
20
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Otomatik madde üretiminin aile hekimliği alanına uygulanması ve üretilen maddelerin niteliğinin incelenmesi
Çoktan seçmeli maddeler, tıp eğitiminde kullanılan birçok değerlendirmenin temelini oluşturmaktadır. Geleneksel yaklaşımlarla madde yazımı ise oldukça zaman alıcı ve zor bir süreçtir. Bu nedenle, çalışmanın temel amacı, yapay zekâ modellerinden ChatGPT-4 ile koruyucu hekimlik uygulamaları kapsamında olgu temelli çoktan seçmeli maddeler üretmek ve üretilen maddelerin psikometrik özelliklerini incelemektir. ChatGPT-4 ile üretilen 25 madde, alan uzmanları tarafından incelenmiş ve nitelikli bir çoktan seçmeli maddenin sahip olması gereken özellikleri taşımayan 20 madde çalışmadan çıkarılmıştır. Kalan beş madde, 110 aile hekimliği uzmanlık öğrencisine uygulanmış ve klasik test kuramı kapsamında madde istatistikleri elde edilmiştir. Alan uzmanlarının yaptığı değerlendirmeler, üretilen maddelerin kök ve seçeneklerinin nitelikli madde yazım kurallarına uygun olduğunu, ancak çeldiricilerin güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Uzmanlık öğrencilerinin verdiği cevaplar doğrultusunda hesaplanan madde istatistikleri ise bir maddenin kolay ve ayırt edici olmadığını, diğer dört maddeden birinin kolay, diğer üçünün ise ortalama güçlükte olduğunu ve bu maddelerin ayırt edici olduğunu göstermiştir. Çeldirici analizleri, öğrencilerinin %97,3'ünün doğru cevapladığı madde için çeldiricilerin çalışmadığı, diğer dört maddede ise çeldiricilerin bir ya da ikisinin öğrencilerin %5'inden daha azı tarafından işaretlendiği bulunmuştur. Sonuç olarak, tıp eğitiminde olgu temelli çoktan seçmeli madde yazma konusunda ChatGPT'nin alan uzmanlarına yardımcı olabileceği, ancak üretilen maddelerin uzmanlar tarafından gözden geçirildikten sonra kullanılması gerektiği söylenebilir.
Diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri eğitimine yönelik tutumlarının ve görüşlerinin değerlendirilmesi
Sağlık profesyonelleri için 'hasta ve hasta yakınları ile iletişim' anahtar rol oynamaktadır. Hasta-hekim arasındaki etkin iletişimin, hastanın memnuniyetini ve tedaviye uyumunu arttırdığı, endişe düzeyini ve şikâyet sıklığını azalttığı rapor edilmiştir. İletişim becerilerinin öğrenilebilir ve öğretilebilir olduğunun gösterilmesiyle birlikte 'iletişim becerileri eğitimleri' eğitim programlarında yer almaya başlamıştır. Alan yazında öğrencilerin iletişim becerileri eğitimlerine yönelik tutumlarını değerlendiren birçok çalışma mevcuttur. Bu araştırmada Diş Hekimliği İletişim Becerileri Tutum Ölçeğinin (DCSAS) Türkçe uyarlaması yapılarak diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerilerine yönelik tutum düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ölçek uyarlama aşamasının çalışma grubunu Hacettepe ve Başkent Üniversiteleri Diş Hekimliği Fakültelerinde okuyan 257 öğrenci oluşturmaktadır. Türkçeye uyarlanan DCSAS ölçeğine yapılan geçerlik ve güvenirlik analizlerinde Cronbach alfa değeri ölçek için 0,735; pozitif alt boyut için (14 madde) 0,917; negatif alt boyut için (7 madde) ise 0,732 olarak belirlenmiştir. Uyarlama aşamaları sonunda 21 madde ve iki alt boyuttan oluşan ölçeğin diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerilerine yönelik tutumlarının değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Uyarlanan Türkçe DCSAS kullanılarak diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri tutum düzeyleri belirlenmiştir. Çalışmanın bu aşamasında çalışma grubunu Hacettepe, Gazi ve Başkent Üniversiteleri Diş Hekimliği Fakültelerinde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında öğrenim görmekte olan 386 öğrenci oluşturmuştur. Ölçeğin güvenirlik ve iç tutarlık analizleri sonucu Cronbach alfa değeri 0,792 olarak saptanmıştır. Diş hekimliği öğrencilerinin ölçek ortalama puanı 84,10±8,02 (32-105), pozitif ve negatif boyut ortalama puanları ise sırasıyla 58,40±5,77 (21-70) ve 25,69±3,55 (11-35) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri eğitimine yönelik tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Katılımcıların tutum düzeylerinde cinsiyet, eğitim dönemi ve iletişim eğitimi alma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Çalışma bulguları doğrultusunda, öğrencilerin iletişim becerileri tutumlarının eğitim süresince değişimini izlemeye yönelik boylamsal çalışmaların yapılması ve diş hekimliği eğitiminde iletişim becerileri eğitim programlarını geliştirmeye ve değerlendirmeye yönelik ileri çalışmaların da yapılması önerilmektedir.
Türkiye'deki kardiyoloji asistanlarının aldıkları uzmanlık eğitimine ve bulundukları eğitim ortamına yönelik algılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki Kardiyoloji asistanlarının uzmanlık eğitimi ve eğitim ortamına dair algılarını değerlendirmek, bu algının farklı değişkenlerle ilişkisini incelemektir. Araştırma Türkiye'deki 44 Kardiyoloji kliniğinden 133 uzmanlık öğrencisi ile yapılmıştır. Örneklem seçimi tabakalı örneklem seçimi ile yapılmış, nicel veri toplama yöntemleri seçilmiştir. Verilerin toplanması için, Mezuniyet Sonrası Hastane Eğitim Ortamı Ölçeği (MSHEOÖ) ve bir Eğitim Değerlendirme Anketi kullanılmıştır. Veriler elektronik ortamda toplanmıştır. Yaş, cinsiyet, mezun olunan tıp fakültesi, meslek yılı, kıdem, çalışılan kurum tipi, haftalık eğitim saati, aylık nöbet sayısı ve coğrafik bölge değişkenlerinin eğitim ortamı algısına etkileri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre meslek yılı 1-4 yıl olanların MSHEOÖ skoru meslek yılı 5 ve daha fazla olanlardan, 1. yıl asistanlarının skoru 3., 4. ve 5. yıl asistanlarından, vakıf üniversitesindekilerin skoru devlet üniversitelerindekinden, haftalık eğitim saati 0 olanların skoru 2 ve daha üzeri olanlardan daha yüksek bulunmuştur. Asistanların 7 temel yetkinliğe dair kazanımları ile ilgili algıları da MSHEOÖ ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Kardiyoloji uzmanlık eğitimi ile ilgili sorunlu olarak görülen alanların; fiziki ortam, çalışma süreleri ve iş yükü, eğitim ve eğitime ayrılan sürenin yetersizliği konuları olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları Türkiye'deki kardiyoloji asistanlarının genel algılarını ve eğitim sürecindeki sorunlu alanları göstermesi yönüyle birçok veri sunmaktadır. Bu veriler kardiyoloji eğitiminde var olan sorunların tespiti ve iyileştirme çalışmaları açısından klinik ve hastane sorumluları, eğitim müfredatını hazırlayanlar ve sağlık politikalarını belirleyenler için yönlendirici olabilir.
Çocuk yanık yoğun bakım ünitesi yatak başı klinik ekip vizitlerinde çocuk cerrahi asistanlarının vizit yönetim becerilerinin değerlendirilmesi ve klinik vizit sürecinin incelenmesi
Araştırma, Çocuk Yanık Yoğun Bakım Ünitesinde gerçekleştirilen yatak başı (klinik) çocuk cerrahisi doktor vizitlerinin sürecini incelemek ve çocuk cerrahisi asistanlarının vizit yönetim becerilerini değerlendirmek amacıyla karma desende yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi'nin çocuk cerrahisi bölümünde görev yapan 8 çocuk cerrahisi asistan doktorları ve 6 öğretim görevlisi oluşturmuştur. Asistanların vizit yönetim becerileri değerlendirilmeleri için yatak başı vizit gözlemleri, vizit sürecini tanımlamak için öğretim görevlileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gözlemsel verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Görüşme verilerinin analizinde tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada gözlemlerden elde edilen bulgulara göre çocuk yanık yoğun bakım ünitesinde eğitim viziti oranı (%16,3), klinik vizit süresi (11,3 dk.) ve eğitim viziti süresi (24,5 dk.) olarak bulunmuştur. Her iki gözlemde asistanların teknik olmayan vizit yönetim becerileri ortalamaları teknik vizit becerileri ortalamalarından düşük olduğu tespit edilmiştir. Her iki gözlem sonucunda cinsiyete göre asistanların vizit yönetim becerilerinde fark görülmemiştir. Birinci gözlem sonunda asistanların doktor ve çocuk cerrahı deneyim sürelerine göre fark olmamakla birlikte ikinci gözlem sonucunda asistanların teknik olmayan vizit yönetim becerilerinin puan ortalamasında fark (p=0,044) görülmüştür. Eğitici görüşlerinde vizit türü, vizite katılanların rol ve sorumlulukları, vizitin niteliğini etkileyen faktörler, vizit yönetim becerisi, asistanın sahip olması gereken özellikler, vizit süreci önerileri öne çıkan temaları olmuştur. Çalışmanın niteliksel boyutu sonucunda, eğitici görüşlerinde vizit sürecini anlamaya ve açıklamaya yararlı olabilecek bilgiler elde edilmiştir. Niceliksel boyutu sonuçlarında, yatak başı klinik vizitlerde çocuk cerrahisi asistanlarının teknik olmayan vizit yönetim becerilerinin gelişilmesi önerilmektedir.
İleri yaşam desteği simülasyonunun tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinin özyeterlik algısına etkisinin değerlendirilmesi
Çalışma, tıp fakültesi son sınıf öğrencilerine yönelik senaryo temelli ileri yaşam desteği simülasyon uygulamasının, öğrencilerin ileri yaşam desteği teknik becerilerine dair özyeterlik algılarına etkisinin, performanslarının ve simülasyon eğitimi deneyimlerinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma nicel ve nitel veriler ile karma desende, 2019-2020 ve 2020-2021 eğitim-öğretim yıllarında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyan 2020 yılında 80 son sınıf öğrencisi ile tamamlanmıştır. Bu öğrencilerin 53'ü deney, 27'si kontrol grubunda yer almıştır. Elde edilen bulgulara göre kontrol grubundaki özyeterlik algısı değişim yüzdesi %27 (9,58 - 54,54) iken deney grubunda %52,94 (29,78 – 78,17) olarak gözlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön ve son özyeterlik algılarındaki artışların değişim yüzdeleri istatistiksel olarak anlamlı farklı bulunmuştur (p<0,05). Deney grubu öğrencilerinin ileri yaşam desteği teknik beceriler özyeterlik algısı ön değerlendirme puanları ile simülasyon uygulaması sırasında gösterdikleri performansları arasında hesaplanan Kappa uyum istatistiğine bakılmıştır. Buna göre tüm sorularda uyum düşüktür. Bir diğer ifadeyle öğrencilerin performansları ile özyeterlik algıları arasında bir uyum belirlenememiştir. Nitel analiz aşamasında odak grup çalışmaları yapılmıştır. İçerik analizi yöntemiyle yapılan kodlamalardan erişilen ana temalar özyeterlik algısı, öğrenme, simülasyon yöntemi, geliştirme şeklindedir. En fazla verinin oluştuğu tema 'Öğrenme' %32,6 olmuştur. 'Özyeterlik algısı' %29 ve 'Simülasyon Yöntemi' teması ise %21,3 oranında kodlanmıştır.
Tıp eğitimi halk sağlığı stajında uygulanan aile hekimliği eğitim programına yönelik paydaş görüşleri
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi mezuniyet öncesi tıp eğitimi ile ilişkilidir. Bu çalışmada, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. Sınıf Halk Sağlığı stajı kapsamındaki aile hekimliği eğitim programına dair paydaş görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, niteliksel verilere dayalı fenomenolojik olarak planlanıp niceliksel verilerle desteklenmiştir. Haziran 2018 –Ağustos 2019 tarihlerinde uygulanmıştır. Maksimum çeşitlilik sağlanarak 10 intörn ile iki odak grup görüşmesi, 10 akademisyen ve 8 aile hekimi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilere içerik analizi uygulanmıştır. Bulguların tanımlanması aşamasında, doğrudan alıntılarla desteklenen veriler bulgular kısmında sunulmuştur. İçerik analizinde ortaya çıkan temalar, dört ana grupta toplanmıştır: Hedefler, programın kapsamı, öğrenme süreci, ölçme-değerlendirme. Hedefler teması kapsamında öne çıkan kodlar; hedeflerin açık ve anlaşılır oluşu, ihtiyaca uygunluğu ve hedeflere ulaşmadır. Programın kapsamı temasında ise; kuramsal dersler ve içeriğin ihtiyaca uygunluğu öne çıkmaktadır. Öğrenme süreci temasında; derse katılım, sahadaki ilişkiler ve saha organizasyonun sağladığı katkı, danışmana ulaşılabilirlik ve sağladığı katkı, hekimlik uygulama dosyası hacmi ve ihtiyaca uygunluğu ve süreci etkileyenler durumlar öne çıkmaktadır. Ölçme-değerlendirme temasında; sözlü ve yazılı geribildirimler, dosya değerlendirmesi, sunumlar ve devam durumu kodları ön plana çıkmıştır. Hedefler konusunda geniş bir uzlaşı olmakla birlikte hedeflerin ihtiyaçlara uygunluğu ve ulaşılması ile ilgili danışmanları "hedeflerin yenilenip geliştirilmesi çabasına açık" olarak tanımlamak mümkündür. Programın kapsamı konusunda öğrenciler ağırlıklı olarak, içeriğin tekrarını eleştirmiştir. Öğrencilerin beklentisi kuramsal yüklemeden çok uygulamaya dönük yöntemlerdir. Öğrenme sürecinde kuramsal dersler için ayrılan süre konusunda paydaşlar uzlaşmaktadır. Kuramsal ders katılım takibi sorunsuz yürümekte ancak saha uygulaması için tüm paydaşlar sorun olduğunu ifade etmektedir. Yeterlilik ölçütlerinin aile hekimleri dâhil olmak üzere tüm paydaşlar tarafından aynı açıklıkta biliniyor ve uygulanıyor olması önemlidir. Danışmanlar ve aile hekimleri, işyüklerinin eğitime katılımlarının önünde önemli bir bariyer oluşturduğunu vurgularken öğrenciler için de TUS'un benzer etkiyi yarattığını ifade etmişlerdir.
Tıp fakültesi öğrencilerinin sanal zorba/kurban olma ve farkındalık durumu ile çevrimiçi teknolojilere yönelik özyeterlik algı düzeylerinin incelenmesi
Sanal zorbalık, cep telefonu, e-posta, web siteleri vb. bilişim teknolojileri aracılığı ile bireyin diğer bireye/bireylere tehdit, taciz, korkutma vb. kötü amaçlı, sürekli, kasıtlı davranışlar sergilemesi olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada fakültelerinde henüz eğitime başlayan tıp fakültesi öğrencilerinin sanal zorba/kurban olma düzeyleri, sanal zorba farkındalık durumları ve çevrimiçi teknoloji kullanım özyeterlik algı düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu 307 öğrenciden oluşmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Sanal Zorba/Kurban Ölçeği, Sanal Zorba Farkındalık Ölçeği, Çevrimiçi Teknolojilere Yönelik Özyeterlik Algısı Ölçeği ile elektronik yoldan toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 istatistik paket programı ile yapılmıştır. Araştırmada öğrencilerin sanal zorba ve kurban olma düzeylerinin oldukça düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerdeki sanal zorbalık farkındalığı ve çevrimiçi teknoloji kullanım yeterlik algı düzeyi yüksek çıkmıştır. Kadın öğrencilerin ve akademik başarısı yüksek olan öğrencilerin daha yüksek farkındalığa sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin sanal zorba olma durumları ile cinsiyet, akademik başarı, internet kullanım süresi ve yaşanılan yer değişkenlerine göre anlamlı bir ilişki bulunmazken, sanal kurban olma durumu ile interneti uzun süre kullanan öğrenciler lehine anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Çevrimiçi teknoloji kullanımına ilişkin özyeterlik algısı ile sanal zorba/kurban olma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Öğrenciler sanal zorbalığı en çok şaka amaçlı yaptıkları, sanal kurban olanlarında kızgınlık, endişe ve stres yaşadıkları belirlenmiştir.
Tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinde tükenmişlik sendromu ile öğrenme yaklaşımları, eğitim ortamı ve akademik başarı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Günümüzde bir halk sağlığı krizi kabul edilen, hekimlerin tükenmişlik sendromunun, kariyerlerinin erken dönemlerinde, tıp eğitimleri sırasında ortaya çıktığını gösteren kanıtlar giderek artmaktadır. Tükenmişlik sendromu; özellikle insanlarla yüz yüze çalışılan mesleklerde görülen, iş yerinde maruz kalınan yoğun stres durumuna karşı çalışanlarda gelişen bir fenomendir. Öğrenme yaklaşımının, bir kişilik özelliği olmadığı ve ortamsal etkenlere göre değişime uğradığı gösterilmiştir. Tıp öğrencilerinde görülebilen tükenmişliğin, öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarını etkileyebileceği düşünülebilir. Yapılan çalışmalarda eğitim ortamı algısı ile tükenmişlik arasında güçlü bir ilişki saptanmıştır. Bu bağlamda, biz bu çalışmada, tıp fakültesi öğrencilerinin, tükenmişlik düzeylerinin belirlenerek, öğrenme yaklaşımlarının, eğitim ortamlarının ve öğrenme çıktıklarının, tükenmişlik düzeyinden etkilenip etkilenmediğini ve birbiriyle ilişkilerini göstermeyi amaçladık. Bu amaçla tek merkezli müdahalesiz, kesitsel olarak yapılan tanımlayıcı araştırma planlanmıştır. Veriler Anket formu aracılığı ile elektronik ortamda toplanmıştır. Anket formunda sosyodemografik özellikler ve akademik başarıyı inceleyen bölüm, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, ASSIST ve DREEM-TR ölçekleri bulunmaktadır. Araştırmaya HÜ Tıp Fakültesi' nde İngilizce ve Türkçe Tıp programına devam eden dönem-6 öğrencilerinden, katılmayı kabul eden ve anketi dolduran 241 öğrenci dahil edilmiştir. Öğrencilerin, yaş ortalaması 23,79 ± 1,13 ve %58,9' u kadındır (n:142). Araştırma kapsamındaki öğrencilerin Maslach Tükenmişlik Ölçeği, duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt ölçekleri puanı ortalaması sırasıyla 17,54; 7,14 ve 12,95 olarak saptanmıştır. Öğrencilerinin en çok stratejik öğrenme yaklaşımını benimsedikleri, akademik başarı puanı düşük olan öğrencilerinse daha çok yüzeysel öğrenme yaklaşımını benimsedikleri ve bu öğrencilerin tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin eğitim ortamı algılarının genel olarak problematik olduğu ve eğitim ortamı algıları olumsuz olan öğrencilerin tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak tıp fakültelerinde etkili ve başarılı bir öğrenmenin gerçekleşmesi, tükenmişlik oranının azaltılması ve hasta güvenliğinin sağlanması için, eğitim ortamının yetersiz unsurlarını gidermek gerekmektedir.
"Tıp eğitimi" anahtar sözcüğü ile atılmış Türkçe tweetlerin incelenmesi: Ağ analizi çalışması
Bu araştırmada farklı görüş ve fikirlerin paylaşılmasında önemli bir araç olarak görülen ve önemli bir sosyal medya aracı olan twitter aracılığıyla toplumun tıp eğitimine yönelik ele aldığı konuları, nasıl tepkiler verdiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada MAXQDA aracılığıyla "tıp eğitimi" kavramı kullanılarak 21.03.2021-18.07.2021 tarihleri arasında 26250 tweete ulaşılmış ve sosyal ağ analizi için veri temizleme işlemi ile yapılan 13835 tweet örneklemi oluşturmuştur. Elde edilen tweetler konu alanlarına göre sınıflandırılmış, retweet edilme süreleri ve gündemde kalma süreleri ile birlikte sosyal ağ analizinde kullanılan bazı ölçüm parametreleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda tıp eğitimine ilişkin tweetlerin % 85'inin Retweet, en fazla gündeme alınan ve retweet edilen konunun uluslararası ilişkiler ve eğitimi alanında yer alan sınavsız geçiş ile tıp eğitimi konusu olduğu, en uzun süre ile gündemde kalan konunun tıp eğitiminin yapısına yönelik tweetler olduğu, tüm kullanıcı hesapları içinde @adenelm isimli tıp alanından uzmanın hesabının iç derece merkeziliğinin daha yüksek ve prestij sahibi olduğu, arasındalık merkeziliğine sahip @AkSultans hesabının bilgi ve iletişim kontrolünü sağladığı, mesleki konularda alan uzmanlarının, uluslararası ilişkiler ve eğitim alanında ise siyasi kimliklerin daha fazla içerik paylaşımında bulunduğu, iletişim araçları/medya alanından olan hesapların ağırlığının daha fazla olduğu, tıp eğitimi konusunda oluşan grupların yüksek tabakalanma değerine sahip olduğu ve kendi içlerinde özelleştikleri, topluluklar içinde en fazla konuşulan konunun uluslararası ilişkiler ve eğitim alanı olduğu, kullanıcıların en hızlı reaksiyon verdikleri üç konu alanının sırasıyla tıp eğitimi finansmanı, tıp eğitimi ve din ile tıp eğitimi ve şiddet olduğu, en yoğun ve en kısa sürede reaksiyon alınan konunun uluslararası ilişkiler ve eğitim konusu olduğu, Retweet ortalaması bakımından en yüksek ortalamaya mesleki yeterlik ve aidiyet, en düşük ortalamaya ise tıp eğitiminin finansmanı konusunun sahip olduğu belirlenmiştir.
Tıp eğitiminde senaryo yazarak öğrenme
Amaç: Senaryo yazarak öğrenme (SYÖ) modülünü geliştirerek uygulamak, etkinliğini değerlendirmek ve probleme dayalı öğrenim (PDÖ) modülleriyle karşılaştırmaktır. Yöntem: SYÖ modülünde, PDÖ'dekine benzer sayıda öğrenci ve bir yönlendirici içeren küçük gruplarla çalışıldı. Modülün her aşamasında yapılması gerekenler, yönlendirici ve öğrencilerin rolü eğitim toplantılarında eğitici ve öğrencilere anlatıldı. Grupların görevi modül boyunca bir "PDÖ modül kurulu" gibi çalışarak kendilerine verilen öğrenim hedefleri doğrultusunda bir "PDÖ yönlendiricisi senaryosu" (hedeflerin, yanıtların, ek açıklamaların, kanıta dayalı bilgilerin, yönlendiriciye ipuçlarının yer aldığı) hazırlamaktı. SYÖ modülü, çevrimiçi yapılan üç oturumdan ve oturumlar dışında öğrencilerin sınırsız sayıda kendi aralarında yapabileceği çevrimiçi toplantılardan oluşmaktaydı. Oluşturulan senaryonun yedinci gün sonunda teslim edilmesi gerekiyordu. Modülden sonraki hafta çoktan seçmeli soru ve mantık yürütme sınavlarıyla değerlendirme yapıldı. SYÖ ile ilgili eğitici ve öğrenci memnuniyeti, sınav puanları, oturum performansları belirlenerek bir önceki yıl aynı öğrenim hedefleriyle yapılan PDÖ modülüne, bu öğrenci grubunun geçmişte yüz yüze katıldığı yedi ve sonradan katıldığı bir çevrimiçi PDÖ modülüne ait verilerle karşılaştırıldı. SYÖ modülüyle ilgili eğitici ve öğrencilerin görüş ve önerilerine yönelik nitel veriler toplandı. Bulgular: Öğrenim hedeflerini dört farklı hastalık üzerinden ele alan 29 senaryo üretildi. Nitel verilerde eğitici ve öğrenci görüşleri genellikle olumlu idi. Öğrencilerin memnuniyet puanları PDÖ ye göre daha yüksek, eğiticilerin puanları benzerdi. SYÖ ve PDÖ'deki öğrencilerin oturum performans puanları benzer olup, modül sınav puanları SYÖ'de daha yüksek bulundu. Sonuç: SYÖ modülü beklentilerde herhangi bir sapma olmaksızın gerçekleştirilmiştir. Eğitici ve öğrenci görüş ve önerileri doğrultusunda geliştirilerek uygulanmaya devam edecek olan SYÖ, PDÖ ile karşılaştırıldığında öğrencilerin akademik başarılarını ve derse katılım düzeylerini riske etmemektedir, hatta bir miktar arttırmış olabilir. Anahtar Kelimeler: senaryo yazarak öğrenme, yaratıcılık, probleme dayalı öğrenme
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi eğitim programı hedef ve çıktılarının yeterliğe dayalı eğitim kapsamında değerlendirilmesi
Amaç: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi (AÜTF) eğitim programının mevcut çıktı ve hedeflerini içeren belgeleri ve Ulusal Çekirdek Eğitim Programı (UÇEP) 2020'de tanımlanan yetkinlik/yeterlikler listesini incelemek, bu belgelere yönelik yorum ve öneriler geliştirmek, AÜTF mezunundan beklenen yetkinlik/yeterlikleri yeniden tanımlayarak bunların program hedefleri ile uyumunu karşılaştırmaktır. Yöntem: Bu çalışmada AÜTF eğitim programının mevcut çıktı ve hedeflerinin ve UÇEP 2020 yetkinlik/yeterlikler listesinin doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmesi, yorum ve öneriler geliştirilmesi ilk basamaktır. Bu basamakta AÜTF eğitim programının eski ve güncel çıktı ve hedefleri, bu çıktı ve hedeflerle ilgili TEPDAD görüşleri, UÇEP 2020 yetkinlik/yeterlikler listesinin yer aldığı belgelere ulaşılmış ve analiz edilmiştir. Analiz sırasında AÜTF web sitesindeki farklı belgelerde tanımlanmış program çıktıları arasındaki uyum, çıktıların yeterlikler şeklinde tanımlanıp tanımlanmadığı, program hedeflerinde eksiklik veya ifade sorunlarının olup olmadığı değerlendirilmiş, mevcut çıktıların hekim yeterliklerini kapsama düzeyi, UÇEP yetkinlik/yeterlik listesiyle karşılaştırılarak araştırılmıştır. Ayrıca UÇEP 2020 yetkinlik/yeterlikler listesinde alanlar olup olmadığı araştırılmıştır. Daha sonra UÇEP yetkinlik/yeterlikler listesi rehberliğinde AÜTF program çıktıları, mezundan beklenen yetkinlik/yeterlikler olarak, gözlemlenebilir davranışa yönelik ifadelerle yeniden tanımlanmış ve tanımlanan yeterlikler program hedefleriyle karşılaştırılmıştır. Bulgular: AÜTF web sitesinde program çıktıları ayrıntılı yeterlikler şeklinde tanımlanmamıştır. Birbirleri arasında uyumu gösterilmemiş iki farklı program çıktısı listesi bulunmaktadır. Bu listelerin içeriği UÇEP' te tanımlanan yeterlikleri karşılamamaktadır. Güncel program hedeflerinde eksiklik ve ifade sorunları bulunmaktadır. UÇEP yetkinlik/yeterlikler listesinde bazı örtüşmeler olduğu ve öneri metinlerinde sorunlar bulunmaktadır. Çalışmada, UÇEP' te 3 alanda tanımlanmış 8 yetkinlik aynen kabul edilmiş, sekiz yetkinliğin altındaki 32 yeterlik, 24 yeterliğe düşürülmüştür. Belirlenen 24 yeterliğin altında alt yeterlik/daha alt yeterlikler olarak 147 yeterlik tanımlanmıştır, bunlar UÇEP listesinden çıkarılan yeterlikleri de kapsamaktadır. Tanımlanan 147 yeterlik AÜTF güncel program hedefleriyle karşılaştırıldığında bazı yeterliklerin mevcut hedefler tarafından karşılanmadığı belirlenmiştir. Sonuç: Programın çıktıları ve hedefleriyle ilgili eksiklik ve sorunlar bulunmaktadır. Program çıktıları mezun yeterlikleri şeklinde yeniden tanımlanmış ve eğitim programının hedeflerinin bu yeterliklerin tümünü karşılamadığı gösterilmiştir.
Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlık alanında mezuniyet sonrası tıp eğitiminde gelişim sınavlarının geliştirilmesi
Bu çalışmada Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Derneği Eğitim ve Yeterlik Kurulu (EMEK) tarafından enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlık alanında eğitim alan tıpta uzmanlık öğrencilerine yönelik yılda iki kez biçimlendirici, senkronize çevrim içi yapılan sınavların, rehber önerileri (AMEE 71) doğrultusunda standardize edilerek yapılandırılması, gelişim sınavı formatına dönüştürülmesi ve uygulanabilirliğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu çalışma müdahale ve tanımlayıcı tipte bir çalışma olarak planlanmış, çalışma sürecinde ardışık iki sınava dâhil olunmuştur. Uzmanlık eğitimi gelişim sınavı (UEGS) olarak adlandırılan, bahar ve sonbahar 2021 dönemi sınavları olarak yapılan bu sınavlara sırasıyla 301 ve 322 tıpta uzmanlık öğrencisi katılmıştır. Çalışma öncesi yapılan EMEK sınavlarının gelişim sınavı amacı ile yapıldığı ancak gelişim sınavı standartlarını karşılamadığı tespit edilmiştir. EMEK sınavları, gelişim sınavları standartları kapsamında incelenmiş, bu sınavların soruların oluşturulması, sınav yönetimi, sonuçların analizi ve incelenmesi ile paydaşlara geri bildirim aşamalarında yapılandırılmasına ihtiyaç olduğu görülmüştür. Bu tez çalışmasında sınav sonuçları rapor haline getirilerek paydaşlara; soru analizleri ve sınavların güvenirlik hesaplaması yapılarak eğiticiler ve sınav kuruluna geri bildirim yapılmıştır. Sonuç analizi, incelenmesi ve paydaşlara geri bildirim aşamalarında iyileştirmeler kaydedilmiştir. Her iki sınava giren tıpta uzmanlık öğrencilerinin bahar ve sonbahar dönemi sınavlarında aldıkları median puanlar sırasıyla 68,52±9,4 ve 71,84±13,7 olarak bulundu. Aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,001). Bahar dönemi sınavına göre sonbahar dönemi sınavında puanını yükselten 123, düşüren 82 ve puanını koruyan 20 tıpta uzmanlık öğrencisi olduğu görüldü. EMEK UEGS sorularının alanda uzmanlar tarafından hazırlanması, alan mezuniyet öğrenim hedeflerini kapsaması, sınav puanlarının dördüncü kıdem yılına kadar artış göstermesi, her iki sınavın KR20 değerinin 0,71 ve 0,81 olması nedeniyle EMEK UEGS' leri yapı ve kapsam geçerliliğini sağlamış, güvenirlilik düzeyi yüksek sınavlar olarak kabul edildi. İkinci sınav olan sonbahar dönemi sınavından sonra tıpta uzmanlık öğrencilerinin ve eğitim sorumlularının EMEK UEGS' ye yönelik görüşleri görüşme yöntemi ile alınmış, tıpta uzmanlık öğrencileri ve eğitim sorumluları tarafından EMEK UEGS' nin sınav formatı gereği eksikliklerini tespit eden, geri bildirimi sayesinde öğrenmeye teşvik eden iyi bir değerlendirme aracı olarak kabul gördüğü anlaşılmıştır.
Sağlık meslek grupları eğitiminde mesleklerarası eğitim ve işbirliğine yönelik paydaş görüşleri
Bu çalışmanın amacı sağlık alanı eğitiminin bileşenleri olan öğretim üyeleri ve öğrencilerin mesleklerarası işbirliği (MAİ) ve mesleklerarası eğitim (MAE) hakkındaki görüşlerinin incelenmesidir. Çalışmada bireylerin öznel algılarının gerçekçi ve bütüncül bir bakış açısıyla ortaya konmasına olanak sunan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Ankara ilinde sağlık bilimleri alanında mezun veren üniversitelerden 47 öğretim üyesi ile derinlemesine; 35 son sınıf öğrencisiyle odak grup görüşmelerinden elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Bulgular, katılımcıların ses kayıt deşifrelerinden yapılan içerik analizi sonucu çıkan temalar sınıflandırılarak oluşturulmuştur ve MAİ ve MAE'ye yönelik görüşler olarak iki ayrı bölüm olarak sunulmuştur. Katılımcılar sağlık meslek grupları arasında işbirlikli yaklaşımların ve ekip yaklaşımının hasta odaklı, nitelikli ve güvenli sağlık hizmeti sağlayacağını savunmaktadır. Sağlık alanı öğrencilerinin iş birliğine yönelik bilgi, beceri ve tutum kazanması; bu kazanımları uygulanarak iş birliğini geliştirmeleri, ayrıca farklı meslek grupları arasındaki iletişimsizlik ve önyargının üstesinden gelmek için de mesleklerarası eğitimin önemli bir yol olduğu görüşü hakimdir. MAE uygulamalarına yönelik yönetsel destek ve uygun fiziksel koşulların sağlanması, öğretim üyelerinin değişime öncülük etmesi, ortak amaç ve hedeflerin farklı bölümlerle birlikte belirlenmesi, erken dönemden itibaren başlanması, öğrencilerin aktif oldukları birbirleriyle etkileşimlerine fırsat sunan öğretim yöntem ve teknikleri kullanılması, ortak yeterlikler ve ulusal hastalık yükü bileşenleri üzerinden içeriklerin belirlenmesi önerilmiştir. Sonuç olarak, MAE programlarına yönelik deneyimler zayıf olsa da öğrenciler ve öğretim üyeleri MAE programları hakkında oldukça isteklidir. Etkin ve sürdürülebilir MAE programları için öğrenciler ve öğretim üyeleri gibi sürecin paydaşlarının deneyim ve görüşlerinden yararlanılması, sağlık otoritelerinin, akreditasyon kuruluşlarının, sağlık alanı eğitimi ve meslek derneklerinin MAE programlarının yaygınlaşmasında itici güç olması önemlidir. Ayrıca MAE'nin fakülte programlarına dahil edilmesi, kabul edilebilir ve sürdürülebilir olması için, gerekçeler, gerekli kaynaklar, motivasyonlar ve zorluklar dikkate alınarak sağlık profesyonellerinin eğitim gereksinimleri bağlamında ortak akıl yürütülmelidir.
Yeterliğe dayalı kardiyoloji uzmanlık eğitiminde ölçme ve değerlendirmeye ilişkin paydaş görüşleri
Çalışmanın amacı, Türkiye'de kardiyoloji uzmanlık eğitiminde kullanılan ölçme ve değerlendirme yöntemlerini saptayıp biçimlendirici işbaşı ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin uygulanabilirliğine ilişkin paydaş görüşleri almak, yöntemlerin yaygın kullanılabilirliğinin önündeki olası engelleri, zorlukları ve geliştirilmesi önerilen yönleri belirleyerek uygulamaya yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma, tanımlayıcı türde tasarlanmış olup karma yöntem araştırmalarından çeşitleme deseni kullanılmıştır. Nicel bölümde ülkemizde kardiyoloji uzmanlık eğitimi vermekte olan merkezlerin eğitim sorumluları ve/veya bölüm başkanlarının görüşleri anket ile sorgulanmıştır. Nitel bölümde üçü eğitici, biri uzman ve ikisi asistan hekim grubu olmak üzere toplam 6 odak grupla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Sayısal veriler Ki-Kare veya t-testi ile karşılaştırılmış, nitel veri seti tümevarımcı kodlama tekniğinin kullanıldığı içerik analizi ile çözümlenmiştir. Merkezlerde en sık kullanılan ölçme yöntemi asistan hekim karnesi olarak bildirilmekle birlikte düzenli doldurulmasında ve işlevselliğinde sorunlar olduğu saptanmıştır. Merkezlerin %73,8'i uzmanlık öncesi yeterlik bilgi sınavında, %58,5'i beceri sınavında başarılı olma şartı konması konusunda olumlu görüş bildirmiştir. İşbaşında değerlendirme yöntemlerinden vaka temelli tartışma uygulanabilirliği en yüksek yöntem olarak ifade edilmiştir. İş yükü nedeniyle uzmanlık eğitimine yeterli zaman ayrılamadığı, hizmet ve eğitimin bir arada yürütülmesinde zorluklar yaşandığı ve eğitimde kurumlar arası standardizasyon farklılıkları ana sorunlar olarak vurgulanmıştır. Ülkemizde işbaşı değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesinde eğiticiler ve eğitilenler başta olmak üzere yeterlik kurulu, yeterlik sınavı koordinatörleri dahil sistemin tüm paydaşlarının sağlık otoritelerinin desteği ile birlikte çalışması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Kardiyoloji, mezuniyet sonrası tıp eğitimi, ölçme ve değerlendirme
Eğitim sürecinde Tıp fakültesi öğrencilerinin psikolojik özelliklerinin mühendislik fakültesi öğrencileri ile karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmada, tıp ve mühendislik fakülteleri öğrencilerinde temel kişilik özelliklerinin, duygusal zekâ faktörlerinin, yaşam doyumlarının düzeyleri ve sorunlarla başa çıkma yöntemleri incelenmiştir. Farklı iki alan olan sağlık ve teknoloji alanlarında ki bu iki fakülte eğitim süreçleri ve eğitimde kullanılan materyaller olmak üzeri birçok anlamda birbirinden ayrışmaktadır. Bu araştırmada farklı fakültelerde eğitim alan benzer bilişsel özelliklere sahip bu öğrencilerin psikolojik özelliklerinin düzeyleri ve eğitim sürecinin bu özelliklere olası etkileri açısından farklılıklar olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin psikolojik özelliklerinin okul başarıları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda farklı iki fakülte eğitimi ile öğrencilerin psikolojik özelliklerinin ilişkisi ayrıntılı olarak incelenmiştir. Tarama modelinde olan araştırma Hacettepe Üniversitesi'nde 2021-2022 eğitim öğretim yılında Tıp Fakültesi 1. ve 5. sınıf ile Mühendislik Fakültesi'ne bağlı Bilgisayar, Elektrik-Elektronik ve Yapay Zekâ Mühendisliği bölümlerinde öğrenim görmekte olan 1. ve 4. sınıf öğrencilerini kapsamaktadır. Çalışma 1563 öğrenciden 341'inin gönüllü katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Duygusal Zekâ Özellik Ölçeği, Baş Etme Yolları Ölçeği kullanılmıştır. Veriler anket yöntemiyle, elektronik olarak toplanmıştır. SPSS programı ile yapılan analizlerin değerlendirmelerinde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre tıp fakültesi öğrencilerinin öz denetim, nevrotizm, yaşam doyumu, iyi oluş düzeyleri ile duygusal başa çıkma ve sosyal destekle başa çıkma ölçek puanları mühendislik fakültesi öğrencilerinden yüksektir. Tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerinin yaşam doyumu ve duygusal başa çıkma düzeyleri mühendislik fakültesi 1. sınıf öğrencilerine göre yüksektir. Tıp fakültesi 5. sınıf öğrencilerinin dışa dönüklük, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik düzeyleri tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerine; öz denetim ve duygusallık düzeyleri ise mühendislik fakültesi 4. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek iken olumsuz değerlik ve sorunlarla duygusal başa çıkma puanları ise tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerine göre daha düşüktür. Mühendislik fakültesi 4. sınıf öğrencilerinin sorun odaklı başa çıkma düzeyleri mühendislik fakültesi 1. sınıf öğrencilerine göre yüksektir. Tıp fakültesi 1. sınıfta düşük not ortalamasına sahip olan öğrencilerin özdenetim ve yaşam doyumu düzeyleri aynı sınıfta daha yüksek not ortalamasına sahip öğrencilere göre düşüktür. Tıp fakültesi 5. sınıfta ise düşük not ortalamasına sahip olan öğrencilerin özdenetimleri daha yüksek not ortalamasına sahip öğrencilere göre düşük iken sosyallik düzeyleri daha yüksektir. Mühendislik fakültesi öğrencilerinin not ortalamalarına göre psikolojik özelliklerinin puanları anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Çalışmaya katılan tüm tıp fakültesi öğrencilerinde öz denetim ve nevrotizm, tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerinde ise öz denetim, olumsuz değerlik ve yaşam doyumu özelliklerinin başarı puanları üzerinde anlamlı yordayıcılar oldukları tespit edilmiştir. Bu özelliklerin düzeyleri arttıkça okul başarılarının da arttığı görülmektedir. Bu öğrencilerde başarıyı etkileyen en önemli değişkenin ise öz denetim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadaki diğer gruplarda (sınıflar düzeyinde tıp fakültesi 5. sınıf, mühendislik fakültesi 1. ve 4. sınıflar ve fakülteler düzeyinde tüm mühendislik fakültesi öğrencileri) öğrencilerinin başarı düzeyleri üzerinde psikolojik özelliklerin yordayıcı etkisi tespit edilmemiştir. Bu bulgular eşliğinde tıp eğitimi ile çalışma kapsamında incelenen psikolojik özelliklerin ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır.
Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencilerinin kardiyolojik fizik muayene bilgi, simülasyon destekli performans ve öz-değerlendirmelerinin incelemesi
Tıp eğitiminin amacı toplum ihtiyaç ve dinamikleri ile uyumlu, alanında yetkin, kanıta dayalı tıp uygulama ve yaĢam boyu öğrenme becerilerine sahip hekimler yetiĢtirmek olarak tanımlanabilir. Mezuniyet öncesi tıp eğitiminde önemli beceri basamaklarından bir tanesi de kardiyolojik fizik muayenedir. Bu beceriyi hekimlerin karmaĢık durumlar/olgularda dahil uygulaması gerektiği çekirdek eğitim programında tanımlanmıĢtır. Bu çalıĢmanın amacı, Tıp Fakültesi 3.sınıf öğrencilerinin kardiyolojik fizik muayene bilgi, performans ve öz-değerlendirme düzeylerini ve eğitim programında öğrencilerin bu özelliklerini etkileyebilecek faktörlere yönelik öğrenci görüĢlerini belirlemektir. ÇalıĢmaya 101 tıp fakültesi dönem 3 öğrencisi dahil edilmiĢtir. AraĢtırmaya katılan 101 öğrencinin kardiyolojik sistem uygulamalarına dair bilgi düzeyi puanları minimum 7 maksimum 14 ortalama 11,78 puan, beceri düzeyi puanları minimum 8 maksimum 18 ortalama 13,67 puan olup bilgi ve beceri konusunda ortalama üstü bir puana sahip olduğu tespit edilmiĢtir. Öğrencilerin fizik muayene becerisi ile fizik muayene bilgisi arasında zayıf düzeyde ve pozitif yönlü (r=.28; p=.000) anlamlı iliĢki bulunmuĢtur. Fizik muayene becerileri ile beceri kazanmak için harcanan süre arasında da çok zayıf düzeyde ve pozitif yönlü (r=.22; p=.000) anlamlı iliĢki bulunmuĢtur. Öğrencilerin fizik muayene beceri ortalamaları, eğitim videoları izleyen ve izlemeyen öğrenciler arasında video izleyenlerde (p=0,048), kaynak kitap okuyan ve okumayan öğrenciler arasında ise kaynak kitap okuyanlarda istatistiksel olarak anlamlı Ģekilde yüksek bulunmuĢtur (p=0,010). Anahtar kelimeler: Kardiyolojik Sistem Muayenesi, Tıbbi Simülasyon, Öz-Değerlendirme
Tıp fakültesi öğrencilerinde bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik düzeylerinin akademik başarı ile ilişkisi
Bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik, akademik başarıyı etkileyen temel kavramlardandır. Kendi çalışma stratejisini izleyip sonuçlarını değerlendirebilen, yeterli güdülenmeye sahip olup başarabileceğine inanan bireylerin akademik başarıları da yüksek olmaktadır. Bu çalışmada tıp fakültesi öğrencilerinde bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik düzeylerinin akademik başarı ile ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmaya 396 tıp fakültesi öğrencisi dahil edilmiştir. Çalışmada kişisel bilgi formu, üstbiliş ölçeği, akademik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin üstbiliş ölçeğinden aldıkları puanların yaş ve sınıf düzeyi ile anlamlı olarak farklılaştığı ve daha yüksek olduğu bulunmuştur. Tıp fakültesini isteyerek seçen ve sınıf tekrarı olmayan öğrencilerin üst biliş ölçeği puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmamızda yaşı yüksek olanlarda ve anadolu lisesi mezunu olanların akademik öz yeterlik düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik düzeyi yüksek olanların akademik başarılarının da yüksek olduğu belirlenmiştir.
İntörn hekimlerin tükenmişlik durumları, akademik başarıları, eğitim ortamı algıları ve öğrenme yaklaşımlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin (BEUNTF) intörn öğrencilerinde tükenmişlik durumu ile sosyodemografik özellikler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Çalışma tek merkezli, kesitsel, tanımlayıcı tipte olup 01 Ocak 2022 ile 31 Mart 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Öğrencilerde akademik tükenmişliği değerlendirmek için Maslach Tükenmişlik Envanteri-Öğrenci Formu (MTE-ÖF), öğrenme yaklaşımları ve çalışma becerilerini değerlendirmek için Öğrenme Yaklaşımları ve Çalışma Becerileri Değerlendirme Ölçeği (ASSIST), eğitim ortamı ile ilgili algılarını değerlendirmek için Dundee Mevcut Eğitim Ortamı Değerlendirme Ölçeği Türkçe Formu (DREEM-TR) kullanılmıştır. Ölçekler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşülerek doldurtulmuştur. Gruplar arası karşılaştırmalarda uygun istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. p değeri 0,05'in altında bulunduğunda gruplar arası farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu kabul edilmiştir. Eğitim gören 160 tane intörn öğrenciden 99 tanesi (%61.8) anketleri doldurmuştur. Çalışmamızda, erkek katılımcıların kadınlara göre daha duyarsızlaşmış oldukları görülmüştür. Buna karşın tükenmişlik ve başarısızlık hisleri bakımından kadın ve erkekler birbirlerinden ayrışmamışlardır. Akademik not ortalaması 3.3'ün altında olan katılımcılar MTE-ÖF'nun her üç alt başlığından daha olumsuz puanlar almışlardır. Okulda aldığı eğitimden memnun olmayan katılımcıların daha tükenmiş, daha duyarsız ve daha başarısız hissettikleri görülmüştür. DREEM-TR'ne göre öğretimle, eğitici ile ve öğrenme iklimi ile ilgili algı olumlu yönde bulunmuştur. Çalışmamızda, stratejik öğrenme yaklaşımını tercih eden öğrenciler daha az tükenmişlerdir. DREEM-TR toplam puan ortalaması düştükçe MTE-ÖF alt başlık puanları da düşmektedir. Araştırmanın bulguları alanyazınla uyumlu olarak katılımcıların akademik tükenmişlik düzeyleri ile eğitim ortamı algıları ve öğrenme yaklaşımlarının birbiri ile bağlantılı olduğunu göstermiştir.
Pandemi döneminde Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin öğrenme yaklaşımlarıyla psikolojik durumları arasındaki ilişki ve psikolojik sağlamlığın aracılık rolü
Bu çalışmada pandemi döneminde Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin öğrenme yaklaşımlarıyla psikolojik durumları arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracılık rolünün değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Öğrenme Yaklaşımları ve Çalışma Becerileri Ölçeği, Birinci Basamak İçin Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarına bakıldığında derin öğrenme yaklaşımı 57,2±8,0; yüzeysel öğrenme yaklaşımı 47,7±9,2; stratejik öğrenme yaklaşımı 68,8±11,7 puan almıştır. Çalışmamızda öğrencilerin %55,4'ünde depresyon, %68,6'sında hafiften şiddetliye varan anksiyete bozukluğu saptanmıştır. Üçüncü sınıf öğrencisi olmak, preklinik dönem öğrencisi olmak ve tıp fakültesini kendi isteği ile seçmemek depresyonu; cinsiyet, İngilizce program öğrencisi olmak, birinci sınıf öğrencisi olmak ve preklinik öğrencisi olmak ise anksiyeteyi etkileyen faktörler olarak saptanmıştır. Çalışmamızda öğrencilerimizin Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği puan ortalaması 19,0±7,2 olarak bulunmuştur. Erkek cinsiyet, klinik dönemde olmak, 4. sınıf öğrencisi olmak, tıp fakültesini kendi isteyerek seçmenin psikolojik sağlamlığı artırdığı gözlenmiştir. Derinlemesine öğrenme yaklaşımı ile depresyon arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın tam aracılık etkisi; stratejik öğrenme, depresyon ve psikolojik sağlamlık ilişkisinde ölçme modeli incelendiğinde kısmi aracılık etkisi; yüzeysel öğrenme, depresyon ve psikolojik sağlamlık ilişkisi incelendiğinde psikolojik sağlamlığın kısmi aracılık etkisi vardır.
Acil tıp eğitiminde tanısal güvenlik odaklı eleştirel düşünme modülü eğitim programının geliştirilmesi
Tanısal hatalar sıklıkla yetersiz değerlendirme, yetersiz ya da yanlış varsayımların varlığı, mevcut kanıtların eksik ya da yanlış değerlendirilmesi, değişen şartlara ya da kanıtlara uygun hareket edememe gibi klinik akıl yürütme ve karar verme basamaklarındaki suboptimal kararlarla ilgilidir. İnsanın akıl yürütme ve karar verme süreçlerindeki bilişsel kestirme yollar ve yanlılıklarla başedebilecek klinik eleştirel düşünme gibi üst bilişsel düşünme becerilerini öğrenmek ve öğretmek mümkündür. Araştırmanın temel amacı; Acil Tıp uzmanlık eğitiminde, tanısal güvenlik çerçevesinde, tanısal hataların azaltılmasına katkı sağlayan bir klinik eleştirel düşünme eğitim programı geliştirmektir. Bu tez araştırmasında; 6 basamaklı Kern'in Program Geliştirme Modeli'ne uygun şekilde tamamlanmıştır. Eğitim modülü; 101 Acil Tıp asistanında, 25'erli gruplar halinde ve 8'er saatlik yüz yüze eğitim şeklinde yapılmıştır. Eğitim programı uygulama sonuçlarına göre; asistanlar, eğitim modülü içinde uygulanan bilgi testi ön test ortanca puanlarını son testte %57.1 oranında istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artırmışlardır. Asistanlar, vaka analiz son testindeki tüm doğru tahminlerinin sayısını %18 oranında arttırmışlardır. Bilgi testi kesme puanına göre ≥77 alan grubun, belirgin ve istatistiksel olarak anlamlı farkla vaka analiz testi kesme puanına göre ≥54 aldığı saptanmıştır. Çalışma, teknik olmayan bir beceri olan tanısal güvenlik odaklı eleştirel düşünme becerisinin edindirilmesinde, geliştirilmesinde, değerlendirilmesinde ve takibinde değerli olabilecek eğitim aracı ve kaynaklar sunmuştur. Geliştirilmiş olan eğitim program tüm mezuniyet sonrası tıp öğrencilerinin, mezuniyet öncesi tıp eğitiminin ve diğer sağlık meslek grupları öğrencilerinin çekirdek eğitim programlarının ya da genişletilmiş eğitim programlarının parçası olma potansiyeline sahiptir.