Hitit University
Institute

Institute of Graduate Studies

Hitit University

385

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Amino pridin türevli azo ve imin bileşiklerinin ve akrilat polimerinin eldesi ve spektroskopik özelliklerinin incelenmesi

Schiff bazları ve azo boyarmaddeler özellikle son yıllarda yaygın kullanım alanı göstermektedir. Özellikle Schiff bazları kanser dahil pek çok hastalık tedavisinde kullanılan ilaçların hazırlanmasında kullanılmaktadır. Azo boyarmaddeleri gıda, tekstil ve benzeri pek çok sektörde kullanılmaktadır. Schiff bazı ve azo boyarmaddelerden hareketle üretilen polimerler de yaygın olarak adsorpsiyon işleminde çevre dostu olarak tercih edilmektedir. Polimerlerin tercih sebebi olan özellikleri vardır. Bu özellikleri nedeniyle atık su arıtma sistemlerindei malzeme üretiminde, tekstil sanayiinde kullanılmaktadır. Polimerler, sağlık dalında yaygın kullanım alanına sahiptir. Yapılan tez çalışmasındada 2- amino piridin, 2-Amino-5-Metil Piridin ve 2-Amino-5- Kloro Piridin çıkış maddeleri kullanılarak 3 farklı Schiff bazı ve 3 farklı azo boyarmadde sentezlenmiştir. Sentez bileşiklerden yararlanılarak yeni akriloil türevli polimerler elde edilmiştir. Elde edilen bileşiklerin IR, NMR, Kütle spektroskopisi gibi spektroskopik yöntemlerle yapıları aydınlatılarak literatüre katkı sağlanmıştır. Yapılan çalışma da hem Schiff hem de akriloil grubu içeren polimerlerin sentezlenmesi kullanım alanı açısından oldukça önemli bir çalışmadır. Polimerleştirme tepkimesi sonucu elde edilen bileşik molekül ağırlığı orta büyüklüktedir. Sentez bileşiklerinin verim oranı %87.94 lere kadar çıkmıştır. Yapılan çalışma elde edilen sentez bileşiklerinin farklı alanlarda kullanımına dönük çalışmalar açısından gelecek vadetmektedir.

Azo boyar maddelerHomopolimerlerSchiff bazları
Ceyda Beşkaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Anadolu Türkçesinde kadın ile ilgili sözvarlığı

Kadın teriminin işlevlerinden biri biyolojik cinsiyeti ifade etmek ise de kadınlık bir bakıma her şeyden önce toplumsal bir statüye işaret eder. Kadınlık, insanlığın ve toplumun her alanında, yüzyıllar boyunca varlığını hissettiren bir olgu olma niteliğini sürdüregelmiştir. Kadın gerek günümüzde gerek tarihî metinlerde çeşitli açılardan tanımlanmış ve hatta sınıflandırılmıştır. Kadına dair hemen her olguyu çeşitli metinsel türler içinde tanıklamak mümkündür ve kadın için toplum tarafından gerek olumlu veya olumsuz anlam içerikleriyle gerek yansız içeriklerle çeşitli adlandırmalar, tanımlamalar yapılmıştır. Çok farklı sınıflarda şekillenen kadına yönelik sözvarlığı unsurları kadını çeşitli düzeylerde farklı yaklaşımlarla ifade etmekte, tanımlamakta veya nitelendirmektedir. Türkoloji alanında, kadın kavram alanına ait sözvarlığına dair çeşitli araştırma ve inceleme çalışmaları mevcuttur. Genel itibarıyla 13. ve 15. yüzyıllar arasını kapsayan Eski Anadolu Türkçesi döneminden günümüze ulaşmış pek çok eser türde ve içerikte eser bulunmakta olup bu eserler üzerine de yapılan birçok araştırma bulunmaktadır. Ancak bilhassa Türkiye Türkçesini de özel olarak ilgilendirmesi yönüyle Türkçenin en önemli tarihî dönemlerinden biri durumundaki bu dönemde kadın temasını odağına alan sözvarlığı düzeyindeki araştırma ve inceleme faaliyetleri oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada, ilgili dönemin belirlenen eserleri "kadın" temasına yönelik sözvarlığı yönleriyle ele alınmış olup kadını tanımlayan dil unsurları ve ayrıca kadının her yönünün dile etkisi araştırılarak kadına ait sözvarlığı derlenmiştir. Bu çalışma kapsamında taranmış eserler üzerinden ulaşılan verilerle, kadın temasını doğrudan veya dolaylı olarak belirten 13 ayrı kategori altında pek çok başlık tasarlanmıştır. Kadın kavram alanıyla ilişkili olarak tespitedilen sözcük ve öbekler başta olmak üzere her türlü sözvarlığı unsuru sesbilgisel, biçimbilgisel veya sözdizimsel düzeylerde temel incelemeye tabi tutulmuştur. Bunların yanı sıra, tanıklanan sözvarlığı unsurlarıyla ilgili sosyolojik ve gerektiğinde varoluşsal değerlendirmeler, yorumlamalar sunulmaya, aktarılmaya çalışılmıştır. Böylelikle, Eski Anadolu Türkçesinde verilmiş eserler üzerinden ilgili dönemde kadının ve kadınlığın nasıl değerlendirildiği, kadına nasıl yaklaşıldığı gibi hususlar irdelenmiş, ayrıca ilgili sözvarlığının nasıl sınıflandırılacağına yönelik çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Tüm bunlarla, 13-15. yüzyıllar arasında, Eski Anadolu Türkçesinin yazıldığı coğrafyada kadın olgusunun ve kadınlıkla ilgili pek çok hususun gerek toplum nezdinde gerek eserlerde nasıl bir yer bulduğu, bunların metinlere ve yaşayışa nasıl yansıdğı, o dönemin kadın algısıyla ilgili ipuçlarının neler olabileceği gibi çeşitli noktalarda veriler sunulmaya çalışılmıştır. Bu sayede, elde edilen tüm bu verilerin farklı disiplinler kapsamında da işlenip değerlendirilebilecek malzemeye dönüşme potansiyeli taşıması da bu çalışmayla amaçlananlar arasındadır. Böylelikle bu çalışma, genel olarak Türk toplumunda ve yaşantısında, daha geniş ölçekte Türk sosyolojisinde kadına ve kadınlığa yönelik ayrıntıların ortaya çıkarılmasında ufak bir katkı sağlamış olacaktır. Anahtar Kavramlar: Eski Anadolu Türkçesi, kadın, sözvarlığı. Bilim Kodu: 30103

AnnelikEski Anadolu TürkçesiKadın statüsü+3
Beyhan Yıldırım
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Nüceym'in el-Bahrü'r-Râik adlı eserindeki tercihlerinin değerlendirilmesi

Tebliğ sürecinden itibaren İslam'ın insanlar arasında hızlı bir şekilde yayılması, farklı birçok örf ve adetle karşılaşmasına; bu bağlamda çeşitli uygulama ve problemlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Fıkıh âlimleri bu problemleri çözüme kavuşturabilmek için ictihad etmişler ama birbirlerinden farklı sonuçlara varabilmişlerdir. Bu bağlamda mezhepler arasında ve mezhep içinde birçok farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bu durum sonraki dönemde, ulemanın farklı içtihatlar arasında tercih yapmasını gerektirmiştir. İbn Nüceym ve onun el-Bahrü'r-râik adlı eseri hem Hanefî mezhebinde hem de İslam Hukuku alanında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada müellifin mezkûr eserindeki tercihleri konu edinilmiştir. Çalışmadaki amaç; İbn Nüceym'in tercihlerini tespit ve tahlil edip, mezhep içi tercih mantığını nasıl uygulandığını göstermek, mezhep içi fıkhi tefekkürün uygulanış biçimini İbn Nüceym örneğinde ortaya koyarak literatürde katkı sağlamaktır. Bu bağlamda araştırma, müellifin son çalışması olan el-Bahrü'r-râik ile sınırlandırılmıştır. İlgili sınırlandırmaya rağmen, tezin amacına katkı sağlayacağı düşünülen yerlerde müellifin diğer eserlerine de başvurulmuştur. Belgesel Kaynak Tarama yöntemi kullanılarak tercihler belirlenmiş ve ardından bu tercihler arasından temsil gücü yüksek olan örnekler tespit edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı kapsam ve sınırlılıkları gibi ön bilgiler verilmiştir. İlk bölümde İbn Nüceym'in hayatı, eserleri, ilmi yönü, şahsiyeti ve yaşadığı dönem betimsel olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde tercih kavramı üzerinde durulmuştur. Bu konuda literatürde yer alan görüşler değerlendirildikten sonra, İbn Nüceym'in tercih kavramı hakkındaki düşünceleri eserlerine başvurularak ortaya konmaya çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise eserde tespit edilen tercihler arasından temsil gücü yüksek olanlar, mezkûr eserin konu tasnifine göre ele alınarak değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme yapılarak elde edilen bulgular sunulmuştur.

El-Bahrü'r-ra'ikHanefilerTercih+3
Abdullah Sıtkı İlhan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde yol, yolcu ve yolculuk teması

Cumhuriyet yılları, Türk Edebiyatı'nda muhtelif dönüşümlerin, siyasi ve sosyal inkılapların edebiyatımızı da etkilediği dönemlerdendir. Atatürk'ün önderliğinde başlatılan bu süreç yeni bir dönemin işaret fişeği olmuştur. Bu yeni süreçte farklı edebi temalar, yine çeşitli hallerde edebiyatımızda yer almıştır. Yol, Yolcu, Yolculuk teması da Cumhuriyet Dönemi Türk şiiri içinde yer alan en kıymetli temalardandır. Cumhuriyet yılları, Türk Edebiyatı'nda çeşitli anlayışların görüldüğü, zengin bir içerik sunmaktadır. Cumhuriyet döneminde, Tanzimat yıllarından beri devam edegelen batılılaşma ile ehemmiyet kazanan modernleşme, yalnızlaşma, dünyevileşme gibi unsurlarla geleneksel edebiyatımızdan bir kopuş başladığı fikri hâkimdir. Fakat yalnızlaşmanın getirdiği bir atmosfer ile bireyde oluşan bir yol özlemi ya da yolculuk hasleti edebiyatımızda yer yer hüküm sürmeye başlamıştır. Buradan hareketle geleneksel edebiyatta da yer yer karşılaştığımız yol, yolcu, yolculuk motifi Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde de yer tutmaya başlamıştır. Tezimizin muhtevası, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirini kapsamaktadır. Amacımız, dönemdeki şairlerden hareketle yol, yolcu ve yolculuk kavramının şiirimize yansımasını irdelemektir. Cumhuriyet dönemi boyunca eser veren şairlerin pek çoğu yol ve yolculuğa dair şiirler yazmıştır. Buna karşın hâlihazırda bu temanın literatürde az rastlanan bir durum olması ise tezimizin önemini gözler önüne sermesi açısından kıymetli bir yer tutmaktadır. Tez çalışmamızın yöntemi tarama, derleme ve inceleme olarak belirlenmiştir. Öncelikle döneme ait bu temayı işleyen şiirler taranıp derlenmiştir. Farklı sosyokültürel çevreden şairlerin yol, yolcu ve yolculuk kavramına şiirlerinde yer verdiği tespit edilmiştir. Haliyle ortaya kapsamlı bir doküman çıkmıştır. Kavramların içerdiği muhteva kapsamlı olduğundan tezin içeriği, şiirlerinde yol, yolcu ve yolculuk kavramını hassaten seçen şairlerden sadece bir kısmını dâhil ederek sınırlandırılmıştır. Tez çalışmamızda özgün ve nitelikli bir bilimsel eser ortaya çıkarmak maksadıyla çalışmamızın kapsam olarak çok dağınıklık göstermemesi için nitelikli örneklemlere yer verilmiştir. Tezin içeriğini en iyi yansıtan şiirlere yer verilmesine özen gösterilmiştir. Yol, yolcu ve yolculuk kavramını özgün bir şekilde eserlerinde yer vermeleri, dönemin öncülerinden olmaları ve seçilen şairlerin dönemin ruhunu yansıtan bir çeşitlilik göstermesi, bu şairlerin bilimsel çalışmamızda yer almasında temel kriterler olarak belirlenmiştir. Bilimsel çalışmamız üç temel bölümden müteşekkildir. Tezin ilk bölümünde "Şiire Genel Bir Bakış" yapılmaktadır. Tezin ikinci bölümünde, "Tematik Unsurlar" ayrı ayrı ele alınmıştır. Tezin üçüncü bölümünde ise "Cumhuriyet Dönemi Türk Şiir'inde Yol, Yolcu, Yolculuk Şiirleri" incelenmiştir. Bu çalışma ile alan yazında, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiir'inde Yol, Yolcu, Yolculuk kavramı ve bu temaların şiirimizde açmış olduğu ufukların literatürdeki önemli bir boşluğu dolduracağı hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Yol, Yolcu, Yolculuk, Cumhuriyet, Türk Şiiri. Bilim Kodu: 30201

Cumhuriyet DönemiTürk şiiriYol+2
Emre Darmancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ercüment Ekrem Talû'nun eserlerinde halk kültürünün yansımaları

Tanzimat döneminin öncü isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem'in oğlu olan Ercüment Ekrem Talû (1888-1956), kültür düzeyi yüksek bir aile ortamında yetişmiştir. Yetiştiği bu çevre onun, küçük yaşlardan itibaren çok iyi bir eğitim almasına olanak sağlamıştır. Galatasaray lisesinde okuması ve Tevfik Fikret gibi döneminin önde gelen isimlerinden dersler alması, ona nitelikli bir eğitim hayatının kapılarını açmıştır. Yazı hayatına Meşrutiyetten evvel başlamış, Cumhuriyet yıllarında da yazmaya devam etmiştir. Ömrünün sonuna kadar aralıksız yazmaya devam eden Talû, öncelikle basın-yayın alanında adını duyurmuştur. Gazetecilik alanında Ahmet Mithat yolundan giden yazar, basın- yayın hayatında da değeri azımsanmayacak mahiyette olan velud bir kişiliktir. Döneminin neredeyse bütün gazete ve dergilerinde çalışmış, peş peşe yazdığı yazılarıyla da okuyucusu tarafından büyük bir ilgiyle takip edilmiştir. Gazetecilik kimliğinde yakaladığı bu başarının yanı sıra edebiyat alanında da önemli simalardan biri olan Talû; roman, hikâye, şiir, tiyatro, fıkra ve anı gibi pek çok farklı türde eserler vermiştir. Yaşadığı dönemde çok okunan ve kıymeti bilinen bir yazardır. Edebi sahada daha çok mizahi hikayeleriyle ünlenmiş, seri şeklinde oluşturduğu Meşhedî'nin Hikayeleri adlı eserinde yarattığı "Meşhedi Cafer" karakteriyle de döneminde büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu hikayeler onun mizah üstadı olarak anılmasına vesile olmuştur. Genel olarak eserlerinde kadının toplumsal yeri, yanlış batılılaşma gibi pek çok sosyal ve siyasal konuya değinen yazarın kurtuluş savaşını konu alan birkaç eseri de mevcuttur. Hikâye ve romanlarında kullandığı üslup ve nüktedan yapısıyla adeta döneminin Evliya Çelebi'si olarak görülen Ercüment Ekrem, eserlerinde Geleneksel Türk Tiyatrosunun anlatı tekniklerini başarılı bir şekilde kullanmış, atasözü ve deyimler gibi kalıplaşmış sözlerin kullanımıyla dikkat çekmiştir. Eserlerinde geleneksel unsurlar ve halk inanışlarına oldukça yer veren yazar, eserlerini oluştururken meddah tarzı anlatım üslubunu başarı bir şekilde kullanmıştır. Çalışmamız, Ercüment Ekrem Talû'nun hikâye ve romanlarında; geleneksel anlatım üslubu, yeme-içme alışkanlıkları, çeşitli inanışlar ve geleneksel anlatı unsurları etrafında incelenerek, söz konusu eserlerde tespit edilen örnekler uygun başlıklar altında sunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ercüment Ekrem Talû, Geleneksel Anlatı Üslubu, Mizah, Hikâye, Roman, Türk Edebiyatı. Bilim Kodu:

AnlatıBiyografiGelenekler+7
Sultan Topaloğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadrî'nin Menâzilü't-Tarîk ilâ Beyti'llâhi'l-Atîk adlı eseri (İnceleme ve edisyon kritikli metin)

Hac ibadeti, hac edebiyatının oluşmasına kaynaklık etmiş ve bu konuda birçok edebî tür kaleme alınmıştır. Hac ibadetini konu alan türlerden biri de menâzil-i hac muhtevalı eserlerdir. Bu tür eserlerde hac yolları, hac kervanlarının konakladığı menziller, ziyaret edilecek dinî, tarihî ve ticari mekânlar, menzillerin coğrafi ve ticari özellikleri ile şehir halkı hakkında bilgiler verilmiştir. Türk edebiyatında birçok manzum, mensur ve manzum-mensur menâzil-i hac kaleme alınmıştır. Bu mahiyette yazılan eserlerden biri de Menâzilü't-Tarîk ilâ Beytillâhi'lAtîk'tir. Eserin müellifinin adının Abdülkadir Çelebi, mahlasının Kadrî olduğu ve XVII. yüzyılda yaşadığı anlaşılmıştır. Eserin üç nüshası tespit edilmiştir: Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Ayasofya 01469, Millet Yazma Eser Kütüphanesi 34 Ae Tarih 892 ve Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi Y/0377. Çalışmada Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi nüshası esas alınmıştır. Mensur olarak yazılan eserde yer yer nazım parçaları serpiştirilmiştir. Eser içerisindeki manzum kısımlar toplam 32 beyitten ibarettir. Manzum kısımlarda yer alan şiirlerin sadece üçünde mahlas zikredilmiştir. Bab ve fasıllar hâlinde tertip edilen eserde hac yolculuğu güzergâhındaki 97 menzil yer almaktadır. Menziller suyunun olup olmaması, havası, coğrafi ve ticari yönüyle ele alınmış, menzillerdeki dinî ve tarihî mekânlar ile şahıslar zikredilmiş, menziller arası mesafeler saat cinsinden ifade edilmiştir. Eserde menzil isimleriyle ilgili hikâyeler anlatılmış, ayet ve hadislerden iktibas yapılmış, menzillerdeki gelenek ve göreneklere değinilmiştir. Ayrıca menziller hakkında bilgiler verilirken kalıplaşmış ifadeler ve cümle yapısı tercih edilmiştir. Eser, hacı adaylarına faydalı bilgiler vermek amacıyla yazılmıştır. Bu sebeple eserde sade ve anlaşılır bir üslup hâkimdir. Bu çalışmada hac içerikli eserler ve özellikle menâzil-i hac sahasına dair literatür bilgisi verildikten sonra Menâzilü'tTarîk ilâ Beyti'llâhi'l-Atîk adlı menâzil-i hac eserinin incelenmesi ve edisyon kritiği yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Abdulkadir Çelebi, Kadrî, Menâzilü't-Tarîk, Menâzil-i Hac, Hac Seyahatnameleri

Abdulkadir ÇelebiEdebi incelemeHac+5
Muhammed Musab Tiryaki
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Memlük-Haçlı ilişkileri (1250-1291)

Asker olarak yetiştirilmek üzere Mısır topraklarına getirilen Memlükler, kabiliyet, liyakat, disiplin, cesaret ve savaşçılık gibi üstün vasıflarıyla ön plana çıkmıştır. Tıbak denilen özel okullarda eğitim gören Memlükler, ilk önce hakim askeri sınıf, daha sonra ise yönetici elit kesimi oluşturmuştur. Memlükler, Haçlı şövalyelerini Mansûra'da bozguna uğratarak Eyyûbî Devleti'nin de otorite boşluğunu değerlendirip kendi isimleriyle adlandırılan Memlük Devleti'ni Mısır'da 648/1250 yılında kurmuşlardır. Müslümanların sıkıntılı bir dönem geçirdiği bir zaman diliminde kurulan Memlük Devleti, Moğol ve Haçlılarla yapmış olduğu mücadeleyle Müslümanların hamiliğini üstlenmiş ve İslam tarihinde önemli bir yere sahip olmuştur. Şecerüddür ve Aybek dönemi devletin kuruluş yılları olduğu için Haçlılarla mücadele edilmemiştir. Sultan Kutuz, 657/1258 yılında Bağdat'ı yerle bir eden, Abbasi halifeliğini ortadan kaldıran, Müslümanlar için büyük bir felaketin habercisi olan Moğolları, 1260 yılında tarihte ilk kez Aynicâlût savaşında yenerek Müslümanları büyük bir felaketten kurtarmıştır. Sultan Baybars, yeni kurulan Memlük Devleti'ni kısa zamanda teşkilatlandırarak, disiplinli bir ordu kurup Moğolların Müslümanlar üzerindeki baskısını kaldırmıştır. Haçlılarla mücadeleye Kaysâriyye'yi alarak başlayan Baybars, Haçlıların en önemli şehri olan Antakya'yı ele geçirmiştir. Daha sonra sahildeki ve diğer kalelerini almıştır. Antakya alındıktan sonra Suriye topraklarındaki Haçlılar giderek zayıflamıştır. Baybars, yaptıkları suikast ve cinayetlerle devlet adamlarına ve toplumun her kesimine korku salan İsmailiyye'leri (Haşhaşi) de ortadan kaldırarak topluma rahat bir nefes aldırmıştır. Ayrıca Moğol ve Haçlılara her türlü desteği sağlayan, Anadolu-Mısır ticaretine engel olan Ermenilere de büyük bir darbe vurarak Memlük Devleti'ni ekonomik yönden rahatlatmıştır. Sultan Kalavun, Memlük tahtına geçtikten sonra siyasi iç karışıklıklarla mücadele etmiştir. Kalavun, siyasi birliği sağladıktan sonra Müslümanlar için bir tehdit olan Moğolları, Humus savaşında yenmiştir. Daha sonra ise Suriye sahil bölgesindeki Haçlılarla mücadele ederek onlara ait stratejik öneme sahip Markab, Merrakiye, Lazkiye ve Trablus gibi önemli şehirleri ele geçirmiştir. Ermenistan üzerine yaptığı seferle de Müslüman tüccarların güvenliğini sağlamıştır. Sultan Kalavun, Akkâ kuşatması için hazırlık yaparken vefat etmiştir. Eşref Halil, Memlük tahtına geçince babası Kalavun'a söz verdiği Akkâ kuşatması için gerekli olan hazırlıkları yapmıştır. Daha sonra bütün Müslümanların desteğiyle Akkâ kuşatılmış ve diğer Haçlı kalelerini alarak Haçlıları Suriye topraklarından tamamen çıkarmıştır. Yine Memlük Devleti için tehlike arz eden, Moğol ve Haçlılarla iş birliği yapıp Müslüman tüccarlara saldıran Ermeniler üzerine de sefer düzenleyerek Ermeni tehlikesini ortadan kaldırmıştır. Anahtar Kavramlar: Memlük, Haçlı, Baybars, Kalavun, Eşref Halil.

13. yüzyılHaçlı seferleriHaçlılar+5
Musa Demir
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hulafâ-yi Râşidîn dönemi komutanları

Hulefâ'yi Râşidîn döneminde görev alan komutanların hayatını ve İslâm Tarihi'ndeki yerini konu alan bu çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Hz. Ebû Bekir döneminde Ridde hadiselerinde görevlendirilen komutanlar, Sâsânîler'in elinde bulunan Fırat'ın aşağı taraflarındaki bölgelere gönderilen komutanlar ve Suriye'nin güney ve güneydoğu sınırlarına gönderilen komutanların biyografileri ele alınmış ve savaşlardaki mücadelelerine yer verilmiştir. Bu dönemin ön plana çıkan komutanları şunlardır: Hâlid b. Velîd, Yezîd b. Ebî Süfyân, Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Amr b. el-Âs, Şürahbil b. Hasene, Müsennâ b. Hârise'dir. İkinci bölümde Hz. Ömer döneminde Irak-İran, Suriye, Mısır, Filistin, Azerbaycan ve Cezîre fetihlerinde aktif rol alan komutanların biyografileri ele alınmış ve savaşlardaki mücadelelerine detaylı bir şekilde yer verilmiştir. Bu dönemin ön plana çıkan komutanları Sa'd b. Ebî Vakkâs, Ebû Mûsâ el-Eş'arî, İyâz b. Ganm, Nu'mân b. Mukarrin'dir. Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve Amr b. el-Âs gibi komutanlar bu dönemde de önemini korumuştur. Üçüncü bölümde Hz. Osman'ın halifeliği döneminde (644-656) İslâm toprakları Ermenistan ve Horasan'dan Sind -Hint sınırlarına, diğer yandan da Kızıldeniz ve Akdeniz sahillerinden Sudan, Libya ve Tunus'u içine alacak şekilde genişlemiştir. Bu fetihlerde görev alan komutanların hayatları hakkında bilgi verilmiştir. Bu dönemin ön plana çıkan komutanları ise Muâviye b. Ebî Süfyân, Abdullah b. Âmir'dir. Dördüncü bölümde Hz. Ali'nin Cemel, Sıffîn, Nehrevan ve Muâviye'nin kuvvetlerine karşı görevlendirdiği komutanlar incelenmiştir. Bu dönemin öne çıkan komutanları Mâlik b. Eşter en-Nehaî ve Eş'as b. Kays'tır.

Hamza Yıldırıcı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Keten tohumu müsilajının püskürtmeli ve dondurarak kurutma işlemleriyle enkapsülasyonu

Bu tez çalışmasında, saf su ile ekstrakte edilen keten tohumu müsilajının maltodekstrin ilave edilerek ve edilmeyerek (kontrol) püskürtmeli kurutucu ve dondurarak kurutucuda enkapsülasyonu gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, keten tohumu müsilajının ekstraksiyonu için yanıt yüzey yöntemi ile deneme deseni oluşturulmuştur. Tohum:su oranı (0,0333, 0,07915 ve 0,125), ekstraksiyon sıcaklığı (20, 55 ve 90°C) ve ekstraksiyon süresi (30, 75 ve 120 dak.) bağımsız değişken seçilip 3 farklı seviyede değerlendirilmiştir. Deneme deseninde oluşturulan ekstraksiyon koşullarının ekstrakte edilen keten tohumu müsilajına etkisini incelemek için yanıt olarak ortalama jel verimi (%), ortalama kuru madde (%) ve °Briks değerleri seçilmiştir. En yüksek ortalama kuru madde ve °Briks değerine 0,125 tohum:su oranı, 90°C sıcaklık ve 2 saat süreyle gerçekleştirilen ekstraksiyonda ulaşıldığı için müsilaj bu koşullarda ekstrakte edilmiştir. Tezin ikinci aşamasında keten tohumu müsilajı (kontrol), keten tohumu müsilajı ve dekstroz eşdeğeri (DE) 5-7 olan maltodekstrin ve keten tohumu müsilajı ve dekstroz eşdeğeri 18-20 olan maltodekstrin karışımları oluşturulmuştur. Karışımlar püskürtmeli kurutucu ve dondurarak kurutucuda toz ürün elde edilmiştir. Üretilen tozların nem içeriği, yığın yoğunluğu, sıkıştırılmış yoğunluk, akabilirlik ve yapışkanlık, çözünebilirlik, parçacık boyutu dağılımları, renk, viskozite, ısıl özellikler ve mikro yapıları incelenmiştir. Dondurarak kurutucuda üretilen kontrol örneğinin en düşük neme sahip olduğu belirlenmiştir (p<0,05). İki kurutma yönteminde de maltodekstrin kullanılması ile yığın yoğunluğunda önemli düzeyde artış görülürken (p<0,05), maltodekstinlere bağlı önemli bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Tüm toz örneklerinin akış özellikleri değerlendirildiğinde, "akması oldukça zor olan ve yüksek yapışkanlık gösteren tozlar" olduğu bulunmuştur. Püskürtmeli kurutucuda üretilen tozların çözünmeleri için gereken süre dondurarak kurutucuda üretilen tozların çözünmesi için gereken süreden daha fazla bulunmuştur (p<0,05). Dondurarak kurutucuda üretilen tozların parçacık boyutu daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Püskürtmeli kurutucuda üretilen tozların L* değerleri dondurarak daha yüksek bulunurken (p<0,05), dondurarak kurutucuda üretilen tozlarda a* ve b* değerleri daha büyük bulunmuştur (p<0,05). Püskürtmeli kurutucuda üretilen tozlarda maltodekstrin kullanılması ile görünür viskozite önemli düzeyde azalmıştır (p<0,05). İki kurutma yönteminde de maltodekstrin kullanılması ile müsilaj tozlarının faz geçiş sıcaklıkları ötelenmiştir.

Dondurarak kurutmaEnkapsülasyonKeten tohumu+2
Havva Çimen
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan ve doğal kaynaklı afetlerde kimliklendirmede dental görüntüleme tekniklerinden panoramik röntgen kullanımı

Dental biyometri, doğal ve insan kaynaklı felaketlerde ölenlerin kimliklendirilmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Diş kayıtlarının kalıcılığı, geleneksel biyometrik teknikler olan parmak izi ve yüz ile irisin kullanımına göre daha iyi bir seçenek olarak görülmektedir. Pek çok çalışma, insan kimliklendirmesinde diş kayıtlarının kullanılmasının DNA analizine göre daha hızlı, güvenilir ve ucuz olduğunu göstermiştir. Kafatası, pelvisten sonra cinsiyetin saptanmasında yüksek dimorfizm gösteren ve en güvenilir şekilde kullanılan ve güvenilirliği %92 olan bir iskelet parçasıdır. Mandibula, kafatasının en güçlü ve en büyük kemiği olduğu için cinsiyet belirleniminde rolü büyüktür. Ramus bölgesinde ölçülen parametreler şunlardır: Minimum ramus genişliği, maksimum ramus genişliği, izdüşümsel ramus yüksekliği, maksimum ramus yüksekliği, kondil yüksekliği, koronoid yüksekliği, bigonial genişlik, gonial açı. Panoramik radyografiler eğer AM olarak mevcutsa insan kimliklendirilmesinde, dijital olarak çakıştırma, veri tabanında arama ve veri tabanı oluşturmak için kullanılmaktadır. Çalışmada 100 erkek ve 100 kadın panoramik röntgeni üzerinde, üç ayrı araştırmacı tarafından bütün parametreler için yapılan ölçümlerde uyum değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmada sağ ve sol ramus genişliği, sağ ve sol condyl yüksekliği ve bigonial genişlik değerleri ayrı ayrı incelenerek elde edilen cinsiyet durumu için tanı testi olarak kullanıp kullanılamayacağı analiz edilmiştir. Bunun için öncelikle ilgili parametreler kadın ve erkek olarak iki grup için lojistik modeli kurulmuştur. Bir bağımsız değişken ile kurulan modelden elde edilen olasılıklar hesaplanmış ve tanı testi yapılarak bu olasılıklar üzerinden ROC analizi yapılmış olup Youden indeksine göre kesim noktası belirlenmiştir. Kesim noktasına göre duyarlılık ve seçicilik değerleri hesaplanmıştır. Her araştırmacıya ait karşılaştırmalar, uyumlu ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, adli kimliklendirmede kullanılabilirliği ve cinsiyet tayini yapılabilirliğini de ortaya konmuştur.

Adli bilimlerCinsiyet tahminiKimliklendirme+2
Hakan Bişirici
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00