
20
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Satış elemanlarının beslenme bilgi düzeylerinin, beslenme alışkanlıklarının ve çalışma koşullarının değerlendirilmesi
ÖZET Bu araştırma Ankara İli Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde yer alan çeşitli satış merkezlerindeki satıcılık mesleğine mensup elemanların beslenme bilgi düzeylerinin, beslenme alışkanlıklarının ve çalışma koşullarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma rast gele örnekleme yöntemi ile seçilen 166 kadın ve 164 erkek olmak üzere toplam 330 satış elemanı üzerinde yürütülmüştür Araştırma kapsamına alman satış elemanlarının beden kitle indeksleri (BKI)'nin %44.8'i normaldir. Satış elemanlarının %80,6 'sı haftada 6 gün, günde ortalama 10 saat çalışmaktadır. Satış elemanlarının, genel ortalamalar açısından beslenme bilgisi ile ilgili 39 sorunun *T= 24.58'ini doğru olarak cevaplandırarak % 63' lük basan oram ile beslenme bilgi düzeyleri kısmen yeterlidir. Satış elemanları genellikle günde 2 ya da 3 öğün yemek yemektedirler. En çok atlanan öğün sabah kahvaltısı, öğün atlama ise vakit bulamama ve cam istememe gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Öğle yemeklerini satış elemanları genellikle çalıştığı yerde, yemek için ayrılan özel bir mekanda yemektedirler. Satış elemanları arasında sigara, çay, kahve, meşrubat kullanım oram yüksektir. Satış elemanları işlerini daha çok ayakta yürüttüklerinden fiziksel rahatsızlıklar ve yorgunluk hissetmektedir. Satış elemanlarının günlük harcadıkları enerji miktarı 2600 Kkal'dir. Anahtar Kelimeler: Satış Elemanı, Beslenme, Beslenme Alışkanlıkları, Beslenme Bilgisi, Fiziksel Aktivite.
Anasınıfına devam eden 6 yaş çocuklarınnın duygusal zekalarına duygusal zeka eğitiminin etkisinin incelenmsi
ii ÖZET Anasınıfına Devam Eden Altı Yaş Çocuklarının Duygusal Zekalarına Duygusal Zeka Eğitiminin Etkisinin İncelenmesi Bu araştırma, anasınıfına devam eden altı yaş çocuklarının duygusal zekalarına duygusal zeka eğitiminin etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ilköğretim okullarının anasınıfına devam eden çocuklar arasından tesadüfi olarak seçilen 120 çocuk oluşturmuştur. Çocukların 40'ı deney grubu, 40'ı placebo kontrol grubu ve 40'ı kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubuna duygusal zeka eğitim programı, placebo kontrol grubuna placebo eğitim durumları uygulanmış, kontrol grubu ise kendi sürecinde bırakılmıştır. Çocukların duygusal zekalarını belirlemek için "Sullivan Çocuklar için Duygusal Zeka Ölçeği", "Sullivan Çocuklar İçin Kısa Empati Ölçeği" ve "Sullivan Öğretmenler İçin Çocukların Duygusal Zekasını Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, duygusal zeka eğitimi alan deney grubundaki çocukların duygusal zekalarında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<.01). Ayrıca deney grubuna sontestten bir ay sonra uygulanan kalıcılık testi ile eğitimin etkisinin korunduğu görülmüştür (p<.05). Çocuklar gruplarına göre (deney, placebo kontrol ve kontrol) ayrı ayrı ele alındığında, cinsiyetlerine, sosyo-ekonomik düzeylerine ve anne-baba öğrenim düzeylerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır (p>.05). Çocuklar cinsiyetleri, sosyo-ekonomik düzeyleri ve anne- baba öğrenim düzeyleri içinde değerlendirildiğinde ise anlamlı farklılıklar olduğu, duygusal zeka eğitimi alan çocukların puanlarının yüksek olduğu belirlenmiştir (p<.01). Bu sonuçlar doğrultusunda, çocukların akademik zekalarının desteklendiği eğitim programlan, duygusal zekayı destekleyen çeşitli etkinliklerle güçlendirilerek, çocukların duygulan tanıma, anlama ve yönetme yetilerini kazanmaları sağlanabilir. Anahtar kelimeler: Duygusal zeka, okulöncesi eğitim, sosyal-duygusal öğrenme, duygusal gelişim, çocuklar.
Kastamonu il merkezinde yaşayan 0-2 yaşları arasında çocuğa sahip anne-babaların çocukları için oyuncak satın alma durumları ve tercihlerinin incelenmesi
ÖZET Bu çalışma Kastamonu İl Merkezinde yaşayan ve 0-2 yaşları arasında çocuğa sahip olan anne-babaların çocukları için oyuncak satın alma durumlarının ve tercihlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda anne-babalara uygulanacak anket geliştirilmiştir. Anket Kastamonu İl Merkezinde yaşayan ve 0-2 yaşlan arasında çocuğa sahip olan 202 anne ve 202 babaya ayrı ayrı uygulanmıştır. Uygulamalardan elde edilen verilerin analizi sonucunda, anne ve babaların 0-2 yaşlarındaki çocuklarına oyuncak satın alma durumları ve tercihleri arasındaki kıstaslar ve farklılıkların oranı tespit edilmiştir. Anne ve babaların cinsiyete göre sınıflandırma yapmadan çocuklarına oyuncak satın aldıkları, oyuncakların daha çoğunlukla oyuncakçı ve marketlerden alındığı, oyuncak alırken karşılaşılan en büyük zorluğun çeşit azlığı olduğu araştırmada elde edilen bulgular arasındadır. Ayrıca, anne ve babaların büyük çoğunluğunun çocuklarına tabanca, tüfek gibi silah oyuncakları satın almadığı, ebeveynlerin oyuncak alımlarımda reklamların etkisinin çok az olduğu, ailelerin toplam geliri çoğaldıkça bir seferde bir oyuncağa ayırabilecekleri para miktarının artış gösterdiği, ebeveynlerin büyük çoğunluğunun oyuncak seçerken satış elemanlarının fikirlerine başvurduklarını ve ailelerin oyuncak seçimi konusundaki deneyimlerini birbirlerine aktardıkları araştırmanın önemli bulgularındandır. Anahtar Kelimeler : Oyuncak, Bebek, Gelişim, Sayfa Sayısı: 218 Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Neslihan AVCI
Alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin aile yapılarının anne-çoçuk ilişkisinin incelenmesi
ÖZET Bu çalışma alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin aile yapılarını ortaya koymak ve anne çocuk ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ömeklemi alt ve üst sosyo-ekonomik düzeyden tabakalı rastgele örnekleme yöntemi uygulanarak seçiîmiştir.Alt sosyo-ekonomik düzeyden 90 öğrenci ve anne babalan, Üst sosyo-ekonomik düzeyden 120 öğrenci ve anne babalan olmak üzere 210 çocuk ve anne-babaJan araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmada, çocuğun kendisine ve ailesine ilişkin bilgileri elde edebilmek için " Kişisel Bilgi Formu",aile yapılanın ortaya koymak için "Aile Yapısını Değerlendirme Aracf'(AYDA) ve anne-çocuk ilişkisini değerlendirmek içinde "Aile Çocuk İlişkileri ÖlçeğkAnne Formu"(PARQ) uygulanmıştır. Alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin aile yapılan ve anne-çocuk ilişkisi anlamlı bir farklılık göstermiştir. Üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin, alt sosyo-ekonomik düzeydeki ailelere göre, aile yapılannı ve anne-çocuk ilişkisini daha olumlu değerlendirdikleri bulunmuştur. Annenin yaşı, ailelerin aile yapısında ve anne-çocuk ilişkisinde anlamlı bulunmamıştır. Annenin eğitim durumu, ailelerin aile yapısında ve anne-çocuk ilişkisinde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Üniversite mezunu annelerin aile yapışım ve anne- çocuk ilişkisini daha olumlu değerlendirdikleri bulunmuştur.
Okul öncesi eğitimine devam eden ve etmeyen ilköğretim üçüncü sınıf öğrencilerinin öz kavramlarının ve anne baba tutumlarının incelenmesi
Okul öncesi Eğitime Devam Eden ve Etmeyen İlköğretim Üçüncü Sınıf Öğrencilerinin Öz kavramlarının ve Anne Baba Tutumlarının incelenmesi. Bu araştırma, Okul öncesi eğitime devam eden ve etmeyen üçüncü sınıf öğrencilerinin anne-baba tutumları ve öz kavramları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2002-2003 Eğitim -Öğretim yılında Ankara İli Çankaya İlçesi 'nde M.E.B.'na bağlı 13 ilköğretim okulunda birinci kademe üçüncü sınıfa devam eden toplam 560 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak amacıyla; araştırmanın bağımlı değişkeni olan öz kavramı ve ana-baba tutumlarını ölçmek üzere "Piers-Harris Çocuklar İçin Geliştirilmiş Öz Kavramı Ölçeği", Polat'ın geliştirmiş olduğu "Anne-baba tutum ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan öğrencilere yönelik kişisel bilgileri içeren kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları, öğrencilere araştırmacı tarafından uygulanarak, çocuklara ölçeklerle ilgili gerekli açıklamalar yapılmış, mümkün olduğunca objektif sonuçlar alınması ve gerçek durumun yansıtılması için sadece çocuğun sorularına, kendi görüşlerini ortaya koyacak biçimde yöneltme yapacak dönüt sorularla cevap verilmiştir. Veri toplama araçlarının uygulanması esnasında; belli bir süre sınırlaması yapılmadan, çocukların kendi cevaplandırma hızlarına bağlı kalınarak rahat bir ortam sağlanmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada, örnekleme alınan ilköğretim üçüncü sınıf öğrencilerinin kendileri ve aileleri ile ilgili tanıtıcı bilgiler, tablolar halinde frekans ve yüzdelik değerleriyle birlikte belirtilmiştir. Araştırmada, okul öncesi eğitime devam eden ve etmeyen öğrencilerin; a- Öz kavram düzeyleri b- Anne tutumları c- Baba tutumları arasında öğrenciye ilişkin cinsiyet, kardeş sahibi olma, doğum sırası, anne ve babanın yaş, öğrenim ve meslek durumlarına yönelik olarak, bazı değişkenlere göre anlamlı bir fark olup olmadığı iki boyutlu varyans analizi ile incelenmiştir. Bu analizde,analize alman değişkenlerin ölçek puanları üzerindeki temel etkilerinin yanı sıra analize alman iki değişkenin ortak etkilerinin de test edilmesi mümkün olmaktadır. Temel etki testlerinde, karşılaştırılan grup sayısının üç ve ya daha fazla olması durumunda, sonuç anlamlı çıkmış ise grup ortalama puanları arasındaki farklılıkları belirlemek için scheffe testi uygulanmıştır. Öğrencilerin, öz kavram düzeyleri ve anne - baba tutumları arasındaki ilişki, Pearson korelasyon katsayısı ile belirtilmiş, anlamlılık düzeyi için.05 temel alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; okul öncesi eğitime devam eden ve etmeyen ilköğretim üçüncü sınıf öğrencilerinin öz kavram düzeyleri arasında okulöncesi eğitime devam edenler lehine anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. İlköğretim üçüncü sınıf öğrencilerinin okul öncesi eğitime devam etme durumuna göre anne-baba tutumları arasında okul öncesi eğitime devam edenler lehine anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Ayrıca, örneklemi oluşturan öğrencilerin okul öncesi eğitime devam etme durumlarına göre öz kavram düzeyleri ile anne-baba tutumları arasında anne-babası demokratik tutum sergileyenler lehine anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öz kavram ile anne-baba tutumları arasındaki ilişki okul öncesi eğitime devam eden öğrenciler için incelendiğinde, öz kavram ile hem anne hem baba tutumları arasında negatif anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Öz kavram ile anne tutumu arasındaki ilişki okul öncesi eğitime devam etmeyen öğrenciler için incelendiğinde, okulöncesi eğitime devam edenler kadar yüksek düzeyde olmasa da öz kavram düzeyi ile hem anne hem baba tutumları arasında negatif anlamlı bir ilişki vardır. Bu bulgular, araştırmaya katılan öğrencilerden okulöncesi eğitime devam edenlerin bu eğitime devam etmeyenlere nazaran anne-baba tutumlarının daha yüksek düzeyde demokratik eğilim içinde olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi Eğitimin Önemi, Öz Kavram Gelişimi, Anne-Baba Tutumları.
Koruma ve güvenlik görevlilerinin kişisel hijyen ile ilgili bilgi ve uygulamaları üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, koruma ve güvenlik görevlisi personelin kişisel hijyenile ilgili bilgi ve uygulamalarını saptamaktır. Araştırmada personelin kişisel hijyenuygulamaları, kişisel hijyen ile ilgili bilgi düzeyleri, cinsiyetin, eğitim durumunun vemedeni durumun kişisel hijyen ile ilgili bilgi ve uygulamalarına etkileri ve personelinkişisel hijyen ile ilgili bilgilerinin uygulamalarını etkileyip etkilemediğiaraştırılmıştır. Araştırma; Gazi Üniversitesi'nin Ankara'daki birimlerinde görevyapan 159 koruma ve güvenlik görevlisi personel üzerinde yapılmıştır. Veri toplamaaracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Verilerindeğerlendirilmesinde SPSS 10.0 for Windows (Statistical Program for SocialSciences for Windows) bilgisayar programından yararlanılmış, ki kare testiuygulanmış ve sayı (f), yüzde (%) dağılımları verilmiştir.Araştırma sonucuna göre; kadınların eğitim durumu daha yüksektir. Personelinçoğunluğu kişisel hijyen uygulamalarını alışkanlık olarak yapmakta, bilgilerine göreuygulamamaktadır. Personelin yarısı kişisel hijyen ile ilgili konularda bilgi almakistemektedir. Kadınların büyük çoğunluğu bilgilerini uygulamakta ve kişisel hijyenile ilgili bilgilerini daha çok aktarabilmektedir. Kişisel hijyen konusunda kadınlardaha fazla bilgi sahibi olmak istemektedir. Personelin banyo yapma sıklığı sağlıklıbir deri için beklenen bir düzeydedir. Personelin çok azı işyerinde havlubulundurmaktadır. Kadınlar erkeklere göre daha sık ve düzenli (günde iki defa)olarak dişlerini fırçalamaktadır (p<.001). Eğitim düzeyi dişlerin düzenli olarakfırçalanmasını etkilemektedir (p<0.05). Personelin büyük çoğunluğu peri-anal bölgetemizleme şeklini ve yönünü doğru uygulamaktadır. Ancak kadınlar bu konuda dahadikkatlidirler (p<0.05). Kadınlar erkeklere göre daha sık iç çamaşırı ve çorapdeğiştirmektedir. Banyo lifi, banyo havlusu ve bornozu, el ve yüz havlusu, terlik gibieşyalarda aile üyeleri ile ortak kullanım erkek personelde daha fazladır. Personelinen çok kulak hijyeni, diş fırçası değiştirme sıklığı ve göz hijyeni konularında bilgileriyetersizdir. Yüz, göz, kulak, ayak hijyeni ve el-ayak tırnaklarının kesim şekli içindoğru yöntemi bilmenin, doğru uygulama üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır(p<0.001). Personel diş hekimine gitme, diş fırçasını değiştirme ve diş fırçalamasıklığını bildiği halde doğru uygulamamaktadır.Araştırmanın sonucunda; personelin belli bir eğitim düzeyi üzerinde olmasınedeniyle, personelin kişisel hijyen uygulamaları üzerinde genellikle cinsiyetin etkiliolduğu, eğitim düzeyinin ve medeni durumun önemli bir etkisinin olmadığıbulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Kişisel Hijyen, Koruma-Güvenlik Görevlisi
Çalışanların işyerinde beslenmeleri ve bununla ilişkili faktörler
öz Bu araştırma, Ankara Tarım İl Müdürlüğü'nde çalışanların öğle yemeklerini evden getirirp işyerinde yeme uygulamaları ve bununla ilişkili faktörlerin belirlenmesi amacıyla 162 kadın ve 81 erkek toplam 243 kişi üzerinde yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alman çalışanlara uygulanan anketle haftalık besin tüketim sıklıkları ve bir günde tüketilen besin çeşitleri belirlenmiştir. Bu besin çeşitlerinden hangi besin gruplarının tüketildiği bulunmuştur. Çalışanların boy uzunlukları ve vücut ağırlıkları da saptanarak, beden kitle indeksleri (BKI) hesaplanmıştır. Araştırmanın yapıldığı gün ölçüt alınarak öğün atlama durumları, öğle öğününü nasıl geçirdikleri de sorulmuştur. Günde üç öğün yemek yiyenlerin oranı %68.3'tür. Çalışanların %48.1'inin öğle yemeklerini haftada 1-2 kez evden getirdikleri saptanmıştır. Her zaman evden getirenlerin oranı %16.9'dur. Çalışanların öğle yemeklerini evden getirip işyerinde yemelerinin en önemli 3 sebebinin derecelendirmeleri puanlanarak (en önemli 3, 2.derecede önemli 2, 3. derecede önemli 1) ortalamaları ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Buna göre kadınlar yemeğin temiz olmasını (2.17, ±6.84) erkekler işyerinde çıkan yemeği beğenmeme (2.26, ±4.97) seçeneklerini en önemli bulmuşlardır.Kadın ve erkeklerin %93'ü öğle yemeklerini evden getirdikleri günlerde kurum içinde çoğunlukla çalıştıkları odada ya da diğer arkadaşlarının odalarında yemektedir. Çalışanların %58.0'i sıcak yenmesi gereken yiyecekleri sıcak tüketememektedir. %38.7'si öğle yemeği olarak evden getirdikleri yemekleri genellikle çekmecelerinde muhafaza etmektedir. Çalışanların yemek yedikleri ortamı fiziki koşullar ve hijyen açısından %47.3'ü araç gereç durumunu, %45.3'ü temizliği, %41.2'si alanı, %36.2'si havalandırmayı ve %27.2'si aydınlatma koşullarını yetersiz bulmuşlardır. Çalışanların %58.8'i öğle yemeklerini evden getirip işyerinde yeme uygulamalarından memnun değildir. Kadınların %35.0'i bulaşık yıkamak sorun olduğu için, erkeklerin %34.5'i masa düzeninde yiyemedikleri için bu uygulamalarından memnun değildir. Çalışanların %28.3'ünün işyerinde beslenmeleriyle ilgili kurumdan beklentileri yoktur. Beklentisi olanların ise (%20.0) yemeklerin çeşidinin arttırılmasını, kaliteli yağ kullanılmasını, yemeklerin az yağlı ve az tuzlu verilmesini istedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, işyerinde beslenme, beslenme alışkanlıkları, öğle yemeği m
Üniversite öğrencilerinde şişmanlık (obezite) durumu ve diyet ürünleri kullanmaları üzerinde bir araştırma
Bu araştırma üniversite öğrencileri arasında şişmanlık (obezite) durumunu vediyet ürünleri kullanıp kullanmadıklarını ortaya koymak amacıyla planlanmış veyürütülmüştür.Araştırma kapsamına beslenme eğitimi alan (200) ve almayan (200) olmaküzere 400 öğrenci alınmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarakdeğerlendirilmiştir.BKI'lerine göre öğrencilerden %56.5'inin normal kiloda, %34.3'ünün zayıf,%7.5'inin hafif şişman, %1.7'sinin şişman oldukları, bel/kalça oranlarına göre ise%4.5'inin normal sınırın üzerinde oldukları görülmüştür.Kilo vermek veya ideal kilolarını korumak için öğrencilerin %36.7'sininbazen, %5.0'inin her zaman diyet yaptıkları , diyet yapma durumları ile BKI'leri vecinsiyet arasındaki ilişki istatistiksel açıdan önemli (p< 0.01) , beslenme eğitimi almabakımından önemsiz (p> 0.05) bulunmuştur.Öğrencilerden %74.3'ünün diyet ürün kullanmadıkları, %19.0'unun bazen,%6.7'sinin her zaman diyet ürün kullandıkları tespit edilmiştir. Diyet ürün kullanmaile BKI'leri arasındaki ilişkinin ise önemsiz olduğu görülmüştür (p> 0.05).Diyet ürün çeşitlerinden en fazla kullanılanların sırasıyla kepekli şekersizbisküvi, kepekli ekmek, kola, kepekli bisküvi, kepekli galeta, kraker grubu, madensuyu ve süt olduğu saptanmıştır.Diyet ürün kullanma nedenlerini öğrencilerin %34.0'ü kilosunu korumak,%29.1'i zayıflamak, %19.4'ü diyet ürünlerin lezzeti olarak belirtmişlerdir.Bu ürünleri kullananlardan %16.5'inin yararını gördükleri, %55.3'ünün dekısmen yararını gördükleri, bu ürünler hakkındaki görüşleri ile cinsiyetleri arasındaönemli bir ilişki olmadığı(p>0.05) tespit edilmiştir.Kullanmama nedenleri arasında %49.6'sı kilosundan memnun olduğunu,%21.3'ü diyet ürünlerin yararlı olmaması, %17.1'i de lezzetli olmaması olarakbelirtmişlerdir.Diyet ürünler hakkında öğrencilerin yeterli bilgiye sahip olmadıkları , gerekeğitim kurumları gerekse yayın organları aracılığı ile öğrencilerin ve genel olaraktüketicilerin bilinçlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
İlköğretim öğrencilerinin tüketici davranışları
ÖZET Bu araştırma; Ankara ilinin farklı sosyo-ekonomik bölgelerindeki ilköğretim okullarında öğrenim gören öğrencilerin tüketici davranışlarını belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın materyalini Ankara ilinin farklı sosyo-ekonomik bölgelerinden rastgele örneklem ile seçilen 9 ilköğretim okulu oluşturmuştur. Okulların her birinden 2'şer 8. sınıf alınarak araştırmacı tarafından anket tekniği uygulanan 600 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %55.3'ü erkek, %44.7'si ise kızdır. Öğrencilerinin annelerinin %87.3'ü çalışmazken, babalarının %89.7'si gelir getiren bir işte çalışmaktadır. Öğrencilerin %70.3'ü tüketici ile ilgili bir eğitim almamıştır. Öğrencilerin yarıya yakını (%48.8) okullarında Tüketiciyi Koruma Kolunun bulunup bulunmadığını bilmemektedir. Öğrencilerin %91.6'sı ailelerinden harçlık almakta ve bu öğrencilerin %.90.5'i harçlıklarından biriktirmek amacıyla para ayırmaktadır. Harçlıklarından para biriktirebilen öğrencilerin %78.2'si bu parayla uzun zamandır almayı düşündüğü bir ihtiyacını alacağını ifade etmiştir. Alışverişe çıkarken her zaman plan yapanların oranı %42.5, bazen plan yapanların oranı ise %43.5'dir. Plan yapan öğrencilerin yarıya yakını (%45.6) yapmış oldukları plana bazen uymamaktadırlar. Öğrencilerin %70.0'ı alışverişe çıkmadan önce piyasa araştırması yapmaktadır. Piyasa araştırması yapanların %72.7'si ise bütçesine uygun olup olmadığını anlamak için piyasa araştırması yaptığını belirtmiştir. Öğrencilerin %45.0'ı alışverişe anneleri ile gitmektedirler. Öğrencilerin çoğunluğu giyim ve yiyecek alışverişlerine anneleri ile gitmek isterken, hediyeleri, bilgisayar oyunları, VCD-CD ve özel ihtiyaçlarını kendileri almak istemektedirler. Ailelerin alışveriş yaparken kendi fikrini aldığını belirten öğrencilerin oranı %78.5'dir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %52.8'i alışveriş yaparken mevcut bilgilerini yeterli bulmaktadır. Yine öğrencilerin 3/4'ü için markanın önemli olduğu ve markanın öncelikle giyim ve daha sonrayiyecek satın alımında daha da ön plana çıktığını belirtmişlerdir. Öğrencilerin büyük çoğunluğu (%71.1) alışverişlerinde de markalı ürünleri tercih ederken bu öğrencilerin yarıya yakını (%49.7) kaliteli olduğu için markalı ürünleri tercih etmektedirler. Öğrencilerin yarısından biraz fazlası (%52.0) için moda önemli görünmektedir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %88.3'ü televizyon reklamlarını izlemektedir. Öğrencilerin %77.3'ü bir ürün satın alırken fiyatından etkilenmektedirler. Yaklaşık 4/5 'i yiyecek ve içecek ürünlerinin alışverişlerini süpermarketlerden yaparken, açıkta satılan gıda maddelerini satın almayanların oranı %53.5, bazen satın alanların oranı ise %41.4'dür. Besleyici değeri olmadığını bildiği halde sadece reklamından etkilendiği için bir gıda maddesi satın alan öğrencilerin oranı ise %22.4'dür. aldığı yiyeceğin bayat çıkması durumunda aldığı yere geri iade edenler ise öğrencilerin %70.8'ini oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %34.1'i giyim eşyası alırken kullanım etiketlerine dikkat etmektedirler, ancak dikkat ettiğini belirten öğrenciler verilen bazı temel sembolleri tanımlayamamaktadırlar. Herhangi bir ürün alırken ambalajı üzerindeki bilgileri okuyan öğrencilerin oranı %65.9'dur ve bu öğrencilerin tamamına yakını (%94.4) TSE damgasına, %28.3'ü ise son kullanma tarihine dikkat etmektedir. Öğrencilerin %60.5'i tüketici olarak haklarını bildiklerini ifade etmişler ancak bu öğrencilerin hiçbiri tüketici haklarını tam olarak bilemişlerdir. Öğrencilerin yarıya yakını (%48.0) giyim ürünlerinde, %36.8'i ise yiyecek ürünlerinde sorun yaşamaktadır. Bu öğrencilerin yarısı (%50.0) ürün kalitesini arttırmak için tüketicilerin hatalı ürün satan mağazadan bir daha alışveriş yapmamaları gerektiğini düşünmektedirler. Öğrencilerin %63.4'ü tüketicilerin örgütlenmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %76.8'i tüketici eğitimine ihtiyaç duymakta ve %41.5'i uygun derslerde bir ünitede, %41.0'ı televizyon yayınları ile %37.1'i ise bir ders olarak tüketici eğitimi almak istemektedirler.
Kadınların diyetlerinde bulunan demir ve demir emilimini etkileyen etmenler hakkındaki bilgi ve uygulamalarına eğitimin etkisi
Araştırma ile kadınların demir ve demir emilimini etkileyen faktörler hakkındaki bilgi düzeylerinin tespit edilmesi ve bu konularda verilecek olan değişik eğitim yöntemlerinin bilgi ve uygulamalarındaki değişikliğe etkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamına Çankaya Halk Eğitim Merkezine devam eden 90 kadın alınmıştır. Kadınlar üç gruba ayrılarak birinci gruba yüzyüze eğitim, ikinci gruba el kitabı dağıtılarak eğitim verilmiş ve son grup olan kontrol grubuna herhangi bir eğitim verilmemiştir. Eğitim öncesi ve sonrası tüm gruplara hazırlanan görüşme formu uygulanmış ve besin tüketim kayıtları alınmıştır. Kadınların %35.6'sının 36-45 yaşlan arasında yer aldığı, %46.7'sinin lise mezunu olduğu saptanmıştır. Kadınların %56.7'sinin demirin kaynaklarım bilmedikleri, %30.0'ının eksik bildikleri, %13.3'ünün demirin kaynaklarım iyi bildikleri saptanmıştır. Demirin zengin kaynaklarım bilme ve demir emilimini etkileyen faktörleri bilme durumlarına göre alman puanların ortalamaları arasındaki fark eğitim verilen gruplar da önemli bulunmuştur ( P=0.000). Beslenme eğitimi öncesi ve sonrası yetersiz demir tüketenler sıra ile yüzyüze eğitim grubunda %50.0-%40.0, el kitabı dağıtılan grupta%56.6-%60,0 kontrol grubunda %60.0-%73.3 bulunmuştur. Yüzyüze eğitim verilen grupta yetersiz tüketenlerde azalma görülürken el kitabı dağıtılan grupta yetersiz demir tüketenlerde %4.4'lük, kontrol grubunda ise %13.3'lük oranında bir artma görülmüştür. Eğitimin kadınların demir ve kansızlık konusunda bilgi düzeylerinde önemli derecede artışa neden olduğu saptanmıştır. Demir anemisinden korunmada ve tedavisinde eğitimin etkili olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Demir, Anemi, Beslenme Eğitimi
Eğitim düzeyleri farklı çalışan ve çalışmayan kadınlarda stresin beslenme üzerine etkisi
Toplumda kadınlar; aile oluşturma, ailenin sürekliliğini sağlama ve aile içinde yapılması gerekli faaliyetleri sürdürme ve yönetme gibi sorumluluklarının yam sıra toplumun kadma yüklemiş olduğu bir takım görevleri de yerine getirmekle yükümlüdür. Tüm bu görev ve sorumlulukların yanında bir de ekonomik hayatta söz sahibi olabilmenin artı ve eksilerini taşıyan kadın çoğu zaman anlaşılamamakta ve bunun sonucunda da stres yaşamaktadır. Günümüzde kişiyi etkisi altına alarak onun tüm yaşamını olumsuz yönde etkileyen stres beslenmeyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle bu araştırma, eğitim düzeyleri farklı, çalışan (90) ve çalışmayan (90) toplam 180 kadında stresin beslenme durumu ve alışkanlıkları üzerine etkisini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Katılımcılar basit tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Veriler kişisel bilgiler, beslenme alışkanlıkları ile beslenme durumları ve stres belirtileri ölçeği olmak üzere üç bölümden oluşmuş bir anket aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan çalışan kadınların %65.6'sı evli, %43.3'ü 26-35 yaş arasında ve %78.9'u yüksekokul yada üniversite ve üniversite üstü mezunudur. Çalışmayan kadınların ise %95.6'sı evli, %38.9'u 36-45 yaş arasında ve %67.8'i ilkokul veya ortaokul mezunudur. Her iki grubunda büyük çoğunluğu beslenmenin önemli olduğunu belirterek, yeterli ve dengeli beslenmenin tanımını doğru yapmışlardır. Çalışan kadınların stres altı ölçeklerinden almış oldukları puanların ortalamaları çalışmayan kadınlarınkinden daha yüksek bulunmuştur.11 Ağrı kesici kullananlarla çalışan ve çalışmayan kadınlar arasındaki fark khi-kare testi sonucunda anlamlı bulunmuştur (p<0.05). B grubu vitaminlerinde yetersiz ve normal gereksinimin üzerinde alan grup strese yatkınlık alt ölçeğinde gruplararası fark da anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Birey olarak kadının mutlu ve sağlıklı olması demek onun yetiştireceği çocukların ve dolayısıyla toplumun bütününün de mutlu ve sağlıklı olması demektir.
Kadınlara verilen beslenme eğitiminin besin tüketim düzeyleri beslenme alışkanlıkları ile beslenme ve osteoporoz (Kemik erimesi hakkındaki bilgilerine etkisinin saptanması
Bu araştırma; kadınlara verilen beslenme eğitiminin, besin tüketim düzeyleri, beslenme alışkanlıkları ile beslenme ve osteoporoza ait bilgilerine etkisini saptamak amacıyla; Ankara Valiliği, Çubuk Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde kursiyer olan 90 kadın üzerinde yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından veri toplamak amacıyla hazırlanan anket formları, ön test olarak kullanılmış, kadınların konuya ilişkin mevcut bilgi ve tutumları saptanmıştır. Daha sonra bir grup kadına (n=30), sadece yüz yüze eğitim verilmiş (grup 1); diğer bir grup kadına da (n=30) araştırmacı tararından geliştirilen beslenme ve osteoporoza ait bilgileri kapsayan el kitabı verilmiştir (grup 2). Hiçbir eğitim verilmemiş kadınlar ise (n=30) kontrol grubu (grup 3) olarak seçilmiştir. Ön test olarak kullanılan anket formları tekrar düzenlenerek; son test olarak kullanılmış ve kadınların konuya ilişkin bilgi ve tutumları tekrar ölçülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 10.0 for Windows(Statistical Program for Social Sciences) paket programından yararlanılmış; t testi, varyans analizi ve önemlilik testleri uygulanıp, sayı ve yüzdeleri alınmıştır. Gruplar arası ön test ve son test sonrasında oluşan farkın belirlenmesinde p<0,05 önemlilik düzeyi loıllanılmıştır. Kadınların %86,7'sinin ev hanımı, %73,4'ünün evli olduğu, %57,8'inin günde üç öğün, yemek yediği, %41, Finin öğün atladığı, %40,6'sının vakit bulamadığı için öğün atladığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan kadınların; %72,2'sinin hiç beslenme eğitimi almadığı, %30,0'unun beslenme bilgilerini radyo-televizyondan aldıkları, %40,0'ının beslenme bilgilerini kendilerinin yetersiz buldukları, %58,9'unun bu eğitimi beslenme öğretmeninden almak istedikleri, %37,7' sinin bu eğitimi kısa süreli kurs şeklinde almak istedikleri, %48,9'unun beslenme eğitimi "çok gereklidir" şeklinde fikir belirttikleri, %72,2'sinin osteoporozu daha önceden duydukları, %57,7'sinin herhangi bir hastalık durumunda kullandıkları ilaçların prospektüsünü okudukları, %77,7'sinin sağlıklı bir yaşam için sporun gerekli olduğunu düşündükleri ancak %26,6'smın düzenli olarak spor yaptıkları saptanmıştır. Beslenme eğitimi öncesi ve sonrası her günkü süt tüketimi yüz yüze eğitim grubunda %23,3-%83,3; el kitabı dağıtılan grupta %23,3- %50,0; kontrol grubunda %20,0-%25,0 olarak tespit edilmiştir. Eğitim sonrası kadınların beslenme ve osteoporoz ile ilgili bilgi düzeyleri halamından gruplar arasında anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Verilen el kitabının da eğitimde etkisinin önemli olduğu bulunmuştur. Osteoporoz ve korunma konusunda bu eğitimin etkili olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte yeterli ve dengeli beslenme eğitiminin, öğretimin her aşamasındaki kişilere verilmesi, ayrıca da neslin devamını ve eğitimini sağlayan ve örgün eğitim fırsatım kaçırmış kadınlara da halk eğitim merkezleri vb. yerlerde eğitim imkanlarının hazırlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Kadın Eğitimi, Kadın Beslenmesi, Osteoporoz ve Beslenme, Beslenme Eğitimi.
İlköğretim 4 ve 5. sınıfa devam eden öğrencilere farklı yöntemlerle verilen beslenme eğitiminin etkinliğinin araştırılması
oz Bu araştırma, ilköğretim 4 ve 5. sınıfta okuyan öğrencilere farklı yöntemlerle verilen beslenme eğitiminin öğrencilerin beslenme bilgi ve alışkanlıklarına etkisini saptamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Altındağ İlçesi Şair Nedim İlköğretim Okulunda okuyan 73 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından veri toplamak amacıyla hazırlanan anket formu, ön test olarak kullanılmış öğrencilerin mevcut beslenme bilgileri ve davranışları saptanmıştır. Daha sonra öğrenciler anlatım yöntemi grubu, karma yöntem grubu ve kontrol grubu olmak üzere 3 gruba ayrılmışlardır. Anlatım yöntemindeki öğrencilere araştırmacı tarafından hazırlanan broşürler dağıtılarak 6 hafta süresince sözel eğitim verilmiştir. Karma yöntemi oluşturan öğrencilere ise broşürle beraber araştırmacı tarafından hazırlanan hikaye, şarkı, pazıl, akrostiş, kavram haritaları çalışması gibi değişik etkinlikleri içeren eğitim programıyla 6 hafta süresince uygulamalı bir eğitim verilmiştir. Araştırmanın son grubunu oluşturan kontrol grubundaki öğrencilere ise hiçbir eğitim verilmemiştir. Ön test olarak kullanılan anket formları eğitim sonunda her üç gruba da son test olarak uygulanmış ve öğrencilerin eğitim sonrası bilgi ve davranışları ölçülmüştür. Son testin uygulanmasından yaklaşık 4 ay sonra eğitim yöntemlerinin kalıcılığını belirlemek amacıyla aynı test, izleme testi olarak uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 10.0 paket programından yaralanılmış ve uygun tablolara t - testi, varyans analizi uygulanıp, sayı ve yüzdeleri alınmıştır. Gruplar arası ön test, son test ve izleme testi sonrasında oluşan farkın belirlenmesinde p < 0.05 önemlilik düzeyi kullanılmıştır. Anlatım yöntemiyle ve karma yöntemle eğitim verilen gruplarda ön test, son test ve izleme testindeki beslenme bilgi düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptanırken (p< 0.05), kontrol grubundakilerin ön test, son test ve izleme testi arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p> 0.05). Ön test verilerine göre anlatım grubundakilerin %52.9'u, karma yöntemdekilerin %10.7'si ve kontrol grubundakilerin %27.3'ü sabah kahvaltısını atladıklarını, yine anlatım grubundakileri %55.6'sı, karma yöntemdekilerin %67.9'u, kontrol grubundakilerinut %50.0'si öğün atlama nedeni olarak canlarının istemediğini belirtmişlerdir. Diş fırçalama alışkanlığı açısından gruplar incelendiğinde ön test verilerine göre anlatım grubundakilerin %24.0'ü, karma yöntemdekilerin %10.7'si, kontrol grubundakilerin %15.8'i düzenli diş fırçalama alışkanlığına sahipken; son testte anlatım grubundakilerin %32.0'si, karma yöntemdekilerin %39.3'ü, kontrol grubundakilerin %15.0'i düzenli diş fırçalama alışkanlığına sahip olduklarının ifade etmişlerdir. Anlatım yöntemi ve karma yöntemin uygulandığı grupların ön test, son test ve izleme testi beslenme bilgi puanları arasında istatistiksel açıdan farkın önemli olduğu belirlenirken (p<0.05), kontrol grubunda ön test, son test ve izleme testi arasındaki fark istatistiksel açıdan önemsiz olduğu belirlenmiştir (p > 0.05). Sonuçta eğitimin dinamik bir süreç olup koşulların değişmesi nedeniyle her yaş grubundaki bireylerin beslenme alanındaki bu değişiklik ve gelişmelere uyum sağlamalarını kolaylaştırmak için yaşamın bütün dönemlerinde özellikle okul çağından başlayarak bireylere etkin ve sürekli beslenme eğitiminin verilmesi için çeşitli imkanların sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler : Okul Çağı Çocuklarda Beslenme, Beslenme Eğitimi, Beslenme Davranışları, Eğitim Yöntemleri.
Tüketicilerin besin etiketi okuma alışkanlıkları, beslenme etiketi ve ambalaj tercihleri ile ilişkili faktörler
Bu araştırma, tüketicilerin besin etiketi okuma alışkanlıklarını, beslenmeetiketi ve ambalaj tercihleriyle ilişkili faktörleri saptamak amacıyla planlanmış veyürütülmüştür.Çalışma iki aşamada gerçekleştirilmiş olup, araştırmada 250 öğretim elemanıve 100 idari personel olmak üzere toplam 350 ( 239 kadın, 111 erkek) tüketicigörüşünden yararlanılmıştır. Bu araştırmada tüketicilerin besin etiketi okumaalışkanlıkları, besin ve beslenme etiketinde tercih ettikleri bilgiler, besin ambalajtercihleri, bir besin için özel etikette istenen bilgiler ve tüketiciye ait genel bilgilersaptanmıştır. Ayrıca süre tutularak besin etiketi örneklerine ve etiketlere ilişkinsorular sorulmuştur. Tüketicilerin besin etiketi okuma alışkanlıkları ile etiket veambalaj tercihlerine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesinde frekans (f), yüzde (%)dağılımları kullanılmıştır. Ayrıca tüketiciler etiket okuma sıklığı için 1 (hiç),2 (bazen), 3 ( her zaman) puanları, tercih ettikleri besin öğesi miktarı için1 (farketmez), 2 (az olması), 3 (çok olması) puanları kullanılarak aritmetik ortalama(Χ ), standart sapma (SS) hesaplanmıştır.Tüketicilerin; % 57.5'i fiyat, % 76.9'u üretim tarihi, % 78.4'ü son kullanmatarihi ve % 49.4'ü de raf ömrünü her zaman okuduklarını ifade etmektedir.Aritmetik ortalamalar açısından incelendiğinde ise, ortalamaların =1.82 ileΧ=2.78 arasında değiştiği görülmektedir. Verilen 15 etiket bilgisinden 3'ü herΧzaman, 12'si ise bazen okunmaktadır. Buna göre, tüketiciler etiket bilgilerinintamamını okumakla birlikte, fiyat =2.75 ve son kullanmaΧ Χ=2.55, üretim tarihi=2.78 her zaman okumayı tercih etmektedir. En yüksek ortalama sonΧtarihinikullanma tarihlerinin okunmasıdır.Tüketicilerin, % 80.5'inin renkli ve kolay anlaşılır olmayı, kullanışlılığın enönemli ölçütü olarak algıladıkları ve yine % 36.5'nin, kolay anlaşılır olmasınedeniyle; besin öğelerinin miktarları ve günlük gereksinimi karşılama yüzdelerinigösteren, renkli çubuk grafiği en kullanışlı etiket olarak nitelendirdiklerianlaşılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Besin etiketi, beslenme etiketi, besin ambalajlama.
Tüketici olarak ilköğretim öğrencilerinin tüketim faaliyetlleri sırasındaki çevre bilinci düzeylerinin incelenmesi ve eğitim modelinin uygulanması
TÜKETİCİ OLARAK İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN TÜKETİM FAALİYETLERİ SIRASINDAKİ ÇEVRE BİLİNCİ DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ VE BİR EĞİTİM MODELİNİN UYGULANMASI ÖZ Bu araştırma, ilköğretim öğrencilerinin tüketim Maliyetlerinde çevre bilinci düzeylerinin belirlenmesi ve buna ilişkin bir eğitim modelinin uygulanması amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla; Kırıkkale'de Mehmet Ali Eren İlköğretim Okulu öğrencilerinden yüz yüze eğitim grubu (n=39), el kitabı grubu (n=39) ve kontrol grubu (n=37) olmak üzere toplam 115 öğrenci araştırmaya alınmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizleri t testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey testi kullanılarak yapılmıştır. Ön testte gruplar arası farkın kontrol grubu aleyhine olduğu, son testte ise yüz yüze eğitim grubunun lehine olduğu bulunmuştur. Gruplar arası fark çoğunlukla ön testte önemsiz, son testte ise önemli (p<0.05) bulunmuştur. Ön test ve son test puan ortalamaları gruplara göre ayrı ayrı incelendiğinde, son test puan ortalamalarının ön test puan ortalamalarından yüksek olduğu saptanmış ve testler arası fark çoğunlukla yüz yüze eğitim grubunda ortaya çıkmıştır. Tüm gruplardaki öğrenciler, insanları ve çöpleri çevreyi kirleten unsurlar arasında ilk sırada görmüşlerdir. Geri dönüşüm işaretini yüz yüze eğitim grubu öğrencilerinin tamamı eğitim sonunda doğru olarak cevaplandırırken çevre dostu kavramını yüz yüze eğitim grubu ile el kitabı grubu öğrencileri aynı oranda cevaplandırmışlardır. Yüz yüze eğitim grubu öğrencileri eğitim sonunda; bir ürün satın alırken dikkat edilmesi gereken ambalaj malzemesi özelliklerinden ambalajın çevre dostu, geri dönüşümü ve depozitosunun olması gerektiğini öğrenmişlerdir. Öğrenciler, plastikler ile kullanılıp atılan pillerin kullanımda tercih edilmemesinin ve alışverişte satın alınan ürünlerin de plastik poşetle taşınmamasının iyi olacağını belirtmişlerdir. Yüz yüze eğirim grubu öğrencileri, depozitolu ürünlerin yararlarını atık miktarını nazaltması, aile bütçesine katkı sağlaması, doğal kaynaklan koruması ve enerji tasarrufu sağlaması olarak saymışlardır. Bu maddeleri, depozitolu ürünleri kendi tercih etme nedenleri arasında da belirtmişlerdir. Yüksekten düşüğe doğru sıralanmış puan ortalamasına göre yüz yüze eğitim grubu, el kitabı grubu ve kontrol grubu öğrencileri çöplerin türlerine göre bidonlara atılması gerektiğini düşünmüşlerdir. Tüm gruplarda evdeki çöpü atma şeklinde, öğrencilerin yansından fazlası "evdeki çöp bidonunun içine bir poşet yerleştirilmeli, bu çöp bidonu dolunca bidonun içindeki poşetin ağzı sıkıca bağlanmalı, sonra dışarıdaki çöp bidonuna bırakılmalı" cevabını vermiştir. Öğrenciler pencere ve balkon gibi yerlerden halı, kilim, örtü... v.b. şeylerin silkelenmesini dışarısı kirleneceği, komşular kızacağı, elektrik süpürgesiyle de temizlenebileceği, evin balkon ve camı kirleneceği ve çevreye arar vereceği için uygun görmemişlerdir. Öğrenciler son testte evsel katı atıkları azaltmak için yapılabilecek faaliyetleri; kullanılmayan eşya ve giysiler ihtiyacı olanlara verilebilir, bayat ekmekler çorba, köfte, kızartma... v.b.lerinin yapımında kullanılabilir, atık kumaşlar çeşitli ürünlerin yapımında kullanılabilir, bayat ekmekler hayvanlara verilebilir, kullanılmış kağıtlar karalama kağıdı olarak kullanılabilir ve evsel atıklar çöpe atılabilir şeklinde ifade etmişlerdir. Öğrencilerin davranışlarındaki farklılık ise, kullanmadıkları eşya ve giysilerini ihtiyacı olanlara verdikleri, bayat ekmekleri hayvanlara verdikleri, kullanılmış kağıtlan karalama kağıdı olarak kullandıkları, atık kumaşları çeşitli ürünlerin yapımında kullandıkları ve son olarak evsel atıkları çöpe attıktan şeklinde saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre Eğitimi, Atık, Geri dönüşüm. ııı
Okul öncesi eğitim kurumlarında sınıf içi etkinliklere katılan ve katılmayan annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki bilgilerin incelenmesi
ÖZET Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Sınıf İçi Etkinliklere Katılan ve Katılmayan Annelerin Okul Öncesi Eğitim Hakkındaki Bilgilerinin İncelenmesi. Bu araştırma, okul öncesi eğitimde annelere uygulanan "Sınıf İçi Etkinliklere Katılım Programı'nın, annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki bilgilerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2001-2002 Eğitim - Öğretim yılında Ankara İli Gölbsaşı İlçesi'nde M.E.B'na bağlı Baldudak İlköğretim Okulu, Gündüzalp İlköğretim Okulu ve İnönü İlköğretim Okulu'ndaki anasınıflarına devam eden çocukların annelerinden oluşmuştur. Baldudak İlköğretim Okulu' nda anasınıfına devam eden 25 çocuğun annesi deney grubu, diğer iki okuldaki 25 çocuğun annesi de kontrol grubu olmak üzere, toplam 50 anne araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmada ön test, son test ve kontrol gruplu araştırma deseni içinde çalışılmıştır. Bu çalışmada, araştırmacı tarafından deney grubundaki annelere uygulanmak üzere "Sınıf İçi Etkinliklere Katılım Programı" hazırlanmıştır. Üç aşamadan oluşan katılım programı sekiz hafta sürdürülmüştür. Ayrıca program; ev ziyaretleri, sınıf içinde oluşturulan veli kütüphanesi, bülten panosu ve sınıf dışı etkinliklerle de desteklenmiştir. Kontrol grubunda ise herhangi bir katılım çalışması yapılmamıştır. Araştırmaya katılan annelerin okul öncesi eğitimi hakkındaki bilgilerini belirlemek için kullanılan "Okul Öncesi Eğitim Bilgi Formu" ile, annelerin kişisel bilgilerinin elde edilmesinde kullanılan "Kişisel Bilgi Formu" araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. "Okul Öncesi Eğitim Bilgi Formu" deney grubundaki annelere, "Sınıf İçi Etkinliklere Katılım Programından önce ön test, programın uygulanmasından sonra ise son test olarak verilmiştir. Aynı form kontrol grubunda ön test ve son test olarak uygulanmıştır.Araştırmada, deneysel işlemden elde edilen verilerin analizinde Kruskal Wallis Testi, Mann-Whitney U Testi, İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının son test sonuçlarına göre, deney grubunun okul öncesi eğitime ilişkin bilgi düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır (p < 0.05). Kontrol grubunda da son test sonuçlarına göre, çok düşük düzeyde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür (p < 0.05). Araştırma sonuçlarına göre, annelerin okul öncesi eğitime ilişkin bilgi düzeyleri ile yaş, öğrenim durumu, sahip oldukları çocuk sayısı, okul öncesi eğitime devam eden çocuğun kaçıncı çocukları olduğu, çalışma durumu ve gelir durum arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ancak deney grubunda, annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki bilgilerinin diğer çocuklarının okul öncesi eğitim alma durumlarına göre puanları ön testte anlamlı bulunurken (p < 0.05), katılım programının uygulanmasından sonra son testte anlamsız bulunmuştur (p > 0.05). Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Ebeveyn - Çocuk İlişkisi, Ebeveyn Katılımı, Ebeveyn Katılım Programları.
Empatik iletişim eğitiminin okulöncesi çocuğa olan annelerin empatik beceri düzeylerine etkisi
ÖZET Empatik İletişim Eğitiminin Okulöncesi Çocuğu Olan Annelerin Empatik Beceri Düzeylerine Etkisi Bu araştırma, okulöncesi çocuğu olan annelere verilen "Empatik İletişim Eğitimi"nin annelerin empatik beceri düzeylerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır Araştırmanın örneklemi, 2002-2003 Öğretim yılında Ankara İli Yenimahalle İîçesi'nde ME.B.'na bağlı Müjgan Karaçalı İlköğretim Okulu ile İstiklal İlköğretim Okulu Anasınıfı'na devam eden çocukların annelerinin listesinden tesadüfi yolla seçilmiştir. Deney grubu 17, kontrol grubu 17 olmak üzere toplam 34 anneden oluşmuştur. Araştırmada Ön test, son test ve kontrol gruplu araştırma deseni içinde çalışılmıştır. Bu çalışmada, deneysel işlemde kullanılmak üzere araştırmacı tarafından "Empatik İletişini Eğitimi" programı hazırlanmıştır. Bu program çerçevesinde, deney grubu ile haftada iki gün 90 'ar dakikalık 10 oturumluk eğitini sürdürülmüştür. Kontrol grubuna ise herhangi bir eğitim verilmemiştir. Araştırmaya katılan annelerin empatik beceri düzeylerini belirlemek için "Eıripatik Beceri Ölçeği B- Formu (EBÖ-B Formu)" (Dökmen 1988) kullanılmıştır. EBÖ - B Formu, ''Empatik İletişim Eğitimi" öncesinde, deney grubuna ön test, eğitim sonrasında ise son test, eğitimden bir ay sonra da tekrar test olarak uygulanmıştır. Aynı form kontrol grubuna ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmada, deneysel işlemden elde edilen verilerin analizinde, tiki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi", 'iki Eş Arasındaki Farkın Önemlilik Testi", 'Mann-Whitney Ü Testi", "Basit Korelasyon Analiz"inden Pearson Korelasyon Katsayısı" ve **Ki - Kare Testi" kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının son test sonuçlarına göre^ deney grubunun empatik beceri düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir gelişme olduğu11 saptanmıştır (p<(W)l). {Control grubunda ise bir gelişme izlenmemiştir. Deney grubuna uygulanan tekrar test sonucunda da eğitimin etkisinin devam ettiği saptanmıştır. Araştırma bulgularına göre, deney ve kontrol grubunda bulunan annelerin yaş ve eğitim düzeyleri ile empatik beceri puanları arasındaki ilişkinin istatistiksel açıdan önemli olmadığı görülmüştür (p>0.05). Anahtar Kelimeler : Empati, Empatik Beceri, Ernpati Eğitimi, Empatik İletişim, Empatik Dinleme ve Cevap Verme.
Kadınların evsel katı atıklar ile ilgili bilgi düzeyleri ile uygulamalarının saptanması ve bir eğitim modelinin uygulanması
Bu araştırma, kadınların evsel katı atıklar ile ilgili bilgi düzeyleri ile uygulamalarım saptamak ayrıca verilen eğitimin etkinliğini değerlendirmek amacıyla Ankara ilinin Kızılay semtindeki Belmek kurslarına devam eden 120 evli kadın üzerinde yürütülmüştür. Yüzyüze eğitim, el kitabı, yüzyüze eğitim ve el kitabı ayrıca kontrol grubu olmak üzere dört grubun her birine 30'ar kadın alınmıştır. Araştırmacı tarafından veri toplamak amacıyla geliştirilen görüşme formu, ön test olarak kullanılarak durum saptaması yapılmış ve bir eğitim programı hazırlanmıştır. Yüzyüze eğitim ve yüzyüze eğitim ile el kitabı verilen gruplara dört hafta boyunca evsel katı atıklar, çevre bilinci ile satın alma, evsel katı atıkların geri dönüşümü ve azaltılması, ambalaj malzemelerinin değerlendirilme şekli konularında eğitim verilmiş, el kitabı grubuna da bu konulan içeren el kitabı verilmiştir. Daha sonra, aynı görüşme formu son test olarak uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS bilgisayar programından yararlanılmış; t-testi, korelasyon, varyans analizi uygulanmış, sayı ve yüzdeler verilmiştir. Gruplar arası farkın belirlenmesinde ise P<0.05 önemlilik düzeyi kullanılmıştır. Kadınların %45.8'inin 45 ve üstü yaşta, %42.5'inin lise ve dengi okul mezunu olduğu ve %60.0'ının çalışmadığı, %94.4'ünün bir dernek veya vakfa üye olmadığı, %96.7'sinin ise çevre eğitimi almadığı saptanmıştır. Ayrıca ikamet ettikleri sokakta özel atık kumbarası bulunmayanların oranının %68.1 olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçları; tüm grupların ön test ve son test puanlan arasındaki farkın önemli olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte; yüzyüze eğitim ve yüzyüze eğitim ile el kitabı verilen gruplann puanlannın diğer gruplardan daha fazla oranda önemli bulunduğu saptanmıştır. Kadınlara evsel katı atıklarla ilgili olarak verilecek eğitimde, görsel ve işitsel araçlann birlikte kullanılarak verilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Evsel Katı Atıklar, Kadın Eğitimi
Ev yönetimi ve beslenme eğitiminin kadının mutfak faaliyetlerine etkisi
Ev yönetimi ve beslenme eğitiminin mutfak faaliyetlerini olumlu yönde etkilemesi beklenir. Ankara'nın 8 metropolitan ilçesinde bununan meslek liselerinde bu eğitimi alan ve almayan 95'er kadın öğretmenin mutfak faaliyetlerini kıyaslamak amacıyla yürütülen bu araştırmada veriler anket tekniğiyle toplanmıştır. Ayrıca bu öğretmenler arasından 50'şer öğretmen 3 gün için "Zaman Ölçüm Formu" doldurmuşlardır. Araştırmaya alınanların çoğunluğu 37-46 yaş grubunda 2 çocuklu ve kendi evlerinde oturmaktadır. Mutfaklarda, eğitim almayan grupta az da olsa (% 3.2) duvardan duvara halı kullanıldığı saptanmıştır. Mutfak camlarında tel bulunduranların oranı % 11.1 olup, 2 grup arasındaki fark önemsizdir. Tek duvar tipi ve 6-8 m2 büyüklükteki mutfaklar yaygındır. Çelik tencere çok kullanılmaktadır. Çoğunluğun tost makinası ve el mikseri vardır (Tost makinesi olmayan eğitim alan grupta % 16.8, almayan grupta ise % 15.8, el mikseri olmayan eğitim alan grupta yine % 15.8, diğer grupta ise % 28.4'dür). Az da olsa mikrodalga fırını olanlar vardır ( % 10.0). Mutfakta % 17.9 oranında önlük kullanılmadığı (eğitim alan grupta % 14.8, almayanlarda % 21.0) % 52.6 oranında da yemek hazırlarken başm kapatılmadığı (eğitim alanlarda % 50.6, almayanlarda % 54.8) saptanmıştır. Ev yönetimi ve beslenme eğitimi alanların % 49.4'ü, almayanların ise % 43.2"si bulaşıkların makinede yıkandığı zaman daha temiz olduğunu belirtmişlerdir. Büyük bir çoğunluğun mutfakta elektrikli süpürgeyle temizlik yaptığı, yaklaşık yarısının da her gün mutfak zeminini süpürüp sildikleri belirlenmiştir. En fazla yapılan mutfak faaliyetlerinden olan yemek pişirme sıklığı bakımından gruplar arası fark önemlidir. Buzdolabı ve dolapların temizliğini ayda bir yapanların oranı % 47.3 (yarıya yakın), 15 günde bir yapanların oram ise % 30'dur. îki grubun fırın temizleme sıklığı bakımından da farkı önemli bulunmuştur. Ev yönetimi ve beslenme eğitimi alan grubun bir gününün 4.23 saati diğer grubun ise 433 saati mutfakta geçmektedir. Genelde mutfak planlama, mutfakta hijyen, iş kolaylaştırma gibi konulara; tüm örgün eğitim alanlarında ve özellikle de ev yönetimi ve beslenme derslerinde davranışa geçebilmeyi sağlayacak şekilde yer verilmesi önerilebilir.
Türkiye'de yeni meslek alanları açısından insan kaynaklarını değerlendirme üzerine bir araştırma (Ankara ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'nin şu anda sahip olduğu insan kaynaklarını nasıl değerlendirdiği, yakın gelecek için bu kaynakları nasıl değerlendirmesi gerektiği konusunda öneriler oluşturmak ve bu yolla, özellikle yeni meslek seçme aşamasında olan bireylerin de bu bilgilerden yararlanmalarını sağlamaktır.Araştırmanın örneklemini, kamu kurum ve kuruluşlarından tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 9 bakanlıkta, 2 üniversitenin 5 ayrı fakültesinde/yüksekokulunda ve 5 özel sektör kuruluşunda çalışan 698 birey oluşturmuştur.Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 11,5 paket programında analiz edilmiştir. Anket formuna güvenirlik ve geçerlik testleri, bağımsız gruplar t-testi (independent samples t-test) ve varyans analizi (one-way ANOVA) uygulanmıştır.Araştırma sonucunda bireylerin yarısından fazlasının mesleklerinden memnun olmadıkları ve bu nedenle mesleklerini değiştirmek istedikleri belirlenmiştir. Araştırmaya katılan bireylere göre Türkiye'de gelecek 10 yıl içerisinde tercih edilebilecek ilk 4 meslek bilgisayar programcılığı, genetik mühendisliği, bilgisayar sistem mühendisliği/analistliği ve AB ile ilişkiler uzmanlığıdır.