İstanbul Arel University
Institute

Institute of Graduate Studies

İstanbul Arel University

121

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Annelerin çocukluk çağı ruhsal travmaları ile çocuklarındaki depresif semptomlar arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve kapsayıcı işlevlerinin aracılık etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, çocukluk çağı travması yaşayan annelerin duygu düzenleme güçlükleri ile kapsayıcı işlevlerindeki zorluklar nedenli çocuklarında görülebilecek depresif semptomun tespit edilebilmesi amaçlanmıştır. Katılımcılara; demografik bilgi formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Duygu Düzenleme Güçlükleri Ölçeği (DERS-16), Ebeveyn Kapsayıcı İşlevler Ölçeği (KİO) ve Çocuk Depresif Semptom Ölçeği (CDSÖ) uygulanmıştır. 688 kişiden oluşan 37-80 aylık çocukların annelerinden alınan bilgi ile hipotezler Yapısal Eşitlik Modellemesi tekniğiyle seri çoklu aracılık modeli yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İki aracı değişkenin olduğu bu modelin 1 doğrudan ve 3 dolaylı etki içerdiği görülmüştür. Araştırma sonucuna göre, annelerin çocukluk çağı travmaları ile çocuklarında görülebilecek depresif semptom arasındaki ilişki doğrulanabilmiş ve bu ilişkiye annenin duygu düzenleme güçlükleri ile kapsayıcı işlevlerinin aracılık ettikleri tespit edilmiştir. Bu sonuçlarla birlikte, annenin çocukluk çağı travmasının annenin kapsayıcı işlevleri üzerinden çocuk depresif semptoma olan etkisi de istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Fakat, annenin çocukluk çağı travmasının duygu düzenleme güçlüğü aracılığı ile çocuk depresyonuna etkisi istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Modelde yer alan tüm iç ve dış değişkenlerin birbirleri üzerindeki doğrudan, dolaylı ve toplam etkileri rapor edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk depresyonu, Çocukluk çağı travması, Duygu düzenleme güçlüğü, Kapsayıcı işlevler

AnnelerDepresyonDuygu düzenleme güçlüğü+4
Ayşe Ceviz Turan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şırnak ilinde çalışan sağlık profesyonellerine yönelik şiddetin, mesleki profesyonel tutumlarına ve tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada Şırnak İlinde çalışan sağlık profesyonellerinin şiddete maruz kalma sıklıklarının, tükenmişlik düzeyinin belirlenmesi; şiddetle mesleki profesyonel tutumları ve tükenmişlik ilişkisinin değerlendirilmesi ile bunları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Şırnak Devlet Hastanesi (400), İdil Devlet Hastanesi (130), Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi'nde (400) çalışan 930 sağlık profesyoneli, örneklemini ise olasılıksız örneklem yöntemlerinden olan gelişigüzel örneklem yöntemi ile seçilen 310 sağlık profesyoneli oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, "Sosyo-Demografik ve Araştırma ile İlgili Sorular Formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ)" ve "Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri (MPTE)" kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 29,71±4,9, aylık fazla mesai çalışma saati ortalaması 64,56±3,58 olarak bulunmuştur. 161'i (%51,9) çalıştığı kurumda şiddete uğramış, 143'ü (%73,3) sözel şiddete maruz kalmıştır. Şiddete maruz kalanların 138'i (%44,5) beklemeye tahammülsüzlük nedeniyle şiddete maruz kalmış, şikâyette bulunanlardan 102'sinin (%32,9) şikâyeti sonucunda hiçbir şey yapılmamış, 54'ünün (%61,4) şikâyeti sonucunda hiçbir ceza verilmemiş ve şiddet uygulayan serbest bırakılmıştır. 135'inin (%72,2) şiddet sonrası çalışma isteği azalmış, şiddete maruz kalanların 160'ı (%83,3) şiddete maruz kaldıktan sonra yöneticilerden destek görmemiştir. Yaş ile MTÖ alt boyutları arasında negatif, MPTE toplam puan ortalaması ile pozitif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmada katılımcıların MPTE toplam puan ortalaması ile MTÖ duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık alt boyutu puan ortalaması arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki görülmüştür. MTÖ alt boyutlarının farklı değişkenlerde anlamlı farklılık gösterdiği bulunmakla birlikte duygusal tükenme ve duyarsızlaşmanın şiddet sonrası istifa etmeyi ve mesleki bırakmayı düşünenlerde anlamlı olarak yüksek çıktığı, kişisel başarısızlık alt boyutunun şiddet ile ilgili sorulardan etkilenmediği görülmüştür. MPTE'nin farklı değişkenlerde anlamlı farklılık gösterdiği bulunmakla birlikte şiddet nedeni ile mesleği bırakmayı düşünmeyenlerde anlamlı olarak yüksek çıktığı bulunmuştur. Sonuç: Şiddetin ve etkilerinin tükenmişliğin alt boyutları olan duygusal tükenme ve duyarsızlaşmayı daha fazla etkilediği görülmüştür. Mesleki profesyonelliğin ise şiddetten etkilenmediği tespit edilmiştir. Katılımcıların MPTE toplam puanları arttıkça daha az duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık yaşadığı görülmüştür. Çalışmamızda sağlıkta şiddetin artmasını önlemek için sağlıkta şiddete karşı uygulanan cezaların artırılması, sağlıkta şiddete ilişkin tek ve kapsamlı bir düzenleme bulunmaması ve yasa maddelerinin çok dağınık ve çeşitli kanunlar arasına serpiştirilmiş olması sebebi ile tek bir kanun içinde yer verilerek yasa uygulayıcılarının farkındalıklarının arttırılmasının sağlanması, sağlık profesyonellerine şiddet uygulan kişilere caydırıcı cezaların verilmesi, medyanın sağlık camiasına bakış açısının değişmesi için gerekli çalışmaların yapılması ve bununla ilgili düzenli eğitimlerin verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, şiddet, meslekte profesyonel tutum, tükenmişlik

Meslek sağlığıMesleki tutumSağlık personeli+6
Cesur Gümüş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası Beyoğlu'nda değişim ve kimlik sorunu

İstanbul semtleri, mekânları, kültürel çeşitliliği ve barındırdığı farklı kimlik yapılarıyla kendi iç dinamiklerine sahip bir şehir olup evrensel bir üne sahiptir. Beyoğlu ise tarih boyunca sur içi İstanbul'u kadar önemli bir yer olmuştur. Beyoğlu tarihsel süreç içinde sürekli değişen ve var olan dokusuna yeni yaşam örüntüleri oluşturan bir yerdir. Beyoğlu'nda 1990 sonrası ortaya çıkan değişiklikler küreselleşmenin bir uzantısı olup Beyoğlu'na verilen yeni kimlikle ilişkilidir ve bu durum tartışmalarında nedenidir. Yapılan değişikliler bütünsel bakış açısından uzak, Beyoğlu'nun tarihi uzantısı olmak yerine eklenti şeklindedir. Geçmişte tanımlanan Beyoğlu kimliği ile günümüzde ortaya çıkan toplumsal ve kültürel doku birbiriyle uyumlu değildir. Beyoğlu'nun kimliğine eklemlendirmek istenen değişiklikler daha karmaşık bir durum ortaya çıkardığı gibi emek, para ve zaman israfına neden olmaktadır. Bu problemlerden yola çıkarak 1990 sonrası İstanbul Beyoğlu'ndaki değişiklikleri Beyoğlu'nun kimlik sorunuyla ilişkili olarak ele alarak yeni kimlik özelliklerini Taksim Meydanı üzerinden ortaya koymak mümkündür. Taksim Meydanı ve çevresi eklenti, yama ve bütünlüğü olmayan bir kimliği belirtmektedir. Tezde söz konusu değişimin anlatımını güçlendirmek için fotoğraflara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beyoğlu, Kent, Küreselleşme, Kent Kimliği, Taksim Meydanı, Tarlabaşı

DeğişimKent kimliğiKimlik+4
Meryem Demir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik tasarımın pazarlamada kullanımı: Sosyal medya reklam örnekleri

Dünya büyük bir hızla dijitalleşmektedir. Teknolojinin gelişmesi ve iletişim araçlarının kullanımının yaygınlaşması ile birlikte dijital ortamlar birer pazarlama alanı halini almaktadır. Bu çalışmanın amacı grafik tasarımın pazarlamada kullanımını sosyal medya reklamları açısından araştırmak olarak belirlenmiştir. Çalışmada örnek uygulamalar üzerinden grafik tasarımının sosyal medya reklamlarında bir pazarlama aracı olarak kullanılması incelenmiştir. Ulaşılan sonuçlar grafik tasarımın günden güne daha geniş bir alanda kullanılmasına paralel olarak sosyal medya reklamlarında pazarlama aracı olarak tercih edilme sıklığının arttığını göstermektedir. Çalışmada ulaşılan sonuçlar grafik tasarımın sosyal medya reklamlarında etkili bir pazarlama aracı halini almasında renk seçimi, sadelik, denge, ilgi uyandırma, hedef kitleye uygunluk faktörlerinin belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu çalışmanın sonuçları paylaşılan örneklerle sınırlıdır.

Grafik sanatlarGrafik tasarımıPazarlama+3
Çağdaş Usta
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Personel seçimi probleminin AHS tabanlı TOPSIS yöntemi ile değerlendirilmesi

En uygun personel seçimi kararı farklı sektörlerde faaliyet gösteren her işletmenin karşı karşıya kaldığı bir süreçtir. Bu karar sürecinde her işletme o işe en uygun adayı işe almak ister. Sonrasında ise çalışanının kariyer planlamasını yapar, motivasyonunu, memnuniyetini ve performansını ölçer. Bu nedenle en uygun adayın işe alınması sürecinde birçok faktör dikkate alınarak en iyi karar verilmeye çalışılır. Çok kriterli karar verme problemleri içinde yer alan personel seçimi süreci birden fazla kriteri içine alan bir karar problemidir. Uygulamada bir bankanın kıdemli yazılımcı seçimi problemi üç ana kriter, 13 alt kriter ve 5 aday için değerlendirilmiştir. Kriterlerin göreceli ağırlıklarının hesaplanmasında çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan ve kriter ağırlıklarının hesaplanmasında sıklıkla kullanılan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi kullanılmıştır. Hesaplanan bu ağırlıklara göre alternatiflerin değerlendirilmesinde ve en uygun adayın seçiminde ise TOPSIS yönteminden yararlanılmıştır.

Analitik hiyerarşi süreciPersonel seçimiTOPSIS+2
Şükrü Acer
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde aleksitimi ile yeme tutumları ve sosyal medya kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Tez kapsamında öncelikli olarak; aleksitimi, yeme tutumları ve sosyal medya kullanımı kavramları çeşitli kuramlar çerçevesinde incelenecektir. Sonrasında Türkiyede öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin aleksitimi düzeyleri ile yeme tutumları ve sosyal medya kullanım motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda üniversite öğrencilerine 4 farklı ölçek uygulanacaktır. Veriler internet ortamında toplanacak ve bilgisayar ortamında analiz edilecektir. Kullanılacak olan ölçekleri ise yaş, cinsiyet, vs. gibi demografik verilerin yer aldığı bir Demografik Veri Formu; Toronto Aleksitimi Ölçeği, Hollanda Yeme Davranışı Anketi ve Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği olarak belirlenmiştir.

Üniversite öğrencileriAleksitimiAffektif semptomlar+3
Yunus Emre Demir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kendiliknesnesi ihtiyaçlarının arkadaşlık ilişkileri ile ilişkisinde ebeveynlik biçimlerinin aracılık rolünün incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde kendiliknesnesi ihtiyaçlarının arkadaşlık ilişkilerine ilişkisinde algılanan ebeveynlik biçimlerinin aracılık rolü incelenmiştir. Araştırma grubu, 2020-2021 eğitim/öğretim yılında Ankara ilindeki üniversitelerde öğrenime devam eden 614 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma grubu tesadüfi-rastgele örnekleme yoluyla seçilerek oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Kendiliknesnesi İhtiyaçları Envanteri (Yurduşen ve Gençöz, 2018); "Arkadaş İlişkileri Ölçeği (Kaner, 2000); Young Ebeveynlik Ölçeği (Soygüt, Çakır ve Karaosmanoğlu, 2008); ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler Pearson Korelasyon Katsayısı ile, kendiliknesnesi ihtiyaçlarının arkadaşlık ilişkileri ile ilişkisinde ebeveynlik biçimlerinin aracılık etkisi ise yapısal model ile test edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 ve LISREL 8.80 paket programları kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, kendiliknesnesi ihtiyaçları alt boyutlarından idealizasyon/ikizlikten kaçınma ihtiyacı ve idealizasyona yaklaşma ihtiyacı ile anne baba ebeveynlik biçimleri arasında anlamlı ilişkiler elde edilmiştir. İdealizasyon/İkizlikten kaçınmanın arkadaşlık ilişkisine olan etkisinde algılanan anne ve babanın ebeveynlik biçimlerinin kısmi aracılık etkisi olduğu saptanmıştır ve bu etki negatif yöndedir. Diğer yandan idealizasyona yaklaşma ihtiyacının arkadaşlık ilişkisine etkisinde, algılanan baba ebeveynlik biçimlerinin kısmi aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kendiliknesnesi İhtiyaçları, Akran İlişkileri, Ebeveynlik Biçimleri, İkizlik Aktarımı

Akran ilişkileriArkadaşlıkEbeveynler+5
Kamil Tuzgöl
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The mediatory role of ontological well-being in association of rational emotive self-determination with mental health of adolescents

Irrational beliefs (IBs) and satisfaction of basic psychological needs (BPNs) have been shown to be universal and important predictors of mental health. The association of IBs with both ill-being and well-being has been well documented. Similarly, the degree of satisfaction of BPNs has been shown to be highly correlated with both ill-being and well-being indicators. In this regard, Rational Emotive Self-Determination (RESD) defined IBs within the context of BPNs which provides an integrated approach for understanding mental health. Although the associations of IBs and BPNs with mental health have been demonstrated in numerous studies, there is still a need to investigate the underlying mechanisms responsible for these relations. In the present study, RESD was used to evaluate IBs within the context of BPNs and ontological well-being (OWB, or personal life projects) were proposed as a potential mediator in association of RESD with ill-being on the one hand and well-being on the other. Data were collected from 429 adolescents (243 females, 186 males) with the mean age of 16 and analyzed by using structural equation modeling. Participants were completed Rational Emotive Self-determination Scale for Adolescents, Ontological Well-being Scale, Psychological Well-being Scale and Depression, Anxiety and Stress 21 scale. Both the analysis of the measurement model and structural model showed an acceptable fit. Results indicated that the association of RESD with well-being was partially mediated by OWB and similarly the association between RESD and ill-being was partially mediated by OWB. These findings revealed that the IBs about satisfaction of BPNs contributed the well-being and ill-being of adolescents directly and also through personal life projects (OWB).

Irrational beliefsAdolescentsPsychological needs+4
Hilal Akçay Usun
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk saldırganlığına yönelik anne baba tutum ölçeği

Günümüzde saldırganlık ve şiddetin tüm dünyada ve ülkemizde her geçen gün artış gösterdiği yazılı, görsel ve dijital medya aracılığıyla ortaya koyulmaktadır. İnsan yıkıcılığının bireysel ve toplumsal bağlamda ortaya çıktığı; savaş, salgın hastalıklar, doğanın tahrip edilmesi, kadına, çocuklara, hayvanlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve zorbalık gibi durumlar saldırganlığın kökenlerini araştırmayı ve bu konuda önleyici çalışmalar yapmayı önemli kılmaktadır. Alanyazında şiddet ve saldırganlığın sebeplerini ortaya koyan bilimsel araştırmalar incelendiğinde, anne ve baba tutumlarının çocuk saldırganlığı üzerinde önemli bir etkisi olduğuna dair çeşitli bulgulara rastlanmaktadır. Saldırganlık ve anne baba tutumları üzerine araştırma yapabilmek adına çeşitli ölçme araçları incelendiğinde, bu iki konuyu ayrı ayrı değerlendiren ölçekler olmasına karşın, çocuk saldırganlığı karşısında anne ve babaların nasıl tepkiler verdiğini bir arada inceleyen bir ölçeğe rastlanamamıştır. Bu bağlamda, araştırmanın temel amacı çocuk saldırganlığına yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçeğin teorik alt yapısı psikanalitik kurama dayanamaktadır. Ölçek geliştirme sürecinin geçerlik ve güvenirlik analizleri çatısı altında; kapsam geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt geçerliği; güvenirlik analizleri kapsamında ise; iç tutarlılık kat sayıları (cronbach alpha) hesaplanmış ve test tekrar test uygulaması yapılmıştır. Açımlayıcı, doğrulayıcı faktör analizleri ve test tekrar test uygulaması toplam 1048 kişiden oluşan üç farklı örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yapı geçerliği kapsamında uygulanan açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda 5 faktörden ve 36 maddeden oluşan bir ölçek ortaya çıkmıştır. Ölçeğin geneline ait güvenirlik katsayısı olan cronbach alpha değeri .80 olarak bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutlarına ait iç tutarlılık kat sayıları ise; Saldırgan Tutum: Sözel/Eylemsel için .81, Kapsayıcı Tutum için .88, Doyum Odaklı Tutum için .73, Çöken Tutum için .76 ve 2 son olarak Katı/Kuralcı Tutum için .80 olarak tespit edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ortaya çıkan uyum iyiliği indekslerinin; χ2/Sd (1715.47/584) = 2.93, IFI=.95, NFI=.93; CFI=.95; SRMR: .066; RMSEA=.058 değerlerine sahip olduğu gözlenmiştir. Ölçüt geçerliği kapsamında ölçeğin, Kapsayıcı İşlev Ölçeği (KİÖ) ile olan ilişkisini değerlendirek için Pearson Korelasyon analizi uygulanmış ve her iki ölçeğin alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ölçeğin farklı uygulamalardaki kararlılığını ölçen test tekrar test uygulamasında tutarlı sonuçlar elde edilmiştir. Tün bu veriler ışığında Çocuk Saldırganlığına Yönelik Anne Baba Tutum Ölçeği'nin iyi düzeyde psikometrik özelliklere sahip ve geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, anne baba tutumları, çocuk yetiştirme, ölçek geliştirme, yaratıcılık, davranım problemleri

Ebeveyn-çocuk ilişkisiEbeveyn-çocuk çatışmasıSaldırganlık+4
Petek Halman Kara
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

9-11 yaş arası çocuklarda ekran kullanım düzeyleri ile ilişkili faktörler; Algılanan stres, yaşam doyumu, otomatik düşünceler

Bu araştırmada, 9 – 11 yaş arası çocukların ekran karşısında geçirdikleri süre ile algıladıkları stres, yaşam doyumları ve otomatik düşünceleri arasındaki ilişkiyi incelenmiştir. Araştırmada 9 – 11 yaş arası 852 çocuğa (498 kız 354 erkek) Kişisel Bilgi Formu, Ekran Kullanımı Belirleme Çizelgesi, Çocuklar İçin Yaşam Doyum Ölçeği Otomatik Düşünceler Ölçeği, Çocuklarda Algılanan Stres Ölçeği uygulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizleri ve karşılaştırma testleri yapılmıştır. Araştırmada çocukların büyük çoğunluğunun bilgisayar sahibi ve yarısından fazlasının akıllı telefonu ile tableti olduğu görülmüştür. Çocukların büyük çoğunluğunun sosyal medya hesabının olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanım düzeyi arttıkça hem okul hem tatil döneminde algılanan stres ve otomatik düşünceler puanı artmakta yaşam doyumu puanı da azalmaktadır. Mesajlaşma düzeyi arttıkça, algılanan stres ve otomatik düşünceler artmakta yaşam doyumu da azalmaktadır. Youtube üzerinden video izlemede de sonuçlar sosyal medya ve mesajlaşma kullanımında olduğu gibi gözlenmiştir. Okul günü TV izlemek düzeyleri ile yaşam doyumu ve otomatik düşünceler arasında, tatil gününde ise TV izleme ile algılanan stres ve otomatik düşünceler arasında fark gözlenmiştir. Algılanan stres ile; ekrandan dizi film izleme, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme arasında hem okul hem tatil gününde okul gününde tekli ve online oynama, tatil günü tekli oyun oynama ,tatil günü ekrandan gazete okuma ile arasında fark görülmüştür. Yaşam doyumu ile; ekrandan dizi film izleme, gazete dergi okuma, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme arasında hem okul hem tatil günü arasında okul günü TV izleme, okul günü tekli ve online oyun, tatil günü tekli ve online oyun arasında fark görülmüştür. Otomatik düşünceler ile; TV izleme, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme ile hem okul hem tatil günü ,okul günü ekrandan dizi film izleme, okul günü tekli ve online oyun, tatil günü tekli oyun tatil günü ekrandan ödev yapma düzeyleri arasında da fark görülmüştür.

Ekran bağımlılığıEkran kullanımıOtomatik düşünce+5
Ramazan Çağlar Ercen
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00