
139
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Hatay ili kayısı (Prunus armeniaca L.) yetiştirme alanlarında zararlı, lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Hatay ilinde yetiştirilen kayısılarda zararlı, Lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2018 yılında Antakya, Kırıkhan, Kumlu ve Arsuz ilçelerinde birer tane olmak üzere toplam dört bahçede gerçekleştirilmiştir. Gözlemler çiçeklenme başlangıcından hasat sonrasına kadar olan zaman periyodunda yapılmış, türlerin belirlenebilmesi amacıyla feromon tuzakları ve besi tuzakları da kullanılmıştır. Çalışmada zararlı tür olarak Anarsia lineatella Zell. çalışılan bölgedeki tüm ilçelerde tespit edilmiş olup en fazla yoğunluk Antakya ilçesinde, en az yoğunluk ise Kırıkhan ilçesinde belirlenmiştir. 2019, 36 Sayfa. Anahtar Kelimler: Kayısı, Anarsia lineatella, Hatay, Türkiye.
Bazı ayva anaçlarının sık dikilen hafifçukurgöbek yenidünya çeşidinde vegetatif büyüme ve meyve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışma, 2018-2019 yıllarında, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümünün Tayfur Sökmen Kampüsü'nde bulunan araştırma alanındaki yenidünya parselinde yürütülmüştür. Çalışmanın amacı, farklı ayva klon anaçlarının Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidinin fenolojik özellikleri, vegetatif büyümesi ve meyve kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Denemede; Quince-A, Quince-C ve BA-29 ayva anaçları üzerine aşılı, 1.0 m x 0.5 m sıra arası ve sıra üzeri aralıklarla dikilmiş, Hafif Çukurgöbek yenidünya çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada yer alan anaç/çeşit kombinasyonlarının fenolojik gözlemlerinin yanı sıra meyve pomolojik analizleri ile vegetatif büyüme durumları belirlenmiştir. Meyve kalitesini belirlemek için, her çeşit/anaç kombinasyonundan 50 meyve alınmış ve bunlarda; meyve ağırlığı (g), meyve boyutları (mm), çekirdek ağırlığı (g), et/çekirdek oranı (%), suda çözünebilir kuru madde oranı (SÇKM) (%), titre edilebilir toplam asitlik (TA) (%), pH gibi fiziksel ve kimyasal ölçüm ve analizler yapılmıştır. Meyve olgunlaşması, her iki yılda da en erken BA-29 anacında olmuştur. Çiçeklenme ve meyve tutum oranları bakımından anaçların etkisi yıllara göre farklılık göstermiştir. Her iki yılda da derimi yapılan meyve oranında en düşük değeri, Quince-A anacı vermiş olup, Quince-C ve BA-29 birbirlerine yakın değerler vermişlerdir. Meyve ağırlığı ve meyve boyutları bakımından en yüksek değerlerin, anacı Quince-C olan bitkilerden elde edildiği ve bunu anacı BA-29 olan bitkilerin izlediği; en düşük değerlerin ise anacı Quince-A olan bitkilerden elde edildiği belirlenmiştir. Quince-C anacı, tohum sayısı, tohum ağırlığı ve et/tohum oranı bakımından da öteki iki anaca göre daha yüksek değerler vermiştir. Bu özellikler bakımından anaçlar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) değeri bakımından BA-29 ve Quince-A birbirlerine yakın değerlere sahip olurken, en düşük değere Quince-C anacı sahip olmuştur. Titre edilebilir toplam asitlik ve pH bakımından anaçlar arasındaki farklılık istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Yıllık sürgün uzunluğu, kalem ve anaç çapı bakımından Quince-C anacı, Quince-A ve BA-29 anaçlarına göre daha yüksek değerler vermiştir. Vegetatif parametreler açısından anaçların gösterdiği farklılıklar, istatistiksel olarak % 1 düzeyinde önemli bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen veriler, yenidünya yetiştiriciliğinde bodur anaç olarak ayva anaçlarının kullanılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. 2020, 66 sayfa Anahtar Kelimeler: Yenidünya, ayva anaçları, meyve kalitesi, vegetatif büyüme
Farklı gelişme dönemlerinde hasat edilen mısır tohumlarının çimlenme özelliklerinin belirlenmesi
Uygun zamanda tohum hasadı, tohumların canlılığına önemli oranda katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma, farklı olgunluk aşamalarında toplanan mısır tohumlarının çimlenme özelliklerinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırma, Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri araştırma alanı ve laboratuvarlarında 2018 yılında yapılmıştır. Araştırmada üç mısır genotipi (Dekalp 6589 (FAO 700), Cadız (FAO 700) ve Bolson (FAO 600)) kullanılmıştır. Koçan püskülü oluşundan 20 gün sonra başlanarak koçan 5 gün aralıklarla toplanmıştır. Koçanlar 3 ay kurutulduktan sonra, çimlendirme ve hızlandırılmış yaşlandırma testine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, farklı gelişme döneminde hasat edilen mısır tohumlarında incelenen tüm özellikler istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Çimlenme oranı, çimlenme indeksi ve çimlenme süresi,çeşitler açısından önemli bulunmuştur. Çimlenme oranı, çimlenme indeksi en yüksek Bolson çeşidinde bulunurken, kök uzunluğu, fide uzunluğu ve fide ağırlığı bakımından önemli bir değişiklik kaydedilmemiştir. Kök yaş ağırlığı, bin tane ağırlığı ve elektiriksel iletkenlik değerleri çeşitler arasında önemli farklılık göstermiştir. Hasat zamanı, çimlenme özellikleri üzerinde önemli etki yapmıştır. Elektiriksel iletkenlik hasat zamanı geciktikçe azalmıştır. Çimlenme oranı, çimlenme indeksi ve ortalama çimlenme süresi bakımından hasat zamanı çeşit interaksiyonu önemli bulunmuştur. Erken dönemde hasat, tohumun çimlenmesini etkilemediği; ancak tohum olgunluk aşamasında tohum canlılığı artmıştır. Mısır tane kalitesini kabul edilebilir sürelerle uygun saklama ve koruma mümkün olabilir. Bu nedenle, tanelerin uygun nem seviyesinde depolanması gerektiği sonucuna varılabilir.
Dörtyol [Hatay] yöresinde yetiştirilen "Eylül" ve "Hachiya" Trabzon hurma genotiplerinin soğukta muhazafası
Bu çalışmanın amacı, Dörtyol (Hatay) yöresinde yetiştirilen buruk 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve buruk 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde modifiye atmosferde paketleme (MAP) ve soğukta muhafazanın muhafaza ve raf ömrü sırasında meyve kalitesinde görülen değişimlerin belirlenmesidir. Bu çalışmada materyal olarak, Dörtyol (Hatay) yöresinde yetiştirilen, 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri kullanılmıştır. 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri 0±0,5C ve %85‒90 oransal nemde 4 ay süreyle depolanmıştır. Soğukta ve MAP torbalarda depolanan Trabzon hurmalarına ait meyvelerin her yinelemesindeki raf ömürlerinin belirlenmesi için, meyveler 20oC'de %70 (±5,0) oransal nemde 7 gün süreyle bekletilmiş ve aynı analizler tekrarlanmıştır. Ağırlık kayıpları, görünüş (1‒5), MAP torbaları içindeki %CO2 ve %O2 gaz konsantrasyonları, fizyolojik ve mantarsal bozulmalar, kalix kuruması, meyve kabuk rengi, meyve eti sertliği, suda çözünebilir toplam kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, pH değeri, tanen miktarı, C vitamini miktarı incelenmişve tat (1‒9) puanlaması yapılmıştır. Bulgularımıza göre, 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde ağırlık kayıpları ürünün toplam ağırlığının %10'unu geçmediğinden, her iki çeşitte ekonomik olarak pazarlanabilirliğini kaybetmemiştir. Muhafaza ve raf ömrü sırasında 'Eylül' Trabzon hurması genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinde fizyolojik nedenli bozulmalardan meyve etindeki kararma ve/veya yumuşama meyve kabuk kararmasından daha fazla olmuştur.'Eylül' Trabzon hurması genotipi meyvelerinde kaliks kuruması görülmemiştir.'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidinde meyve eti sertliği muhafaza süresini sınırlandırıcı bir faktör olmuştur. Tat değerlendirmesinde 'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyveleri 2. ayın sonunda tüketici tarafından kabul edilebilir sınırın üzerine çıkmışlardır. Tüm kalite parametreleri birlikte değerlendirildiğinde; kalitelerinden bir şey kaybetmeden 0 C (±0,5) sıcaklık ve %90 (±5,0) oransal nem koşullarında 'Eylül' genotipi meyvelerinin 2 ay, 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidi meyvelerinin 3 ay kaliteli bir şekilde depolanabileceği belirlenmiştir. Ağırlık kayıplarının az olması ve görünüş puanlarının daha yüksek olması nedeniyle 'Eylül' genotipi ve 'Hachiya' Trabzon hurması çeşidinin soğukta muhafazası için MAP kullanımı olumlu sonuçlar verecektir. 2020, 111 sayfa Anahtar Kelimeler: Trabzon hurması,'Eylül', 'Hachiya', soğukta muhafaza, kalite
Üniversite mobil arayüzünün incelenmesi ve optimize edilmesi: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi örneği
Bu tez çalışmasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi web sitesi mobil ara yüzü incelenerek optimize edildi. Dört bölümden oluşan bu tezin giriş bölümünde internetin tarihçesi, gelişimi ve internetin günümüzde ulaşmış olduğu durumu ile ilgili bilgi verildi. İkinci bölümde web sitelerinin mobil kullanıcı ara yüzü hakkında literatür çalışmalarına yer verildi. Üçüncü bölümde mobil ara yüzün insan-bilgisayar etkileşimi arasında nasıl bir gelişim gösterdiği incelendi. Dördüncü bölümde Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'ne ait olan mobil ara yüzünün kullanılabilirliğini ve memnuniyetini ölçmek için anket çalışması yapıldı. Son olarak bu anket çalışmasının nicel ve grafiksel istatistiklerine yer verildi.
Samandağ biberinin sera şartlarında sulama programının oluşturulması
Hatay ili sera sebze yetiştiriciliği ülkemiz örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde önemli bir yere sahiptir. Ancak, örtü altı yetiştiricilikte özellikle sulama konusunda oldukça fazla bilgi eksikliği bulunmaktadır. Bu nedenle, bölgede varolan bitki üretim sistemleri için sulama programlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, ısıtılmayan plastik örtülü serada yetiştirilen biber (Capsicum annuum) bitkisine A sınıfı buharlaşma kabı buharlaşma düzeyine bağlı düzeltme katsayıları (S60=0.60, S80=0.80, S100=1.00 ve S120=1.20) ile oluşturulmuş, dört sulama suyu düzeyi ve yine birikimli buharlaşmaya bağlı (SA20=20±2, SA35=35±2 ve SA50=50±2 mm) sulama aralıklarının bitki gelişimi, verim ve meyve kalitesine olan etkileri araştırılarak, en uygun sulama programının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, üreticilerin kolaylıkla kullanacakları mini buharlaşma kapları ile standart Class A Pan kapları arasındaki ilişki belirlenerek, basit ve ucuz bir buharlaşma kabının sulama programlamasında kullanımı amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında bitki su tüketimi (ET), su kullanım randımanları (WUE) ve sulama suyu kullanım randımanları (IWUE) da hesaplanarak, bölgede sera biber yetiştiriciliğinde kullanılabilecek en uygun sulama suyu miktarı ve sulama zamanı belirlenmiştir. Deneme koşullarında uygulanan sulama suyu miktarları S60 konusunda 368 mm ile S120 konusunda 736 mm arasında değişmiştir. Bitki su tüketimleri ise S60 konusunda 470±2 mm ile S120 konusunda 819±7 mm arasında değişmiştir. Pazarlanabilir verim değerleri SA20S60 konusunda 5.48 kg m-2 ile SA20S120 konusunda 8.28 kg m-2 arasında değişmiştir. Deneme kapsamında uygulanan sulama aralıkları ve sulama suyu miktarı arttıkça WUE ve IWUE değerlerinin düştüğü belirlenmiştir.
Kurak koşullarda optimum ürün deseni modelinin geliştirilmesi ve Kırıkhan sulama sahasında uygulanması
Kısıtlı sulama, kurak koşulların oluşması durumunda bitkiye ihtiyacından daha az sulama suyu uygulanması olarak açıklanabilir. Bu tür çalışmalarda, çok sayıda bitki için, su üretim fonksiyonları, bitki verim tepki etmeni (ky) değerleri gibi sulama verim ilişkisini veren sonuçlar ortaya konmuştur. Bu çalışmaların verileri, Doğrusal Programlama modelinde (DP) kullanılarak, farklı su kısıtı koşulları için optimum ürün desenleri belirlenebilmektedir. Model sonuçları, işletme sahiplerinin gelirlerini maksimum yapmaları yönünde önemli bilgileri sağlamaktadır. Bu çalışmada, yeterli ve kurak koşullarda, optimum bitki desenini belirlemeye yönelik bir DP modeli geliştirilmiş ve geliştirilen model Kırıkhan sulama sahasında fiilen sulama yapılan alanlar için uygulanmıştır. DP modelinin amaç fonksiyonu %100 %80 %60 ve %40 sulama uygulamalarında elde edilen ürün gelirlerinden, kısıtları ise bitki ekim alanlarına yönelik kısıtlar, ikinci ürün ekim alanı kısıtı ve sulama suyu miktarlarına ait kısıtlar olmuştur. Amaç fonksiyonu ve kısıtlar Lindo yazılımına aktarılarak, optimum ürün desenleri farklı su miktarları için belirlenmiş ve model sonuçları yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda, su miktarının 70 hm3 olduğu yeterli sulama koşullarında gelir 147.09 milyon TL, 60 hm3 olduğunda gelir 133.49 milyon TL, 50 hm3 olduğu koşullarda gelir 119.12 milyon TL, 40 hm3 olduğu koşullarda gelir 104.76 milyon TL, 30 hm3 olduğunda gelir 84.39 milyon TL, 20 hm3 olduğunda ise 60.71 milyon TL, 10 hm3 olduğunda ise 35.17 milyon TL hesaplanmıştır. Bu çalışma ile modelin duyarlılık analizleri yapılmış, analizlerin sonucundan, işletme sahiplerinin gelirlerini maksimum yapmaları yönünde önemli sonuçlar elde edilmiştir.
Hatay iklim koşullarında fotovoltaik modül yüzey sıcaklığının modül verimine etkisinin belirlenmesi
Doğal kaynakların tükenmesi, çevre kirliliği nedeniyle ekolojik dengenin bozulmaya başlaması, enerji üretiminin yüksek maliyeti, bizi farklı ve temiz kaynaklardan enerji üretilmesi konusunda duyarlı olmaya zorlamaktadır. Fotovoltaik (PV) hücreler güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerdir. PV hücrenin elektriksel verimliliği, hücrenin sıcaklık artışından olumsuz etkilenir. PV modüllerde sıcaklık artışı nedeniyle en fazla etkilenen parametre açık devre voltajıdır. Sıcaklığın artması PV hücrelerin kısa devre akımını arttırırken açık devre gerilimini azaltır. Sıcaklığın yükseltilmesi, devredeki elektronların hızını düşürerek direnci arttırır. Ayrıca sıcaklık PV hücre malzemesinin termal bozunumunu artırıcı bir etki ile hücrelerin etkin verim ömürlerini de azaltmaktadır. Bu nedenle güneş ışınımı emilimi sırasında çalışma sıcaklığını düşürmek sistemin verimliliğini, güç kapasitesini ve ömrünü arttırmaktadır. PV modül yüzey sıcaklıklarını azaltmanın çeşitli yöntemleri vardır. Bu yöntemlerden bir tanesi su ile modül yüzeyinin soğutmasıdır. Bu çalışmada Hatay iklim koşullarında PV/T (Fotovoltaik/Termal) modülde (hibrit modül) soğutcu akışkan olarak su kullanılarak modül yüzey sıcaklığının azaltılmasının modül veriminde meydana getirdiği değişimler belirlenmiştir. Modül yüzeyi soğutularak elektrik üretim veriminde % 52,6 oranına varan artış sağlanmıştır. Hatay iklim koşullarında PV modüllerin yüksek verimde çalışabilmesi için yüzey sıcaklığının 55 oC' ün üzerine çıkmaması önerilebilir.
Bazı şeftali-nektarin çeşitlerinde örtüaltı yetiştiriciliğin erkencilik, verim ve meyve kalite özelliklerine etkileri
Bu çalışma, Astoria ve Maya şeftali ve Garbaja nektarin çeşitlerinin erkencilik, verim ve meyve kalite özellikleri üzerine örtüaltı ve açıkta yetiştiriciliğin etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, çiçeklenme sonu, hasat zamanı gibi fenolojik gözlemler; ağaç başına verim, gövde birim kesit alanına düşen verim ve dekara verim gibi verim özellikleri ve meyve ağırlığı, meye eni, meyve boyu, meyve yüksekliği, çekirdek ağırlığı, et/çekirdek oranı, suda çözünebilir toplam kuru madde (SÇKM), pH ve asitlik ölçümleri gibi meyve kalite analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Minolta renk ölçer ile meyve kabuk ve et rengi, L, a*, b*, C ve h° olarak ölçülmüştür. Çalışmada, Antakya/Hatay ekolojisinde, örtüaltında çiçeklenme 31 Ocak-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşirken, açıkta çiçeklenmenin 15 Şubat-3 Mart tarihleri arasında gerçekleştiği belirlenmiştir. Çeşitlerin örtüaltındaki hasat tarihleri 29 Nisan-24 Mayıs arasında ve açıktaki hasat tarihleri 20 Mayıs-7 Haziran arasında gerçekleşmiştir. Astoria ve Maya çeşitlerinin örtüaltındaki meyve olgunlaşması açığa göre 21 gün daha erken meydana gelirken, Garbaja çeşidinde örtüaltında meyve olgunlaşması açığa göre 10 gün daha erken meydana gelmiştir. En fazla meyve ağırlığına örtüaltında Astoria çeşidi (149.41 g) sahip olurken, açıkta en fazla meyve ağırlığına Garbaja ve Astoria çeşitleri (sırasıyla, 153.70 g ve 136.15 g) sahip olmuştur. Meyve kabuğunun kırmızı renk değeri ve yoğunluğunun açık yetiştiricilikte daha yüksek olduğu saptanmıştır. En yüksek ağaç başına ve dekara verime örtüaltında Astoria çeşidi (sırasıyla, 21.36 kg/ağaç ve 3545.8 kg/da) ve açıkta Garbaja (sırasıyla, 26.58 kg/ağaç ve 4413.7 kg/da) ve Astoria (sırasıyla, 25.60 kg/ağaç ve 4296.6 kg/da) çeşitleri sahip olmuştur. Sonuç olarak, örtüaltında Astoria çeşidinin erkencilik, verim ve meyve kalite özellikleri bakımından oldukça ümitvar olduğu belirlenmiştir
Buğdayda kısıtlı sulamanın ve bitki organlarını gölgelemenin dane verimi ve verim öğelerine etkisi
Çalışmanın amacı, WANA agro-klimatik bölgede yetiştirilen ve dane dolum döneminde su stresine maruz kalan buğdayda, farklı organlarda (başak kısımları, bayrak yaprağı, alt yapraklar) gerçekleşen fotosentetik aktivitenin yanı sıra hızlı dane büyüme dönemine kadar olan sürede üretilen rezerv kuru maddenin dane büyümesine etkisini, dolayısıyla verim için önemini ortaya koymaktır. Çalışma, bir adet ekmeklik buğday (Triticum aestivum L) çeşidi (Masaccio) ile Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen yerleşkesinde serada saksı (86x38x30 cm) ortamında tesadüf parsellerinde bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı yürütülmüştür. Çiçeklenmeye kadar tüm saksılara eşit sulama yapılmıştır. Çiçeklenmede üç farklı toprak su seviyesi (I1: tarla kapasitesinin %10'u, I2: tarla kapasitesinin %30'u, I3: tarla kapasitesinin %50'si kaybolduğunda kaybolan suyun yerine konması) ve beş farklı gölgeleme uygulaması (hiç gölgeleme yok, başağın, bayrak yaprağın, başak + bayrak yaprağın, tüm bitkinin gölgelenmesi) yapılmıştır. Ekim öncesi her saksılara 80 kg ha-1 saf besin maddesine eşdeğer azot fosfor ve potasyum içeren kompoze gübre (15-15-15) toprağa karıştırılarak verilmiştir. Azotun geri kalan kısmı sapa kalkma dönemi ortasında 60 kg ha-1 hesabına uygulanmıştır. Çalışma sonunda, birim alan fertil başak sayısı su stresi artıkça artmış, buna karşın, başak dane sayısı, bin dane ağırlığı, başak dane verimi ve birim alan verimleri ise su stresi arttıkça azalmıştır. Bitki organlarında gölgelenmede su stresinde olduğu gibi başak dane sayısı, bin dane ağırlığı, başak verimi ve birim alan verimini olumsuz etkilemiştir. Ayrıca başağın gölgelenmesi gerek bayrak yaprak, gerekse başak + bayrak yaprağın gölgelenmesine göre dane veriminde daha fazla kayba neden olmaktadır. Tüm bitkinin gölgelenmesi hiçbir gölgelemenin olmadığı duruma göre verimde %45,0 dolaylarında azalmaya neden olmuştur. Buna karşın, bu uygulamada hiçbir fotosentetik aktivitenin olmadığı düşünüldüğünde, sap rezervlerinin dane verimini yalnız başına oluşturmadığı görülmüştür. Bu durumda yaprak ve kök rezervlerinin de diğer önemli depo rezervleri olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bitki rezervlerinin dane veriminin oluşumunda ne kadar hayati bir role sahip oldukları bu çalışmayla bir kez daha teyit edilmiştir.