
2,628
Archived Theses
55
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Okul sporlarına katılan ve katılmayan ortaöğretim öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi (Isparta ili örneği)
Yapılan bu çalışmanın hedef kazanımı; okul sporları faaliyetlerine katılımın ortaöğretim öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleri üzerindeki etkilerine farklı değişkenler açısından (düzenli spor yapma, sportif müsabakalara katılma, derse yönelik yeterlilik, soğuk havada spor yapma, spor malzemesi kullanımı) bakılarak sonuçlarının karşılaştırmasını yapmaktır. Bu araştırma tarama modelli betimsel bir çalışmadır. Çalışmanın evreni Isparta ili Şarkikaraağaç ilçesinde okuyan ortaöğretim öğrencileri, örneklem grubu ise beş farklı ortaöğretim kurumunda okuyan ve okul sporları faaliyetlerine katılan ve katılmayan 300 (137 erkek 163 kadın) öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için Riggio (1989) tarafından geliştirilen ve Yüksel (1997) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan sosyal beceri envanteri öğrenci grubuna uygulanmıştır. Bununla beraber, çalışmaya katılan öğrencilerin demografik bilgilerine ulaşmak gayesiyle araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilks testi kullanılarak incelenmiş ve yapılan analiz sonucunda alt boyut ve toplam ölçek puanına ilişkin verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir (p<0,05). Bu nedenle non-parametrik analiz yöntemleri tercih edilmiştir. Yapılan analizlerde anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak gerek yapılan literatür taraması gerekse de istatistiksel analiz sonucunda okul sporları ve sosyalleşme üzerine yapılan çalışmalar ile araştırmalar ışığında, okul sporlarının ortaöğretim öğrencileri üzerinde önemli bir etken olduğu saptanmıştır.
12-14 yaş fazla kilolu ve obez bireylerde uygulanan tabata egzersiz protokolünün fiziksel ve fizyolojik bazı özelliklere etkisi
Bu çalışma, fazla kilolu ve obez çocuklarda Tabata protokolüne göre uygulanan egzersizlerin fiziksel ve fizyolojik etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya gönüllü katılım sağlayan 12-14 yaş aralığındaki toplam 24 (Erkek=12, Kadın=12) katılımcı deney grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12) olarak gruplarda erkek ve kadın sayıları eşit olacak şekilde yansız atama yöntemi kullanılarak iki gruba ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan katılımcılara 8 hafta süre ile haftada 3 gün Tabata protokolüne göre hazırlanmış egzersiz programı uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan katılımcılar ile herhangi bir antrenman yapılmamıştır. Deney ve kontrol gurubunda yer alan katılımcıların boy, vücut ağırlığı, VKİ, vücut yağ oranı, istirahat kalp atım sayısı ve VO2Max ölçümlerinin ön test ve son test uygulama verileri alınmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Denek sayısının az olması sebebi ile verilerin istatistiksel analizlerinde Non-Parametrik testler kullanılmıştır. Grup içi farklılıkların tespit edilebilmesi için Wilcoxon İşaretlenmiş Mertebeler Testi, gruplar arası farklılıkların tespit edilebilmesi için Kruskal Wallis-H ve Mann Whitney-U testleri uygulanmıştır. İstatistiksel işlemlerde değişkenler arası farklılıkların tespitinde 0,05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Tabata protokolüne göre uygulanan 8 haftalık egzersizin deney grubunda vücut ağırlığı, VKİ, vücut yağ oranı ve istirahat kalp atım sayısını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde düşürdüğü, VO2Max skorlarını istatistiksel olarak anlamlı derecede yükselttiği tespit edilmiştir (p<0,05). 8 haftalık sürede kontrol grubunun vücut ağırlığı ve vücut yağ oranlarında anlamlı derecede yükseliş tespit edilmiştir (p<0,05). Deney grubu ve kontrol grubu ön test – son test verileri arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak fazla kilolu ve obez çocuklarda 8 hafta süre ile uygulanan Tabata protokolüne göre hazırlanmış egzersizlerin vücut ağırlığı, VKİ, vücut yağ oranı ve istirahat kalp atım sayısını düşürerek bireylerin sağlık durumlarını olumlu olarak etkileyebileceği ve VO2Max skorlarını arttırarak aerobik dayanıklılığı da olumlu olarak etkileyebileceği söylenebilir.
Yerel yönetimlerin sağladığı spor hizmetlerinden yararlanan bireylerin algıladıkları hizmet kalitesinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)
Araştırmanın temel amacı; Yerel yönetimlerin sağladıkları spor hizmetlerinden yararlanan bireylerin algıladıkları hizmet kalitesinin incelenmesidir. Katılımcıların belediyelerin spor hizmetlerine ait görüşlerini ortaya koyma amacıyla ilişkisel tarama modeline göre yapılan araştırmanın evrenini Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçe belediyesine ait spor tesislerini kullanan bireyler oluştururken örneklem grubunu ise aynı evren içerisinden seçilmiş 18-55 yaş aralığında olan 379 kadın, 523 erkek olmakla beraber toplam 902 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel bilgi formu ve Çoban (2002) tarafından geliştirilmiş toplam 26 sorudan oluşan "spor hizmetleri konusunda halkın belediyelerden beklentileri" anket formundan yararlanarak 7 adet 5'li likert tipinde, 5 adet kapalı uçlu olmak üzere toplam 12 sorudan oluşturulan ''Spor Hizmetlerinden Yararlanan Bireylerin Algıladıkları Hizmet Kalitesi Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesi'' anketi kullanılmıştır. Ayrıca; verilerin betimlenmesine ilişkin frekans analizi, tanımlayıcı istatistik analizi ve kategorik değişken düzeylerine giren bireylerin ya da nesnelerin anlamlı farklılık gösterip göstermediğini bulmak içinde ki kare testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların; Spor Hizmetlerinden Yararlanan Bireylerin Algıladıkları Hizmet Kalitesi Memnuniyet Düzeyleri ve Spor Hizmetlerinden Yararlanan Halkın Belediyelerin Spor Hizmetlerine İlişkin Görüşleri açısından Cinsiyet değişkeni, Eğitim durumu değişkeni ve Spor yapma sıklığı değişkenine göre anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler; Spor, Yerel Yönetimler, Belediye, Hizmet.
Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan bu araştırmada beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 53 kadın ve 97 erkek olmak üzere toplam 150 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu ile "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve "Örgütsel Sinizm Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 programında frekans analizi, tanımlayıcı istatistik, bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi, pearson moment korelasyon analizi ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının cinsiyet, haftalık egzersiz yapma sıklığı, okul yöneticilerinin ve diğer branş öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersini yararlı bulma durumu, okullarda yönetici pozisyonunda bulunma ve medeni durum değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05), buna karşılık öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının eğitim düzeyi, yaş grubu ve okul tipi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel sinizm düzeylerinin eğitim düzeyi, yönetici ve diğer branş öğretmenlerinin beden eğitimi dersini yararlı bulmaları değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05), buna karşılık öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeylerinin cinsiyet, yaş grubu, haftalık egzersiz yapma sıklığı, okullarda yönetici pozisyonunda olma durumu, okul tipi (tam ya da yarım gün) ve medeni durum değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Bunun yanında beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının yüksek olmasının örgütsel sinizm düzeyini azalttığı söylenebilir.
İlkokul öğrencilerinde sosyo ekonomik faktörlerin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesi (Bir özel okul örneği)
Bu araştırma ilkokul öğrencilerinde sosyo-ekonomik faktörlerin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Özel bir ilkokulda öğrenim gören 44 kız öğrenci ve 39 erkek öğrenci olmak üzere toplam 83 öğrenci araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini değerlendirmek için Eurofit Test Bataryası kullanılmıştır. Eurofit test bataryası kapsamında; öğrencilerin vücut ağırlığı ve boy uzunluğu değerleri ölçülmüştür. Motorik performansların belirlenmesinde ise, flamingo denge, diske dokunma, otur-uzan, durarak uzun atlama, mekik, bükülü kol asılma ve 5x10 metre mekik testleri kullanılmıştır. Demografik özelliklerin belirlenmesinde araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığı basıklık ve çarpıklık değerleri ile kontrol edilmiştir. İstatistiksel analiz boyutunda; betimsel analiz (ortalama, standart sapma, medyan, min-maks değer, oran, frekans), bağımsız örneklemler t testi (Independent Samples t test), tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca, Scheffe ve LSD post hoc analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgularda; anne eğitim düzeyinin öğrencinin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği tespit edilmiştir (p>0,05). Baba eğitim düzeyinin sadece flamingo denge testi puanlarında anlamlı bir fark oluşturduğu belirlenmiştir (p<0,05). Anne mesleğine göre öğrencilerin boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve mekik testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Baba mesleğine göre ise öğrencilerin sadece durarak uzun atlama testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Ailede bulunan kişi sayısı ve ailede lisanslı olarak spor yapan olması öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerinde anlamlı bir farklılık oluşturmamaktadır (p>0,05). Ailelerinin aylık ortalama gelirleri ile otur-uzan testi puanları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (r=0.30; p<0,05). Öğrencilerin sporcu lisansına sahip olması açısından, boy uzunluğu, durarak uzun atlama testi, mekik testi, bükülü kol asılma testi, 5x10 metre mekik koşusu testi puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Öğrencilerin geleneksel çocuk oyunlarına katılma açısından boy uzunluğu, vücut ağırlığı, durarak uzun atlama testi, mekik testi, bükülü kol asılma testi, 5x10 metre mekik koşusu testi bulgularında anlamlı fark tespit edilmiştir (p>0,05) Sonuç olarak, anne eğitim düzeyinin öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği, baba eğitim düzeyinin ise öğrencilerin sadece denge düzeylerinde etkili olduğu, anne mesleğinin öğrencilerin boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kor kuvveti dayanıklılığında, baba mesleğinin ise patlayıcı gücü temsil eden durarak uzun atlama değerlerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Ailede bulunan kişi sayısının ve ailede lisanlı olarak spor yapan bireyin olması öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini etkilemediği belirlenmiştir. Ailenin aylık ortalama gelirindeki artış ile beraber öğrencilerin esneklik düzeylerinin zayıf düzeyde olsa azaldığı belirlenmiştir. Öğrencinin sporcu lisansına sahip olmasının boy uzunluğu, patlayıcı kuvvet, kor kuvveti dayanıklılığı, üst ekstremite kuvveti dayanıklılığı, çevikliği ve yine öğrencilerin geleneksel çocuk oyunlarına katılmasının boy uzunluğu, vücut ağırlığı, patlayıcı kuvvet, kor kuvveti dayanıklılığı, üst ekstremite kuvveti dayanıklılığı ve çevikliği olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Fiziksel uygunluk, ilkokul öğrencileri, sosyo-ekonomik düzey.
Okçuluk sporcularının sporda imgeleme becerilerinin hedef yönelimi düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okçuluk sporu ile ilgilenen sporcuların imgeleme becerileri ve hedef yönelimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma grubu; araştırma grubunu 2019-2020 yılları arasında Türkiye okçuluk federasyonuna bağlı 116 erkek ve 135 kadın olmak üzere 251 gönüllü sporcudan oluşmaktadır. Araştırma örnekleminin belirlenmesi için tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. İlişkisel tarama yöntemi ile yapılan araştırmada veri toplama aracı olarak Sporda İmgeleme Envanteri ve Sporda Hedef (Görev ve Ego) Yönelimi Envanteri kullanılmıştır. Verilerin çözüm ve yorumlamasında önce araştırma bulgularına kolmogorov smirnov testi ve Shapiro-Wilk testi ve ayrıca Skewness ve Kurtosis değerlerine göre normallik dağılımları yapılmış ve p<0.05 ten küçük olduğu için ve standart sapma değerlerinin (standart eror) -1,961,96 arasında olmadığı için verilerin normal dağılmadığını söyleyebiliriz. Buna göre ilişkisiz ölçümler için mann whitney u testi ve kruskal wallis h testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi için de spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda; okçuluk sporu ile ilgilenen sporcuların imgeleme becerilerinin hedef yönelimine etkisinin olduğu, okçuların imgeleme becerileri ile hedef yönelimi arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde fark olduğu bulunmuştur. Bu farklılık sonucunda imgeleme alt boyutlarından motivasyonel ve bilişsel özel boyut arttıkça hedef yönelimi alt boyutlarından görev ve ego yöneliminin arttığı söylenebilir. Sonuç olarak belirlenen değişkenler ile imgeleme alt boyutlarındaki farkın hedef yönelimine etkisi olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: okçuluk, imgeleme, hedef yönelimi
Aktif spor yapan sporcuların pandemi sürecinde covid-19 salgınına karşı yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)
Araştırmanın amacı; aktif spor yapan sporcuların Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyleri ile spora özgü başarı motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenin Tekirdağ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde bulunan, bireysel ve takım sporları yapan sporcular oluştururken örneklem grubunu ise 119'u kadın 67'si erkek toplamda 186 sporcu oluşturmaktadır. Çalışmamızda bilimsel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı kişisel bilgi formu, Demir ve ark. (2020) tarafından geliştiren ''Covid-19 kaygı ölçeği'' ve Tiryaki ve Gödelek (1997) tarafından geliştirilen ''Spora özgü başarı ve motivasyon ölçeği'' kullanılmıştır. Çalışma için elde ettiğimiz verileri analiz etmek için SPSS 18 sürüm yazılımı kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarının normalliğini kontrol etmek amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey çoklu karşılaştırma ve Tamhane's T2 testleri yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki 'Pearson Çarpım Moment Korelasyon' kullanılarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek kaygıya sahip oldukları tespit edilmiş, bireysel spor yapan sporcuların takım sporu yapan sporculara göre daha yüksek başarı motivasyonuna sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca sporcuların yeni tip Covid-19 salgınına yakalanma kaygı düzeyi ile spora özgü başarı motivasyonu düzeyleri arasında orta derece pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sporcu,Kaygı,Başarı,Motivasyon,Covid-19,Pandemi
Türkiye'de engelli bireylerin spor politikalarındaki yeri
Dünya Engellilik Raporu'na göre dünya nüfusunun %15'inin engellilik yaşadığı tahmin edilmektedir. Türkiye'de ise engelli nüfusuna dair kesin bir veri bulunmamaktadır. Sayısal verilerin kesin olmamasına rağmen Türkiye Engelliler Konfederasyonu ülkemizde bulunan engelli sayısının nüfusa oranla %10'dan daha az olmadığı tahmininde bulunmuştur. Engelli bireylerin rehabilitasyonu fiziksel, psikolojik ve toplumsal açıdan incelendiğinde yapılan pek çok araştırma sporun olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Bu sebeple engelli bireylerin spor aracılığıyla topluma katılımları ve toplumla bütünleşmelerinin sağlanması, spor politikalarının sosyal ve kuşatıcı amaçlarına da katkı sunmaktadır. "Türkiye'de Engelli Bireylerin Spor Politikalarındaki Yeri" başlıklı bu çalışmada; spor politikaları kapsamında "herkes için spor" hedefinin, engelli bireyler için oluşturulan spor hedefleri ile uyumlu olup olmadığı ve bu uyumun nasıl tasarlandığı araştırılarak ortaya konulacaktır. Bu çerçevede spor politikalarına kaynaklık eden ilgili mevzuat ve temel stratejik belgeler üzerinde incelemeler yapılmış ve konuya ilişkin tartışmalara yer verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda; engelli bireylere yönelik spor politikaları oluşturulurken sosyal, ekonomik ve kültürel hedeflerin yaşama geçirilmesinde yaşanan aksaklıklara ve sorun alanlarına ilişkin, hedefe uygun somutlaştırılmış çözüm önerilerine ve işlevsel mekanizmalara ihtiyaç duyulduğu ifade edilebilir.
Sporcuların psikolojik beceri ile zihinsel antrenman düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çalışmanın amacı, sporcuların zihinsel antrenman ve psikolojik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çeşitli demografik özelliklere göre karşılaştırılmasıdır. Tarama modeline göre yapılan çalışmanın araştırma grubunu Tekirdağ ilinde çeşitli spor branşlarında faaliyet gösteren 541'i erkek (%66,6) 271'i kadın (%33,4) olmak üzere toplam 812 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu ile "Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri" ve "Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin karşılaştırmasında Independent T testi ve One Way Anova Testi, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon testleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında sporcuların zihinsel antrenman ve psikolojik beceri düzeyleri ile cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, aile aylık gelir, spor branşı, spor türü, temas durumu, lisans durumu, lisans yılı, millilik durumu ve haftalık antrenman sayısı değişkenleri arasında anlamlı farklılık olduğu, sporcuların zihinsel antrenman ile psikolojik beceri düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ve psikolojik beceri sporcuların zihinsel antrenman düzeyleri üzerindeki değişimin yaklaşık %32,5'ini açıkladığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları incelendiğinde cinsiyetin, yaşın, eğitim düzeyinin, aile aylık gelirinin, spor branşının, spor türünün, temas durumunun, lisans durumunun, lisans yılının, millilik durumunun ve haftalık antrenman sayısının sporcuların psikolojik beceri ve zihinsel antrenman düzeylerini belirleyicileri arasında yer aldığı ve psikolojik beceri düzeylerinin artması durumda zihinsel antrenman düzeylerinin de artacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Spor, Spor Psikolojisi, Zihinsel antrenman, Psikolojik beceri
Sporcularda duygusal zekâ ile motivasyon arasındaki ilişkininincelenmesi
Bu araştırmada Tekirdağ Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı aktif lisanslı öğrencilerinin çeşitli değişkenlere göre duygusal zekaları ve spora katılım motivasyonlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu, Tekirdağ Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı aktif lisanslı öğrencilerden 148 (%49.3)'i kadın ve 152 (%50.7)'si erkek olmak üzere toplam 300 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Sporda Duygusal Zeka Envanteri ve Spora Güdülenme Ölçeği II kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini tespit etmek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Ölçek verilerinin karşılaştırılmasında ikili gruplar için Independent Samples T Test, üç ve daha fazla gruplar için One Way Anova testi uygulanmıştır. One Way Anova testi sonucunda anlamlı farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc testlerinden Tukey yapılmıştır. Ayrıca katılımcıların duygusal zeka ve motivasyonları arasındaki ilişkinin saptanması için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada ortaya çıkan bulgulara göre cinsiyet, yaş, eğitim durumu, okul türü, lisans yılı, milli olma durumu ve anne baba tutumu değişkenleri arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Bunula birlikte duygusal zeka ve motivasyon arasında ki ilişkide anlamlı fark tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde bu değişkenlerin duygusal zeka düzeyleri ve motivasyonların da belirleyici bir rol aldığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: duygusal zeka, egzersiz, motivasyon
Egzersiz yapan bireylerin kendini fiziksel tanımlama ile öz-güven değerlerinin incelenmesi
Araştırma ile egzersiz yapan bireylerin cinsiyet, eğitim durumu, egzersiz türü ve egzersiz yapma nedenleri gibi parametreler ile kendini fiziksel tanımlama ve özgüven değerlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tekirdağ ilinde düzenli egzersiz yapan kişiler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem sayısı 112 kadın ve 90 erkek olmak üzere 202 kişiden oluşmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında araştırma örnekleminin 20-50 yaş aralığında, haftada en az 3 gün ve üzeri düzenli egzersiz yapan, herhangi bir sağlık problemi olmayan gönüllü katılımcılardan oluşturulmuştur. Katılımcılara sırasıyla araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, "Öz-Güven Ölçeği" ve "Kendini Fiziksel Tanımlama Anketi" (PSDQ) uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırma verileri normal dağılım göstermediğinden ikili karşılaştırmalar Mann-Whitney U, çoklu karşılaştırmalar Kruskal-Wallis testleri ile analiz edilmiştir ve tanımlayıcı istatistik yapılmıştır. Çalışmadaki Öz-güven ölçeğinin Cronbach-Alpha iç tutarlılık katsayısı 0,952, Marsh Kendini Fiziksel Tanımlama ölçeğinin 0,954 olarak bulunmuştur. Araştırmalardan elde edilen bulgularda; kendini fiziksel tanımlama ile cinsiyet, eğitim durumu, egzersiz türü ve egzersiz yapma nedeni değişkenleri arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Öz-güven ile cinsiyet ve egzersiz türü değişkenleri arasında anlamlı farklılık görülürken (p<0,05), eğitim durumu ve egzersiz yapma nedeni değişkenleri arasında bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kendini fiziksel tanımlama ile öz-güven arasındaki korelasyon testi sonuçlarına göre tüm alt boyutlarında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, Kendini Fiziksel Tanımlama, Öz-Güven
Voleybol sporcularında imgeleme ve sportif güven arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı voleybol oynayan sporcularda imgeleme ile sportif güven arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma grubunu; Elit düzeyde voleybol oynayan sporcular oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 3 lig düzeyinden (1. Lig, 2. Lig ve Süper Lig) yaşları 18 ile 35 arasında değişen (23.32±4.16) 157 kadın (21.78±3.54) ve 120 erkek (25.33±4.04) olmak üzere toplam 277 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama amacı ile tüm katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Sporda İmgeleme Envanteri ve Sürekli Sportif Kendine Güven Envanteri uygulanmıştır. Tüm istatistiksel analizler IBM SPSS sürüm 21.0 yazılımı ile yapılmıştır. Sporcuların demografik özelliklerinin belirlenmesi için frekans analizi yapılmıştır. Sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven arasındaki ilişki için korelasyon analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasında karşılaştırma yapmadan önce normallik analizi yapılmıştır. Sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven arasındaki puanlarının cinsiyet, millilik durumu ve spor yaşı değişkenine göre dağılımını incelemek için Independent-Samples T-Testi, sporcuların profesyonel sporculuk yılı, yaş ve lig düzeyi değişkenine göre incelemek için de One-Way ANOVA ile Tukey HSD testi uygulanmıştır. Analizlerde istatistiki anlamlılık düzeyi (p≤0.05) olarak alınmıştır. Analiz bulgularının sonucunda araştırmaya katılan sporcuların sporda imgeleme alt boyutları ile sportif güven puanları arasında yaş, cinsiyet, spor yaşı, millilik durumu, lig düzeyi ve profesyonel sporculuk yılı değişkenleri ile istatistiki olarak pozitif yönlü ilişkiler olduğu saptanmıştır (p<0.05). Anahtar kelimeler: Voleybol, Sportif Güven, İmgeleme
14-16 yaş grubu basketbolcularda COVİD-19 pandemi sürecinde aktif spora devam eden ve devam etmeyen sporcuların bazı performans değerlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, basketbolculara uygulanan hız, çeviklik, çabukluk, denge ve güç çalışmalarının, pandemi döneminde aktif spora devam eden ve devam etmeyen sporculardaki değerlerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışma, haftada 3 gün orta şiddetli basketbol teknik- taktik antrenmanına devam eden 14-16 yaş gurubu lisanslı 18 basketbolcu ile aynı yaş gurubunda lisanslı fakat pandemi sürecinde antrenmanlara ailesinin veya kendisinin tercihi ile ara veren 18 basketbolcu katılmıştır. Sporculara 20 metre sürat, dikey sıçrama, pro agility (çeviklik), flamingo denge testi, şut performans testi, otur uzan testi ve pençe kuvveti testleri uygulanıp elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen verileri analizi etmek için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikten yararlanılan çalışmada katılımcı sayısının az olması sebebi ile verilerin istatistiksel analizlerinde Non-Parametrik testler kullanılmıştır. Gruplar arası farklılıkların tespit edilebilmesi için Kruskal Wallis-H ve Mann Whitney-U testleri uygulanmış; istatistiksel işlemlerde değişkenler arası farklılıkların tespitinde 0,05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre pandemi sürecinde antrenman yapan ve yapmayan grupların tanımlayıcı istatistik tablosu incelendiğinde; her iki grubun yaş aralıklarının birkaç aylık farklar dışında benzer olduğu anlaşılmıştır. Her iki grubun da ortalama ve standart sapma değerlerinin benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Grupların deneyim sürelerine bakıldığı zaman antrenman yapan grubun minimum ve maksimumu deneyimde 2'şer yıl avantajlı oldukları anlaşılmıştır. Antrenman yapan ve yapmayan grupların boy ortalamaları benzerlik gösterirken; vücut ağırlıkları ortalamasında antrenman yapmayan grubun maksimum ağırlığının (6 kg) fazla olduğu belirlenmiştir. 20m koşu sürelerinde antrenman yapan grubun, antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu; yine antrenman yapan grubun çeviklik testi değerlerinin antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu, flamingo testi değerlerinde de antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre daha iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Dikey sıçrama ortalamalarına göre antrenman yapan grubun minimum sıçramada iyi durumdayken; maksimum sıçramada ise antrenman yapmayan grubun iyi durumda olduğu belirlenmiştir. Dikey sıçrama zirve güç hr değerlerinde antrenman yapan grubun, antrenman yapmayan gruba göre iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Otur uzan değerlerinde antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre durumunun iyi olduğu anlaşılmıştır. Pençe değerleri bakımından antrenman yapan grubun antrenman yapmayan gruba göre iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Şut performansı değerlerinde de antrenman yapan minimum değerinin düşük olmasına rağmen antrenman yapmayan gruba bariz bir üstünlük kurduğu anlaşılmaktadır. Çocukların gelişimi açısından düzenli fiziksel aktiviteler, büyük önem taşımaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitelerde yer alan ya da sporcu çocuklarla bu faaliyetlerde yer almayan çocuklar arasında farkların olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Basketbol, pandemi, COVİD-19, sürat, çeviklik, dikey sıçrama.
Ortaokul öğrencilerinde fiziksel aktivite,ekran bağımlılığı ve akran ilişkisi arasındakiilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, fiziksel aktivite, ekran bağımlılığı ve akran ilişkileri arasındaki bağlantılar incelenmiş ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, eşit sayıda kız (n=258; %50) ve erkek (n=258; %50) olmak üzere toplam 516 ortaokul öğrencisi katılmıştır (X̄yaş = 12.34 ± 0.92 ve X̄yaş = 12.38 ± 0.98).Veri toplama sürecinde, "Fiziksel Aktivite Ölçeği", "Ergenler İçin Akran İlişkileri Ölçeği", "Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, normal dağılım varsayımları Kolmogorov-Smirnov testiyle değerlendirilmiş, çarpıklık ve basıklık değerleri dikkate alınarak verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir.Cinsiyet değişkenine bağlı olarak fiziksel aktivite, ekran bağımlılığı ve akran ilişkileri arasındaki farkları belirlemek için Bağımsız Örneklem T-Testi, gelir ve eğitim durumu değişkenleri arasındaki farkları analiz etmek için Tek Yönlü ANOVA kullanılmıştır. Anlamlı farkların kaynağını belirlemek için Post-Hoc Tukey testi, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Ayrıca, ölçeğin ortaokul öğrencileri üzerinde geçerliliğini test etmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizi (CFA) gerçekleştirilmiş ve modelin kabul edilebilir uyum değerlerine sahip olduğu bulunmuştur.Araştırmanın bulgularına göre, cinsiyet, gelir durumu ve ebeveyn eğitim durumu gibi faktörler, fiziksel aktivite puanlarında anlamlı farklılıklar ortaya koymuştur. Çoklu ekran bağımlılığı açısından ise gelir durumu, cinsiyet ve baba eğitim durumu açısından anlamlı bir fark gözlemlenmezken, anne eğitim durumu ile istatistiksel olarak anlamlı ancak küçük bir fark bulunmuştur. Akran ilişkisi puanları açısından cinsiyet ve gelir durumu arasında anlamlı bir fark tespit edilirken, ebeveyn eğitim düzeyi açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Sonuçlar, fiziksel aktivite ile akran ilişkileri arasında zayıf bir pozitif ilişki olduğunu, ancak ekran bağımlılığı ile akran ilişkileri arasında zayıf bir negatif ilişki bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, fiziksel aktivite ve ekran bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Tüm ilişkilerin düşük düzeyde olduğu göz önüne alındığında, değişkenler arasındaki etkileşimin sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çoklu ekran bağımlılığı;Ergenler için Akran İlişkisi; Fiziksel aktivite
Dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimine etkisi: Batman Gençlik Merkezi örneği
Bu çalışmada dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimine etkisinin Batman ilindeki gençlik merkezleri çalışanları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda bir anket formu hazırlanmış olup Batman ilinde bulunan gençlik merkezlerinde çalışan 92 kişi ile online olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Nadem ve ark. (2018) tarafından geliştirilen ve Sağlam (2021) Türkçe uyarlaması yapılan 12 maddelik Dijital Dönüşüm Ölçeği ile ayrıca Beeri ve ark. (2018) tarafından geliştirilen, Demir ve ark. (2020) tarafından da türkçe uyarlaması yapılan 24 maddelik Performans Yönetimi Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri ile anket sorularına verilen cevapların dağılımı frekans analizi ile incelenmiştir. Ölçek ve alt boyutlarının demografik bilgilere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Ölçekler arasındaki ilişkiler ise korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler %95 güven düzeyinde SPSS 20.0 yazılımı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimi üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gençlik Merkezi; Dijital Dönüşüm; Performans Yönetimi; Spor Organizasyonları
Lise öğrencilerine uygulanan dinamik ve statik germelerin fiziksel ve fizyolojik parametreler üzerine etkisinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı lise öğrencileri arasından seçilmiş yaşları 15-16 arasında değişen erkek bireylerden oluşan gruplarda statik ve dinamik germelerin fiziksel ve fizyolojik parametreler üzerinde etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmaya, lisede öğrenim görmekte olan toplam 36 erkek öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılar rastgele olarak üç gruba ayrılmıştır: statik germe grubu (n = 12), dinamik germe grubu (n = 12) ve kontrol grubu (n = 12). Çalışmanın başlangıcında tüm katılımcılara ön test olarak şu değerlendirmeler uygulanmıştır: Otur-Uzan Esneklik Testi, T-Çeviklik (Agility) Testi, Flamingo Denge Testi, Dikey Sıçrama Testi ve 20 Metre Sürat Testi. Ön testlerin ardından deney gruplarındaki katılımcılar, sekiz hafta boyunca haftada iki gün gerçekleştirilen beden eğitimi derslerinde ilgili germe egzersizlerine (statik veya dinamik) dahil edilmiştir. Kontrol grubundaki katılımcılar ise herhangi bir germe protokolüne katılmamış, yalnızca rutin beden eğitimi derslerine devam etmiştir. Sekiz haftalık uygulama süreci sonunda, tüm katılımcılara aynı testler tekrar uygulanarak son test verileri elde edilmiştir. Verilerin istatistiki analizlerinde SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya ait verilerin normal dağılımları Shapiro-Wilk testi ile test edilmiştir. Normal dağılmayan veri setleri için çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edilmiş ve ± 2 içindekilerin normal dağıldığı kabul edilmiştir. Normal dağılım gösteren veriler için ikili değişkenlerde paired sample t testi, 2'den fazla değişken karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. Farklılıkların hangi gruplardan kaynaklandığının tespitinde ise post hoc testlerden LSD testi kullanılmıştır. Statik grupta dikey sıçrama değerleri anlamlı düşerken, esneklik ve denge parametrelerinde anlamlı geliştiği görülmüştür farka rastlanmıştır (p<0,05). Dinamik grupta ise dikey sıçrama, esneklik, çeviklik ve denge parametrelerinde anlamlı değişim bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda istatistiksel fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, dinamik germe egzersizlerinin, esneklik, çeviklik, denge ve dikey sıçrama gibi fiziksel performans parametreleri üzerinde statik germeye kıyasla daha belirgin ve olumlu etkiler sağladığı görülmüştür. Bu doğrultuda, özellikle ergen bireylerle yürütülen beden eğitimi ve antrenman programlarında dinamik germelere öncelik verilmesi, fiziksel performansın artırılmasında etkili bir yöntem olabilir. Anahtar Sözcükler: Çeviklik, Dinamik, Esneklik, Flamingo, Statik.
Yorgunluğun kadın futbolcuların hamstring/kuadriseps kuvvet oranına etkisi
Bu çalışma, kadın futbolcuların dinlenim ve yorgunluk koşullarındaki kuadriseps ve hamstring kas kuvvet oranlarını değerlendirerek yaralanma risklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma, Konya ilinde aktif olarak futbol oynayan, yaşları 18 ile 25 arasında değişen 8 kadın sporcu ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, dinlenik ve yorgunluk koşullarında, 60°/s ve 180°/s açısal hızlarında eksantrik ve konsantrik kasılma kuvvetleri ile hamstring/quadriceps (H/Q) oranı ve fonksiyonel H/Q oranındaki değişimleri değerlendirmek amacıyla teste tabi tutulmuştur. Tüm testler, Selçuk Üniversitesi laboratuvar ortamında yürütülmüştür. Katılımcılarda yorgunluk oluşturmak amacıyla 4'e 4 formatında dar alan futbol oyunu oynatılmıştır. Bu uygulama, 26x34 metrelik bir sahada gerçekleştirilmiş olup, her biri 6 dakika süren üç set halinde planlanmıştır. Setler arasında 3 dakikalık dinlenme süresi verilmiştir. İzokinetik kuvvet ölçümleri, Cybex marka izokinetik dinamometre cihazı kullanılarak gerçekleştirilmiş ve hem yorgunluk öncesi hem de yorgunluk sonrası veriler sistematik biçimde toplanmıştır. Araştırma sonucunda, dinlenim ve yorgunluk durumları arasında kuadriseps ve hamstring kaslarına ait konsantrik ve eksantrik kuvvet değerleri ile H/Q ve fonksiyonel H/Q oranlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Araştırma, kadın futbolcuların kas kuvvet oranları üzerine odaklanarak, yaralanma risklerinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek yeni veriler sunmaktadır. Bu bağlamda elde edilen sonuçların, sporcuların bireysel performanslarının artırılması ve yaralanma risklerinin azaltılmasına yönelik programların geliştirilmesinde yol gösterici olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: H/Q Oranı, Kadın Futbolcular, Kas Kuvveti, Yorgunluk
Tenis oyuncularında menstrual döngü fazlarının sportif performans göstergeleri üzerine etkisi
Bu araştırmada, kadın tenis oyuncularında menstrual döngünün farklı fazlarının (foliküler ve ovülasyon) sportif performans göstergeleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya düzenli menstrüel döngüye sahip, döngü uzunluğu 28–35 gün arasında olan 16 gönüllü kadın sporcu katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 26,38 ± 1,82 yıl, boy ortalaması 165,69 ± 4,08 cm ve vücut ağırlığı ortalaması 56,00 ± 7,21 kg'dır. Araştırma çapraz (crossover) deneysel tasarım şeklinde yürütülmüştür. Katılımcılardan sekizinin ölçümleri menstrual döngünün 2. gününde (foliküler faz), diğer sekizinin ölçümleri ise 14. günde (ovülasyon fazı) alınmıştır. İkinci ölçümde fazlar terslenerek, ilk gruptan ovülasyon fazında; ikinci gruptan ise foliküler fazda veriler toplanmıştır. Katılımcılar belirlenen günlerde tenis kortuna gelmiş, standart ısınma protokolünü takiben forehand, backhand ve servis hızı, çeviklik süresi (T-testi) ve el kavrama kuvveti testleri uygulanmıştır. Veriler SPSS 27 paket programında analiz edilmiştir. Normal dağılım gösteren değişkenlerde bağımlı örneklemler t-testi kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, forehand, backhand ve servis hızlarında ovülasyon fazında foliküler faza kıyasla anlamlı artışlar tespit edilmiştir (p<.05). Çeviklik süresi ovülasyon fazında anlamlı şekilde azalmış (p<.001) ve kavrama kuvveti anlamlı düzeyde artmıştır (p<.05). Etki büyüklükleri forehand, backhand ve servis hızında orta; çeviklik süresinde büyük; kavrama kuvvetinde ise orta düzeydedir. Sonuç olarak, ovülasyon fazının kadın tenis sporcularında hem teknik (vuruş hızları) hem de fiziksel performans (çeviklik ve kuvvet) üzerinde anlamlı ve olumlu etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, kadın sporcularda antrenman ve müsabaka planlamasında menstrual döngü fazlarının dikkate alınmasının performans optimizasyonu açısından önemli olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Menstrual döngü, tenis performansı, servis hızı.
Futsal kadın takımı oyuncularında 8 hafta uygulanan kor egzersizlerinin bazı motorik özelliklerine etkisi
Araştırmada, futsal kadın takımı oyuncularında 8 hafta uygulanan kor egzersizlerinin bazı motorik özelliklerine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Araştırmaya, yaş ortalaması 20,00±2,75 (yıl), boy ortalaması 160,62±5,37 (cm), Vücut Ağırlığı (VA) 49,62±8,98 (kg), olan 16 deney grubu; yaş ortalaması 18,87±1,59 (yıl), boy ortalaması 158,75±5,72 (cm), VA'sı 53,37±11,73 (kg) olan 16 kontrol grubu olmak üzere 32 kişi dahil edildi. Çalışmanın evrenini Kuzey Irak'ın Dhoke kentindeki yerel kulüplerde futsal oynayan 18-20 yaşları arasında olan kadın futsal oyuncularını kapsamaktadır çalışmanın örneklemini ise Dhoke Spor Kulübü futsal kategorisinde yer alan düzenli futsal antrenmanı yapan yaşları 18-20 arasında olan 32 kadın oyuncu kapsamaktadır. Çalışma gruplarına sekiz hafta olup haftada üç gün olacak şekilde rutin futsal antrenmanı yaptırıldı. Deney grubuna futsal antrenmanına ilave olarak haftada üç gün kor egzersizleri yaptırıldı. Sekiz haftalık futsal antrenmanı ve kor egzersizi öncesinde ve sonrasında tüm katılımcılara Boy Uzunluğu, Vücut Ağırlığı, Esneklik, Sırt-Bacak Kuvveti, El-Pençe Kuvveti, 30 sn Mekik, 20 m Sürat, Durarak Uzun Atlama, Dikey Sıçrama, Sağlık Topu Fırlatma testleri uygulandı. Verilerin analiz kısmında SPSS 26 istatistiksel paket programı kullanıldı. Grupların kendi içindeki değişkenleri karşılaştırmada Eşleştirilmiş Örneklem T-testi, gruplar arası karşılaştırmada ise Bağımsız Örneklem T-testi kullanıldı. Testlerdeki istatistiksel farkların anlamlılık düzeyi p<0,01 olarak belirlendi. Araştırma sonunda motorik değişkenlerde deney grubunun esneklik testi, bacak kuvveti, sağ el- pençe kuvveti, sağ-sol el- pençe kuvveti, 30 sn mekik testi, 20 m sürat testi, durarak uzun atlama, dikey sıçrama testi, sağlık topu fırlatma parametrelerinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık gözlendi (p<0,01). Kontrol grubunun bacak kuvveti, sağ el- pençe kuvveti, sağ-sol el- pençe kuvveti, 30 sn mekik testi, 20 m sürat testi, durarak uzun atlama, dikey sıçrama testi, sağlık topu fırlatma parametrelerinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gözlenmedi (p<0,01). Futbol beceri parametrelerinin deney grubunda slalom testi, kafa ile top sektirme, kaleye şut testi ve top sektirme testlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlendi (p<0,05). Kontrol grubunda kafa ile top sektirme, kaleye şut testi ve top sektirme testlerinde istatistiki açıdan anlamlılık gözlendi (p<0,05). Sonuç olarak; periyotlanmış şekilde uygulanan kor egzersizlerinin futsal oyuncuları üzerinde etkili bir antrenman metodu olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kor, Egzersiz, Futsal
Vücut geliştirme sporu yapan bireylerin bazal metabolizma hızı ve belirli antropometrik ölçümleri ile yaşam kalitelerinin incelenmesi
Vücut geliştirme sporu, günümüzde yalnızca estetik kaygılarla değil, aynı zamanda bireylerin fiziksel ve psikolojik sağlıklarını geliştirmek amacıyla da yaygın şekilde tercih edilmektedir. Kas kütlesini artırma, fiziksel dayanıklılığı güçlendirme ve genel sağlık durumunu iyileştirme gibi hedeflere yönelik yapılan bu spor, aynı zamanda bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bir aktivitedir. Bu bağlamda araştırmada vücut geliştirme sporu yapan bireyler ile spor yapmayan bireylerin biyoimpedans ve antropometrik ölçümleri yapılarak yaşam kalitesi ile ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Şanlıurfa'da yaşayan 21-50 yaş grubunda bulunan vücut geliştirme sporu yapan ve spor yapmayan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmaya gönüllü 72 (%51,4) vücut geliştirme sporu yapan ve 68 (%48,6) spor yapmayan birey katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Demografik Bilgi Formu', 'EUROHIS WHOQOL-8 Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu' ölçekleri kullanılmıştır. Biyoimpedans ve antropometrik ölçümler In-Body 720 cihazı ile yapılmıştır. Araştırmada vücut geliştirme sporu yapan bireylerin spor yapmayan bireylere göre yaşam kalitesinin istatiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edildi (p<0,05). Vücut geliştirme sporu yapan bireylerin spor yapmayan bireylere göre ergojenik destek kullanımı ve gelir durumları değişkenlerinde istatiksel farklılıklar olduğu belirlendi (p<0,05). Biyoimpedans ölçümlerinde hücre içi sıvı, hücre dışı sıvı, protein miktarı, vücut yağ oranı, vücut yağ kütlesi, vücut ağırlığı, iskelet kas kütlesi, vücut kitle indeksi, sağ-sol kol kas kütlesi, gövde kas kütlesi ve bazal metabolizma hızlarında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0,05). Antropometrik ölçümlerde karın çevresi, sağ-sol uyruk çevresinde istatiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0,05). Spor yapma süresi, medeni durum, eğitim düzeyi, yaş, haftada kaç kez spor yapma değişkenlerinde istatiksel olarak anlamlı değişiklik tespit edilmedi (p>0,05). Mineral miktarı, sağ-sol bacak kas kütlesi, boyun çevresi, göğüs çevresi, kalça çevresi, iç yağlanma alanında istatiksel olarak anlamlı farklılıkların olmadığı belirlendi(p>0,05).
Okul sporları müsabakalarına katılan lise öğrencilerinde zihinsel dayanıklılık ile duygusal zeka arasındaki ı̇lişkinin incelenmesi
Bu araştırma, okul sporları müsabakalarına katılan lise öğrencilerinde zihinsel dayanıklılık ve duygusal zekâ arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa il merkezine bağlı liselerde öğrenim gören ve liselerarası okul sporları müsabakalarına katılan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma grubu, Şanlıurfada merkez ilçelerde bulunan lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 263 (%49.3)'i kız ve 270 (%50.7)'si erkek olmak üzere toplam 533 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak zihinsel dayanıklılık için Sheard vd. tarafından geliştirilen "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği (SZDE)" ile duygusal zekâ için Lane vd. tarafından geliştirilen "Sporda Duygusal Zekâ Ölçeği (SDZE)" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Sporda duygusal zekanın, sporda zihinsel dayanıklılığa olan etkisini incelemek amacıyla regresyon analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışma doğrultusunda çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre sporcuların duygusal zeka düzeylerinin zihinsel dayanıklılık düzeylerini anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda okul spor müsabakalarına katılan lise öğrencilerinin duygusal zekâ düzeylerinin zihinsel dayanıklılık düzeyinin belirleyicisi olduğu, bu ilişkinin araştırmacılar açısından önemli olduğu ve bu durumun sporcu performansı gelişimi açısından dikkate alınmasının gerektiği düşünülmektedir.
The effects of coenzyme Q10 on tumstatin expression and lipid profile in serum, cardiac muscle muscles and skeletal muscles of rats implemented with different excercise
Aim: This study was conducted to determine the effects of exercises with different intensities, which were implemented to rats with coenzyme Q10 (CoQ10) supplementation, on tumstatin expression levels and lipid profile levels. Material and Method: In this experimental study, 42 8 weeks old adult male Wistar albino rats were used. Rats were randomly divided into 6 groups as control, CoQ10 supplementation, aerobic and anaerobic exercise, aerobic CoQ10, anaerobic CoQ10 supplementation+exercise. All rats (except for the control and CoQ10 groups) spent the first week in preparation for the treadmill and exercise protocol. CoQ10 supplementation was administered by the gavage method. Serum samples, skeletal, and cardiac muscle tissues of the rats were stored at -80 ˚C and tumstatin levels were measured by ELISA method. For the histological studies, skeletal and cardiac muscle tissues from rats were analyzed in a formaldehyde solution and embedded in paraffin blocks after passing through follow-up series. From the paraffin blocks, sections with 5-6 µm thicknesses were extracted via microtomes and the sections were dyed according to the immunohistochemistry method. The dyed slides were examined and photographed under a research microscope. Results: At the end of the study, body weights, serum HDL, VLDL, triglyceride and cholesterol levels of the rats were significantly different between the groups. Additionally, significant differences were observed between the groups in tumstatin levels in terms of the heart and skeletal muscle homogenates. These differences were supported by the slides dyed according to the immunohistochemistry method. Conclusion: In our study, it was observed that exercise intensity and CoQ10 supplementation significantly affected the lipid profile, improving HDL, VLDL, triglyceride, and cholesterol levels. Furthermore, exercise intensity and CoQ10 supplementation affected the level of tumstatin expression. It was observed that the angiogenesis was remodeled in the heart and skeletal muscles thanks to these effect.
8 haftalık core antrenman programının 12-13 yaş futbolcularda bazı motorik parametreler üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma 8 haftalık core antrenman programının 12-13 yaş erkek futbolcular üzerinde seçili motor parametrelere etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya, yaşlarının ortalaması 12,6±0,50 (yıl), boylarının ortalaması 156,93±6,31 (cm), vücut ağırlığı ortalaması 49,73±9,56 (kg) ve vücut kitle indeksi ortalaması 20,06±2,88 (kg/m2 ) olan 15 deney grubu ve yaşlarının ortalaması 12,66±0,48 (yıl), boy ortalaması 153,80±10,55 (cm), vücut ağırlığı ortalaması 47±11,56 (kg) ve vücut kitle indeksi ortalaması 19,62±3 (kg/m2 ) olan 15 kontrol grubu olmak üzere toplam 30 erkek futbolcu çalışmaya katılmıştır. Gerçekleştirilen ölçümlerde, 30 metre Sürat Testi için fotosel, Otur-Eriş Esneklik Testi için sit and reach sehpası, Flamingo Denge Testi için flamingo denge aleti, Dikey Sıçrama Testi için SmartJump markalı jumpmetre ve Fonksiyonel Hareket Analizi (FHA) için FHA testini ölçen bir alet kullanılmıştır. Elde edilen ölçüm verilerinin analizi için SPSS-26 istatistik yazılımı kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının, 8 haftalık bir süre zarfında uygulanan ön test ve son test ölçüm sonuçları karşılaştırılmıştır. Ön test ve son test verilerinin karşılaştırılmasında paired sumple T testi, bağımsız grupların karşılaştırılmasında ise independent sumple T testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki farklılığın değerlendirilmesinde, anlamlılık düzeyi olarak 0,01 ve 0,05 değerleri tercih edilmiştir. 30 m Sürat ölçüm sonuçlarında deney ve kontrol grubunda istatistiksel açıdan anlamlılık tespit edilmiştir (p<0,01). Otur-Eriş Esneklik ölçüm sonuçlarında deney grubunda istatistiksel düzeyde anlamlılık saptanmıştır (p<0,01). Kontrol grubunda istatistiksel düzeyde anlamlılık saptanmamıştır (p>0,05). Flamingo Denge ölçüm sonuçlarında deney grubunda istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlılık saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunda istatiksel olarak anlamlılık saptanmamıştır (p>0,05). Dikey Sıçrama ölçüm sonuçlarında deney ve kontrol grubunda istatistiksel açıdan anlamlılık saptanmıştır (p<0,01). FHA ölçüm sonuçlarında deney ve kontrol gruplarında istatistiksel açıdan anlamlılık saptanmıştır (p<0,01). Sonuç olarak; 8 haftalık core antrenman programının futbolcularda 30 m. sürat, esneklik, denge, dikey sıçrama ve FHA parametrelerinde olumlu etkilerinin olduğu düşünülmekte olup antrenman programlarında bu çalışmalara yer verilmesi tavsiye edilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Futbol, Core, Antrenman, Sporcu, Performans
Otizm spektrum bozukluğu olan bir bireyde fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerine etkisi- vaka çalışması
Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış 7 yaşındaki bir bireyin yaşam kalitesinde fiziksel aktivite programı aracılığıyla meydana gelen değişimleri incelemek amacıyla vaka çalışması olarak tasarlanmıştır. İki yıl süren bu araştırmada, bireyin fiziksel ve zihinsel gelişimini desteklemek amacıyla yapılandırılmış ve kademeli olarak yoğunluğu artırılan bir antrenman programı uygulanmıştır. İlk altı ay boyunca birey, haftada 5 gün ve günde 4 saatlik antrenman programına katılmıştır. İkinci altı ayda süre 5 saate çıkarılmış, son bir yılda ise haftada 7 gün ve günde 6 saat olacak şekilde yoğun bir program uygulanmıştır. Bireyin gelişimi, Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 Türkçe Versiyonu (GOBDÖ-2 TV) kullanılarak 6 aylık periyotlarla değerlendirilmiştir. Analizlerde, Stereotip Davranışlar ve Sosyal Etkileşim alt ölçekleri, Otistik Bozukluk İndeksi (OBİ) ve Standart Puanlar Toplamı incelenmiştir. Sonuçlar, düzenli fiziksel aktivitenin OSB'li bireylerin sadece motor becerilerini değil, sosyal etkileşimlerini ve davranışsal uyumlarını da geliştirdiğini göstermiştir. Antrenman sürecinde bireyin stereotipik davranışlarında azalma, sosyal iletişiminde artış ve genel yaşam kalitesinde iyileşme gözlemlenmiştir. Bulgular, literatürdeki diğer araştırmalarla büyük ölçüde örtüşmekte olup, fiziksel aktivitenin OSB'li bireyler üzerindeki olumlu etkilerini somut bir şekilde ortaya koymaktadır.
Ampute sporcuların futbola ilişkin yaşadıkları kaygıların incelenmesi
Bu çalışma, ampute sporcularının ampute futboluna ilişkin yaşadıkları kaygıları ve bu kaygıları aşmak için kullandıkları stratejileri incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmanın evreni,ampute futbolu ile ilgilenen tüm ampute sporcularıdır. Ancak, örneklem bir ampute futbol kulübünde oynayan sporculardan oluşmaktadır. Bu nitel araştırma, durum deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırma verileri 1 ampute futbol kulübü sporcularından yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Görüşme soruları, ilgili literatür taraması ve nitel araştırmalar konusunda uzman 1 akademisyen, spor bilimlerinde uzman 1 akademisyen ve 1 ampute futbol antrenörünün görüşleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Araştırma verileri, içerik analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi, görüşmelerden elde edilen verilerin sistematik bir şekilde incelenmesi, kodlanması ve temalar hâlinde gruplandırılması sürecini içermektedir. Katılımcılardan gelen görüşler doğrultusunda sakatlık, güdük, bilgi eksikliği, karamsarlık, utanma gibi kodlara ve bu ortak kodlardan sağlık, rehberlik ve duygusal temalarına ulaşılmıştır. Futbolcuların yaşadıkları kaygıların üstesinden gelme stratejileri olarak yaparak yaşayarak öğrenme, antrenör desteği, akran desteği ve aile bireyleri desteği kodlarına ve bu ortak kodlardan deneyim ve motivasyon temalarına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, ampute sporcuların futbola başladıklarında sahaya çıkana kadar ne gibi zorluklarla karşılaşacaklarını bilmedikleri, çekingenlik yaşadıkları, başarabilir miyim endişesi taşıdıkları söylenebilir. Ayrıca futbola başladıktan sonra utanma, sakatlanma ve güdüğün zarar görmesi gibi kaygıları olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular ışığında birtakım öneriler geliştirilmiştir.
Genç futbolcularda yüzme egzersizlerinin bazı temel beceri gelişimi ve fiziksel parametreler üzerine etkisi
Bu çalışmada sekiz haftalık düzenlenmiş su egzersizlerinin genç futbolcularda bazı temel beceri ve fiziksel parametrelere olan etkisi incelenmiştir. Araştırmaya, yaş ortalaması 16,93±0,96 (yıl), boy ortalaması 173,33±8,33 (cm), Vücut Ağırlığı (VA) 61,93±4,99 (kg), Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 20,62±1,51 (kg / m²) olan 15 deney grubu; yaş ortalaması 16,93±0,96 (yıl), boy ortalaması 173,33±8,33 (cm), VA'sı 61,93±4,99 (kg), VKİ'si 20,62±1,51 (kg / m²) olan 15 kontrol grubu olmak üzere toplam 30 kişi dahil edildi. Çalışmanın evrenini Kuzey Irak'ın Dhoke kentindeki yerel kulüplerde futbol oynayan yaşları 16-18 arasında olan genç oyuncular oluştururken, örneklemini ise Kuzey Irak'ın Dhoke kentindeki Peris Spor Akademisi'nde oynayan yaşları 16 – 18 arasında olan toplam 30 genç futbolcu oluşturdu. Bütün katılımcılar haftada 3 gün, günde 90 dakika aktif olarak futbol antrenmanlarını sürdürdüler. Bunun dışında deney grubuna futbol antrenmanının dışında haftada 3 gün günde 90 dakika temel yüzme egzersizleri yaptırıldı. 8 haftalık futbol ve yüzme antrenmanı öncesinde ve sonrasında olmak üzere iki defa ölçüm alındı. Yapılan ölçümlerde 30 metre koşu testi için 1/1000 sn hassasiyetinde elektronik fotosel, esneklik değerlerinin tespit edilmesinde otur-eriş testi, dikey sıçrama testi ölçümlerinde jump metre, el-pençe kuvveti ölçümlerinde takei marka dijital el-dinamometresi, sırt-bacak kuvveti ölçümünde takai marka dinamometre kullanıldı. Ölçümlerden sağlanan işlenmemiş verilerin analizinde SPSS–26 istatistik programı kullanıldı. Araştırmaya katılan tüm katılımcıların egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası ölçümleri arasındaki değişimi görmek için eşleştirilmiş örneklem T-testi uygulandı. Gruplar arasındaki fark için Bağımsız Örneklem T-testi kullanıldı. Deney ve kontrol grubunun şınav testi, sırt-bacak kuvveti, sırt kuvveti ve sağlık topu fırlatma parametreleri ön test son test ölçüm ortalamalarının kıyaslanmasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gözlendi (p<0,05). Aynı şekilde tüm katılımcıların 30 metre sprint, esneklik, yatay sıçrama, dikey sıçrama, el kavrama kuvveti değerlerinde egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası ortalamaları istatistiki açıdan anlamlı bulunmadı (p>0,05). Her iki grubun kafa ile top sektirme testi parametreleri ön test son test ölçüm ortalamalarının kıyaslanmasında önemli bir farklılık gözlendi (p<0,05). Aynı şekilde deney kontrol grubunun slalom, kaleye şut ve top sektirme değerlerinin egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası kıyaslamalarında önemli bir fark gözlenmedi (p>0,05). Sonuç olarak; planlanmış yüzme egzersizlerinin futbolcuların bazı motor beceri ve futbol beceri performansına dolaylı olarak katkıda bulunabileceği düşünülmektedir.
11-14 yaş çocuklarda life kinetik ve retro hareket egzersizlerinin belirlenen fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı 8 hafta boyunca farklı gruplara uygulanan Life Kinetik ve Retro Hareket egzersiz programlarının 11-14 yaş arası çocuklarda belirlenen fiziksel uygunluk parametreleri (kuvvet, sürat, esneklik, koordinasyon) üzerine etkilerini incelemektir. Çalışma Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesine bağlı ortaokul öğrencilerinden oluşan, 68 kız 91 erkek olmak üzere toplam 159 gönüllü öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler random yöntem ile Deney1 Life Kinetik egzersiz grubu n(53), Deney2 Retro Hareket egzersiz grubu n(53) ve Gözlem Grubu n(53) oluşturulmuştur. Deney1 grubu 8 hafta boyunca futbol antrenman programıyla birlikte Life Kinetik antrenman programı uygulanmıştır. Deney2 grubuna 8 hafta boyunca futbol antrenman programıyla birlikte Retro Hareket programı uygulanmıştır. Gözlem grubuna ise 8 hafta boyunca sadece futbol antrenman programı uygulanmıştır. 8 haftalık sürecin öncesinde ve sonrasında deney ve gözlem gruplarına otur eriş testi, izometrik sırt ve bacak kuvvet testi, dikey sıçrama testi, disklere dokunuş testi, hexagon testi, 30 metre sürat testi ve antropometrik ölçümler (boy, kilo) uygulanmış olup bunlara ek, içerisinde hedeflere dominant ve nondominant atışlar içeren koordinasyon parkuru uygulanmıştır. Çalışma sonucunda Life Kinetik antrenman grubuna uygulanan ön test son test değerlerinde; izometrik sırt kuvvet testi, izometrik bacak kuvvet testi, disklere dokunma testi, hexagon testi, 30 metre sürat testi, beceri parkuru test skorlarında istatistiksel olarak (p<0,05) düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Retro Hareket antrenman grubuna uygulanan ön test son test değerlerinde; izometrik bacak kuvvet testi, disklere dokunma testi, hexagon testi, 30 metre sürat testi, dikey sıçrama testi ve beceri parkur skorlarında istatistiksel olarak (p<0,05) düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Erkek futbolcularda foam roller kullanımının esneklik ve bazı maksimal kuvvet parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Erkek futbolcularda dinamik ısınmaya ek olarak farklı özellikteki foam roller kullanımının esneklik ve maksimal kuvvet parametreleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 2024 / 2025 sezonu Şanlıurfa ilinde süper amatör liginde bulunan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye spor futbol takımında aktif olarak yer alan 23 sağlıklı erkek futbolcu (yaş: 21,86 ± 4,67 yıl, boy: 178,52 ± 5,89 cm, kilo: 70,96 ± 9,54 kg) gönüllü olarak katıldı. Katılımcılara, müsabaka döneminde 3 hafta boyunca müsabakadan sonra 48 saat dinlenme sonrasında her hafta farklı ısınma protokolü uygulandı. 1. Hafta: 5 dakika koşu ve 10 dakika dinamik ısınma sonrası ölçümler alındı. 2. Hafta: 5 dakika koşu, 10 dakika dinamik ısınma ve 8 dakika foam roller uygulaması sonrası ölçümler alındı. 3. Hafta: 5 dakika koşu, 10 dakika dinamik ısınma ve 8 dakika titreşimli foam roller (1. kademe) uygulaması sonrası ölçümler alındı. Veri toplama sürecinde, esneklik (otur-eriş testi), eklem hareket açıklığı (gonyometre), dikey sıçrama, 30 m sürat ve çok tekrarlı maksimal kuvvet testleri yapıldı. Yapılan bu ölçümler, sabit ortam koşullarında aynı gün içinde yapıldı. Veriler analizinde SPSS Statistics 26.0 programı kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirildi ve normal dağılım gösteren veriler için tekrarlayan ölçümler ANOVA testi uygulandı. Anlamlı fark bulunan parametrelerde Bonferroni düzeltmeli ikili karşılaştırmalar yapıldı. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,01 ve p<0,05 değerleri kabul edildi. Çalışmaya katılan futbolcuların ısınma sırasında foam roller ve titreşimli foam roller kullanımının klasik ısınmaya göre bazı esneklik parametreleri üzerinde anlamlı etkiler yarattığı gözlemlendi. Foam roller ve titreşimli foam roller kullanımının, dinamik ısınmaya kıyasla futbolcuların otur-eriş testinde esneklik değerinde p<0,01 düzeyinde gonyometre ile sağ/sol diz esneklik değerlerinde ise p<0,05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edildi. Ancak, dinamik ısınmaya kıyasla foam roller ve titreşimli foam roller kullanılmasının futbolcuların dikey sıçrama, 30 m sürat, sağ ve sol quadriceps ve hamstring maksimal kuvvetleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmedi (p>0,05). Sonuç olarak, bu çalışma ısınma sırasında foam roller ve titreşimli foam roller kullanımının futbolcularda esneklik parametrelerine olumlu etkiler sağladığını ortaya koydu. Özellikle esnekliğin artırılması, sakatlık riskini azaltabilir ve performansı artırmada önemli bir rol oynar. Esneklik artırma hedefiyle, futbolculara ısınma sırasında foam roller veya titreşimli foam roller kullanımı önerilmektedir.
Elit sualtı hokeyi oyuncularının bazı fiziksel ve fizyolojik parametrelerinin incelenmesi
Bu araştırmada sualtı hokeyi branşında kadın sporcuların elit düzeyde olanlar ve olmayanlar olarak fiziksel ve fizyolojik parametrelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmaya 28 kadın (yaş ortalamaları 19,6±2,5, boy uzunlukları 163,6±5,8 cm ve vücut ağırlıkları 60,7±7,4) sualtı hokeyi oyuncusu katılmıştır. Çalışmada antrenman yaşına göre iki grup oluşturulmuştur. Birinci grup antrenman yaşı yedi yıl ve üzeri olan milli takım kadrosuna girmiş sporcuları, ikinci grup ise antrenman yaşı altı yıl ve daha az olan sporcuları temsil etmektedir. Sporcuların vücut ağırlıkları, boy uzunlukları, deri kıvrım kalınlıkları, yüzde yağ oranları, uzunluk ve çevre ölçümleri, aerobik dayanıklılıkları (MaxVO₂ dolaylı olarak), patlayıcı güç (dikey sıçrama), pençe kuvvetleri ve antrenman sırasında kalp atım hızları ölçülmüştür ayrıca branşa özgü kullanılan sualtı beep testi uygulanmıştır. İstatiksel analizler SPSS 15.0 paket programı ile Mann Whitney U testi ve kategorik parametrelerin gruplara göre karşılaştırmasında Ki-Kare analizi kullanıldı. Gruplar arasında farkı incelediğimizde boy, kilo ve kulaç uzunluğu, BKİ değerlerinde, yüzde yağ oranı, yağsız vücut ağırlığı ve yağ ağırlığı, göğüs çevre indeksi, somatotip özellikleri, dikey sıçrama, sağ pençe kuvveti, esneklik, MaxVO₂, sistolik – diastolik basınç, dinlenme kalp atım sayısı parametrelerinde p>0,05 düzeyinde anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca gruplar arasında cormique indeks, mekik (sit up), şınav (push up), sol pençe kuvveti, sualtı beep, maç kalp atım sayısı en düşük ve kalp atım sayısı ortalama kalp atım sayıları parametrelerinde p<0,05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak antrenman yaş değişkenine göre bazı fiziksel parametrelerde fark görülmemiş iken motor testler ve branşa özgü sualtı beep test ve kalp atım sayılarında anlamlı derecede farklılıklar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sualtı Hokeyi, Kalp Atım Sayısı, Sualtı Beep Test, Aerobik Performans, Antropometrik özellikler.
Elit genç erkek yüzücülerde squat sıçrama yüksekliği ile grab start çıkış performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı elit genç erkek yüzücülerde squat sıçrama yüksekliği ile grab start çıkış performansı arasındaki ilişki incelenerek sporcuya sıçrama yüksekliğini arttırıcı çalışmalar yaptırarak, depar çıkış performansını arttırıp müsabakalarda daha iyi sonuç almasını hedeflemektedir. Çalışmaya Fenerbahçe Spor Kulübünde lisanslı yüzücü olan, yaş ortalaması 15,50 ± 0,71 yıl, boy ortalaması 180,20 ± 3,61 cm, ağırlık ortalaması 69,67 ± 6,29 kg 15 erkek sporcu katılmıştır. Katılan sporcuların kendi yaş gruplarında Türkiye Yüzme Şampiyonaları'na katılan ve derece alan sporculardan seçilmesine özen gösterilmiştir. Çalışma, Fenerbahçe Spor Kulübü Yüzme Şubesi yüzme havuzunda (25m) gerçekleşmiştir. Ölçümler sporcuların performans verimliliklerinin en üst düzey olduğu haftada Türkiye Şampiyonasının hemen ardından yapılmıştır ve iki gün sürmüştür. Önce sporcuların boy ve ağırlık ölçümleri Bosch lazermetre ve Techfit TF 1052 Dijital Kare Cam Baskül Terazi ile kayıt altına alınmıştır. Iphone 6s akıllı telefonu içerisine yüklenmiş My Jump 2 uygulaması ile her bir sporcuya squat sıçrama yapmaları istenmiş ve sıçrama yüksekliği kayıt altına alınmıştır. Sonrasında sporcunun depar çıkış ve 15 m sprint mesafesini görecek şekilde GoPro Hero 3+ kamera yerleştirip her bir sporcunun depar çıkışı yaparak 15 m sprint serbest yüzmesi istenmiştir. Bu kayıt üzerinden start anından, ellerin suya giriş anına kadar olan mesafe GoPro Hero 3+ aksiyon kamerası ile çekilmiştir. Elde edilen videoların Kinovea video analiz programına aktarılarak X ve Z Ekseninde vektörel ortalamaları hesaplanmıştır. Kinovea video analiz programı ile bu mesafeyi kat ettiği süre de kayıt altına alınmıştır. Toplanan veriler SPSS 16,0 programında değerlendirilmek için Spearman korelasyon analizi yapılmıştır (P < 0,05). Yaptığımız çalışmada sporcuların dikey sıçrama performansı ve grab start depar performansı arasında pozitif ilişki olduğu görülmüştür (P<0,05). Sonuç olarak patlayıcı gücü iyi olan sporcunun grab start çıkış süresinin kısaldığı fakat mesafeyi etkilemediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yüzme, performans, dikey sıçrama, grab çıkış
Farklı yüklerdeki olimpik kaldırış varyasyonlarının kuvvet gelişim oranları ve optimal yükün belirlenmesi
Bu çalışma, olimpik kaldırış varyasyonlarında farklı yüklerde uygulanan kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranı farklılıklarını ve farklı yüklerde gerçekleşen kaldırışlar sırasında optimal güç çıkışının bulunarak optimal yükün hesaplanmasını amaçlamaktadır. Araştırmaya, en az üç yıl boyunca aktif egzersiz yapan, fitness egzersizlerine hakim olan ve olimpik kaldırış tekniklerini uygulayabilen 10 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların önceden alınmış "1 tekrar maksimum (TM) Hang power clean" ağırlıklarına göre %60-%70-%80 ve %90'daki yüklerde "Mid-thigh high pull (MTHP) ve hang power clean (HPC) egzersizlerini uygulamaları istenmiştir. Katılımcılar 3D hareket sistemi Qualisys Track Manager'da analiz edilmek üzere vücutlarının belirli bölgeleri işaretlenmiş ve kalibrasyon oluşturularak kaldırışlar kayıt altına alınmıştır. Elde edilen kinematik veri değerleri, kaldırışların kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranları direkt yolla hesaplanarak analizleri SPSS 19.0 ((SPSS Inc., Chicago, IL, USA) progamında değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgularda, her iki kaldırış arasında kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Her iki kaldırış arasındaki kuvvet farklıklarına bakıldığında ise yine anlamlı bir fark elde edilmiş olup, güç farklılıklarında ise sadece 1TM %60 ve %70'deki kaldırışlarda anlamlı farklılıklara rastlanmıştır (p<0.05). Kuvvet gelişim oranın farklılıklarında ise iki kaldırış arasında 1TM %60'ı dışında diğer kaldırışlarda anlamlı farklılıklara rastlanmıştır (p<0.05).. Araştırmanın bir diğer bölümü olan seçili egzersizlerde optimal yükün belirlenmesi hususunda ise, HPC için optimal yük 1TM %80'inde tespit edilirken, MTHP için 1TM %70'inde tespit edilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen bulgulara göre olimpik kaldırış varyasyonlarının kuvvet, güç ve zirve kuvvet gelişim oranı açısından yüksek veriler ürettiği açıktır. Çalışma içerisinde aranılan soruların cevaplarının verilmesinin sonucunda ortaya konulan veriler, güç gelişimi için olimpik kaldırış varyasyonlarının maksimal güç çıkışı için ideal egzersizler olduğu, kuvvet gelişim oranı, maksimal güç çıkışı gibi konularda egzersizler arası optimal yük farklılıklarının olduğu ve sporcuların antrenmanlarında hız-kuvvet gelişimi için 1TM <%30 ve kuvvet-hız gelişimi için 1TM >%80 civarında yükleri kullanmaları optimal performans gelişimi sağlamaları için önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kuvvet gelişim oranı, olimpik kaldırış, optimal yük
Spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerin atılganlık düzeylerinin karşılaştırılması
Araştırmada spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinde atılganlık düzeyinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul Kurtdereli Mehmet Ortaokulu'na 2018-2019 eğitim öğretim yılında devam eden öğrencilerde spor yapan 134 ve spor yapmayan 134 olmak üzere toplam 268 katılımcıya anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda Sosyodemografik Bilgi Formu ile birlikte Rathus Atılganlık Envanteri yer almaktadır. Araştırma verilerinin analizinde betimleyici istatististikler, ki-kare, t-test ve ANOVA kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığı ve %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı fark yoktur (p>0,05). Spor yapan ve yapmayan gruplar arasında yaş, sınıf ve baba mesleği yönünden anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Atılganlık düzeyi spor yapan 5. Sınıf öğrencilerinde en düşük iken, annesi üniversite mezunu olanlarda en yüksektir (p<0,05). Spor yapmayan öğrencilerde ise atılganlık 1 kardeşi bulunanlarda en yüksektir (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Spor, atılganlık, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri
Futbola özgü küçük alan oyunlarına verilen kinematik ve fizyolojik parametrelerin Türkiye U-21 süperligi müsabakaları ile karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı; 4v4, 8v8 KAO ve müsabakada ortaya çıkan fizyolojik ve kinematik parametrelerin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışma Türkiye Süper Ligi 2018-2019 liginde mücadele eden bir takımın 16 oyuncusu(yaş: 19,62±0,80, boy: 177,7±6,9 cm, vücut ağırlığı: 71,44 ±8,02) üzerinde yapılmıştır.Denek grubunun tamamı en az 5 yıl lisanslı futbol oynamıştır.Çalışma grubuna YoYo ARTS1 testi yapılmıştır.Test sonucu MKAS belirlenmiştir.Daha sonra 2018-2019 sezonu Türkiye U-21 Süper Liginin 2. Yarısında Ocak ve Mayıs ayları arasında 4v4, 8v8 ve müsabakalara oynanmıştır.Toplam Kat edilen Mesafeler, 20 km/s üzeri kat edilen mesafeler, 24 km/s üzeri kat edilen mesafeler, MKAS'ın %80-90 arasında geçirilen süre, MKAS'ın %90-100 arasında geçirilen sürenin ölçümleri alınmıştır. Bulgular: Yapılan istatistiksel analizler sonucunda 4v4, 8v8 ve müsabaka arasında yapılan incelemede Toplam Kat Edilen Mesafede (TKEM), 20 km/s üzerinde kat edilen mesafede, 24 km/s üzerinde kat edilen mesafede, MKAS'ın %80-90 ve %90-100 arasında geçirilen sürede anlamlı bir farklılık görülmüştür.Şiddet yönünden 4v4, 8v8 ve Müsabakada MKAS'ın %80-90 arasında geçirilen sürede benzerlik görülmüştür. Sonuçlar: Sonuç olarak Küçük Alan Oyunları ile Müsabakalar arasında kinematik olarak ve MKAS'ın %90-100 arasında farklılıklar vardır.Ancak MKAS'ın %80-90 arasında geçen sürede Küçük Alan Oyunları ve Müsabakalar arasında benzerlik bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : Futbol, Küçük Alan Oyunu, Kinematik, Fizyolojik
Vakıf ve devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyi ile iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; vakıf ve devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyi ile iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya vakıf üniversitesinden 350, devlet üniversitesinden 272 öğrenci olmak üzere toplam 622 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek için Kişisel Bilgi Formu, fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Kısa Formu (IPAQ), iyilik hali puanları için İyilik Hali Kendini Algılama Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan normallik sınamasında puanların normal dağılım gösterdiği tespit edildiğinden iyilik hali puanlarının okul türü ve cinsiyete göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testinden; fiziksel aktivite düzeyine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans (ANOVA) analizinden yararlanılmıştır. Analizlerde güven aralığı %95 (anlamlılık düzeyi 0,05 p<0,05) olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %55,5'i erkek, %44,5'i kadındır ve yaş ortalamaları 24,23±3,12'dir.Öğrencilerin duygusal, zihinsel, fiziksel, sosyal manevi ve iyilik hali kendini algılama toplam puanı yüksek düzeyde tespit edilmiştir. Öğrencilerin %49'u yüksek şiddetli fiziksel aktivitede bulunmaktadır. Duygusal, zihinsel, fiziksel, sosyal, manevi iyilik hali alt boyutları ve iyilik hali toplam puanının okul türüne göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin %48,3'ünün, devlet üniversitesindeki öğrencilerin %45,6'sının fiziksel aktivitesi yüksek düzeydedir. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyinin öğrenim gördükleri üniversite türüne anlamlı farklılık göstermediği (p>0,05) tespit edilmiştir. Fiziksel aktivite düzeyi orta ve yüksek düzeyde olan öğrencilerin duygusal, zihinsel, fiziksel, sosyal ve manevi iyilik hali alt boyutları ve iyilik hali toplam puanları, fiziksel aktivite düzeyi düşük düzeyde olan öğrencilerin puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Erkek öğrencilerin fiziksel, sosyal, manevi iyilik ve iyilik hali toplam puanları, kadın öğrencilerinkine göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Erkek öğrencilerin kadın öğrencilere göre fiziksel aktivite düzeyi yüksektir.Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, İyilik Hali, Üniversite
Sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi: Kadın ve erkek futbolcular örneği
Sosyal zeka, bazı durumlarda sadece insan ilişkilerine yönelik beceriler olarak ifade edilirken bazı durumlarda da olayların ve bulunulan durumun bilincinde olarak etki eden sosyal hareketlilik ile bireylerin diğer kişileri idare ederken amaçlarına ulaşabilmesi konusunda katkı sağlayan etkileşim ve strateji bilgisi olarak tanımlanabilmektedir. Bireylerin sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için sahip olmaları ve geliştirmeleri gereken bir takım yaşam becerileri vardır. Bunlar bilişsel, davranışsal, kişisel ve kişiler arası olmak üzere çok yönlü becerilerdir. Hayatın her alanını kapsayan bu yaşam becerileri bireyin eğitimiyle başlayan ve devam eden bir süreçtir ve bireyin içinde yaşadığı farklı çevrelerde örneğin okulda, evde ve işte başarılı olabilmesi için gerekli becerilerdir. Bu çalışmada; Futbol oynayan kadın ve erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerisine etkisi araştırıldı. Bu kapsamda demografik etkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisini nasıl ve ne oranda etkilediği ortaya çıkmaktadır. Sosyal zeka ve yaşam becerisi ölçekleri futbol oynayan kadın ve erkek sporculara uygulanmıştır. Demografik değişkenlerin sosyal zeka ve yaşam becerisine ilişkin farklılık durumlarını belirlemek için t ve anova testleri, sosyal zekanın yaşam becerisine etkisini belirleyebilmek için de regresyon analizi yapılmıştır. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zeka değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek, futbol oynayan erkek sporcularda ise yaşam becerisi değişkeninin puan ortalamasının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Futbol oynayan kadın sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan kadın sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin de artırılması gerekmektedir.Futbol oynayan erkek sporcularda sosyal zekanın yaşam becerileri üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi vardır. Sosyal zeka değişkeninin (p=0,00<0,05) sig. değeri 0,05'ten küçük olması nedeniyle t değeri de her düzeyde anlamlı bulunduğundan sosyal zeka değişkeninin katsayısı istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu sonuca göre futbol oynayan erkek sporcularda yaşam becerileri değişkenini arttırmak için sosyal zeka değişkeninin artırılması gerekmektedir.
Yüzmede farklı ısınma protokollerinin kulaç mekaniği, kan laktat düzeyleri ve performansa etkilerinin MCT1 geni ile ilişkilendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; üç farklı ısınma protokolünün (kritik hız (KH); ayak, drill, yüzme (ADY); kritik hız, ayak, drill, yüzme (KHADY)) ve ısınma yapılmadan (IY) 4x50 metre (m) maksimal karışık yüzme testinde kulaç mekaniğine, kan laktat düzeylerine, performansa akut ile kronik etkilerinin incelenmesidir. Ayrıca kan laktat düzeylerinin ve bitiş sürelerinin monokarboksilat taşıyıcı 1 (MCT1) geni ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmaya 12-15 yaş grubunda olan (n=33 kız; 27 erkek) toplam 60 yüzücü gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın başlangıcında ve sonunda araştırma grubunun antropometrik ölçümleri yapılmış, araştırma grubuna izokinetik omuz kuvveti testi uygulanmıştır. Sonrasında yüzücüler KH, ADY, KHADY, IY ısınmalarını ilgili antrenör eşliğinde uygulamışlardır. Suda yapılan ısınmanın ardından yüzücüler, 10 dk karada pasif olarak dinlendikten sonra yüzücülerden 4x50 m karışık maksimal yüzme performansını sergilemeleri istenmiştir. Yüzme performansı sırasında yüzücülerin kulaç mekaniği parametreleriyle sağ-sol omuz açıları hesaplanmıştır. Yüzücülerin her 50 m performansı sonrasında kalp atım sayısı Polar OH1 marka polar sensörlü kalp atım sayısı ölçer yardımıyla ölçülmüştür. Performans öncesi ve sonrasında yüzücülerin laktat değerleri parmak ucundan Lactate Scout+ marka laktat analiz cihazı ile alınmıştır. Test bitiminden hemen sonra yüzücülerin algılanan zorluk dereceleri kaydedilmiştir. MCT1 gen analizi için ağız içi epitel hücre örnekleri alınmıştır. Ön ölçümlerin ardından yüzücüler; üç gruba ayrıldıktan sonra 8 hafta boyunca istenilen KH, ADY, KHADY ısınma protokolünü antrenman başlangıcında uygulamışlardır. 8 haftanın sonunda araştırmanın başlangıcında yapılan test protokolleri tekrarlanmıştır. Araştırma, Haliç Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimince desteklenmiştir (HBAP-III-3). Araştırmada verilerin analizi için IBM SPSS 24.0 programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Skewness-Kurtosis değerleriyle ("-2,0" ile "+2,0") karar verilmiştir. Paired-Samples t test, Independent t test, One-Way ANOVA, Repeated Measures ANOVA, Ki-Kare testi kullanılmıştır. Güven aralığı p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada yüzücülerin müsabaka öncesinde uyguladıkları farklı su içi ısınma protokollerinin fizyolojik ve biyomekanik parametrelere akut etkisinin var olduğu kanıtlanmıştır. MCT1 baskın genotipinin LA ve bitiş süresi ile pozitif yönde ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yüzme, Isınma, Kulaç Mekaniği, Kan Laktat, MCT1.
Farklı relatif yük ve tutuş tekniklerinin unilateral güç egzersizi kinetik ve kinematiği üzerindeki etkisi
Bu tez çalışmasının amacı; alt ekstremitede gerçekleştirilen farklı relatif yük ve tutuş tekniklerinin unilateral güç egzersizi kinetik ve kinematiği üzerine etkilerini incelenmesidir. Çalışmaya, en az üç yıl boyunca düzenli olarak direnç antrenmanları yapan, alt gövde unilateral ve bilateral egzersiz modellerini uygulayan, Haliç Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğrencisi olan, yaşları 23,35±1,27 yıl, boy ortalamaları 175,1±6,08cm ve vücut ağırlığı ortalamaları 78,07±11,15kg olan 20 gönüllü erkek sporcu katılmıştır. Ölçümler 8 gün olarak planlanmış ve sporcular test sürecini akıcı bir şekilde tamamlaması için 10 kişiden oluşan 2 gruba ayrılarak farklı günlerde 4 gün gelecek şekilde testlere rastgele alınmıştır. Çalışma 2 bölümden oluşmaktadır; birinci bölümünde sporcuların boy, kilo ve bir tekrar maksimum (1TM) yük hesaplaması yapılmıştır. İkinci bölümünde ise sporcular farklı relatif yüklerde dominant ve no-ndominat bacakta Front ve Back tutuşta unilateral egzersiz modeli olan Modifiye Tek Bacak Squat (MTBS) hareketini uygulamışlardır. Ölçümlerde ivme ve güç verileri Push BAND™ Pro 2.0 cihazı ile alınırken kinematik veriler Qualisys Motion Capture System ile kayıt altına alınmıştır. Çalışmanın istatistik analizi SPSS V.25 programı kullanılarak yapılmıştır. Front ve Back MTBS teknikleri arasındaki kinetik ve kinematik farklılıklar bağımlı gruplarda T-tesi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, farklı relatif yüklerde ve tutuş tekniklerinde yapılan UNI Front ve Back MTBS hareketinde; Ortalama Güç(W), Ortalama Güç(W/kg), Ortalama Hız(m/s), Zirve Hız(m/s) değerlerinin yanı sıra gövde ve diz açılarının bazı kinetik ve kinematik parametrelerinde de anlamlı farklılıklara rastlanmıştır (p<0,05). Front ve Back MTBS hareketinin özellikle alt gövde güç, hız ve kuvvet gerektiren direnç antrenmanı programlarında kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Güç, Kinetik, Kinematik, Relatif Yük, Unilateral, Squat
Erzurum ili uzundere ilçesinin sportif rekreasyon potansiyelinin belirlenmesi
Uzundere ilçesi 840 km2 yüz ölçümüne sahip olan ilçe merkezinin denizden yüksekliği 1050 metre olup yukarı mahallelerde bu yükseklik 2100 metreye kadar çıkmaktadır. Özellikle günümüzde Uzundere ilçesindeki rekreatif etkinlikler (doğa sporları, günü birlik geziler vb.) ve yörenin bakir olması bu çalışmayı gerçekleştirmekte önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı Erzurum ili Uzundere ilçesinin sportif Rekreasyon potansiyelini tespit etmek ve yöredeki yapılan rekreatif etkinliklerin, sportif rekreasyon alanların kullanılabilirliğinin ve sürdürülebilirliğine yardımcı olmaktır. Çalışmada Uzundere ilçesinin orman içi rekreasyon potansiyelinin belirlenmesi Gülez yöntemi ile çalışmanın amacına uygun olarak değişiklik yapılarak bir değerlendirme modülü oluşturulmuştur ve Uzundere ilçesine uyarlanmıştır. Araştırma alanının incelenmesinde Uzundere ilçesindeki sportif rekreasyon değeri, peyzaj değeri, iklim, ulaşılabilirlik ve olumsuz etkenler değerlendirme kriterleri olarak alınmıştır. Microsoft Office 2010 programında Tablolar oluşturulup sayısal veriler kaydedilmiştir. Çalışmada literatür taraması, bölgede yapılan gözlem, Google earth programında işaretleme, alan keşifleri ve fotoğraflama ile desteklenmiştir. Araştırmada alanlarında uzman kişilerle belirlenen On doğa sporu branşında değerlendirme yapılmıştır. Erzurum ili Uzundere ilçesinin sportif rekreasyon değeri %29, açık hava sportif rekreasyon potansiyeli %72 bulunarak yüksek potansiyelde olduğu belirlenmiştir.
Mat pilates egzersizlerinin sağlığa ilişkin fitness parametreleri üzerine etkilerinin cinsiyete göre karşılaştırılması
Ülkemizde son yıllarda hızla spora ve egzersize olan ilgi artmıştır. Özellikle Pilates metodu ülkemizde kadınlar arasında rağbet görmektedir. Kadınlar tarafından benimsenmesiyle, kadın egzersiz metodu gibi algılanan Pilates üzerine yapılan çalışmalar da çoğunlukta kadın katılımcılar üzerinden yapılmıştır. Buradan yola çıkarak bu çalışmada erkek katılımcılarla, kadın katılımcılar aynı egzersizleri uygulayarak bir karşılaştırma çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada 8 haftalık mat pilates egzersizlerinin sağlığa ilişkin fitness parametrelerinden; aerobik dayanıklılık, kassal kuvvet ve kassal dayanıklılık, esneklik ve vücut kompozisyonuna etkilerinin cinsiyete göre karşılaştırılması yapılmştır. Araştırmaya Mecidiyeköy Anadolu Lisesinde öğrenim gören yaş ortalamaları 15,59±0,49 olan, daha önce hiç Pilates yapmamış 26 erkek 26 kız öğrenci, toplamda 52 sağlıklı gönüllü katılmıştır. Katılımcılara 8 hafta boyunca haftada 3 defa, 45 dakika mat pilates egzersizleri uygulanmıştır. Katılımcılara çalışma öncesi ve sonrası aerobik dayanıklılığı ölçmek için 3-dakika basamak testi, kassal kuvveti ölçmek için pençe kuvveti testi, kassal dayanıklılığı ölçmek için mekik testi, gövde esnekliğini ölçmek için otur eriş esneklik testi yapılmıştır. Vücut kompozisyonunun değerlendirilmesinde Bioelektrik empedans aleti kullanılmıştır. Sonuç olarak 8 haftalık, haftada 3 gün, 45 saatlik yapılan, mat pilates çalışmasında katılımcıların, aerbik kapasiteleri, kassal kuvvet ve kassal dayanıklılık ve esnekliklerinin olumlu anlamda geliştiği; vücut yağ oranlarının ise olumlu azalmalara neden olduğu tespit edilmiş, cinsiyete göre karşılaştırma yapıldığında, kadınların esneklik gelişimi ve vücut yağ oranı değişimlerinde, erkeklere kıyasla daha hızlı gelişme olduğu ortaya konmuştur.
8 haftalık pilates egzersizlerinin fonksiyonel hareket tarama skorlarına ve bazı motor parametrelere olan etkisinin incelenmesi
Bu çalışma 8 haftalık reformer pilates egzersizlerinin 30-40 yaş arası sedanter kadınlarda fonksiyonel hareket tarama skorlarına ve bazı motor paramatrelerine olan etkilerinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu çalışmada; 30-40 yaşları arasında 30 sağlıklı kadın rastgele yöntemle, araştırma grubunu (n:15; yaş ortalamaları 35,13 ± 3,11 yıl, boy ortalamaları 165,60 ± 5,03 cm, kütle ortalamaları 58,26 ± 6,81 kg) ve kontrol grubunu (n:15; yaş ortalamaları 34,46 ± 2,94 yıl, boy ortalamaları 166,73 ± 4,31 cm, kütle ortalamaları 60,26 ± 7,04 kg) oluşturmuştur. Araştırma grubu haftada 3 gün, 60 dk olmak üzere toplam 8 hafta boyunca reformer pilates antrenmanlarına katılırken, kontrol grubu bu süre içerisinde herhangi bir egzersiz programına dahil olmamıştır. Katılımcılara çalışmadan 3 gün önce ve 3 gün sonra aynı ortam ve koşullar sağlanarak günün aynı saat dilimleri arasında Fonksiyonel Hareket Tarama (FMS) testi, otur uzan testi, squat sıçrama testi ve yıldız biçimli ani değişim denge testi uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS (Versiyon 21.0) paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde karışık ölçümler için çift yönlü varyans analizi 2X2 ANOVA (Two-way ANOVA) kullanılmıştır. Çalışma sonunda araştırma grubu ile kontrol grubunun toplam FMS puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak fark olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Araştırma grubu ile kontrol grubunun esneklik düzeyleri sonuçlarında istatistiksel olarak fark olduğu (p<0,05) tespit edilmiştir. Aynı zamanda, araştırma grubunun kontrol grubuna göre patlayıcı kuvvet testi karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık (p<0,05) olduğu tespit edilmiştir. Yıldız biçimli ani değişim denge testi ortalama sonuçlarına göre araştırma grubu ile kontrol grubu arasında 16 farklı yönde istatistiksel olarak farklılık olduğu (p<0,05) bulunmuştur. Sonuç olarak; 8 haftalık reformer pilates egzersizlerinin 30-40 yaş arası sedanter kadınlarda fonksiyonel hareket tarama skorlarına ve bazı motor paramatrelerine olan etkilerinin olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, reformer pilates egzersizlerinin bireylerin fonksiyonel hareket becerilerinde, esneklik, patlayıcı kuvvet ve denge gelişiminde etkili egzersiz yöntemi olduğu söylenebilir.
Sportif etkinliklere katılan bireylerin yeni tip koronavirüse (COVİD19) yakalanma kaygısı düzeylerinin ölçülmesi
Araştırmadaki amaç; takım ve bireysel spor etkinlilerine katılan bireylerin bazı değişkenlere (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, spor türü) göre Covid 19 hastalığı dolayısıyla hastalığa ne ölçüde yakalanma kaygısı yaşadıklarını, bireysel ve sosyal açıdan değerlendirmektir. Çalışmaya İstanbul'un değişik semtlerinde, açık ve kapalı alanlarda aktif spor yapan 106 erkek (%53), 94 kadın (%47) toplam 200 kişi katılmıştır. Örneklem seçiminde basit tesadüfü yöntem uygulanmıştır. Veri toplamada Sporcuların Yeni Tip Koronavirüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği (SYTKYKÖ) kullanılmıştır Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 28 paket programı kullanılmıştır. Katılımcılarla ilgili demografik özelliklerin belirlenmesi için yüzde ve frekans değerlerine bakılmıştır. Veriler normal dağılım göstermiştir. Bu kapsamda gruplar arasında anlamlı farklılık olup olmadığını tespit etmek amacı ile bağımsız gruplar t-testi (Tukey) uygulamıştır. Farkın kaynağının tespiti için ise tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) yapılmıştır. Katılımcıların eğitim durumları; %35,5'i lise, %57'si lisans ve %7,5'i lisansüstü mezunudur. Yaş değişkenleri; %25,5'i 15-22 yaş arasında, %39,5'i 23-29 yaş arasında, %15,5'i 30-39 yaş arasında ve %19,5'i 40 yaş ve üzeri bireylerden oluşmuştur. Araştırmada kadınlar bireysel kaygı (BK), sosyalleşme kaygısı (SK) alt boyutlarında ve SYTKYKÖ toplam puanı açısından erkeklerden daha kaygı puanına sahip oldukları görülmüştür (p<0.05). Yaş değişkeninde sosyalleşme kaygısı alt boyutunda ve SYTKYKÖ boyutuna göre 40 yaş ve üzeri katılımcıların 23-29 yaş arası katılımcılara göre anlamlı derecede daha yüksek Covid-19'a yakalanma kaygısı puanına sahip oldukları görülmüştür. (p<0.05). Eğitim düzeyleri ve spor türü değişkenlerinde anlamlı farklar bulunmamıştır (P>0,05). Sonuç olarak kadınlar erkelere göre daha fazla kaygı yaşadıkları ve yaş ilerledikçe COVİD 19 yakalanma kaygı düzeyleri arttığını söyleyebiliriz.
Sporcuların emeklilik kararının belirlenmesinde algılanan sportif yeterlik, hedef yönelimleri ve güdülenme düzeylerinin rolü
Araştırma, sporcuların emeklilik kararı süreçlerini değerlendirmek amacıyla, iki çalışma şeklinde planlanmıştır. Çalışma 1'de Sporcuların Emeklilik Kararı Envanterinin Türkçe geçerlik ve güvenirliğinin sınanması; Çalışma 2'de sporcuların emeklilik kararının belirlenmesinde bireye özgü motivasyonel faktörlerin rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaların her biri için, en az 3 yıl spor deneyimine sahip sporcular katılmıştır. Çalışma 1'de, Kişisel Bilgi Formu ve Sporcuların Emeklilik Kararı Envanteri; Çalışma 2'de Kişisel Bilgi Formu ve Sporcuların Emeklilik Kararı Envanterinin yanı sıra, Kendini Fiziksel Tanımlama Envanteri, Sporda 2x2 Başarı Hedefleri Envanteri ve Sporda Güdülenme Ölçeği-II kullanılmıştır. Çalışma 1'de Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA); çalışma 2'de bağımsız örneklerde t-test ile hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Çalışma 1'de DFA sonuçları ölçeğin özgün yapısını; Cronbach Alpha ve CR katsayıları güvenirliği desteklemiştir. Çalışma 2'de sporcuların, emekliliğin çekiciliği ve spor kariyerinin çekiciliği alt boyut puanlarında cinsiyete göre anlamlı fark bulunurken; spor deneyimine göre sadece spor kariyerinin iticiliği alt boyut puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Sporcuların emeklilik kararı puanlarında spor türüne göre ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analiz sonuçları ile algılanan sportif yeterliğin, emekliliğin iticiliği ve spor kariyerinin iticiliği alt boyutlarının negatif; emekliliğin çekiciliği ve spor kariyerinin çekiciliği alt boyutlarının pozitif belirleyicisi olduğu ortaya konmuştur. Bir diğer analiz sonucunda ise ustalık-kaçınma alt boyutunun, emekliliğin iticiliği alt boyutunun negatif, spor kariyerinin çekiciliği alt boyutunun pozitif belirleyicisi olduğu; ustalık-yaklaşma alt boyutunun ise emekliliğin çekiciliği alt boyutunun pozitif belirleyicisi olduğu ortaya konmuştur. Elde edilen bulguların yanı sıra performans-kaçınma alt boyutunun emekliliğin çekiciliği alt boyutunun negatif, spor kariyerinin iticiliği alt boyutunun ise pozitif belirleyicisi olduğu da belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca özerk güdülenmenin, spor kariyerinin çekiciliği alt boyutunun pozitif; spor kariyerinin iticiliği alt boyutunun negatif belirleyicisi olduğu ortaya konmuştur. Araştırmada elde edile bulgular ile Sporcuların Emeklilik Kararı Envanterinin geçerli ve güvenilir olduğunun ortaya konmasının yanında; sporcuların emeklilik kararının belirlenmesinde bireye özgü motivasyonel faktörlerin etkili olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Atletik Emeklilik, Hedef Yönelimi, Kariyer Geçişi, Özerk Güdülenme, Sportif Yeterlik.
Erkek voleybolunda set kazanmayı ve kaybetmeyi belirleyen değişkenler
Bu çalışmanın yapılma amacı, 2022-2023 Türkiye Voleybol Federasyonu Efeler Ligi voleybol takımlarının sezon boyunca sergiledikleri performansı set bazında analiz etmek ve set kazanmaya etki eden ana değişkenleri belirlemektir. Çalışmada 2022-2023 sezonu Türkiye Erkekler Voleybol Efeler Liginde mücadele eden 14 takımın birbirleriyle karşılaştıkları 169 müsabaka analiz edilmiştir. Normal sezon boyunca oynanan müsabakalar çalışmaya dahil edilirken, sezon sonrasında oynanan play-off müsabakaları çalışmanın dışında tutulmuştur. Müsabakalardaki tüm setlerin verileri toplanmış sadece beşinci setler, set bitiş sayısının diğer setlerden farklı olması sebebiyle çalışma dışında bırakılmıştır. Bu müsabakalara ait elde edilen veriler Data Volley Professional 4.0 istatistik yazılımı kullanılarak müsabakalar esnasında toplanmıştır. Bu veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışmada bağımlı değişken "set sonucu (kazanan/kaybeden)" kategorik ve ikiden fazla kategoriye sahip olduğundan set sonucunu belirlemek amacıyla diskriminant (fonksiyon) analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde set kazanmanın en önemli belirleyicilerinin BLOCKEDSo, WPOINTSBp, ERRORSo, WPOINTServe, LPOINTSReception, WPOINTSBlock değişkenleri olduğu bulunmuştur. Çalışma sonucunda diskriminant analizde kullanılmayan değişkenler için seti kazanan ve kaybeden takımlar arasındaki farka da bakılmıştır. Set kazanan takımın WPOINTS, TOTALServe, WPOINTSAttack, TOTALBlock puanları, seti kaybeden takımın puanına göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Set kaybeden takımın LPOINTS, TOTALReception, TOTALAttack, ERRORAttack, BLOCKEDAttack, TOTALSo puanları, seti kazanan takımın puanına göre anlamlı düzeyde daha yüksektir.
Tenis sporunda aerobik güç ve kalp atım değerlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; üniversite takımı düzeyinde tenis oynayan genç erkek tenisçilerin oyun öncesi ve sırasındaki fiziksel özellikleri ve fizyolojik cevaplarının incelenmesidir. Araştırmaya yaş ortalamaları 22,29±2,79 yıl olan ve üniversite takımında tenis oynayan 14 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada tüm sporcuların oyun öncesi fiziksel özelliklerinden boy (boy skalası 0,1cm hassasiyet), vücut ağırlığı(baskül Tech-Fit marka 0,01kg), deri altı yağ kalınlıkları (Holtain marka, 0,2mm hassasiyet), çevre ölçümleri (mezura 0,1cm hassasiyet), kemik genişlik ölçümleri (kayan kaliper Lafayette marka, 0,1cm hassasiyet) yapılmış olup elde edilen verilerden yüzde yağ, yağ ağırlığı, yağsız beden ağırlığı, somatotip özellikleri hesaplanmıştır. Aerobik dayanıklılıklarının tespiti için 20 metre mekik koşu testi (Multi-Stage Shuttle Run Test) yapılmış ve MaxVO2 değerleri ml/kg/dk cinsinden hesaplanmıştır. Sporcuların relatif kuvvetini değerlendirmek için pençe kuvveti testi, esnekliklerini değerlendirmek için otur uzan testi (Baseline) kullanılmıştır. Oyun öncesi ve sırasında fizyolojik cevapların tespiti için Zephry marka kalp atım sayısı monitörü kullanılmıştır. Sporcuların tenis oyunu boyunca kalp atım hızları, vücut ısısı, solunum frekansı monitorize edilmiş olup ortalama, minimum ve maksimum değerler alınmıştır. Oyunda harcanan kalori değerleri, fizyolojik, mekanik, antrenman yükleri kaydedilmiştir. Tenis müsabakası sırasındaki eşleştirmeler Uluslararası Tenis Federasyonunun, ITN (International Tennis Number, Uluslararası Tenis Seviyesi) oyuncu seviyesi belirleme testine göre yapılmıştır. Müsabaka başlamadan önce sporculara kalp atım sayısı monitörü takılmış, 5 dakika ısınma yaptırılmıştır. Her müsabaka bir setten oluşmuş ve 23-34 dakika arasında sürmüştür. Örneklem grubunun tespitinde G*Power 3.1.9.4 T-Test ailesinden Point Biserial model analiz yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics 24 kullanılmıştır. Tüm verilerin tanımlayıcı istatistikleri (ortalama, minumum, maksimum) çıkarıldıktan sonra bulgular arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi için için Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır (p<0,01 ve p<0,05). Teniscilerin ortalama somatotip değerleri endomorf, mezomorf ve ektomorf için sırasıyla 3,14, 4,68 ve 2,47 olarak bulunmuştur. Maksimal Oksijen Kullanımı ortalama değerleri 44,38 ml/kg/dk, oyun sırasındaki kalp atım hızı ortalama değerleri 154,36 atım/dk, vücut ısısı ortalama değerleri 37,71°C olarak tespit edilmiştir. Sporcuların solunum frekansı ile aktif oyun yüzdeleri arasında yüksek derecede pozitif ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar kelimeler: Tenis, Kalp Atım Hızı, MaxVO2, Fiziksel Özellikler
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinde kafeintüketiminin CYP1A2 genotiplendirmesi ile bağlantılı olarak aerobik performansla ilişkisinin incelenmesi
Kafein metabolizmasından sorumlu olan CYP1A2 geni kafein kullanımının spor performansı üzerindeki etkisinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu araştırmada CYP1A2 geninin aerobik performansta kafein ile ilişkisi incelendi. Fiziksel parametreler ve mekik testi koşusu üzerinden performans parametreleri göz önünde bulundurularak kafeinin genel performans üzerindeki etkisine bakılırken diğer taraftan CYP1A2 geninin AA genotipi ve AC+CC genotipi üzerinden performans bileşenleri karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. Araştırmaya spor bilimlerinde öğretim gören 18,67±0,72 yaş 15 erkek öğrenci gönüllü olarak katılım gösterdi. Örneklem grubu oluşturulduktan sonra İstanbul Üniversitesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsünde sürüntü yöntemiyle örnekler alınarak gen analizleri yapıldı. Mekik testi koşusu aerobik performans bileşeni olarak değerlendirilirken oksijen saturasyon, laktat, nabız, algılanan zorluk, maks VO2 gibi değerler de mukayeseli bir şekilde AA ve AC+CC genotipleri üzerinden incelendi. Deneklere kafeinli de kafeinli (plasebo) ve kontrol grubu olmak üzere üç ayrı deney protokolü uygulanarak 3 gün (72 saat) arayla üç defa mekik testi koşusu uygulandı. Sunulan kahve özel olarak hazırlanan kafein değeri hesaplanıp 3mg /kg verilen düşük orta doz olarak tespit edildi. Kafeinli, de kafeinli (plasebo) ve kontrol grubu çift kör deney yapıldı. IBM SPSS 22.0 istatistik programı ile veriler Friedman testi; parametrelerin genotip farklılığına göre ikili karşılaştırılması Mann-Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda AA genotipinin performans bileşenlerinde AC+CC genotipine göre pozitif artış olduğu gözlemlendi (p<0.05). Nonpaarametrik verilerin sonucunda anlamlı farklılık vardır. Kafeinin mekik testi koşusunda performans bileşenlerinde pozitif artış ortaya çıktı (p>0.05). Sonuç olarak kafeinli aerobik performans mekik testi koşusunda mekik sayısı, mekik seviyesi, kat edilen mesafe, maks VO2gibi performans bileşenlerinde artış meydana geldi. Yine AA ve AC+CC genotipleri üzerindeki değerlendirmede AA genotipi AC+CC genotipine göre kafeinli mekik koşusu testinde daha yüksek performans değerlerine ulaşıldı.
10-14 yaş elit tenis oyuncularında nondominant forehand antrenmanlarının çift el backhand vuruşları üzerindeki beceri transferlerinin tespiti
Bu çalışmanın amacı; 10-14 yaş elit tenis oyuncularında nondominant forehand antrenmanlarının çift el backhand vuruşları üzerindeki beceri transferlerinin etkisini değerlendirmektir. Çalışmaya Türkiye spor yazarları derneği ve spor kulübü'nde tenis oynayan yaş ortalaması 12,75±1,12, boy ortalaması 156,25±12,65, vücut ağırlığı ortalaması 45,93±10,49, BMI ortalaması 18,52±1,97 olan 16 sporcu (8 kadın, 8 erkek) dominant el grubunu, yaş ortalaması 12,12±1,66, boy ortalaması 152,93±15,37, vücut ağırlığı ortalaması 44,8±14,26, BMI ortalaması 18,41±2,49 olan toplam 16 sporcu (8 kadın, 8 erkek) nondominat el grubu olmak üzere toplam 32 sporcu katılmıştır. Çalışmaya katılan tüm sporcular sağlak, çift el backhand ve tam saha, sarı top ile oynayan takım oyuncularıdır. Araştırma grubu ikiye ayrılmıştır. 1.Grup Dominant el forehand vuruş yapan oyunculardan oluşmaktadır. 2. Grup Nondominant el forehand vuruş yapan oyunculardan oluşmaktadır. Dominant el forehand vuruş antrenman programında yer alan sporcular haftada 5 gün, bir saat rutin tenis antrenman programlarına devam etmişlerdir. Bu programda dört grup yer almaktadır ve gruplar dört oyuncudan oluşmaktadır. Program sekiz hafta uygulanmıştır. Nondominant el forehand vuruş antrenman programında olan bireyler dominant grubun yaptığı antrenman programını haftada 3 gün aynı şekilde uygulamışlardır. Katılımcıların fiziksel özelliklerini belirlemek için antropometrik ölçümler yapılmıştır. Tenis becerilerinin değerlendirilmesi için Hewitt Tenis Beceri Testi uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics 24 kullanılmıştır. Hewitt testine göre birinci ve ikinci ölçümler arasında dominant ve non dominant grupta anlamlı farklılığa rastlanmamıştır (p<0,05). Oyuncuların Hewitt beceri testindeki puan alan top sayılarına göre nondominant grupta 1. ve 2. ölçümler arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,005). Beceri transferinde her iki cinsiyet arasında istatistiksel anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Beceri Transferi, Forehand, Backhand, Tenis, Dominant el, Nondominant el
Futbolcularda kültürel zekanın motivasyona etkisi
Bu çalışmada, futbol oynayan sporcularda kültürel zekanın motivasyon üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya online anket formunu doldurmayı onaylayan 112 erkek ve 101 kadın olmak üzere 213 futbolcu katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, kültürel zeka ve yetişkin motivasyon ölçeklerinden oluşan anket formundan yararlanıldı. Ölçeklerin bu çalışma örneklemine uygunluğunu belirlemek amacıyla geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Geçerlik ve güvenirlikleri doğrulanan ölçeklerin toplam ve alt boyut puanlarının betimsel istatistik ve demografik değişkenlere göre karşılaştırma analizleri yapıldıktan sonra kültürel zeka ile motivasyon arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada futbol oynayan bireylerin kültürel zeka ve motivasyonlarının orta düzeyde olduğu, kültürel zeka ile motivasyon arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu ve kültürel zekanın motivasyon üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkiye sahip olduğu bulguları elde edilmiştir. Çalışmada ayrıca kültürel zekanın cinsiyet, yaş, medeni durum ve öğrenim durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği, aylık geliri 10.000 TL ve altı ve 20.001 TL ve üstü olan sporcuların üst bilişsel, motivasyonel ve kültürel zeka düzeyinin, aylık geliri 15.001-20.000 TL arasında olan katılımcıların kültürel zeka düzeyine göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu; lisanslı futbolculuk süresi 1-5 yıl olan futbolcularda davranışsal kültürel zekanın, lisanslı futbolculuk süresi 11 yıl ve üstü olan futbolculara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulguları elde edilmiştir. Motivasyonun medeni durum, öğrenim durumu, aylık gelir ve lisanslı futbolculuk süresine göre anlamlı farklılık göstermediği, erkek futbolcuların motivasyon düzeyinin kadın futbolculara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, 18-25 yaş grubundaki içsel motivasyonun, 26-29 yaş grubundaki futbolculara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulguları elde edilmiştir.
Birleşik ve standart dinamik stretching hareketlerinin genç sporcuların atletik performanslarına akut etkisi
Bu araştırma, farklı dinamik germe hareket modellerinin genç erkek basketbolcularda akut motorik performans üzerindeki etkilerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 11-16 yaş aralığında, ortalama yaşları 12.96 ± 1.81yıl, boyları 164.92 ± 13.3cm ve vücut kütleleri 55.74 ± 13.78kg olan 27 lisanslı basketbolcu katılmıştır. Katılımcılara altışar hareketten oluşan standart dinamik germe (SDG) ve birleşik dinamik germe (BDG) protokolleri uygulanmıştır. Her bir hareket için 3 saniye germe süresiyle 16 tekrar, toplamda 1 set halinde, akıcı tempoda ve hareketler arasında 10 saniye aktif dinlenme süresi verilerek uygulanmıştır. Protokoller 3 gün arayla ayrı günlerde yapılmış ve her uygulamanın ardından aktif sıçrama testi (AST), skuat sıçrama testi (ST), 30 metre sürat testi (30m ST) ve 505 çeviklik testi (505 ÇT) 30 saniye aralıklarla uygulanmıştır. Verilerin normallik dağılımları Shapiro-Wilk testiyle değerlendirilmiş, normal dağılım gösteren AST ve 30m ST testleri için t-testi, diğer testler için Wilcoxon testi kullanılmıştır. Ayrıca, korelasyon analizlerinde AST ve 30m ST için Pearson, ST ve 505 ÇT için Spearman korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. BDG ve SDG protokolleri sonrası AST, ST, 30m ST ve 505 ÇT test sonuçları arasında sırasıyla r = 0.849, r = 0.817, r = 0.958 ve r = 0.951 pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, SDG ve BDG protokollerinin genç erkek basketbolcularda güç, sürat ve çeviklik üzerinde benzer akut etkileri olduğu belirlenmiştir (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Basketbol, Hareket Modeli, Motorik Performans Testi
Farklı ekollerde klasik bale eğitimi gören çocukların bir eğitim yılı boyunca fiziksel uygunluk parametrelerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında Vaganova ve RAD metodunda bale öğrenimi gören çocukların fiziksel uygunluk parametrelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 31 kız bale dansçısı ve bale yapmamış ancak farklı sportif aktivitelere katılan 14 gönüllü kız çocuğu üzerinde 28 hafta süren deneysel ve prospektif bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Boy, vücut ağırlığı (VA), vücut yağ yüzdesi (VYY), bacak boyu uzunluğu (BBU), pasif turnout açısı (PTA) ve aktif turnout açısı (ATA) ölçülmüştür. Ayrıca, fonksiyonel hareket tarama testi (FHTT), Y-Denge testi (YDT), otur-uzan testi (OUT), el kavrama kuvveti testi (EKKT) ve durarak uzun atlama testi (DUAT) de yapılmıştır. İstatistiksel analiz için IBM SPSS 25.0 kullanılmış ve normal dağılıma uygunluğa çarpıklık-basıklık analizine göre karar verilmiştir. 28 haftalık sürecin öncesi ve sonrası ölçüm sonuçları Bağımlı Örneklem T testi ile karşılaştırılmış olup anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bale eğitimi gören grupta antropometrik ölçümlerde boy, VA ve BBU' da anlamlı artış, VYY' de ise anlamlı azalma görülmüştür. PTA' da değişim gözlenmezken, sağ-sol ATA' da artış saptanmıştır. FHTT skorlarında bir değişim olmazken, Y-Denge testi bütünleşik skorlarında azalma tespit edilmiştir. OUT ve sağ EKKT' nde artış gözlenirken, sol EKKT ve DUAT anlamlı azalma vardır. Kontrol grubunda ise boy, VA, BBU ve VYY' nde anlamlı artış gözlenmiştir. Aktif ve pasif turnout açılarında değişiklik olmazken, FHTT skoru ve Y-Denge testi skorlarında artış gözlenmiştir. OUT ve EKKT' nde artış saptanırken, DUAT' nde değişim gözlenmemiştir. Sonuç olarak, bale eğitimi alan çocuklarda denge ve kuvvetin azalması, haftalık ders saatlerinin sınırlı olması ve sadece teknik derslerin yer alması nedeniyle olabilir. Bu nedenle, fiziksel uygunluk parametrelerinin gelişimi için bale derslerine denge ve kuvveti artıracak egzersizlerin eklenmesi önerilmektedir. Çocukların büyüme ve gelişmesinin sürdüğü bu dönemde fiziksel uygunluk parametrelerinin değişebileceği dikkate alınarak 6 aylık aralıklarla düzenli ölçme ve değerlendirme yapılması önerilmektedir. Ölçme ve değerlendirme sonucunda spora özgü teknik antrenmanlara destek olacak egzersiz programlarıyla çocukların hem performansının artacağına hem de yaralanmalardan korunacağına inanmaktayım.
Düzenli spor yapan yetişkin bireylerin sürdürülebilir tüketim davranışlarının incelenmesi: Bir karma yöntem çalışması
Bu araştırmanın amacı, düzenli spor yapan yetişkin bireylerin sürdürülebilir tüketim davranışlarının ne düzeyde olduğu, bu bireylerin sürdürülebilir tüketim davranışlarının bazı sosyo-demografik parametrelere bağlı olarak nasıl etkilendiği ve bu bireylerin tercih ettiği spor merkezine (kamu ve özel) göre farklılık gösterip göstermediğinin karma araştırma yöntemlerinden biri olan "açımlayıcı sıralı karma yöntem" ile incelenmesidir. Araştırma kapsamında yaşları 18-59 arasında değişen 163'ü kadın 164'ü erkek olmak üzere toplam 327 düzenli spor yapan bireye, Google Forms aracılığı ile Doğan, Bulut ve Çımrın (2015) tarafından geliştirilen 5'li Likert tipindeki Sürdürülebilir Tüketim Davranışları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu online olarak uygulanmış ve elde edilen veriler, nitel veriler ile desteklenmiştir. Nitel veriler araştırmaya katılan 327 katılımcı arasından gönüllülük esasına bağlı olarak seçilen 4'ü erkek 4'ü kadın olmak üzere 8 katılımcıya araştırmanın amacı ve kapsamı anlatılıp gönüllü onam formu imzalatıldıktan sonra yüz yüze gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, Sürdürülebilir tüketim davranışı, çevre duyarlılığı ve tasarruf alt boyutlarında kadın katılımcıların puanlarının erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu (p<0,05), bireylerin yaşı arttıkça daha sürdürülebilir tüketim davranışları sergiledikleri görülmüştür (p<0,05). Sürdürülebilir tüketim davranışı, çevre duyarlılığı, ihtiyaç dışı satın alma ve tasarruf boyutlarından elde edilen puanların bireylerin sahip olduğu mezuniyet derecesine göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaştığı görülmüştür (p≤0,05). Sürdürülebilir tüketim davranışı, ihtiyaç dışı satın alma ve yeniden kullanılabilirlik alt boyutlarında kamu spor merkezlerini tercih eden bireylerin puanlarının özel spor merkezlerine devam eden bireylere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. (p≤0,05). Yeniden kullanılabilirlik alt boyutunda, herhangi bir spor dalında lisansa sahip olan (geçmişte veya şimdi) bireylerin lisansa sahip olmayanlara göre, puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür (p≤0,05). 6 ay ile 1 yıl arasında spor merkezine devam eden bireylerin, 3 aydır spor merkezine devam eden bireylere göre ölçeğin tüm alt boyutlardan aldıkları puanların daha yüksek olduğu görülmüştür (p≤0,05).