
7
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Development of radiopharmaceutical formulations for imaging of non-hodgkin's lymphoma
Non-Hodgkin's Lymphoma (NHL) is the most common subtype of cell lymphoma (DLBCL) in cells that are the origin of B lymphocyte cells. In this study, mAb and mAb fragment formulations will be prepared and targeted to CD20 epitopes which are presented at the surface of B lymphocytes and show over-expression. Early and accurate diagnosis of NHL is targeted with these developed formulations. 3 different formulations will be prepared within this study, in addition to these formulations, if necessary materials and products could be provided, additional 3 different formulations will also be prepared. CD20 specific Anti-mouse mAbs and CD20 specific Anti-mouse mAb Fragments will be used in the 3 main formulations. CD20 Anti-mouse mAb and CD20 Anti-mouse mAb Fragment will be labeled with Zirconium-89 (89Zr), while only CD20 Anti-mouse mAb Fragment will be labeled with Gallium-68 (68Ga). By this way, resulting formulations will be as follows: 1. 89Zr labeled CD20 Anti-mouse mAb, 89Zr labeled CD20 Anti-mouse mAb Fragment and 68Ga labeled CD20 Anti-mouse mAb Fragment. The most effective biotechnology product will be determined by comparing the89Zr labeled CD20 Anti-mouse mAb and mAb fragments which are labeled with the same radionuclide. On the other hand, the most effective PET radionuclide will be specified by the comparison of 89Zr and 68Ga radiolabeled mAb fragments. PET images will be taken following in-vitro cell culture and in-vivo animal studies and biodistribution studies will be conducted after the preparation of optimum formulations. Currently, there isn't any study on 89Zr radionuclide in Turkey while it is a subject that recently shows increased popularity and research studies in the world. Learning 89Zr radiolabeling protocols and bringing the know-how to our country, will significantly contribute to Nuclear Medicine and Radiopharmacy Departments in Turkey.
Glioblastomanın görüntüleme ve fotodinamik tedavisi için multifonksiyonel, hedeflendirilmiş, teranostik lipozomların geliştirilmesi ve etkinliğinin ın vitro incelenmesi
Beyin tümörlerinin en yüksek insidans ve en düşük sağkalıma sahip türlerinden olan glioblastomanın (GBM) etkili teşhis ve tedavisinde halen istenilen başarı sağlanamamış ve etkili ve spesifik teşhis ve tedavi ajanları üzerine çalışmalar artmıştır. Tez çalışmasında GBM teşhis ve tedavisi için GLUT1'e hedeflemek amacıyla N-asetil glukozamin (NAG) ile modifiye edilmiş; PET/BT görüntüleme için 68Ga ile işaretlenmiş, fotodinamik/fototermal tedavi (PDT/PTT) ve NIR görüntüleme amacıyla IR780 hapsedilmiş, PEG kaplı, nanoboyutlu nötral ve pozitif yüklü teranostik lipozomlar geliştirilmiş, karakterizasyon, in vitro salım profilleri ile stabilite çalışmaları ve işaretleme verimi, işaretlemenin stabilitesi çalışmaları yapılmıştır. Hücre tutulumları RG2 ve U87, NIR ve floresans mikroskop görüntüleri RG2 hücre hattında alınmış ve PDT/PTT etkinlikleri NIR ışığında (808 nm, 0.8-1 W/cm²) değerlendirilmiştir. Sitotoksisiteleri RG2, U87 ve L929 hücre hatlarında incelenmiştir. Optimum ortalama partikül boyutuna (181-193 nm), enkapsülasyon etkinliğine (%79-84) ve zeta potansiyele (-5 - -7 mV) sahip lipozomlar Langenbucher kinetiğine uygun salım göstermiştir. pH:3,5, 80oC'de ve 5 dk. inkübasyon süresinde 68Ga ile maksimum işaretleme verimi saptanmıştır. 4oC'de 30 gün stabil kaldıkları ve hedeflendirilmiş formülasyonların hedeflendirilmemişlere, pozitif yüklülerin ise nötral formülasyonlara göre hücre içine alımının daha fazla olduğu saptanmıştır. Formülasyonlar NIR ışığı (808 nm, 0.8-1 W/cm²) altında PDT/PTT etkinliği göstermiş ve L929 hücre hattında RG2 ve U87'ye göre daha düşük sitotoksisite göstermiştir. Hedeflendirilmiş lipozomlar GBM'nın in vitro olarak PDT/PTT ile tedavi ve PET/BT ve NIR görüntülemede etkili potansiyel teranostik ajanlar olarak değerlendirilmiştir.
Galyum-68 (GA-68) işaretli, nanoboyutlu, PEG kaplı, tümöre hedeflendirilmiş, lipozomlar kullanılarak tümör görüntülenmesi üzerine çalışmalar
Tümörün henüz hücresel değişiklikler başlamadan önce ve moleküler düzeyde değişiklikler oluşmaya başladığı anda teşhisi kanserin yayılmadan önce tedaviye başlanmasını, dolayısıyla da kanserin tedavisinde başarı oranının önemli ölçüde artmasını sağlamaktadır. Bu yüzden, günümüzde, moleküler görüntüleme giderek artan bir önem kazanmış durumdadır. Kanser teşhisi ve görüntülemesinde kullanılan yöntemlerden biri olan PET, günümüzde kullanımı gittikçe yaygınlaşan ve kliniklerde kullanımı da buna bağlı olarak hızla artan bir radyonüklidik görüntüleme yöntemidir. Galyum-68 (Ga-68), PET' de yaygın olarak kullanılan pozitron yayan radyonüklidler arasından seçilmiştir. İlaç taşıyıcı sistemler olarak kullanılan lipozomlar, hem pasif hem de aktif hedefleme yöntemleri ile doku/organa ilaç ve/veya görüntüleme bileşiğini ulaştırabilmektedir. Bu çalışmada, Ga-68 işaretli, tümöre özgü, nano boyutta, yüzeyi PEG ile kaplı lipozomal taşıyıcı sistemler geliştirilmeye çalışılmıştır. In vitro hücre kültür çalışmalarında, yüzeyi folat ile modifiye edilmiş lipozomların, modiye edilmemiş lipozomlara göre hem HeLa hem de HT-29 tümör hücresinde daha fazla tutulum gösterdiği bulunmuştur. Radyoaktif işaretleme çalışmalarında, Ga-68 ile işaretleme için radyokimyasal saflık %85 civarında bulunmuştur. Biyodağılım sonuçlarında tümör dokusundaki tutulumun yüzeyi folat ile modifiye edilmiş lipozomlarda, yüzeyi modiye edilmemiş lipozomlara göre 30. dk.' da 2 kat 60. dk.' da 2,5 kat daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ancak, PET görüntüleme çalışmalarında; tümörün belirgin olarak görüntülenmesi sağlanamamıştır. Hem işaretleme veriminin arttırılması hem de PET görüntülerinin iyileştirilmesi için ileriki çalışmalara ihtiyaç vardır.
Böbrek görüntüleme amacıyla kullanılan teknesyum-99m (TC-99m) ve galyum-68 (GA-68) işaretli radyofarmasötiklerin etkinliklerinin karşılaştırılması
Biyokimyasal değişiklikler genelde hastalığın anatomik değişikliklerinden önce gerçekleştiğinden, bu değişikliklerin saptanmasında PET ve SPECT, klasik BT ve MR gibi anatomik tekniklere göre açık bir teşhis avantajına sahiptir. PET'in en güçlü yanları arasında hassasiyet, penetrasyonun sınırsız derinliği ve sayısal veri elde etme kabiliyeti bulunmaktadır. Nispeten pahalı bir tekniktir ve mekansal çözünürlüğü MR ile karşılaştırıldığında sınırlıdır, ancak spesifik moleküler hedefleri bağlamak için kullanılabilen görüntüleme ajanları türleri açısından son derece esnektir. PET taramaları daha yüksek sayım oranına sahiptir ve dolayısıyla daha az gürültüyü içeren görüntüler üretir. Buna ek olarak PET, SPECT görütüleme ile mümkün olmayan atenuasyon düzeltmesine olanak sağlar ve nicel veri elde edilir. Radyolojik görüntüleme yöntemlerinin aksine, hem PET hem de SPECT, küçük miktarda görüntüleme ajanı (nanogram ila miligram aralığı) gerektirir. Hem PET hem de SPECT klinik olarak ve araştırma amaçlı çok çeşitli biyolojik süreçleri ve hastalık durumlarını görüntülemek için kullanılmaktadır. Nükleer Tıp görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılan böbrek görüntüleme, çeşitli böbrek hastalıklarında hastalıkların teşhisi ve tedavinin değerlendirilmesinde önemli fonksiyonel veriler sağlamaktadır. EDTA, DTPA gibi fizyolojik olarak stabil metal şelatları glomerüler filtrasyonla atılmaktadır ve glomerüler filtrasyonu ve oranını değerlendirmek için çeşitli radyoizotoplarla işaretlenmektedirler. Bu bilgilerden yola çıkarak, çalışmamızda böbrek görüntüleme amacıyla EDTA ve DTPA, Ga-68 ve Tc-99m ile radyoaktif olarak işaretlenmiştir. Ardından radyokimyasal saflıklarını ve optimum işaretleme koşullarının belirlemek amacıyla işaretlenen bileşikler radyoTLC ve radyoHPLC yöntemleri ile kontrol edilmiştir. İşaretlenen bileşiklerin stabilitesi, in vitro olarak incelenmiştir. ve bu bileşiklerin farmakopenin önerdiği limitlere göre (>95%) kilinikte kullanmaya uygun olduğu gösterilmiştir. Tc-99m işaretli EDTA ve DTPA ve Ga-68 işaretli EDTA ve DTPA farelerin kuyruk venlerinden i.v. yoldan enjekte edilerek, farelerin statik ve dinamik görüntüleri alınmıştır. Kırmızı kan hücrelerine bağlanma çalışmalarında Ga-68 işaretli bileşiklerin düşük miktarda kırmızı kan hücrelerine bağlandığı görülmüştür ayrıca in vivo PET görüntüleme çalışmaları sonucunda Ga-68 işaretli bileşiklerin böbrek tutulumları yüksek olduğu görülmüştür.
Küçük hücreli dışı akciğer kanser hücrelerine hedeflendirilmiş kombine ilaç içeren teranostik lipozomların etkinliğinin izlenmesi
Kanser, dünya genelindeki temel sağlık sorunlardan biri olup, akciğer kanseri kanser türleri arasında insidans ve mortalite oranı en yüksek kanser tipidir. Rutinde akciğer kanserinin teşhis ve görüntülemesinde kullanılan akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans ve nükleer görüntüleme yöntemleri gibi pek çok yöntem mevcut olsa da, bu yöntemler erken teşhis konusunda yetersiz kalmaktadır. Öte yandan, akciğer kanserinin tedavisinde kliniklerde en sık kullanılan tedavi yöntemleri cerrahi, radyoterapi ve kemoterapidir. Bunların arasında cerrahi; akciğer kanserini tedavi etmedeki en etkili yöntem olmakla birlikte, sadece erken evrelerde uygulanabilmektedir. Cerrahi işleme uygun olmayan erken evreli akciğer kanserine sahip hastalarda radyoterapi tercih edilen tedavi seçeneğiyken, ileri evreli hastaların tedavisinde kemoterapiye başvurulmaktadır. Kemoterapötik ilaçların, tümöre spesifik olmayıp, ciddi sistemik toksik etkilere sebep olması tedavideki en büyük sorunlardan birini oluşturmaktadır. Kanser tedavisinde sıklıkla kullanılan kombine terapi, monoterapinin toksik etkilerini azaltma, farklı etki mekanizmalarını hedefleme gibi pekçok avantaja sahiptir. Bu bilgilerden yola çıkılarak, çalışmamızda, lipit tabakada paklitaksel, sulu çekirdekte vinorelbin hapsedilmiş, nanoboyutlu lipozom formülasyonları hazırlanmıştır. Bu formülasyonlar küçük hücreli dışı akciğer kanser hücrelerindeki folat reseptörlerine aktif ve/veya pasif hedeflendirilmiş ve 99mTc ile radyoaktif olarak işaretlenmiştir. Ardından karakterizasyon çalışmalarında lipozomların in vitro çalışmalar için uygun profilde olduğu, sahip oldukları partikül boyutu (pasif hedefliler için 150 nm civarı, aktif hedefliler için 180 nm civarı), PCX için %15 ve VNB için %20 civarındaki enkapsülasyon etkinliği ile -10 mV civarındaki zeta potansiyelleri ile gösterilmiştir. Stabilite çalışmalarında 4oC'de ağzı sıkı kapalı kaplarda yaklaşık 45 gün stabil kalan lipozom formülasyonlarının, A549, H1299, LLC-1 hücre hatlarındaki in vitro tutulum çalışmalarının sonuçları ve sitotoksisite profilleri değerlendirilmiştir. Alınan akım sitometri ve MTT analiz sonuçlarından, hücre hatlarında etkin bir biçimde tutuldukları ve sitotoksisite gösterdikleri görülmüştür. Akciğer kanseri tümörü taşıyan farelerde gerçekleştirilen biyodağılım analizi sonucunda, 99mTc ile radyoişaretli, folat ile aktif hedefli kombine ilaç hapsedilmiş lipozom formülasyonunun, aktif hedefli olmayan formülasyona göre tümör dokusunda daha yüksek oranda tutulduğu görülmüştür. Ayrıca, folat ile aktif hedefli kombine ilaç hapsedilmiş lipozom formülasyonunun tedavi etkinliği, serbest ilaç kombinasyonu ve kontrol grubu olarak anti-kanser ilaç içermeyen lipozom formülasyonu karşısında yüksek bulunmuştur. Bunlara ek olarak, vücut ağırlığı dikkate alınarak yapılan toksisite çalışmasında, lipozomal formülasyonun serbest ilaç kombinasyonuna göre daha düşük toksisite gösterdiği görülmüştür.
Gamma ve mikrodalga radyasyonu ile periyodontolojide kullanılan greftlerın sterilizasyonu
BARGH, S, Studies on Sterilization of Grafts Used in Periodontology by Gamma and Microwave Radiation. Hacettepe University, Institute of Health Sciences, Radiopharmacy Program, Master of Science Thesis, Ankara, 2018. The aim of this work is to research the sterilization of grafts (bone and dermal grafts from human, horse and porcine sources) used in the dental periodontal operations and because of their direct contact with the mucosal tissues and blood, it is essential to assure a complete sterilization. Moreover, the quality and the efficiency of the materials after sterilization is another aspect of this study taken into consideration. In this study, the differences made by gamma radiation sterilization were investigated by doing some different analyses like (organoleptic, FTIR, TGA, SEM, SAXS and ESR) and microbiological tests like (sterility, pyrogenity and determination of the Sterility Assurance Level). All tests done by gamma radiation were also performed by microwave irradiation on the grafts; then the results were compared with the gamma radiation results. Based on the results, both gamma radiation and microwave sterilization have been found effective and appropriate for dental grafts used in this study even at low irradiation doses and time as 5 kGy for gamma and 3 min for microwave, respectively. Additionally, as a new research topic, microwave radiation sterilization was evaluated as a good and practical option for grafts' sterilization.
Bifosfonat içeren mikroemülsifiye sistemlerin geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı, etkin madde olarak seçilen ve biyoyararlanım problemi gösteren Alendronat sodyumun (ALD) mikroemülsifiye sistemlerinin geliştirilip, permeabilitesinin radyoaktif ve non-radyoaktif ALD miktarı ile değerlendirilmesidir. ALD'nin çeşitli YEM'ler, YYEM'ler, yağ ve su fazları kullanılarak oral mikroemülsiyon formülasyonları denenmiş ve üçgen faz diyagramı ile s/y tipinde ideal mikroemülsiyon formülasyonu belirlenmiştir. ALD içeren ideal mikroemülsiyon formülasyonunun fizikokimyasal özellikleri ve stabilitesi değerlendirilmiştir. Stabilite çalışmaları sonucunda geliştirilen formülasyonun stabil olduğu gözlenmiştir. Geliştirilen 10 g mikroemülsiyonda; yağ fazı olarak 0.78 g soya yağı, yüzey etkin madde olarak 2.85 g Tween 80 ve 0.15 g Cremephor EL, yardımcı yüzey etkin madde olarak 3 g Transkutol, sıvı fazı olarak 3.22 g serum fizyolojik kullanıldı. Daha önceden 99mTc ile işaretlenmiş olan ALD, geliştirilen mikroemülsiyon formülasyonu içine ilave edilmiştir. Deneysel koşulların radyoişaretli ALD mikroemülsiyonunun işaretleme verimi, radyokimyasal saflığı ve stabilitesi üzerindeki etkisi İTK kullanılarak incelenmiştir. Geliştirilen formülasyonunun işaretleme verimliliğinin %90'dan büyük olduğu ve oda sıcaklığında 6 saat boyunca stabil olduğu gözlenmiştir. Permeabilite çalışmaları in vitro olarak hücre kültürüyle yapılmıştır. İn vitro olarak 99mTc ile işaretlenmiş olan ALD ve işaretlenmemiş ALD içeren mikroemülsiyon formülasyonunun Caco-2 hücrelerinden geçişi incelenmiştir. Apikal yönden bazolateral yöne geçiş daha fazla bulunmuştur. Sonuç olarak 99mTc ile işaretlenmiş ve işaretlenmemiş olarak ALD içeren mikroemülsiyon formülasyonu stabil olarak, piyasada bulunan diğer bifosfonat grubu ilaçlara bir alternatif olarak geliştirilmiştir.