
9
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Aile işletmelerinde kadının konumlandırılması: Gaziantep ili örneği
Kadınlar, tarihin her döneminde özel alanda hanenin devamını ve yeniden üretimini sağlayan işlerle görevlendirilmiştir. Erkeklerin çeşitli nedenlerle işgücünden geri kaldığı zamanlarda da kamusal alanda işgücü olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada hem formel, hem de enformel olarak aile işletmesinde çalışan kadınların ev ve iş hayatları feminist bir epistemoloji ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda aile fertlerinden bir erkekle birlikte çalışan 21 kadınla derinlemesine görüşme yapılmış, bu görüşmelerden elde edilen veriler, ev içi emek, hanenin yeniden üretimi, emeğin görünmezliği, enformel istihdam, kamusal alan, özel alan ve şiddet gibi kavramlar dahilinde eleştirilmiştir. Bu emek ve beden sömürüsüne, 2. Dalga feminist hareketin getirdiği Marksist, sosyalist ve radikal feminist bakış açılarıyla bakılmaya çalışılarak feminizmin kadınların güçlenmesindeki önemine değinilmiştir.
Kuşaktan kuşağa annelik: Gaziantep örneği
Kuşaktan kuşağa kadının ve anneliğin nasıl bir değişim süreci geçirdiğinin ve annelik pratiklerinin bu değişimden nasıl etkilendiğinin irdelendiği bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında, saha araştırması için Gaziantep'te yaşayan orta ve üst sosyo-ekonomik gelir düzeyinde18 anne ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışma genelinde ön plana çıkan toplumsal cinsiyet kavramı ile başlayarak, anneliğin yeniden üretimi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda kadınların tarihsel süreç içerisinde toplumsal yapıda meydana gelen değişimlere bağlı olarak ikincil konumları ele alınmıştır. Çalışmada, yaşanan bu değişimlerin daha iyi anlaşılabilmesi için Osmanlıdan Cumhuriyete evrilen süreçte, toplumsal cinsiyet çerçevesinde annelik rolüne ilişkin literatür tartışılmıştır. Bununla birlikte 1980 sonrası dönemde neoliberal politikalarla birlikte özellikle yeni söylemlerin merkezinde yer alan annelik söylemi ele alınmıştır.
Egemen kadınlık kurgusu ve belediyelerin kadına yönelik sosyal politikalarının karşılaştırılması üzerine bir araştırma
Günümüzde, belediye ve belediye hizmetleri herkesin üzerinde yoğun olarak tartıştığı bir konudur. Bu çalışmada belediyecilik hizmetlerinin sosyal politika kapsamında kadın açısından değerlendirilmesi ve bu politikaların uygulanma biçimi örnekleri ile birlikte ele alınarak değerlendirilmiştir. Birinci bölüm tezin giriş bölümü olup kısaca tez hakkında bilgi verilmiş ve tezin genel hatları, kavramsal çerçeve ve çalışmanın üzerine oturduğu zemin ele alınmıştır. İkinci bölümde, sosyal politika kavramı ve çeşitleri, belediyeciliğin tanımı, Türkiye'de belediyecilik tarihi, toplumcu belediyecilik anlayışı ve ilkeleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde tezin ana konusu olan kadın ve toplumdaki kadınlık kurgusu ideolojik açıdan ele alınmıştır. Çalışmanın araştırma bölümünü; belediyelerin kadına yönelik hizmetleri, sosyal hizmet, kültürel hizmetler, eğitim unsurlarını içeren Faaliyet Raporu değerlendirmeleri oluşturmaktadır. Belediyelerin kadına yönelik yapmış oldukları çalışma örnekleri ve faaliyet raporları araştırma verisi olarak ele alınmış ve kritik edilmiştir. Ayrıca Türkiye'deki kadın sorunları sosyal ve toplumcu belediyecilik temelinde, Birleşmiş Milletler Ortak Programı (BMOP) Kadın Dostu Kent Projesi (KDKP) paydaşlarından Yenimahalle Belediyesi ve bu kapsamda olmayan diğer ilçe belediyesi olan Keçiören Belediyesinin eğitim, sosyal ve kültür hizmetleri bakımından incelenmiştir. Bu belediyelerin 2015 -2019 yılları arasında yaptıkları hizmetler, stratejik plân ve faaliyet raporları araştırma verisi olarak ele alınmış ve nitel bir değerlendirme ile belediyelerin kadına yönelik hizmetleri ve bu hizmetlerin niteliği kıyaslanmıştır. Toplumsal cinsiyet ve cinsiyet eşitsizliği perspektifinden ele alınan veriler, kadının toplum içindeki rolü, görevleri, cinsiyete dayalı iş bölümü gibi kadına atfedilerek yaşamını zorlaştıran toplumsal ve kültürel mitler ekseninde eleştirel olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucu, sosyal politikaları yerel bazda hayata geçiren organlar olan belediyelerin, kadına yönelik hizmetlerinin etkinliği ve niteliğine yönelik belirlemelerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Sosyal politika, Belediye, Toplumcu belediyecilik, Sosyal belediyecilik, Kadın, toplumsal cinsiyet algısı, ev içi roller, toplumsal cinsiyet rolleri.
Cross-border masculinities: Agentic masculinities in Europe's refugee crisis
Applying the theoretical framework of masculinity studies in association with migration studies and using discourse analysis methodology, this dissertation shall look into the methodological and practical limitations on defining and dealing with refugee men as gendered subjects in the European Union. As humanitarian border management defines the scope of engagement with refugees in the EU case, this dissertation will analyse how humanitarian border management's overemphasis of refugees as vulnerable subjects in need of protection and basic needs led to disregard over gender-based identities of refugee men especially. It results from lack of engagement between masculinity and migration studies, which cooperates only in small instances, mostly on approaching refugee women as gendered individuals. This dissertation takes the sexual harassment incidents taken place in the 2016 New Year's Eve celebrations as the case study to apply discourse analysis. Its repercussions in the European Union policymakers and public will prove incapability of the European Union engaging with refugee identities from a gender-based perspective while its repercussions among feminist circles will demonstrate how gender could have incorporated into the official and public responses. This dissertation will argue that by overemphasising vulnerability and ignoring gendered identities of refugee men, the European Union's humanitarian border management led to a harsher transformation from compassion to moral panic among the public and the European policymakers. Key Words: Humanitarian border management, refugee men, Europe, vulnerability, gender, Cologne, sexual harassment.
Kadın emeği ve kadının ev içi emeğinin görünmezliği sorunu: Gülnur Acar-Savran'ın yaklaşımı bağlamında Türkiye'deki yansımaları
Kadın emeği ve genellikle kadınlık üzerinden biçimlenen ev-içi emek ile ilgili kavramlar geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren yoğun biçimde tartışılagelmektedir. Dünya genelindeki tartışmalara paralel olarak Türkiye'de de, kadınların "ikincil" konumunu kadın emeği ve bununla ilgili kavramlar etrafında tartışan pek çok yaklaşım ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımlardan bazıları, kadınların mevcut dezavantajlı durumdan kurtulmalarının yolunun kadınların görünmeyen/karşılıksız emeğini görünür kılmak olduğunu öne sürer. Buna göre kadınlar hem iş yaşamında hem de ev içinde harcadıkları yoğun emeğe rağmen, erkek-merkezli düzende onların emeklerinin önemli bir kısmına, özellikle ev-içi emeklerine, daima karşılıksız olarak el konulur. Bu da kadınların sömürülen bir sınıf olmaları anlamına gelir. Türkiye'de de Gülnur Acar-Savran, "sosyalist-feminist" olarak bilinen yaklaşımıyla kadın emeği sorununa odaklanır ve kadının görünmeyen emeğini görünür kılmayı amaçlayan isimler arasında öne çıkar. Bu tez çalışması, kadın emeği ve kadının ev-içi emeğinin görünmezliği sorununa odaklanır. Bu çerçevede kadın emeği tartışmalarının genel kavramları, Türkiye'de kadın emeğinin durumu ve sorunun Türkiye'deki yansımaları; bu alanda ortaya koyduğu kuramsal ve politik düşünceler ve önerdiği çözümlerle pek çok feminist çalışmayı etkileyen Acar-Savran'ın yaklaşımı ortaya konulmaktadır. Bu yolla, bu tez çalışması, kadın emeğinin Türkiye'deki durumunu göstermeyi ve kadının ev-içi emeğinin görünmezliği sorununu Türkiye bağlamında ele almayı ve Acar-Savran'ın feminist yaklaşımının bu konuda ileri sürdüğü düşünce ve önerileri ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Ataerkillik ve toplumsal baskı: Gaziantep'te dul kadın olmak
Bu çalışma, Gaziantep'te yaşayan eşinden boşanarak veya eşinin vefatıyla dul kalan kadınların deneyimlerini toplumsal cinsiyet perspektifinden incelemektedir. Çalışmanın temel argümanı, ataerkil toplumlarda kadınların özellikle dul kaldıktan sonra yoğun baskı altında tutularak birçok yeni sorunla karşı karşıya kaldıklarıdır. "Dul kadın" imgesinin olumsuz olarak resmedilmesi nedeniyle yanında bir erkek olmadan yaşayan kadın dışlanıp, ayrı bir cinsiyet kategorisinde ele alınmaktadır. Eril anlayışın hâkim olduğu bir düzende kadın olmanın zorluklarına, dulluk eklenince kadın olmanın daha güç olduğu görülmektedir. Bu güçlüklerin neler olduğunu belirlemek adına, Gaziantep'te yaşayan 10'nu eşinden boşanmış, 7'sinin ise eşi ölmüş toplamda 17 dul kadın ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu kadınların evlilikte, boşanmada ve ağırlıklı olarak da dul kaldıktan sonra neler yaşadıklarını belirlemek adına sorular sorulmuştur. Yapılan değerlendirmeler sonucunda evlilikteki eşitsiz toplumsal cinsiyet rolleri ile başlayan sorunlar, evliliği herhangi bir sebeple biten kadınlar için daha farklı problemler getirmektedir. Ekonomik sorunlar, dışlanma, etiketlenme, artan toplumsal baskı, tek ebeveyn olma, psikolojik sorunlar gibi yaşam zorlukları kadınların dulluğunun sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ataerkillik, Patriyarka, Aile, Evlilik, Boşanma, Dulluk, Toplumsal Baskısı
Syrian immigrants as urban entrepreneurs: Small business ownership and the sense of place in Gaziantep
After nine years of their migration journey, Syrian immigrants started their self-resilience and adaptation process in the host cities. In Gaziantep, a demographical, cultural, and economic change has been observed within the last couple of years due to the large number of Syrian immigrants living in the city who have started establishing their own small business to serve mainly the migrants community as they are aware of their culture and taste preferences. In this research, self-employment and entrepreneurship are extensively studied to show how Syrians cope with the lack of appropriate job opportunities in the host city. Besides that, this research discusses the established relation between migrants' old and new city through the existence of the migrants' owned enterprises and small businesses. Moreover, forty migrants' owned enterprises were chosen through simple random sampling. Separately, the interviewees have participated in semi-structured interviews; also, qualitative data analysis was conducted. The central theses of the research herein is that the Syrian immigrant experience as ensconced in entrepreneurial activities is firstly a middle-class socioeconomic status building. Secondly, there is an ongoing interaction between the Gaziantep metropolitan areas residents and the newcoming entrepreneurs. And third, Syrian entrepreneurship in Gaziantep opens up new spaces and possibilities for integration. Key words: Integration, Turkey, Refugees, Entrepreneurship, Identity, Livelihood
Konut piyasasının ekonomi politiği: Gaziantep vakası
Bu tez çalışması kapitalist üretim biçiminin egemen olduğu toplumlarda konut piyasasının işleyişini ve onun sermaye birikim süreçleriyle ilişkisini anlamaya çalışmak için yapılmıştır. Bu alandaki toplumsal, ekonomik ve politik güç ilişkileri ekonomi politik içerisindeki değer ve rant teorileri gibi temel tartışma alanları üzerinden değerlendirilmiştir. Bu çerçevede tezin örneklemi sanayileşen ve göç alan bir şehir olan Gaziantep'te faaliyet gösteren inşaat firmaları, meslek kuruluşları ve büyükşehir belediyesi oluşturmaktadır. Yapılan görüşmeler aracılığıyla şehirdeki arsa ve konut piyasasını etkileyen dinamikler, rantı ortaya çıkaran faktörler, sanayi ve inşaat sektörleri arasındaki etkileşim gibi hususlar tahlil edilmeye çalışılmıştır. Söz konusu faillerin konut piyasasında bulunma saikleri, bu piyasanın üretim, finansman ve satış gibi aşamalardan oluşan işleyiş mekanizmasını görüşmeler vasıtasıyla anlamak, bunların ortaya çıkardığı kâr ve ranta dayalı güç ilişkilerini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada temel bir ihtiyaç olduğu aşikâr olan konutun fiyat oluşumlarını etkileyen ekonomi politik faktörler Gaziantep gibi nüfusu 2 milyonu aşan, sanayi ve ticari sermaye birikiminin belirli bir gelişkinliğe ulaştığı bir şehir örneği üzerinden tahlil edilmeye çalışılmıştır.
İskân ve kentlileşme: Kilis Tibil evleri
1983 yılında güvenlikli alan oluşturma ve gümrüğün genişletilmesi kararıyla birlikte tam Türkiye-Suriye sınır hattında bulunan Tibil köyünün boşaltılmasına karar verilmiştir. Köy halkı zorunlu göç sonucunda Kilis kentinin merkezinde iskâna tabi tutularak Tibil Evleri olarak inşa edilen mahalleye yerleşmişlerdir. Bu araştırma iskân öncesi sınırda bir köy olan Tibil halkının yaşamlarını, iskân kararıyla birlikte yaşadıkları zorunlu göç deneyimini ve sonrasında kente yerleşmeleriyle birlikte kentle uyum süreçlerini, yerli halkla bütünleşme sürecinde yaşadıkları mekânsal, sosyo-kültürel ve politik engelleri inceleyecektir. İzlenen iskân siyasetinin eksik kalan yönlerine vurgu yapılarak işsiz kalan, göreli yoksulluk çeken ve kendilerini dışlanmış hisseden mahallelinin sosyo-psikolojik sorunlarına yer verilecektir. Çalışmanın amacı 2510 sayılı iskân yasasına bağlı olarak taşınan Tibil halkının kırsaldan kente göç deneyimleri örneği üzerinden, kentsel politikaların kent yaşamına etkisini incelemektir. Bu bağlamda Tibil köyünde doğup, iskâna tabi tutulup ve hala Tibil Mahallesinde ikamet etmekte olan, 16 görüşmeciyle nitel araştırma yöntemlerinden olan derinlemesine mülakat yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucundan iskân faaliyetlerinin uygulamada yetersiz kalmasından dolayı halkın yoksulluk ve dışlanmaya maruz kalmakla birlikte kentle uyum sürecinde de sıkıntılar çektikleri tespit edilmiştir.