Gazi University
Discipline

Oral Diagnoz ve Radyoloji Anabilim Dalı

Gazi University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Romatoid artrit, ankilozan spondilit ve Sjögren sendromlu hastalarda temporomandibular eklemin klinik ve radyolojik olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, romatoid artrit (RA), ankilozan spondilit (AS) ve primer Sjögren sendromu (SS) hastalarında TME tutulumunu klinik ve radyografik olarak kontrol grubu ile karşılaştırmalı olarak incelemektir.Çalışma, romatolojik hastalığı olan ve eklemleri etkileyen bir hastalığı olmayan kontrol grubunu içeren toplam 158 bireyden oluşturuldu. Hastaların ayrıntılı bir tıbbi ve dental anamnezi alındı ve stomatognatik ve radyolojik muayeneleri yapıldı.Çalışmamızın sonuçlarına göre subjektif ve klinik bulgular üç hastalık grubunda da kontrol grubundan yüksek bulundu.En sık görülen objektif semptomlar, çiğneme kaslarının palpasyonunda ağrı lateral TME palpasyonunda ağrı ve mandibular hareketler sırasında ağrı bulgusuydu. Bu en fazla RA hastalarında görüldü.Radyografik değerlendirmenin sonuçlarına göre kondil erozyonu romatolojik hastalığı olanlarda kontrol grubundan yüksek bulundu. Kondilin yarısında erozyon bulgusu yalnızca RA hastalarının 2'sinde ve kontrol grubunun 1'inde gözlendi.Lateral panoramik radyograflarda, araştırma grubunda ve kontrol grubunun belli bir kısmında azalmış kondil hareketi ve de RA hastaları ile SS hastalarının 1'inde kondilde hareket olmadığı gözlendi.RA hastaları ve SS hastalarının 1'inde osteofit formasyonu görüldü, AS ve kontrol grubunda ise görülmedi.Klinik ve radyografik bulguların ilişkisine bakıldığında kondilin yarısında erozyon olanların büyük bir çoğunluğunda TME'de krepitasyon olduğu belirlendi. Kondil erozyonu arttıkça, hastaların ağız açıklığında kısıtlanma olduğu görüldü.Sonuç olarak romatolojik hastalıklara bağlı olarak TME etkilenmektedir.

Temporomandibular eklem
Elif Kaya
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı hızlardaki filmlerin çürük lezyonu ile pulpa arasında kalan sağlam dentin kalınlığını belirleme etkinlikleri

Bu çalışmanın amacı, çürük lezyonu ile pulpa odası arasında kalansağlam dentin kalınlığının radyografik olarak saptanmasında farklı hızlardaki filmler(Ultraspeed, Ektaspeed Plus, Insight) ve bu filmlerin indirekt dijital görüntülerininetkinliklerinin araştırılmasıdır.Çalışmada, arayüzlerinde renklenme veya kavitasyon bulunan 91 adetçekilmiş diş kullanıldı. Dişler her blokta bir diş olacak şekilde metil metakrilatiçerisine gömülüp, Ultraspeed, Ektaspeed Plus ve Insight filmleri ile konvansiyonelradyografları elde edildi. Konvansiyonel teknik ile çekilen radyograflar, 600 dpiçözünürlükte taranarak, indirekt dijital görüntüler elde edildi. Konvansiyonelradyograflar ve indirekt dijital görüntülerde, kalan sağlam dentin kalınlığı ölçümyapılacak bölgedeki çürük ve pulpa sınırlarının net olarak belirlenebildiği dişlerdeölçüldü.Ölçümler tamamlandıktan sonra, diş blokları bukkolingual yöndeaşındırıldırılıp, operasyon mikroskobu ile görüntüleri çekilerek, histolojik kalansağlam dentin kalınlığı ölçüldü.Elde edilen verilerin istatistiksel analizi t-testi, Pearson korelasyonkatsayısı, uyumluluk korelasyon katsayısı ve bu katsayılar için %95'lik güvenaralıkları hesaplanarak yapıldı.Kalan sağlam dentin kalınlığının değerlendirilmesinde her üç film,bunların indirekt dijital görüntüleri ile histoloji ve filmlerin birbirleri arasındayüksek düzeyde ilişki ve uyum olduğu bulundu.Uyumluluk korelasyon katsayıları için hesaplanan %95'lik güvenaralıklarına göre, kalan sağlam dentin kalınlığının belirlenmesinde, üç film, bunlarınindirekt dijital görüntüleri ile histoloji ve filmlerin birbirleri arasında istatistikselolarak anlamlı farklılık bulunamadı (p<0.05).Insight Ultraspeed ve Ektaspeed Plus filmleri arasında anlamlıfarklılık bulunamadığından, daha az bir radyasyon dozu ile görüntü elde etmemizisağlayan Insight filminin kullanılmasının avantaj sağlayacağı belirlendi.

Zühre Zafersoy Akarslan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Tip 1 diyabetli ve sağlıklı bireylerde kemik mineral yoğunluğunun karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı,Tip 1 diyabetiklerde iskeletsel KMY ve mandibular KMY'lerini değerlendirmek ve kontrol grubu bireylerinkiyle karşılaştırmaktır. Çalışmamızda 30 Tip 1 diyabetli hasta grubu ve 28 de kontrol grubu bireyler olmak üzere toplam 58 bireyin DEXA'ları ve mandibular optik densitometreleri değerlendirildi. Ayrıca Tip 1 diyabetlilerde KMY ile diyabetin süresi, cinsiyet, insülin dozu, HbA1c, mikroanjiyopatik komplikasyonlar ve VKİ aralarındaki ilişki değerlendirildi. Buna göre gruplar arasında KMY bakımından anlamlı farklılıklar bulundu. Tip 1 diyabetli hastalarda femur, lumbar vertebra ve mandibular KMY'de azalma görüldü. Diyabetin süresi ile KMY arasında negatif bir ilişki, VKİ ile KMY arasında da pozitif bir ilişki bulundu. Sonuç olarak; tip 1 diyabetli hastalarda KMY de azalma olabileceğini ve bu azalmanın mandibula üzerindeki etkisinin araştırılmasında da panoramik radyografların yararlı olduğunu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tip 1 Diyabet, kemik mineral yoğunluğu, panoramik radyograf

Diabetes mellitus-tip 1Panoramik görüntüleme
Müzeyyen Akdevelioğlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Diş tedavisi için gelen yetişkin hastalarda görülen odontojenik çene kistlerinin istatistiksel olarak değerlendirilmesi

olan kistler çenelerdeki sismelerin en sık rastlanan sebeplerindendir. Bu çalısmanın amacı; Gazi Üniversitesi Dis Hekimliği Fakültesi Oral Diagnoz ve Radyoloji Bilim Dalına çesitli dental nedenlerle basvuran eriskin hastalar arasında odontojenik kistlerin görülme insidansını belirlemek ve diğer coğrafik bölgelerden daha önce elde edilen bilgilerle bu bilgileri kıyaslamaktır. Yedi yıl boyunca yetiskin hastalarda tespit edilen sekiz yüz odontojenik kist çalısma grubunu olusturmaktadır. Yasları 20-89 arasında değisen 513'ü erkek 287'i kadın toplam 800 hastada görülen odontojenik kistler yas, cinsiyet, lokalizasyon ve histopatolojik tanıya göre istatistiksel olarak incelenmistir. Yapılan arastırma sonucunda erkek hastaların (%64.12) çoğunlukta olduğu çalısma grubunda inflamatuar odontojenik kistler (%69.4) gelisimsel kistlerden (%30.6) daha fazla bulunmustur. Odontojenik kistler içerisinde radiküler kist (%59.9) en fazla bulunmus olup bunu sırasıyla, dentigeröz kist (%21), rezidüel kist (%8.9), odontojenik keratokist (%7.9), lateral periodontal kist (%1), paradental kist (%0.6), kalsifiye odontojenik kist (%0.5), yetiskin gingival kist (%0.1) ve glandular odontojenik kist (%0.1) izlemektedir. En fazla ikinci yas dekadında (%35.87) görülen odontojenik kistler sıklıkla mandibular posteriorda (%36.25) yerlesim göstermistir. Odontojenik kistlerin dağılımı hakkında bilgi sahibi olmak, klinik muayene sırasında bu lezyonları teshis etmede ve uygun tedavi planlamasını yapmada hekimlere yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Odontojenik kistler, yetiskin hastalar, istatistiksel değerlendirme.

Odontojenik kistlerİstatistiksel değerlendirme
Gülten Usalan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Başlangıç oklüzal çürüklerin gözle muayene, geleneksel radyografi, direkt dijital radyografi ve lazer floresans cihazı ile değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında, çürük teşhisinde kullanılan temel klinik yöntemlerden olan gözle muayene, geleneksel radyografi ve direct dijital radyografi ve son yıllarda geliştirilen yeni bir lazer floresans cihazının (Diagnodent, KaVo, Almanya) başlangıç oklüzal çürüklerinin teşhisinde etkinliklerini altın standart olarak kabul edilen histolojik değerlendirme kriterleri ile karşılaştırarak araştırılmıştır. Çalışmada 250 adet yeni çekilmiş, gözle görülür kavitasyonu olmayan daimi büyük azı ve küçük azı dişi kullanıldı. Standard izasyon şartları sağlandıktan sonra dişlerin geleneksel radyografi ve RVG ile görüntüleri alındı. Daha sonra dişlerin gözle muayeneleri, radyografik değerlendirmeleri ve Diagnodent ölçümleri iki gözlemci tarafından birbirinden bağımsız olarak yapıldı. Diagnodent ölçümleri iki hafta sonra aynı şartlarda tekrarlandı. Histolojik değerlendirme, dişler % 0.5' lik bazik fuksin içinde bekletildikten ve takiben oklüzal fossanın ortasından geçecek şekilde mezio - distal yönde iki eşit parçaya bölündükten sonra steromikroskopta x10 büyütmede yapıldı. Gözle muayene, radyografik yöntemler ve histolojik değerlendirme sonuçlarının birbiri ile uyumu ve gözlemciler arasındaki uyum değerlendirmesi Kappa analizi ile, Diagnodent ölçümlerinin diğer yöntemlerle uyumu tanımlayıcı istatistikler ile ve Diagnodent ölçümlerinin histolojik değerlendirme ile uyumu ROC eğrileri kullanılarak yapıldı. Ayrıca her değerlendirme yöntemi için sensitivite ve spesifiteleri hesaplandı. Değerlendirilen tüm yöntemlerin birbiri ile uyumlarının zayıf olduğu gözlendi. Gözlemciler arasındaki uyum değerlendirildiğinde, geleneksel radyografinin, gözle muayene ve RVG'ye oranla bir miktar daha uyumlu iken, Diagnodent ölçümleri için gözlemciler arası uyum % 71 olarak bulunmuştur. Aynı gözlemcinin tekrar eden ölçümleriarasındaki uyum ise % 50 civarındadır. Gözle muayene ve radyografik tekniklerin spesifiteleri yüksek, sensitiviteleri düşük bulunurken, Diagnodent ölçümlerinin spesifıteleri düşük sensitiviteleri yüksek bulunmuştur. Çalışma sonuçlarına göre; özellikle başlangıç oklüzal çürüklerinin teşhisinde test edilen tekniklerden hiç birinin tek başına güvenilir olmadığını ve Diagnodent'in yüksek oranda yanlış pozitif teşhise yol açacağını düşünmekteyiz.

Meryem Toraman Alkurt
Gazi University · Institute of Health Sciences
2004
00