244
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Söve yüzeyindeki sıvanın kuruma süresini azaltmak için kullanılan kimyasalların araştırılması
Bu araştırmada, dış duvarlarda kullanılan ısı yalıtım ve dekorasyon malzemeleri incelenmiş ve ilk bölümde, ısı yalıtımı ve dekorasyon malzemesi olarak kullanılan sövenin özellikleri, söve ile ilgili kavramlar ve ardından araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde, ısı yalıtım malzemeleri ile ilgili literatür araştırması yapılmış. Binalardaki ısı kayıpları, yakıt tasarrufu, cephe kaplamaları incelenmiş ve bunlara bağlı maliyet analizleri yapılmıştır. Üçüncü bölümde, dış duvarlarda ısı yalıtımı uygulamaları, EPS ve XPS malzemelerinin özellikleri, duvar ısı yalıtım malzemelerinde aranan özellikler hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde, söve malzemesine ait bilgiler ışığında, üzerindeki kaplama harcının yapısını oluşturan kimyasal çeşitleri, harç yapımı, söve çeşitleri incelenmiş ve yalıtım malzemesi olarak kullanılan EPS, XPS ve söve malzemeleri arasında genel bir karşılaştırma yapılmıştır. Beşinci bölümde, söve ve yalıbaskı malzemelerinde kullanılan kaplama sıvasının kimyasal yapısını bozmadan ve kalitesini düşürmeden malzemeyi daha uygun bir fiyatla üretmek ve kış şartlarında soğuyan havanın etkisiyle kuruması günler alan sövenin kuruma süresini kısaltmak için deneyler yapıldı. Tablolar çizilip fiyat analizleri yapıldı. Sonuç olarak, bu tezde, günümüzde giderek önemini arttıran ?dış cephe dekorasyonu?? nu oluşturan malzeme ve özellikleri tanıtılarak yapıların ısı yalıtımı ve estetik açıdan önemleri aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Söve, yalıbaskı, söve kaplama harcı, harç kimyasalları, ısı yalıtımı.
Kapaklı konduitlerde serbest yüzeyli akım durumunda maksimum hava girişi için en uygun tasarım
Sanayi ve teknolojideki hızlı gelişme ve bunun doğal sonucu olarak çevreye bıraktıkları endüstriyel atıklar, sudaki oksijenin tükenmesine ve suda yaşayan diğer bitki ve hayvanların yok olması gibi bir takım sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle, azalan oksijen konsantrasyonunu limit değerlere yükseltmek hayati önem taşımaktadır. Bunun için fiziksel olarak oksijenin atmosferden alınarak yeniden suya kazandırılması gerekir ki buna havalandırma denir. Hidrolik yapılar, su ile kısa bir süre temas içinde olmalarına rağmen çözünmüş oksijen miktarını önemli ölçüde arttırırlar. Çünkü hidrolik yapılar, çok miktarda hava kabarcığının akım içerisine girerek hava ?su arasındaki temas yüzeyinin artmasına neden olurlar. Bu artış çözünmüş oksijen miktarını da artırır. Araştırmacılar en ekonomik ve verimli havalandırma yöntemlerini belirlemek için çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmada, kapaklı konduitlerde serbest yüzeyli akım durumunda maksimum hava girişi için en uygun tasarım araştırılmıştır. Bu maksatla kapak mansabına belirli aralıklarla hava delikleri açılarak her bir delik için havalandırma performansları ölçülmüştür. Sonuç olarak, serbest yüzeyli konduit akımlarında kapak mansabında oluşan emme kuvvetinin yersel bir değişim göstermediği anlaşılmıştır. Hava deliklerinden emilen havanın suyun sürükleme etkisiyle oluştuğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Havalandırma, Hava Giriş Oranı, Konduit, Serbest Yüzeyli Akım, Oksijen Transferi
İzod metodunda beton numune boyutunun çarpma dayanımına etkisi
Beton ve betonarme elemanlar kullanım yerlerine göre farklı etkilere maruz kalırlar. Bu etkilerden basınç ve çekme kuvvetlerine karşı betonun davranışı üzerine birçok araştırma yapılmış olmasına karşın betonda çarpma dayanımı etkileri yeterince araştırılmamıştır. Betonarme yapıların etkisi altında kaldığı, davranışı en az bilinen yükleme tipi çarpma yüklemesidir. Bu çalışmada numune boyutunun betonun çarpma dayanımına etkisi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, çarpma mukavemetinin belirlenmesi için yapılan deneylerde max. agrega çapı 16 mm. olan, üç farklı a/D oranına (0,1-0,2 ve 0,3) ve iki farklı L/D oranına (2,5 ve 4) sahip 6 seri numune hazırlanmıştır. Hazırlanan her serideki numunelerin basınç, eğilmede çekme, yarmada çekme ve çarpma dayanımlarının belirlenmesi için deneyler yapılmıştır. Deneyler sonucunda, faydalı kesit alanı azaldıkça numunenin kırılması için gereken enerjinin azaldığı, arttıkça da kırılması için gereken enerjinin arttığı görülmüştür.
2003 Bingöl depremi sonrası Bingöl ilinin hasar durumlarının analizi
1 Mayıs 2003 Bingöl depremi Perşembe günü gece saat 03.27?de gerçekleşmiştir. 6.4 büyüklüğündeki bu depremin merkez üssü Bingöl şehrinin yaklaşık olarak 14 km kuzeybatısındadır. Orta büyüklükteki bu deprem Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgesi de dahil olmak üzere çok geniş bir alanda hissedilmiştir. Günümüze kadar sürekli olarak yaşanan, ne zaman ve nerede gerçekleşeceği belli olmayan depremler, çok büyük can ve mal kayıplarına neden olmuştur. Geçmişten günümüze kadar meydana gelen depremlerden elde edilen bilgi ve deneyimlere dayanılarak yapılan analizlerde yapılarda hasara yol açan parametreler ortaya konulabilmektedir. Bu parametreler ancak deprem sonrasında yapılabilen kapsamlı bir hasar tespit raporlarıyla ortaya konmaktadır. Bu çalışmada Bingöl kent merkezi açısından, depremin konutlar üzerindeki etkilerinin sayısal olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çeşitli kuruluşlarca toplanan verilerin değerlendirilmesi ile gözleme dayalı hasar analizleri gerçekleştirilmiş ve deprem sonrasında konutlara ait hasat tespit raporlarından yararlanılmıştır. Bu raporlar incelenerek hasarların Bingöl kent merkezindeki mahallelerine göre analizleri yapılmış ve analiz sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Deprem, Bingöl, Analiz, Hasar.
Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölüm binasının 2007 deprem yönetmeliğine göre güçlendirme önerisi
Bu çalışmada, mevcut iki katlı betonarme perde+çerçeve sistemli bir okul binası performans analizi ele alınmıştır. Bu kapsamda "Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik 2007" Bölüm-7? ye göre okul türü yapılar için öngörülen ?Hemen Kullanım? ve ?Can Güvenliği? performans seviyesi araştırılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yapının betonarme projesi bulunmadığından yerinde ölçüm yapılarak yapı elemanın geometrisi tanımlanmıştır. Daha sonra, mevcut yapı yerinde durduğu ve zati yükleri karşılayabildiği gözlemlenebildiğine göre, yapının zati yükler altında analizi yapılarak gerekli donatı tespiti yapılmıştır. İkinci bölümde, mevcut donatılar bulunduktan sonra karot ile bulunan beton kalitesine göre yapı tanımlanmış ve yapının kapasitesi ortaya çıkartılmıştır. Bunun için yapı elemanlarının hasar durumu belirlenmiştir. Elemanlarda oluşacak hasarın sınıflandırılması için hasar sınırları belirlenmiştir. Yapıdaki bütün elemanların hasarı belirlendikten sonra, yapı içindeki hasar dağılımına ve oranına göre yapının performansı ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise yapı Sta4Cad v13.1?de "Deprem Yapı Güçlendirme Projesi" seçeneğinden "Çatlamış kesite göre analiz" seçeneği ve bütün yapının mevcut malzemesi E2 olarak seçilerek, mevcut malzeme dayanımları seçilmiştir. Yapılan performans analizi sonucunda, kuşatılmış kolon kontrolünü sağlamayan taşıyıcı kolon elemanları tespit edilmiştir. Bu kolonlar mevcut yapıda güçlendirilmesi gereken gevrek elemanlardır. Bu elemanların kesme kapasite yetersizliği nedeniyle bina sisteminin iyileştirilmesine yönelik güçlendirme önerisine gidilmiştir. Güçlendirme önerisi için, programa ait deprem yapı güçlendirme projesi opsiyonunda, yapılacak takviye elemanlar için panel ve manto opsiyonları seçilmiştir. Yapı performans analizi Sta4Cad v13.1?de tekrar yapılmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda yapıdaki düzensizlikler ve kolon kapasiteleri kontrol edilmiştir.Bu çalışma sonunda yapının ?Hemen Kullanım? ve ?Can Güvenliği? performans seviyesini karşıladığı görülmüş ve yapı için alternatif bir güçlendirme önerisi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: 2007 Deprem yönetmeliği, Mevcut bina performans değerlendirmesi, Bina güçlendirilmesi, Hasar düzeyi, Doğrusal elastik hesap yöntemi
Beton bileşenlerinin hesap tablolarıyla tayini
Beton çok yaygın olarak kullanılan bir yapı malzemesidir. Beton için uygun karışım oranlarının seçilmesi; ekonomi, işlenebilme, mukavemet, dayanıklılık ve görünüş gibi özelliklerin dengeli elde edilmesini sağlar. Bu etkenler kullanıldığı yere göre değişiklik gösterir. Agreganın durumun ve çimento cinsine göre pek çok karışım oranı hesaplanabilir. Karışım suyunun çimento miktarına oranı, betonun mukavemetine tesir eden en önemli bir etkendir. Diğer önemli bir etken de beton içindeki hava miktarıdır. Bunlar Türk ve Amerikan Standartlarında değişik oranlarda kullanılması ile beton karışım hesaplamaları yapılmaktadır. Bu çalışmada, daha kolay karışım hesabı yapmak ve daha kolay deney hesabı yapmak için, TS-802 ve ACI 211-1 esas alınarak beton karışım tasarımı yapan bir bilgisayar programı geliştirilmiştir.
Kendiliğinden yerleşen betonun mekanik özellikleri ve aderans dayanımı üzerine agrega tipinin etkisi
Bu çalışmada, farklı agrega tipleriyle elde edilen kendiliğinden yerleşen betonun mekanik özellikleri ve aderans dayanımı araştırılmıştır. Bu amaçla agrega olarak dere, kırmataş ve pomza, mineral katkı olarak da 4 farklı oranda silis dumanı ve uçucu kül kullanılarak toplam 24 farklı KYB serisi elde edilmiştir. Toz malzemelerin optimum kullanım miktarları betonun hem taze özellikleri hem de mekanik özellikleri için tespit edilmeye çalışılmıştır. Numunelere basınç, eğilmede çekme, yarmada çekme ve aderans dayanımı deneyleri uygulanmıştır. Sonuçlar toz tipi olarak incelenirse silis dumanı katkılı seriler, tüm kür süresi ve agregalar için en büyük dayanım değerlerine sahiptirler. Agrega tipleri göz önüne alınırsa, kırmataşlı seriler tüm yaşlarda, tüm toz tipi ve oranlarında en yüksek dayanıma ulaşmışlardır. Aderans deneylerinde kullanılan donatı çapı arttıkça, aderans dayanımı düşmüştür. Anahtar Kelimeler: Kendiliğinden yerleşen beton, Agrega tipi, Basınç dayanımı, Eğilmede çekme dayanımı, Yarmada çekme dayanımı, Aderans dayanımı
Mermer tozu ve cam elyaf katkılı çimento harçlarının aşınma, yüksek sıcaklık ve donma-çözülme davranışlarının incelenmesi
Bu çalışmada ağırlıkça 0.25, 0.50, 0.75 ve 1 kg/m3 oranlarında cam elyaf ile filler malzeme yerine hacimce %10, %20, %30, %40 ve %50 oranlarında mermer tozu ilave edilerek harç numuneler hazırlanmıştır. Elde edilen numunelerin, aşınma, yüksek sıcaklık ve donma-çözülme deneyleri öncesi ve sonrası fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. Bu amaçla, hazırlanan numuneler üzerinde porozite, kılcal su emme, ultrases geçiş hızı, basınç dayanımı ve eğilmede çekme dayanımı deneyleri yapılmıştır. Deneylere tabi tutulan numunelerin mikro yapıları SEM analizi ile incelenmiştir. Yüksek sıcaklık deneyi sonrası numunelerin, porozite ve kapilarite değerlerinde artış, ultrases geçiş hızı, eğilmede çekme dayanımı ve basınç dayanımı değerlerinde ise azalma olduğu tespit edilmiştir. Donma-çözülme deneyi sonrası numunelerin, porozite ve kapilarite değerlerinde artış, ultrases geçiş hızı, eğilmede çekme dayanımı ve basınç dayanımı değerlerinde ise azalma meydana gelmiştir. Harç numunelerinin aşınma dayanımlarında, cam elyafın artışına bağlı olarak azalma olduğu, mermer tozunun artmasıyla ise aşınmaya karşı dayanımın arttığı belirlenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda, mermer tozunun artışı ile lif takviyeli harç numunelerinin ultrases geçiş hızı, basınç ve eğilmede çekme dayanımı değerlerinde artış, porozite ve kılcal su emme değerlerinde ise azalmalar olduğu saptanmıştır. Cam lifin artışı ile numunelerin porozite, kılcal su emme ve eğilmede çekme dayanımı değerlerinde artma, ultrases geçiş hızı ve basınç dayanımı değerlerinde ise azalma olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Harç, Cam Lif, Mermer Tozu, Aşınma Dayanımı, Yüksek Sıcaklık, Donma-Çözülme, SEM Analizi
1998 deprem yönetmeliğine göre yapılmış mevcut betonarme bir binanın 2007 yönetmeliğine göre güçlendirme önerisi
Bu çalışmada, 1999 yılında yapılmış mevcut çerçeve sistemli betonarme bir binanın 2007 deprem yönetmeliğine göre performans analizi yapılarak güçlendirme önerisi yapılmıştır. Bu kapsamda "2007 deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmeliği" bölüm 7'ye göre konut türü yapılar için öngörülen "Can Güvenliği" performans seviyesi araştırılmıştır. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada, mevcut donatılar girildikten sonra karot ile bulunan beton kalitesine göre yapı tanımlanmış ve yapının kapasitesi ortaya çıkartılmıştır. Bunun için yapı elemanlarının hasar durumu belirlenmiştir. Elemanlarda oluşacak hasarın sınıflandırılması için hasar sınırları belirlenmiştir. Yapıdaki bütün elemanların hasarı belirlendikten sonra, yapı içindeki hasar dağılımına ve oranına göre yapının performansı ortaya çıkarılmıştır. İkinci aşamada ise yapı Sta4Cad v13.1'de"Deprem Yapı Güçlendirme Projesi" seçeneğinden "Çatlamış kesite göre analiz" seçeneği ve bütün yapının mevcut malzemesi E2 olarak seçilerek, mevcut malzeme dayanımları seçilmiştir. Yapılan performans analizi sonucunda, kuşatılmış kolon kontrolünü sağlamayan taşıyıcı kolon elemanları tespit edilmiştir. Bu kolonlar mevcut yapıda güçlendirilmesi gereken gevrek elemanlardır. Bu elemanların kesme kapasite yetersizliği nedeniyle bina sisteminin iyileştirilmesine yönelik güçlendirme önerisine gidilmiştir. Güçlendirme önerisi için, programa ait deprem yapı güçlendirme projesi opsiyonunda, yapılacak takviye elemanlar için panel ve manto opsiyonları seçilmiştir. Yapı performans analizi Sta4Cad v13.1'de tekrar yapılmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda yapıdaki düzensizlikler ve kolon kapasiteleri kontrol edilmiştir. Bu çalışma sonunda yapının "Can Güvenliği" performans seviyesini karşıladığı görülmüş ve yapı için alternatif bir güçlendirme önerisi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: 2007 Deprem yönetmeliği, Mevcut bina performans değerlendirmesi, Bina güçlendirilmesi, Hasar düzeyi, Can güvenliği
Polimer emdirilmiş mineral katkılı betonların yüksek sıcaklığa karşı dayanıklılığının araştırılması
Bu tez çalışmasında, polimer emdirilmiş mineral katkılı betonların yüksek sıcaklığa karşı dayanıklılığı incelenmiştir. Numunelerin hazırlanmasında 0-3 mm olivin ve 3-8 mm dere agregası kullanılmıştır. Mineral katkı olarak silis dumanı %0, %5, %10 ve %20 oranlarında çimento ile yer değiştirilerek kullanılmıştır. Bu tez için polimer olarak metil metakrilat kullanılmıştır. Basınç dayanımı deneyleri ve yüksek sıcaklık deneyleri için 100´100´100 mm ölçülerindeki küp numuneler hazırlanmıştır. Numuneler 7, 28 ve 90 gün boyunca 202 ºC' deki standart su küründe bekletilmiştir. Numunelere kurutma (110 ºC de etüvde 24 saat) işlemi uygulanıp 20oC, 200oC, 400oC, 600oC, 800oC ve 1000 oC' den yüksek sıcaklığa maruz bırakıldıktan sonra Metil Metakrilat ( MMA )'a başlatıcı olarak %1 oranında Benzoil peroksit katılarak numunelere polimer emdirilmiştir. Emdirme işleminden sonra 60 ºC' de 3 saat etüvde ısıtma ile polimerizasyon gerçekleştirilmiştir. Daha sonra numunelerin ultrasonik ses geçiş hızları ve basınç dayanımları deneyleri yapılmıştır.
Geopolimer çimentolu ve polivinil alkol fiberli betonların yüksek sıcaklık dayanıklılığı
Bu çalışmada, geopolimer çimentolu ve polivinil alkol fiberli betonların yüksek sıcaklığa karşı dayanıklılığı incelenmiştir. Numunelerin üretiminde kullanılan uçucu kül Kütahya Seyit Ömer Termik Santrali uçucu külü olup, karışımlarda 0-8 mm ve 8-16 mm arası dere agregası, % 0, % 1 ve % 2 oranlarında polivinil alkol fiber kullanılmıştır. Alkali aktifleştirici olarak sodyum silikat solüsyonu, sodyum hidroksit kullanılmıştır. Hazırlanan taze beton, 100x100x100 mm'lik küp numunelere ve 75x75x300 mm'lik prizma kalıplara yerleştirilmiştir. Numuneler 60° C, 80 ° C, 100 ° C'de 24 saat termal kür işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla laboratuvar tipi etüve yerleştirilerek geopolimer kompozit üretilmiştir. Daha sonra üretilen numuneler 28 gün boyunca 20° C hava kürüne tabi tutularak 20 ° C, 400 ° C, 600 ° C ve 800 ° C'de yüksek sıcaklığa maruz bırakıldıktan sonra numunelere ultrasonik ses geçirgenliği, basınç dayanımı ve eğilmede çekme deneyleri gerçekleştirilmiştir.
Kentsel yüzeylerde ısı adası etkisinin simülasyon yöntemi ile araştırılması
Kentsel ısı adası etkisi, son yıllarda kent ortamının iklimsel konforunu etkileyen en önemli faktörlerden biri olmuştur. Kentsel bir alanda hava sıcaklığının aynı bölgedeki kırsal bir alana göre daha fazla olması şeklinde etkisini gösteren ısı adası etkisi, kentsel alanlarda kentsel elamanların yüzey sıcaklıklarına bağlı olarak dış ortam konfor şartlarını olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, Elazığ ilinde kentsel yüzeylerde ısı adası etkisi hesaplamalı akışkanlar dinamiği tabanlı bir program kullanılarak incelenmiştir. Bu amaçla, en yoğun yapılaşmanın olduğu Gazi, Şehit İlhanlar Caddelerinde ve yeni yerleşim bölgesinde belirlenen alanlar için simülasyonlar yapılmıştır ve sonuçlar ısı adası potansiyeli parametresi üzerinden değerlendirilmiştir. Çözümün geçerliliği, simülasyon sonuçları ile daha önce yapılan ölçüm sonuçları karşılaştırılarak ve aradaki farkın %0.44 ile 2.56 olması ile sağlanmıştır. Simülasyonlarda kullanılan rüzgâr yönü ve hızı değerleri Devlet Meteoroloji İşleri TÜMAS veri sisteminden temin edilmiş ve beş yıllık ortalama değerler hesaplanmıştır. Daha sonra belirlenen alanlarda Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarının 1., 11. ve 21. günleri için saat 9.00-17.00 arası simülasyon yapılmıştır. İlk olarak trafik ve ağaç etkisinin olmadığı simülasyonlara, daha sonra 11 Haziran, Temmuz ve Ağustos için, sırasıyla trafik, ağaç ve ağaç+trafik etkisi eklenmiştir. Trafik ve Ağaç etkisinin ayrı ayrı eklendiği simülasyonlar, bina yüksekliği (Y)/cadde genişliği (G) oranlarının 1, 0.5 ve 2 olması durumları için de yapılmıştır. Trafik+ağaç etkisi ise 11 Temmuz ve bütün Y/G oranları için simülasyonlara dâhil edilmiştir. Son olarak da rüzgâr hızının ısı adası potansiyeli üzerindeki etkisinin incelenmesi için, bütün günler için saat 12.00'deki sınır şartları kullanılarak ve rüzgâr hızı 2m/sn arttırılarak simülasyonlar yapılmıştır. Yüzey kaplama malzemesi etkisinin ısı adası potansiyeli üzerindeki etkisi için ise, her kentsel eleman için farklı malzeme alternatifleri oluşturulmuş ve her seferinde sadece bir eleman için malzeme değiştirilerek 11 Temmuz için simülasyonlar yapılmıştır. Kentsel alanlarda bitişik ve ayrık nizam bina yerleşimi ile binaların doğu-batı veya kuzey-güney yönelimli olmaları durumunun ısı adası potansiyeli üzerindeki etkisini incelemek için ise Elazığ'ın yeni yerleşim bölgesinde yer alan üçüncü bir çalışma alanı belirlenmiş ve 11 Haziran, Temmuz ve Ağustos için simülasyonlar yapılmıştır. Yapılan simülasyonların sonuçları şekiller halinde sunulmuş ve değerlendirilmiştir. Buna göre kentsel alanlarda rüzgâr hızı ve yönü, ağaç ve trafik etkisi, farklı bina yüksekliği cadde genişliği oranları, yüzey kaplama malzemeleri, bina yönelimi ve binaların bitişik ayrık nizam olması parametrelerinin ısı adası potansiyeli üzerinde önemli etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir. Farklı etkenlerin söz konusu olduğu durumlar için, ısı adası etkisini azaltmak amacıyla uygulanabilecek öneriler sunulmuştur.
Metakaolin katkılı taşıyıcı hafif betonun yüksek sıcaklık altındaki davranışının incelenmesi
Bu tez çalışmasında, yüksek sıcaklığa maruz bırakılmış farklı miktarlarda metakaolin katkılı taşıyıcı hafif betonun mekanik özellikleri araştırılmıştır. Laboratuvar çalışmalarına başlamadan önce konu ile ilgili yerli ve yabancı literatür taraması yapılarak gerekli dökümanlar sağlanmıştır. Ana matrisi taşıyıcı hafif beton olan farklı metakaolin yüzdelerine sahip (% 5, 10, 15 ve 20) 4 seri ve bir kontrol serisi olmak üzere (%0 metakaolin) toplamda 5 farklı seri hazırlanmıştır. 3, 7, 28 günlük kür süreleri sonunda dayanımdaki değişim incelenmiş, 28 günlük serilerin ise fiziksel, mekanik ve yüksek sıcaklık sonrası dayanım kayıpları kaydedilmiştir. Hazırlanan her seriden belirli sayıda numune, farklı sıcaklıklara (400, 600, 800 o C) maruz bırakılarak bu işlem sonunda serilerdeki dayanım kayıpları kaydedilmiştir. Sıcaklık sonrası numunelerin içyapısında meydana gelen bozulmalar SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ile görüntülenmiştir. Çalışma sonunda, %15 'e kadar metakaolin katkısının betonun dayanımını arttırdığı tespit edilmiştir. Yapılan diğer fiziksel deneylerin (ultrases, porozite, sorptivite gibi) bu sonucu desteklediği görülmüştür. Sıcaklı artışına bağlı olarak tüm serilerde dayanım kaybı gözlenirken, tüm sıcaklık derecelerinde en yüksek dayanımı %15 katkılı seri göstermiştir. Bununla birlikte özellikle 600 o C sıcaklıkta metakaolin yüzdesi arttıkça serilerin yüksek sıcaklıktan etkilenme oranları azalmıştır. Mikroskop incelemeleri sonucunda yüksek sıcaklık sonrası numunelerin iç yapılarındaki bozulmalar tespit edilerek dayanım değerleri desteklenmiştir.
Tarihi yapılarda rölövenin hazırlanması ve Sultan Alâeddin Camii uygulama projesi
Bu çalışma Ankara, Altındağ İlçesi, Kentsel Sit Alanı içerisinde bulunan geleneksel Selçuklu mimarilerinden olan Sultan Alaaddin Camii'ni konu etmektedir. Çalışmanın amacı; 1178 yılında Selçuklu Sultanı 2. Kılıç Arslan'ın oğlu Muhittin Mesut Şah tarafından yaptırılmış Sultan Alaaddin Camii rölövesinin çıkarılarak, restorasyonunun yapılması, gelecek nesillere aktarılması için gereken araştırma ve projelerin üretilmesidir. Çalışma kapsamında rölövenin nasıl çıkarılacağı ne tür restorasyon teknikleri uygulanacağı araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilerek restorasyon projeleri yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Rölöve, restorasyon, restitüsyon, Sultan AlaedinCamii
Bilgisayar destekli GÜFEBİS kampüs bilgi sistemi (GIS)
Bu çalışmada, coğrafi bilgi sistemlerinin bir alt yaklaşımı olan kampüs bilgi sistemi ele alınmış ve GÜFEF kampüsüne uygulanmıştır. Uygulama sonucunda Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi' ne ait mekânların sistem içindeki durumu belirlenmiştir. GÜFEF kampüsüne ait bilgilerin belirli bir otomasyon sistemi dahilinde organize edilmesi için geliştirilmiş olan kampüs bilgi sistemi ile sözel ve grafik verilerin toplanması, bilgisayar ortamına aktarılması, depolanması, sorgulanması, analiz edilmesi ve kullanıcılara belge ve raporlar halinde sunulması amaçlanmıştır. GÜFEFBİS kampüs bilgi sisteminin grafik alt yapısı AUTOCAD programı kullanılarak oluşturulmuştur. Sorgulaması ve analizi için ArcGIS yazılımı kullanılmıştır.Sonuç olarak, GÜFEF kampüsüne ait bilgilerin bulunduğu, kullanıcılara çeşitli konularda belge ve rapor sağlayan GÜFEFBİS kampüs bilgi sistemi oluşturulmuştur.
Bilgisayar destekli GÜEFBIS kampüs bilgi sistemi (GIS)
Bu çalışmada, coğrafi bilgi sistemlerinin bir alt yaklaşımı olan kampüs bilgi sistemi ele alınmış ve GÜEF kampusüne uygulanmıştır. Uygulama sonucunda Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi' ne ait mekânların sistem içindeki durumu belirlenmiştir. GÜEF kampüsüne ait bilgilerin belirli bir otomasyon sistemi dahilinde organize edilmesi için geliştirilmiş olan kampüs bilgi sistemi ile sözel ve grafik verilerin toplanması, bilgisayar ortamına aktarılması, depolanması, sorgulanması, analiz edilmesi ve kullanıcılara belge ve raporlar halinde sunulması amaçlanmıştır. GÜEFBİS kampüs bilgi sisteminin grafik alt yapısı AUTOCAD programı kullanılarak oluşturulmuştur. Sorgulaması ve analizi için ArcGIS yazılımı kullanılmıştır.Sonuç olarak, GÜEF kampüsüne ait bilgilerin bulunduğu, kullanıcılara çeşitli konularda belge ve rapor sağlayan GÜEFBİS kampüs bilgi sistemi oluşturulmuştur.
İstanbul'daki Türk inanç kaynaklı motifli tarihi mezar taşlarının bozulma nedenleri ve restorasyon yöntemleri
stanbul'daki tarihi mezar taşları üzerinde inanç kaynaklı ve sembolik motifler mevcuttur. Yazma eserlerden bu motifler araştırılmıştır. Bu inanç kaynaklı ve sembolik motiflerin başında çiçek motifleri (lale, gül, sümbül, çark-ı felek) gelmektedir. Diğerleri sırasıyla hat yazıları, ağaç, meyve ağacı ve meyve motifleri, geometrik motifler (hilal, ay, yıldız), hançer ve kandil motifleri gelmektedir.İstanbul tarihi Türk mezar taşları ve bozulma nedenleri araştırılmıştır. Bozulma nedenlerinin başında atmosfer etkileri ve canlılara bağlı bozulma gelmektedir.Tarihi mezar taşlarının temizlenmesi mekanik ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Tarihi mezar taşı, inanç kaynaklı motif, mezar taşıbozulma nedeni, mezar taşı restorasyonu
Yapı projelerinin planlanmasında kullanılan bilgisayar yazılımlarının performanslarının bir proje bazında karşılaştırılması
Bu çalışma, örnek bir yapı projesine ait faaliyetler ve faaliyetler arası ilişkilere dair verilerin mevcut proje planlaması bilgisayar yazılımlarından MP [MS Project] ve PV [Primavera Project Planner] programları kullanılmak suretiyle, en kısa tamamlanma zamanı, en uzun tamamlanma zamanı, faaliyet süreleri, her faaliyetin bolluğu-toplam bolluk, kritik yol süresi ve kritik yol üzerindeki faaliyetler noktalarında karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Bu amaçla, örnek bir hastane projesinin faaliyetleri kullanılmış ve faaliyetler arasında öncelik ilişkileri belirlenmiş, daha sonraki aşamada, bu veriler her iki programa tanıtılmış ve hesaplamalar yaptırılmıştır. Seçilen karşılaştırma parametreleri programların sonuç çıktısı olarak alınmış ve karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak; bir proje bazında, seçilen karşılaştırma parametreleri için her iki programda aynı sonuçları vermiştir.Anahtar Kelimeler: Proje, proje yönetimi, proje planlama, şebeke analizi, CPM, PERT, MS-project, primavera
Çelik prefabrik yapı sistemlerinin imalatı, montajı, yalıtım usulleri ve maliyet analizi ile uygun kaplamanın belirlenmesi
Çelik prefabrik yapıların dünyada ve ülkemizdeki kullanım yelpazesi gittikçe çoğalmaktadır. Önceleri yalnız şantiye binalarını yapılırken, şimdilerde ise konut ve diğer sosyal amaçlı yapılar yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Bu araştırma da çelik prefabrik yapıların ülkemizdeki gelişim süreci, yapısal özellikleri, avantajları, imalat, montaj ve yalıtım usulleri hakkında genel bilgiler verilmektedir.Çalışmanın amacı, çelik prefabrik yapıların yapı elemanlarında kullanılan, kaplama malzemelerinin çeşitleri, yapıların hangi kısımlarında nasıl uygulandığı irdelenmiş olup, bu elemanlarda uygulanması yasal mevzuatlarla zorunlu hale gelmiş olan su, ses, yangın ve ısı yalıtımlarının yapılma usulü ve hangi çeşit yalıtım malzemelerinin tercih edilmesinin uygun olacağı incelenmiştir.Ayrıca yapılardaki kaplama ve yalıtım malzemelerinin çok çeşitlilik göstermesi ve tercihte çok önemli bir etken olan, maliyet analizlerininyapılması, yapı elemanı tasarım ve tercihinde daha bilinçli olunmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.Araştırma yapılırken ülkemizde genellikle kullanılmakta olan, beş farklı yapı tipi ele alınarak, bu yapıların yapı elemanlarında kullanılan kaplama ve yalıtım malzemelerinin, piyasa fiyatlarına göre maliyet analizleri yapılmıştır.Analizler sonucunda çelik prefabrik yapılarda kaplama ve yalıtım malzemesinin faklı şekillerde uygulanması sonucunda, çok farklı maliyetlerin çıkabileceği görülmüş olup, bunun bilinmesi malzeme tercihinin daha bilinçli yapılmasını sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler: Prefabrik, çelik, yalıtım, maliyet analizi, kaplamamalzemeleri, yalıtım malzemeleri
Farklı oranlarda zeolitik tüf katkısının beton özellikleri ve betonarme çeliği korozyonuna etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada, zeolitik tüf (ZT) katkısının beton özellikleri ve betonarme çeliği korozyonu üzerine etkileri incelendi. Balıkesir ili Bigadiç ilçesinde yüzeylenen kayaçlardan alınan zeolitik tüf (ZT) örneğinin puzolan olarak kullanılabilirliği araştırıldı. ZT katkısı, CEM I çimentosuyla ağırlıkça %0, %10, %20, %30 ve %40 oranlarında yer değiştirilmek üzere kullanılarak, içme suyu ile üretilen çeşitli numuneler içme ve deniz suyunda olgunlaştırıldı. Çimento hamurlarının standard kıvam, priz süresi, hacim genleşmesi; çimento harçlarının eğilme ve basınç dayanım özelikleri araştırıldı. Harç deneyleri için 40×40×160 mm boyutlarında harç prizma numuneleri; beton basınç dayanımı ve hızlı klor iyon geçirimlilik deneyleri için 100×200 mm boyutlarında silindir beton numuneler; su işleme derinliği, ultrasonik ses hızı deneyleri için 200×200×120 mm boyutlarında beton prizma numuneler ve korozyon ölçümleri için 50×100 mm boyutlarında silindir betonarme numuneler üretildi. ZT katkılı betonarme numuneler üzerinde farklı elektrokimyasal ölçüm yöntemleri kullanılarak donatı korozyonu incelendi. Betonarme çeliğinin elektrokimyasal korozyon parametrelerinin belirlenmesinde üç elektrotlu ölçüm yöntemi kullanıldı. Korozyon deneyleri sonrası beton-çelik ara yüzeyi ile beton mikro yapı özellikleri taramalı elektron mikroskop (SEM) kullanılarak incelendi.%10, %20, %30, %40 ZT katkılı beton numunelerin 360 günlük basınç dayanım değerlerinin kontrol numunelerinden sırasıyla %18,3, %14,0, %8,8 ve %5,3 oranında daha yüksek olduğu görülmektedir. Yüksek silis bileşimine sahip ZT katkısı puzolanik etki ile jelleşme reaksiyonunun sürekli olarak devam etmesini ve beton boşluklarının azalmasını sağlamaktadır. ZT yer değiştirme oranı arttıkça betonarme numunelerin polarizasyon dirençleri artmakta ve korozyon akımları azalmaktadır. Betonarme çeliği yüzeyinde iyon geçişini engelleyen ZT tabakası lokalize korozyon riskini azaltmaktadır. Sonuç olarak, %30 ZT katkılı betonun özellikle deniz suyunun gel-git etkisi (ıslanma-kuruma) durumunda, betonarme çeliğine lokalize korozyona karşı en iyi koruma sağladığı görülmektedir.
Portland çimentosu kullanımının Horasan harcı özelliklerine etkisi
Bu çalışmada, Portland Çimentosu Kullanımının Horasan Harcı Özelliklerine Etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Horasan harcı karışımlarında kireç, tuğla tozu, tuğla pirinci, Portland çimentosu ve odun külü kullanılmıştır.Horasan harçlarının, fiziksel ve mekanik özellikleri üç aşamada incelenmiştir. Birinci aşamada, Horasan harcı içinde kullanılacak bağlayıcı oranları belirlenerek fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiştir. İkinci aşamada Horasan harç karışımı içinde ince agrega olarak standart kum ve tuğla pirinci (kum) kullanılmıştır. Üçüncü aşamada ise; elde edilen kontrol Horasan harç karışımına odun külü katılarak harcın fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Elde edilen Horasan harçları ile 40 x 40 x 160 mm boyutlu harç numuneleri üretilmiştir. Harç numunelerine 28 ve 90 gün yaşlarında eğilme ve basınç dayanımı deneyleri uygulanmıştır. En yüksek eğilme ve basınç dayanımları, tuğla tozu, çimento, kireç ve standart kumun bulunduğu Horasan harcından elde edilmiştir. Horasan harçları arasında en iyi performansı bağlayıcı olarak % 65 tuğla tozu, % 10 kireç ve % 25 çimento içeren Horasan harcı göstermiştir.
Çok katlı yapılarda bina tanımlayıcı özellikleri kullanılarak Monte Carlo simülasyon yöntemi ile maliyet tahmini
Maliyet tahmininin gerçekçi ve hızlı bir şekilde yapılabilmesi hem yatırımcı/mal sahibi, hem de yüklenici için çok önemlidir. Yatırımcı, yatırım için gerekli finansmanı sağlayabilmek için yapacağı yatırımın bütçesini bilmek isterken, yükleniciler ise uygun fiyat vererek ihaleyi kazanmak (kazandıktan sonra da kâr etmek) için maliyeti doğru tahmin etmek isterler.Bu çalışmada, yapı maliyetlerinin Monte Carlo Simülasyon Yöntemi (MCSY) ile tahmin edilmesi amacıyla bir model oluşturulmuş ve betonarme taşıyıcı sistemli ve benzer nitelikteki çok katlı toplu konut projelerinin inşaat maliyetleri ve bina tanımlayıcı özelliklerinden faydalanılmıştır. Simülasyon modeline girilecek olan bina tanımlayıcı özellikleri, bu yapıların projelerinden hesaplanan; toplam yapı maliyetleri, son kat tavan yükseklikleri, cephe alanları, cephe boşluk alanları, dolu cephe alanları, tip kat alanları, toplam kat sayıları, ortalama daire alanları, toplam daire alanları, toplam kat alanları, toplam daire sayıları vb. parametreler arasından seçilmiştir.Bu olgunun matematiksel modelinin kurulabilmesi için Regresyon Analizi (RA) ile yapılan incelemeler ile verilerin kendi aralarındaki ve toplam maliyet ile ilişkileri incelenmiş ve Monte Carlo Simülasyon Yöntemi ile tahmini yapı maliyeti oluşturulmuştur.Elde edilen bulgulara göre, Monte Carlo Simülasyon Yönteminin bu alandaki çalışmalarda kullanılmasının, mevcut yöntemlerin gözden geçirilmesi ve daha verimli tahminler için avantaj sağlayacağı ve farklı yapı tipleri için benzer araştırmaların yapılmasının olumlu gelişmeler yaratacağı değerlendirilmektedir.
Çukurambar ve Ostim bölgesi killerinin suda dağılabilirliğinin çift hidrometre, lazer kırınımı ve iğne deliği deneyi ile karşılaştırılması
Dispersif killer boşluk suyundaki çözünmüş sodyum iyonu yüzdesi yüksek olduğunda önemli derecede erozyona uğrayan minerallerdir. Bu killer, durgun su içerisinde dahi dağılma ve ayrışmaya uğrayarak süspansiyon oluştururlar. Özellikle hidrolik yapılar, dolgu tipi barajlar ve yol dolguları gibi pek çok mühendislik projesinde dispersif killerin kullanımı ciddi sorunlara yol açmaktadır.Bu çalışmada killerin suda dağılabilirliği farklı deney yöntemleriyle test edilerek karşılaştırılmıştır. Bu amaçla; Ankara ilinin Ostim ve Çukurambar bölgelerinden Ankara kili örnekleri, araştırma çukuru açma yöntemi kullanılarak alınmıştır. Alınan örneklere indeks deneyleri, 0,075 mm'den küçük olan kısmına ise çift hidrometre ve lazer kırınım deneyleri uygulanmıştır. Örnekler standart proctor sıkıştırma yöntemi ile çeşitli su içeriklerinde sıkıştırılıp, karışım suyuna çeşitli oranlarda sodyum hegzametafosfat ( ? Na PO ? _3) katılarak iğne deliği deneylerine tabi tutulmuş, bu deneylerin birbiriyle olan ilişkileri grafikler yardımıyla anlamlandırılmıştır.Çalışma sonucunda, lazer kırınımı ve çift hidrometre deneylerinin tekrarlanabilir olduğu, ayrıştırıcı madde konsantrasyonunun dağılabilirliği artırdığı, iğne deliği deneyi sonucunda Çukurambar ve Ostim bölgesinden alınan Ankara kili örneklerinin normal şartlarda dağılgan olmadığı, dağılganlık sınıflarının ND4 ve ND3 olduğu tespit edilmiştir.
Ekolojık yapı tasarım ölçütleri kapsamında Ankara'da örnek bir yapı tasarımı ve değerlendirmesi
Yapılar, yaşam döngüleri boyunca olumsuz çevresel etkilere neden olmaktadır. Bu etkileri azaltmak amacıyla ortaya çıkan ekolojik yapı tasarım ölçütleri; çevre sorunlarına duyarlı, ekolojik dengeyi koruyan ve insan yaşamı için gerekli konfor ve sağlık koşullarını yerine getiren tasarımları hedefler. Bu ölçütler, yapının uygulanacağı bölgenin fiziksel çevre koşullarına ve çevre sorunlarına göre farklılaşabilir. Bu nedenle yapı tasarımında bölgenin fiziksel çevre koşullarına uygun tasarım ölçütlerinin seçilmesi gerekir. Bu tez kapsamında küresel ölçekte kabul edilen ekolojik yapı tasarım ölçütleri belirlenmiş ve bu ölçütlerin uygulama yöntemleri açıklanmıştır. Daha sonra, tasarım alanı olarak seçilen Türkiye İç Anadolu Bölgesi Ankara kentinin çevre sorunları ile fiziksel çevre koşulları incelenmiş ve ekolojik yapı tasarım ölçütlerinin seçilen yapı alanında uygulanabilirliği irdelenmiştir. İrdeleme sonucunda Gazi Üniversitesi Yerleşkesinde örnek bir ekolojik yapı tasarlanmış ve tasarlanan yapı önerilen değerlendirme yöntemi kapsamında değerlendirilmiştir.
Betonarme yapılarda dual-faz çeliğinin kullanılabilirliğinin ve korozyon direncinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, inşaat sektörünün temel yapı malzemesi olan ve yurdumuzda bol miktarda üretilen düşük karbonlu SAE1010 inşaat çeliğinden dual-faz çeliği üretilerek, elde edilen bu çeliğin mekanik özellikleri ve beton içerisindeki korozyon davranışı üzerine temperleme ısıl işleminin etkisi incelenmiştir.İnşaat çeliğine, (?+?) bölgesinde 20, 40 ve 60 dk süre ile ostenitleme yapıldıktan sonra buz+su karışımında su verilerek farklı martenzit hacim oranlarına sahip dual-faz çelikleri elde edilmiştir. Daha sonra bu dual-faz çelikleri 200, 300 ve 400 oC sıcaklıklarda 45 dk süre ile temperlenerek sakin havada soğutulmuştur. Elde edilen dual-faz çeliklerinin metalografik incelemeleri tamamlandıktan sonra, çekme dayanımı, akma dayanımı, kesit daralması, toplam uzama, rezilyans modülü ve tokluk gibi mekanik özellikleri geniş bir biçimde incelenmiştir. Ayrıca kırılan yüzeyler taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenerek kırılmanın türü belirlenmiştir. Elde edilen dual-faz çeliklerinin mekanik özelliklerinin yanı sıra beton içerisindeki korozyon davranışları da belirlenmiştir.Çalışma neticesinde, dual-faz çeliklerinin mekanik özelliklerinin martenzit fazının sertliğine ve oranına bağlı olarak değiştiği gözlenmiştir. Temperleme ısıl işlemine bağlı olarak bu çeliklerin çekme, akma ve rezilyans modülü değerlerinin düştüğü, uzama, kesit daralması ve tokluk değerlerinin ise arttığı belirlenmiştir. Ayrıca, dual-faz çeliklerinin beton içerisindeki korozyon direncinin elde edildikleri ferritik-perlitik çelikten daha düşük olduğu ve temperleme ısıl işlemi ile korozyon direncinin daha da azaldığı tespit edilmiştir.
Konut yapımında kalite kontrolü ve analizi
Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de konut açığı süregelen bir problemdir. Konutların daha çok ortalama bir kullanıcı grubuna yönelik olarak tasarlanması zaman içinde insanların memnuniyetlerini çeşitli etkenlere bağlı olarak etkilemektedir. Konut, ekonomik açıdan önemli bir yatırımdır ve günümüzde kaynakların en iyi şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle konutların, kullanıcı ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vermesi açısından yapılan araştırmalar önem kazanmaktadır. Ülkemizde de özellikle Avrupa Birliğine girme çabalarının yoğun olduğu bugünlerde endüstriyel alanda artan kalite bilinci son bir kaç yılda yapı üretim sektörüne de sıçramış ve bu konuda bir hareketlenme başlamıştır.Bu çalışmada konutta kalite bileşenleri araştırılmış ve bu konuda bir anket çalışması yapılmıştır. Çalışma alanı olarak Elazığ' ın yeni imara açılmış yerleşim alanlarının yer aldığı Bahçelievler, Abdullahpaşa ve Sürsürü Mahalleleri seçilmiş ve anket toplam 500 konuta uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında değerlendirilerek, sonuçlar şekil ve tablolarla ifade edilmiştir. Kullanıcı beklentileri, konutların mevcut özellikleriyle karşılaştırılıp konutta kalite kontrolünün bir analizi yapılmıştır. Bu analizde konutun yapımı, kendisi ve kullanıcısı ile ilgili parametreler konut kalitesi açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme doğrultusunda konutlarda ki kalite anlayışı ile ilgili bir öneri sunulmuştur.
Taşıma gücü zayıf olan zeminlerdeki binaların deprem risk analizi (Elazığ örneği)
Depremlerin can ve mal kaybına yol açan zarar verici etkilerini en aza indirebilme amacıyla, şehirleşmiş bölgelerde durum tespit ve hasar görebilirlik çalışmalarının yapılması önemli bir gerekliliktir. Bölgenin jeolojik ve zemin alt yapısının statik ve dinamik davranışının tanımlandığı mikro bölgeleme çalışmalarından sonraki aşamada mevcut yapı stokunun tüm boyutsal ve yapısal özellikleri ile envanteri ve deprem yükleri altındaki davranışlarının analizini içeren deprem risk analizleri yapılmalıdır. Bu tez kapsamında farklı aşamalarda yapılan kapsamlı çalışmalar ile ilin sismik mikro bölgelemesi yapılmış ve il sınırları içinde bulunan 735 binaya teker teker gidilerek yapısal özellikler tespit edilmiş, her bina için binaya ait özel rapor tanzim edilmiş ve ayrıca binaların tümü deprem risk analizi metodolojisi çerçevesinde birbirleri ile kıyaslanarak güvenlik seviyeleri göreceli olarak değerlendirilmiştir.Bu tez çalışmasında Elazığ il merkezinde bulunan zemini yumuşak topraktan oluşan mahaller deki binaların deprem risk analizi için bir anket yapılmıştır. Sekiz mahalleden oluşan anket çalışması teknik bilgilere sahip anketörler tarafından doldurulmuştur. Araştırmadan elde edilen önemli bulgular; Elazığ da 2007 yılında meydana gelen depremlerin etkisinden de anlaşılacağı üzere kentteki çarpık yapılaşma ve zemin özellikleri de dikkate alınıp değerlendirildiğinde deprem karşısında kentteki binaların deprem riski altında oldukları tespit edilmiştir. Bunun yanında binaların deprem karşısındaki yıkılma tehlikesi altında bulunması; zemin özellikleri, yeterli denetimin yapılmaması gibi sebeplerin varlığı oluşturmaktadır.Araştırma, Elazığ ili ve çevresinde son yıllarda meydana gelen depremlerin sonuçları dikkate alınarak, elde edilen verilerden yola çıkılarak ilin deprem risk analiz durumu ile ilgili değerlendirmeyi içermektedir.
Kendiliğinden yerleşen taşıyıcı hafif betonun mekaniksel ve durabilite özelliklerinin araştırılması
Hafif beton son elli yıldır yapısal amaçlı kullanılan ve oldukça yaygınlaşmış bir beton türüdür. Sağladığı en büyük avantaj yapının zati ağırlığını azaltmaktır. Karşılaşılan en önemli sorun ise kullanılan agregaların gözenekli yapısından dolayı işlenebilirliğinin zor ve dayanımının düşük olmasıdır. Kendiliğinden yerleşen beton (KYB), kendi ağırlığı ile istenilen kesite homojen bir şekilde yayılabilen, yüksek dayanım-dayanıklılık özelliklerine ve genellikle 2300?2500 kg/m3 yoğunluğa sahip bir beton türüdür. Bu iki beton türünün birleştirilmesi ile ortaya çıkan kendiliğinden yerleşen hafif beton (KYHB), beton teknolojisinde kullanıcıya özellikle deprem bölgelerinde iyi bir alternatif sunabilecek niteliktedir. Her iki beton türünün birbirinin dezavantajını kapatabilecek özelliklerinin bulunması ve Türkiye'nin yüksek hafif agrega rezervine sahip olmasından dolayı bu çalışmada kendiliğinden yerleşen hafif beton üretilmeye çalışılmıştır.Kendiliğinden yerleşen hafif beton üretmek için, bazaltik pomza ve perlit agregası seçilmiştir. Agrega tane dağılımının, toz malzemelerin ve agrega tipinin etkisinin incelendiği çalışmada ayrıca iki farklı kür uygulanmıştır. Viskozite sağlayıcı malzeme olarak silis dumanı, uçucu kül, pomza tozu ve toz perlit değişik oranlarda kullanılmıştır. Bu tozların optimum kullanım miktarları, hem mekanik hem de dayanıklılık özellikleri için tespit edilmeye çalışılmıştır. Mekanik özelliklerden basınç dayanımı ve eğilme dayanımı incelenmiş, dayanıklılık da ise donma-çözülme, yüksek sıcaklık, karbonatlaşma ve sülfürik asit parametrelerine bakılmıştır. Bunların yanında dayanıklılık açısından fikir verebilecek kılcal su emme, porozite ve basınçlı su geçirimliliği özellikleri araştırılmıştır. Sonuç olarak bazaltik pomza agregası ile yüksek mukavemetli KYHB elde edilebilmiştir. Hazırlanan betonların birim ağılıkları 1700?1800 kg/m3 ve basınç dayanımları 50?60 MPa arasındadır. Deney sonuçları, iki farklı toz malzemenin birlikte kullanımının kendiliğinden yerleşen taşıyıcı hafif beton yapımında daha yararlı olduğunu göstermiştir. Suda kür edilme durumunda KYB'lerin performansları KYHB'lere göre yüksektir. Havada kür durumunda ise KYHB'lerin mukavemet ve dayanıklılıkları, dere agregalı KYB'ler kadar etkilenmemiştir.
Muş yöresinden temin edilen baritin kullanımı ile elde edilen ağır betonun fiziksel ve mekaniksel özelliklerinin araştırılması
İleri teknoloji ile yaşadığımız günümüz dünyasında, radyasyonun yüksek olduğu nükleer santraller, röntgen odaları ve olası nükleer bomba saldırılarında kullanılabilecek sığınakların duvarlarında ağır beton kullanılması büyük önem taşımaktadır. Özgül ağırlığı normal agregadan fazla olan barit agregaları ile yapılan ağır betonlar, radyasyon ışınları karşısında, normal betonlara göre daha geçirimsiz bir yapı oluşturarak X ışınları ile diğer nötron ışınlarının insan vücuduna ulaşımını önlemede kullanılırlar.Bu çalışmada, Muş ilinden elde edilen baritin, betonun başta radyasyon geçirgenliği özelliği olmak üzere mekaniksel ve fiziksel özelliklerine nasıl etki ettiği araştırılmıştır.Deneyler sonucunda farklı oranlarda Muş yöresi barit agregası kullanılarak elde edilen betonun ağır beton yapımında kullanılabileceği kararına varılmıştır. Deneysel çalışmalar yapılırken Türk Standartlarından yararlanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Barit, Ağır Beton, Radyasyon Zırhlaması
Fiber takviyeli kendiliğinden yerleşen betonun mekanik ve durabilite özelliklerinin araştırılması
Bu tez çalışmasının amacı fiber takviyeli kendiliğinden yerleşen betonun mekanik ve durabilite özelliklerini araştırmaktır. Bu amaçla çökme-yayılma, V-kutusu ve L-kutusu deneyleri uygulanarak taze beton özellikleri belirlenen biri fibersiz kontrol kendiliğinden yerleşen beton (KYB) ve 24 fiber takviyeli kendiliğinden yerleşen beton (FTKYB) tasarlanmıştır. FTKYB tasarımında 4 farklı uzunluk ve boy/çap oranına sahip çelik fiber ile 2 farklı uzunluk ve boy/çap oranında polipropilen sentetik fiber kullanılmıştır. Fiberler karışımlarda tekil ve 2'li, 4'lü kombinasyonlarda kullanılmıştır. Böylece çalışmada tekil fiber etkisi ve karma fiberlerin sinerjisi incelendiği gibi toplam fiber hacmine farklı boyutsal özelliklere sahip fiberlerin girmesi ile fiber boyut yoğunluğu etkisi incelenmiştir. Üretilen betonların normal şartlar altındaki mekanik özelliklerini belirlemek için basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, eğilmede çekme dayanımı ve ultrasonik ses geçirgenlik (USG) hızı tayini deneyleri ile rölatif porozite deneyleri gerçekleştirilmiştir. Durabilite özelliklerini belirlemek için ise sırası ile yüksek sıcaklık, donma-çözünme, asit dayanıklılık, ıslanma-kuruma ve karbonasyon deneyleri yapılmıştır. Normal şartlar altında uygulanan tüm deneyler durabilite deneyleri sonrasında tekrar uygulanarak durabilite deneyleri sonrasındaki mekanik özellikler belirlenmiştir. Ayrıca bazı numunelerin SEM görüntü analizleri yapılarak içyapı özellikleri incelenmiştir.Genel sonuç olarak, tekil fiber kullanılan karışımlarda fiber uzunluk ve boy/çap oranının düşürülmesi ile taze beton özelliklerinde gelişme gözlenmiştir. Karma fiberli olarak tasarlanan karışımlarda, toplam fiber hacminde uzun ve boy/çap oranı yüksek fiber yoğunluğunun düşürülmesi ile taze beton özellikleri gelişmiştir. Uygulanan mekanik deneyler sonrasında karışımında mikro fiber kullanılan serilerin basınç dayanımında artış gözlenirken, makro fiberlerin basınç dayanımını düşürdüğü; yarmada çekme ve eğilmede çekme dayanımlarında ise makro fiber içeren serilerin mikro fiber içeren serilere göre daha yüksek değerler verdiği belirlenmiştir. Ayrıca makro fiberlerin mikro fiberler ile eşleştiği karma fiberli serilerde mekanik özelliklerin daha üstün olduğu belirlenmiştir. En yüksek dayanım kayıpları, yüksek sıcaklık deneyi uygulanan FTKYB serilerinden elde edilmiştir.Anahtar kelimeler: Mekanik özellikler, durabilite özellikleri, fiber takviyeli kendiliğinden yerleşen beton
Farklı tip venturi savaklarda hava giriş oranlarının araştırılması
Havalandırma, havanın su ile temas yüzeyini artırarak, suyun fiziksel ve kimyasal karakteristiklerini iyileştirmek amacıyla kullanılan doğal ya da yapay bir metottur. Hidrolik yapılar, suya sürüklenen hava kabarcıkları ile su arasında yoğun türbülans ve karıştırma yapmak suretiyle hava transfer verimini artırabilen önemli yapılardır. Havalandırma çalışmaları uzun sürelerden beri laboratuarlarda yaygın biçimde araştırılan savaklar bu hidrolik yapıların en bilinen örneklerindendir. Bu tezde venturi savakların hava giriş performansı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sonuçlar, venturi savakların hava giriş oranı bakımından çok etkili olduğunu ancak, havalandırma açısında venturi savaklarda tip etkisinin önemli olmadığını göstermiştir. Çalışmamızda Froude sayısı ve hava transfer oranı ile bağıntılı olarak farklı daralma oranları için ampirik bağıntılarda elde edilmiştirYapay zeka metotları günümüzde pek çok alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda da elde edilen deney sonuçlarından yararlanarak, yapay zeka metotları vasıtasıyla, venturi savakların hava giriş oranlarını tahmin etmek için model geliştirilmiştir. Bu amaçla, uyarlamalı bulanık sinir ağları (UBSA) ve yapay sinir ağları (YSA) metotları kullanıldı. UBSA model ile tahmin edilen sonuçlar ile deneysel ölçümlerin doğruluk derecesinin YSA' dan biraz daha yüksek olduğunu göstermiştir. UBSA model ortalama korelasyon katsayısı (R2) ß=0.75 için 0.9623, ß=0.50 için 0.9666 olarak elde edilmiştir. Tahmin edilen ve ölçülen değerler arasında büyük bir uyum bulunan UBSA metodu venturi savakların hava giriş oranlarını tahminde başarıyla kullanılabilecektir.Anahtar Kelimeler: Hava Giriş Oranı, Venturi, Savak, USBA, YSA
Farklı agregalı betonların mekanik özelliklerine yüksek sıcaklığın etkisi
Beton, yanıcı bir malzeme olmamasına karşın yüksek sıcaklıklar sonrasında değişik davranışlar göstermektedir. Beton hacminin önemli bir kısmını oluşturan agregaların özelliklerindeki farklılıklar ısıtma sırasında betonun performansını önemli derecede etkiler. Bu özelliklerindeki farklılıklardan dolayı betonda çatlama ve parça atmalar gözlenirken aderansta önemli kayıplar oluşmaktadır. Bu sebeple yüksek sıcaklık betonu her zaman tehdit edebilecek bir etkendir ve yüksek sıcaklığın betona verdiği zararları en aza indirgemek için çalışmalar yapılmaktadır.Bu çalışmada, farklı agrega tipleriyle hazırlanan beton numunelere yüksek sıcaklığın etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla CEM ? 42,5 N tipi Portland Çimentosu ve 4 farklı tip agrega (Bazaltik kırma taş, Dere agregası, Pomza, Kireçtaşı) içeren betonlar hazırlanmıştır. Belirlenen yaşa gelen (28 gün) numuneler sırasıyla 3000 C, 6000 C ve 9000 C sıcaklıklara tabi tutulmuştur. Bu sıcaklıklara maruz kalan beton numunelerin basınç dayanımlarına, ultrases geçiş hızlarına ve aderans dayanımına bakılmıştır.Yapılan çalışmaların sonucunda yüksek sıcaklığın etkisinde kalan farklı tip agregalarla hazırlanmış betonlarda basınca en dayanıklı olanın bazaltik kırmataş olduğu, en az dayanımında hafif agregayla hazırlanmış olan betonda olduğu görülmüştür. Aynı zamanda hazırlanan beton numunelerde çekip-çıkarma (pull-out) deneyi yapılmış ve sıcaklık arttıkça beton ile donatı arasındaki aderans kuvvetinin azaldığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Yüksek Sıcaklık, Beton, Farklı Agrega, Çekip Çıkarma
Cam elyaf katkılı beton numunelerin mekanik davranışlarının incelenmesi ve yapay sinir ağları ile modellenmesi
Bu çalışmada; su/çimento oranları 0.45, 0.50 ve 0.55 olan 300, 350 ve 400 dozlu ve 5, 10, 15, 20 kg/m3 oranlarında cam elyaf içeren beton numunelerin porozite, kapiler su emme katsayısı, ultra ses geçiş hızı tayinleri yapılmıştır. Ayrıca basınç ve yarmada çekme dayanımları test edilmiştir. Numunelerin basınç ve yarmada çekme dayanımlarını tahmin eden yapay sinir ağı (YSA) modellenmiştir. Çalışma sonucunda, cam lif içeriğinin artması ile porozite değerinde ve kapiler su emme katsayında artış meydana gelmiştir, bunun yanı sıra ultra ses geçiş hızlarında azalma meydana gelmiştir. Ayrıca numunelerin basınç dayanımları düşük lif oranlarında küçük artışlar göstermesine rağmen yüksek lif miktarlarında düşüşler göstermiştir. Benzer şekilde yarmada çekme dayanımları düşük cam lif oranlarında artış göstermiştir ancak 20 kg/m3 cam lif içeren numunelerde yarmada çekme dayanımlarında azalma meydana gelmiştir. Geliştirilen YSA modeli ile deneysel olarak elde edilen veriler karşılaştırılmış ve sonuçların kabul edilebilir değerlerde olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Beton, Cam Elyaf, Basınç Dayanımı, Yarmada Çekme Dayanımı, Yapay Sinir Ağları
Elazığ uygulama imar planlarının tarihsel gelişim sürecinin incelenmesi
İkinci Dünya Savaşından sonra, Türkiye'de hızlı bir kentleşme yaşanmaya başlamış, bunu takip eden yıllarda ise ihtiyaçların artması, insanların sürekli yer değiştirerek göçlerin yaşanması ve çeşitli devlet politikaları gibi etkenlerle şehircilik anlayışı bir dizi değişiklik göstermiş ve günümüzdeki halini almıştır.Elazığ, kuruluşundan itibaren, şehirde yaşayanların yer değiştirmesi ve daha sonra yerel yönetimlerin yaptığı planlama çalışmaları ile günümüzdeki konumunu yenilemiştir. Harput'un devamı olan Elazığ'da var olan tarihi ve kültürel mirasın yok olmaması için doğru planlanması ve sürdürülebilirlik çerçevesi içerisinde 'bütünden parçaya' giderek, 'geçmişten bugünü', bugünden geleceği' görerek 'yanlıştan doğruya' ulaşma düşüncesinin yaygınlaşması gerekmektedir.bu çalışmada, insanların temel ihtiyaçlarından biri olan sosyalleşme ile oluşan toplulukların, kırsal yerleşmeleri şehre nasıl dönüştürdüğünü ve planlama ihtiyacının nasıl doğduğu araştırılmıştır. bu bağlamda, konu ile ilgili dünyadaki örnekler ve bazı şehircilik kuramları, Türkiye'deki planlamada yaşanan dönüm noktaları ve Elazığ şehrinde araziye yansımalarının olumlu ve olumsuz yanlarının ayrı ayrı ortaya konulması hedeflenmiştir.bu amaç ve hedeflerle birlikte, sorunlar, yapılması gerekenler, çözüm önerileri göz önünde bulundurulduğu ve sürdürülebilirliğin önemi kavrandığı taktrde elazığ kent kimliğine kavuşacak ve bu kimlik fiziki görünüme katkıda bulunacaktır.
Batman ilindeki yapıların beton kalitesi zemin taşıma gücü ve deprem yönetmeliği açısından incelenmesi
Yapılar üzerinde yapılan çalışmalar göstermiştir ki, kullanılan beton genellikle kalitesizdir. Türkiye geneline hâkim olan bu sonuç, depremin vereceği zararın göstergesidir.Japonya ve ABD gibi gelişmiş ülkeler, yaşadıkları büyük şiddetteki depremler sonrasında büyük can ve mal kaybına uğramazken, ülkemizde yaşanan orta şiddetteki depremler büyük felaketlere yol açmaktadır. Olası yıkımların başlıca sebebi, yapıların ve bu yapılarda kullanılan yapı malzemelerinin seçiminde istenilen standartlara uyulmaması ve test çalışmalarında elde edilmiş olan düşük beton basınç dayanımları olacaktır.Sonuç olarak, asıl problem olası bir deprem değildir. Problem, 2.derece deprem bölgesinde bulunan Batman ilindeki yapıların çoğunluğunun kalitesiz betonla üretilmiş olması ve depreme karşı nasıl dayanıklılık göstereceğidir.Batman ilinde, olası bir depremin vereceği zararları en aza indirgemek için, test çalışmalarında tespit edilen düşük basınç dayanımlarına sahip betonların sebep olabileceği yıkılma riskini, alınacak önlemlerle en aza indirgemek ve inşa edilecek yapı alanlarının, zemin yönünden de incelenmesini sağlamak büyük önem taşımaktadır.Örnekleme usulü ile seçilen binaların yalnız beton kalitesi hakkında bir yargıya ulaşmayı amaçlayan bu çalışma, aşağıda belirtilen sınırlılıklar çerçevesinde yürütülmüştür.Çalışmada sadece seçilen binaların beton kalitesinin belirlenmesi amaçlanmış, donatı veetriye durumu göz ardı edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, karotla numune alınıp basınç dayanımı testine tabi tutulmadan tamamıyla doğru kabul edilemez. Değişik kaynaklara göre %20 'ye varan sapmalar mümkündür. Bu sonuçlara dayanarak ``binalar depreme dayanıklıdır veya değildir''şeklinde kesin bir yargıya varılamaz. Bunun için hem donatıların, hem de zeminin incelenmesi şarttır. Son olarak zemin emniyet gerilmeleri de dikkatte alınarak örnekleme usulü ile çalışma alanı olan Batman ?dan seçilen binalara tahribatsız deney yöntemleri uygulanmış; schmidt değerleri ile bunları kullanan bir formül ve ortaya çıkan basınç dayanımları bir Tabloya aktarılıp, sonuçlar deprem yönetmeliği açısından değerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: Deprem, Schmidt, Beton Basınç Dayanımı
Malatya Pütürge yöresinde çıkarılan pirofillit malzemesinin beton agregası olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Bu çalışmada, Malatya Pütürge İlçesinde bulunan pirofillit (phyllite) kayacının beton agregası olarak kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Pütürge, Malatya iline yaklaşık 74 km uzaklıkta bulunmaktadır. Pütürge'nin güneyinde 15 km uzunluğunda bir kuşakta yaklaşık 25 dolayında pirofillit çeşiti saptanmıştır ve 10 ocak açılmıştır[8]. Bu ocaklardan Taşmış Köyü'nde bulunan ocaktan alınan örnekler konkasörle kırılarak granülometrik hale getirilmiş malzeme ile standartlara uygun olarak agrega deneyleri ve bazı sertleşmiş beton deneyleri yapılmıştır.Agrega deneyi olarak elek analizi ve tane büyüklüğü dağılımı tayini, agregalarda parçalanma direncinin tayini, özgül ağırlık, su emme tayini ve MgSO4 sağlamlık denemesi deneyleri yapılmıştır. Bu deneyler sonucunda agreganın aşınma kaybı %28, özgül ağırlığı 2,67, doygun yüzey kuru ağırlığı 2,70, absorbsiyon yüzdesi 0,9, MgSO4 sağlamlık denemesine göre kayıp ortalama kayıp yüzdesi %22 olarak ölçülmüştür.Beton deneyi olarak sertleşmiş betonun yoğunluğunun tayini, ultrasonik puls geçiş hızı deneyi, yüzey sertliği deneyi, basınç dayanımı, eğilme dayanımı, yarmada çekme dayanımı, çarpma etkisi ve yüksek sıcaklık etkisi deneyleri yapılmıştır. Buna göre sertleşmiş betonun kuru birim hacim ağırlığı 2,08 civarında, ultrasonik puls geçiş hızı Uh=3778,3m/sn, yüzey sertliği ortalama 20,92, 28 günlük betonun ortalama basınç dayanımı 21,17 MPa, eğilme dayanımı 1,20 MPa, yarmada çekme dayanımı 2,08 MPa, çarpma deneyinde numunenin 140 vuruş sayısına kadar direnç gösterdiği görülmüştür ve ayrıca yüksek sıcaklık etkisine maruz kalan numunelerin 1450oC'ye kadar dayanım gösterdiği deneylerle saptanmıştır.Deneyler sonucunda bulunan değerler TS EN standartlarına göre analiz edilmiş olup sonuçlar sayısal olarak verilmiştir. Elde edilen sonuçlardan kullanılan agrega ile üretilen betonun basınç dayanımının ve eğilme dayanımının çok yüksek olmadığı ancak çarpma dayanımı ve yüksek sıcaklığa karşı iyi direnç gösterdiği gözlenmiştir.
Betonların mekanik özelliklerinin çarpma dayanımına etkisinin incelenmesi
Beton dayanımı denildiğinde basınç ve çekme dayanımları olarak algılansa da, bunların dışında çarpmaya da maruz kalmaktadır. Basınç ve çekme dayanımlarını etkileyen faktörler tam olarak incelenmesine karşın çarpma dayanımı üzerinde pek fazla araştırma yapılmamıştır.Yapmış olduğumuz çalışmada; betonun mekanik özelliklerinden olan basınç, eğilmede çekme ve yarmada çekme dayanımlarının çarpma dayanımı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda; agrega çapı ve su/çimento (S/Ç) oranının çarpma dayanımı üzerindeki etkilerinin de incelenmesi amacıyla, agrega çapı 4 ? 8 ve 16 mm, S/Ç oranı 0,5 ve 0,55 olan toplam altı seri hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; basınç, eğilmede çekme, yarmada çekme ve ultra ses değerleri deneysel olarak belirlenmiştir. Ayrıca çarpma dayanımı ile betonun diğer mekanik özelliklerinin kıyaslanması amacıyla Charpy çarpma deneyi yapılarak her serinin kırılma enerjileri ve çarpma dayanımları belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizleri yapılarak betonun çekme dayanımı ile diğer mekanik özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir.Yapılan çalışma sonucunda; dmax değerindeki artış dayanımları artırmıştır. Basınç, çekme ve çarpma dayanımları da yaklaşık olarak aynı oranda artmıştır. S/Ç oranındaki artış basınç ve çekme dayanımlarını yaklaşık %20 oranında azaltmıştır. Fakat çarpma dayanımındaki düşüş %5 civarında kalmıştır.
Çimento dozajı ve agrega granülometrisinin betonun çarpma dayanımı üzerindeki etkisinin araştırılması
Beton ve betonarme elemanlar kullanım yerlerine göre farklı etkilere maruz kalırlar. Bu etkilerden basınç ve çekme kuvvetlerine karşı betonun davranışı üzerine bir çok araştırma yapılmış olmasına karşın betonda çarpma dayanımı etkileri yeterince araştırılmamıştır.Bu çalışmada agrega granülometrisi ve çimento dozajının betonun çarpma dayanımı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla dane çapı 16 mm olan agreganın üç farklı granülometrisi (A16, B16, C16) kullanılarak iki farklı çimento dozajında (300, 450 doz) olmak üzere toplam 6 seriden numune hazırlanmıştır.Hazırlanan her serideki numunelerin basınç, eğilmede çekme ve çarpma dayanımlarının belirlenmesi için deneyler yapılmıştır.Deneyler sonucunda, basınç, eğilmede çekme ve çarpma dayanım değerlerine bakıldığında numunelerde maksimum ve minimum dayanım değerlerini veren tek bir serinin oluşmadığı, bu değerlerin farklı serilerde olduğu görülmüştür.
Agrega tipinin betonun çarpma dayanımına etkisinin incelenmesi
Beton karışımında kullanılan agreganın özellikleri, çimento dozajı ve su miktarı betonun dayanımını etkileyen önemli faktörlerdir. Bu unsurların basınç ve çekme dayanımını nasıl etkilediği bilinse de çarpma dayanımı üzerindeki etkileri tam olarak bilinmemektedir.Çalışmamızda agrega cinsi ve çimento dozajının çarpma dayanımı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda normal, hafif ve karışık (normal+hafif) agrega ile 300 ve 450 dozlu karışımlar hazırlanarak numuneler dökülmüştür.Numuneler üzerinde yapılan basınç, eğilmede çekme ve Charpy çarpma deneyi sonucunda beklenildiği gibi en yüksek dayanım 450 dozlu normal agregalı betonda, en düşük dayanım ise 300 dozlu hafif agregalı betonda elde edilmiştir. Fakat çarpma dayanımının çekme dayanımına oranına baktığımızda dalgalanmalar görülmüştür.
Elazığ ve yakın çevresindeki tarihi camilerin mimari yapısı ile süslemelerinin incelenmesi
Elazığ tarihi boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Doğu-batı ve kuzey güney arasındaki geçiş yolu üzerinde bulunması, birbirinden farklı özellik gösteren medeniyetlerin izlerini taşımasına neden olmuştur. Bu etkiler mimari eserlere de yansımaktadır. Bu çalışmada camilerin mimari yapıları incelenmiştir. Bunun nedeni aynı amaçla inşa edilen yapıların zaman içerisinde göstermiş olduğu değişimi, incelemektir.Yapılan bu çalışmada Elazığ ve yakın çevresindeki camilerin mekânsal, yapısal ve süsleme özellikleri incelenmiştir. Böyle bir araştırma yapabilmek için, caminin ve cami ile ilgili olguların gelişim sürecinin incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle konu beş bölümde ele alınmıştır.İlk bölümde; cami mimarisin günümüze kadar değişimi anlatılmıştır. İkinci bölümde; cami yapılarının mekânsal kurgusu işlenmiştir. Üçüncü bölümde; yapıda kullanılan yapısal elemanlar tek tek ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; yapıya estetik kazandıran süslemeler açıklanmıştır. Son bölümde; çalışmaya konu edilen camiler, mekân kurgusu, yapı elemanları ve süslemeleri incelenmiştir.
Çok amaçlı salonların akustik açıdan değerlendirmesi: F. Ü. Atatürk Kültür Merkezi örneği
Bu yüksek lisans tezinde, F.Ü. Atatürk Kültür Merkezi Salonu, işitsel konforu sağlamak amacıyla hacim akustiği esaslarına göre incelenmiştir. Çok amaçlı salonların, projelendirmesinde mimari akustik ihtiyaçları göz önüne almak bu tezde ulaşılmak istenen hedeflerdir. Araştırmada, F.Ü. Atatürk Kültür Merkezi Salonu ses basınç düzeyi, ses yayılımı, reverberasyon süresi gibi hacim akustiği parametrelerine göre incelenmiş ve teorik yöntemlerle (geometrik ve istatiksel teori kapsamında olmak üzere) değerlendirilmiştir. Çalışma, mimari plan, kesit ve detay çizimleriyle desteklenmiştir. Değerlendirme de, tablo ve şekiller oluşturulup karşılaştırılmış ve öneriler sunulmuştur. Ayrıca, salondaki akustik kusurlara karşı alınabilecek önlemler ve uygulanabilecek tasarım alternatifleri de önerilmiştir. Böylece çok amaçlı salonların projelendirmesinde mimari ve akustik tasarımın birlikte ele alınması gerektiği ortaya çıkmıştır.
Yeniçağa (Bolu) ilçesinde yerleşime açılacak alüvyon alanların zemin parametrelerinin belirlenmesi
Yeniçağa havzası Geç Kuvaterner'de su yükü oldukça fazla bir göl ihtiva eden kapalı bir havzadır. Araştırma alanını içine alan söz konusu eski göl alanlarındaki zeminlerin özellikleri, havzanın geçirmiş olduğu bu jeolojik evre ile ilişkilidir. Yeniçağa (Bolu) İlçesinde yerleşime açılacak alüvyon alanlarda zemin parametreleri belirlenerek, zeminden kaynaklanabilecek problemlerin ortaya konulması ve gelecekte planlanan yapılaşmalarda yol gösterici olması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma sahasının 20 noktasında araştırma çukurları açılmıştır. Alınan örselenmemiş numuneler üzerinde konsolidasyon, şişme ve konsolidasyonsuz drenajsız üç eksenli basınç dayanımı deneyleri ile örselenmiş numunelere zemin sınıflamasına yönelik deneyler yapılmıştır. Çalışma sahasında sismik kırılma ölçümleri ile sismik hız, zemin büyütmesi, zemin hakim titreşim peryodu elde edilmiştir. Bu veriler zeminlerin üzerindeki deprem etkisi hesaplarında kullanılmıştır. Bununla beraber sahanın 10 ayrı noktasından alınan zemin numunelerine X ışınları difraksiyonu analizi uygulanarak kil minerallerinin türü ve oranları belirlenmiştir. Bu çalışmaların tamamı değerlendirildiğinde, killi zeminlerin hakim olduğu bölgelerde yüzeye yakın killerin şişme problemleri olduğu belirlenmiş ve bu killerin aşırı konsolide olduğu anlaşılmıştır. Bunun nedenleri bu çalışma kapsamında araştırılmıştır.
Bilgisayar destekli harita tasarımı ve NetCAD programının gütef coğrafi bilgi sistemine uyarlanması (CBS)
Bu çalışmada coğrafi bilgi sistemlerinin bir alt yaklaşımı olan kampüs bilgi sistemi ele alınmış ve GÜTEF kampusüne uygulanmıştır. Uygulama sonucunda Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi' ne ait mekanların sistem içindeki durumu belirlenmiştir. GÜTEF kampüsüne ait bilgilerin belirli bir otomasyon sistemi dahilinde organize edilmesi için geliştirilmiş olan kampüs bilgi sistemi ile sözel ve grafik verilerin toplanması, bilgisayar ortamına aktarılması, depolanması, sorgulanması, analiz edilmesi ve kullanıcılara belge ve raporlar halinde sunulması amaçlanmıştır. GÜTEF kampüs bilgi sisteminin grafik alt yapısı NetCAD programı kullanılarak oluşturulmuştur. Sorgulaması ve analizi için ArcView yazılımı kullanılmıştır.Sonuç olarak, GÜTEF kampüsüne ait bilgilerin bulunduğu, kullanıcılara çeşitli konularda belge ve rapor sağlayan kampüs bilgi sistemi oluşturulmuştur.
Alternatif kalıp yağlarının betonun bazı yüzey özelliklerine etkileri
Bu çalışmanın amacı; Alternatif kalıp yağlarının betonun bazı yüzey özellikleri üzerine etkilerini araştırmaktır.Kalıpların betonun fiziksel özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla, araştırma sürecinde; 60x60x10 cm3 lük dört adet ahşap kalıp hazırlanmıştır. Hazırlanan kalıplardan 3 adedinin yüzeyine farklı fiziksel özelliklere sahip K1 kalıp ayırıcı, K2 konsantre, K3 ahşap ve plywood, kalıp yağları kullanılmıştır. Diğer kalıp yüzeyine ise hiçbir işlem yapılmaksızın referans olarak kullanılmıştır. Hazırlanan kalıplara C20 betonu yerleştirilerek vibratör ile sıkıştırılmıştır.Yüzey sertliği, basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, yoğunluk, ultrases geçiş hızı, karbonatlaşma derinliği, kapiler su emme ve aşınma direnci deneyleri gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak beton bloklar ve bunlardan alınan karot numuneler üzerinde ölçülen bütün özellikler bakımından kalıp yağı kullanılan kalıpların, kalıp yağı kullanılmayan referans kalıba göre daha iyi sonuçlar verdiği, referans kalıbın en düşük performansa sahip olduğu, K2 konsantre kalıp yağı kullanılan kalıbın ise en yüksek performansa sahip olduğu görülmüştür.
Pomza ve zeolit katkılı yüksek dayanımlı betonların asit ve tuz etkilerine karşı dayanıklılığının araştırılması
Betonun hizmet ömrünü artıran yöntem ve malzemelerin araştırılması günümüzde oldukça önem kazanmıştır. Hizmet ömrünü olumsuz yönde etkileyen zararlı su ve kimyasallar dayanıklılığı etkileyen etkenlerin başında gelmektedir. Betonun kimyasal etkiler altındaki dayanıklılığı alanında yapılan çalışmalar çoğunlukla betonarme yapı elemanı olan çeliğin dayanıklılığı üzerinde yoğunlaşırken, beton dayanıklılığı üzerinde yapılan dayanıklılık çalışmaları tam olarak netliğe kavuşmamıştır. Bu çalışmada, pomza (P) ve zeolit (Z) gibi zengin yer altı kaynaklarına sahip olduğumuz minerallerin yüksek dayanımlı beton üretiminde değerlendirilmesi ve farklı çevresel etki şartlarında betonun dayanım ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri araştırılmıştır.Bu amaçla bağlayıcılar üzerinde kimyasal, fiziksel, mekanik, minerolojik, moleküler, elektrokinetik ve simultane termal analizler gerçekleştirilmiştir. 0P15Z (%0 pomza + %15 zeolit), 5P10Z, 10P5Z ve 15P0Z olmak üzere dört farklı türde beton üretilmiştir. Farklı oranlarda çimentoya ikame edilmek suretiyle üretilen betonlarda %1.3 oranında Glenium 51 süper akışkanlaştırıcı katkı (SAK) bağlayıcı ağırlığı cinsinden betona ilave edilmiştir. Üretilen her bir beton türü üzerinde çökme ve birim ağırlık taze beton deneyleri yapılmış, daha sonra 10x20 cm'lik silindir kalıplara yerleştirilmiştir. 24 saat kalıpta tutulduktan sonra kalıptan çıkarılarak 23±2 °C kirece doygun suda 28 gün bekletilmiştir. Daha sonra sudan çıkarılan beton numuneleri 7500 Mg/L MgSO4, %5 H2SO4, %5 NaCI çözeltilerine ve 23±2 °C kirece doygun suya alınarak deney tasarımında belirlenen esaslar çerçevesinde 28, 56 ve 90 gün çevresel etkilere tabi tutulmuştur. Bu sürelerin sonunda her bir beton türü üzerinde birtakım dayanım ve dayanıklılık özellikleri araştırılmıştır.Sonuç olarak, pomza, zeolit ve her ikisinin birlikte kullanımıyla yüksek dayanımlı beton (YDB) üretilebileceği görülmüştür. Gerek dayanım gerekse dayanıklılık parametreleri üzerinde çevresel etkilerin bozucu etkileri farklı gerçekleşmiş, en fazla bozucu etkiyi H2SO4 çözeltisi yapmıştır. NaCI ve MgSO4 çözeltilerinin bozucu etkileri ise betonun ilerleyen yaşlarında ortaya çıkmıştır. Bozucu ortamlarda dahi çok yüksek dayanım istenilen durumlarda 0P15Z ve 5P10Z beton türlerinin, yüksek dayanım istenilen durumlarda ise 10P5Z ve 15P0Z beton türlerinin kullanılabileceği görülmüştür. Ayrıca pomza ve zeolit'tin yüksek dayanımlı beton üretiminde sıkça kullanılan uçucu kül, silis dumanı, yüksek fırın cürufu gibi puzolanlarada alternatif olabileceği tespit edilmiştir.
Yığma yapıların dıştan perde duvar ile güçlendirilmesinde perdenin birleşim yerleri performansının deneysel araştırılması
Türkiye'nin % 95'inin deprem riski altında olduğu bilinmektedir. Depremler nedeni ile meydana gelen can ve mal kayıpları yalnız kentsel alanları değil, kırsal alanları da olumsuz etkileyebilmektedir. Depremler, betonarme ve çelik yapılar kadar yığma yapıları da etkilemektedir. Kolay inşa edilmeleri, ekonomik olmaları ve yöresel inşaat malzemelerinin kullanımı gibi avantajları bulunan yığma yapılar, Türkiye'de özellikle geleneksel yapım yöntemleri ile inşa edilmektedir. Bu nedenle yığma yapıların deprem güvenliği, olası deprem anındaki davranışı, depremde oluşacak hasarların tespiti ve onarımı büyük önem taşımaktadır.Bu konuda yapılan çalışmalar, deprem etkisi altındaki yığma yapının, oluşan çatlamaların devamlılığı sonucunda yük alamaz duruma geldiğini, yani kırıldığını göstermiştir. Bu çalışmada prekast paneller halinde üretilip birbirlerine eklenerek oluşturulacak perde duvarların yapıya dıştan monte edilerek, oluşabilecek deprem kuvvetinin tamamını karşılayarak yapıyı ayakta tutacak bir yöntemin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu yöntemin yığma yapılara uygulanmasında perde duvarın; döşeme hizasında hatıllara bağlantı çubuklarıyla ve temel hizasında sömellere ankraj çubuklarıyla birleşimi yapılarak performanslarının artırılması düşünülmüştür. Buna göre perde-döşeme birleşim yeri ve perde-perde birleşim yeri olmak üzere 2 farklı birleşim yeri detayı laboratuar şartları göz önüne alınarak modellenmiş ve deneyi yapılmıştır. Sonuç olarak perde-döşeme birleşim deneyinde 297 kN, perde-perde birleşim deneyinde ise 255 kN taşıma kapasitesine ulaşılmıştır. Ayrıca örnek bir yığma yapı projesi alınarak önce deprem hesabı yapılmış deneysel çalışma sonuçlarına göre her iki doğrultuda hesaplanan dıştan perde duvarlar eklenerek yığma yapının güçlendirilebileceği görülmüştür.
Antifriz katkısının beton dayanıklılığı üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; beton katkı maddesi olarak kullanılan antifrizlerin betonun dayanıklılığına etkisini belirlemektir. Soğuk havada üretilen betonların dondan etkilenmemeleri için kullanılan %30 Kalsiyum nitrat ve %5 hidroksi etoksiye amin (%30KN+%5HEA) karışımı, Kalsiyum nitrat (KN), Polihidroksi amin (PHA) içerikli antifriz katkıları kulanılarak üç grup C30 sınıfında beton örnekler hazırlanmıştır. Hazırlanan beton örnekleri karıştırma işleminden sonra 15 dakika içerisinde taze halde dondurucuya konulmuştur. 0, -5, -10, -15 ve -20°C derecelerde 48 saat süre ile don etkisine maruz bırakılmıştır. 48 saatten sonra su kürüne bırakılan beton örnekleri üzerinde 28 günlük basınç dayanımı deneyi gerçekleştirilmiştir. Her ısı ve antifriz türünde en iyi basınç dayanımını sağlayan antifriz miktarı belirlenmiştir. Her antifriz türü için belirlenen katkı miktarı kullanılarak aynı yöntemle 100x200 mm silindir beton örnekleri hazırlanmıştır. Hazırlanan beton örnekleri 28 günden sonra 120. güne kadar H2SO4, MgSO4, NaCl korozif etkileri ve su kürüne maruz bırakılmıştır. Korozif ortamlardan ve su küründen çıkarılan beton örnekler üzerinde görünür boşluk oranı, özgül ağırlık, su emme oranı, birim hacim ağırlık, kapiler su emme, geçirimlilik (impermeabilite), yarmada çekme dayanımı, basınç dayanımı, statik elastisite modülü, poisson oranı ve donma çözülme dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak, beton üzerinde ölçülen bütün özellikler bakımından %30 Kalsiyum nitrat ve %5 hidroksi etoksiye amin içerikli antifriz ve Polihidroksi amin içerikli antifriz katkılı betonların, Kalsiyum nitrat içerikli antifriz katkılı betonlara göre daha iyi sonuçlar verdiği, Kalsiyum nitrat içerikli antifrizlerin en düşük performansa sahip olduğu, %30 Kalsiyum nitrat ve %5 hidroksi etoksiye amin içerikli antifrizlerin en yüksek performansa sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca -5 oC dereceden daha düşük sıcaklık değerlerinde antifriz katkısının performansı düşmektedir.
Yeraltı su kaynaklarının "Terrameter SAS 300C" cihazlı ile tespiti
ÖZET Yüksek Lisans Tezi YER ALTI SU KAYNAKLARININ "TERRAMETER SAS 300C" CİHAZI İLE TESPİTİ Ahmet COŞKUN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yapı Eğitimi Anabilim Dalı 2005, sayfa: 66 Bu çalışmada Elazığ Fırat Üniversitesinde ve Elazığ - Malatya Yolu üzerinde bulunan arazilerin hidrojeoloji amaçlı yer elektrik özellikleri D.C. (Doğru Akım) özdirenç yöntemi, D.E.S. (Düşey Elektrik Sondajı) çalışma tekniği, Schlumberger ve Dipole - Dipole açılımları kullanılarak araştırılmıştır. Her bir D.E.S. verisi Res 2 Dinv veya ipi 2 Win yazılımı ile değerlendirilmiş, yer elektrik kesitler elde edilmiş ve yer altı yapısı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma alanlarından birindeki sondaj kuyusunun jeolojik kesiti ile yer elektrik kesitin ilişkisi araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yer Elektrik Özellikler, Düşey Elektrik Sondajı, Schlumberger Açılımı. IX
Pirinç kabuğu ve külünün betonda kullanılabilirliğinin araştırılması
Endüstriyel üretimlerde esas ürünlerin yanında atıl ürünlerde ortaya çıkmaktadır. Atıl olarak elde edilen bu ürünlerin depolanması ve uzaklaştırılması gibi güçlüklerin yanında çevre kirliliği gibi büyük bir sorunu da beraberinde getirmektedir. Üretim sonucu ortaya çıkan atıl malzemelerden biri de pirinç kabuğudur. Bu atıl madde yöre halkı tarafından yakacak ve/veya hayvan yemi olarak kullanılmasına rağmen yinede sorun çözülememektedir. Çevresel kirlenmeye sebep olan bu atıl ürünün inşaat sektöründe değerlendirilmesi yoluna gidilmiştir. Bu tez çalışmasında; pirinç kabuğu 60()"C de elektrikli bir fırında yakılarak kül elde edilmiştir. Kül daha sonra çimento inceliğine kadar öğütülmüştür. Çimento inceliğine getirilen İdil ağırlıkça %10, 15, 20, 25 ve 30 oranlarda çimento ile yer değiştirilmiştir. Numunelerden elde edilen eğilme ve basınç dayanım sonuçlarına bağlı olarak optimum değer tayin edilmiştir. Bundan başka pirinç kabuğunun hafif beton yapımında kullanılabilirliği üzerine bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalardan çıkan sonuçlar pirinç kabuğu külünün puzolan olarak kullanılabileceği, pirinç kabuğunun ise aşırı su emme özelliğinden dolayı hafif beton yapımında kullanılamayacağı şeklinde özetlenebilir. Anahtar kelimeler: Pirinç kabuğu külü, pirinç kabuğu, beton, puzolan
Basınçlı su borularında hava iletimi ve oksijen transferinin incelenmesi
ÖZET Doktora Tezi BASINÇLI SU BORULARINDA HAVA İLETİMİ VE OKSİJEN TRANSFERİNİN İNCELENMESİ Fahri ÖZKAN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yapı Eğitimi Anabilim Dalı 2005, Sayfa: 64 Sudaki çözünmüş oksijen miktarı, su kalitesi açısından çok önemli bir parametredir. Suyun yapı ile çok kısa bir süreyle teması durumunda bile, Hidrolik yapıların küçük su birikintileri içerisindeki çözünmüş oksijen miktarına önemli etkileri vardır. Oksijen transferinin hızlanmasındaki en önemli neden akım içerisine çok sayıda hava kabarcığının girmesidir. Bu hava kabarcıkları kütle transferi için gerekli olan yüzey alanını büyük miktarda artırır. Serbest yüzeyli akımlara ait havalandırma özellikleri laboratuar ve saha şartlarında etraflıca araştırılmıştır. Ancak basınçlı borulara ait havalandırma verimi özellikleri ve oksijen transfer verimleri araştırılmamıştır. Bu çalışmada basınçlı borulara hava girişi ve bunun oksijen transferine etkisi araştırılmıştır. Konduit kapağınm kısmen açık olduğu durumda oluşan düşük basınç, havayı kapak mansabındaki delikten içeri doğru sürükler. Su içerisine giren hava kapak mansabında çabuk bir şekilde küçük hava kabarcıklarına bölünmeye zorlanır. Su içerisinde oksijenin çözünmesi konduitlerde kapak mansabında oluşan bu emmeden kaynaklanmaktadır. Ayrıca yüksek basınçlı borulardaki akım sistemi oksijenin su içerisinde çözünmesini kolaylaştırır. Araştırma sonuçlan yüksek basınçlı kapaklı konduitlerin, suda çözünmüş oksijen değerini neredeyse doygunluk değeri derecesine çıkardığını göstermiştir. Bu nedenle yüksek basınçlı kapaklı konduitler oksijen transferi açısından oldukça yüksek verime sahiptir. Venturi sistemlerinde daralan kesit içerisinde ilerleyen suyun hızının ani bir şekilde artması sonucu venturi boğaz bölgesinde düşük basınç oluşur. Hız değişiminin neden olduğu bu IXdüşük basınç havayı sistem içerisine sürükler. Sistem içerisine giren hava miktarı venturi giriş- çıkış kesitleri arasındaki orana bağlı olarak değişir. Bu çalışmada, venturi tüpünün giriş çapı, boğaz bölgesi çapının giriş çapına oranı, mansaptaki boru boyu, mansaptaki borunun eğimi ve giriş hızının değişiminin hava çekme verimi üzerindeki etkisi deneysel olarak araştırıldı. Sonuçlar, venturi tüpleri ile yapılan sistemlerinin hava emme ve oksijen transfer verimlerinin yüksek olduğunu göstermiştir. Havalandırma, hem tabii hem de mekanik yollarla, hava ve su arasındaki temas yüzeyini artırmayı sağlayan bir metottur. Uygun ve doğru bir havalandırma küçük su birikintileri ekosisteminde dikkate değer iyileşme sağlayabilir. Bu çalışmada venturi tüplerinin ve yüksek basınçlı kapaklı konduitlerin kullanıldığı iki fazlı akım sistemleri ile küçük su göletlerinin havalandırılması araştırılmıştır. Sonuçlardan iki fazlı akım sistemlerinin derin göletlerde sığ göletlerden daha yüksek verime sahip olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Oksijen transferi, Havalandırma, Havalandırma verimi, Hava girişi, İki fazlı akım, Çözünmüş oksijen, Kapaklı konduit, Venturi X