Hitit University
Discipline

Public Finance

Hitit University

1,484

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Vergi harcamalarının gelişimi ve yükselen piyasalar: Türkiye ve Latin Amerika karşılaştırması

Toplumsal yapı; düzenini ve devamlılığını sağlamak adına egemenlik gücüne dayanan, çeşitli görev ve sorumlulukları ile toplumun idaresinden sorumlu en üst siyasi yapı olan devlete gereksinim duymaktadır. Devlet toplumun yaşamsal faaliyetlerinin sürdürülmesi için toplumsal düzeni sağlamak gibi çeşitli amaçlar doğrultusunda politikalar benimseyerek ekonomik, sosyal ve siyasi pek çok kamu hizmeti gerçekleştirmektedir. Devlet klasik işlevleri doğrultusunda sosyal yaşama adalet, güvenlik, eğitim, sağlık gibi alanlardaki hizmetleri ile dahil olmakla birlikte sosyal amaçların yanı sıra ekonomik ve siyasi pek çok amaç için de maliye politikalarına başvurmaktadır. Maliye politikaları kamu harcamaları ve kamu gelirleri gibi araçlardan yararlanarak uygulanmaktadır. Devlet gerçekleştirdiği kamu hizmetleri için bir finansmana ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetleri için gereken bu finansmanın büyük bir kısmını devlet yine kamudan yani halktan aldığı vergiler yolu ile karşılamaktadır. Vergiler bir toplumun ve devletin vazgeçilmez bir unsuru olsa da vergilerin birey ve gruplar üzerinde oluşturduğu gelir azaltıcı etkiler ekonomik ve sosyal açıdan olumsuzluk teşkil edebilmektedir. Böyle durumlarda devlet birey ya da grupların üzerindeki vergi yüklerini hafifleterek gerek ekonomik gerekse sosyal amaçlarla topluma örtülü bir teşvik sağlamaktadır. Bu vergi harcamaları uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir. Vergi harcamaları her ne kadar kamu harcaması niteliği taşıyan bir mali araç olsa da kamu harcamaları içerisinde yer almamaktadır. Vergi ayrıcalığı tanınan kişi ya da gruplara yönelik muafiyet, istisna ve indirim gibi uygulamalarla devlet, alacağı vergilerin bir kısmından vazgeçerek vergi harcama amaçlarını gerçekleştirmektedir. Toplumsal hizmetlerin maliyetini karşılamak için yararlanılan en önemli kaynak olan vergilerin de toplanma maliyeti bulunmaktadır. Devletler sorumlulukları gereği elde ettikleri gelirlerin bir kısmını dolaylı olarak sübvanse etmek yerine doğrudan alacağı vergilerden vazgeçme yoluna gidebilmektedir. Bu şekilde önce vergiyi alıp yeniden dağıtıma yönlendirmek yerine, bürokrasi ve maliyetleri devre dışı bırakarak alacağı vergilerden belirli ölçütlerle vazgeçmektedir. Vergi harcamaları kavramsal ve yapısal olarak her ülke için farklı anlam ve nitelendirmelere sahip olabilmekte ve farklı amaçlara hizmet eden bir araç olarak kullanılabilmektedir. Örneğin gelişmiş ülkeler vergi harcamalarını daha çok ekonomik istikrar amacı ile piyasada dengeyi sağlamaya yönelik kullanırken, gelişmekte olan ülkelerde yatırım ve harcama gibi ekonomik kararların etkilenmesi ve artması dolayısı ile ekonomide kalkınma sağlanması amacı ile kullanmaktadır. Ülkelerin vergi harcamalarına bakış açıları ya da hesaplama ve raporlama yöntemleri farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada devletlerin kaynak dağılımı adaleti ile ekonomik refah gibi mali amaçları doğrultusunda en önemli gelir kaynaklarından biri olan vergilerden gönüllü olarak vazgeçerek uyguladıkları vergi harcama politikalarının yıllara göre uygulanma oranları incelenerek söz konusu politikaların amacına uygun sonuçlar doğurup doğurmadığı ve vergi adaleti ile kaynak dağılımında adalet üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Özellikle ülkemizin de içerisinde bulunduğu seçilmiş yükselen piyasa ekonomilerinde vergi harcamalarının incelenmesi ve vergi harcamalarındaki değişimlerin olumlu ya da olumsuz sonuçlarının analiz edilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma; "Vergi Kavramı Çerçevesinde Vergi Harcamaları", "Vergi Harcaması Kavramı Gelişimi ve Yükselen Piyasalar" ve "Yükselen Piyasalarda Vergi Harcaması Uygulamaları: Türkiye ve Latin Amerika Ülkeleri" olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde çalışmamızın ana kavramı vergi harcamalarına bir temel oluşturmak amacıyla vergi, vergi yükü gibi kavramlar ele alınacaktır. Sonra vergi harcamaları kavramının küresel anlamda ilk ortaya çıkışı ve gelişimi incelenerek vergileme ilkeleri ile uygunluk gösterip göstermediğine bakılacaktır. Sonrasında ülkemizin de içinde yer aldığı Yükselen Piyasa Ekonomileri kavramı ele alınacaktır. Yükselen piyasa sınıflandırması içerisinde ülkemizle benzerlik gösteren Latin Amerika ülkelerindeki vergi harcama kavramı ve gelişimi ele alınacaktır. Genel olarak seçili ülkeler ile ülkemizin karşılaştırılması ile Latin Amerika ülkeleri vergi harcamalarına daha fazla öncelik vermektedir.

Gelişmekte olan piyasalarKarşılaştırmalı analizLatin Amerika ülkeleri+4
Rabia Kapucu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde ve verginin tahsilinde idari ve yargısal çözüm yollarının etkililiğinin karşılaştırmalı incelenmesi

Vergi mevzuatının uzun olması ve sade olmayışı nedeniyle uygulanması veya yorumlanması zordur. Bu zorluğun doğal sonucu olarak bazı hallerde idare ile mükellef arasında uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Devletin buradaki temel görevi uyuşmazlığın evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde adil ve hızlı bir biçimde çözümlenmesini sağlamaktır. Vergi ihtilafının çözümünde yargısal ve idari olmak üzere iki yol vardır. Bu yollarının hangisinin adaleti gerçekleştirmede ve vergi tahsilatında, birey ve devlet açısından daha etkili olduğunun araştırılması toplum ve birey bakımından önemlidir. Bu araştırmanın amacı vergi uyuşmazlıklarının çözümünde ve verginin tahsilinde idari ve yargısal çözüm yollarının karşılaştırmalı olarak ne derecede etkili olduğu sorusuna cevap bulmaktır. Çalışmada vergi uyuşmazlığı kavramının kavramsal çerçevesi ortaya konularak refah devletinde vergilendirmenin rolü üzerinde kısaca durulmuştur. Türk vergi yargısının nitelikleri göz önüne alınarak, vergi uyuşmazlıklarının çözüm yollarını etraflıca incelenerek taraflar açısından doğuracağı avantaj ve dezavantajları değerlendirilmiştir. Uyuşmazlığın bir tarafı olan mükellef tarafından tercih edilen yolun kendileri açısından en avantajlı yol olup olmadığını belirlemek önemlidir. Vergi uyuşmazlığının diğer tarafı olan idare bakımından da en etkili ve avantajlı yolun tespit edilmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda çalışmada, vergi uyuşmazlıklarının vergi mahkemeleri önüne taşınmasının vergi alacaklısı olan devlet, vergi borçlusu olan mükellef ve vergi yargısı açısından etkileri ortaya konulmuştur. Çalışmada, ayrıca uyuşmazlıkları önleyecek nitelikteki tedbirlerin belirlenmesi ve bu tedbirlerin etkin hale getirilmesi hususu ile vergi uyuşmazlıklarının çözümünde alternatif olabilecek yolların geliştirilmesinin uyuşmazlıkların tarafları ve vergi yargısı açısından sağlayacağı katkılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Mustafa Bostancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Gender-based budget approaches in OECD countries

Although the concepts of gender and gender are related to each other, they have semantic differences. The concept of gender generally refers to the anatomical and other biological differences between men and women. The concept of gender, on the other hand, refers to social and cultural expectations based on the behaviors and attitudes attributed to men and women according to the cultural and value judgments of the society, apart from defining biological differences. The difference in the roles attributed to women and men due to the value judgments of the society has been a factor in the formation of the problem of inequality based on gender. Gender-based inequality is a problem that directly affects many areas of society, especially social and economic. The gender-based budgeting approach adopted by public authorities in order to prevent gender inequality draws attention. This approach is an approach that aims to reduce gender inequality and can improve budgeting depending on fiscal policies and administrative procedures by the public. While it focuses on how public resources are collected and spent, it creates a strategy for equal distribution of women and men according to their priorities and minimizing gender discrimination. The gender-based budgeting approach aims to promote gender equality and women's rights in the budget process, increase gender-sensitive participation, and promote accountability and transparency in financial planning. Despite the gender inequality problem of countries, gender based budgeting policies differ according to the structural characteristics of the society. In this study, gender-based budgeting strategies and practices of 38 countries that are members of the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD) were examined. The data of the 38 countries covered in the study for the period 2010-2022 on gender equality were analyzed comparatively. The gender equality statuses were evaluated according to the gender equality-based budgeting approaches of the countries.

Ezgi Zeynep Ayaz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma sanayinin gelişimi ve savunma harcamalarının ekonomik büyüme ile ilişkisi

Dünya üzerinde devletler resmi olarak kurulduklarından bu zamana kadar birbirleri ile sürekli mücadele halinde olmuşlardır. İlk ateşli silahların kullanılmasından sonra ülkeler bu güce sahip olmayı hedeflemişler ve bu alanda çalışmaya başlamışlardır. Ülkelerin büyümeleri başka toprakları istila etmeleri ve kendilerine kaynak aramaları ülkeler arasında savaş durumlarının olmasına neden olmuştur. Dönem dönem farklı coğrafyalarda meydana gelen savaşlar 1. Dünya Savaşı ile tüm dünyada etkisini göstermiştir. 1. Dünya Savaşı'nda ülkelerin savunma sanayisine verdikleri önem, savaşın kazanan devletlerde açıkça görülmektedir. 1. Dünya Savaşından sonra ülkeler, kendilerini korumak ve gelecekte meydana gelecek olan bir savaşa hazırlıklı olma adına savunma sanayilerini arttırma çabasına girmişlerdir. Aradan çok uzun bir zaman geçmeden ortaya çıkan 2. Dünya Savaşı ise savunma teknolojisinin daha fazla arttığı bir dönem olarak görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin, 2. Dünya Savaşı sırasında Atom Bombası kullanması ise savunma sanayisinde meydana gelen ilerlemeyi tüm dünyaya göstermiştir. Yapılan bu tezde askeri harcamaların ekonomik boyutu ele alınarak ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelenecektir. Bunun için Almanya, İtalya, Güney Kore ve Türkiye'nin savunmaya yönelik gerçekleştirdiği harcamaların ekonomik büyüme üzerine etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonucunda savunma harcamalarının ekonomik gelişim üzerine pozitif yönlü bir etkisinin olmadığı görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Askeri Harcamalar, Ekonomik Büyüme

Askeri harcamalarBüyümeEkonomik büyüme+4
Ali Kayan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sigara bağımlılığı mücadelesinde mali uygulamalar ve etkileri

Türkiye'de her yıl sigara kullanımı sonucu 100.000 civarı vatandaş hayatını kaybetmektedir. 2025 yılına kadar sigara içenlerin sayısının 1.6 milyona ulaşması beklenmektedir. Sigara dumanında ise hangi sigarada ne kadar olduğu bilinmemekle birlikte yaklaşık 1400 katkı maddesi bulunmaktadır. Tütün kullanımının önlenebilir bir ölüm nedeni olması ve sigara bağımlığının vazgeçilebilir bir alışkanlık olması devletlerin düzenleyici rolünü arttırmaktadır. Sigara ile mücadele kapsamında alınan önlemler, yapılan çalışmalar ve verilen eğitimlerle, sigara bağımlılığından kurtulan pek çok insan bulunmaktadır. Türkiye'de tütün kontrolü, Sağlık Bakanlığı'nın temel önceliklerinden biri olmuştur. Dolayısıyla tütünle mücadelede çeşitli kanunlar çıkarılmış ve uluslararası sözleşmelere imza atılmıştır. Ulusal Tütün Kontrol Programı Eylem Planı (2015-2018) ile 2018 yılına kadar sigara kullanımını azaltmaya yönelik çeşitli amaçlar belirlenmiştir. Sigara vergileri yıllar itibariyle genel olarak arttırılmıştır. Bu çalışmada odaklanılan temel soru, artan vergilerin sigara kullanımını azaltıp azaltmadığıdır. Elde edilen verilerde görülmektedir ki tütün ürünlerinden alınan toplam vergilerin miktarı önemli miktarda artmaktadır. Diğer taraftan tüketicilerin kaçak sigara kullanımı ve kayıt dışı ekonominin arttığı görülmektedir. Artan vergi oranlarının sigara kullanımını önemli derecede azaltmadığı ve devletin gelirlerini artırdığı ifade edilebilir. Bu nedenle devletin bu alanda elde ettiği vergileri sigara kullanımını azaltmaya yönelik eğitim ve uygulamaya dönük yaptırımlarda kullanması gerekliliği ortaya çıkmakta ve gerçek amacına daha da yaklaştıracağı düşünülmektedir.

BağımlılıkSigaraSigara içme
Hatice Aşkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de belediyelerde performans esaslı bütçe sisteminin etkinliği: Kütahya Belediyesi örneği

Yerel halkın yönetime katılmasının ilk aşaması olarak görülen yerel yönetimlerin önemli bir paya sahip olan birimlerinden bir tanesi belediyelerdir. Bunun en önemli sebebi ise belediyelerin halka en yakın yönetim birimi olmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar dayanan belediye çalışmaları, günümüzde demokratikliği, şeffaflığı, hesap verilebilirliği, etkinliği ve verimliliği ile kurumsal gelişimlerini devam ettirmektedir. Kamu ihtiyaçlarının gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan gelirler ile giderlerin, belli bir düzen çerçevesinde planlanması ve uygulanması ihtiyaçlarının ortaya çıkması bütçe sistemi kavramını doğurmuştur. Çalışmada esas alınan Performans Esaslı Bütçe Sistemi, modern bütçe anlayışlarının en gelişmiş şeklidir. Performans Esaslı Bütçe Sisteminin temel amacı, devlet-vatandaş ilişkisinin iyi yönde ilerleyebilmesi için gerekli yapıların geliştirilmesidir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile başlatılan mali yönetim uygulamaları çerçevesinde; belediyelerdeki kaynakların etkin kullanımının, yönetimin mali saydamlık ve hesap verebilirlik prensipleri çerçevesinde yürütülmesi hedeflenmiştir. Performans Esaslı Bütçe Sisteminin belediyelerde uygulanması ve etkinliğinin araştırılması amacıyla hazırlanmış olan bu çalışmada Kütahya Belediyesi örnek kurum olarak incelenmiştir. Kütahya Belediyesi'nin PEBS'ne geçmesi ile birlikte işleyiş bakımından daha açık, şeffaf ve katılımcı bir yapıya ulaştırılması yönünde olumlu bir geçiş sürecinde olduğu gözlenmiştir.

BelediyelerBütçelemeBütçeleme sistemleri+2
Hamdi Eşiyok
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel hastane hizmetlerinde asimetrik bilgi ile ahlaki tehlike ilişkisi

Bu çalışmanın amacı özel hastane hizmetlerinden yararlanan insanların sahip olduğu asimetrik bilgi ile maruz kaldıkları ahlaki tehlike arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda Dumlupınar Üniversitesi akademik personeli özelinde anket uygulanmıştır. Çalışmada ikili lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. İkili lojistik regresyon analizinde iki model oluşturulmuştur. Birinci model asimetrik bilgi değişkenlerinin ve demografik bilgilerin, özel hastane kullanımı ile arasındaki ilişkisini tespit etmek için oluşturulmuştur. İkinci model ise asimetrik bilgi ile ahlaki tehlike arasındaki ilişki üzerine olup asimetrik bilgi değişkenleri ve demografik bilgilerin ahlaki tehlike ile ilişkisini tespit etmek için oluşturulmuştur. Birinci modelin sonuçları şu şekildedir: Erkekler kadınlara göre 0,392 kat daha az özel hastane kullanımını tercih etmektedirler. Yaşı yüksek olanlar yüksek olmayanlara göre 0,704 kat daha az özel hastane kullanımı tercih etmektedir. Geliri yüksek olanlar yüksek olmayanlara göre 1,683 kat daha fazla özel hastane kullanımını tercih etmektedir. Özel hastaneye gittiğinde doktorundan tedavisiyle ilgili süreçler hakkında tam bilgi alanlar, almayanlara göre 1,804 kat daha fazla özel hastane kullanımını tercih etmektedirler. İlk 10 gün içerisinde özel hastane doktorları tarafından kontrole çağrılanlar, çağrılmayanlara göre 1,927 kat daha fazla özel hastane kullanımını tercih etmektedirler. Özel hastanelerin duvarlarında asılı yasal bilgilendirmeleri okuyanlar, okumayanlara göre 1,790 kat daha fazla özel hastane kullanımını tercih etmektedirler. İkinci modelin sonuçları ise şu şekildedir: Özel hastaneye gittiğinde özel hastanelerin nasıl bir hizmet sunacağı bilgisine sahip olanlar, olmayanlara göre 0,454 kat az ahlaki tehlikeye maruz kalmaktadırlar. Özel hastaneye gittiğinde doktorundan tedavisiyle ilgili süreçler hakkında tam bilgi alanlar, almayanlara göre 0,437 kat daha az ahlaki tehlikeye maruz kalmaktadırlar. Özel hastaneye gittiğinde doktorundan tedavisiyle ilgili süreçler hakkında tam bilgi alanlar, almayanlara göre 0,437 kat daha az ahlaki tehlikeye maruz kalmaktadırlar. Özel hastanede aldığı hizmetlerin masraflarından haberdar olanlar, olmayanlara göre 0,590 kat daha az ahlaki tehlikeye maruz kalmaktadırlar. Özel hastanelerde hizmet almaya gittiğinde kendini hastadan daha çok müşteri gibi hissedenler, hissetmeyenlere göre 6,164 kat daha fazla ahlaki tehlikeye maruz kalmaktadırlar. Özel hastanelerin acil hizmet birimlerinde tedavi için ücret ödeyenler, ödemeyenlere göre 1,714 kat daha fazla ahlaki tehlikeye maruz kalmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Asimetrik Bilgi, Ahlaki Tehlike, Özel Hastane Hizmetleri, İkili Lojistik Regresyon Analizi

Ahlaki tehlikeAsimetrik enformasyonLojistik regresyon analizi+2
Nurten Şekerci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de devlet teşviklerinin yenilenebilir enerji sektörüne yansımaları

Fosil enerji kaynaklarının kullanılması sonucu ortaya çıkan zararlı etkilerin giderilmesi için alternatif enerji kaynağı olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi hızla artmaktadır. Artan bu önem karşısında devletler yenilenebilir enerji alanında yapılacak yatırımları farklı teşvik politikalarıyla destekleyerek enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmayı hedeflemektedirler. Yapılan bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmak için Türkiye'de devlet tarafından verilen teşvikler incelenmiştir. Bu kapsamda, enerjinin tarihsel gelişimi ve yenilenebilir enerji kaynakları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bir sonraki bölümde ise yenilenebilir enerji sektöründe verilen teşvikler incelenmiş Dünya'da ve Türkiye'de uygulanan teşvik politikalarına yer verilmiştir. Sonuç olarak verilen teşviklerin yeterlilik düzeyi değerlendirilmiş ve bu kaynakların kullanımını arttırmak için yatırım öncesi ve yatırım sonrası olmak üzere danışmanlık hizmeti, ar-ge çalışmalarının özendirilmesi, izin, lisans ve belge alımlarının kolaylaştırılması, teşvik fiyatlarının bütçe dengesi göz önünde bulundurularak arttırılması, yerli ekipman üretiminin ve tüketiminin desteklenmesi ile tüketicilerin de teşvik kapsamına alınması gerektiği önerisinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Enerji, Yenilenebilir Enerji, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Devlet Teşvikleri

Devlet desteğiEnerjiTeşvik politikaları+3
Hasan Kınacı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de düzenleyici denetleyici kuruluşların bütçe yapılarının analizi: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu örneği (2005 - 2014 Dönemi)

Bu çalışmanın amacı, Düzenleyici ve Denetleyici Kurum (DDK) kavramını açıklamak, bu kurumların Dünya'daki gelişimi üzerinde durmak ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) görev-gelir ve bütçesel yapılarını inceleyerek kurum hakkında bilgi vermektir. Çalışmada öncelikle DDK kavramı, ortaya çıkışları, yayılma süreçleri, gelişimleri ve özellikleri ele alınmıştır. Ardından Dünya'da DDK örneklerine yer verilmiştir. Daha sonra, ikinci bölümde Türkiye'de DDK'ların ortaya çıkış nedenleri ve gelişimleri, yönetim yapıları ve türleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, BDDK'nın son 10 (on) yıllık bütçesi incelenmiş, bu yıllara ait gelir bütçeleri ve gerçekleşme durumları, ödenek ve harcama gerçekleşme durumları tablolar yardımıyla anlatılmış, ödenek ve harcama durumları grafik yardımıyla ortaya konulmuştur.Kurum bütçesi, DDK ve merkezi yönetim bütçeleri ile karşılaştırılarak bütçe büyüklüğü oransal olarak ortaya konmuştur. Yapılan harcamaların ve elde edilen gelirlerin kurumun kuruluş felsefesine uygun olduğu, kurumun kendi dinamikleriyle geliştiği, bütçe rakamlarının kurumun yıllık olarak ihtiyaçları karşıladığı,siyasi iradeden bağımsız hareket ettiği ve kuruluşda amaçlandığı gibi özerk yapıyı sürdürdüğü ortaya çıkartılmıştır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme KurumuBütçe
Öner Kemer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamusal harcamaların mali ve hukuki değerlendirilmesi

İnsanoğlunun birlikte yaşam sürmeye başlaması ile ortaya çıkan devlet idaresi, üzerinde yaşayan halka çeşitli hizmetler sunmakta ve bu sunulan hizmetlerin de yerine getirilmesi için belirli harcamalar yapmaktadır. İşte devletin birtakım harcamalar yapma zorunluluğu "kamu harcamaları" kavramını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde ülkelerin mali politikaları genellikle kalkınma ve refah düzeyini yükseltme amaçlı olmakta ve eğitim, sağlık, çevre, milli savunma, alt yapı şeklinde çeşitli sınıflara ayrılmaktadır. Siyasal süreçlerdeki değişiklik ve demografik artışlar nedeniyle kamu harcamaları gün geçtikçe daha ağır işleyen bir yapıya bürünmüştür. Gün geçtikçe olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaya başlayan kamu harcamalarındaki artış olgusu, kamu mali yönetiminin yerinde kullanılmayan, etkinliği bulunmayan ve verimlilik olarak düşük seviyelerde bulunan harcamaların ortaya çıkmaması düşüncesiyle koruma altına alınmasını gerektirmiştir. Kamu mali yönetiminin korunması ise kamu harcamalarında verimliliğin ve etkinliğin artırılmasını gerektirmektedir. Çalışmada teorik bilgiler verilerek kamu harcamalarına giriş yapılırken, denetim ve denetimin kamu harcamaları üzerindeki etkinlik ve verimliliğine yönelik dışsallıklar tanımlanmakta ve kamu harcamalarındaki etkinlik ve verimlilik metotlarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, kamu harcamaları ve kapsamı incelenmiştir. Kamu harcamalarının etkinliği ve verimliliği ikinci bölümde tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, denetim ve denetimin kamu harcamalarının etkinliği ve verimliliği üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Dördüncü ve son bölümde kamu harcamalarının etkinliği ve verimliliği üzerine yapılan çalışmalar ve bizim değerlendirmelerimiz ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu Harcamaları, Etkinlik, Verimlilik, Denetim Faaliyeti

DenetimEtkinlikKamu harcamaları+1
Ömer Dönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Belediye iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesi: İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) A. Ş. örneği

1970'li yılların sonlarında etkisini artıran ekonomik kriz ile gelişmiş ülkelerde kamu hizmetlerinin sunum yöntemleri sorgulanmaya başlanmış kamu idaresinin teorisyenler ve uygulayan birimlerce yeniden ele alınmasını sağlamıştır. Kapitalist sistemin, 1970'li yılların sonlarında etkisini artıran ekonomik krizden çıkış yolu olarak gördüğü neo-liberal politikalar, bu tarihten sonra başta gelişmiş ülkelerde ve ardından gelişmekte olan diğer ülkelerle birlikte ülkemizde de uygulanmaya başlanmıştır. Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelere kayıtsız kalmayan Türkiye'de Neo-liberal politikaların etkinliğini artırmasıyla birlikte yerel hizmetlerin sunulmasında da değişiklikler yaşanmaya başlanmış, yerel idareler halkın ihtiyaçlarını etkin ve verimli bir biçimde yerine getirebilmek için yeni hizmet araç ve teknikleri bulma ve geliştirme gayreti içine girmişlerdir. Özelleştirme olgusunun dünyanın gündeminde yer aldığı bu dönemde, Türkiye'de de yerel hizmetlerin sunumunda özel sektör kuruluş ve yöntemlerinden yararlanma yoluna gidilmiştir. Kamu hizmetlerinin sunumunda verimlilik ve etkililiği en üst seviyeye çıkarma amacıyla yola çıkan belediyelerimiz, kamu sektörü içinde özel sektör olmanın vermiş olduğu avantajlardan yararlanmak istemişlerdir. Yerel hizmet sunucusu belediyeler, özel sektör statüsünden yararlanmak, bazı kamu hizmetlerini daha etkin ve verimli yerine getirmek amacı ile kamu hukukunun ve bürokrasinin katı kurallarından ve hantal yapısından kurtulmak için ekonomik girişimlerini belediye iktisadi teşebbüsleri kurma yolunu tercih ederek yerine getirmişlerdir. Bu ekonomik gelişmeler göz önüne alınarak bu tez çalışmasında belediyelerin ekonomik girişimlerinin bir sonucu olarak doğan belediye iktisadi teşebbüsleri detaylı olarak tanıtılmış, kuruluş itibariyle bir belediye iktisadi teşebbüsü olan İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ'nin 2011 yılında satılarak özelleştirilmesinin analizi yapılarak sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Özelleştirme, Belediye İktisadi Teşebbüsleri. Kamu Hizmeti, Özelleştirme Yöntemleri

Belediye iktisadi teşebbüsleriDeniz otobüsüÖzelleştirme
Rüstem Özcan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği Hibe Fonlarının vergi gelirleri üzerindeki etkisi, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu hibeleri örneğinde bir değerlendirme

Avrupa Birliği hibeleri ile günümüzde birçok yatırım yapılmaktadır. 2007-2013 yıllarında Avrupa Birliği Fonlarından ülkemiz faydalanmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği fonlarından ülkemize 2014-2020 yılları için 4.4 Milyar Avro hibe verilecektir. Avrupa Birliği ilk kez 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ismi altında kurulmasından sonra Türkiye 31 Temmuz 1959 yılında Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. Sonrasında uzun süreç devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu arasında imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Topluluk programlarına katılımı ile ilgili genel prensipleri düzenleyen 26 Şubat 2002 tarihli Çerçeve Antlaşması'nda öngörülen şartlara uygun olarak Mutabakat zaptını imzalamıştır. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ise Avrupa Birliğine Katılım öncesi Mali Yardım Aracı Kırsal Kalkınma Fonu(IPARD) Programını uygulamak üzere kurulmuştur. Bu çalışmada; Avrupa Birliği hibe fonları, Avrupa Birliği Hibe fonları hakkında bilgiler verilmiştir. Sonrasında özel olarak Avrupa Birliği Hibeleri Kırsal Kalkınma Hibe hakkında bilgiler verilerek örnek bir proje üzerinde durulmuştur. Hazine'nin verdiği hibelerin Hazine'ye geri döndüğü tezi savunulmuştur. Avrupa Birliği Hibeleri vergiden muaf olduğu için yatırım sonucunda oluşturulan katma değer ile vazgeçilen vergi açısından hibe fonlarını değerlendirilmiştir. IPARD Kapsamında Hibe verilen bir işletme seçilerek oluşturduğu katma değer incelenmiş ve vergi muafiyeti ülkemiz vergi sistemi açısından da değerlendirilmiştir. Sonuçta Hazine tarafından verilen hibe ile vergi arasındaki ilişki araştırılarak yapılan yatırım ile Hazine gelirleri açısından olumlu bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Hibe Fonları, Hibe Fonları, Hazine, IPARD, TKDK, Hibe,Fonlar, Vergi Muafiyeti,

Avrupa BirliğiFonlarHibe destek kredileri+4
İhsan Kaymak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

657 Sayılı Yasaya tabi devlet memurların emekliliği üzerine yardım sandıklarının etkisi: "İLKSAN örneği

Türkiye'de 30 milyona yakın çalışan olduğu bilinmektedir. Bu çalışan kesim; sektörel, unvan, kıdem ve kademede birçok faktörün belirlediği bir sistem kapsamında çalışma hayatında yer almaktadır. İş hayatı zaman açısından, insan ömrünün önemli bir kısmını işgal etmektedir. Bu emeğin bir karşılığı olarak aynı kazanç ve haklara sahip olma beklentisi içerisinde bir emekli hayatı düşlemektedir. Bu çalışmada iş hayatı boyunca kazanılan gelirler ve bununla birlikte özlük haklarının, emeklilik döneminde nasıl aynı şekilde devam edebileceği sorusuna cevap verebilme gayesi güdülmüştür. Bu cihetle, tabi olunan sosyal güvenlik sistemleri kapsamında ülke genelinde sayıca çoğunluğu oluşturan ücretli çalışanlar ile kamu kesimi çalışanlarının emeklilik dönemlerine geçişte hangi sisteme dâhil edildikleri mali oluşumlar içinde incelenmiştir. Bu çalışan kesimin sahip olduğu sosyal haklar yönüyle hukuki ilişkisi ele alınmıştır. Ayrıca Türkiye'de mevcut emeklilik sistemlerinin tarihi gelişimleri araştırılarak, ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Ücretli olarak veya kamu kesiminden memurların çalışma hayatında emeklilik dönemine ilişkin elde edilen sosyal hak ve yardımlar ile aynı kanunlara tabii olup; diğer özel ve tüzel kurum ve kuruluşlar bünyesinde oluşturulan vakıf sandıklarına mensup çalışanların emeklilik dönemlerine ait sosyal hak ve yardımlar karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Özellikle vakıf sandıklarının emeklilik ve diğer sosyal yardımlardaki vermiş olduğu katkının, vurgusu yapılan diğer kesim çalışanlarına uyumu için ortak bir vakıf sandığı sistemine dâhil edilmesi gerektiği önerisinde bulunulmuştur.

Devlet Memurları KanunuEmeklilikKanunlar 657 sayılı+4
Serdar Yolyapan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoksullar lehine maliye politikası: Türkiye'de 2002 sonrası döneme ilişkin bir inceleme

Yoksulluk, insan onuruna yakışır bir yaşam hakkını sınırlandıran ekonomik ve sosyal bir sorundur. Yoksullukla mücadelede ciddi görevler üstlenen hükümetlerin kamu kaynaklarını toplum refahını arttırıcı yönde kullanması esastır. Ancak bu kaynakların sınırlı olduğu ve yoksulların sürekli olarak sosyal yardımlarla desteklenmesinin sürdürülebilir olmadığı da acı bir gerçektir. Yoksulluğu azaltmayı hedefleyen ve bireylerin daha yüksek bir refah seviyesinde yaşamasını temin edecek politikaların uygulayıcısı konumunda olan hükümetler, maliye politikası araçlarını yoksulların varlık ve olanaklarını iyileştirici bir yönde etki oluşturacak biçimde kullanmaları halinde yoksullar lehine olumlu sonuçlar sağlayabilirler. Yoksullar lehine maliye politikası, sürdürülebilir ve geniş çaplı bir iktisadi büyümenin sağlanması, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve yoksulluğa yol açan risk ve tehditlerin azaltılması için bir dizi etkin tedbirleri içeren ve yoksulluğu azaltmada hükümetler tarafından yürütülen en kapsamlı ve en etkili ekonomi politikası aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Literatürde yoksullukla mücadeleye yönelik çalışmalar genelde sosyal yardımlar acısından ele alınmakta ve bu eksende politika önerileri sunulmaktadır. Bu çalışmada ise yoksullar lehine maliye politikasının teorik altyapısı oluşturularak yoksulluğu azaltmaya yönelik politikalar makroekonomik açıdan maliye politikası temelinde bir bütün olarak ele alınmış ve Türkiye özelinde yoksullar lehine maliye politikasının önemi, başarı şansı ve uygulama sonuçları incelenmiştir. Tezin son kısmında yoksullukla mücadelede alınması gerekli tedbirler ışığında Türkiye'nin 2023 ve 2030 yılları hedefleri ile uyumlu olan yoksullar lehine alternatif bir politika stratejisi geliştirilmiştir. Yoksullukla mücadele kapsamında son 15 yıllık süreçte Türkiye uygulaması incelendiğinde yoksullar lehine olumlu gelişmelerin yaşandığı ancak hala alınması gereken bazı tedbirlerin olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye'de yoksullar lehine maliye politikasının başarı şansını belirleyen en önemli faktörün güçlü bir siyasi istikrarın varlığı ve beraberinde mali disiplinin sağlanarak sürdürülebilir ekonomik büyüme ve makroekonomik istikrarı tahsis edici politika uygulamalarından geçtiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Türkiye'de yoksullar lehine maliye politikası uygulamalarında daha etkili sonuçlar elde edilebilmesi için dolaylı yaklaşım temelinde ekonomik büyümenin sağlanması ile dolaysız yaklaşım temelinde beslenme, barınma, sağlık, eğitim vb. sosyal içerikli politikaların eşgüdümlü bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ancak yoksulları doğrudan hedef alan sosyal politikaların yoksullar üzerindeki olumsuz etkisi düşünüldüğünde önceliğin makroekonomik istikrara ve ekonomik büyümeye verilmesi, hem yoksulluğa yol açan faktörlerin ortadan kaldırılmasına hem de mevcut yoksulların durumunun iyileştirilmesine katkı sunarak yoksullar lehine maliye politikasının başarı şansını arttırması kuvvetle muhtemeldir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Sosyal Koruma, Kapsayıcı Büyüme, Yoksullar Lehine Maliye Politikası.

Ekonomi politikalarıMaliye politikalarıRefah devlet+3
Kemal Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük vergilerinin yapısının, Türkiye gümrük ve Avrupa gümrük mevzuatı çerçevesinde karşılaştırılması

Gümrük Vergileri, geçmişten günümüze ülkelerin önemli gelir kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir. İlk olarak gümrük vergileri insanoğlunun varoluşu ile birlikte aile, kavim, toplum, devlet çerçevesinde oluşturdukları birlikler ile birlikte doğmaya başlamıştır. Ülkeler zamanla oluşan karşılıklı ilişkileri çerçevesinde birlikler oluşturmuş bu çerçevede gümrük vergilerinde düzenlemeler ve üçüncü ülkelere karşı vergilerin tarife, oran ve ayrıcalıklar kapsamında bazı düzenlemelere gidilmiştir. Bu çalışmada gümrük vergilerinin sistematik olarak tarihçesi ile birlikte mevzuat çerçevesinde uygulanış biçimi ele alınarak ülkemizdeki yapısı ele alınmıştır. Ülkemizde zamanla Avrupa Birliği'ne Gümrük Birliği ile birlikte yapısal değişikleri ve uygulanış biçimleri yıllar itibari ile ithalat ve ihracat rakamları ile ele alınılmaya çalışılmıştır. Bu kavramsal çerçevede gümrük istisna ve muafiyetleri, uygulanacak olan oran ve tarifelerindeki değişikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Başlangıcında verginin konusu, gümrük mevzuatına göre gümrük vergilerinin uygulanışı, gümrük vergilerinin önemi, amacı ve etkileri göz önünde bulundurularak açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak Türkiye'de uygulanan gümrük vergileri incelenerek Gümrük Birliği ile birlikte Avrupa Birliği ve Türkiye'nin karşılıklı olarak etkileri ortaya sunulmaya çalışılmıştır. Oluşan birliğin üçüncü ülke ve bazı topluluklara göre yapısal eksiklikler nedeni ile Türkiye'nin tam ve etkin bir şekilde kaynak sağlayamadığı sonucuna varılmıştır.

Avrupa BirliğiGümrük BirliğiGümrük vergisi+1
Hüseyin Altıntaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de obezite vergisinin kabul edilebilirliğine ilişkin bir alan araştırması

Obezite toplum sağlığını tehdit eden ve dünya genelinde oldukça yaygın olan küresel ölçekli bir sağlık sorunudur. Devletler bu sağlık sorunuyla mücadele etmek için mali ve mali olmayan birçok araç kullanmaktadır. Obezite ile mücadelede kullanılan mali araçların başında obezite vergisi gelmektedir. Sağlıksız gıdalar üzerinden ek bir mali yükümlülük olarak alınan obezite vergisi günümüzde birçok devlet tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de yaşayan halkın obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyini ölçmek ve bu düzeyi etkileyen faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, tabakalı rassal örnekleme yoluyla İİBS Düzey 1 bölgesinde ikamet eden 1683 bireye anket uygulanmış ve veriler SPSS 22 ve LISREL 8.51 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyi üzerinde ekonomik, siyasi, sosyo-psikolojik ve sağlık faktörlerinin etkili olduğuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, halkın obezite vergisi kabul edilebilirlik düzeyleri düşük çıkmıştır. Kabul edilebilirlik düzeyi en yüksek cinsiyet kadın, medeni durum bekâr iken meslek grubu kamuda çalışanlardır. Yaş, eğitim, aylık ortalama gelir, aylık gıda harcama miktarı ile obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyi arasında doğru yönlü bir ilişki vardır. Buna karşılık Beden Kitle İndeksi ile kabul edilebilirlik arasında ters yönlü bir ilişki ortaya çıkmıştır. Kurulan yapısal eşitlik modellemesi sonuçlarına göre ise kabul edilebilirlik düzeyini etkileyen ekonomik, sosyo-psikolojik, sağlık ve siyasi faktörlerin birbirleri ile ilişkili olduğuna ulaşılmıştır. Obezite vergisinin kabul edilebilirlik düzeyi üzerinde en fazla etkili faktör sağlık, ikinci ekonomi, üçüncü sosyo-psikolojik iken sonuncu sırada siyasi faktör yer almaktadır. Ekonomik faktör ile siyasi faktör kabul edilebilirliği negatif etkilerken sağlık ve sosyo-psikolojik faktörler pozitif yönde etkilemektedir.

GıdalarObeziteVergiler+1
Ulvi Sandalcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminin yapısı ve 2000-2015 dönemi vergi inceleme sonuçlarının analizi

Vergi, devletin birincil gelir kaynağıdır. Vergi, devletlerin hem gelir kaynağı hem de sosyal faydayı maksizimize etme aracıdır ve ekonomik birimlerin karar alma davranışlarında önemli bir rol oynar. Vergi denetimi, beyan usulüne dayalı vergilendirme sistemlerinde vergi kayıp kaçağını önlemede etkili bir maliye politikası aracıdır. Bu çalışma Türkiye'de vergi denetimi, özelde de vergi incelemesinin sonuçlarının toplu bir analizi amacıyla yapılmıştır. Bu maksatla, vergi denetiminin amacı, işlevleri, özellikleri, ilkeleri ve türlerinin teorik çerçevesi çizilmiş, uygulamaya yönelik sorunlar yer verilmiş ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Daha sonrasında, Türkiye'de vergi denetim görevinde yer alan birimlerin tarihsel gelişimine yer verilmiştir. Çalışmanın son kısmında ise, Türkiye'de 2000-2015 dönemi arası vergi inceleme sonuçları analiz edilmiştir. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının kurulduğu yıldan itibaren yapılan vergi inceleme oranlarının 2011 yılı öncesine göre yapılan inceleme oranlarına kıyasla daha düşük oranlarda kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimleler: Vergi Denetimi, Vergi İncelemesi, Yoklama, Yaygın Yoğun Vergi Denetimi.

Vergi denetimiVergiler
Erkan Duru
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiş ekonomilerinde yolsuzluk ve yolsuzluk anket incelemeleri

Kökeni M.Ö. 4000'li yıllara dayanan yolsuzluk kavramı, günümüzde hayatımızın her alanını saran ve alışılmış bir kavram olmuştur. İster süte su kat karıştır, ister ihaleye fesat karıştır yolsuzluk ne yazık ki hayatımızın her alanında önlenemeyen, yayılma özelliğine sahip ve bulaşıcı bir kavramdır. Kavramsal olarak tanımı zor olmasına rağmen ekonomik olarak büyük önem arz eden yolsuzluk, uluslararası ticaretin artışı, siyasi ve ekonomik değişimlerle ülke ekonomileri üzerinde de ciddi bozulmalara sebep olmuştur. Yolsuzluk konusu geniş bir konu olduğu için çalışmanın ilk bölümünde yolsuzluk ve yolsuzluğu etkileyen etmenlerle yolsuzlukla mücadelede yer alan aktörler ele alınmıştır. 1917 Ekim Devrimi'nin sonucu olarak, SSCB' nin kurulmasıyla sosyalizm olgusu ekonomi literatürüne girmiştir. Bu dönemde ülkeler otarşi politikalarına yönelerek dış dünyaya kendilerini kapatmışlardır. Bu süreç, SSCB' nin dağılmasına kadar devam etmiştir. SSCB' nin dağılması sonucu, ülkeler dışa açık ekonomiye geçiş yapmışlardır. Geçiş süreci istenmeyen bir durumdan istenilir bir duruma ilerlemeyi ifade ettiği için, ekonomiye faydalarının yanında maliyetlerde yüklemiştir. Bu çalışmada ekonomiye yüklenen bir maliyet olan yolsuzluk olgusu bazı geçiş ülkeleri baz alınarak incelenmiştir. Geçiş ülkelerinde; kamusal büyüklüklerin, mülkiyet haklarının, demokratikleşme süreçlerinin, enflasyon ve büyüme gibi makro ekonomik gösterge süreçlerinin incelendiği çalışmada, süreç içinde ülkelerin ekonomik olumsuzluklardan kurtulmak için uyguladıkları politikalara da yer verilmiştir. Çalışmada makro ekonomik göstergeler değerlendirilmiş ve devlet karakterleriyle yolsuzlukla mücadele alanında önemli benzerlikler saptanmıştır. Demokratikleşmenin yüksek olduğu ülkelerde yolsuzluğun düşük olduğu, geçiş ülkelerinde ise genellikle yolsuzluk seviyesinin yüksek olduğu verilerle gözlenmiştir.

Geçiş ekonomisiRüşvetYolsuzluk+1
Bahar Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamaları,ekonomik büyüme ve işsizlik ilişkisi: 2006-2017 dönemi analizi

Bu çalışmada, Türkiye'de 2006Q1-2017Q3 dönemleri arasında merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamalarının, ekonomik büyümeye ve işsizlik oranlarına ne tür bir etkide bulunduğu ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Araştırmada; özellikle merkezi yönetim kapsamındaki faiz dışı kamu harcamalarının işsizlik oranları üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Çalışmamızda serilerin durağan hale getirilmesi için Augmented Dickey Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi çok yönlü görmemizi sağlayan eşbütünleşme analizi ve VAR analizi uygulanmıştır. Granger nedensellik testi Varyans Ayrıştırması ve Etki-Tepki analizi ile desteklenmiştir. Araştırmanın ampirik sonuçlarında; Türkiye'de 2006Q1-2017Q3 dönemlerinde merkezi yönetim faiz dışı kamu harcamaları ve gayrı safi yurtiçi hasıladaki artışların işsizlik oranları üzerinde azaltıcı etkide bulunduğu, ayrıca kamu harcamaları ve GSYH' dan işsizlik oranına; kamu harcamalarından GSYH' ya doğru gerçekleşen nedenselliğin tek yönlü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara ilaveten; nedenselliğin sonuçları kamu harcamalarından GSYH' ya doğru tek yönlü ilişki ortaya çıkardığından Keynesyen Yaklaşımı, varyans ayrıştırması analizi sonuçları ise kamu harcama türlerinin ekonomik büyümeye etkisini inceleyen Wagner'in ve Keynes'in görüşlerinin her ikisini de destekleyici nitelikte bir sonuç ortaya çıkarmıştır.

Ekonometrik analizEkonomik büyümeEkonomik etki+2
Mine Çiçek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi aflarının kayıtdışı ekonomiye etkisi

Sınırsız ihtiyaçların kıt kaynaklarla en yüksek fayda tatmin düzeyinde giderilmesini konu edinen ekonominin, egemen olan devletin yasalarına uygun biçimde gerçekleşecek ekonomik faaliyetlerden oluşması gerekir. Ekonomiyi düzenleyen yasalara ve yönetmeliklere aykırı olarak gerçekleştirilen, belgeye bağlanmamış, kanuni defterlere işlenmemiş ekonomik işlemlere kayıtdışı ekonomi denir. Kayıtdışı ekonomi içeriği ve yapısı gereği ölçülmesi zor bir ekonomik değişkendir. Ancak ekonomi politikalarına yön verecek etkiye sahip olduğundan kayıtdışı ekonominin büyüklüğünün ölçülebilmesi için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bunlar arasında genel-geçer kabul görmüş ve çok sayıda ülke için kullanılan yöntem çoklu-gösterge-çoklu-neden(MIMIC) yöntemidir. Bu yöntem ile elde edilen sonuçlara bakıldığında Türkiye'de kayıtdışı ekonominin oranı 1980 de % 41.99 iken 1990 da % 37.77, 2000 yılında %31.96, 2015 yılında ise % 28.72'ye ulaşmıştır. Görüldüğü gibi ülkemizde kayıtdışı ekonomi oranı yıllar itibari ile düşüş göstermektedir fakat OECD'nin 34 ülkesi arasında en yüksek kayıtdışı ekonomi oranlarına sahiptir. Bu durum kayıtdışı ekonominin ülkemizde gerçek bir sorun olduğunu apaçık göstermektedir. Ülkemizin diğer sorunu olarak görebileceğimiz ,1921-2017 yılları aralığında 32 kez uygulama alanı bulan vergi afları, uygulamadaki sıklığından dolayı bilim insanları tarafından eleştiri almakta, vergi ahlakı ve vergi bilincini olumsuz etkilediği iddia edilmektedir. Çalışmada ülkemizde çıkarılan vergi aflarının kayıtdışı ekonomiye etkisi araştırılmaktadır. Araştırma neticesinde ulaşılan sonuç; kayıtdışı ekonominin vergi affının uygulanmadığı yıllarda 0.34 oranında, vergi affının seyrek uygulandığı yıllarda 0,40 oranında, vergi aflarının sık uygulandığı yıllarda ise 0.59 oranında azaldığı şeklindedir. Bir diğer sonuç ise kişi başına düşen GSYH aynı dönemde 1000 birim artarsa kayıtdışının 1 puan azaldığıdır.

AfKayıt dışı ekonomiVergi affı+1
Selcan Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyumu ve uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin belirlenmesi: Kocaeli örneği

Vergi uyumu, beyannamenin verildiği tarihte uygulanan vergi yasaları, yönetmelikler ve yargı kararlarına uygun olarak vergi yükümlülüğünün beyannamede tam olarak belirtilmesi ve beyannamenin tam ve zamanında ilgili yerlere verilmesi şeklinde ifade edilmektedir. Vergi uyumu / uyumsuzluğu neticesinde dört tip mükellef tipolojisi oluşmaktadır. Bu tipolojiler vergi kaçakçısı, sosyal vergi yükümlüsü, içten vergi yükümlüsü ve dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsüdür. Bu çalışmanın amacı vergi mükelleflerinin, vergi uyumu veya uyumsuzluğu sonucunda oluşan mükellef tiplerinin hangisinde kendilerini konumlandırdıklarını tespit etmek ve bu durumu nasıl algıladıkların belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için çalışmada yöntem olarak nitel analiz uygulanmıştır. Nitel analiz çeşitli alt yöntemlere sahip olup bu çalışmada nitel araştırmanın derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiştir. Çalışmada uygulanan derinlemesine görüşme tekniği Kocaeli ilinde ikamet eden 12 mükellefe uygulanmıştır. Vergi uyumu/uyumsuzluğu kavramına örtüşmesi açısından araştırmaya katılan katılımcılar beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden oluşturulmuştur. Genel değerlendirme yapıldığında özellikle vatandaşlık görevi bilinci, vergi adaletinin güçlü olması gerekliliği, devletin olumlu politikaları, vergi otoritesinin olumlu davranışları, ülke ekonomisinde meydana gelecek pozitif gelişmelerin vatandaşların gelir düzeylerine ve hayat kalitelerine de yansıması mükelleflerin dürüst (gönüllü) vergi yükümlüsü tipolojisinde yer almalarını sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyumu, Vergi Uyumsuzluğu, Mükellef Tipolojileri, Nitel Analiz, Derinlemesine Görüşme.

KocaeliMükellefTipler+3
Meltem Burcu Koçyiğit
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İç göçlerin vergi gelirleri üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de iç göç ile vergi gelirleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada 2008-2014 dönemi için 81 il düzeyinde panel regresyon analizi uygulanmıştır. Kurulan modelde bağımlı değişken olarak her ilde tahakkuk eden gelir vergisinin gayri safi yurtiçi hasılaya oranı, bağımsız değişken olarak da her ilin net göç hızı oranı kullanılmıştır. Ayrıca kontrol değişkeni olarak her ilin kişi başına düşen milli geliri modele dâhil edilmiştir. İç göçün temel olarak bir emek faktörü hareketliliği olması nedeniyle vergi türü olarak gelir vergisi seçilmiştir. Temel panel regresyon analizinin sonuçlarına göre net göç hızında meydana gelecek olan %1'lik bir değişim tahakkuk eden vergi/gayri safi yurtiçi hasıla oranında %0.026738'lik bir pozitif değişime neden olmaktadır. Kişi başına düşen milli gelirde meydana gelecek %1'lik bir değişim tahakkuk eden gelir vergisinin gayri safi yurtiçi hasılaya oranında %0.743096'lık bir pozitif değişime neden olmaktadır. Türkiye'de 2008-2014 dönemi için iç göç neticesinde oluşan net göç hızı tahakkuk eden gelir vergisinin gayri safi yurtiçi hasılaya oranı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu sonucuna ulaşılmıştır.

Gayri safi milli hasılaGöçlerTürk vergi sistemi+2
Sinan Uyan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile Federal Almanya arasındaki dış ticaret anlaşmaları: 1950-1955 dönemine yönelik tarihsel bir araştırma

1950'lerin başında Türkiye ve Federal Almanya Cumhuriyeti özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkileri ve temel dış ticaret politikaları açısından önemli benzerlikler göstermektedir. Bu benzerliklerin yanında iki ülkenin birbirleri arasında çeşitli ticari anlaşmalara da imza attığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki ticari anlaşmaların değerlendirilmesini bu iki ülkenin kayda değer büyüme gerçekleştirdiği 1950-1955 dönemi için gerçekleştirmektir. Bu dönem içerisinde Türkiye'nin dış ticaret politikasının yönetim şekli Bakanlar Kurulu kararlarına dayanmaktadır. 1950-1955 dönemi içerisinde Federal Almanya Cumhuriyeti ile yapılan ticari anlaşmalar 03.05.1952 ve 25.11.1953 tarihli bakanlar kurulu kararlarında yer almakta olup bu kararlar tarihsel araştırma metodu çerçevesinde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakanlar Kurulu Kararı, Demokrat Parti Dönemi, Dış Ticaret Politikası, Federal Almanya Cumhuriyeti

AlmanyaAnlaşmalarDemokratik Parti+4
Ahmet Yücedağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tahakkuk esaslı devlet muhasebe kayıt yöntemi uygulamasının etkinliği Bursa Büyükşehir Belediyesi örneği

Kamu mali yönetimi kapsamında ele alınan en önemli konulardan birisi devlet muhasebesidir. Bu kapsamda tahakkuk esaslı devlet muhasebe kayıt yöntemi uygulanmaya başlamıştır. Daha ayrıntılı ve şeffaf bir sistem olan bu muhasebe türünde özel kurumların olduğu kadar belediyelerin de gelir ve giderlerinin hesaplanmasında yararlanılmaktadır. Bu çalışmada Bursa Büyükşehir Belediyesi örneği üzerinden tahakkuk esaslı devlet muhasebe kayıt yöntemi uygulamasının etkinliği ele alınmıştır. Çalışmada kanunlardan, raporlardan, makale, kitap ve tezlerden yararlanılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda sistemin oldukça faydalı olduğu söylenebilir.

BelediyelerBursa Büyükşehir BelediyesiKamu maliyesi+5
Gülşah Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Maliye politikasının tüketici güveni üzerindeki etkisi: Türkiye uygulaması

Devlet belirli sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek için maliye politikası enstrümanlarını kullanmaktadır. 1929 Büyük Depresyon'dan itibaren dünyanın birçok yerinde maliye politikası ekonomik istikrarsızlıklarla mücadele ve ekonomik krizlerden çıkmak için etkin olarak kullanılmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan tüketicilerin harcama eğilimlerini gösteren tüketici güven endeksi günümüzde gittikçe artan öneme sahip olmaya başlamıştır. Harcamaların belirleyicisi olan tüketiciler ise ekonomik ortama duydukları güven doğrultusunda ekonomiye yön vermektedir. Bu çalışmanın çıkış noktası ise, tüketici güveni ile maliye politikası arasında nasıl bir ilişki olduğu ve tüketici güvenini arttırmak için nasıl politikalar belirlenmesi gerektiği olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de tüketici güven endeksi ve maliye politikası arasındaki ilişki 2006M1-2017M8 dönemi için incelenmiştir. Maliye politikası göstergeleri olarak dolaysız vergi gelirleri, dolaylı vergi gelirleri, merkezi yönetim bütçe gelir ve harcamaları, iç borçlanmanın toplam borçlanma içindeki payı ile tüketici güven endeksi arasındaki nedensellik ilişkisi ekonometrik yöntemlerle sınanmıştır. Ayrıca geçiş değişkenleri olan piyasa döviz kuru, piyasa faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi de analize dâhil edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kamu gelir ve harcama kalemlerinden tüketici güvenine doğrudan nedensellik bulunmaktadır. Fiyatlar genel düzeyi ve döviz kuru tüketici güvenini doğrudan etkilemektedir. Ayrıca ARDL metoduyla yapılan analizde tüketici güven endeksi ve kamu gelirleri arasında kısa ve uzun dönemli bir ilişkinin varlığı bulunmuştur. Ampirik bulgular sonucunda kamu gelirleri artırıldığında yani daraltıcı maliye politikaları uygulandığında tüketici güven endeksinin arttığı gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, Türkiye'de ele alınan dönemde genişletici mali daralma hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ARDL Sınır TestiEkonomiEkonomi politikaları+6
Tuba Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu borç yönetiminde etkinliğin OECD ülkelerinin makroekonomik performansına etkisi

Küreselleşme sonrası sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, kamu borç portföyünün risklere karşı duyarlılığını arttırarak makroekonomik denge üzerinde bir risk oluşturmuştur. Ekonomik ve finansal istikrarsızlıkları tetikleyen böylesi bir yapı, kamu borç yönetiminde daha profesyonel ve etkin bir yaklaşım sergileme çabalarını teşvik etmiştir. Kamu borç yönetiminde etkinlik, kamunun finansman ihtiyacını düşük maliyet ve kontrol edilebilir risk düzeyinde karşılamak amacıyla oluşturulan strateji geliştirme ve yürütme sürecidir. Etkinlikten uzak ve yasal bir çerçeveye oturtulmayan borç yönetimi politikalarının varlığı kamu maliyesi üzerinde baskı yaratırken, artan borçlanma eğilimi ise makroekonomik dengede bozulmalara yol açmaktadır. Bu çalışmada, 35 OECD ülkesi için 1995-2017 ve 26 OECD ülkesi için 2004-2017 dönemleri baz alınarak kamu borç yönetiminde etkinlik kriterlerinin makroekonomik performans üzerindeki etkisi panel veri analizi ile incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre, kamu borç yükündeki artışın ekonomik büyümeyi negatif etkilediği, işsizlik, enflasyon ve bütçe açığını ise arttırdığı tespit edilmiştir. Ekonomik büyüme üzerinde pozitif bir etki yaratan faiz yükündeki artış, enflasyonu düşürücü yönde bir baskı yaratırken işsizlik oranı ve bütçe açığını arttırmıştır. İşsizlik hariç diğer tüm makroekonomik göstergeler ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olmayan kamu borçlanmasında uzun vadeli faiz oranları ve işsizlik ilişkisine bakıldığında, uzun vadeli faiz oranlarındaki artışın işsizlik üzerinde azaltıcı etkisi tespit edilmiştir. Borçlanmada kısa vadeli faiz oranları ile makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkiye bakıldığında kısa vadeli faiz oranlarındaki artışın enflasyon ile bütçe açığını arttırdığı, ekonomik büyümeyi negatif etkilediği ve işsizliği düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Kamu dış borç yükü ile makroekonomik göstergeler arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış ve bütçe dengesindeki iyileşmenin büyüme ve istihdamı pozitif etkilediği görülmüştür. Ayrıca, Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel Granger nedensellik testinden elde edilen bulgular, değişkenler arasında tek ve çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Borç Yönetimi, Borç Yönetiminde Etkinlik, Panel Veri Analizi, Makroekonomik Performans Göstergeleri

Borçlanma yöntemiBorçlarDevlet borçları+5
Ahmet Köstekçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

1982 Anayasası'nın mali paradigmalarında demarşi: Diyalektik bir değerlendirme

Diyalektik, zaman olgusu içerisinde süreci çağrıştıran bir kavramdır. Bu bağlamda zıtların mücadelesi ve birliği, nitel değişim, her şeyin değişimi ve her şeyin birbiriyle ilgili olması diyalektik mantığın temelini oluşturmaktadır. Yönetim şekillerinde değişim de diyalektik mantığın bir yansımasıdır. Demokrasinin ortaya çıkarmış olduğu eksikliklerin demarşi ile telafi edilebilmesi için, diyalektik mantığın bir gereği olarak 1982 Anayasası'nda bazı mali kuralların eklenmesi gerekmektedir. Bu değişimin de Türk toplum yapısı açısından türev kurucu iktidar rolüyle yapılması daha uygun bir seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Söz konusu değişimle ön seçim sonrasında kura yoluyla ile demarşik bir mali yapının oluşturulması kastedilmektedir. Böyle bir yapının ortaya çıkması ise diyalektik sürecin bir gereğidir. Ön seçimli mali bir demarşik yapıyla kamu ekonomisindeki etkinsizliklerin görülme ihtimalinin azalması veya yok olması ise bu çalışmanın hipotezini oluşturmaktadır.

Anayasa 1982DemarşiDemokrasi+3
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaret ve elektronik ticaretin vergilendirilmesi

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle globalleşen dünyada coğrafi sınırlar ve mesafeler önemini yitirmiş, pazar dünya çapında büyü¬müş; uluslararası fuarlara, sergilere ve diğer tanıtım etkinliklerine katılmak ya da uluslararası iş gezileri düzen¬lemek imkanına sahip olmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler internet ile dünya pazarlarına açılma fırsatı bu¬lmuşlardır. Elektronik ticaret olarak isimlendirdiğimiz bu yeni oluşum, tüm işletmelerin küresel rekabet ortamına çıkmasına imkan sağlamış, daha önce hayal edilmesi bile müm¬kün olmayan sektörlerin oluşmasına, varolanların dönüşüm geçirmesine veya yok olmasına sebep olmuştur. Bir web sayfasında binlerce çeşit ürünün görüntülenmesini, ürün hakkında bilgi edinilmesini ve ürünün satışını mümkün kılan e-ticaret, geleneksel ticarete oranla maliyetlerinin çok düşük olması nedeniyle işletmelere rekabet avantajları sağlamıştır. Elektronik ticaretin dünya ticaret hacmi içindeki payı hızla artmakla birlikte internet ortamında teslim edilebilen dijital malların devletlerde meydana getirdiği vergi kayıpları bu ye¬ni ticaret biçiminin nasıl vergilendirileceği sorusunu hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde önemli bir tartışma konusu haline getirmiştir. Unutulmaması gerekir ki global nitelik taşıyan bu vergisel sorunların çözümü uluslararası diyalog ve uzlaşıyla yine global nitelikte olmalıdır. Aksi halde bu uzlaşmazlıktan karlı çıkanlar devletler değil off-shore merkezleri, serbest bölgeler ve vergi cenneti ülkeler olacaktır.

Bankalararası Kart MerkeziDamga vergisiElektronik imza+7
İhsan Topcu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşen dünyada devletin iktisadi rolü: Türk kamu maliyesi örneği

21. yüzyıla girerken, birey, toplum ve devleti farklı kavram, boyut ve derinlikteetkileyen degisim, dünyanın her bir kösesinde yasanmaktadır. ktisadi, siyasi, sosyal vekültürel sahalarda var olan sınırların ortadan kalkmaya basladıgı, kutuplasmaların terkedildigi, liberal yaklasımların hemen hemen her alanda ve her anlamda güç kazandıgı,bilisim, teknoloji ve enformasyonun hızla gelistigi, yasam formlarımızda büyükdönüsümler yasandıgı bu sürece, küresellesme adı verilmektedir.Küresellesme ile birlikte her alanda yasanan degisim, devletin görev, rol vefonksiyonlarında da kendini hissettirmektedir. Bu çerçevede, küresellesme ile birlikteüretim faktörlerinin uluslararası mobilitesinin artması, teknoloji ve iletisimde yasananhızlı gelismeler ve neo-liberal degerlerin yükselisi, devletlerin kamu mali yapılarını vekamu mali politikalarını derinden etkilemistir. Küresellesmenin devletlerin kamu maliyapılarına etkisi, kamu gelir ve giderlerinde yasanan degisimlerde, kamu idareleriarasından yasanan küresel rekabette ve devletlerin birbiri ardına gerçeklestirdikleri malireformlarda kendini göstermektedir.Bu çalısmada, küresellesmenin devletin iktisadi rolü üzerindeki etkisi, kamumaliyesi açısından incelenmistir. Bu baglamda küresellesmenin tanımı, tarihi gelisimive ulus devletler üzerindeki etkisi birinci bölümde ele alınmıstır. Küresellesmeninülkelerin kamu maliyelerine ve mali reformlar üzerine etkileri ikinci bölümdeaçıklanırken, son bölümde ise örnek ülke olarak seçilen Türkiye'de, küresellesmeninkamu maliyesine ve mali reformlarına etkisi ayrıntılı bir sekilde incelenmistir.

DevletEkonomiKüreselleşme
Sertan Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl boyunca Türkiye'de zirai kazançların vergilendirilmesinin hâsılat açısından değerlendirilmesi

Tarımın vergilendirilmesi konusu, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de üzerinde önemle durulan bir alandır. Özellikle tarımsal nüfusun fazla olduğu ülkelerde siyasi karar alma mekanizmasının, bu geniş oy tabanıyla ilişkileri dikkat çekmektedir.Osmanlı Devleti'nin klasik dönem olarak kabul edilen döneminde, tarımda aşar ve ağnam vergilerinin uygulanmasında istikrarlı davranılmış ve hâsılatta da başarılı olunmuştur. Sonraki buhran döneminde iltizam denilen tahsil usulü uygulanarak gelirler ihale edilerek mültezimlerden tahsil edilmiş, fakat halk, mültezim baskısı altında yaşamıştır.Cumhuriyet'in ilanı ve rejim değişikliği ile birlikte yen, yaklaşımlar gündeme gelmiş ve Aşar vergisi, tahsil yönteminin değiştirilmesi ile ilgili değerlendirmelere gerek duyulmadan 1925 yılında kaldırılmış ve 1961 yılına kadar tarım sektörü vergilendirilmemiştir.1961 yılında 193 sayılı Gelir Vergisi kanunuyla zirai kazançlar gelir vergisi sistemine dâhil edilmiştir. Fakat siyasi mekanizma, muafiyet ve istisnaların kapsamını geniş tutarak, vergi tabanını daraltmış, belge düzeninin zorunlu olmayışı gibi nedenlerle tarım sektörü kayıt dışı ekonominin büyümesine neden olmuş ve önemli bir gelir kaybına neden olmuştur.Tarımsal kazançların yeterli ölçüde vergilendirilmemesi ve kayıt dışı ekonomiyi büyütmesi, Türk vergi sisteminin gelir kaleminde önemli bir gelir kaybına neden olmuştur. Öte yandan sektördeki vergi yükü de oldukça düşük düzeydedir.4369 sayılı kanunla, nihai vergiye dönüşen stopajın oranının arttırılması ve tüm çiftçilerin kayıt altına alınması tarımın vergilendirilmesi konusunda istenilen sonuçların elde edilmesini sağlayacaktır.

CumhuriyetStopajTanzimat+2
Mustafa Adem Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği

Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.

MakroekonomiMakroekonomik etkiMakroekonomik politikalar+5
Güner Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Mali disiplinin sağlanmasında mali kuralların rolü: Türkiye örneği, 2000-2008

Son on yılda çok sayıda OECD ülkesi mali sürdürülebilirliği sağlamak ve muhafaza etmek için mali kuralları yürürlüğe koymaktadır. 2000 yılında ciddi bir ekonomik ve siyasi krizin ardından Türkiye de geniş kapsamlı kurumsal-yapısal reformlar ile kamu kesimi borç rasyolarını azaltmayı amaçlayan çok yıllı harcama tavanları ile birlikte faiz dışı fazla hedefi benimsedi. 2002?den beri, daha önceleri makroekonomik istikrarsızlığın ana kaynaklarından biri olan maliye politikası Türkiye?nin makroekonomik programının ana dayanaklarından birisini oluşturmaktadır. Yüksek faiz dışı fazla oranları borçları ve faiz oranlarını hızla düŞürürken özel sektör kaynaklı büyümeyi artırmaktadır. Ancak everesiye krizinden sonra ekonominin birçok alanında rekabet gücünün gerilemesi, uluslararası koşulların kötüleŞmesi ve yurtiçinde güvenin azalması sonucunda büyüme yavaŞladı ve bazı sorunlar ortaya çıktı. Son zamanlarda Türkiye, geçmiŞte karŞı karŞıya kaldığı büyüme-iflas döngüsünden kaçınmak için dikkatlice idare etmesi gereken bir dizi sorunla karŞı karŞıyadır. Türkiye?de kamu kesimi borç rasyoları hala yüksektir ve bu durum iktisadi genel durum karŞıtı politikaların uygulanmasını engellemekte ve faiz oranlarını artırmaktadır. Cari iŞlemler açığındaki uzun vadeli eğilimler büyüme ümitlerini ortadan kaldırmaktadır. Diğer bir makroekonomik tehdit ise enflasyonla mücadele sürecindeki geriye dönüŞtür. Bu çerçevede sıkı maliye politikaları makroekonomik stratejinin ana dayanaklarından biridir ve iyi dizayn edilmiŞ bir mali kural birbiriyle rekabet içinde olan orta vadeli mali hedefler arasında bir çıpa olarak hizmet görebilir. Harcama veya denk bütçe kuralı borçların azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak borç hedefini de içeren bir harcama kuralı harcamaların kısıtlanması açısından daha uygundur ve bu sayede vergi reformlarının yapılabilmesi için elveriŞli bir alan yaratabilir.Bu çalıŞma üç bölümden oluŞmaktadır. Birinci bölüm Türkiye?de mali disiplinin tanımını, ana özelliklerini ve teorik dayanaklarını ele almaktadır. ?kinci bölüm mali disiplinin sağlanmasında mali kuralların rolünün teorik dayanaklarını incelemektedir. Kısa bir literatür incelemesinin akabinde ikinci bölüm AB ve OECD ülkelerinde mali kuralların uygulama sonuçlarını gözden geçirmektedir. Son bölüm ise Türkiye?deki maliye politikası ve mali kuralları ele almakta ve ilgili politika önerilerini sıralamaktadır.

Ekonomik etkiFinansKurallar+3
Kemal Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin değerlendirilmesi ve öneriler

Türk vergi hukukunda uyuşmazlıkların çözümü için farklı yöntemlerin belirlendiği görülmektedir. İdari aşama ve yargı aşaması olarak sınıflandırılan bu yöntemlerin içerisinde uzlaşma müessesesinin önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bununla birlikte devlet tarafından kamu giderlerini karşılamak üzere alınan verginin, toplumsal yaşamı sağlamadaki önemli bir rolü olduğu da yadsınamaz. Bu nedenle, vergi mükellefi ile vergi idaresi arasında vergi miktarı ve cezası üzerinde bir anlaşmaya varılması, kamu yararı gözetilerek genel hukuk kuralları çerçevesinde titizlikle uygulanması gerekmektedir.Bu çalışmada; vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin Türkiye'deki yapısı incelenmiş, uygulamadaki durumu değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde vergi uyuşmazlıkları ve uzlaşma müessesesi üzerinde durulmuş, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmanın uygulanmasına yönelik literatüre uygun olarak bir alt yapı oluşturulmuştur. Daha sonra Türkiye'deki uzlaşma sistemi, istatistiki veriler, genel hukuk kuralları, vergi denetimleri yönünden ve diğer ülkelerdeki uygulamalar yönünden değerlendirilerek öneriler sunulmuş ve yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma

FinansTarhiyatTürkiye+5
Kenan Taşcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ihracatta kdv istisnası ve Avrupa Birliği uygulaması ile karşılaştırılması

Katma değer vergisi üretim ve tüketim sürecinin her aşamasında malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanıyarak değer artışı esasını benimsemiş çok aşamalı genel bir satış vergisidir.Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1985'te yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, ?ihracat istisnası? yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. Bu istisnanın uygulamaya konulmasındaki amaçlar ise ihracatın arttırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü arttırmak ve çifte vergilemenin önlenmesidir.Bu çalışmada Katma Değer Vergisinde yer alan ihracat istisnasındaki işleyiş ortaya konulmaya çalışılmış, KDV iadelerinde karşılaşılabilecek olan sorunlara ne şekilde yaklaşılması gerektiği açıklanmaya çalışılmış ve son olarak ihracatın Avrupa Birliği'ndeki işleyişine değinilerek Türkiye ile karşılaştırılması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Katma değer, Katma Değer vergisi, İhracat, İhracat istisnası

Avrupa BirliğiKatma değer vergisiTürkiye+4
Ebru Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Performans esaslı bütçe ve Kütahya il özel idaresinde uygulama

Yerel yönetim birimi olan il özel idareleri halkın da katılımı ile ilin gelirini yönetmekle yükümlü tüzel kişiliklerdir. Ülkemizde tarihi Osmanlı İmparatorluğu'na kadar dayan il özel idareleri, günümüzde ilin yerel ihtiyaçlarını karşılamak ve bu çerçevede ülke ekonomisine de katkıda bulunmak amacıyla faaliyetlerini yürütmektedirler.Bütçe kavramı en genel tanımıyla elde edilen gelirlerin yapılacak olan giderleri karşılayıp karşılayamayacağını belirlemek amacıyla hazırlanan bir belgedir. Özellikle kamu kurumlarında bir yıllık süreyi kapsayan bütçelerin hazırlanmasına yönelik olarak çeşitli bütçeleme sistemleri bulunmaktadır. Bu sistemlerden biri de çalışmaya da konu olan Performans Esaslı Bütçe sistemidir. Performans Esaslı Bütçe Sistemi, kamu hizmetlerinde yapılan harcamalar doğrultusunda en yüksek hizmet çıktısının elde edilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen bir tekniktir. Sistemin uygulanması özellikle kamu uygulamalarında performansa dayalı ölçümlerin yapılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.Performans Esaslı Bütçeleme Sisteminin il özel idarelerinde uygulanmasına yönelik hazırlanan bu çalışmanın birinci bölümünde; il özel idareleri hakkında bilgilere ve il özel idarelerinde yönetimler arası mali ilişkilerin düzenlenmesine ilişkin konulara yer verilmiştir. İkinci bölümünde Performans Esaslı Bütçeleme Sisteminin tanımı, nitelikleri, temel unsurları, aşamaları, kullanılan bilgiler ve Performans Esaslı Bütçe Sisteminin dünyadaki uygulamalarına ayrıntılı olarak değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümünde ise yapılan literatür çalışması doğrultusunda Kütahya İli İl Özel İdaresinde bütçeleme sistemine yönelik uygulama çalışmasına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Performans Esaslı Bütçe, İl Özel İdaresi, Yönetimler Arası Mali İlişkiler, Program Bütçe Sistemi, Performans Sistemi.

BütçeBütçelemeBütçeleme sistemleri+4
Yemen Deli
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik sağlanması açısından Sağlık Dönüşüm Programı'nın analizi ve OECD ülkleriyle kıyaslanması

Toplumun sağlık düzeyi ile ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyi arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bireylerin sağlıklı olması, ekonominin beşeri sermayesinin gücünü arttırarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunmaktadır. Toplumun sağlık düzeyini yükseltmek için eşit, adil, etkin ve yaşam kalitesini arttıracak şekilde sağlık hizmetleri sunulmalıdır. Bu sebeple yapılacak olan sağlık reformlarda bu kriterler göz önünde bulundurulması gerekir. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Dönüşüm Programının sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik açısından sağlık göstergelerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiği ve OECD ülkelerine ait göstergelerle kıyaslandırılarak Türkiye'nin mevcut durumu analiz edilmiştir.Birinci bölümde, sağlık hizmetlerinin tanımı, sınıflandırılması, finansmanı ve etkinliği anlatılmaktadır. İkinci bölümde, Türkiye'nin kurulduğu tarihten itibaren uygulamaya konulan reformlar açıklanmıştır ve OECD ülkelerinde uygulanan sağlık sistemleri ve reformlar anlatılmıştır. Üçüncü bölümde OECD ülkeleri ile Türkiye Performans göstergeleri karşılaştırılmıştır ve reformların performans göstergeleri üzerinde iyileşmeler sağladığı ortaya konulmuştur. Ancak iyileşmeler diğer ülkelerin baya altında kalmaktadır ve dolayısıyla sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik düşüktür. Meydana gelen iyileşmelerin attırılması ve uzun dönemde sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinliğin sağlanması için politika önerilerinde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri, Etkinlik, Performans Göstergeleri, Sağlık Hizmetlerinde Reform.

DönüşümHizmet işletmeleriHizmet sektörü+6
Safiye Çetin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları: Türkiye örneği

Dolaysız yabancı sermaye yatırımları, genel olarak yatırım yapılan ülkelerde kalkınma ve gelişme sağlamaktadır. Bu sebeple de ülkeler açısından önemli bir dış kaynak olarak görülmektedir. Bu doğrultuda ev sahibi ülke dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla çok sayıda teşvik politikası uygulamaktadır. Uygulanan bu politikalar hem ev sahibi ülkenin gelişmesi açısından hem de yatırımcının kazanç sağlaması açısından önemli görülmektedir. Özellikle sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan ülkeler arasında tasarruf-sermaye yetersizliği nedeniyle var olan kalkınmışlık farkı dolaysız yabancı sermaye yatırımları ile giderilmeye çalışılmaktadır. Sanayileşmekte olan ülkeler genellikle sermaye kıtlığı yaşadıkları için uzun vadede dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına daha çok önem vermektedirler. Bu amaçla da teşvik politikaları uygulamaktadırlar. Son yıllarda ön planda olan teşvik politikası ise vergi teşvik politikasıdır. Bu politika ile sanayileşmekte olan ülkelerde yatırımlar özendirilerek ülkenin gelişmesini sağlamak ve ülkeye teknoloji transferi, yönetim bilgisi götürmek amaçlanmaktadır. Bu tez, Türkiye'nin gelişme sürecinde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının önemini vurgulamak ve bu gelişmeye katkıda bulunacak şekilde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik uygulanan vergi teşvik politikalarındaki eksiklikleri tespit etmek ve bu eksiklikleri ortadan kaldıracak çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Yapılan bu araştırmada, dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'de hangi alanlarda daha çok önem arz ettiğinin ve bu yatırımlar için ülke yöneticilerinin yapması gereken uygulamalarının belirlenmesi temel öneme sahiptir. Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının istenilen düzeyde olmaması ve bu sorunun sonucu olarak dolaysız yabancı sermayeyi çekmek amacıyla uygulanılması gereken politikaların belirlenmesi Türkiye'nin ekonomik gelişimi açısından son derece önemlidir. Türkiye'nin ekonomik gelişimini sağlamak açısından dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla uygulanan teşvik politikalarının yeterli olup olmadığı, yeterli değilse neler yapılması gerektiği ortaya konulmalıdır. Bu bağlamda yapılan bu çalışmada, Türkiye'nin dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları incelenmektedir. Son yıllarda Türkiye uygulamış olduğu politikalarla yabancı yatırım konusunda iyi bir düzeye gelmektedir. Ancak bu durum, istenilen seviyede olmamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye'nin yabancı yatırımları çekmek amacıyla alması gerektiği önlemleri açıklamaktadır. Ayrıca Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının tarihsel gelişimi de 1980 öncesi ve 1980 ve sonrası şeklinde bir ayrıma gidilerek incelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Vergi Teşvik Politikaları, Çokuluslu Şirketler

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıTeşviklerTürkiye+5
Özlem Sökmen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Son gelişmeler ışığında karşılaştırmalı olarak Avrupa Birliği ve Türkiye'de özel tüketim vergileri

Bu tezin amacı, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde Türkiye'nin vergilendirme alanındaki en önemli müzakere başlıklarından birisi olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alanındaki Avrupa Birliği Müktesebatına uyumda yaşanılan sorunların anlaşılması ve bunlarla ilgili sağlıklı değerlendirme yapılabilmesi için konuyla ilgili Avrupa Birliği müktesebatını ve 4760 sayılı ÖTV Kanunu mevzuatını genel hatları ile karşılaştırmalı olarak ele almaktır.Tezin kavramsal çerçevesi olan ilk bölümde genel hatları ile vergi kavramı ve temel özellikleri ile özel tüketim vergisinin tanımlanması, özellikleri ve gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, Avrupa Birliği'nde vergi uyumlaştırması olgusu ve bu çerçevede özel tüketim vergisi alanındaki uyumlaştırma, tarihsel gelişim, yasal dayanak, uyumlaştırma nedenleri ile sonuçları etrafında aktarılmıştır. Avrupa Birliği'nde özel tüketim vergisinin ele alındığı bu bölümde ayrıca bu alandaki müktesebata geniş bir şekilde yer verilmiş; daha sonra ise alkol, tütün ve enerji alt başlıkları etrafında bu alanlardaki mevzuat, vergilendirme rejimi ve güncel tartışmalardan bahsedilmiştir. Türkiye'deki özel tüketim vergisi uygulamasının ele alındığı üçüncü bölümde; özel tüketim vergisinin tarihsel süreci, geçiş nedenleri, 4760 sayılı Kanun öncesi ve sonrası dönemde özel tüketim vergilerinin temel özellikleri aktarılmıştır.Dördüncü bölümde ise Avrupa Birliği ve Türkiye'deki özel tüketim vergisi uygulamaları alt başlıklar itibari ile karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmış, üyelik sürecinde ÖTV'nin uyumlaştırılması ile ilgili gelinen aşama hakkında bilgi verildikten sonra genel değerlendirme yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Özel Tüketim Vergisi, Dolaylı Vergiler, Vergi Uyumlaştırması, Vergilendirme

Avrupa BirliğiFinansTüketim vergileri+4
Abdullah Türkmenoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Obeziteyi önlemede obezite vergilerinin potansiyel rolü: İstanbul ili örneği

Bu çalışma Türkiye' de İstanbul ili baz alınarak uygulanabilecek bir obezite vergisinin, bireylerin tüketim alışkanlıkları üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 504 denekten elde edilen veriler dikkate alınmıştır. Araştırmada yer alan hipotezlerin test edilmesine yönelik Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Ki Kare Testi uygulanmıştır. Araştırmada yer alan hipotezler Basit Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, bireylerin obezite vergisine yönelik genel olarak olumlu bir tutum sergiledikleri ve verginin sağlıksız gıda tüketiminde azalmaya yol açacağı görülmektedir. Ancak diğer bir tarafta, verginin, devlet tarafından gelir amacı güdülerek çıkarıldığı, düşük gelirli bireyleri ve vergilendirilecek gıda üreticilerini olumsuz etkilediği, özel hayata müdahele ettiği ve gelir dağılımında bozucu etkilere neden olduğu yönünde olumsuz görüşlerde mevcuttur. Ayrıca mükellefler, obezite ile mücadelede, eğitim ve bilgilendirme politikalarını vergiye kıyasla daha etkili yöntem olarak görmüşlerdir.

MaliyetObezitePiyasa ekonomisi+2
Hatice Yayla
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda kamu ve özel sektör ortaklığının analizi

ÖZET TÜRKİYE'DE SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA KAMU ve ÖZEL SEKTÖR ORTAKLIĞININ ANALİZİ KÖSTEKÇİ, Ahmet Yüksek Lisans Tezi, Maliye Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Yusuf KARAASLAN Temmuz, 2014, 152 sayfa 1980'lı yıllarda ortaya çıkan neo-liberal ekonomi politikaları, devletlerin kamusal hizmet sunma anlayışını değiştirmiştir. Kamusal hizmet sunum anlayışındaki değişikliğin bir sonucu olarak ortaya çıkan kamu ve özel sektör ortaklığı modelinin sağlık sektöründe uygulanması 1990'lı yıllarda gerçekleşmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan Türkiye'de kamu ve özel sektör ortaklığı modeli kapsamında yarı kamusal nitelikteki sağlık hizmetlerinin sunumu düşüncesi ise sağlık sektörünün büyük bir gelişim göstermeye başladığı 2000'li yılların başına dayanmaktadır. Bu model ile sağlık sektörü için ayrılan kaynakların daha etkin ve daha verimli kullanılması amaçlanmaktadır. Aynı zamanda kamu ve özel sektör ortaklığı modeli ile özel sektör fonlarının kamuya yararlı sağlık hizmetlerinde kullanılması amacıyla risklerin, getirilerin ve sorumlulukların taraflar arasında en uygun şekilde paylaştırılması suretiyle daha kaliteli ve daha hızlı bir hizmet sunumu hedeflenmektedir. Türkiye'nin yönetim anlayışında yeni bir finansman yöntemi olan sağlık hizmetlerinin kamu ve özel sektör ortaklığı kapsamında sunulması bu çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Sağlık ekonomisi, sağlık hizmetleri ve bu ortaklık modeli teorik olarak değerlendirilerek modelin çeşitli ülke uygulamaları üzerinde durulmuştur. Son olarak bu finansman yönteminin kullanılacağı sağlık sektörünün Türkiye'deki durumu analiz edilerek bu model kapsamında gerçekleştirilmek istenilen mevcut projeler detaylandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Ekonomisi, Sağlık Hizmetleri, Sağlık Sektörü, Kamu ve Özel Sektör Ortaklığı.

Kamu-özel sektör ortaklığıSağlık ekonomisiSağlık hizmetleri+2
Ahmet Köstekçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Refah devleti anlayışı: TR33 bölgesinde eğitim, sağlık ve sosyo ekonomik düzeylerinin incelenmesi

ÖZET REFAH DEVLETİ ANLAYIŞI: TR33 BÖLGESİNDE EĞİTİM, SAĞLIK VE SOSYO EKONOMİK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ YILDIRIM, Tuba Yüksek Lisans Tezi Maliye Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN Temmuz, 2014, 155 sayfa Refah devleti bireylere ve ailelere, minimum düzeyde gelir garantisi sağlayan vatandaşlarına, belirli sosyal risklerin (hastalık, yaşlılık, işsizlik vb.) üstesinden gelmelerinde yardımcı olan ve sosyal refah hizmetleri vasıtasıyla tüm vatandaşlara en iyi yaşam standartlarını sağlayan devlet biçimidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de refah devleti anlayışının bölgesel tespitini TR33 Bölgesi özelinde yapmak ve bölgede refah devleti uygulamalarının katkılarını artırmak ve bölgesel farklılıkları gidermek için temel öneriler getirerek 2014-2023 Bölge Planına katkı sağlamaktır. Türkiye'de refah devleti anlayışı kapsamında yapılan çalışmalarda bölgesel düzeyde bir inceleme yapılmamış olup bu çalışma ile refah devleti anlayışı uygulamaları bölgesel bazda incelenerek literatüre farklı bir bakış açısı kazandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Refah Devleti, TR33 Bölgesi, Sosyal Harcamalar, Sosyal Güvenlik, Eğitim, Sağlık

EğitimEğitim düzeyiRefah devlet+5
Tuba Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede alternatif bir politika olarak mikrokredi ve Türkiye'de uygulamalar

Küresel rekabet, neoliberalizm vb. kavramlar bireylerin yaşantısına girdikten sonra teknolojinin de gelişimiyle yoksulluk günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Bu paralelde devletler, STK'lar, gönüllü kuruluşlar ve organizasyonlar yoksulluğa çare bulmaya çalışmışlardır. Bunun sonucu olarak da mikrokredi yoksullukla mücadelede bir alternatif politika olarak ortaya konulmuştur. Bu çalışmada yoksulluk, bir mikrofinans aracı olan mikokredi çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmada mikrokredinin dünyada bazı ülkelerde nasıl uygulandığı gösterilmiş; bunun yanı sıra çalışmanın ana konusu olması sebebiyle Türkiye'de de mikrokredi uygulamaları incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de mikrokredi uygulamalarının başarılı olduğu ve bu başarıların devam ettirilmesi için de sosyal, siyasi, hukuki, ekonomik ve mali alanlarda aksamaların düzeltilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksulluk Türleri, Mikrokredi, Mikrokredi Türleri, Mikrofinansman

Mikro finansMikro krediYoksulluk
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu sonrasında vergi uyumu

Vergi aflarının vergi uyumunu azalttığı düşüncesinden hareketle bu çalışmada 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu sonrasında Türkiye'de 81 ilin 2004-2010 yılları arasındaki vergi uyumunun nasıl bir değişim gösterdiği incelenmiştir. 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu sonrasında Türkiye'de vergi uyumu iller bazında düşüş kaydetmiştir. 2004-2010 yılları arasındaki vergi uyumunda azalış gösteren il sayısı 78 iken, artış gösteren il sayısı 3'dür. Sakarya, Iğdır, Muş illerinin artış gösterirken, en çok sıra kaybeden ilin Hakkâri, en çok aşama kaydeden ilin ise Sakarya olduğu tespit edilmiştir. Vergi aflarının vergi uyumuna olan negatif etkisi, 78 ilin azalış 3 ilin artış kaydettiği 2004-2010 dönemi farkı ortaya konulmuştur. Çalışmada ayrıca 2008 küresel kriz sonrasında vergi uyumu da değerlendirilmiştir. 2008 küresel krizi vergi uyumunun azalmasını daha da tetiklemiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde şu imalara ulaşılmıştır: Türkiye'de sıklıkla çıkarılan vergi afları mükellefler üzerinde yeni bir af beklentisi oluşturarak vergi uyumunu azaltmaktadır. Türkiye'de sanayi sektöründeki kırılganlıklar vergi uyumunu olumsuz yönde etkilemektedir.

Vergi KanunuVergi affıVergi uyumu+2
Seda Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi gelirlerini belirleyen faktörlerin bölgesel analizi: Türkiye örneği

Devletin asli ve diğer görevlerini yerini getirebilmek amacıyla ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının başında vergiler gelmektedir. Vergiler sadece bir kamu geliri olmayıp aynı zamanda siyasi, mali, sosyal ve iktisadi açıdan etki yaratan önemli bir araçtır. Bu açıdan devletin hem gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturan hem de ekonomik ve diğer sahalarda etkili bir role sahip olan vergi gelirlerinin hangi faktörlerden etkilendikleri ve belirlendikleri ülkeler açısından büyük önem arz etmektedir. Nitekim bir çok ekonomik olgu ya da olayın nedeni veya sonucu olan aynı zamanda devletin en önemli finansman aracı olan vergi gelirlerini Türkiye temelinde incelemek ve analiz etmek bu çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de vergi gelirlerini belirleyen faktörleri belirleyerek bu faktörlerin vergi gelirleri üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu kapsamda çalışmada Türkiye'de vergi gelirleri ve vergi gelirlerini etkileyen temel faktörler coğrafi görselleştirmeler ile incelendikten sonra panel veri yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz Türkiye'de veri kısıtı nedeniyle, 1990-2001 yılları arasında iller bazı temelinde, 2004-2011 yılları arasında ise 26 Kalkınma Bölgesi temelinde kategorize edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, Türkiye'de kişibaşına milli gelir düzeyi, sanayi sektörünün milli gelir içerisindeki payı, hizmetler sektörünün milli gelir içerisindeki payı ve ticari dışa açıklık derecesi vergi gelirlerini olumlu yönde etkilemektedir. Tam tersine Türkiye'de tarım sektörünün bölgesel açıdan verimli olarak vergilendirilmediği ve vergi gelirlerini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde kamu harcamaları da bölgesel açıdan vergi gelirlerini negatif etkilemektedir. Çalışmada ayrıca dağılım haritaları ve değerlendirmeler sonucunda, vergi gelirleri ve vergi gelirlerini belirleyen faktörlerin Türkiye'de bölgesel açıdan ciddi bir şekilde farklılaştıkları görülmektedir. Bunun yanında, dağılım haritalarındaki değerlendirmeler sonucunda kişi başına milli gelir düzeyi, sanayi ve hizmetler sektörünün milli gelir içerisindeki payı, ticari dışa açıklık derecesi, şehirleşme oranı, eğitim seviyesi ve demokrasi seviyesinin vergi gelirlerini pozitif yönde etkiledikleri, tam aksine tarım sektörünün milli gelir içerisindeki payı, enflasyon oranı, kamu harcamaları, nüfus yoğunluğu ve terörün ise vergi gelirlerini negatif yönde etkilediklerine dair önemli işaretler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi Gelirleri, Vergi Gelirlerinin Belirleyen Faktörler, Vergileme, Panel Veri Analizi, Bölgesel Vergi Analizi, Türkiye

Bölgesel faktörlerBölgesel özellikGelir vergisi+4
Ersin Nail Sağdıç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel krizde maliye politikasının etkinliği:Türkiye uygulaması

Devletin ekonomiye müdahale etmesi konusu iktisat literatüründe her dönem en başta gelen tartışma konularından birisi olmaktadır. 1929 Büyük Buhranı sonrasında J.M. Keynes'in görüşleri doğrultusunda devletin ekonomi içerisindeki rolüne yeni bir boyut getirilmiş ve ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına aktif bir rol yüklenmiştir. Daha sonra, 1970'li yıllarda yaşanan petrol fiyatı şokları ve 1980'li yıllarda Avrupa'da uygulanan mali daralma politikaları sonucunda yaşanan gelişmeler, maliye politikasının etkinliği üzerine yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Yaşanan gelişmeler sonucunda iktisatçılar, Keynes'in ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına yüklediği görevin etkinliğine yönelik ciddi eleştiriler yapmışlardır. 2008 yılına kadar ekonomi politikaları içerisinde önemi geri planda kalan maliye politikası, ABD'de ortaya çıkan küresel krizle birlikte ekonomi politikaları içerisindeki önemi tekrar sorgulanmaya başlanmış ve küresel krizden çıkmak için yeniden maliye politikasına aktif rol yüklenmiştir. Türkiye 2001 yılında yaşadığı finansal kriz sonrasında daraltıcı maliye politikası uygulayarak mali dengesini sağlamış, küresel krizin etkilerini bertaraf edebilmek için dünyada olduğu gibi genişletici maliye politikası uygulamalarını krizden kurtulabilmek için aktif hale getirmiştir. Türkiye'de küresel kriz sonrası uygulanan maliye politikasının etkin olup olmadığı bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, zaman serisi analizi yöntemleriyle 2002:4-2014:4 dönemi baz alınarak Türkiye'de küresel kriz sürecinde uygulanan maliye politikası uygulamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkinliği incelenmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye'de, küresel kriz sonrasında uygulanan maliye politikasının ekonomik büyüme üzerinde etkin olduğu, kriz döneminde kullanılan mali politika araçlarından kamu harcamalarının, vergilere göre daha etkin politika aracı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Maliye Politikası, Küresel Kriz, Johansen Eşbütünleşme Analizi, VAR Analizi

Ekonomik krizFinansKamu maliyesi+4
Adil Akıncı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de seçilmiş bazı sektörlerde altyapı hizmetlerine özelleştirme yoluyla özel sektör katılımı

Altyapı, bir yatırımın yapılabileceği yerde aranan ulaştırma, iletişim, enerji, su gibi maddi olanakları içermektedir. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın en temel unsuru, iyi bir altyapı oluşumunun gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bir anlamda altyapı, kalkınmanın ve refahın en önemli unsurudur. Bu hizmetlerin sunumu ve finansmanı kamu tarafından üstlenilmiştir. Ancak günümüzde farklı nedenlerden dolayı, altyapı hizmetleri sunum ve finansmanında özel sektöre başvurulmaktadır. Özelleştirme ile bütçe yükünün hafifletilmesi, ekonomide etkinlik ve verimliliğin arttırılması düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Altyapı, Özelleştirme, Altyapı Yatırımları.

Alt yapıAlt yapı hizmetleriFinansman+7
Naim Işık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi bilinci ve vergi algısı: Kütahya ilinde ilköğretim öğrencileri üzerine bir araştırma

Kamu hizmetlerinin finansmanında birincil gelir kaynağı vergilerdir. Vergiler tarih boyunca devlet ve bireyler için anlaşmazlıklar doğurmuş ve bu anlaşmazlıklar kimi zaman vergi ödememe kimi zaman isyan boyutunda olmuştur. Bu anlaşmazlıkların giderilebilmesi için öncelikle bireylerde vergi algısı ve bilincinin oluşturulması gerekmektedir. Çünkü bireylerin vergi ile ilgili yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesinde, vergiye karşı olan tutum ve davranışların önemli bir yeri vardır. Tutum ve davranışları belirleyen etkenler bireyden bireye elbette farklılık göstermektedir. Farklılıklara rağmen bireylerde vergiye uyumun sağlanması veya vergi ahlakının yerleşmesi için yapılması gereken, vergi hakkında tüm bireylerin bilgilendirilmesidir. Bu bilgilendirilmeler bireylerde ilköğretim çağından başlatılmalı ve bunun için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu araştırma, Kütahya Merkez Ortaokul 3. sınıf (2014 - 2015) öğrencilerinin vergiyi nasıl algıladıkları, vergi bilinç düzeyleri ve 2011 - 2012 eğitim - öğretim yılında öğrencilerin ilköğretim 4. sınıf iken almış oldukları vergi eğitiminin etkisine yönelik incelemeleri içermektedir. Anahtar Kelimeler: Vergi Bilinci, Vergi Algısı, Vergi Ahlakı, Vergi Uyumu ve SPSS Analizi.

AlgıEğitimMali sosyoloji+5
Rukiye Karaca
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretim kurumlarında bütçe algısı üzerine ampirik bir çalışma

Bütçe, kamu kesiminin etkin bir şekilde çalışabilmesi için temel ilkeleri gerçekleştirebilecek etkin bir mali araç olarak görülmektedir. Bütçe bir hükümetin en güçlü sosyal ve ekonomik politika aracıdır ve her bir vatandaşında yaşamlarında önemli bir rol oynar. Vatandaşların hükümet bütçelerini anlaması, bu konuda bilgi alması ve süreçlere erişiminin olması, onların kamu fonlarının kullanımı için hükümete hesap sormasını sağlaması nedeniyle hayati önem taşımaktadır. Bu çalışma yükseköğretim kurumlarında bütçe algısını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, bütçe ve bütçe hakkının kavramsal çerçevesi çizilerek; İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Türkiye'de bütçe hakkının tarihsel gelişimine yer verilmiştir. Daha sonrasında, çalışmanın ana teması olan bütçe algısının geliştirilmesine yönelik olarak yapılan katılımcı bütçeleme, vatandaş bütçesi ve vatandaş bütçesinin uygulandığı bazı ülkelere yer verilmiştir. Çalışmanın son kısmında ise, yükseköğretim kurumlarında bütçe algısını ölçmek için anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması, Dumlupınar Üniversitesi'nde çalışan akademik personel, idari personel ve üniversitede İİBF' de maliye bölümünde okuyan öğrencilerinden basit rassal örnekleme yoluyla seçilen 474 kişiye uygulanmıştır. Katılımcıların bütçe ve bütçe uygulamalarına ilişkin algılarını ölçmek amacıyla elde edilen veriler IBM SPSS Statistics (21.0) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimleler: Bütçe, Bütçe Hakkı, Yükseköğretim Kurumları, Katılımcı Bütçeleme, Vatandaş Bütçesi.

BütçeBütçe sistemleriEğitim kurumları+2
Fatma Alkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi ahlakını belirleyen faktörlerin analizine yönelik bir uygulama

Vergi, cebri ve karşılıksız bir yükümlülük olduğu için çoğunlukla mükellefler tarafından hoş karşılanmamakta ve vergi kaçakçılığı gibi yasadışı davranışlar ortaya çıkmaktadır. İnsanlara iyiliği ve yardımseverliği öğütleyen toplumsal kurallar bütünü olan ahlakın yüksek olduğu toplumlarda bu yasadışı davranışlar düşük düzeyde olmaktadır. Ahlakı geriden takip eden ve mükelleflerin vergiye karşı tutum ve davranışlarının belirlenmesinde önemli bir rolü olan vergi ahlakı, vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmaktadır. Mükelleflerin vergilemeye bakışlarında önemli bir etkiye sahip olan vergi ahlakı birçok faktör tarafından etkilenmektedir. Çalışmamızda vergi ahlakı ve vergi ahlakıyla bağlantılı diğer kavramları tanımladıktan sonra vergi ahlakını belirleyen faktörler anket çalışması yoluyla tespit edilmiştir. Anket çalışması Dumlupınar Üniversitesi bünyesinde 3 fakülte ve 2 yüksekokuldan kolayda örnekleme yoluyla seçilen 1108 öğrenciye uygulanmış ve veriler SPSS 18 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada vergi ahlakını belirleyen faktörler 4 başlık altında analiz edilmiştir: Ekonomik, sosyokültürel, siyasi ve ahlaki-psikolojik. Çalışmanın sonucuna göre, vergi ahlakı üzerinde en fazla ahlaki ve psikolojik faktörler etkilidir. Vergi ahlakı en yüksek fakülte ilahiyat fakültesi iken, vergi ahlakı en yüksek cinsiyet de kadın olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada gelir düzeyi, sınıf ve yaş ile vergi ahlakı düzeyi arasında ters bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Ahlakı, Kayıt Dışı Ekonomi, Anket.

AhlakKayıt dışı ekonomiMükellef+3
Ulvi Sandalcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu yatırımlarının mekânsal yoğunlaşması: 2002-2014 dönemi

Bu çalışmanın çıkış noktası, kamu yatırımlarının nasıl bir mekânsal yoğunlaşma sergilediğini araştırmak ve bunu Türkiye özelinde ortaya koymaktır. Bu çıkış noktasından hareketle araştırmanın amacı, Türkiye'de 2002-2014 dönemi için kamu yatırımlarının mekânsal yoğunlaşmasını tespit etmek ve bu dönemde siyasal iktidarın kamu yatırımları açısından eğilimini belirlemektir. Çalışmanın kapsamı Türkiye'de 2002-2014 dönemi olarak belirlenmiştir. Kamu yatırımları, tarım, madencilik, imalat, enerji, ulaştırma-haberleşme, turizm, konut, eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetleri olmak üzere on kategoride ele alınmıştır. Çalışmada iktisat literatüründe önemli bir yere sahip olan ve yoğunlaşmayı ölçmede kullanılan Herfindahl – Hirschman Endeksi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre 2002-2014 dönemi içerisinde en çok mekânsal yoğunlaşmaya sahip olan kamu yatırım türü Enerji Yatırımları olarak belirlenmiştir. Bu dönem içerisinde siyasal iktidarın, Türkiye ekonomisinde dış ticaret açığını ve cari açığı besleyen önemli bir faktör olan enerji sorununu çözmek için Enerji Yatırımlarına mekânsal yoğunlaşma gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu Yatırımları, Mekânsal Yoğunlaşma, Herfindahl– Hirschman Endeksi.

Herfindahl– Hirschman endeksiKamu yatırımlarıMekansal organizasyon+4
Sabiha Çağlayangil
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00