
682
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesi
Değişen sınav sistemi 2018 yılında Liselere Giriş Sınavı'nı (LGS) ve bu sınavın kapsamında yer alan beceri temelli soruları karşımıza çıkarmıştır. Her ne kadar bu soru türü beceri temelli sorular olarak nitelendirilse de kamuoyunda ağırlıklı olarak "yeni nesil matematik soruları" şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada beceri temelli sorular kamuoyundaki yaygın kullanım şekli olan "yeni nesil matematik soruları" adıyla kullanılacaktır. Bu araştırmanın amacı yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı ve bir alan uzmanı tarafından altı adet açık uçlu sorunun yer aldığı veri toplama aracı uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Araştırmanın katılımcı grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezi, ilçeleri ve köylerinde MEB'e bağlı ortaokullarda görev yapan 208 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar kolay erişilebilirlik ve gönüllük esasına dayalı olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı zümre whatsapp gruplarına Google form aracılığıyla gönderilerek katılımcıların veri toplama aracını cevaplamaları istenmiştir. Araştırma nitel betimsel olarak desenlenmiş ve araştırmadan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Oluşturulan kod ve kategoriler tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bir kısmının soruların dış görünüşüne odaklanarak soruları yapısal olarak kavramsallaştırdıkları, soruların içeriğine odaklanan katılımcıların ise soruları ağırlıklı olarak; beceri temelli ve kavramsal ve işlemsel öğrenmeyi sağlayan sorular olarak kavramsallaştırdıkları görülmüştür. Bununla beraber katılımcıların bir kısmı soruların zorluğuna odaklanarak soruları zor soru olarak nitelendirmiştir. Diğer taraftan yeni nesil matematik sorularının öğrencilerin becerilerini geliştirdiği ve öğrencilere becerileri kazandırdığı ağırlıklı olarak vurgulanmıştır. Ayrıca yeni nesil matematik sorularının etkili matematik öğretimine olanak sağladığı sonucuna da araştırma kapsamında ulaşılmıştır. Bununla beraber öğretmenlerin müfredatı yetiştirme kaygısı, zaman problemi, öğrenci seviyesi ve eğitim olanaklarının yetersiz olması nedenleriyle yeni nesil matematik sorularına derslerinde yeterince yer veremedikleri görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenlerin merkezi sınavın baskısı altında kalarak yeni nesil matematik sorularını öğretim sürecinde LGS'ye öğrencileri hazırlamak amacıyla kullandıkları ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Son olarak yeni nesil matematik sorularının öğretmenler tarafından ayırt edici nitelikte sorular olarak ele alındığı ve soruların beceri sahibi ve akademik başarısı yüksek öğrencileri ayırt etmede oldukça etkili olduğunun katılımcı ifadelerine yansıdığı görülmüştür.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algılarının ve mesleki iş birliği algılarının OECD ülkeleri ile karşılaştırılması
Bu çalışmada OECD ülkeleriyle Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları ve okul ortamlarındaki mesleki iş birliği algıları karşılaştırılmıştır. Araştırmada 2018 Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Anketinin (TALIS- The Teaching and Learning International Survey) verileri kullanılmıştır. Bu verilere OECD tarafından oluşturulmuş veri tabanlarından ulaşılmıştır. TALIS 2018 uygulaması 15.498 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan öğretmenlerden toplam 5922' si ortaokul matematik öğretmeni olup 238'i Türkiye'de görev yapmaktadır. Elde edilen verilerde ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlikleri ve mesleki iş birliklerini etkileyen faktörler Sosyal Bilimler İstatistik Programı (SPSS) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan istatistiksel analizlerden çapraz tablo analizi sıklıkla kullanılmış ve bunun yanında korelasyon analizi yapılarak değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Ortalamalar arasındaki farkı incelemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVO testiyle gruplardan en az birinin diğerlerinden farklılığı test edilmiştir. Sonunda istatistiksel olarak anlamlı bir p değeri bulunduğunda (p<0,05) gruplar arasında fark olup olmadığını görmek için çoklu karşılaştırma testleri (Post-hoc testi) kullanılmıştır. Araştırmadan ulaşılan bulgulara göre öz yeterlik algılarının sınıf yönetimi, öğretim ve öğrenci katılımı boyutlarına göre Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin ortalamalarının OECD ülkelerine kıyasla daha yüksek sonuçlar verdiği görülmüştür. Ayrıca OECD ülkelerinin genelinde ve Türkiye'de öz yeterlik algılarının cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Tüm yeterlik çeşitlerinde kadın öğretmenlerin öz yeterlik algıları erkeklerden anlamlı bir şekilde yüksek çıkmıştır. Türkiye ile OECD ülkelerindeki ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları mesleki deneyime göre incelendiğinde Türkiye'de ve diğer birçok OECD ülkesinde anlamlı, pozitif, zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Türkiye ile OECD ülkelerindeki öğretmenlerin iş birliğine dair ortalamalarına bakıldığında kimi ülkelerle anlamlı farklar saptanmış olup Türkiye'deki öz yeterlik algıları birçok ülkeye göre yüksek olmasına rağmen iş birliğine dair algılarının düşük çıktığı görülmüştür.
Matematik dersine ait hatıralar üzerine betimsel bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, üniversite düzeyinde sayısal bir alan tercih etmemiş katılımcıların, üniversite öncesi (ilkokul, ortaokul ve lise) dönemde yaşadıkları olaylar ve hafızalarında yer eden hatıralar üzerine bir inceleme yapmaktır. Bu amaçla hazırlanan ve 3 adet açık uçlu sorudan oluşan form, veri toplama aracını oluşturmaktadır. Çalışma, üniversite düzeyinde Coğrafya, İlahiyat, İngiliz Dili ve Edebiyatı, Tarih ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde öğrenim gören/görmüş 184 katılımcı ile yürütülmüştür. Çalışmada nitel-betimsel araştırma deseni kullanılmış ve veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından analiz edildikten sonra alan uzmanının kontrolüne sunulmuş ve verilerin kodlayıcı güvenirliği sağlanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre katılımcılar tarafından matematiğe dair olumsuz hatıralardan olumlu hatıralara göre daha fazla bahsedildiği görülmüştür. Hatıralar; akran, aile, okul, matematik dersi ve öğretmen odakları etrafında şekillenmiştir. Bunun yanı sıra odakların içinde, bireyin matematikle ilişkisini belirleyen spesifik etmenler ve bunların bireyde bıraktığı etkiler saptanmıştır. Hatıralarda en fazla lise dönemi vurgulanmıştır. Ayrıca bireyin matematiğe karşı tavrını belirgin bir şekilde değiştiren dönüm noktalarına rastlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre bireyin hatırlarının, matematikle ilişkisini belirleyen özelliklere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla bireylerin matematikle ilişkisinin anlamlandırılmasında hatıraların kullanışlı bir bakış açısı sağladığı ortaya çıkmıştır.
Gramsci'de sivil toplum ve aydınlar
Bu çalışma Antonio Gramsci'nin sivil toplum düşüncesini ve aydınları konu edinen ve değişen rollerini beraber değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gramsci'de sivil toplum ve aydınlar konusunu değerlendirirken genelden özele doğru bir çerçevede öncelikle Gramsci'deki temel kavramlar açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Ardından Gramsci'nin sivil toplumdan ne anladığı ortaya konulmuştur. Gramsci, sivil toplumu ''pozisyon savaşı'' metaforu ile anlatmaktadır. Modern demokrasilerde hegemonya ve politik iktidarın konumlandırılması anlamında sivil toplum merkezi bir öneme sahiptir. Sivil toplum, sosyolojik ve politik düzeyde mütehakkim düşüncelerin pozisyon savaşına sahne olur. Bu sahnede aydınların özel bir anlamı vardır. Zira aydınlar üst yapının gelişiminde etkin bir rol oynarlar. Gramsci düşüncesinde aydınlar geleneksel ve organik olmak üzere iki kategoride ele alınır. Geleneksel aydınlar toplumun otantik varoluşundan doğmuş olup toplumdaki köklü ilişkileri temsil ederler. Egemen sınıfa entegre olmuş, dar uzmanlıklara ve pragmatik ilişkilerle karakterize olan organik aydınlar, kurumsal ve profesyonel anlamda egemenlerin sözcüsü konumundadırlar. İktidar ilişkilerinde bir pozisyon savaşı olarak sivil toplumda egemen düşüncelerin hegemonik ilişkilerin yegâne faili olarak organik aydınlar belirleyici bir rol üstlenirler. Zira egemen düşüncelerin temsil ettiği egemen ideoloji toplumsal meşruiyetini ve hegemonyasını organik aydınlar vasıtasıyla inşa etmek istemektedir. Geleneksel aydınlar ise organik aydınlara göre egemen düşüncenin dışında konumlandırırlar. Yeni tarihsel blokun oluşumu sürecinde geleneksel aydınların rolü farklı amaçlarla organik aydınların yerine geçmiştir. Ancak entelektüel blok anlamında söz konusu iki aydın kategorisi iç içe geçmiştir. Bu çalışmada Gramsci'nin sivil toplum çözümlemelerinde aydınların rolü ve hegemonik ilişki biçimlerinin belirlenmesindeki etkileri araştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Gramsci, sivil toplum, aydınlar, geleneksel aydınlar, organik aydınlar
Çevrimiçi ödev, akademik başarı ve öz düzenleme arasındaki ilişkinin incenlenmesi
Bu araştırmada, öğretmen adaylarının çevrimiçi ödevleri, akademik başarıları ve öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyut için çalışma grubunu Gaziantep Üniversitesi Nizip Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 57 ilköğretim matematik öğretmen adayı, 30 Türkçe öğretmen adayı ve 37 sosyal bilgiler öğretmen adayı oluşturmaktadır. Nitel boyut için çalışma grubunu ise amaçlı örneklem yoluyla belirlenen sekiz ilköğretim matematik öğretmen adayı, altı sosyal bilgiler öğretmen adayı ve beş Türkçe öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Öğrenmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Beceri Ölçeği, Ödeve Yönelik Çaba Ölçeği, Ödev Değerlendirme Rubriği ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin çözümlenmesinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmış; nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; öğretmen adaylarının çevrimiçi ödev puanları ve akademik başarı ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. Öğretmen adaylarının çevrimiçi ödevden aldıkları puanlar, cinsiyete göre kadın öğretmen adayları lehine anlamlı bir farklılık göstermiştir. Kadın öğretmen adaylarının ödev tamamlama düzeylerinin, erkek öğretmen adaylarına göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının çevrimiçi ödev puanlarının, öğrenmeye yönelik yansıtma becerileri, ödeve yönelik çaba ve akademik başarıları bölüm değişkenine göre incelendiğinde, akademik başarı ortalaması ve yansıtma alt boyutu puanları en yüksek olan bölümler sırasıyla ilköğretim matematik öğretmenliği, Türkçe öğretmenliği ve sosyal bilgiler öğretmenliği olmuştur. Öğretmen adaylarının çevrimiçi ödev puanları değişkeninin akademik başarılarına etkisi incelendiğinde, öğretmen adaylarının çevrimiçi ödev puanlarının akademik başarıyı pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı görülmektedir.
Kariyer planlama sürecinde öyküsel yaklaşımın kariyer olgunluğa etkisi
Bu yüksek lisans tezi kapsamında iki farklı çalışma yapılmıştır. Birinci çalışmanın temel amacı Kariyer Olgunluğu Envanteri ile Kariyer Öyküm Görüşme Formu'nun Türkçeye uyarlanmasıdır. İkinci çalışmada ise Kariyer Öyküm Görüşme Formu'nun ortaöğretim öğrencilerinin kariyer olgunluk düzeyine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Birinci çalışmada Kariyer Olgunluğu Envanterinin (KOE) Türkçeye uyarlanması amacıyla örneklem üzerinde ölçme aracının geçerlik ve güvenirliği incelenmiştir. İki örneklem üzerinde çalışılmıştır. Birinci Örneklem 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesinde eğitimine devam eden 255 ortaöğretim öğrencisinden oluşmaktadır. Örneklemde yürütülen doğrulayıcı faktör analiz sonuçlarının dört boyutlu yapıyı desteklediği görülmüştür. Çalışma sonucu elde edilen bulgular, KOE'nün ortaöğretim öğrencilerinin kariyer olgunluk düzeylerini geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçmek amacıyla kullanılabileceğini göstermiştir. İkinci örneklem Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde farklı okul türlerinde devam eden 135 ortaöğretim öğrencisinden oluşmaktadır. İkinci çalışmada ise Kariyer Öyküm Görüşme Formu'nun etkililiğini incelemek amacıyla birinci çalışmanın ikinci örnekleminde en düşük kariyer olgunluk puanına sahip olduğu belirlenen 22 katılımcı deney ve kontrol gruplarına seçkisiz olarak atanmıştır. Araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan hazırlanan 2 oturumluk Kariyer Öyküm Görüşme Formu deney grubundaki katılımcılara uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir etkinlik uygulanmamıştır. Görüşme formu her hafta bir oturum olacak şeklinde toplam iki hafta süreyle uygulanmıştır. Her bir programın uygulama süresi 60-75 dakika arası değişmiştir. Kariyer Öyküm Görüşme Formu'nun etkililiğini test etmek amacıyla deney-kontrol gruplu ön-test ve son-test ölçümlü faktöriyel ANOVA modeli kullanılmıştır. Ön-test, son-test ve izleme testlerinde bireylerin kariyer olgunluk düzeylerini değerlendirmek için KOE'i kullanılmıştır. İkinci çalışmanın bulguları, Kariyer Öyküm Görüşme Formu'nun (KÖGF) ortaöğretim öğrencilerinin kariyer olgunluk düzeylerini arttırmada etkili bir müdahale yöntemi olduğunu göstermiştir.
Öğretmenlerin program okuryazarlıkları ile öğretim programına bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, öğretmenlerin program okuryazarlıkları ile öğretim programına bağlılıkları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Gaziantep ili merkezinde bulunan iki anaokulu, üç ilkokul, dört ortaokul ve dört lise düzeyindeki okullarda görev yapan 394 öğretmen yer almıştır. Çalışmada yer alan öğretmenlerin belirlenmesinde küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Öğretmenlere Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği" ve Yaşaroğlu ve Manav (2015) tarafından geliştirilen "Öğretim Programına Bağlılık Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler doğrultusunda öğretmenlerin program okuryazarlığı ve öğretim programına bağlılık düzeyleri cinsiyet, eğitim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenleri açısından SPSS® 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Cinsiyet ile eğitim düzeyi değişkenleri için bağımsız örneklemler t testi, mesleki kıdem değişken, için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin program okuryazarlığı ile öğretim programına bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi için korelasyon analizi ve program okuryazarlık düzeyinin öğretim programına bağlılık düzeyi üzerine etkisinin incelenmesi için regresyon analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin program okuryazarlık düzeyi ve öğretim programına bağlılık düzeyleri genel olarak yüksek tespit edilmiştir. Program okuryazarlığı ve öğretim programına bağlılık düzeylerinin her ikisinde de cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmezken eğitim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenleri açısından anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmenlerin program okuryazarlığı düzeyi ile öğretim programına bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki ise pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı çıkmıştır. Son olarak araştırmanın ana amacı doğrultusunda program okuryazarlığının öğretim programına bağlılık üzerinde etkisi doğrusal olarak analiz edilmiş ve analizler sonucunda program okuryazarlığının öğretim programına bağlılık üzerinde anlamlı etkisinin olduğu yani yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen adaylarının bilişsel esneklikleri ile yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü
Bu çalışmada bilişsel esneklik ve yılmazlık arasındaki ilişki ve bu ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda "bilişsel esneklik ile yılmazlık arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü var mıdır?" şeklinde bir araştırma sorusu geliştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 336 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Envanteri, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada incelenen temel istatistiksel kavramlar "frekans analizi, ortalama, standart sapma, çarpıklık-basıklık, korelasyon ve güvenirlik" SPSS 21 paket programı ile, yapısal eşitlik modeli ise AMOS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre bilişsel esneklik ile yılmazlık düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Yılmazlık düzeyi ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmişken; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile anlamlı olmayan bir ilişki tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile negatif yönlü ve anlamlı ilişki vardır. Bununla birlikte olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri bilişsel esneklik ve yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; alternatif üretebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; kontrol edebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide tam aracı rolüne sahiptir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar için araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Relationship between coursebook dependency and self-efficacy in Turkish EFL teachers
Teaching materials that are regarded to exert an excessive impact on learners dominate the ELT field for decades. However, some teachers may attribute great importance to them, whereas some others may not. Both views can be problematic in terms of classroom dynamics. In that regard, a critical approach is required to measure the amount of dependence EFL teachers have. The primary aim of this study is to find out the dependency levels of EFL teachers on coursebooks and whether there is any sort of relationship between teachers' coursebook dependency levels and their teacher self-efficacy beliefs, and whether there is a significant difference between coursebook dependency and years of experience, and school levels. The participants of the study were 270 Ministry of Education English language teachers (204 female and 66 male) in Turkey. A quantitative approach was adopted in this study; thus, a coursebook dependency questionnaire and teacher-self efficacy questionnaire were administered to the participants via online platforms. The results revealed that most of the teachers were medium-dependent while the rest is highly dependent. There was no low dependent teacher. Similarly, teacher self-efficacy beliefs of teachers were mostly strong and very strong. Additionally, the relationship between coursebook dependency and teacher self-efficacy showed a positive correlation surprisingly. As for the teaching experience of participants, it showed a parallel increase with coursebook dependency. Finally, coursebook dependency results implied a significant difference with the school levels of EFL teachers concluding that high school teachers were the most dependent group in this study.
Okul müdürlerinin benimsedikleri eğitim felsefelerine, yönetsel anlayışlarına ve davranışlarına yönelik okul müdürlerinin ve öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin benimsedikleri eğitim felsefelerinin ve yönetim anlayışları ile davranışlarının incelenmesidir. Bu temel amaç doğrultusunda öncelikle okul müdürlerinin benimsedikleri eğitim felsefeleri ve okul yönetiminde sergiledikleri yönetsel davranışlar, okul müdürlerinin ve öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinin uygulandığı çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Hazırlanan görüşme formu; 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Osmaniye ilindeki anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul müdürleri ve öğretmenlere uygulanmış ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda eğitim felseleri bağlamında okul müdürlerinin kendilerini; demokratik ve eşitlikçi, yenilikçi, destekçi ve işbirlikçi, adaletli ve karşılıklı iletişimci yönetim anlayışına sahip yöneticiler olarak değerlendirdikleri; öğretmenlerin ise okul müdürlerini hümanist, eşitlikçi, katılımcı, demokratik, şeffaf ve adil yönetim anlayışını benimseyen yöneticiler olarak değerlendirdikleri görülmüştür. Yönetsel anlamda ise okul müdürlerinin herkese söz hakkı vermeye çalışan, başkalarının görüş ve düşüncelerine saygılı olmaya çalışan, paydaşların fikirlerini almaya özen gösteren bir tutum sergiledikleri anlaşılmaktadır.