
97
Archived Theses
4
DOIs Assigned
4%
DOI Rate
Discipline
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin cep telefonu kullanımı ve dijital oyun oynama alışkanlıklarının incelenmesi
Bilgisayar, cep telefonları ve dijital gelişmelere paralel olarak hızla artan teknoloji insan hayatında birçok değişimi beraberinde getirmiştir. Özellikle oyun oynama alışkanlıklarında önemli değişimler görülmüştür. İnternet kullanımına uyumlu akıllı telefonların yaygınlaşması ile birlikte cep telefonlarında oynanabilen oyunlar kullanıcılar tarafından daha çok tercih edilmeye başlanmıştır. Bu araştırma ile spor bilimleri alanında öğrenim gören öğrencilerin cep telefonu kullanım sıklıkları ve oyun oynama alışkanlıkları incelenmiştir. Araştırma tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Türkiye'deki üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinde veya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Spor Bilimleri Fakülteleri veya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları arasında tesadüfi yöntemle belirlenmiş altı fakülteden 304 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özellikleri, cep telefonu kullanım durumları, oyun oynama nedenleri ve cep telefonu kullanım amaçları olmak üzere dört ana başlıkta hazırlanmış anket formu online olarak uygulanmıştır. Araştırma verileri SPSS 24,0 paket program kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizlerinde yüzde, frekans, t testi ve varyans analizleri uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde katılımcıların %47'si kadın, %53'ü erkek, %34,2'sinin 8 yıl ve üzeri cep telefonu kullandığı, %35,5'inin gün içerisinde 3-5 saat telefonla zaman geçirdikleri, %66,4'ünün 1 saat cep telefonlarında oyun oynadıkları, %81,2'sinin akşam ve gece vakitlerinde oyun oynadıkları ve genellikle sportif oyun türlerini tercih ettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların oyun oynamayı sevdikleri, oyunda başarılı olunca mutlu oldukları ve tekrar oynamak istedikleri belirlenmiştir. Oynanan oyunların bağımlılık yaptığını düşündükleri ama oyun oynamayı zamanı boşa geçirmek olarak görmediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcıların oyunların eğitim amaçlı kullanılabileceğini, şiddet içerikli oyunların kişilerde olumsuz etkiler yaratabileceği tespit edilmiştir. Katılımcıların oyun oynama nedenleri ile cinsiyet, yaş, okudukları bölüm ve spor branşları arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Katılımcılar arasında oyunlara para harcayanların ve oyunda karakteri olanların daha yüksek sürelerde oyun oynadıkları belirlenmiştir. Araştırma grubunun oynadıkları oyun türü ile cep telefonu kullanım amaçları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Araştırma grubunun cep telefonu kullanım amaçları ile cinsiyet, yaş, bölüm ve spor branşları arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Katılımcıların cep telefonu kullanım amaçlarına bakıldığında internete bağlanma oranlarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların gelir durumu, cep telefonu kullanma süresi, günlük cep telefonu kullanım süresi, günlük mobil oyun oynama süresi, gün içinde oyun oynanan zaman dilimlerinin cep telefonu kullanma amaçları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak; araştırmada yer alan üniversitelerin spor bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin cep telefonu kullanım düzeylerinin ve dijital oyun oynama sürelerinin yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Cep telefonu, Dijital Oyun, Öğrenci
12 haftalık düzenli ip atlama egzersizlerinin sürat ve çevikliğe etkisi
Bu çalışma 12 haftalık düzenli ip atlama egzersizlerinin sürat ve çevikliğe etkisini incelenmek amacıyla yapıldı. Çalışmada Zonguldak ilinde 10-11 yaş aralığında haftada 3 kez düzenli basketbol antrenmanlarına katılan ve herhangi bir sağlık problemi olmayan (n=38) erkek, (n=35) kız ve (n=4) elemeleri geçemeyen katılımcılar olmak üzere toplam (n=73) gönüllü katılımcı yer aldı. Katılımcıların tamamına çalışmalara başlamadan önce çift ayak sıçrayacak şekilde ip atlama alıştırmaları verildi, ip atlama becerisi olmayan (n=4) katılımcılar çalışmaya dahil edilmedi. Katılımcılar çalışma öncesinde rastgele seçilerek deney ve kontrol grubu olarak ikiye ayrıldı. Bütün katılımcılara çalışma başlangıcında; durarak uzun atlama, sürat, denge, çeviklik testleri uygulandı. Deney grubunda yer alan katılımcılara haftada 3 gün katıldıkları basketbol antrenmanlarının sonunda, 12 hafta boyunca haftada 3 gün günde 5 setten oluşan ip atlama egzersizleri uygulandı. Kontrol grubu ise sadece basketbol çalışmalarına katıldı. Elde edilen veriler SPSS 20.0 paket programı ile değerlendirildi. Gruplar arasındaki farklılıkların belirlenmesinde Mann-Whitney U, bağımlı iki grup (ön test ve son test) arasındaki farklılıkların belirlenmesinde ise Wilcoxson testi kullanıldı. Çalışma sonucunda; deney grubu durarak uzun atlama, sürat, denge, çeviklik ön test-son test verileri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0.05), kontrol grubunda ise istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edildi (p>0.05). Sonuç olarak 12 haftalık düzenli ip atlama egzersizlerinin durarak uzun atlama, sürat, statik denge ve çevikliği geliştirdiği saptandı. Buna göre bu yaş gruplarının bazı motor özelliklerinin gelişimi için antrenmanlara ip atlama egzersizlerinin de eklenmesi tavsiye edilebilir.
Pandemi kısıtlamaları sürecinde polis memurlarının beslenme alışkanlıkları ile fiziksel aktivite düzeylerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, pandemi kısıtlamaları sürecinde polis memurlarının beslenme alışkanlıkları ile fiziksel aktivite düzeylerinin demografik değişkenler aracılığıyla değerlendirilmesidir. Araştırmanın evrenini Eskişehir ilinde görev yapan 2253 polis memuru oluştururken, çalışma örneklemini Eskişehir il merkezinde görev yapan 22-55 yaş arasında 485 polis memuru oluşturdu. Katılımcılara demografik özelliklerin sorgulandığı Kişisel Bilgi Formu, Diyet Davranışı Formu ile Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (UFAA- KF) uygulandı. Polislerin % 89,9 nun erkek, % 52,8 nin 26-30 yaş aralığında, % 48,5 nin 71-80 kg aralığında, % 62,3 nün BKİ normal aralıkta, % 51,8 nin bekar, % 68,9 nun lisans öğrenim düzeyinde, % 61,4 nün 1-5 yıllık mesleki deneyime sahip, % 56,3 nün covid-19 enfeksiyonu geçirmediği, % 68,9 nun covid-19 enfeksiyonu geçiren akrabası olduğu, % 92,0 nin kronik bir hastalığının olmadığı, % 59,6 nın kendisini riskli grupta görmediği tespit edildi. Polislerin covid-19 kısıtlamaları sürecinde günlük yaşamda meydana gelen değişimler incelendiğinde; cinsiyet, beden kitle indeksi, medeni durum, mesleki deneyim, covid-19 enfeksiyonu olma durumu, covid-19 enfeksiyonu olan akraba, kronik hastalık ve kendini riskli grupta görme değişkenlerine göre anlamlı farklılık bulundu. beslenme alışkanlıklarında meydana gelen değişimler incelendiğinde; cinsiyet, yaş, beden kitle indeksi, mesleki deneyim, covid-19 enfeksiyonu olma durumu, covid-19 enfeksiyonu olan akraba, kronik hastalık ve kendini riskli grupta görme; fiziksel aktivite düzeyinde meydana gelen değişimler incelendiğinde; covid-19 enfeksiyonu olma durumu, covid-19 enfeksiyonu olan akraba ve kendini riskli grupta görme değişkenlerine göre anlamlı farklılık bulunurken diğer değişkenlerde anlamlılık bulunmadı. Sonuç olarak yapılan bu çalışmada polis memurlarının pandemi döneminde beslenme alışkanlıklarında ve fiziksel aktvitelerinde olumlu ve olumsuz değişimlerin gözlemlendiği söylenebilir.
Investigating the relationship between internet use self-efficacy levels and online information-searching strategies of the students of the department of sports management
The purpose of this study is to investigate the relationship between the self-efficacy of internet usage and the online information searching strategies of the sports management students. In this study, a descriptive research (screening) method was used. The literature forming the basis of the study was obtained through a comprehensive literature review. The study was conducted with 902 students who were studying sports in the Sports Management departments at Fırat University, Ardahan University, Ağrı İbrahim Çeçen University, Inonu University, and Erzincan University. Demographic information (12 items), an internet self-efficacy scale (17 items) and a scale measuring online information search strategies scale (25 items) were all prepared in order to obtain the statistical data from the students. Analyses of the data obtained from the scale forms were conducted using the SPSS 22.0 package program. Frequencies and percentages were calculated in configuration to show the distribution of the research group according to their demographic variables. Independent sample t-tests and one-way variance analyses (ANOVA) were used for the parametric data to assess the levels of difference depending on the independent variables. For the non-parametric data, the Kruskal Wallis test and the Mann-Whitney U tests were used. "Correlation Analysis" was conducted to determine the level of the relationships between the sub-dimensions. The statistical significance level (alpha (α) error level) was accepted as p <0.05. As a result of the study, significant differences were determined between the groups in the variables of gender, monthly income, type of education and age according to the internet self-efficacy scale of the research group. In the online information searching strategies scale, significant differences were observed according to variables of gender, monthly income, type of education, age and the grade of sports education. It was concluded that internet self-efficacy of students receiving sports education was related to their online information searching strategies. Keywords: Internet, Information, Self-Efficacy, Sports Management, Student
Elazığ ili fitness salonlarında spor yapan kadınların spora güdülenmesi
Bu araştırmada, Elazığ ilinde spor tesislerinde spor yapan kadınların spora kendilerini güdüleyen neden ve etkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak tarafımızdan geliştirilern 3 soruluk ( yaş, öğrenim durumu, spor yapma yılı) kişisel bilgi formu, Pelletier ve ark . tarafından geliştirilen ve Kazak tarafından Türkçe güvenilirlik ve geçerliliği yapılan, 28 maddeden oluşan Sporda Güdülenme Ölçeği (Sport Motivation Scale). kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 22 paket programına girilerek istatistiksel analizleri gerçekleştirilmiştir. Yorumlar tablolar ile desteklenip, yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada sonuç olarak kadın üyelerin spora güdülenme düzeyleri incelendiğinde yaş düzeyleri açısından içsel güdülenme düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık görülmezken, 18-21 yaş grubunda yer alan kadınların dışsal düzenleme ve içe atım düzeylerinin yüksek olduğu, yine kadın üyelerin spora özgü güdülenme düzeyleri spor yılı değişkeni açısından değerlendirildiğinde spor yılı yüksek olan kadınların içsel güdülenme ve bilmek başarmak alt boyutlarına katılım düzeylerinin yüksek olduğu ve fitness merkezi üyesi kadınların spora özgü güdülenme düzeyleri öğrenme yılı değişkeni açısından değerlendirildiğinde içsel güdülenme düzeylerinde uyaranı yaşamak alt boyutlarında ilkokul mezunlarının katılım düzeylerinin lisans üstü mezunlarına oranla daha yüksek düzeyde belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın, spor, güdülenme, içsel güdülenme, dışsal güdülenme.
Spor eğitimi alan öğrencilerin mesleki kimlik durumları, girişimcilik niyetleri ve kariyer planlama tutumları arasındaki ilişki
Bu araştırma, üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinde ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okullarında spor eğitim gören öğrencilerin görüşleri doğrultusunda mesleki kimlik durumları, girişimcilik niyetleri ve kariyer planlama tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de Fırat Üniversitesi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde spor eğitimi gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma grubu ise rastgele yöntemle seçilmiş 1120 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin görüşlerini ortaya koyabilmek için üç adet ölçek formu kullanılmıştır. Birinci ölçek, "Mesleki Kimlik Durumu Değerlendirmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, 30 madde ve 6 boyuttan oluşmaktadır. İkinci olarak, öğrencilerin girişimcilik niyetlerini belirlemek amacıyla "Girişimcilik Niyeti Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, 6 madde ve tek boyuttan oluşmaktadır. Üçüncüsü ise "Kariyer Geleceği Ölçeği'dir". Ölçek, 25 madde ve üç boyuttan oluşmaktadır. İlk olarak, ölçeklerin ve alt boyutlarında elde edilen verilerin normallik varsayımını gerçekleştirip gerçekleştirmediğini belirlemek için normallik testi yapılmıştır. Daha sonra araştırma grubunun, kişisel değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak ve bağımsız değişkenlere bağlı farklılaşma düzeyini değerlendirmek için parametrik ve non-parametrik testler uygulanmıştır. Yine bağımlı değişkenler arasında ne düzeyde ve yönde bir ilişki olduğunu belirlemek için "Pearson Korelasyon Analizi" yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, cinsiyet, yaş, ailenin aylık geliri, sınıf, anne ve babanın eğitim durumları gibi değişkenler geleceğe yönelik kariyer planlamaları yapılırken öğrencileri etkilediği görülmüştür. Kariyer planlaması yapılırken kadınların erkeklere oranla daha kararlı oldukları görülmüştür. Girişimcilik konusunda ise erkeklerin daha ön planda oldukları görülmüştür. Yaş büyüdükçe gelecek planlamalarının daha da ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Özellikle ailesinin aylık geliri düşük öğrencilerin gelecek endişesini daha çok yaşadığı görülmekte ve ebeveynlerin eğitim durumlarının yüksek olmasının öğrencilere kariyer hedefleri koyarken kolaylıklar sağladığı belirlenmiştir. "Mesleki Kimlik Durumları Ölçeği", "Girişimcilik Niyetleri Ölçeği" ve "Kariyer Geleceği Ölçeği" arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ölçekler arasında en güçlü ilişkinin "Mesleki Kimlik Durumları Ölçeği" ve "Kariyer Geleceği Ölçeği" arasında (r= 0.580; p<0.000) orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor eğitimi gören öğrencilerin girişimcilik konusunda bilgi sahibi olmaları amacıyla fakülte/yüksek okul ders müfredatına "Girişimcilik" adı altında yeni bir ders koyulabilir ve bütün öğrencilere meslek seçimi konusunda özellikle üniversite eğitiminin başlarında detaylı rehberlik yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Mesleki Kimlik, Girişimcilik, Kariyer Planlama Tutumları, Spor Eğitimi
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde yaz okulunda faaliyet gösteren sporcuların spora katılım güdülerinin incelenmesi (Elazığ il örneği)
Bu çalışmada Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Bünyesinde Yaz Okulunda Faaliyet Gösteren Sporcuların Spora Katılım Güdülerinin İncelenmesi (Elâzığ İl Örneği) amaçlanmıştır. Çalışmaya Elâzığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Bünyesinde açılan 2019 yılı yaz spor okullarında faaliyet gösteren 682 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama araçları olarak tarafından hazırlanan, birinci bölümde kişisel bilgiler (yaş, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, spor branşınız), ikinci bölümde ise; spora katılım düzeylerini belirlemek için, Gill, Gross ve Huddleston (1983) tarafından geliştirilen ve Çelebi (1993) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan'' Spora Katılım Güdüsü Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmada SPSS 25 istatistik paket programından yararlanılmış, yüzdeler, dağılımlar, aritmetik ortalama ve standart sapmaları belirlenmiştir. İkili gruplarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi (independentsamples t-testi), gruplar arasındaki farklılıklarda ve çoklu karşılaştırmalarda "ANOVA" testi ve Spora Katılım Güdüsü Ölçeği toplam ve alt boyutları ilişkisinin belirlenmesi gayesiyle Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada istatistiksel analizlerin anlamlılık düzeyleri p<0,05'e göre belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre cinsiyet değişkenine göre sporcuların spora katılımında ''Beceri Gelişimi '' en önemli faktör olarak görülmüş ve tüm alt ölçekler açısından ise benzer bir biçimde güdülendikleri söylenebilir. Annesi ilkokul mezunu olan sporcuların Başarı, Takım Üyeliği ve Beceri için spora daha yüksek, babası ilkokul mezunu olan sporcuların Takım Üyeliğinde, üniversite mezunu olanların ise eğlence açısından spora daha çok katılım gösterdiği görülmüştür. Sporcuların branşlarına göre hareket bakımından spora katılımda fark görülmediği tüm alt boyutlardan ise etkilendiği görülmüştür. Sonuç olarak araştırmamızda ailenin eğitim düzeyi düştükçe sporcuların spora katılımı daha çok başarı, kendini kabul ettirme, ailenin eğitim düzeyi arttıkça ise spora katılımı daha çok eğlence amacıyla yaptığı sonucunu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Spor Okulu, Sporcu, Güdü.
Futbolda yeni bir alan testi kullanılarak anaerobik eşik ve koşu hızı ilişkisi ile performans düzeyinin belirlenmesi
Bu çalışmada, futbolda yeni bir alan testi kullanılarak anaerobik eşik ve koşu hızı ilişkisi ile performans düzeyinin belirlenmesi amaçlandı. Bu çalışmaya ortalama yaşları 24.95 ± 3.79 yıl olan ve Türkiye Profesyonel Futbol Birinci Liginde futbol oynayan 20 profesyonel erkek futbolcu gönüllü olarak katıldı.Bu çalışmada deneklere biri açık havada koşu bandı testi (KBT), ikisi futbol sahasında alan koşu testi (AKT-1 ve AKT-2) olmak üzere üç test uygulandı. Bu nedenle 20 denek her grupta beş kişi olmak kaydıyla, rast gele dört gruba ayrıldı. Denekler koşu bandında %0.0 eğimde ve 8.0 km/h başlangıç hızında her 3 dk' da bir 1.0 km/h artırılan koşu protokolünde kan laktat seviyesi 4.0 mM/L'ye ulaştığı veya üzeri değer elde edilene kadar egzersiz yaptı. Her hız artımından önce bir dakikalık pasif dinlenme verildi. AKT testinde KBT için tanımlanan test protokolünün aynısı uygulandı.Metabolik ve fizyolojik cevaplar Bağımlı İki Örnek T-Testi ile araştırıldı. AKT testinin test-tekrar test güvenirlik analizi Sınıfiçi Korelasyon Katsayısı (R) ile geçerlik analizi ise Pearson'un Korelasyon Katsayısı (r) ile saptandı. Analizlerde 0.01 ve 0.05 anlamlılık düzeyi kullanıldı.Ölçümler sonucunda, futbolcuların 2.0 mM/L (Y), 2.5 mM/L (YaD), 3.0 mM/L (YoD), 4.0 mM/L (LaE), 4.1+ mM/L (LaT) ve maksimal seviyeleri belirlendi. Ortalama KBT ve AKT hızları (km/h) ile KAH (atım/dk) değişkenlerine ait AKT-1 KAH ile AKT-2 KAH değerleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken (p>0.05), diğer değerler arasında anlamlı farklar saptandı (p<0.05; p<0.01). AKT testlerine ait (R) değerleri KAH için 0.91 ile 0.97 ve HIZ için ise 0.88 ile 0.98 arasında yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. KBT ve AKT-2 testlerine ait (r) değerleri KAH için 0.93 ile 0.95 ve HIZ için ise 0.81 ile 0.92 arasında yüksek düzeyli bir ilişki bulunmuştur (p<0.01).Elde edilen bu sonuçlara göre; aerobik kapasitenin önemli bir kriteri olan anaerobik eşik seviyesinin ölçümünde ve antrenman seviyelerinin belirlenmesinde AKT testinin, laboratuar (KBT) testlerine bir alternatif olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Artan yüke karşı egzersiz testinin anaerobik eşik altı ve üstü bölgelerinde akciğer gaz değişimi parametrelerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı; antrenmanlı ve antrenmansız bireylerde yapılan artan yüke karşı egzersiz testinin anaerobik eşik altı ve üstü bölgelerinde solunum (VE), O2 alımı (VO2) ve CO2 atılımı (VCO2) arasındaki ilişkilerin karşılaştırmalı olarak belirlenmesidir. Çalışmada, sedanter (n=10) ve antrenmanlı (n=10) bireylerde şiddeti düzenli olarak artan yüke karşı egzersiz testi uygulandı. Solunum gaz değişim parametreleri; gaz analizör sistemi kullanılarak solunumdan solunuma tespit edildi. Solunum parametreleri türbin hacimli transdüser kullanılarak değerlendirildi. Kardiyak cevabı değerlendirmek için 12 derivasyonlu elektrokardiyografi kullanıldı. Anaerobik eşik (AE) V-slope metodu kullanılarak tespit edildi. Veriler Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edildi. 26±0.9 sporcularda 27.5±0.7 VE/VCO2 değerleri ısınma döneminde sedanterlerde 32±1.6 ve sporcular da 32±0.6; AE bölgesinde sedanterlerde 26±1 ve sporcularda 26.5±0.7; SKN'de sedanterlerde 26±0.9 sporcularda 27.5±0.7 maksimalde de sedanterlerde 30±1.3 sporcularda ise 30±1.1 olarak bulunmuş gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlılık bulunmamıştır. (P>0.05). Sonuç olarak; solunum, O2 alımı, CO2 atılımı, iş güçleri farklı olmasına rağmen sporcu ve sedanterler arasında 25-27 seviyelerde olup fark bulunmamaktadır. Bu VE/VCO2 değerlerin artması hastalık belirtisi olarak kullanılmaktadır fakat alt seviyelere düşüklüğü sağlamlılık derecesi olarak kullanılmamaktadır.
Egzersiz uygulanan ratlarda krom pikolinat takviyesinin glukoz ve lipid metabolizması üzerine etkisi
Egzersiz uygulanan ratlarda, krom pikolinatın lipid peroksidasyon ve artan Glukoz ihtiyacı ve taşımında görevli Glukoz taşıyıcılarının düzeyleri üzerine etkileri, oksidatif stres ve biyokimya serum parametrelerinin değişimleri araştırılmıştır. Araştırma materyalini, 6 grupta (Kontrol, krom pikolinat, Egzersiz, Egzersiz+krom pikolinat, Akut Egzersiz ve Akut Egzersiz+krom pikolinat) 7 adet olmak üzere toplam 42 adet 8 haftalık yaşta erkek Wistar albino ırkı rat kullanıldı. Ratlar başlangıçta 10 m/dk hızla koşmaya başlatıldı ve kontrollü artışlarla 2 haftalık alışma süresinin sonunda 30 m/dk, %0 eğim, 30 dakika koşu protokolü uygulandı. Ratlar, diyetle krom pikolinat uygulanmaya başladıktan sonra 6 hafta boyunca haftada 5 gün olmak üzere koşu testine tabi tutuldu ve son gün akut egzersiz (ratlar yoruluncaya kadar koşu bandında koşması) protokolü uygulandı. Veriler, IBM SPSS (versiyon 22) paket programında ANOVA prosedürü kullanılarak değerlendirildi. Gruplar arası karşılaştırmalar Tukey Post Hoc testi ile analiz edildi. Veriler grup ortalamaları ve ortalamanın standart hatası (SEM) olarak verildi. Verilerde istatistiksel önemlilik, olasılık değerleri P<0.05'den küçük olan değerler için anlamlı olarak tanımlandı. Sonuç olarak, akut egzersizi oksidatif stresi artırırken, kronik egzersiz ise lipid peroksidasyon düzeyini düşürerek oksidatif stresi azaltmıştır. Bu etkisini de glukoz taşıyıcılarını regüle ederek göstermiştir. Ayrıca, radlarda krom pikolinat tüketiminin GLUT-2 ve GLUT-4 düzeylerini arttırarak etkisini göstermiştir. Bu arada kronik egzersiz ve krom pikolinat da sinerjik bir etki göstererek oksidatif stresi azalttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, krom pikolinat, Oksidatif Stres, Glukoz Taşıyıcıları.
Elazığ ilindeki işitme engelli ve işitme engeli bulunmayan bireylerin fiziksel parametrelerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada; Elazığ ilindeki işitme engelli bireyler ile işitme engeli bulunmayan bireylerin bazı fiziksel parametrelerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda elde ettiğimiz bulgular dahilinde grupların fiziksel özellikleri ve fiziksel parametreleri karşılaştırılarak incelenmiştir. Çalışmaya, 9. ve 10. sınıfta eğitim gören toplam 40 erkek sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Sporcuların 20 tanesi spor yapan işitme engelli sporcular ve 20 tanesini de işitme engeli olmayan sporcular oluşturmuştur. İşitme engelli sporcular, Elazığ İşitme Engelliler Okulunda eğitim gören öğrencilerden seçildi. İşitme engelline sahip olmayan öğrenciler ise Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi sporcu öğrencilerinden seçilmiştir. Sporculara uygulanan parametreler; Boy ve Vücut Ağırlığı, Beden Kitle İndeksi (BKI), Nabız ölçümleri, Dikey Sıçrama testi, Esneklik testi, Denge testi, 10 metre sürat testi, Sağ ve Sol el pençe kuvveti, Durarak Uzun atlama ve Anaerobik Güç ölçümlerinden oluşmaktadır. Verilerin istatistiksel analizlerinin yapılmasında SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkların tespitinde bağımsız gruplar için Independent Samples "t" testi kullanılmıştır. Sonuç olarak; İşitme engelli ve işitme engelli olmayan aktif spor yapan lise öğrencilerinin fiziksel parametreleri karşılaştırıldığında, İşitme engelli olmayan öğrencilerin Dinlenik nabız, sürat ve denge becerilerinin daha iyi, işitme engelli olan öğrencilerin Sol el-pençe kuvvetinin daha yüksek olduğu, Esneklik, Sağ el-pençe kuvveti, Durarak uzun atlama, Dikey sıçrama ve Anaerobik Güç ölçümleri arasında anlamlı bir farklılığın bulunmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İşitme Engelli, Fiziksel Parametre, Spor…
Farklı spor branşlarındaki üniversite öğrencilerinin dikkat düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada; Farklı branşlardaki üniversite öğrencilerinin dikkat düzeyleri ölçülerek farklı spor branşlarındaki sporcular ile sedanterler arasındaki ilişkilerin şiddeti, yönü ve sporun dikkat üzerine etkisi ortaya çıkarılmak istenmiştir. Araştırma, sporcu ve sedanterlerin dikkat düzeyleri, cinsiyet, açık ve kapalı alanlar, raket ve salon sporları ile savunma ve diğer spor branşları açısından karşılaştırmak temel hipotezi ile dizayn edilmiştir. Araştırmanın evrenini Fırat Üniversitesi 2016-2017 eğitim öğretim yılında okuyan ve 17-28 yaş aralığında 16 branşta (Atletizm, Basketbol, Voleybol, Futbol, Futsal, Masa Tenisi, Tenis, Badminton, Boks, Güreş, Taekwondo, Hentbol, KickBoks, Halk Oyunları, Karete, Atıcılık) sportif faaliyette aktif olan 942 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise 942 öğrenci arasından basit tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 342 öğrenci (273 aktif yapan öğrenci ve 69 spor yapmayan (sedanter)) oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğrencilerin dikkat düzeylerini ölçmek için d2 dikkat testi kullanılmış ve elde edilen veriler SPSS 22 istatistik paket programı yardımıyla ki-kare testi, bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilip değerlendirilmiştir. Araştırmada; Açık alanda yapılan spor branşları ile kapalı alanda yapılan spor branşları karşılaştırıldığında, kapalı alanda spor yapan öğrencilerin dikkat becerileri daha iyi olduğu gözlenmiştir (Kapalı TN-E%79.52, Açık TN-E%69.84). Aynı zamanda bireysel spor yapan ve takım sporu altında çalışmaya katılan öğrenciler karşılaştırıldığında bireysel sporcuların daha iyi olduğu tespit edilmiştir. (Bireysel TN-E%80.10, Takım TN-E%74.57) Ayrıca raket ve savunma sporcularının karşılaştırılmasında raket sporcularının daha başarılı olduğu söylenebilir (Raket TN-E%86.14, Savunma TN-E%80,53). Sedanterlerin (TN-E%74.88) ise genel olarak düşük çıkmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda sporun dikkat üzerine olumlu etkisi olduğu söylenebilir.
Farklı branşlardaki görme engelli sporcuların yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, farklı branşlarda spor yapan görme engellilerin yalnızlık düzeylerinin belirlenmesiyle birlikte, spor yapan ve yapmayan görme engelli bireylerin yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Araştırmaya; Türkiye Görme Engelliler Federasyonunun 2011-2012 sezonu faaliyet programında yer alan Goalball, B1, B2-B3 Futsal, Atletizm ve Judo müsabakalarına katılan 280 erkek görme engelli sporcu ile hiçbir spor faaliyetine katılmayan 60 görme engelli erkek bireyden oluşan toplam 340 görme engelli gönüllü olarak katılmıştır.Araştırmaya katılan görme engellilerin kendilerine ait bilgileri edinmek için ?Kişisel Bilgi Formu? oluşturulmuştur. Bireylerin Yalnızlık durumlarını belirlemek amacıyla ?Ucla Yalnızlık Ölçeği? kullanılmıştır. Bu formlar Braille alfabesine dönüştürülerek ve yüz yüze sorulan sorular yardımıyla her görme engelli sporcu için tek tek doldurulmuştur. Elde edilen veriler SSPS istatistik paket programı ile değerlendirilmiş ve anlamlılık düzeyi (P<0.05) olarak alınmıştır.Araştırma sonucunda çalışmaya katılan görme engelli bireylerin görme dereceleri ile yalnızlık düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Görme engelli bireylerin Anne-baba eğitim durumları, ailenin tutum ve davranış şekilleri, anne meslek durumu ile yalnızlık puanları arasında anlamlı bir fark belirlenmiştir.Spor yapan görme engellilerin yaptıkları spor branşları ile yalnızlık puanları (Goalball: 56.07±8.33 puan, Atletizm: 50.35±5.45 puan, Futsal: 52.85±6.43 puan, Judo:50.58±4.43 puan) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Ayrıca düzenli spor yapan görme engelli bireylerin yalnızlık puanları (52.46±6.70 puan) ile spor yapmayan görme engelli bireylerin yalnızlık puanları (54.86±5.46 puan) arasında da anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir.
Futbol antrenörlerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve fiziksel uygunluk düzeyleri ile bazı kan değerlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada; Futbol Antrenörlerinin sağlıklı yaşam davranışlarının ne düzeyde olduğunu belirleyerek, sağlıklı yaşam biçimi davranış düzeyleri ve fiziksel uygunluk değerleri ile bazı kan parametreleri arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır.Çalışmaya Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Malatya Şubesine kayıtlı olan 65 gönüllü futbol antrenörü katılmıştır. Antrenörlerin bazı demografik bilgilerini belirlemeye yönelik olarak kişisel bilgi formu hazırlanmış ve antrenörlerin kişisel bilgileri bu forma kaydedilmiştir. Antrenörlerin fiziksel uygunluklarını belirlemeye yönelik boy, kilo, beden kitle endeksi, vücut yağ yüzdesi ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca Kan Trigliserid düzeyleri, HDL, LDL Kolestrol seviyeleri gibi bazı kan değerleri analiz edilmiştir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını belirlemek için sağlıklı yaşam biçimi ile ilişkili olarak sağlığın geliştirilmesine yönelik olarak hazırlanmış "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları" ölçeği kullanılmıştır.Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS istatistik paket programı kullanılmış olup anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. İstatistikî yöntem olarak; frekans, yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapmalarla beraber, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır.Çalışma sonucunda Futbol Antrenörlerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları toplam puanı 142,0±15,91 olarak tespit edilmiştir. Antrenörlerin eğitim düzeyleri ile fiziksel uygunluk parametreleri açısından karşılaştırılmasında BKİ, Yağ yüzdesi, Bel çevresi ve Kalça çevresi değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05).Sağlıklı yaşam biçimi davranışları alt başlıklarından sağlık sorumluluğu bakımından antrenörlerin çalıştıkları yıl lehine istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05).Antrenörlerin aktif spor yaşantılarından sonra fazla kilolu vücut tipi içinde yer aldıkları, sigara içen antrenörlerin kolesterol seviyelerinin yüksek olduğu ve yeterli düzeyde egzersiz yapmadıkları, dengeli ve düzenli beslenmedikleri yapılan istatistiki değerlendirmeler sonucunda tespit edilmiştir. Ayrıca eğitim düzeyinin çalışmamızda önemli sonuçlar verdiği egzersiz alışkanlığının, BKİ'nin, vücut yağının, bel ve kalça oranlarını kontrol altına almada önemli bir faktör olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Futbol, Antrenör, Sağlıklı Yaşam Biçim Davranışı, Fiziksel Uygunluk, Kan Değerleri
Yapay ve doğal çim saha farklılıklarının oksidatif stres ile ilişkisinin araştırılması
Aerobik bir yaşama sahip olan insan metabolizması, metabolik işlemleri sırasında birçok reaktif oksijen metabolitleri ve radikalleri üretmektedir. Ağır ve yorucu egzersizlerde metabolizma hızı, kassal aktivitenin şiddetine bağlı olarak dinlenik duruma göre 100 kata yakın artmaktadır. Bu artışla beraber kullanılan lokal oksijen tüketimi de çoğalmaktadır. Artan oksijen miktarı ile beraber mitokondri içerisinde superoksit anyon artışı gerçekleşmektedir.Bu bağlamda araştırma, toplumun büyük bir çoğunluğunun rağbet ettiği yapay çim sahaların ve doğal çim sahalarda yapılan egzersizlerle karşılaştırılarak özellikle oksidatif stres aktivitesi üzerinde herhangi bir etkiye sahip olup olmadığı araştırmayı amaçlamaktadır.Çalışmaya düzenli spor yapma alışkanlığı olmayan ortalama Beden Kitle İndeksi (BKI) 21.79±1.79 (kg/cm2), yaşı 21.70±1.54 (yıl) olan ve ortalama boyları 180.60±4.29 (cm) 24 erkek katılmıştır. Denekler, Yapay Çim Grubu (YÇG) ve Doğal Çim Grubu (DÇG) olmak üzere 2 ayrı gruba bölündü. Tüm denekler 12 hafta boyunca DÇG (Pazartesi-Çarşamba-Cuma), YÇG (Salı-Perşembe-Cumartesi) günleri saat 09.30 ila 11.00 arasında egzersize katıldı. Tüm deneklerden egzersiz öncesi, akut egzersiz sonrası ve 12 hafta yaptırılan düzenli egzersiz sonrası plazma kan örnekleri alındı.Bu araştırmada, YÇG ve DÇG deneklerinin egzersiz öncesi ve akut mekik koşusu egzersizi sonrasında MDA değerlerinin istatistiksel olarak anlamlı faklılık meydana getirdiği tespit edilmiştir (p<0,01). Ancak 12 hafta boyunca haftada 3 gün düzenli olarak yaptırılan mekik koşusu egzersizinin hem YÇG hem de DÇG deneklerinin MDA değerlerini etkilediği ve azalttığı tespit edilmiştir. YÇG ve DÇG deneklerinin egzersiz öncesi ve akut mekik koşusu egzersizi sonrasında NOx değerlerinin istatistiksel olarak anlamlı faklılık meydana getirdiği tespit edilmiştir (p<0,05). 12 hafta boyunca haftada 3 gün düzenli olarak yaptırılan mekik koşusu egzersizinin hem YÇG hem de DÇG deneklerinin NOx değerlerini etkilediği ve düşürdüğü saptanmıştır. Araştırmada YÇG ve DÇG deneklerine yaptırılan akut egzersizin GSH aktivitesini etkilediği ve azalttığı saptanmıştır. 12 hafta boyunca haftada 3 gün düzenli olarak yaptırılan mekik koşusu egzersizinin DÇG deneklerinin GSH değerlerini etkilediği ve arttırdığı tespit edilmiştir. Araştırmada hem YÇG hem de DÇG deneklerine yaptırılan akut egzersizin SOD değerini etkilediği ve azalttığı saptanmıştır. YÇG ve DÇG deneklerinin egzersiz öncesi ve kronik egzersiz sonrası SOD değerleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı (p<0,05, p<0,01) farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir.Sonuç olarak egzersizin oksidatif stres durumuna neden olduğu görülmektedir. Hem YÇG hem de DÇG deneklerine yaptırılan akut egzersizlerle beraber artan MDA ve NOx değerleri ve azalan GSH ve SOD aktivitesini oksidan-antioksidan dengeyi etkilediği görülmüştür. Ancak deneklerin 12 hafta boyunca yaptıkları düzenli egzersiz sonrası MDA ve NOx değerlerini sabit tuttuğu veya düşürdüğü, GSH ve SOD değerlerinin arttırdığı tespit edilmiştir. Farklı saha zeminleri açısından bakıldığında ise akut egzersizin YÇG deneklerinin DÇG deneklerine göre daha fazla MDA değeri farkına sahip olduğu tespit edilmiştir.
Fırat havzasında bulunan bazı üniversitelerde öğrenim görmekte olan öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerine katılımlarının ve beklentilerinin tespiti
Yapılan bu araştırmanın amacı; Fırat havzasında bulunan Fırat, İnönü, Bingöl ve Tunceli üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin boş zaman faaliyetlerine katılma sıklıklarını belirlemek, öğrencilerin cinsiyet, gelir ve üniversite gibi bağımsız değişkenleri ile öğrencilerin boş zamanlarında yaptıkları etkinlik çeşitlerini ve katılma sıklıklarını belirlemektir.Ayrıca üniversite öğrencilerinin üniversite yönetiminden neler beklediklerini belirlemek bu araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır.Araştırma grubunu Fırat havzasında bulunan Fırat, İnönü, Tunceli ve Bingöl üniversitelerinde öğrenim görmekte olan ortalama 60 bin öğrenci arasından ilgili üniversitelerin merkez kampüsündeki öğrencilerden tesadüfi örnekleme yöntemiyle 3009 öğrenci sayısına ulaşılmıştır.Anket soruları Likert Tipi Ölçekle değerlendirilmeye alınmıştır. Basit dağılım tablosunda değişkenin seçeneklere göre yüzdelik dağılımları alınmıştır. Çapraz tablolarda ise, iki değişkenin birbiriyle olan ilişkisi ortaya konulmuştur. Değişkenler arasındaki ilişkiyi bulmak için Ki Kare (Chi Cquare) testi kullanılmıştır.Elde edilen istatistiki bulgular SPSS (Statistic Packet For Social Sciences 15.0) program aracılığıyla değerlendirilmiştir. Bütün soruların frekans dağılımları çıkarılmış ve yüzdelik değerleri bulunmuştur.Sonuç olarak;öğrenciler spor yapma, kitap okuma, müzik dinleme, televizyon izleme, arkadaşlarıyla sohbet etme gibi faaliyetlere daha fazla ilgi gösterirken, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılma, sinema ve tiyatroya gitme gibi etkinliklere daha az ilgi gösterdikleri ve katıldıkları görülmüştür. Öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirmek için üniversite yönetiminden bazı beklentileri vardır. Bunlar sırasıyla, konferans ve sergi düzenlenmesi, hobi kulüpleri kurulması, satranç, bilardo ve iskambil oynanacak yerlerin açılması, sportif faaliyetler düzenlenmesi ve ortak organizasyonlar yapılması olarak söylenilebilir.Anahtar Kelimeler: Boş zaman, rekreasyon, üniversite, öğrenciler
Alt yapıya yönelik üç yıllık atletizm antrenmanlarının kız öğrencilerde bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelere etkisi
Araştırma alt yapıya yönelik üç yıllık atletizm antrenmanlarının kız öğrencilerde bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelere etkisini araştırmak amacıyla yapıldı.Araştırmaya Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarından 56 kız öğrenci deney grubu (9 yaş), 50 kız öğrenci ( 9 yaş) kontrol grubu olmak üzere toplam 106 kişi gönüllü olarak katıldı. Deney grubuna haftada üç gün atletizm antrenmanı uygulanırken, kontrol grubu beden eğitimi dersleri dışında herhangi bir fiziksel aktiviteye katılmadı.Çalışmada 3 yıl boyunca takip edilen ve alt yapı antrenman programı uygulanan deney grubuna yılda 3 ölçüm yapılmıştır. Kontrol grubuna ise özellikle büyümenin ve antrenmanın etkisini ayırt edebilmek için yılda 1 ölçüm alınarak deney grubunun ilk ve son ölçümleri karşılaştırılmıştır.Ölçümlerin istatistiksel analizleri SPSS 11.0 programında yapılmıştır. Deneklerin ilk ve son ölçümleri arasındaki farklar t-test ile değerlendirilirken, 3 yıl boyunca yapılan dokuz ölçüm arasındaki farklar Repeated Measuremant ANOVA ile değerlendirilmiştir.Yapılan 3 yıllık çalışma sonucunda elde edilen bulgulardan, yapılan araştırmanın uygulamaya yapmış olduğu etkiler şu şekilde açıklanabilir:Deney ve kontrol grubunun çalışma öncesi ve sonrası antropometrik ölçümleri değerlendirildiğinde deney ve kontrol grubu arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,01- p<0.05). Boy uzunluğu değerleri incelendiğinde; deney grubuna ait ilk ölçümde 1389,41±67,47 mm bulunurken son ölçümde 1562,62±51,25 mm olarak bulunmuştur. Kontrol grubunda ise çalışma öncesi 1392,74±63,50 mm iken, çalışma sonrasında 1518,58±57,58 mm olarak tespit edilmiştir. Deney grubunun vücut ağırlığı değerleri ilk ölçümde 35,98±9,65 kg ve son ölçümde 51,33±4,38 kg, kontrol grubunun ise ilk ölçümde 38,40±7,46 kg ve son ölçümde 49,03±7,31 kg olarak tespit edilmiştir. İKAS (istirahat kalp atım sayısı) deney grubunda ilk ölçümde 115,77±13,22 atım/dk iken son ölçümde 87,46±6,69 atım/dk'dır. Kontrol grubunda ilk ölçümde 102,10±15,34 atım/dk ve son ölçümde 106,28±9,80 atım/dk'dır. Deney grubunun BKI (beden kitle indeksi) değerinin ilk ölçümüne bakıldığında, 18,41±3,60 kg/m² olduğu ve son ölçümde ise 20,00±1,25 kg/m² olduğu belirtilmiştir. Kontrol grubuna bakıldığında ilk ölçümde 19,65±3,04 kg/m² olan değer son ölçümde 21,24±2,81 kg/m² olarak tespit edilmiştir. Deney grubunun ilk ölçümde 16,10±2,63 cm olan esneklik değeri son ölçümde 27,72±2,28 cm olarak artış göstermiştir. Esneklik değeri kontrol grubunda ilk ölçümde 18,16±2,76 cm ve son ölçümde 20,03±2,62 cm olarak belirlenmiştir. Akciğer kapasitelerine ait değerler incelendiğinde; deney grubunun MVV (ilk ölçüm:56,53±13,47 lt- son ölçüm: 78,91±9,67 lt), VC (ilk ölçüm: 1,76±0,30lt - son ölçüm: 2,32±0,28 lt ), PEF ( ilk ölçüm: 2,69±0,74lt- son ölçüm: 3,52±0,92lt), FEV 1(ilk ölçüm: 1,49±0,27 lt- son ölçüm: 1,90±0,37 lt), FVC ( ilk ölçüm: 1,89±0,47 lt- son ölçüm: 2,51±0,24 lt) bulunurken, kontrol grubunun MVV (ilk ölçüm: 51,07±12,58 lt- son ölçüm: 62,63±10,68 lt), VC (ilk ölçüm: 1,61±0,22 lt- son ölçüm: 1,81±0,22 lt), PEF (ilk ölçüm: 2,20±0,51 lt- son ölçüm: 2,18±0,55 lt), FEV 1( ilk ölçüm: 1,23±0,12 lt- son ölçüm: 1,48±0,24 lt), FVC (ilk ölçüm: 1,60±0,33 lt- son ölçüm: 1,79±0,34 lt) bulunmuştur. Deney grubunun 30m sürat değerleri ise ilk ölçümde 6,46±0,51sn/ss iken, son ölçümde 5,01±0,38 sn/ss olarak düşüş göstermiştir. Kontrol grubunun ilk ölçümlerinde ise 6,74±0,31 sn/ss olan değer, son ölçümde 6,38±0,30 sn/ss olarak bir düşüş göstermiştir. Flamingo denge değerleri deney grubunda ilk ölçümde 10,95±10,14 düşme sayısı ve son ölçümde 7,48±2,23 düşme sayısı iken kontrol grubunda ilk ölçümde 16,50±6,10 düşme sayısı ve son ölçümde de 12,22±2,41 düşme sayısı olarak bulunmuştur. Deney grubunun vücut yağ yüzdesi değerleri ilk ölçümde 19,60±4,39 gm/ml, son ölçümde 18,91±1,88 gm/ml'dir. Kontrol grubunun ise ilk ölçümde 18,81±2,88 gm/ml ve son ölçümde ise 22,14±3,44 gm/ml'dir. 6 dk koş-yürü testi değerleri deney grubunda ilk ölçümde 444,80±38,14 m olarak bulunurken son ölçümde 497,32±45,54 m olarak bulunmuştur. Kontrol grubunda ise ilk ölçümde 431,22±34,96 m olan değer son ölçümde 443,06±30,55 m olarak tespit edilmiştir. Bütün bu testler arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01-p<0.05). Çalışma sonucunda deney ve kontrol grubu arasında menarş yaşları farklılık göstermektedir (p<0.05). Egzersiz yapan deney grubunun çoğunluğu menarş dönemine girmezken, egzersiz yapmayan kontrol grubunun çoğu menarş dönemine girmiştir.Bulgular incelendiğinde; üç yıl boyunca ölçülen parametrelerde deney ve kontrol grubunun büyüme çağında olması sebebiyle her iki grupta da gelişme gözlenmiştir. Ölçülen parametrelerde deney grubundaki gelişmenin kontrol grubuna oranla daha fazla olması, büyümenin etkisinin yanı sıra egzersizin etkisi ile açıklanabilir.Anahtar Kelimeler: Uzun süreli çalışma, kız öğrenciler, atletizm
7-10 yaş grubu çocukların antropometrik ve somatotip özelliklerine göre futbola yönlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, 7-10 yaş grubu çocukların antropometrik ve somatotip özelliklerine göre futbola yönlendirilmesidir.Bu çalışmanın örneklem grubunu, Ankara ilinde öğrenim gören ilköğretim çağı çocuklarından yaşları ortalaması 8,6+1,15 yıl olan gönüllü 264 erkek öğrenci oluşturmuştur.Çalışmaya katılan deneklerin somatotiplerinin belirlenmesi için boy, ağırlık, deri kıvrımı kalınlıkları, çevre ve genişlik ölçümleri olmak üzere onbir antropometrik ölçüm alınmıştır. Araştırma gruplarının somatotip özelliklerinin belirlenmesinde Heath-Carter yöntemi kullanılmıştır.Ölçümlerin istatistiksel analizleri SPSS 15,0 programında yapılmıştır. Ölçümlerin analizleri yapılmadan önce tüm ölçümlerin yaş ile birlikte gösterdiği dağılım SPSS programı yardımıyla elde edilmiştir.Öğrencilerin somatotip ortalamaları 4,1 - 3,5 - 2,6 olarak bulunmuştur. Somatokart üzerinde öğrencilerin somatotiplerini değerlendirdiğimizde öğrencilerin mezomorf-endomorf alanda olduğu saptanmıştır.Bununla birlikte öğrencilerden futbol yetenek testlerinden iyi seviyede 54, çok iyi seviyede 5 kişi tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu öğrencilerin motorik testlerinin de diğer öğrencilerden yüksek olarak kaydedilmiştir.Sonuç olarak futbol yetenek test ve motorik test puanları yüksek seviyede çıkan öğrencilerin futbol branşında diğer öğrencilerden daha başarılı olabilecekleri düşünülmektedir.Anahtar kelimeler; futbol, çocuk, sportif yetenek, yetenek seçimi, antropometri, somatotip, sportif branş.
Elit düzeydeki basketbolcuların ve hentbolcuların antropometrik ölçümleri ve vücut yağ oranları ile denge düzeyleri arasındaki ilişkinin karşılaştırılması
Bu çalışma; elit düzeydeki oynayan Erkek Hentbol Takımı ile Basketbol Takımı oyuncularının antropometrik ölçümleri, vücut yağ oranları ve ekstiremite uzunluklarının denge düzeyleri ile ilişkili olup olmadığının saptanması amacıyla yapılmıştır.Yaşları ortalama olarak 20-25 arası olan 23 sporcunun (10 basketbolcu,13 hentbolcu) ölçümleri alınmıştır. Vücut yağ yüzdeleri ?Zorba? formülüyle (VY%= 0.99+0,0046 (Vücut ağırlığı) + 0.132 (7 bölge deri kalınlığı) hesaplanmıştır.Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre;Basketbolcular ve hentbolcuların; boy (0,045), kol açıklığı (0,045), triceps ( 0,013), biceps ( 0,007), uyluk (0,000) ölçümleri ortalamaları arasında fark bulunmuştur. Grup ortalamalarına göre istatistiki olarak; boy, kol açıklığı, tüm bacak ve scapula değerleri basketbolcuların hentbolculara göre yüksek, kilo, tüm kol, triceps, biceps, göğüs, iliac, abdomen ve uyluk değerleri ise düşük bulunmuştur.Basketbolcular ile hentbolcuların sağ başlangıç DK ortalama arası farklardaki değeri -2,12 sonucuna ulaşılmış ve anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Basketbolcuların sağ ve sol DKS değerlerine bakıldığında; sol başlangıç yapan basketbolcuların ortalama DKS ile kiloları arasında ilişki anlamlı bulunmuştur ve ilişki katsayısı -0736 olarak elde edilmiştir. Yani sol başlangıç yapan basketbolcuların kiloları arttıkça DKS süresi azalmaktadır ve benzer sonuç DK değeri içinde söylenebilir.Basketbolcuların sağ-sol başlangıç gözetmeksizin DKS ve basketbolcuların kiloları arasında ilişki anlamlı bulunmuştur ve ilişki katsayısı -0.634 olarak elde edilmiştir. Yani basketbolcuların kiloları arttıkça DKS süresi azalmaktadır ve benzer sonuç DK değeri içinde söylenebilir.Hentbolcuların sağ-sol başlangıç gözetmeksizin DKS ve hentbolcuların tüm bacak boyları arasında ilişki anlamlı bulunmuştur ve ilişki katsayısı -0.617 olarak elde edilmiştir. Yani hentbolcuların bacak boyları arttıkça DKS süresi azalmaktadır ve benzer sonuç DK değeri içinde söylenebilir.
Hentbolcularda müsabaka öncesi ve sonrası bazı biyokimyasal değişikliklerin araştırılması
Bu çalışmada, müsabakanın hentbolcuların seçilmiş bazı biyokimyasal kan parametreleri üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.Araştırmaya 2007- 2008 yılı hentbol sezonunda liglerde oynayan 20 erkek ve 20 bayan sporcu gönüllü olarak katıldı. Sporculardan kan örnekleri uzman kişilerce, Dumlupınar Üniversitesi Spor Salonunda, müsabakadan önce ve sonra olmak üzere iki kez alındı.Sporcuların antropometrik özelliklerini incelemek amacıyla yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve antrenman yaşı alındı. Biyokimyasal kan parametreleri olarak, kreatin kinaz (CK), kreatin kinaz miyokardiyal band (CK-MB), laktik asit (LA), kan şekeri (Glikoz), süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), aspartat transafinaz (AST), alanin transeferaz (ALT), laktat dehidrogenaz (LDH) ve malondialdehit (MDA) değerlendirildi.Ölçüm değerleri arasında önemli bir fark olup olmadığını belirlemek için istatistik yöntem olarak ? = 0.5 anlamlılık düzeyinde Tekrarlı Ölçümler Varyans testi ve T-Testi uygulandı.Biyokimyasal ölçüm sonuçları, kreatin kinaz (CK), laktik asit (LA), kan şekeri (Glikoz), süperoksid dismutaz (SOD), katalaz (CAT), aspartat transaminaz (AST), alanin transaminaz (ALT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) parametrelerinde anlamlı artış olduğunu gösterdi (P<0.01). Test sonuçları kreatin kinaz miyokardiyal band (CK-MB) ve malondialdehit (MDA) değerleri arasında anlamlı bir fark olmadığını gösterdi (P>0.05).Araştırma sonuçları müsabakanın biyokimyasal parametreleri önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Hentbol, biyokimyasal parametre.
17?19 yaş grubu elit erkek çim hokeycilere uygulanan iki farklı kuvvet antrenman programının bazı fiziksel, fizyolojik ve teknik özelliklere etkileri
Bu çalışma 17?19 yaş grubu elit erkek çim hokeycilere uygulanan iki farklı kuvvet antrenmanı programının sporcularda meydana getirdiği bazı fiziksel, fizyolojik ve teknik özelliklerin belirlenmesini amaçlamıştır. Araştırmaya 36 sağlıklı erkek hokeyci katılmıştır. (Çabuk kuvvet grubu; 12, kuvvette devamlılık grubu;12 ve kontrol grubu;12 kişi.) Çabuk kuvvet ve kuvvette devamlılık gruplarındaki denekler 8 hafta boyunca haftada üç gün kuvvet + teknik antrenmanı uygularken, kontrol grubu sadece teknik antrenman uygulamıştır. İstatistiksel analizler SPSS For Windows 15 paket programı ile hesaplanmıştır. Grupların boy ve vücut ağırlıklarına, kalp atım sayısı ve kan basınçlarına, vücut kompozisyonlarına, izokinetik ölçümlerine, doppler ekokardiografi ölçümlerine bakılmıştır. Motorik spor testlerinden; dikey sıçrama ve anaerobik güç, 30 m sürat, 20 m mekik koşusu, esneklik ve aerobik güç ölçümleri alınmıştır. Hokey branşına özel spesifik saha testlerinde ise Slalom SDT testi ve şut testi uygulanmıştır. Denek grubunun ön ve son test değerlerinin karşılaştırılmasında grup içi ilişkiye bakılırken sonuçların 0.01 ve 0.05 önem seviyesinde anlamlı olup olmadığına bakılmıştır. Sonuç olarak; çabuk kuvvet ve kuvvette devamlılık antrenman gruplarının, sadece teknik antrenman yapan kontrol grubuna göre bazı fiziksel, fizyolojik ve teknik parametreler üzerinde (p<0.01, 0.05) anlamlılık düzeyinde fark tespit edilerek bu tip kuvvet antrenmanlarının hokeyciler üzerinde hazırlık döneminde kullanılabilecek uygun bir kuvvet antrenman modeli olduğu görülmüştür.
Farklı şiddetlerdeki aerobik yüklenmelerin elit badminton oyuncularının propriyosepsiyonları üzerine etkileri
Çalışmamızın amacı farklı şiddetlerdeki aerobik yüklenmelerin elit badmintoncuların propriyosepsiyonları üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu amaçla araştırmaya yaş ortalaması 24.44 ± 3,47 yıl, vücut ağırlığı ortalaması 73.87 ± 11,75 kg, boy ortalamaları 178.67 ± 5,45 cm ve spor yaşı ortalamaları 10.24 ± 3,11 yıl olan elit düzeyde 14 erkek badmintoncu katılmıştırMaksimal ve submaksimal yüklenmeler için modifiye edilmiş mekik koşusu testi uygulanmıştır.Bu protokolde denekler 0 eğimde 8km/s hızla egzersize başlamış, ilk 3 dk nın sonunda hız 2km/s arttırılmış daha sonra her 3 dk da bir 1 km/s arttırılarak teste devam edilmiştir.Deneklerin propriosepsiyon ölçümleri Fonksiyonel Squat Sistem(Monitored Rehab System Co) cihazıyla yapılmıştır. Laktat ölçümleri, Roche Accutrend marka laktat analizörü kullanılarak, kalp atım hızı değerleri ise deneğin göğsüne yerleştirilen bir verici ve deneğin kolunda takılı olan polar saatlerle egzersiz süresince takip edilmiştir. Ayrıca borg skalası ile sporculardan egzersiz süresince ve sonrasında zorluk dereceleri kaydedilmiştirYapılan analizler sonucunda maksimal ve submaksimal testlerin kendi içlerinde ve aralarındaki karşılaştırmalarda maksimal test sonrası dominant bacağın 1. hareketi ile submaksimal test sonrası dominant bacağın 1. hareketi arasında ve maksimal test sonrası nondominant bacağın 2. hareketi ile submaksimal test sonrası nondominant bacağın 2. hareketi arasında anlamlı bir fark(p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Diğer karşılaştırmalarımızda ise anlamlı bir fark(p<0.05) bulunamamıştırAraştırma sonucunda yorgunluk nedeniyle, deneklerin kapalı kinetik sistemdeki eklem pozisyon hissi algılamalarına dayanan propriyosepsiyon değerlendirmesi beklenen düzeyde azalma ile sonuçlanan anlamlı bir değişkenlik göstermemiştir.
Greko?romen ve serbest güreşte sakatlanma bölgeleri ve sebeplerinin araştırılması ( Ankara ili örneği )
Bu araştırmanın amacı Ankara ili şeker spor, M.T. A spor kulübü, ASKİ spor kulübü Greko-Romen ve serbest stilde güreşen 116 sporcunun sakatlanma bölgeleri ve sebepleri incelenmiştir.Bu araştırmada yaş ortalamaları 20.96± 4.66 yıl güreş yaşı ortalamaları ise 8.53± 4.51 dır. %75 oranla 87.serbest stil %25 oranla 29. Greko-Romen stilde güreşçi ankete katılmıştır.Ankete verilen cevapların sonuçlarına göre %38.8 ile uluslar arası başarısı olan sporcuların olduğunu görülmektedir.Ciddi sakatlık geçiren sporcuların oranı %44. sporcuların sakatlanma oranı %52.9 ile antrenmanda %29.4 ile müsabakalarda %7.8 ile sportif oyunda %9.8 ile kuvvet antrenmanlarında olduğu görülmektedir.Kulak kırıklıkları ise %21.6 sağ kulak %12.10 ile sol kulaktır. Sportif ameliyat geçiren sporcu sayısı 26 ile %22.4 tür. Sporcuların sakatlanma sebebi %37.1 ile eksik ısınma, %18.1 ile aşırı zorlama, %12.9 ile riske girme, %15.5 ile aşırı yüklenme, %2.6 ile güreş minder bozukluğu, %1.7 ile malzeme, %3.4 ile yanlış teknik, %6.0 ile antrenmansızlık, %1.7 ile ısı problemi, %0.9 ile kilo düşerken,dır.Ankete verilen cevaplara göre sakatlık bölgelerine göre yüzdelik değerler.%8 ile el parmakları, %6.7 ile el bileği, %5.8 ile dirsek önkol, %11 ile omuz, %2.1 ile boyun, %1.8 ile kaburgalar, %3.7 ile göğüs, %16 ile diz, %8.6 ayak, %0.6 tarak kemiği, % 1.2 ile topuk, %0.9 ayak parmakları, %2.0 ile eklem çıkıkları, %3.7 ile kas zedelenmesi, %5.5 kas yırtılmaları, %5.8 ile burun tıkanıklığıdır. Ergojenik yararlanmaların oranı, %43.1dir.Sporcular kulüplerinden maddi yardım alma oranları ise, 1004.74 YTL± dır. Kulüplerinden %14.7 doktor, %27.6 masör, ikisininde olduğu kulüp yüzdesi ise %8.6 görülürken kulüplerinde doktor ve masörün olmaması oranı %49.1dır.Bu çalışmada uluslararası güreş federasyonunun (FILA) kullandığı güreşte sakatlık bölgeleri örnek alınarak kullanılmıştır. Verilerin sonuçları istatistiksel olarak yüzdelik değerlendirmeile yapılmıştır. Kulüplerde doktor ve masörün olmaması sakatlanma riski çok olan sporlarda bir risk faktörüdür. Sonuç olarak risk faktörlerine dikkat edildiğinde gerekli teçhizat, modern spor için doktorların kulüpte olmasıyla sporcu ve antrenöre sporcu sakatlıkların hakkinde bilgiler vererek genel ve özel ısınmanın faydaları açıklanır sakatlık anlarında doğru ve yerinde müdahale ile sakatlıkların büyümesini önler. Çeşitli tıbbi cihazlar ve malzemeler kullanıp müsabaka ve antrenman sırasında sakatlanmalar önlenebilir. Erken ve doğru yapılan müdahaleler ile sakatlanma süresi en aza indirilebilir. Masörün kulüpte olması ile antrenman öncesi ve sonrası gerekli görüldüğünde yorulan kaslara yapılan masajla kaslar dinlendirilebilir masör yardımıyla özel ısıtıcı kremler kullanıp sporcuları antrenman ve müsabakalara hazır hale getirilebilir böylece sakatlıkların azalması sağlanabilir. gerekli doktor, masör temin edildiğinde spor sakatlıklarını aza indirmemiz mümkündür.Anahtar Kelimeler: Güreş, Sakatlanma nedenleri, Sakatlanma bölgeleri, Spor sakatlıkları.
4 haftalık düzeltici egzersizlerin "baş önde postür" üzerine etkisi
Bu çalışma, yetişkin sedanter bireylerde baş önde postür (BÖP) bozukluğunu düzeltmek amacıyla uygulanan 4 haftalık düzeltici egzersiz programlarının etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Baş önde postür, günümüzde yaygın bir postüral bozukluk olup, fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Bu bağlamda, baş önde postürün düzeltilmesine yönelik uygulanabilecek egzersizlerin etkilerini değerlendirmek, hem klinik hem de toplumsal düzeyde önemli bir konu teşkil etmektedir. Araştırmaya, 18-50 yaş arası 40 sedanter kadın ve erkek birey katılmıştır. Katılımcılar, çalışma grubu (ÇG) ve kontrol grubu (KG) olarak iki gruba ayrılmıştır. Çalışma grubuna 4 hafta boyunca haftada 3 gün düzeltici egzersizler uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir egzersiz programı verilmemiştir. Egzersizlerin etkinliğini değerlendirmek için, baş önde postür bozukluğu olan bireylerin duruşları, kraniyovertebral açı (KVA) ölçümü ile analiz edilmiştir. KVA, dijital bir kamera ile çekilen fotoğraflar üzerinden ölçülmüş ve bu ölçümler, ImageJ yazılımı kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırma, deneysel bir modelde yapılmış olup, Verilerin çözümlenmesinde; SPSS (Ver.15) analiz programında yer alan tanımlayıcı istatistiksel analizler kullanılmıştır. Shapiro Wilk Testi sonucunda verilerin normal dağıldığı anlaşıldığından karşılaştırma analizleri için parametrik testler tercih edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalar için "Independent Sample t Testi", grup içi tekrarlayan ölçümlerin karşılaştırılması için ise "Paired Sample t Test" kullanılmıştır. Yanılma düzeyi "α" 0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulguların analiz sonuçlarına göre; Baş Önde Postür ön test skorları karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmadığı görülmüştür. Çalışma ve kontrol gruplarının Baş Önde Postür son test skorları karşılaştırıldığında ise gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluştuğu ve bu farkın çalışma grubunun lehine olduğu görülmüştür. Bu bulgu, düzenli ve planlı egzersizlerin Baş Önde Postür bozukluğu üzerindeki olumlu etkisini ortaya koymaktadır.
Halk oyunları ve spor eğitimi alan Üniversite öğrencilerinin fiziksel uygunluklarının eurofit ile karşılaştırılması
Bu çalışmada; üniversitelerin farklı bölümlerinde fiziksel ve fizyolojik yeterliliğe dayalı eğitim gören öğrencilerin, uğraştıkları alan ve almış oldukları eğitimin, fiziksel uygunluklarına etkilerini araştırmak ve grupların karşılaştırmasını yaparak fiziksel ve fizyolojik profillerini tespit etmek amaçlanmıştır.Deney grubunun fiziksel uygunluk parametreleri EUROFIT Test Bataryası ile ölçülmüştür.Çalışmaya; Devlet konservatuarının Halk Oyunları Bölümünde okuyan 95 erkek, 81 bayan öğrenci ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun Öğretmenlik Bölümünde okuyan 109 erkek, 72 bayan öğrenci olmak üzere toplam 357 denek katılmıştır.Bayan öğrencilerin değerleri karşılaştırıldığında; anaerobik güç, esneklik, durarak uzun atlama, el kavrama kuvveti, gövde kuvveti, bükülü kol ile asılma, 10x5 m mekik koşu ve aerobik güç özelliklerinde beden eğitimcilerin halk oyunculara oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu, spor yaşı değişkeninde, halk oyuncuların beden eğitimcilere oranla daha iyi değerlere sahip olduğu, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, VY%, denge ve disklere vuruş değerlerinde ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.Erkek öğrencilerin değerleri karşılaştırıldığında; VY%, esneklik, durarak uzun atlama, el kavrama kuvveti, gövde kuvveti, bükülü kol ile asılma, 10x5 m mekik koşu ve aerobik güç özelliklerinde beden eğitimcilerin halk oyunculara oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu, spor yaşı ve flamingo denge bulgularında halk oyuncuların beden eğitimcilere oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, disklere vuruş ve anaerobik güç değerlerinde ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.Bu araştırma; spor eğitimi alan öğrencilerle halk oyunları eğitimi alan öğrencilerin fiziksel parametrelerinin benzerlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerde sporun etkilerine yönelik tutum ve farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Araştırmamızın amacı Bingöl Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Zihinsel Engelli Bireylerde Sporun Etkilerine Yönelik Tutum ve Farkındalık Düzeylerinin İncelenmesidir. Araştırmanın evrenini Bingöl Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenimini sürdüren 780 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem grubunu ise tesadüfü yöntemle seçilen 500 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum ölçeği, Zihinsel engelli bireylerde sporun etkilerine yönelik farkındalık ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 22 istatistik paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. İkili karşılaştırmalarda bağımsız gruplarda t testi kullanılır iken, çoklu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve oluşan farklılıkların tespitinde ise LSD (Least Significant Difference) testinden faydalanılmıştır. p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, katılımcıların yaş, bölüm, sınıf, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre zihinsel engelli bireylerde sporun etkilerine yönelik tutum ve farkındalık düzeylerinin değerlendirmelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Cinsiyet ve aile veya akrabada engelli birey varlığı değişkeninde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.
Mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklere yönelik tutum ve görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Bingöl Karşıyaka Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinde öğrenim gören öğrencilerin zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum ve görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 akademik yılında Bingöl Karşıyaka Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde eğitim gören 780'den oluşmaktadır. Örneklem grubunu ise tesadüfü yöntemle seçilen 276 kişi belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak İlhan ve ark. (2016) tarafından geliştirilen Zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum ölçeği (ZEBSEYTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 22 istatistiksel analiz paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik sınaması sonucu veriler normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum düzeyi ölçeğinden aldıkları puanlar aritmetik ortalama ve standart sapma X±Sd olarak sunulmuştur. İkili değişkenlerin karşılaştırmalarında bağımsız gruplar t testi kullanılır iken, çoklu değişkenlerin karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve oluşan farklılıkların tespitinde ise LSD (Least Significant Difference) analizinden yararlanılmıştır. Anlamlılık değeri bakımından p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak, zihinsel yetersizliğe sahip bireylerin sportif etkinlikleri yönelik tutum ve görüşlerin olumlu düzeyde anlamlılık gösterdiğini ifade edebiliriz.
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin beden eğitimine yönelik tutumları ve arkan ilişki düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Malatya ili Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı merkez okullarda öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi dersine yönelik tutumları ile akran ilişki düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu ise, bu okullara bağlı 420 kız ve 380 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu üç bölüm ve toplam 64 sorudan oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik değişkenlerle ilgili 7 ifade yer almaktadır. İkinci bölümde, 35 ifadeden oluşan "Beden eğitimi ve dersine yönelik tutum ölçeği", üçüncü bölümde 22 ifadeden oluşan "Akran ilişkileri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizleri Cronbach alfa güvenirlik katsayısı hesaplanarak yapılmıştır. Demografik bilgiler ve diğer grup sorulara ait fikir edinilmesini sağlamak amacıyla aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımları içeren tanımlayıcı istatistikler sunulmuştur. Öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları ve akran ilişki düzeylerini tespit etmek amacıyla korelasyon (Pearson) testi uygulanmıştır. Beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum ve akran ilişki düzeyleri alt boyutlarının bazı demografik değişkenlerle ilişkisini tespit etmek amacıyla ilk etapta çarpıklık ve basıklık (Skewness and Kurtosis) testlerine bakılmış olup test sonucuna göre normallik şartlarını sağlayan verilerin analizinde bağımsız ikili grupların karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T (İndependent Sample T) testi uygulanmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics 22 paket programından faydalanılmıştır. Çalışmamızın sonuçlarına göre, Beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum ölçeğinden alınan cevaplara göre, sınıf ve ders durum değişkenlerinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanırken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve spor yapma durumlarında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanılmamıştır. Akran ilişkileri ölçeğinde ise, sınıf, kardeş sayısı ve ders durum değişkenlerinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanırken; cinsiyet anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve spor yapma durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanılmamıştır.
Lise öğrencilerinin empati eğilim düzeyleri ile sportmenlik davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı merkez okullarda öğrenim gören lise öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri ile sportmenlik davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı merkez okullarda öğrenim gören lise öğrencileri, araştırmanın örneklem grubunu ise 439 kız öğrenci ve 341 erkek öğrenci olmak üzere toplam 780 lise öğrencisi oluşturmuş ve bu öğrenciler gönüllü olarak çalışmaya katılmıştır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu üç bölüm ve toplam 47 sorudan oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik değişkenlerle ilgili 7 ifade yer almaktadır. İkinci bölümde, 20 ifadeden oluşan "Sportmenlik Davranış Ölçeği", üçüncü bölümde 20 ifadeden oluşan "Empatik Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizleri Cronbach alfa güvenirlik katsayısı hesaplanarak yapılmıştır. Demografik bilgiler ve diğer grup sorulara ait fikir edinilmesini sağlamak amacıyla aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımları içeren tanımlayıcı istatistikler sunulmuştur. Lise Öğrencilerinin Empatik Eğilim ve Sportmenlik Davranış düzeylerini tespit etmek amacıyla korelasyon (Pearson) testi uygulanmıştır. Empatik Eğilim ve Sportmenlik Davranış düzeyleri alt boyutlarının bazı demografik değişkenlerle ilişkisini tespit etmek amacıyla ilk etapta çarpıklık ve basıklık (Skewness and Kurtosis) testlerine bakılmış olup test sonucuna göre normallik şartlarını sağlayan verilerin analizinde bağımsız ikili grupların karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T (İndependent Sample T) testi uygulanmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics 22 paket programından faydalanılmıştır. Çalışmamızın sonuçlarına göre, sportmenlik davranış ölçeğinden alınan cevaplara göre bazı alt boyutlarda ve genel puan durumların, cinsiyet, sınıf, ders durumu ve spor yapma durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilirken; kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi baba eğitim düzeyinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilmemiştir. Yine çalışmamızın empatik eğilim ölçeği sonucunda ise, sınıf ve ders durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilirken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve spor yapma durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilmemiştir.
Futbolcuların mevkilerine göre müsabaka öncesi ve sonrası kas ağrı ölçümlerinin karşılaştırılması
Bu çalışma, futbolcuların oynadıkları mevkilere göre müsabaka öncesi ve sonrası kas ağrı eşiklerinde meydana gelen değişiklikleri incelemek ve bu değişikliklerin anlamlılığını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Bitlis İli Süper Amatör Liginde faal olarak oynayan lisanslı 22 futbolcunun katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların kas ağrı eşikleri, resmi müsabaka öncesi ve hemen sonrası olmak üzere iki ayrı zamanda, basınç algometresi ile ölçülmüştür. Kas ağrı eşiklerinin ölçüldüğü kas grupları Rectus Femoris, Vastus Intermedius, Vastus Lateralis, Vastus Medialis, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon, Peroneus Longus, Tibialis Anterior ve Adductor Longus olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, savunma, orta saha ve hücum oyuncularının bazı kas gruplarında anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Savunma mevkindeki futbolcuların Rectus Femoris, Vastus Intermedius, Vastus Medialis, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon ve Peroneus Longus kaslarında anlamlı düşüşler görülmüştür (p<0.05). Orta saha oyuncularında Vastus Intermedius, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon, Peroneus Longus ve Tibialis Anterior kasları üzerinde benzer anlamlı azalmalar tespit edilmiştir. Hücum oyuncularında ise Vastus Intermedius, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon, Peroneus Longus ve Tibialis Anterior kas grupları anlamlı şekilde etkilenmiştir (p<0.05). Özellikle Gastrocnemius, Soleus ve Aşil Tendon kas gruplarında büyük ("d">1.0) ve çok büyük ("d">1.5) etki büyüklükleri kaydedilmiştir. Kas ağrı eşiklerinin mevkilere göre farklılaşması, sporcuların kas sağlığını korumak, sakatlanmaların önünü geçmek ve performansı optimize etmek için spesifik antrenman programlarının şekillendirilmesine rehberlik edebilir.
Farklı kademelerde öğrenim gören adölesan öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının karşılaştırılması
Bu araştırma farklı kademelerde öğrenim gören adölesan öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını karşılaştırmak amacıyla yapılacaktır. Bu çalışmayla özellikle adölesan dönem dediğimiz erken yaşlarda kazandırılacak sağlıklı beslenme alışkanlıkları kişilerin ilerleyen yaşlarda sağlık açısından yaşanacak sorunları milimize edeceği ve ileriki yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürmelerine katkı sunacaktır.Yapılan bir araştırmada, adölesan dönemde beslenme durumu ve beslenme alışkanlıkları fiziksel, bilişsel ve psikososyal gelişim üzerinde oldukça önemli olduğu, ileriki dönemleri de etkilediği ve hatta bireyin çocuklarında bile etkili olabileceği belirlenmiştir. Birey, aile ve toplumun bedensel, zihinsel ve psikososyal yönden sağlıklı ve mutlu bir yaşama sahip olması için gerekli olan temel öğelerden biride beslenmedir (Kasımoğlu ve Baş, 2023). Adölesanlardaki beslenme bozuklukları; obezitenin yanı sıra, büyüme gelişme geriliği, puberte gecikmesi, demir eksikliği anemisi, okul başarısında azalma ve hayatlarının ileri dönemlerinde çeşitli hastalıklara neden olabilmektedir (Akman,2010). Bu çalışma farklı kademelerde öğrenim gören adölesan öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır.
Sporcularda öğrenme stillerinin VARK modeline göre belirlenmesi: Takım sporları incelemesi
Öğrenme stilleri, bireylerin bilgiyi algılama, işleme ve kullanma süreçlerinde benimsedikleri baskın tercihleri ifade etmekte ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin planlanmasında önemli bir değişken olarak kabul edilmektedir. Spor ortamlarında ise öğrenme stillerinin belirlenmesi, antrenman süreçlerinin daha etkili yapılandırılmasına ve sportif performansın geliştirilmesine katkı sağlayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, takım sporlarıyla uğraşan sporcuların öğrenme stillerini VARK modeline göre belirlemek ve öğrenme tercihlerini branş değişkeni açısından incelemektir. Araştırma betimsel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu futbol, basketbol, hentbol ve voleybol branşlarında aktif olarak spor yapan 468 sporcu oluşturmuştur. Kişisel Bilgi Formu ile Sporcular İçin VARK Öğrenme Stilleri Envanteri aracılığıyla yüz yüze kağıt-kalem metodu kullanılarak toplanan veriler, IBM SPSS (v27) paket programla analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare analizi, uyum analizi ve K-means kümeleme yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular, sporcuların baskın olarak en fazla Kinestetik (%40,4) öğrenme stilini tercih ettiğini göstermiştir. Ayrıca sporcuların baskın olarak kinestetik öğrenmeyi tercih etselerde, %67,7’sinin çoklu öğrenme modeline sahip olduğu belirlenmiştir. Branş ile baskın öğrenme stili ve öğrenme modeli arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Uyum analizi sonuçları öğrenme tercihlerinin branşlara göre farklılaşmadığını gösterirken, kümeleme analizi sporcuların öğrenme stillerine göre farklı bireysel profiller oluşturduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, takım sporcularının öğrenme tercihlerinin büyük ölçüde kinestetik ve işitsel boyutlarda yoğunlaştığı, öğrenme süreçlerinde ise çoklu öğrenme yaklaşımının baskın olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, spor eğitiminde bireysel öğrenme özelliklerini dikkate alan çok yönlü öğretim ve antrenman uygulamalarının önemine işaret etmektedir.
Esneklik çalışmalarının kuvvet gelişimi üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, esneklik çalışmalarının kuvvet gelişimi üzerindeki etkisini belirlemekti. Bu amaçla yaşları 12-14 arasında değişen toplam 40 erkek öğrenci denek olarak seçildi. Denekler kontrol ve deney grubu olmak üzere 20 kişiden oluşan 2 ayrı guruba bölündüler. Kontrol gurubu 10 hafta boyunca hiçbir bedensel çalışmaya katılmazken, deney gurubu 10 hafta süreyle esneklik çalışma programına alındı. Deney gurubunu oluşturan denekler sadece el bileğinin extensiyonu ile sınırlı tutulan bir esneklik çalışmasına alındılar. Esneklik çalışmaları PNF esnetme yöntemlerinden birisi olan Contract Relax tekniğiyle 10 hafta süreyle gerçekleştirildi. Her çalışma 5 tekrardan oluşan 3 set olarak planlandı. Bütün deneklerin çalışma öncesinde ve sonrasında hem el bileğinin extensiyonu hem de pençe kuvvetleri ölçüldü. Çalışma bulguları göstermiştir ki, kontrol ve deney gurubunu yaş, boy ve kiloları arasında a=0.05 düzeyinde anlamlı bir farklılık yoktur (P<0.05). Diğer taraftan Deney ve kontrol gurubunun ilk test olarak ölçülen esneklik ve kuvvet ölçüm sonuçlan arasında da istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (P<0.05)..Çalışmanın en önemli bulgusu; son test sonuçlarına göre deney grubu esneklik ve kuvvet gelişiminin, kontrol grubuna göre istatistiki olarak anlamlı olmasıdır (P<0.05). Bir başka ifadeyle deney grubunun esneklik ve kuvvet son test ölçümleri, kontrol grubunun esneklik ve kuvvet son test ölçümlerine göre daha olumludur. Sonuç olarak; esneklik çalışmalarının kuvvet gelişimi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu ve bu etkinin istatistiki olarak da anlamlı olduğu sonucuna varılmıştır (PO.05). VI
Farklı kuvvet antrenmanlarının kas kuvveti ve hipertrofisi üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı 12 haftalık farklı tempolardaki (300s-1, 1800s-1) eksantrik, konsantrik ve kombine(eksantrik-konsantrik) kuvvet antrenmanlarının kas kuvveti, hipertrofi ve kas hasarı üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmaya katılan yaşları 18-24 yıl aralığında olan 42 gönüllü tabakalı randomizasyonla kuvvet ortalamalarına göre 6 gruba ayrılmıştır; Yavaş Konsantrik (YK; n=7), Yavaş Eksantrik (YE; n=7), Hızlı Konsantrik (HK; n=7), Hızlı Eksantrik (HE; n=7, 1 denek araştırmayı tamamlayamamıştır), Konsantrik-Eksantrik (KE; n=7) ve Kontrol grubu(KO; n=7). Antrenman grupları 12 haftalık antrenman periyodu süresince haftada 3 gün bitkinliğe varan bacak ekstansiyonu uygulaşmıştır. Antrenman periyodu öncesinde ve sonrasında deneklerin Quadriceps Femoris (QF) kas hacimleri MRI yöntemi ile, izokinetik kuvvetleri (600s-1, 1800s-1) Cybex cihazı ile ölçülmüştür. Bunun yanında kas hasarı belirteçleri olan kreatin kinaz (CK), aspartat aminotransferans (AST), alanin aminotransferaz (ALT) ve miyoglobin (MYB) enzim aktivitelerinin ve hematolojik değerlerin incelenmesi için deneklerden antrenmandan hemen önce, hemen sonra, 24 ve 48 saat sonra kan örnekleri alınmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tüm antrenman gruplarının kuvvet değerlerinde (600 sn-1ve 1800 sn-1 izokinetik kuvvet, 1RM ) istatistiksel olarak anlamlı artışlar tespit edilmiştir (p<0,05). 12 haftalık en fazla 1RM artışı % 41,45 ile KE grubunda gözlemlenmiştir(p<0,01). KE grubunu takiben YE grubunun 1RM değerleri %36,46 (p<0,01), HK grubunu değerleri %34,31 (p<0,01), HE grubunun değerleri %28,49 (p<0,05) ve YK grubunun % 25,25 (p<0,01) artmıştır. Bununla birlikte kontrol grubunun 1RM değeri % 0,59 azalmıştır(p0,05). En fazla izokinetik kuvvet artışı KE grubunda görülmüştür (600 sn-1 ve 1800 sn-1 için sırasıyla %32,48; p<0,001 ve %20,08; p<0,01). Antrenman periyodu sonrasında QF kas hacmi artışları sırasıyla; YE grubunda 209 cm3 (%10,06; p<0,05), HK grubunda 167 cm3 (%7,99; p<0,05 ), KE grubunda 153 cm3'lük(% 6,81; p<0,05), YK grubunda 133 cm3 (% 6,14; p<0,05), HE grubunda 94 cm3 (% 4,42; p>0,05) ve KO grubunda 74 cm3 (%3,76, p>0,05) olarak tespit edilmiştir. Araştırmamızdan elde edilen bulgulara göre tüm kuvvet antrenman protokolleri sonrasında kas hasarı oluşmuştur. Grupların kas hasarı belirteçlerindeki artışlar dikkate alındığında en fazla kas hasarı YE grubunda görülmüştür. Sonuç olarak tüm kuvvet testlerinde en fazla kuvvet gelişimi KE grubunda görülmüş olmasına rağmen antrenman grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunamamıştır(p>0,05). Ayrıca tüm kuvvet antrenman protokolleri kas kuvvetini anlamlı ölçüde arttırmıştır(p>0,05). En fazla kas hasarı ve hipertrofi yavaş hızda yapılan eksantrik antrenmanlar sonrası oluşmuştur. Bu fark diğer antrenman gruplarıyla kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı olmasa da yavaş eksantrik çalışmaların kas hacmi artışında etkili bir yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kuvvet, Konsantrik, Eksantrik, Tempo, Kas Hasarı, Hipertrofi
Serbest zaman katılımı, psikolojik iyi olma ve serbest zaman engelleri ile başetme stratejilerinin üniversite öğrencileri üzerinde incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin cinsiyetlerine görepsikolojik iyiolma durumlarının, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin ve serbest zaman egzersiz katılımlarının ayrıcaserbest zaman egzersizlerine katılım düzeylerine görepsikolojik iyi olma durumlarının ve serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek ve öğrencilerin psikolojik iyi olma durumları, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri ve serbest zaman egzersiz katılımlarıarasındaki ilişkiyi saptamaya yöneliktir. Araştırmanın evrenini Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Fakültelerde, Yüksekokullarda ve Meslek Yüksekokullarında öğrenim gören 10.233 kadın, 11.595 erkek toplam 21.828 öğrenci oluştururken örneklemi ise rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 400 kadın (Ortyaş=19.48±1.62), 400 erkek (Ortyaş=19.98±2.25), toplam 800 (Ortyaş=19.73±1.98) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; bireylerin serbest zaman içerisinde egzersiz aktifliğini ölçmek amacıyla 1985'te Godin and Shephard (92) tarafından geliştirilen "Serbest Zaman Egzersiz Anketi" nin Türkçe adaptasyon çalışması, Yerlisu Lapa ve Yağar (93) tarafından yapılmıştır. Katılımcıların psikolojik iyi olma durumlarını ölçmek amacıyla Ryff (23) tarafından geliştirilen ve Akın tarafından (94) Türk kültürüne uyarlanan "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri" ve katılımcıların serbest zamanlarında karşılaştıkları engellerle baş etmek için geliştirdikleri stratejilerinin düzeyini belirlemek amacıyla, Hubbard and Mannell (70) tarafından geliştirilen, Elkins (81) tarafından rekreasyonel kampüs sporlarına modifiye edilen ve Beggs et al. (95) tarafından geçerliği doğrulanan, Türk üniversite öğrenciler için Türkçe adaptasyonu Yerlisu Lapa (96) tarafından gerçekleştirilen "Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistik dışında, çıkarımsal istatistiği ve farklılığı tespit etmek için homojenlik ve normal dağılım koşulları yerine gelmediğinden parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis Varyans Analizi uygulanmıştır. Korelasyon katsayıları ise normal dağılım olduğunda Pearson çarpım-moment korelasyon katsayısı, normal dağılım olmadığında Spearman'ın sıralama korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Ayrıca nitel verilerde korelasyon Pearson Ki Kare testi ile hesaplanmıştır. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Toplanan veriler, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak; üniversitede öğrenim gören öğrencilerin psikolojik iyi olma durumları ve alt boyutları hem serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri hem de serbest zaman egzersiz katılımlarıyla pozitif doğrusal yönde ilişki göstermektedir. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre psikolojik iyi olma durumlarının bazı alt boyutları ve serbest zaman egzersizine katılımları anlamlı şekilde farklılık gösterirken, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri farklılık göstermemektedir. Serbest zaman egzersiz katılım düzeylerine (hafif, orta, yüksek şiddette) göre ise, psikolojik iyi olma durumlarının bazı alt boyutları ve serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri farklılık göstermektedir. Bu sonuçlara göre; kadınların psikolojik iyi olma durumları anlamlı fark çıkan alt boyutlarda daha yüksek iken serbest zaman egzersiz katılımları erkeklere göre daha düşüktür. Serbest zaman egzersiz katılım şiddeti hafif ve yüksek olan bireylerin psikolojik iyi olma durumları anlamlı fark çıkan alt boyutlarda daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik İyi Olma, Serbest Zaman Egzersizi, Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri, Üniversite Öğrencileri
Farklı engellilik gruplarına sahip 10-14 yaş grubu öğrencilerin fiziksel uygunluk değerlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı yaş gruplarında Normal Gelişim Gösteren (NGG), Zihinsel Engelli (ZE) ve İşitme Engelli (İE) öğrencilerin fiziksel uygunluk değerlerini yaşa ve cinsiyete göre karşılaştırmaktır. Bu araştırmaya 9-14 yaş grubunda, 211 normal gelişim gösteren (130 Erkek - 81 Kız), 80 zihinsel engelli (45 Erkek - 35 Kız) ve 80 işitme engelli (43 Erkek - 37 Kız) olmak üzere toplam 371 öğrenci (194 Erkek - 139 Kız) katıldı. Araştırmaya katılan Normal Gelişim Gösteren (NGG), Zihinsel Engelli (ZE) ve İşitme Engelli (İE) öğrencilere "Brockport Fiziksel Uygunluk Test Bataryası" uygulanarak, öğrencilerin vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri incelendi. Araştırmada istatistiksel analizler, SPSS ve Excel (Analyes Tool Pack) paket programları kullanılarak, yaş gruplarında farklı grupların karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis testi, farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için yapılan takip testinde ise Bonferonni düzeltmeli Mann Whitney-U testi, grupların yaş gruplarına göre ayrılarak cinsiyet karşılaştırmalarında da Mann Whitney-U testi uygulandı. Farklı yaş grubundaki erkeklerin karşılaştırılması ve fiziksel uygunluk düzeylerine göre incelenmesi sonucunda; vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri seviyelerinde farklı kategorilerde anlamlı farklılıklar bulundu. Farklı yaş grubundaki kızların karşılaştırılması ve fiziksel uygunluk düzeylerine göre incelemesi sonucunda; vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri seviyelerinde farklı kategorilerde anlamlı farklılıklar bulundu. Grupların yaş guplarına göre ayrılarak cinsiyet farklılıkları karşılaştırıldığında ve fiziksel uygunluk düzeyleri incelendiğinde; vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri seviyelerinde farklı kategorilerde anlamlı farklılıklar bulundu. Sonuç olarak; engelli öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeyleri bazı parametrelerde normal gelişim gösteren akranlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Bunun sonucu olarak engelli öğrencilerin okullarında fiziksel aktivitelere daha fazla önem verildiği ve fiziksel aktivite programları normal gelişim gösteren öğrencilere göre engelli öğrencileri pozitif yönde geliştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Fiziksel uygunluk, Zihinsel engelli, İşitme engelli
Farklı egzersiz türlerinin remisyondaki meme kanserli hastaların fiziksel uygunluk ve psikososyal durumlarına etkisi
Çalışmanın amacı; düzenli fiziksel egzersizin (step aerobik ve direnç egzersizleri) remisyondaki meme kanserli hastaların sağlıklı yaşantılarına, fiziksel uygunlukları ve psikososyal durumlarına etkisini belirlemektir Çalışmada; örneklem grubu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde, anti-kanser tedavisini tamamlayan, meme kanserli, remisyonda izlenen, yaşları ortalama 53,13±6,45 olan 30 kadın hastadan üç grup (step aerobik, direnç ve kontrol) oluşturulmuştur. Bu gruplardan step aerobik ve direnç grubuna 12 hafta boyunca kendi gruplarına özel egzersiz programları uygulanmış, kontrol grubu egzersiz programlarına dahil edilmemiştir. Bu gruplardan, çalışma öncesinde ve sonrasında fiziksel uygunluk ölçümleri (boy, kilo, BKİ, VYY, VYK, YVK, skinfold ölçümleri (SF Triceps, SF Suprailiac, SF Uyluk, SF VYY, mekik, sırt ve bacak kuvveti, el kavrama kuvveti, 6 dakika yürüme testi, otur-eriş, gonyometre omuz esneklik ölçümleri, statik kinestetik ve dinamik denge (SKD) (SDD) ve psikososyal ölçeklerden (EORTC QLQ-C30 ve Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DKÖ-SKÖ) uygulanmıştır. Ölçümlerin analizinde grupların ön-son test değerleri arasındaki farka parametrik olmayan testlerden Wilcoxon Testi ile gruplar arası ön-son test değerleri arasındaki fark yüzdesinin karşılaştırması Kruskal-Wallis Testi ile gruplararası oluşan farkın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak için Mann-Whitney U testi yapılarak istatistiksel olarak anlamlılıklara bakılmıştır. Grupların fiziksel uygunluk ve psikososyal durumlarının ön-son test değerlerine bakıldığında; step aerobik grubunun; BKİ, VYY, SF uyluk, 6 dakika yürüme, omuz ekstansiyon ve abdüksiyon esnekliği, yaşam kalitesi puanlarında, DKÖ ve SKÖ değerleri, direnç grubunun; VYY, YVK, SF uyluk, VYY, mekik, 6 dakika yürüme, omuz ekstansiyon, SDD skoru, yaşam kalitesi puanlarında, DKÖ ve SKÖ değerleri da anlamlı farklar bulunarak lehine sonuçlar çıkarken (p<0,05), kontrol grubunda anlamlı sonuçlar çıkmayarak bireylerin parametrelerinde kötüleşme bulunmuştur (p>0,05). Ülkemizde özellikle remisyondaki meme kanserli hastalarla yapılmış çalışmaların azlığı nedeniyle bu çalışma ileriki çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir. Tıp ve Spor Bilimlerinin iş birliği ile bu tarz çalışmaların çoğalması ve yaygınlaştırılması ile hasta olarak nitelendirilen bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal, duygusal olarak eskiye dönmesi hatta daha da iyi olmaları sağlanmalıdır. Uyguladığımız egzersiz programları ile bu dönemdeki hastaların fiziksel uygunluklarında artış, psikososyal durumlarında iyileşme bulunarak diğer çalışmalarda uygulanabilir olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar kelimeler: Egzersiz, Fiziksel Uygunluk, Meme kanseri, Psikososyal Durum
Dikkat ve koordinasyon çalışmalarının anaerobik yorgunluk altındaki dikkat, el-göz koordinasyonu ve reaksiyon süresi performansına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı anaerobik yorgunluğun dikkat, el göz koordinasyonu ve reaksiyon süresi performansına etkisini tespit etmek ve sekiz haftalık dikkat ve koordinasyon antrenman programının, hem dinlenik hem de yorgunluk durumunda bu değişkenlere etkisini belirlemektir. Araştırmaya, BESYO öğrencisi olan deney grubunda 13, kontrol grubunda da 13 olmak üzere toplam 26 erkek öğrenci katılmıştır. Haftada 3 gün ve 15-20 dakika olmak üzere, toplam 24 seanslık dikkat ve koordinasyon egzersizleri deney grubuna uygulanmıştır. Araştırma öncesinde katılımcıların antropometrik özellikleri incelenmiş sonrasında dikkat, el-göz koordinasyonu ve reaksiyon süresi özellikleri dinlenik ve anaerobik yorgunluk altında test edilmiştir. Anaerobik yorgunluk için Wingate Anaerobik Güç Testi (WAnT) kullanılmıştır. Testler, dikkat ve koordinasyon egzersizi programından sonra tekrar edilmiştir. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; Cognitrone dikkat testi (COG) değişkeninde deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgun durumlar arasında anlamlı fark olduğu gözlemlenmiştir (p<0.05) Deney grubunda 8 haftalık egzersizler sonrasında yapılan ölçümlerde Grid Kart dikkat testi ve COG dikkat testinde anlamlı bir artış oluşmuştur. COG dikkat testinde deney grubunda hata puanı değişkeni haricindeki bütün değişkenlerde anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). Kontrol grubunda ise hata puanı değişkeni haricindeki değişkenlerde anlamlı fark oluşmamıştır. Kontrol grubunda grid kart testinde ise bir düşüş görülmüştür. Antrenman programı sonrasında yorgun durumda deney grubunun COG ve grid kart değişkeninde anlamlı bir fark görülmezken kontrol grubunun dikkat puanı değişkeni anlamlı bir fark oluşturacak şekilde düşüş göstermiştir (p<0.05). Reaksiyon süresi testi verilerine göre deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgunluk durumları arasında anlamlı bir fark oluşmamıştır (p>0,05). Antrenman programı sonrasında deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgun durumlarda reaksiyon süresi değişkeninde anlamlı bir farka rastlanmamıştır (p>0,05). El-göz koordinasyonu testlerinde deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgun durumları arasında anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). 8 haftalık antrenmanlar sonrası deney gurubunun saat yönü ters hata dışındaki tüm el-göz koordinasyonu değişkenleri anlamlı fark oluşturacak biçimde yükselme göstermiştir (p<0.05). Kontrol grubunda ise el-göz koordinasyonu saat yönü süre, saat yönü ters süre değişkenlerinde anlamlı bir artış görülmüştür. (p<0.05). 8 haftalık antrenmanlar sonrasında deney ve kontrol grubunun yorgun durumdaki el-göz koordinasyonu saat yönü süre, saat yönü ters süre değişkenleri anlamlı olarak fark oluşturacak şekilde yükselme gösterirken kontrol grubunun el-göz koordinasyonu puanı değişkeni anlamlı fark oluşturacak şekilde düşüş göstermiştir (p<0.05).
Egzersize bağlı nosiseptif yanıt üzerine histamin H3 reseptör blokajının etkisi
Bu çalışmada, sedanter ve antrene sıçanlarda egzersize bağlı nosiseptif yanıt üzerine H3 reseptör blokörü olan thioperamidin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 8'i kontrol (K), 8'i antrene (A) olmak üzere toplam 16 erkek Wistar sıçan dahil edilmiştir. Çalışmada, nosiseptif olarak termal uyaran (hot plate) kullanılmış, deneyler dinlenim ve akut egzersiz sonrasında tekrarlanmıştır. Thioperamid (Thio), K ve A grubu hayvanlara 15 mg/kg dozunda, intraperitoneal (I.P.) olarak uygulanmıştır. A grubu hayvanlara, koşubandının süre ve hızı kademeli olarak arttırılarak, haftada 5 gün, toplam 8 hafta süren orta dereceli antrenman programı uygulanmıştır. Deneysel sürecin sonunda tüm hayvanların, Thio enjeksiyonu öncesi ve sonrası koşubandında tükenme süreleri ve hot plate latans değerleri kaydedilmiş, plazma, BOS ve ACC'den alınan mikrodiyalizat örneklerinden beta endorfin (BE) tayini yapılmıştır. Çalışma sonuçları ortalama + SD olarak sunulmuş, p<0.05, istatistiksel önem düzeyi olarak belirlenmiştir. Gruplar arasında hot plate latansı, plazma ve BOS BE düzeylerinin karşılaştırılmasında t testi, grupların Thio uygulaması öncesi ve sonrasında ACC'den elde edilen mikrodiyalizat örneklerindeki BE düzeylerinin zamana göre değişiminin değerlendirilmesinde 2 yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Antrene grubun tükenme süresi kontrol grubuna göre yüksek bulunurken, Thio uygulamasının, A grubunda tükenme süresini kısalttığı saptanmıştır. A grubunun hot plate latanslarının, tüm ölçümlerde K grubundan uzun olduğu saptanmıştır. K grubunda akut egzersiz sonrası hot plate latanslarında uzama saptanmıştır. Thio, K grubunda egzersiz bağlı yükselmiş olan latans değerlerini düşürmüş, A grubunda ise etkilememiştir. K ve A grupları arasında plazma ve BOS BE düzeyleri arasında fark bulunmamıştır. Termal uyaran sonucu A grubunda, K grubuna göre daha yüksek ACC BE düzeyleri saptanmış, Thio'nun, ACC BE düzeyleri üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur. K grubunda termal uyaran sonrası ACC'de BE düzeylerinin arttığı, Thio'nun bu artışı bloke ettiği saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları sedanter hayvanlarda, histamin H3 reseptör blokörü olan thioperamidin 15 mg/kg dozunda, egzersize bağlı hipoaljeziyi ve ACC'de termal uyarana bağlı BE salınımı artışını bloke ettiğini ortaya koymuştur.
The effects of plyometric training and whole body vibration training on anaerobic power and capacity
Objective: The purpose of this study was to effect of Plyometric training combined with Whole Body Vibration (WBV) training on Anaerobic power and capacity. Method: Sixty six male (20,57 ± 1,60 years old) participated in this study voluntarily. They were randomly assigned to a WBV training (n=22), Plyometric (PLY) Training group (n=23) and Combined (C) training group (n=21) which was trained both WBV and PLY training. Three times per week, totally 36 training (each one 40 min) was conducted. Testing was performed before (PreTest) mid and after (PostTest) the 12 week period and comprised Anthropometric measurements (AntM), Vertical (VJ) and Counter Movement Jump (CMJ) performance, Wingate Anaerobic power and capacity (WAnt), Isometric Power (IP) and Leg Muscle Area (LMA). Results: The VJ (Pre Test: 40.38±4.21 cm, Post Test: 43.95±4.52 cm) and CMJ (Pre Test: 29.37±6.49, Post Test: 32.45±5.79) significantly increased (P<0.05) after C training, whereas performance of VJ and CMJ after WBV training only unchanged. Considering the many parameters there were no significant difference between pre and posttests in WBV training group. Conclusion: It may be said that, complex training group was showed more improvement than PLY and WBV training group for many measurements. Key words: Complex, Vibration, Plyometrics, Anaerobic
Tüm beden vibrasyon antrenmanının nöromuskuler performans üzerine etkisi
Tüm beden vibrasyonu, astronotların uzaydaki yer çekimsiz ortam ve hareketsizlikten kaynaklanan, kas ve kemik dokularında meydana gelen kayıpları önlemek amacıyla geliştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, fizik tedavi, rehabilitasyon ve antrenman bilimleri gibi alanlarda da kullanılır hale gelmiştir. Çalışmamızda ise; uzun ve kısa süreli yapılan tüm beden vibrasyon antrenmanının, Hoffmann Refleks, izokinetik kuvvet, kassal aktivasyon, denge ve reaksiyon zamanı değişkenleri aracılığıyla nöromuskuler performans üzerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 23.09±2.58 yıl olan, son 3 yıldır düzenli olarak antrenman yapmayan 48 sağlıklı erkek katılmıştır. Katılımcılara 12 haftalık antrenman öncesinde ön test, 12 haftalık antrenman sonrasında son test ve 15 haftalık detraining periyodu sonrasında detraining test olmak üzere üç farklı zamanda ölçümler uygulanmıştır. Bu ölçümlerde Hoffmann Refleks testi, izokinetik kuvvet testi, statik ve dinamik denge testi, elektromiyografik aktivasyon ölçümü ve ayak reaksiyon zamanı testi yapılmıştır. Yapılan Hoffmann refleks ölçümünde; akut olarak tüm beden vibrasyonu uygulatılmış, öncesinde ve sonrasında elde edilen değerler kaydedilmiştir. Elde edilen beş değişkene ait değerlerin zamana ve antrenmanın etkisine bağlı değişimi incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, Hoffmann Refleks ölçümlerinde, kısa süreli ve uzun süreli uygulanan TBV antrenmanının Hmax, H/Mmax ve Heşik değerlerini, kontrol grubuna kıyasla, anlamlı düzeyde artırdığı (p<0.05), Hlatans ve Mmax değerlerinde ise anlamlı bir değişim meydana getirmediği belirlenmiştir. İzokinetik diz fleksiyon ve ekstansiyon kuvvetini ise, 12 haftalık TBV antrenmanı sonunda anlamlı düzeyde arttığı (p<0.05), detraining süreci sonunda ise azalma meydana geldiği belirlenmiştir. Ancak 12 haftalık TBV antrenmanı sonucunda kazanılan izokinetik diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetinin 15 haftalık detraining süreci sonucunda korunduğu belirlenmiştir. Statik ve dinamik denge değerlerinde ise, uzun süreli TBV antrenmanının statik ve dinamik dengeyi anlamlı düzeyde geliştirdiği (p<0.05), dinamik dengede detraining süreci sonrasında uzun süreli TBV antrenmanın etkisiyle kazanımın gerçekleştiği, statik dengede ise beklenilen kazanımın ortaya çıkmadığı belirlenmiştir. Görsel ayak reaksiyon zamanı değerleri ele alındığında uzun süreli TBV antrenmanı sonrasında anlamlı düzeyde azalma olduğu, detraining süreci sonrasında ise anlamlı bir değişim olmadığı saptanmıştır (p>0.05).
Yüzmede farklı çıkış metotlarının kinematik analizi
Bu araştırmanın amacı, kinematik yaklaşımla, yüzmede grab çıkış (GÇ), ön ağırlık merkezli track çıkış (ÖTÇ) ve arka ağırlık merkezli track çıkış (ATÇ)'ın performansa etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle Akdeniz Üniversitesi Etik Kurulu'ndan gerekli izinler alınmıştır. Çalışmaya Türkiye şampiyonalarına katılan, tercih ettikleri metot ÖTÇ olan, aynı kulübün elit yüzücülerinden (A.O ± S.S., yaş: 15,25 ± 0,97 yıl, antrenman yaşı: 6,83 ± 1,03 yıl, boy: 170,25 ± 5,79 cm, kütle: 61,58 ± 7,28 kg) 12 sporcu katılmıştır. Katılımcıların reaksiyon süresi, itme (impuls) süresi, blok süresi, uçuş süresi, toplam süre, bloktan çıkış hızının yatay ve dikey bileşenleri, uçuş mesafesi, suya giriş hızının yatay bileşeni, bloktan çıkış açısı, suya giriş açısı ve ilk 10 m performansları incelenmiştir. Bu çalışmada, 3D videografi yöntemi kullanılmıştır. Yüzücülere GÇ, ÖTÇ ve ATÇ üçer kez yaptırılmıştır. Atlayışlar, 100 Hz hızında birbirine senkronize çalışan 2 adet video kamera ile çekime alınmıştır. Kamera çekimleri program aracılığıyla doğrudan bilgisayara aktarılmış ve elde edilen verilerin kinematik analizi Simi Motion 6.2 programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 18.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Parametriklik şartına uyan veriler için "Tekrarlı Ölçümler Tek Yönlü Varyans Analizi" uygulanmış ve "Bonferroni Düzeltmesi" yapılmıştır. Parametriklik şartına uymayanlarda ise "Friedman Testi" ve "Wilcoxon Eş Testi" kullanılmıştır. Sonuçlar, "A.O ± S.S" olarak verilmiş, p < 0,05 eşitsizliğine uyan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yüzücüler, ÖTÇ'de bloğu her iki yönteme göre belirgin şekilde erken (0,85 ± 0,04 s), ATÇ'de geç (1,16 ± 0,09 s) terk etmişlerdir (GÇ: 0,91 ± 0,05 s; p < 0,01). Ancak ATÇ'de, çıkış hızının yatay bileşeni (4,20 ± 0,25 m/s), diğer metotlara göre üstünlük sağlamıştır (GÇ: 3,87 ± 0,11 m/s, ÖTÇ: 3,89 ± 0,07 m/s; p < 0,01). 10 m süresi ATÇ'de (4,54 ± 0,13 s) diğer metotlara göre (GÇ: 4,72 ± 0,12 s; p < 0,01, ÖTÇ: 4,69 ± 0,10 s; p < 0,05) daha kısadır. Bu araştırmada elde edilen veriler doğrultusunda, ATÇ'nin blok süresi ve uçuş süresindeki dezavantajı, ağırlığın arka ayak üzerinde olması ve çıkış hareketinin arka ayaktan başlaması nedeniyle, çıkış hızının yatay bileşeninin ve dolayısıyla uçuş mesafesinin artmasıyla avantaja dönüşmüştür. Ayrıca optimum bir çıkış açısı ve sonrasında optimum bir giriş açısıyla, kazanılan çıkış hızının yatay bileşeninin, kayma evresinde, su direnciyle kaybedilmemesi, ATÇ'yi diğer metotlardan üstün kılmıştır. ATÇ'nin, çıkış performansının temel kriteri olan 10 m süresinin, diğer metotlardan belirgin bir şekilde kısa olması bunun en büyük göstergesidir. Bu sonuca kinematik olarak sabit veriler neticesinde varılmıştır. Anahtar Kelimeler: 3D kinematik analiz, biyomekanik, hareket analizi, grab ve track çıkış, ön ve arka ağırlık merkezli track çıkış.
Yüksek yağ içeren diyete bağlı obezite modeli uygulanan sıçanlarda egzersiz antrenmanının ağrı eşiği ve beta endorfin düzeylerine etkisi
Bu çalışmada sıçanlarda, yüksek yağ içeren diyetle oluşturulan obezite modelinde, ağrılı uyaran verilmesi sonrasında ağrı eşiği ve beta endorfin düzeyinin değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda 4 grup ve her bir grupta 10 olmak üzere ağırlıkları 200-260 g arasında değişen 40 adet 3 aylık erkek Sprague Dawley sıçan kullanılmıştır. Çalışma süresince K ve E grupları standart sıçan yemiyle beslenirken YYD ve YYD+E grupları % 50 yağ (hayvansal yağ) içeren diyet uygulanmıştır. E ve E+YYD gruplarına egzersiz antrenmanı programı, 5 gün/hafta olarak, 8 hafta boyunca, hızı ve süresi dereceli olarak artan koşubandı egzersizi kullanılarak uygulanmıştır. Tüm grupların tükenme süreleri, hot plate latansı, plazma ve ACC beta endorfin konsantrasyonu ölçülmüştür. Çalışmamızda sıçanlarda ağrı eşik değerinin ölçümü için önceden ısıtılmış 55 C° de sıçanların sıcak plaka üzerine bırakılıp arka ayaklarını yalama ve sıçramaları ağrılı uyarana yanıt belirtisi olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar ortalama + SS olarak sunulmuş, gruplar arası karşılaştırmada Kruskal Wallis analizi, tekrarlayan ölçümlerde Wilcoxon testi kullanılmıştır. E ve YYD+E gruplarının tükenme süresinin, K ve YYD grubundan yüksek, YYD grubunun tükenme süresinin ise, K grubundan düşük olduğu saptanmıştır. Gruplara ait hot plate latans değerleri karşılaştırıldığında, YYD grubunun en düşük hot plate latansına sahip olduğu gözlenmiştir. Grupların plazma beta endorfin konsantrasyonu yönünden karşılaştırılması sonucunda, YYD+E grubunda en düşük beta endorfin düzeyinin saptandığı gözlenmiştir. ACC beta endorfin düzeyleri incelendiğinde, YYD grubunda en düşük düzeylerin saptandığı görülmektedir. Çalışmamızın sonuçları, YYD uygulamasının sıçanlarda ağrı eşiğini ve ACC beta endorfin konsantrasyonunu düşürdüğünü, bu etkilerin egzersiz uygulamasıyla kısmen geri döndüğünü ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: egzersiz, sıçan, ağrı eşiği, beta endorfin
Okul sporlarına katılan öğrencilerin katılım motivasyonu, başarı algısı ve öz yeterliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; okul sporlarında yer alan öğrencilerin spora katılım güdülerini, başarı hedeflerini ve öz yeterliklerini belirlemek, bu değişkenleri cinsiyet, sosyoekonomik düzey, spor türü ve kategorisi açısından karşılaştırmaktır. Çalışmaya toplam 715 sporcu (426 Erkek, 289 Kız) gönüllü olarak katılmıştır. Ayrıca sezon takibinin gerçekleştirilmesi için her kategoriden (takım-bireysel) 146 öğrenci rasgele belirlenmiş ve sezon öncesi, sezon ortası ve sezon sonu ölçümleri ile katılım güdüleri, başarı algısı ve öz yeterlik değişimleri takip edilmiştir. Çalışmada yer alacak sporculara Spora Katılım Güdüsü Ölçeği, Başarı Algısı Envanteri Çocuk Versiyonu, Genel Öz Yeterlik Ölçeği, kişisel bilgi ve Sosyoekonomik Düzey Ölçeği uygulanmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, Spora Katılım Güdüsü Ölçeğinden elde ettikleri değerlere bakıldığında cinsiyet, spor kategorisi ve spor türü açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Başarı Algısı değerleri incelendiğinde, kategori ve spor türü değişkenine göre erkek sporcuların arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Takım ve bireysel sporlar ile uğraşan kızlar arasında ego yönelim alt boyutu açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Genel Öz Yeterlik Ölçeği ile ölçülen öz yeterlik değişkeninden elde ettikleri değerler bakıldığında kız sporcularda hem kategori hem de spor türü açısından gruplar arasından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Sosyo ekonomik düzeylerine göre erkek sporcuların katılım güdülerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Erkek sporcularda sosyo-ekonomik düzey açısından başarı algısının görev yönelimi alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Sosyo ekonomik düzeylerine göre kız sporcularda spora katılım güdüleri hedef yönelimleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu gözlenmiştir. Çalışmanın takip çalışması bölümünde erkek ve kız sporcuların tekrarlı ölçümlerine bakıldığında, katılım güdüsü, başarı algısı ve öz yeterliklerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sonuç olarak, Anne-baba, antrenör ve beden eğitimi öğretmenlerinin göz önünde bulundurması gereken en önemli konu, spora katılımı sağlamak için en önemli faktör olan eğlenceye ve oyun zamanına yeteri kadar yer vermeleri ve çocukları kendi kapasitelerine göre değerlendirerek onlara her zaman cesaret vermeleridir. Anahtar Kelimeler: Okul Sporları, Katılım Güdüsü, Başarı Algısı, Öz Yeterlik
Beden eğitimi ve spor öğretmenliği öğrencilerinde öz-düzenleme: ölçek uyarlama çalışması
Bu araştırmanın birincil amacı Beden Eğitimi ve Spor Öğretmen Adaylarının Öz-düzenleme süreçlerini cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, düzenli spor yapma ve teorik ve uygulamalı ders başarı algılarına göre incelemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için Manuel Martinez-Pons (2000) tarafından geliştirilen "Five-Component Scale of AcademicSelf-Regulation" (FCSAR) ölçeği Türkçeye uyarlanmıştır. Araştırma Akdeniz, Erciyes, Selçuk ve Mehmet Akif Ersoy ÜniversitelerininBeden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Beden Eğitimi ve Spor öğretmenliği Bölümlerindeöğrenim gören yaş ortalaması ( yaş=21.77±2.40) olan toplam 484 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak orijinal adı "Five-Component Scale of Academic Self-Regulation" (FCSAR) olan Türkçeye uyarlama çalışmaları araştırmacı tarafından yapılan "Akademik Öz-düzenleme Ölçeği (AÖÖ) kullanılmıştır. Ölçeğin Türk öğrencilerden elde edilen puanların oluşturduğu faktör yapısını incelemek amacıyla (SPSS 18.0) Açımlayıcı Faktör Analizi (ExploratoryFactor Analysis)ve özgün ölçeğin geliştirilmesindeki yaklaşıma ve uzman görüşü desteği alınarak yapılan çalışmaya uygun olarak da (LİSREL 8.30) Doğrulayıcı Faktör Analizi(ConfirmatoryFactor Analysis) kullanılmıştır. Böylece ölçeğin faktöriyel geçerliği, başka bir deyişle yapı geçerliği, iki farklı faktör analizi uygulamasıyla incelenmiştir. Sonuç olarak; geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan 48 maddelik ölçeğin (hedef belirleme (15 madde, α=.928), strateji uygulama (14 madde, α=.930), strateji izleme (15 madde,α=.947) ve destek alma (4 madde,α=.879) boyutları olmak üzere dört faktörden oluştuğu, her bir faktörün kendi içinde yüksek tutarlılık gösterdiği görülmüştür. Ölçek toplamının ise α=.969 (48 madde) olarak bulunmuş ve ölçeğin Türk kültüründe üniversite öğrencilerinin öz-düzenleme becerilerini ölçmede güvenilir bir araç olduğu belirlenmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencilerinin öz-düzenleme becerileri ile cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, düzenli spor yapma, teorik ve uygulama ders başarı algısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Öz- Düzenleme, AFA/DFA, Beden Eğitimi ve Spor
Ortaöğretim öğrencilerinin spor değişkenine açışından telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerini farklı değişkenler açısından detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi 268’i kadın (%53,6), 232’i erkek (%46,4) olmak üzere, toplamda 500 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları; araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Şata ve Karip (2017) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Aydın ve Sütçü (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan “Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş olup, analizlerde betimsel istatistiklerin yanı sıra, ikili karşılaştırmalar için Bağımsız Örneklem T-Testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve değişkenler arası ilişkinin tespiti için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına kadın öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ve GDSK puanlarının erkek öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışmanın temel değişkenlerinden biri olan spor yapma durumu incelendiğinde, lisanslı olarak spor yapan öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerinin spor yapmayan akranlarına göre anlamlı biçimde daha düşük olduğu görülmüştür (p<0,05). Korelasyon analizleri ise akıllı telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı toplam puanı ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir (p<0,05). Sonuç olarak, spor yapmanın ergenlerde sosyal kaygı düzeylerinin azaltılmasında koruyucu bir faktör olduğunu; buna karşılık akıllı telefon bağımlılığının spor değişkeninden bağımsız biçimde sosyal kaygı ile eşzamanlı ve güçlendirici bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır.
Titreşimli denge aleti ile yapılan denge egzersizlerinin statik ve dinamik denge üzerine akut etkilerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı denge bordu üzerindeyken yapılan egzersizler esnasında titreşim uygulamasının akut olarak denge becerisi üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalışmaya Afyonkarahisar şehrinde bulunan Afjet Afyon Spor U19 takımında aktif olarak futbol oynayan 30 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Titreşim denge çalışmalarının denge becerisi üzerine etkisinin araştırılması için katılımcılar titreşimli denge grubu (n=10), denge grubu (n=10) ve kontrol grubu (n=10) olarak rastgele yöntemle 3 gruba ayrılmıştır. Titreşimli denge grubuna bosu denge topuna monte edilmiş titreşim motoru ile titreşim vererek denge çalışması yaptırılmıştır. Denge grubu bosu topu üzerinde aynı denge çalışmasını titreşimsiz yaparken, kontrol grubu herhangi bir denge çalışması yapmıştır. Çalışmalardan önce ve sonra her üç grubunda statik ve dinamik denge ölçümleri alınmıştır. Gruplar arasında ve grup içinde ve grup-zaman etkileşimine göre anlamlı farklılıkların belirlenmesi için 3x2 tekrarlı ölçümler ANOVA testi uygulanmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda statik denge açısından Post Hoc testleri sonucunda gruplar arasında ön testlerde anlamlı bir farklılık bulunmazken, son testlerde Denge+Titreşim grubu ile kontrol grubu (F:4,199, P<0,02) arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (t:2,831, p<0,019). Zamanlar açısından (F:9,716, P<0,01) hem denge hem de Denge+Titreşim gruplarında anlamlı bir artış tespit edilmiştir (t:-3,117, p<0,003). Grup✻Zaman (F:4,156, p<0,021) etkileşimi açısından denge+titreşim grubunun oransal olarak (denge+titreşim grubu %13,41, denge grubu %4,64, kontrol grubu %0,003) daha fazla gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Dinamik denge açısından Post Hoc testleri sonucunda gruplar arasında ön testlerde anlamlı bir farklılık bulunmazken, son testlerde Denge+Titreşim grubu ile kontrol grubu arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (t:1,632, p<0,032). Zamanlar açısında (F:4,096, p<0,04) hem denge hem de Denge+Titreşim gruplarında anlamlı bir artış tespit edilmiştir (t:-2,024, p<0,048). Grup✻Zaman (F:1,128, p<0,031) etkileşimi açısından denge+titreşim grubunun oransal olarak (denge+titreşim grubu %10,22, denge grubu %4,66, kontrol grubu %0,77) daha fazla gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Özetle denge bordu üzerindeyken titreşim uygulamasının tek başına yapılan denge çalışmasına ve kontrol grubuna oranla akut olarak statik ve dinamik denge becerisi üzerinde daha fazla gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlardan yola çıkarak denge performansının önemli olduğu spor branşlarında akut gelişim için titreşimli denge çalışmalarının önerilmesiyle beraber bu alanda daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Masabaşı çalışanlarının sağlık algılarının boş zaman tutum ve boş zaman katılımlarına göre değerlendirilmesi
Mesai saatlerinde uzun oturma sürelerine maruz kalan masabaşı çalışanlarının mesleki dezavantajları, onlarda hareketsiz yaşam tarzına sebep olur. Hareketsiz yaşam tarzı fiziksel, fizyolojik, sosyal ve psikolojik yönden masabaşı çalışanlarının sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu durumda masabaşı çalışanlarının sağlık algısı; boş zaman tutum ve davranışına bağlı olarak etkilenecektir. Bu çalışmanın amacı masabaşı çalışanlarının sağlık algısı, boş zaman tutum ve boş zaman katılımlarını tespit ederek; boş zaman tutum, boş zaman katılım ve sağlık algısı ilişkisini belirlemek; boş zaman tutum ve boş zaaman katılımlarının sağlık algılarına olan etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ilinde resmi ve özel kuruluşlarda görev yapan masabaşı çalışan bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden gönüllü olarak katılım sağlamış 179 kadın ve 255 erkek olmak üzere toplam 434 masabaşı çalışan birey oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, sağlık algısı ölçeği, boş zaman katılımı ölçeği ve boş zaman tutum ölçeğinden oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında tanımlayıcı istatistikler, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırma modeli Yapısal Eşitlik Modeli ile ortaya konulmuştur. Çalışmada kadınların erkeklerden; bekar olanların evli olan katılımcılardan boş zaman katılımı puan ortalamalarının daha yüksek olduğu tespit edildi. Düzenli egzersiz yapan bireylerin düzenli egzersiz yapmayan bireylere göre boş zaman tutum ve boş zaman katılım puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlendi. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerinin sağlık algısı puanlarında farklılık oluşturmadığı belirlendi. Katılımcıların boş zaman tutmu ile boş zaman katılımı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğu tespit edilirken; boş zaman tutum ve boş zaman katılım puanları ile sağlık algısı puanları arasında ise ilişki olmadığı belirlendi. Ayrıca katılımcıların boş zaman tutumlarınının sağlık algısı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermediği, ancak boş zaman katılımlarının sağlık algısı üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisinin olduğu tespit edildi. Bu durumun tek başına boş zaman tutumunun sağlık algısı üzerine etkisinin olmadığı ancak boş zaman tutumu ile birlikte boş zaman katılımı aracı değişkeni etkileşiminin sağlık algısı üzerinde anlamlı etkisinin olduğu belirlendi. Sonuç olarak katılımcıların boş zaman tutumları, boş zaman katılımları ve sağlık algılarının ortalama puan üzerinde olduğu belirlendi. Boş zaman tutumu ile boş zaman katılım arasında pozitif ilişki olduğu belirlendi. Ayrıca boş zaman tutumunun sağlık algısını boş zaman katılımı aracı değişkeni ile birlikte etkilediği belirlendi. Betimsel araştırma olan bu çalışma sonuçlarının deneysel çalışmalara referans oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler : Masabaşı çalışanlar, rekreasyon, sağlık algısı, boş zaman katılımı, boş zaman tutum.
Hareket eğitiminin okul öncesi çocukların görsel algı düzeyleri üzerine etkisi
Bu araştırmada 'Hareket Eğitiminin Okul Öncesi Çocukların Görsel Algı Düzeyleri Üzerine Etkisi' incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Afyonkarahisar Merkez il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 2 anaokulundan toplam 90 çocuk katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma uygulama(U) grubu (27 kadın, 18 erkek) 45 çocuk, kontrol grubu (K) da (28 kadın, 17erkek) 45 olmak üzere toplam 90 çocuktan oluşturulmuştur. Uygulama grubuna 6 hafta boyunca haftada 1 gün 90 dakika olmak üzere hareket eğitim programı uygulanmıştır. Araştırma öncesi ve sonrasında her iki gruba fiziksel ölçümler (boy, vücut ağırlığı, beden kütle indeksi) ve frostig gelişimsel görsel algı testi (FGGAT) uygulanmıştır. Araştırmada shapiro-wilk testi ile normallik analizi yapılmış, parametrik olmayan testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda hareket eğitimi uygulanan grup ile kontrol grubu ön test son test arasında arasında anlamlı farklılık görülürken(p<0.05 p<0,01) gruplar arasında farklılık görülmedi (p>0,05). Hareket eğitimi uygulayan grubun şekil sabitliği ve mekân da konum algılama düzeylerinin kontrol grubuna göre çok anlamlı düzeyde farklılık olduğu görüldü (p<0.01). Sonuç olarak anaokullarında 1 saatlik hareket eğitimi uygulama süresinin görsel algı düzeyleri üzerinde yetersiz olduğu görülmüştür. Hareket etkinliklerinin bu yaş grubundaki çocuklarda daha fazla arttırılması önerilmektedir.
COVID-19 pandemi sırasında sosyal izolasyonun fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemi sırasında Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin cinsiyet, yaş, sınıf ve bölüm değişkenlerine göre fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi düzeylerinin incelenmesidir. Ayrıca, öğrencilerin fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi düzeyleri arasındaki ilişki ve yaşam kalitesi düzeylerinin fiziksel aktivite düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu Afyon Kocatepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş 125 kadın, 127 erkek olmak üzere toplam 252 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmadaki veriler anket metodu ile toplanmıştır. Çalışmada Dünya Sağlık Örgütü tarafından oluşturulan Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Sonuç olarak bu araştırmada, COVID-19 salgını döneminde öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin ve yaşam kalitelerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, kadın öğrencilerin erkeklere göre daha fazla fiziksel aktivite içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Antrenörlük Eğitimi bölümünde öğrenim gören öğrencilerin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenim gören öğrencilere göre fiziksel aktivite düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 2. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin ise fiziksel aktivite düzeylerinin 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin fiziksel aktivite puanlarında yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, kadın öğrencilerin genel sağlık ve sosyal ilişkiler puanlarının erkeklerin puanlarından daha yüksek olduğu; öğrencilerin fiziksel sağlık, psikolojik ve çevre alt boyutlarında 26> yaşın, 18<, 21-23 ve 24-26 yaşında olan öğrencilere göre ortalama puanlarının daha düşük olduğu; sosyal ilişkiler alt boyutunda 26> yaşında olan öğrencilerin 24-26 yaşında olan öğrencilere göre ortalama puanlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerin genel sağlık, fiziksel sağlık, psikolojik, sosyal ilişkiler ve çevre puanlarının Antrenörlük Eğitimi ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin puanlarından daha yüksek olduğu; 4. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin 1 ve 2. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre yaşam kalitesi düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ek olarak, öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri arttıkça yaşam kalitesi düzeylerinin arttığı ve fiziksel aktivite ile fiziksel sağlık ve psikolojik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin kondisyon düzeyine göre bireysel olarak hazırlanmış fiziksel aktivite programları geliştirilmesi önerilebilir.