Hacettepe University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Hacettepe University

2,232

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Arabulucunun özel hukuktan doğan sorumluluğu

Bu çalışmanın amacı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile getirilen arabuluculuk süreci bakımından arabulucunun sorumluluğunun incelenmesidir. Arabulucunun sorumluluğunun belirlenmesi için tarafların arasındaki hukuki ilişkiler ele alınmıştır. Bu çerçevede, dava şartı arabuluculuk bakımından kanundan doğan, ihtiyari arabuluculuk bakımından ise tarafların aralarındaki uyuşmazlığı arabuluculuk yöntemiyle çözmeye karar vermeleri sonucunda ortaya çıkan arabuluculuk sözleşmesinin bir adi ortaklık türü teşkil eder. Buradan hareketle, tarafların arabuluculuk sürecini planlayıp yürütmesi ve yönetmesi için arabulucunun yetkilendirilmesi amacıyla yaptıkları arabulucu sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu m. 630/1 uyarınca vekalet sözleşmesinin bir türünü oluşturur. Bu çalışmada arabulucunun arabulucu sözleşmesinin ihlali veya ifa etmemesi sonucu doğan sorumluluğunun yanında vekaletsiz işgörme, sebepsiz zenginleşme ve haksız fiilden doğan sorumluluğu İsviçre ve Alman öğreti ve uygulaması dikkate alınarak Türk hukuku bakımından irdelenmiştir. Ayrıca, arabulucunun arabulucu sözleşmesinden doğan sorumluluğu ile diğer sorumluluk halleri arasında sorumluluk taleplerinin yarışması da incelenmek suretiyle arabulucunun sorumluluğunun uygulama alanı ortaya konmaya çalışılmıştır.

Medeni hukuk
Ali Akın Metiner
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Quentin Tarantino filmlerindeki erkeklik ve şiddet temsillerinin Türkiye'deki izleyiciler tarafından alımlanması

Bu çalışmada Hollywood sinemasının dünya çapında popüler yönetmenlerinden Quentin Tarantino'nun filmlerinde yer alan erkeklik ve şiddet temsillerinin Türkiye'deki izleyiciler tarafından nasıl okunup yorumlandığı incelenmektedir. Filmler ve izleyiciler arasındaki ilişkiyi anlayabilmek, filmlerin izleyicilerde bıraktığı izleri takip edebilmek üzere izleyicilerin anlam dünyalarına ve deneyimlerine başvurmak gerekir. Bu çerçevede izleme (ve hatta yeniden izleme) ediminin gerçekleştiği tarihsel ve toplumsal koşulları göz önünde bulundurmak ve izleyicilerin deneyimlerini ve düşüncelerini aktarırken içinden konuştukları söylemleri ve tarihsel bağlamı anlamak hayati önem taşımaktadır. Dolayısıyla bu tezde izleyicilerin okuma ve anlamlandırma pratikleri ile dolaşımdaki tarihsel, toplumsal, kültürel ve politik söylemler arasındaki ilişkiyi anlayabilmek amacıyla Janet Staiger'ın tarihsel materyalist yaklaşımından ve izleyici araştırmalarında etnografik yaklaşımlardan yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen veri analiz edilirken, izleyicilerin Tarantino filmlerini nasıl alımladıkları üç başlık altında ele alınmaktadır. Bunlardan ilk ikisinde izleyicilerin filmleri yorumlama biçimlerini çerçevelemekte olduğu bulgulanan auteur'lük söylemi ve adeta bir tür (genre) gibi işleyen "erkek filmi" kategorisi tartışmaya açılmaktadır. Son bölümde ise izleyicilerin filmlerle nasıl ilişkilendikleri ve toplumsal cinsiyet rollerine ve şiddete ilişkin anlatısal ve görsel unsurları nasıl yorumladıkları mevcut tarihsel ve toplumsal bağlam çerçevesinde incelenmektedir. Sonuç olarak kültürel, tarihsel ve toplumsal bağlamın katılımcıların düşüncelerini ve yorumlarını güçlü biçimde etkilediği görülmektedir. Çalışmada ulaşılan önemli sonuçlardan birine göre Türkiye'deki mevcut politik iklim izleyicilerin gündelik yaşamlarında eksikliğini hissettikleri adalet duygusunu filmlerde aramasına neden olmakta ve anlatıda 'adaletin yerini bulması' onlarda haz uyandırarak katarsis yaratmaktadır.

Ezgi Bugey
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de uzun süreli bakım hizmetlerinin paydaşlar açısından değerlendirilmesi

Yaşlı nüfusun artması, kronik hastalıkların öncelikli sağlık sorunu haline gelmesi gibi nedenlerle toplumların uzun süreli bakım (USB) ihtiyacı artmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de USB hizmetlerinde yaşanan sorunların ve çözüm önerilerinin farklı paydaşların (yöneticiler, hizmet sunan ve alanlar) bakış açısıyla ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada nitel ve nicel araştırma yaklaşımları kullanılmıştır. Çalışmanın birinci aşaması olan nitel araştırma kısmında USB alanında yönetici ve uzman olan 20 katılımcının Türkiye'de USB hizmetlerine ilişkin görüşleri derinlemesine görüşme tekniğiyle araştırılmıştır. Çalışmanın ikinci aşaması olan nicel araştırma kısmında ise birinci aşamadan elde edilen bulgulara dayalı olarak geliştirilen anket formu USB çalışanlarına (n=310) ve hizmet alanlara (n=126) uygulanmıştır. Çalışanlar ile hizmet alanların USB alanındaki sorunlara ilişkin görüşleri karşılaştırıldığında; kurumsal bakım hizmetlerinin yeterliliği, hizmete erişim, hizmetin sürdürülebilirliği ve birincil bakım verenler, hizmet alanların kararlara katılımı/memnuniyet boyutlarında anlamlı farklılıklar olduğu (p<0,05) tespit edilmiştir. Çalışanlarla hizmet alanların USB alanındaki sorunların çözümüne ilişkin görüşleri karşılaştırıldığında; kurumsal bakım hizmetlerinin yeterliliği, hizmete erişim, uzmanlaşmış bakım hizmetleri, hizmetin sürdürülebilirliği ve birincil bakım verenler, hizmet alanların kararlara katılımı/memnuniyet boyutlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırma sonuçlarının USB alanında alınacak politik kararları ve USB hizmeti sunan kurum yöneticilerin yönetsel kararlarını desteklemekte önemli veri ve bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir.

Duygu Kırgın Toprak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İdari yargı kararları bağlamında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması

TAHANCI, Fatih. İdari Yargı Kararları Bağlamında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2024. Devlet, bireylerin adalet ve güvenlik kaygıları sonucunda insanoğlunun ihtiyaçları ile ortaya çıkmıştır. Devlet adını verdiğimiz bu yapının içerisinde insanlar birtakım ilke ve kurallar çerçevesinde istihdam edilmektedir. Güvenlik ve adalet ihtiyacı ile ortaya çıkan bu yapının içerisinde görev alacak olan kişilerin istihdam edilmeleri sürecinin de titizlikle yürütülmesi gerekmektedir. Modern devletin günümüzdeki halinin vücut bulmasıyla birlikte kişilerin göreve atanma sürecinde son halka niteliğinde bulunan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması müessesesi ortaya çıkmıştır. Geçmişten günümüze Türk idare hukuku incelendiğinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının geçmişinin Yıldız jurnallerine kadar uzandığı görülmektedir. 1994 yılına dek kanuni dayanağı bulunmayan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreci yönetmelikler çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. 1994 yılında çıkartılan 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile kanuni zemin oluşturulmuştur. Ancak 2020 yılına gelindiğinde Anayasa Mahkemesi'nin hem 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hem de 4045 sayılı kanun nezdinde ortaya koyduğu iptal kararları neticesinde kanun koyucu müstakil bir kanun yapmak zorunda kalmıştır. 2021 yılında 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun yasalaşmasıyla kamu personel rejiminde yeni bir düzen ortaya konmuştur. 2022 yılında da Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik yürürlüğe girmiştir. 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu öncesinde müstakil bir kanun bulunmamaktaydı. Böyle bir kanun bulunmadığı için uygulamadaki birçok boşluk yargı kararları ile doldurulmaya çalışılmıştır. İdare hukuku ile ceza hukuku alanındaki yeni uygulamalar, kanun değişiklikleri ve öğretideki farklılıklar süreç içerisinde yargı kararlarına da yansımış benzer konularda farklı kararların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada Türk idare hukuku içerisinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının tarihsel gelişimi üzerinde durulmuş sonra sırasıyla temel kavramlar güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak kişiler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak yetkili kişi ve kurumlar, görev ve yetkilileri, izlenecek süreç yeni kanun ve yönetmelik çerçevesinde anlatılmıştır. Son bölümde ise güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması alanındaki temel tartışma konuları idari yargı kararları bağlamında anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Güvenlik Soruşturması, Arşiv Araştırması, Kamu Personeli, Devlet Memuru, Kişi Güvenlik Belgesi

Kamu hukukuİdare hukuku
Fatih Tahancı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişisel değerler ile öz liderlik ilişkisinde kuşak farklılıklarının düzenleyici etkisi

Çalışmanın başlıca amacı, kişisel değerlerin öz liderlik üzerindeki etkisini ve farklı kuşakların bu etkileşimdeki rolünü incelemektedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öz liderlik, kişisel değerler ve kuşak kavramlarına ilişkin teorik çerçeve; ikinci bölümde ise araştırma yöntemi anlatılmıştır. Araştırma, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinde görev yapan subay ve astsubaylardan oluşan 376 kişiden anket yöntemiyle elde edilen verilerle, SPSS 26 ve Smart PLS 4 programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yapısal eşitlik modeli ve düzenleyici etki analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular kişisel değerlerin öz liderliğe etkisi ile Y kuşağının kişisel değerler ile öz liderlik ilişkisindeki düzenleyici etkisini desteklemiş, X kuşağının düzenleyici etkisini desteklememiştir.

Deniz Kuş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Lale Devri'nde Anadolu halkı: Sorunlar, şikâyetler ve çözümler

Osmanlı tarihi çalışmalarında 1718 tarihinde Pasarofça Antlaşması ile başlayan ve 1730'da Patrona Halil isyanıyla son bulan döneme Lale Devri ismi verilmiştir. Şüphesiz bu dönemde, Avrupa ile münasebetlerin geliştirilmesi veyahut Avrupa'yı tanıma/anlama hususunda elçilerin tayini, ilk matbaanın kurulması, sınırlı da olsa askerî alanda yenileşme, ilim, fikir, sanat ve mimarî alanda bir takım gelişmeler yaşandı. Ancak bu gelişmeler devletin taşra toplumuna yansımadı. Üstelik imparatorluk batıdaki kayıpları telafi etmek için 1723 yılında doğuda İran ile savaşa girdi. Ancak bu, savaşın maddî külfetinin halkın üstüne binmesi demekti. Bununla birlikte Osmanlı Devleti savaşın ilk yıllarında bir takım başarılar elde etmiş olsa da 1727'den itibaren savaş aleyhine döndü. İstanbul'da hükümetten rahatsız olan muhalif çevreler halkın ağır vergiler altında ezildiğini ileri sürerek hükümeti lüks ve eğlence ile meşgul olmakla suçlayıp Patrona Halil adındaki yeniçeri önderliğinde Eylül 1730 yılında başlayacak olan isyana zemin hazırladılar. İsyanın sonunda sadrazam idam edilirken Sultan III. Ahmet de tahttan feragat etmek zorunda kaldı. İmparatorluk merkezinde yaşanan bütün bu olaylar şüphesiz Anadolu'ya da yansıdı. Özellikle bu dönemde yaşanan Osmanlı-İran Savaşı Anadolu'yu doğrudan etkileyen bir faktördü. Bu çalışma, Lale Devri'nde Anadolu'da toplumun sorunlarını, sorunların doğurduğu şikâyetleri ve devletin bu şikâyetler için ürettiği çözüm politikalarını incelemektedir. Böylece devlet-toplum ilişkisi üzerinden merkez-taşra ilişkisi ve toplumun kendi yapısı içerisinde yönetici (adlî-idarî) ile halk ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır.

AnadoluLale Devri
Muhammet Bedreddin Şimşek
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken Tunç Çağı'nda Anadolu kamusal yapıları

Bu çalışmada Anadolu'da Erken Tunç Çağı'na tarihlenen 18 merkezde kamusal yapılar incelenmiştir. Tezin temel amacı, öncelikle, Erken Tunç Çağı'nda Anadolu kamusal yapılarının ortaya çıkışı, yükselişi ve bu yükselişi meydana getiren ana dinamikleri saptamak; Anadolu'da bölgesel, zamansal, nitelik ve nicelik açısından benzerlikleri ya da farklılıklarını belirlemeye çalışmak olarak belirtilebilir. Erken Tunç Çağı'nın erken evrelerinde birkaç merkezde kamusal yapı görülürken Erken Tunç Çağı'nın ikinci yarısından itibaren bu yapıların olduğu yerleşim sayısının arttığı, neredeyse Anadolu'nun hemen her bölgesinde bir ya da birkaç örnekle temsil edildikleri anlaşılmıştır. Bilindiği gibi Erken Tunç Çağı'nın ikinci yarısı pek çok değişim, devinim ve dönüşünüm yaşandığı oldukça dinamik bir dönemdir. Bu dönemde başta maden kaynakları olmak üzere hammaddeye duyulan ihtiyacın giderek çoğalmasıyla toplumsal karmaşıklık artmış; güçlerini artırmak için bu hammadde kaynaklarına erişimi, birikimi ve dağıtımı kontrol eden yerel ve bölgesel yönetici elitler ortaya çıkmıştır. Bu yönetici elitler ile kamusal yapıların yükselişi ilişkili görülmektedir. Yönetici elitlerin statülerini pekiştirmek için uzak mesafeli etkileşimler içinde oldukları anlaşılmış; idari, ritüel, toplanma, şölen, tören gibi pratiklerini kamusal yapılardan yürüttükleri düşünülmüştür. Anadolu kamusal yapılarının özellikle Erken Tunç Çağı'nın ikinci yarısında aktif olan küresel etkileşimler döneminde hem kendi iç dinamikleri hem çevre kültür bölgelerden etkilenmiş melez bir yapı gösterdikleri; bazı merkezlerde mimarinin fikir olarak aktarıldığı ancak yerel özelliklerin de korunmuş olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Erken Tunç Çağı, Anadolu, Kamusal Yapı, Anıtsal Yapı

AnadoluAnıtsal yapılarErken Tunç Çağı
Mürüvvet Gökçe Dede
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir işletme kasabasının tarihi: Değirmisaz'da emek, mekân ve toplumsal ilişkiler

Bu tez, bugün "hayalet kasaba" olarak varlığını sürdüren, adı az bilinen ancak eski sakinleri tarafından özlemle anılan eski işletme kasabası Değirmisaz'ı ele alıyor. İşletme kasabaları sanayileşme döneminde tek bir üretime bağlı olarak gelişen yerleşim yerlerine referans verir. Değirmisaz, devlete bağlı Garp Linyitleri İşletmesi'nin (GLİ) üretim yaptığı 1938-1966 yılları arasında büyümüş ve bir işletme kasabası haline gelmiştir. Kasabalarının medeniyetiyle gurur duyan ancak kaybına yas tutan Değirmisazlıların anlatıları bir "toplumsal uyum" tecrübesine işaret etmiştir ve çalışma buradan yola çıkarak ve arşiv kaynakları, sözlü anlatılar ve etnografik verilerden yararlanarak kasabadaki toplumsal ilişkileri oluşturan sermaye, emek ve mekân dinamiklerine odaklanır. Bu doğrultuda, arşiv çalışmasıyla beraber Değirmisaz'da yaşamış 31 kişiyle yarı yapılandırmış görüşmeler yapılmıştır. Kasabadaki sermaye, emek ve mekânın yapılanma biçimleri, Değirmisaz'da tecrübe edilen "toplumsal uyum"un işgücü hiyerarşilerine ve emeğin mekânsal organizasyonuna dayanan içerme-dışlama ilişkisinden kaynaklandığını gösterir. Bu ilişki, ulus-devlet ve aile üzerinden makbul vatandaşlar ve işçiler yaratmaya çabalayan, karşılığında da işçilere güvence ve orta sınıflaşma vaadi sunan Fordist sanayileşme sürecinin sonucudur. Ancak söz konusu uyum, paternalist uygulamalara ve barınma, eğitim ve eğlence gibi kaynakların eşitsiz dağıtımına dayandığı için koşullu ve dışlayıcıydı. Paternalizm kasabaya yerleşen ailelere bir topluluk ve güvence hissi sağlarken, işletmeye bağımlılığı ve hiyerarşik toplumsal ilişkileri de pekiştirmiştir. Öte yandan, kasabanın küçük mekânsal boyutuna rağmen göç alması, işletmenin kontrol etmediği alanlarda yüz yüze, kişisel ve pozitif "yabancılık" ilişkilerinin kurulmasına sebep olmuştur. İşletmenin güvencesinde, ancak onun denetimi dışında gerçekleşen bu toplumsallık, ailesini köyde bırakmış "bekâr işçiler"den ziyade kasabada yaşayan aileleri kapsadığı için, kasabanın "toplumsal uyum" hafızasını aktaran da bugünün Post-Fordist duygulanım özneleri, yani bu çalışmanın katılımcıları olmuştur. Anahtar Sözcükler: Değirmisaz, GLİ, işletme kasabası, paternalizm, Post-Fordist duygulanım,

Endüstriyel paternalizmFordist üretimGarp Linyitleri İşletmesi+1
Biray Anıl Birer Yanık
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Coğrafi tabanlı denetim teknikleri: Türkiye'de kamu dış denetiminde bir Cbs uygulaması

Coğrafi bilgi sistemleri, teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşme ile daha fazla kullanım alanı bulmuştur. Sınırlı süre içinde doğru ve güvenilir sonuçlar elde etmenin önem arz ettiği denetim sektörü, coğrafi bilgi sistemlerinin kullanım alanlarından biridir. Coğrafi bilgi sistemlerinin denetim sektöründe kullanılmaya başlanması 1990'lı yıllara dayanmaktadır. Coğrafi bilgi sistemlerinin denetimin planlama ve uygulama aşamasında kullanılması, taşınmaz denetimlerine ilişkin örnekleme yapılmasına imkân sağlayarak denetimin işgücü ve zaman maliyetleri ile fiziki olarak tüm taşınmazların yerinde denetlenmesi gereksinimini azaltacaktır. Bu tez, denetimin teknoloji ile gelişimini, coğrafi bilgi sistemlerinin denetimde kullanılmasının denetim süreçlerine etkisini mevcut literatür aracılığı ile analiz etmektedir. Bu çalışmada, yüksek denetim kurumlarının coğrafi bilgi sistemlerini kullandığı alanlar ve denetim teknikleri ile çalışmada geliştirilen denetim modeli uygulamasının sağladığı faydalar ortaya konulmaktadır.

Dış denetimMali denetim
Umutcan Metin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerin dijital eşitsizlik deneyimleri: Ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet bağlamında nitel bir analiz

Dijitalleşme sürecinde yaşanan toplumsal değişimler, teknolojik ürünlerin kullanımı bağlamında yaş ayrımcılığının derinleşmesine neden olmuştur. Literatürde bu durum, dijital eşitsizlik olarak tanımlanmıştır. Bu araştırma ikinci düzey dijital eşitsizlik olarak tanımlanan kullanım eşitsizliğine odaklanmaktadır. Bu araştırmada yaşlı bireylerin dijital eşitsizlik deneyimleri, ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet perspektifinden ele alınmıştır. Yaşlı bireylerin dijital eşitsizlik ve ayrımcılık deneyimleri açığa çıkarılarak, bu sorunlara ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet perspektifinden çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Araştırmanın öznelerini yalnız yaşayan 60 yaş üstü yaşlı bireyler oluşturmaktadır. Nitel araştırma deseniyle tasarlanan bu çalışmada öznelere, amaçlı örnekleme yöntemiyle ulaşılmıştır. Bu kapsamda veriler, Ankara'da ikamet eden 20 özneyle, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler MAXQDA 2020 programıyla tematik olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları; "Yaşlanmanın Teknolojiyle İlişkisine Yönelik Düşünceler", "Dijital Eşitsizlik ve Ayrımcılık Deneyimleri" ve "Dijital Becerilerin Geliştirilmesiyle İlgili Düşünceler" başlıklı temalarla sunulmuştur. Bulgular referans alınarak dijital eşitsizlik deneyimlerinin; ayrımcılık içeren olumsuz söylemlere maruz kalma, unutkanlık, tehlikeli durumlarla karşılaşma ve zarar görme korkusu, yetiştirilme tarzı ve güvenlik gereksinimi gibi kategoriler çerçevesinde şekillendiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca dijital becerilerin geliştirilmesi ve yapabilirliklerle ilgili düşüncelerin olumlu yönde olduğu, yaşlı bireylerin dijital okuryazarlık eğitimleri konusunda istekli oldukları görülmüştür. Araştırma sonucunda, farklı gereksinimleri karşılayacak şekilde ve dijital uçurumun kapanması amacıyla tasarlanan eğitsel faaliyetler yoluyla, yaşlı bireylerin sosyalizasyonlarının sürdürülmesine ve demokratik katılımın sağlanmasına yardımcı olacak öneriler geliştirilmiştir.

Beyza Kaptan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00