
3,188
Archived Theses
67
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Sutopu sporcularının atılganlık düzeylerinin belirlenmesi
Atılganlık; diğer insanları hor ve hakir görmeden, onların haklarına saygı göstererek kendi haklarını savunma, toplumda yer edinme, saygınlık elde etme, söze başlama, devam ettirme ve bitirme yetisi olarak tanımlanmaktadır. Sporcuların bulundukları konumlarından dolayı atılgan bireyler olması beklenmektedir. Bireylere özgürlük kazandıran spor; aynı zamanda zihinsel yeteneklerini, karar verme kabiliyetini, enerjisini ve toplumsal nitelikleri en üst seviyede kullanmayı da öğretmektedir. Bu doğrultuda sutopu; gerek fiziksel yetileri kullanma, gerek zihinsel becerileri kullanabilme kabiliyetinden dolayı sporun en özel alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı büyük sutopu sporcularının sosyodemografik özellikleri atılganlıkları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Aynı zamanda sutopu sporcularının atılganlık düzeylerini belirlemektir. Bu araştırmanın evrenini Türkiye Sutopu Federasyonu tarafından düzenlenen Büyük Erkekler Türkiye Şampiyonası'na katılmaya hak kazanan Türkiye'nin farklı kulüplerinde sutopu oynayan 191 sutopu sporcusu ile 268 spor yapmayan öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan sporcu ve öğrenciler 18 yaşından büyüktür. Bu araştırmada, uygulamalı araştırmalarda kullanılan yöntemlerden anket yöntemi tercih edilmiştir.Araştırmada veri toplama aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' ve ikinci bölümde ise Rathus (1973) tarafından geliştirilen 'Rathus Atılganlık Envanter' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunlukları Kolmogorov Smirnov normallik testi ile sınanmıştır. Normal dağılımdan uzaklaşmadığı sonucuna varıldığından, ikili grupların karşılaştırılmasında t testi ile üç ve daha fazla gruplarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Sutopu sporcularının Rathus Atılganlık Envanteri'ne ait ortalama değeri 16,95 iken, öğrencilerin ortalama değerinin 2,38 olduğu belirlenmiştir. Sporcuların %38,7'si atılgan olmayan davranışa sahip iken, %61,3'ü atılgan olan bir davranış biçimine sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin (Kontrol Grubunun) %39,2'si atılgan olmayan davranış biçimine sahip iken %60,8'i atılgan olan davranış biçime sahip oldukları belirlenmiştir. Sutopu sporcularının atılganlık düzeyleri spor yapmayan bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sutopu sporcularının ve öğrencilerin Sosyo demografik veriler (yaş, okul türü, spor yapma yılı, anne ve baba eğitim durumu, kardeş sayısı) ile atılganlık arasında istatistiksel olarak herhangi bir anlamlılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Rathus atılganlık envanteri, Spor, Sutopu.
Sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisi
Bu çalışma sportif faaliyetlerin 13-14 yaşındaki bireylerin özgüven düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Özgüven oluşumu özellikle 13-14 yaşlarında oluşmakta ve kişilerin başarılarını etkilemektedir. Bu nedenle sportif faaliyetlerin özgüven üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığı ve demografik özelliklerin özgüveni etkileyip etkilemediği çalışmamızda incelenmiştir. Bu araştırmaya 2018-2019 sezonunda Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından sportif faaliyetler kapsamında hizmet veren İlkadım, Çarşamba ve Bafra Gençlik Merkezlerinde sportif faaliyetlere katılan 159 birey ve sportif faaliyetlere katılmayan 113 olmak üzere toplamda 272 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada, uygulamalı araştırmalarda kullanılan yöntemlerden anket yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. kişisel bilgi formunda baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumları demografik bilgileri yer almaktadır. İkinci bölümde ise Akın (2007) tarafından geliştirilen 'Özgüven ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımı ile %95 güven düzeyinde test edilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Çalışmadaki veriler ışığında istatistiksel analize başlamadan önce normallik varsayımı ve homojenlik testleri uygulanmış, yapılan Kolmogorov – Smirnov ve Levene testleri sonucunda verilerin normal dağılıma sahip olduğu tespit edilmiştir (p>0,05). Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik analiz yapılmasında karar verilmiştir. Grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü Anova analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ile yapılan analizlere göre sportif faaliyetlere katılan bireylerin baba iş durumu, anne iş durumu, anne ve baba medeni durumları, kardeşlerin sayıları ve aile gelir durumuna göre iç ve dış özgüven puanlarının karşılaştırılması neticesinde anlamlı bir farklılık bulunamadığı sonucuna varılmıştır Cinsiyet değişkeninde ise iç özgüven alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmazken, dış özgüven alt boyutunda erkeklerin kadınlara göre puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca sportif faaliyetlere katılanların, sportif faaliyetlere katılmayanlara göre özgüven düzeylerinin istatistiksel olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Faaliyet, Özgüven, Spor
Seçilmiş bazı ilköğretim okulu öğrencilerinin Tgmd-II testine göre temel motor özelliklerinin araştırılması
KESKİN, Esin Çağla. Seçilmiş Bazı İlköğretim Okulu Öğrencilerinin TGMD-II Testine Göre Temel Motor Özelliklerinin Araştırılması, (Yüksek Lisans Tezi), Çorum, 2019. Bu çalışmada, seçilmiş bazı ilköğretim okulu öğrencilerinin (7-9 yaş) TGMD-II testine göre temel motorik özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmamızda 199 erkek ve 234 kız çocuk olmak üzere toplamda 433 çocuk denek olarak kullanılmıştır. Ölçüm yapılması belirlenen çocuklar gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Temel motorik özellikleri ölçmede güvenirliliği yüksek düzeyde olan TGMD-II testi kullanılmıştır. Çocukların yaş, cinsiyet, ebeveyn öğrenim durumu ve meslekleri, kırsal, merkez okulda öğrenim görmesiyle ilişkili olarak temel motor gelişim düzeylerini belirleyebilmek amacıyla ölçümler yapılmıştır. Çocukların temel motor gelişim düzeyi ölçüm derecelerine Bruininks-Oseretsky ve TGMD-II testleri öncelikli olarak normallik testi uygulanmıştır. Normallik testinin ardından çocukların yaş, cinsiyet, ebeveyn öğrenim durumu ve meslekleri, kırsal, merkez okulda öğrenim görmesi gibi değişkenlerine göre yer değiştirme becerileri, nesne kontrol becerileri ve BKMGT-2 toplam puanlarının anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi (ANOVA) aracılığıyla incelenmiştir. ANOVA sonuçlarının anlamlı olması durumunda varyansların homojenliği varsayımının karşılanması durumunda işlem sonrası Bonferroni testi gerçekleştirilmiştir. Varvansların homojenliği varsayımı karşılanmadığında ise Welch F testi ve işlem sonrası Games-Howell testi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırmada ele edilen sonuçlara göre; cinsiyete göre yer değiştirme becerilerinde anlamlı bir farklılık göstermezken, nesne kontrol ve kaba motor becerilerinde kız çocuklarının daha iyi olduğu bulunmuştur (t(431)= -2.40, p< .05). Kırsal ve merkez olarak ele aldığımızda nesne kontrol, yer değiştirme ve kaba motor becerilerde merkez kesimde okuyan çocuklarda anlamlı farklılık görülmüştür (t(431)= 5,61, p< 0,001). Yaşlara göre incelediğimizde ise nesne kontrol ve kaba motor becerilerinde anlamlı bir farklılık bulunurken (F(2, 430)= 4,22, p<0,05), yer değiştirme becerilerinde bir farklılık görülmemiştir. Ebeveyn öğrenim durumunda; anne öğrenim durumu ele alındığında nesne kontrol ve kaba motorda bir farklılık bulunmazken, yer değiştirme becerilerinde lise mezunu annelerin çocukları anlamlı bir farklılıkla daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır( F(2, 430)= 5,95, p<0,05). Baba öğrenim durumunda ise babası üniversite mezunu olan çocukların kaba motor, nesne kontrol ve yer değiştirme becerileri diğer çocuklara göre daha anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir(F(2, 430)= 22,35, p<0,05). Ebeveyn mesleği ele alındığında; anne mesleğinin bir önemi olmadığı, baba mesleğinde ise babası memur olan bireylerin yer değiştirme, nesne kontrol ve kaba motor becerilerinin daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. (F(3, 429)= 5,20, p<0,05). Anahtar Kelimeler: Çocuk, Kırsal, Merkez, TGMD-II
Kadın futbolcularda antrenmanın algılanan stres, sporda güdülenme, sürekli öfke ve öfke tarzı düzeylerine etkisi
Bu çalışmanın amacı kadın futbolcularda antrenmanın algılanan stres, sporda güdülenme, sürekli öfke ve öfke ifade tarzı düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmaya 19'u birinci ligde, 19'u ise ikinci ligde oynayan toplamda 38 kadın futbolcu katılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Sporda Güdülenme Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler hazırlık kampı antrenmanları öncesinde ve hazırlık kampı sonrası uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 21 yazılımı kullanılmıştır, normallik düzeyine Kolmogorov-Smirnov, varyans eşitliğine ise Levene testi ile bakılmıştır, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir, Paired Sample t, Independent Sample T, tek yönlü varyans analizi ANOVA ve post-hoc Scheffe testi uygulanmıştır. Lig değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde yetersiz öz yeterlik algısı, içsel güdülenme, dışsal güdülenme, güdülenmeme, sürekli öfke, öfke dışa vurumu ve öfke kontrolü alt boyutlarında istatistiksel farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Birlikte yaşanılan kişi değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde içsel güdülenme ve dışsal güdülenme alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0,05). Spor deneyim yılı değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde güdülenmeme ve öfke kontrolü alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Kadın futbolcularda hazırlık kampı antrenmanları öncesinde ve hazırlık kampı sonrasında algılanan stres düzeyi, sporda güdülenme düzeyi ve sürekli öfke ve öfke tarzı düzeyi puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kadın futbolcularda hazırlık kampı antrenmanlarının algılanan stres, içsel güdülenme, dışsal güdülenme, güdülenmeme, sürekli öfke, öfke içe vurumu, öfke dışa vurumu ve öfke kontrolü düzeylerini etkilemediği sonucuna varılmıştır. Kadın futbolcuların hazırlık kamplarında spor psikoloğu bulundurulması önerilmektedir. Hazırlık kamplarında psikolog bulundurmayan takımların teknik heyeti psikolojik anlamda futbolcularına destek olmalıdırlar. Kadın futbolcuların stres düzeyleri, güdülenme durumları ve öfke düzeyleri ligin başlangıcında, devre arasında veya ikinci devre başında da kontrol edilmelidir. Benzer çalışmalar farklı lig düzeylerindeki veya değişik branşlardaki kadın sporcular ile yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Antrenman, Güdülenme, Kadın Futbolcu, Öfke, Stres
Spor yapan ve yapmayan kadın üniversite öğrencilerinin beden imge hoşnutluğu ile iletişim becerilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışma, kadın üniversite öğrencilerinin sporla uğraşma durumuna göre beden hoşnutluğu düzeyleri ve iletişim becerisi düzeylerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmaya Hitit Üniversitesinde 4 fakülte ve 1 yüksekokul olmak üzere 5 farklı alanda öğrenim görmekte olan tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilmiş 196'sı aktif olarak spor yapan 364'ü spor yapmayan toplam 560 kadın öğrencinin gönüllü olarak katılımı sağlanmıştır. Çalışmada ''Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Memnuniyet Ölçeği'' (BBMÖ) ve ''İletişim Becerisini Değerlendirme Ölçeği'' (İBDÖ) anketleri uygulanmıştır. Çalışmada İki farklı ölçek (BBMÖ) ve (İBDÖ) ile elde edilen ölçek puanları arasındaki ilişki parametrik olmayan Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırıldı. Sosyodemografik özelliklere göre bağımsız iki grubun ölçek puanları karşılaştırmalarında parametrik olmayan Mann Whitney U testi kullanıldı. İkiden fazla bağımsız grubun ölçek puan karşılaştırmalarında Kruskal Wallis Varyans analizi (parametrik olmayan ANOVA) kullanıldı. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin İBDÖ ölçek puanları, sporla ilgilenme durumu ve spor türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Fakülte, ailede veya kendisinde kalıtsal bir hastalık olup olmadığı, gelir düzeyi, sporla ilgilenme düzeyi, spor yaşı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Öğrencilerin BBMÖ ölçek puanları ise sporla ilgilenme durumu, spor türü, sporla ilgilenme düzeyi ve spor yaşı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ailenin eğitim durumu, ailede veya kendisinde kalıtsal bir hastalık olup olmadığı ve gelir düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. İki ölçek puanları arasında ise istatistiksel olarak zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak beden bölgelerinden hoşnutluğun öğrencilerde iletişim becerilerini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden Hoşnutluğu, İletişim Becerisi, Spor
Rekreasyonel aktivitelerin şizofren hastaları üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırma, Rekreasyonel Aktivitelerin Şizofren Hastaları Üzerine Etkisinin Araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde kayıtlı 30 şizofreni tanılı hasta dahil edildi. Hastalara 12 hafta süresince haftada 3 gün rekreasyon aktivitesi olarak eğitsel oyunlar ve halk oyunları çalışmaları uygulandı. Araştırmada veri toplama aracı olarak çalışmanın başında ve 12 hafta sonunda Şizofrenide Negatif Semptom Ölçeği (SANS), Şizofrenide Pozitif Semptom Ölçeği (SAPS), İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği (GAF), ve Klinik Global İzlenim Ölçeği (CGI) uyglandı. Ayrıca TANİTA cihazı kullanılarak hastaların çalışma başında ve sonunda vücut yağ yüzdeleri, kilo ölçümü ve vücut kitle indeksi (BMI) hesaplandı. İstatistiksel işlemlerde Değişkenlerin normal dağılımdan gelme durumları araştırılırken birim sayıları nedeniyle Shapiro Wilk's' den yararlanılmıştır. İki bağımlı değişken arasındaki farklılık incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmemesi nedeniyle Wilcoxon Testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre katılımcıların başlangıç ve bitiş SANS (p=0,471), GAF (p=0,004), CGI (p=0,003) ve vücut yağ oranları (p=0,019) arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi. Ancak başlangıç ve bitiş kilo (p=0,406), BMI (p=0,471) ve SAPS (p=0,081), oranları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, Rekreasyon Aktivitesi, Negatif Semptom, pozitif Semptom, Klinik Global İzlem, Halk Oyunları, Eğitsel Oyunlar.
Halk oyuncularının yarışma öncesi durumluk kaygı düzeyleri ve stresle başa çıkma yöntemleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada halk oyuncularının yarışma öncesi durumluk kaygı düzeyleri ve stresle başa çıkma yöntemleri ile çeşitli değişkenler arasındaki ilişkilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Halk oyuncularına çalışma ile ilgili gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonra 157 kadın ve 157 erkek olmak üzere toplam 314 gönüllü ve sağlıklı halk oyuncusu araştırmaya dahil olmuştur. Araştırmanın niceliksel araştırma metotlarından olan anket yöntemi uygulanmış olup ilişkisel tarama metodu kullanılmıştır. Araştırma verileri 12 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, 20 ifadeden oluşan durumluk kaygı envanteri ve 43 ifadeden oluşan stresle başa çıkma ölçeği ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 16.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Bağımsız iki grubun karşılaştırılması independent samples t testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması ise tek yönlü ANOVA kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Halk oyuncularının yarışma öncesi durumluk kaygı düzeyleri üzerine ekonomik durum, halk oyunları branşı ile ilgilenme süresi ve yarışma deneyimi değişkenlerinin etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Genel olarak ekonomik seviyesi yüksek, yarışma deneyimi olan ve uzun süre bu branşla ilgilenen halk oyuncularının yarışma öncesi durumluk kaygı puanları düşük bulunmuştur. Halk oyuncularının stresle başa çıkma yöntemleri noktasında da alt boyutlar bazında çeşitli değişkenler bakımından gruplar arası anlamlı farklılıklar mevcuttur. Halk oyuncularının yarışma öncesi durumluk kaygı puanları ile stresle başa çıkma yöntemleri arasında da kaçma soyutlama (duygusal-eylemsel) alt boyutu hariç diğerlerinde istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar söz konusudur. Anahtar Kelimeler: Durumluk Kaygı, Stresle Başa Çıkma, Halk Oyuncuları
Erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının performansa etkisi
Bu çalışmanın amacı erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının aerobik ve anaerobik performansa etkisini incelemektir. Çalışmaya toplam 20 basketbolcu (deney:10, yaş:28,10±4,51 yıl; kontrol:10, yaş:18,70±0,95 yıl) katıldı. Deneklerin solunum kas antrenmanı (SKA) öncesi spirometreyle solunum fonksiyonları, respiratuar basınçölçer cihazı ile solunum kas kuvvetleri belirlendi. SKA, POWER breathe Classic (mavi) model ile maksimal inspiratuar basınç (MİP) değerinin % 40'ına eşdeğer olacak şekilde haftalık 1 birim (10 cmH2O) artırım sağlanarak deney grubuna sabah ve akşam günün aynı saatlerinde olmak üzere haftanın 5 günü günde 2 kez tekrarlanmak koşuluyla 4 hafta uygulandı. Her antrenman biriminde sporcu 30 dinamik nefes alıp verme işlemi yaptı ve günde 60 nefes döngüsünü tamamladı. Anaerobik güç parametreleri wingate bisiklet ergometresi ile, aerobik kapasiteleri de Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Seviye 1 test protokolüyle hesaplandı. Gruplar arası tüm parametrelerin ön-son testleri arasındaki karşılaştırması için bağımlı T testi (Paired Sample T Testi), ortalama farkın gruplar arasındaki analizi içinde bağımsız T testi (Independent Sample T Test) kullanıldı. SKA sonrası deney grubunda FVC (lt) ve FEF Max'ta ki (lt/sn) değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Diğer solunum fonksiyon değerlerinde yüzdesel artış görülmesine rağmen anlamlı bir sonuç bulunmamıştır (p>0,05). Yüzdesel olarak en fazla artış İC (% 42,22), FEF Max (% 35,26) ve MİP (% 22,33) değerlerinde görülmüştür. Kontrol grubunda sadece SVC ve MİP'te anlamlı değişim görülmüştür (p<0,05). Deney grubunda anaerobik güç göstergelerinden Mininum Power dışında bütün değerlerde anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca Time to Peak'te % 34,03 ve Peak Power da % 5,66 düzeyinde yüzdesel artış meydan gelmiştir. Kontrol grubunda Wingate testi sonrasında tüm parametrelerde anlamlı bir değişim gözlenmemiştir (p>0,05). SKA sonrası deney grubunda VO2maks ortalama değerinde % 14,74 (p<0,008) ve kontrolde ise % 7,50 oranında artış görülmüştür (p<0,006). Sonuç olarak solunum kas antrenmanının; solunum fonksiyonlarını, solunum kas kuvvetini, anaerobik ve aerobik kapasiteyi düzenli antrenman yapanlara göre pozitif yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Kapasite, Anaerobik Güç, Basketbol, Solunum Kas Antrenmanı,
Otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma; otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya; Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 1'i kız, 12'si erkek toplam 13 çocuk katılmıştır. Çocuklara haftada iki gün, günde bir saat olmak üzere 14 hafta süre ile hareket eğitimi programı uygulanmıştır. Tanımlayıcı bir araştırma olup; bu çalışmada kişisel bilgi formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) ile Kaba Motor Gelişim Testi-II (TGMD II) testi kullanılmıştır. TGMD II testinin ön test son test karşılaştırmasında; Lokomotor puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 2 (1-10) iken hareket eğitimi sonrasında 7 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Nesne kontrol puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 5 (1-13) iken hareket eğitimi sonrasında 10 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. ÇİYKÖ ölçeğinin Ölçek toplam puanı ortancası (min-maks) hareket eğitimi öncesinde 64,13 (36,96-81,52) iken hareket eğitimi sonrasında 69,56 (40,22-92,39)'ya anlamlı olarak yükselmiştir. Fiziksel sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 53,13 (31,25-81,25) iken hareket eğitimi sonrasında 68,75 (31,25-96,88) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Psikososyal sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 60 (30,00-81,67) iken hareket eğitimi sonrasında 70 (45,00-95,00) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Sonuç olarak, uygulanan hareket eğitimi ve eğitsel oyun programının otizmli çocukların temel motor becerilerinde ve yaşam kalitesi düzeylerinde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Eğitsel Oyun, Hareket Eğitimi, Otizm, Yaşam Kalitesi
Fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Araştırmada Çorum ilinde faaliyet gösteren özel spor merkezlerinde fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerini belirleyerek bu maddeleri kullanım durumlarını, nasıl temin ettiklerini, profesyonel tavsiye alıp almadıklarını belirleyerek Fitness egzersizinde bir durum tespiti yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca katılımcıların bu maddeleri eczanelerden mi yoksa farklı kaynaklardan mı temin ettiklerinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Çalışmaya 93 erkek ve 43 bayan olmak üzere toplam 136 fitness egzersizi yapan birey, 26 erkek ve 15 bayan olmak üzere toplam 41 serbest eczacı katılmıştır. Yapılan araştırma tarama modelidir ve kesitsel özellik taşımaktadır. Araştırmadaki veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır ve SPSS programında değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda anket uygulanan136 kişinin % 14,7'sinin (20 kişi) doping kullandığı ve % 85,3'ünün (116 kişi) doping kullanmadığı; % 86,8'inin (118 kişi) ise gıda takviyesi kullandığı ve % 13,2'sinin (18 kişi) gıda takviyesi kullanmadığı saptanmıştır. Ayrıca toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 49,3'ünün (erkekler % 58,1; bayanlar % 30,2) doping hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenirken; toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 55,1'inin (erkekler % 63,4; bayanlar % 37,2) ise gıda takviyeleri hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenmiştir. Doping veya gıda takviyesi kullanan katılımcıların % 33,1'inin (45 kişi) sağlık profesyonellerine danışmadığı, % 58,1'inin (79 kişi) sağlık profesyonellerine danıştığı, % 4,4'ünün (6 kişi) sağlık profesyonellerine kısmen danıştığı ve % 4,4'ünün (6kişi) kullanmadığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra doping maddelerini katılımcıların % 39'u ilaç dağıtıcılarından ve % 37,5'i eczanelerden; gıda takviyelerini ise % 41,9'u spor salonlarından ve % 29,4'ü antrenörlerinden temin ettikleri bulunmuştur. Serbest eczacılara uygulanan anketten elde edilen verilere göre bireylerin büyük çoğunluğu doping maddesini eczanelerden temin etmeye çalıştığı saptanmıştır. Anket sonuçlarına göre doping ve takviyeler arasında talebin daha çok anabolizanlar, büyüme hormonları ve gıda takviyeleri üzerine yoğunlaştığı ortaya çıkmıştır. Reçete ile temin edilmesi gereken amfetamin, efedrin vb. yasaklı ilaçların illegal yollar ile temin edildiği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Doping, Eczane, Fitness, Gıda Takviyesi
Antropometrik ve motorik becerilerin yüzme performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Antropometrik ve Motorik Becerilerin Yüzme Performansı Üzerine Etkisinin İncelenmesi , (Yüksek Lisans Tezi), Çorum, 2019. Araştırmanın amacı; antropometrik ve motorik becerilerin yarışma performansı üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 16 – 17 yaş arasında 20 kadın ve 20 erkek olmak üzere müsabık toplam 40 yüzme sporcusu katılmıştır. Katılımcıların en iyi 50 metre dereceleri resmi müsabaka sonucunda elde ettikleri skorlar ile alınmıştır. Ayrıca, tüm sporcuların antropometrik ve motorik özellikleri saha testleri kullanılarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde yapılan regresyon modellemeleri sonucunda, erkeklerde uzun atlama, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız ve abdominal dayanıklılık özellikleri, kadınlarda boy uzunluğu, el uzunluğu, ayak uzunluğu, ön kol çevresi, biceps fleksiyon çevresi, el bileği çapı, vücut kompozisyonu, uzun atlama, statik kol kuvveti, abdominal dayanıklılık, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız, çeviklik ve denge, özelliklerinin anlamlı düzeyde yüzme performansı üzerinde etki oluşturdukları ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ortaya çıkan antropometrik ve motorik becerilerin baskın bir şekilde yüzme performansı üzerinde etki edebileceği düşünülmektedir. Ayrıca baskın motorik özelliklerin geliştirilmesi için uygun antrenman planlamaları yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Dayanıklılık, Antropometrik, Motorik, Yüzücü
Sporda yabancılaşma ve kişilik özellikleri ilişkisi üzerine bir alan araştırması
Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'nden eğitim alan sporcuların sporda yabancılaşma ve kişilik özelliklerinin araştırması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenini TOHM merkezinde eğitim alan sporcular ve TOHM bulunan illerde tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilmiş sporcular oluşturmaktadır. Çalışmada sporcuların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik hazırlanmış ''Kişisel Bilgi Formu'', geçerlik güvenirlik çalışması tarafımızdan yapılan ''Sporda Yabancılaşma Ölçeği'' ve Alkan (2007) tarafından uyarlama çalışması yapılmış John, Donahue ve Kentle (1991) tarafından geliştirilen "Beş Faktör Kişilik Envanteri'' uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda sporcuların değişkenlere ait frekans ve yüzde dağılımları verilmiştir. Sporda yabancılaşma ölçeği ve alt boyutlarının cinsiyete göre farklılığını test etmek için yapılan Bağımsız Örneklem t-Testi sonucuna göre TOHM'nde eğitim alan ve karşılaştırma grubu olarak şeçilen TOHM'da eğitim alamayan sporcularda anlamlı farklılık tespit edilmişken, yaş, eğitim durumu ve gelir durumuna göre ise bazı alt boyutlarda anlamlı fark tespit edilmiştir. Beş faktör kişilik ölçeğinde ise gelir durumuna göre alt boyutlarda anlamlı fark bulunamazken, yaş, eğitim durumu ve cinsiyete göre bazı alt boyutlarda anlamlı fark tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucuna göre; beş faktörlü kişilik envanteri alt boyutları olan açıklık ve duygusal dengesizlik sporda yabancılaşma ile anlamlı ilişkiler göstermektedir. TOHM merkezinde yatılı eğitim alan ve almayan sporcuların sporda yabancılaşma ve kişilik envanteri puanlarına yapılan Bağımsız Örneklem t-Testi sonucuna göre; sporda yabancılaşma durumlarında anlamlı fark tespit edilirken, kişilik envanteri ve alt boyutlarında fark tespit edilememiştir. Sonuç olarak; sporcuların algıladıkları yabancılaşma düzeyleri ve sahip oldukları kişilik özellikleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Sporcuların sahip oldukları demografik özellikleri, sosyal çevrelerinin değişmesi, aile yanından uzak spor hayatlarına devam etmeleri gibi faktörler sporda yabancılaşma ve alt boyutlarında anlamlı fark yaratırken, beş faktör kişilik envanteri ve alt boyutlarında ise daha az anlamlı fark tespit edilmiştir. Sporcuların sahip oldukları sosyal çevrenin ve kişilik özelliklerinin yabancılaşma düzeylerinde etkili olduğu dolayısıyla performanslarının da etkilenebilecekleri düşülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, Sporda yabancılaşma, TOHM,
Sedanter kadınlarda reformer egzersizinin denge üzerine etkisi
Bu çalışmada kadınlarda yapılan düzenli reformer pilates egzersizinin denge üzerine etkisini incelemektir. Çalışmamıza, yaşları 25-35 yaş arasında değişen 36 gönüllü kadın katılmıştır. Katılımcılar pilates (n=18) ve kontrol (n=18) gruplarına rastgele olarak ayrılmıştır. Pilates grubundaki katılımcılara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün, 60 dakika reformer pilates egzersizi yaptırılmıştı. Kontrol grubundaki katılımcılara herhangi bir egzersiz yaptırılmamıştır. Egzersiz öncesi ve sonrasında iki gruptaki katılımcıların vücut ağırlık ve yağ yüzdeleri Tanita BC 545 cihazıyla ölçülmüştür. Çevre ölçümleri mezura ile, deri kıvrım kalınlıkları skinfold kaliperle, denge ölçümleri Biodex Denge Sistem cihazıyla değerlendirilmiştir. Egzersiz programının sonrasında pilates grubunun çevre ölçüm değerlerinde bel-kalça oranı hariç bel, abdomen, kalça, bacak, kol, önkol anlamlı derecede azalma elde edilmiştir (p<0,05). Aynı şekilde deri kıvrım kalınlığı ölçümü değerlerinde ise uyluk, bacak ve abdominal bölge deri kıvrım kalınlığı hariç biceps, triceps, göğüs, aksillar, subscapular, suprailiac bölgeden alınan azalma görülmüştür (p<0,05). Genel dinamik denge değerinde anlamlı bir artış görülmüştür (p<0,05). Vücut kitle indeksi (VKİ), yağ yüzdesi değerlerinde azalma görülmüştür (p<0,05). Kontrol grubumuzun VKİ değerinde, abdomen ve kalçanın çevre ölçümleri, uyluk ve abdominal deri kıvrım kalınlığı ölçümü ile yağ yüzdesinde artma görülürken (p<0,05), diğer parametrelerde değişiklik bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamız, reformer pilates egzersizinin vücut kompozisyonu, esneklik ve denge parametreleri üzerinde olumu etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Denge, Esneklik, Reformer Pilates Egzersizi, Sedanter Kadın, Vücut Kompozisyonu
Obez bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi
Obezite ile mücadelede fiziksel aktivite düzeyinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada obez bireylerin farklı yöntemler ile fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 30 kadın (yaş X=32,9±7,3 yıl) ve 16 erkek (yaş X=36,4±8,4 yıl) olmak üzere toplam 46 obez (BKİ kadın X=37,6±6,6 kg/m2, erkek X=34,2±4,3 kg/m2; vücut yağ yüzdesi kadın X=%40,9 ve erkek X=%35,4) gönüllü birey katılmıştır. Sağlık kuruluşuna başvuru yapan obez bireyler için bilgi formu hazırlanmış ve vücut kompozisyon ölçümleri Tanita BC-1000 ile, Fiziksel aktivite ölçümü ise, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi - Kısa Form (UFAA-KF) ve Sense Wear Armband (SWA; BodyMedia, USA) yöntemi ile yapılmıştır. İstatiksel analiz olarak; Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Ki kare, Fischer's Exact testi ve Spearman Rho Korelasyon kullanılmıştır ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Katılımcıların adım sayısı ortanca değerleri 9323 adım/gün (kadın ve erkeklerde sırasıyla 8796; 9540 adım/gün) bulunurken (p>0,05), MET düzeyleri 1,3 MET/gün'dür (kadın ve erkeklerde sırasıyla 1,3; 1,4 MET/gün). Katılımcıların adım sayısına göre aktivite düzeyi değerlendirildiğinde %32,6'sı (n=15) "sedanter/düşük aktif", %67,4'ü (n=31) "orta/yüksek aktif" düzeyinde; UFAA'ya göre değerlendirildiğinde ise %19,6'sı (n=9) "düşük aktif", %80,4'ü (n=37) "orta/yüksek aktif" düzeyindedir (p>0,05). UFAA-MET puanları ile adım sayısı arasında ise anlamlı ilişki bulunmamaktadır (r=0,188; p>0,05). SWA ile karşılaştırıldığında, anketin %21,7 yüksek tahmin, %8,7 oranında düşük tahminde bulunduğu belirlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak, obez bireylerin adım sayısına göre "biraz aktif" kategorisinde yer almasına rağmen MET düzeylerinin düşük olması obezite ile mücadelede egzersizin şiddetinin önemini göstermektedir. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin yöntemlere göre değişebileceği ve yöntem belirlenirken örneklem grubuna göre sınırlılıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Obezite, SWA, UFAA
Adölesan dönemdeki futbolculara uygulanan core ve pliometrik antrenmanın motorik ve teknik beceriye etkisi
Çalışmamız, ergenlik döneminde olan ve düzenli futbol antrenmanı yapan erkek futbolcular üzerinde uygulanmıştır. Araştırmaya, core antrenman grubu (n:15), pliometrik antrenman grubu (n:15) ve kontrol grubu (n:15) olmak üzere toplamda üç grup ve 45 kişi katılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce toplam 45 kişinin yaş, boy, ağırlık ve vücut yağ yüzdelerinden oluşan bilgi formları oluşturulmuştur. Vücut yağ yüzdeleri skinfold caliper ile vücudun biceps, triceps, scapula, subscapula, chest, spinailiaca, abdominal, thigh bölgelerinden deri kıvrım kalınlıkları alındı. Vücut yağ yüzdeleri "lange" formülüne göre hesaplandı. Çalışma grupları oluşturulurken spor yaşı ve antropometrik özellikler (BKİ, vücut yağ yüzdesi) göz önüne alınarak, değerleri birbirine yakın olan sporcuların birlikte grup olmalarına özen gösterilmiştir. Grupların motorik özelliklerini ölçmek amacıyla; dikey sıçrama, 20 metre sprint, illinois çeviklik, flamingo denge testi ve otur uzan esneklik test ölçekleri kullanılmıştır. Grupların futbol teknik becerilerini ölçmek amacıyla; slalom testi, top sektirme testi, hızlı pas ve kaleye şut testleri kullanılmıştır. Her üç grubun çalışmaya başlamadan önce ön testleri ve 8 haftalık çalışma sonrasında son testleri alınmıştır. Daha sonra ön-test ve son-test verileri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, core ve pliometrik antrenmanın vücut yağ oranını azalttığı, kas kütlesi, anaerobik güç, motorik ve teknik beceri gelişimini sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Biyomotor kapasite, Core antrenman, Futbol, Teknik kapasite
Spor yaralanmalarında spor tesislerinin risk oluşturan kaynak, olay ve etki ilişkisinin incelenmesi
Sporun insan sağlığına olumlu etkilerine rağmen, spor yaralanmaları yaygındır. Fiziksel ve psikolojik sonuçlarına ek olarak yüksek maliyetleri, yaralanmaların önlenmesini öncelikli kılmaktadır. Spor tesislerinin fiziki koşullarına bağlı risk faktörlerini tanımlamak, yaralanmaların önlenmesinde çok önemli bir adımdır. Bu nedenle spor tesislerinin yöneticileri risk yönetimi ve ilgili unsurlara gereken önemi vererek planlama yapmak zorundadırlar. Eğlence ve sağlık amaçlı kullanılan spor tesislerinde fiziki koşullara bağlı gelişen spor yaralanmalarının risk kaynaklarını tespit ederek, tesislerin bağlı bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının bu risk kaynakları için denetleme kriterlerinin yeterliliğini incelemektir. 2015-2018 yılları arası TC. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi fizik tedavi, acil ve ortopedi polikliniklerine müracaat eden 18-45 yaş arası rekreasyonel amaçlı spor yapan bireyler tespit edildi. Katılımcılardan hangi spor tesislerini kullandığı öğrenildi. Elde edilen veriler doğrultusunda yaralanmalarda risk oluşturan kaynak, olay ve etkisi değerlendirildi. Spor tesislerinin bağlı bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının yönetmelik ve denetleme kriterleri incelendi. Yaş ortalaması 33,20±6,91 olan 1565 sedanter (%65,8), amatör (%26,3) ve profesyonel (%7,9) sporcuların %45,8'i kamu sektöründe çalışmaktadır. Bireylerin %62,4'ü halı saha, %15,3'ü fitness salonu, %12,2'si kapalı spor salonu, %6,7'si açık spor alanı ve %3,4'ü ise belediye kültür merkezinde yaralanmıştır. Ortalama 30 (29,72) gün iş gücü kaybı gerçekleşmiştir. En yüksek yaralanma oranları alt ekstremitede (%19,5 ACL rüptürü, %5,5 aşil tendon rüptürü, %16,6 ayak bileği burkulması, %13,3 menisküs, %2,5 alt ekstremite kırıkları, %2,7 hamstring yaralanmaları) gözlemlenmiştir. Yaralanmaların 976 tanesinin gerçekleştiği halı sahalardaki risk kaynaklarının %34,1'i özelliğini yitirmiş zemin, %19,4'ü ıslak zemin, %11,1'i güvenlik önlemleri eksikliği olup bu kaynaklar düşme (%40,88), kayma (%21,51) ve çarpma (%19,57) olaylarına neden olmuştur. Bu olaylar sonucu %24,9 ACL rüptürü gelişmiştir. Diğer spor tesislerinde de benzer kaynak, olaylar ve etkileri gözlemlenmiştir. Spor tesislerinin açılış ve işleyiş yönetmelikleri incelendiğinde spor yaralanmalarını neden olan risk kaynakları ilgili standart olmadığı ve denetlemelerin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor Tesisleri, Risk Yönetimi, Spor Yaralanmaları, Halı Saha, Fitness Merkezi, Risk Kaynağı
Lise öğrencilerinin beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etkisi
Bu çalışmada, farklı okul türlerinde öğrenim gören lise öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumların sağlıklı yaşam biçimi davranışı üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. İnsanın yapısı gereği bir olaya karşı duygu ve düşüncesi, ilerde yapacağı davranışları etkilemektedir. Bu araştırmada da tutumların davranış biçimlerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Çorum ilinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya 1143 kadın ve 873 erkek olmak üzere 2016 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Anket içerisindeki bölümlerin ilkinde demografik özellikleri öğrenmek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu', ikinci bölümde Güllü ve Güçlü (2009) tarafından geliştirilen 'Beden Eğitimi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği' ve son bölümde ise Bahar ve diğ. (2008) tarafından geliştirilen 'Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranış Ölçeği II' yer almaktadır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımı ile %95 güven düzeyinde test edilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan normallik testleri neticesinde, veriler normal dağılımdan geldiğinden T-Testi ve Anova testi yapılmıştır. Aynı zamanda beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etkisine korelasyon ve regresyon testleri ile bakılmıştır. Araştırmamızın sonucunda beden eğitimi dersine yönelik tutumların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile anlamlı bir farklılık göstermesi ve beden eğitimi dersine ilişkin tutumların sağlıklı yaşam davranışlarının gelişmesinde büyük bir etkiye sahip olmasıdır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özelliklerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumlarında ve sağlıklı yaşam davranışlarında büyük etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, Davranış, Sağlıklı yaşam, Tutum.
Otizmli çocukların yaşam kalitesinde hippoterapinin etkisinin incelenmesi: Terapötik rekreasyon uygulaması
Bu araştırma, otizmli çocukların yaşam kalitesinde hippoterapinin etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip 40 çalışma ve 40 kontrol grubu olmak üzere toplam 80 otizmli çocuk katılmıştır. Araştırma ön test/son test çalışma-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Otizmli çocuklara haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık terapötik rekreatif etkinlik olan hippoterapi uygulaması yapılmıştır. Çalışmada çocukların yaşam kalitesini belirlemek amacıyla "Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)" kullanılmıştır. Analiz aşamasında; yüzdelik dağılım, paired t testi ve indepentend t testi yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise; hippoterapi uygulama sürecine katılan eğitmenlerin duruma yönelik tespitlerini belirlemek için araştırmacı tarafından "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" geliştirilmiş ve soruların oluşmasında uzman görüşü alınmıştır. Görüşme formu 11 eğitmene uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocukların "ÇİYKÖ" ön test, son test puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Çalışma grubundaki çocukların "ÇİYKÖ" ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak fark tespit edilmiştir (p<0,05). Çocuklara uygulanan hippoterapi uygulamasının çocukların fiziksel sağlık, psikososyal sağlık düzeylerini arttırdığı, çocukların yaşam kalitesinde hippoterapi etkinliğinin önemli bir yere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Terapötik rekreasyon uygulaması olan hippoterapi yardımcı tedavi olarak yaygınlaştırılabilir. Anahtar Kelimeler: Hippoterapi, Otizm, Terapötik Rekreasyon, Yaşam Kalitesi
İnternet bağımlılığı ile fiziksel uygunluk düzeyleri ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ortaokul ve lise öğrencilerinin fiziksel uygunluk düzeyleri ile internet bağımlılığı ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya, Nevşehir Özel Doğa Koleji'nde öğrenim görmekte olan öğrencilerden, katılıma gönüllü olan 197 öğrenci (98 erkek ve 99 kız) iştirak etmiştir. Deneklerin fiziksel uygunluk düzeyleri EUROFIT test bataryası ile, internet kullanım düzeyleri Balta ve Horzum'un (2008) geliştirdiği "İnternet Bağımlılığı" ölçeği ile ve problem çözme becerileri de travers uygulaması ile ölçülmüştür. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurul izni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan ve kurum izni Doğa Koleji'nden yazılı olarak alınmıştır. Katılımcıların velilerinden bilgilendirilmiş veli olur formunu imzalamaları istenmiştir. Elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğunun test edilmesi için Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmış; betimleyici istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde tabloları şeklinde verilmiştir. Gruplar arasındaki farkların incelenmesi için bağımsız örneklem t testi ile Fischer's Exact testi, değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için ise Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel olarak analiz edilmesi sonucunda, internet bağımlılığı puanlarının cinsiyete farklılık göstermediği bulunmuştur. Okul düzeylerine göre internet bağımlılığı puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deneklerin travers testi süreleri ile fiziksel uygunluk unsurları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Erkek deneklerin problem çözme becerilerinin, kızların problem çözme becerilerinden daha iyi olduğu bulunmuştur. Erkek deneklerin internet bağımlılığı puanları ile travers testi süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmamasına karşın, kızlarda negatif yönlü ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, deneklerin internet bağımlılığı puanlarının fiziksel uygunluk düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farka neden olmadığı, kız öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının artmasına bağlı olarak, travers sürelerinde azalma gerçekleştiği bulunmuştur. Bu sonucun, erkek ve kız öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının benzer olmasına karşın, farklı odak noktalarına sahip olmaları nedeniyle ortaya çıkmış olabileceği değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın daha fazla katılımcı ile tekrar edilmesinin, bu çalışmadan elde edilen bulguların test edilmesi ve literatüre katkı sağlama açısından faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
Statik ve dinamik kor antrenmanın yüzme performansı ve motorik beceriler üzerine etkisi
Bu çalışmamızın amacı statik ve dinamik kor antrenman programlarının yüzücülerde yüzme performansı ve motorik özelliklere etkisinin araştırılmasıdır. Verilerin analizinde statik antrenman grubunun antropometrik ölçümlerinden sadece boy parametresinde anlamlı düzeyde gelişim gösterirken (p<0,05), vücut ağırlığı, göğüs, bel, kalça çevresi, VYY, VBK, GYY, GYK parametrelerinde anlamlı düzeyde gelişim görülmemiştir (p>0,05). Dinamik antrenman grubunda vücut ağırlığı, göğüs çevresi, bel çevresi ve kalça çevresinde anlamlı düzeyde farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). VYY, VBK, GYY, GYK parametrelerinde anlamlı düzeyde gelişim görülmemiştir (p>0,05). Kontrol antrenman grubunda ise sadece YBK'sinde anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Vücut ağırlığı, göğüs, bel, kalça çevresi, VYY, VBK, GYY, GYK parametrelerinde anlamlı düzeyde gelişim görülmemiştir (p>0,05). Statik ve dinamik antrenman grupları bütün motorik performans parametrelerinde anlamlı düzeyde değişim olduğu görülmektedir (p<0,05). Bununla birlikte, kontrol antrenman grubunda kol hareket sürati, plank, uzun atlama ve el kavrama kuvvetinde anlamlı düzeyde artışın bulunduğu, otur eriş (esneklik), dikey sıçrama, 30 sn mekik ve flamingo denge testi değişkenlerde ise anlamlı düzeyde farklılıkların meydana gelmediği ortaya çıkmıştır. Yüzme performansları incelendiğinde statik ve dinamik antrenman grubu 25, 50 ve 100 metre yüzme performans süresinde anlamlı düzeyde azalma olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol antrenman grubunda ise sadece 100 metre yüzme performans süresinde anlamlı düzeyde azalma tespit edilirken (p<0,05), 25 ve 50 metre yüzme performanslarında anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, statik ve dinamik kor egzersizlerin yüzme sporcuların bazı antropometrik değişkenler ve motorik beceriler üzerinde gelişimlere yol açtığı, aynı zamanda yüzme performansı üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dinamik, Kor antrenman, Motorik beceriler, Statik, Yüzme.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin üniversitelerinin örgütsel imajına ilişkin algıları
Bu çalışma Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin kendi üniversitelerine dair örgütsel imaj algılarını araştırmak amacı ile yapılmıştır. Araştırma; yaş ortalaması 21,01±2,24 olup katılımcılar 150 kadın 336 erkek Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırmada kişisel bilgi formu ve "Üniversite Öğrencileri için Örgütsel İmaj Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Cerit (2006) tarafından geliştirilmiş olan "Üniversite Öğrencileri için Örgütsel İmaj Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek "Akademik Çevre", "Fiziksel ve Sosyal Çevre" ve "Toplumsal Algılama" olmak üzere toplam üç alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçek 5'i, likert tipi 20 sorudan oluşmaktadıe ve Cronbach alfa katsayısı ,9042'dir. Elde edilen veriler analiz edildiğinde; örgütsel imaj ölçeğine ve alt boyutlarına ait algıların cinsiyet, aktif spor yapma durumu, spor türü, anne baba eğitimi, millilik ve yaşa göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların bölümleri, sınıf düzeyleri ve kardeş sayıları ile örgüsel imaj puanları analiz edildiğinde; gruplar arası anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. 1 ve 2-3 kardeş olanların örgütsel imajlarının 6 kardeşli olanlara göre daha yüksek olduğu, bölüme göre akademik çevre alt boyutunda en fazla puanın spor yöneticiliği öğrencilerinin en düşük ise antrenörlük öğrencilerinin aldığı tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre; bölüm ve kardeş sayısı ile fiziksek ve sosyal çevre, toplumsal algılanma alt boyutları, örgütsel imaj genel ölçeği arasında negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin üniversitelerine yönelik örgütsel imaj algılarının olumlu yönde olduğu söylenebilir.
Bilişim destekli hareket eğitiminin temel motor beceri gelişimi ile tutum ve motivasyona etkisi
Bu araştırmanın amacı; 8 yaş ilkokul öğrencilerinde bilişim destekli hareket eğitim programının, öğretmen destekli programa göre temel motor beceri gelişimi ve öğrencilerin uygulamaya yönelik tutum ve motivasyon düzeylerindeki değişime etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma modellerinin bir arada kullanıldığı karma model kullanılmıştır. Nicel bölümde deneysel modellerden deney-kontrol gruplu öntest-sontest deseni kullanılmıştır. Araştırmada 8 haftalık Bilişim Destekli Hareket Eğitim (BDHE) Programının 8 yaş ilkokul öğrencileri temel hareket beceri düzeylerindeki değişime olan etkisini belirlemeye yönelik olarak Ulrich (2000) tarafından geliştirilen (Test of Gross Motor Development, TGMD-2) ve Türkçe uyarlaması Boz (2011) tarafından yapılan Büyük Kas Motor Gelişim Testi-2 (BKMGT-2) kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin uygulamaya yönelik tutum ve motivasyonlarını belirlemeye yönelik nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmaya kolayda örneklem yöntemi ile 96'sı kız, 87'si erkek olmak üzere toplam 183 öğrenci dâhil edilmiştir. Çalışma grubu kontrol grubu (KG=57), Bilişim Destekli Hareket Eğitimi Grubu (BDHE=66) ve Öğretmen Destekli Hareket Eğitim Grubu (ÖDHE=60) olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş olup, anlamlılık düzeyi p˂0,05 olarak belirlenmiştir. Verilerin dağılımına Shapiro-Wilk testi ile analiz edilmiştir. Grupların öntest-sontest puan ortalamalarının karşılaştırılmasında Bağımlı Örneklemler T-Testi, Bağımsız Örneklemler T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde, NVIVO 9.0 programı, veri çözümlemesi için kelime sıklık hesaplaması kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 8 haftalık BDHE programının 8 yaş ilkokul öğrencileri temel hareket becerileri gelişimi üzerinde olumlu etkisi olduğu, öğrencilerin BDHE programına ilişkin olumlu tutuma sahip oldukları ve programın derse ilişkin motivasyonlarını yükselttiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, Bilişim destekli hareket eğitimi, Hareket eğitimi.
Çorum ilinde bulunan spor merkezlerindeki sporcuların besinsel ergojenik destekler hakkındaki bilgi düzeylerinin ve kullanım sıklığının belirlenmesi
Günümüzde sporcu beslenmesi ile ilgili doğru kaynaktan alınmamış bilgilerin yarattığı sorunlar giderek daha çok karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamız etik kurul izni alınmasını takiben, 1 Mayıs-1 Haziran 2019 tarihleri arasında Çorum'da rastgele seçilmiş spor salonlarında spor yapan 51 kadın 255 erkek katılımcı üzerinde yapılmıştır. Katılımcılara 33 soru içeren bir anket uygulanmıştır. Veriler istatistiksel olarak Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri ile karşılaştırılarak p<0,05 ise değişkenler arasında anlamlı fark kabul edilmiştir. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi ve Fisher kesin ki-kare testiuygulanmıştır.Verilerin analizinde SPSS 21 (SPSS Inc., Chicago, Ill, USA) programı kullanılmıştır. Çalışmamızda katılımcıların %45,4'ünün besin destek ürünü kullandığı tespit edilmiştir. Katılımcılar ürünleri %51,1 oranında internetten temin etmektedir. Ürün kullananların %6,5'i yan etki ile karşılaştıklarını belirtmiştir. Katılımcıların ürün kullanmadaki amaçlarını içeren ilk üç madde yapılan spordan hızlı sonuç almak, dayanıklılığı artırmak ve enerji sağlamak şeklinde belirlenmiştir. Spora başladıktan sonra diyete başlayanların oranı %36,9'dur. Diyet uygulayanların %58,4'ü diyet programlarını antrenörlerinden aldığını belirtmiştir. Besin destek ürünlerinin kullanımı ile eğitim durumu, cinsiyet, toplam spor yapma süresi, diyet programları uygulama durumları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Besin destek ürünü kullanmayan katılımcıların kullanmama sebeplerinin ilk üçü ürünler hakkında bilgilerinin olmaması, ürünlerin sağlığı olumsuz etkilemesi ve ürünlerin pahalı olması şeklindedir. Spor yapan bireylerin besin destek ürünlerini ve diyetlerini profesyonel olmayan yerlerden (arkadaş, internet..vb) elde etmesi kişisel sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Sporcu beslenmesi konusunda bireylerin bilgi düzeylerinin düşük olması onları yanlış uygulamalara yönlenmeye açık hale getirmektedir. Spor yapan bireylerin bu konularda bilgi düzeyinin yükseltilmesi bireysel sağlık ve spor başarısı açısından büyük fayda sağlayacaktır.
Paravolley'de servis performansı ve müsabaka başarısı
ŞAHİN, İrem Nur. Paravolley'de Servis Performansı ve Müsabaka Başarısı, (Yüksek Lisans), Çorum, 2020. Bu çalışma, 2014 Dünya Erkekler Paravolley Şampiyonası süresince gerçekleştirilmiş olan voleybol müsabakalarında, servis performanslarının analizlerinin yapılması ve takımların müsabaka kazanma başarısı üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Paravolley branşında oyuncuların müsabaka esnasındaki pozisyonları stabile yakın olduğundan, servis performansının oyun içerisinde sayı kazanmaya ve buna bağlı olarak da müsabaka başarısına etki edebileceği varsaymından hareketle, servis performansının müsabaka başarısı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, şampiyona boyunca kaydedilmiş ve YouTube üzerinde erişime açık olan, toplam süresi yaklaşık 92 saat olan müsabaka videoları izlenmiş ve toplam 6249 servis analiz edilmiştir. Müsabaka videolarının analiz edilebilmesi için Kinovea yazılımı kullanılmıştır. Video analizi esnasında servisin düştüğü bölge ve servis sonucu verileri kaydedilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkların incelenmesi için; ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi, çoklu grup karşılaştırmalarında Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, başarı sırası ile doğrudan sayı adedi arasında orta düzeyde negatif ilişki bulunmuştur. Tüm setlerde en çok tercih edilen servis atış bölgelerinin arka alan (1, 5 ve 6 numaralı bölgeler) olduğu tespit edilmiştir. Ancak doğrudan sayı alma oranlarına bakıldığında ön bölgeye (2, 3 ve 4 numaralı bölgeler) atılan servislerin arka bölgeye atılan servislerden daha fazla sayı kazanıldığıgörülmüştür. Yapılan çalışma sonucunda, servis performansının müsabaka performansına etkisinin olduğu, özellikle doğrudan sayı alınan servis adedi ile müsabaka sıralaması arasında orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı negatif bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Doğrudan sayı alınan servis sayısı arttıkça, takımların genel sıralamadaki sıra sayıları azalmaktadır Anahtar Kelimeler: Engelli, Oturarak voleybol, Paralimpik.
Fiziksel aktivite ile iş motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, fiziksel aktivite ile iş motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya en az bir ay düzenli fiziksel aktivite yapan 18-65 yaş arası 190'ı kadın (38,23±7,81 yıl), 194'ü erkek (38,55±8,05 yıl) olmak üzere toplam 384 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik özelliklerin yer aldığı bilgi formu ile birlikte fiziksel aktivite düzeyi değerlendirmesi için, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önerileri referans olarak alınmıştır. Katılımcıların iş motivasyonu düzeylerini belirlemede Gagne, Forest, Gilbert, Aube, Morin, ve Malorni tarafından 2010 yılında geliştirilen Çok Boyutlu İş Motivasyonu Ölçeği (ÇBİMÖ) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz olarak, Kolmogorov Smirnov, Mann Whitney U, Kruksall Wallis H, Dwass Steel Critchlow Flinger testi ve Spearman's Rho Korelasyon kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, katılımcıların, %51,04'ü (n=196) 2 gün ve altı, %48,96'sı (n=188) 3 gün ve üstü, %42,19'u (n=162) 149 dk ve altı, %57,81'i (n=222) 150 dk ve üstü aktivite yaptıkları; içsel motivasyon alt boyutunun, kadınlarda fiziksel aktivite türüne göre farklılık gösterdiği (p<0,042); motive olamama alt boyutunun, 45 saat ve üzeri çalışan kadınlarda daha yüksek olduğu (p<0,047) sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların, cinsiyete göre fiziksel aktiviteye katılım süre ve sıklığı, fiziksel aktivitenin yapıldığı zaman ve alan ile iş motivasyonu alt boyutları arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Bu çalışma sonucunda, katılımcıların DSÖ önerilerine uyum sağlamadıkları, bununla birlikte yalnızca kadınlarda fiziksel aktivite türü bakımından içsel motivasyon alt boyutunun farklılık gösterdiği görülmektedir. Katılımcıların fiziksel aktivite önerilerine uyum sağlamaması, motivasyon alt boyutlarını etkilemiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve spor dersinin ortaokul öğrencilerinin sosyalleşmelerine etkisine ilişkin veli görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, beden eğitimi dersinin öğrencilerin sosyalleşmelerine olan etkisine ilişkin veli görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Çorum il merkezinde bulunan 4 ortaokul oluşturmuştur. Araştırma ortaokul öğrenci velileri üzerinde yürütülmüş olup araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anket 611 öğrenci velisine uygulanmış, ankete katılanların 263'ü erkek 343'ü ise kadın velilerden oluşmuştur. Velilerin öğrenim durumlarına göre yüzdelik dağılımları ise şu şekildedir: Okuryazar olmayanlar %1,6 okuryazar olanlar %4,6 ilköğretim mezunu olanlar %44,5 lise mezunu olanlar %27,0 üniversite mezunları %19,0 ve lisansüstü eğitim mezunları %3,3 şeklinde belirlenmiştir. Öğrenci velileri gönüllülük esasına göre rastgele (random) yöntemle seçilmişlerdir. İstatiksel çözümler için SPSS 20 paket programı kullanılmış olup kullanılan bu programda, anket sonuçlarına göre frekans, yüzde ve değişkenler arasındaki farkların bulunması için Ki-kare testi yapılmıştır.Ankette yer alan maddelerin iç tutarlılık katsayısı (Cronbach alpha) α=0,92 çıkmıştır. Cronbachalpha değeri .70'in üzerinde olması anketin güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırma sonucunda öğrenci velilerinin en çok katıldıkları ilk üç madde "Kaybetmeyi kabullenme ve kazananı takdir etme alışkanlıklarını kazandırmada etkisi vardır", "Öğretim süreci esnasında öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurmalarına etkisi vardır" ve "Öğrencilerin arkadaşlarıyla iletişim kurmasına etkisi vardır'' maddeleri olmuştur. Katılımcıların en az katıldıkları üç madde "Diğer öğretmenlerle iletişim kurmasında etkisi vardır.'' "Öğrenci-aile ilişkilerinin gelişmesinde etkisi vardır." "Öğrencilerin bir topluluk içinde rahatça söz alıp konuşabilmelerine etkisi vardır.''maddeleridir. Öğrenci velilerinin öğrenim durumlarına göre "Beden eğitimi derslerinin öğrencilerin bir topluluk içinde rahatça söz alıp konuşabilmelerine etkisi vardır" ve "Beden eğitimi dersinin öğrencilerin diğer öğretmenlerle iletişim kurmasına etkisi vardır" maddelerine verdikleri yanıtların puan ortalamaları da yüksektir. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, Öğrenci, Öğrenci velileri, Sosyalleşme.
Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin serbest zaman katılımının modellenmesi
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin davranışa katılım modelini belirleyebilmek için Ajzen (1985) tarafından geliştirilen planlı davranış teorisinden yararlanılarak serbest zaman tutumları, serbest zaman motivasyonları, serbest zaman engelleri ile baş etme yetileri, serbest zaman ilgilenimleri ve serbest zamanda egzersize katılımlarını yordayan bir ilişki modelini açıklamayı amaçlamaktır. Araştırmanın evreni spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinden oluşurken, örneklemi ise Hitit Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Amasya Üniversitesi'nde eğitim gören 709 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada ölçme araçları olarak, Serbest Zaman Egzersiz Anketi (Yerlisu-Lapa ve Yağar, 2015), Serbest Zaman İlgilenim Ölçeği (Gürbüz, Çimen ve Aydın, 2015), Boş Zaman Tutum Ölçeği (Akgül ve Gürbüz, 2011), Boş Zaman Motivasyon Ölçeği (Mutlu, 2008) ve Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği (Yerlisu-Lapa, 2014) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler kullanılmış, modelin test edilmesi için Hiyerarşik Regresyon Modeli analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin serbest zaman ilgilenimlerinin tutum, motivasyon ve engellerle baş etme düzeyleri tarafından açıklanabildiği; öğrencilerin serbest zaman ilgilenimlerinin; engellerle baş etme düzeylerinin; tutum ve motivasyonlarının serbest zamanda egzersize katılımlarını yordayabildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Baş Etme, Egzersiz, İlgilenim, Motivasyon, Serbest Zaman, Tutum.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleğe yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim gören öğretmen adayları ile Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Pedagojik Formasyon Eğitimi alan öğretmen adaylarından oluşan toplamda 407 kişi katılmıştır. Katılımcılara 4 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, 23 sorudan oluşan Mesleğe Yönelik Sevgi ve Mesleğe Yönelik Kaygı alt boyutlarını içeren "Beden Eğitimi Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin Analizi SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerine Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmış ve bu test sonucunda değişkenlerin normal dağılım göstermedikleri görülmüştür. Bu nedenle araştırmada ikili karşılaştırmalar için Mann-Whitney U ve çoklu grup karşılaştırmaları için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre Mesleğe Yönelik Kaygı boyutunda öğretmenlik bölümü öğrencilerinin, formasyon eğitimi alan öğrencilerine göre daha yüksek kaygı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hitit Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1419 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" , "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ)'' ve "Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik düzeyi One Sample Kolmogorov-Smirnov, ölçek puanlarının karşılaştırılmasında; Ki Kare ve Mann Whitney U, yüzdelik dağılımların belirlenmesinde frekans analizi ve ölçek puanlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelere, fakültere, yaş gruplarına, BKİ gruplamasına, cinsiyete, düzenli fiziksel aktivite yapma durumu, sigara kullanma durumu, kendine ait bilgisayarı olması durumu, internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre fiziksel aktivite düzeyleri ve fiziksel aktivite şiddetleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin, sigara kullanma durumu, alkol kullanma durumu ve internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre internet bağımlılığı düzeyleri anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0,05). Spor bölümlerinde okuyan öğrencilerin şiddetli aktivite düzeyi sağlık bilimleri fakültesinde okuyan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlamlı olarak bulunmuştur (p<0,05). İki farklı bölümün üniversite öğrencilerinin genel olarak hafif fiziksel aktivite puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile internet bağımlılığı semptomları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Fiziksel aktivite düzeyi düşük olan öğrencilere boş zamanlarında fiziksel aktivite yapmaları konusunda teşvik edilmelidir.
Taekwondo antrenmanlarının çocuklarda çalışma belleği üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Taekwondo antrenmanlarına katılımın 10 ve 11 yaşlarındaki çocukların çalışma bellekleri üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışmaya, Kocaeli ilinde Taekwondo sporuna yeni başlayan 10-11 yaşlarındaki 74 çocuk ve düzenli olarak herhangi bir spor yapmayan 28 çocuk katılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurul izni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan (2019-84), yazılı kurum izni ise antrenmanların gerçekleştirildiği spor kulübünden alınmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak katılımı kabul eden çocukların ailelerinden bilgilendirilmiş veli/vasi onam formunu imzalamaları istenmiş, çalışmaya katılıma yazılı olur vermeyen ailelerin çocukları çalışma kapsamına dahil edilmemiştir. Antrenmanlar 8 hafta boyunca haftanın 3 günü 90 dk. olarak uygulanmıştır. Toplam 37 çocuğa kyorugi teknikleri ve kuralları çalıştırılmıştır. Diğer 37 çocuğa ise antrenmanlarda poomsea el hareketleri ve kuralları öğretilmiştir. Verilerin toplanması için Ergül, Yılmaz ve Demir (2018) tarafından geliştirilen Çalışma Belleği Ölçeği kullanılmıştır. Shapiro Wilk testi analizi sonucunda normallik varsayımının karşılanmadığı görüldüğünden, istatistiksel analizler için Mann-Whitney U ve tek örneklem Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan 102 katılımcıdan (47 erkek ve 55 kız) 37'si (18 erkek ve 19 kız) Poomsae, 37'si (15 erkek ve 22 kız) Kyorugi ve 28'i (14 erkek ve 14 kız) kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda, Kyorugi grubundaki deneklerin çalışma belleği puanlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma olduğu, Poomsae grubunda ise çalışma belleğinin olumlu olarak etkilendiği ve puanlarda artış olduğu bulunmuştur. Kontrol grubunda ise hiçbir anlamlı değişiklik meydana gelmemiştir. Poomsae antrenmanlarının çocuklarda çalışma belleğini olumlu etkilediği ancak Kyorugi grubundaki bu kötüleşmenin nedenlerinin incelenmesi için daha fazla çalışmanın yapılmasına ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ile mesleki öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ile mesleki öz yeterlikleri arasındaki ilişkisinin incelendiği bu araştırmada, ayrıca cinsiyet, yaş, çalıştıkları kurum, eğitim durumları ve meslekte geçirdikleri süre değişkenlerine göre farklılıkları araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde Türkiye genelinde görev yapan 30.345 beden eğitimi öğretmeninden, örneklem grubu ise 416 beden eğitimi öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Bilgi Paylaşımına Yönelik Tutum Ölçeği, Öğretmen Öz yeterlik Algısı Ölçeği ile elde edilmiştir Araştırmada elde edilen veriler; SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Verilerin normallik analizi Kolmogorov-Smirnov testi ile yapılmış olup, normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ve öz yeterlik inançlarının cinsiyete, çalıştığı kuruma göre karşılaştırılmasında Mann-Whitney U Testi; yaş, öğretmenlik mesleğinde geçirdiği süre ve eğitim durumlarına göre karşılaştırılmasında ise Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ve öz yeterlik inançları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı Spearman Korelasyon Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımı ve öğretmen öz yeterlik algıları arasında negatif yönde anlamlı ilişki vardır. Yüksek mesleki öz yeterlik algı düzeyine sahip beden eğitimi öğretmenleri bilgi paylaşımına yönelik olumsuz tutum geliştirmektedirler. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi öğretmeni, Bilgi paylaşma tutumu, Mesleki öz yeterlik.
Spor yapan ortaokul öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Yapılan bu çalışmada okul sporlarına katılan ve katılmayan öğrencilerin saldırganlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Amasya il merkezinde üç farklı ortaokulda öğrenim gören 600 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya katılan öğrenciler okul sporlarına katılan (n=300) ve katılmayan (n=300) olarak 2 gruba ayrılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin sosyodemografik özelliklerine ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile, saldırganlık düzeylerini ölçmek için İpek İlter Kiper tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Ölçeğin faktör yapısının ortaokul öğrencilerinde doğrulanmasını takiben verilerin analizinde normal dağılım analizi çarpıklık ve basıklık analizleri gerçekleştirilerek incelenmiş olup verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bağımsız örneklemler için T testi, çoklu grup karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına baktığımızda spor yapmayan ortaokul öğrencilerinin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık düzeyleri spor yapan öğrencilerinkinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p< 0,05). Spor yapan bireylerin atılganlık düzeylerinin spor yapmayan bireylerinkinden anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Bireysel spor ve takım sporları yapan öğrencilerin saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde farklılık görülmemiştir (p> 0,05). Öğrencilerin cinsiyet puanlarına baktığımızda erkek öğrencilerin yıkıcı ve edilgen saldırganlık düzeylerinin kız öğrencilerinkinden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< 0,05). Kız ve erkek öğrencilerin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılığa rastlanmamıştır (p> 0,05). Sonuç olarak; saldırgan davranışların önlenmesinde sporun önemli unsur olduğu düşünülmektedir.
Futsal branşında yapılan kombine ve kompleks antrenmanın biyomotor özelliklere etkisi
Bu çalışmanın amacı; lise öğrencilerine uygulanacak olan kompleks ve kombine antrenman programlarının biyomotorik özelliklere olan etkilerini bilimsel verilerle ortaya koymaktır. Çalışma, 14-17 yaş aralığında kombine antrenman grubu (n:18) ve kompleks antrenman grubu (n:18) olmak üzere toplam 36 gönüllü erkek futsal sporcuları üzerinden uygulanmıştır. Çalışma gruplarına 8 hafta boyunca düzenli antrenman programları uygulanmış olup, araştırma gruplarının antrenmanlar öncesinde (ön test) ve sonrasında (son test) olmak üzere fiziksel, antropometrik ve biyomotorik kapasiteleri ölçülmüştür. Çalışma grubunun verileri normal dağılım gösterdiği (p>0,05) için parametrik testler kullanıldı. Bağımlı grupların karşılaştırılmasında paired samples t testi ve bağımsız grupların karşılaştırılmasında ise independent samples t testi kullanıldı. Grupların değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Analizler % 95 anlamlılık düzeyinde (p<0,05) incelenmiştir. Antrenman programları sonrasında kompleks ve kombine antrenman gruplarının grup içi vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, vücut yağ yüzdesi, VO2max, anaerobik güç, dikey sıçrama, sırt kuvveti, bacak kuvveti, sağ el kavrama, Illinois çeviklik, esneklik, esneklik (sağ bacak), esneklik (sol bacak), sürat 5 metre, sürat 15 metre değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Gruplar arası yapılan istatistiksel yapılan değerlendirmede ise vücut yağ yüzdesi, VO2max, dikey sıçrama, sırt kuvveti, bacak kuvveti, Illinois çeviklik ve 10 metre sürat değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Araştırma gruplarının grup içi ve gruplar arası ilişki durumu incelendiğinde fiziksel, antropometrik ve biyomotorik değerler arasında anlamlı bir ilişki elde edilmiştir (p<0,05; p<0,01). Çalışma sonucunda kombine ve kompleks antrenman programları sporcuların fiziksel antropometrik ve biyomotorik kapasitesini geliştirmiş olmasına rağmen, kompleks antrenman programı kombine antrenman programına göre sporcuların biyomotorik özelliklerine daha fazla katkı sağladığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Antropometrik, Biyomotorik Kapasite, Fiziksel, Futsal, Kombine Antrenman, Kompleks Antrenman.
Futsal branşında farklı antrenman modellerinin teknik kapasiteye etkisi
Bu çalışmanın amacı; futsal branşında teknik kapasite seviyesinin uygun bir antrenman modeli ile ortaya çıkabileceği, bilimsel verilere dayalı antrenman planlamaları ve uygulamaları ortaya koymaktır.Araştırmamız, 14-17 yaş grubu erkek futsal sporcuları üzerinde uygulanmıştır. Araştırmaya toplam 32 sporcu gönüllü olarak katılmış, interval antrenman grubu (İG, n:16) ve kompleks antrenman grubu (KG, n:16) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Araştırma gruplarının çalışmaya başlamadan önce (ön test) ve 8 haftalık düzenli antrenmanlar sonunda (son test) olmak üzere fiziksel, antropometrik, motorik ve teknik kapasiteleri ölçülmüştür.Araştırma grubunun verileri normal dağılım gösterdiğinden (p>0,05) değişkenlerin grup içi istatistiksel analizinde Paired Sample t-Testi, gruplar arası istatistiksel analizinde ise İndependent Samples t-Testi kullanıldı. Nicel değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde Pearson korelasyon analizi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi.Antrenman programları sonrasında Kompleks antrenman grubunun grup içi vücut yağ yüzdesi, vücut ağırlığı, BKİ, anaerobik güç, VO2max, pas,dripling,şut değerlerinde anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0,05). İnterval antrenman grubunun grup içi vücut yağ yüzdesi, vücut ağırlığı, BKİ, anaerobik güç, VO2max, pas, dripling değerlerinde anlamlı bir fark görülmüştür (p<0,05). Gruplar arası istatistiksel değerlendirmede ise pas, dripling, top sektirme değerlerinde anlamlı bir farklılık elde edilmiştir (p<0,05). Araştırma gruplarının değerleri arasındaki ilişki durumu incelendiğinde fiziksel, antropometrik, biyomotorik ve teknik değerler arasında anlamlı bir ilişki elde edilmiştir (p<0,05; p<0,01).Sonuç olarak; kompleks ve interval antrenman modelleri sporcuların fiziksel, antropometrik, aerobik, anaerobik ve teknik kapasitesini geliştirmiş olmasına rağmen, interval antrenman modeline göre kompleks antrenman modeli sporcuların teknik özelliklerine ve performanslarına daha fazla katkı sağladığı söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Aerobik, Anaerobik, Futsal, İnterval Antrenman, Kompleks Antrenman, Teknik
Lise düzeyindeki kız öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerinin ve obezite eğilimlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Erzurum ilinde öğrenim gören lise seviyesindeki kız öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerinin belirlenmesi ve obezite eğilimlerinin incelenmesidir. Çalışmaya Erzurum İli Yakutiye ilçesi Nenehatun Kız Anadolu Lisesi, Rabia Hatun Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Hamidiye Mesleki ve Teknik Kız Anadolu Lisesi öğrencilerinden gönüllü olan 1069 öğrenci katılmıştır. Teste katılan 18 yaşından küçük öğrencilerin velilerinden bilgilendirilmiş veli-vasi olur formunu, 18 yaşındaki öğrencilerin kendilerinden ise bilgilendirilmiş gönüllü olur formlarını imzalamaları istenmiştir. Katılımcılara antropometrik testler, disklere dokunma, 10×5 m mekik koşusu, durarak uzun atlama, barfikste asılma, mekik, esneklik, pençe kuvveti, flamingo denge testi ve 20 m mekik koşusu testleri uygulanmıştır. Testler Nenehatun Kız Anadolu Lisesi spor salonunda yapılmıştır. Elde edilen bulguların istatistiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilere ilişkin tanımlayıcı istatistikler ortalama ve standart sapma şeklinde verilmiştir. Normallik varsayımı, değişim katsayısı kullanılarak test edilmiştir. Normal dağılım gösteren verilerde, çoklu gruplar arasındaki farkların incelenmesi için tek yönlü ANOVA ve post hoc test olarak da Tukey HSD testi kullanılmıştır. Normal dağılıma uygun olmayan verilerde, ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi testi, ikiden fazla frupların karşılaştırılmasında ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson ve Spearman Korelasyon testi kullanılarak incelenmiştir. Fiziksel uygunluk performansları ve antropometrik veriler ile BKİ değerleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi için regresyon analizi kullanılmıştır. Yapılan çalışmada performans ölçümlerinden elde edilen bulgulara göre katılımcıların fiziksel uygunluk düzeylerinin düşük, beden kütle indeksi değerlerinin normal olduğu ve obezite eğilimlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Bireylerin ağırlığı ile fiziksel uygunluk performansları arasında ilişki olduğu ve BKİ düzeyindeki artışın sürat, kuvvet, kas dayanıklılığı, denge, aerobik uygunluk düzeylerini olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleklerine yönelik inançlarının incelenmesi
Bu çalışmada Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının beden eğitimi ve spor öğretmenliği mesleğine yönelik inançlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup elde edilen veriler "Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Mesleğine Yönelik İnanç Ölçeği" ve kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Ölçek 7'li likert tipindedir. 'Meslek aşkı' ile 'Beden eğitimi ve sporun değeri' şeklinde iki alt boyuttan ve on iki maddeden oluşmaktadır. Araştırmaya 2019-2020 eğitim öğretim yılında Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinin Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 211 öğrenci katılmıştır. Sonuç olarak, cinsiyet, sınıf düzeyi değişkenlerinde beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleklerine yönelik inanç düzeyleri arasında istatistiksel anlamda fark varken; diğer değişkenlerde (akademik başarı, en uzun süre yaşanılan yer, gelir, anne-baba eğitim düzeyi, anne-baba çalışma durumu, lisanslı sporcu olma durumu ve spor dalı) mesleki inanç düzeyleri arasında fark yoktur.
Gençlik ve Spor İl müdürlüğü çalışanlarının örgütsel bağlılık düzeyleri ile mobbinge maruz kalma durumlarının incelenmesi (Çorum)
Bu çalışmada Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Çalışanlarının Örgütsel Bağlılık Düzeyleri İle Mobbinge Maruz Kalma Durumlarının İncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 290 Çorum İl Müdürlüğü personelinin gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği", ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren 'Kişisel Bilgi Formu', ikinci bölümde Mobbing Ölçeği (Vol. Mob. Scale) ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" (Organizational Commitment Questionnaire – OCQ ) kullanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı ShapiroWilk testi, bağımsız iki grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ve bağımsız üç veya daha fazla grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Kruskal Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Posthoc çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmış, ölçekler arasındaki neden sonuç ilişkisini belirlemek amacıyla Regresyon analizi kullanılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p>0,005 olarak kabul edilmiştir. Kurulan regresyon modellemesinde mobbing düzeyinin artmasının örgütsel bağlılık oranını düşürdüğüne ulaşılmıştır (r= 0,356; p<0,001). Ayrıca demografik bilgilere göre mobbing düzeyleri ve örgütsel bağlılık durumları incelendiğinde çalışanların çalışma kademelerine ve çalışma birimlerine göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilirken (p<0,05); cinsiyet, görev durumları, çalışma yılları, eğitim düzeyleri ve medeni durumlarına göre ise anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0,005). Anahtar Kelimeler: Gençlik ve Spor, Mobbing, Örgütsel Bağlılık.
Sporun lise öğrencilerinde sosyal medya kullanımı ve psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisi
Bu çalışmada, Sporun Lise Öğrencilerinde Sosyal Medya Kullanımı ve Psikolojik Sağlamlık Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Çorum merkez ilçesinde bulunan spor yapan 175'i erkek (ortalama yaş: 16.53±1.17 yıl; boy: 169.0±3.36 cm; kilo: 64.0±3.36 kg) ve 175'i kadın (ortalama yaş: 16.42±1.12 yıl; boy: 163.25±2.75 cm; kilo: 54.0±1.82 kg) toplam 350 öğrenci; spor yapmayan 175'i erkek (ortalama yaş: 15.49±1.04 yıl; boy: 165.25±4.39 cm; kilo: 67.0±4.16 kg) ve 175'i kadın (ortalama yaş: 16.10±1.12 yıl; boy: 158.75±2.98 cm; kilo: 56.0±1.82 kg) 350 olmak üzere toplam 700 lise öğrencisinin gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde "Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ) ve Sosyal Medya Kullanım Ölçeği (SMKÖ)" kullanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi, bağımsız iki grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ve bağımsız üç veya daha fazla grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Kruskal Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Posthoc çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan korelasyon analizine göre spor yapan gruplarda psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı ve sosyal medya kullanım oranlarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca demografik bilgilere göre psikolojik sağlamlık düzeyleri ve sosyal medya kullanım durumları incelendiğinde spor yapanların derecelerinde ve gelir düzeylerinde, SMKÖ'de spor yapmayan gruplarda gelir düzeylerinde, ÇGPSÖ'de anne eğitim durumlarına ve gelir düzeylerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken (p<0,05), bireysel ve takım sporu yapanlar ile cinsiyet değişkenine göre SMKÖ ve ÇGPSÖ'de spor yapan gruplar ile anne baba eğitim düzeyleri değişkenleri ile SMKÖ ve baba eğitim durumları arasında ÇGPSÖ arasında anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05).
Postmenopozal kadınlarda rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisi
Bu araştırma, postmenopozal kadınların rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, postmenopozal dönemde olan 34 deney ve 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 68 kadın katılmıştır. Araştırma ön-son test deney-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Postmenopozal kadınların haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık rekreatif etkinlik olan yüzme uygulaması yapılarak öncesi ve sonrası fiziksel ölçümleri alınmıştır. Çalışmada postmenopozal kadınların emosyonel durumlarını belirlemek amacıyla''Beck Umutsuzluk Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği''kullanılmıştır. Verilerin analizinde, BUÖ, OMÖ-KF ve ön test KPSÖ puan değerleri için non-parametrik testlerden Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Test İstatistiği ve Sperman Korelasyon analizi yapılırken, grupların KPSÖ son test puanı için parametrik testlerden T testi, Anova, Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada analizler %95 anlamlılık düzeyinde (p<0.05) incelenmiştir. Deney grubundaki postmenopozal kadınların egzersiz sonrası antropometrik ölçüm değerlerinde anlamlı düzeyde azalmıştır. Deney grubundaki kadınların egzersiz öncesi umutsuzluk düzeyleri daha yüksek iken egzersiz sonrası umutsuzluk düzeyleri anlamlı şekilde azalma olmuştur. Deney grubundaki kadınların egzersiz sonrası mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinde de anlamlı artış saptanmıştır. Grup içi ve gruplar arası postmenopozal kadınların ön ve son test puanları bakıldığında umutsuzluk derecesi azaldıkça, mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Deney grubunda postmenopozal kadınların emosyonel durumları ile bağımsız değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Postmenopozal kadınlara uygulanan rekreatif amaçlı yüzme egzersiz proğramının, katılımcıların fiziksel ve psikolojik sağlık durumlarına önemli bir etkiye sahip olduğu ve bu dönemdeki kadınların emosyonel duygu durumlarına yardımcı bir tedavi aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya, Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde 2019-2020 eğitim öğretim yılında öğrenim görmekte olan 694 (441 erkek ve 253 kadın) öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan yazılı olarak alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilere bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Deneklerin kendini sabotaj düzeylerini belirlemek için Jones ve Rhodewalt tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Akın (2012) tarafından yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği (KSÖ) kullanılmıştır. Deneklerin benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Rosenberg tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (BSÖ) kullanılmıştır. Deneklere ait betimleyici istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde tabloları olarak gösterilmiştir. Deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı ölçeklerinden elde ettikleri puanlar ortalama ± standart sapma olarak gösterilmiştir. Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testi analizi sonucunda verilerin normal dağılmadığı görülmüş ve parametrik olmayan testlerin kullanılmasına karar verilmiştir. İkili grupların karşılaştırılması için Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla gruba sahip değişkenlerin karşılaştırılması için Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. İstatistiksel incelemeler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı puanlarının öğrenim gördükleri bölüm, öğrenim gördükleri sınıf, pedagojik formasyon eğitimi alma durumu, yaşanılan en uzun yerleşim birimi, ailenin aylık ortalama gelir düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve spor dalı sınıfı değişkenlerinde istatistiksel olarak farkın anlamlı olduğu (p<0,05) bulunmuştur. Bununla birlikte deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı puanlarının cinsiyet, akademik başarı, anne çalışma durumu, baba çalışma durumu ve lisanslı sporcu olma durumu değişkenlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı (p>0,05) tespit edilmiştir. Öğrencilerin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeyleri arasında negatif yönde orta düzeyde (r=-0,499; p<0,001) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kendini sabotaj, Benlik saygısı, Spor.
Spor yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık ile yaratıcılık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı spor yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık ve yaratıcılık düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmaya 18-25 yaş arası 122'si kadın 214'ü erkek olmak üzere toplam 336 spor yapan birey gönüllü olarak katılmıştır. Sporcuların zihinsel dayanıklılık düzeyini belirlemek amacıyla Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri kullanılmıştır. Yaratıcılık özelliklerini belirlemek amacıyla ise Yaratıcı Kişilik Özellikleri Envanteri kullanılmıştır. Bu çalışmadaki verilerin analizi IBM SPSS 25 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sporcuların, sporda zihinsel dayanıklılık düzeylerinin ve yaratıcı kişilik özelliklerinin karşılaştırılması için tek yönlü çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) testi kullanılmıştır. Sporda zihinsel dayanıklılık ve yaratıcı kişilik özellikleri arasındaki ilişki için ise Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda katılımcıların sporda zihinsel dayanıklılık düzeylerinde cinsiyet (p=0,001) ve millilik durumu (p=0,01) değişkenleri açısından anlamlı fark tespit edilirken, spor türü değişkeni açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p=0,361). Çalışmaya katılan sporcuların, yaratıcı kişilik özelliklerinde, cinsiyet değişkeni açısından anlamlı fark tespit edilirken (p=0,000), millilik durumu (p=0,146) ve spor türü (p=0,589) değişkenleri açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Katılımcıların zihinsel dayanıklılık düzeyleri ile yaratıcı kişilik özellikleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p=0,000). Bu çalışma sonucunda sporcuların yaratıcılık düzeyleri arttıkça zihinsel dayanıklılık düzeylerinin de artış göstereceği bulunduğundan, sporcuların zihinsel dayanıklılık düzeylerini geliştirmek için antrenmanlarda yaratıcılıkla ilgili çalışmalara yer verilmesi önerilmektedir.
Okul sporları il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada Türkiye' nin 81 ilinde görev yapan okul sporları il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında 81 ilde görev yapan 81 okul sporları il temsilcisi katılmıştır. Türkiye Okul Sporları Federasyonundan ve Etik kuruldan gerekli izinler alındıktan sonra veri toplama sürecine başlanılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile Çam ve Tümkaya (2007) tarafından geliştirilen "Kişilerarası Problem Çözme Envanteri" (KPÇE) uygulanmıştır. Kişiler arası problem envanteri 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Boyutları; probleme olumsuz yaklaşma, yapıcı problem çözme, kendine güvensizlik, sorumluluk almama ve ısrarcı-sebatkar yaklaşımdır. Elde edilen veriler analiz edildiğinde okul sporları il temsilcilerinin yaş değişkeni, görev yapılan bölge değişkeni, il temsilcilik yılı değişkeni, yaptıkları yıllık faaliyet sayısı değişkeni ve yaşadıkları en büyük problem değişkenine göre ölçek alt boyutları ve toplam problem çözme beceri düzeyi açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak, okul sporları il temsilcilerinin ilgilenilen spor branşı değişkenine göre; probleme olumsuz yaklaşma alt boyutu, yapıcı problem çözme alt boyutu, ısrarcı sebatkar yaklaşım alt boyutu ve problem çözme toplam verilerinde anlamlı bir farklılık bulunamazken, kendine güvensizlik ve sorumluluk almama alt boyutunda anlamlı fark bulunmuştur. Yine okul sporları il temsilcilerinin yıllık yaptıkları toplantı sayısı değişkenine göre probleme olumsuz yaklaşma alt boyutu, kendine güvensizlik alt boyutu, sorumluluk almama alt boyutu ve toplam problem çözme beceri düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunamazken yapıcı problem çözme ve ısrarcı sebatkar yaklaşım alt boyutlarında anlamlı fark bulunmuştur. Sonuç olarak, bireysel sporla ilgilenen il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeyleri, takım sporu yapan ve spor yapmayan temsilcilere göre daha yüksek bulunmuştur. Yine yılda 2-3 kez toplantı yapan il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeyleri, yılda 1-2 kez toplantı yapan ve 5 ve üzeri toplantı yapan il temsilcilerine göre daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İl Temsilcisi, Okul Sporları, Problem Çözme.
Hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisi
Fiziksel aktivite düzeyinin iyi olmasının, fiziksel ve ruhsal sağlığa olumlu etkilerinin olduğu açık bir şekilde bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, HİTÜ Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 212 hemşire (147 kadın ve 65 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli izinler çalışma öncesinde alınmıştır. Verilerin toplanması amacıyla, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Deneklerin demografik verilerinin toplanması için ise kişisel bilgi formu kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için SPSS 22.0 kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğun test edilmesi için Shapiro-Wilk testi uygulanmış, normal dağılıma uygun olmadıkları görüldüğünden, parametrik olmayan testler kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. İkili grup karşılaştırmalarında MannWhitney U testinden, ikiden fazla grupların karşılaştırılması için ise Kruskal-Wallis H testinden faydalanılmıştır. Gruplar arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Tüm istatistiklerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Gerekli durumlarda Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, tükenmişlik düzeyi ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında ise pozitif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, hemşirelerin 112 hemşirenin inaktif ve 53 hemşirenin minimal aktif kategoride yer aldıkları ve bunun da %77,8'lik bölümü oluşturduğu görülmüştür. SF-36 puanlarına göre; BKİ kategorisi, cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu ve mesleki tecrübe değişkenlerine göre fiziksel fonksiyon puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Deneklerin tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından elde ettikleri puanların; medeni hal, BKİ kategorisi, mesleği isteyerek seçme durumu, kıdem yılı ve görev yeri değişkenlerine göre anlamlı farkların olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde, hemşirelerin çalışma koşullarının yoğun olduğu, fiziksel aktivite düzeylerinin istenilen düzeyde olmadığı, kıdem yılı arttıkça tükenmişlik ve yaşam kalitesi düzeylerinin kötüleştiği bulunmuştur.
Adölesan sporcuların yeme bağımlılığı eğilimlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma adölesan sporcularda yeme bağımlılığı eğilimlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 12-14 arasında değişen 224 sporcu ve 100 sedanter dahil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, kişisel bilgileri içeren anket formu ve Yale Yeme Bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. İki nitel değişkenin birbiriyle olan ilişkilerinin incelenmesinde Pearson-χ2 ve Ki-Kare tabloları kullanılmış ve p<0,05 anlamlı düzey kabul edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, sporcuların %57,4'ünün ve sedanterlerin %46'sının erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Sporcuların %36,6'sının, sedanterlerin %35' inin beslenme eğitimi aldığı görülmüştür. Sporcuların annelerinin %38,4'ünün, sedanterlerin ise %79'nun üniversite mezunu olduğu ortaya çıkmıştır (p<0,05). Sporcuların %70,1'inin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği ve %54,9'unun ara öğünleri atladığı, sedanterlerin ise %72'sinin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği, %57'sinin ara öğünleri atladıkları görülmüştür. Yeme bağımlılığı verileri analizi sonucunda, sporcuların %11,6'sının (n:26), sedanterlerin %16'sının (n:16) yeme bağımlısı olduğu saptanmıştır. Sporcuların çoğunluğunun; gereğinden daha fazla ve uzun dönemde yemediği (%86,2), sürekli yeme arzusu veya tekrarlanan başarısız bırakma teşebbüslerinde bulunduğu (%79,5), sedanterlerde ise yemenin sebep olduğu önemli klinik bozukluklar görülmediği (%84) ve önemli sosyal, eğitimsel etkinlikleri bırakmadığı veya azaltmadığı (%82) saptanmıştır. Sonuç olarak; erkeklerin kızlara oranla yeme bağımlılığı görülme oranlarının daha yüksek olduğu, ekonomik düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarıyla ayrıca normal ağırlıkta olan sporcu ve sedanterlerin hafif şişmanlara göre daha fazla yeme bağımlısı olduğu söylenebilir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel sinizm düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek, demografik özelliklerine göre değerlendirmek ve diğer branş öğretmenleri ile sinizm düzeylerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Araştırmaya 2018- 2019 eğitim öğretim yılında Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olarak görev yapan toplamda 130 (29 kadın ve 101 erkek) beden eğitimi öğretmeni ile 130 (66 kadın ve 64 erkek) diğer branş öğretmeni olmak üzere toplam da 260 öğretmen katılmıştır. Veri toplamak amacıyla birinci bölümde demografik bilgilerinin yer aldığı araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' ve ikinci bölümde ise Kalağan (2009) tarafından türkçeye uyarlaması yapılan 'Örgütsel Sinizm Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programıyla ile test edilmiş ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Veriler normal dağılım sınanması Kolmogrov Smirnov testi ile yapılmıştır. Normal dağılım göstermediğinden non parametrik testerden Mann- Whitney U analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ve yapılan analizler sonucunda beden eğitimi öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, disiplin cezası, kaç yıl görev yaptığı anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Öğretmenlikten memnuniyet durumlarına göre bilişsel boyutta ve aktif spor değişkeninde bilişsel boyutta anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Diğer branş öğretmenlerinin cinsiyet değişkeninde duyuşsal boyutta, yaş değişkeninde bilişsel ve davranışsal boyutta, öğretmenlikten memnuniyet duyuşsal ve davranışsal, disiplin cezası bilişsel ve duyuşsal boyutta, kaç yıl görev yaptığı, aktif spor değişkeninde ise duyuşsal boyutta anlamlı farklılık görülmemiştir (p>0.05). Diğer branş öğretmenlerinde cinsiyet değişkenin bilişsel ve davranışsal boyutta, yaş değişkeninde duyuşsal boyutta, disiplin cezası davranışsal boyutta, aktif spor değişkeninde bilişsel ve davranışsal boyutta anlamlı farklılığın olduğu sonucuna varılmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, genel anlamda beden eğitimi ve diğer öğretmenlerin arasında farklılık görülmemiş ve tüm öğretmenlerin sinizm düzeylerinin ortalamanın altında olduğu tespit edilmiştir.
Bağımsız spor federasyonlarında çalışanların iş güvencelerinin çalışma performansına etkisi
Bu çalışmada bağımsız spor federasyonları bünyesinde çalışan sözleşmeli çalışanların iş güvencesizliği düzeylerinin saptanması yapılarak çalışma şartlarının iyileştirilmesi amacıyla yapılacak başka çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bağımsız spor federasyonlarında çalışan 287 çalışan ile anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Bu çalışmada, katılımcıların iş güvencelerinin tespit edilebilmesi amacıyla Baird, Zelin II ve Marxen (1998) tarafından geliştirilmiş olan İş Güvencesi Ölçeği (Job Security Scale) kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma grubumuzun %50,5'i erkek, %49,9'u kadın katılımcılardan oluşmaktadır. Bu katılımcıların yaklaşık olarak yarısı (%47,4) 30-39 yaş grubunda ve (%48,1) lisans mezunudur. Katılımcıların iş güvencesizliği ile iş gören performansı arasında %32 düzeyinde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bağımsız spor federasyonlarında çalışan sözleşmeli çalışanların iş güvencelerinin sağlanmasının performanslarına katkı sağlayacaktır.
Yaz spor okuluna devam eden farklı branşlardaki çocukların antropometrik ve motorik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada Çorum İli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı olarak yürütülen yaz spor okuluna katılan 10-12 yaş grubu, basketbol (n=20), masa tenisi (n=20), badminton (n=20) ve kontrol grubu (n=20) olmak üzere toplamda 80 erkek çocuğun antropometrik ve motorik özellikleri karşılaştırılmıştır. Çalışmalar öncesi ön test ve 12 hafta sonra son test olmak üzere antropometrik ve biyomotor beceri testleri yapılmıştır. Verilerin normal dağılımı Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren veriler için bağımlı gruplarda t-testi ve normal dağılım göstermeyen veriler için Wilcoxon testi kullanılmıştır. Bağımsız ikiden fazla grup arasındaki karşılaştırmalarda normal dağılan veriler için Tek yönlü varyans analizi (ANOVA), normal dağılmayan veriler için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. ANOVA ve Kruskal Wallis test sonrası farklılığın kaynaklandığı grupları belirlemek için Tukey veya Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U post hoc çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Grup içi karşılaştırmalarda badminton, basketbol ve masa tenisi grupların antropometrik ve motorik özelliklerinde anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur (p<0.005). Kontrol grubunun antropometrik özelliklerinde anlamlı farklılık olduğu, motorik özelliklerinde ise anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise badminton branşının, antropometrik ve motorik özelliklere basketbol, masa tenisi ve kontrol grubundan daha fazla anlamlı etki yaptığı bulunmuştur. Sonuç olarak; 10-12 yaş grubuna uygulanan sportif faaliyetlerin, çocuklar da antropometrik ve motorik özelliklerin gelişiminde etkili olduğu söylenebilir.
Elit genç güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, elit genç güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeyleri belirlenerek çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın grubunu lisanslı 18-20 yaş arasında kadın-erkek kategorisinde yer alan toplam 172 elit güreşçi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ve Rex ve Metzler (2016)'in geliştirdiği ve Caz, Kayhan ve Bardakçı (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Spor Yaralanması Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler anket uygulama yolu ile toplanmıştır. Araştırmanın analizinde, parametrik testlerden iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında Tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkları belirlemek üzere post-hoc analizi olarak Tukey testi kullanılmıştır. Güreşçilerin stillerine göre yaralanma bölgeleri açısından spor yaralanması kaygı ölçeği alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Acı çekme kaygısı alt boyutunda erkek serbest stil güreşçilerin ortalamaları erkek grekoromen stil güreşçilere göre, yeniden yaralanma kaygı ortalamalarının ise, erkek serbest stil güreşçilerin kadın güreşçilerden anlamlı şekilde daha yüksektir (p<0,05). Erkek serbest stilde; boyun bölgesinden yaralanma yaşayanların, boyun bölgesinden yaralanma yaşamayanlara göre zayıf algılanma ve sosyal desteği kaybetme kaygı ortalamalarının anlamlı olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Rakip oyuncunun temasıyla yaralanma ve yaralanmanın gerçekleştiği yer değişkeni açısından kaygı ölçeği alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeyi alt boyutlarında en fazla acı çekme ve yeniden yaralanma kaygı düzeylerinin etkilendiği, omuz ve boyun bölgesinde meydana gelen sakatlıklara göre kaygı puanlarının farklılık gösterdiği söylenebilir.
Antrenörlerin öz yeterlilik ve antrenörlüğe yönelik tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Orta Karadeniz örneği)
Bu çalışmanın amacı, Orta Karadeniz bölgesinde yer alan 5 ilde (Çorum, Samsun, Amasya, Ordu, Tokat) 2020/2021 sezonu için vizeli ve lisanslı farklı branşlardaki antrenörlere; antrenörlerin öz yeterlilikleri ile antrenörlerin tutum düzeylerinin arasındaki ilişkiyi incelenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmamızda ölçme aracı olarak (Koçak,2020).tarafından geliştirileren Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeği ile (Koçak, 2020) tarafından geliştirilen Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılımdan gelip gelmediğine kolmogorov-smirnov testi ile bakılmıştır. Veriler parametrik şartları sağladığı durumda, bağımsız iki grup için independent samples T -Testi, ikiden fazla grup için F testi (ANOVA) ile analiz edilmiş olup, ikiden fazla gruplu karşılaştırmalar için ANOVA kullanılırken, hangi grubun diğerlerinden farklı olduğunu belirlemek için homojenlik varsayımının sağlayanlarda scheffe, homojenlik varsayımını sağlamayanlarda tamhane's T 2 testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönünün ve kuvvetinin belirlenmesinde pearson korelasyon analizi kullanılarak, yanılma düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilirse, iki gruplu karşılaştırmalar için Mann-Whitney U, çoklu grup karşılaştırması için kruskal Wallis testleri uygulanarak. Değişkenler arasındaki ilişkilerin test edilmesi için Spearman sıra sayılar korelasyon katsayısından faydalanılmış olup; Antrenörlük Öz yeterlilik toplam ve tüm alt ölçek puanları ile Antrenörlere yönelik tutum ölçekleri toplam ve tüm alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak çalışmamıza katılan antrenörler genel olarak yarısının 8 yıla kadar tecrübeye sahip oldukları görülmektedir.Antrenörlerin büyük bir oranı kamu sektöründe çalışan antrenörler olduğu, milli takım düzeyinde antrenörlük yapanların sayısının az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmamda iller arasında AÖY ve alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir yeterlilik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır..Antrenörlerin antrenörlük kademeleri arttıkça buna bağlı olarak performans yeterliliklerinde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. 5. ve 4. kademe antrenörler diğer alt kademedeki antrenörlere göre daha çok performans yeterliliklerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kadınlarda online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranları, yeme tutumları ve beden imajı üzerine etkisi
Covid19 salgınının yayılım hızını kontrol altında tutmak için sosyal hayat kısıtlamaları artmıştır. Pandemi sürecinde internet tabanlı uygulamalarla yaşamın büyük bir bölümü sürdürülürken artan kısıtlamalar, toplumu fiziksel inaktiviteyle baş başa bırakmıştır. Covid19 pandemisi döneminde kilo kontrolü sağlamak için diyetisyene başvuran sedanter kadınlara verilen 8 haftalık online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranı, yeme tutumu ve beden imajı üzerine etkisini belirlemek bu çalışmanın amacıdır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel tasarım çalışmasıdır. Çalışma 2020 Aralık-2021 Mart tarihlerinde, 20-40 yaş aralığında Amasya ilindeki tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine başvuran 150 kişi ile yapılmıştır. Katılımcılar zumba egzersizi, yürüme egzersizi ve kontrol olmak üzere 50'şer kişilik üç gruba ayrılmıştır. Uygulama gruplarına 8 hafta boyunca zumba ve yürüme egzersiz programı uygulanmıştır. Çalışmada beden imajı için "Vücut algısı ölçeği" ve yeme tutumu için "Üç faktörlü beslenme anketi" uygulanmıştır. Vücut yağ oranları Biyoelektriksel İmpedans Analizi ile belirlenmiştir. Analizler SPSS 20.0 yazılımı ile %95 güven düzeyinde yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yürüme ve zumba gruplarında 8 hafta sonunda vücut analiz ölçümlerinde vücut yağ yüzdesi, gövde yağ yüzdesi ve bel kalça oranında ön ölçümlere oranla düşüş tespit edilmiştir. Yürüme ve zumba grubunda "duygusal yemek yeme" ve "açlığa duyarlılık" faktörleri çalışma sonunda anlamlı düzeyde düşüş göstermiştir. Yürüme grubunda, beden algısı düşük olanların %80'ni, zumba grubunda %90'nı çalışma sonunda vücut algısı yüksek grupta olduğu gözlenmiştir.