
13
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Lisansüstü öğrencilerin organ bağışı tutumu ve dini inançları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Amaç: Lisansüstü öğrencilerde yapılan araştırmada organ bağışı tutumu ve dini inançlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Materyal ve Metot: Araştırma ilişkisel tanımlayıcı tipte olup, evrenini İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde öğrenim gören lisansüstü öğrenciler oluşturdu. Öğrenci seçiminde gönüllülük esas alındı ve toplam 500 öğrenciden 324 öğrenciye ulaşıldı. Araştırma verileri Google Form uygulaması ile Mart 2022 ile Eylül 2023 tarihleri arasında online toplandı. Demografik bilgilerle birlikte Organ Bağış Tutum Ölçeği ve Organ Bağışına İlişkin Bilgi formu verileri toplandı. Bulgular: Araştırmaya katılan lisansüstü öğrencilerin %96.5'i organ bağışının gerekli olduğunu düşündüğü ancak yalnızca %16.9'unun organ bağışında bulunduğu belirlendi. Katılımcıların %92.5'i dini inançlarının hayatlarında önemli olduğunu, %62.2'si dini inançlarının önemli kararlar almada etkili olduğunu ve %65.8'i organ bağışının islam inancına göre uygun olduğunu belirtti. "Organ bağışı konusunda Diyanet İşleri Başkanlığının fetvası var mıdır?" sorusu için program kategorileri arasında istatistiksel açıdan farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin Organ bağışının İslam inancına göre uygun olduğunu düşünüyormusunuz", "Müslüman birinin organlarının gerektiğinde gayrimüslim birine kullanılması sizce uygun mudur?" ve "Size göre beyin ölümü gerçekleşen birinin tekrar hayata dönme ihtimali olduğunu düşünüyor musunuz?" sorular için organ bağışı tutumu kategorileri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç: Sonuç olarak öğrencilerin çoğu dini açıdan organ bağışının doğru bulduğunu bildirmiş ancak katılımcıların büyük çoğunluğunun organlarını bağışlamadığı belirlenmiştir. Katılımcılar dini inançlarının günlük hayatta alınan kararlarda etkili olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin organ bağış tutumlarının diyanet işeri fetvasından ve islam inancına uygunluk yönünden değişmediği beirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Organ Bağışı, Dini İnanç, Lisansüstü Öğrenci, Bağış, Tutum
HBV' ye bağlı kronik karaciğer hastalığı olan hastalarda neopterinin hastalık şiddetini tespit etmedeki rolü
Amaç: Neopterin, hücresel immün sistemin aktivasyonu sonucu oluşan bir pteridin türevidir. İmmün mekanizmaların aktive olduğu hastalıklarda biyobelirteç olarak kullanılmaktadır. Hepatit B karaciğerde nekroinflamatuvar sürece neden olan bir virüstür. Neopterin doğal immün sistemin yanıtını ve inflamatuar sürecin yoğunluğunu göstermektedir. Bu çalışmada Hepatit B' li kronik karaciğer hastalığına sahip bireylerin serum neopterin düzeyleri incelenerek karaciğer hastalığının şiddeti ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 2021-2023 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi 'nde Hepatoloji Polikliniğine başvuran, Hepatoloji Servisinde yatmakta olan ve Karaciğer Nakli Polikliniğine başvuran Hepatit B 'li kronik karaciğer hastalığı bulunan gönüllü bireyler dahil edildi. Kontrol grubu İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi 'nde ki 18-65 yaş aralığındaki sağlık çalışanlarından oluşan gönüllü bireyleri içermektedir. Serum örneklerinde Neopterin, IFN-γ ve TNF-α düzeyleri ELISA kit yöntemi kullanılarak araştırıldı. Çıkan sonuçlar, hastalık skorlama sistemine göre, MELD skorlarının dağılımı ve EF-CLIF ACLF göre korele edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 78 hastada serum neopterin düzeyleri, yaş, cinsiyet, karaciğer fonksiyon testlerinin düzeyi arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptanmadı. Serum neopterin, IFN-γ, TNF-α, hastalığın mortalitesi, HBeAg, HBsAg, INR, trombosit düzeyleri ile MELD arasında istatistiksel anlamlılık saptandı (p=0.002). Sonuç ve Öneriler: Hepatit B enfeksiyonunda, sitotoksik T hücrelerden salınan IFN-γ, karaciğerdeki makrofajları aktive ederek, bu makrofajlardan neopterin salınımını uyarmaktadır. INF-γ, insan makrofajlarından neopterin üretimini ve salınmasını uyarır. T hücre ve makrofaj aktivasyonu da karaciğerde oluşan nekroenflamasyonun ve fibrozisin temel nedenini oluşturmaktadır. Neopterin düzeyleri karaciğerdeki Hepatit B enfeksiyonunun derecesini yansıttığı düşünülmektedir. Serum neopterin düzeyi MELD skoru arasında istatistiksel anlamlı ilişki olduğu ve neopterinin şiddetlenen karaciğer hasarını gösteren bir biyobelirteç olduğu gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Hepatit B, Karaciğer Hastalıkları, Neopterin
İlahiyat öğrencilerinin organ nakline bakış açısının değerlendirilmesi: Malatya ili örneği
Amaç: Bu çalışmada İlahiyat Fakültesi lisans öğrencilerinin organ nakline ilişkin dini bilgilerinin ve yaklaşımlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırmanın evreni İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde lisans eğitimi gören 1300 öğrenciden oluşmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmak hedeflenmiş olup gönüllü 513 öğrenci ile yüzyüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Verileri, Öğrenci bilgi formu ve araştırma amaçları doğrultusunda geliştirilen anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Mayıs 2024 - Ağustos 2024 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın analizi IBM Software SPSS 21.0 paket analiz programı ile gerçekleştirilmiştir. Analiz bulguları sayı ve yüzde şeklinde tanımlayıcı olarak sunulmuştur. Bulgular: Çalışmaya katılanların %76'sı kız (389), %24'ü erkeklerden (124) oluşan lisans eğitimi öğrencileridir. Öğrencilerin %19'u ülkemizde organ nakline yeterince önem verildiğini düşünmektedir. Organ bankasının ülkemizde kurulması yönünde öğrencilerin %78'i olumlu bakarken, organ bağışı ve nakli hakkında bilgileri ise %25' dir. Ancak üniversitede eğitim gören öğrencilerin %16'sı organ naklinin dini boyutu hakkında bilgi sahibi iken bu rakam İslami sivil toplum kuruluşlarında bulunan öğrencilerde ise %9'larda kalmaktadır. Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından verilen fetvaya ise %63'ü olumlu bakmakta iken, bu öğrencilerin sadece %7'si İran dini müesseseleri tarafından verilen olumlu fetva ile organ naklinin yaygın bir şekilde yapıldığı bilgisine sahiptir. Sonuç: Bu araştırmanın sonuncunda İlahiyat Fakültesi öğrencileri ülkemizdeki dini otoritenin vermiş olduğu fetva hakkında bilgi sahibi iken, İran'daki dini kurum tarafından verilen fetva hakkında ise yeterli bilgi sahibi olmadıkları, dini sivil toplum kuruluşlarının organ nakli konusunda ilgisiz olduğu, dini eğitim alan öğrencilerin büyük bir oranının organ nakli hakkında yeterli bilgi sahibi olmadıkları gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Organ Nakli, Beyin Ölümü, Din, Din İşleri Yüksek Kurulu
Karaciğer nakil hastalarının ağrı inançları ile ağrı şiddeti arasındaki ilişki
Amaç: Bu araştırma karaciğer nakil hastalarının ağrı inançları ile ameliyat sonrası ağrı şiddeti arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişkisel olarak yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırmanın evrenini; Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü'nde karaciğer nakli olan tüm hastalar, örneklemini ise bu hastalar arasından araştırmaya alınma kriterlerine uyan 118 hasta oluşturdu. Ocak 2020 – Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülen araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Ağrı İnançları Ölçeği ve Sayısal Derecelendirme Ölçeği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25 paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırma sonucunda hastaların ağrı şiddeti puan ortalamasının 2.91 ± 1.50, organik inanç puan ortalamasının 3.39 ± 0.85, psikolojik inanç puan ortalamasının 3.86 ± 1.28, ağrı inancı toplam puanı ortalamasının ise 7.25 ± 1.80 olduğu belirlendi. Hastaların ağrı şiddeti puan ortalaması ile ağrı inancı toplam ve alt boyut puan ortalamaları arasında orta düzeyde pozitif yönlü ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Geliri giderden yüksek olan, cerrahi bölge + cerrahi dışı bölgede ağrı yaşayan ve nonopioid + adjuvan grubu ilaç alan hastaların psikolojik ağrı inanç puanlarının, ameliyat öncesi dönemde ağrısı olan hastaların ise hem organik hem psikolojik ağrı inanç puanlarının önemli düzeyde yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Ağrı şiddeti üzerinde psikolojik inançların organik inançlara göre daha fazla etkili olduğu bulundu. Sonuç: Hastaların ağrı şiddeti puan ortalamasının düşük, psikolojik inanç puan ortalamasının organik inanç puan ortalamasından yüksek olduğu belirlendi. Ağrı şiddeti arttıkça organik ve psikolojik inanç puanlarının arttığı saptandı. Araştırma sonucu ağrı inançlarının belirlenmesinin ağrı kontrolünün sağlanmasında önemli yeri olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Ağrı İnançları, Ağrı Şiddeti, Hemşire, Karaciğer Nakli
Pediatrik böbrek nakillerinin eğitim hayatı üzerine etkisi
Amaç:Pediatrik böbrek naklinin eğitim hayatı üzerindeki etkisinin araştırılması,böbrek yetmezliği olan çocukların talep ettikleri eğitim şeklinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Nitel bir araştırma olup, veriler yapılandırılmış telefon görüşmesiyle elde edildi. Ocak 2001'den itibaren çocukluk çağında renal replasman tedavisi alan ve tersiyer bir merkezde takip edilen hastalar çalışmaya alındı. Bulgular:Yaş ortalaması 20.04 ± 5.65 yıl olan 45 hastanın (20 kadın ve 25 erkek) 17'sine diyaliz, 10'unaböbrek nakli, 18'ine ise her iki yöntem uygulandı. Hastaların %15.6'sı okula hiç başlamadı, %17.8'i ise geç başladı. Sekiz hasta (%17.8) en az bir eğitim dönemi okuldan ayrı kaldı, yirmi altı hasta (%57.8) okulu bıraktı. Hastaların %62.2'si yaş-uyumlu zorunlu eğitim aldı. Tedavi yöntemleri arasında zorunlu eğitim alabilme açısından fark saptanmasa da böbrek naklinin hastaların %44.4'ünde (yaş-uyumlu zorunlu eğitim alanların %71.4'ü) yarım kalan eğitimin devam ettirilmesine katkı sağladığı izlendi. Alternatif eğitim sunumu (p: 0.008, OR: 7.104 (%95 CI:1.672-30.188) ve 'çevredeki insanların okula gitmeme yönündeki telkinleri' (p: 0.068,OR: 0.266 (%95 CI: 0.064-1.102) zorunlu eğitim alabilme ile ilişkili bulundu. Hastalar arasında okul devamına ilişkin görüş farkı bulunmasa da, böbrek nakli yapılanlar okul ortamının sağlıklarını bozacağını düşünmekteydi. Hastaların talep ettikleri eğitim şekli tedavi yöntemlerine ve/veya zorunlu eğitime devam etme durumuna göre farklılık göstermezken, en çok geleneksel 'yüz yüze eğitim' (%51.1) talep edildi. Sonuç:Böbrek nakli çocukların eğitimini olumlu yönde etkileyebilir. Bu çocukların okul devamına ilişkin toplumdaki olumsuz tutum, renal replasman tedavileri hakkında yapılacak bilinçlendirilme ile ortadan kaldırabilir. Hastaların durumlarına uygun alternatif eğitim olanakları geliştirilirken, sağlıklı çocuklarla birlikte mümkün olan 'en normal' ortamda eğitim alabilmeleri de sağlanmalıdır.
İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin xenotransplantasyona bakış açısı
Yapılacak anket çalışması ile ilahiyat fakültesi öğrencilerinin organ nakli türleri konusunda bilgi düzeylerinin ve xenotransplantasyon hakkındaki düşüncelerinin öğrenilmesi amaçlanmaktadır. İleri dönemde mezun olup görev alan ilahiyat öğrencileri için bu konu hakkında daha detaylı ders ve ya konferans şeklinde sunumların sağlanıp topluma yansıtılması amaçlanmaktadır. Halktan bu konu hakkında kendilerine yöneltilen sorulara uygun ve yeterli cevap verebilecek düzeye gelmeleri ve toplumun organ nakli ve xenotransplantasyona bakış açısının biraz daha pozitif yöne eğilmesini sağlamaktır. Eğitim alıp alamadıklarını ölçmek ve sorulara verilen cevaplar öğrenilmek istenmektedir. Elde edilecek verilerle türler arası organ nakline olan ilginin arttırılması ve geleceğin din adamlarından destek alınması amaçlanmıştır
Karaciğer nakli enstitüsünde çalışan hemşirelerin organ nakli ve bağışı konusundaki görüşleri
Amaç: Karaciğer Nakli Enstitüsünde Çalışan Hemşirelerin Organ Nakli ve Bağışı Konusundaki Görüşlerinin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Araştırma tanımlayıcı niteliktedir. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsünde çalışan hemşirelere Temmuz 2021 tarihinde, TÖTM Karaciğer Nakli Enstitüsünde çalışmakta olan 83 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak 32 soruluk anket formu kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 24.0 istatistiksel veri değerlendirme programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Organ bağışı yapan hemşirelerin sayıca az olduğu, hemşirelerin organ bağışının yapılacağı yer konusunda bilgilerinin yüksek düzeyde olduğu, hemşirelerin organ bağışı konusunda yakınlarını yönlendiriyor oldukları, organ bağışı ve nakli konusunda halkın bilinçlendirilmesi adına yetkililerden beklentilerinin olduğu bulgulanmıştır. Sonuç: Hemşireler arasında organ bağışı yapanlar oldukça düşük seviyededir. Hemşireler organ bağının yapılacağı yerler konusunda bilgi sahibidirler. Hemşireler organ bağışı ve nakli konusunda eğitim almışlardır, çoğunluğu aldığı bu eğitimden dolayı bu konudaki bilgi düzeyini yeterli olarak görmektedir. Hemşireler organ bağışı ve nakline yakınlarını yönlendirmektedirler. Araştırmaya katılan hemşireler organ nakli ve bağışı konusunda halkın bilinçlendirilmesi açısından yetkili makamlarda bulunanlardan bilgilendirici yönde beklentileri bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Organ Nakli, Organ Bağışı, Karaciğer Nakli Enstitüsü
Kronik karaciğer fibrozunda sistemik immün yanıtın yönlendirilmesi
Kronik Karaciğer Fibrozunda Sistemik İmmün Yanıtın Yönlendirilmesi Amaç: Mevcut çalışmanın amacı deneysel kronik karaciğer fibrozu oluşturulan deneklerde immünizasyon sonrası oluşan zayıf özgül antikor yanıtının, tetanoz toksoidi ile immün stimülasyon sonucu arttırılabilmesinin araştırılmasıdır. Materyal ve Metod: Tiyoasetamid (TAA) ile uyarılarak karaciğer fibroz modeli oluşturulmuş BALB/c türü deney farelerine Engerix™ hepatit B aşısı ve Tetavax tetanoz toksoidi intramüsküler yoldan verilmiştir. Gruplara ait deneklerin serum örneklerinde karaciğer enzim düzeyleri ve Anti-HBs düzeylerinin ölçümleri, karaciğer doku örneklerinde ise histopatolojik değerlendirmeler gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Mevcut çalışmada TAA ile oluşturulan karaciğer fibrozunda karaciğer fonksiyon enzimlerinden AST, ALT, AP enzimlerine ait serum konsantrasyonlarında belirgin düzeyde artış görülmüştür. TAA + Hepatit B aşı grubunda serum AST, AP düzeyindeki azalma anlamsız, ALT düzeyindeki azalma anlamlı bulunmuştur. Deneklerin canlı vücut ağırlığı / karaciğer ağırlığı oranında kontrol grubu ile Hepatit B aşısı grubu arasında anlamlı farklılık görülmezken; TAA, TAA + Hepatit B aşısı, TAA + Hepatit B aşısı + Tetavax tetanoz toksoid gruplarında bu oranda görülen belirgin azalma saptanmıştır. Çalışmada fibroz oluşturulan deneklere uygulanan hepatit B aşısı sonrası ölçülen Anti-HBs düzeyi sadece hepatit B aşısı uygulanan deneklere göre belirgin düzeyde düşük saptanmıştır. TAA + Hepatit B aşısı + Tetanoz toksoidi uygulanan grupta ise TAA + Hepatit B aşısı grubuna göre Anti-HBs düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış tespit edilmiştir. Sonuç: Kronik karaciğer fibrozunda immünizasyon sonrası zayıf özgül antikor yanıtı oluşmakta ve bu yanıt bir immün stimülatör olan tetanoz toksoidi kullanılarak arttırılabilmektedir.
Canlı vericili karaciğer naklinde organ vericilerinin kadeverik organ bağışına dair tutumları
Amaç: Bu çalışmada canlı vericili karaciğer naklinde, organ donörlerinin kadaverik organ bağışı konusundaki ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası tutumlarını kıyaslamak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde 26.11.2018- 24.04.2019 tarihleri arasında canlı vericili karaciğer naklinde gönüllü canlı donör olan 30 ardışık hasta çalışmaya dahil edildi. Veriler donörlere uygulanan preoperatif dönemde 24 sorudan, erken postoperatif dönemde 11 sorudan, postoperatif 3. aydan sonra 12 sorudan oluşan anket formu ile elde edilmiştir. Kontrol grubunu 4 Mart-4 Nisan 2019 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü, Karaciğer Nakli Polikliniğinde hasta yakınlarından araştırmayı ardışık olarak kabul eden 30 kişiden oluşmaktadır. Veriler, 24 soruluk anket formu ile elde edilmiştir. İstatistiksel olarak tanımlayıcı analizlere ek olarak gruplar arasındaki farklar ki kare ve student-t testi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Preoperatif donör adaylarının organ bağışı tutumlarına dair bulgular ile kontrol gurubunun organ bağışına dair tutum bulguları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark izlenmemiştir Donörlerin, preoperatif ve postoperatir 3. Ay organ bağışı tutumlarına dair bulgular arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç: Canlı vericili karaciğer naklinde donör hepatektomi, canlı donörün kadavra bağışı tutumunu etkilememiştir. Donörün alıcısı ile yaşadığı kişisel, sosyal, dinsel motivasyon faktörlerinin kadavra bağışındaki belirsizliği, donörü kadavra organ bağışı konusunda istekli olmaktan alıkoyan faktörlerden birisidir. Kadeverik organ nakli ile yaşamının akışı kökten değişen, sağlığına kavuşan alıcıların kişisel öykülerine organ bağış kampanyalarında daha çok yer verilmesi, topluma bu motivasyon faktörlerini sağlayıp kadeverik organ bağışını artırmaya yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Canlı vericili karaciğer nakli, kadaverik organ bağışı, organ bağışı tutumu, canlı donör organ bağış tutumu.
Karaciğer nakli hastalarının ameliyat sonrası bakım bağımlılığı düzeyinin belirlenmesi
Karaciğer Nakli Hastalarının Ameliyat Sonrası Bakım Bağımlılığı Düzeyinin Belirlenmesi Amaç: Araştırma karaciğer nakli hastalarının ameliyat sonrası bakım bağımlılığı düzeyini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal Metot: Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma Ekim 2015-Temmuz 2019 tarihleri arasında, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Karaciğer Nakli Klinikleri'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini, bu klinikte karaciğer nakli ameliyatı olan yetişkin hastalar oluşturdu. Örneklemi ise bu hastalar arasından olasılıksız gelişigüzel örnekleme yöntemiyle seçilen ve araştırmaya alınma kriterlerine uyan 141 hasta oluşturdu. Hastaların tanıtıcı özelliklerini belirlemek için Hasta Tanıtım Formu, bakım bağımlılığı durumlarını değerlendirmek için Bakım Bağımlılığı Ölçeği kullanıldı. Veriler ameliyattan bir ile dört hafta sonra yüz yüze görüşme yöntemi ile araştırmacı tarafından toplandı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde ortalama, standart sapma, sayı, yüzdelik, veri özelliklerine göre t testi, Anova Varyans Analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların 1. ve 2. izlem sırasındaki bakım bağımlılıklarının orta düzeyde olduğu belirlendi. Hastaların Bakım Bağımlılığı Ölçeği alt maddelerinin 1.ve 2. izlem puan ortalamaları karşılaştırıldığında "Kurallara Uyma" alt maddesi dışındaki tüm maddeler arasında görülen fark istatistiksel olarak önemli bulundu (p<0.05). Hastaların alt maddelerden hareketlilik vücut temizliği, günlük aktiviteler, beden duruşu, giyinip soyunma, ibadet yapma aktivitelerinde ise daha çok bağımlı oldukları belirlendi. Sonuç: Karaciğer nakli hastalarında ameliyat sonrası hastaların zamanla bakım bağımlılık düzeyinin istatistiksel olarak önemli ölçüde azaldığı görüldü. Anahtar kelimeler: Hemşire, Karaciğer Nakli, Bakım Bağımlılığı