Hatay Mustafa Kemal University
Enstitü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Hatay Mustafa Kemal University

76

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

XVIII. yüzyılda Şam hazinesi

XVIII. yüzyılda hac emirliğini de idare eden Şam valileri hacca finanse edilen kaynakları zamanında gerekli yerlerden tahsil etmek zorundaydı. Haccın gelir kaynaklarından birini de Şam Hazinesi'ne ocaklık yoluyla bağlanan çeşitli yerlerin gelirleri oluşturuyordu. Şam defterdarının hac masrafları için ayrılan meblağı hac emiri olan bölgenin valisine teslim etmesi en önemli görevlerinden biriydi. Hac kileri masrafı, 1745'e kadar hazinenin en büyük harcama kalemiydi. Bu tarihten itibaren hac kilerine ocaklık tayin edilen mukataalar artık defterdarın denetiminde bulunmuyordu. Bu mukataaların gelirlerinin doğrudan Şam valisine ulaştırılması emredilmiştir. 1708'de hac emirliğinin Şam valilerine tevcih edilmesi kararı, Osmanlı Devleti'nin hacca yönelik politikalarının belkemiğini oluşturmuştur. Bu politikaların, 1745'te alınan bu ikinci kararla perçinleştirildiğini söylemek mümkündür. Devlet, hacca ayrılan gelir kaynaklarının tek elden yönetilmesini istemiştir. Hazine bütçelerinde bu harcama kaleminin yerini ise Haremeyn (Mekke-Medine) ahalisinin surre (veya cevâlî) ödemeleri almıştır. Ancak, özellikle yüzyılın sonlarına doğru, hazinenin gelir kalemlerinden maktu/mukataaların senelik bedellerinin tahsil edilememesi Haremeyn ahalisinin surrelerinin ödenmesinde aksaklıklar doğurmuştur. Artan surre ödemeleri karşısında hazine sürekli olarak yeni bir gelir arayışına yönelmiş; ya İstanbul'dan borç para alınmış ya mevcut ocaklık mukataa gelirlerinin senelik bedellerine zam yapılmış ya da yeni ocaklıklar tayin edilmiştir. En çok başvurulan yöntem ise yeni ocaklık tayinleriydi. 1752-53'e kadar kendi kendine yetebilen hazinenin artık bu tarihten itibaren büyük bir mali buhran içerisinde olduğu bütçe defterlerinden izlenmektedir. Osmanlı nazarında hazinenin mali yükümlülükleri, müessese üzerinden devletin Şam'a yönelik politikaları ve gelirlerin tahsil edilememesinin ardındaki sebepler aslında XVIII. yüzyıl Şam'ının anlaşılmasında tamamlayıcı olacaktır. Çalışmada ortaya konulan bilgiler Başkanlık Osmanlı Arşivi (BOA) kaynaklarına dayanmakta olup bu kaynaklar ise daha ziyade Şam Hazinesi'ne ait belgeleri içeren dosyalar, ruznamçe ve muhasebe kayıtlarından oluşmaktadır. ANAHTAR KELİMELER Şam hazinesi, Defterdar, Hac kileri masrafı, Ocaklık, Cevâlî, Maktu/mukataa.

18. yüzyılDefterdarlıkHac+6
Günay Korkmaz Samıkıran
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ramsey modeli özelinde etkin büyüme ve tasarruf ilişkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmada normatif büyüme modellerinden Ramsey Büyüme Modeli incelenmiştir. Etkin büyümeyi optimum tüketime dayandıran Ramsey, modelini kurarken dinamik optimizasyon metotlarından faydalanmıştır. Dolayısı ile çalışma dinamik optimizasyon metotlarının teorisini ve iktisadi uygulamasını da içermektedir. Ayrıca Ramsey Büyüme Modeli'ne göre Türkiye etkin iktisadi büyümeye veya denk bir soru olan optimum tüketime ulaşabilmiş midir soruları cevaplanmaktadır. Bu bakımdan kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla serisi ile kişi başı özel tüketim nihai harcamaları serisine ait uzun dönemli ilişki zaman serisi analizi teknikleri ile araştırılmıştır. Ayrıca serilerin gelir grubu yüksek ülkeler için standart sapma değerleri ile Türkiye'nin ve aynı gelir grubunda bulunan Malezya'nın standart sapma değerleri karşılaştırılarak optimum tasarruf (tüketim) hakkında bilgi elde edilmiştir.

BüyümeBüyüme modelleriDinamik optimizasyon+7
Rabia Öcal
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetimlerde katılım ve 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine etkileri: Hatay örneği

Yerel yönetimler, yönetim birimleri olarak halka en yakın olandır. Halkın yönetime katılımının ve yönetimde temsil özelliğinin en iyi şekilde gösterildiği yönetim birimi olarak değerlendirilebilir. Yerel yönetimler, halkın istek ve sorunlarının en doğru ve etkili biçimde çözüme kavuşturulduğu, vatandaşa en yakın yönetim birimleridir. Yerel yönetimler demokrasinin olgunlaşması ve yayılması açısından da önemi olan kurumlardır. Ülkeler halka yakın olabilmek ve halkın merkezi yönetime olan sadakatinin devamlılığı için yerel yönetimleri tercih etmiş ve ülke yönetiminin güçlenmesi için yerel yönetimlerden gelen etkiyi merkezi yönetimde kullanmışlardır. Tarih içerisinde farklı tür ve adlarla süre gelen yerel yönetimler, Türkiye Cumhuriyet' inin kurulmasıyla birlikte daha modern ve işlevsel bir yapıya kavuşmuşlardır. Yerel yönetimlerle birlikte var olan temsil ve katılım olguları da tarih içerisinde büyük gelişim göstermiştir. Demokratikleşme açısından önem arz eden temsil ve katılım olguları, yapılan düzenlemeler ile daha çok uygulanabilen bir hal almıştır. Temsil ve katılımı daha güçlendirme yönünde atılan adımlar demokratikleşme açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu bağlamda, 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım süreçlerini zayıflatıcı bir düzenleme olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu Yasa ile Türkiye'nin yerel yönetim yapısında çok önemli değişimler yaşanmış, büyükşehir belediyesi kurulmuş olan illerde il özel idareleri, belde belediyeleri ve köy yönetimlerinin tüzel kişilikleri sonlandırılmıştır. Bu düzenlemelerin elbette ki yerel yönetimlerde temsil ve katılım üzerine olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine olan etkileri Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeler örneği üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Belediye meclisiBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+6
Semra Cinni
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Soğuk Savaş Dönemi'nde Türk muhafazakarlığının batı algısı

Bu tezin amacı, Türkiye'de popülaritesi yüksek olan, milliyetçilik, İslamcılık ideolojileriyle de yakın ilişkisi nedeniyle karmaşık bir düşünce olan Türk muhafazakârlığının, Soğuk Savaş Dönemi'ndeki Batı algısını incelemektir. Bunun için ilk bölümde, Batı muhafazakârlığının doğuşu, gelişimi ve özellikleriyle birlikte incelenmiştir. İkinci bölümde, Türk muhafazakârlığının özellikleri ve Osmanlı Devleti'nden erken Cumhuriyet Dönemi'ne kadar ki gelişimine bakılmıştır. Üçüncü bölümde, Soğuk Savaş Dönemi'nde Türk muhafazakâr düşün adamlarının (Peyami Safa, Cemil Meriç, Necip Fazıl, Nurettin Topçu) Batı algısı incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, bu dönemde siyasette aktif olarak yer alan, muhafazakâr Türk siyaset adamlarının (Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş) görüşlerine başvurulmuştur. Batı'nın tekniğine karşı olumlu tavır alan Türk muhafazakârları, Batı'nın kültürüne karşı çıkmışlar; teknik alanda Batı'dan yararlanılmasını savunurlarken; kültür alanında Batı değerlerine karşı çıkmışlardır. Bununla birlikte Soğuk Savaş Dönemi'nde komünizm ve SSCB tehdidinin etkisiyle Batı ile siyasal ve askeri ittifaklara da genelde sıcak bakmışlardır.

AvrupaAvrupa kültürüBatı+3
Esra Yener
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Feyyaz Kayacan'ın öykülerinde ironi

Feyyaz Kayacan'ın öykülerinin ele alındığı bu çalışmada, ironi sanatının öykülerindeki işlevi üzerinde durulmuştur. Kayacan, 1950 sonrası Türk öykücülüğünün önemli isimleri arasındadır. Yurt dışında eğitim gören ve Batı edebiyatını iyi bilen yazar, gerçeküstücülerden ve modernist romancılardan etkilenmiştir. Kayacan'ın eserlerinde yoğun olarak görünen gerçeküstü imgelerin yanı sıra ironik bir bakış açısının varlığı da hissedilmektedir. Kayacan, bireyin toplumla ilişkilerini, engelli bireylerin yaşadığı toplumsal kabul sorununu, II. Dünya Savaşı'nı eserlerinde mizah, karşılaştırma, çelişkiler ve düalist yapıyı da kullanarak ironi sanatının imkânlarıyla ele almıştır. Türk edebiyatında kökeni bulunan ironi sanatı Feyyaz Kayacan'ın öykülerinde daha çok söz ironisi şeklindedir. Yazar, kelime oyunları, deyim ve atasözlerinin yapısını bozmak suretiyle, bazen de Sokratik ironide olduğu gibi yanlış anlamalarla ironi yapmıştır. Bu sayede, özellikle toplum tarafından ötekileştirilmiş, toplumsal kabullere karşı mesafeli duran, akıl ve beden sağlığıyla ilgili sorunlar yaşayan bireylere mizah unsurunu kullanarak edebî kimlik kazandırmıştır. Bir başka ifadeyle yazar, eserlerinde alışılagelmişin dışında toplumsal sorunlara yer vermiştir. Bu çalışmada Feyyaz Kayacan'ın ironi bağlamında incelenen öykülerinin, Türk edebiyatına sunduğu katkı değerlendirilmiştir. Yazar, toplumsal olayları ironik bir bakış açısıyla ele almakta ve bunların birey üzerindeki etkilerini ortaya koymaya çalışmaktadır.

AlayHikayeKayacan, Feyyaz+2
Sinan Bozkurt
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altınözü ilçesinde yaşayan iki dilli konuşurların ağız özellikleri

Bu araştırma, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Hatay ilinin Altınözü ilçesinde yaşayan iki dilli konuşurların ağız özelliklerini tespit etmek ve incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla örneklem yöntemiyle 18 yerleşim biriminden 18 kişiden metin derlemesi yapılmış ve derlenen bu metinler yazıya aktarılmıştır. Daha sonra metinler çağdaş Türkiye Türkçesiyle karşılaştırılarak ortaya çıkan farklılıklar tespit edilmiştir. Bu karşılaştırmalar Hatay ağzı ile de yapılmıştır. Araştırma bulgularında Altınözü ilçesinde yaşayan iki dilli konuşurların ağzında, Oğuz Türkçesinin tarihsel gelişim sürecinde olduğu gibi ve bugün birçok Anadolu ağzında da tespit edilen, ses değişmeleri tespit edilmiştir. Ölçünlü dille aynı kullanı-ma sahip yönleri ile ölçünlü dile göre farklılık gösteren yönleri de araştırmada tespit edilmiştir. Altınözü ilçesinde yaşayan iki dilli konuşurların ağzından tespit edilen hu-suslardan birisi de iki dilli konuşurlarda görülen kod değişimidir. Bazı hâl eklerinin birbirlerinin yerine kullanıldığını görülmektedir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlardan birisi de araştırmanın, iki dilli konuşurlarla ilgili ağız çalışmalarının hazırlanmasında atılacak adımlardan birisini teşkil edecek olmasıdır.

Anadolu ağızlarıAğızlarBiçimbilim+3
Hüseyin Tutar
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kontrol odağının örgütsel adalet ile örgütsel yabancılaşma ilişkisindeki rolüne yönelik Hatay'daki hastane çalışanları üzerine bir araştırma

Yoğun rekabet ortamında, örgütlerin amaçlarını etkin bir şekilde gerçekleştirmeleri gittikçe zor bir hal almaktadır. Bu durumdan kaynaklı, örgüt içerisinde uygulanan politikalar ile belirlenen kuralların örgüt çalışanları tarafından benimsenmesi önem arz etmektadir. Çalışanların verimlilikleri, örgütte uygulanan adil uygulamalar ve kurulan sağlıklı ilişkiler ile daha da arttırılabilir, böylelikle örgüte karşı olumsuz tutum ve tavırlardan kaçınmalarına yardımcı olabilmektedir. Olumsuz tutum ve tavırların gelişmesi örgütsel yabancılaşmaya sebep olabilmekte ve çalışanların işten ayrılma ya da örgütün amaçlarına kayıtsız kalacak şekilde faaliyetlerine minimum fayda ile devam etmesine yol açabilmektedir. Bireylerin sahip oldukları, birer kişilik özelliği olan iç ya da dış kontrol odaklılık, örgüt içerisinde gelişen olumlu ya da olumsuz gelişmeleri algılama biçimlerini de etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı; örgütsel adalet ve kontrol odağının örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisi ile kontrol odağının örgütsel adalet ile örgütsel yabancılaşma arasındaki düzenleyici rolünün test edilmesine yöneliktir. Ayrıca bu kavramların meslekler ve demografik değişkenlere göre farklılaşıp, farklılaşmadığının da belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma evrenini; Hatay' da faaliyette bulunan özel hastane çalışanları oluşturmuştur. Veriler anket yöntemi yoluyla toplanmış, Yapısal Eşitlik Modeli yoluyla test edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; çalışanların örgütsel adalet algıları ile örgütsel yabancılaşmaları arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer bir sonuca göre ise; kontrol odağının alt boyutları olan, dışsal ve içsel kontrol odakları yine örgütsel yabancılaşmayı olumsuz şekilde etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca örgütsel adalet ile içsel kontrol odağı arasında olumlu bir ilişki olduğu yönündeki hipotezimiz desteklenirken, dışsal kontrol odağı ile örgütsel adalet arasında olumsuz bir ilişki olduğu şeklindeki hipotezimiz araştırma sonuçlarımız ile desteklenmemiştir.

Denetim odağıHastanelerSağlık personeli+4
Gülizar Zan
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımları

Bu araştırmanın amacı Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımlarını belirlemektir. Olgubilim modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu Hatay ili Altınözü ilçesinde görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Söz konusu formda 18 açık uçlu soru yer almaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini yeterli seviyede görmedikleri, 2018 Türkçe Öğretim Programının Suriyeli öğrencilere yönelik yetersiz buldukları ve programın güncellenmesi gerektiğini düşündükleri belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenler, Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerine yönelik ilgilerinin yeterli olmadığını, ders kitaplarının yetersiz kaldığını, öğretmenlerin daha fazla etkinlik ve materyal kullanmaları gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca öğretmenlerin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini geliştirmeye yönelik çözüm önerileri belirlenmiştir.

Dil becerileriDinleme becerisiKonuşma becerisi+7
Umut Çelik
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bir kamu politikası olarak Türkiye'de su yönetimi: Güneydoğu Anadolu Projesi özelinde bir inceleme

Su, evrendeki tüm canlı hayatı için vazgeçilemez, ikame edilemez düzeyde hayati öneme sahip doğal bir kaynaktır. Su; yaşamın ayrılmaz bir parçası olmanın yanı sıra sürdürülebilir tarım, endüstriyel üretim, hidroenerji, ulaşım ve turizm alanlarında da gelişmenin kaynağını oluşturmaktadır. Fakat günümüzde su kaynaklarında yaşanan nitel ve nicel azalmalar, kaynakların sürdürülebilir ve verimli kullanımını, etkin yönetilmesini tüm yönetimler için zorunluluk haline getirmiştir. Bu açıdan su kaynaklarının kontrol edilerek sorunların önlenmesi ve su kaynaklarından en verimli şekilde yararlanılması maksadıyla dünyada ve Türkiye'ye suya dayalı kalkınma projeleri uygulanmaya çalışılmıştır. Ülkemizde suya dayalı ilk ve en büyük entegre kalkınma projelerinin başında ise Güneydoğu Anadolu projesi (GAP) gelmektedir. Fakat uygulama sürecinde yaşanan sorunlar nedeniyle proje kırk yılı aşkın süredir tamamlanamamıştır. Bu çalışma, GAP Bölgesi'nde su yönetiminden sorumlu kurumlarda çalışanların Türkiye'de su yönetimine ve GAP'a yönelik tutumlarını irdelemek, GAP'ın uygulama sürecinde ortaya çıkan yasal, kurumsal ve toplumsal sorunların nedenlerini tespit etmek ve çözümüne yönelik politika önerileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde su yönetimine ilişkin kavramlara, su kaynaklarına ve dağılımlarına, suyun kullanım alanlarına ve tüketim miktarlarına, su sorunlarına neden olan faktörlere, su yönetimine yönelik yaklaşımlara ve verimli su yönetim uygulamalarına yönelik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde dünyada ve Türkiye'de su yönetiminin tarihsel gelişimine, kurum ve aktörlerine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Güneydoğu Anadolu Projesi'nin tarihsel gelişimine ve süreç analizine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise alan araştırmasından elde edilen bulgulara ve analizine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Çalışma diğer çalışmalardan farklı olarak Türkiye'de su yönetimine ve GAP'a yönelik kamusal görüşü ilk kez bütünüyle olarak ortaya koyması, GAP'ta su yönetimine ilişkin süreç analizini yapması ve çözüme yönelik öneriler geliştirmesi bakımından önem arz etmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Su Yönetimi, Su Sorunları, Su Politikası, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)

GAPSu politikalarıSu sorunu+1
Ömer Faruk Bilbay
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisi: Türkiye örneği

Küresel konjonktürde, sorunlu krediler, banka bilançolarının aktif kalitesinin bir göstergesi olarak ifade edilmektedir. Özellikle, Türkiye gibi, bankacılığın finansal sistemdeki yerinin oldukça önemli olduğu ülkelerde, banka aktiflerinin kalitesinde bozulma meydana gelmesi, finansal piyasaların yanı sıra tüm ekonomiyi etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de son yıllarda kur şoklarıyla yeniden gündeme gelen döviz kurları ile sorunlu krediler ilişkisinin 2005:Q4-2017:Q4 dönemi için ARDL analiz yöntemiyle araştırılmasıdır. Çalışmada, öncelikle kredi ve sorunlu krediler ele alınmış olup, sorunlu kredilerin Türk bankacılık sektöründeki durumu incelenmiştir. İkinci bölümde döviz kuruyla ilgili temel kavramlar, döviz kuru rejimleri ve döviz kurunu etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisine yönelik teori ve literatür araştırmasına yer verilmiştir. Yapılan literatür araştırmasında, döviz kuru ile sorunlu krediler arasında güçlü bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır. Son bölümde ise çalışmaya ait ampirik bulgulara yer verilmiş olup, ele alınan değişkenler arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. ARDL yöntemiyle, değişkenler farklı düzeylerde durağan hale gelseler dahi eşbütünleşme ilişkisi tespit edilebilmektedir. Aynı zamanda, ARDL analizi kapsamında kurulan hata düzeltme modeli, hem kısa dönem hem de uzun dönem için değişkenlerle ilgili bilgi vermektedir. ARDL analiz yönteminin diğer bir özelliği ise az sayıda gözlem içeren serilerle çalışıldığında bile sapmasız ve tutarlı sonuçlar vermesidir. Çalışmanın analiz kısmında, ARDL eş bütünleşme testi kapsamında, öncelikle sınır testi uygulanmış ve çalışmada ele alınan değişkenler arasında eş bütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Eş bütünleşme ilişkisi tespit edildikten sonra ARDL modeli kurulmuş ve değişkenler arasındaki ilişki uzun ve kısa dönem için analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hem uzun hem de kısa dönemde, reel efektif döviz kuru artınca, sorunlu kredilerin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarDöviz kuru+5
Gizem Baş
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00