
28
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Yerli ve göçmen ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik algıları
Bu araştırmanın amacı yerli ve göçmen ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik algılarını belirlemek, bu algılardaki benzerlikleri ve farklılıkları ve bu farklılığa etki eden değişkenleri ortaya koymaktır. Ankara ili Keçiören ilçesinde bir ortaokulda 2022- 2023 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 12-14 yaş aralığındaki 11 yerli ve 9 göçmen öğrenciden oluşan 20 katılımcılı çalışma grubu ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yönteminden yararlanılan çalışmanın veri toplama aşamasında katılımcı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Araştırma sonucunda yerli ve göçmen ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik algılarının benzerlik gösterdiği, meslek seçiminde cinsiyet eşitliğini destekleyici tutuma sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların kadın kelimesini edilgen sıfatlarla ilişkilendirdikleri, erkek kelimesini ise etken sıfatlarla ilişkilendirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyici tutumlarına rağmen günlük yaşantılarındaki davranış, oyun, arkadaş seçimlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinde kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ailelerin kız ve erkek çocuklardan beklentilerinin toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde şekillendiği, katılımcı ailelerinde ev içi görevlerden kadınların sorumlu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yerli ve göçmen öğrencilerin toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle gerçekleştiremedikleri eylemlerin nedenlerinin aile, sosyal çevre ve toplum olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Farklı kültürlere, eğitim düzeylerine, sosyo-ekonomik düzeylere sahip ailelerin çocuklarının toplumsal cinsiyetle ilgili algılarının benzerlik gösterdiği görülmüştür. Katılımcı görüşlerinden yola çıkılarak toplumsal cinsiyet rollerinin aktarımında aile, sosyal çevre ve akran grubunun etkili olduğu sonucuna varılmıştır.
Kahramanmaraş bölgesi yerel halkının göçmen girişimcilere yönelik algısı
Göç olgusu, üzerinde durulması gereken en büyük problemlerden biridir. Göç, değişik nedenlerden dolayı gerçekleşen insan hareketliliği olarak bilinmektedir. İnsanlar nesiller boyunca ekonomik, siyasal ve sosyal sebeplerden dolayı yerleşim yerlerini değiştirmişlerdir. Bu araştırmada ise yakın zamanda tanık olduğumuz Suriye iç savaşından sonra Türkiye'ye göç eden Suriyeli göçmenlerin girişimcilik deneyimlerinin yerel halk üzerindeki algısının incelenmesi amaçlanmaktadır. Yapılan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde göç kavramı, göç kavramının tarihi geçmişi, göç türleri, göç kuramları ve uluslararası göç olgusunun yaratmış olduğu etkiler üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda bu bölüm içerisinde girişim ve girişimcilik kavramının tanımı, önemi, girişimcilik türleri, girişimciliği etkileyen ve engelleyen faktörler incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise: Göçmen girişimcilik kavramının tanımı, önemi ve faydaları, göçmen girişimcilik yaklaşımları, Türkiye'ye gerçekleşen göç hareketi ve Suriyeli göçmen girişimciler üzerinde inceleme yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise: Kahramanmaraş bölgesindeki yerel halkın Suriyeli girişimcilere yönelik algı düzeyini belirlemek amacı ile yarı yapılandırılmış mülakat çalışması yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular ise yerel halkın göçmen girişimcilere yönelik olumsuz düşüncelerinin altında yatan pek çok neden olduğu, göçmenlere tanınan hakların yerel halkı rahatsızlık ettiği ve bu ayrımın olmadığı ekonomik alanda eşitliğin sağlandığı koşulda göçmene ve göçmen girişimciliğine daha sıcak bakılacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Imipact of the Syrian crisis and migration on the agricultural labor force sector in Syria and Türkiye
This research was conducted to understand the labor force in both Northwest Syria and Türkiye before and after the Syrian crisis. Data were collected through 432 surveys carried out during June and July 2023 with agricultural and livestock workers. The data were analyzed using the SPSS program. The results of this study revealed that conflict and insecurity in northwestern Syria are the primary drivers for Syrian agricultural laborers seeking refuge in Türkiye. Syrian laborers are attracted to Türkiye due to robust security conditions, a well-established agricultural sector, and job opportunities in agriculture and livestock. Daily wages in Türkiye are significantly higher than in Syria, both before and after the crisis. Workers who faced insufficient daily wages employed various strategies to supplement their income. Laborers in agriculture and livestock encountered challenges, including seasonality, unsustainability, and low wages before and after the crisis. In Türkiye, additional challenges included difficulties in traveling outside the region. In Syria, support mechanisms included public transportation and cooperative organization but had a limited impact on daily wages. In Türkiye, a substantial majority did not receive any support. Support mechanisms were insufficient in addressing low daily wages in both countries. Syrian agricultural laborers in Türkiye contributed to higher agricultural production and exports. They do not require work permits, making their employment more accessible. NGOs implemented agricultural and livestock projects in both Syria and Türkiye, providing job opportunities. Women had job opportunities in agriculture and livestock in both Syria and Türkiye, with variations in activities. Keywords: Syria, Türkiye, Migration, Agriculture, Labor.
Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin akran zorbalığı deneyimlerinin görünümü: Gaziantep ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Türk ve yabancı uyruklu ortaokul öğrencilerinin akran zorbalığı deneyimlerinin görünümünü belirlemektir. Bu bağlamda akran zorbalığı, kardeş zorbalığı, siber zorbalık gibi değişkenler inceleme konusu yapılmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Yenilenmiş Kardeş Zorbalığı Ölçeği, Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu, Revize Edilmiş Siber Zorbalık Ölçeği, Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği Ergen Formu ve İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar için Problem Çözme Envanteri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Gaziantep ilinde yer alan beş farklı ortaokulun beş, altı, yedi ve sekizinci sınıflarında öğrenim gören toplam 580 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcıların 290'ı Türk, 290'ı ise yabancı uyrukludur. Araştırma sonucunda elde edilen veriler MANOVA ve ANOVA analiz teknikleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin akran zorbalığı davranışlarının uyruk değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermediğini ortaya koymuştur (p>0.05). Elde edilen sonuçlar; akran zorbalığının uyruk temelli bir olgu olmadığını, farklı değişkenlerin (sosyoekonomik durum, aile içi iletişim, çevre vb.) bu davranışlarda daha belirleyici olabileceğini göstermektedir. Bir diğer önemli bulgu da siber zorbalık eğilimi arttıkça yüz yüze zorbalık yapma davranışının azaldığı yöndedir. Yine bulgularımız arasında bireyin çevrimiçi ya da kardeş ilişkilerinde zorbalık eğilimi yükseldikçe, akran zorbalığına maruz kalma olasılığı azalır. Empatik eğilim bağlamında ise yüksek empatik eğilime sahip bireylerin akran zorbalığına daha sık maruz kaldığı bulgularımız arasındadır. Sonuç olarak, akran zorbalığını azaltmaya yönelik çalışmaların yalnızca kültürel veya uyruk temelli değil; öğrencilerin sosyal çevresi, aile yapısı ve okul ortamı gibi çok boyutlu etkenleri kapsayacak şekilde planlanması önerilmektedir.
İran'da mevsimlik göç: Tarım ve hayvancılıkta yerli ve yabancı göçmen emeği
Bu tez çalışmasında, Afganistan'dan İran'a yönelen göçün sosyo-ekonomik, kültürel ve politik dinamikleri incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, göçün nedenlerini, göçmenlerin sosyo-demografik özelliklerini ve İran'daki yaşam koşullarını ortaya koymak; ayrıca bu süreci kırsal kalkınma ve tarımsal istihdam çerçevesinde değerlendirmektir. Çalışma, literatür taraması, uluslararası kuruluşların raporları ve alan verilerinin değerlendirilmesiyle yürütülmüştür. Elde edilen bulgular, Afganistan'daki yoksulluk, işsizlik, tarımsal üretimsizlik ve siyasi istikrarsızlığın göçü tetikleyen başlıca faktörler olduğunu göstermektedir. Afgan göçmenler İran ekonomisinde özellikle tarım ve inşaat sektörlerinde vazgeçilmez bir işgücü oluşturmakta, buna karşın sosyal haklara erişimleri oldukça sınırlı kalmaktadır. Araştırmada, rastlantısal örneklem tekniğiyle, 57 İranlı ve 43 Afganistanlı olmak üzere toplam 100 işçiye uygulanan anket tekniğiyle veriler toplanmıştır. Elde edilen sonuçlarda çalışma koşulları, çalışma saatleri konularında anlamlı bir fark bulunmazken; eşit ücret ve ayrımcılık algıları açısından ciddi farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuçlar, göçün yalnızca sınır ötesi bir hareketlilik değil, aynı zamanda bölgesel eşitsizliklerin yeniden üretildiği bir süreç olduğunu göstermektedir. Politika önerileri kapsamında, Afganistan'da kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi, tarım ve eğitim alanında geliştirici programlarının uygulanması; İran'da ise göçmenlerin yasal statüsünün güvence altına alınması, sosyal koruma ve entegrasyon politikalarının geliştirilmesi önerilmektedir. Bu çalışma, göçün yönetilmesi değil, insan onuruna yakışır biçimde yeniden düşünülmesi gerektiği fikrini temel almaktadır.
Yabancı uyruklu öğrencilerin dijital okuryazarlık düzeyleri ve kütüphane hizmetlerinin değerlendirilmesi: Gaziantep üniversitesi örneği
Bu çalışma, Gaziantep Üniversitesi'ndeki yabancı uyruklu öğrencilerin dijital okuryazarlık düzeyleri ile üniversite kütüphanesi hizmetlerinden memnuniyetleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini, 2023-2024 akademik yılında kayıtlı 4170 yabancı uyruklu öğrenci oluşturmakta olup, örneklem büyüklüğü Cochran (1963) formülüyle belirlenmiş ve çalışmaya 352 öğrenci dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yapılandırılmış bir anket formu kullanılmıştır. Bu ankette, dijital okuryazarlık düzeyini ölçmenin yanı sıra, öğrencilerin kütüphane hizmetleri, fiziksel alan, bilgiye erişim, personel kalitesi, çok dillilik ve genel memnuniyet konularındaki görüşleri de değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel yöntem ve betimsel tarama modeli çerçevesinde, kolayda örnekleme yöntemiyle yürütülmüştür. Bulgular, katılımcıların dijital okuryazarlık düzeyinin ortanın üzerinde ve "iyi" seviyede olduğunu göstermektedir. Kütüphane hizmetlerine yönelik memnuniyet ise Likert ölçeği ortalamalarına göre orta düzeyde olup; öğrenciler en yüksek memnuniyeti mekân boyutunda, en düşük memnuniyeti ise özel hizmetler boyutunda ifade etmiştir. Ayrıca, dijital okuryazarlık düzeyi ile kütüphane hizmet memnuniyeti arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiş olup, hizmetleri başarılı bulan öğrencilerin dijital okuryazarlık puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarının, üniversite kütüphanelerinin uluslararası öğrencilere yönelik hizmet politikalarını geliştirmesine ve öğrencilerin dijital okuryazarlık becerilerini artırmaya katkı sağlaması beklenmektedir.
Türkiye'ye göç eden Suriyeli çocukların dil edinimi alanında hazırlanan lisansüstü tezler üzerine bir inceleme
Bu çalışma, Türkiye'ye göç eden Suriyeli çocukların dil edinimi konusunda hazırlanan lisansüstü tezleri inceleyerek, bu alandaki akademik araştırmaların genel eğilimlerini, yöntemlerini ve bulgularını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Suriyeli çocukların Türkçe dil becerilerini edinme süreçleri, karşılaştıkları zorluklar ve dil politikalarının bu süreçteki etkileri, ilgili tezlerde sıklıkla ele alınan konular arasındadır. Yapılan araştırmalar, göç sürecinin getirdiği travmalar, kültürel uyum sorunları ve eğitim politikalarının dil edinimi sürecini nasıl etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte, Suriyeli çocukların hızlı bir şekilde iletişim becerilerini geliştirdiği, ancak akademik dil becerilerinde daha fazla desteğe ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. İncelenen tezler, Türkçe öğretiminde kullanılan yöntemlerin etkinliği, görsel ve işitsel materyallerin katkısı, hızlandırılmış dil programlarının verimliliği ve oyun tabanlı öğrenme gibi pedagojik yaklaşımların önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, Türkiye'de uygulanan dil politikalarının göçmen çocukların Türkçe öğrenme sürecine etkileri analiz edilerek, bu politikaların nasıl geliştirilebileceğine dair öneriler sunulmaktadır. Çalışmanın bulguları, akademik çalışmaların hem dil edinimi sürecindeki engellerin aşılmasına hem de göçmen çocukların Türkçe dil becerilerinin güçlendirilmesine yönelik önemli katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır.
Kadın sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumları üzerine etkisinin incelenmesi: Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi örneği
Türkiye'nin özellikle Suriye kaynaklı kitlesel göç süreciyle birlikte eğitim ortamlarında ortaya çıkan çokkültürlü yapı, sınıf öğretmenlerinin pedagojik sorumluluklarını genişletmiş ve mesleki yüklerini artırmıştır. Dil farklılığı, uyum sorunları ve travmatik yaşam deneyimlerine sahip öğrencilerin sınıflara dâhil olması, öğretmenlerin duygusal ve mesleki açıdan zorlayıcı koşullarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, özellikle kadın sınıf öğretmenlerinde tükenmişlik riskinin artmasına ve geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumların etkilenmesine yol açabilmektedir. Araştırma, bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde görev yapan kadın sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik iletişim, uyum ve yeterlik tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamını yalnızca kadın sınıf öğretmenleri ve onların tükenmişlik düzeyleri ile geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumları oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılan çalışmada Maslach Tükenmişlik Envanteri ile Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği uygulanmış, örneklemi 351 kadın sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veriler bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Bulgular, öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin genel olarak orta seviyede olduğunu ve özellikle duygusal tükenmenin daha yüksek algılandığını göstermiştir. Geçici koruma kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumların ise genel olarak olumlu olmakla birlikte iletişim ve uyum boyutlarında çeşitli güçlükler içerdiği belirlenmiştir. Korelasyon sonuçları, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arttıkça iletişim ve uyum tutumlarının olumsuz yönde etkilendiğini; kişisel başarı hissi yükseldikçe tutumların daha olumlu seyrettiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, mesleki tükenmişlik değişkenlerinin göçmen öğrencilere yönelik tutumlarla anlamlı ilişkiler taşıdığını göstermektedir.
Aile işletmelerinde kadının konumlandırılması: Gaziantep ili örneği
Kadınlar, tarihin her döneminde özel alanda hanenin devamını ve yeniden üretimini sağlayan işlerle görevlendirilmiştir. Erkeklerin çeşitli nedenlerle işgücünden geri kaldığı zamanlarda da kamusal alanda işgücü olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada hem formel, hem de enformel olarak aile işletmesinde çalışan kadınların ev ve iş hayatları feminist bir epistemoloji ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda aile fertlerinden bir erkekle birlikte çalışan 21 kadınla derinlemesine görüşme yapılmış, bu görüşmelerden elde edilen veriler, ev içi emek, hanenin yeniden üretimi, emeğin görünmezliği, enformel istihdam, kamusal alan, özel alan ve şiddet gibi kavramlar dahilinde eleştirilmiştir. Bu emek ve beden sömürüsüne, 2. Dalga feminist hareketin getirdiği Marksist, sosyalist ve radikal feminist bakış açılarıyla bakılmaya çalışılarak feminizmin kadınların güçlenmesindeki önemine değinilmiştir.
Kuşaktan kuşağa annelik: Gaziantep örneği
Kuşaktan kuşağa kadının ve anneliğin nasıl bir değişim süreci geçirdiğinin ve annelik pratiklerinin bu değişimden nasıl etkilendiğinin irdelendiği bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında, saha araştırması için Gaziantep'te yaşayan orta ve üst sosyo-ekonomik gelir düzeyinde18 anne ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışma genelinde ön plana çıkan toplumsal cinsiyet kavramı ile başlayarak, anneliğin yeniden üretimi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda kadınların tarihsel süreç içerisinde toplumsal yapıda meydana gelen değişimlere bağlı olarak ikincil konumları ele alınmıştır. Çalışmada, yaşanan bu değişimlerin daha iyi anlaşılabilmesi için Osmanlıdan Cumhuriyete evrilen süreçte, toplumsal cinsiyet çerçevesinde annelik rolüne ilişkin literatür tartışılmıştır. Bununla birlikte 1980 sonrası dönemde neoliberal politikalarla birlikte özellikle yeni söylemlerin merkezinde yer alan annelik söylemi ele alınmıştır.