İnönü University
Discipline

Child Development

İnönü University

274

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarla felsefe uygulamalarının okul öncesi dönem çocuklarınyaratıcılıklarına ve eleştirel düşünme becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Çocuklarla Felsefe (P4C) uygulamalarının beş-altı yaş okul öncesi dönemdeki çocukların yaratıcılıklarına ve eleştirel düşünme becerilerine olan etkilerini incelemektir. P4C, çocukların eleştirel, yaratıcı, işbirlikçi ve özenli düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik bir yaklaşımdır. Çalışmada, ön-test ve son-test uygulamalı kontrol gruplu deneysel model kullanılmış olup deneme ve kontrol grubu olmak üzere iki ayrı grup oluşturulmuştur. Deneme grubuna P4C uygulamaları yapılırken, kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmamıştır Araştırmanın veri toplama sürecinde, çocukların eleştirel düşünme becerilerini ölçmek amacıyla "Beş - Altı Yaş Çocuklar İçin Felsefi Sorgulama Yoluyla Eleştirel Düşünmenin Değerlendirmesi Ölçeği (FSYEDDÖ)" ve yaratıcılık düzeylerini değerlendirmek için "Erken Çocukluk Yaratıcılık Ölçeği (EÇYÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, deneme grubundaki çocukların P4C uygulamaları sonrasında eleştirel düşünme ve yaratıcılık becerilerinde anlamlı bir artış olduğunu ortaya koymuştur. Ancak kontrol grubunda ise bu becerilerde belirli bir değişim gözlenmemiştir. Araştırma bulguları, P4C (Çocuklar için Felsefe) yönteminin erken çocukluk döneminde eleştirel düşünme ve yaratıcılık gibi bilişsel becerilerin gelişiminde etkili bir pedagojik yaklaşım olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, P4C'nin okul öncesi eğitimde yaygınlaştırılması, çocukların bilişsel, entelektüel ve sosyal becerilerinin güçlendirilmesine katkı sağlayabilir. Çalışma, eğitimciler ve politika yapıcılar için rehber niteliğinde öneriler sunmakta ve erken çocukluk döneminde felsefi sorgulama temelli eğitimin değerine dikkat çekmektedir. Anahtar Sözcükler: Çocuklarla Felsefe, P4C, eleştirel düşünme, yaratıcılık, okul öncesi eğitim

Huriye Belen Uluçay
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin ekolojik ayak izi farkındalıkları ile fen etkinliklerindeki yeterlilikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerin "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Düzeyleri" ile "Fen Etkinlerindeki Yeterlilik Seviyeleri" arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin hem "Ekolojik Ayak İzi Düzeylerinin" hem de "Fen Etkinliklerindeki Yeterlilik Seviyelerinin" cinsiyet, öğrenim durumu, çocukluğun geçtiği yerleşim yeri, çevre ve doğa ile ilgili ders alma ve mesleki deneyim süresi değişkenleri açısından ilişkisine bakılmıştır. Araştırma Yozgat ilinde bağımsız ve resmi anaokulu ve anasınıflarında görev yapan 193 okul öncesi öğretmeni ile gerçekleştirilmiş olup araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", Ekolojik Ayak İzini Azaltmak İçin Farkındalık Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Etkinliklerine İlişkin Yeterliliklerini Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi, varyans analaizi(ANOVA) ve Bonferroni testleri kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizine göre araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin "Fen Etkinliklerine İlişkin Yeterlilik Seviyeleri" ile "Ekolojik Ayak İzinin Azaltılmasına Yönelik Farkındalık" puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Fen etkinliklerine ilişkin yeterlilik seviyelerinin ekolojik ayak izinin zaltılmasına yönelik farkındalık puanları üzerine etkisini belirlemek için yapılan doğrusal regresyon analizi sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin Fen Etkinliklerine İlişkin Yeterlilik puanlarındaki bir birimlik artışın Ekolojik Ayak İzinin Azaltılmasına Yönelik Farkındalık puanını 0,430 puan artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç araştırmanın tersine okul öncesi öğretmenlerinin fen etkinliklerindeki yeterliliklerinin ekolojik ayak izi farkındalıklarını artırdığını ortaya çıkarmıştır. Regresyon analizine göre fen etkinliklerine ilişkin yeterlilikleri belirleme puanı ekolojik ayak izinin azaltılmasına yönelik farkındalık puanlarını %14,8 düzeyinde açıklamaktadır. Araştırmanın sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin ekolojik ayak izi farkındalık seviyelerinin mesleki deneyim süresi değişkenine göre farklılaştığı; diğer taraftan okul öncesi öğretmenlerinin fen etkinliklerindeki yeterlilik seviyelerinin ise yalnızca mesleki eğitim sürecinde çevre ve doğa ile ilgili ders alma değişkenine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

Neziha Tümtürk
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek ebeveynli ailelerin okul öncesi dönemdeki (48-60 aylık) çocuklarına verilen aile katılımlı duygu düzenleme eğitim programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; tek ebeveynli ailelerin okul öncesi dönemdeki (48-60 aylık) çocuklarına verilen aile katılımlı duygu düzenleme eğitim programının çocukların duygu düzenleme becerilerine; annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarına ve anne-çocuk ilişkisine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada, deneysel araştırma yöntemlerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, Ağrı il merkezinde yaşayan tek ebeveynli aileler (boşanmış anneler) ve bu ailelerin okul öncesi eğitim kurumuna gitmeyen 48-60 aylık çocukları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ağrı il merkezinde yaşayan tek ebeveynli ailelerden 28'i deney 28'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 56 anne ve çocukları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında; çocuklar ve annelerin demografik bilgilerine ilişkin bilgi toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen "Genel Bilgi Formu", çocukların duygu düzenleme becerilerinin değerlendirilmesi için "Duygu Düzenleme Ölçeği", annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarını değerlendirmek için "Çocukların Olumsuz Duyguları İle Baş Etme Ölçeği", annelerin çocuklarıyla olan ilişkilerini değerlendirmek için "Çocuk Anababa İlişki Ölçeği" kullanılmıştır. Aile Katılımlı Duygu Düzenleme Eğitim Programı, haftada iki gün uygulanmak üzere 10 haftalık toplamda 20 günlük plan şeklinde uygulanmıştır. Verilerin analizinde, gruplar arası farkların belirlenmesinde Bağımsız Örneklem t-Testi, grup içi karşılaştırmalarda ise Bağımlı Örneklem t-Testi ve tekrarlı ölçümler için ANOVA testi kullanılmış; anlamlı bulunan farkların çoklu karşılaştırmaları Bonferroni testi ile yapılmıştır. Deney ve kontrol grupları karşılaştırıldığında son test puan ortalamaları açısından çocukların duygu düzenleme becerileri, annelerin duygu sosyalleştirme davranışları ve anne çocuk ilişkisi bakımından deney grubu lehine anlamlı düzeyde farklılaşma saptanırken; deney grubunun kendi içindeki ön test son test puan ortalaması karşılaştırıldığında ise "Duygu Düzenleme Ölçeği", "Çocukların Olumsuz Duyguları İle Baş Etme Ölçeği" ve "Çocuk Anababa İlişki Ölçeği" puan ortalamalarında son test puan ortalamaları lehine anlamlı düzeyde bir farklılaşma saptanmıştır. Ayrıca deney grubunun son test-izleme testi puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, Aile Katılımlı Duygu Düzenleme Eğitim Programı sonrasında, deney grubunda yer alan çocukların duygu düzenleme becerilerinde, annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarında ve anne ile çocuk arasındaki ilişkide arttışlar görülmüştür Anahtar Sözcükler: Aile Katılımlı Duygu Düzenleme Eğitim Programı; Anne-Çocuk İlişkisi; Duygu Düzenleme; Duygu Sosyalleştirme.

Gülsüm Akış
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuklarda ekran kullanımının duygu düzenleme üzerindeki etkisinde sosyal becerilerin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, çocuklarda ekran kullanımının duygu düzenleme üzerindeki etkisinde sosyal becerilerin aracı rolünü belirlemektir. Araştırma Türkiye'nin Muğla ili Menteşe ilçe merkezinde özel ve resmi okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylık 477 çocuk ve ebeveyni ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak: Kişisel Bilgi Formu, Problemli Medya Kullanım Ölçeği, Duygu Düzenleme Ölçeği ve Erken Çocuklukta Sosyal Beceri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS statistics 27.0 paket programı ve SPSS PROCESS makro yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; çocukların problemli ekran kullanımlarının duygu değişkenliği ve olumsuzluğunu pozitif yönde ve problemli ekran kullanımının duygu düzenleme becerilerini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırmada çocukların problemli medya kullanımlarının sosyal becerilerini olumsuz yönde etkilediği, sosyal becerilerin çocukların duygu düzensizliği ve değişkenliğini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Son olarak sosyal becerilerin çocukların duygu düzenleme becerilerini olumlu yönde etkilediği de görülmüştür. Bunların yanında iş birliği becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzensizliği ve olumsuzluğu arasındaki ilişkiye ve kendini kontrol etme becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzensizliği ve olumsuzluğu arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiği tespit edilmiştir. Diğer yandan hakkını arama becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzensizliği ve olumsuzluğu arasındaki ilişkiye; iş birliği becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye; kendini kontrol etme becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye ve hakkını arama becerilerinin çocukların problemli medya kullanımları ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiği belirlenmiştir. Bunlarla birlikte katılımcıların duygu düzenleme puanlarının aile gelir durumu, annenin eğitim durumu ve babanın eğitim durumuna göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte problemli medya kullanımı puanlarının aile gelir durumu ve annelerin günlük ekran süresi değişkenlerine ve sosyal beceri puanlarının anne günlük ekran süresine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Bu araştırma, erken çocukluk döneminde ekran kullanımının olumsuz etkilerini azaltmada duygu düzenleme ve sosyal becerilerin geliştirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir. Çocukların medya içerikleriyle daha sağlıklı etkileşim kurabilmeleri için ebeveynlere yönelik medya okuryazarlığı programlarının yaygınlaştırılması, aile-çocuk etkileşiminin güçlendirilmesi ve çocuk gelişimcilerin erken müdahale programlarında duygu düzenleme odaklı stratejilere yer vermesi önerilmektedir. Bu bulgular, erken yaşlarda duygusal ve sosyal becerilerin sistematik biçimde desteklenmesinin, ekran temelli risklerin önlenmesinde koruyucu bir rol oynayabileceğini ortaya koymaktadır.

Bilgi teknolojisiBilişsel duygu düzenlemeOkul öncesi çocuklar+1
Hilmi Tekin
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisi

Bu araştırmada, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ili merkez ilçelerinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve resmi eğitim kurumlarına devam eden 14-18 yaş aralığında 359 ergenle çalışılmıştır. İlişkisel tarama modeline dayanarak desenlenmiş araştırmada örneklem seçimi olarak ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, ergenlerin sosyal medya bağımlılığını değerlendirmek amacıyla Günüç (2009) tarafından geliştirilen ve Çömlekci ve Başol (2019) tarafından revize edilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, ergenlerin sosyal görünüş kaygısını değerlendirmek amacıyla; Doğan (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve ergenlerin sosyal fobilerini değerlendirmek amacıyla; Demir ve ark (1999) tarafından geliştirilen Çapa Çocuk ve Ergenler için Sosyal Fobi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına ulaşabilmek amacıyla Sosyal Bilimler için Veri Analizi Paket Programı (SPSS) 22.0 kullanılarak, ilişkisiz gruplarda t testi, varyans analizi, Kruskal Wallis H testi, pearson korelasyon analizi testi ve basit doğrusal regresyon analizi işlemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; ergenlerin sosyal medya bağımlılığı, sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi puanları ile sosyal medyada geçirilen süre arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu; ergenlerin sosyal görünüş kaygısı, sosyal medya bağımlılığı ve sosyal fobi puanları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda ergenlerin sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal görünüş kaygısı puanlarını; sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal fobi puanlarını ve sosyal görünüş kaygısı puanlarının sosyal fobi puanlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden Algısı, Dijital Etkileşim, Sosyal Fobi, Sosyal Görünüş Kaygısı, Sosyal Medya Bağımlılığı.

ErgenlerSosyal fobilerSosyal görünüş kaygısı+6
Hacı Salih Dalgalı
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşam becerileri programının çocukların düşünme becerilerine ve sosyal becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, Yaşam Becerileri Programı'nın, okul öncesi çocukların düşünme becerilerine ve sosyal becerilerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu deneme modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunda, Konya İli Meram ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden 60-72 ay grubunda bulunan (21 Deney grubu, 21 Kontrol grubu) 42 çocuk araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", Yaşam Becerileri Eğitimi Programının çocukların düşünme becerilerine etkisini belirlemek amacıyla "5-6 Yaş Çocukları İçin Eleştirel Düşünme Becerileri Testi (ÇEDT)", "Problem Çözme Becerisi Ölçeği (PÇBÖ)", "Hibrit Yaratıcılık Testi", sosyal becerilerine etkisini belirlemek amacıyla "Sosyal Beceri Geliştirme Sistemi- Derecelendirme Ölçeği (3-5 Yaş Okul Öncesi Versiyonu) Öğretmen Formu" kullanılmıştır. Veri toplama araçları Yaşam Becerileri Programının öncesi ve sonrasında hem kontrol hem de deney grubundaki çocuklara uygulanmış; ayrıca deney grubu çocuklarına son testin uygulandığı tarihten 8 hafta sonra çalışmanın kalıcılığını test etmek için tekrar uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubundaki çocuklara öğretmenleri tarafından "Millî Eğitim Bakanlığı 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı" uygulanmaya devam ederken, deney grubundaki çocuklara ek olarak araştırmacı tarafından "Yaşam Becerileri Programı" 12 hafta boyunca, haftada 3 oturum olmak üzere uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket program kullanılarak bağımsız t testi, bağımlı t testi ve tekrarlı ölçümler ANOVA testi ile analiz edilmiştir. Bulgular incelendiğinde, deney ve kontrol grubunda bulunan çocukların düşünme becerileri ve sosyal becerileri ön test puanları arasında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı (p>0,05), kontrol grubunda bulunan çocukların düşünme becerileri ön test ve son test puanları arasında anlamlı düzeyde bir farkın olduğu (p<0,05), sosyal becerileri ön test ve son test puanları arasında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı (p>0,05), deney ve kontrol grubunu oluşturan çocukların düşünme becerileri ve sosyal becerileri son test puanları arasında, deney grubu lehine anlamlı düzeyde bir farkın olduğu saptanmıştır (p<0,05). Ayrıca deney grubu çocuklarının düşünme becerileri ve sosyal becerileri ön test ve son test puanları arasında, son test puanları lehine anlamlı düzeyde bir farkın olduğu (p<0,05) son test ve izleme testi puanları arasında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Elde edilen bulgular sonucunda Yaşam Becerileri Programı'nın çocukların düşünme becerilerini ve sosyal becerilerini geliştirmede etkili ve kalıcı olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Düşünme Becerileri; Sosyal Beceriler; Yaşam Becerileri Programı.

Ayşegül Yıldırım
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların çalışma belleği ile duygu düzenlemeleri arasındaki ilişkide annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin aracı rolü

Bu araştırma, okul öncesi dönemdeki çocukların çalışma belleği ile duygu düzenlemeleri arasındaki ilişkide annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin aracı rolünü incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda, araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, İzmir ili Buca ilçesi Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 379 çocuk ve anneleri oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde, Okul Öncesi Duygu Düzenleme Ölçeği, Çalışma Belleği Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği–Kısa Form (DDGÖ-16) ve Anne-Çocuk Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada bağımlı değişken "duygu düzenleme", bağımsız değişken "çalışma belleği" ve aracı değişken ise annelerin "duygu düzenleme güçlükleri"dir. Elde edilen veriler, IBM SPSS 29 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; Okul Öncesi Duygu Düzenleme Ölçeği puanları ile Çalışma Belleği Ölçeği puanları arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği puanları ile Çalışma Belleği Ölçeği puanları arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki, ayrıca Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği puanları ile Okul Öncesi Duygu Düzenleme Ölçeği puanları arasında da negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi çocukların çalışma belleği ile duygu düzenlemeleri arasındaki ilişkide annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin aracılık rolüne ilişkin Bootstrap analizi sonuçlarına göre; okul öncesi çocukların çalışma belleği ile duygu düzenlemeleri arasındaki ilişkide, annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Çocukların çalışma belleği puanlarının doğum sırası, daha önce okul öncesi eğitim kurumuna gitme durumu, annelerinin eğitim düzeyi ve hanedeki çocuk sayısı değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı, çocuğun cinsiyeti değişkenine göre ise anlamlı düzeyde farklılaşma olmadığı saptanmıştır. Çocukların duygu düzenleme puanlarının doğum sırası, daha önce okul öncesi eğitim kurumuna gitme durumu, annelerinin eğitim düzeyi ve hanedeki çocuk sayısı değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı, çocuğun cinsiyeti değişkenine göre ise anlamlı düzeyde farklılaşma olmadığı saptanmıştır. Ayrıca annelerin duygu düzenleme güçlüğü puanlarının eğitim düzeyi, çalışma durumu ve sahip olduğu çocuk sayısı değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Çalışma Belleği, Duygu Düzenleme, Duygu Düzenleme Güçlüğü

Seden Abacı Karadeniz
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklar için Felsefe Eğitim Programı (P4C)'nın 6 yaş çocukların felsefi tutum ve davranışları üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı, "Çocuklar İçin Felsefe (P4C)" yaklaşımının 6 yaş grubu çocukların felsefi tutum ve davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırma, nicel araştırma desenlerinden biri olan "ön test – son test kontrol gruplu deneysel model" kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Konya ili Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokuluna devam eden 30 deney, 30 kontrol grubu toplam 60 çocuk araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın bağımlı değişkeni, felsefi tutum ve davranışlar, bağımsız değişkeni ise, Çocuklar İçin Felsefe (P4C) Eğitim Programı'dır. Deney grubuna 8 hafta süren P4C oturumları uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Araştırma verileri, Okul Öncesi Dönem Çocukların Felsefi Tutum ve Davranışlarını Belirleme Kontrol Listesi (Deniz & Dirican, 2017) ile toplanmış; elde edilen bulgular, P4C'nin çocukların felsefi tutum ve davranışlarını anlamlı düzeyde geliştirdiğini ortaya koymuştur.

Çocuklar için felsefe
Sahavet Nak
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde sosyal medya bağımlılığı düzeyi ile yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sosyal medyanın günümüz iletişim teknolojilerinde önemli bir yeri bulunmaktadır. Ergenler sosyal medya gibi yeniliklere kolayca uyum sağlamakta ve sanal bir dünyanın içindeyken gerçek sosyal ilişkilere uyumları zorlaşmaktadır. Sosyal medyanın sınırsızlığı gerçek yaşamda bulunmadığından özellikle ergenler için kendini sınırlandırılmak sorun haline gelebilmektedir. Araştırmanın amacı, ergenlerde sosyal medya bağımlılığı düzeyi, yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada sosyal medya bağımlılığı, yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi ile ergenlerin; cinsiyet, yaş, sınıf seviyesi, lise türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aylık gelir durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmada genel tarama modelinin bir alt türü olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Manisa il merkezinde 2024-2025 eğitim öğretim yılında devlete bağlı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 410 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği", "UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu" ve "Ergenler için Öz Düzenleme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel olarak işlenmesinde ve analizinde SPSS 26 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için bağımsız örnekler t testi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U, tek yönlü ANOVA, Pearson Momentler Korelasyonu Katsayısı ve Spearman Sıralama Korelasyon Katsayısı işlemleri gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizlerde anlamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının cinsiyet ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi olmadığını gösterirken yalnızlık düzeyinin ve öz düzenleme becerisinin cinsiyet ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermektedir. Yalnızlık düzeyi ile yaş ve sınıf seviyesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Anne eğitim düzeyi ile bağımlı değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunmamaktadır. Baba eğitim düzeyi ve lise türü ile öz düzenleme becerisi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi ile aylık gelir durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Sonuç olarak ergenlerde sosyal medya bağımlılığı, yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ergenlerin sosyal medya kullanımı konusunda bilinçlendirilmesine, yalnızlık hissinin azaltılmasına ve öz düzenleme stratejilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik; öz düzenleme; sosyal medya bağımlılığı; yalnızlık

Geç ergenlikÇocuk gelişimi
Ebrar Deniz
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de okul öncesi dönem çocuklarının sosyal becerilerini destekleyen eğitim uygulamalarının meta analiz yöntemi ile incelenmesi

Bu araştırma okul öncesi dönemdeki çocuklara uygulanan sosyal beceri eğitim uygulamalarının, eğitim verilen çocukların sosyal becerilerine etkisini meta-analiz yöntemiyle incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada sistematik sentezleme yöntemlerinden biri olan meta analiz yöntemi benimsenmiş olup nicel verilerin bağımsız araştırmalardan elde edilerek istatistiksel işlemlerle analizinin yapılması ve yorumlanması şeklinde yapılmıştır. Örneklem araştırma kapsamında dahil etme kriterleri doğrultusunda yüksek lisans ve doktora çalışmalarından 869 katılımcıyı temsil eden 17 bağımsız örnekten elde edilen verilerden oluşmuştur. Meta-analiz yapmak için Jamovi sürüm 1.6.15'in MAJOR paketinde bulunan kapsamlı Meta-Analiz yazılımı kullanılmıştır. Bu program ile 14 araştırma kapsamında toplam 17 çalışmanın sonuçlarını sentezlenmiş ve etki büyüklükleri belirlenmiştir. Bunun yanı sıra 17 çalışmanın yayın türleri ve yayın yılının farklı yıllar arasında (2016 öncesi ve 2016 yılı sonrası) etki büyüklüklerinde farklılıklar olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan analizin sonucunda rastgele etkiler modeli 0.862 değerini göstermektedir. Analiz, güven aralığının 0.43 ile 1.28 arasında değiştiğini ve anlamlılık düzeyinin p <0.001 olduğunu göstermektedir. Etki değerinin 0.862 olması deney ve kontrol grupları kıyaslanması kapsamında deney grubunda yer alan çocukların eğitim ve benzeri uygulamalar neticesinde Sosyal Becerileri düzeylerinin önemli düzeyde artış gösterdiği anlaşılmaktadır. Yayın türü olarak doktora tezleri, yüksek lisans tezlerinden (EB = 0,690) daha büyük bir etki büyüklüğü (EB = 1,41) gösterirken, güven aralıkları örtüşmektedir. Yayın yıllarına bakıldığında farklı yıllar arasında etki büyüklüklerinde farklılıklar olduğu görülmektedir (Q = 88.61, df = 1, p = 0.024). Özellikle, 2016 yılı sonrası, yüksek düzeyde kalıntı heterojenlikle (I² = %79) en güçlü pozitif etkiyi (EB = 1.37) gösterdiği belirlenmiştir.

Nisanur Kılıç
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Orta çocukluk dönemindeki çocukların prososyal davranışlarının yordayıcısı olarak zihin kuramı ve annelerinin birlikte ebeveynlik becerileri

Araştırmada orta çocukluk döneminde çocuğu bulunan annelerin birlikte ebeveynlik becerileri ile prososyal davranışları arasındaki ilişkide zihin kuramı becerilerinin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında çocukların prososyal davranışlarının, zihin kuramı ve annelerin birlikte ebeveynlik becerilerinin demografik (çocukların yaş, cinsiyet, ailedeki çocuk sayısı ve anne-baba öğrenim durumu) değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu Aksaray ilinde MEB'e bağlı özel ve resmi ilkokullara devam eden 7-11 yaş grubundaki 290 çocuk ve anneleri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Çocuk Prososyallik Ölçeği, Zihin Kuramı Hikâyeleri Testi ve Birlikte Ebeveynlik Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada değişkenlerin niteliği doğrultusunda t testi, varyans analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda annelerin birlikte ebeveynlik becerilerinin çocukların hem prososyal davranışlarını hem de zihin kuramı becerilerini anlamlı şekilde yordadığı, çocukların zihin kuramı becerilerinin prososyal davranışlarını anlamlı şekilde yordamadığı ve annelerin birlikte ebeveynlik becerileri ile çocuklarının prososyal davranışları arasındaki ilişkide zihin kuramı becerilerinin bir bütün olarak aracı rol etkisi gösterdiğine yönelik sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların prososyal davranışlarının yaş, ailedeki çocuk sayısı değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşmadığı, cinsiyet ve anne baba öğrenim durumu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Zihin kuramı becerileri açısından cinsiyet değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşma saptanmazken, yaş, ailedeki çocuk sayısı, anne baba öğrenim durumu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşma saptanmıştır. Annelerin birlikte ebeveynlik becerileri açısından cinsiyet değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşma saptanmazken, yaş, ailedeki çocuk sayısı, anne öğrenim durumu değişkenleri açısından farklılaşma saptanmıştır.

Ümmühan Aygün
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde (48-72 aylık) çocuğu bulunan annelere uygulanan dijital ebeveynlik eğitim programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönemde çocuğu (48-72 ay) bulunan annelere yönelik geliştirilen Dijital Ebeveynlik Eğitim Programı'nın, annelerin dijital ebeveynlik farkındalık ve ebeveyn medya aracılığı düzeylerine; çocuklarının ise problemli medya kullanımı ve medya okuryazarlık düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmada, gerçek deneme modellerinden ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında, Karaman il merkezinde bulunan, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı iki bağımsız anaokulunda öğrenim gören 48-72 aylık çocuklar ve anneleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 32'si deney 32'si kontrol grubunda yer alan toplam 64 anne ve çocukları ile çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, "Dijital Ebeveynlik Farkındalık Ölçeği", "Erken Çocukluk Ebeveyn Medya Aracılık Ölçeği", "Problemli Medya Kullanım Ölçeği (Uzun Form)", "Medya Okuryazarlık Ölçeği Çocuk Formu", ayrıca anneler ve çocuklarının demografik bilgileri ile dijital cihazları kullanım alışkanlıklarını belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Dijital Ebeveynlik Eğitim Programı, araştırmacı tarafından deney grubundaki annelere haftada iki gün olmak üzere yedi hafta boyunca uygulanarak tamamlanmıştır. 14 oturumdan oluşan programın, içeriklerine göre 8 oturumu yüz yüze, 6 oturumu ise Google Meet üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde, gruplar arası farkların belirlenmesinde Ki-Kare testleri ve Bağımsız Örneklem t-Testi, grup içi karşılaştırmalarda ise Bağımlı Örneklem t-Testi ve Tekrarlı Ölçümler için ANOVA testi kullanılmış; anlamlı bulunan farkların çoklu karşılaştırmaları Bonferroni testi ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Dijital Ebeveynlik Eğitim Programı uygulamaları sonrasında, deney grubunda yer alan annelerin dijital ebeveynlik farkındalığının arttığı, deney grubunda yer alan annelerin çocuklarının ise problemli medya kullanımları azalırken medya okuryazarlık düzeylerinin arttığı görülmüştür. Ebeveyn medya aracılığı açısından ise, deney ve kontrol grupları karşılaştırıldığında son test puan ortalamaları açısından yalnızca aktif sınırlayıcı alt boyutunda deney grubu lehine anlamlı farklılık saptanırken; deney grubunun kendi içindeki ön test son test puan ortalaması karşılaştırmasında aktif destekleyici, aktif sınırlayıcı alt boyutlarında anlamlı farklılık saptanmıştır. Ayrıca tüm ölçeklerde, deney grubunun son test-izleme testi puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Dijital Ebeveynlik Eğitim Programı'nın deney grubundaki annelerin dijital ebeveynlik farkındalığını artırmada, çocuklarının problemli medya kullanımını azaltmada ve medya okuryazarlığını geliştirmede etkili olduğu, ebeveyn medya arabuluculuk becerileri üzerinde ise kısmen etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dijital Ebeveynlik; Ebeveyn Eğitim Programı; Medya Arabuluculuğu; Medya Okuryazarlığı; Problemli Medya Kullanımı.

Seda Birşan Şengün
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tipik gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik prososyal davranışları ve akranlarını kabul düzeyleri ile akran zorbalığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada tipik gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik prososyal davranışları ile çocukların akranlarına yönelik zorbalık davranışları arasındaki ilişkide akran kabulünün aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinde MEB'e bağlı bağımsız okul öncesi kurumuna ve anasınıflarına devam eden ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 5-6 yaş grubundaki 260 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Özel Gereksinimli Çocuğa Karşı Prososyal Davranış Ölçeği, Okul Öncesi Kabul Ölçeği-Yenilenmiş Formu, Zorba ve Kurban Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada test edilen modelin aracılık etkisinin belirlenmesinde Pearson korelasyon analizi ve bootstrap yöntemini esas alan regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda tipik gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik prososyal davranışları ile akranlarını kabul etme düzeyleri arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak yordayıcılığının olduğu, prososyal davranışlar ile zorba çocuk davranışları ve pasif zorba çocuk davranışları arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak yordayıcılığının olduğu ve okul öncesi dönem çocuklarının özel gereksinimli akranlarını kabul etme düzeyleri ile zorba çocuk davranışları ve pasif zorba çocuk davranışları arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak yordayıcılığının olduğu bulunmuştur. Araştırmada tipik gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik akran kabul düzeyleri çocukların yaş, cinsiyet, doğum sırası, ailedeki çocuk sayısı ve okul öncesi eğitime devam süresi değişkenleri açısından incelenmiş ve yaş değişkeni açısından zorba ve kurban çocuk davranışlarını değerlendirme formunun zorba çocuk davranışları alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılaşma saptanmaz iken, pasif zorba çocuk davranışları alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılaşma saptanmış, cinsiyet değişkeni açısından akran kabul düzeyleri açısından anlamlı düzeyde bir farklılaşma saptanmaz iken; özel gereksinimli çocuğa karşı prososyal davranış ölçeği puan ortalamaları açısından anlamlı düzeyde farklılık saptanmış, zorba ve kurban çocuk davranışlarını değerlendirme formunun pasif zorba çocuk davranışları alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılaşma saptanmamış; zorba çocuk davranışları alt boyutunda istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılık saptanmıştır. Son olarak araştırmada tipik gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli akranlarına yönelik prososyal davranışları ile çocukların akranlarına yönelik zorbalık davranışları arasındaki ilişkide akran kabulünün aracı rolünün bulunduğu, yani prososyal davranışların akran kabulünün artmasına sebep olduğu ve bu artış sebebi ile çocukların zorbalık davranışlarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Akran kabulü; akran zorbalığı; okul öncesi dönem; özel gereksinimli çocuklar; prososyal davranışlar.

Hacer Şahin Türk
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk somatizasyon envanteri-8 (ÇSE-8)'in Türkçeye uyarlanması ve demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Children's Somatic Symptoms Inventory–8 (CSSI-8) ölçeğinin Türkçe'ye uyarlanması ve demografik değişkenlerle ilişkisi ve geçerlik-güvenirlik analizlerinin yapılarak incelenmesidir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ve ölçek uyarlama sürecini bir arada içeren bir desenle yürütülmüştür. Örneklem, olasılıklı örnekleme yöntemlerinden basit rastgele örnekleme tekniği kullanılarak, %95 güven aralığı ve %5 hata payı temelinde büyük evrenler için geliştirilen örneklem belirleme tablosuna göre oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Karaman İl merkezindeki ilkokul ve ortaokullarda öğrenim gören ve Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran 8–14 yaş arası 386 çocuk oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve "Çocuk Somatizasyon Envanteri-8 (ÇSE-8) Türkçe olarak" kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçe uyarlaması dilsel ve kavramsal çeviri süreciyle gerçekleştirilmiş, uzman görüşleri alınarak son şekli verilmiştir. Geçerlik ve güvenirliği belirlemek amacıyla madde analizi, Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı, madde-toplam korelasyonları, iki yarı test güvenirliği, test-tekrar test güvenirliği ile açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Ayrıca demografik değişkenlere göre farkları incelemek amacıyla t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Açıklayıcı Faktör Analizi sonucunda toplam varyansın %62'sini açıklayan tek faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi bulguları modelin uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğunu göstermiştir (CMIN/df = 2,087; RMSEA = 0,053; CFI = 0,990). Faktör yükleri 0,69–0,80 arasında değişmiştir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0,914; Spearman-Brown güvenirlik katsayısı 0,914; Guttman Split-Half katsayısı 0,912 olarak bulunmuştur. Test-tekrar test analizinde ilk ve ikinci uygulama puanları arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r = 0,907; p <0,001). Maddelerin madde-toplam korelasyonlarının 0,656–0,764 arasında olduğu belirlenmiştir. %27 alt-üst grup karşılaştırmaları da ölçeğin ayırt ediciliğini desteklemiştir (t = -44,57; p <0,001). Demografik değişkenler açısından elde edilen bulgulara göre; yaş, kronik hastalık/psikiyatrik tanı, aile yapısı ve gelir düzeyi değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. 8 yaş grubunun, 10, 11, 12, 13 ve 14 yaş gruplarına göre; 9 yaş grubunun, 13 ve 14 yaş gruplarına göre anlamlı derecede daha düşük somatizasyon puanına sahip olduğu tespit edilirken 12 yaş grubunun, 13 yaş grubuna göre daha düşük somatizasyon puanı gösterdiği; geniş aile yapısına sahip çocukların ve kronik hastalığı bulunanların somatizasyon düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca gelir düzeyi yüksek ailelerin çocukları, düşük gelir grubundakilere kıyasla daha yüksek somatizasyon puanları bildirmiştir. Buna karşılık, cinsiyet, kardeş sayısı ve anne-baba eğitim düzeyi açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç olarak, elde edilen bulgular ÇSE-8'in Türkçe formunun çocuklarda somatik semptomları değerlendirmede geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, somatizasyon, geçerlilik, güvenirlik.

Psikosomatik belirtiler
İbrahim Pınar
Selçuk University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Oyun ve edebiyat temelli duygu düzenleme becerisi eğitim programı'nın çocukların duygu düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesi

Araştırmanın amacı Oyun ve Edebiyat Temelli Duygu Düzenleme Becerisi Eğitim Programı (PALBERS-TP)'nın 5-6 yaş çocukların duygu düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu deneysel desene göre yürütülmüştür. Araştırmaya okul öncesi eğitime devam etmekte olan 20'si deney, 20'si kontrol grubu olmak üzere 40 çocuk ve öğretmenleri dahil edilmiştir. Programda yer alan 30 oturum haftada üç gün uygulanarak 10 haftada tamamlanmıştır. Programın etkisini saptamak için araştırmacı tarafından geliştirilen Genel Bilgi Formu, Shultz ve Izard (1) tarafından geliştirilip Durmuşoğlu Saltalı, Deniz, Çeliköz ve Arı (2) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Altı Yaş Çocukları İçin Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi (Assessment of Children's Emotion Skills- ACES) ve Shields ve Cicchetti (3) tarafından geliştirilip Batum ve Yağmurlu (4) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Duygu Düzenleme Ölçeği (The Emotion Checklist- ERC) kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Oyun ve Edebiyat Temelli Duygu Düzenleme Becerisi Eğitim Programı (PALBERS-TP)'nın çocukların duyguları tanıma, anlama, ifade etme ve duygu düzenleme becerilerini arttırdığı saptanmıştır.

Bastırılmış duyguBilişsel duygu düzenlemeErken çocuk eğitimi+5
Pelin Ülker
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrenme güçlüğüne yönelik gelişimsel bir değerlendirme aracı: Çocuk, ebeveyn ve öğretmen ölçeği

Bu çalışmada kapsamlı bir Öğrenme Güçlüğü Erken Belirti Değerlendirme Aracı geliştirerek özgül öğrenme güçlüğü riskinin erken dönemde tespit edilebilmesine yönelik literatürde yer alan boşluğu doldurmak amaçlamaktadır. Keşfedici-ardışık karma desen yöntemiyle tasarlanan bu çalışmada ilk olarak özgül öğrenme güçlüğü tanısı olan 10 ilkokul çocuğunun öğretmenleri ve ebeveynleri dahil olmak üzere 20 katılımcıyla nitel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler Braun ve Clarke'ın tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Daha sonra, nitel görüşmelerden, literatür taramasından ve uzman görüşlerinden yola çıkarak bir madde havuzu oluşturulmuştur. Öğrenme Güçlüğü Erken Belirti Değerlendirme Aracı'nın psikometrik özelliklerinin incelenmesi sürecinde, anaokulu ve birinci sınıfta yer alan çocuklar ile çocukların ebeveynleri ve öğretmenlerinin yer aldığı 663 katılımcı (pilot çalışma için 73 katılımcı ve açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri için 590 katılımcı) yer almıştır. Değerlendirme aracı çocuk, ebeveyn ve öğretmen olmak üzere üç ölçekten oluşmaktadır. Çocuk ölçeğinde (46 madde) beş faktör bulunmaktadır: Yazma-matematik, sözcük-hece bilgisi, harf bilgisi, sağ-sol ayrımı ve uzman görüşü. Ebeveyn ölçeği (44 madde) dil ve iletişim becerileri ve önkoşul öğrenme becerileri ve tutumları olmak üzere iki faktör yer almaktadır. Öğretmen ölçeğinin (17 madde) ise önkoşul öğrenme becerileri ve tutumlarını içeren tek faktörlü bir yapısı bulunmaktadır. Üç ölçeğin de geçerlik ve güvenirliği kabul edilebilir düzeyde bulunmuştur. Öğrenme Güçlüğü Erken Belirti Değerlendirme Aracı, risk altındaki çocukların çok boyutlu bir yaklaşımla zamanında tespit edilmesini kolaylaştıran ve güvenilir veriler sağlayan geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Önleyici müdahale
Aslı İzoğlu Tok
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Okuma güçlüğü olan çocukların ailelerine yönelik bütünleştirilmiş süreç modelli aile eğitim programının (BAEP) geliştirilmesi: bir eylem araştırması

Bu araştırma okuma güçlüğü olan çocukların ailelerinin yaşadıkları sorunları ve bu sorunlara bağlı ihtiyaçlarını sistemli bir şekilde tespit etmek, bu ihtiyaçlara yönelen bütünleştirilmiş süreç temelli bir aile eğitim programı geliştirmek ve uygulamak amacıyla planlanmıştır. Araştırma topluluk tabanlı bir katılımcı eylem araştırması kullanarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla dört aşamalı bir süreç izlenmiştir: İlk aşamada genel bilgiler alınmış, ikinci aşamada ihtiyaçlar belirlenmiş ve eylem planı oluşturulmuştur. Üçüncü aşamada, oluşturulan Bütünleştirilmiş Süreç Temelli Aile Eğitim Programı (BAEP) uygulanmıştır. Son aşamada ise program ve süreç değerlendirilmiştir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Ankara'da bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 16 ebeveynle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, araştırma için özel olarak geliştirilmiş nitel ve nicel veri toplama araçları ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri SPSS 23 paket programı kullanılarak bağımlı (paired) grup t-testi ile nitel veriler ise tematik analiz kullanılarak değerlendirilmiştir. Kişisel güçlenme teorisi, bütüncül yaklaşım ve nöroçeşitlilik perspektifinden kavramsallaştırılan bulgular, okuma güçlükleri gösteren çocukların ebeveynlerinin, zorlu yolculukları boyunca karşılaştıkları zorluklarla uygulanan eğitim programı çerçevesinde bütüncül bakış açısı geliştirme, ebeveyn çocuk iletişimini güçlendirme ve başa çıkma stratejileri geliştirebildiğini göstermiştir. Program ve süreçle ilgili yapılan değerlendirmeler programın uygulamada başarılı olduğunu göstermiştir. Bu araştırma BAEP'in okuma güçlükleri ve disleksi özellikleri gösteren çocukları ve ailelerinin yaşamında önemli bir kaynak olabileceğini ve bu tür programların daha geniş bir kapsamda uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: Okuma Güçlüğü, Disleksi, Aile Eğitim Programı, Nöro Çeşitlilik, Bütüncül Yaklaşım

Hülya Tercan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Annelik bekçiliği öncülleri, baba katılımı ve çocuk davranış yapısına dair bir modelleme

Bu tez çalışmasında, anne bekçiliği davranışlarını tetiklediği düşünülen bireysel ve ailesel faktörleri test etmek, bekçilikle ilişkili öncüllerin baba katılımına etkisini belirlemek ve son olarak bekçilik öncüllerinin baba katılımı yoluyla çocukların sosyo-duygusal sonuçlarını nasıl etkilediğini sınamak amaçlanmıştır. Çalışmada anneler (n=1013) olası bekçilik öncülleri olan kişilik yapıları, bekçilik davranışları, cinsiyet normlarına uyum, kendi annelerinin bekçilik uygulamaları, eş desteği ve ebeveynlik öz yeterliliği ile çocuk sosyo-duygusal durumu hakkında bilgi verirken, babalar (n=1013); katılım düzeyleri, ebeveynlik öz yeterlilikleri ve algıladıkları bekçilik hakkında bilgi vermiştir. Analizde, Pearson ki-kare, ANOVA, bağımlı gruplar t-testi, hiyerarşik regresyon analizi ve modeller için yapısal eşitlik modellemesinden faydalanılmıştır. Babaların hissettiği bekçilik düzeylerinin ortalamaları annelerin bildirdiğinden daha yüksek bulunmuştur. Bekçiliği açıklayan değişkenler; nevrotiklik (kişiliğin alt boyutu), eş desteği, cinsiyet normlarına uyum, annenin annesinin bekçilik düzeyi ve ebeveyn öz yeterliliği olarak elde edilmiştir. Bekçiliğin, öncülleri ile baba katılımı arasındaki ilişkide aracı bir rol oynadığı kaydedilmiştir. Ebeveyn öz yeterliliği dışındaki öncüllerle çocuk sosyoduygusal durumları arasında ise, baba katılımı üzerinden, bekçiliğin aracı rolü oynadığı nihai modellerde görülmüştür. Buna yönelik erken çocuklukta problem davranışlarla başa çıkmak ve sosyal becerileri geliştirmek için ailelerin bütüncül olarak ele alınması tartışılmış, uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Anne bekçiliğiBaba katılımıDışa yönelim davranış problemi+3
Zülfiye Güzin Arslan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocuğu olan anne babaların cinsel eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi

Bu çalışmada, özel gereksinimli çocuğu olan anne babaların cinsel eğitime yönelik tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen, özel gereksinimli çocuğa sahip 105 anne ve 46 babayı kapsamaktadır. Veriler, Demografik Bilgi Formu ve Cinsel Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği (CETÖ) kullanılarak toplanmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda, özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin cinsel eğitime yönelik tutumlarının anne babanın yaşına, cinsiyetine, özel gereksinimli çocuğun cinsiyetine, doğum sırasına, tanı aldığı yaşa ve özel eğitim alma süresine göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anne babanın eğitim düzeyi, ölçeğin Kaçınma alt boyutunda ve Genel Cinsel Eğitime Yönelik Tutum boyutunda anlamlı farklılığa sebep olmuştur. Buna göre eğitim düzeyinin artmasının, cinsel eğitimden kaçınmayı azalttığı söylenebilir. Ayrıca yükseköğrenim mezunu anne babaların cinsel eğitime yönelik tutumlarının, ilkokul mezunu anne babalardan daha olumlu olduğu görülmektedir. Anne babaların çocuk sayısı değişkeni açısından bakıldığında, Profesyonel Destek ve Farklılıklara Saygı alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Bahsi geçen boyutlarda, tek çocuğu olan anne babaların üç çocuğu olanlara göre daha yüksek puanlar aldığı, yani cinsel eğitime daha olumlu tutumlar sergiledikleri söylenebilir. Bunlara ek olarak, bütün çocukları aynı cinsiyetten olan anne babaların, çocukları farklı cinsiyetten olan anne babalara göre Profesyonel Destek ve Farklılıklara Saygı, Ebeveynin Rolü, Gerekliliğine İnanma ve Genel Cinsel Eğitime Yönelik Tutum boyutlarında daha olumlu tutumlar içerisinde oldukları sonucuna varılmıştır.

Nefise Kartal
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergen ve ailelerin psikolojik sağlamlığının değerlendirilmesinde kullanılan araçların güvenirlik genellemesinin meta analiz yöntemiyle incelenmesi

Psikolojik sağlamlık, organizmayı ve organizmanın gelişimini tehdit eden unsurlara rağmen problemlere başarılı bir şekilde uyum sağlama kapasitesi olarak tanımlanmaktadır. Ergen ve ailelerde psikolojik sağlamlığın değerlendirmesine yönelik araçların sayıları giderek artmakta olup elde edilen ölçümlere ilişkin güvenirlik değerlerine ilişkin genelleme çalışmaları sınırlı sayıdadır. Literatür incelemesi sonucunda sıklıkla kullanılan "Ergenler İçin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (Hjemdal ve ark. 2006)" ve "Aile Psikolojik Sağlamlığı Değerlendirme Ölçeği (Sixbey, 2005)" incelenmiş olup güvenirlik genellemesinin bulunmadığı belirlenmiştir. Web of Science, Scopus, Pubmed, Proquest, YÖK Ulusal Tez Merkezi, TR Dizin ve DergiPark veri tabanlarından elde edilen kayıtlar dahil etme kriterlerine göre incelenmiştir. Araştırmaya dahil edilen veriler rastgele etkiler modeli kullanılarak bonett dönüşümüyle açık kaynak kodlu R yazılımında analiz edilmiştir. Dönüştürülmüş cronbach alfa katsayıları Ergenler İçin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (READ) toplamı için 0.920, Kişisel Yeterlilik alt boyutu için 0.788, Sosyal Yeterlilik alt Boyutu İçin 0.780, Yapılandırılmış Tarz alt boyutu için 0.654, Aile Uyumu alt boyutu için 0.863 ve Sosyal Kaynaklar alt boyutu için 0.819 olarak hesaplanmıştır. Aile Psikolojik Sağlamlığı Değerlendirme Ölçeği (FRAS) toplamı için 0.951, Aile İletişimi ve Problem Çözme alt boyutu için 0.949, Sosyal ve Ekonomik Kaynaklardan Yararlanma alt boyutu için 0.792, Olumlu Bakışı Sürdürme alt boyutu için 0.861, Aile Bağlılığı alt boyutu için 0.635, Aile Spiritüelliği alt boyutu için 0.873, Sıkıntıya Anlam Oluşturma alt boyutu için 0.702 olarak belirlenmiştir. Elde edilen dönüştürülmüş cronbach alfa katsayıları, literatürde sunulan referans değerler göz önüne alınarak ölçeklerin temel araştırmalar ve klinik araştırmalarda kullanımları değerlendirilmiştir.

Emin Demir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise düzeyindeki ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı ve sosyal medya bağımlılığı ile ahlaki kimlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, lise düzeyindeki ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı, sosyal medya bağımlılıkları ve ahlaki kimlik düzeylerinin ilişkili olup olmadığının belirlenmesi, ahlaki kimlik ve toplumsal cinsiyet algısı değişkenleri ilişkili çıktığı durumda sosyal medya bağımlılığının bu ilişkiyi ne kadar etkilediğini tespit etmek amacıyla düzenleyici model kullanılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki çalışmanın örneklemi rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Bu kapsamda Ankara'da bulunan Anadolu, Fen, İmam Hatip ve Meslek Teknik liselerinden toplam 1113 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Toplumsal Cinsiyet Rol Algısı Ergen Formu", "Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği" ve "Ahlaki Kimlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı, sosyal medya bağımlılığı ve ahlaki kimlik düzeylerinin cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, aile tipi, doğum sırası, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, anne ve babanın çalışma durumu, anne baba birlikteliği, algılanan gelir düzeyi ve algılanan aile tutumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırma sonucunda ergenlerin eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısı ve ahlaki kimlik düzeyleri arasında, eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısı ve sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü küçük bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda geleneksel toplumsal cinsiyet algısı ile ahlaki kimlik düzeyleri arasında, geleneksel toplumsal cinsiyet algısı ile sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü küçük bir ilişki bulunmuştur. Ahlaki kimlik ve sosyal medya bağımlılığı arasında ise negatif yönlü küçük bir ilişki saptanmıştır. Ahlaki kimlik ve toplumsal cinsiyet algısı arası ilişki tespit edildiğinden sosyal medya bağımlılığının bu ilişkiyi ne kadar etkilediğini belirlemek amacıyla sosyal medya bağımlılığının düzenleyici rolü yol analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular alan yazın temel alınarak yorumlanmış ve tartışılmıştır.

Sosyal medyaToplumsal cinsiyet
Maide Mine Cinoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğu olan ebeveynlerin günlük rutinleri kullanımları ile öz yeterliliklerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı bulunan çocukların ebeveynlerinin günlük rutinleri kullanım durumları, ebeveyn öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve günlük rutinleri kullanım durumu ile ebeveyn öz yeterliliğinin bazı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre planlanmış olup, kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuğu olan 102 (84 anne ve 18 baba) ebeveyn katılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 1 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan "Otizm Spektrum Bozukluğu Tanılı Çocukları Olan Ebeveynlerin Günlük Rutinleri Kullanım Durumu Kontrol Listesi", "Demografik Bilgi Formu" ve "Çocuğu Otizm Spektrum Tanısı Almış Ebeveynlerde Ebeveyn Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler çocukların cinsiyetine, yaşına, tanı aldığı yaşa göre; ebeveynlerin ise yaşına, öğrenim düzeyine, sosyo-ekonomik düzeyine, çocuk sayısına ve cinsiyetine göre analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Bulgulara göre; ebeveynlerin öz yeterlilikleri cinsiyete, yaşa, öğrenim düzeyine, çocuğun tanı aldığı yaşa, çocuk sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır; ancak ebeveyn yeterlilik ölçeğinin alt boyutlarında ve günlük rutinleri kullanım durumuna yönelik yapılan analizlere maddesel boyutta bakıldığında anlamlı farklılıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar literatür kapsamında bulgulanmış ve tartışılmıştır.

Otizm spektrum bozukluğuÖz yeterlilikÖzel gereksinimli çocuklar
Şevval Özyer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Prematüre bebek annelerinin deneyimlerine ilişkin bir gömülü teori çalışması: Uzun ve zorluklarla dolu bir yolda yürümek

Araştırmanın amacı, prematüre bebeğe sahip annelerin deneyimlerini incelemek ve bu deneyimlere ilişkin kuramsal yapıyı ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında Charmaz'ın (2014) yapılandırmacı gömülü teori metodolojisi benimsenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, derinlemesine görüşme transkripsiyonlarından yararlanılan dokuz anne ve Facebook grubundan verileri çekilen 287 anne oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda annelerin deneyimlerini yansıtan gömülü teori 'uzun ve zorluklarla dolu bir yolda yürümek' olarak yapılandırılmıştır. Annelerin bu deneyimleri doğum öncesinden okul çağına kadar olan sürece ilişkindir. Annelerin deneyimlerine ilişkin yapılandırılan gömülü teori kapsamında şu altı kategori ortaya çıkmıştır: 1) prematüre doğumu engellemeye çalışmak, 2) kuvöz yolu beklemek, 3) kavuşmayı iki ayrı uçta yaşamak, 4) prematüreliğin getirdiği zorlukların yıpratması, 5) prematüreliğin getirdiği zorlukların zamanla azalması, 6) prematüre annesi olmayı kanıksamak. Teorik örnekleme kapsamında, prematüre bebek annelerinin dahil olduğu bir Facebook grubu da analizlere dahil edilmiştir. Bu gruba ilişkin gömülü teori ise 'aynı yolun yolcusu olmak' olarak yapılandırılmıştır. Yapılandırılan bu gömülü teori kapsamında şu üç kategori ve alt kategorileri ortaya çıkmıştır: 1) grubu bir kaynak olarak görmek, 2) biz olmak, 3) grubun iyi hissettirmesi. Her iki gömülü teoride de yer alan kategorilerin değişen sayılarda alt kategorileri bulunmaktadır. Araştırma sonuçları, literatürde yer alan bilgiler ve ilgili kuramsal çerçeveler doğrultusunda tartışılmıştır.

Anne deneyimiAnnelerBebek-prematür+3
Ezgi Taştekin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyoekonomik düzeye sahip çocukların anlatı becerileri ile çalışma belleği, doğal dil ve ev erken okuryazarlık ortamı ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı farklı sosyoekonomik düzeye sahip 48-72 ay arası çocukların anlatı becerileri ile çalışma belleği, doğal dil ve ev erken okuryazarlık ortamlarını detaylı bir şekilde incelemek ve aralarındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul iline bağlı anaokullarına devam eden, farklı sosyoekonomik düzeylere sahip 40 çocuk ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu araştırmada çocukların anlatı becerilerini öyküleme bağlamında değerlendirmek amacıyla Mercer Mayer (56) tarafından oluşturulan "Frog Where Are You?" (Kurbağa Neredesin?) isimli resimli yazısız kitap; çocukların anlatılarının analizi için ise Işıtan (116) tarafından geliştirilen "Öykü Anlatma Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Çalışma belleği ve yürütücü işlevler değerlendirmesi için ise Akoğlu (118) tarafından geliştirilen, "Anlamsız Sözcük Tekrarı Listesi" ve "Kalem Tıklatma Görevi" uygulanmıştır. Ev erken okuryazarlık ortamı ise Karaahmetoğlu (123) tarafından geliştirilen "Ev Ortamı Erken Okuryazarlık Ölçeği (EROY-EV)" kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda çocukların öykülerinde makroyapısal (öykü grameri) olarak giriş, öyküyü başlatan olay, içsel tepki, gelişme, arama eylemi, arama yerleri, engeller, öyküye başlık bulma alt boyutlarında aile gelir düzeyine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Çocukların öyküleri mikroyapısal (öykü uzunluğu) olarak incelendiğinde puanların aile gelir durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anlatı Becerileri, Öyküleme, Çalışma Belleği, Doğal Dil, Ev Erken Okuryazarlık Ortamı

Anlatı becerileriBellekDoğal dil+4
Gülşah Gürevin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin teknoloji ve sosyal medya kullanımının anne çocuk ilişkisi açısından incelenmesi

Anne ile çocuğun arasındaki ilişki çocuk gelişiminin temelini oluşturmaktadır ve bu ilişki birçok farklı değişkenden etkilenebilmektedir. Günümüzde teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlığı giderek artmaktadır. Anne çocuk ilişkisi de teknoloji ve sosyal medyanın etkisinde kalabilmektedir. Bu çerçevede bu araştırma 5-6 yaş çocuğa sahip annelerinin teknoloji ve sosyal medya kullanımı ile anne-çocuk ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma grubunu Ankara ili Mamak, Yenimahalle, Çankaya ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel anaokuluna devam eden 5-6 yaş grubu çocuklarının 401 annesi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve geçerlilik güvenirlik çalışması yapılmış olan Ebeveyn-Çocuk İlişkisi ölçeği ile veri toplama işlemi sağlanmıştır. Veriler istatistiki paket program aracılığı ile analiz edilmiş, ölçeğin yakınlık ve çatışma alt boyutlarından elde edilen puanların belirlenen bağımsız değişkenler kategorilerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi ANOVA analizi kullanılmıştır. Yakınlık ve çatışma alt boyuta ait puan dağılımlarının normal olmaması durumunda, kategori sayısı iki ise ilişkisiz örneklemler Mann Whitney U testi, kategori sayısı ikiden fazla ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annenin öğrenim düzeyi arttıkça çocuğu ile olan ilişkisinde daha az çatışma yaşadığı, annenin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça çocuğu ile daha çok çatışma yaşadığı, annenin ve çocuğun ekran süresi arttıkça anne-çocuk çatışmasının da arttığı, teknoloji ve sosyal medyanın anne-çocuk ilişkisine etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk iletişimi+6
Büşra Tohlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik döneminde psikolojik sağlamlık ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin ekolojik sistem kuramı çerçevesinde incelenmesi

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olarak görülen ergenlik dönemi akran ilişkileri, kimlik ve özerklik kazanmaya yönelik sosyo-duygusal değişimlerin yaşandığı kritik öneme sahip gelişim dönemidir. Bu dönemde yaşanan stres olayları karşısında ergenin tepkisini belirlemesinde ergenin psikolojik sağlamlık düzeyi ve anne baba tutumları etkili olmaktadır. Psikolojik sağlamlık, çevresel ve bireysel faktörlerden etkilenmesi nedeni ile ekolojik sistem kuramı ile ilişkili kabul edilmektedir. Bu çerçevede, sosyo-duygusal gelişim açısından ergenlik döneminde anne baba tutumları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi planlanmıştır. Çalışma grubunu, İstanbul ili Beylikdüzü ilçesinde farklı lise türlerindeki okullarda öğrenime devam eden 9,10 ve 11. Sınıf 308 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve Çevre ile İlişkiler Formu, Psikolojik Sağlamlık Tutum ve Beceri Ölçeği Çocuk Formu ve Anne Baba Tutum Ölçeği ile veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Ergenlerden alınan bilgileri incelemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda: psikolojik sağlamlık ile ergenin algıladığı anne baba kabul (r = 0.13, p < .05) ve denetleme (r = 0.13, p < .05) tutumları arasında pozitif yönde, psikolojik özerklik (r=-0,15, p<.05) tutumu arasında negatif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Ergenin algıladığı anne baba kabul arttıkça ergenin okul ile ilişkisinin arttığı (r=,335 , p<0,001), annenin okul ile ilişkisinin arttıkça çocuğun okul ile kurduğu ilişkinin arttığı (r=,307 , p<0,01) bulunmuştur.

Ana-baba tutumuDuyusal değerlendirmeEkolojik sistem yaklaşımı+2
Gizem Balaban
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik döneminde ebeveynin duygusal erişilebilirliği, başa çıkma stratejileri ve sosyal problem çözme becerileri arasındaki ilişki: Yılmazlığın aracı rolü

Bu araştırmada erken ve orta ergenlik dönemindeki bireylerde sosyal problem çözme becerisi, ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkide yılmazlığın aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara il merkezinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullara (7. ve 8. Sınıflar, n = 147; 12-15 yaş) devam eden erken ergenler ve liselere (lise 3. ve 4. sınıflar, n = 244; 16-20 yaş) devam eden orta ergenler olmak üzere 391 ergen oluşturmuştur. Sonuçlara göre, anne ve baba duygusal erişilebilirliği yüksek olan ergenlerin algıladıkları akademik başarı da daha yüksektir. Sorunlarını anne ve babaları ile paylaşan ergenlerin anne duygusal erişilebilirliği daha yüksekken sorunlarını arkadaşları ile paylaşan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliği daha düşüktür. Anne babası evli olan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliğinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Sosyoekonomik düzeyini yüksek olarak algılayan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliklerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin sosyal problem çözme toplam puanlarının, probleme olumlu yönelmelerinin ve akılcı problem çözmelerinin de daha yüksek olduğu; akademik başarısı düşük olan ergenlerin probleme olumsuz yönelmelerinin, dikkatsiz ve kaçınmacı problem çözmelerinin ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Akademik başarısı düşük olan ergenlerin aktif başa çıkma tercihleri daha az; kaçınan başa çıkma tercihleri daha fazladır. Erken ergenlik dönemindeki ergenlerin yılmazlıklarının orta ergenlik dönemindeki ergenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin yılmazlıkları daha yüksektir. Ergenlerin ebeveyn duygusal erişilebilirliği arttıkça yılmazlıkları, yılmazlıkları arttıkça da sosyal problem çözme becerilerinin arttığı gözlenmiştir. Aktif başa çıkma stratejileri kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisi artarken, olumsuz ve kaçınan başa çıkma stratejilerinin kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisinin azaldığı bulunmuştur. Yılmazlığın ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve sosyal problem çözme becerisi arasındaki ilişkide tam aracı, aktif ve olumsuz başa çıkma ve sosyal problem çözme arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir.

Başa çıkmaDuygusal erişilebilirlikEbeveyn-çocuk ilişkisi+5
Sinem Karaoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn psikolojik kontrolünün ve çocukluk örseleyici yaşantılarının boyun eğici davranışlarla ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kontrolünün ve çocukluk örseleyici yaşantılarının boyun eğici davranışlarla ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 18-30 yaş aralığında Türkiye'de eğitimine devam eden 274 kadın (% 69.7), 119 erkek (% 30.3) olmak üzere toplamda 393 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada "Demografik Bilgi Formu", "Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği", "Psikolojik Kontrol Ölçeği" ve "Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu'ndan faydalanılmıştır. İkili gruplar arasındaki karşılaştırmalarda; Mann-Whitney U testi, üç veya daha fazla gruplar arasındaki karşılaştırmalarda Kruskall Wallis Testi ve değişkenler arasındaki ilişkide Spearman Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Algılanan ebeveyn psikolojik kontrolü ve çocukluk örselenme yaşantılarının, üniversite öğrencilerinde boyun eğici davranışı yordamada anlamlı etkileri olup olmadığını belirlemek için Regresyon Aracılık Modeli kullanılmıştır. Analiz sonucunda çocukluk örselenme yaşantılarının anne-baba eğitim durumu, algılanan ekonomik düzey, ortalama aylık gelir ve yerleşim birimine göre farklılaşırken ebeveyn psikolojik kontrolünün algılanan ekonomik düzeye göre farklılaştığı buna ek olarak boyun eğici davranışlar ile hem anne (r= .404, p= .000) hem de babadan (r= .371, p= .000) algılanan psikolojik kontrol, çocukluk örselenme yaşantılarının (r=. 337, p= .000) arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu, çocukluk örselenme yaşantılarının boyun eğici davranışlar ile ilişkisinde ebeveyn psikolojik kontrolünün kısmi aracı rolünün ( β anne= .169; β baba= .209) anlamlı olduğu görülmüştür.

AileAlgılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba kontrolü+5
Büşra Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anne-baba adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada anne ve baba adaylarının çocuk gelişimi bilgi düzeyi ile fetal bağlanma düzeylerini ve bu değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Anne ve baba adaylarının çocuk gelişimi bilgi düzeyini ölçmek üzere ''Ailelerin Gelişim Bilgisi Ölçeği''; fetal bağlanma düzeylerini ölçmek üzere ''Maternal-Fetal Bağlanma Skalası'' ve ''Paternal-Fetal Bağlanma Skalası'' kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde takipli olan veya muayene amaçlı gelen, 18 hafta ve üzerinde gebelik haftasında daha önce doğmuş ve yaşayan bir çocuk sahibi olmayıp ilk bebeklerini bekleyen gönüllü 350 anne ve baba adayı (175 anne ve 175 baba adayı) oluşturmaktadır. Çalışma grubundan elde edilen veriler, istatistiksel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; hem anne ve hem de baba adaylarının çocuk gelişimi bilgisinin düşük, fetal bağlanma düzeylerinin ise yüksek düzeyde olduğu, anne adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeyinin baba adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeyinden yüksek olduğunu görülmüştür. Ek olarak anne ve baba adaylarının fetal bağlanma düzeylerinin; anne adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeylerinin birbirlerini karşılıklı olarak pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür doğrultusunda tartışılmış ve araştırmanın sonuçlarına paralel olarak öneriler sunulmuştur. Bu çalışmanın daha önce çocuk sahibi olmayıp ilk kez anne olacak gebelerin çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeylerinin birbirini etkilediği konusunda alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gebelik, anne-baba adayı, çocuk gelişim bilgisi, fetal bağlanma.

Ana-babaBağlanmaGüvenli bağlanma+2
Melike Ediş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmden kurtulma yanılgısıyla yaşamak: Annelerin deneyimlerine ilişkin bir gömülü teori çalışması

Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanılı /şüphesiyle takip edilen çocuğa sahip annelerin deneyimlerini derinlemesine anlamak ve bunu açıklayan bir gömülü teori inşa etmektir. Araştırmada Charmaz'ın (2014) yapılandırmacı gömülü teori yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın veri kaynakları 1) "Kadınlar Kulübü" isimli forum, 2) araştırma öncesinde otizmli çocuğa sahip annelerin deneyimlerini anlamaya ilişkin yapılmış olan dokuz görüşmenin transkripsiyonları ve 3) derinlemesine nitel görüşmelerdir. Araştırmanın başlangıç örneklemine, 10 katılımcının ortalama 1,5 yıl boyunca Kadınlar Forumu'nda yaptıkları paylaşımlar ve daha önce dokuz anne ile yapılan derinlemesine nitel görüşmelerin transkripsiyonları analiz edildiğinde ulaşılmıştır. Teorik örnekleme ise derinlemesine nitel görüşme yapılan dört anneden oluşmaktadır. Yapılandırmacı GT yaklaşımının veri analizi prosedürlerine göre yapılan analiz sonucunda inşa edilen gömülü teorinin en soyut kavramını, ebeveynlerin otizmden kurtulma düşüncesi oluşturmaktadır. Bu ana kategori etrafında oluşan alt kategorilerle beraber, en son aşamada "otizmden kurtulmaya çalışırken yol ayrımlarıyla ve iniş-çıkışlarla dolu bir annelik deneyimlemek" kavramsallaştırması altında gömülü teori yapılandırılmıştır. Gömülü teori, annelerin deneyimlerini üç süreç (tanı öncesi süreç, doktor süreci, otizm tanısı alma/ otizm şüphesiyle özel eğitime yönlendirilme sonrası süreç) ve üç yol ayrımı (doktora gitme kararı, özel eğitime başlatma kararı, yeniden doktora gitme/özel eğitime başlatma kararı) şeklinde açıklamaktadır. Araştırma sonucunda inşa edilen gömülü teori, alan yazında yapılmış olan ilgili çalışmalar ve var olan kuramsal açıklamalar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: gömülü teori, otizm spektrum bozukluğu, özel gereksinimlilik, ebeveynlik

Ana-babaGömülü teoriOtistik bozukluklar+4
Ayşe Elif Işık Uslu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken okuryazarlık becerileri eğitim programının erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, erken okuryazarlık becerileri eğitim programının okul öncesi dönemindeki çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerindeki etkilerininin incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Karabük il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Aydınlıkevler İlkokulu'nda anasınıfına devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Sınıflardan biri deney diğeri kontrol grubuna rastlantısal olarak atanmıştır. Deney grubunda 19 ve kontrol grubunda 19 çocuk olmak üzere toplam 38 çocuk çalışma grubunda yer almıştır. Araştırmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, deney grubundaki çocuklara 12 haftalık süreyle haftada iki gün araştırmacı tarafından hazırlanan erken okuryazarlık becerileri eğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar ise, ön test uygulandıktan sonra sınıf öğretmenleriyle normal eğitimlerine devam etmişlerdir. Uygulama sonrası son testler uygulanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, uygulanan eğitimin çocukların erken okuryazarlık becerilerine etkisini belirlemek için Karaman tarafından geliştirilen Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı ile Ginsburg ve Broody tarafından geliştirilen ve Erdoğan tarafından Türk çocuklarına uyarlanan Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından uygulanan "Erken Okuryazarlık Becerileri Eğitim Programı"nın çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerinde olumlu etkisinin olduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, çocukların ses bilgisel farkındalık becerileri ve yazı farkındalığı becerileri ile erken matematik becerileri arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Erken Matematik, Okul Öncesi Dönem

Erken okuryazarlık becerileriEğitim programlarıMatematik+4
Asya Çetin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin müzikten etkilenim düzeyleriyle prososyal eğilimleri arasındaki ı̇lişkinin ı̇ncelenmesi

Bu çalışma, lise öğrencilerinin müzikten etkilenimleri ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkiyi ve bazı değişkenlerin bu davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ağrı İl Merkezi'nde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı 19 lisede öğrenim gören 1401 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubuna dahil olan öğrencilere önce araştırmacı tarafından geliştirilen genel bilgi formu sonra sırasıyla Prososyal Eğilimler Ölçeği ve Müzikten Etkilenim Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan; iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi ve neden-sonuç ile ilgili ipuçları elde etmek amacıyla korelasyonel (ilişkisel) tarama yoluyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Lise öğrencilerinin demografik bilgileri % ve frekans "f" alma teknikleri ile analiz edilmiştir. Ölçeklerden alınan puanların değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve t testi yapılmıştır. ANOVA'nın anlamlı çıkması sonucunda ise örneklem büyüklüklerinin birbirinden farklı olması sebebiyle Post-Hoc testlerinden LSD testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Müzikten Etkilenim Ölçeği ile ya da Prososyal Eğilimler Ölçeği'nin alt boyutlarının en az bir tanesi ile arasında anlamlı bir ilişki olan değişkenler şu şekildedir; cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, baba çalışma durumu, aile ve öğretmen yardım ettiğini düşünme durumu, sınıf düzeyi, lise türü ve müzik türü. Müzikten etkilenim ile prososyal davranışlar arasında yapılan basit doğrusal regresyon sonucuna göre de prososyal davranışların alt boyutlarından duygusal, acil, gizli ve itaatkâr prososyal davranışlar ile müzikten etkilenim arasında ilişki olduğu saptanmıştır.

Lise öğrencileriMüzikOlumlu sosyal davranış+5
Samet Ekin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken dil müdahalesinde etkileşimli kitap okuma uygulamasının gelişimsel dil gecikmesi görülen çocuklar üzerindeki etkililiğinin incelenmesi

Araştırmanın temel amacı etkileşimli kitap okuma uygulamasının, gelişimsel dil gecikmesine sahip çocukların ifade edici dil sözcük kazanımları ve ev erken okur-yazarlık ortamları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dil ve Konuşma Ünitesine başvuruda bulunmuş toplam 13 çocuk, seçkisiz olarak, katılımcı (n=8) ve kontrol (n=5) gruplarına atanarak çalışmanın örneklemini oluşturmuşlardır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları her iki grupta da ön test, son test ve kalıcılık test aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada, eşleştirilmiş grupların seçkisiz şekilde deney grupları olarak atandığı yarı deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama grubuna 8 hafta, haftada 2 oturum (oturumlar 45dk) olmak üzere etkileşimli kitap okuma uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında; yapılan etkileşimli kitap okuma uygulaması sonunda uygulanan TİGE II (Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri)'ye göre gelişimsel dil gecikmesi görülen çocukların ifade edici sözcük kazanımlarında, kitaplardan seçilen hedef sözcük kazanımlarında ve ev erken okuryazarlık ortamı ölçeğine (EVOK) göre okuma ve birlikte Okuma alt test puanlarında artış olduğu görülmüştür. Genel olarak elde edilen bulgulara göre, gelişimsel dil gecikmesi görülen 29-36 ay aralığındaki çocuklara yapılan etkileşimli kitap okuma uygulamasının çocukların dil gelişimleri ve ev erken okur yazarlık ortamlarına katkı sağladığına dair kanıtlar elde edilmiştir.

Dil gelişimiKitap okumaKonuşma+3
Esra Acar Şengül
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin 3-6 yaş çocuklarına sağladıkları ev ortamının uyarıcılığı ile ebeveyn öz yeterlik düzeyi arasındaki ilişki

Annelerin ebeveyn öz yeterliği algısının, çocuklarına daha uyarıcı bir ev ortamı sağlamalarıyla bunun sonucunda çocuklarının gelişimlerini desteklemeleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle ebeveyn öz yeterliğinin ev ortamı ile ilişkisi önemlidir. Çalışmanın amacı, 3-6 yaş çocuğu olan annelerin ebeveyn öz yeterliğinin çocuklarına sağladıkları ev ortamı uyarıcılığıyla ilişkisinin araştırılmasıdır. Annelerin ebeveyn öz yeterliğiyle ve çocuklarına sağladıkları ev ortamı uyarıcılığıyla ilişkili değişkenler de araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilen Ankara'daki Aile Sağlığı Merkezleri'ne başvuran, 3-6 yaş arası çocuğu olan 110 anne ve çocuğu oluşturmuştur. Araştırmada, demografik bilgilere ulaşılması için Genel Bilgi Formu, annelerin öz yeterlik düzeylerini belirlemek için Ebeveyn Öz Yeterliği Ölçeği ve annelerin çocuklarına sağladıkları ev ortamının uyarıcılığını belirlemek için Ev Ortamı Anketi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda annelerin ebeveyn öz yeterliği algısı ile ev ortamı uyarıcılığı arasında pozitif yönlü orta derecede bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ebeveyn öz yeterliği ile anne öğrenim düzeyi ve çalışma durumu, çocuğun ilk çocuk olması, ailedeki çocuk sayısı ve ailenin gelir düzeyi ilişkili bulunurken anne yaşının ilişkili olmadığı bulunmuştur. Çocuklara sağlanan ev ortamı uyarıcılığı ile ilişki değişkenler ise annenin öğrenim düzeyi, çalışma durumu, çocuğun okul öncesi eğitim alması, ailedeki çocuk sayısı ve ailenin gelir düzeyidir. Çocuğun cinsiyeti değişkeni annelerin ebeveyn öz yeterliği algısını da, çocuğa sağlanan ev ortamı uyarıcılığını da etkilememektedir. Sonuç olarak, ebeveyn öz yeterliği algısının ev ortamı üzerindeki pozitif yöndeki ilişkisi ileride planlanacak müdahaleler için olumlu bir sonuçtur. Ev ortamını, dolayısıyla çocuk gelişimini, olumsuz etkileyen etmenlerin iyileştirilemediği durumlarda ebeveynlerin öz yeterlik algılarını güçlendirmek daha etkili bir yol olarak kullanılabilir. Anahtar sözcükler: ebeveyn özyeterliği, ev ortamı, uyaran kalitesi

Ana-babaAnnelerErken çocuk eğitimi+4
Gökçenur Özdemir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların öz düzenleme becerileri ile ev erken okuryazarlık ortamı ve birlikte kitap okuma arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada; çocukların öz düzenleme becerileri ile anne çocuk ilişkisi, annelerin çocuklarıyla birlikte okuma etkinlikleri, ev erken okuryazarlık ortamı ve ev ortamı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde betimsel nitelikte bir araştırma olarak planlanmıştır. Örneklem grubuna Edirne İli; Merkez, Keşan, Uzunköprü ve İpsala İlçelerinde yaşayan 48-72 ay aralığında olan 151 çocuğun anneleri dahil edilmiştir. Araştırmada "Çocuk-Aile Bilgi Formu", "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne formu)", "Ebeveyn Çocuk İlişkisi Ölçeği", "Çocuk-Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri (ÇEBOE) Aracı", "Ev Erken Okuryazarlık Ortamı Ölçeği (EVOK)", "Erken Okuryazarlık Ev Ortamı Ölçeği (EROY-EV)" ve "Ev İçi Okuryazarlık Ortamı Ölçeği (HLEQ)", "Ev Ortamı Tarama Aracı (EVTA-T 3-6 Yaş Kısa Form)" değerlendirme araçları kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken "Mann-Whitney U Testi" ile "Kruskal-Wallis-H Testi" uygulanmış ve ölçekler arasındaki ilişkileri tespit etmek için Spearmann's Rho Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda öz düzenleme becerileri ile çocuk-anne birlikte okuma etkinlikleri, ev erken okuryazarlık ortamları arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Öz düzenleme becerilerinin yaş; anne çocuk ilişkisinin yaş, annenin öğrenim ve gelir düzeyi; çocuk-anne birlikte okuma etkinliklerinin kardeş sayısı; ev erken okuryazarlık ortamlarının cinsiyet, kardeş sayısı, annenin öğrenim durumu, çocuk gelişimi ile ilgili seminere veya etkinliğe katılma durumu değişkenlerine göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAna-baba+5
Çağla Duran
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ailelere uygulanan aile eğitim programının ailelerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeylerine etkisinin incelenmesi

Yapılan araştırmada, otizmli çocukların ebeveynlerine uygulanan ebeveyn eğitim programının ebeveynlerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Bartın ili merkez ilçesindeki okullara devam eden, 5-17 yaş arasında otizmli çocuğa sahip ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırma, deney ve kontrol gruplarında aile eğitim programı öncesi ve sonrasında ölçmeyi gerektiren ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak tasarlanmıştır. Ailelerle odak grup görüşmeleri gerçekleştirilerek ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan ebeveyn eğitim programına 15 ebeveyn katılmış, program haftada bir gün olacak şekilde planlanmış ve toplam 9 hafta sürdürülmüştür. Kontrol grubunda yer alan ailelere herhangi bir eğitim uygulanmamıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan ebeveynlerin stresle baş etme düzeyleri, "Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri", yaşam kalitesi düzeyleri "Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi" ve sosyal destek düzeyleri "Yenilenmiş Anne-Baba Sosyal Destek Ölçeğinden" elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden aldıkları ön test-son test puanları arasındaki farkın tespit edilebilmesi için grup içi analizlerde Wilcoxon, gruplar arası analizlerde Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçların anlamlılık düzeyleri 0,05 olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulanan ebeveyn eğitim programının stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.

AileAile eğitimiOtistik bozukluklar+7
Ayşenur Nazik Fayız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin anne kabul-red algıları ve COVİD-19 korkusu arasındaki ilişkide duygu yönetme becerilerinin aracı rolü

İnsan davranışlarının altında geçmişteki deneyimlerinin duygusal etkilerinin veya geleceğe dair hayallerin olması insanların sergiledikleri davranışlarında belirleyici ve etkileyici olmaktadır. Bu çerçevede bu araştırma üniversite öğrencilerinin anne kabul-red algıları ile Covid-19 korkuları arasındaki ilişkide duyguları yönetme becerilerinin aracı rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma grubunu, Ankara ilinde bulunan Hacettepe ve Ankara Üniversiteleri Sağlık Bilimleri Fakültelerinin bünyesinde bulunan bölümlerde eğitim öğretim gören ve 18-20 yaş aralığındaki çalışmaya gönüllü olarak katılan 302 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan Demografik Bilgi Formu, Aile Kabul-Red Ölçeği (Yetişkin Formu), Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği ve Covid-19 Korku Ölçeği ile veri toplama işlemi sağlanmıştır. Araştırma verileri istatistiksel değerlendirme programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Öğrencilerin anne kabul-red algılarının, duygularını yönetme becerilerinin ve Covid-19 korku düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi amacıyla bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Öğrencilerin anne kabul-red algıları, duygularını yönetme becerileri ve Covid-19 korkusu arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon Katsayısı Analizi kullanılmıştır. Son olarak ise duyguları yönetme becerilerinin aracı rolünü incelemek amacıyla Basit Aracı Değişken Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin orta düzeyde Covid-19 korkusu deneyimlediği, annelerine yönelik algılarının kabule daha yakın olduğu ve duyguları yönetme becerilerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Öğrencilerinin anne kabul-red algısı ve Covid-19 korkusu arasındaki ilişkide duyguları yönetme becerisinin aracı rolü olduğu bulunmuştur.

AlgıAnnelerCOVID 19+6
Büşra Demirhan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişimsel yetersizliği olan okul öncesi çocuklarda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin iletişim-dil gelişimine, öz-düzenleme ve erken okuryazarlık becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın örneklemini Aydın ili içerisinde özel bir kuruma devam eden 3-6 yaş arası okul öncesi dönemde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar oluşturmaktadır. Paylaşımlı kitap okumanın, erken çocukluk döneminde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar üzerine etkisini ölçmeyi amaçlayan bu çalışma; öntest, uygulama ve sontest aşamalarından oluşan deneysel bir çalışmadır. Araştırmada ebeveynlere paylaşımlı kitap okuma tekniklerini çocuklarıyla nasıl uygulayacaklarına dair müdahale uygulanmıştır. Çocukların genel gelişimleri, sosyal-duygusal gelişimleri, öz-düzenleme, iletişim-dil gelişimleri, ev erken okuryazarlık ortamları ve ebeveyn- çocuk birlikte okuma etkinlikleri incelenmiştir. Araştırma 8 haftalık oturumlar şeklinde 7 ebeveyn (anne) ile tamamlanmıştır. Çocuğa ve aileye ait demografik bilgilerini elde etmek için "Demografik Aile Bilgi Formu", Çocuğun genel gelişimi ve sosyal-duygusal gelişimi için; EGE ve EGE-SD, öz düzenleme becerilerini belirlemek için "4-6 yaş Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (Anne Formu)", iletişim/dil becerilerini "Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri" , erken okuryazarlık becerilerini ev ortamı da dahil belirlemek için "Ev İçi Okuryazarlık Ölçeği", çocuğun aile ile olan okuma etkinliklerini değerlendirmek için "Çocuk Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri", Paylaşımlı Kitap Okuma Müdahalesinin tekniklerini uygulaması bakımından aileyi değerlendirmek için "Paylaşımlı Kitap Okuma Dereceleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin gelişimsel yetersizliği olan okulöncesi çocukların iletişim-dil gelişimine, erken okuryazarlık becerilerine anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerin çocuk-ebeveyn paylaşımlı okumaya dair bilgi düzeylerine, paylaşımlı kitap okuma müdahalesi kapsamında verilen müdahalenin faydası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Birlikte kitap okumaDil gelişimiDown sendromu+7
Ayşe Akın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarıyla olan cinsel iletişim dili ve kendi ebeveynlerinde algıladıkları cinsel iletişim dilinin incelenmesi

Bu çalışma ebeveynlerin kendiyle aynı cinsiyette olan çocuklarıyla cinsel iletişim dili ve kendiyle aynı cinsiyette olan ebeveynlerinde algıladıkları cinsel iletişim dili arasında ilişki olup olmadığını inceleyebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 0-15 yaş arası kız çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 1 Ocak- 15 Kasım 2021 tarihleri arasında araştırmaya katılmayı kabul eden 273 anne oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler, annelerin demografik bilgilerini elde etmek için "Genel Bilgi Formu" ve ebeveynlerin, kendi ebeveynlerinin ve kendilerinin cinsel iletişim dilini belirlemek amacıyla Artan, Ceylan ve Kurnaz Adıbatmaz (2020) tarafından geliştirilen "Ebeveynler İçin Cinsel İletişim Ölçeği" ve araştırmacı tarafından Ebeveynler İçin Cinsel İletişim Ölçeği' ni geliştiren yazarlardan izin alınarak uyarlaması yapılan "Ebeveynler İçin Algılanan Cinsel İletişim Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada nicel yöntem modeli kullanılmıştır. Bu sebeple verilerin analizlerde istatistiksel farklılıkları belirleyebilmek amacıyla iki bağımsız değişken için t Testi ikiden fazlası için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İki ölçek arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için de Spearman's Rho korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma için toplam 257 annenin verileri kodlanmıştır. Analizler sonucunda annelerin kendi çocuklarıyla cinsel iletişim dilinin, annelerinde algıladıkları cinsel iletişim diline göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek puanlar elde ettikleri gözlemlenmiştir. Buna göre annelerin şu an kullandıkları cinsel iletişim dilinin kendi annelerinin kullandıkları iletişim dilinden daha yüksek olduğu çıkarımı yapılmıştır. Ebeveynlerin cinsel iletişim dilinde kuşaktan kuşağa pozitif yönlü artış olduğu çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk Gelişimi, Cinsel Gelişim, Cinsel Eğitim, Cinsel İletişim Dili

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAna-baba+6
Başak Çelik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş okul öncesi dönem çocuklarının teknoloji ve teknolojik cihaz kullanımlarıyla annelerinin medya aracılıklarına göre öz-düzenleme becerilerinin incelenmesi

Bu çalışma 2020-2021 yılı içerisinde 4-6 yaşlarında okul öncesi dönem çocuğa sahip 200 anne ile 4-6 yaş okul öncesi dönem çocuklarının, teknoloji ve teknolojik cihaz kullanımlarıyla ebeveyn medya aracılıklarına göre öz-düzenleme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmada Erken Çocukluk Ebeveyn Medya Aracılık Ölçeği (EÇEMAÖ) ve 4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne Formu) kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS 25.0 Paket Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verileri değerlendirirken tanımlayıcı istatististik metotları, güvenirlik analizleri yapılmıştır. Normal dağılıma sahip veriler karşılaştırılırken bağımsız iki grup için t testi, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırılırken tek yönlü varyans analizi yapılmış, farkın hangi gruptan meydana geldiğini anlamak için de Bonferroni analizi yapılmıştır. Numerik değişkenler Pearson korelasyonu ile test edilirken, elde edilen değerlerin anlamlı olup olmadığı 0,05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; teknoloji kullanımının, cinsiyet ve çocukların yaşlarına göre ebeveyn medya aracılığını etkilediği, kardeş sayısına göre değişim göstermediği bulunmuştur. Annelerin mesleklerine, aylık gelirlerine ve medya kullanımında model olmalarına göre medya aracılıklarında; çocuklarının kullandığı teknolojik cihazlara, en sık kullandığı teknolojik cihaza, kullanım sıklığı ve süresine göre de öz-düzenleme becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmaktadır. Son olarak EÇEMAÖ'de bahsedilen ebeveyn medya aracılıkları ile öz-düzenlemenin dikkat, çalışma belleği, engelleyici kontrol duygu ve davranış becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Teknoloji, okul öncesi, öz-düzenleme, ebeveyn medya aracılığı, anne.

Ana-babaAnnelerMedya+4
Rabia Cemre Arslan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitimin ergenlerde akademik kendini düzenleme, motivasyonel stratejiler kullanma becerileri ve akademik başarı ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, ergenlerin uzaktan eğitim sürecinde akademik kendini düzenleme becerileri, motivasyonel stratejiler kullanma becerileri ve akademik başarı ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara ilinde merkez ilçelerde yaşayan farklı sosyoekonomik düzeyden İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde (%93.6 Anadolu Lisesi) öğrenim gören, 222 kız (%71), 89 (%29) erkek olmak üzere toplam 311 ergen oluşturmuştur. Araştırmada "Demografik ve Kişisel Bilgi Formu", "Akademik Alanda Kendini Düzenleme Ölçeği" ve "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği"nden yararlanılmıştır. Akademik başarı, lise 1-4. sınıf öğrencilerinin 2019-2020 eğitim öğretim I. Yarıyılı (yüz yüze eğitim dönemi) ile 2020-2021 eğitim öğretim I. Yarıyılı'na (uzaktan eğitim dönemi) ait e-okul dönem sonu ağırlıklı not ortalaması alınarak ölçülmüştür. Gruplar arasındaki farklılıklar (örn., cinsiyet etkisi) tek ya da çok değişkenli varyans analizleri kullanılarak; değişkenler arasındaki ilişkiler ise Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, akademik başarı puan ortalamalarının ergenlik dönemine göre, öz düzenleme ve bilişsel strateji kullanımının ise cinsiyete göre farklılaştığına işaret etmiştir. Ebeveyn öğrenim düzeyi arttıkça ergenlerin akademik başarıları artmaktadır. Uzaktan eğitime uzun süreli katılım gösteren gruptaki ergenlerin akademik başarı puan ortalamaları, akademik alanda kendini düzenlemenin dışsal, içe yansıtılmış ve özdeşimsel alt boyutlarından ve motivasyonel stratejiler kullanmanın öz düzenleme, bilişsel strateji kullanımı ve öz yeterlik alt boyutlarından alınan puan ortalamaları, daha az katılım gösteren ergenlerle karşılaştırıldığında daha yüksektir. Ergenlerin dışsal ve özdeşimsel kendini düzenlemeleri arttıkça ve motivasyonel stratejiler kullanımının alt boyutlarından öz düzenleme, bilişsel strateji kullanımı ve öz yeterlik kullanımı arttıkça uzaktan eğitimde akademik başarıları da artmaktadır.

Akademik başarıAkademik kendileşmeBaşarı+4
Tuğçe Gür
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'ye göç eden 18-20 yaşlarındaki gençlerin psikososyal gelişim özelliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Göç, dünyanın önemli gündemlerinden biri durumundadır. Dünyanın birçok yerinde insanlar zorlu koşullar nedeniyle göç etmek durumunda kalmakta, bu durum bireylerin gelişimini çeşitli yönlerden etkilemektedir. Bu çalışmada, savaş nedeniyle Türkiye'ye göç etmiş olan 18-20 yaşlarındaki Türkçe bilen gençlerin psikososyal gelişimlerini Erikson'un Psikososyal Gelişim Kuramı çerçevesinde, bütüncül olarak değerlendirilmek ve çeşitli demografik değişkenlerle ilişkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu nedenle, nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmış ve kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma örneklemini; Suriye (n=281), Irak (n=4) ve Afganistan'dan (n=2) savaş nedeniyle Türkiye'ye göç etmiş olan, 2021-2022 yıllarında Türkiye'de bulunan, 18-20 yaşlarındaki Türkçe bilen 287 genç birey oluşturmuştur. Çalışmada veri toplamak için "Demografik Bilgi Formu" ve "Erikson'un Psikososyal Gelişim Dönemleri Ölçeği" kullanılmıştır. Değişkenler ve ölçek puanları arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla, (değişkenlerin dağılım özellikleri dikkate alınarak) bağımsız örneklem t-testi, tek faktörlü varyans analizi (One-Way Anova) ve Kruskal-Wallis Testinden faydalanılmıştır. Sonuç olarak; ölçek puanları arasındaki farkın cinsiyete, Türkiye'de bulunma süresine, annenin öğrenim düzeyine, babanın öğrenim düzeyine, babanın Türkçe bilme durumuna, gelir düzeyine göre anlamlı olmadığı görülmüştür. Katılımcının eğitim düzeyi, annenin Türkçe bilme durumu ve başka uyruktan bireylerle sosyal ilişki kurma düzeyine göre ise ölçek puanları arasındaki farkların anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonuçları göz önünde bulundurulduğunda; savaş nedeniyle göç eden gençlerin psikososyal gelişimlerini destekleyecek eğitsel, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda destekleme, önleme ve erken müdahale çalışmalarının yapılması önerilebilir.

GençlerPsikososyal gelişimSuriye
Fatma Karademir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Babaların etkileşimli kitap okuma süreçlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışma, okulöncesi eğitimine devam eden çocuğu olan babaların etkileşimli kitap okuma süreçlerini daha iyi anlamak ve çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmada nitel araştırma modelinin durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu okulöncesi eğitimine devam eden çocuğu olan 20 baba oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler "Demografik Bilgi Formu", babaların kitap okuma süreçlerini kayıt altına aldıkları videolar, araştırmacı tarafından alan uzmanlarının görüşü alınarak hazırlanan "Etkileşimli Kitap Okuma Kontrol Listesi" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA programında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda "Matematik Becerisi", "Etkileşim" ve "Erken Okuryazarlık Becerileri" ana temaları oluşturulmuştur. Temaları daha detaylı ele almak amacıyla kategoriler alt kategorilere ayrılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda lisansüstü öğrenim düzeyine sahip olan, yüksek geliri olan, kız çocuğu olan ve çocuğuna daha sık kitap okuyan babaların etkileşimli kitap okuma sürecinde çocuklarıyla daha çok etkileşim kurdukları görülmüştür. Ancak bu değişkenlerin tek başına yeterli bir yordayıcı olmadığına dikkat çekilmiştir. Aynı zamanda eşleri çalışmayan babaların etkileşimli kitap okuma sürecinde çocuklarıyla daha az etkileşim kurdukları görülmüştür. Lisans öğrenim düzeyinde olan ve çocuklarına haftada birkaç kez kitap okuduklarını bildiren babaların etkileşimli kitap okuma sürecinde çocuklarıyla oldukça az etkileşim kurmalarına dikkat çekilmiştir. Etkileşimli kitap okuma öncesinde babaların çocuğa yazar, çizer ve yayınevi hakkında tanıtımlar yapmadıkları fark edilmiştir. Etkileşimli kitap okuma sürecinde çocuğun erken okuryazarlık becerilerini desteklemedikleri görülmüştür. Etkileşimli kitap okuma sonrasında babaların çocukların yaratıcı cevaplar vermesini sağlayacak sorular sormadıklarına dikkat çekilmiştir.

Baba katılımıBaba-çocuk etkileşimiKitap okuma+1
Gül Serin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde 6-18 yaş grubundaki özel gereksinimli çocukların annelerinin tükenmişlik düzeyleri ve aile işlevselliğinin incelenmesi

çevrimiçi form aracılığı ile Gönüllü Katılım Formu, Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Çocukların yaşı, cinsiyeti, özel gereksinim alanı, annenin yaşı, çalışma durumu, öğrenim durumu, çocuk sayısı ve ekonomik düzey ile annelerin tükenmişlik durumu ve aile işlevselliği arasındaki değişime bakılmıştır. Ayrıca annelerin çevreden aldığı sosyal desteğe göre tükenmişlik ve aile işlevselliği durumları incelenmiştir. Dağılıma ait homojenliğin test edilmesinde Kolmogorov–Smirnov Testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; Bağımsız Örneklemler t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bonferroni Post-Hoc Testi kullanılmıştır. İki ölçekten elde edilen puanların arasındaki ilişkininin yönü ve boyutunu belirlemek için de Pearson Korelasyon analizi uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, tükenmişlik ile aile işlevselliği arasında ilişki saptanmıştır. Tükenmişlik yaşayan annelerin aile işlevsellik durumlarının olumsuz etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel gereksinimli çocuğun yaşı, cinsiyeti, özel gereksinim alanı ile annelerin tükenmişlik düzeyleri ve aile işlevselliği arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Annenin yaşı, çalışma ve öğrenim durumu, çocuk sayısı ve ekonomik düzeyi ile tükenmişlik ve aile işlevselliği arasında ilişki elde edilmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin çevreden sosyal destek alması ise daha az tükenmişlik yaşadıkları sonucunu ortaya koymuştur. Sosyal destek alan annelerin daha sağlıklı aile işlevlerine sahip olduğu belirlenmiştir.

Aile işlevleriAnnelerCOVID 19+5
Eylül Sevimli
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

2-12 yaşındaki çocukların uyum düzeyleri ile çocuk evlerinde bakım elemanı olarak çalışan ebeveynlerinin yeterlik, psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, 2-12 yaşındaki çocuklarının uyum düzeyleri ile ebeveynlerinin yeterlik, psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmış olup Türkiye'yi temsilen NUTS 2 (26 alt bölge) illerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bünyesinde bulunan Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezlerine bağlı Çocuk Evlerinde bakım elemanı olarak çalışan 505 ebeveyn (442 anne, 63 baba) ve çocuğu (261 kız, 244 erkek), çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma verileri Gönüllü Katılım Formu, Çocuk/Ebeveyn Bilgi Formu, Çocuk Uyumu ve Annebaba Yeterlik Ölçeği 2 - 12 Yaş (CAPES-TR), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Gruplar t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı, Çoklu Doğrusal ve Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Farklı demografik değişkenlere göre ölçek puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı saptanmıştır. Çocukların uyum düzeyleri ile ebeveynlerinin algılanan sosyal destek düzeyleri arasında anlamlı fakat önemsenmeyecek düzeyde ilişki; psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında anlamlı düzeyde zayıf ve negatif yönlü; yeterlik düzeyleri arasında anlamlı düzeyde orta ve negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ebeveynlerin yeterlik düzeyleri ile algılanan sosyal destek düzeyleri arasında anlamlı düzeyde zayıf ve pozitif yönlü; psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında anlamlı düzeyde orta ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Ebeveynlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri ile algılanan sosyal destek düzeyleri arasında anlamlı düzeyde zayıf ve pozitif yönlü bir ilişki ortaya konmuştur. Ayrıca ebeveyn yeterliği ve psikolojik iyi oluşun, çocuk uyumundaki toplam varyansın %33'ünü yordadığı bulunmuştur. Bulgular alanyazın doğrultusunda tartışılarak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Uyum, özyeterlik, ruh sağlığı, algılanan sosyal destek

Algılanan sosyal destekDuygusal davranışsal bozukluklarEbeveyn-çocuk ilişkisi+7
Esma İnce Keser
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi'nde yer alan erken çocukluk dönemine yönelik çocuk kitaplarının niteliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada Türkiye'nin ilk örnek çocuk kütüphanesi olma özelliğini gösteren Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi'ndeki en çok ödünç alınan erken çocukluk dönemine yönelik yazılmış çocuk kitaplarının nitelikli çocuk edebiyatı ve çocuk gelişimi özelliklerine uygunluğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi'nden 2019 yılında en çok ödünç alınan 25 kitap değerlendirilmiştir. Kitapları değerlendirmek için literatür bilgileri taranmış ve araştırmacı tarafından "Kitap Özellikler Formu" ve "3-6 Yaş Dönemi Çocuklarına Yönelik Çocuk Edebiyatı Yapıtlarının Çocukların Gelişimsel Özelliklerine Uygunluğunu İnceleme Soru Formu" oluşturulmuş, bu formlar veri toplama sürecinde kullanılmıştır. Kitapların içerik ve dış yapı özellikleri soru formları doğrultusunda psikomotor gelişim, erken okuryazarlık /dil gelişimi, bilişsel gelişim, kişilik gelişimi, sosyal duygusal gelişim, cinsel gelişim ve ahlak gelişimi başlıkları altında incelenerek doküman analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında kütüphaneden ödünç alınan kitapların genel olarak çocuk gelişimi ve nitelikli çocuk edebiyatı özelliklerine uygun olduğu görülürken, bilişsel gelişim açısından erken çocukluk dönemindeki çocukların dikkat sürelerini aşacak uzunlukta olan kitapların da bulunduğu görülmüştür. Ayrıca cinsel gelişim alanına yönelik olarak kitaplarda toplumsal cinsiyet bağlamında çoğunlukla cinsiyet rollerine pek değinilmediği veya daha çok geleneksel cinsiyet rollerine yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Erkek çocuklarÇocuk edebiyatıÇocuk gelişimi+2
Beyza Örs
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İki kere farklı çocuklara yönelik özgün bir gelişimsel müdahale programı: Bir eylem araştırması

Üstün yetenekli çocuklarda; davranış problemleri, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği-hiperaktivite, duyusal özel gereksinim gibi çeşitli durumlar görülebilmektedir. Üstün yeteneğe eşlik eden ikinci bir tanısı olan çocukları tanımlamak için alan yazında "iki kere farklı" kavramı kullanılmaktadır. İki kere farklı çocukların sosyal, duygusal ve akademik anlamda zorluklar yaşadıkları bilinmektedir. Bu üç alan (sosyal-duygusal-akademik) birbirini etkileyen ve birbirinden bağımsız olarak ele alınamayan alanlardır. Bu nedenledir ki bu çocuklarla yapılacak çalışmada hiçbir alanın geride bırakılması mümkün değildir. Bu araştırmanın amacı sosyal duygusal ve akademik gelişim alanlarını değerlendirmek ve desteklemek amacıyla çocuklarla, aileleri ile ve okul ortamlarında öğretmenleri ile nasıl gelişimsel uygulamalar yapılabileceğini ortaya koymaktır. Çalışmanın teorik temelini Erik Erikson'un psikososyal gelişim kuramı ve Dabrowski'nin olumlu çözülme kuramı oluşturmuştur. Çocukların Erikson'a göre içinde bulundukları gelişimsel evreyi sağlıklı bir şekilde geçebilmeleri hedeflenmiştir. Dabrowski'nin olumlu çözülme kuramına göre kendilerini gerçekleştirebilmeleri için ihtiyaç duydukları çözülmeleri sağlıklı bir şekilde yaşayarak bir üst gelişim evresine ulaşmaları amaçlanmıştır. Çalışmanın metodolojik çerçevesini gelişim değerlendirme ve destek çalışmaları ve çocuk odaklı aile görüşmeleri oluşturmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemi olan eylem araştırması desenlerinden Teknik/Bilimsel/İşbirlikçi Eylem Araştırması kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını; uygulayıcı notları, görüşmeler, gözlem formları, doküman incelemesi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi nitel araştırmalarda kullanılan amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. "iki kere farklı" çocuklar konusunda kuramsal çerçevenin zayıf olması ve sistematik uygulamaların bulunmaması nedeniyle örneklem büyüklüğünü belirlemede kuramsal örnekleme ölçütünden yararlanılmıştır. Kuramsal örnekleme ölçütüne dayanarak bu araştırmanın örneklem büyüklüğü belirlenen ölçütleri karşılayan üç çocuğu içermiştir. Araştırmanın gelişimsel değerlendirme aşamasına bu üç çocuk, bu çocukların anneleri, babaları ve öğretmenleri katılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Gelişimsel değerlendirme aşamasının analiz sonuçlarına uygun olarak Müdahale Programı'nın içerikleri belirlenmiştir. Hazırlanan bu planlar uzman görüşüne ve onayına sunulmuştur. Araştırmanın ikinci fazında gelişimsel müdahale uygulamaları yürütülmüş ve veri toplama ve veri analizi eş zamanlı olarak devam etmiştir. Müdahale programının çocuklarla ve annelerle yürütülen aşamaları haftada iki kez ikişer saatlik 16 seanstan (sekiz hafta) oluşmuştur. Etkileşimli öğretmen atölyelerinin ise sekiz haftalık süre içerisinde iki haftada bir olmak üzere en az dört oturumda yapılması planlanmış ancak öğretmenlerin gönüllü katılımı sağlanamaması nedeniyle uygulanmamıştır. Bu müdahale planı ile eğitim sistemi içerisinde ihmal edilen bir grup olan iki kere farklı çocukların gelişimi ele alınmış ve desteklenmiştir. İki kere farklı çocukların gelişimsel profillerine ve önceliklerine uygun şekilde desteklenmesi davranış problemlerinde azalma, tiklerde azalma, duygusal ifadelerde artış ve akademik başarıda yükselme ile sonuçlanmıştır. Hazırlanan ve uygulanan bu özgün müdahale programının bulgularının profesyonellere, araştırmacılara, öğretmenlere, ailelere ve nihayetinde çocukların kendilerine faydalı olduğu görülmektedir. Anahtar sözcükler: İki kere farklı, üstün yetenekli, gelişimsel müdahale, erken müdahale

Nitel araştırmaÇocuk gelişimiÇocuklar+3
Bahar Uyaroğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Öykü temelli ve aile katılımlı sosyal duygusal gelişim destek programının çocukların farklılıklara saygı düzeyi ve benlik algısı üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 5-6 yaş grubunda bulunan çocuklar için geliştirilen öykü temelli ve aile katılımlı sosyal duygusal gelişim destek programının çocukların; farklılıklara saygı becerileri ve benlik algısı düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, İstanbul'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Sultan Alparslan Anaokulunda öğrenim görmekte olan 5-6 yaş grubundaki çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; deney grubunda 14, kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 26 çocuktan oluşmuştur. Araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Sosyal Duygusal Gelişim Destek Programı" deney grubunda yer alan çocuklara haftada bir gün olmak üzere 13 hafta boyunca uygulanmış, kontrol grubunda yer alan çocuklara ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol grubunu oluşturan çocukların farklılıklara saygı becerileri, Farklılıklara Saygı Ölçeği'nden, benlik algısı düzeyleri, Demoulin Benlik Algısı Ölçeği'nden, elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Her iki gruba da söz konusu ölçekler aracılığı ile ön test ve son test uygulamaları yapılmış, kalıcılık testi uygulamaları ise sadece deney grubuna son test uygulamalarından sekiz hafta sonra uygulanmıştır. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Değişkenler %95 güven düzeyinde ve p değeri 0,05'ten küçük anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara dayanılarak; deney grubuna uygulanan Sosyal Duygusal Gelişim Destek Programı'nın çocukların farklılıklara saygı becerileri ve benlik algısı düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Farklılıklara saygı, benlik algısı, sosyal duygusal gelişim destek programı, aile katılımı, çocuk kitapları.

Aile katılımıBenlik algısıDuygusal gelişme+7
Damla Pektaş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal beceri eğitimi programının öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal becerileri üzerindeki etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmada sosyal beceri eğitimi programının öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal becerileri üzerindeki etkinliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 1 ile 4.sınıf arasında eğitim alan toplam 12 öğrenme güçlüğü olan çocuk oluşturmuştur. Çalışma sıra zamanlı karma yöntem deseninde dizayn edilmiştir. Çalışmada, öğrenme güçlüğü olan çocuklar için geliştirilmesi amaçlanan okul temelli sosyal beceri eğitimi müdahale programının hazırlanması öncesinde öğretmen ve anne babalarla nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme ve gözlem kullanması, daha sonra programın etkililiğinin test edilmesi amacını gerçekleştirmek üzere ise, nicel araştırma yöntemlerinden kontrol grupsuz ön test- son test yarı deneysel desene ve son olarak yine programın etkililiğinin değerlendirilmesi amacıyla derinlemesine görüşmeye tekrar başvurulmuştur. Araştırmada nicel verilerin elde edilmesinde sosyometri tekniği ve Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi (SBDS) kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi, nicel verilerde ise Wilcoxon işaret testi kullanılmıştır. Nicel verilerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Geliştirilen sosyal beceri eğitimi programı haftada 1 kez olmak üzere toplam 10 hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, uygulanan sosyal beceri eğitimi programının öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal beceri ve konumları üzerinde olumlu yönde etkili olduğu saptanmıştır.

Psikososyal gelişimSosyal beceriSosyal beceri eğitimi+4
Gizem Yağmur Değirmenci
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Portage erken eğitim programının 2-6 yaş grubu özel eğitim ve bakım gerektiren çocukların gelişimleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, Portage Erken Eğitim Programının Iğdır il merkezinde faaliyet gösteren Yeşil Iğdır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim alan 2–6 yaş arası otistik, Down sendromu, hafif zihinsel engelli, fiziksel engelli ve orta-ağır zihinsel engelli tanısı alan çocukların gelişimleri üzerindeki etkinliğini ölçmek amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022 Şubat–2022 Mayıs tarihleri arasında Iğdır il merkezinde bulunan Yeşil Iğdır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 2-6 yaş grubu 43 çocuk ve bu çocukların aileleri ile kurumda çalışan uzman eğiticiler oluşturmaktadır. Ön-test–son-test kontrol grubu modelinin kullanıldığı araştırmada çalışma grubuna ait veriler Portage Erken Eğitim Programının uygulandığı çocuklardan toplanmıştır. Özel gereksinimli olan bu çocukların gelişmeleri Portage Gelişim Ölçeği kullanılarak izlenmiştir. Çalışma grubuna Portage Erken Eğitim Programı araştırmacı tarafından 20 hafta uygulanmıştır. Eğitimci her hafta 3 gün okul ve ev ortamında çocukları izleme,değerlendirme,etkinlik önerileri sunma ve materyal desteği sağlamıştır. Eğitimci Portage Eğitimini Türkiye'de tek eğitimci eğitmeni olan Dr. Ender MARANGOZ'dan süpervizyon ve ders şeklinde almıştır. Verilerin analizlerinde yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, araştırmanın hipotezlerini test etmek için parametrik istatistiklerden Paired Sample t testi kullanılmıştır. Oluşturulan hipotezler ile 2-6 yaş aralığındaki özel gereksinimli çocukların Portage Gelişim Ölçeği ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Bu durum uygulanan programın etkililiğine işaret etmektedir. Yapılan analizler sonucu Portage Erken Eğitim Programında aile katılımının program etkinliği üzerinde anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür.Böylece çocukların gelişimlerini (bilişsel, motor, dil, sosyal-duygusal, özbakım) en üst seviyeye çıkarmak, eve dayalı eğitim programlarının uygulanmasını sağlamak ve yaygınlaştırmak, anne babalara çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili bilgiler sunmak, uygun ev ortamının düzenlenmesi için anne babaları bilgilendirmek, anne babaların eğitmen olarak rollerini güçlendirmek,çocukların gelişimindeki eksiklikleri tamamlamaya yönelik yaratıcı öneriler sunmak ,ailelerin çocuklarının beceri öğrenme süreleri hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamak anne babaların çocuklarının bireysel özelliklerine uygun beklentilerde olmalarını sağlamak, anne-babanın, çocuğun eğitim programında ihtiyacı olan materyalleri maddi açıdan en az masrafla karşılamasını sağlamak, materyaller konusunda aileyi bilgilendirmek amaçlanmıştır. Yakın zamanda yaşanılan pandemi sürecinde de ailelerin çocukların gelişimlerine yönelik böyle programlara gereksinim duyduğu görülmüştür. Çalışma sırasında ailelere evde de çocukların tekrarlarına devam edebilmeleri, gelişimlerini sürdürebilmeleri için uygun etkinlik kartları verilmiş ve ailelerin çocukların gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmalarının desteklenmesi gerektiği ortaya koyulmuştur. Aile destekli programların özel gereksinimli çocukların gelişimleri açısından katkı sağladığı gözlemlenmiştir.

Aile katılımıErken eğitimÇocuk gelişimi+4
Seda Coşkun
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00