
14
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Askeri darbeler öncesi ve sonrası medya özgürlüğü
128 ÖZET Askeri darbeler, bir yönetim biçiminin, askeri kuvvetlerce kesintiye uğratılarak, güç kullanılmak suretiyle iktidarın ele geçirilmesi olarak tanımlanabilir. Askeri darbeler, ülkelerin yönetim biçimini değiştiren eylemler olmalarının yanı sıra aynı zamanda olağanüstü hukuki koşullar doğuran ve ülkenin tüm koşullarını yenibaştan biçimlendirildiği dönemlerdir. Tez çalışmasında Türkiye'nin kuruluşundan bu yana gerçekleştirilen askeri darbelerle, askerlerin verdiği ve devletin yönetim kademelerinin değişmesine neden olan muhtıranın, demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarından olan medyanın üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma kapsamında, ülkeyi askeri darbeye götüren olaylar ve olayların ardından ilan edilen sıkıyönetim dönemleri ile askeri darbe dönemlerinde çıkan gazeteler taranmış, askeri müdahalelerle ilgili haberler nitel ve nicel analize tabii tutulmuştur. Çalışmanın en önemli bulguları şunlardır: - Kamuoyunun haber alma hakkı bu dönemlerde sınırlandırılmış, olan bitenler basın tarafından tüm açıklığıyla duyurulamamıştır. - Askeri darbeyi gerçekleştiren komutanlar devletin elindeki medya organlarını, darbeyi meşrulaştırıcı biçimde kullanmışlardır. - Özel sektörün elindeki medya araçları ise yasa, talimatlar ve yargı kararlarıyla engellenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle medya organları eleştiri görevini yerine getirememiştir. - Medya, kendisi için çizilen sınırları sorgulamadan kabul etmiş, talep olmaksızın beklentileri yerine getirmiştir. - Bu yayınlar, darbe dönemlerinde, darbelerin olumlanmasıyla sürmüştür.
Yayın standartları açısından TRT televizyon haberleri
Toplum içinde ve toplumlar arası mesaj alış verişi olarak nitelenen haberin bir çok tanımı vardır. Haber vaktinde verilen, çok sayıda kişiyi ilgilendiren ve etkileyen, bu kişilerin anlayabileceği şekilde verilen, zamanla gelişen ve değişen olay, fikir veya kanaattir. Haberin değişik tanımlarının yapılmasının sebebi, habercilikteki gelişmeleri ve haber niteliklerini ifade edebilmek içindir. Bir habere haber niteliği veren değerler; zamanlama, yakınlık, önemlilik ve kamu yararıdır. Haberde "ne zaman" sorusunun cevabını zamanlama ilkesi verirken, "nerede" sorusunun cevabı yakınlık ilkesini, "nasıl" ve "neden" sorularının cevabı ise önemlilik niteliğini gündeme getirmektedir. Tüm diğer nitelikleri içeren kamu yararı niteliği işin can damarı ve haberi haber yapan bir unsurdur. Haber niteliklerini taşıyan olayların yayınlanması sırasında uygulanan ilkeler olan haber yayın standartları tüm dünyada kabul görmüş değerlerdir. Yayın standardı kavramı toplumla yayıncı arasında bir değer koordinasyonunu içermektedir. Neyin yayınlanıp yayınlanmayacağına karar verirken yayıncıya kılavuzluk edecek bu değerler doğruluk, tarafsızlık ve anlaşılırlıktır. Haberin haber olmasını ve habere güveni sağlayan bir un sur olan doğruluk ilkesi tüm dünya tarafından kabul edilmiş bir habercilik ilkesidir. Doğru haber alma, çağdaş demokrasi anlayışının bir gereği olarak vatandaşın en temel hakkıdır. Haberde doğruluk ilkesi tek başına kamuoyundaki çok sesliliği yansıtmaya yetmez. Bu nedenle yayında farklı görüşlerin dengesini kurmak anlamına gelen tarafsızlık da özgür bir haberleşmenin vazgeçilmez standardıdır. Tarafsızlığı sağlamak için yayın kuruluşunun ve yayıncının özerkliği bir gereklilik tir. Haberlerde dil standardını gündeme getiren anlaşılırlık seyirciye uygun dili kullanmak ve bu dili doğru düzgün telaffuz etmektir. Sadelik, açıklık ve kesinlik unsurlarını içeren anlaşılırlık TV haberini izlenebilir hale getiren bir unsur dur. Tv haberinde izlenebilirliği ve anlaşılırlığı artırmak için günlük konuşma dili kullanmak ve karışıklığa, belirsizliğe ve saçmalığa yer vermemek gerekir. Haber nitelikleri ve haber yayın standartları olarak anlatılan değerler aslında toplumla yayıncının paylaştığı değerler bütünü olan yayıncılık etiğinin içeriğini oluşturur.Bu standartların uygulanması yasal zorlamalarla mümkün olmadığından, bu değerler anılan moral niteliklere sahip, sorumlu ve gönüllü yayıncılar eliyle uygulamaya geçirilebilir. Daha sonra yayın standartları açısından içerik analizi yöntemiyle incelenen TRT TV-1 haberlerinin bu standartlara uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu da yayıncılık etiği dediğimiz moral niteliklerin benimsenmemesinden kaynaklanmak tadır. Bu gerçekleşmediği sürece özgür, özerk ve çoğulcu alternatif arayışları sürer.
Kadına yönelik şiddet haberlerinde karşılaştırmalı bir ı̇nceleme: Hürriyet, Sözcü ve Yeni Şafak gazeteleri
Gazetelerin toplumu şekillendirici ve dönüştürücü etkisi geçmişten günümüze hala devam etmektedir. Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda olduğu gibi Türk toplumunda da kadına uygulanan şiddetin her türlü hali büyük bir sorun olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada Hürriyet, Sözcü ve Yeni Şafak gazetelerinin kadına yönelik şiddet haberlerindeki farklılıkların ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Hürriyet, Sözcü ve Yeni Şafak gazetelerinin 01/04/2018 ve 30/09/2018 tarihleri arasında yayınlanan 398 kadına yönelik şiddet haberinin yer aldığı basılı nüshaları sayısal veriler olarak incelemeye tabi tutulmuş ve ortak olan 33 kadına yönelik şiddet haberi dil, üslup, fotoğraf, başlık, seçilen kelimeler ve olayların aktarılış tarzı yönünden Teun A. Van Dijk'in eleştirel söylem analizi ile detaylı incelenmiştir. Araştırmada bahsi geçen her üç gazetede yayınlanan toplam 398 kadına yönelik şiddet haberlerinin %9'unu Yeni Şafak gazetesi, %45'ini Sözcü gazetesi ve %46'sını Hürriyet gazetesi haberleri kapsamaktadır. Hürriyet ve Sözcü gazetelerinin kadına yönelik şiddet haberleri incelendiğinde; haberin yayınlanma sıklığı, haberlerde kullanılan görsellerin yayınlanma biçimi, kullanılan dil ve üslup bağlamında benzerlikler taşıdığı ancak Yeni Şafak gazetesinin kadına şiddet haberlerini daha az sayıda ve farklı şekilde yayınladığı görülmüştür. Araştırma verileri incelendiğinde, Hürriyet ve Sözcü gazetelerinde tiraj odaklı popülist bir söylem kullanıldığı düşünülmektedir. Sonuç olarak; Hürriyet, Sözcü ve Yeni Şafak gazetelerinin farklı ideolojileri sebebiyle kadına şiddet haberlerinin paylaşım oranında büyü
Türk sinemasında kaymakam ve belediye başkanı temsili
Türkiye'de sinemanın gelişmeye başlaması Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ilk yıllarına denk gelmektedir. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti tarihi ile Türkiye sinema tarihinin kronolojik bir örtüşme içinde olduğu görülmektedir. "Türk Sinemasında kaymakam ve belediye başkanı temsili" adlı bu tez çalışmasında kaymakam ve belediye başkanlarının hangi kültürel değerlerle ve siyasi süreçlerle ilişkili olarak temsil edildiği incelenmektedir. İncelenen filmlerde kaymakam ve belediye başkanının, filmlerin çekildiği veya anlatıldığı dönemlerde toplumsal ve kültürel yapıyı nasıl temsil ettiği veya eleştirdiği, ideolojik, siyasal ve kültürel yapıyı nasıl meşrulaştırdığı veya reddettiği ele alınmaktadır. Tezde, filmler aracılığı ile ideolojik, siyasal ve kültürel sistemin kendini nasıl yeniden ürettiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Ulus devlet kuruluş ideolojisinin yani batılılaşma, aydınlanma ve laiklik gibi ilkeleri bünyesinde toplayan Atatürkçülüğün filmlerde nasıl inşa edildiği ve sinemanın bu geleneği sürdürüp sürdürmediğinin tespiti, onay ve kopuş yaşanan dönem özelliklerinin incelenmesi bu çalışmanın amaçlarından biridir. Başrolde kaymakam ve belediye başkanı bulunan filmlerin tümü bu tezin evrenini oluşturmaktadır. Araştırma 'Temsil Teorisi' yöntemine göre yürütülmüştür. Filmler birer metin olarak değerlendirilmiş ve Stuart Hall'ün inşacı yaklaşımına göre, sinemanın kimlik, kültür ve anlam inşası süreçleri çözümlenmiştir. Nitel araştırma tekniklerinden biri olan içerik çözümlemesine göre yapılan analizler sonucunda kaymakam ve belediye başkanı filmlerinin öznel bir ürün olmaktan çok kültürel ve toplumsal olguların temsili olduğu sonucuna varılmıştır. Filmler, olayların yansıması olarak değil, sosyal konuları ve tarihi olayları şekillendirmekte ekonomik ya da materyal 'temel' kadar önemli, 'esas süreç' ve bir inşa olarak görülmektedir. Bu tezde incelenen kaymakam ve belediye başkanı filmleriyle, Türkiye'nin kuruluşuyla birlikte toplumsal hayatta var olan ve günümüzde de varlığını sürdüren çatışmalar ekseninde kurulmuş metaforik anlatıların süreç içinde değişimi izlenmiştir. Çalışma boyunca başrolü veya ağırlıklı rolü kaymakam ve belediye başkanı olan 24 film izlenmiş, filmlerin ortak yanları saptanmıştır. Büyük çoğunluğu komedi türünde olan filmlerin inceledikleri ortak çelişkiler, din sömürüsü, aydınlanma, merkezi idarenin halka uzaklığı, kalkınma, yoksulluk, yolsuzluk, feodalite ile mücadele gibi konulardan oluşmaktadır. Belediye başkanları ve kaymakamlar bu sorunlar karşısında konumlanmaktadır ve bu konumlanma ülkenin gerçek siyasal ve kültürel hayatına uygun düşmektedir.
Moritanya'da görsel kültür; etnografik bir çalışma
"Moritanya'da Görsel Kültür; Etnografik Bir Çalışma", özellikle Moritanya Bidan toplumunda Görme ve Görsellik sorularını inceleyen disiplinler arası bir çalışmadır. Buradaki Vizyon ve Görsellik, basit terimlerle Bidan kültürünün çeşitli pratik, sembolik ve estetik yollar için gözlerini bilinçli ve bilinçsiz şekillerde kullanması olarak tanımlanmaktadır. Bu terimde, çalışma Bidan'ın gözlerini kullandığı belirli yollarla ilgili farklı problematikleri inceliyor; 1. Gözün diğer duyu organlarının kullanımına kıyasla kullanımı, ağız ve kulak konuşma ve dinleme organları olarak. 2. Sözlü / gerçek ve görselliğin merkeziliği veya marjinalliği. 3. Görünen / görünmeyen dünyalarla ilgili efsanevi inançlar. 4. Özellikle sosyal ve tarihsel bağlamlarda, gözden saklanma ve göz için sergileme ikilemi. 5. İkonik ve resimsel temsilin sorunsallaştırılması ve bu yasağın Bidan göçebelerinin kültürel bağlamında ele alınış biçimi. 6. Estetik ve estetik değerler sorunu. Metodolojik olarak, çalışma çok disiplinli branşlar tarafından bilgilendirilmektedir. Çalışma, insan kültür etkinliklerinin dinamiklerine odaklanan konusunu ve teorik araçlarını Kültür ve Görsel Çalışmalardan alıyor. Çalışmanın disiplinler arası doğası, çalışmada ortaya çıkan sorunsalın uygun tarihsel, sosyal ve antropolojik bağlamlarda doğru bir şekilde analiz edilmesi için diğer disiplin araçlarının kapısını açar. Bu şekilde çalışma, tamamlayıcı analitik araçlar olarak antropoloji, sosyal teori, sözlü gelenek, etnografya, edebiyat teorisi, dilbilim analizi, arkeoloji ve sanat tarihini kullanır. Bu araçlar, bu çalışmanın metodolojik çerçevesine uyan en iyi teorik araçta her problematiği doğru bir şekilde analiz etmek için dinamik bir şekilde kullanılır.
Toplumsal cinsiyet ekseninde alternatif bir anlatı: Şahsiyet örneği
Araştırmanın amacı, toplumsal cinsiyet bağlamında cinsiyet rollerini ve ne yazık ki günümüzde dahi yanlış bir kullanım sayılmayacak "kadın sorunu" kavramı çerçevesinde, medya temsilleri üzerinden incelemektir. Araştırma, toplumsal cinsiyet temsillerine bir yenilik getirdiği varsayılan, İnternet Televizyonu Draması "Şahsiyet" üzerinden bölüm bölüm söylem analizi yöntemiyle yapılmıştır. Analiz esnasında toplumsal cinsiyet çalışmaları, feminizm kuramları, erkeklik çalışmaları, psikanalitik kuram ve medya temsil araştırmalarından teorik olarak yararlanılmıştır. Şahsiyet'e dair, medyada alışılageldik toplumsal cinsiyet temsillerine alternatif bir yaklaşım benimsenmiştir. Dramadaki bazı değiniler, hem kadının hayatta 'sorunlu' varoluşunu hem de erkekliğe atfedilen üstün konumu eleştirmesi açısından, farklı medya temsillerinin mümkün olabileceğini göstermiştir. Gerbner'a göre (2014) Görsel içerik üreticilerinin iddiası, "izlenirliği arttırmak adına alışılageldik cinsiyet rollerine ve bilindik olay örgüsüne" bağlı kalmaktır. Şahsiyet, bu dinamiği sağlamadığı halde yüksek izlenme oranları elde etmiştir ve bu varsayımı geçersiz kılmıştır.
Şöhretin üretimi ve izleyicinin hayatı üzerindeki etkileri
The concrete benefits, which the society and the individuals get from their participation and contribution to the celebrity culture, incite a spirit of curiosity. At its core this thesis explores the functions of the celebrity culture by examining the theories about celebrity culture's vital role for the society, the celebrity and the audience in the contemporary modern world and subsequently by conducting a case study on famous Turkish pop-music singer İrem Derici. In other words, this thesis aims to find out the uses of celebrity culture for the Turkish audience. Specifically, main interest of this study is exploring how the audience makes use of celebrity culture to fulfill their need to form their identities, to satisfy their need for attachment, to be motivated by the promise of social mobility and to fantasize about eventually becoming a celebrity.
'Leyla ile Mecnun' hayranlığı: Facebook'taki işleyişi
With the innovations brought by internet technologies in the 21st century, great progress has been made in fan activities, fan works and fandom studies. Fans have become more visible and effective thanks to the opportunities provided by new media technologies. This study aims to reveal the journey of the "Leyla ile Mecnun" TV series fandom. In this context, the patterns and general motivations of L&M fan communities are explored within the framework of participatory culture. Secondly, the common causes and common cultural characteristics (meanings, jargon, activities, speaking style, etc.) that bring audiences together around fandom are explored within the theory of subculture. L&M fans maintain their existence around a common subculture in fan communities with a certain operating structure on Facebook. Three main zones are identified within fan groups: general group members, core group members, and administrators.The most important feature of this model, is the possibility of transitions between these specified zones. This situation allows new fans to have different roles, and to switch between zones with different levels of interactions, and also offers the administrators, who do not have the option to devote time to the group, the possibility of moving to the core group or the general group. This study is showing how a fandom lasts a long time with the opportunities offered by social media technologies and how to create civic power in fandoms as seen in the example of L&M fandom, which succeeded to rebroadcast the series that was cancelled years ago.
Türkiye`de internet gazeteciliği: Kurumsal yapı, işleyiş ve sorunlar
Demokrasi kültürü ve siyasal gündemin medyada sunumu: İmparatorluğun son döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel sorumluluk ve demokrasi (Eylül 2005) örnek olay çalışması
La presentation de la culture de la democratie et de l'actualite politique dans les medias: Les Armeniens Ottomans sous la derniere periode de l'empire la responsabilite scientifique et la democratie (Septembre 2005) étude de cas
Türk sinemasında milliyetçi söylemin analizi
Our research will entail two main parts: In the first part, we will endeavor to explain the relationship between cinema and politics. Firstly, we will define the general characteristics of nationalism. And we make an elaborate study on the reflections of the role of cinema and the popular culture in the process of the reproduction of the nationalism. Then, from the different perceptions of the film we will examine the role of cinema in the process of construction of the nation-state.
Postmodern gerçekliğn kadın dergilerinde temsili: Reklam fotoğrafları incelemesi
Teknolojik, kültürel ve ideolojik bir araç olan fotoğraf, keşfinden bu yana gerçeklik tartışmalarının merkezinde yer almış, tüketim toplumu içerisinde ise tüketicinin gerçekliğe ve nesneye dair bakış açısını dönüştüren, tüketim tercihleri ve yaşam biçimlerini etkileyen başat bir güç haline gelmiştir. Şimdiki zamanların muğlak ve tartışmalı nosyonlarından olan postmodern durum, gerçeklik kavramı ile kurduğu ilişki düşünüldüğü zaman veçhesini özellikle metinler arasılık, pastiş, kolaj, eklektik estetik, ironi özellikleri ile iletişim araçları ve reklam fotoğrafları üzerinden serimlemektedir. İncelenen fotoğraflarda postmodern gerçekliğe dair özellikleri barındıran reklam fotoğraflarının bu özellikleri nasıl taşıyıp ilettiği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Tez içerisinde tüketim toplumunun etken öznesi olan kadınlar ve tükettikleri dergiler içerisinde yer alan reklam fotoğrafları incelenerek, fotoğrafın bu proses içerisindeki önemi, postmodern görsel kültür içerisinde gerçekliğin maruz kaldığı müdahale edimleri ve bu yaptırımlar sonucu metaya ait fiziksel gerçekliğin nasıl kırılmalara uğradığını ortaya koymak en önemli amaç olmuştur. Çalışma konusu olan fotoğraflar amaca yönelik örneklem yolu ile Türkiye'de en çok satan kadın dergileri ve dergilerin internet siteleri üzerinden seçilmiş; postmodern özellikler baz alınarak incelenmiştir. Kapitalist düzen ve tüketim kültürünün menfaatleri doğrultusunda şekillenen postmodern reklam fotoğraflarının incelenmesi sonucunda gerçeklik kavramının hem görüntüsel düzeyde hem de tüketici nezdinde inşa edilerek karşılığını bulduğu görülmüştür. Bu durum göstergebilimsel şematik analiz ve postmodern okuma yöntemi eşliğinde ortaya konmuştur.
Covid- 19 salgınında sosyal medya kullanıma bağlı hikikomori riskinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, bireyin her türlü temastan uzak kalarak en az 6 ay ve daha uzun süreli çekilme semptomu olarak tanımlanan Hikikomori kavramının Covıd-19 salgın sürecinde gerçekleştirilen zorunlu izolasyon uygulaması ve artan sosyal medya kullanımı ile olan ilişkisini incelemektedir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden anket ve nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak karma bir yöntem benimsenmiştir. Nicel veri toplama yöntemi ile çalışmada, 1201 öğrenciden veri toplanmış ve elde edilen veriler normallik testi, faktör analizi, t testi, korelasyon analizi, geçerlilik ve güvenirlilik analizi, regresyon analizi gibi istatiksel terimlerle analiz edilmiştir. Nitel veri toplama yöntemi ile çalışmada 4 pskikolog, 4 sosyal medya uzmanı, 4 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 12 uzman ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, cinsiyet, yaş, Covıd-19 izolasyon durumu, Covıd-19' dan etkilenen biriyle temas nedeniyle izole olma ve Covıd-19 nedeniyle iş kaybı gibi faktörlerin Hikikomori semptomu ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Eğitim düzeyinin ise Hikikomori ile olumsuz bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. İzolasyon ve sosyal medya kullanımın Hikikomori riskini arttırdığı ve sosyal medya bağımlılığı ile anlamlı ve olumlu bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, pandemi sürecindeki sosyal ve psikolojik etkilerin anlaşılmasına ve uygun müdahalelerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.Salgın dönemimde izolasyonun artması ve sosyal medya kullanımındaki artış, Hikikomori riskini artırabilecek faktörler arasında yer almaktadır. Bu nedenle, pandemi sürecinde bireylerin psikolojik sağlığını korumak için uygun müdahaleler geliştirilmelidir. Ayrıca, sosyal medya kullanımının dengeli bir şekilde yönetilmesi ve izolasyonun etkilerinin azaltılması için destek mekanizmaları ve sosyal izolasyon etkilerini azaltacak çözümlerin geliştirilmesi gerekmektedir
Türk sinemasında melodram ve 1990 sonrası dönüşüm
Tez çalışmasının amacı melodram türünün kavramsal niteliklerinden yola çıkarak Yeşilçam melodramlarının hangi ekonomi-politik ve kültürel süreçlerde ortaya çıktığını, hangi anlatı kodlarını nasıl sunduğu ve 1990'lı yıllarda bu kodların nasıl bir dönüşüm geçirdiğini incelemektir.Bu amaçtan hareketle birinci bölümde melodram tanımı, nasıl ortaya çıktığı ve türün özelliklerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Türk sinemasında melodramın ortaya çıkışı, bunu hazırlayan ekonomi-politik ve kültürel süreçler ve Yeşilçam melodramlarının kodları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise Gönderilmemiş Mektuplar, Suna ve Hayatımın Kadınısın filmleri melodram kodları bağlamında incelenmiştir.Çalışma sonunda 1990'lı yıllardan sonra Türk sinemasında saf bir melodram türünden bahsedilemeyeceği fakat türe ait bazı temel kodların hala devam ettiği gözlemlenmiştir. Örneğin masalsı zaman ve mekan kullanımı, karşıtlıklara dayalı yüzeysel anlatım, prototip karakterler, ailenin yüceltilmesi gibi Yeşilçam melodramlarına ait bir çok kod dönüşüm geçirmiştir. Fakat aynı zamanda ?hiç bitmeyen aşk, yanlış anlama, iyi- kötü üzerinden kurulan ahlak dünyası, duyguların şarkı yoluyla anlatılması ve erkeğin dürüstlüğü, mertliği temsil etmesi? gibi bazı temel kodların ise varlığını korudu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak melodram, 1990 sonrasında saf bir tür olarak değil de diğer türler içerine girerek ve bazı temel kodlarını devam ettirerek karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda bir zamanlar Türk sinemasında başat bir tür olan melodramın günümüzdeki etkilerini görmek açısından çalışmanın önemli bir fırsat sunduğu düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler:1. Melodram2. Melodram kodları3. 1990 sonrası melodramatik unsurlar