Hacettepe University
Discipline

Spor Hekimliği Anabilim Dalı

Hacettepe University

22

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

22 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sinoviyum ve yağ dokusudan elde edilen allojenik mezenkimal kök hücrelerin normal ve osteoartritli kondrosit hücre hatları üzerine olan etki ve etki mekanizmasının in vitro ortamda incelenmesi

Osteoartrit (OA) yavaş gelişen, ilerleyici eklem ağrısı ve hareket kısıtlılığı ile karakterize, ek morbiditelere neden olabilen kronik bir hastalıktır. OA tedavisinde kullanılan çeşitli tedavi seçenekleri, fizik tedavi yöntemleri, rehabilitasyon egzersizleri, basit analjezikler, nonsteroid anti-inflamatuvar ilaçlar, intraartiküler kortikosteroid, trombositten zengin plazma (TZP) ve hyaluronik asit enjeksiyonları ve çeşitli cerrahi yöntemlerdir. Son yıllardaki güncel bir diğer tedavi seçeneği ise mezenkimal kök hücre (MKH) uygulamalarıdır. OA tedavisinde MKH uygulamalarının etkisini ve bu etkiyi hangi yollarla gerçekleştirdiğini göstermek ve farklı dokulardan elde dilen MKH'lerin etkilerini karılaştırmak adına OA'lı kondrositler ile üç sağlıklı bireyden elde edilmiş patella altı (P) ve cilt altı (C) yağ dokusu ve sinoviyum (S) kökenli MKH'ler birlikte kültüre edildi. 7. ve 14. günlerde ko-kültür süpernatanları analiz için toplandı. ELISA yöntemi ile OA'lı kondrositlerde P ve S kaynaklı MKH'ler ile birlikte kültüre edilince 14. günde TNFα konsantrasyonunda azalma (sırası ile 156,6±79, 42,1±6 ve 35,5±3 pg/ml, p=0,036) aynı gruplarda MMP3 düzeyinde 7 günde (sırası ile 87,4±43,7, 23±8,9 ve 14,7±3,3 pg/ml, p=0,043) ve 14. günde (sırası ile 29,1±11,2, 28,3±18,5 ve 20,3±16,2 pg/ml, p=0,043) azalma gözlendi. MKH'lerin kontrole göre COMP konsantrasyonlarında neden oldukları değişim istatistiksel olarak anlamlı değildi. Metabolom analizinde gruplar arasında 1,5 kattan fazla değişiklik gösteren ve değişimi istatistiksel olarak anlamlı (p<0,05) olan metabolitler tespit edildi. Sonuç olarak, farklı dokulardan elde edilen MKH'ler arasında OA'lı kondrositlere etkileri açısından farklılıklar tespit edilmesine rağmen, tüm gruplarda anti-inflamatuvar, yıkımı inhibe edici ve sentezi uyaran yönde bir etki gözlemlendi.

Kök hücrelerOsteoartritOsteoartrit-diz+1
Levend Karaçoban
Hacettepe University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Konsantrik ve izometrik iskelet kası kasılması öncesi ve sonrasında kan irisin, FNDC5 düzeylerinin ve metabolik profilinin incelenmesi

İrisin salınımını etkileyen egzersiz parametreleri önemli bir araştırma konusudur. Bu çalışmanın amacı, konsantrik ve izometrik iskelet kası kasılması öncesi ve sonrasında kanda irisin, FNDC5 ve metabolik profilin incelenmesidir. 16 sağlıklı erkeğe, 3 hafta ara ile, her ikisi de 5-6 dakika süren konsantrik ve izometrik diz fleksiyon/ekstansiyon egzersizi, izokinetik dinamometre üzerinde, yaptırıldı. Egzersizler öncesinde ve sonrasında alınan kan örneklerinden, enzyme linked immunosorbent assay (ELISA) yöntemiyle irisin seviyesi, western blot yöntemiyle FNDC5 seviyesi ve sıvı kromatografisi-uçuş zamanlı kütle spektrometresi (Q-TOF LC/MS) ile metabolik profil tayini yapıldı. Maksimum kalp hızları ve son 7 gündeki fiziksel aktiflik durumu kaydedildi. Katılımcıların yaş, boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), vücut kompozisyonu bilgileri (biyoelektrik impedans analizi ve kemik dansitometrisi ile ölçülen), el kavrama kuvveti, izokinetik ve izometrik kuvvet ve iş değerleri kaydedildi. Konsantrik egzersiz ile irisin değişimi 1.23 ± 0.28 (p=0.007) iken, izometrik egzersiz ile 1.44 ± 1.04 (p=0.134) bulundu. Egzersizlerin metabolom ve lipidom düzeyindeki etkileri temel bileşenler analizinde önemli ölçüde farklılık gösterdi. Konsantrik egzersize yanıt olarak irisin seviyesindeki değişim ile androstenedion, N-asetil aspartil glutamik asit ve bazı ko-enzim A (CoA) metabolitlerindeki değişim ilişkili bulundu (r>0.5 ve p<0.05). Katılımcıların egzersiz öncesi son 7 gündeki fiziksel aktivite durumu ile irisin yanıtı ters ilişkili bulundu (r=-0.481, p=0.059). Konsantrik egzersizle görülen irisin değişimi ile bacak kas kitlesi ve dinlenik metabolik hız korele bulundu (sırasıyla r=-0.543, p=0.03 ve r=-0.511, p=0.043). Konsantrik ve izometrik egzersizin irisin, FNDC5 ve metabolom düzeyindeki etkileri farklıdır. Metabolom ile ilişkili bulgularımız hedeflenmiş metabolomiks çalışmalarıyla teyit edilmelidir.

EgzersizKas kontraksiyonuKas-iskelet sistemi+3
Ömer Serkan Kara
Hacettepe University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sistemik hiperlipideminin tendon üzerine etkisinin shear wave elastografi ile değerlendirilmesi

Son yıllarda yapılan çalışmalar, artmış adiposite ve hiperlipideminin tendon patolojisine neden olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, sistemik hiperlipideminin patellar tendon sertliği üzerine etkisinin shear wave elastografi (SWE) ile değerlendirilmesidir. Çalışmaya 51 katılımcı (19 kadın, 32 erkek) dahil edildi. Katılımcıların cinsiyet, yaş, kan grubu, boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), vücut kompozisyon analizi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi skorlarını içeren demografik verileri ile kan lipid değerleri kaydedildi. Katılımcılar kanlarındaki düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) değerlerine göre çalışma grubu (hiperlipidemisi olanlar, n=24) ve kontrol grubu (hiperlipidemisi olmayanlar, n=27) olarak ikiye ayrıldı. Katılımcıların patellar tendon ve rektus femoris kas kalınlıkları B-mod sonografi, patellar tendon ve rektus femoris kas shear wave hızları (SWH) ise SWE ile ölçüldü. Kontrol grubuna kıyasla hiperlipidemisi olan kişiler daha yaşlı (sırası ile 27.9 ± 7.6 ve 35.2 ± 10.9, p=0.006) bulunurken; diğer demografik özellikler, patellar tendon ve rektus femoris kas kalınlıkları ile rektus femoris SWH açısından iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Patellar tendon SWH kontrol grubunda 5.02 ± 0.78 m/sn, hiperlipidemi grubunda 5.98 ± 1.19 m/sn, olup, iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0.001). Patellar tendon SWH, normal kilolu kişilere göre aşırı kilolu-obez kişilerde daha yüksek bulundu (sırası ile 5.18 ± 0.94 m/sn, 5.79 ± 1.19 m/sn, p=0.042). Yapılan korelasyon analizinde patellar tendon SWH ile LDL arasında pozitif orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı korelasyon (r=0.432, p=0.002) saptandı. Patellar tendon SWH'nin bağımsız belirleyicilerinin değerlendirildiği çoklu doğrusal regresyon analizinde, yalnızca LDL patellar tendon SWH'nin bağımsız belirleyicisi olarak tespit edildi (p=0.007, CI: 0.005–0.028). Sonuç olarak; bu çalışmada sistemik hiperlipidemi ve VKİ'nin patellar tendon mekanik özellikleri üzerine etkileri aynı anda, yeni bir teknik olan SWE ile değerlendirildi. Kan LDL seviyesinin VKİ'den bağımsız olarak patellar tendon sertliğinde artışa sebep olduğu bulundu.

ElastografiHiperlipidemilerPatella+2
Şerife Şeyma Torğutalp
Hacettepe University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düzenli fiziksel aktivitenin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklardaki etkisinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, düzenli fiziksel aktivitenin 8-12 yaş arası Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı alan ve en az 6 ay stimülan tedavi kullanan erkek çocuklar üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem: Çalışma randomize kontrollü olarak planlanmıştır. Çalışmaya 8-12 yaş arası 46 erkek DEHB dahil edildi. 23 olgu kontrol grubu, diğer 23 olgu düzenli fiziksel aktivite (DFA) grubu olmak üzere randomize bir şekilde dağıtıldı. Randomizasyon sonrasında her iki grupta bulunan tüm olgulara DuPaul DEHB Değerlendirme Ölçeği, Çocuk için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) 8-12 yaş grubu Ebeveyn ve Çocuk Formu ve Güçler Güçlükler Anketi (GGA) uygulandı. Kontrol grubu 10 hafta boyunca mevcut stimülan tedavisini almaya devam etti, ek müdahale yapılmadı. DFA grubuna ise 10 hafta boyunca haftada en az 60 dakika süren 3 futbol antrenmanı yaptırıldı. 10 hafta sonunda tüm olgulara DuPaul DEHB Değerlendirme Ölçeği, ÇİYKÖ 8-12 yaş grubu Ebeveyn ve Çocuk Formu ve GGA tekrar uygulandı. Bulgular: Çalışmamızda DFA grubu ve kontrol grubu yaş ortalamaları, DEHB alt tipleri ve Komorbidite dağlımları birbirine benzerdi. DFA grubunun fiziksel aktivite öncesi ve sonrası testleri karşılaştırıldığında; GGA alt ölçeklerinde duygusal, davranış, dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik, akran ilişkileri ve toplam güçlük puanlarında anlamlı azalma (p<0,05), DuPaul DEHB dikkat eksikliği, hiperaktivite alt testlerinde ve toplam puanda istatistiksel olarak anlamlı azalma (p<0,001), ÇİYKÖ 8-12 yaş grubu Ebeveyn ve Çocuk Formu alt ölçeklerinde fiziksel sağlık, psikososyal sağlık ve toplam skorda anlamlı artış saptandı (p<0,05). Kontrol grubunda ise ilk ve son testler arasında anlamlı bir değişiklik saptanmadı (p>0,05). Sonuç: Çalışma sonuçları, düzenli fiziksel aktivitenin stimülan tedavi alan DEHB tanısı olan çocukların DEHB belirtilerini, hastalığın şiddetini ve davranışsal sorunlarını azalttığını, çocukların yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. DEHB olan çocuklarda, stimülan tedaviye ek olarak düzenli fiziksel aktivitenin yapılması iyileşmeye katkıda bulunabilir.

Egzersiz tedavisiFiziksel aktiviteFutbol+3
Abdülaziz Türksoylu
Ege University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Amerikan futbolu oynayan sporcularda peroneus longus kası üzerine uzun süreli elektrik stimulasyonu uygulamasının statik ve dinamik denge üzerine etkisi

Giriş: Ayak bileği yaralanmaları tüm spor yaralanmaları içinde ilk sırada yer almaktadır. Ancak bu yaralanmaların önlenmesi konusuna gereken önem verilmemektedir. Kuvvet ve denge profili daha iyi olan bireylerde yaralanma olasılığı azalmaktadır. Uzun süreli elektrik stimülasyonu uygulaması ile bireylerde kuvvet ve dengede bazı kazanımlar gözlenebilir. Amaç: Bu çalışmanın temel amacı sağlıklı sporcularda peroneus longus kası üzerine uzun süreli elektrik stimülasyonu uygulamasının denge üzerindeki etkisini incelemektir. Ayrıca uygulama sayesinde kuvvet değerlerinde oluşabilecek farklılıklar da değerlendirilecektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya erkekler üniversite liginde mücadele eden, iyi düzeyde antrene ve sağlıklı 40 Amerikan Futbolu oyuncusu katıldı. Çalışma başında yapılan değerlendirmede çeşitli nedenlerle dört katılımcı çalışma dışı bırakıldı. Otuz altı katılımcıya her iki bacak izometrik kas kuvvetleri, statik ve dinamik dengeyi değerlendirecek şekilde ilk testler yapıldı. Katılıcılar 19 çalışma, 17 kontrol grubu olacak şekilde ikiye ayrıldı. Tüm katılımcılar uygulama süresi boyunca takım antrenmanlarına devam etti. Kısıtlama uygulanmadı. Çalışma grubundaki 19 katılımcıya beş hafta haftada üç gün elektrik stimülasyonu uygulandı. Beş haftalık uygulama süresi boyunca dört katılımcı çeşitli nedenlerle çalışma dışı bırakıldı. On altı çalışma, 16 kontrol grubu olacak şekilde 32 katılımcı ile son testler yapıldı. vi İstatistiksel Analiz: İstatistiksel değerlendirmede SPSS programı kullanıldı. Sayısal veriler için ortalama ve standart sapma hesaplandı. Normallik testi yapıldı. Dağılımı normal olan verilerde parametrik, normal olmayan verilerde non- parametrik testler kullanıldı. P≤0.05 düzeyi anlamlı kabul edildi. Bulgular: Uygulanan elektrik stimülasyonu sonrası çalışma grubu dominant taraf ilk test-son test eversiyon ve dorsal fleksiyon kas kuvvetlerindeki farklılıklar anlamlı bulundu (p=0.041 ve p=0.017). Kontrol grubundaki kuvvet farklılıkları anlamlı değildi (p>0.05). Çalışma grubu ilk test-son test dominant taraf statik front-back salınım, dominant taraf dinamik mediolateral salınım ve çoklu eksen denge verileri arasındaki farklılıklar hipotezi destekler nitelikte anlamlı idi (sırasıyla p=0.05, p=0.027 ve p=0.015). Kontrol grubu statik front-back salınım denge verileri arasındaki farklılık da anlamlı bulundu (p=0.029). Sonuç: Çalışmanın ana hipotezi olan sağlıklı sporcularda uzun süre elektrik stimülasyonu uygulamasının statik ve dinamik dengeye olumlu etki göstereceği savı teyit edildi. Bu çalışma sağlıklı sporcularda beraberinde izometrik kasılmalar olmaksızın yapılan, uzun süreli elektrik stimülasyonu uygulamasının dengeye etkisini inceleyen ilk çalışmadır. Konu ile ilgili daha kapsamlı çalışmaların yapılması gerekebilir.

Amerikan futboluAyakAyak bileği+6
Yavuz Lima
Ege University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Fonksiyonel ayak bileği instabilitesinde iki farklı elektriksel stimulasyon uygulamasının kas reaksiyon zamanı ve propriosepsiyon üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı fonksiyonel ayak bileği instabilitesi olan hastalarda tibialis anterior ve peroneus longus kaslarına uygulanan farklı iki elektriksel stimülasyon uygulamasının kas reaksiyon zamanı ve ayak bileği propriosepsiyonu üzerine etkilerini araştırmaktır. Fonksiyonel ayak bileği intabilitesi olan 36 rekreasyonel sporcu standart elektriksel stimülasyon (SE) (n = 13), kişiye özel elektriksel stimülasyon (KE) (n = 13) ve kontrol (n = 10) gruplarına rastgele olarak dağıtılmıştır. Elektriksel stimülasyon gruplarındaki katılımcıların peroneus longus (PL) ve tibialis anterior (TA) kasları üzerine 6 hafta süresince, haftada 3 gün, günde 20 dakika elektriksel stimülasyon uygulanmıştır. Katılımcılara çalışmanın başlangıcında EMG cihazı ile inversiyon simülasyon platformunda, ayak bileği sırası ile 15° ve 30° inversiyona gidecek şekilde nötral ve plantar fleksiyon pozisyonunda olmak üzere kas reaksiyon zamanı ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca dinamik denge, kinestezi, pasif ve aktif eklem pozisyon hissi ve izometrik kuvvet testleri uygulanmıştır. Değerlendirmeler 6 hafta süren elektriksel stimülasyon uygulaması sonrası tekrarlanmıştır. Elektriksel stimülasyon uygulaması sonrasında peroneus longus kas reaksiyon zamanları incelendiğinde; SE grubunda nötral 30°' de (p<0.05), plantar fleksiyon pozisyonunda 15° ve 30°lerde (p<0.01), KE grubunda ise, plantar fleksiyon pozisyonunda 15°'de (p<0.01) kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı kısalma saptanmıştır. Tibialis anterior kas reaksiyon zamanlarında ise; SE grubunda plantar fleksiyon pozisyonunda 30°'de (p<0.05) kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı kısalma saptanmıştır. Dinamik dengenin değerlendirildiği yıldız denge testinde her iki grupta kontrol grubuna göre elektriksel stimülasyon sonrası istatiksel olarak anlamlı iyileşme gözlemlenmiştir (p<0.05-0.001). Elektriksel stimülasyon uygulanan grupların kas reaksiyon zamanı ve yıldız denge testi değerleri karşılaştırıldığında gruplar arası istatiksel anlamlı fark saptanmamıştır. Bununla birlikte kinestezi, eklem pozisyon hissi ve izometrik kuvvet ölçüm sonuçlarında gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark saptanamamıştır. Bu bulgular ışığında, fonksiyonel ayak bileği instabilitesi olan bireylerde peronues longus ve tibialis anterior kaslarına yapılan elektriksel stimülasyon uygulamasının kas reaksiyon zamanını iyileştirdiği ve dinamik dengeye olumlu katkı sağladığı söylenebilir. Fonksiyonel ayak bileği instabilitesi olan hastalara yönelik rehabilitasyon programlarında ve sağlıklı kişilerde ayak bileği yaralanmalarının önlenmesinde elektriksel stimülasyon uygulamasının kullanılması faydalı olabilecektir.

AyakAyak bileğiAyak bileği eklemi+6
Selim Deniz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Patellofemoral ağrıda şok dalga tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada patellofemoral ağrı (PFA) şikâyeti olan hastalarda ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (ESWT) uygulamasının ağrı ve diz ekleminin fonksiyonel kapasitesi üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yaşları 18-45 arasında olan 36 gönüllü Egzersiz (n=12), Egzersiz + ESWT (n=12) ve ESWT (n=12) gruplarına randomize edilmiştir. Egzersiz grubunda yer alan gönüllülere PFA'ya yönelik ev egzersiz programı verilmiştir. ESWT grubundakilere 5 günde bir toplam 5 seans patellofemoral eklem ve çevresine radial şok dalga tedavisi uygulanmıştır. Başlangıç dozu 1.8-2 bar, 2000 atım, 8 Hz olarak planlanmış olup hasta tolere edebildiği sürece, her seansta 0.2 bar ve 200 atım arttırılarak devam edilmiştir. Egzersiz + ESWT grubundakilere her iki tedavi de uygulanmıştır. Gönüllülerin tedavi öncesi ile tedavi sonrası 1. ve 8. haftalarda ağrı durumu görsel analog ölçeği (VAS), dizin fonksiyonel durumu ise Kujala skorlaması ile değerlendirilmiştir. Ayrıca tedavi öncesi ve sonrası izokinetik dinamometrede 60˚ fleksiyonda kuadriseps izometrik kuvveti ölçülmüştür. Tedavi sonrası 1. ve 8. haftalarda tedavi öncesine göre her üç grupta da VAS skorlarında istatistiksel olarak anlamlı azalma (p<0.001), Kujala skorlarında ise istatistiksel olarak anlamlı bir artış (p<0.01-0.001) tespit edilmiştir. Her üç grup arasında tedavi öncesi ile tedavi sonrası 1. ve 8. haftalarda VAS ve Kujala skorlarındaki değişim açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanamamıştır (p>0.05). Tedavi öncesi ile tedavi sonrası kıyaslandığında sadece Egzersiz grubunda 60˚ fleksiyonda kuadriseps izometrik kuvvetinin pik torkunda istatistiksel olarak anlamlı bir artış tespit edilmiştir (p<0.001). Egzersiz + ESWT ile ESWT grubunda tedavi öncesi ile sonrası arasında 60˚ fleksiyonda kuadriseps izometrik kuvvetinin pik torkunda istatistiksel olarak anlamlı bir değişim tespit edilmemiştir (p>0.05). Bu çalışmanın sonucunda ESWT'nin PFA tedavisinde ağrının azalmasında ve dizin fonksiyonel kapasitesinin iyileşmesinde etkili olduğu; ancak egzersiz tedavisine göre tek başına ya da egzersiz tedavisiyle beraber uygulandığında bir üstünlüğü olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca ESWT'nin 60˚ fleksiyonda diz izometrik kuvvetine olumlu ya da olumsuz bir etkisinin olmadığı söylenebilir. ESWT'nin PFA tedavisindeki etkinliğini değerlendiren daha çok sayıda randomize kontrollü çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: patellofemoral ağrı, ekstrakorporeal şok dalga tedavisi, kuadriseps izometrik kuvveti

AğrıDiz eklemiESWT+2
Uğur Can Yalaki
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sağlıklı bireylerde ayak bileği evertör kaslarına yönelik ekstrakorporeal şok dalga tedavisinin kas reaksiyon zamanı ve kuvveti üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı fonksiyonel ayak bileği instabilitesi olmayan sağlıklı gönüllülerde peroneal kas grubuna uygulanan ekstrakorporeal şok dalga tedavisinin (ESWT) kas reaksiyon zamanı ve kuvveti üzerine olan etkilerini araştırmaktır. Fonksiyonel ayak bileği instabilitesi olmayan toplam 24 rekreasyonel sporcu ESWT (n=12) ve kontrol (=12) gruplarına rastgele olarak dağıtılmıştır. ESWT grubundaki gönüllülere 4-5 gün ara ile toplam 4 seans ESWT uygulanmıştır. Çalışmanın başında ve sonunda inversiyon simülasyon platformunda ayak bileği nötral 0° ve 20° plantar fleksiyon başlangıç pozisyonunlarından 15° ve 30° inversiyon açılarına ani olarak getirilmiş ve bu esnada elektromiyografik ölçüm yardımı ile tibialis anterior ve peroneus longus kaslarının reaksyion zamanı ölçülmüştür. Bununla beraber katılımcıların her iki ayak bileklerinde invertör ve evertör kaslarına, ayak bileği nötral ve 15° inversiyon pozisyonundayken izokinetik dinamometre yardımı ile izometrik kuvvet ölçümleri de yapılmıştır. Çalışmanın sonundaki 2. ölçümler seanslar tamamlandıktan bir hafta sonra uygulanmıştır. Başlangıç ölçümlerinde hem tibialis anterior hem de peroneus longus kaslarının reaksiyon zamanlarında her iki grup arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0.05). ESWT grubunda uygulama sonrası nötral (0°) ve 20° plantar fleksiyon pozisyonundan 15° ve 30° inversiyondaki peroneus longus ve tibialis anterior kas reaksiyon zamanlarında anlamlı bir değişim olmadı (p>0.05). Benzer şekilde izometrik kuvvet ölçüm sonuçlarında da gruplar arasında uygulama öncesine göre uygulama sonrasında istatistiksel anlamlı bir farklılık saptanamadı (p>0.05). Bu bulgular değerlendirildiğinde, sağlıklı bireylerde evertör grup kaslarına yapılan ESWT uygulamasının kas reaksiyon zamanı ve kuvveti üzerine olumlu bir etkisi olmadığı söylenebilir. Bunun yanında kas reaksiyon zamanında anlamlı bir uzamaya da neden olmaması ve kas kuvvetinde iii azalma yapmaması nedeniyle çeşitli kas yaralanmalarının rehabilitasyon programlarında kullanılmasında kas kuvveti ile reaksiyon zamanı açısından olumsuz bir durum oluşturmayacağı da söylenebilir.

Ayak bileğiESWLKas kuvveti+2
Ahmet Sandım
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadın voleybolcularda omuz rotator kas kuvveti ve üst ekstremite patlayıcı kuvveti ile tek bacak squat testi, y denge testi ve kor endurans test sonuçlarının ilişkisinin incelenmesi

Giriş: Omuz eklemi baş üstü aktiviteler sırasında tekrarlayan yükler nedeniyle yaralanmalar için risk altındadır. Omuz patolojileri sadece omuz ekleminde değil kinetik zincirin diğer halkalarındaki bir sorunla da ilişkili olabilir. Baş üstü sporlarda hem optimal performans hem de yaralanmalardan korunmak için iyi bir omuz rotator kas kuvveti dengesi, iyi bir patlayıcı kuvvet, iyi bir kor kuvveti önemlidir. Özellikle kadın sporcular omuz yaralanmaları için risk altındadır. Amaç: Kadın voleybolcularda omuz rotator kas kuvveti, üst ekstremite patlayıcı kuvveti ile tek bacak squat testi, Y denge testi ve kor kuvveti arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 16-40 yaş arası sağlıklı kadın voleybolcular alındı. Katılımcıların omuz internal rotasyon (İR) ve eksternal rotasyon (ER) kuvvetleri, sağlık topu fırlatma testi (STFT), tek bacak squat testi (TBST), Y denge testinin (YDT) superolateral (SL) inferolateral (İL) medial (M) yönleri ve bileşik değeri (YDT-Bil), çift bacak alçaltma testi (ÇBAT) değerlendirildi. Ölçümlerin sonuçları korelasyon ve regresyon analizleri ile incelendi. Bulgular: İR ve TBST arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). İR ve nondominant YDT ile anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Nondominant İR ve dominant YDT-SL, dominant İR ve dominant YDT-İL arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05), diğer yönlerde anlamlı ilişki ve zayıf derecede korelasyon saptandı (p<0,05). İR ile dominant YDT-Bil arasında anlamlı ilişki ve zayıf derecede korelasyon bulundu (p<0,05), nondominant YDT-Bil ile bulunmadı (p>0,05). YDT-M 'nin diğer iki yöne göre YDT-Bil 'i daha fazla açıkladığı bulundu (p<0,05). Dominant İR ile ÇBAT arasında anlamlı ilişki ve negatif yönlü zayıf derecede korelasyon saptandı (p<0,05), nondominant İR ile saptanmadı (p>0,05). ER ile TBST, YDT, ÇBAT arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). STFT ile TBST ve STFT ile ÇBAT arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). STFT ve nondominant YDT-İL arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05), STFT ve diğer tüm YDT bileşenleri arasında anlamlı ilişki ve zayıf derecede korelasyon saptandı (p<0,05) . Sonuç: Y denge testinin, yaralanmalardan korunma, yaralanma sonrası rehabilitasyon, spora dönüş kararı aşamalarında ve iyi bir performans geliştirmede internal rotasyon kuvveti ve patlayıcı kuvvet ile ilişkisi akılda tutulmalıdır. Bu değerlendirme için Y denge testinin medial yönü pratik olarak kullanılabilir. Omuz izometrik kuvveti çift bacak alçaltma testi ile ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Voleybol, Baş Üstü Aktivite, Rotator Kas Kuvveti, Y Denge, Patlayıcı Güç, Kor Kuvveti, Tek Bacak Squat, Kinetik Zincir

Merve Ergüneş
Dokuz Eylül University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sarkopenili bireylerin kas kuvveti, denge ve propriyosepsiyon yönünden incelenmesi

EWGSOP2 kriterlerine göre sarkopenik olan ve sarkopenik olmayan bireyler üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı, önemli bir sağlık sorunu olan sarkopeninin kuvvet, denge ve propriyosepsiyon üzerine etkilerinin objektif olarak incelenmesidir. Çalışmaya 65 yaş ve üzeri 25 sarkopenik ve 20 sarkopenik olmayan birey katılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri alınmış, hastalıkları, operasyon geçmişleri, kullandıkları ilaçlar ve son 1 yıl içindeki düşme sayıları not edilmiştir. Charlson Komorbidite İndeksi (CCI) ve Yaşlılar İçin Fiziksel Aktivite Ölçeği (PASE) skorları hesaplanmıştır. Ayarlanabilir platform düzeneğinde (Biodex Balance System SD) yapılan denge ölçümleri sonrasında izokinetik dinamometre (Cybex Humac NORM) kullanılarak propriyosepsiyon ölçümleri ve diz ekstansör ve fleksör kaslarına yönelik 60°/sn hızda kuvvet ölçümleri yapılmıştır. İstatiksel analizler IBM SPSS 20 paket programı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sarkopenik bireylerin olmayanlara kıyasla daha yaşlı ve kısa boylu olduğu belirlenmiştir. Kilo ve vücut kitle indeksi açısından gruplar arası anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sarkopenik bireylerin el kavrama kuvveti, kas kütlesi, fiziksel performans değerleri, PASE skoru, her iki ekstremitenin fleksör ve ekstansör kaslara ait pik tork ve vücut ağırlığına göre pik tork değerlerinin daha düşük olduğu ve propriyosepsiyon hatalarının daha fazla olduğu saptanmıştır. Denge, ilaç sayısı, son 1 yıl içindeki düşme sayıları ve CCI açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Katılımcıların tamamında (n=45) yapılan korelasyon analizi sonucu, kuvvet ile denge, denge ile propriyosepsiyon ve kuvvet ile propriyosepsiyon arasında korelasyon gözlenmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda sarkopenik bireylerin kuvvet ve propriyosepsiyon yönünden negatif olarak etkilendiği görülmüştür. Yukarıdaki fonksiyonel unsurlara dair yürütülecek egzersiz programlarının sarkopenik bireylerde faydalı olacağını düşünmekteyiz.

DengeEl kavrama kuvvetiFiziksel performans+7
Nurcihan Nayman
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Alt ekstremite yaralanması geçirmiş sporcularda spora dönüş kararı için kullanılan denge ve fonksiyonel hop testlerinin ikili görev çalışmasıyla analizi

Çalışmamızın amacı, yaralanma sonrası uygulanan sahaya dönüş testlerinden denge ve fonksiyonel sıçrama testlerini, saha şartlarını daha gerçekçi bir şekilde yansıttığını düşündüğümüz fiziksel göreve eklenmiş bir bilişsel görevle eş zamanlı gerçekleştirerek sporculara ait olası performans değişimlerini incelemektir. Çalışmamıza lise veya üniversite seviyesinde, fiziksel olarak ani yön değiştirme ve sıçrama içeren takım sporları yapan ve halen aktif ve daha önce alt ekstremite yaralanma geçmişi olan (çalışma grubu-ÇG) 19 kişi ve olmayan (kontrol grubu-KG) 20 kişi dahil edilmiştir. Katılımcıların demografik bilgileri alınmış, yaralanma geçmişleri, antrenman sıklıkları ve süreleri, haftalık ortalama maç sayıları not edilmiştir. Mini Mental Durum Skorları hesaplanmış ve ölçümler sırasında kullanılacak bilişsel görev zorluğunu tespit etmek için Wechsler zekâ ölçeğinin geriye doğru rakam sayma testi (backward digit test) tercih edilmiştir. Denge ölçümleri için Biodex Balance System SD cihazı kullanılmıştır. Fonksiyonel sıçrama testlerinden 6 metre süreli sıçrama testi ve üçlü sıçrama mesafesi ile çapraz sıçrama mesafesi testleri sıçrama halısı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sıçrama test sonuçları için LSI (limb symmetry index) hesaplanmıştır. Tüm ölçümler tek görev ve - sayısal görevle beraber- çift görev olarak iki koşulda yapılmıştır. İstatiksel analizler IBM SPSS 22 paket programı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Her iki koşulda tüm denge parametrelerinde ÇG daha iyi performans gösterirken; tüm sıçrama ölçümlerinde KG daha iyi performans göstermiştir. Çalışmamızda kullandığımız diğer ölçüm testlerine kıyasla fiziksel ve bilişsel olarak daha kompleks yapıda olan çapraz sıçrama mesafesinin ölçümünde ikili görevle beraber KG, LSI yüzdesini yükseltirken; ÇG'nun, LSI yüzdesini düşürdüğü görülmüştür. Bu sonuçlar izole olarak yapılan fiziksel performans ölçümlerinin sporcuların sahaya döndüklerinde maruz kalabilecekleri mental stresleri ölçmede yetersiz kaldığını göstermektedir. Bu nedenle hem sahaya dönüş testlerine hem de yaralanma önleme protokollerine sporcunun nörokognitif becerilerinin de test edilebileceği uyarlamalar yapılmasının, sporcuyu sahaya dönmeye daha çok yönlü bir şekilde hazırlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Alt ekstremite yaralanmaları, performans ölçümleri, ikili görev, denge, fonksiyonel sıçrama

Alt ekstremiteDengePostural denge+5
Aysen Elif Yılmaz
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İdiyopatik adölesan skolyoz tanılı hastalarda bant ile gerdirme yöntemi (anterior vertebral tethering) ile selektif torasik füzyon cerrahisinin paraspinal kas alanına etkisinin ve fonksiyonel sonuçlarının karşılaştırılması

Amaç: Adölesan idiyopatik skolyoz (AİS) tanılı hastalarda lomber bölgeye yönelik anterior vertebral tethering (AVT) uygulamasını selektif torasik füzyon (STF) ile karşılaştırarak, lomber AVT'nin paraspinal ve psoas majör kas morfolojisine, lomber bölge hareket açıklığına etkisini ve fonksiyonel sonuçlarını ortaya koymak Gereç ve yöntem: Çalışmaya lomber AVT uygulanmış 8 hasta ve takip süresi benzer STF uygulanmış 8 hasta dahil edildi. Hastaların SRS-22 (Scoliosis Research Society-22) skorları, VAS (Visual Analog Skala) ve ODİ (Oswestry Disability İndeks) skorları lomber bölge hareket açıklıkları, gövde fleksiyon ekstansiyon kuvvet ve dayanıklılığı karşılaştırıldı. Hastaların cerrahi öncesi ve son kontrollerindeki paraspinal ve psoas majör kas alanları ve yağlı dejenerasyon dereceleri radyolojik olarak değerlendirildi. Bulgular: Her iki grubun SRS-22, VAS, ODİ skorları arasında anlamlı fark bulunmadı. Her iki grubun lomber bölge hareket açıklığı, gövde fleksiyon ekstansiyon kuvvet ve dayanıklılığı benzerdi. Hastaların cerrahi öncesi ve son kontrollerindeki paraspinal ve psoas majör kas alanları ve yağlı dejenerasyon dereceleri arsında farklılık saptanmadı. Sonuç ve Tartışma: Skolyozlu hastalarda lomber bölgeye uygulanan AVT lomber bölge paraspinal kaslarında iatrojenik hasar yaratmayan, lomber hareket açıklığında ciddi bir kısıtlama yapmayan, fonksiyonel sonuçları 2 yıllık takip süresinde tatmin edici olan, lomber eğriliği bulunan hastalar için başarılı bir tedavi yöntemi olabilir.

Eklem hareket açıklığıErgenlerFüzyon+3
Esin Nur Taşdemir
İstanbul University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan erkek futbolcularda futbola özgü treadmill simülasyonu ile oluşturulan yorgunluğun denge, kuvvet ve pik tork açısı üzerine etkileri

Çalışmamız adölesan futbolcularda (n=17), futbola özgü treadmill simülasyonu ile elde edilen yorgunluğun denge ve kuvvet (diz fleksör pik torku ve pik tork açısı) performansına etkilerini incelemek üzere tasarlandı. Dominant ve non-dominant taraflar için sırasıyla; postürel stabilite testi (Biodex Balance System SD), izokinetik dinamometrede (Cybex Humac NORM) yüzüstü pozisyondaki diz fleksör konsantrik-eksantrik kas kuvveti ve pik tork açısı test değerleri kaydedildi. Bu testler simülasyon öncesi (t0), devre arası sonu (t40+15) ve her 20 dk sonunda (t20, t40, t60 ve t80) olmak üzere toplamda 6 kez yapıldı. İstatistiksel analizler ''IBM SPSS 22'' paket programı ile gerçekleştirildi. Verilerin değerlendirilmesinde Wilcoxon Signed-Rank testi kullanıldı ve anlamlılık seviyesi 0,05 olarak kabul edildi (p<0,05). t40 - t40+15 aralığında, non-dominant tarafta genel stabilite ve medial-lateral stabilite indekslerinde; dominant tarafta ise anterior-posterior stabilite indeksinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar bulundu. Dominant tarafta, konsantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t60 - t80 aralığında; eksantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t60 - t80 aralığında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptandı. Non-dominant tarafta, konsantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 ve t40 - t40+15 aralıklarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar görüldü. Eksantrik pik torkta, 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t20 - t40 ve t40+15 - t60 aralıklarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptandı. Yalnızca non-dominant tarafta 60°/sn'de konsantrik diz fleksör pik tork açısı t40+15 - t60 aralığında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gösterdi. Bu aralık dışında, hiçbir ölçümdeki pik tork açı değişimlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Sonuç olarak; 15 dakikalık devre arası süresinin, denge performansının maç başı seviyelerine dönmesi için yeterli olabileceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızda özellikle ilk ve ikinci yarı sonlarındaki kuvvet düşüşleri, yorgunluğun kuvvet üzerindeki olumsuz etkilerini destekler niteliktedir. Bu bulgular literatürde belirtilen hamstring yaralanma zamanlarıyla örtüşmektedir. Yorgunluğa bağlı potansiyel yaralanmaların önüne geçilmesi ve müdahale yöntemlerinin belirlenmesi adına, özellikle sezon öncesi dönemde, yorgunluk durumlarındaki kuvvet ve denge değerleri takip edilerek yapılan simülasyon çalışmalarının faydalı olabileceği öngörüsü oluşmuştur. Literatürdeki çalışmalarda düşük kanıt düzeyi ve çalışmamızdaki anlamlı olmayan sonuçlar ele alındığında, hamstring yaralanması risk belirteci olarak gösterilen pik tork açısı kullanımının sorgulanması gerekmektedir.

BenzetimErgenlerErkekler+6
Muhammed Teknaz
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Patellar tendon mekanik özelliklerinin klinik fonksiyonel testler, kuvvet değerleri ve ağrı ile ilişkisinin incelenmesi – kesitsel çalışma

Amaç: Patellar tendinopati nedeniyle farklılaşan tendon özelliklerini patellar tendinopatisi olan ve olmayan voleybolcularda ve basketbolcularda ultrasonda gri skala görüntüleme ve shear-wave elastografi (SWE) ile tespit ederek, bu incelemelerin klinik testler, kuvvet ölçümleri ve ağrı ile ilişkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, profesyonel voleybol ve basketbol liglerinde oynayan 17-35 yaş aralığındaki (ortalama yaş 21.86 ± 4.46) 63 kadın sporcu dahil edildi. Tüm sporculardan patellar tendinopati için anamnez alındıktan sonra sporculara VISA-P (Victorian Institute of Sport Assessment-Patellar Tendinopati) anketi doldurtuldu ve sonrasında sporcuların diz muayenesi gerçekleştirildi. Patellar tendonun morfolojik değerlendirilmesi ve mekanik özellikleri ise gri skala ultrason ve ultrason shear-wave elastografi ile yapıldı. Tüm ölçümler her iki dizden, 0 ve 30 derece olacak şekilde iki farklı diz açısında alındı. Aynı diz açılarında izometrik kuvvet ölçümleri izokinetik dinamometre ile gerçekleştirildi. Bu ölçümlerden sonra farklı bir günde sporcuların Counter-movement jump yüksekliği ve eğimli zeminde tek bacak squat testinde meydana gelen ağrı miktarı değerlendirildi. Bulgular: 30 derecede alınan ölçümlerde her iki diz için sertlik derecesinin arttığı tespit edilirken (p=0,0001/ 0,004), 0 derecede alınan ölçümlerde sağ dizde sertliğin arttığı (p=0,037), sol diz için ise benzer kaldığı gözlemlendi (p=0,13). Korelasyon analizi ile elde edilen sonuçlar incelendiğinde, 0 derecede özellikle tendonun proksimalinden alınan ölçümlerde kalınlık ve SWE değerleri ile VISA-P skoru arasında zayıf derecede negatif korelasyon saptanırken (rho= -0,18), squat sırasındaki ağrının şiddeti ile yine zayıf derecede pozitif korelasyon tespit edildi (rho= 0,18). 30 derecede alınan ölçümlerde ise kalınlık ve SWE ile VISA-P arasında zayıf korelasyon mevcut iken (rho= -0,19/-0,20), tek bacak squat sırasındaki VAS ile SWE'nin makul derecede pozitif korele olduğu gösterildi (rho= 0,32). Tendonun diğer kısımlarından alınan ölçümlerde ise istatistiksel anlamlılık derecesinde herhangi bir pozitif veya negatif korelasyon saptanmadı (rho= 0,01-0,15). Kuvvet ve sıçrama testleri ile olan ilişki incelendiğinde ise sadece tendon proksimalinin kalınlığı ile 0 derecede alınan kuvvet ölçümleri arasında makul dereceli bir pozitif korelasyonun mevcut olduğu gösterildi (rho= 0,34). 30 derecede ise bu ilişkinin zayıf miktarda olduğu tespit edildi (rho= 0,19). Sonuç: Özellikle patellar tendonun proksimal kısmının değerlendirilmesi sonucu elde edilen kalınlık ve shear-wave elastografi incelemelerinin klinik testler ile anlamlı derecede ilişkili olması ve patellar tendinopatisi olan sporcularla olmayanlar arasında farklılık göstermesi, SWE'nin patellar tendinopatili sporcularda tanısal ve prognostik bir izleme aracı olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Shear-wave elastografi, patellar tendinopati, ultrason, izometrik kuvvet

AğrıBiyomekanikElastografi+4
Sergen Devran
İstanbul University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Düzeltici egzersizlerin çocuk ve adolesan bale bölümü öğrencilerinin postürleri üzerine etkilerinin fotogrametrik ölçüm yöntemi ile değerlendirilmesi

Bu çalışma fizyoterapist tarafından yapılan postüral değerlendirme sonucu kişiye özel oluşturulan düzeltici egzersizlerin postür üzerine etkilerini araştırılmak amacıyla planlanmıştır. Çalışmamız Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda 11-19 yaş grubu aralığındaki 47 (39 kız, 8 erkek) (n=47) bale bölümü öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, çalışma başlangıcında ve kendileri için hazırlanmış kişisel düzeltici egzersiz programını 8 hafta uyguladıktan sonra olmak üzere iki defa fotoğraf ölçüm programına tabi tutulmuşlardır. Postüral değerlendirme yöntemi olarak SAPO postüral değerlendirme yazılımı kullanılmıştır. Sonuçlar istatiksel olarak SPSS v21 paket programı ile incelenmiştir. Anterior görünümde referans değeri belirtilmiş olan ölçüm parametreleri, uygulanan egzersiz programı öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında; başın yatay hizalanması (p=0,001), acromionların yatay hizalanması (p=0,001), SIAS'ların horizontal hizalanması (p=0,001), 2 acromion ve 2 SIAS arasındaki açı (p=0,001) ve tubaristas tibianın horizantal açılarındaki (p=0,001) değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Posterior görünümde ise scapulanın T3'e göre yatay asimetrisindeki değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,001) (p<0,05) Sağ ve sol lateral görünümde referans değeri belirtilmiş olan başın vertikal hizalanması açılarındaki değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,00) (p<0,05). Lateral görünümde ölçümü gerçekleştirilen diğer değerler için literatürde ve SAPO yazılımında referans değer belirtilmemiştir fakat ölçüm parametrelerinin büyük bir kısmı için referans değer belirtmiştir. Literatürde SAPO yazılımı ile düzeltici egzersizlerin postür üzerine etkilerinin ölçüldüğü çalışma mevcut değildir. Çalışmamız ile ilk kez fizyoterapist tarafından kişiye özel programlanan düzeltici egzersizlerin postür üzerindeki etkinliği objektif ve somut veriler elde edilerek gösterilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar ile düzeltici egzersizlerin postür üzerine olumlu etkileri sayesinde olguların yaralanma oranlarında azalma ve performanslarında artış olacağı izlenimi elde edilmiştir. Çalışmamız düzeltici egzersizlerin etkinliği üzerine gelecekte yapılacak çalışmalara öncülük edecektir. Anahtar Kelimeler: Postür, düzeltici egzersiz, bale, fizyoterapist

BaleDuruşEgzersiz+4
Zekiye Gizem Caner
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan basketbolcularda propriosepsiyonun kuvvet ve fonksiyonel parametreler üzerine etkisi

Bu çalışma propriosepsiyon egzersizlerinin, adölesan basketbolcularda eklem pozisyon hissi, kuvvet, fonksiyonel stabilite ve dayanıklılık üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 13-16 yaş arası basketbolcular rastgele biçimde egzersiz grubu (n=11) ve kontrol grubu (n=9) olarak ayrıldı. Egzersiz grubuna 6 hafta boyunca haftada 2 kez açık kinetik zincirde fonksiyonel propriosepsiyon egzersizleri yaptırıldı. Tüm katılımcılara egzersiz programı öncesi ve sonrası laboratuvarda izokinetik dinamometrede (Cybex Humac NORM) sırasıyla propriosepsiyon testi ve izokinetik kas kuvveti testi uygulandı. Katılımcılara farklı bir günde egzersiz programı öncesi ve sonrası sahada kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi ve modifiye push-up testi yapıldı Propriosepsiyon ölçümü sırtüstü pozisyonda 0˚-180˚ hareket açıklığında omuz ekstansiyon fleksiyon yönünde 60˚ ve 120˚ hedef açılarda eklem pozisyon hissi ölçülerek gerçekleştirildi. Ardından aynı pozisyon ve hareket yönünde izokinetik kuvvet testi uygulandı. İstatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Egzersiz programı öncesi gruplar arası pik tork değerleri dışında kuvvet, propriosepsiyon ve fonksiyonel parametrelerde anlamlı fark görülmedi. Çalışmamızda egzersiz grubunda eklem pozisyon hissinde egzersiz programı sonrası 60˚ hedef açıda anlamlı fark görülmezken, 120˚ hedef açıda propriosepsiyon değerlerinde anlamlı gelişme görüldü. Kontrol grubunda propriosepsiyon değerlerinde iki ölçüm arası anlamlı fark görülmedi. İzokinetik kuvvet parametrelerinde katılımcılarda pik tork, pik tork/vücut ağırlığı, toplam yapılan iş değerlerinde egzersiz programı öncesi ve sonrası anlamlı fark bulunmadı. Kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi ve modifiye push-up testi ölçümlerinde egzersiz grubunda egzersiz programı sonrası anlamlı artış görüldü. Gruplar arasında egzersiz programı sonrası kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi değerlerinde anlamlı fark bulundu. Çalışmamızın sonucunda uyguladığımız propriosepsiyon egzersizlerinin, eklem pozisyon hissine olumlu etki ettiği, fonksiyonel stabilite ve dayanıklılık değerlerini geliştirdiği görülmüştür. Bununla beraber propriosepsiyon eğitimin mevcut kas kuvvetine direkt etki etmediği, kas kuvvetinin sporcu performansını geliştirmek için spora özgü becerilerde fonksiyonel özelliklerle birlikte geliştirilmesi gerektiği söylenebilir. Özellikle hem sinir hem kas-iskelet sisteminde gelişimin çok kısa sürede değişebildiği adölesan yaş grubunda proprioseptif eğitimin antrenman programlarında yer alması ve aktiviteye özgü olarak düzenlenmesi gerektiği düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Propriosepsiyon, kuvvet,stabilite,dayanıklılık, adölesan basketbolcu

BasketbolBasketbolcularDayanıklılık+5
Gülsüm Mandır
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Futbolcularda miyofasiyal latent tetik nokta kuru iğnelemesinin atletik performans parametreleri üzerine etkisi

Çalışmamız, miyofasiyal latent tetik nokta kuru iğnelemesinin kısa dönemde (3 gün) ağrı, propriyosepsiyon, kas kuvveti, dayanıklılığı, maksimal kuvvete ulaştığı eklem hareket açıklığı, ivmelenme ve reaksiyon zamanı üzerine etkilerini araştırmak ve atletik popülasyonda performans yaklaşımlarında kullanılabilirliğini değerlendirmek üzere dizayn edildi. Çalışmaya, amatör liglerde lisanslı olarak performans gösteren 24 futbolcu katıldı. Katılımcılar sırasıyla demografik özellikleri ve çalışmaya katılım kriterleri sorgulandıktan sonra her iki bacakta rektus femoris, vastus medialis, vastus lateralis, biceps femoris ve semitendinozus – semimembranozus kas gruplarındaki miyofasiyal latent tetik noktalar tespit edildi ve silinmez cilt kalemiyle bu noktalar işaretlendi. İşaretlenen bu noktaların basınç – ağrı eşiği ölçümleri Baseline (Push-Pull Force Gauge®, Fabrication Enterprises, Inc.) marka algometreyle yapıldı. Sonrasında Cybex HUMAC/NORM (CSMI, 2004) izokinetik dinamotrede hıza bağlı propriyosepsiyon, 60 0/sn. ve 180 0/sn. açısal hızlarda her iki bacağın fleksiyon ve ekstansiyon değerleri ölçüldü. Propriyosepsiyon analizini takiben izokinetik kas kuvvet ölçümleri; oturur pozisyonda 0 – 900'lik eklem hareket açıklığı içerisinde 60 0/sn. ve 180 0/sn. açısal hızlarda gerçekleştirildi. İzokinetik analizleri sonrasında sporcunun dominant bacağında, önceden belirlenip işaretlenmiş olan latent tetik noktalara kuru iğneleme girişimi, uygulandı. Her bir noktaya dinamik ve derin kuru iğneleme uygulanmış olup; Seirin marka, boy ve kalınlığı 60 mm. x 0,30 mm. olan akupunktur iğneleri kullanılmıştır. Her bir noktada lokal seğirme cevapları bitene kadar işleme devam edilmiş ve sonrasında diğer latent miyofasiyal tetik noktaya geçilmiştir. Non – dominant bacağa herhangi bir işlem yapılmamıştır. 3 gün sonrasında katılımcılara yapılan testler tekrarlanıp deney sonlandırılmıştır. İstatiksel analizler IBM SPSS 21 paket program kullanılarak yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlendi (p<0,05). Analizlerin sonucunda, kuru iğneleme sonrasında kısa dönemde, incelenen kas gruplarında basınç-ağrı eşiği artış eğiliminde olurken semitendinozus-semimembranozus kas grubunda anlamlı derecede artış olduğu görüldü (p=0,015). Hıza bağlı propriyosepsiyon analizine göre 60 0/sn.'de ekstansiyon hedef hıza anlamlı derecede yaklaşmış (p=0,025), fleksiyonda ise hedef hıza yaklaşma eğilimi olmuş fakat bu değer anlamlı bulunmamıştır. İzokinetik kuvvet değerleri anlamlı sonuç olmamasına rağmen pik tork değerleri ekstansiyon için azalma, fleksiyon için artma eğiliminde olmuştur. Dayanıklılıkta ise toplam yapılan iş değerindeki kuru iğneleme yapılmayan non – dominant bacakta ekstansiyonda (p=0,004), fleksiyonda (p=0,015) anlamlı derecede artış meydana gelirken dominant bacakta artış anlamlı seviyede olmamıştır. İvmelenme zamanında fleksiyonda hem dominant hem de non – dominant bacakta anlamlı derecede azalma meydana gelirken (p<0,05) ekstansiyonda anlamlı fark oluşmamıştır. Sonuç olarak kuru iğnelemenin futbolcularda latent tetik noktaların ağrı eşiğini yükselttiği, propriyosepsiyonu anlamlı derecede etkilediği, izokinetik kuvvet ve zaman parametreleri yönünden fleksiyonda artış eğiliminde etki gösterdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: tetik nokta, kuru iğneleme, ağrı, kuvvet, propriyosepsiyon

Kas ağrısıKas kuvvetiKuru iğneleme+5
Emre Çağrı Savaş
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan kadın basketbolcularda yüksekten atlamanın iniş fazında kalça ve diz biyomekaniğinin ön çapraz bağ yaralanmaları üzerine etkisi

Adölesan kadın basketbolcular (n=14) üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı yüksekten atlamanın iniş fazında farklı komponentler arasındaki ilişkileri ortaya koyarak, elit düzeyde yarışan sporcularda yaralanma ya da operasyon sonrası spora dönüş aşamasında biyomekanik değerlendirme açısından daha doğru planlanma yapmak, sezon başı veya rehabilitasyon öncesi yapılan değerlendirmelerde belli eklemlerdeki kinematik eksiklikleri tespit etmek ve buna yönelik egzersiz planlanması ile yaralanma riskini en aza indirmektir. Katılımcıların sırasıyla vücut antropometrik ölçümleri, işaretleyicilerin yerleştirilmesi (Xsens MVN Awinda), izokinetik dinamometrede kalça ve diz kuvvet eklemleri için kuvvet testleri yapılmıştır. İşaretleyiciler yerleştirildikten sonra katılımcılar randomize bir şekilde üç farklı atlayış gerçekleştirmiştir. Katılımcılar 30 cm'lik bir platform ile gerçekleştirilen atlayışların birincisinde platform üzerinden iniş, ikincisinde platformun 10 metre gerisinden koşuyla beraber iniş, üçüncüsünde ise platformun 10 metre gerisinden basket topunun sürülmesi ile iniş yapılmıştır. Ardından kişilerin diz fleksiyon/ekstansiyon, kalça fleksiyon/ekstansiyon, kalça abdüksiyon/addüksiyon ve kalça iç/dış rotasyon testleri izokinetik dinamometrede 60 °/sn hızla gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizler IBM SPSS 25 paket programı ile yapılmış ve önem düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan kinematik analizler sonucunda üç farklı atlama arasında sagital, frontal ve transvers düzlemlerde istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklara rastanmıştır. Bulgularımıza göre, yüksekten atlamanın iniş fazında izole inişlere ek olarak yapılan aktiviteler atlayış sırasında kalça ve diz kinematiğini değiştirebilmektedir. Atlamadan önce kişinin belirli bir hızda koşması veya atlama sırasında basketbola yönelik hareket paternleri içeren herhangi bir görevi gerçekleştirmesinin (top atma, top yakalama) diz ve kalça kinematiğine etki edebileceğini söyleyebiliriz. Yüksekten atlamanın farklı komponentlerinin diz ve kalça kinematiğine etkisinin olabilmektedir, ancak antropometrik veriler ile kinematik veriler ve izokinetik ölçüm ile kinematik analiz arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmaların artması gerekmektedir. Bununla birlikte, spora dönüş aşaması veya rehabilitasyon amaçlı kullanılan ve yüksekten atlama stilleri içeren testlerin spora özgü olarak geliştirilmesi ve modifiye edilmesinin hem yapılan testin güvenirliliğini hem de spora özgü sıçrama antrenmanalarının kalitesinin artabileceğini önermekteyiz. Anahtar Kelimeler: Ön çapraz bağ, biyomekanik, kinematik, adolesan basketbolcu, kuvvet

BasketbolBasketbolcularBiyomekanik+7
Mahsum Akikol
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Görsel ve işitsel uyaranların anaerobik performans ve patlayıcı güç üzerine etkisi

Sporcuların fiziksel kapasitesini objektif ve detaylı biçimde ölçmek için laboratuvar testleri kullanılmaktadır. Fakat laboratuvar ortamı, sporcunun işini yaptığı ve performansın asıl gerekli olduğu saha ve müsabaka içi ortamdan oldukça farklıdır. Literatürde anaerobik performans ve patlayıcı gücün müsabaka içerisindeki seviyelerini gösteren ve görsel ve işitsel uyaranlar kullanılarak müsabaka atmosferi yaratılan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamızda görsel ve işitsel uyaranlar kullanarak sanal gerçeklik yardımıyla müsabaka atmosferi yarattık ve bu atmosferin fiziksel performans üzerine etkisini gözlemledik. Çalışmaya 15 kadın basketbol oyuncusu katıldı. Bir kez standart prosedür ve bir kez de sanal gerçeklik yardımıyla oluşturulan müsabaka ortamı içerisinde olmak üzere deneklere 3-7 gün ara ile 2 kez wingate anaerobik testi yapıldı. Değerlendirmeler sonucunda, katılımcıların sanal gerçeklik ortamında 30 saniyelik test boyunca ürettikleri ortalama güç parametresinde, standart prosedür ile yapılan test ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir artış görüldü (p=0,02). Diğer parametreler karşılaştırıldığında sanal gerçeklik ortamı lehine artışlar görüldü fakat bu artışlar istatistiksel olarak anlamlı değildi (pik güç p=0,12 , minimum güç p=0,57 , güç düşüşü p=0,36 , yorgunluk indeksi p=0,96). Anahtar Kelimeler : Wingate, Performans, Uyaran, Basketbol, Çevre

Anaerobik güçGörsel uyarılmış potansiyellerPatlayıcı kuvvet+6
Alperen Çelik
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı hastalarda kuadriseps kas kuvveti, denge ve diz eklem propriosepsiyonunun hastalık şiddeti ve egzersiz kapasitesi ile ilişkisi

KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı)'lı hastalarda egzersiz kapasitesi ve kuadriseps kas kuvveti ile ilgili çalışmalar devam etmekle beraber, propriosepsiyon ve denge konusunda yeterli çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızda diz ekstansör ve fleksör kas kuvvetinin yanı sıra diz eklem propriosepsiyonunu ve dengeyi inceleyip; sonuçları kontrol grubu ile karşılaştırıp hastalık şiddeti ve egzersiz kapasitesi ile ilişkisini araştırmayı amaçladık. KOAH'lı hastaların hastalık şiddeti GOLD (Global Inıtiative for Obstructive Lung Diseases) 2017 kriterlerine göre sınıflandırıldı. 40-80 yaş arası 20 sağlıklı birey ve 82 hasta üzerinde çalışıldı. Katılımcıların; egzersiz kapasitesi 6 DYT (6 Dakika Yürüme Testi) ile diz ekstansör ve fleksör kas kuvveti ve diz eklem propriosepsiyonu izokinetik dinamometre ile postural stabilite Biodex Denge Sistemi ile ölçüldü. Sonuçlar karşılaştırıldı ve SPSS versiyon 21 ile istatiksel olarak değerlendirildi. Sağlıklı bireylere göre hastalarımızda egzersiz kapasitesi ile diz ekstansör ve fleksör kas kuvveti, hastalık şiddetiyle paralel olarak anlamlı derecede azalmıştı (sırasıyla p<0,001, p<0,05). Bulgularımıza göre; egzersiz kapasitesi ile kas kuvveti arasında pozitif yönlü korelasyon bulundu. Sağlıklı bireyler ve hastaların diz eklem propriosepsiyonu ile statik ve dinamik denge sonuçları arasında saptanan farklılık istatiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). KOAH'lı hastalarımızın egzersiz kapasitesindeki azalma ve kas kuvvet kayıpları litereatür verileri ile uygunluk göstermektedir. Bu sonuçlar üzerinde dispne, iskelet kas inflamasyonu ve fiziksel aktivitedeki azalmanın etkili olduğunu düşünmekteyiz. Hastalarımızda diz eklem proprioseptif duyu kaybı bulamamızda; yaş, cinsiyet ve metodik farklılıkların etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bu sonucun muhtemelen gövde kaslarındaki proprioseptif duyu kaybına alternatif olduğunu ve statik ve dinamik postural kontrolün devamlılığını sağladığını düşünmekteyiz. Sonuç olarak, KOAH'lı hastaların yaşam kalitesini artırmak amacıyla erken dönemden itibaren, aerobik ve iskelet kaslarına yönelik kuvvet egzersizlerini içeren pulmoner rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesini önermekteyiz.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifDenge+5
Melike Sarıtaş Arslan
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aşil tendinopatisinde eksantrik egzersiz ve ekstrakorporeal şok dalga tedavisinin tendon kalınlığı, vaskülaritesi ve elastikiyetine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Araştırmanın amacı, kronik orta bölüm Aşil tendinopatisinde eksantrik egzersiz ile ESWT tedavi etkinliklerinin karşılaştırılması ve bu iki tedavi yönteminin tendon kalınlığına, vaskülaritesine ve elastikiyetine etkilerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma randomize-kontrollü müdahale çalışması olarak Nisan 2017-Ocak 2018 tarihlerinde, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı' a başvuran kronik orta bölüm Aşil tendinopatisi olan hastalarda gerçekleştirilmiştir. Hastalar blok randomizasyon ile gruplara dağıtılmıştır. Hastaların değerlendirilmesinde VAS ve VISA-A ölçekleri kullanılmıştır. Ultrasonografi ölçümlerinde tendon kalınlığı, vaskülarizasyonu ve elastikiyeti değerlendirilmiştir. Birinci gruba Alfredson protokolü ile 3 ay boyunca eksantrik egzersiz uygulanmış, ikinci gruba ise Aşil' in orta bölümüne, haftada bir olmak üzere, toplamda 4 seans ESWT uygulanmıştır. Tedavi başlangıcından 3 ay sonra VAS ve VISA-A ölçekleri ve ultrasonografi ölçümleri tekrarlanmıştır. Bulgular: Grup 1' de 32 hasta, Grup 2' de 31 hasta analiz edildi. Hastaların yaş aralığı 18-55, ortalaması 37,4' tü. Cinsiyet, boy, kilo ve vücut kitle indeksi, dominant ekstremiteleri, meslek, sigara kullanım durumu bakımından da her iki grup benzerdi (p>0,05). Hastaların % 70' i spor yapmaktaydı. Spor yapan kişi sayısı ve süreleri bakımından gruplar benzerdi (p>0,05). Her iki grupta VAS skorları anlamlı azalırken, VISA-A skorları anlamlı olarak arttı. (p<0,001). Eksantrik egzersiz ile tendon kalınlığı ve sertliği artarken (p=0,002, p=0,039), ESWT ile tendon kalınlığının ve sertliğinin değişmediği bulunmuştur (p>0,05). Sonuç: Bu araştırma ile kronik orta bölüm Aşil tendinopatisinde eksantrik egzersizin ve ESWT tedavisinin ağrıyı azaltmada ve tendon fonksiyonunu artırmada etkili olduğu saptanmıştır. Eksantrik egzersiz tendon kalınlığını ve tendon sertliğini artırarak tendon yapısında değişikliklere neden olurken, ESWT tedavisinin tendon elastikiyetine ve kalınlığına etkili olmadığı saptanmıştır.

Aşil tendonuAşil tendonuESWL+6
Merve Demir Benli
Dokuz Eylül University
2018
10
DoctorateOpen AccessTR

Futbol maçının oluşturduğu yorgunluğun biyomekanik parametreler ve nöromüsküler performansa etkisi

Bu çalışma ile futbol maçının oyuncularda oluşturduğu yorgunluğun, iniş biyomekaniği parametreleri ve nöromüsküler performans üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya Altınordu Futbol Kulübü'nden yaş ortalaması 20.1 ± 3.6, boy ortalaması 180.2 ± 5.9 cm ve vücut ağırlığı ortalaması 73.1 ± 2.0 kg olan profesyonel ve profesyonelliğe aday 18 gönüllü erkek futbol oyuncusu katıldı. Resmi bir futbol maçından önce ve sonra "Borg Algılanan Yorgunluk Skalası" ile yorgunluk düzeyi saptandı. Olgulardan maç öncesi ve sonrası "drop jump" sıçrama yapmaları istendi. Sıçrama yüksekliği (cm), sıçrama gücü (W), bağıl güç (W/kg) ve reaktif kuvvet endeks değerleri kuvvet platformu aracılığında ölçüldü. Sıçramalar önden ve yandan video kamera ile kayda alındı. Video analizi ile olguların iniş hatası puanlama sisteminden maç öncesi ve sonrası aldıkları skorlar hesaplandı. Oyuncuların Borg Algılanan Ağrı ve Yorgunluk Ölçeğine göre maç öncesi ortalama yorgunluk düzeyi 7.2 ± 1.1; maç sonrası ortalama yorgunluk düzeyi ise 17.9 ± 1.9 olarak bulundu. Maç öncesi ve sonrası Borg Algılanan Ağrı ve Yorgunluk Ölçeği puanlarının farkı istatistiksel olarak anlamlı idi (p˂0.05).Olguların maç öncesi ortalama sıçrama yüksekliği 38.7 ± 5.5 cm; sıçrama gücü 2752.7 ± 566.9 W; bağıl gücü 38.7 ± 9.1 W/kg; reaktif kuvvet endeksi 0.10 ± 0.04 idi. Maç sonrası ortalama sıçrama yüksekliği 37.8 ± 5.5 cm; sıçrama gücü 2742.3 ± 541.7 W; bağıl gücü 37.8 ± 8.4 W/kg; reaktif kuvvet endeksi 0.10 ± 0.03 olarak bulundu. Çalışmaya katılan oyuncular "İniş Hatası Puanlama Sistemi"nden maç öncesi ortalama 6.4 ± 2.0; maç sonrası 8.4 ± 2.6 puan aldılar. Nöromüsküler performans unsurlarının maç öncesi ve sonrası değerleri arasında istatistiksel anlamlı fark yoktu. Buna karşın oyuncuların maç öncesi ve maç sonrası "İniş Hatası Puanlama Sistemi" skorları arasında istatistiksel anlamlı fark vardı. Futbol maçında oluşan yorgunluğun iniş biyomekaniğini bozduğu sonucuna varıldı. Nöromüsküler performansta düşüş olmamasına karşın, iniş biyomekaniğindeki bu bozulmanın postüral kontrol, proprioseptif keskinlik ve nöromüsküler kontroldeki bozulma ile ilişkili olabileceği düşünüldü.

Serdar Arslan
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00