38
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Baskı sanatlarında yeni arayışlar (Avrupa ve Amerika örneği)
Çağdaş sanat içinde devingen bir yaklaşımla varlığını sürdüren baskı sanatları, güncel arayışların muğlaklaştırdığı sınırlar ile kitlelere ulaşmaktadır. Günümüzde, demokratik bir sanatsal üretim yöntemi olarak teknik ve teknolojik olanaklar ile yeni bir anlam kazanmaktadır. Bu araştırmada, geleneksel sınırlarının zorlandığı bir eğilim ile baskı sanatları; melez baskı, dijital baskı, büyük boyutlu baskılar ve baskı yerleştirmeler çerçevesinde incelenmiştir. Robert Rauschenberg, Eduardo Paolozzi, Thomas Kilpper, Kiki Smith, Swoon, John Hitchcock, Regina Silveria, Nicola Lopez, Nancy Spero, Paul Coldwell, Julian Opie, Michael Craig-Martin, Peter Kennard, Willie Cole gibi yenilikçi yaklaşımlar ile tanınan sanatçılar, çağdaşlaşma sürecini etkileyen gelişmelerden başlayarak ele alınmıştır. Günümüz sanatında yaşanan değişimin baskı sanatlarına yansıması olan sınırlar ve kuralları ortadan kaldıran anlayış irdelenmiştir. Nesne, teknik ve düşünce olarak sınırsız bir yaklaşım ile teknolojik gelişmelere paralel karşımıza çıkan özgür tutum, tarihsel incelemenin ardından günümüz dinamikleri, üretim ve sunum şekilleri ile çağdaş baskı sanatları sürecine yön veren olaylar bağlamında değerlendirilmiştir. Günümüz baskı sanatlarını şekillendiren dernekler, yayınlar ve sanatçılar için ifade alanı sağlayan uluslararası etkinliklerin yanı sıra internet ile yaşanan dijital olgusu çağdaş yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmıştır. "Baskı Sanatlarında Yeni Arayışlar (Avrupa ve Amerika Örneği)" adlı çalışma, geleneksel yöntemler ve deneysel araştırmalar ile zengin bir tarihe sahip olan kültürel ve teknolojik etkileşimlerin şekillendirdiği baskı sanatlarının yeni ifade biçimlerine ışık tutmaya çalışacaktır.
Paul Scott ve Cumbrian Mavisinin baskı teknikleri ile uygulanması
Baskı sanatları günümüzde birçok sanat alanını etkilemektedir. Resim, seramik, heykel, cam gibi sanatlar baskı tekniklerini kendi teknik uygulamaları ile birleştirerek yenilikçi çağdaş sanat eserleri sunmaktadırlar. Özellikle seramik sanatçıları baskıresmin bütün tekniklerini kullanmışlardır. Bu teknikler ve resmin biçim elemanlarını seramik formla birleştiren sanatçılar, eserlerinde anlamsal bir bütünlük oluşturmuşlar ve seramik sanatını zenginleştirmişlerdir. Bu sanatçılardan olan İngiliz sanatçı Paul Scott, tarihi değeri olan, çoğunlukla kırık seramik tabaklar üzerine görsel tasarımlarını baskı tekniklerini kullanarak başarıyla uygulamıştır. Paul Scott'ın rengi Cumbrian Blue(s), geleneksel Çin ve İngiliz porselenlerinde kullanılan maviden esinlenilmiştir. Eski tarihi değeri olan mavi-beyaz seramik tabak desenleriyle, kendi desenlerini kolaj ile yeniden düzenleyen sanatçı, eskinin etkisini bozmadan yeni semboller yaratarak kavramsal anlamlar oluşturmuştur. Paul Scott'ın yaşadığı şehir olan Cumbrian kasabası ve İngiliz sanat anlayışı, sanatçının estetik ve politik yaklaşımı da sanatsal gelişimini etkilemiş ve ortaya çıkan eserler bu yaşanmışlıklarının görünümleri olarak değer kazanmıştır. Bu amaçla tez çalışmasında Paul Scott'ın çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumladığı kullanılmış seramikler araştırmacı bir yaklaşım ile incelenmiştir. Sanatçının disiplinlerarası çalışması hem sanatsal hem de teknik anlamda çalışmalarına zenginlik katmaktadır. Paul Scott'ın çevresel ve toplumsal konuları ele aldığı eserlerinde, seramik ve baskıresim gibi iki ayrı sanat disiplinini bir arada kullanması ayrıcalıklı bir çalışmayı gerektirmiştir. Sanatçının kendisi ile kurulan iletişimden alınan bilgiler ve yazılı kaynaklar, sanatsal yaklaşımı ve eserlerinin incelenmesinde birincil kaynak oluşturmuştur.
Türkiye'de Cumhuriyet öncesi-sonrası kadın'ın konumu ve baskıresim alanındaki varlıkları hakkında bir analiz
19. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa‟da ve Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde ataerkil bir yapı egemendi. Bu yapıya göre erkek, üst bir değer taşırken kadın, özel alana ait olarak görülüp hukuki ve sosyal hiçbir hakka sahip olmadan neslin devam etmesi için yaşayan bir varlık olarak konumlanmıştır. Osmanlı Devleti‟nde ise II. Meşrutiyet‟le beraber kadın haklarında birtakım düzenlemelere gidilmişse de kadının özgürleşmesi Cumhuriyet Rejimi ile mümkün olmuştur. İncelenen toplumlarda kadınlar, bilim, edebiyat ve diğer dallarda olduğu gibi sanat alanından da uzunca bir süre uzak tutulmuşlardır. Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde kadınlar için sanat eğitimi, Mihri Müşfik Hanım‟ın çabaları sonucunda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi açılana kadar çoğunluğu azınlık ve Levanten olan ailelerin kızlarına aldırdıkları özel derslerle sınırlı kalmıştır. Tuval sanatı, asıl olarak Cumhuriyet Dönemi‟yle gelişmeye başlamış, baskıresim ise askeriyeye hizmet etmek amacıyla kullanılan bir teknik olarak kalmıştır. Serbest sanat çalışmaları ise ilk defa Cumhuriyet Dönemi‟nde uygulanmaya başlamıştır. Ancak resim sanatı gibi hızlı bir gelişme sağlayamamıştır. Çünkü baskıresim sanatının uygulanabilmesi dönemin olanaklarına göre zordu. Ancak bazı sanatçıların özel çabaları sayesinde uygulanmaya başlandı ve olanakların artmasıyla da hem baskıresim sanatı önem kazandı hem de Türk kadın baskıresim sanatçıları sayıca artarak Türk baskıresim sanatında azımsanamayacak bir yere sahip oldular. Ancak literatürlerde Türk kadın baskıresim sanatçılarının birçoğunun adı bile geçmemektedir. Algılanan bu durum ise araştırmanın amacını oluşturmaktadır.
Görsel sanatlarda hayalî bahçe tasvirleri
Doğanın içinde yaşayan insan ilk çağlardan beri doğayı dönüştürerek kendi tarihini yaratmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde insanın doğayla olan ilişkisi irdelenmiştir. Doğanın içinde var oluş savaşı veren insanın, ürünlerini yetiştirmesi ve bahçeler oluşturması, insanlık kültürünün ilk başarısı olarak görülür. Bahçelerin dönemler boyunca değişimi ve bulundukları coğrafyalara göre gösterdikleri özellikler, Bahçelerin Kısa Tarihçesi isimli ilk bölümde anlatılmıştır. Bu bölümde; bahçelerin yer aldıkları kültürlere ve inanışlara göre gösterdikleri değişimler incelenmiş, bahçelerin felsefeyle olan ilişkisi kısaca anlatılmış, insanın düşünce tarihindeki yeri irdelenmiştir. İkinci bölümde; hayalî bahçelerin tanımının yanı sıra tarih boyunca insan yaşamlarındaki yeri ve önemi ele alınmıştır. Hayalî bahçelere dair mitlerin bazıları, insanın öldükten sonra gideceği dünyadaki iyilik ve kahramanlıklarının ödülü olan bir bahçeyi anlatırken, bazı mitler bu cennet bahçelerinin yeryüzünde bulunduğunu anlatır. Bu ütopik bahçe mitleri, dönemlere ve fiziksel koşullara göre değişiklikler gösterse de birçok benzer öğeyi barındırır. Farklı dönemlerde pek çok sanatçı bu mitleri - idealleri farklı biçimlerde ve tekniklerde canlandırmıştır. Bu bölümde, hayalî bahçelerin Avrupa, Doğu ve Uzak Doğu sanatındaki yansımasının, felsefi ve toplumsal boyutunun yanı sıra, görsel sanatlarda örnekleri de çözümlemeli olarak incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Tek tanrılı ve çok tanrılı dinlerin yanı sıra yeryüzünde bahçe tasavvurunun incelendiği bu bölümde; Cennet bahçesi, Altın Çağ, Hayat ağacı gibi pek çok mitin hayalî bahçe kavramı açısından görsel sanatlarda önemli bir esin kaynağı olduğu göz ardı edilmemektedir. Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlarda Bahçeler, Cennet Bahçeleri, Hayalî Bahçeler, Altın Çağ, Mitoloji.
I. Dünya Savaşının baskıresimlere yansımaları
Tarihte insanlığı etkileyen büyük olayların sanata etkileri her zaman kaçınılmaz olmuştur. 20. yüzyılın başında yaşanan I. Dünya savaşı insanlık tarihinde ve buna bağlı olarak sanat tarihinde büyük izler bırakmıştır. Bu çalışmada, I.Dünya Savaş'ının, plastik sanatların önemli anlatım araçlarından biri olan baskıresimlerdeki ifadelerine yer verilmiştir. Savaşı anlatan bu eserler, konu açısındandan incelenerek ve arkalarındaki hikayeler anlatılarak okuyucunun eserleri anlayabilmesi ve o dönemi daha yakından hissedebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bir araya getirilmiş baskıresimler, I. Dünya savaşının tanımlayıcı yönlerinden hemen hemen her birini göstermektedir. Bu yalnızca farklı birçok cephede aynı anda savaşılan ve birçok ulusun dahil olduğu ilk Dünya savaşı değil, aynı zamanda ağır topların egemen olduğu, daha önce hiç görülmemiş kitlesel katliamla, kasaba ve köylerin yerle bir olmasıyla ve manzaraların mahvedilmesiyle sonuçlanan ilk mekanize savaş olmuştur. Ziyaret edilen yurtdışı kütüphanelerinde yararlanılan kaynaklardan baskıresim görselleri fotoğraflanıp kayıt altına alınmış ve çalışma içerisinde kullanılmıştır. Çalışma için toplanmış bu görsellerin nadir bulunabilen eserlerin görselleri olmasına özen gösterilmiştir. Kaynakların bir çoğu yabancı kaynaklardan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Savaş, Baskıresim, Propoganda, Litografi, Gravür Baskı.
Baskıresim ve sokak sanatı
Sokak sanatı Amerika'da 1960'lı yıllarda doğmuş ve günümüze kadar farklı sanat dallarından beslenerek zaman içinde sahip olduğu felsefi değerleri değiştirmeye ve genişletmeye başlamıştır. Baskıresim sanatı, çağdaş sanatın disiplinlerarası yapısına uygun şekilde farklı disiplinlerden tekniklerle denemeler yapmış olan sokak sanatçılarının üretimlerinde önemli rol oynamıştır. Tezin ilk bölümünde, günümüz sokak sanatının kapsamının ve anlamının daha iyi anlaşılabilmesi için temel oluşturmak adına, kamusal alanın geçirdiği tarihsel dönüşüm, kamusal alan modelleri ve kamusal alanın özellikleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, sanatın kamusallaşma süreci anlatılmış ve ardından 1960'larda Amerika'da ortaya çıkan graffitinin sokak sanatına dönüşümü kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Daha sonra sokak sanatının sokak kimliğinden sıyrılarak galeri/müze duvarlarına girmesiyle başlayan kurumsallık tartışmaları ve vandallık boyutu ile birlikte sokak sanatının popülerleşmesi ve bunda internetin etkisi de değerlendirilmiştir. Sokak sanatının baskıresim sanatıyla ilişkisinin tartışıldığı son bölümde, Baskıresim sanatına dair genel bir çerçeve çizdikten sonra, birbirinden farklı iki sanatsal disiplin olan sokak sanatını ve baskıresmi biraraya getiren ortak paydalar ele alınmıştır. Baskıresmin izinden giden sokak sanatçılarının çalışmalarından örnekler verilerek, baskıresmin sokak sanatı ve sanatçıları üzerindeki etkisinin ne denli önemli olduğunun ve sokak sanatının baskıresim ile etkileşime girdikçe güçlenerek yaygınlaştığının altı çizilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sokak Sanatı, Graffiti, Baskıresim.
Dijital teknoloji çağında baskıresim
Baskıresim disiplini, tarihsel süreçte yaşanan teknolojik gelişmeler ışığında alanını genişleten ve yeni ifade olanakları kazanan dinamik bir sanat disiplini olmuştur. Bu kapsamda ağaç baskı, gravür, litografi ve serigrafi yöntemleri ortaya çıkmış, birçok sanatçı baskıresime ait ifade olanaklarıyla kendi dönemlerinin sanatsal ortamına katkı sunmuştur. Baskıresmin teknolojiyle kurduğu ilişkinin son aşaması ise dijital teknoloji ve bilgisayarla olan etkileşimidir. Dijital teknoloji unsurları, sanatın tüm alanlarında olduğu gibi baskıresim disiplininde de yeni yaklaşımlarını tetiklemiş ve dijital baskıresmi var etmiştir. Dijital yöntemler, bu alanda eser veren sanatçılar için diğer baskı teknikleriyle beraber ya da tek başına kullanılabilecek şekilde yeni ifade olanakları sunmuştur. Bu gelişim sürecine çalışmanın ilk bölümünde yer verilmiş ve baskıresme ait ifade olanaklarının çeşitlenmesi incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde dijital teknolojinin sanat alanındaki etkisi sorgulanarak ortaya çıkan yeni durumun incelemesi yapılmıştır. Bu kapsamda dijital teknolojinin gelişim evresine ve sanatsal yansımalarına değinilmiş, dijital sanatın türleri ele alınmıştır. Son bölümde ise 1960'lardan itibaren dijitalleşen baskıresime ait ilk örneklere yer verilmiş, 1980'den sonraki dönemde gerçekleşen teknolojik gelişim ve yaygınlaşma etkisiyle birçok önemli baskıresim sanatçısı tarafından kullanılır olan dijital yöntemler ele alınmıştır. Bu kapsamda baskıresimde yaşanan dijitalleşme sürecinin ortaya konulması amaçlanmıştır.
Baskıresimde yeni bir yüz: Vitreografi
Vitreografi, baskıresimde cam kalıp kullanılan yeni bir tekniktir. Harvey K. littleton tarafından 1974' de keşfedilmiştir.Teknik avantaj ve dezavantaj yanlarıyla kendine özgü etkilere sahiptir. Vitreografi çalışmış bazı önemli sanatçılar ise Emilio Vedova, Herb Jackson ve Erwin Eisch'dır.
Yüksek baskı tekniği ve Türk baskıresmine yansımaları
?Yüksek Baskı Tekniği ve Türk Baskıresmine Yansımaları? adı altında yürütülen Yüksek Lisans Tez çalışmasında baskıresim tekniklerinin içerisinde en eskisi olarak bilinen yüksek baskı tekniğinin dünyada ve Türkiye'deki tarihsel gelişim süreci incelenmiştir. Bu bağlamda yüksek baskı tekniğinin Türk Baskıresim sanatındaki önemi ile birlikte yüksek baskı tekniği ile eser üreten sanatçılar incelenerek, sanat anlayışları ve yüksek baskı tekniğiyle ürettikleri çalışmalarına yer verilmiştir.Yüksek baskı tekniği, düz bir yüzey üzerinde boya alması istenen yerlerin yüksekte, basılması istenmeyen yerlerin ise oyularak çıkarılması ilkesine dayalı ilk baskıresim tekniğidir. Yüksek baskı tekniğinde linolyum ve ağaç kalıplar kullanılır. Yüksek baskı tekniklerinden olan ağaçbaskı tekniği ilk olarak kumaş üzerine gerçekleştirilirken Çin'de kâğıdın bulunmasıyla birlikte tek bir kalıptan bir den fazla sayıda baskı elde edilmesine olanak sağlamıştır. Kâğıt üzerine ilk ağaç baskı ise içinde resimli metinler bulunan ve Wang Chienh tarafından M.S. 868 da betimlenen `Diamond Sutra Öğretisi'dir. Yüksek baskı tekniği başlangıçta salt çoğaltım amacı için kullanılırken tarihsel süreç içinde belli değişme, gelişme ve yorumlama ile birlikte uygulama alanları bulmuştur. Bu anlamda yüksek baskı tekniği oyun kartlarının ve dini kitapların basılıp çoğaltılmasında zaman içinde ünlü ressamların eserlerini çoğaltmak ve yaygınlaştırmak amacıyla kullanılmıştır. Yüksek baskı tekniği dünyada estetik ifade aracı olarak toplumsal değişim ve gelişime paralel olarak ilerleme kaydederken zaman zaman yaşanan politik, sosyal olayları anlatım aracı olarak kullanılmıştır. Gutenberg'in matbaayı icadıyla 15. yüzyılda dini içerikli resimli kitaplarda kullanılmış olan ağaçbaskı Almanya'dan Fransa, İtalya ve İspanya'ya kadar uzanan bu gelişme 15. yüzyılın sonlarına doğru estetik kaygılarla sanatçıların eserlerini üretiminde kullandığı önemli teknik olmuştur. 17. yüzyılda Japonya'da Ukiyo-e sanatçıları tarafından uygulanan yüksek baskı, Avrupalı sanatçıları etkilemiş sanatsal ifade aracı olarak tekrar büyük bir ivme kazanmıştır. Linolyum ise ilk olarak 1867 yılında Fransz Çizek'in sanat eğitimi verdiği okullarda kullanılmış teknik Picasso'nun bulduğu eksiltme yöntemi ile en üst seviyelere ulaşmıştır. Türkiye'de ise ilk olarak yüksek baskı tekniklerinden ağaçbaskı 1730 yılında İbrahim Müteferrika'nın bastığı `Tarihi Hindi Garbi' adlı kitapta kullanılır. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra sanat eğitimi veren kurumlarda ağaç ve linol baskılar uygulanmaya başlanmış, sanat eğitimi almak üzere birçok sanatçı Avrupa'ya gönderilmiştir. Türkiye'ye tekrar dönen bu sanatçılar baskıresmin yaygınlaşıp gelişmesinde önemli görevler üstlenmişlerdir. Bu dönemde sanatçılar kültürel ve sosyal koşullardan dolayı eğitim kurumlarında yüksek baskı tekniğiyle eğitim vermişlerdir.Baskı sanatının evrenselliği boyutunda sanatçılar kendine uygun malzemeyi ifade aracı olarak kullanmışlardır. Bu bağlamda baskıresim tekniklerinden biri olan yüksek baskı tekniği ilk baskıresme başlayan kişiler için en uygun tekniklerden biridir. Özellikle güzel sanatlar eğitimi veren kurumlarda baskıresim eğitiminde başlangıç olarak yüksek baskı tekniği tercih edilirken, müzelerde ve özel atölyelerde de uygulama alanı bul muştur.Bu araştırmanın önemli bir kısmını oluşturan üçüncü bölümde yüksek baskı tekniğini uygulayan sanatçılarla iletişime geçilmiş, teknik tercih nedenleri ve sanat anlayışları irdelenmiş, çalışmaları değerlendirilmiştir. Tezin içeriği doğrultusunda yüksek baskı tekniği anlatılmış ve araştırmacı tarafından ağaçbaskı tekniği ile uygulamalar yapılmıştır.
ABD'de baskıresimin gelişiminde etkili olan atölyeler ve soyut dışavurumculuk
Bu çalışmada 1960lı yıllarda Amerikada baskıresim alanında yaşanan gelişimin nedenleri ve Soyut Dışavurumcu akım ile olan ilişkisi örnekler üzerinden incelenerek, baskıresimin gelişim sürecinde geçirmiş olduğu değişimler ele alınmıştır. 1960?lı yıllarda baskıresim Amerika?da eşi görülmemiş bir başarıya ulaşmıştır. Baskıresmin rönesansı olarak adlandırılan bu süreçte Soyut Dışavurumcu sanatçıların baskıresme gösterdikleri ilgi ve bu uygulamalarla gerçekleştirdikleri sanatsal üretimin artması, galerilerin ve müzelerin bu alana duydukları ilgiyi arttırmıştır. Bu kurumların baskıresime daha fazla yer ayırmasıyla birlikte baskıresim geniş bir kitle tarafından takip edilmeye başlanmıştır. Soyut Dışavurumcu gibi 20. Yüzyılın ikinci yarısına yön vermiş önemli bir akımın çok önemli sanatçılarının sanatsal üretimlerini baskıresim ile gerçekleştirmeleri, bunun kendilerini ifade eden önemli bir dil olduğunu düşünmeleri, baskıresme önemli bir ivme kazandırmıştır. Oluşan bu başarının ardında, baskıresmin Amerika?da II. Dünya Savaşı?nın öncesinden başlayarak 1960?lı yıllara kadar süren gelişim serüveni yer almaktadır. Tezin konusunu oluşturan bu gelişim süreci, tez içinde üç bölümde ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde 19. Yy?da Amerika?nın kırsal dünyayı betimleyen ve bu alanda varlık bulan sanatsal durumu incelenmiş, II. Dünya Savaşının başladığı yıllarda modern olan ile tanışan Amerikan sanatında görülmeye başlanan değişimlerin nedenleri üzerinde durulmuş ve baskıresim ile olan ilişkisine görünürlük kazandırılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, savaş sonrasında Amerika?daki göçmen sanatçılar, bunların çalışmaları ve Atölye 17 ile görünürlük kazanan sanatsal faaliyetler ile baskıresim arasındaki bağlantılar ele alınmış; bunlar ile Soyut Dışavurumcu sanatın oluşumu ve ortaya çıkış nedenleri arasında ilişkiler kurulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise baskıresimin yakaladığı başarının ardındaki en önemli nedeni oluşturan atölyelerin kuruluşu, yapısı, çalışma koşulları, sanatçılar ile kurdukları ilişkiler ve buradaki sanatsal üretimler üzerinden dönemin değişen ve yeni bir kimlik kazanmaya başlayan baskıresim potansiyeli tanımlanmaya çalışılmıştır. Tanımlanmaya çalışılan bu baskıresim kültürü kuşku yok ki, sadece Amerika için değil, Avrupa ve tüm sanat dünyası için de yeni bir bakışın ve biçimlenmenin etkili bir faktörü olarak görüşmüştür. Anahtar Kelimeler: Baskıresim, Amerika Birle?ik Devletleri, Soyut Dışavurumculuk, Federal Sanat Projesi, Atölye 17, Pratt, Tamarind, ULAE, Hollander, Gemini G.E.L., 60'lı yıllarda baskıresim, Baskıresmin Rönesansı
Avrupa baskı resminde fantastik
Fantastik, yüzyıllar boyunca hemen her alanda dikkatleri üzerine çeken ve böylelikle yoğun ilgi gören bir tür olmuştur. Başta resim, sinema, edebiyat, tiyatro, müzik, mimari olmak üzere birçok sanat dalında etkisini gösteren fantastik gerçek ile düş arasına ince bir sınır çekmiştir. Bu sınır, sanatçıların yorumlarına bağlı olarak zaman zaman aşılmış bazı zamanlar da ise görünmez bir hale getirilmiştir. 15.yüzyıl ile birlikte Rönesans sanatında ilk örnekleri görülmeye başlanan fantastik resimlerin ilk sanatçıları arasında Hieronymus Bosch ve Sandro Botticelli gibi isimler yer almaktadır. Sembolizm dönemine kadar hızlı bir şekilde yaygınlık kazanan Fantastik Sanatın, Sürrealizm ve Dadaizm sanat akımlarının gelişmesine ön ayak olmuştur. Viyana Fantastik Gerçekçilik Okulu'nun, bir grup sanatçı tarafından kurulmasının ardından sanat literatürüne geçen fantastik realizm, 20.yüzyıl itibariyle daha kapsamlı bir şekilde etkisini göstermeye devam etmektedir. Fantastiğin, Avrupa Baskı Resim sanatındaki etkileri ise yüzyıllar önce başlamış olup dünyanın dört bir yanında hissedilmiş böylelikle bugünlere kadar ulaştırılmıştır. Bugün, Avrupa sanatında ve Avrupa Baskı Resim özelinde fantastiğin değeri, hiç yadsınamayacak boyutlara ulaşmıştır.
Oryantalist gravürlerde Osmanlı kent ve toplum tasvirleri
Oryantalizm, Batı kültüründe uzun bir tarihe sahip olan kompleks bir olgudur. Antik Yunanlıların Pers İmparatorluğu imajıyla başlayan bu süreç, Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişi ve Avrupalılar için oluşturduğu tehdit ile daha da derinleşir. Edward Said'in Oryantalizm çalışması, Batı'nın Doğulu ötekisini nasıl inşa ettiğini ve ona nasıl kolonileştirdiğini analiz eder. Bu olgu, Doğu ile Batı arasında ontolojik ve epistemolojik bir ayrımın yanı sıra otoriter bir bilgi inşası da içerir. Osmanlı'nın Avrupa'nın gözünde nasıl bir imaj oluşturduğu ve nasıl algılandığı, 16. ve 17. yüzyıllarda Batı Avrupa'daki söylemlerin bir parçası olmuştur. Osmanlı ordularının Hristiyan topraklarına yaklaşmasıyla beraber Osmanlı İslam halkı, korku ve hayranlık nesnesi haline gelmiştir. Bu dönemde baskı kültürünün yükselişi, Konstantinopolis'in Osmanlıların eline geçmesiyle paralellik göstermiştir. Bu dönemde yaşamış olan sanatçı ve seyyahlar, Osmanlı İmparatorluğu'na dair farklılığı Batı'nın Doğu'ya dair algısını derinleştirerek aktarmışlardır. 18. ve 19. yüzyıllarda, Avrupa'da gelişen baskı teknikleri ve bu dönemde Osmanlı'ya seyahat eden Batılı sanatçıların getirdiği sanatsal üsluplar, Oryantalizmin daha da derinleşmesine ve yayılmasına olanak sağlamıştır. Bu dönemde Osmanlı kültürü ve yaşam tarzı hakkında yapılan betimlemeler, Avrupa'da büyük ilgi görmüş ve Oryantalizmin popülerleşmesine katkı sağlamıştır. Bu süreçte Osmanlı'ya seyahat eden sanatçıların eserleri, Osmanlı hakkında değerli birer kaynak haline gelmiş ve Avrupalılar arasında büyük ilgi uyandırmıştır. Bu dönemdeki seyahatnameler ve rehber kitaplarında yer alan gravürler, Batı toplumlarında Osmanlı kent kültürü ve yaşam tarzı hakkındaki bilgilerin yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu gravürler Batı'daki oryantal imajın üretiminde önemli bir yere sahiptir.
Baskıresim sanatının masa üstü oyun kültürene etkisi
Bu çalışma, baskıresimin gelişim sürecinde oyun kavramıyla olan ilişkisini ele almaktadır. Çalışma oyun ve sanat ilişkisini baskıresim üzerinden incelemektedir. Oyunların gelişimi üzerindeki baskıresim etkisi incelenmektedir. Baskıresim Çin'de 700'lü yıllarda orta çıkmıştır. Bu ilk baskıların oyun amacıyla kullanılması ve oyun kartlarının basılması oldukça yakın zamanda gerçekleşmiştir. Oyun ve baskının popülerleşmesi Gutenberg'in 1440'lı yıllarda matbaayı keşfetmesi ile Avrupa'da da gerçekleşmiştir. Bu birliktelik her zaman iki kültürün gelişmesine olanak sağlamıştır. Baskıresim sayesinde oyunlar daha sofistike olmuş. Oyunlar sayesinde atölyeler gelir elde etmiştir. Uygun fiyatlara oyun kartları ya da oyun tahtaları satın almak halkın aynı zamanda oyun kartları aracılığıyla baskıresim eserlerine sahip olmasında ve koleksiyon alışkanlığının gelişmesinde yer oynamıştır.
Töpffer ve Hogarthın baskı resim çizgi romanları
Çizgi roman 9. sanat olarak kabul görmüş bir dal olmasına karşın akademik alanda hala hak ettiği saygıyı görmemektedir. Başta Brüksel olmak üzere Londra, New York, San Francisco, Noordwijk ve daha birçok kapitalde sadece çizgi roman üzerine kurulmuş müzeler bulunurken bu türün sanatsal çevrelerde hala diğer sanat dallarıyla eş görülmediği gözlemlenmektedir. Çizgi romanın kökleri araştırıldığı taktirde aslında çok uzun zamandır icra edildiği fark edilecek ve bu sayede popüler kültür ürünü olmadığı anlaşılacaktır. Tarihi bilinmeyen her şeyin yok olmaya mahkûm olması gibi çizgi romanın da geçmişi yok sayılırsa içi boş bir yapı olarak görülmesi elbette kaçınılmaz olacaktır. Bu sebeple bu çalışmanın amacı tarihte çok büyük öneme sahip iki baskı sanatçısı William Hogarth ve Rodolphe Töpffer'in baskıresimleri sonucunda doğmuş çizgi romanın kökleri incelenmiştir. Modern tarihçilerin yaptığı çizgi roman tanımları ve kısaca modern tarihi incelenmiş, bu tanımların sentezlenmesi sonucu Hogarth ve Töpffer'in icra ettikleri ilk baskı çizgi romanlara değinilmiştir. Bunların yanı sıra William Hogarth sayesinde kazanılmış görsel sanatlara ait ilk telif hakkı ve Töpffer tarafından sanat tarihine kazandırılmış fizyonomi okumalarına değinilmiştir. Bütün bu bulgular sonucunda bu iki baskı sanatçısının sanat tarihini geri dönüşü olmayacak şekilde ileri taşıdığı tespit edilmiştir.
Albüm ve plak kapak tasarımında baskı sanatları kullanımının örnekler üzerinden incelenmesi
"Albüm ve Plak Kapak Tasarımında Baskı Sanatları Kullanımının Örnekler ÜzerAnden İncelenmesA" adlı bu çalışmada, müzAk sektöründe albüm ve plak kapaklarında baskı sanatları kullanılarak üretAlmAş kapak görsellerA üzerAnden örnekler verAlAp bununla bArlAkte AçerAklerA, anlamları, hAkayelerA, teknAklerA AncelenmAştAr. Baskı sanatlarının müzAk sektöründekA yerA, gArAşA, gelAşAmA ve kullanımı ele alınmıştır. Bu bağlamda müzAk sektöründe albüm kapaklarının tarAhA ve gelAşAm sürecA, kapaklardakA görsellerAn üretAmA, teknAklerA, hAkayelerA, baskı sanatlarından yardım alınarak ne şekAlde üretAldAğA ve kullanıldığı gösterAlmeye çalışılacaktır. Bu çalışmanın amacı müzAk endüstrAsAnAn başlangıcından AtAbaren farklı dönemlerde ve tarzlarda çeşAtlA ekAplerAn, yapım şArketlerAnAn, sanatçıların baskıresAm teknAklerAnden yararlanarak müzAk sektörüne ürettAklerA eserlerA, AçerAklerA, görsellerA kronolojAk olarak örneklendArAlmesAdAr.
Modernizimden postmodernizme sanatın değişen dili ve baskıresme yansımaları
Bu çalışma, sanat dilinin modernizmden postmodernizme geçiş sürecinde baskıresim sanatında gerçekleşen dönüşümleri inceler. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, baskıresim sanatı yeni teknikler, malzemeler ve estetik anlayışlarla yeniden biçimlenmiştir. Araştırma, baskıresmin modern ve postmodern dönemlerde nasıl farklı yönelimler kazandığını üç ana başlık altında ele almaktadır. Birinci bölümde modernizmin sanata etkileri değerlendirilmiştir. Modernizm, endüstriyel gelişmeler ve teknolojik ilerlemelerle sanat dünyasında derin değişikliklere yol açmıştır. İkinci bölümde postmodern dönemde baskıresim sanatında görülen değişimler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise baskıresmin modernizmden postmodernizme geçiş sürecindeki dönüşümü analiz edilmiştir. Bu kapsamda, çalışma modernizmden postmodernizme geçişte baskıresmin geçirdiği teknik ve kavramsal dönüşümü ortaya koymaktadır.
1960 sonrası çağdaş baskıresim sanatında beden imgesi
Bu tez, 1960 sonrasında yaşanan toplumsal, politik ve kültürel dönüşümlerle birlikte sanat alanında değişen beden algısına odaklanmaktadır. Özellikle baskıresim sanatında bedenin bir iz, bir ifade ve anlam taşıyıcısı olarak nasıl ele alındığı incelenmiştir. 1960 sonrasında beden artık sadece resmedilen bir etüt nesnesi değil; hafızanın, kimliğin ve direnişin taşıyıcısı haline gelmiştir. Çalışma, bedenin tarihsel süreç içindeki konumunu ve zamanla bedene dair fikirlerin nasıl evrildiğini inceleyerek başlamaktadır. Tez kapsamında incelenen sanatçılar, farklı temsil biçimleriyle beden aracılığıyla kimi zaman bir kimliği görünür kılmakta, kimi zaman ise toplumsal baskılara karşı bir duruş sergilemektedir. Baskıresmin teknik doğası gereği —iz bırakmak, çoğaltmak, katmanlı anlatım kurmak—bedenin ele alınış biçimini ve taşıdığı anlamları çeşitlendirmektedir. Bu çalışmada, sanatçıların bedeni gerek çizerek, gerek doğrudan üretim sürecine dahil ederek nasıl kişisel ve kolektif anlatılar elde ettikleri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, bu tez 1960 sonrası çağdaş baskıresim sanatında bedenin bir ifade aracı, ideolojik bir nesne ve varoluş biçimi olarak nasıl ve ne şekilde yer bulduğunu görünür kılmayı amaçlamaktadır.
Çağdaş baskıresim ve tüketim sorunsalı
Bu tez de öncelikle, tüketim kavramı ele alınmış, bu kavramın insan hayatında ki rolünü belirleyen bazı oluşumlar üzerinden geçilmiştir. Tüketimi destekleyen unsurları anlamak ve daha sonrasında ise, öncelikle sanat ve sanatın içinde önemli bir disiplin olarak yer alan Çağdaş baskıresmi, tüketim ile çatışan ya da uzlaşan yanlarının bulunması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda sanatçı, sanat eleştirmeleri, felsefeciler gibi sanat tarihinde önemli kişilerin görüşlerine yer verilmiş ve bu görüşler doğrultusunda bir yön çizilmiştir. Günümüzün teknolojik gelişimiyle birlikte, hayatlarımızın dijitale doğru kaydığı bu dönemde, Çağdaş Baskının, dijital baskı yöntemiyle artan üretim hızı ve buna bağlı olarak artan tüketim ele alınmış olup, sanatta önemli bir yeri olan 'Biriciklik' kavramının, Çağdaş baskıresim de ki yerini bulmak, aynı zaman da ise tüketimin bu disiplin üzerinde ki etkilerinin bulunması amaçlanmıştır. Tüm araştırma sonucunda ise durum bizlere göstermiştir ki, sanatın çoğaltılabilir olması bazı durumlarda bir kirlilik yaratırken, çağdaş baskıresim söz konusu olduğunda farklılık göstermiştir. Bu farklılığı yaratanın ise, üretim şeklinin olduğu düşünülmüştür. Tüketim hayatımızın gerçeği ve sanat da bu gerçeğin merkezinde yer alan bir oluşumdur demek yanlış olmayacaktır. Her durumda var olan kirlilik bizler ayrıştırdığımız da güzelliklerini ortaya çıkarır ve dolayısıyla sanat da ayrıştırıldığında, biz insanlara her zaman olduğu gibi güzelliklerini sunmaya ve yol göstermeye devam edeceği düşüncesine varılmıştır.
Baskıresim'de birey ve kentleşme sorunu
'Baskıresim'de Birey ve Kentleşme Sorunu' adlı yüksek lisans tezinde birey ve kent tanımlamalarının başlangıcından günümüze kadar ki süreçlerini ve farklı disiplinlerle olan bağlantısını ön plana çıkarmayı amaçlayan bu çalışma üç ana başlık üzerinden oluşturulmuştur. Tezin birinci bölümünde birey ve kent tanımlamalarının başlangıcından günümüze kadar ki süreçleri ön plana çıkarılarak teorik olarak ele alınmıştır. Bu süreç içerisinde iki kavram üzerinden ana başlıklar oluşturulmuş, bu kavramların diğer disiplinlerle bağlantısı da alt başlıklar aracılığı ile açıklanmıştır. Bu noktada ilk olarak birey kavramı üzerinde odaklanılmış olup, bireyin toplum, sanat ve politika ile bağlantıları da alt başlıklar halinde sunulmuştur. İkinci kavram olan kent kavramının geçmişten günümüze kadar ki değişimlerinin tanımlanması ve bu serüven içerisinde kentsel mimarinin birey ile bağlantılarının kurulması yine bu bölümde ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde kent kavramının birey üzerindeki etkileri esas alınarak, bireyin ruhsal yapısı ve kent yaşamına ilişkin sorunları sanat aracılığı ile ortaya çıkarılmıştır. Bu noktada kentlerin bir öğesi olan politik yapının kent ve birey üzerinde etkinliğinin görülmesi, baskıresmin kendini göstermesi ve baskıresim sanatçıları tarafından kent kavramının konu edilmesi, akımların kent imgelem örnekleri ve buna ilişkin teknolojinin ve endüstrileşmenin etkinliğini göstermesi ile değişen kent yaşantısı hakkında ipuçların verilmesi yine bu bölümde ele alınmıştır. Tezin son bölümünde ise, birey ve kent ilişkisinin günümüze kadar ki baskıresim yansımalarına, teknolojik gelişme ve endüstrileşme ışığında değişen kent tasarısının birey ve sanat üzerindeki etkilerine sanatçıların yapıtları üzerinden yaklaşılmıştır. Özellikle birey-kent ilişkisinin tarihsel sürecine ve sanatçıların çağdaş yaklaşımlarına göre şekillenen bu bölüm, dönem kentlerini yansıtmada da bir rehber görevindedir.
1980 sonrasında Türkiye'de baskıresim ve sorunları üzerine bir inceleme
1980 sonrasında Türkiye'de baskıresmin siyasal, kültürel ve ekonomik süreçle birlikte ilerleyen ilişkisine odaklanmış olan bu çalışma, üç ana başlık üzerinden konuya yaklaşımını belirlemiştir. Üç ana başlık içerisinde; Siyasal sürecin sosyo-kültürel, ekonomik ortama ve bilhassa sanat ortamına etkisiyle birlikte gelişen dinamikler bir araya getirilmiştir. Baskıresmin dönem içerisindeki siyasal ortamla geçen yoğun diyaloğu ve bu süreçte gerçekleşen önemli kırılma noktaları bir araya getirilmiştir. İlk bölümde 1980 döneminin zeminini oluşturan siyasal süreç ön plana çıkartılmıştır ve sonrasında 1980 dönemi açığa çıkartılarak tüm değişkenlikleriyle birlikte aktarılmaya başlanmıştır. Siyasal, ekonomik ve kültürel sürecin sanat ortamına yansıyan yüzünü ve birbirleriyle olan bağıl ilişkileri birlikte ele alınarak aktarılmıştır. İkinci bölümde ise baskıresmin tarihsel sürecine inilerek nasıl bir eksen içerisinde ilerlediği, dönem içerisindeki siyasal bilançonun baskıresmi ne denli etkilediği, bu süreçte hangi manevralarla ön plana çıkarak sanat ortamında yerini aldığı ve sanatçılar tarafından benimsendiği aktarılırken, 1980 ve 1990 yılları içerisinde baskıresmin gelişimine katkı sağlayan önemli oluşumlara da bu bölümde yer verilmiştir. Üçüncü bölümde baskıresmin ciddi bir dönüşüm geçirmesine rağmen birtakım eksikliklerinin halen devam ettiği ve bu bölüm içeresinde bahsi geçen sorunların neden kaynaklı olabileceğine dair tespitlerde bulunulmuştur.
Baskı resim sanatında politik bir dil: Käthe Kollwitz
Alman sanatçı Käthe Kollwitz, yaşadığı dönemde halkın, özellikle işçi sınıfının yaşadığı yoksulluk, çaresizlik, hastalık ve ölüm gibi toplumu derinden etkileyen konular üzerinde tarihsel bir belge niteliği de taşıyan bir çok önemli eser ortaya koymuştur. Annelik ve kadınlık kavramları üzerinden politik bir dil oluşturmuş ve bu dili sanatçı kimliğinin yapı taşı haline getirmiştir. İlk bölümde dönemin Almanya'sının ve bu dönem içerisinde sanat ve sanatçı kavramlarının uğradığı değişimler, etkiler ve toplum ilişkilerinin bağlamları incelenmiş, bu bağlamların duygusal olarak halkı nasıl etkilediği tezin konusu olan eserler üzerinden ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Käthe Kollwitz'in baskıresimlerindeki figürlerin bedensel duruşları ve hareketlerinin yanısıra yaşadıkları duygusal durumları teknik ve konu bağlamında nasıl ele aldığı incelenmiş, aynı zamanda tercih ettiği baskı teknikleri üzerinden oluşturduğu sanat dili üzerine araştırma yapılmıştır. Üçüncü bölümde baskı tekniğini kullanarak yapmış olduğu afişler, yine baskı tekniği ile oluşturduğu otoportre çalışmaları ve sanat tarihin önemli yapı taşlarından sayılan baskı serileri incelenmiş ve tarihsel belge niteliği de taşıyan bu eserler örnek çalışma olarak sunulmuş ve sonuca ulaşılmıştır.
1970'li yıllar sürecindeki Türkiye'de baskı sanatlarında figüratif ve soyut imgeler
Türkiye' de 1970'li yıllarda baskıresim hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu siyasal, ekonomik, kültürel Ortam ve toplumsal gelişim, yeni sanat akımları sanatçıları da etkilemiş yeni atölyeler açılmasını sağlamıştır. Sanatçıların figüratif ve soyut imgelemeleri baskıresme yansıması 70'li yıllarda pres makinaların artışı ile çoğaltılmıştır. Bu alanda 70'li yıllar sanat ortamı gelişimi, sergilerin ve yarışmaların baskıresim sanatına önemli katkısı olmuştur. Türkiye' deki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu kurumlarında çalışan sanatçılar baskıresim geliştirmiştir. Kurumlarda çalışan ve eğitim gören sanatçılar, figüratif ve soyut eserleri dönemin kültürel etkisini yansıtmış, baskı resminin temellerini atmıştır. Tezin birinci bölümünde 70'li yılların toplum yapısı, sanat ortamı, sergilerin baskıresim sanatına katkıları, Soyut ve Figüratif eğilimlerine yer verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Kurumunun katkıları ve sanatçılarından Adnan Çoker, Güngör İblikçi, Süleyman Saim Tekcan, Asım İşler'in eserleri ele alınmıştır. Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'nün etkisi ve Mustafa Aslıer, Muammer Bakır, Mürşide İçmeli, Hayati Misman'ın eserlerinin katkısı ele alınmıştır. Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nun katkısı ve sanatçılarından Aliye Berger, Mustafa Pilevneli, Ergin İnan, Fevzi Karakoç'un Soyut ve Figüratif eğilimli imgelemleri, baskıresim anlayışları ve katkıları incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Türkiye'de Baskıresim Sanatı, Figüratif İmgenin eğilimi, Soyut İmgenin eğilimi
1965-1985 arası devlet bursu ile yurt dışında sanat eğitimi gören baskı sanatçılarının Türkiye'ye katkısı
Türk Baskı resim sanatının Cumhuriyet döneminden günümüze kadar olan sanat, bilim, tasarım gibi ögeleri düşünüldüğünde doğu ile batı arasında farklılaşan yani sadece batı kültürü değil, Anadolu'nun kendi özgün kültür yapısını sanat anlayışını yansıtarak Türkiye'nin sanatçı ve eğitimci ihtiyacını karşılamak için her sene sınavla yurt dışına göndermek amacıyla her alandan sanatçıların Milli eğitim bakanlığı bursu ile eğitim alarak ve döndüklerinde de Türk eğitim kültür, sanat alanlarında gelişmesini sağlamaktadır. Milli eğitim bakanlığının, 1416 sayılı kanunla Türkiye'de nitelikli insan gücünün yetişmesi için yabancı uzmanlardan faydalanma ve sanatsal gelişimin sağlanması için başarılı öğlencilerin yurt dışında eğitim alma yoluna gidilmiştir. Baskı sanatında olduğu gibi tüm alanlarda hangi dönem olursa olsun değişim, gelişim kaçınılmaz olması sebebiyle toplumun ve sanatın değişen yaşama ayak uydurması şarttır. Özgün baskı sanatının nitelikli eğitimcilerle, kurumlarla, müzecilikle kısa sürede uluslararası düzeye yükselmesinde nitelikli sanatçıların katkıları fazladır. Türkiye'de özgün baskı sanatının gelişmesinde yetenekli ve azimli sanatçıların, kurumların özgün baskı atölyeleri kurmasıyla kat ettiği yol hızlanmış ve istenilen düzeye ulaşmıştır daha da iyi yerlere gelecektir.
Baskıresimde yüzey arayışları ve gofre baskı
Bu çalışmada, yüzeyin sanat tarihi sürecinde değişimi, gelişimi ve gofre baskı üzerine yansımaları incelenmiştir. Yüzey kavramının ilkel dönemlerdeki oluşumu, formu, biçimi ve kullanılış amacına yönelik araştırmalar yapılmıştır. Sanatın ve baskıresmin gelişimine paralel olarak yüzeyin işlevi ve yüzeyin bu gelişime etkisi sorgulanmaktadır. Gofre baskının yüzey ile kurduğu iletişimdeki sınırı nedir, iki boyutlu bir kağıt yüzeyinde üçüncü boyutun ne kadar mümkün olduğu gibi sorulara modern ve çağdaş sanatçı örnekleri üzerinden incelenmeye çalışılacaktır. Bu çalışmada yüzey kavramının, öncelikle sanat, baskı resim ve ardından gofre ile ilişkisi üç bölüm olarak ele alınacaktır. Birinci bölümde yüzey kavramının temel ideolojisi, farklı disiplinlerle olan ilişkisindeki yeri ve önemi incelenerek kuramsal altyapısı oluşturulacaktır. İkinci bölümde, sanatın ve baskıresmin yüzey ile ilişkisinin ne zaman, nasıl ve neden başladığı, gelişen toplum yapısı ve teknolojik ilerlemelerle birlikte nasıl bir şekil aldığı, hangi yüzeyin hangi sebeplerle tercih edildiğine dair sanat tarihinde kronolojik bir inceleme yapılmıştır. Gofre baskının yüzey ile ilişkisinin incelendiği üçüncü bölümde, öncelikle gofre baskının tarihsel doğuşu ve gelişimi, uygulama teknik ve yöntemleri, ardından geliştirilen tekniğin sanatçılar ve eserleri üzerinden incelenmesi esasına dayanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Baskıresim, Yüzey, Gofre baskı
Feminist sanatçıların baskıresim işleri bağlamında 60'lardan günümüze "Kadın" algısı
Bu tez çalışmasında baskı sanatları ile feminist sanat arasındaki ilişki ve 1960'lardan günümüze feminist sanatçıların baskıresim işlerindeki kadın algısı incelenmiştir. Bu incelemeler sonunda feminist sanatçıları baskıresim üretmeye yönelten nedenler ortaya konulmuştur. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde feminist kuramlar, feminizm olgusuna bağlı gelişmeler ve feminizm ile kadın ilişkisi kuramsal bir yapıda araştırılmıştır. İkinci bölümde, feminizmin sanattaki yansıması araştırılarak feminist tavırla işler üreten sanatçıların baskı sanatları ile etkileşimi ve baskıresimleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, feminist sanat ile baskı sanatlarının ilişkisi bağlamında; feminist sanatçıların baskıresim işlerinde kadın algısının nasıl ele aldığı örneklerle ortaya konulmuştur. Feminist sanatçıların fikirlerini topluluklara ulaştırma amacıyla çoğunlukla baskıresim tekniğini kullandıkları gözlemlenmiştir.
Deneysel baskıresim yöntemi olarak Processıng programlama dili
Bu çalışmada, Processing Programlama dili ile üretilen sanat eserleri ile Deneysel Baskıresim sanat eserleri arasındaki yöntemsel benzerlikler incelenmiştir. Kalıp ve aktarım yöntemlerinin ayırt edici özellikleri ile ilgili kavramsal incelemeler yapılıp bir sanat eserinin baskıresim olarak tanımlamak için aranan bu ayırt edici yöntem ve özelliklerin Processing Programlama dili ile oluşturulmasının mümkün olduğu gösterilmeye çalışılacaktır. Birinci bölümde, baskıresim disiplininin tarih içerisindeki gelişimi ve bu gelişim sırasında kalıp üretim ve aktarım yöntemlerine olan yaklaşımı ve değişen anlayışı analiz edilecektir. Bu yaklaşım ve anlayışın değişimi ve ulaştığı sınırlar incelenerek baskıresim disiplininin ve elemanlarının hem teknik hem de kuramsal olarak deneysel yöntemlere olan elverişliliği gösterilmeye çalışılacaktır. İkinci bölümde, jeneratif sanat ve onun kapsadığı üretim araçlarından biri olan Processing Programlama dili bir sanatsal üretim elemanı olarak incelenerek, bu üretim elemanı ile deneysel baskıresmin sahip olduğu üretim elemanlarına olan çağdaş yaklaşımlar arasındaki benzerliklerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu benzerliklerden hareketle, üçüncü bölümde, Processing programlama dilinin bir araç olarak kullanıldığı yöntemler ile baskıresim eser üretim prensipleri arasında benzerlikler ve eserlerin üretim elemanları arasındaki örtüşmeler gösterilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükleri: Baskıresim, Deneysel, Jeneratif, Processing Programlama Dili
Dijitalin izinde teknolojik dönüşümün yeni yüzü "post dijital baskıresim"
Günümüz teknolojisinde üç boyutlu çıktı alınabilen yazıcılar ve bilgisayar ile kontrol edilen CNC cihazları geliştirilmiş, sanatçılar bu cihazlar ile kalıp şekillendirerek baskıresimler yapmışlardır. Kimi sanatçılar CNC cihazlar ile elde ettikleri kalıpları kullanarak geleneksel yöntemlerle benzer biçimde baskıresimler üretmiş, kimileri ise bu cihazların arka planındaki bileşenlerden faydalanarak üretim yapmışlardır. Bu çalışmada 1950'li yıllarda geleneksel baskıresim kurallarının değişmeye başladığı deneysel baskıresim, 1960'larda ilk örnekleri ortaya çıkan dijital baskıresim ve 2000'li yıllardan başlayıp günümüze kadar devam eden 3D yazıcılar, CNC cihazlar ve lazer aşındırıcılar gibi yeni teknolojileri kapsayan post dijital baskıresim incelenmiştir. Bu çalışma teknolojik altyapı, dijital baskıresim ve post dijital baskıresim ekseninde üç bölümden oluşacak biçimde ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde post dijital baskıresmin ana bileşenleri olan bilgisayar ve CNC teknolojilerinin gelişimi anlatılmıştır. İkinci bölümde deneysel dönem ve dijital baskıresim, sanatçı örnekleri üzerinden açıklanmış ve dijital teknolojiler doğrultusunda gelişen güncel sanat hareketleri baskıresim ile bağlantıları kurularak incelenmiştir. Son bölümde post dijital baskıresim ele alınmış ve bu alanda beş sanatçı incelenerek sonuca ulaşılmıştır. Bu çalışma ile baskıresim alanında post dijital teknolojilerinin etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır.
Baskıresim ve pop sanat
20. Yüzyıl, çalışma koşullarının, üretim biçimlerinin, tüketim biçimlerinin kısacası yaşam biçimlerinin değiştiği hareketli bir dönem olmuştur. Bu hareketlilik ve değişimler elbette sanat dünyasında da karşılığını bulmuş, ardı sıra sanat akımları doğmuştur. Pop Sanat da bu akımlardan biridir. 1950'lerde seri üretimin ve kitlesel tüketimin, toplumun bütün bireyleri üzerinde etkisi olduğu bir dönemde ortaya çıkan Pop Sanatın ilgi alanına; hazır nesneler, kitle iletişim araçları, reklamlar gibi popüler kültür verileri girmiştir. Pop sanatçıları konularını, gazete kupürleri, çizgi romanlar, reklamlar, tüketim nesneleri gibi geniş bir yelpazeden seçmiş ve eserlerini üretirken boya tabancası, şablon, kolaj ve baskıresim teknikleri gibi bir çok yönteme başvurmuşlardır. Bu araştırmada Pop Sanat ile teknik anlamda akımın felsefesiyle örtüşen baskıresim ilişkisi incelenmiştir. Baskı resme olan yaklaşımın Pop Sanat ile birlikte değişip değişmediği, baskı resmin teknik özelliklerinin Pop sanatçılarının amaçlarına hizmet edip etmediği, baskı resmin Pop Sanat üzerine, Pop Sanatın baskıresim üzerine etkileri; Pop dönemi İngiltere ve Amerikası ile sanatçıların çalışmaları ve söylemleri baz alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üç bölümden oluşan araştırmada dönemin anlaşılması maksadıyla ilk bölümde Pop sanatçılarının da çalışmalar yaptığı, ABD'deki baskıresim atölyelerinin gelişimi ve yaygınlaşması ele alınmıştır. İkinci bölümde Pop Sanatın beslendiği alan olan popüler kültür incelenmiş ve son bölümde İngiltere ve Amerika'dan sanatçı örnekleri ele alınarak Pop Sanat ve baskıresim ilişkisi irdelenmiştir.
Çizgi romanın tarihsel düzlemde baskı sanatları ile kesişimi
Bugün çizgi roman dendiğinde akla yalnızca tüketim toplumunun karın ağrısından doğmuş ve hızla tüketilmek üzere servis edilmiş hikaye resimleme sanatı gelmektedir. Çoğu kaynakta yirminci yüzyıl sanatı olarak tanımlanmış olan bu dal, edebi sanatları ve resmi harmanlamaktan öteye geçmiş, kendi kurgu, anlatım ve görsel biçimini yaratan bir hale bürünmüştür. Hatta modern anlamda ilk çizgi roman örneği olarak genellikle Richard Fenton Outcalt'in "The Yellow Kid (Sarı Çocuk)" (1896) gazete bandı kabul edilir. Çizgi romanın Kökleri hakkında çok fazla bilgiye ulaşılamamaktadır. Kimi kaynaklar çizgi romanın, mağara resimlerinden, hiyerogliflere kadar uzandığı iddia etmektedir. Ancak hikayesi bilindiğinden çok daha öncesine uzanan çizgi roman, zamanının hiciv dolu karelerinden filizlenir. Bu tezde çizgi romanın şimdiki anlamını kazanana kadar baskı sanatlarıyla omuz omuza geliştiği, Rodolphe Töpffer ve William Hogarth'lı o ilk yıllara değinmek hedeflenmiştir. Resimde ilk panel kullanımı ve yazının ilk resme dahil oluşuna değinilecek, çizgi romanın bugünkü anlamını kazanana kadar geçtiği yollar takip edilerek biraz da olsa köklerinin anlanmasına çalışılacaktır.
Honoré Daumier'in toplumsal ve politik litografileri
On dokuzuncu yüzyıl Avrupası siyasi, ekonomik, kültürel ve sanatsal anlamda birçok değişime sahne olmuştur. 1789 Fransız Devrimi bu yüzyılı güçlü bir şekilde etkileyerek, içeride ve dışarıda birçok değişikliğe yol açmış ve geride bölünmüş bir Fransız halkı bırakmıştır. Daumier, eserlerinin çoğunu Paris'te yayıncılar ve sanatçılar arasında popüler bir araç haline gelmiş ve Alois Senefelder tarafından bulunmuş litografi tekniği ile oluşturmuştur. Zamanında hapis cezası almanın yanında dolaylı ya da doğrudan birçok sansür ve yasadan etkilenen Daumier aynı zamanda yapıtlarında siyasi olaylara sanatsal tepkiler vermekte tutkulu bir isim olmuştur. Sanatçı Le Charivari ve La Caricature gibi Fransa'nın popüler dergilerinde çalışarak yaşamını sürdürmüştür ve döneminde usta bir hicivci olarak ön plana çıkmıştır. O, içerisinde yaşadığı Fransa'yı başta politik ve toplumsal olmak üzere tüm yönleriyle gözlemleyerek, litografilerini mümkün olan en geniş halk kitlelerine ulaşabilecek şekilde oluşturmuştur. Honoré Daumier tüm bu değişimlerin içerisinde ortaya koyduğu yapıtları ile görsel bir on dokuzuncu yüzyıl ansiklopedisi oluşturmuştur.
Çağdaş baskıresim sanatında mekânsal arayışlar
Bu çalışmada mekânın sanat ortamlarına etkisini incelenmektedir. Günümüz sanatında sanat eseri çerçeveden ve iki boyutlu ortamından kopmuş, izleyicinin deneyimleyeceği mekâna taşınmıştır. Bu oluşumla birlikte sadece mekân farklı bir anlam kazanmamış aynı zamanda sanat nesnesi, galeri mekânı ve izleyici gibi olgular da sorgulanmaya başlanmıştır. Sanatı mekâna taşıyan sanatçılar çeşitli malzemeler kullanarak kendi üslubunu yaratmış, geleneksel anlayışından kopmuş ve yeni olanı ortaya koymuştur. Bu malzemeler bazen doğanın kendisi, bazen kumaş, metal, tahta gibi malzemeler olmuştur. Sanatçının bu yaratım sürecine baskı yöntemleri de ciddi bir bileşen unsur olmuştur. Bu tezde geleneksel baskıresimdeki iki boyutlu mekân algısından başlanarak, baskı yöntemiyle mekâna uygulanmış eserler incelenecek ve mekân kavramı çağdaş sanat eserleri bağlamında incelenecektir. Bu çalışmada mekân kavramının, baskıresimle olan ilişkisi üç bölüm olarak ele alınacaktır. Birinci bölümde mekân kavramının dönemlerine ve düşünürlere göre yapılan tanımları, dönüşümleri irdelenerek mekânın kuramsal altyapısı oluşturulacaktır. İkinci Bölümde ise geleneksel baskıresmin öğesi olan mekân kavramının değişen yapısına vurgu yapılacaktır. Baskıresim tarihinin ilk örneklerinden başlanarak, mekân, derinlik, yanılsama, hacim gibi unsurlar, iki boyutlu yüzey anlayışıyla birlikte ince-lenmeye çalışılacaktır. Son bölümde, 1960 dönemi sonrası, sanat yapıtı ve mekân birlikteliğinin tarihsel yapısı dönemlerine göre irdelenecektir. Sanattaki dönüşüm sürecinin günümüz baskıresim ve mekân ilişkisine olan katkıları baskıresimin kendi düzlemini aşma serüveni, örnek eserlerle birlikte ele alınacaktır. Baskıresim yoluyla mekâna özgü kurgulanan yapıtlar çağdaş sanat üzerinden tanımlanmaya çalışılacaktır.
Grafik romanın öncüsü olarak ağaç baskı roman
20. yüzyıl başlarında, Birinci Dünya Savaşı'nın sona erdiği ve arkasında derin bir ekonomik buhran ve toplumsal çöküş bıraktığı yıllarda, Avrupa'da özgün Dışavurumcu estetiğiyle ve yazıdan soyutlanmış hikâyeleriyle ağaç baskı roman türü doğmuştur. Bu resimsel anlatı türünün atası kabul edilen Frans Masereel, romanlarında ağaç baskı tekniğinden yararlandığı için ağaç baskı roman terimini üretmiş olsa da Masereel'den sonra bu türde eser üretmiş sanatçılar ağaç baskı tekniği dışında başka yüksek baskı tekniklerinden de yararlandığı için yazısız roman terimi de kullanılmaya başlanmıştır. Yazı kullanmadan, sadece konusal bütünlük içerisinde birbirini takip eden resimler dizisiyle hikâye anlatı sanatı şeklinde tanımlanabilecek ağaç baskı roman, Alman Dışavurumculuk akımı, sessiz sinema ve karikatür/çizgi roman gibi erken 20. yüzyılın farklı sanatsal disiplinlerden etkilenmiştir. Alman Dışavurumculuğuyla birlikte yeniden doğan ağaç baskı tekniği, toplumsal sorunlara, savaşa karşı öfke ve hayal kırıklıkları için ifade etme aracı olmuştur. Öte yandan sessiz sinema ve karikatür/çizgi roman gibi sanatsal disiplinlerle birlikte, bir olayın/hikâyenin görsel olarak anlatım yöntemleri gelişmiştir. İçerik, estetik, biçim, hikâye anlatım şekli bakımından bu disiplinleri temel alan ağaç baskı romanlar, ağırlıklı olarak toplumsal meseleleri ve sosyalist temaları konu almıştır. Birçok grafik roman sanatçısına ilham olan ağaç baskı roman, günümüzde grafik romanın atası kabul edilmektedir.
Modern dönem baskıresminde politik eğilimler
Modern Dönem içerisinde baskıresmin politik eğilimlerini ortaya çıkartmaya odaklanmış bu çalışma, üç eksen üzerinden konuya yaklaşımını belirlemiştir. Üç ana ekseni oluşturan; Tarihsel Süreç, Sanatsal Süreç ve Siyasal Sürecin birbirleriyle olan ilişkisi baskıresim merkezli bir bakma şekliyle bir araya getirilmiştir. İlk bölümde sanat ve siyaset ilişkisinin kökeni açığa çıkartılmış, modern döneme yansımaları olan bu ilişkinin süreç içerisinde nasıl bir yapıda varlık gösterdiği ne gibi değişimlere uğradığı kuramsal bir yapıda ele alınmıştır. İkinci bölümde ise modern dönem içerisinde bu ilişkinin nasıl bir dönüşüme uğradığı ortaya konulmaya çalışılmış, kuramsal olarak bu değişimlere değinilmiştir. Toplumsal, sosyolojik ve siyasal anlamda önemli farkların oluştuğu Modern dönemde, sanat ve siyaset ilişkisinin sergilediği özel yapılar yine bu bölümde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sanat ve siyaset ilişkisinin baskıresime yansımaları incelenerek, baskıresimin süregelen yapısı içerisinde bu ilişkinin başlangıcından itibaren varlık gösterdiği örneklerle ortaya konulmuştur. Tarihsel başlangıcı oldukça gerilere kadar giden bu ilişki içinde baskıresim sanatının tarihsel süreç içerisinde siyasetin aktif bir öznesi olduğu ve modern dönem içerisinde de bu geleneğini sürdürdüğünü örneklerle ortaya konulmaktadır. Modern dönem içerisinde baskıresimin gelenekselleşen bu yapısının ele alındığı son bölümde, önceki süreçlerle kıyaslandığında daha girift bir hal alan ve özel yapılar kuran sanat ve siyaset ilişkisi içerisinde baskıresimin konumu, 'Ulus İnşası', 'Sanatsal Özerklik' ve 'Avangard' olarak adlandırılan üç model üzerinden sorgulanmış ve sonuca ulaşılmıştır.
Dijital sanat ve kadın
Sanat tarihi, aynı zamanda da sanatçıların yeni anlatım olanakları arayışının tarihidir. Yeni anlatım olanakları, sadece sanatçının ifade tekniklerini geliştirmez aynı zamanda da sanatın alıcısı ile ilişkisini, sanat yapıtının üretim biçimini, sanat yapıtının sergileme biçimini de radikal olarak değiştirebilir. Dijital sanatlar, yaşadığımız hızlı toplumsal dönüşümün, yaşamın her alanına damgasını vuran yeni (dijital) teknolojilerin ve insan yaşamı üzerindeki geniş etkilerinin ışığında yeni bir sanatsal akım olmaktan ziyade sanat yapma, alımlama, sergileme, satın alma vb. sanatla ilgili tüm süreçleri kapsayan radikal bir dönüşüme işaret etmektedir. Her teknolojik devrim süreci, bu süreçte doğan, süreci başka bir deyişle teknolojinin nimetlerini ve yeniden şekillenen toplumu ve ihtiyaçlarını anlayan, önceki nesillere kıyasla farklı beklentileri, farklı dünya görüşleri, farklı ihtiyaçları ve farklı özellikleri olan nesiller yaratır. Dijital çağın da bu çağı önceki nesillere göre çok daha iyi anlayan ve yaşayan, ihtiyaç ve beklentilerine ilişkin farkındalık düzeyi ve yeni teknoloji ve gelişmelere uyum düzeyi önceki nesillerle kıyaslanamayacak ölçüde ileri olan dijital yerlileri ortaya çıkmıştır. Antik çağlardan bu yana, yalnızca az sayıda kadın, en büyük sanatçılar arasında sayılmıştır. Bu durumda bile, çoğunlukla eril bir alan olduğuna inanılan sanatta başarılı olabilmek için, cinsiyetlerinin sınırlarını aşan, olağanüstü yetenekli kadınlar olmaları gerekmişti. Kadınlar, yüzyıllar boyunca, sistematik olarak sanat tarihinde kayıtlara geçirilmediler. 20. yüzyılın başlarında, sadece kadın sanatçılar için değil, yerel ve kamusal alandaki kadınlar için de işler değişmeye başlamıştır. Eşit hakların savunulmasına vurgu yapan yeni bir kadın hareketi, kadın çıkarlarına adanmış kuruluşlar ve yeni nesil kadın profesyoneller ve sanatçılar, dünyada geleneksel olarak erkeklerin yönlendirdiği toplumsal yapıyı değiştirmeye başlamıştır. 20. yüzyılın sonlarında feminist hareketle birlikte kadınlar sanat dünyasına daha çok dahil olmuşlardır. Hem bir sanat alıcısı/izleyicisi/koleksiyoncusu hem de bir sanatçı olarak bu ortaya çıkış, kadınların hem sanat tarihi söyleminde hem de sanatsal üretimde artan rolüne dayanmıştır. Dijital teknolojilere erişim konusunda kadınların önceki toplumsal dönemeçlere kıyasla daha şanslı oldukları söylenebilir. Yıllar süren mücadele ve toplumsal dönüşüm sayesinde canlı modelle çalışamadıkları, herhangi bir eğitime erişimlerinin olmadığı veya çok sınırlı olduğu, kadın ve sanatçı sözcüklerinin yan yana düşünülemediği dönemlere kıyasla çok daha ileri bir noktada bulunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Dijital sanat, Kadın sanatçı, Feminist sanat tarihi, Dijital yerli, Baskıresim
1940 ve 1970 yılları arasında Türk resim sanatında kadın temasının sosyolojik açıdan değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, 1940 ve 1970 yılları arasında Türk resim sanatında eserlerinde kadın temasını işleyen ressamlardan seçilmiş olanlarının sosyolojik açıdan vermek istedikleri mesajların olup olmama durumlarının tespit edilmesidir. Araştırma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, verilerin toplanmasında doküman incelemesi yapılarak, literatür tarama,tez ve makale inceleme, yurt içi ve yurt dışı yazılı kaynakları inceleme gibi yollara başvurulmuştur. Araştırmanın evrenini Türk Resim Sanatında 1940 ile 1970 yılları arasında resimlerinde kadın teması kullanan ressamlar, örneklem ise bu ressamlar arasından seçilmiş olan Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nuri İyem, Nurullah Berk, Neşet Günal ve Turgut Zaim oluşturmaktadır. Bu sanatçıların yaşamları, aldıkları eğitim, yaşadıkları dönem ve toplumsal olaylar irdelenerek, bu bağlar ile eserleri ilişkilendirilerek betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda 1940 ve 1970 yılları arasında araştırmaya konu olan ressamların toplumsal olaylardan etkilendiği ve bu etkilerin sanatlarına yansıdığı görülmektedir. Ancak bunun yanında kendilerine has oluşturdukları teknik ve üsluplarını da kullanarak özgün eserler ortaya koydukları görülmüştür. Sanatın toplum içinden çıkan, toplumsal olaylardan etkilenen, bizi bize anlatan, belgeci bir yönü olduğu görülmektedir. Toplumsal gerçekliğin ifadesi olan, dışa vurumcu, yöresel ve özgün bir ifade ile resmedilen kadının, sanatsal ve toplumsal açıdan ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Türk resim sanatı, kadın figürü, üslup, toplum, dışavurum.
20. yüzyılın ilk yarısında yaşanmış toplumu etkileyen siyasi vakaların resim sanatına yansıması
20. yüzyıl siyaset, savaş, teknoloji ve bilimde değil aynı zamanda sanatta da hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Her dönem olduğu gibi 20. yüzyıl içerisinde de farklı akımların ortaya çıkmasıyla yeni fikirler öne sürülmüş, sosyo-kültürel değişkenlikleri ve yaşanılan olayların etkileri resimlere yansımıştır. 20. yüzyılda dünya savaşlarının trajedik boyutunu yansıtan sanatçılar, yaptıkları eserler ile başkaldırmışlar, hemen hemen her sanat dalından eserler ortaya çıkarmışlardır. Bu dönemde siyasi konjüktürde büyük öneme sahip olan ulusallaşma hareketleri ülkeler arası ayrışmalara sebebiyet vermiş, bu süreçte halkın milli duyguları, sanatçıların tuvallerine evrensel boyut kazanmıştır. Bu anlayışla siyasetin ele alınmasının amacı evrenselliğe hitap eden birçok olguyu (sanatsal, kültürel ve tarihsel açıdan) okuyuculara sunabilmektir.
Japon baskıresim sanatına genel bakış ve soyut eğilimler
Sanatsal üretim yöntemlerinden biri olan baskıresim sanatının temeli M.Ö. 105 yılında kâğıdın bulunmasına dayandırılsa da günümüzde sanatsal değer taşıyan baskıresimin ilk örnekleri, insanları bilgilendirmek ve resimleri çoğaltmak amacı taşımıştır. Bu dönemde Japonya'da yapılan baskıresimler; tiyatro oyuncularının resimlerini, halktan gelen talep sonucu çoğaltmak için kullanılırken, değişen yaşam koşullarının baskıresimin konularını etkilemesi ile geleneksel Japon baskı sanatının örnekleri verilmeye başlamıştır. İçedönük bir politika izleyen Japonya'nın kapılarını dış dünyaya açması sonucunda Japon sanatı batı kültürünün etkisi altında kalmış ve modern sanat akımlarından etkilenen sanatçıların eserlerinde soyut yaklaşımlar görülmeye başlanmıştır. Modern sanat akımlarının etkisiyle değişen Japon sanatı, günümüzdeki şeklini almış ve soyut eğilimler, baskı sanatının günümüzdeki varlığını sürdürebilmesi için Japon sanatı adına yapılan yeni denemelerle gerçekleştirilmiş ve Japon baskı sanatçılarının soyut sanatı tercihleriyle geleneksel sanata getirdikleri evrensellik, Japon sanatına çağdaş bir yorum katmıştır. Farklı tekniklerin kendi başlarına ve bir arada kullanılmasıyla yeni bir boyut kazanan çağdaş sanat soyut sanatla gelişimini sürdürmüştür. ?Japon Baskıresim Sanatına Genel Bakış ve Soyut Eğilimler? adı altında yürütülen tez çalışmasında, dünden bugüne Japon baskı sanatı tarihi, soyut sanat ve soyut sanatın Japon baskı sanatına etkisi, soyut eğilimli Japon baskı sanatçıları ve ürettikleri çalışmalar incelenmiştir. Bu araştırma baskı sanatlarının kaynak eksiği sorununa çözüm olarak önerilmiştir.
Geçmişten günümüze Almanya'da ekslibris
Geçmisten Günümüze Almanya'da Ekslibris? adı altında yürütülen Yüksek Lisans Tez çalısmasında amaç, ekslibrisin Almanya'da nasıl ortaya çıktıgını, hangi asamalardan geçtigini ve nasıl gelistigini arastırmaktır. Dönemlerine göre sanatçıları incelemek, Almanya'daki ekslibris koleksiyonlarına ulasmak, Alman Ekslibris Derneginin Almanya'daki ekslibris hareketlenmesindeki rolünü incelemek, günümüzde ekslibrisin nasıl tanımlandıgı saptamaktır. Bu arastırma sırasında kaynak tarama, söylesi ve anket yöntemleri kullanılmıstır. Tez çalısmasının ilk iki yılı Anadolu Üniversitesinde, son bir yılı ise Almanya da HAWK Hochschule Für Angewante Wissenschaft Und Kunst'da devam etmistir. Bu amaçla, basta Almanya'da Hildesheim, Hannover, Hamburg, Bremen, Berlin, Köln, Wolfenbüttel de müze incelemeleri ve kütüphane arastırmaları yapılmıstır. Wolfenbüttel'de bulunan Herzog August Bibliothek de bulunan ekslibris koleksiyonu ve bu kütüphanedeki kaynak kitaplar incelenmistir. Alman Ekslibris Dernegi (DEG) yöneticilerinden Sayın Birgit Göbel Stiegler ile tez çalısması hakkında görüsülmüstür ve kendisinin koleksiyonu incelenmistir. Alman Ekslibris Dernegi üyesi ve Alman ekslibrisleri üzerine bir doktora çalısması ve bu konu hakkında birçok kitabı bulunan Dr. Henry Tauber ile görüsülmüstür. Tauber'in ekslibris koleksiyonu incelenerek, özel kütüphanesinde arastırma yapılmıstır. Arastırma süresi içersinde Alman Ekslibris Dernegi'nin Nisan 2007'de yapılan kongresi icelenmistir. Bu kongre sırasında dernek yöneticileri, üyeler ve ekslibris koleksiyonerleri ile tanısılmıstır. Dört sorudan olusan kısa bir anket çalısması yapılmıstır. Bu kongre kapsamında Schloßburg Müzesindeki Ekslibris koleksiyonu incelenmistir. Tez kapsamında, Dipl. Des. Paul Kunofski danısmalıgında, Leipzig Kitap Fuarında HAWK/Hildesheim standında Ekslibris çalısmaları sergilenmistir. HAWK Hildesheim'da Dipl. Des. Christoph Lemmer ile birlikte Ekslibris uygulamaları yapılmıstır. 20 Mayıs 2007 de Nienburg da Spargel Museum da Tez çalısmasındaki ekslibris uygulamalarından olusan kisisel ekslibris sergisi açılmıstır. HAWK/ Hildesheim, Bilkent Üniversitesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Anadolu Üniversitesi ve Y.Ö.K. kütüphanesi, internet kaynakları, incelenerek konuyla ilgili genel bir literatür taraması yapılmıstır. Almanya basta olmak üzere, talya, Polonya, spanya, Belçika, Fransa ve Türkiye de çesitli müze incelemeleri yapılmıstır. Arastırma sırasında yapılan bütün veriler ve gözlemler, tezin amacı dogrultusunda degerlendirilerek arastırma sonuçlandırılmıstır. Bu tez çalısmasında günümüz Alman ekslibris tasarımcıları ve kuramsal açıdan bu konu ile ilgilenen insanlar ile iletisime geçilip fikir ve kaynak alısverisinde bulunulmustur. Sonuç olarak yapılan tüm bu arastırmalar, günümüz Alman ekslibris sanatına ısık tutmaktadır. Modern ekslibris Almanya'da ortaya çıkmıs ve en gelismis örneklerini yine Almanya'da vermistir. Ekslibirs kelimesinin evrensel bir hale gelmesi yine Almanya'da olmustur. Ekslibrisi sadece uygulama olmaktan çıkartıp kuramsal açıdan bu alanda olusan eksikleri gidermek için makaleler ve düzenli bir dergi yayınlanmıstır. 1891 de kurulan Alman Ekslibris Dernegi, sanatçıları ve koleksiyonerleri bulusturan bir kurumdur. Bu dernek kurulan en eski Ekslibris dernegidir ve hala varlıgını sürdürmektedir. Avrupa'da baskıresim alanında önemli bir yere sahip olan Almanya'da ekslibris sanatının gelisimi, bugün bulundugu konum, Alman ekslibris tasarımcıları bu tez çalısması ile incelenmistir.