
141
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Eğitim hizmetlerinin yerelleşmesinin ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları: Türkiye'de uygulanabilirliği
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİ Günümüzde kamusal hizmet alanında tüm dünyada teori ve uygulamada çok önemli ve köklü değişimler yaşanmaktadır. Değişimler üç temel eksende kendini göstermektedir. Bunlar; devlete bakış açısındaki değişme, yönetimde ve hizmet anlayışında yerelleşme ve sivilleşme, özel kesimdeki yönetim mantığı ve tekniklerinin kamu yönetimine ve hizmetlerine uygulanmasıdır. Bahsedilen bu değişimler 1970?li yıllarda refah devleti anlayışına getirdiği eleştiriler sonucu 1980?li yıllarda ortaya çıkan Neo-liberal politikaların, siyasal, toplumsal, kültürel, idari ve ekonomik alanda gerçekleşmesini istediği dönüşümün kilometre taşlarıdır. Neo-liberal yaklaşımların hâkim olduğu 1980?li yıllar hemen her konuda olduğu gibi kamu yönetimi, kamu malı ve hizmeti konusunda pek çok anlayışın değiştiği bir dönem olarak kabul edilmektedir. Bu doğrultuda değişime uğrayan en önemli kamusal mal ve hizmetler arasında eğitim hizmetleri de yer almaktadır. Yarı kamusal mal ve hizmetler arasında sayılan eğitim hizmetinde yaşanan yerelleşme, sivilleşme ve özelleşme çalışmaları bu hizmet alanı ile ilgili aşırı merkeziyetçilik, verimsizlik, etkinsizlik ve kalitesizlik gibi sorunların çözümünde önemli gelişmeler olarak görülmektedir. Bu alanda uluslararası literatürde yoğun çalışmalar yapılmış ve genellikle eğitim hizmetlerinin yerelleşmesinin hizmetin kalitesi, öğrenci başarısına etkisi, yasal zeminin varlığı, eğitim hakkı ve eşitliği gibi konular üzerindeki etkisine temas edilmiştir. Türkiye?de eğitim hizmetlerinin yerelleşmesinin uygulanabilirliğini araştırma amacıyla hazırlanmış bu çalışmada ise mevcut teoriler ile dönüşümün uluslararası örneklerinden alınan sonuçlar birleştirilmiştir. Böylece eğitim hizmetlerinin yerelleşmesi ile ortaya çıkması muhtemel olumlu ve olumsuz ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda yasal zemin, siyasi ortam, yerel yönetim birimlerinin teknik, idari ve mali kapasitesi, rant durumu, eşitlik endişesi gibi faktörler çerçevesinde Türkiye?de eğitim hizmetlerinin yerelleşmesi için gerekli altyapının varlığı da incelenmiştir. Böylece hem ekonomik, sosyal ve siyasal boyutlarıyla hem de kendi iç dinamiklerimiz çerçevesinde incelenen eğitim hizmetlerinde yerelleşme akımının rasyonalitesi üzerine değerlendirmeler yapılmaya çalışılmıştır. Söz konusu çalışmanın sonucunda Dünya?da eğitim alanında bir yerelleşme akımının olduğu fakat Türkiye özelinde eğitim hizmetlerinin yerelleşmesinin (özellikle devolüsyon seviyesinde) mevcut koşullar altında sakıncalı olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle eğitim hizmetlerinde merkezi idarenin varlığının önemine vurgu yapılmıştır. Ayrıca pilot şehir veya bölge uygulamalarıyla bu dönüşümün olası sonuçlarının iyi analiz edilmesi önerisinde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Eğitim, Eğitim Hizmetleri, Yerelleşme, Özelleşme, Eğitimin Yerelleşmesi
Emlak vergisinde değerleme sorunu ve değer tespitine ilişkin öneriler
Emlak vergisi oldukça eski ve geniş bir uygulama alanı olan, hasılatı ve yönetimi çoğunlukla yerel idarelere bırakılmış sürekli ve özel nitelikli bir servet vergisidir. Emlak vergisinin konusunu taşınmaz unsurları oluşturmaktadır. Emlak vergisinde matrahın belirlenmesinde temel ölçüt ise vergiye konu taşınmazların değeridir.Taşınmazların değerlemesi ve değerlerin vergiye yansıtılması gelişmiş toplumların önem verdikleri konulardan biridir. Özellikle hızlı şehirleşme ile birlikte taşınmaz değerlerinde sürekli artışlar yaşanmaktadır. Fakat yaşanan bu değer artışları aynı oranda emlak vergisi gelirlerinde artışa neden olamamaktadır. Emlak vergisinde gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun olmakla birlikte gelişmiş ülkelerde de sorun oluşturan konu vergiye konu taşınmaz değerlerinin doğru ve gerçekçi tespiti sorunudur.Emlak vergisinde değer tespit aşamasında yaşanan bu sorunların tespiti ve bu sorunların çözümüne ilişkin öneriler çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Özellikle taşınmaz değerlemesi alanında kurumsal yapıyı henüz oluşturmaya çalışan Türkiye'de hem idare hem de mükellef açısından yaşanan bu sorunların belirlenmesi ve bu sorunların çözümüne ilişkin önerilerin ortaya konması oldukça önemlidir.
Vergi Ceza Hukukunda pişmanlık ve ıslah
Beyan esasına tabi olup da vergi kaybına ve/veya vergi kaçakçılığına sebep olan vergi mükellefleri için Vergi Usul Kanunu'nda belli şartların varlığı halinde cezadan kurtulma imkânı getirilmiştir. ?Pişmanlık ve Islah? kurumundan yararlanmak isteyen bir mükellef, sebep olduğu hukuka aykırı fiili/işlemi, vergi idaresi bunu haber almadan önce, kendiliğinden, yetkili mercilere bildirmelidir. Bunun ardından kendisine tanınan on beş gün içinde, hiç vermediği bir beyannamesi varsa bunu vermelidir. Daha önceden verdiği yanlış veya eksik bir beyannamesi varsa bunu düzeltmesi ya da eksikliklerini tamamlaması gerekir. Bu beyannamelerle bağlantılı olarak ödeme süresi geçmiş vergilerin de pişmanlık zammıyla birlikte aynı süre içinde ödenmesi şarttır.Temel hatlarıyla bu şekilde düzenlenen pişmanlık ve ıslah, Türk vergi sistemine özgü bir kurum olmayıp benzerlerine başka ülkelerde de rastlanmaktadır. Oldukça yaygın şekilde kullanıldığı anlaşılan bu tür kurumların hem mükellefler hem de vergi idareleri için zaman ve emek kaybını önlemek, iyiniyetli mükellefleri korumak, vergi tahsilâtını arttırmak gibi birçok faydası olduğu düşünülmektedir.
Türkiye' de belediyelerin finansman kaynağı olarak borçlanma ve Tekirdağ Belediyesi (1996-2006)
Kamu yönetimi, küreselleşme ile birlikte yaşanan değişimlerden etkilenmekte, yeniden yapılanmakta ve kamu yönetiminde yerel yönetimlere verilen önem artmaktadır. Yerel yönetimlerin hizmet sunum alanları, hızlı kentleşme nedeniyle genişlemektedir. Yerel yönetimler içinde en büyük ağırlığa sahip olan belediyelerin ise yerel hizmetlerini sürekli, etkin ve verimli olarak sunmaları için en önemli ve temel unsur, yeterli finansman kaynaklarına sahip olmasıdır.Türkiye' de belediyelerin temel sorunu, mevcut finansman kaynakları ile harcamaları arasındaki farktır. Belediyelerin en önemli finansman kaynağı olan genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar, istikrar programları nedeniyle azalmaktadır. Özgelirleri ise görev ve sorumluluklarının gerektirdiği harcamaları karşılamada yetersiz kalmaktadır.Türkiye' de belediyeler gelir kaynaklarının yetersizliği, hızlı kentleşme ve daha iyi hizmet sunum ihtiyacı nedeniyle, borçlanma yoluyla finansman sağlamaya başlamıştır. Altyapı yatırımlarını ve yerel nitelikli hizmetleri karşılayabilecek düzeyde gelire sahip olmayan belediyeler için iç ve dış borçlanma yoluyla sağlanan gelirler, giderek sürekli ve önemli finansman kaynağı haline gelmiştir.Tekirdağ Belediyesi bütçesinin yaklaşık yarısını, merkezi hükümetten sağlanan gelirler oluşturmaktadır. Belediyenin özgelirleri ise harcamalarını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Mali açıdan güçlüklerle karşılaşan Tekirdağ Belediyesi, bütçe açığını kapatabilmek ve yatırımlarını finanse edebilmek amacıyla ek gelir kaynağı olarak borçlanma yoluna başvurmaktadır. Borçlanma ile elde ettiği finansman kaynakları yıllar itibarıyla artış eğilimi göstermekte ve Tekirdağ Belediyesi'nin borç yükü artmaktadır.
Kayıtdışı ekonomi ve vergi ahlakı etkileşimi
Özellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren gündeme gelen kayıtdışı ekonomi, hem gelişmiş ekonomilerde hem de gelişmekte olan ülkelerde yarattığı olumsuz etkiler dolayısıyla son dönemlerde daha da önemli bir hal almıştır. Kayıtdışı ekonominin yarattığı olumsuz etkilerle mücadele, çoğunlukla klasik yaklaşımlar olarak bilinen ceza ve denetim oranlarının arttırılması yolu ile yapılmaya çalışılmıştır. Bu yöntemlerin istenen sonuçları tam anlamıyla verememesi, gözleri sosyal-psikolojik faktörleri kapsayan yaklaşımlara çevirmiştir. Özellikle gelir idarelerinin yeniden yapılanması süreciyle ön plana çıkan vergi ahlakı ve vergi uyumu gibi mükellef odaklı kavramlar, kayıtdışı ekonomi konusunda alınacak kararlara insan unsurunun daha fazla eklenmesine yol açmıştır.Çalışmada vergi ahlakı ile kayıtdışı ekonomi arasında karşılıklı bir ilişkinin var olup olmadığına odaklandık. Literatürde doğrudan bu konuya odaklanan çalışma sayısının sınırlılığına karşın vergi ahlakının kayıtdışı ekonominin azaltılmasında önemli bir rolü olduğu; kayıtdışı ekonominin boyutunun da vergi ahlakının seviyesini etkilediği tespit edilmiştir. Kayıtdışı ekonomi ve vergi ahlakı etkileşimini test eden ampirik çalışmalar da vergi ahlakı ile kayıtdışı ekonomi arasında negatif bir korelasyon olduğu sonucuna ulaşmıştır.Türkiye'de bu etkileşimi inceleyen çalışmaların sayısı geçmiş döneme kıyasla artmış olsa da henüz yeterli düzeyde değildir. Bu konuda yapılacak ampirik çalışmaların sayısının artması vergi ahlakı ve kayıtdışı ekonomi arasındaki ilişkiye ışık tutması açısından ülkemizde de önemli bir sorun olan kayıtdışı ekonominin boyutlarının azaltılmasına yönelik önemli katkılar sağlayacaktır.
20. yüzyıl boyunca Türkiye'de zirai kazançların vergilendirilmesinin hâsılat açısından değerlendirilmesi
Tarımın vergilendirilmesi konusu, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de üzerinde önemle durulan bir alandır. Özellikle tarımsal nüfusun fazla olduğu ülkelerde siyasi karar alma mekanizmasının, bu geniş oy tabanıyla ilişkileri dikkat çekmektedir.Osmanlı Devleti'nin klasik dönem olarak kabul edilen döneminde, tarımda aşar ve ağnam vergilerinin uygulanmasında istikrarlı davranılmış ve hâsılatta da başarılı olunmuştur. Sonraki buhran döneminde iltizam denilen tahsil usulü uygulanarak gelirler ihale edilerek mültezimlerden tahsil edilmiş, fakat halk, mültezim baskısı altında yaşamıştır.Cumhuriyet'in ilanı ve rejim değişikliği ile birlikte yen, yaklaşımlar gündeme gelmiş ve Aşar vergisi, tahsil yönteminin değiştirilmesi ile ilgili değerlendirmelere gerek duyulmadan 1925 yılında kaldırılmış ve 1961 yılına kadar tarım sektörü vergilendirilmemiştir.1961 yılında 193 sayılı Gelir Vergisi kanunuyla zirai kazançlar gelir vergisi sistemine dâhil edilmiştir. Fakat siyasi mekanizma, muafiyet ve istisnaların kapsamını geniş tutarak, vergi tabanını daraltmış, belge düzeninin zorunlu olmayışı gibi nedenlerle tarım sektörü kayıt dışı ekonominin büyümesine neden olmuş ve önemli bir gelir kaybına neden olmuştur.Tarımsal kazançların yeterli ölçüde vergilendirilmemesi ve kayıt dışı ekonomiyi büyütmesi, Türk vergi sisteminin gelir kaleminde önemli bir gelir kaybına neden olmuştur. Öte yandan sektördeki vergi yükü de oldukça düşük düzeydedir.4369 sayılı kanunla, nihai vergiye dönüşen stopajın oranının arttırılması ve tüm çiftçilerin kayıt altına alınması tarımın vergilendirilmesi konusunda istenilen sonuçların elde edilmesini sağlayacaktır.
Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği
Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.
Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin değerlendirilmesi ve öneriler
Türk vergi hukukunda uyuşmazlıkların çözümü için farklı yöntemlerin belirlendiği görülmektedir. İdari aşama ve yargı aşaması olarak sınıflandırılan bu yöntemlerin içerisinde uzlaşma müessesesinin önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bununla birlikte devlet tarafından kamu giderlerini karşılamak üzere alınan verginin, toplumsal yaşamı sağlamadaki önemli bir rolü olduğu da yadsınamaz. Bu nedenle, vergi mükellefi ile vergi idaresi arasında vergi miktarı ve cezası üzerinde bir anlaşmaya varılması, kamu yararı gözetilerek genel hukuk kuralları çerçevesinde titizlikle uygulanması gerekmektedir.Bu çalışmada; vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin Türkiye'deki yapısı incelenmiş, uygulamadaki durumu değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde vergi uyuşmazlıkları ve uzlaşma müessesesi üzerinde durulmuş, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmanın uygulanmasına yönelik literatüre uygun olarak bir alt yapı oluşturulmuştur. Daha sonra Türkiye'deki uzlaşma sistemi, istatistiki veriler, genel hukuk kuralları, vergi denetimleri yönünden ve diğer ülkelerdeki uygulamalar yönünden değerlendirilerek öneriler sunulmuş ve yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma
Türkiye'de ihracatta kdv istisnası ve Avrupa Birliği uygulaması ile karşılaştırılması
Katma değer vergisi üretim ve tüketim sürecinin her aşamasında malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanıyarak değer artışı esasını benimsemiş çok aşamalı genel bir satış vergisidir.Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1985'te yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, ?ihracat istisnası? yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. Bu istisnanın uygulamaya konulmasındaki amaçlar ise ihracatın arttırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü arttırmak ve çifte vergilemenin önlenmesidir.Bu çalışmada Katma Değer Vergisinde yer alan ihracat istisnasındaki işleyiş ortaya konulmaya çalışılmış, KDV iadelerinde karşılaşılabilecek olan sorunlara ne şekilde yaklaşılması gerektiği açıklanmaya çalışılmış ve son olarak ihracatın Avrupa Birliği'ndeki işleyişine değinilerek Türkiye ile karşılaştırılması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Katma değer, Katma Değer vergisi, İhracat, İhracat istisnası
Performans esaslı bütçe ve Kütahya il özel idaresinde uygulama
Yerel yönetim birimi olan il özel idareleri halkın da katılımı ile ilin gelirini yönetmekle yükümlü tüzel kişiliklerdir. Ülkemizde tarihi Osmanlı İmparatorluğu'na kadar dayan il özel idareleri, günümüzde ilin yerel ihtiyaçlarını karşılamak ve bu çerçevede ülke ekonomisine de katkıda bulunmak amacıyla faaliyetlerini yürütmektedirler.Bütçe kavramı en genel tanımıyla elde edilen gelirlerin yapılacak olan giderleri karşılayıp karşılayamayacağını belirlemek amacıyla hazırlanan bir belgedir. Özellikle kamu kurumlarında bir yıllık süreyi kapsayan bütçelerin hazırlanmasına yönelik olarak çeşitli bütçeleme sistemleri bulunmaktadır. Bu sistemlerden biri de çalışmaya da konu olan Performans Esaslı Bütçe sistemidir. Performans Esaslı Bütçe Sistemi, kamu hizmetlerinde yapılan harcamalar doğrultusunda en yüksek hizmet çıktısının elde edilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen bir tekniktir. Sistemin uygulanması özellikle kamu uygulamalarında performansa dayalı ölçümlerin yapılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.Performans Esaslı Bütçeleme Sisteminin il özel idarelerinde uygulanmasına yönelik hazırlanan bu çalışmanın birinci bölümünde; il özel idareleri hakkında bilgilere ve il özel idarelerinde yönetimler arası mali ilişkilerin düzenlenmesine ilişkin konulara yer verilmiştir. İkinci bölümünde Performans Esaslı Bütçeleme Sisteminin tanımı, nitelikleri, temel unsurları, aşamaları, kullanılan bilgiler ve Performans Esaslı Bütçe Sisteminin dünyadaki uygulamalarına ayrıntılı olarak değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümünde ise yapılan literatür çalışması doğrultusunda Kütahya İli İl Özel İdaresinde bütçeleme sistemine yönelik uygulama çalışmasına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Performans Esaslı Bütçe, İl Özel İdaresi, Yönetimler Arası Mali İlişkiler, Program Bütçe Sistemi, Performans Sistemi.