Department

Türk Edebiyatı Bölümü

Fırat University

254

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sebk-i Hindî şairlerinin (Nâilî, Neşâtî, Fehîm, Şehrî ve Şeyh Gâlib) kasidelerinde övme ve övünme

Kaside, klasik Türk edebiyatında genellikle belirli kişileri övmek için şairlerin tercih ettikleri bir nazım şeklidir. Bu çalışmada ?Sebk-i Hindî? adıyla bilinen klasik edebiyat döneminin önemli şairlerinden Fehîm-i Kadîm, Nâilî-i Kadîm, Neşâtî, Şehrî ve Şeyh Gâlib'in kasidelerindeki övme ve övünme beyitleri incelenmiştir. Beyitler, övülen kişilere göre sınıflandırılmış ve genel olarak karşılaştırma yapılmıştır. Amaç, adı geçen şairlerin övmeyi ve övünmeyi nasıl yaptıklarını, kimleri övdüklerini detayıyla tespit edebilmektir.Çalışmamızda amaçlanan hedeflere genel olarak ulaşılmış ve şairlerin kimleri övdükleri, nasıl övdükleri, şiirleri incelenip tasnif edildikten sonra gözler önüne serilmiştir. Şairler genel olarak Osmanlı Devleti'nin siyasi ve kültürel ortamına uygun olarak kendilerini maddi ve manevi olarak koruyacakları kişileri övmüşlerdir. Bunlar en başta hükümdarlar ve yüksek rütbeli devlet adamlarıdır. Ardından mensup oldukları tarikatların şeyhlerini (Mevlana) veya İslam dininin tanınmış şahsiyetlerini ( Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Hz. Hüseyin vs.) övmüşlerdir.Kendilerini överken de genellikle diğer şairlerden üstünlüklerini ve üstün kişilik özelliklerini tercih etmişlerdir.Anahtar Sözcükler: Kaside, Övme, Övünme

FehimKasideKlasik Türk edebiyatı+6
Hakan Baykut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Türkçesi ağızlarında bağlaçlar

Görevdeş ya da anlamca birbiriyle ilgili kelimeleri, kelime gruplarını ve cümleleri biri birine bağlayan ve şekil ve anlam bakımından ilişki kuran dil birliklerinin birlikte kullanılmasını sağlayan gramer yapısına bağlaç diyoruz. Dolayısıyla bağlaç öbekleri hem yazılı hem de sözlü anlatımda metnin oluşumuna katkı sağlayan önemli bir ögedir. Bu yüzden bağlacın bulunduğu yerde mutlaka kendisinden önce veya sonra bir yargı bütünlüğünün bulunması gerekmektedir.Çalışmamızda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan köy, kasaba, ilçe, il ve bölge merkezlerinde derlenen metinler ve bu metinlerde bulunan bağlayıcılık özelliği olan dil birlikleri çalışmamızın esasını oluşturmuştur.Türkiye Türkçesi Ağızlarında Bağlaçlar adlı çalışmamız; Giriş, İnceleme, Tablolar, Sonuç ve Kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmamızın esasını oluşturan bağlaç kavramı ile alakalı genel bilgiler verilmiştir. Bağlaçların Türkiye Türkçesi ağızlarındaki yeri ve kullanımları anlatılmıştır. Bağlaç ile ilgili kavramlar, farklı görüşler verildikten sonra konu ile ilgili bazı terim teklifleri yapılmıştır.Çalışmamızın asıl amacını oluşturan inceleme bölümünde 152 eserden tespit edilen bağlaçlar kökeni, yapısı, kullanımı, kullanım yeri ve görevi başlıklarında ayrı ayrı incelemeye tabi tutulmuştur.Tablolar bölümünde ise; taranan metinlerde tespit edilen bağlaç ve bunlarla alakalı veriler yedi ayrı başlık altında tablo şeklinde verilmiştir.Sonuç bölümünde doktora çalışmamız boyunca elde ettiğimiz sonuçlar maddeler halinde verilmiştir.Kaynakça bölümünde ise çalışmamız ile alakalı kullandığımız/kullanmadığımız ancak konuyu özümseme noktasında faydalandığımız kaynaklar verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkiye Türkçesi ağızları, bağlaç, bağlayıcı, düşünsel bağlayıcılık.

Anadolu ağızlarıAğızlarBağlam+3
Serdar Yavuz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gülşeni Divanı ve tahlili

Bu çalışma 15. yüzyıl şairlerinden Gülşenî-i Saruhanî'nin hayatı, sanatı,divanının transkripsiyonlu metni ve tahlilinden meydana gelmiştir. Gülşenî-iSaruhanî de diğer şairler gibi edebiyatımızın geleneklerine bağlı kalmış; duygu,düşüncelerini bilinen kelime, mecaz ve mazmunlarla ifade etmiştir.Gülşenî-i Saruhanî Divanı üzerine yaptığımız bu çalışma, şairin kullandığıkelimeler, üslubu ve edebî sanatları kullanışı doğrultusunda, şairi ve şairinyaşadığı dönemi anlamamıza yardımcı olacaktır.Sonuç olarak, bu tezin amacı Eski Türk Edebiyatının önemli şairlerindenbiri olan Gülşenî-i Saruhanî'nin edebi kişiliği ve eserini edebiyat dünyasınatanıtmaktır.Anahtar Kelimeler: 15. Yüzyıl, Gülşenî-i Saruhanî, Divan, TranskripsiyonluMetin, Tahlil

15. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+2
Özlem Kulat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Halit Ziya Uşaklıgil'in romanlarında anne-mekan algısı

Bu çalışmamızda Halit Ziya Uşaklıgil'in romanlarında anne ve mekan algısını açımlamaya çalıştık. Çözümleme aşamasını ise anne ve mekan başlıkları olmak üzere iki ana bölümde inceledik.Çalışmamızı oluştururken esas amacımız fiziksel mekanlar değil, dişileşen/anneleşen mekanların psikolojik ve sosyolojik süreçleri şekillendirmedeki rolünün bireysel boyutuyla değerlendirilmesidir. İmge olarak annenin/kadının ilkel imgeden modern imgeye geçiş süreci, değişimin boyutları ve bunu algılama süreçleridir. Bu süreçler Halit Ziya Uşaklıgil'in yayımlanmış sekiz romanı esas alınarak sunulmuştur.

AnnelikEdebi eserlerEdebiyat+4
Serdar Şen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Eşref Paşa Dîvânı

Bu çalışmada, 19. Yüzyılda yaşamış Div?n Edebiyatının sona erdiği bir dönemde, eski şiir geleneğini devam ettiren Eşref Paşa'nın Div?nı'nı edebiyat gönüllerinin hizmetine sunmayı hedefledik. Eşref Paşa'nın hayatı, eseri ve Div?nı, devir (19.yüzyıl) ,şahsiyet, eser ekseninde ele alınarak incelenmiştir. Transkripsiyon harfleriyle yeniden yazılmıştır, Div?n'ın tıpkıbasımı kitap arkasında verilmiştir.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+5
Serap Urgun Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Seyyid Mehmed Emîn Efendi Divânı (tenkitli metin- inceleme)

Bu çalışma, 18. yüzyıl şairlerinden Seyyid Mehmed Emin Efendi'nin hayatı, sanatı, Türkçe Divanı'nın tenkitli metni ve kısa bir tahlilinden oluşmuştur.Mutasavvıf bir şair olan Seyyid Mehmed Emin Efendi, devrin özelliklerine uygun olarak sade bir dil kullanmış, yazdığı manzumelerle tasavvufî düşüncelerini açıklamıştır.Türk kültür ve edebiyat tarihine geçmişten geleceğe ışık tutan birçok şair ve yazar henüz bilinmemektedir. Bu çalışmayla onlardan biri olan ve divan edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biri olarak düşündüğümüz Seyyid Mehmed Emin Efendi'yi kültür ve edebiyat tarihimize kazandırmak istedik.

18. yüzyılDivan edebiyatıEleştiri+6
Mahmut Gider
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Saha (Yakut) Türklerinin Culuruyar Nurgun Bootur Destanı

Saha (Yakut) Türkleri, Rusya Federasyonu'na bağlı ?Saha (Yakut) Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. Ülkeleri, dünyanın en çetin iklim şartlarına sahip bölgelerinden biri olan kuzeydoğu Sibirya'dadır. Bu zor iklim şartlarında, Kamlık dinlerini, geleneklerini ve göreneklerini uzun yıllar boyunca yabancı kültürlerin etkisinden uzak bir şekilde yaşatmış olan bu Türk boyu, zengin bir sözlü edebiyata sahiptir. Bu zengin sözlü edebiyatın şekil ve içerik olarak en önemli türlerinden birisi de olonho adı verilen destanlardır. Olonho, Sahaların uzun ve soğuk kış gecelerinin en önemli eğlence aracıdır. Bu Türk boyunun asırlar boyunca oluşan kültürel kodları da bu türün içeriğinde gizlidir.Saha sözlü kültüründeki olonho terimi, Anadolu sahasında destanı, olonhohut da destan anlatıcısını karşılamaktadır. Bu çalışmamızda, ülkemizde çok ayrıntılı olarak tanınmayan, olonho adındaki bu sözlü edebiyat ürününün, en çok sevilen örneklerinden birisi olan Culuruyar Nurgun Bootur'u inceledik. Başkahramanı ?Nurgun Bootur? olan bu olonho, nazım-nesir karışık olarak icra edilmiştir. Culuruyar Nurgun Bootur'un pek çok varyantı arasında en yaygın olarak bilineni ise K. G. Orosin'e ait olanıdır.Tezimizde metin olarak Culuruyar Nurgun Bootur'un K. G. Orosin varyantını esas aldık. Bu metni, öncelikli olarak Kiril alfabesinden Latin alfabesine çevirip Türkiye Türkçesine aktardık. Aktarmayı, mümkün olduğunca metnin aslına sadık kalarak yapmaya özen gösterdik. Çalışmamız dört bölümden meydana gelmektedir: Birinci bölümde olonho anlatma geleneği, ikinci bölümde Culuruyar Nurgun Bootur Olonhosu'nun gelenek içerisindeki yeri, üçüncü bölümde olonhonun motifleri ve dördüncü bölümde de metin ve aktarma yer almaktadır. Çalışmamızın sonuna ise metnin Sahaca aslının genel dizinini ve ekler bölümünü ilave ettik.

Culuruyar Nurgun Bootur DestanıDestanlarHalk bilimi+6
Murat Ersöz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Muğla ili Milas ilçesi Çomak dağ köyleri folkloru üzerine bir inceleme

Çalışmamızda Çomak Dağ Kızılağaç Köyü, başta kültürel özellikleri olmak üzere tüm yönleriyle incelenmiştir. Üç bölüm halinde düzenlenen tezin birinci bölümünde Çomak Dağ Kızılağaç Köyü hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın gerçekleştirildiği Kızılağaç Köyü'nde, örneklem grubuna sorulan sorulara verilen cevaplar çerçevesinde köyün demografik özellikleri ortaya çıkarılmıştır ve çoğu zaman tablolar üzerinde değerlendirmeye gidilerek aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Çomak Dağ Kızılağaç Köyü'nde hala yaşamakta olan folklorik unsurlar, ?Köyde Geçiş Dönemleri?, ?Halk Edebiyatı Ürünleri? ve ?Halk Edebiyatının Türlü Yönleri? başlıkları altında ayrıntılarıyla incelenmiştir. Çomak Dağ Kızılağaç Köyü'nün, dört gün süren geleneksel düğünleri, her gün kullanılan altın takıları, geleneksel kıyafetleri, ipekçiliği, yaneşleri, nazarlıkları, dört yüz yıllık evleri, ahşap oymaları ve daha birçok özelliği de resimlenerek ekler başlığı altında yöresel kelimelerden oluşan sözlük ve yöreyi tanıtıcı haritalarla birlikte verilmiştir. İncelemenin sonucunda köyün Türk kültürünün köklerine ait unsurları hala bünyesinde barındırdığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1.Çomak Dağ2.Kızılağaç3.Folklor4.Kültür Öğeleri5.Toplumsal Değişim

FolklorKültürel özelliklerMuğla-Milas-Çomak+1
Seçil Kınacı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Nef'î'nin Türkçe divânında maddi unsurlar

17. yy şairlerinden olan Nef´î'nin Türkçe Divânındaki maddi unsurları incelemiş bulunmaktayız. Çalışmamızı divânın maddi unsurları üzerinde yoğunlaştırmamızın nedeni, Divân Edebiyatı hakkında yapılan ?halktan ve sosyal hayattan kopuk olma? konusundaki eleştirilere cevap vermek idi. Bu amaçla yola çıkarken Nef´î gibi çığır açmış, devrinde ve devrinden sonra okul olmuş bir şair tercihimiz olmuştur. Bilindiği gibi Nef´î Türk Edebiyatında kasideciliğin, fahriye şiirlerinin en meşhur şairlerindendir. Onu seçmemizin bir başka nedeni de şiirlerinin her birinin dönemini aydınlatan tarihi birer vesika niteliği taşımasıdır. Hemen her şiirinde Sultan Ahmet, Sultan Murat ve diğer devlet görevlilerini bulabildiğimiz Nef´î, Türkçe Divânıyla Divân Edebiyatını halktan, sosyal hayattan kopuk ve tamamen şâirâne hayallerden oluşan bir edebiyat olarak değerlendirenlere yy.lar öncesinden cevap vermiş gibidir.Çalışmamız incelendiğinde her bir maddenin tek başına ele alındığı ve eser içindeki kullanım sayılarının teker teker verildiği görülecektir. Genel olarak bakıldığında, eser içinde fazlaca tekrar edilen kelime guruplarının, şairimizin mizacı ve yaşam tarzı ile yakından alakalı olduğu dikkat çekmektedir. Örneğin; divânda ?savaşla ilgili unsurlar? en fazla tekrar edilen kelimeler arasında yer almaktadır. Bu durum hem şairimizin sözünü esirgemeyen tabiatıyla, hem de kasidelerini genellikle devrin padişah ve paşalarına sunuyor olmasıyla alakalıdır.Kısacası eser içindeki maddi unsurların incelenmesi şairi, yaşam tarzını, kişiliğini daha iyi anlamamıza yardım ettiği gibi; genel olarak Divân Edebiyatı hakkındaki yersiz eleştirileri de tekrar değerlendirmemiz gerektiğini göstermiştir.KEY WORDSMaddi kültür=Materical cultureNef’i=Nef’iDivan edebiyatı=Divan literatureDivan şiiri=Court poemTürkçe Divan=Turkish Divan

Divan edebiyatıDivan şiiriMaddi kültür+1
Tuğba Güngör
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Klasik Türk şiiri'nde sebk-i hindî (Hint üslûbu)

Bu tez, 17 ve 18. yüzyıllarda, Klasik Türk Şiiri'nde, Hint üslûbu ile şiirler yazan yedi önemli şairin şiirlerinden yola çıkarak, söz konusu üslûbun ortak özelliklerine ulaşmayı amaçlamaktadır. Yani bir tür, devir üslûbu araştırmasıdır. Böylece, yaklaşık altı asır, kesintisiz devam eden Klasik Türk Şiiri'nin, kendi içinde farklı ekollere sahip olduğu görülecektir.Çalışmamız, çağdaş üslûp bilimi metotlarına dayanmaktadır. Bu yüzden yer yer, istatistikî metotlar da kullanılmıştır. Ancak örnek alınan metinler, Klasik şiirin ürünleri olduğundan, yeri geldikçe, geleneksel belâgat terim ve metotlarından da istifade edilmiştir.Çalışmamızda, Sebk-i Hindî'nin Klasik şiirimizde, 17 ve 18. yüzyıllarda, belli bir çevrede etkili olduğunu gördük. Ancak onun etkileri, söz konusu yüzyıllarda yaşayan bütün şairlerde görülmez. Bu üslûp Hint-İran estetiğini, Türkçe üslûbun tabii gelişimi içinde ilerletebilen şairlerce kullanılmıştır. Dil gelişimi açısından, Türkçe'nin doğal seyrinden sapma sayılabilecek bu üslûp; mana, muhteva ve estetik açısından, Klasik şiirimizi çok önemli noktalara ulaştırmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Sebk-i Hindî (Hint üslûbu)2.Üslûp3.Klasik Türk Şiiri4.Divan Edebiyatı5.Estetik

Divan edebiyatıEdebi akımlarEdebiyat+2
İsrafil Babacan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00