
117
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Ramsey modeli özelinde etkin büyüme ve tasarruf ilişkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada normatif büyüme modellerinden Ramsey Büyüme Modeli incelenmiştir. Etkin büyümeyi optimum tüketime dayandıran Ramsey, modelini kurarken dinamik optimizasyon metotlarından faydalanmıştır. Dolayısı ile çalışma dinamik optimizasyon metotlarının teorisini ve iktisadi uygulamasını da içermektedir. Ayrıca Ramsey Büyüme Modeli'ne göre Türkiye etkin iktisadi büyümeye veya denk bir soru olan optimum tüketime ulaşabilmiş midir soruları cevaplanmaktadır. Bu bakımdan kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla serisi ile kişi başı özel tüketim nihai harcamaları serisine ait uzun dönemli ilişki zaman serisi analizi teknikleri ile araştırılmıştır. Ayrıca serilerin gelir grubu yüksek ülkeler için standart sapma değerleri ile Türkiye'nin ve aynı gelir grubunda bulunan Malezya'nın standart sapma değerleri karşılaştırılarak optimum tasarruf (tüketim) hakkında bilgi elde edilmiştir.
Yerel yönetimlerde katılım ve 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine etkileri: Hatay örneği
Yerel yönetimler, yönetim birimleri olarak halka en yakın olandır. Halkın yönetime katılımının ve yönetimde temsil özelliğinin en iyi şekilde gösterildiği yönetim birimi olarak değerlendirilebilir. Yerel yönetimler, halkın istek ve sorunlarının en doğru ve etkili biçimde çözüme kavuşturulduğu, vatandaşa en yakın yönetim birimleridir. Yerel yönetimler demokrasinin olgunlaşması ve yayılması açısından da önemi olan kurumlardır. Ülkeler halka yakın olabilmek ve halkın merkezi yönetime olan sadakatinin devamlılığı için yerel yönetimleri tercih etmiş ve ülke yönetiminin güçlenmesi için yerel yönetimlerden gelen etkiyi merkezi yönetimde kullanmışlardır. Tarih içerisinde farklı tür ve adlarla süre gelen yerel yönetimler, Türkiye Cumhuriyet' inin kurulmasıyla birlikte daha modern ve işlevsel bir yapıya kavuşmuşlardır. Yerel yönetimlerle birlikte var olan temsil ve katılım olguları da tarih içerisinde büyük gelişim göstermiştir. Demokratikleşme açısından önem arz eden temsil ve katılım olguları, yapılan düzenlemeler ile daha çok uygulanabilen bir hal almıştır. Temsil ve katılımı daha güçlendirme yönünde atılan adımlar demokratikleşme açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu bağlamda, 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım süreçlerini zayıflatıcı bir düzenleme olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu Yasa ile Türkiye'nin yerel yönetim yapısında çok önemli değişimler yaşanmış, büyükşehir belediyesi kurulmuş olan illerde il özel idareleri, belde belediyeleri ve köy yönetimlerinin tüzel kişilikleri sonlandırılmıştır. Bu düzenlemelerin elbette ki yerel yönetimlerde temsil ve katılım üzerine olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine olan etkileri Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeler örneği üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Soğuk Savaş Dönemi'nde Türk muhafazakarlığının batı algısı
Bu tezin amacı, Türkiye'de popülaritesi yüksek olan, milliyetçilik, İslamcılık ideolojileriyle de yakın ilişkisi nedeniyle karmaşık bir düşünce olan Türk muhafazakârlığının, Soğuk Savaş Dönemi'ndeki Batı algısını incelemektir. Bunun için ilk bölümde, Batı muhafazakârlığının doğuşu, gelişimi ve özellikleriyle birlikte incelenmiştir. İkinci bölümde, Türk muhafazakârlığının özellikleri ve Osmanlı Devleti'nden erken Cumhuriyet Dönemi'ne kadar ki gelişimine bakılmıştır. Üçüncü bölümde, Soğuk Savaş Dönemi'nde Türk muhafazakâr düşün adamlarının (Peyami Safa, Cemil Meriç, Necip Fazıl, Nurettin Topçu) Batı algısı incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, bu dönemde siyasette aktif olarak yer alan, muhafazakâr Türk siyaset adamlarının (Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş) görüşlerine başvurulmuştur. Batı'nın tekniğine karşı olumlu tavır alan Türk muhafazakârları, Batı'nın kültürüne karşı çıkmışlar; teknik alanda Batı'dan yararlanılmasını savunurlarken; kültür alanında Batı değerlerine karşı çıkmışlardır. Bununla birlikte Soğuk Savaş Dönemi'nde komünizm ve SSCB tehdidinin etkisiyle Batı ile siyasal ve askeri ittifaklara da genelde sıcak bakmışlardır.
Kurumsal yönetim ve finansal raporların zamanında sunumu: BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan işletmeler üzerinde bir inceleme
Zamanında sunum, finansal bilginin karar alıcıların kararlarını etkileyebileceği zamanda mevcut olmasıdır. Bu durumda kurumsal yönetimi benimsemiş işletmelerin, finansal bilgilerini tam, zamanında ve doğru şekilde kamuoyu ile paylaşmaları beklenen bir durumdur. Bu çalışmanın 2 ana amacı vardır. Birinci amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal tablolarının zamanında sunumuna etkisini incelemek; ikinci amacı da finansal tablolarının yayımlanma süresi ile işletmelerin büyüklüğü, aktif ve öz sermaye kârlılık oranı, finansal kaldıraç oranı ve denetim firması gibi işletmeye özgü faktörler arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Bunun için önce, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi (KYE)'nde işlem gören işletmelerin endekse girmeden önceki ve girdikten sonraki dönemlerde finansal raporlarının kamuoyuna sunum zamanları sıklık analizi yapılarak incelenmiştir. Daha sonra, finansal raporların zamanında sunumu üzerinde etkisi olduğu düşünülen işletmeye özgü faktörler arasındaki ilişkiler regresyon analizi ile araştırılmıştır. Sıklık analizi sonuçlarına göre, BİST KYE'ndeki işletmelerin, BİST KYE'ne girdikten sonraki yıllarda finansal raporlarını endekse girmeden önceki yıllara kıyasla daha erken kamuoyuna sundukları ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre de BİST KYE öncesinde işletme büyüklüğü ve kaldıraç oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi bulunmuştur. BİST KYE sonrasında ise işletme büyüklüğü ve aktif karlılık oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. BİST KYE'ndeki işletmelerin endekse dâhil olduğu döneme bakmaksızın 2005 ve 2017 yılları arasındaki dönem için yapılan regresyon analizinde ise işletme büyüklüğü hariç incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. İşletme büyüklüğü incelenen bütün dönemlerde finansal tabloların erken sunumunu olumsuz etkilediği ortaya çıkmıştır
Hatay'da sosyo-ekonomik ve kültürel hayat (1960-1971)
Hatay, insanlık tarihine ilişkin ilk yerleşim alanlarından biri olup, tarih boyunca farklı din ve etnik kimliğe mensup toplumların çekişme sahası olmuştur. Farklı toplumların Hatay'da egemenlik kurma düşüncelerinin altında ise şüphesiz ki sahip olduğu konumu, iklimi ve iklimine bağlı olarak verimli tarım arazileri ile tarihî arka planı önemli bir etken olmuştur. Toplumsal yapısı, farklılıklar üzerine kurulan Hatay, zaman içinde ev sahipliği yaptığı her kültürden kendi hazinesine kattığı değerler sayesinde farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü hoşgörü ve barış kenti hüviyeti kazandırmıştır. İnceleme dönemimiz olan 1960-1971 yılları arasındaki süreçte Hatay toplumundaki çeşitliliğin devam ettiği ve farklı din ve kimliklere sahip gruplar arasında herhangi bir problemin olmadığı gözlemlenmiştir. Hatay, diğer Anadolu şehirleri gibi 1960 Darbesi ve 1971 Askerî Muhtırası'ndan etkilenmiş olmakla beraber olayların fazla büyümediği ve kayıpların daha az olduğu bir şehir panoroması çizmiştir. Hatay, sıcak iklimi ve verimli toprakları sayesinde Türkiye Cumhuriyeti'ne katılan son toprak parçası olmasına rağmen kısa süre içinde yapılan reformlar ve yatırımlar sayesinde ekonomisini canlandırmış ve gerek ülke ekonomisiyle ve gerekse uluslararası ekonomiyle entegre olmayı başarabilmiştir. Kültürel hayatı da oldukça renkli ve bu bağlamda faaliyetlerin yoğun yaşandığı Hatay, 1960'lı yılların başından itibaren yatırım yaptığı öncelilikli alanların başında eğitim ve sağlık gibi hayati alanlar olmuştur. 1970'li yıllara gelindiğinde Hatay, eğitim ve sağlık gibi insan hayatı açısından elzem olan alanlardaki yatırımlarını yapabilmiş ve kendi nüfusuna yetecek bir hale getirmeyi başarabilmiştir.
Türkiye'deki Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımları
Bu araştırmanın amacı Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımlarını belirlemektir. Olgubilim modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu Hatay ili Altınözü ilçesinde görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Söz konusu formda 18 açık uçlu soru yer almaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini yeterli seviyede görmedikleri, 2018 Türkçe Öğretim Programının Suriyeli öğrencilere yönelik yetersiz buldukları ve programın güncellenmesi gerektiğini düşündükleri belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenler, Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerine yönelik ilgilerinin yeterli olmadığını, ders kitaplarının yetersiz kaldığını, öğretmenlerin daha fazla etkinlik ve materyal kullanmaları gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca öğretmenlerin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini geliştirmeye yönelik çözüm önerileri belirlenmiştir.
Sahraaltı Afrika ülkelerinde kalkınma sürecinin iktisadi ve politik analizi
İktisadi kalkınma, ikinci dünya savaşının bitişinden bu yana iktisat literatüründe tartışılan bir konudur. Bu noktada tartışmalar dünya iktisadi sisteminde azgelişmiş olarak nitelendirilebilecek üç bölge üzerine yoğunlaşmakta olup bu bölgeler Latin Amerika, Güney ve Doğu Asya-Pasifik Ülkeleri ve Sahraaltı Afrika'dır. Bu üç bölgenin iktisadi kalkınma trendi incelendiğinde; Güney ve Doğu Asya, Pasifik Ülkeleri ve Latin Amerika'da iktisadi kalkınmada göreli bir başarı görülmekte iken, aksine Sahraaltı Afrika, iktisadi kalkınma konusunda bu bölgelerden ve dünyanın geri kalanından negatif ayrışmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Sahraaltı Afrika ülkelerinde iktisadi kalkınma konusunda göreli başarısızlığın kökeninde yatan iktisadi ve politik faktörleri araştırmaktır. Veri eksikliğinden dolayı bölge ülkelerinden yalnızca 17 tanesi 1990-2016 dönemi için ampirik analize dahil edilmiştir. Elde edilen ampirik bulgular özetle şöyle sıralanabilir: (a) kalkınma, demokrasi, barış, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, toplam dış borç servisi, yatırımlar ve yolsuzluk arasında uzun dönemli bir ilişki mevcuttur. (b) Demokrasi ve barış, iktisadi kalkınmayı pozitif etkilemektedir. Diğer taraftan Sahraaltı Afrika ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımlar iktisadi kalkınma üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Son olarak Sahraaltı Afrika ülkelerinde toplam dış borç servisi, yatırımlar ve yolsuzluk tahmin yöntemine göre farklı katsayı işaretlerine sahiptir. Fakat bu katsayılar istatistiksel olarak anlamlı değildir. Bu bulgular ışığında Sahraaltı Afrika ülkelerinde demokratik süreçlerin güçlendirilmesine yönelik olarak alınacak tedbirler, barış ve istikrar ortamının sağlanması bölge ülkelerinin kronik azgelişmişlik probleminin çözümüne katkı yapacağı söylenebilir. Ayrıca bölge ülkelerinin iktisadi gerçekleriyle uyumlu bir doğrudan yabancı yatırım politikası ve iklimi oluşturulması, bölge ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımların iktisadi gelişme üzerindeki olumsuz etkisini bertaraf edebilir.
Kentsel politikaların oluşturulmasında çocukların yeri: Antakya-Hatay'da bir uygulama
Kentsel politikalar, kentin sosyal-fiziksel olarak biçimlenmesine ve kent profilinin çizilmesine katkı sağlayan araçlar olarak tanımlanabilir. Kullanım hakkı topluma ait olan bu araçların, demokratik bir yapıda işlerlik kazanması, toplumun tüm gruplarını kapsamına almasıyla mümkündür. Kentsel politikaların oluşum sürecinde katılımcı aktörlerin çeşitliliği (kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, engelli, kısıtlı vb.) sosyal bir yönü bulunan kentin, tasarımının doğru yapılmasına katkı sağlamaktadır. Birden farklı görüşü içeren kentsel politika belirleme sürecinin sonucu, daha demokratik, daha deneyimli ve daha elverişli kentlerin varlığına işaret etmektedir. Bu çalışmada, farklı toplumsal gruplar arasından çocukların katılımının, kentsel politika belirleme sürecine etki düzeyleri ve sonuçları değerlendirilmektedir. Kenti, çocukların da söz sahibi olduğu politikalar üreterek biçimlendirmenin gerekliliği üzerinde duran çalışma Hatay kentinin Antakya ilçesi örneğini kapsamaktadır. Antakya'da çocukların kente aidiyet duygusunu, kentsel tasarıma katılma düzeyleri ölçüsünde ortaya koymaya çalışan saha araştırması için 11-17 yaş arası çocuklara yöneltilen anket soruları kullanılmıştır. Ayrıca vakıf ve devlet okullarından birer grup amaçlı örnekleme yöntemiyle oluşturularak odak grup görüşmesi yapılmış ardından veriler analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışma, dünya ve Türkiye literatüründen örnek uygulamaları, Antakya-Hatay ölçeğinde değerlendirme ve öneri sunma potansiyeli açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kent, Kentsel Mekân, Kentsel Politika, Çocuk, Çocuk Katılımı, Çocuk ve Kent, Antakya, Hatay
Bir kamu politikası olarak Türkiye'de su yönetimi: Güneydoğu Anadolu Projesi özelinde bir inceleme
Su, evrendeki tüm canlı hayatı için vazgeçilemez, ikame edilemez düzeyde hayati öneme sahip doğal bir kaynaktır. Su; yaşamın ayrılmaz bir parçası olmanın yanı sıra sürdürülebilir tarım, endüstriyel üretim, hidroenerji, ulaşım ve turizm alanlarında da gelişmenin kaynağını oluşturmaktadır. Fakat günümüzde su kaynaklarında yaşanan nitel ve nicel azalmalar, kaynakların sürdürülebilir ve verimli kullanımını, etkin yönetilmesini tüm yönetimler için zorunluluk haline getirmiştir. Bu açıdan su kaynaklarının kontrol edilerek sorunların önlenmesi ve su kaynaklarından en verimli şekilde yararlanılması maksadıyla dünyada ve Türkiye'ye suya dayalı kalkınma projeleri uygulanmaya çalışılmıştır. Ülkemizde suya dayalı ilk ve en büyük entegre kalkınma projelerinin başında ise Güneydoğu Anadolu projesi (GAP) gelmektedir. Fakat uygulama sürecinde yaşanan sorunlar nedeniyle proje kırk yılı aşkın süredir tamamlanamamıştır. Bu çalışma, GAP Bölgesi'nde su yönetiminden sorumlu kurumlarda çalışanların Türkiye'de su yönetimine ve GAP'a yönelik tutumlarını irdelemek, GAP'ın uygulama sürecinde ortaya çıkan yasal, kurumsal ve toplumsal sorunların nedenlerini tespit etmek ve çözümüne yönelik politika önerileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde su yönetimine ilişkin kavramlara, su kaynaklarına ve dağılımlarına, suyun kullanım alanlarına ve tüketim miktarlarına, su sorunlarına neden olan faktörlere, su yönetimine yönelik yaklaşımlara ve verimli su yönetim uygulamalarına yönelik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde dünyada ve Türkiye'de su yönetiminin tarihsel gelişimine, kurum ve aktörlerine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Güneydoğu Anadolu Projesi'nin tarihsel gelişimine ve süreç analizine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise alan araştırmasından elde edilen bulgulara ve analizine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Çalışma diğer çalışmalardan farklı olarak Türkiye'de su yönetimine ve GAP'a yönelik kamusal görüşü ilk kez bütünüyle olarak ortaya koyması, GAP'ta su yönetimine ilişkin süreç analizini yapması ve çözüme yönelik öneriler geliştirmesi bakımından önem arz etmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Su Yönetimi, Su Sorunları, Su Politikası, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)
Döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisi: Türkiye örneği
Küresel konjonktürde, sorunlu krediler, banka bilançolarının aktif kalitesinin bir göstergesi olarak ifade edilmektedir. Özellikle, Türkiye gibi, bankacılığın finansal sistemdeki yerinin oldukça önemli olduğu ülkelerde, banka aktiflerinin kalitesinde bozulma meydana gelmesi, finansal piyasaların yanı sıra tüm ekonomiyi etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de son yıllarda kur şoklarıyla yeniden gündeme gelen döviz kurları ile sorunlu krediler ilişkisinin 2005:Q4-2017:Q4 dönemi için ARDL analiz yöntemiyle araştırılmasıdır. Çalışmada, öncelikle kredi ve sorunlu krediler ele alınmış olup, sorunlu kredilerin Türk bankacılık sektöründeki durumu incelenmiştir. İkinci bölümde döviz kuruyla ilgili temel kavramlar, döviz kuru rejimleri ve döviz kurunu etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisine yönelik teori ve literatür araştırmasına yer verilmiştir. Yapılan literatür araştırmasında, döviz kuru ile sorunlu krediler arasında güçlü bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır. Son bölümde ise çalışmaya ait ampirik bulgulara yer verilmiş olup, ele alınan değişkenler arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. ARDL yöntemiyle, değişkenler farklı düzeylerde durağan hale gelseler dahi eşbütünleşme ilişkisi tespit edilebilmektedir. Aynı zamanda, ARDL analizi kapsamında kurulan hata düzeltme modeli, hem kısa dönem hem de uzun dönem için değişkenlerle ilgili bilgi vermektedir. ARDL analiz yönteminin diğer bir özelliği ise az sayıda gözlem içeren serilerle çalışıldığında bile sapmasız ve tutarlı sonuçlar vermesidir. Çalışmanın analiz kısmında, ARDL eş bütünleşme testi kapsamında, öncelikle sınır testi uygulanmış ve çalışmada ele alınan değişkenler arasında eş bütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Eş bütünleşme ilişkisi tespit edildikten sonra ARDL modeli kurulmuş ve değişkenler arasındaki ilişki uzun ve kısa dönem için analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hem uzun hem de kısa dönemde, reel efektif döviz kuru artınca, sorunlu kredilerin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır.