isparta ilinde; nitel araştırma Antalya ilinde; iki aşamalı nicel araştırma ise İstanbul ilinde görev yapan klinisyen veteriner hekimlerle görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma ile, klinisyen veteriner hekimlerin ahlâkî konfor düzeylerini ölçme konusunda yeterli geçerlik ve güvenirliğe sahip, 'öz farkındalık', 'öz güven' ve 'tahammülsüzlük' olmak üzere üç boyuttan oluşan 12 maddelik Ahlâkî Konfor Ölçeği geliştirilmiştir. Ayrıca geliştirilen ölçeğin demografik değişkenlerle olan ilişkisi analiz edilerek Ahlâkî Konfor Ölçeği'nin ilk uygulama sonuçları elde edilmiştir. Sonuçlara göre, klinisyenlerin yaşı arttıkça ahlâkî konfor ve öz farkındalık düzeyinin arttığı (p<0.05) görülmüştür. Cinsiyet ve medeni durum değişkenleri açısından, erkek klinisyenlerin kadınlara (p<0.01); evli klinisyenlerin bekârlara (p<0.05) kıyasla daha yüksek ahlâkî konfora sahip oldukları belirlenmiştir. Etik danışmaya ihtiyaç duymayan klinisyenlerin etik danışmaya ihtiyaç duyanlara (p<0.05); iş yeri sahibi klinisyenlerin ücretli çalışanlara (p<0.05) kıyasla daha yüksek ahlâkî konfor, öz farkındalık ve öz güvene sahip oldukları tespit edilmiştir. Öncelikle kendini mesleğe karşı sorumlu hisseden klinisyenlerin diğer gruplara (p<0.05) kıyasla daha yüksek ahlâkî konfor, öz farkındalık ve tahammülsüzlük düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, geliştirilen Ahlâkî Konfor Ölçeği'nin, klinisyen veteriner hekimlerin ahlâkî konfor düzeylerini ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu ileri sürülebilir.
Vejetaryenizm bağlılık ölçeğinin geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Vejetaryenizm, bir diyet olarak tanımlanırken, aynı zamanda hayvan hakları ve çevre etiğine dayanan bir yaşam felsefesi olarak da görülmektedir. Vejetaryenizmin son yıllarda daha fazla insan tarafından benimsendiği bildirilmekte, aynı zamanda vejetaryen bireylerin diyetlerine ve felsefelerine bağlı olmadıkları iddia edilmektir. Bu çalışma, vejetaryenlerin diyetlerine ve felsefelerine bağlılığını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bağlılık düzeyinin ölçülmesini sağlayacak Vejetaryenizm Bağlılık Ölçeği'nin geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın araştırma yöntemi olarak, karma yöntemlerden biri olan "keşfedici ardışık desen" kullanılmıştır. Nitel çalışma ile Vejetaryenizm Bağlılık Ölçeği'ne girecek maddeler belirlenmiş, oluşturulan ölçeğin, geçerlik ve güvenirlik analizleri için, iki aşamalı nicel çalışma yapılmıştır. Nicel aşamalarda, Açıklayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Nitel ve Birinci Nicel Aşama İstanbul'da, İkinci Nicel Aşama Didim VegFest'te ve İstanbul'da yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Çalışma ile vejetaryenlerin bağlılık düzeylerini ölçme konusunda, geçerlik ve güvenirlik aşamaları tamamlanmış, "Adanmışlık", "Esneklik" ve "Hoşgörü" olarak adlandırılmış üç faktör ve 13 maddeden oluşan Vejetaryenizm Bağlılık Ölçeği geliştirilmiştir. Çalışma sürecinde elde edilen veriler ışığında, veganların, veganizme bağlılık düzeyini ölçmek amacıyla kullanılabilecek ikinci bir ölçek geliştirilmesine karar verilmiştir. Veganların bağlılık düzeyini ölçme konusunda, yeterli geçerlik ve güvenirlik gösteren, "Adanmışlık", "Esneklik", "Hoşgörü" ve "Pragmatizm" olarak tanımlanan dört boyuttan ve 16 maddeden oluşan, Veganizm Bağlılık Ölçeği geliştirilmiştir. Vejetaryenizm Bağlılık Ölçeği ve Veganizm Bağlılık Ölçeğine yönelik ilk bulgulara göre, etik/ahlak motivasyonu nedeniyle vegan/vejetaryen olan katılımcıların, sağlık gerekçesiyle vegan/vejetaryen olanlara (p<0.05); aktivizm yapan katılımcıların, aktivizm yapmayanlara (p<0.05); başka insanların vegan/vejetaryen olmalarına etki eden katılımcıların, diğer katılımcılara (p<0.05) kıyasla hem Vejetaryenizm Bağlılık Ölçeği'nde hem de Veganizm Bağlılık Ölçeği'nde anlamlı düzeyde daha yüksek puan aldıkları görülmüştür. Sonuç olarak, Vejetaryenizm Bağlılık Ölçeği'nin vegan ve vejetaryen bireylerin vejetaryenizme bağlılık düzeyini; Veganizm Bağlılık Ölçeği'nin ise vegan bireylerin veganizme bağlılık düzeyini ölçmek amacıyla kullanılabileceği ileri sürülebilir. Anahtar Kelimeler: Diyet bağlılığı, keşfedici ardışık desen, ölçek geliştirme, veganizm, vejetaryenizm