
17
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Türkiye'de Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde doğrudan yabancı yatırımları berlileyen etkenler ve Türkiye uygulaması
Günümüzde doğrudan yabancı yatırımlar özellikle gelişmekte olan ülkeler için çok önemli bir sermaye kaynağıdır. Bu yatırımlar sermaye sağlamanın yanı sıra büyümeyi, istihdamı, işgücü verimliliğini, ihracatı olumlu yönde etkiler ve yatırım yapılan ülkeye teknoloji, teknik bilgi, yönetim ve pazarlama bilgisi getirir.Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecinde olan Türkiye için doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri tespit etmektir.Uygulanan ekonometrik analizde Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırımların girişinde etkili olduğu düşünülen faktörler test edilmiştir. Bu kapsamda kullanılan değişkenler: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, dışa açıklık oranı, döviz kuru, sivil özgürlükler skoru ve kukla değişken olarak 2003 yılında çıkartılan 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunudur.Yapılan ekonometrik analiz ve sonuçları detaylı bir şekilde analiz ve sonuç bölümlerinde değerlendirilmiştir.
Türkiye'de terörizmin ekonomik kalkınmaya etkisi
Hedefe ulaşmada her yolu meşru sayan terörizm insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Dolayısıyla terörün amaç ve stratejisi zamanla teknolojik gelişim ve sosyo-ekonomik yapıya paralel olarak gelişmiş, tahrip ettiği toplumların dini-ırki-ekonomik ve sosyal yapısını ideolojisi doğrultusunda araç olarak kullanmış ve bu suretle kendisine finans kaynağı yaratmıştır. Terörizmin bu kadar önemli olduğu günlerde terörizm ile ilgili çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir.Bu çalışmada, Türkiye'de il bazında terörizmin ekonomiye etkisi ele alınıp incelenmiştir. Çalışmada 1990-2007 yılları arasında dinamik panel veri metodu kullanılarak 67 il için terörizmin ekonomiye etkisi incelenmiştir.
Türkiye'de KOBİ'ler: Sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye ekonomisi dünya ülkelerinden kaynaklanan yoğun bir rekabet ortamının içerisindedir. Bu yoğun rekabet ortamından en fazla etkilenen kesim, hiç şüphesiz, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ), gelişen bu yeni yapılanmalara bütünleşmelerinin sağlanması ve rekabet güçlerinin artırılması gerekmektedir.Ülkemizdeki işletmelerinin hemen tamamı KOBİ'dir. Katma değerin %27'sini yaratan bu işletmeler %61'lik bir pay ile istihdamın ana kaynağını oluşturmaktadır. Ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olan KOBİ'ler çeşitli sorunlarla karşı karşıyadırlar. KOBİ'lerin bugün istihdam sağladığı oranda kredi ve teşviklerden yararlanamadığı, katma değerden yeterli payı alamadığı açıktır. KOBİ'lerin kurumsallaşma, katma değer, Ar-Ge, inovasyon, teknoloji, finansman sorunları ile de iç içedir.Küresel rekabetin ekonomiyi büyük ölçüde etkilediği 1980'lerden itibaren ölçek ekonomileri görüşüne alternatif olarak KOBİ'ler ikame edilmiştir. Dünyanın birçok ülkesinde küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin korunması ve geliştirilmesi için bu kesimin gereksinimi olan finansal, kurumsal ve teknolojik destekler veren kuruluşların mevcut olduğu ve KOBİ'lerin yasal düzenlemelerle korunduğu bilinmektedir.İstihdamda büyük yer tutan KOBİ'lerin gelecekte katma değerlerinin daha yüksek olması, ucuz kredi sağlaması için desteklenmeleri zorunluluktur. Rekabet alanında işletmelere büyük fırsatlar sağlayan Ar-Ge, teknoloji, tasarım ve inovasyon çalışmalarında önemli mesafeler alınmalıdır.
Ulus devlet ve vergiler: Karşılaştırmalı tarihsel bir analiz
Ulus devlet kurulum süreçlerinde vergilerin oynadığı rolü inceleyen bu çalışmada, İngiltere, Fransa ve Almanya'yı kapsar şekilde Batı Avrupa ve Osmanlı/Türkiye ulus devlet kurulumlarındaki farklılıklar açıklanmaya çalışılmıştır. Karşılaştırmalı tarihsel sosyolojik bir yöntemden hareket etmekle birlikte çalışmada ulus devlet kurulumu ?sınıf temelli? mali sosyolojik bir bakışla incelenmiştir. Brenner'in siyasal birikim kavramından hareketle çalışmada ulus devlet kurulumundaki farklılıklar coğrafi, etnik ve kültürel nedenlerden ziyade ülkelerin sahip oldukları farklı sınıf yapılarının bir sonucu olarak ele alınmıştır.
Comparison of mutual funds cost adjusted returns and their benchmark between 1999-2008
In this project, the performance of mutual funds between 1999 ? 2008 has been evaluated. Firstly the funds have been grouped in two main brands; A and B. After in the two branches, the funds are partitioned against their components. The expense, free return of mutual funds, costs, benchmark and standard deviation of mutual funds are calculated.Only 47 of the 203 mutual funds with 8 years history outperformed the benchmark.
Girişimcilik-KOBİ ilişkisi bağlamında banka kredilerinin girişimcilik (KOBİ) sektörü üzerindeki etkileri
Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde girişimcilerin payı hızla artmaktadır. Girişimci deyince de aklımıza KOBİ'ler (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) gelmektedir. KOBİ iki yüz elli kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosu yirmi beş milyon Türk Lirasını aşmayan mikro işletme, küçük işletme ve orta büyüklükteki işletme olarak sınıflandırılan ekonomik birimleri ifade eder. Ülkemizde KOBİ'ler imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaların % 99.63'ünü oluşturmaktadır. Bu nedenle ülkemizin diğer ülke ekonomileri ile rekabet gücünde KOBİ'ler önemli rol oynamaktadırlar.KOBİ'lerin ülke ekonomimiz için bu kadar önemli olmalarına rağmen son zamanlara kadar KOBİ'ler bankacılık kredilerinden yeteri kadar yararlanamamışlardır. Ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon, krizler ve bunlara bağlı yüksek finansman maliyetleri KOBİ'leri önemli ölçüde zayıflatmıştır.Son zamanlarda KOBİ'lerin ülke ekonomisine katkıları daha iyi şekilde anlaşılmış ve gerek kamu kaynaklı gerekse özel sektör kaynaklı birçok kredi KOBİ'lerin ayakları altına serilmiştir.Bankaların elinde bulunan likidite fazlalığı kredi için KOBİ'leri cazibe merkezi haline getirmiştir. Bankalar gerekli teminat ve kefaletlerini aldıktan sonra KOBİ'lere çok farklı ürün ve hizmetler sunmaya başlamışlardır.Anahtar Kelimeler : 1-)KOBİ2-)Finans3-)Banka4-)Kredi
Karacadağ'daki taşlık arazilerin Diyarbakır ve bölge ekonomisi için önemi
Çok geniş taşlık arazilerle kaplı Karacadağ'dan daha fazla nasıl faydalanılır, iş,üretim ve de istihdam açısından bölge ekonomisine ne gibi katkılar sağlanabilir konularınınele alındığı bu çalışmada, Karacadağ'ın özellikleri 5 ana bölümde ele alınmıştır.İlk bölümde Karacadağ'ın genel özellikleri, kapsadığı alanın coğrafik yapısı, yüzeyşekilleri, bitki örtüsünün geçmişteki hali ile şimdiki hali ve iklim özellikleri gibi konulardanbahsedilmiştir.İkinci bölümde ise, Karacadağ'ın ekonomik potansiyeli ve buna bağlı olarak tarımve hayvancılık alt başlıklarında bölgenin sahip olduğu zenginlikler ve bu konularda daha neleryapılabileceği hususlarından bahsedilmiştir. Ayrıca Turizm açısından da Karacadağ'ın kışturizmi ve kış sporları konusunda sahip olduğu avantajlar anlatılmıştır.Üçüncü bölümde, taşlık arazilerle kaplı Karacadağ'da taşların temizlenmesikonusunda geçmişte Olağanüstü Bölge Valiliği zamanında yapılan çalışmalar ile bundansonra bölgede yapılabilecek tespit çalışmaları ve bu tespitlerin neticesine bağlı olarakfinansman yöntemlerinden bahsedilmiştir. Öte yandan, sözkonusu taşların temizlenmesinintahmini maliyetleri ile temizlenen arazilerin tarıma açılması neticesinde elde edilecek gelir ileyapılacak masrafın ne kadar sürede amorti edeceği konularına değinilmiştir.Dördüncü bölümde ise, bazaltın ve Karacadağ bazaltının özellikleri ve kullanımalanları ile bazalt taşının üstün yönleri, hangi alanlarda kullanıldığı anlatılmıştır.Beşinci bölümde ise, Karacadağ bazaltının mimari yapılarda kullanımı ve bubazaltla Diyarbakır'da yapılmış önemli yapılardan bahsedilmiştir
Ulusal ve uluslararası yatırım fonlarının karşılaştırmalı risk analizi
Tasarrufların sürekli bir artış gösterebilmesi yatırım yapılacak araçların türüne ve risk düzeyine bağlıdır. Bu araçlardan biri olan yatırım fonları, Dünya'da yaşanan krizler nedeniyle, günümüzde her türlü risk tercihine cevap verebilecek çeşitliliktedir.Yatırım fonlarının Dünya'da ilk uygulamaları 1850'li yıllarda ortaya çıkmıştır. Türkiye'de ilk yatırım fonu organize piyasaların geç kurulmasına bağlı olarak yaklaşık 90 yıllık gecikme ile kurulabilmiştir. Dünya genelinde yaşanan savaşlar ve ekonomik krizler, yatırım fonlarının gelişmesini olumsuz etkilemiştir.Küreselleşme süreci ile birlikte 1990'lı yıllardan itibaren sermaye akımının etkisi ile yatırım fonlarının gelişme ve büyümesi hız kazanmıştır. Fakat bu sermaye akımı, özellikle gelişmekte olan ülkeler için dışarıdan gelebilecek risklere duyarlılığı artırmıştır. 1998 yılında yaşanan Asya Krizi, krizlere bakış açısını değiştirmiştir. Kriz öncesinde getiri odaklı yatırım araçları tercih edilirken, kriz sonrası risk ve getiriyi birlikte dikkate alan yatırım araçları tercih edilmeye başlanmıştır. Yatırım fonları da bu araçlardan biridir.Bilişim teknolojisinde yaşanan hızlı gelişim, karmaşık ve zor olması nedeniyle yapılamayan risk ölçümlerini kolaylaştırmıştır. Riski sayısal olarak hesaplayabilen yöntemler ve doğruluk testleri, bu ölçümlerin kullanımını yaygınlaştırmıştır. Krizlere karşı önlemler ülkelerin tercihlerine bırakılmadan Basel uygulamaları ile zorunlu hale gelmiştir. 2008 yılında yaşanan son kriz, bunun ne kadar gerekli olduğunu kanıtlamıştır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası yatırım fonlarının karşılaştırmalı risk analizi teorik ve uygulamalı olarak incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yatırım Fonu, Oynaklık, Çarpıklık, Basıklık, Finansal Risk Analizi, Riske Maruz Değer (VaR).
Güçlü marka konumlandırmasında bilişim sistemlerinin rolü ve bir e-işletmecilik örneği
Pazarlama, işletmelerin vazgeçilmez yönetim fonksiyonlarından biridir. Küreselleşen dünya ile birlikte işletmeler iç pazarlardan dış pazarlara açılmak ve ürettikleri ürün veya hizmetleri tüm dünya ülkelerinde satmak istemektedirler. Örnek olarak incelediğimiz mermer sektöründe üretici firmalar için dış pazarlara açılım neredeyse bir zorunluluktur. Ürün çeşitliliğinin fazla olması ve dış pazarlardaki rekabet işletmeleri farklı yaklaşımlara yöneltmiştir. Marka yönetimi ve güçlü marka konumlandırması, işletmelerin pazara yayılmada kullanabilecekleri önemli bir araçtır. İşletmeler, güçlü marka konumlandırmasını, uluslar arası pazarlarda güvenilirliklerini ve karlılıklarını arttırmak için kullanabilirler. Teknolojideki ilerlemenin hızına bağlı olarak gelecekte işletmelerin hayatında her işlemin elektronik ortamda yürütüleceği öngörüsünü yapmak yanlış olmaz. E-işletmecilik Uygulamasında incelediğimiz mermer sektör araştırmaları da bu öngörüyü destekler niteliktedir.
Yapay sinir ağlarında duyarlılık analizleri
Yapay Sinir Ağlarını (YSA) insan beyninin çalışma mantığından esinlenerek geliştirilmiş, örneklerden öğrenen ve öğrendiklerinden çıkarsamalar yapabilen bir istatistiksel metot olarak tanımlamak mümkündür. YSA, regresyon modelleri ve diğer ilgili istatistiksel tekniklerin geleneksel olarak kullanıldığı genel kapsamda tahminleme ve sınıflandırma alanlarında başarıyla kullanılmaktadır. İstatistik metotlara olan üstünlüğü gürültülü, doğrusal olmayan, eksik verilerin bulunduğu durumlarda eldeki girdi ve çıktı değişkenleri arasındaki ilişkiyi temel alarak, kabul edilebilir hata düzeyiyle sonuçlar oluşturabilmesidir. YSA, bu işlemi ağ içersindeki hücrelerin birbiriyle iletişimini sağlayan bağlantı ağırlık değerlerini iteratif olarak değiştirerek yerine getirmektedir. Bağlantı ağırlıklarının nasıl değiştirileceğine karar verme işini öğrenme algoritması üstlenmektedir. Fakat klasik YSA yaklaşımlarında girdi ile çıktılar ilişkilendirilirken, hangi girdinin çıktı üzerinde ne yönde ve ne büyüklükte bir etkiye sahip olduğu belirlenememektedir. Özellikle sosyal bilimler açısından ele alındığında amaç sadece basit bir tahminleme oluşturmak değil incelenen olayın açıklanabilmesidir.Bu çalışmada girdi ve çıktı parametreleri arasındaki ilişki duyarlılık analiziyle açıklanmaya çalışılmıştır. Kullanılan duyarlılık analizi yöntemi, geri yayılım algoritmasının türetildiği zincir kuralından bir kez daha yararlanarak girdilerin çıktılar üzerindeki etkisinin belirlenmesine dayanmaktadır. Önerilen yöntemin doğruluğunun ve tutarlılığının gösterilmesi amacıyla incelenen problemin altında yatan fonksiyonun doğrusal olduğu varsayılmıştır. Böylelikle bu doğrusal fonksiyonun bilinen katsayı parametrelerinin tahmini sinir ağı ve klasik, bilindik çoklu doğrusal regresyon analiziyle karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Bununla da yetinilmemiş çoklu doğrusal regresyon analizinin bazı varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda her iki yöntemden elde edilen sonuçların araştırılmasına gidilmiştir.Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre önerilen metot YSA `nın işleyişi üzerine herhangi bir kısıt getirmemekte ve incelenen problemin altında yatan fonksiyonun modeli hakkında bir bilgiye ihtiyaç duymamaktadır. Doğrusal regresyon analizinin çeşitli varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda regresyon analiziyle yapılan katsayı tahmininin kötüleştiği gözlemlenmiştir. Sinir ağlarında duyarlılık analizi adı altında tanıtılan metottan elde edilen sonuçlarda önemli herhangi bir farklılığa rastlanmamıştır. Böylece girdi ve çıktı değişkenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi sağlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada klasik olarak YSA için söylenen kara kutu benzetmesinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir adım atılmıştır.