Gaziantep University
Enstitü

Göç Enstitüsü

Gaziantep University

70

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'da kent ve mekân poetikası

Ahmet Hamdi Tanpınar'ı Kent Sosyolojisi zaviyesinden inceleyen bu tez, mekân ve kentin Tanpınar'ın eserlerinde nasıl yer ettiğini soruşturmaktadır. Bu soruşturmada birçok disiplinden faydalanılmıştır. Tez bu anlamda disiplinler arası bir çalışmadır. Kent ve mekân düşünceyi, dili, kültürü, yaşam biçimini belirleyen özgül içerikleri olan iki kavramdır. Mekân toplumsaldır, toplum tarafından belirlenir ve toplumu biçimlendirir. Medeniyetin vuku bulduğu yer olarak adlandırılan kent ise bireyin ve toplumun gündelik hayatını belirleyen ve biçimlendiren bir yapıya sahiptir. Mekânın ve kentin incelenmesi Tanpınar tarafından kent planlaması yahut kentolog zaviyesinde ele alınmamıştır. Muharrir ve şair olarak Tanpınar mekânı ve kenti poetik biçimde ele almıştır. Poetika muhayyile, temaşa, tasavvur etme, mekânı edebi dil üzerinden yeniden üretmekle ilgilidir. Bu incelemeye mekânın poetik biçimde ele alınışının fenomenolojisini gösteren Gaston Bachealard'ın Mekânın Poetikası kitabı kılavuz olmuştur. Bir mekânda yaşamanın ontolojik, toplumsal, poetik boyutu Tanpınar metinleri üzerinden gösterilmeye çalışılmıştır. Yöntem olarak içerik analizi ve eleştirel içli-dışlılık benimsenmiştir. Tezin amacı, insanın ontolojik olarak tecrübe ettiği mekânın elimine edilmesi, izinin silinmesi ve yeni tecrübelere girildiği modern zamanlarda kentte yaşamanın poetik biçimde ne demek olduğunu göstermektir. Özet olarak tezde, disiplinler arası kontekste Tanpınar'ın eserlerinde mekânın toplumsallığı ve ilişkiselliği; kentin gündelik hayat ve medeniyet üzerindeki etkisi gösterilmiştir.

DisiplinlerarasıKent sosyolojisiKentler+3
Mehmet Hanifi Yanar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altkentleşme ve site hayatı: Gaziantep Karataş örneği

Mevcut çalışma, kentsel merkezden kentin çeperlerine doğru yönelişin ve burada yeniden örgütlenmenin kavramsallaştırması olan ve kentleşmenin açmazlarına karşı bir çözüm mekanizması haline dönüşen altkentleşmenin, sanayileşmenin etkisiyle önemli bir kentleşme deneyimi yaşayan Gaziantep'te nasıl tezahür ettiğini anlamak üzerine temellendirilmiştir. Çalışmanın teorik birikiminde altkentleşmenin ve üretilen altkent mekânlarının neye karşılık geldiğini, tarihsel süreçteki dönüşümünü ve kentsel mekândaki çeşitliliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu minvalde ortaya konulan tercihe dayalı altkentleşme süreci ve bu süreç sonucunda kentsel mekâna eklemlenen altkent mekânları odak noktası olarak seçilmiş ve özellikle orta sınıfın altkentleşme sürecini önemli bir kentsel yaşam pratiğine neden ve nasıl dönüştürdüğünün izi sürülmüştür. Çalışma, Gaziantep'teki kentleşme sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve tarihsel süreçte Gaziantep'in kentsel coğrafyasında önemli bir konuma erişen Karataş'ın, altkentleşme sürecini ve bu süreci deneyimleyen eyleyicilerin kentsel yaşam pratiklerinin görünür kılınması açısından yürütülmüş olan sosyolojik araştırmadan elde edilen bulguların değerlendirilmesiyle tamamlanmıştır.

AltkentleşmeGaziantepKentleşme+3
Baran Herdem
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentleşme süreçleri ve konut politikaları: Gaziantep Karataş alt-kentinde inşaat sektörü

Araştırmamızın odak noktası, tarihsel süreçten beri süregelen devlet-sermaye ilişkiselliğinin günümüzde kentler üzerinde nasıl şekil aldığıdır. Sermaye; dolaşımını sağlamak ve sınırsız sermaye biriktirmek, devlet ise; iktidarını güçlendirmek ve pekiştirmek adına bir takım ekonomi-politikalarını kentlerde sürdürmektedirler. Bu politikaları kentlerde yapılı çevre üretimi ile sağlamaktadırlar, dolayısıyla inşaat sektörü ve konut üretim süreçleri sermaye grupları ve devlet arasındaki ilişkiselliğin en görünür olduğu alandır. Bu nedenle sermayenin yapılı çevre üzerinden yeniden üretimi detaylı bir şekilde açıklanmaya muhtaçtır. Temelde bu argümanlardan yola çıkarak, Türkiye'de son dönemde inşaat sektörünün ve konut üretim sürecinin artması sermaye ve devlet ilişkisini anlamanın yanı sıra ülkenin genel ekonomik-politik durumu içinde ayrıca önemlidir. Bu bağlamdan yola çıkarak son dönemde yapılı çevre üretiminde ciddi bir gelişim göstermiş ve hala gelişim göstermeye devam eden Gaziantep kentinde bir araştırma yürütülmüş ve mevcut durumun sosyolojik, ekonomik ve çevresel olarak bir değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde yapılı çevre üretiminin hem devlet adına hem de sermaye grupları adına önemi ampirik veriler ışığında yorumlanmaya çalışılmıştır.

Ekonomi politikalarıEkonomi sosyolojisiGaziantep+6
Fırat Acar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel alanlarda çevresel kirlilik analizi: Gaziantep şehri örneği

Çevresel kirlilik tüm ekosistem için olduğu gibi günümüz kentleri için de en önemli sorunların başında gelmektedir. Kentsel alanlarda sanayi, kentleşme, nüfus artışı gibi farklı parametrelere bağlı olarak özellikle ağır metallerden kaynaklı çevresel kirlilik ortaya çıkmaktadır. Dünya genelindeki büyük kentlerde olduğu gibi Gaziantep şehrinde de sanayi, ulaşım, nüfus ve tüketime bağlı olarak çevresel kirlilik önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu duruma bağlı olarak, bu çalışmada da Gaziantep şehrindeki ağır metallerin yarattığı çevresel kirliliğinin güncel durumu toprak ve bitki örneklerinden alınan numunelerin analize tabi tutulmasıyla ortaya konulmuştur. Gaziantep şehri ve yakın çevresinde belirlenmiş 10 farklı lokasyondan, 4 farklı mevsimde alınmış toprak ve bitki örnekleri labaratuvar ortamında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda özellikle Başpınar ve KÜSGET sanayi alanlarına yakın yerlerde çeşitli ağır metallerin yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Çamlıca, Mavikent gibi alanlardan alınan örneklerde de nüfusa bağlı olarak farklı ağır metallerin çevresel kirlilikte etkili olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla bu çalışma Gaziantep kentinin güncel kirlilik durumuna ön değerlendirme imkânı sunmuş ve gelecekte yapılacak olan farklı bilim dallarındaki çalışmalara ön ayak olmuştur.

Ağır metallerDoğal çevreEndüstriyel kirlilik+6
Zeynep Enterili
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de cinsel tacize karşı mücadelede "Mor iğne Kampanyası"

Bu çalışma, Türkiye'de cinsel tacize karşı feminist kadınlar tarafından 2 Kasım 1989 tarihinde başlatılan Mor İğne Kampanyası'nı incelemektedir. Birinci bölümde, araştırmanın kapsamı ve çerçevesi doğrultusunda kadın hareketi için büyük önem arz eden Fransız Devrimi ve dönemin alt yapısının temel dinamikleri hakkında bilgilere yer verilmiş, devrim öncesi kadın durumu ve haklar elde etmek için verdikleri mücadele anlatılmıştır. Amerika ve İngiltere özelinde de kadın hakları için verilen mücadele incelenmiştir. İkinci bölümde, kadın hareketlerinin zirvede olduğu 1980 Türkiye'sinde cinsel taciz, kadına şiddet ve tecavüze karşı kampanyalar anlatılmıştır. O yıllardaki politik ortamın, askeri darbenin kadın hareketine etkisi irdelenmiştir. Feminist yayınların oluşumu ve gelişiminin kadın hareketine etkisine değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde 1990'lı yıllarda Türkiye'de kadın hareketinin geldiği nokta, 1980'lerdeki hareketliliğin 1990'lara yansıması, ortaya çıkan kazanımlar ve kurumsallaşma açısından atılan adımlar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde 1980 ve 1990'larda yasal reformlar için yapılan kampanyalara yer verilmiş, Dünya ve Türkiye özelinde kadınların verdikleri mücadele anlatılmıştır. Beşinci bölümde ise çalışmanın ana konusunu oluşturan Mor İğne Kampanyası tüm yönleriyle incelenmiştir. Kampanya fikrinin ortaya çıkışı, kampanya için seçilen mekânlar, uygulanış biçimi, kamuoyu çalışmaları ve basın yansımaları etraflıca irdelenmiştir.

Cinsel tacizFeminizmKadın hareketleri+6
Nihan Kaynak
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep'te beyaz yakalıların mobbing deneyimleri

Mobbing, çalışma hayatında bireylerin sıkça karşılaştıkları bir durumdur. Gaziantep'te beyaz yakalıların mobbing deneyimlerinin irdelendiği bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında, farklı mesleklere sahip olan on beş kadın ve yedi erkek ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışma genelinde, mobbing deneyimi toplumsal cinsiyet perspektifiyle ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Bu bağlamda beyaz yakalıların çalışma hayatındaki değişimlerine bağlı olarak konumları ele alınmıştır. Çalışma hayatındaki ast- üst ilişkilerinin keskinleşmesi, güvencesiz iş ilişkileri, aynı statüde çalışan bireylerin yükselme kaygısı, stresli, gergin ortam ve çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi mobbing deneyimini şekillendirmektedir. Bu çerçevede tezde mobbingin nedenleri, etkileri ve sonuçları çok yönlü olarak tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler:Mobbing, Cinsiyet, Beyaz Yakalılar, İş Hayatı, Gaziantep

Beyaz yakalıCinsiyet rolleriGaziantep+5
Elif Simge Sınmaz
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geride kalan kadının gözünden göç deneyimi: Halfeti örneği

Bu çalışma, yurtdışına göç eden erkeklerin geri bıraktıkları kadınların günlük deneyimleri üzerine yoğunlaşmıştır. Kadınların göç sürecini nasıl deneyimlediğine, karşılaştıkları zorluklara, göç deneyimine bağlı olarak değişen kadınlık ve erkeklik algılarına, toplumsal cinsiyete bağlı aile içi iş bölümüne bakışlarına dair hazırlanan görüşme formu doğrultusunda sorular sorulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz ve tematik kodlama ile birlikte işlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucu görüşme yapılan 14 kadının günlük deneyimlerine dayanmaktadır. Çalışma sonucunda göç sürecinin gelişimi, karar alımda kadının dahil edilmesi gibi faktörler değişkenlik gösterse de sonraki süreçlerde gelişen manzaralar benzerlik göstermiştir. Şöyle ki; göç sonrasında hane tipinin değişip/ değişmemesi, kadının kamusal alana çıkışı, eril tahakkümün görünmez eli olarak söylenti ve dedikodular kadının sıkıntı çektiği en temel başlıklara örnek mahiyetindedir. Kadının geride kalmışlık, bırakılmışlıklarına karşın geliştirdikleri stratejiler çalışmanın ilgilendiği bir diğer konudur. Çalışmada kadınların toplumdaki eril tahakküme karşı kimliklerini yeniden yapılandırmak zorunda oldukları görülmüştür. Sonuç itibariyle yaşanan göç sonucunda rıza gösterse de göstermese de mağdur olan kadın olmaktadır. Cinselliği bastırılmış, duygusallığın yok olduğu, toplumsal baskının her daim hissedildiği evlilik bir tecrit hücresine dönüşmüştür. Bu kadar psikolojik vakanın yaşanırlığı da bir tesadüf olmaktan çıkmıştır.

DeneyimEvlilikGöçler+6
Jiyan Erdogan
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulus ötesi göçe katılan Antakyalı ailelerde kadınların göç deneyimi ve kendilik algısı

Türkiye coğrafi konumu itibariyle göç süreçlerine tarih boyunca tanıklık etmiştir. Türkiye'den yurt dışına işgücü göçü 1960'lı yıllarda başlamıştır. Göç hareketlerine de daha çok erkek nüfus katılırken kadınların göç süreci ise düzensiz göçlerle ya da aile birleşimi yoluyla olmuştur. Bu çalışmada Hatay ili Antakya ilçesinden göçü deneyimleyen ailelerde eşleriyle göç etmeyip köken ülkede kalan kadınların deneyimlerine odaklanılmıştır. Çalışmada bulgular ulus ötesi göç kuramı bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları Hatay ili Antakya ilçesinde yaşayan eşi ulus ötesi göçe katılmış kendisi çocuklarıyla köken ülkede kalan 17 kadınla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Kadınlara kapalı ve açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu esnek bir biçimde uygulanmıştır. Çalışmada köken ülkede çocuklarıyla kalan kadınların günlük yaşam deneyimleri, kamusal alana katılımı, aile içinde değişen ebeveynlik rolleri ve kadınların kendilik algılarına odaklanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise ulus ötesi göç deneyimlerinin aile içerisindeki rolleri de şekillendirdiği bu süreçte iletişim unsurunun ve gelişen teknolojinin önemli bir yere sahip olduğu saptanmıştır. Kadınların kamusal alandaki aktifliklerinin ise eşlerinin yokluğunda artma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlik rollerinin de şekillendiği ancak yine de büyük bir değişimin yaşanmadığı anlaşılmaktadır. Kadınların eşleri olmadan köken ülkede başarabildikleri doğrultusunda ise olumlu kendilik algıları olmuştur. Kadınların toplumsal cinsiyete dair algı ve kanaatlerin de farklılaştığı belirlenmiştir. Antakya ilçesinde yaşanan bu göçmenlik durumu kentte farklı bir iş kolu olarak devam etmektedir.

Aile içi ilişkilerAntalyaBenlik algısı+5
Yağmur Eski
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu Alevi Bektaşi geleneğinde kadının konumu

Söylenmiş ve söylenecek çok sözü olan iki alan: biri din diğeri Alevilik. Alevilikte "Bizde kadın erkek eşittir" söylemi Sünni kadınlar baz alınarak söylenmiş olsa da bu eşitlik anlayışının kaynağının ne olduğu tezin öncelikli amacıdır. Dolayısıyla toplumsal zamanı çoklu ve çatışmalı bu toplumun tarihsel sürecine eşlik eden; Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden Türkiye Cuhuriyeti dönemine de yansıyan toplumsal hareketler içindeki konumu ele alınmıştır. Diğer yandan Alevilik İslam'ın içinde heterodoks bir mezhep olarak tanımlandığı için baskın kültürün ve dini otoritelerin heriki geleneğin kadınları "ikincil" kılan öğeleri "toplumsal cinsiyet" perspektifi üzerinden eleştirel feminist teoriye göre tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın ve Din, Toplumsal Cinsiyet, Ataerkillik, AleviBektaşilik, Ötekilik

AlevilerAlevilikAtaerkil+6
Emine Atalay
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çarşı ve mahalle bekçiliği sisteminin hesap verilebilirliği ve etkinliğinin artırılabilmesi için sivil gözetim modeli

Tarihsel süreçte, yerleşim alanlarının güvenliğinin sağlanmasında bekçiler aktif rol üstlenmiştir. İlk uygarlıklardan başlayıp günümüze kadar taşınan bekçilik uygulaması, özellikle kent güvenliğinin sağlanması noktasında önemli işlevler yerine getirmiştir. Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi Cumhuriyetin ilk yıllarında da büyük önem taşıyan mahallede, mahallelinin birbirlerini tanımaları ve mahalleye yerleşim sürecinde uygulanan kefil gibi uygulamalar, bekçilerin işlevlerinin ne derece önemli olduğunu göstermektedir. Günümüzde artan nüfus ve teknolojide yaşanan gelişmelere bağlı olarak mahallelerde birtakım güvenlik sorunları ortaya çıkmaya başlamıştır. Çarşı ve mahalle bekçiliği sistemiyle mahalle güvenliği sağlanmaya çalışılsa da bekçilerin eski işlevlerini ne ölçüde devam ettirebilecekleri yeni bir tartışma konusunu ortaya çıkarmıştır. Ortaya çıkan tartışmalar, mevzuat ve uygulamadaki eksiklikler göz önünde bulundurularak yeni düzenlemelerle bekçilerin daha etkin olması beklenmektedir. Kolluk kuvvetlerinin denetimi genellikle iç denetimle sağlanıyor olsa da günümüzde, toplumunda dahil olduğu bir denetim türü gündemdedir. Türkiye'de farklı uygulamalarla bu tür denetimler yapılsa da, kolluk kuvvetlerinin böyle bir denetim mekanizmasına tam anlamıyla sahip olduğu söylenememektedir. Özellikle çarşı ve mahalle bekçiliği sisteminin kendisine has ayrı bir teşkilatlanma ve denetim yapısı olmadığı için genel kolluk kuvvetlerine bağlı olarak hareket etmesi sıklıkla tartışılan konular arasında yer almaktadır. Sivil gözetim, halkın katılımının sağlandığı, hesapverebilirliğin ve etkinliğin ön planda tutulduğu bir denetim mekanizması olarak çarşı ve mahalle bekçiliğinin denetiminde yaşanan bu tür aksaklıkları giderebilecek bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmada, çarşı ve mahalle bekçilerinin denetim sorunları detaylı bir şekilde ele alınarak, çarşı ve mahalle bekçiliği sisteminin hesap verilebilirliği ve etkinliğinin artırılabilmesi için sunulan sivil gözetim modeli uygulamasına dair önerilere yer verilecektir.

DenetimEtkinlikHesap verebilirlik+2
Seda Kulu Bay
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00