
9,254
Archived Theses
1
DOIs Assigned
6
Institute
0%
DOI Rate
Recently Added Theses
View AllOkul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programların halk bilimsel açıdan incelenmesi
Okul Öncesi Eğitimi Türkiye'de özellikle 1960'lı yıllardan sonra büyük gelişme göstermiştir. Son yıllarda zorunlu eğitime geçmek için pilot bölge uygulamasına geçilmiştir. Bu durum, kentleşme ve küreselleşme olgularının bir sonucu olan toplumsal değişmeler ile toplumun değişen beklentilerini yansıtan bir süreç olarak belirmektedir. İster kırsal ister kent ortamı olsun anne ve babanın birlikte ekonomik yaşamda yer almaları sonucu, aileler çocuklarının hem bakımı hem nitelikli yetişmelerini sağlamak için okul öncesi eğitim kurumlarına yönelmektedirler. Ayrıca erken çocukluk gelişimine verilen önemin artması da yaşanan bu sürecin boyutunu değiştirmektedir.Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar halk bilimsel açıdan değerlendirilmiştir. ?Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi? çerçevesinde, `somut olmayan kültürel mirasın korunması ve genç kuşaklara aktarılması' konusu yer almaktadır. Bu konuda okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlarda etkinlikler alanında kültürel miras ürünlerinden yararlanılabileceği görülmüştür.Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar kültürel miras ürünlerinin aktarım alanları açısından değerlendirilebilecek bir alanı oluşturmaktadır. Bu bakımdan, çalışma halk bilimi açısından kültür eğitimi konusunda bir başlangıç çalışması niteliğindedir.Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, okul öncesi eğitim programları, kültürel miras ve kültür aktarımı.
Sıçan kalın bağırsağında yaşa bağlı değişimlerin ışık ve elektron mikroskobu düzeyinde değerlendirilmesi
Çalışmamızda sıçan kalın bağırsağında görülebilecek yaşa koşut olası değişiklikleri ışık, elektron mikroskobu ve immünohistokimyasal olarak inceledik. Bu amaçla; 1 günlük, 22 günlük, 4 haftalık, 10 haftalık, 8 aylık ve 22 aylık olmak üzere altı farklı yaş grubunda sıçan ile çalıştık. PCNA, Kaspaz 9, Kaspaz 8, Kaspaz 3 işaretleyicileri ile immünohistokimyasal incelemelerin yanı sıra, Alsian mavisi- PAS özel boyamasını kullandıkYaptığımız özel boyamada; yeni doğan grubunda özellikle baskın olan hücre tipinin goblet hücreleri olduğunu belirledik. 22. günden başlayarak kalın bağırsak katmanlarının erişkin yapısına ulaştığını gösterdikPCNA antikoru ile yaptığımız immünohistokimyasal boyamada; proliferasyonun yeni doğan grubunda diğer gruplara karşın zayıf olduğu, ancak yaşın ilerlemesine koşut süreklilik gösterdiğini saptadıkİlerleyen yaş grupları apoptozis açısından değerlendirildiğinde; Kaspaz 9 ile yapılan boyamada tutulumun tüm gruplarda düzensiz olduğu görülürken, Kaspaz 8 tutulumunda gruplar arasında belirgin bir farklılık görülmedi. Kaspaz 3 tutulumunun ise en çok yeni doğan grubunda olduğu görüldüElektron mikroskobu ile yapılan değerlendirmelerimiz sonucunda; yeni doğan grubunda epitelin henüz olgunlaşmamış olduğu saptanırken, yaşın ilerlemesiyle birlikte epitelde, hücre mitokondriyonlarında, yan yüz ve apikal yüzde dejeneratif değişiklikler saptandı. Bunun yanı sıra Goblet hücrelerinin granüllerinin yapısının bozulduğu görüldü. Sonuç olarak yaşla birlikte yapı- işlev ilişkisinin bozulduğu kanısına varıldı.
Zihin engeli öğrencilerin yapabildiklerine ve geleneksel yönteme göre hazırlanan öğretim planları ile öğrencilerin amaçları gerçekleştirme düzeyi
Bu araştırmanın genel amacı, zihinsel engelli öğrencilerin yapabildikleri dikkate alınarak hazırlanan ve geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planlarının öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açıp açmadığını belirlemektir. Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden iki AB desenidir. Araştırmanın deneklerini, 2007-2008 öğretim yılında Yenimahalle G.O.P. İlköğretim Okulu Özel Eğitim sınıfına devam eden 7 öğrenciden 6'sı oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, `Verilen Bir Sayıdan Başlayarak Sayma, Toplama Ve Saat Okuma Ölçekleri' geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir:Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır.Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ? Geleneksel Yöntemle Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin tümünde amaçları gerçekleştirmelerine yol açmamıştır. Ancak 1 ve 2 nolu öğrencilerde geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planı ile yapılan öğretim öğrencilerin amacı gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları farklı ortam, materyal ve soruya genellemelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları 7, 10, 15 gün sonra sürdürmelerine yol açmıştır.
Yaşlanmaya koşut kalp kası hücrelerinde bağlantı birimlerinin immünohistokimyasal olarak belirlenmesi ve değişimlerin incelenmesi
Bu çalışmada sıçan kalp kasının diskus interkalaris bölgelerindeki bağlantı birimlerinde yaşa koşut oluşabilecek olası değişimleri çeşitli işaretleyiciler kullanarak immunohistokimyasal olarak ortaya koymayı amaçladık.Çalışmamızda 1 günlük, 22 günlük, 10 haftalık ve 20 aylık sıçan kalb'inde Zo1, E-kadherin, konneksin43 ve klaudin-5 antikor tutulumları indirekt immünohistokimyasal yöntemle incelendi. Ayrıca aynı doku örneklerinde yaşa koşut olaylanan değişiklikler istatistiksel olarak ortaya konuldu.İmmünohistokimyasal boyamalarda gelişim evrelerindeki kalp dokusunda yeni doğan gruplarda genellikle zayıf olan bağlantı birimi proteinleri işaretleyicilerinin tutulumları 22 günlük ve 10 haftalık gruplarda daha yoğun ve özgünleşmişti. 20 aylık yaşlı grupta ise bozulan diskus interkalaris yapısına koşut olarak tutulumlar dağınık gözlendi.İstatistiksel bulgularda antikor tutulumları 1 günlük gruptan başlayarak yaşa koşut artış gösterdi. Kruskal Wallis testi sonucunda 1 günlük grupta klaudin5 ile kadherin tutulumları istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermişti, 22 günlük grupta klaudin5 ile kadherin ve konneksin tutulumları, 10 haftalık ve 20 aylık gruplarda ise klaudin5 ile kadherin , konneksin ve Zo1 tutulumları istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermişlerdir.
İlköğretim 6. sınıf yeni sosyal bilgiler ders kitaplarının okunabilirlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilköğretim 6. sınıf yeni Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yer alan metinlerin okunabilirlik düzeylerinin saptanması amaçlanmıştır.Betimsel yöntemin uygulandığı araştırma, 2007-2008 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Yozgat ili, Çayıralan ilçesinde yürütülmüştür. MEB ve özel yayınevlerine ait kitaplardan, farklı anlatım teknikleri ile hazırlanmış altı adet metin seçilmiştir. Seçilen bu metinlerle öğrencilere uygulama yapılmıştır. Bu uygulama sonucunda elde edilen nicel veriler bilgisayarlı istatistik paket programı olan SPSS (Statistical Packet for the Social Sciences) kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur.Ders kitaplarında yer alan metinlerin okunabilirlik düzeyleri nelerdir? Özel yayınevleri ile Milli Eğitim Bakanlığı Yayınevi'nin hazırladığı kitaplarının okunabilirlik düzeyleri hangi düzeydedir ve okunabilirlik yönüyle yayınevleri arasında fark var mıdır? Farklı anlatım teknikleri ile hazırlanan metinlerin okunabilirlik düzeyleri nedir ve okunabilirlikleri yönüyle teknikler arasında fark var mıdır? Araştırmada bu ve benzer sorulara çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.Çalışma sonucunda MEB yayınevine ait metinlerin daha yüksek okunabilirlik gösterdiği, öyküleyici anlatım tekniğiyle hazırlanan metinlerin yüksek okunabilirlik göstermesine karşın, açıklayıcı anlatım tekniğiyle hazırlanan metinlerin yetersiz okuma seviyesinde olduğu görüldü. Bu çalışmanın bulguları ve bu bulgulardan çıkarılan çözüm önerileri ile yeni hazırlanacak ders kitaplarının yazımında kullanılması amaçlanmaktadır. Ayrıca bu çalışma literatürdeki önemli bir boşluğun doldurulmasını amaçlanmaktadır.
Sürdürülebilir turizm ve çevresel Kuznets Eğrisinin Türkiye turizmi için geçerliliği
Turizm, çevre tüketen kaynağa bağlı bir olaydır. Yalnız doğa kaynakları üzerinde değil, aynı zamanda tarih ve kültür gibi diğer alanlarda da etkiler yapmaktadır.Turizm, döviz ve istihdam yaratıcı özellikleriyle global, bölgesel ve ulusal ekonomilere önemli katkılar sağlamakta, doğrudan ve dolaylı olarak milli gelir, istihdam, sermaye yatırımı ve vergi geliri meydana getirmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu işsizlik sorununun kısa zamanda çözümü olabilecek sektör konumundadır.Bugün tartışılan husus, herkesin yararına paylaşılması mümkün olan bu pastanın, nasıl doğru büyütüleceği; doğa, ik¬lim, çevre, kültür, tarih, folklor v.b. vazgeçilmez fak¬törlerin korunarak ve geliştirilerek gelecek nesillere nasıl aktarılacağıdır. Gelişmiş Batı ülkeleri, artık, kul¬lanılabilir veri ve faktörleri bugünkü nesillere olabil¬diğince satmak ve tükettirmek yerine, onları kısıtlı kullandırmak ve kontrollü satarak gelecek nesillere ta¬şımayı amaçlamaktadırlar. Bu yönü ile turizmin malzemesi olan veri ve faktörler, zaten, dünya durdukça insan soyunun vazgeçilmez gereksinimi içinde yer alacaktır.Kalkınma süreci içinde istihdam payı ve kaynak kullanım kapasitesi açısından doğal, kültürel ve tarihi çevre kalitesi yüksek olan ülkelerde turizm önemli bir konumdadır. Kalkınma sürecinde gelir dağılımının iyileşmesi turizm sektörünün olumlu etkilenmesini, böylece daha da gelişmesini sağlayacaktır. Ancak, bu gelişme sürecinde çevrenin tüketimi hızlanmaktadır. Turizmde gelişme hızlandıkça çevrenin tahribi de artmaktadır. Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezine göre iktisadi kalkınmanın ilk dönemlerinde özellikle turizm faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde meydana gelen çevresel bozulma sürekli devam etmez. Turizmde gelişme devam ettikçe, ekonomi yapısal bir dönüşüme uğrayarak, bilgi-yoğun sektöre ve hizmetlere yönelir. Bu gelişmelere artan çevresel duyarlılık, çevresel düzenlemelerin güçlendirilmesi, daha iyi teknolojiler ve daha yüksek düzeylerde çevresel harcamalar eşlik eder. Birbirine bağlı olarak meydana gelen bu gelişmeler, turizmde büyümenin ilk dönemlerinde çevrenin bozulmasına doğru başlayan eğilimin tersine dönmesine, diğer bir ifadeyle, bozulan çevrenin iyileşmesine neden olur. Çevrenin iyileşmesi ise, turizmin gelişmesini arttırır. Nitekim bu tez ile elde edilen sonuç Türkiye ve Antalya için Çevresl Kuznets Eğrisine benzer bir durumun varlığını söylemek mümkün gibidir.Zira yaptığımız analizlerde turizmin geliştiği ve arttığı bölgelerde, bölgesel kalkınmanın artığı ve bölgesel kalkınmanın da çevrenin korunmasını sağladığı, böylece kalkınmanın sürdürülebilir turizme doğrudan katkısı olduğu ihtimalini ortaya koyar niteliktedir.