Hitit University
Institute

Institute of Graduate Studies

Hitit University

586

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Postmenopozal dönemdeki kadınlarda üriner inkontinans prevalansı ve risk faktörleri

Bu araştırmanın amacı, postmenopozal dönemindeki kadınlarda üriner inkontinans prevalansı ve risk faktörlerini belirlemektir. Tanımlayıcı tipte planlanan bu araştırma Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Polikliniklerine tedavi ve kontrol amaçlı başvuran postmenopozal dönemdeki kadınlarla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini Çorum ilinde yaşayan, 40-65 yaş arası, postmenopozal dönemdeki kadınlar oluşturmaktadır. Çalışmaya en az 234 postmenopozal kadının dâhil edilmesi gerektiğine karar verilmiş ve 320 kadına ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 20 istatistik paket programı ile değerlendirilmiştir. Frekans dağılımlarındaki grupların homojen dağılım dağılmadığı Ki-Kare uygunluk testi kullanılarak araştırıldı. Normallik analizleri, Komogrow Smirnov testi, Shapiro Wilk testi, Çarpıklık katsayısı, Basıklık katsayısı, Histogram, Kutu Grafiği işlemleri ile ayrıntılı olarak incelenerek, değişkenlerin normallik varsayımlarını büyük ölçüde sağlamadığı görülmüştür. Böylece; ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi ve ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis testi kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler, normallik varsayımı sağlanmadığı için öncelikle medyan değeri yorumlanacak şekilde, medyan, aritmetik ortalama ve standart sapma hesaplamaları ile elde edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmamızda postmenopozal dönemdeki kadınlarda östrojen eksikliğinin kadınlarda üriner inkontinası etkilediği, risk faktörleri ve ICIQSF ölçeği puan ortalamaları sonucu üriner inkontinans olan kadınların %42.2 olduğu ve arasındaki ilişkinin güçlü derecede pozitif yönlü olduğu tespit edilmiştir(p<0,05).

KadınlarPostmenopozPrevalans+2
Neslihan Turhan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik krizi kapitalist sistem içerisinde çözme (Yeşil kapitalizm) arayışlarına karşı bir alternatif olarak ekososyalizm düşüncesi

Ekoloji kavramı 1800'lü yıllarda ortaya çıksa da ancak 1900'lü yıllarda biyolojinin bir alt dalı olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. Bazı koşullara bağlı olarak bir alt dal olmaktan çıkan ve farklı anlamlar yüklenilen ekoloji kavramı günümüzde artık disipliner bir niteliğe sahiptir diyebiliriz. Ekoloji kavramının bu şekilde bir gelişim göstermesinde en büyük etki ise yaşanan ekolojik krizdir. 20. yüzyılda bölgesel olarak başlayan, giderek derinleşen ve küresel bir sorun haline gelen ekolojik kriz, son yüzyılda insanlığın baş etmek zorunda kaldığı ve gündemi meşgul eden önemli bir sorundur. Ekolojik krizin temel sebebi üzerine birçok tartışma yürütülmektedir. Özellikle 1970'li yıllardan sonra başlayan yeşil düşünce hareketleriyle birlikte küresel iklim değişikliği ve çevre sorunları daha çok gündeme gelmeye başlamıştır. Yaşanan krizin nedenleri ve çözümlerine dair yapılan tartışmalar birçok politik hareketin doğuşuna vesile olmuştur. Bu hareketlerden olan ve iki zıt kutup olarak değerlendirilebilen yeşil kapitalizm ve ekososyalizm hareketleri, bu tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Çevre sorunları bir piyasa başarısızlığı olarak değerlendirilmekte ve bu yüzden de mevcut kapitalist sistem içerisinden çıkacak bir çözümün, yaşanan soruna gerçekten çözüm olamayacağı düşünülmektedir. Ancak yeşil kapitalizm bu düşüncelerin aksine çözüm yolunun kendi sistemleri içinden olabileceğini savunmaktadır. Bu sebeple yeşil kapitalizm, kapitalist sistem dahilinde bazı reformist sayılabilecek girişimler ile ekolojik krize çözümler sunmaktadır. Ekososyalizm, çevrecilik anlayışında radikal bir bakış açısına sahip olduğundan yeşil kapitalizmden tamamen farklı bir seyir izlemektedir. Ekososyalizm, ekolojik krizden çıkış için kapitalist sistemin terkedilmesinin de gerekliliğinden bahsetmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, yeşil kapitalizmin ve ekososyalizm düşüncelerinin, ekolojik krize bakış açılarını sergilemek ve hangi görüşün ekolojik krize dair daha gerçekçi, uygulanabilir bir çözüm yolu sunduğunu tartışmaktır. Bu değerlendirme yapılırken ekososyalist bir perspektif ile eleştirel bir yaklaşım sergilenmiştir. Anahtar Kavramlar: Ekoloji, Sermaye Birikimi, İnsan-Doğa İlişkisi, Yeşil Kapitalizm, Ekososyalizm, Ekolojik Devrim

EkolojiEkolojik krizEkososyalizm+3
Esra Balcı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzeylerin gönderim sınıf gruplarının involusyon üreteçleri

Bu çalışmada gönderim sınıf gruplarının üreteçleri incelendi, ilk olarak gönderim sınıf gruplarının Dehn burguları tarafından üretilmesinin tarihi süreci anlatıldı ve minimum kaç Dehn burgusu tarafından üretilebileceği gösterildi, daha sonra asıl tezimizin konusu olan olan gönderim sınıf gruplarının involusyon üreteçleri incelendi, bu kapsamda involusyon üreteçlerinin tarihi süreci anlatıldı ve minimum kaç tane involusyon tarafından gönderim sınıf gruplarının üretilebileceği üzerinde duruldu. Bu bağlamda gönderim sınıf gruplarının 3 involusyon tarafından nasıl üretildiğini (Korkmaz 2020) makalesini takip ederek anlatıldı.

CinsEğrilerJeneratörler
Mustafa Kahrıman
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kafatası ve omurga sütununun yaralanması sonucu meydana gelen travmalarda bilgisayarlı tomografi görüntüleme tekniği ile hasarlı yapıların morfolojik açıdan incelenmesi

Kafatası ve omurga travmaları, ülkemiz de dahil olmak üzere dünya genelinde can ve mal kaybı ile bunların yanı sıra ekonomik açıdan da kayıplara sebebiyet veren ciddi problemlerdir. Çoğunlukla motorlu taşıt kazaları kaynaklı olmak üzere; bu durumu düşme, darp, ateşli silah yaralanmaları, kesici ve delici alet yaralanmaları, iş kazaları gibi nedenler izlemektedir. Çalışmamızda; kafatası ve omurga travmasına bağlı yaralanma ve ölümler incelendi. Travmaya bağlı meydana gelen kırıkların çeşitli derecelerde sekele sebebiyet verme durumu ve ölümle ilişkisi belirlenerek, adli tıp polikliniğinde kayıtlı hastaların raporlarındaki travma nedenleri, travma bölgesi, kırık tipi ve eşlik eden patolojiler tanımlanarak, bunların birbirleriyle olan ilişkisini analiz etmeyi amaçladık. 01.01.2017 – 31.12.2020 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği veri tabanında kayıtlı kafatası ve omurga travmasına maruz kalmış 18 – 75 yaş arasındaki 24 kadın ve 81 erkek olmak üzere toplamda 105 hastanın dosyasını ve BT raporlarını incelemek amacı ile 384 numaralı etik kurul izni ve Çorum İl Sağlık Müdürlüğü' nden hasta bilgilerine erişim izni alındı. Olgularda; cinsiyet, travmanın meydana geliş mekanizması, yaralanma bölgesi, çoklu bölge yaralanmalarının varlığı ve birbirleri ile ilişkisi, travmaya eşlik eden patolojilerin varlığı değerlendirildi. Excel'de hazırlanan verilerin analizi IBM SPSS Statistics 22.0 istatistik programı ile gerçekleştirildi. Chi Square (ki kare) ve Fisher Exact testleri ile kategoriler arası analiz gerçekleştirildi. Pearson korelasyon testi ile veriler arası analiz gerçekleştirildi, istatistiksel olarak p<0.05' i sağlayan değerler anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda, en sık travma 51-60 yaş aralığında ve erkek bireylerde hesaplandı. En sık travma nedeni %48,6 (51 olgu) oranla trafik kazalarıydı. Kafatasında en çok lineer kırık tespit edildi. En fazla os frontale'de kırık gözlemlendi. Komplikasyon olarak en sık pnömosefali saptandı. Omurga bölgesinde en çok korpus bölgesinde kompresyon tipi kırık meydana geldi. En fazla lumbal vertebralarda kırık gözlemlendi. En çok eşlik eden komplikasyon medulla spinalis hasarı ve paraplejiydi. Tromboemboli ile C1, C4, C5 omurları arasında pozitif yönde, çok yüksek düzeyde, istatistiksel açıdan anlamlı (r=1,000; p<0,001) ilişki tespit edildi. Çalışmamızın hastanelerin Adli Tıp ve Acil Tıp birimlerine başvuran hastaların gözlem, tanı, tedavilerinde hekimlere yol göstermesi açısından fayda sağlayacağını düşünmekteyiz.

Adli tıpBilgisayarlı tomografiKafatası kırıkları+3
Büşra Betül Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Olay yeri incelemelerinde adli arkeoloji uygulamaları

Adli bir olayda suç ve suçlunun tespitinde olay yeri incelemesi oldukça önemlidir. Olay yeri incelemelerinde suçun aydınlatılması için arkeolojik tekniklerden de faydalanılmaktadır. Olay yerinin adli arkeolojik uygulamalarla incelenmesi ve delil niteliğinde sayılabilecek bulguların adli arkeoloji teknikleri ile toplanması suçun aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Arkeologların ölü gömme konusundaki etnoarkeolojik bilgileri, olay yerinde bulunan iskeletlerin doğru bir şekilde çıkarılması ve toplanmasına katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, olay yerine arkeologların perspektifinden bakılmış olay yeri incelemeleri ile arkeolojik kazı yöntemleri arasındaki paralellikler açıklanmıştır. Kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı suçlarında olay yerinin incelenmesi ele alınmış, 2019 ve 2020 yıllarındaki kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı suçlarının verilerini gösteren grafikler oluşturulmuştur. Bu grafikler ile ülkemizde tahrip olan kültür varlıklarımızın sayısıyla ilgili fikir vermek amaçlanmıştır. Ayrıca bu tür olaylara müdahaleler sırasında oluşturulan olay yeri krokileri ve bilirkişi raporlarına yer verilmiştir.

Büşra Dölcü
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suç önleme ve analizi perspektifinde açık kaynak istihbaratı farkındalığının bireylerin sosyal medya kullanımları üzerine etkisi: Çorum ili örneği

Devletlerin varlık sebeplerinden birisi de toplumun güven ve asayişini sağlamaktır. Suç oranının sıfır olduğu bir yer söz konusu olmamakla beraber, bu oranının minimum düzeyde olduğu yerler de olabilmektedir. Suçun işlendiği yerlerde suçun faillerinin yakalanması ne kadar önemli ise de suçun meydana gelmeden önlenmesi ya da güvenlik tedbirlerinin aldırılması da bir o kadar önemlidir. Dünya ve ülkemiz genelinde 'Kitle İletişim Araçları', hem bilgi edinmenin kaynağını hem de toplumsal kontrolün devamlılığını sağlamaktadır. Bu çift yönlü iletişimde insanlar basılı ve görsel medya aracılığıyla bilgi sahibi olmaktadırlar. Bu kitle iletişim araçlarının kullanımı ile birlikte insanlar farkında olarak ya da olmayarak özel hayatları ile ilgili bilgilerini paylaşmaktadırlar. Açık kaynak dediğimiz bu istihbarat çeşidinin en önemli veri kaynaklarından biri de sosyal medyadır. Bireyler bu takip edilmenin varlığında bile sosyal medyayı kullanmaya devam etmektedirler. Kişiler, sosyal medya paylaşım siteleri (Facebook, Twitter, Instagram vb.) üzerinden zaman zaman suç unsuru sayılabilecek paylaşımlar yapmaktadır. Suçun oluştuğu her yerde 'Adli Bilimler'in varlığından söz edilmektedir. Çünkü adli bilimler suç ve faillerinin bulunması ile doğrudan ilgilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Suç, Adli Bilimler, Açık Kaynak, İstihbarat, Sosyal Medya

Adli bilimler
Muhammed Akyel
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvan hakları çerçevesinde hayvanların istismarı: Çorum ili örneği

İnsanlar, başta ekonomik sebeplerle hayvanları evcilleştirmeye çalışmış, sonrasında ise bilimsel araştırma ve iş gücünden faydalanma gibi sebeplerle onlarla yaşamaya başlamıştır. Böylece hayvanların haklarına saygı gösterilmesi ve doğanın bir unsuru olarak kabul edilmesi düşüncesi, uluslararası metinlerde ve iç hukukumuzda bazı düzenlemeleri zorunlu hale getirmiştir. İnsanlar haklarını kanunlar ile korurlarken ekosistemin bir parçası olan canlıları korumak da onlara karşı işlenen suçları yaptırım altına almak ile mümkündür. Çalışmamızda 2008-2020 yılları arasında Çorum İl Orman Genel Müdürlüğü'nden alınan veriler kullanılmıştır. Bu veriler ışığında 51 canlı ihmale ve istismara maruz kalmıştır. Yıllara göre ve ilgili kanun maddelerine ait işlenen suçlar çizelge halinde sunulmuştur. Yıllık ortalama 2 vaka kaydedilirken 2019 yılında 11 vakanın bildirilmesi duyarlı bireylerin arttığının kanıtıdır. Çalışmamızın insanların hayvanlar üzerinde üstünlük kurmaması gerekliliği bilincinin oluşturulmasına ve akademik anlamda hayvan haklarının iyileştirilmesine katkı sağlamasını amaçlamaktayız.

Meltem Kaysuk
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Destekli katalizörler eşliğinde sodyum borhidrürün metanolizi

Bu çalışmada katalizörler NaBH4'ün katalitik olarak metanoliz edilebilmesi için impregnasyon yöntemi kullanılarak sentezlenmiştir. Üretilen katalizörlerde destek malzemesi olarak TiO2, Al2O3 ve AC (aktif karbon) kullanılmıştır. Aktif merkezlerin oluşturulmasında NiCl2.6H2O, CoCl2.6H2O, CuCl2.2H2O, FeCl3, MnCl2.2H2Ove RuCl3.2H2O gibi 3d geçiş metallerinin tuzlarından faydalanılmıştır. Katalizörler hazırlanırken kullanılan aktif metaller tek başına, ikili ve üçlü karışımlar halinde harmanlanarak kullanılmıştır. NaBH4, sentezi yapılan katalizörler vasıtasıyla metanoliz işlemine tabi tutularak parçalanmış ve yapısındaki hidrojen gazı açığa çıkarılmıştır. 25 ºC'de gerçekleştirilen denemelerde üretilen hidrojen gazının hacmi ters büret yöntemi kullanılarak kaydedilmiştir.Yapılan denemeler içinde en yüksek hidrojen üretim hızı5667 mL H2/gkat.min'dır. Bu değer 34(Ni0,7Co0,3/TiO2) katalizörü kullanılarak elde edilmiştir. İki ve üç metalli katalizör denemelerinde ise genel olarak, Ni metalinin yanına eklendiği metal aktivitesini arttırıcı yönde etkisi olduğu saptanmıştır. Ayrıca tek başına aktivitesi düşük seyreden metal tuzlarının yanına metal eklendiğinde katalitik performansını iyileştirebildiği tespit edilmiştir. Sentezlenen katalizörlerden seçilenlerinXRD, SEM ve TEM analizleri ile metanoliz öncesi ve sonrası karakterizasyonları yapılmıştır. EDAX sonuçları aktif metallerinmetanoliz sonrasında yüzeyde varlıklarını koruduklarını göstermiştir. TEM analizi ile aktif metallerin destek yüzeyinde homojen dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Çeşitli yazılımlar kullanılarak bu parçacıkların boyut analizi yapılmış, ortalama parçacık boyutu 7 nm civarında ölçülmüştür. Katalizörün tekrar kullanılabilirliği denenmiş ve on kullanım sonrasında dahi aktivitesini koruduğu saptanmıştır.97(Ni0,85Co0,1Fe0,05/TiO2) katalizörü üzerinde kinetik verilerin elde edilebilmesi için 10, 25 ve 30 ºC sıcaklıklarda metanoliz işlemleri yapılmıştır. Bu verilerden yararlanılarak katalizörün aktivasyon enerjisi 46,02 kJ mol-1 bulunmuştur.Ayrıca tepkimenin sıfırıncı mertebeden kinetiğe sahip olduğu tespit edilmiştir.

Merve Feruz
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimlerde parmak izi görselleştirme çalışmalarında silika nanopartiküllerin kullanımı: Sistematik bir inceleme

Teknolojik gelişmeler her geçen gün hız kazanmaktır. Her alanda kendini gösteren teknolojik ilerlemeler kolaylıklar sunmaktadır. Sağlık alanından, mühendisliğe, üretim alanından, Adli Bilimler'e kadar geniş bir yelpazede teknolojik gelişmelerin etkileri mevcuttur. Yaşanan gelişmeler Adli Bilimler açısından değerlendirildiğinde olayların çözümünü kolaylaştıran, zamandan tasarruf sağlayan gelişmeler görülmektedir. Adli vakaların çözümlenmesinde en temel unsur, olay, mağdur ve fail arasındaki üçgenin sağlanmasıdır. Olay yeri incelemesinden elde edilen çeşitli bulgular olayın yeniden inşasına olanak vermektedir. Olay yeri incelemesinde suçlunun profilleşmesine imkân veren en önemli delil, parmak izidir. Parmak izi kişiye özgü karakteristiği nedeniyle delil olarak değerlendirilmektedir. Parmak izleri gözle görülmezler ve bu nedenle olay yerinden elde edildikten sonra görselleştirilmesi gerekmektedir. Görselleştirme amacıyla birçok yöntem kullanılmaktadır. En sık kullanılan yöntemler; tozlama, Ninhidrin, DFO, Süper Glue vb. yöntemlerdir. Son zamanlarda bu yöntemlere ek olarak başka kimyasal, fiziksel ve optik yöntemler ortaya çıkarılmıştır. Teknolojik gelişmelerin Adli Bilimler alanını da etkilemesinden ötürü parmak izi çalışmalarına da yeni boyutlar getirilmiştir. Özellikle parmak izi görselleştirme çalışmalarında nanoparçacıkların kullanımı ivme kazanmıştır. Nanoparçacık kullanımında, silika nanoparçacıkların çalışmalarda kullanımı mevcuttur. Bu tez çalışmasında, son 5 yıl temel alınarak araştırılan parmak izi görselleştirme çalışmalarında silika nanoparçacık kullanımını içeren 19 yayın incelenmiştir. Silika nanoparçacıkların; net görselleştirme sağlaması, çeşitli yüzey türlerinde görselleştirmeye imkân sağlamasından dolayı araştırmacılar tarafından bu yöntem görselleştirme çalışmalarında tercih edilmiştir. Tez çalışmasında incelenen yayınlarda, en çok hangi silika nanopartikülün tercih edildiği, silika molekülleri için tercih edilen en sık sentez yönteminin hangisi olduğu, hangi dalga boylarında uyarıldığı, kullanılan yüzeylerin çeşitliliği, görüntüleme amacı ile uygulanan optik teknikler sistematik olarak incelenmiştir.

Adli genetikDNA parmak izi
Elif Çetli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yetişen farklı kekik türlerinin antimikrobiyal aktivitelerinin ve moleküler genotiplerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Labiatae familyasının üyeleri olan ve Türkiye'de kekik adıyla bilinen Thymbra, Thymus ve Origanum cinslerine ait Thymbra spicata var. spicata L., Thymus vulgaris L., Thymus citriodorus (Schreb), Thymus cilicicus Boiss. & Bal., Origanum syriacum L., Origanum minutiflorum O. Schwarz & P.H. Davis, Origanum onites L., Origanum saccatum P.H. Davis, Origanum vulgare L. ssp. gracile (C. Koch) Letswaart, Origanum vulgare L. ssp. hirtum (Link) Letswaart ve Kekik Çeşit adayı (Tekin, 2017) türlerinin antimikrobiyal aktiviteleri ve genotipik özelliklerinin belirlenmesi hedeflendi. Soxhlet cihazıyla her bitkiden 3 farklı çözücü (hekzan, etanol ve kloroform) ile 24 saat süren ekstraksiyon işlemi sonucunda toplam 33 adet özüt elde edildi. Özütlerin Escherichia coli ATCC 25922, Pseudomonas auriginosa ATCC 27853, Staphylococcus aureus ATCC 29213, Enterococcus faecalis ATCC 29212 bakterilerine karşı antimikrobiyal etkinliği disk difüzyon metodu kullanılarak belirlendi. Farklı kekik türlerinden üç farklı çözücü ile elde edilen özütler üç farklı konsantrasyonda dört farklı bakteri üzerine uygulandığında en yüksek düzeyde antimikrobiyal etkinin S. aureus bakterisinde gözlendiği, ikinci sırada ise E. facealis bakterisinde gözlendiği belirlendi. Çözücü olarak kullanılan etanol ve kloroform ile elde edilen özütlerde antimikrobiyal etkili maddelerin hekzana göre daha etkili olarak elde edildiği tespit edildi. ANOVA sonuçlarında sigma değerine göre antimikrobiyal aktivitelerinde etkinlik düzeyleri Thymbra spicata var. spicata L., Thymus vulgaris L., Thymus citriodorus (Schreb), Thymus cilicicus Boiss. & Bal., Origanum syriacum L., Origanum vulgare L. ssp. hirtum (Link) Letswaart ve Kekik Çeşit adayı (Tekin, 2017) türlerinde anlamlı bulunurken Origanum minutiflorum O. Schwarz & P.H. Davis,, Origanum onites L., Origanum saccatum P.H. Davis, Origanum vulgare L. ssp. gracile (C. Koch) Letswaart, türlerinde ise anlamlı olmadığı tespit edildi. Kekik türlerinin moleküler genotipleri 10 ISSR primeri ile karakterize edildi. Elde edilen özütlerin üç farklı konsantrasyonda dört farklı bakteri üzerindeki antimikrobiyal etkileri ile ISSR lokusları arasında Pearson korelasyon sonuçları oldukça güçlü pozitif korelasyonlar olduğunu gösterdi. ISSR işaretleyicileri dominant kalıtım göstermelerinden dolayı bu sonuçlar ileride yapılacak çalışmalar için ön çalışma niteliğinde olup kodominant işaretleyiciler kullanılarak daha ileri düzeyde çalışmaların yapılması konusunda da teşvik edici nitelik göstermektedir. Ek olarak ISSR işaretleyicileri bu çalışmada analiz edilen kekik türlerini genel olarak cinslerine göre kümeleme konusunda da başarılı olmuştur. Sonuç olarak farklı kekik türlerinin anitmikrobiyal aktiviteleri bakımında oldukça etkili oldukları gözlendi.

Sibel Kerem
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00