
3,162
Archived Theses
67
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Spor yapan ve yapmayan kadın üniversite öğrencilerinin beden imge hoşnutluğu ile iletişim becerilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışma, kadın üniversite öğrencilerinin sporla uğraşma durumuna göre beden hoşnutluğu düzeyleri ve iletişim becerisi düzeylerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmaya Hitit Üniversitesinde 4 fakülte ve 1 yüksekokul olmak üzere 5 farklı alanda öğrenim görmekte olan tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilmiş 196'sı aktif olarak spor yapan 364'ü spor yapmayan toplam 560 kadın öğrencinin gönüllü olarak katılımı sağlanmıştır. Çalışmada ''Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Memnuniyet Ölçeği'' (BBMÖ) ve ''İletişim Becerisini Değerlendirme Ölçeği'' (İBDÖ) anketleri uygulanmıştır. Çalışmada İki farklı ölçek (BBMÖ) ve (İBDÖ) ile elde edilen ölçek puanları arasındaki ilişki parametrik olmayan Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırıldı. Sosyodemografik özelliklere göre bağımsız iki grubun ölçek puanları karşılaştırmalarında parametrik olmayan Mann Whitney U testi kullanıldı. İkiden fazla bağımsız grubun ölçek puan karşılaştırmalarında Kruskal Wallis Varyans analizi (parametrik olmayan ANOVA) kullanıldı. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin İBDÖ ölçek puanları, sporla ilgilenme durumu ve spor türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Fakülte, ailede veya kendisinde kalıtsal bir hastalık olup olmadığı, gelir düzeyi, sporla ilgilenme düzeyi, spor yaşı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Öğrencilerin BBMÖ ölçek puanları ise sporla ilgilenme durumu, spor türü, sporla ilgilenme düzeyi ve spor yaşı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ailenin eğitim durumu, ailede veya kendisinde kalıtsal bir hastalık olup olmadığı ve gelir düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. İki ölçek puanları arasında ise istatistiksel olarak zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak beden bölgelerinden hoşnutluğun öğrencilerde iletişim becerilerini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden Hoşnutluğu, İletişim Becerisi, Spor
Rekreasyonel aktivitelerin şizofren hastaları üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırma, Rekreasyonel Aktivitelerin Şizofren Hastaları Üzerine Etkisinin Araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde kayıtlı 30 şizofreni tanılı hasta dahil edildi. Hastalara 12 hafta süresince haftada 3 gün rekreasyon aktivitesi olarak eğitsel oyunlar ve halk oyunları çalışmaları uygulandı. Araştırmada veri toplama aracı olarak çalışmanın başında ve 12 hafta sonunda Şizofrenide Negatif Semptom Ölçeği (SANS), Şizofrenide Pozitif Semptom Ölçeği (SAPS), İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği (GAF), ve Klinik Global İzlenim Ölçeği (CGI) uyglandı. Ayrıca TANİTA cihazı kullanılarak hastaların çalışma başında ve sonunda vücut yağ yüzdeleri, kilo ölçümü ve vücut kitle indeksi (BMI) hesaplandı. İstatistiksel işlemlerde Değişkenlerin normal dağılımdan gelme durumları araştırılırken birim sayıları nedeniyle Shapiro Wilk's' den yararlanılmıştır. İki bağımlı değişken arasındaki farklılık incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmemesi nedeniyle Wilcoxon Testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre katılımcıların başlangıç ve bitiş SANS (p=0,471), GAF (p=0,004), CGI (p=0,003) ve vücut yağ oranları (p=0,019) arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi. Ancak başlangıç ve bitiş kilo (p=0,406), BMI (p=0,471) ve SAPS (p=0,081), oranları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, Rekreasyon Aktivitesi, Negatif Semptom, pozitif Semptom, Klinik Global İzlem, Halk Oyunları, Eğitsel Oyunlar.
Erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının performansa etkisi
Bu çalışmanın amacı erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının aerobik ve anaerobik performansa etkisini incelemektir. Çalışmaya toplam 20 basketbolcu (deney:10, yaş:28,10±4,51 yıl; kontrol:10, yaş:18,70±0,95 yıl) katıldı. Deneklerin solunum kas antrenmanı (SKA) öncesi spirometreyle solunum fonksiyonları, respiratuar basınçölçer cihazı ile solunum kas kuvvetleri belirlendi. SKA, POWER breathe Classic (mavi) model ile maksimal inspiratuar basınç (MİP) değerinin % 40'ına eşdeğer olacak şekilde haftalık 1 birim (10 cmH2O) artırım sağlanarak deney grubuna sabah ve akşam günün aynı saatlerinde olmak üzere haftanın 5 günü günde 2 kez tekrarlanmak koşuluyla 4 hafta uygulandı. Her antrenman biriminde sporcu 30 dinamik nefes alıp verme işlemi yaptı ve günde 60 nefes döngüsünü tamamladı. Anaerobik güç parametreleri wingate bisiklet ergometresi ile, aerobik kapasiteleri de Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Seviye 1 test protokolüyle hesaplandı. Gruplar arası tüm parametrelerin ön-son testleri arasındaki karşılaştırması için bağımlı T testi (Paired Sample T Testi), ortalama farkın gruplar arasındaki analizi içinde bağımsız T testi (Independent Sample T Test) kullanıldı. SKA sonrası deney grubunda FVC (lt) ve FEF Max'ta ki (lt/sn) değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Diğer solunum fonksiyon değerlerinde yüzdesel artış görülmesine rağmen anlamlı bir sonuç bulunmamıştır (p>0,05). Yüzdesel olarak en fazla artış İC (% 42,22), FEF Max (% 35,26) ve MİP (% 22,33) değerlerinde görülmüştür. Kontrol grubunda sadece SVC ve MİP'te anlamlı değişim görülmüştür (p<0,05). Deney grubunda anaerobik güç göstergelerinden Mininum Power dışında bütün değerlerde anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca Time to Peak'te % 34,03 ve Peak Power da % 5,66 düzeyinde yüzdesel artış meydan gelmiştir. Kontrol grubunda Wingate testi sonrasında tüm parametrelerde anlamlı bir değişim gözlenmemiştir (p>0,05). SKA sonrası deney grubunda VO2maks ortalama değerinde % 14,74 (p<0,008) ve kontrolde ise % 7,50 oranında artış görülmüştür (p<0,006). Sonuç olarak solunum kas antrenmanının; solunum fonksiyonlarını, solunum kas kuvvetini, anaerobik ve aerobik kapasiteyi düzenli antrenman yapanlara göre pozitif yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Kapasite, Anaerobik Güç, Basketbol, Solunum Kas Antrenmanı,
Fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Araştırmada Çorum ilinde faaliyet gösteren özel spor merkezlerinde fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerini belirleyerek bu maddeleri kullanım durumlarını, nasıl temin ettiklerini, profesyonel tavsiye alıp almadıklarını belirleyerek Fitness egzersizinde bir durum tespiti yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca katılımcıların bu maddeleri eczanelerden mi yoksa farklı kaynaklardan mı temin ettiklerinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Çalışmaya 93 erkek ve 43 bayan olmak üzere toplam 136 fitness egzersizi yapan birey, 26 erkek ve 15 bayan olmak üzere toplam 41 serbest eczacı katılmıştır. Yapılan araştırma tarama modelidir ve kesitsel özellik taşımaktadır. Araştırmadaki veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır ve SPSS programında değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda anket uygulanan136 kişinin % 14,7'sinin (20 kişi) doping kullandığı ve % 85,3'ünün (116 kişi) doping kullanmadığı; % 86,8'inin (118 kişi) ise gıda takviyesi kullandığı ve % 13,2'sinin (18 kişi) gıda takviyesi kullanmadığı saptanmıştır. Ayrıca toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 49,3'ünün (erkekler % 58,1; bayanlar % 30,2) doping hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenirken; toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 55,1'inin (erkekler % 63,4; bayanlar % 37,2) ise gıda takviyeleri hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenmiştir. Doping veya gıda takviyesi kullanan katılımcıların % 33,1'inin (45 kişi) sağlık profesyonellerine danışmadığı, % 58,1'inin (79 kişi) sağlık profesyonellerine danıştığı, % 4,4'ünün (6 kişi) sağlık profesyonellerine kısmen danıştığı ve % 4,4'ünün (6kişi) kullanmadığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra doping maddelerini katılımcıların % 39'u ilaç dağıtıcılarından ve % 37,5'i eczanelerden; gıda takviyelerini ise % 41,9'u spor salonlarından ve % 29,4'ü antrenörlerinden temin ettikleri bulunmuştur. Serbest eczacılara uygulanan anketten elde edilen verilere göre bireylerin büyük çoğunluğu doping maddesini eczanelerden temin etmeye çalıştığı saptanmıştır. Anket sonuçlarına göre doping ve takviyeler arasında talebin daha çok anabolizanlar, büyüme hormonları ve gıda takviyeleri üzerine yoğunlaştığı ortaya çıkmıştır. Reçete ile temin edilmesi gereken amfetamin, efedrin vb. yasaklı ilaçların illegal yollar ile temin edildiği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Doping, Eczane, Fitness, Gıda Takviyesi
Antropometrik ve motorik becerilerin yüzme performansı üzerine etkisinin incelenmesi
Antropometrik ve Motorik Becerilerin Yüzme Performansı Üzerine Etkisinin İncelenmesi , (Yüksek Lisans Tezi), Çorum, 2019. Araştırmanın amacı; antropometrik ve motorik becerilerin yarışma performansı üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 16 – 17 yaş arasında 20 kadın ve 20 erkek olmak üzere müsabık toplam 40 yüzme sporcusu katılmıştır. Katılımcıların en iyi 50 metre dereceleri resmi müsabaka sonucunda elde ettikleri skorlar ile alınmıştır. Ayrıca, tüm sporcuların antropometrik ve motorik özellikleri saha testleri kullanılarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde yapılan regresyon modellemeleri sonucunda, erkeklerde uzun atlama, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız ve abdominal dayanıklılık özellikleri, kadınlarda boy uzunluğu, el uzunluğu, ayak uzunluğu, ön kol çevresi, biceps fleksiyon çevresi, el bileği çapı, vücut kompozisyonu, uzun atlama, statik kol kuvveti, abdominal dayanıklılık, esneklik, aerobik dayanıklılık, hız, çeviklik ve denge, özelliklerinin anlamlı düzeyde yüzme performansı üzerinde etki oluşturdukları ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ortaya çıkan antropometrik ve motorik becerilerin baskın bir şekilde yüzme performansı üzerinde etki edebileceği düşünülmektedir. Ayrıca baskın motorik özelliklerin geliştirilmesi için uygun antrenman planlamaları yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Dayanıklılık, Antropometrik, Motorik, Yüzücü
Sporda yabancılaşma ve kişilik özellikleri ilişkisi üzerine bir alan araştırması
Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'nden eğitim alan sporcuların sporda yabancılaşma ve kişilik özelliklerinin araştırması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenini TOHM merkezinde eğitim alan sporcular ve TOHM bulunan illerde tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilmiş sporcular oluşturmaktadır. Çalışmada sporcuların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik hazırlanmış ''Kişisel Bilgi Formu'', geçerlik güvenirlik çalışması tarafımızdan yapılan ''Sporda Yabancılaşma Ölçeği'' ve Alkan (2007) tarafından uyarlama çalışması yapılmış John, Donahue ve Kentle (1991) tarafından geliştirilen "Beş Faktör Kişilik Envanteri'' uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda sporcuların değişkenlere ait frekans ve yüzde dağılımları verilmiştir. Sporda yabancılaşma ölçeği ve alt boyutlarının cinsiyete göre farklılığını test etmek için yapılan Bağımsız Örneklem t-Testi sonucuna göre TOHM'nde eğitim alan ve karşılaştırma grubu olarak şeçilen TOHM'da eğitim alamayan sporcularda anlamlı farklılık tespit edilmişken, yaş, eğitim durumu ve gelir durumuna göre ise bazı alt boyutlarda anlamlı fark tespit edilmiştir. Beş faktör kişilik ölçeğinde ise gelir durumuna göre alt boyutlarda anlamlı fark bulunamazken, yaş, eğitim durumu ve cinsiyete göre bazı alt boyutlarda anlamlı fark tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucuna göre; beş faktörlü kişilik envanteri alt boyutları olan açıklık ve duygusal dengesizlik sporda yabancılaşma ile anlamlı ilişkiler göstermektedir. TOHM merkezinde yatılı eğitim alan ve almayan sporcuların sporda yabancılaşma ve kişilik envanteri puanlarına yapılan Bağımsız Örneklem t-Testi sonucuna göre; sporda yabancılaşma durumlarında anlamlı fark tespit edilirken, kişilik envanteri ve alt boyutlarında fark tespit edilememiştir. Sonuç olarak; sporcuların algıladıkları yabancılaşma düzeyleri ve sahip oldukları kişilik özellikleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Sporcuların sahip oldukları demografik özellikleri, sosyal çevrelerinin değişmesi, aile yanından uzak spor hayatlarına devam etmeleri gibi faktörler sporda yabancılaşma ve alt boyutlarında anlamlı fark yaratırken, beş faktör kişilik envanteri ve alt boyutlarında ise daha az anlamlı fark tespit edilmiştir. Sporcuların sahip oldukları sosyal çevrenin ve kişilik özelliklerinin yabancılaşma düzeylerinde etkili olduğu dolayısıyla performanslarının da etkilenebilecekleri düşülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, Sporda yabancılaşma, TOHM,
Sedanter kadınlarda reformer egzersizinin denge üzerine etkisi
Bu çalışmada kadınlarda yapılan düzenli reformer pilates egzersizinin denge üzerine etkisini incelemektir. Çalışmamıza, yaşları 25-35 yaş arasında değişen 36 gönüllü kadın katılmıştır. Katılımcılar pilates (n=18) ve kontrol (n=18) gruplarına rastgele olarak ayrılmıştır. Pilates grubundaki katılımcılara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün, 60 dakika reformer pilates egzersizi yaptırılmıştı. Kontrol grubundaki katılımcılara herhangi bir egzersiz yaptırılmamıştır. Egzersiz öncesi ve sonrasında iki gruptaki katılımcıların vücut ağırlık ve yağ yüzdeleri Tanita BC 545 cihazıyla ölçülmüştür. Çevre ölçümleri mezura ile, deri kıvrım kalınlıkları skinfold kaliperle, denge ölçümleri Biodex Denge Sistem cihazıyla değerlendirilmiştir. Egzersiz programının sonrasında pilates grubunun çevre ölçüm değerlerinde bel-kalça oranı hariç bel, abdomen, kalça, bacak, kol, önkol anlamlı derecede azalma elde edilmiştir (p<0,05). Aynı şekilde deri kıvrım kalınlığı ölçümü değerlerinde ise uyluk, bacak ve abdominal bölge deri kıvrım kalınlığı hariç biceps, triceps, göğüs, aksillar, subscapular, suprailiac bölgeden alınan azalma görülmüştür (p<0,05). Genel dinamik denge değerinde anlamlı bir artış görülmüştür (p<0,05). Vücut kitle indeksi (VKİ), yağ yüzdesi değerlerinde azalma görülmüştür (p<0,05). Kontrol grubumuzun VKİ değerinde, abdomen ve kalçanın çevre ölçümleri, uyluk ve abdominal deri kıvrım kalınlığı ölçümü ile yağ yüzdesinde artma görülürken (p<0,05), diğer parametrelerde değişiklik bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamız, reformer pilates egzersizinin vücut kompozisyonu, esneklik ve denge parametreleri üzerinde olumu etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Denge, Esneklik, Reformer Pilates Egzersizi, Sedanter Kadın, Vücut Kompozisyonu
Adölesan dönemdeki futbolculara uygulanan core ve pliometrik antrenmanın motorik ve teknik beceriye etkisi
Çalışmamız, ergenlik döneminde olan ve düzenli futbol antrenmanı yapan erkek futbolcular üzerinde uygulanmıştır. Araştırmaya, core antrenman grubu (n:15), pliometrik antrenman grubu (n:15) ve kontrol grubu (n:15) olmak üzere toplamda üç grup ve 45 kişi katılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce toplam 45 kişinin yaş, boy, ağırlık ve vücut yağ yüzdelerinden oluşan bilgi formları oluşturulmuştur. Vücut yağ yüzdeleri skinfold caliper ile vücudun biceps, triceps, scapula, subscapula, chest, spinailiaca, abdominal, thigh bölgelerinden deri kıvrım kalınlıkları alındı. Vücut yağ yüzdeleri "lange" formülüne göre hesaplandı. Çalışma grupları oluşturulurken spor yaşı ve antropometrik özellikler (BKİ, vücut yağ yüzdesi) göz önüne alınarak, değerleri birbirine yakın olan sporcuların birlikte grup olmalarına özen gösterilmiştir. Grupların motorik özelliklerini ölçmek amacıyla; dikey sıçrama, 20 metre sprint, illinois çeviklik, flamingo denge testi ve otur uzan esneklik test ölçekleri kullanılmıştır. Grupların futbol teknik becerilerini ölçmek amacıyla; slalom testi, top sektirme testi, hızlı pas ve kaleye şut testleri kullanılmıştır. Her üç grubun çalışmaya başlamadan önce ön testleri ve 8 haftalık çalışma sonrasında son testleri alınmıştır. Daha sonra ön-test ve son-test verileri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, core ve pliometrik antrenmanın vücut yağ oranını azalttığı, kas kütlesi, anaerobik güç, motorik ve teknik beceri gelişimini sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Biyomotor kapasite, Core antrenman, Futbol, Teknik kapasite
Spor yaralanmalarında spor tesislerinin risk oluşturan kaynak, olay ve etki ilişkisinin incelenmesi
Sporun insan sağlığına olumlu etkilerine rağmen, spor yaralanmaları yaygındır. Fiziksel ve psikolojik sonuçlarına ek olarak yüksek maliyetleri, yaralanmaların önlenmesini öncelikli kılmaktadır. Spor tesislerinin fiziki koşullarına bağlı risk faktörlerini tanımlamak, yaralanmaların önlenmesinde çok önemli bir adımdır. Bu nedenle spor tesislerinin yöneticileri risk yönetimi ve ilgili unsurlara gereken önemi vererek planlama yapmak zorundadırlar. Eğlence ve sağlık amaçlı kullanılan spor tesislerinde fiziki koşullara bağlı gelişen spor yaralanmalarının risk kaynaklarını tespit ederek, tesislerin bağlı bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının bu risk kaynakları için denetleme kriterlerinin yeterliliğini incelemektir. 2015-2018 yılları arası TC. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi fizik tedavi, acil ve ortopedi polikliniklerine müracaat eden 18-45 yaş arası rekreasyonel amaçlı spor yapan bireyler tespit edildi. Katılımcılardan hangi spor tesislerini kullandığı öğrenildi. Elde edilen veriler doğrultusunda yaralanmalarda risk oluşturan kaynak, olay ve etkisi değerlendirildi. Spor tesislerinin bağlı bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının yönetmelik ve denetleme kriterleri incelendi. Yaş ortalaması 33,20±6,91 olan 1565 sedanter (%65,8), amatör (%26,3) ve profesyonel (%7,9) sporcuların %45,8'i kamu sektöründe çalışmaktadır. Bireylerin %62,4'ü halı saha, %15,3'ü fitness salonu, %12,2'si kapalı spor salonu, %6,7'si açık spor alanı ve %3,4'ü ise belediye kültür merkezinde yaralanmıştır. Ortalama 30 (29,72) gün iş gücü kaybı gerçekleşmiştir. En yüksek yaralanma oranları alt ekstremitede (%19,5 ACL rüptürü, %5,5 aşil tendon rüptürü, %16,6 ayak bileği burkulması, %13,3 menisküs, %2,5 alt ekstremite kırıkları, %2,7 hamstring yaralanmaları) gözlemlenmiştir. Yaralanmaların 976 tanesinin gerçekleştiği halı sahalardaki risk kaynaklarının %34,1'i özelliğini yitirmiş zemin, %19,4'ü ıslak zemin, %11,1'i güvenlik önlemleri eksikliği olup bu kaynaklar düşme (%40,88), kayma (%21,51) ve çarpma (%19,57) olaylarına neden olmuştur. Bu olaylar sonucu %24,9 ACL rüptürü gelişmiştir. Diğer spor tesislerinde de benzer kaynak, olaylar ve etkileri gözlemlenmiştir. Spor tesislerinin açılış ve işleyiş yönetmelikleri incelendiğinde spor yaralanmalarını neden olan risk kaynakları ilgili standart olmadığı ve denetlemelerin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor Tesisleri, Risk Yönetimi, Spor Yaralanmaları, Halı Saha, Fitness Merkezi, Risk Kaynağı
Lise öğrencilerinin beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etkisi
Bu çalışmada, farklı okul türlerinde öğrenim gören lise öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumların sağlıklı yaşam biçimi davranışı üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. İnsanın yapısı gereği bir olaya karşı duygu ve düşüncesi, ilerde yapacağı davranışları etkilemektedir. Bu araştırmada da tutumların davranış biçimlerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Çorum ilinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya 1143 kadın ve 873 erkek olmak üzere 2016 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Anket içerisindeki bölümlerin ilkinde demografik özellikleri öğrenmek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu', ikinci bölümde Güllü ve Güçlü (2009) tarafından geliştirilen 'Beden Eğitimi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği' ve son bölümde ise Bahar ve diğ. (2008) tarafından geliştirilen 'Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranış Ölçeği II' yer almaktadır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımı ile %95 güven düzeyinde test edilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan normallik testleri neticesinde, veriler normal dağılımdan geldiğinden T-Testi ve Anova testi yapılmıştır. Aynı zamanda beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etkisine korelasyon ve regresyon testleri ile bakılmıştır. Araştırmamızın sonucunda beden eğitimi dersine yönelik tutumların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile anlamlı bir farklılık göstermesi ve beden eğitimi dersine ilişkin tutumların sağlıklı yaşam davranışlarının gelişmesinde büyük bir etkiye sahip olmasıdır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özelliklerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumlarında ve sağlıklı yaşam davranışlarında büyük etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, Davranış, Sağlıklı yaşam, Tutum.
Otizmli çocukların yaşam kalitesinde hippoterapinin etkisinin incelenmesi: Terapötik rekreasyon uygulaması
Bu araştırma, otizmli çocukların yaşam kalitesinde hippoterapinin etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip 40 çalışma ve 40 kontrol grubu olmak üzere toplam 80 otizmli çocuk katılmıştır. Araştırma ön test/son test çalışma-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Otizmli çocuklara haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık terapötik rekreatif etkinlik olan hippoterapi uygulaması yapılmıştır. Çalışmada çocukların yaşam kalitesini belirlemek amacıyla "Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)" kullanılmıştır. Analiz aşamasında; yüzdelik dağılım, paired t testi ve indepentend t testi yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise; hippoterapi uygulama sürecine katılan eğitmenlerin duruma yönelik tespitlerini belirlemek için araştırmacı tarafından "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" geliştirilmiş ve soruların oluşmasında uzman görüşü alınmıştır. Görüşme formu 11 eğitmene uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocukların "ÇİYKÖ" ön test, son test puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Çalışma grubundaki çocukların "ÇİYKÖ" ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak fark tespit edilmiştir (p<0,05). Çocuklara uygulanan hippoterapi uygulamasının çocukların fiziksel sağlık, psikososyal sağlık düzeylerini arttırdığı, çocukların yaşam kalitesinde hippoterapi etkinliğinin önemli bir yere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Terapötik rekreasyon uygulaması olan hippoterapi yardımcı tedavi olarak yaygınlaştırılabilir. Anahtar Kelimeler: Hippoterapi, Otizm, Terapötik Rekreasyon, Yaşam Kalitesi
İnternet bağımlılığı ile fiziksel uygunluk düzeyleri ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ortaokul ve lise öğrencilerinin fiziksel uygunluk düzeyleri ile internet bağımlılığı ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya, Nevşehir Özel Doğa Koleji'nde öğrenim görmekte olan öğrencilerden, katılıma gönüllü olan 197 öğrenci (98 erkek ve 99 kız) iştirak etmiştir. Deneklerin fiziksel uygunluk düzeyleri EUROFIT test bataryası ile, internet kullanım düzeyleri Balta ve Horzum'un (2008) geliştirdiği "İnternet Bağımlılığı" ölçeği ile ve problem çözme becerileri de travers uygulaması ile ölçülmüştür. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurul izni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan ve kurum izni Doğa Koleji'nden yazılı olarak alınmıştır. Katılımcıların velilerinden bilgilendirilmiş veli olur formunu imzalamaları istenmiştir. Elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğunun test edilmesi için Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmış; betimleyici istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde tabloları şeklinde verilmiştir. Gruplar arasındaki farkların incelenmesi için bağımsız örneklem t testi ile Fischer's Exact testi, değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için ise Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel olarak analiz edilmesi sonucunda, internet bağımlılığı puanlarının cinsiyete farklılık göstermediği bulunmuştur. Okul düzeylerine göre internet bağımlılığı puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deneklerin travers testi süreleri ile fiziksel uygunluk unsurları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Erkek deneklerin problem çözme becerilerinin, kızların problem çözme becerilerinden daha iyi olduğu bulunmuştur. Erkek deneklerin internet bağımlılığı puanları ile travers testi süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmamasına karşın, kızlarda negatif yönlü ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, deneklerin internet bağımlılığı puanlarının fiziksel uygunluk düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farka neden olmadığı, kız öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının artmasına bağlı olarak, travers sürelerinde azalma gerçekleştiği bulunmuştur. Bu sonucun, erkek ve kız öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının benzer olmasına karşın, farklı odak noktalarına sahip olmaları nedeniyle ortaya çıkmış olabileceği değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın daha fazla katılımcı ile tekrar edilmesinin, bu çalışmadan elde edilen bulguların test edilmesi ve literatüre katkı sağlama açısından faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin üniversitelerinin örgütsel imajına ilişkin algıları
Bu çalışma Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin kendi üniversitelerine dair örgütsel imaj algılarını araştırmak amacı ile yapılmıştır. Araştırma; yaş ortalaması 21,01±2,24 olup katılımcılar 150 kadın 336 erkek Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırmada kişisel bilgi formu ve "Üniversite Öğrencileri için Örgütsel İmaj Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Cerit (2006) tarafından geliştirilmiş olan "Üniversite Öğrencileri için Örgütsel İmaj Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek "Akademik Çevre", "Fiziksel ve Sosyal Çevre" ve "Toplumsal Algılama" olmak üzere toplam üç alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçek 5'i, likert tipi 20 sorudan oluşmaktadıe ve Cronbach alfa katsayısı ,9042'dir. Elde edilen veriler analiz edildiğinde; örgütsel imaj ölçeğine ve alt boyutlarına ait algıların cinsiyet, aktif spor yapma durumu, spor türü, anne baba eğitimi, millilik ve yaşa göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların bölümleri, sınıf düzeyleri ve kardeş sayıları ile örgüsel imaj puanları analiz edildiğinde; gruplar arası anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. 1 ve 2-3 kardeş olanların örgütsel imajlarının 6 kardeşli olanlara göre daha yüksek olduğu, bölüme göre akademik çevre alt boyutunda en fazla puanın spor yöneticiliği öğrencilerinin en düşük ise antrenörlük öğrencilerinin aldığı tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre; bölüm ve kardeş sayısı ile fiziksek ve sosyal çevre, toplumsal algılanma alt boyutları, örgütsel imaj genel ölçeği arasında negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin üniversitelerine yönelik örgütsel imaj algılarının olumlu yönde olduğu söylenebilir.
Çorum ilinde bulunan spor merkezlerindeki sporcuların besinsel ergojenik destekler hakkındaki bilgi düzeylerinin ve kullanım sıklığının belirlenmesi
Günümüzde sporcu beslenmesi ile ilgili doğru kaynaktan alınmamış bilgilerin yarattığı sorunlar giderek daha çok karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamız etik kurul izni alınmasını takiben, 1 Mayıs-1 Haziran 2019 tarihleri arasında Çorum'da rastgele seçilmiş spor salonlarında spor yapan 51 kadın 255 erkek katılımcı üzerinde yapılmıştır. Katılımcılara 33 soru içeren bir anket uygulanmıştır. Veriler istatistiksel olarak Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri ile karşılaştırılarak p<0,05 ise değişkenler arasında anlamlı fark kabul edilmiştir. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi ve Fisher kesin ki-kare testiuygulanmıştır.Verilerin analizinde SPSS 21 (SPSS Inc., Chicago, Ill, USA) programı kullanılmıştır. Çalışmamızda katılımcıların %45,4'ünün besin destek ürünü kullandığı tespit edilmiştir. Katılımcılar ürünleri %51,1 oranında internetten temin etmektedir. Ürün kullananların %6,5'i yan etki ile karşılaştıklarını belirtmiştir. Katılımcıların ürün kullanmadaki amaçlarını içeren ilk üç madde yapılan spordan hızlı sonuç almak, dayanıklılığı artırmak ve enerji sağlamak şeklinde belirlenmiştir. Spora başladıktan sonra diyete başlayanların oranı %36,9'dur. Diyet uygulayanların %58,4'ü diyet programlarını antrenörlerinden aldığını belirtmiştir. Besin destek ürünlerinin kullanımı ile eğitim durumu, cinsiyet, toplam spor yapma süresi, diyet programları uygulama durumları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Besin destek ürünü kullanmayan katılımcıların kullanmama sebeplerinin ilk üçü ürünler hakkında bilgilerinin olmaması, ürünlerin sağlığı olumsuz etkilemesi ve ürünlerin pahalı olması şeklindedir. Spor yapan bireylerin besin destek ürünlerini ve diyetlerini profesyonel olmayan yerlerden (arkadaş, internet..vb) elde etmesi kişisel sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Sporcu beslenmesi konusunda bireylerin bilgi düzeylerinin düşük olması onları yanlış uygulamalara yönlenmeye açık hale getirmektedir. Spor yapan bireylerin bu konularda bilgi düzeyinin yükseltilmesi bireysel sağlık ve spor başarısı açısından büyük fayda sağlayacaktır.
Fiziksel aktivite ile iş motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, fiziksel aktivite ile iş motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya en az bir ay düzenli fiziksel aktivite yapan 18-65 yaş arası 190'ı kadın (38,23±7,81 yıl), 194'ü erkek (38,55±8,05 yıl) olmak üzere toplam 384 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik özelliklerin yer aldığı bilgi formu ile birlikte fiziksel aktivite düzeyi değerlendirmesi için, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önerileri referans olarak alınmıştır. Katılımcıların iş motivasyonu düzeylerini belirlemede Gagne, Forest, Gilbert, Aube, Morin, ve Malorni tarafından 2010 yılında geliştirilen Çok Boyutlu İş Motivasyonu Ölçeği (ÇBİMÖ) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz olarak, Kolmogorov Smirnov, Mann Whitney U, Kruksall Wallis H, Dwass Steel Critchlow Flinger testi ve Spearman's Rho Korelasyon kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, katılımcıların, %51,04'ü (n=196) 2 gün ve altı, %48,96'sı (n=188) 3 gün ve üstü, %42,19'u (n=162) 149 dk ve altı, %57,81'i (n=222) 150 dk ve üstü aktivite yaptıkları; içsel motivasyon alt boyutunun, kadınlarda fiziksel aktivite türüne göre farklılık gösterdiği (p<0,042); motive olamama alt boyutunun, 45 saat ve üzeri çalışan kadınlarda daha yüksek olduğu (p<0,047) sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların, cinsiyete göre fiziksel aktiviteye katılım süre ve sıklığı, fiziksel aktivitenin yapıldığı zaman ve alan ile iş motivasyonu alt boyutları arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Bu çalışma sonucunda, katılımcıların DSÖ önerilerine uyum sağlamadıkları, bununla birlikte yalnızca kadınlarda fiziksel aktivite türü bakımından içsel motivasyon alt boyutunun farklılık gösterdiği görülmektedir. Katılımcıların fiziksel aktivite önerilerine uyum sağlamaması, motivasyon alt boyutlarını etkilemiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin serbest zaman katılımının modellenmesi
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin davranışa katılım modelini belirleyebilmek için Ajzen (1985) tarafından geliştirilen planlı davranış teorisinden yararlanılarak serbest zaman tutumları, serbest zaman motivasyonları, serbest zaman engelleri ile baş etme yetileri, serbest zaman ilgilenimleri ve serbest zamanda egzersize katılımlarını yordayan bir ilişki modelini açıklamayı amaçlamaktır. Araştırmanın evreni spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinden oluşurken, örneklemi ise Hitit Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Amasya Üniversitesi'nde eğitim gören 709 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada ölçme araçları olarak, Serbest Zaman Egzersiz Anketi (Yerlisu-Lapa ve Yağar, 2015), Serbest Zaman İlgilenim Ölçeği (Gürbüz, Çimen ve Aydın, 2015), Boş Zaman Tutum Ölçeği (Akgül ve Gürbüz, 2011), Boş Zaman Motivasyon Ölçeği (Mutlu, 2008) ve Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği (Yerlisu-Lapa, 2014) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler kullanılmış, modelin test edilmesi için Hiyerarşik Regresyon Modeli analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin serbest zaman ilgilenimlerinin tutum, motivasyon ve engellerle baş etme düzeyleri tarafından açıklanabildiği; öğrencilerin serbest zaman ilgilenimlerinin; engellerle baş etme düzeylerinin; tutum ve motivasyonlarının serbest zamanda egzersize katılımlarını yordayabildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Baş Etme, Egzersiz, İlgilenim, Motivasyon, Serbest Zaman, Tutum.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleğe yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim gören öğretmen adayları ile Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Pedagojik Formasyon Eğitimi alan öğretmen adaylarından oluşan toplamda 407 kişi katılmıştır. Katılımcılara 4 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, 23 sorudan oluşan Mesleğe Yönelik Sevgi ve Mesleğe Yönelik Kaygı alt boyutlarını içeren "Beden Eğitimi Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin Analizi SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerine Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmış ve bu test sonucunda değişkenlerin normal dağılım göstermedikleri görülmüştür. Bu nedenle araştırmada ikili karşılaştırmalar için Mann-Whitney U ve çoklu grup karşılaştırmaları için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre Mesleğe Yönelik Kaygı boyutunda öğretmenlik bölümü öğrencilerinin, formasyon eğitimi alan öğrencilerine göre daha yüksek kaygı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleklerine yönelik inançlarının incelenmesi
Bu çalışmada Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının beden eğitimi ve spor öğretmenliği mesleğine yönelik inançlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup elde edilen veriler "Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Mesleğine Yönelik İnanç Ölçeği" ve kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Ölçek 7'li likert tipindedir. 'Meslek aşkı' ile 'Beden eğitimi ve sporun değeri' şeklinde iki alt boyuttan ve on iki maddeden oluşmaktadır. Araştırmaya 2019-2020 eğitim öğretim yılında Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinin Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 211 öğrenci katılmıştır. Sonuç olarak, cinsiyet, sınıf düzeyi değişkenlerinde beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleklerine yönelik inanç düzeyleri arasında istatistiksel anlamda fark varken; diğer değişkenlerde (akademik başarı, en uzun süre yaşanılan yer, gelir, anne-baba eğitim düzeyi, anne-baba çalışma durumu, lisanslı sporcu olma durumu ve spor dalı) mesleki inanç düzeyleri arasında fark yoktur.
Gençlik ve Spor İl müdürlüğü çalışanlarının örgütsel bağlılık düzeyleri ile mobbinge maruz kalma durumlarının incelenmesi (Çorum)
Bu çalışmada Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Çalışanlarının Örgütsel Bağlılık Düzeyleri İle Mobbinge Maruz Kalma Durumlarının İncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 290 Çorum İl Müdürlüğü personelinin gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği", ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren 'Kişisel Bilgi Formu', ikinci bölümde Mobbing Ölçeği (Vol. Mob. Scale) ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" (Organizational Commitment Questionnaire – OCQ ) kullanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı ShapiroWilk testi, bağımsız iki grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ve bağımsız üç veya daha fazla grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Kruskal Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Posthoc çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmış, ölçekler arasındaki neden sonuç ilişkisini belirlemek amacıyla Regresyon analizi kullanılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p>0,005 olarak kabul edilmiştir. Kurulan regresyon modellemesinde mobbing düzeyinin artmasının örgütsel bağlılık oranını düşürdüğüne ulaşılmıştır (r= 0,356; p<0,001). Ayrıca demografik bilgilere göre mobbing düzeyleri ve örgütsel bağlılık durumları incelendiğinde çalışanların çalışma kademelerine ve çalışma birimlerine göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilirken (p<0,05); cinsiyet, görev durumları, çalışma yılları, eğitim düzeyleri ve medeni durumlarına göre ise anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0,005). Anahtar Kelimeler: Gençlik ve Spor, Mobbing, Örgütsel Bağlılık.
Sporun lise öğrencilerinde sosyal medya kullanımı ve psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisi
Bu çalışmada, Sporun Lise Öğrencilerinde Sosyal Medya Kullanımı ve Psikolojik Sağlamlık Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Çorum merkez ilçesinde bulunan spor yapan 175'i erkek (ortalama yaş: 16.53±1.17 yıl; boy: 169.0±3.36 cm; kilo: 64.0±3.36 kg) ve 175'i kadın (ortalama yaş: 16.42±1.12 yıl; boy: 163.25±2.75 cm; kilo: 54.0±1.82 kg) toplam 350 öğrenci; spor yapmayan 175'i erkek (ortalama yaş: 15.49±1.04 yıl; boy: 165.25±4.39 cm; kilo: 67.0±4.16 kg) ve 175'i kadın (ortalama yaş: 16.10±1.12 yıl; boy: 158.75±2.98 cm; kilo: 56.0±1.82 kg) 350 olmak üzere toplam 700 lise öğrencisinin gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde "Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ) ve Sosyal Medya Kullanım Ölçeği (SMKÖ)" kullanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi, bağımsız iki grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ve bağımsız üç veya daha fazla grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Kruskal Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Posthoc çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan korelasyon analizine göre spor yapan gruplarda psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı ve sosyal medya kullanım oranlarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca demografik bilgilere göre psikolojik sağlamlık düzeyleri ve sosyal medya kullanım durumları incelendiğinde spor yapanların derecelerinde ve gelir düzeylerinde, SMKÖ'de spor yapmayan gruplarda gelir düzeylerinde, ÇGPSÖ'de anne eğitim durumlarına ve gelir düzeylerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken (p<0,05), bireysel ve takım sporu yapanlar ile cinsiyet değişkenine göre SMKÖ ve ÇGPSÖ'de spor yapan gruplar ile anne baba eğitim düzeyleri değişkenleri ile SMKÖ ve baba eğitim durumları arasında ÇGPSÖ arasında anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05).
Postmenopozal kadınlarda rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisi
Bu araştırma, postmenopozal kadınların rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, postmenopozal dönemde olan 34 deney ve 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 68 kadın katılmıştır. Araştırma ön-son test deney-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Postmenopozal kadınların haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık rekreatif etkinlik olan yüzme uygulaması yapılarak öncesi ve sonrası fiziksel ölçümleri alınmıştır. Çalışmada postmenopozal kadınların emosyonel durumlarını belirlemek amacıyla''Beck Umutsuzluk Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği''kullanılmıştır. Verilerin analizinde, BUÖ, OMÖ-KF ve ön test KPSÖ puan değerleri için non-parametrik testlerden Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Test İstatistiği ve Sperman Korelasyon analizi yapılırken, grupların KPSÖ son test puanı için parametrik testlerden T testi, Anova, Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada analizler %95 anlamlılık düzeyinde (p<0.05) incelenmiştir. Deney grubundaki postmenopozal kadınların egzersiz sonrası antropometrik ölçüm değerlerinde anlamlı düzeyde azalmıştır. Deney grubundaki kadınların egzersiz öncesi umutsuzluk düzeyleri daha yüksek iken egzersiz sonrası umutsuzluk düzeyleri anlamlı şekilde azalma olmuştur. Deney grubundaki kadınların egzersiz sonrası mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinde de anlamlı artış saptanmıştır. Grup içi ve gruplar arası postmenopozal kadınların ön ve son test puanları bakıldığında umutsuzluk derecesi azaldıkça, mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Deney grubunda postmenopozal kadınların emosyonel durumları ile bağımsız değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Postmenopozal kadınlara uygulanan rekreatif amaçlı yüzme egzersiz proğramının, katılımcıların fiziksel ve psikolojik sağlık durumlarına önemli bir etkiye sahip olduğu ve bu dönemdeki kadınların emosyonel duygu durumlarına yardımcı bir tedavi aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya, Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde 2019-2020 eğitim öğretim yılında öğrenim görmekte olan 694 (441 erkek ve 253 kadın) öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan yazılı olarak alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilere bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Deneklerin kendini sabotaj düzeylerini belirlemek için Jones ve Rhodewalt tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Akın (2012) tarafından yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği (KSÖ) kullanılmıştır. Deneklerin benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Rosenberg tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (BSÖ) kullanılmıştır. Deneklere ait betimleyici istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde tabloları olarak gösterilmiştir. Deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı ölçeklerinden elde ettikleri puanlar ortalama ± standart sapma olarak gösterilmiştir. Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testi analizi sonucunda verilerin normal dağılmadığı görülmüş ve parametrik olmayan testlerin kullanılmasına karar verilmiştir. İkili grupların karşılaştırılması için Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla gruba sahip değişkenlerin karşılaştırılması için Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. İstatistiksel incelemeler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı puanlarının öğrenim gördükleri bölüm, öğrenim gördükleri sınıf, pedagojik formasyon eğitimi alma durumu, yaşanılan en uzun yerleşim birimi, ailenin aylık ortalama gelir düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve spor dalı sınıfı değişkenlerinde istatistiksel olarak farkın anlamlı olduğu (p<0,05) bulunmuştur. Bununla birlikte deneklerin kendini sabotaj ve benlik saygısı puanlarının cinsiyet, akademik başarı, anne çalışma durumu, baba çalışma durumu ve lisanslı sporcu olma durumu değişkenlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmadığı (p>0,05) tespit edilmiştir. Öğrencilerin kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeyleri arasında negatif yönde orta düzeyde (r=-0,499; p<0,001) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kendini sabotaj, Benlik saygısı, Spor.
Spor yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık ile yaratıcılık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı spor yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık ve yaratıcılık düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmaya 18-25 yaş arası 122'si kadın 214'ü erkek olmak üzere toplam 336 spor yapan birey gönüllü olarak katılmıştır. Sporcuların zihinsel dayanıklılık düzeyini belirlemek amacıyla Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri kullanılmıştır. Yaratıcılık özelliklerini belirlemek amacıyla ise Yaratıcı Kişilik Özellikleri Envanteri kullanılmıştır. Bu çalışmadaki verilerin analizi IBM SPSS 25 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sporcuların, sporda zihinsel dayanıklılık düzeylerinin ve yaratıcı kişilik özelliklerinin karşılaştırılması için tek yönlü çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) testi kullanılmıştır. Sporda zihinsel dayanıklılık ve yaratıcı kişilik özellikleri arasındaki ilişki için ise Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda katılımcıların sporda zihinsel dayanıklılık düzeylerinde cinsiyet (p=0,001) ve millilik durumu (p=0,01) değişkenleri açısından anlamlı fark tespit edilirken, spor türü değişkeni açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p=0,361). Çalışmaya katılan sporcuların, yaratıcı kişilik özelliklerinde, cinsiyet değişkeni açısından anlamlı fark tespit edilirken (p=0,000), millilik durumu (p=0,146) ve spor türü (p=0,589) değişkenleri açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Katılımcıların zihinsel dayanıklılık düzeyleri ile yaratıcı kişilik özellikleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p=0,000). Bu çalışma sonucunda sporcuların yaratıcılık düzeyleri arttıkça zihinsel dayanıklılık düzeylerinin de artış göstereceği bulunduğundan, sporcuların zihinsel dayanıklılık düzeylerini geliştirmek için antrenmanlarda yaratıcılıkla ilgili çalışmalara yer verilmesi önerilmektedir.
Okul sporları il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada Türkiye' nin 81 ilinde görev yapan okul sporları il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında 81 ilde görev yapan 81 okul sporları il temsilcisi katılmıştır. Türkiye Okul Sporları Federasyonundan ve Etik kuruldan gerekli izinler alındıktan sonra veri toplama sürecine başlanılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile Çam ve Tümkaya (2007) tarafından geliştirilen "Kişilerarası Problem Çözme Envanteri" (KPÇE) uygulanmıştır. Kişiler arası problem envanteri 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Boyutları; probleme olumsuz yaklaşma, yapıcı problem çözme, kendine güvensizlik, sorumluluk almama ve ısrarcı-sebatkar yaklaşımdır. Elde edilen veriler analiz edildiğinde okul sporları il temsilcilerinin yaş değişkeni, görev yapılan bölge değişkeni, il temsilcilik yılı değişkeni, yaptıkları yıllık faaliyet sayısı değişkeni ve yaşadıkları en büyük problem değişkenine göre ölçek alt boyutları ve toplam problem çözme beceri düzeyi açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak, okul sporları il temsilcilerinin ilgilenilen spor branşı değişkenine göre; probleme olumsuz yaklaşma alt boyutu, yapıcı problem çözme alt boyutu, ısrarcı sebatkar yaklaşım alt boyutu ve problem çözme toplam verilerinde anlamlı bir farklılık bulunamazken, kendine güvensizlik ve sorumluluk almama alt boyutunda anlamlı fark bulunmuştur. Yine okul sporları il temsilcilerinin yıllık yaptıkları toplantı sayısı değişkenine göre probleme olumsuz yaklaşma alt boyutu, kendine güvensizlik alt boyutu, sorumluluk almama alt boyutu ve toplam problem çözme beceri düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunamazken yapıcı problem çözme ve ısrarcı sebatkar yaklaşım alt boyutlarında anlamlı fark bulunmuştur. Sonuç olarak, bireysel sporla ilgilenen il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeyleri, takım sporu yapan ve spor yapmayan temsilcilere göre daha yüksek bulunmuştur. Yine yılda 2-3 kez toplantı yapan il temsilcilerinin problem çözme beceri düzeyleri, yılda 1-2 kez toplantı yapan ve 5 ve üzeri toplantı yapan il temsilcilerine göre daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İl Temsilcisi, Okul Sporları, Problem Çözme.
Hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisi
Fiziksel aktivite düzeyinin iyi olmasının, fiziksel ve ruhsal sağlığa olumlu etkilerinin olduğu açık bir şekilde bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, HİTÜ Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 212 hemşire (147 kadın ve 65 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli izinler çalışma öncesinde alınmıştır. Verilerin toplanması amacıyla, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Deneklerin demografik verilerinin toplanması için ise kişisel bilgi formu kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için SPSS 22.0 kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğun test edilmesi için Shapiro-Wilk testi uygulanmış, normal dağılıma uygun olmadıkları görüldüğünden, parametrik olmayan testler kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. İkili grup karşılaştırmalarında MannWhitney U testinden, ikiden fazla grupların karşılaştırılması için ise Kruskal-Wallis H testinden faydalanılmıştır. Gruplar arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Tüm istatistiklerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Gerekli durumlarda Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, tükenmişlik düzeyi ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında ise pozitif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, hemşirelerin 112 hemşirenin inaktif ve 53 hemşirenin minimal aktif kategoride yer aldıkları ve bunun da %77,8'lik bölümü oluşturduğu görülmüştür. SF-36 puanlarına göre; BKİ kategorisi, cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu ve mesleki tecrübe değişkenlerine göre fiziksel fonksiyon puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Deneklerin tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından elde ettikleri puanların; medeni hal, BKİ kategorisi, mesleği isteyerek seçme durumu, kıdem yılı ve görev yeri değişkenlerine göre anlamlı farkların olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde, hemşirelerin çalışma koşullarının yoğun olduğu, fiziksel aktivite düzeylerinin istenilen düzeyde olmadığı, kıdem yılı arttıkça tükenmişlik ve yaşam kalitesi düzeylerinin kötüleştiği bulunmuştur.
Adölesan sporcuların yeme bağımlılığı eğilimlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma adölesan sporcularda yeme bağımlılığı eğilimlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 12-14 arasında değişen 224 sporcu ve 100 sedanter dahil edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, kişisel bilgileri içeren anket formu ve Yale Yeme Bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. İki nitel değişkenin birbiriyle olan ilişkilerinin incelenmesinde Pearson-χ2 ve Ki-Kare tabloları kullanılmış ve p<0,05 anlamlı düzey kabul edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, sporcuların %57,4'ünün ve sedanterlerin %46'sının erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Sporcuların %36,6'sının, sedanterlerin %35' inin beslenme eğitimi aldığı görülmüştür. Sporcuların annelerinin %38,4'ünün, sedanterlerin ise %79'nun üniversite mezunu olduğu ortaya çıkmıştır (p<0,05). Sporcuların %70,1'inin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği ve %54,9'unun ara öğünleri atladığı, sedanterlerin ise %72'sinin 3 ana öğün (sabah, öğle, akşam) tükettiği, %57'sinin ara öğünleri atladıkları görülmüştür. Yeme bağımlılığı verileri analizi sonucunda, sporcuların %11,6'sının (n:26), sedanterlerin %16'sının (n:16) yeme bağımlısı olduğu saptanmıştır. Sporcuların çoğunluğunun; gereğinden daha fazla ve uzun dönemde yemediği (%86,2), sürekli yeme arzusu veya tekrarlanan başarısız bırakma teşebbüslerinde bulunduğu (%79,5), sedanterlerde ise yemenin sebep olduğu önemli klinik bozukluklar görülmediği (%84) ve önemli sosyal, eğitimsel etkinlikleri bırakmadığı veya azaltmadığı (%82) saptanmıştır. Sonuç olarak; erkeklerin kızlara oranla yeme bağımlılığı görülme oranlarının daha yüksek olduğu, ekonomik düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarıyla ayrıca normal ağırlıkta olan sporcu ve sedanterlerin hafif şişmanlara göre daha fazla yeme bağımlısı olduğu söylenebilir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel sinizm düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel sinizm düzeylerini belirlemek, demografik özelliklerine göre değerlendirmek ve diğer branş öğretmenleri ile sinizm düzeylerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Araştırmaya 2018- 2019 eğitim öğretim yılında Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olarak görev yapan toplamda 130 (29 kadın ve 101 erkek) beden eğitimi öğretmeni ile 130 (66 kadın ve 64 erkek) diğer branş öğretmeni olmak üzere toplam da 260 öğretmen katılmıştır. Veri toplamak amacıyla birinci bölümde demografik bilgilerinin yer aldığı araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' ve ikinci bölümde ise Kalağan (2009) tarafından türkçeye uyarlaması yapılan 'Örgütsel Sinizm Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programıyla ile test edilmiş ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Veriler normal dağılım sınanması Kolmogrov Smirnov testi ile yapılmıştır. Normal dağılım göstermediğinden non parametrik testerden Mann- Whitney U analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ve yapılan analizler sonucunda beden eğitimi öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, disiplin cezası, kaç yıl görev yaptığı anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Öğretmenlikten memnuniyet durumlarına göre bilişsel boyutta ve aktif spor değişkeninde bilişsel boyutta anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Diğer branş öğretmenlerinin cinsiyet değişkeninde duyuşsal boyutta, yaş değişkeninde bilişsel ve davranışsal boyutta, öğretmenlikten memnuniyet duyuşsal ve davranışsal, disiplin cezası bilişsel ve duyuşsal boyutta, kaç yıl görev yaptığı, aktif spor değişkeninde ise duyuşsal boyutta anlamlı farklılık görülmemiştir (p>0.05). Diğer branş öğretmenlerinde cinsiyet değişkenin bilişsel ve davranışsal boyutta, yaş değişkeninde duyuşsal boyutta, disiplin cezası davranışsal boyutta, aktif spor değişkeninde bilişsel ve davranışsal boyutta anlamlı farklılığın olduğu sonucuna varılmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, genel anlamda beden eğitimi ve diğer öğretmenlerin arasında farklılık görülmemiş ve tüm öğretmenlerin sinizm düzeylerinin ortalamanın altında olduğu tespit edilmiştir.
Bağımsız spor federasyonlarında çalışanların iş güvencelerinin çalışma performansına etkisi
Bu çalışmada bağımsız spor federasyonları bünyesinde çalışan sözleşmeli çalışanların iş güvencesizliği düzeylerinin saptanması yapılarak çalışma şartlarının iyileştirilmesi amacıyla yapılacak başka çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bağımsız spor federasyonlarında çalışan 287 çalışan ile anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Bu çalışmada, katılımcıların iş güvencelerinin tespit edilebilmesi amacıyla Baird, Zelin II ve Marxen (1998) tarafından geliştirilmiş olan İş Güvencesi Ölçeği (Job Security Scale) kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma grubumuzun %50,5'i erkek, %49,9'u kadın katılımcılardan oluşmaktadır. Bu katılımcıların yaklaşık olarak yarısı (%47,4) 30-39 yaş grubunda ve (%48,1) lisans mezunudur. Katılımcıların iş güvencesizliği ile iş gören performansı arasında %32 düzeyinde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bağımsız spor federasyonlarında çalışan sözleşmeli çalışanların iş güvencelerinin sağlanmasının performanslarına katkı sağlayacaktır.
Yaz spor okuluna devam eden farklı branşlardaki çocukların antropometrik ve motorik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada Çorum İli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı olarak yürütülen yaz spor okuluna katılan 10-12 yaş grubu, basketbol (n=20), masa tenisi (n=20), badminton (n=20) ve kontrol grubu (n=20) olmak üzere toplamda 80 erkek çocuğun antropometrik ve motorik özellikleri karşılaştırılmıştır. Çalışmalar öncesi ön test ve 12 hafta sonra son test olmak üzere antropometrik ve biyomotor beceri testleri yapılmıştır. Verilerin normal dağılımı Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren veriler için bağımlı gruplarda t-testi ve normal dağılım göstermeyen veriler için Wilcoxon testi kullanılmıştır. Bağımsız ikiden fazla grup arasındaki karşılaştırmalarda normal dağılan veriler için Tek yönlü varyans analizi (ANOVA), normal dağılmayan veriler için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. ANOVA ve Kruskal Wallis test sonrası farklılığın kaynaklandığı grupları belirlemek için Tukey veya Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U post hoc çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Grup içi karşılaştırmalarda badminton, basketbol ve masa tenisi grupların antropometrik ve motorik özelliklerinde anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur (p<0.005). Kontrol grubunun antropometrik özelliklerinde anlamlı farklılık olduğu, motorik özelliklerinde ise anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise badminton branşının, antropometrik ve motorik özelliklere basketbol, masa tenisi ve kontrol grubundan daha fazla anlamlı etki yaptığı bulunmuştur. Sonuç olarak; 10-12 yaş grubuna uygulanan sportif faaliyetlerin, çocuklar da antropometrik ve motorik özelliklerin gelişiminde etkili olduğu söylenebilir.
Elit genç güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, elit genç güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeyleri belirlenerek çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın grubunu lisanslı 18-20 yaş arasında kadın-erkek kategorisinde yer alan toplam 172 elit güreşçi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ve Rex ve Metzler (2016)'in geliştirdiği ve Caz, Kayhan ve Bardakçı (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Spor Yaralanması Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler anket uygulama yolu ile toplanmıştır. Araştırmanın analizinde, parametrik testlerden iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında Tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkları belirlemek üzere post-hoc analizi olarak Tukey testi kullanılmıştır. Güreşçilerin stillerine göre yaralanma bölgeleri açısından spor yaralanması kaygı ölçeği alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Acı çekme kaygısı alt boyutunda erkek serbest stil güreşçilerin ortalamaları erkek grekoromen stil güreşçilere göre, yeniden yaralanma kaygı ortalamalarının ise, erkek serbest stil güreşçilerin kadın güreşçilerden anlamlı şekilde daha yüksektir (p<0,05). Erkek serbest stilde; boyun bölgesinden yaralanma yaşayanların, boyun bölgesinden yaralanma yaşamayanlara göre zayıf algılanma ve sosyal desteği kaybetme kaygı ortalamalarının anlamlı olarak yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Rakip oyuncunun temasıyla yaralanma ve yaralanmanın gerçekleştiği yer değişkeni açısından kaygı ölçeği alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, güreşçilerin spor yaralanması kaygı düzeyi alt boyutlarında en fazla acı çekme ve yeniden yaralanma kaygı düzeylerinin etkilendiği, omuz ve boyun bölgesinde meydana gelen sakatlıklara göre kaygı puanlarının farklılık gösterdiği söylenebilir.
Antrenörlerin öz yeterlilik ve antrenörlüğe yönelik tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Orta Karadeniz örneği)
Bu çalışmanın amacı, Orta Karadeniz bölgesinde yer alan 5 ilde (Çorum, Samsun, Amasya, Ordu, Tokat) 2020/2021 sezonu için vizeli ve lisanslı farklı branşlardaki antrenörlere; antrenörlerin öz yeterlilikleri ile antrenörlerin tutum düzeylerinin arasındaki ilişkiyi incelenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmamızda ölçme aracı olarak (Koçak,2020).tarafından geliştirileren Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeği ile (Koçak, 2020) tarafından geliştirilen Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılımdan gelip gelmediğine kolmogorov-smirnov testi ile bakılmıştır. Veriler parametrik şartları sağladığı durumda, bağımsız iki grup için independent samples T -Testi, ikiden fazla grup için F testi (ANOVA) ile analiz edilmiş olup, ikiden fazla gruplu karşılaştırmalar için ANOVA kullanılırken, hangi grubun diğerlerinden farklı olduğunu belirlemek için homojenlik varsayımının sağlayanlarda scheffe, homojenlik varsayımını sağlamayanlarda tamhane's T 2 testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönünün ve kuvvetinin belirlenmesinde pearson korelasyon analizi kullanılarak, yanılma düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilirse, iki gruplu karşılaştırmalar için Mann-Whitney U, çoklu grup karşılaştırması için kruskal Wallis testleri uygulanarak. Değişkenler arasındaki ilişkilerin test edilmesi için Spearman sıra sayılar korelasyon katsayısından faydalanılmış olup; Antrenörlük Öz yeterlilik toplam ve tüm alt ölçek puanları ile Antrenörlere yönelik tutum ölçekleri toplam ve tüm alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak çalışmamıza katılan antrenörler genel olarak yarısının 8 yıla kadar tecrübeye sahip oldukları görülmektedir.Antrenörlerin büyük bir oranı kamu sektöründe çalışan antrenörler olduğu, milli takım düzeyinde antrenörlük yapanların sayısının az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmamda iller arasında AÖY ve alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir yeterlilik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır..Antrenörlerin antrenörlük kademeleri arttıkça buna bağlı olarak performans yeterliliklerinde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. 5. ve 4. kademe antrenörler diğer alt kademedeki antrenörlere göre daha çok performans yeterliliklerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kadınlarda online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranları, yeme tutumları ve beden imajı üzerine etkisi
Covid19 salgınının yayılım hızını kontrol altında tutmak için sosyal hayat kısıtlamaları artmıştır. Pandemi sürecinde internet tabanlı uygulamalarla yaşamın büyük bir bölümü sürdürülürken artan kısıtlamalar, toplumu fiziksel inaktiviteyle baş başa bırakmıştır. Covid19 pandemisi döneminde kilo kontrolü sağlamak için diyetisyene başvuran sedanter kadınlara verilen 8 haftalık online zumba egzersizlerinin vücut yağ oranı, yeme tutumu ve beden imajı üzerine etkisini belirlemek bu çalışmanın amacıdır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel tasarım çalışmasıdır. Çalışma 2020 Aralık-2021 Mart tarihlerinde, 20-40 yaş aralığında Amasya ilindeki tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine başvuran 150 kişi ile yapılmıştır. Katılımcılar zumba egzersizi, yürüme egzersizi ve kontrol olmak üzere 50'şer kişilik üç gruba ayrılmıştır. Uygulama gruplarına 8 hafta boyunca zumba ve yürüme egzersiz programı uygulanmıştır. Çalışmada beden imajı için "Vücut algısı ölçeği" ve yeme tutumu için "Üç faktörlü beslenme anketi" uygulanmıştır. Vücut yağ oranları Biyoelektriksel İmpedans Analizi ile belirlenmiştir. Analizler SPSS 20.0 yazılımı ile %95 güven düzeyinde yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yürüme ve zumba gruplarında 8 hafta sonunda vücut analiz ölçümlerinde vücut yağ yüzdesi, gövde yağ yüzdesi ve bel kalça oranında ön ölçümlere oranla düşüş tespit edilmiştir. Yürüme ve zumba grubunda "duygusal yemek yeme" ve "açlığa duyarlılık" faktörleri çalışma sonunda anlamlı düzeyde düşüş göstermiştir. Yürüme grubunda, beden algısı düşük olanların %80'ni, zumba grubunda %90'nı çalışma sonunda vücut algısı yüksek grupta olduğu gözlenmiştir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya Çorum ilinde görev yapmakta olan 191 (104 erkek, 87 kadın) beden eğitimi öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın yapılması için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan, kurum izni ise Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yazılı olarak alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan beden eğitimi öğretmenlerine bilgilendirilmiş gönüllü olur formu onaylatılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 25.0 (IBM, ABD) kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkların incelenmesi için; ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi, çoklu grup karşılaştırmalarında Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Deneklerin fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması Öztürk (2005) tarafından yapılan Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği, benlik saygısı ve kendini sabotaj düzeylerini ölçmek için, Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen ve Tukuş (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile Jones ve Rhodewalt tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Akın (2012) tarafından yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeylerinin genel olarak düşük olduğu, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinde ise, negatif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Oyunlaştırılmış fiziksel aktivitenin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların otizm semptomları ve temel motor becerilerine etkisi
Bu araştırma, oyunlaştırılmış fiziksel aktivitenin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların otizm semptomları ve temel motor becerileri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Etik kurul izni alındıktan sonra Bilgilendirilmiş Veli-Vasi Onam formu imzalanan katılımcıların OSB düzeyleri GOBDÖ-2-TV ile değerlendirilmiş çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 30 katılımcı eşit sayıda olacak şekilde uygulama ve kontrol gruplarına rastgele atanmış ve araştırma zaman dizisi modeline dayalı kontrol gruplu ön test-son test yarı deneysel araştırma olarak desenlenmiştir. Uygulama grubunda yer alan OSB tanısı almış ve yaş ortalamaları 11.2±2.17 olan 15 erkek çocuğa, 14 gün boyunca 8. günde dinlenme olmak üzere günde 5 saat oyunlaştırılmış fiziksel aktivite programı (OFA) uygulanmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası yapılan ölçümlerde OSB olan öğrencilerin Otistik bozukluk düzeyleri, sosyal etkileşim düzeyleri, tekrarlayıcı davranış düzeyleri ve temel motor becerileri değerlendirilmiştir. Uygulama sonrasında 15. ve 45. günlerde ise aynı ölçümler tekrarlanarak katılımcıların durumu takip edilmiştir. Yapılan tekrarlı ölçümlerden elde edilen veriler IBM SPSS istatistik programında p= .05 anlamlılık düzeyine göre tek yönlü ANOVA testi kullanılarak istatistiksel analiz yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre oyunlaştırılmış fiziksel aktivitenin uygulama grubunda yer alan çocukların otistik bozukluk düzeyi, tekrarlayıcı davranışları ve temel motor becerilerine olumlu yönde etkisi olduğu saptanmış, ancak gerçekleştirilen takip ölçümlerinde bu etkinin uygulama sonrasında ölçülen seviyelere kadar gerilediği sonucuna ulaşılmıştır. Uygulanan OFA programının sonrasında ve 15. ve 45. günlerde gerçekleştirilen takip ölçümlerinden elde edilen verilere göre OSB olan öğrencilerin sosyal etkileşim düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 14 gün boyunca uygulanan OFA programının OSB'li çocukların otistik bozukluk düzeyleri, tekrarlayıcı davranışları ve temel motor becerileri üzerine olumlu etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı bölgelere uygulanan kinezyo bantlamanın sürat, çeviklik ve esneklik üzerine etkisi
Bu çalışmada, farklı bölgelere uygulanan kinezyolojik bantlamanın sürat, çeviklik ve esneklik üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu 18-38 yaş aralığında 32 erkek birey oluşturmaktadır. Katılımcıların tanımlayıcı özellikleri ile boy ve vücut ağırlığı ölçümleri alınarak vücut kütle indeksleri (VKİ) belirlenmiştir. Quadriceps ve gastrocnemius kaslarına bir hafta ara ile ön test-son test modeli ile 4 farklı zamanda kinezyo bantlama uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Kinezyo Bantlama (KB) işlemi; önce quadriceps kas grubu ve daha sonra gastrocnemius kaslarına farklı zamanlarda uygulanmıştır. Ölçümler her iki kas grubu için, uygulama öncesi (1. ölçüm), uygulama sonrasında ise 30. dakika (2. ölçüm), 24. saat (3. ölçüm) ve 48. Saat (4. ölçüm) olmak üzere toplam 4 farklı zamanda yapılmıştır. Sürat ölçümü; 30 metre sürat testi ile, çeviklik ölçümü; T testi ile ve esneklik performansı otur uzan testi ile değerlendirilmiştir. Normal dağılan verilerin karşılaştırılmasında Independent Samples T-Testi, normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında ise Mann Whitney U testi kullanıldı. Tekrarlı ölçümlerde Varyans analizi, Friedman testi ve Durbin-Conover testi kullanılmıştır. Anlamlı farklılığın etki büyüklüğünü hesaplamak için Cohen's d ve eta-kare (η2) kullanılmıştır. Kinezyo bantlamanın quadriceps ve gastrocnemius kaslarında sürat, çeviklik ve esneklik değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Quadriceps ve gastrocnemius kasları ayrı ayrı ve değerlendirildiğinde kinezyo bantlamanın çeviklik değerlerinde her iki kas grubunda da anlamlı derecede artışa neden olduğu (p<0,05), esneklik değerlerinde ise anlamlı bir değişikliğe neden olmadığı (p>0,05); sürat performansında ise quadriceps kasında anlamlı bir artış bulunmazken (p>0,05), gastrocnemius kasında anlamlı bir artış tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, farklı kas gruplarına uygulanan kinezyo bantlamanın sürat, çeviklik ve esneklik değerlerinde farklı sonuçlara yol açtığı görülmektedir.
Spor bilimleri alanında yükseköğrenim gören öğrencilerde akademik öz yeterlik ve akademik başarı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada spor bilimleri alanında yükseköğrenim gören öğrencilerin akademik öz yeterlik ve akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Spor Bilimleri alanında yükseköğrenim gören son sınıf öğrencilerinden oluşan 455 kişi katılmıştır. Katılımcılara 6 sorudan oluşan kişisel bilgi formu ve 33 maddeden oluşan "Akademik Öz Yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 ve p<0,01 olarak kabul edilmiştir. Verilerin normal dağılım varsayımını karşılayıp karşılamadığı Kolmogorov-Smirnov Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuca göre verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Buradan hareketle, katılımcıların akademik öz yeterliklerine yönelik inançlarının cinsiyete göre değerlendirilmesinde Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Yaş, öğrenim gördüğü bölüm, refah düzeyi ve genel akademik not ortalamasına (GANO) göre değerlendirilmesinde ise Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Gruplar arasında anlamlı bulunan farklılığı belirlemek için LSD Testi kullanılmıştır. Öte yandan katılımcıların akademik öz yeterlik düzeyleri ile GANO arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı Spearman Korelasyon Testi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak akademik öz yeterlik düzeyleri yüksek olan öğrencilerin genel akademik not ortalamalarının da yüksek olduğu ve kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre akademik öz yeterlik düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Trampolin ve mat zeminde uygulanan pliometrik egzersizlerin erkek bireylerde kas hasarı, dikey sıçrama ve denge üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı; trampolin ve mat zemin üzerinde uygulanan 8 haftalık pliometrik egzersiz programının dikey sıçrama ve dinamik denge performansı, kreatin kinaz (CK) enzim aktivitesi, serumda testosteron konsantrasyonları, serum kortizol seviyesi üzerine etkilerini incelemektir. Ayrıca bir diğer amacı ise, egzersiz periyodundan sonra 2 haftalık antrenmansızlığın sportif performans üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmaya 18-25 yaş aralığında 42 erkek birey gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar rastgele [Trampolin Grubu (TG); n=15 ve Mat Zemin Grubu (MZG); n=15; Kontrol Grubu (KG); n=12] olarak 3 gruba ayrılmıştır. TG ve MZG 8 hafta süreyle, haftada 2 gün pliometrik egzersizler yaparken, KG yalnızca ısınma ve soğuma protokolünü gerçekleştirmiştir. Araştırmada egzersiz öncesi ve sonrası olmak üzere katılımcılara dikey sıçrama ve dinamik denge performans ölçümleri yapılmıştır. Farklı zeminlerde gerçekleştirilen pliometrik egzersizler neticesinde kas hasarını saptayabilmek için egzersizden hemen önce ve egzersizin 24, 48 ve 72 saat sonrasında, testosteron ve kortizol hormonu seviyelerindeki değişikleri incelemek için ise 8 haftalık egzersiz öncesi ve sonrası kan örnekleri alınmıştır. İstatistiksel analizlerde normal dağılım göstermeyen veya homojen olmayan verilerin gruplar arası karşılaştırılması için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren ve homojen olan verilerin gruplar arası karşılaştırılmalarında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve çift yönlü varyans analizi (Two Way ANOVA) testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, uygulanan pliometrik egzersizler ardından oluşan kas hasarı düzeylerinde deney grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,0167). MZG ve TG dinamik denge performans değerlerinde anlamlı artışlar meydana gelirken (p<0,05), dikey sıçrama performans değerlerinde de anlamlı artışların olduğu bulunmuştur (p<0,01). Deney grupları arasında dikey sıçrama ön test ile antrenmansızlık performans değerlerinde TG lehine anlamlı fark saptanmış (p<0,01), dinamik denge performans değerlerinin tümünde TG değerlerinde anlamlı artış olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kronik kortizol düzeylerinde gruplar arasında fark bulunmamıştır (p>0,05). TG ve KG kronik testosteron düzeylerinde anlamlı düşüşler belirlenmiş (p<0,05), MZG kronik testosteron düzeyinde ise anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, egzersiz gruplarının CK değerlerinde anlamlı bir farkın saptanmadığı, TG'nin dikey sıçrama ve dinamik denge performansı ve daha sonraki antrenmansızlık süreçlerindeki anlamlı pozitif sonuçları doğrultusunda, pliometrik egzersizlerde mini trampolin zeminin tercih edilebileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dinamik denge, Dikey sıçrama, Kas hasarı, Kortizol, Pliometrik, Testosteron.
Futbolcuların antrenörlerine güven düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı futbolcuların antrenörlerine güven düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Samsun ilinde halen aktif olarak spor yapan lisanslı ve liglerde yarışan 193 erkek, 30 kadın toplam 223 futbolcudan veri toplanmıştır. Çalışmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Antrenöre Güven" ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; güven boyutunda yalnızca futbolcuların oynadıkları takımdaki statülerine göre farklılık gösterdiği; eşitlikçi tutum boyutunun futbolcuların spor yaşı ve oynadıkları takımdaki statülerine farklı olduğu; yardımseverlik boyutunun üç boyutta farklılık gösterdiği bunlarında; futbolcuların spor yaşı, oynadıkları takımdaki statüleri ve çalıştıkları antrenörlerinin eğitim düzeylerine göre farklılıaştığı; doğruluk boyutunda, futbolcuların yaşları, eğitim durumları, sporculuk yaşları ve takımdaki statüleri arasında farklılıklar olduğu; uzmanlık boyutu futbolcuların, yaş, eğitim durumu ve oynadıkları takımdaki statülerine göre değişmektedir; adanmışlık/bağlılık boyutunda herhangi bir alt grupta fark yoktur; iş birliğine hazır olma boyutu futbolcuların oynadıkları takımdaki statülerine göre değişirken; son olarak performans boyutu futbolcuların eğitim durumu ve çalıştıkları antrenörlerin yaşlarına göre farklılık göstermektedir. Bunlara ek olarak diğer değişkenlerde anlamlı fark ortaya çıkmamıştır. Sonuç olarak, antrenörler açısından; antrenörler kendi sporcularına uygulayarak takım sporcularının kendisine güven konusunda zayıf ve güçlü yönlerini görmelerini sağlayabilir. Antrenörlerin zayıf oldukları boyutlarda iyileştirme çalışmaları yapmaları gerektiğini fark etmelerine yardımcı olabilir. Antrenör-sporcu kapsamında başarıda önemli olan güvenin inşa edilerek performanta gelişme ve iyileşmeler sağlanabilir. Sportif güven, her seviyedeki sporcular için kritik bir başarı faktörü olarak kabul edilebilir yapılan antrenmanlar, beslenme ve diğer etkenler kadar "antreönere güven" sportif başarıda kritik bir öneme sahiptir.
Kadın voleybolcuların antrenörlerinde gözlemledikleri etik ve etik dışı davranışlar
Bu çalışmanın amacı; Türkiye Voleybol Federasyonu bünyesindeki 2019-2020 sezonu vizeli ve lisanslı kadın voleybolcuların değerlendirmesiyle antrenörlerinin mesleki etik ve etik dışı davranışlara uyma düzeylerini belirlemektir. Çalışmamızın evreni TVF Kadınlar 2. liginde yer alan 960 kadın sporcudan oluşmaktadır. Çalışmamızın örneklem grubunu gönüllük esasına dayalı olarak çalışmamıza katılan 287 kadın sporcu oluşturmuştur. Çalışmamızda (Özbek, 2019) tarafından geliştirilmiş ''Antrenörlerin antrenörlük meslek etiğine uyma düzeyleri'' ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca sporculara yönelik kişisel bilgiler formu da uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 27.0 paket programı sayesinde analize tabi tutulmuştur. Verilerin normal dağılım şartını sağlamaması nedeniyle bağımsız iki gurup karşılaştırmasını Mann Whitney U testi ile bağımsız çoklu grup karşılaştırmaları ise Kruskal Wallis testleri ile yapılmıştır. Ölçek alt boyutları arasındaki ilişkinin yönü ve derecesini tespit etmek amacıyla korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak, sporcuların antrenörleri hakkındaki antrenörlük meslek etiğine ilişkin görüşleri alt boyutları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. Antrenörlük meslek etiğine uyma düzeylerine ilişkin yaş, medeni durum, spor yapma yılı değişkenine göre görüşlerinde anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sporcuların antrenörleri hakkındaki antrenörlük meslek etiğine uyma düzeylerine ilişkin mezun olunan bölüme göre profesyonellik, saygı, sorumluluk, hoşgörü ve ölçek genelinde anlamlı bir fark görülmeği sonucuna ulaşılmıştır (p>0.05). Sporcuların medeni durum, mezun olunan bölüm, gelir düzeyi, yaş ve spor yapma yılı değişkenleri arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0.05).
Bilişsel gelişim antrenmanlarının çocuklarda görsel algı üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; bilişsel gelişim antrenmanlarının çocuklarda görsel algı üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada deneysel araştırma modelinden öntest sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Bu çalışma kolayda örneklem yöntemi ile belirlenen Çorum ili Fatih Sultan Mehmet İlkokulu 2.sınıfta (8 yaş) öğrenimine devam eden 29'u kız, 35'i erkek olmak üzere toplamda 64 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu; araştırma grubu (n=32) ve kontrol grubu (n=32) olarak belirlenmiştir. Bilişsel gelişim antrenmanlarının görsel algıya etkisini belirlemek için Frostig tarafından geliştirilen Frostig Görsel Algı Testi (FGAT) öntest-sontest olarak araştırma ve kontrol grubuna uygulanmıştır. Araştırma grubuna 8 hafta boyunca haftada 2 gün, günde 45 dk bilişsel gelişim antrenmanları uygulanmıştır. FGAT verileri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş olup, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin normallik değerlendirmesi Shapiro-Wilk testine göre yapılmış olup p<0,05 olmasından dolayı verilerin normal dağılmadığı sonucuna varılmıştır. Bundan dolayı non-parametrik testlerden grup içi değerlendirmelerde Wilcoxon signed rank test protokolleri ve gruplar arası değerlendirmelerde ise Mann Withney-U testi kullanılmıştır. Cinsiyetler arası karşılaştırmada İndependent-Samples T Test kullanılmıştır. İstatistiksel analizlere bakıldığında araştırma grubu öntest sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırma grubu öntest ve sontest cinsiyetler arası toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubu öntest sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubu öntest ve sontest cinsiyetler arası toplam puan ortalamalarının karşılaştırılmasında ise anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Araştırma ve kontrol grubu öntest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Araştırma ve kontrol grubu sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Çalışma sonunda 8 hafta boyunca haftada 2 gün, günde 45 dk uygulanan bilişsel gelişim antrenmanlarının ilkokul 2.sınıf çocuklarının görsel algı düzeyine pozitif yönde etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bilişsel gelişim, Frostig Algı Testi, Görsel Algı
Mülteci çocuklarda fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışmada ülkelerinden zorunlu göç sonucunda Türkiye'ye gelen mülteci çocukların yaşam kaliteleri ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişki düzeyinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma Çorum ili merkezde ikamet eden, 14-17 yaş aralığında ve mülteci olarak kabul gören 100 çocuğun gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde "Lise Yaşam Kalitesi Ölçeği (LİSEYKÖ)" kullanılmıştır. İstatistiksel test seçimi için verilerin normallik dağılımı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile değerlendirilmiştir. Bağımsız iki grup karşılaştırmaları veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ile gerçekleştirilmiştir. Bağımsız üç grup arasındaki karşılaştırmalar veri normal dağılmadığı için Kruskal-Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal-Wallis test sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Post hoc ikişerli karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri normal dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmıştır. LİSEYKÖ'nün güvenirliği Cronbach alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0,005 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların Türkiye'de spor yapma durumları, Türkiye'de yaptığı spor branş, geldikleri ülkede spor yapma durumları, geldikleri ülkede yaptığı spor branşı ve spor yaşları ile LİSEYKÖ toplam ölçek ve tüm alt boyut ölçek puanları arasında istatistiki anlamlı farklılıklar bulunmuştur. (p<0,05). Sonuç olarak fiziksel aktivite ve sporun farklı kültürden gelen mülteci çocukların, yerleştikleri ülkelerdeki yaşam kalitelerini pozitif yönde etkilediği ve bu etkileşimin sporun bütünleştirici özelliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişki
Dünya ve Türkiye'de inaktiviteye ve vücut kompozisyonu ile ilgili bilgisizliğe bağlı çocuklar ve adölesanlarda aşırı kiloluluk ve obezite prevalansı artmaktadır. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Verilerin toplanması için 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Amasya Üniversitesinin il merkezinde bulunan fakülte ve yüksekokullarda halen öğrenim gören 5457 öğrenciye google veri tabanı üzerinden hazırlanan anket linki çevrimiçi ortamda gönderilmiş ve araştırmaya 15 gün içerisinde toplam 1280 gönüllü kişi katılmış ve değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizlerinde sırasıyla, çapraz çizelgeler hesaplanmış ve ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi ile değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Spermann sıralı korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarında; erkeklerin kadınlardan yaş olarak anlamlı düzeyde daha büyük, daha uzun boylu, daha kilolu, yüksek VKİ'li ve fiziksel açıdan daha aktifken, her iki cinsiyet arasındaki sağlık, sigara kullanım oranları ve aylık gelir düzeyleri farklı değildir. Sadece "Obezitenin sağlık için ne ölçüde zararlı olduğunu düşünüyorsunuz?" algısı kadınlarda daha yüksektir. Düzenli fiziksel aktivite yapan erkekler, sedanterlere kıyasla istatistiksel düzeyde daha yaşlı, egzersiz davranışı düzeyleri daha yüksek, obezitenin sağlık için büyük ölçüde zararlı olduğunu düşünmekte ve mevcut kilo durumundan memnundur. Düzenli fiziksel aktivite yapan kadınlar; istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek egzersiz davranış düzeyine sahip, obeziteyi sağlık için daha çok zararlı görmekte, mevcut kilo durumundan memnuniyetleri düşük, mevcut kilo durumunu anlamlı düzeyde daha çok değiştirme eğiliminde ve aynaya baktıklarında kendilerini daha az beğenenlerdir. Sonuç olarak, üniversiteler bilimsel yöntemlerle toplanan verilere dayalı geliştirilen fiziksel ve sportif aktivite programları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik eğitimleri planlamalı ve uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Mutluluk, Obezite bilgisi, Sağlık.
Otizmli bireylerin fiziksel aktivite programlarına katılım nedenleri ve beklentileri: Aile ve eğitimci üzerine nitel bir araştırma
Bu araştırma, otizmli bireylerin fiziksel aktivite ile rehabilitasyon programlarına katılarak fiziksel gelişim, motor beceri, bilişsel ve zihinsel gelişim, sosyalleşme, günlük yaşam becerileri ve yaşam kalitelerinde olan değişimleri incelemek ayrıca, bu tarz programlara katılmanın maddi karşılığı ve devlet politikası olarak ne kadar önemsendiğini saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak 16 otizmli çocuk sahibi ebeveyn ve 15 fiziksel aktivite eğitmeni katılmıştır. Çalışmamız, olayların akışına duygusallık katılmasına müsaade etmeyen, içinde açık uçlu sorular bulundurup kişinin hikâyesini olduğu gibi aktarmasını sağlayan yarı yapılandırılmış gözlem formu hazırlanarak, aileler ve eğitmenlerle görüşme yapılarak yapılmıştır. Görüşmeler pandemi dolayısıyla telefon ile yapılmış ve kayıt altına alınmıştır. Veriler kaydedilerek yazıya dökülmüş ve manuel analiz yöntemi kullanılarak ayrıştırılmıştır. Analizler sonucunda araştırmada beklenti içinde olunan parametrelerin, fiziksel aktivite ile rehabilitasyon sonucunda olumlu geliştiği ve otizmli bireyin yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür. Devlet yatırımlarının son derece eksik olduğu, katılım göstermek isteyenlerin özel programlara katılması gerektiği ve ekonomik olarak zorlayıcı bir süreç olduğu katılımcılarından alınan veriler ışığında çalışmamızda belirtilmiştir. Çalışmamız sayesinde otizmli bireyin yaşam standartlarının arttırılmasının mümkün olduğu ve her birinin bu tarz rehabilitasyon programlarına katılma noktasında eşit şartlara sahip olmasının önemli olduğu görülmüş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Otizm, Fiziksel Aktivite, Yaşam Standartı, Politika
Elit güreşçilerde klasik direnç ve crossfit antrenman metotlarının kuvvet performansına etkisi
CrossFit antrenman metodunu çok sayıda sporcu ve antrenör kullanmasına rağmen CrossFit antrenman uygulamalarına ilişkin bilimsel çalışmalar sınırlı sayıdadır. Yapılacak bu araştırma ile elit güreşçilerde klasik direnç ve CrossFit antrenman metotlarının kuvvet performanslarına etkilerini ve hangi yöntemin kuvvet performansını korumada etkili olduğu ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. CrossFit Grubu (n = 20), Klasik Direnç Grubu (n = 20) kişi katılımcı olarak belirlenmiştir. Kuvvet ve antropometrik ölçümler 12 haftalık antrenman programından önce ve sonra yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24.00 paket programında analiz edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre; maksimum kuvvet parametrelerinden Squat ve Bench Press egzersizlerinde, klasik direnç grubunda kuvvet performansının arttığı, CrossFit grubunda performansın korunduğu gözlemlenmiştir. İzometrik güç parametrelerinden Hand Grip Strength (HGS) performans ortalaması CrossFit grubunda düşerken, klasik direnç grubunda korunduğu, Leg Strength (LS) performansının ise her iki grupta da arttığı gözlemlenmiştir. Kuvvette devamlılık parametrelerinden Pull-up egzersizinde; CrossFit grubunda kuvvet performansının korunduğu gözlenirken, klasik direnç grubunda düştüğü, Push-up egzersizinde ise; her iki grubunda kuvvet performanslarının korunduğu gözlemlenmiştir. Aktif sıçrama performansı; hem CrossFit hem de klasik direnç grubunda sabit kaldığı gözlenirken aerobik kapasitede; CrossFit grubunun performans ortalamasında artış, klasik direnç grubunun performans ortalamasında düşüş gözlemlenmiştir. CrossFit' in diğer modelleri ile farklı çalışmalar yapılabileceği önerilebilir.
Özel sporcular futbol liginde takım başarısını etkileyen değişkenlerin müsabaka analizi programı ile incelenmesi
Futbolda sporcunun maçtaki performansını gözlemlemek ve gelişimlerini takip etmek büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle maç analizleri tüm dünyada aralıksız olarak yapılmaktadır. Ancak özel sporcuların maç performansı takibine yönelik kapsamlı çalışmalara literatürde rastlanmadı. Çalışmanın amacı Özel Sporcular Futbol Ligi takımlarından seçilecek Milli Takım oyuncularının yüksek performans sergilemesi için E-analiz ve Gephi programı ile elde edilen pas ağı analizi ve ağ haritasının önemini vurgulamaktır. Çalışmada tüm maçların video kaydı alındı, iki uzman tarafından incelenerek EAnalyze programına aktarıldı. Elde edilen bulgular Gephi programına işlenerek her maçın takım içi pas ağı haritası oluşturuldu. Yaş ortalaması 23,56±4,93(15-38) olan 59 özel sporcunun 47'si hafif, 5'i orta ve 7'si sınırlı engeli olduğu saptandı. E-Analiz programı sonuçlarına göre, maçlar genellikle hafif düzey zihinsel engelli (HDZE) oyuncular arasında gerçekleştiği gözlemleniş olup oyun içi değişkenlerin aynı düzey engel grubu özel sporcular arasında gerçekleşti. Başarılı takımlarda aynı engel grubu oyuncuların geniş pas ağ ve sıklık, isabetli pas ve hücum atakları fazladır. Mevki olarak HDZE oyuncular nerede konumlandıysa müsabaka o yönden devam etti. ODZE ve SDZE oyuncular mevkilerine göre oynamadıkları görüldü. Özel sporcuların başarılı olabilmeleri için fiziksel performansın yanı sıra özellikle takım içi pas ağını güçlendirme ve gelişimlerini sürdürebilme, iletişimi güçlendirmeleri için antreman programlarına kaynaştırma antrenmanları, pas antrenmanlarına hareketli driller eklenmesi gerektiği öngörülmektedir. Aynı düzey engel grubu özel sporcular arasındaki pas ağı sıklığı ve direk pas haritası incelendiğinde alt liglerde daha homojen takımlar kurulabilir. Bu takımlardan Milli Takım'a yüksek performanslı oyuncu seçilirken ise takımların E-analiz ve Gephi programı ile elde edilen pas ağı analizi ve ağ haritasına göre seçim yapılmasını öneriyoruz.
Milli takım düzeyindeki halter sporcularının sosyal görünüş kaygıları ile beden algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; milli takım düzeyindeki halter sporcularının sosyal görünüş kaygıları ile beden algıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya Halter Milli takımlarında sporcu olan n= 58 erkek ve n= 46 kadın olmak üzere toplam 104 kişi katılmıştır. Uzun süre ağırlık antrenmanlarına yoğunlaşmış milli takım düzeyindeki halter sporcularının sosyal görünüş kaygıları ile vücut algıları arasındaki ilişkilerin boy ve vücut ağırlığını, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum ve yaş gruplarına göre karşılaştırması yapılmıştır. Araştırmada bireylerin sosyal görünüş kaygılarını ölçmek için Doğan (2010) tarafından Türkçeye uyarlama çalışması yapılan tek boyutlu 16 maddeden oluşan Sosyal Görünüş Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Bireylerin vücut algılarını ölçmek için ise Türkçe geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları (1992) yılında Hovardaoğlu tarafından yapılan 40 maddeden oluşan Vücut Algısı ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 22 paket programına kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların değişkenlerine ait veriler betimsel analiz, normallik testleri için Kolmogorov-Smirnov testi, İndepented T testi ve ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında cinsiyete, eğitim durumu, medeni duruma göre vücut algısı ve sosyal görünüş kaygısı toplam puan karşılaştırıldığında anlamlı fark görülmemektedir (p>0,05). Katılımcıların vücut algısı ile sosyal görünüş kaygısı arasında negatif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki görülmektedir (p=0,0001). Tabloya göre yaş gruplarına göre katılımcıların vücut algısı ve sosyal görünüş kaygısı toplam puan karşılaştırılmasında anlamlı fark bulunmamaktadır (p>0,05). Araştırma sonucunda, haltercilerin vücut algısı iyi seviyelerde sosyal görünüş kaygısı ise düşük düzeyde olduğu görülmektedir. Katılımcıların vücut algısı ile sosyal görünüş kaygısı arasında negatif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki olduğu görülmektedir. Katılımcıların vücut algısı düzeyi arttıkça, sosyal görünüş kaygısının azaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kavramlar: Halter, Sosyal Görünüş, Vücut Algısı
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleki inançlarının incelenmesi: Şırnak Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı, Şırnak Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğrenim görmekte olan Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni adaylarının Beden Eğitimi ve Spor öğretmenliği mesleğine yönelik inançlarının incelenmesidir. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulundan yazılı olarak alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilere bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup elde edilen veriler Fan, Keating, Liu, Zhou, Shangguan ve Knipe (2018) tarafından oluşturulan; Doğru, Kamuk ve Yılmaz (2019) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine dair inançlarını ölçmeye yönelik olarak geliştirilmiş olan "Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Mesleğine Yönelik İnanç Ölçeği" ve kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Ölçek 7'li likert tipindedir. 'Meslek Aşkı' ile 'Beden Eğitimi ve Sporun Değeri' şeklinde iki alt boyuttan ve on iki maddeden oluşmaktadır. Araştırmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılında Şırnak Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nun Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 130 (41 kadın ve 89 erkek) öğrenci katılmıştır. Sonuç olarak, Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni adaylarının mesleki inançları ile sınıf düzeyi, akademik başarı, en uzun süre yaşanılan yerleşim birimi, ailenin ortalama gelir düzeyi, anne eğitim düzeyi, anne ve babanın çalışma durumu, lisanslı sporcu olma durumu ve yapılan spor dalı sınıfı değişkenleri arasında anlamlı fark yoktur fakat Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni adaylarının mesleki inançları ile cinsiyet (beden eğitimi ve sporun değeri boyutunda) ve baba eğitim durumu (meslek aşkı boyutunda) arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleki inançlarının incelenmesi: Gaziantep Üniversitesi örneği
FİLİZ, Volkan. "Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni Adaylarının Mesleki İnançlarının İncelenmesi: Gaziantep Üniversitesi Örneği'', (Yüksek Lisans), Çorum, 2022. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının beden eğitimi ve spor öğretmenliği mesleğine yönelik inançlarının incelenmesidir. Araştırmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulundan alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilere bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma, betimsel yöntemlerden olan ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup elde edilen veriler Fan, Keating, Liu, Zhou, Shangguan ve Knipe (2018) tarafından oluşturulan; Doğru, Kamuk ve Yılmaz (2019) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine dair inançlarını ölçmeye yönelik olarak geliştirilmiş olan "Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Mesleğine Yönelik İnanç Ölçeği" ve kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Ölçek, 7'li likert tipindedir. "Meslek Aşkı" (6 madde) ve "Beden Eğitimi ve Sporun Değeri" (6 madde) olmak üzere 2 alt boyuttan ve on iki maddeden meydana gelmektedir. Araştırmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinin Beden Eğitimi ve Spor Bölümünde öğrenim görmekte olan 143 (64 kadın ve 79 erkek) öğrenci katılmıştır. Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleki inançları ile cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik başarı, en uzun süre yaşanılan yerleşim birimi, ailenin ortalama gelir düzeyi, anne ve babanın eğitim düzeyi, anne ve babanın çalışma durumu, lisanslı sporcu olma durumu ve yapılan spor dalı sınıfı değişkenleri arasında anlamlı fark yoktur. Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleki inançlarının tespit edilmesi öğretmen adaylarının meslek hayatlarına başladıklarında nasıl bir öğretmen olacakları sorusu hakkında fikirler vermektedir. Bu nedenle beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleki inançlarının incelenmesi önem arz etmektedir.
Düzenli egzersiz yapan kadınların egzersiz bağımlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; düzenli egzersiz yapan kadınların egzersiz bağımlılık düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışma Çorum Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü'ne bağlı spor merkezleri ve kadın kültür merkezlerine üye olan kadınlardan 252'sinin gönüllü katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Kadınların egzersiz bağımlılık düzeylerini belirlemek için Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-21 (EBÖ-21) ve kişisel bilgilerin yer aldığı 10 soruluk demografik bilgi formu uygulanmıştır. EBÖ-21 ile demografik bilgi form verilerinin tasnif edilmesinde Microsoft Office Excel, analiz edilmesinde ise IBMSPSS v26.0 istatistiksel analiz paket programı kullanılmışolup, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin normallik değerlendirmesi çarpıklık (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) değerlerine göre yapılarak verilerin -2 ve +2 arasında yer almasından dolayı verilerin normal dağıldığı varsayılmıştır. Bundan dolayı verilere parametrik testler uygulanmıştır. İkili karşılaştırmalarda Independent Samples t Test ve çoklu karşılaştırmalarda One-Way ANOVA testi kullanılmış, farkın anlamlı olduğu durumlarda farkın kaynağının tespiti için Post-Hoc (Gabriel, Games-Howell) analizi kullanılmıştır. EBÖ-21 ile demografik değişkenlerin ilişki düzeyini belirlemek için ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler incelendiğinde; çalışmaya katılan 252 kadının 150'si (%60) asemptomatik, 97'si (%38) semptomatik, 5'inin (%2) ise egzersiz bağımlısı olduğu belirlenmiştir. Egzersiz bağımlılığı kriterlerinden TK (Tolerans kriteri) ve EKEK (Egzersizin kesilme etkisi kriteri) semptomatik düzeyde olduğu, NEK (Niyet etkisi kriteri), KKK (Kontrol kaybı kriteri), ZK (Zaman kriteri), DAAK (Diğer aktiviteleri azaltma kriteri) ve DK (Devamlılık kriteri) asemptomatik düzeyde olduğu, EBÖ-TP (Egzersiz bağımlılığı ölçeği toplam puanı) ortalamasına bakıldığında asemptomatik düzeyde olduğu tespit edilmiştir. TK ile EKEK semptomatik olduğu için kadınların fizyolojik olarak bağımlı olduğu söylenebilir. EBÖ-TP ortalaması ile demografik bilgi değişkenleri arasındaki duruma bakıldığında YG (Yaş grubu), ÖD (Öğrenim durumu), HES (Haftalık egzersiz sıklığı), GES(Günlük egzersiz süresi) ve EBT (Egzersiz bağımlılığı tutumu) değişkenleri ile EBÖ-TP ortalaması arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). ÜCT (Aylık spora ayırılan ücret), ET (Egzersiz türü), EY (Egzersiz yılı), BGM (Bedensel görünümden memnunluk durumu) ve EBN (Egzersize başlama nedeni) değişkenlerinde ise anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Pearson korelasyon analizine bakıldığında; EBÖ-TP ile YG, HES, GES arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki, EBÖ-TP ile ÖD, EBT arasında negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmaya katılan kadınların %60'ının egzersiz bağımlısı olmadığı, %38'inin egzersiz bağımlılığı riski taşıdığı ve %2'sinin ise egzersiz bağımlısı olduğu görülmüştür. Aynı zamanda kadınların fizyolojik olarak egzersiz bağımlısı (TK, EKEK=semptomatik) olduğu da söylenebilir. Belirtilen demografik değişkenlerin (YG, ÖD, HES, GES, EBT) egzersiz bağımlılığı düzeyine etki ettiği belirlenmiştir. Diğer demografik değişkenlerin (ÜCT, ET, EY, BGM, EBN) ise egzersiz bağımlılık düzeyine etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Statik germe ve köpük silindir egzersizlerinin kassal dayanıklılık üzerine akut etkilerinin incelenmesi
Köpük Silindir ve miyofasyal gevşetme uygulama yöntemleri günümüzde sportif aktiviteler öncesi ısınmalarda ve aktivite sonrasında çokça uygulanan, bu yöntemler geliştirilmeye ve araştırılmaya açık yöntemlerdir. Bu çalışmanın amacı; quadriceps kas grubuna uygulanan statik germe ve köpük silindir uygulamalarının kassal dayanıklılık tekrar performansına olan akut etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 18-32 yaş aralığında, 21 gönüllü erkek bireyler katılmıştır. Çalışma çapraz deney desenine göre gerçekleştirilmiştir. Çalışma 4 seansta gerçekleşmiştir. İlk seansta sabah katılımcıların boy, vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi ölçümleri gerçekleşmiştir. Daha sonra katılımcılar rastgele olarak 3 gruba ayrılmışlardır; 1. grup statik germe grubu (SG), 2. grup köpük silindir grubu (KS) ve 3. grup kontrol grubudur (KG). Daha sonraki 3 seansta katılımcılar grup değiştirerek çalışmaya devam edilmiştir. Seans değişimlerinde katılımcılara 48 saat dinlenme verilmiştir. Seanslara başlamadan önce katılımcıların 1 tekrar maksimal ağırlıkları belirlenmiştir . Katılımcıların kassal dayanıklılık performansları leg extension makinesinde tekrar testi ile belirlenmiştir. Katılımcılar kassal dayanıklılık testini 1 tekrar maksimal ağırlıklarının %70 şiddeti ile gerçekleştirmişlerdir. Statik germe ve köpük silindir egzersizleri ön test ve son test arasıda 3 set ve her set 30 saniye olacak şekilde uygulanmıştır. Setler arasında katılımcılara 30 saniye dinlenme verilmiştir Katılımcıların ön test ve son testte yapabildikleri en fazla tekrar sayısı istatistiksel analizlerde kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Friedman ve Wilcoxon testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre statik germe uygulaması sonrası tekrar sayılarında anlamlı azalma olduğu (p<0,05), köpük silindir uygulaması sonrasın da ise istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak quadriceps kas grubu üzerine 3 set 30 saniye gerçekleştirilen statik germe egzersizlerinin quadriceps kassal dayanıklılık performansını olumsuz etkilediği ancak köpük silindir egzersizlerinin kassal dayanıklılık performansını olumlu etkilediği bulunmuştur. Bu nedenle kassal dayanıklılık performansı öncesi köpük silindir egzersizlerinin gerçekleştirilmesi önerilebilir.