
114
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Türkiye'de akaryakıt üzerindeki vergiler ve analizi
Petrol, önemli bir enerji kaynağıdır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak petrole olan bağımlılık ve talep her geçen gün artmaktadır. Özellikle akaryakıt ürünleri gerek üretim gerekse tüketimde vazgeçilmezdir ve tüm sektörlerde temel girdi konumundadır. Özellikle de ulaştırma sektörü akaryakıta bağımlı olarak faaliyet göstermektedir. Keza dünya ham petrol tüketiminin yarıdan fazlasını ulaşım amaçlı akaryakıt ürünleri oluşturmaktadır. Akaryakıt hem ekonomik hem de çevresel gerekçelerle vergilendirilmektedir. Dünyada farklı oranlarda ve biçimlerde vergilendirilen akaryakıt, Türkiye?de bütçelerin önemli bir gelir kaynağıdır. Özellikle akaryakıttan alınan ÖTV ve KDV, yüksek vergi hasılatı sağlamaktadır. Bu vergiler akaryakıt üzerinde önemli bir vergi yükü de oluşturmaktadır. Türkiye akaryakıt vergilerinden dolayı, dünyada en pahalı akaryakıt kullanan ülkeler arasında yer almaktadır. Yüksek vergi yükü, beraberinde pek çok sosyal ve ekonomik olumsuzluğu da getirmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Akaryakıt 2. KDV 3. ÖTV 4. Vergi Yükü 5. Kayıt Dışılık
Dolaylı vergiler yönünden AB mevzuatına uyumun sağlanmasının Türk vergilendirme politikası üzerine etkileri
Bu çalışmada Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde yaptığı hazırlıkların vergi uyumlaştırması yönü ele alınmıştır.Küreselleşen dünyada Avrupa Birliği ile birlikte yoluna devam etmek isteyen Türkiye'nin toplam 35 başlıktan oluşan tam üyelik müzakereleri tamamlama yükümlülüğü bulunmaktadır.35 Fasıl arasında 16. Fasıl olan Vergilendirme başlığı çalışmaları daha çok dolaylı vergiler sınıfında olan Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi alanında yoğunlaşmaktadır.Bu bağlamda, çalışmamızın kapsamı KDV ve ÖTV esas alınarak sınırlandırılmıştır.Avrupa Birliği tarafından hedeflenen ve kuruluşunun temel dayanağı olan ?Ortak Pazar?ın oluşturulması, ancak malların, sermayenin, işgücünün serbest dolaşımı ile sağlanabileceğinden, bu dolaşımın önünde bulunan engellerin mümkün olduğu ölçüde kaldırılması, Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Antlaşma ile hukuki bir temele dayanmaktadır.Bu temelden hareketle, söz konusu serbestliğin sağlanmasında ülkeler arasındaki farklı vergi sistemlerinin birbirine uygun hale getirilmesi gerektiği savunulmuştur.Avrupa Birliğine tam üye olmaya aday olan ülkemizin de vergi politikasını buna uygun bir şekilde oluşturması gerekmektedir.Ancak, vergi uyumlaştırması önemli maliyetleri de bünyesinde barındırır. Öncelikle ulus devletlerin vergi uyumlaştırmasını kabul etmeleri vergi politikasını kullanma yeteneği o ölçüde azaltır.Diğer taraftan, Türk Dolaylı Vergiler Mevzuatının, Avrupa Topluluğunun KDV'ye ilişkin hukuki düzenlemelerine ve uygulamalarına tamamen uyumlaştırılması beklenemez.Çünkü ülkelerin hukuki, ekonomik, kültürel, sosyal yapıları birbirinden farklılık gösterir ve ülkelerin mevzuatları hazırlanırken ve geliştirilirken bu farklılıklar dikkate alınmalıdır.
1980 sonrası sağlık harcamalarının bütçedeki gelişimi ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada sağlık kavramı, sağlık hizmetlerinin özellikleri hakkında genel bilgiler verilmiş ve sağlık harcamaları ile bu harcamaları etkileyen faktörler hakkında açıklamalarda bulunulmuştur.Günümüzde teknoloji ve sağlık bilincindeki gelişmeler ile sosyal refah kavramının hakim görüş olarak benimsenmesiyle birlikte sağlık harcamalarının tüm dünyada hızla arttığı görülmektedir.Türkiye'de kamu sağlık harcamaları, toplam sağlık harcamalarının yaklaşık %70'ine tekabül etmektedir. Bütçeye ağır mali yükler getiren bu harcamaların kontrol altına alınması zorunludur. Sağlık hizmet sunumu ve finansmanı bakımından karmaşık bir yapıya sahip olan ülkemizdeki bu yapı, 2003 yılından itibaren başlayan süreç içerisinde disipline edilmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında birleştirilmiş, SSK ve diğer kamu kurumu hastaneleri Sağlık Bakanlığı'na devredilerek, hizmeti sunan ve finanse eden kurumlarının ayrılmasına çaba gösterilmiştir.Bu çalışmada, artan kamu sağlık harcamalarının kontrol altına alınmasına yönelik olarak çözüm önerilerinde bulunulacaktır.
Gümrüklerde uygulanan idari para cezalarının Kabahatler Kanunu açısından değerlendirilmesi
İdari yaptırımlara ilişkin yapılan yeni düzenleme olan Kabahatler Kanununun 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte bu düzenlemelerin sıklıkla değişmesi uygulamada birtakım tereddütlere neden olmuştur. Tezimizde; Kabahatler Kanunu ve Gümrük Kanunundaki yapılan düzenlemeler sonucu gümrük idarelerinde uygulanan idari para cezalarında, ortaya çıkan problemler ve tereddütlerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Gümrüklerdeki idari para cezaları tezin kapsamını oluşturmaktadır.Usulsüzlük cezalarının Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilmesinde bir problem olmadığı ancak gümrüklerde tahsil edilen vergilere ilişkin oluşan vergi kayıplarının önlenmesi için ön görülen cezaların Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılması mümkün olmamakla birlikte para cezalarında zamanaşımı, müteselsil sorumluluk, cezanın muhatabı, kast, teşebbüs, iştirak konuları hakkında yeni düzenlemeler yapılmasının gerektiği aksi takdirde iş gücü ve maddi kayıplar ile birlikte idari ihtilaflara yol açacağı düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler1.Kabahatler Kanunu2.Gümrük Kanunu3.Gümrük Müşavirleri4.İdari Para Cezaları5.Vergi
Uluslararası vergilendirme sorunları ve Türk vergi sistemi açısından etkilerinin analizi ve değerlendirilmesi
Küreselleşme kavramı çerçevesinde uluslararası piyasalarda ortaya çıkan vergilendirme sorunlarının incelenmesi ve uluslararası arenada ortaya çıkan vergilendirme sorunlarının Türkiye ekonomisine etkilerini Türk vergi sistemi çerçevesinde analiz edilmesini amaçlayan tez çalışması uluslararası vergilendirme sorunlarını ve bu sorunların Türk Vergi Sistemi açısından etkilerini kapsamaktadır.Küreselleşme ekonomik, mali, sosyal ve siyasal alanda birçok etkisi olan ve bu etkilerini bütün Dünya çapında hissettiren bir olgudur. Küreselleşme olgusunun en önemli etkilerinden biri vergi alanında olmuştur. Küreselleşme olgusu uluslararası vergilendirme sorunlarının boyutunu değiştirmiştir. Küreselleşme sonunda ortaya çıkan bu sorunlar devletlerin vergi sistemlerini derinden etkilemiştir. Küreselleşme olgusu beraberinde, elektronik ticaret, vergi rekabeti, transfer fiyatlandırması gibi vergilendirme sorunlarını getirmiştir. Bu sorunlar Türk Vergi Sistemi üzerinde de etki sahibi olmuştur.Elektronik ticaretin Türk Vergi Sistemi açısından etkileri ele alındığında bu etkiler, vergi kaybı, vergi idaresinin idari maliyetleri ve rekabet eşitsizliğinin vergi gelirlerine etkileri olarak karşımıza çıkar. Küreselleşme sonucunda ortaya çıkan diğer bir vergilendirme sorunu olan vergi rekabetinin etkileri, vergi gelirlerinin azalışı, vergi yükünün mobil olmayan üretim faktörlerine kayması ve kamu hizmet sunumu kalitesinin bozulması olarak özetlenebilir.Türk Vergi Sistemi üzerinde de etkileri olan uluslararası vergilendirme sorunlarının olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesi, vergi kayıplarının ve vergilendirmedeki adaletsizliğin önüne geçilmesi için yeni düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Yapılacak olan bu düzenlemeler, devletlerin bireysel çabaları olarak kalmamalı, uluslararası platformda da uygulanacak düzenlemeler olmalıdır.
Kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından Kamu İhale Kanununda öngörülen ihale usullerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi
Avrupa Birliği'ne uyum ve kamunun yeniden yapılandırılması çalışmaları ile birlikte kamu alımları alanında güncelliğini kaybetmiş, uluslararası kamu alım düzenlemelerine uyum sağlayamayan Devlet İhale Kanunu yerine Kamu İhale Kanunu 2003 yılından itibaren uygulanmak üzere yürürlüğe konmuştur.Tezimizde ise, yürürlüğe girdiği 2003 yılından günümüze değin geçen süreçte kamu kaynaklarının kullanımında Kamu İhale Kanunu'nun rekabet, saydamlık, eşit muamele ve kamuoyu denetimi ilkeleri çerçevesinde ihale usullerinin etkinliği sağlanması yönünden değerlendirilmesi, etkinliği sınırlandıran düzenlemelerin tespiti ile çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.Bu çerçevede tezimizin birinci bölümünde kamu harcamalarında etkinlik ve verimlilik kavramları hakkında teorik bilgi verilmiş, kanuni düzenlemelerin kamu hizmetlerinin sunumu üzerideki etkisi değerlendirilmiştir.İkinci bölümde ise günümüze kadar uygulanan ihale kanunları hakkında bilgiler verilmiş, Devlet İhale Kanunu'ndan, Kamu İhale Kanunu'na geçiş nedenleri belirtilmiş, Kamu İhale Kanunu'na kaynaklık eden uluslararası kamu alım düzenlemeleri ile Avrupa Birliği Kamu Alım Direktifleri hakkında bilgiler verildikten sonra Kamu İhale Kanunu ile getirilen yenilikler ifade edilmiştir.Üçüncü ve son bölümde ise Kamu İhale Kanunun kapsam,ve istisnalarda dikkate alınarak, ihale usullerinin, rekabet, saydamlık, eşit muamele ve kamuoyu denetimi açısından değerlendirilmesi yapılmış söz konusu ilkelere uyum sağlayamayan düzenlemeler hakkında bilgi verildikten sonra Kanunun, kamu kaynaklarını tam olarak kapsayamaması, istisnaların çokluğu ve sürekli artırılması, ihale usulleri ile istekli seçimi konusunda idarelere çok geniş takdir yetkileri verilmesine rağmen, takdir yetkilerinin denetiminin son derece sınırlandırılmasının kamu alımlarında rekabet, eşit muamele ve kamuoyu denetimi ilkelerine engel olması nedenleriyle kaynak kullanımında etkinliği sağlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler1- Kamu Kaynakları2- Kamu İhaleleri2- İhale Usulleri4- Rekabet5- Etkinlik
Türkiye'de sosyal parafiskal yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin usul hukuku hükümlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi
Sosyal parafiskal gelirler, birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ile birlikte ülkemizde de sosyal güvenliğin finansmanında kullanılan en önemli kaynaklardan birisidir. Sosyal parafiskal gelirlerin ödenmesi, beraberinde mükellef ve sorumluya bazı şekli yükümlülükler de getirmektedir. Söz konusu sosyal parafiskal yükümlülüklerin yerine getirilmesinde sosyal güvenlik usul hukukuna ilişkin kaynaklar belirleyici olmaktadır.Bu çalışmada Türkiye'de sosyal parafiskal yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin usul hukuku uygulamaları incelenmiştir. Ayrıca Almanya, Hollanda ve İsveç gibi bazı ülkelerdeki uygulamalar, karşılaştırma ve değerlendirmelerde yararlanmak amacıyla araştırılmıştır. Türkiye'de sosyal parafiskal yükümlülüklere ilişkin usul hukuku uygulamalarının 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan birçok hata ve eksikleri bünyesinde bulundurduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda tezimiz, sosyal parafiskal yükümlülüklere ilişkin olarak bağımsız bir usul kanunu düzenlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Kamusal nitelikteki mali yük ve ödevlerin bankacılık sektörü üzerindeki etkilerinin analizi
Bankacılık sektörü, ekonomik birimlerin ihtiyaç duyduğu finansal araçları sunarak fonksiyonlarını yerine getirirken bir yandan da devletin kamusal nitelikli mali yük ve ödevlerine maruz kalmaktadır. Bu yük ve ödevler, hem doğrudan yasalar aracılığı ile hem de devletin bu konuda yetkilendirdiği idari birimleri ile yüklenmektedir.Türkiye'de mevduat bankalarının üstlendiği kamusal nitelikli mali yüklerin rakamsal verilerle desteklenmesi amacıyla tarafımızdan yapılan araştırmada, düzensiz ve eksik veri akışından dolayı ulaşılamayan doğru rakamsal veriler kısıtlılık yaratmıştır. Ancak, sektör mali tabloları ile işlem hacimleri üzerinden kamusal mali yüklerin oranlarının uygulanması ile ulaşılan tahmini değerlerle hesap edilen kamusal nitelikli mali yüklerin, yapılan testler sonucunda gerçeğe en yakın değerler olduğu görülmüştür.Çalışmada, devletin bankacılık sektörü içinde yüksek bir paya sahip mevduat bankalarına 1998-2008 döneminde yüklediği kamusal nitelikli mali yükler, kamusal gelir türleri, kamusal mali yük, yansıma, ekonomik ve merkezi yönetim genel bütçe gelirleri ve sektör bilançoları ayrımına göre kapsamlı olarak değerlendirilmiştir.Kamusal nitelikli mali yükler açısından mevduat bankaları 1998-2008 döneminde, üstlendikleri ekonomik fonksiyonların büyüklüğü göz önüne alındığında, merkezi devlet gelirlerine katkısı miktar olarak artmasına rağmen, gayrisafi milli hasıla, genel bütçe gelirleri içindeki payları bakımındankatkısı önemli ölçüde azalmıştır. Bazı gelir türlerinde mükellef konumunda olan mevduat bankaları yüklenmeleri gereken kamusal yükümlülüklerden daha fazlasını firma ve hane halklarına yansıttıkları görülmüştür. Diğer taraftan, tahsiline aracılık edilen kamusal gelir türlerinin de, hem gayrisafi milli hasıla hem de merkezi yönetim genel bütçe toplam tahsilatı içindeki paylarının azalması önemli görülen bir diğer konudur.Bu açılardan mevduat bankacılığının azalan önemi, sorgulanması gereken bir konu olmaktadır. Azalan önemin çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Birincisi, Türkiye'de bankacılık lobisinin güçlü baskısıdır. İkincisi, çeşitli genel bütçe gelir gruplarının tahsilat miktarları artarken mevduat bankalarının payının azalmasını, gelişen ekonomik yapı içinde genel bütçe gelir gruplarına katkı yapan ekonomik birimlerin sayısının ve niteliğinin artmasıdır. Üçüncüsü, bankaların gerçekleştirdikleri fonksiyonları yerine getiren ikame kuruluşların sayısı ve hacimlerinin büyümesi, diğer bir deyişle aynı işi yapan farklı yapıdaki rakiplerin artması ile dışsallık etkisidir. Dördüncüsü, makroekonomik koşulları etkisi ile faiz oranlarının gerilemesine bağlı olarak, kamu gelir idaresinin üzerinden elde edeceği kamu payının düşmesidir. Beşinci ve son neden de, bankalar, firma ve hane halkları lehine olmak üzere, çeşitli muafiyet ve istisnaların kapsamının genişlemesi ve vergi oranlarında yapılan indirimlerdir.
İthalatta gümrük muafiyetlerinin hukuki, iktisadi, mali ve sosyal etkilerinin analizi
İthalata yönelik uygulanan gümrük muafiyetleri gerek sosyal ve hukuki, gerekse mali ve iktisadi açıdan ortaya çıkardığı etkiler nedeniyle üzerinde önemle durulan bir konu niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde tesis edilen Gümrük Birliği doğrultusunda da taahhüt edilen yükümlülüklerimizin belirli periyotlarla yerine getirildiği görülmektedir. Ülkemizde ithalata yönelik gümrük muafiyet ve istisnaları konusunda AB Muafiyet Tüzüğüne paralel düzenlemeler, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda yapılmıştır. Öte yandan, ithalata yönelik gümrük muafiyet ve istisnaları konusunda Gümrük Kanunu dışında da çeşitli kanunlarda düzenlemeler bulunmaktadır.Gümrük Kanunu'nda bulunan muafiyet ve istisnalar dikkate alındığında ithalde alınan diğer vergilere yönelik mutlak bir vergi muafiyetinden bahsetmek mümkün görünmemektedir. Bu bakımdan gümrük muafiyet ve istisnaları konusunda yapılacak tüm çalışmalarda Gümrük Kanunu'nda yer alan muafiyet ve istisnalarının diğer vergiler bakımından durumu dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.Etkin bir gümrük muafiyeti uygulaması için muafiyet ve istisna konusundaki bu karmaşanın giderilmesine ve muafiyet ve istisna uygulamasına konu olan eşyaların tabi olacakları gümrük işlemlerinin de gerekli analizlere imkan verecek şekilde yeniden düzenlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca, takip mekanizmasının işlevsel bir hale getirilebilmesi ve amaçlanan sonuçların etkinliğinin tespit edilebilmesi amacıyla bu konuda yapılacak gümrük işlemlerinin daha kolay ve seri bir şekilde yürütülmesi için kapsamlı bir veri tabanı oluşturulması zorunluluğu bulunmaktadır.Anahtar Kelimeler:1.Gümrük Kanunu2.İthalattan Alınan Vergiler3.Muafiyet ve İstisnalar4.Gümrük Muafiyeti5.Gümrük İşlemleri
Türkiye'de vergi denetiminin etkinliğinin incelenmesi ve değerlendirilmesi
Vergi kamu giderlerinin finansmanında kullanılan önemli bir maliye politikası aracıdır. Beyan esasının geçerli olduğu vergi sistemlerinde, yükümlülerin beyanı doğru kabul edilmekte ve yükümlülerin vergi beyanlarının doğruluğu ve güvenilirliği vergi denetimi ile sağlanmaktadır.Vergi sisteminin ve vergi idaresinin etkinliğinde temel belirleyici unsur, etkin işleyen bir denetim yapısının varlığıdır. Vergi denetiminin yapısı ve işleyişi, vergi mevzuatı, denetim standartları, denetim elemanlarının sayısı ve nitelikleri, denetimde teknolojik altyapının etkin kullanımı vergi denetiminin etkinliğini belirleyen unsurlar olmaktadır.Vergi denetim elemanlarının yetiştirilmeleri, sayılarının artırılması, denetlenecek sektör, konu ve yükümlülerin belirlenmesinde riskli olanların seçimi, denetim standartlarının ve denetimde iş süreçlerinin belirlenmesi, iyi işleyen bir iç denetim sistemi vergi denetiminde etkinliğin oluşmasına katkı sağlayacaktır.