İstanbul University
Discipline

Para Sermaye Piyasaları ve Finansal Kurumlar Anabilim Dalı

İstanbul University

30

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

30 Theses
Master'sOpen AccessTR

Alternatif hisse senedi beklenen getiri ve risk modelleri - BİST uygulaması

Uzun yıllar boyunca, finansal varlıkların getirisini ve riskini tahmin etmek ve anlamak için çeşitli modeller geliştirilmiştir. Her koşula, ülkeye ve tarih aralığına uygun model oluşturulması amaçlanmış olsa da geliştirilen bazı modeller çeşitli ülkelerde ve tarih aralıklarında geçerli olarak kabul edilirken çeşitli durumlarda ise geçerli olarak kabul edilmemektedir. Çalışmada, literatürde en çok atıf yapılan modellerin Borsa İstanbul Bilişim Endeksi'ndeki hisse senetleri için geçerli olup olmadığının test edilmesi amaçlanmıştır. Bunun için Finansal Varlık Fiyatlama Modeli (FVFM), Fama - French 3 Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli (FF3F), Carhart 4 Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli (C4F), Fama - French 5 Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli (FF5F) ve Carhart 4 Faktör Modeli ile Fama - French 5 Faktör Modeli arasındaki fark olan momentum faktörünün Fama - French 5 Faktör Modeline eklenmesi ile oluşturulan 6 Faktör Modeli (6F) kullanılmıştır. 2013/Ocak - 2019/Aralık döneminde BİST Bilişim Endeksi'nde işlem gören 13 firmanın getirileri ile test işlemi yapılmıştır. Test işlemi hem portföy oluşturularak hem de hisse senedi bazlı gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda; BİST Bilişim Endeksi'nde firma bazlı çalışmalarda FVFM'nin, portföy bazlı çalışmalarda ise hem FVFM'nin hem de C4F'nin uygulanabileceği anlaşılmıştır.

Bilişim sektörüGetiriGetiri tahmin edilebilirliği+6
Akın Arda
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi yöntemlerinin temerrüt oranı içsel derecelendirme modellerinde uygulanması

Ekonomik kriz dönemlerinde finansal sistemin çökmesi tarihte de örnekleri görüldüğü üzere küresel çapta uzun süren ve ağır etkiler bırakmaktadır. Finansal sistemin en önemli unsurlarından biri olan bankaların da olası bir kötüleşen makroekonomik ortamda her zaman hazır durumda olmaları finansal sistemin devamlılığı açısından oldukça kritik bir öneme sahiptir. Bankaların ekonomik kriz zamanlarını finansal sistemin geneline etki etmeden atlatabilmeleri adına sahip oldukları sermaye miktarları ve yapısı oldukça önemlidir. Bankaların sermaye ve diğer konularda daha güçlü ve sağlam bir hale getirebilmek adına uygulamaya sokulan Basel kuralları, bankalara ne kadar miktarda ve oranda sermaye ayırmaları gereklilikleri gibi çeşitli gereksinimler getirmektedir. Bankalar için Basel kuralları ile gelen yeniliklerden biri ise, bankaların risk ağırlıklı varlıklar gibi hesaplamaları yapmakta kullandıkları parametreleri kendi içsel modelleri ile hesaplama özgürlüğü getirmeleridir. Bankaların bu bağlamda kendi içsel modelleri ile hesaplayabileceği parametreler başlıca Temerrüt Oranı, Temerrüt Halinde Kayıp ve Temerrüte Maruz Değer olarak öne çıkmaktadır. Bu modeller geçmişe dayalı veri ile kurulan istatiksel modellerdir. Çalışmada İçsel Derecelendirme Modelleri ile hesaplanabilen Temerrüt Oranı parametresinin çeşitli makine öğrenmesi algoritmaları ile modellenmesi yapılmış olup sonuçları mevcut uygulama olan Lojistik Regresyon modeli ile de nicel ve niteliksel olarak karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kredi Riski, BASEL Yönergeleri, Makine Öğrenmesi, İçsel Derecelendirme Modelleri

Basel kriterleriDerecelendirmeKredi derecelendirme+6
Arda Akı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hisse senedi fonlarında sektörel yoğunlaşmanın fon performansına etkisi

Değişken sermayeli yatırım fonu türleri arasında yönetilen parasal büyüklük açısından dünyada birinci sırada yer alan hisse senedi yatırım fonları, Türkiye'de de gelişimini sürdürmektedir. Hisse senedi yatırım fonlarının portföylerinde yer alan hisse senetlerindeki sektörel dağılımın fon performansına etkisinin analiz edilmesi, bireysel ve kurumsal yatırımcıların yatırım stratejisi geliştirmesine katkı sağlamanın yanında portföy yönetiminde iş ve sektör riskinin göze alınmasının yarattığı getiri farklılığının incelenmesi yönüyle önemlidir. Bu çalışmanın veri setini yalnızca yurt içinde işlem gören hisse senetlerine yatırım yapan 28 hisse senedi yoğun fonun 2016-2021 yılları arasındaki çeyreklik frekanstaki fiyat verileri ile portföy dağılım raporları oluşturmaktadır. Fonların performanslarının ölçümü için logaritmik getiri, Sharpe oranı ve Jensen alfası kullanılmıştır. Fonların portföylerindeki hisse senetlerinin yüzdesel ağırlıkları ve ihraççılarının sektörleri portföy dağılım raporlarından elde edilen bilgiler doğrultusunda sınıflandırılarak ICI ve HHI yoğunlaşma ölçütleri hesaplanmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre belirli sektörlere daha çok yatırım yapılarak oluşan sektörel yoğunluk ve portföyün aynı sektördeki farklı hisse senetleriyle çeşitlendirilmesi hisse senedi yoğun fonların performanslarını artırmıştır. Birinci bölümde portföy yönetimi bağlamındaki portföy teorileri anlatılarak risk çeşitlerine yer verildikten sonra portföy kavramının uygulamadaki örneklerinden olan yatırım fonu çeşitli yönleriyle incelenmiştir. İkinci bölümde ağırlıklı olarak yatırım fonlarında kullanılan performans ölçüm yöntemleri ve yoğunlaşma ölçütleri tanıtılmıştır. Son bölümde ise hisse senedi yoğun fonlar için yapılan analizin sonuçları bulunmaktadır.

FonlarHisse senetleriKurumsal yatırımcılar+4
Onur Ozan İşlek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

The relationship between international capital movements and economic growth: Time series analysis on Türkiye

1980'lerden sonra yaşanan finansal serbestleşme politikaları nedeniyle uluslararası sermaye hareketlerinde yaşanan büyük artışlar, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümenin önemli bir kaynağı olan sermaye birikimini sağlarken, aynı zamanda teknik bilgi ve beşerî sermaye gibi büyüme üzerinde önemli etkileri olan dinamikleri de harekete geçirmiştir. Söz konusu uluslararası sermaye hareketlerinin ekonomik büyümeye olan etkisi her ülkede farklı olmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde uluslararası sermaye hareketleri hakkında teorik bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ekonomik büyüme kavramı ele alınmış ve ekonomik büyüme modelleri incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise uygun literatür taraması incelenmiş ve oluşturulan ekonometrik model doğrultusunda uygun zaman serisi analizi yapılmıştır. Ele alınan bu çalışmada Türkiye ekonomisi için 1987-2019 dönemi bazında uluslararası sermaye hareketlerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada ilk önce birim kök testleri yapılarak değişkenlerin durağanlık durumları saptanmıştır. Daha sonra ise ARDL eşbütünleşme analizi kullanılarak yapılan çalışma sonucunda uluslararası sermaye hareketlerini temsilen iii kullanılan unsurların ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Uluslararası Sermaye Hareketleri, Finansal Serbestleşme, Ekonomik Büyüme, Zaman Serisi Analizi

Ekonomik büyümeFinansal serbestleşmeSermaye hareketleri+4
Fuad Jafarlı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal önyargı ile kişisel yatırım kararları arasında ilişki

Bu çalışma; davranışsal önyargı ile kişisel yatırım kararları arasındakı ilişki konusunu ele almaktadır. Psikoloji, finans alanına girene kadar araştırmacılar ve ekonomistler; insanları sadece rasyonel varlıklar olarak görmüşler, duygusal ve manevi hallere önem vermemişler, ancak yatırımcılar da çevresel koşullardan, duygusal ve manevi hallerden etkilenmektedir. Sonuç olarak, yanlış kararlar verirler ve kayıplara uğrarlar. Yanlış kararlar ve kayıplar araştırılarak sebepleri bulunmaya çalışılmıştır. Geliştirilen teoriler aracılığıyla cevap bulunmaya çalışılsa da insanların iç ve dış etkenlerden etkilendiği göz ardı edildiğinden bir çözüm bulunamamıştır. Adam Smith, "ekonomik davranışın çıkar ve çıkarlara bağlı olduğunu" açıkladıktan sonra, kayıp önlemeyi tanımlayarak, duygu ve düşüncelerin ekonomi alanında da etkili olduğunu göstermiş ve sonraki süreçte Kahneman ve Tversky, bunları iç ve dış etkenlerle birlikte ele alarak temeli oluşturmuştur. Klasik iktisat teorisinin de araştırıldığı bu alanda, kesin bir sonuca varmak mümkün olmamıştır. Beklenti teorisi ise farklı bir bakış açısı sunmuş ve yatırımcıların psikolojisinin önemli olduğunu savunmuştur. Psikolojinin ekonomiye girişi, ekonomistleri iki kısma ayırdı. Eleştirmenler bunun ekonomiyi pozitif bilimlerden uzaklaştıracağını savunmuştur. Beklenen fayda teorisinde, faydalar rasyonel davranış altında karşılaştırılır ve bunlardan en karlı olanı tercih edilir. Rasyonel eylemin zararı azalttığı fikrine karşı beklenti teorisi, insan psikolojisine danışılması gerektiğini savunmuştur. Yatırımların zarar gördüğü dönemlerde, sonuçlar olumlu olmasına rağmen çalışmalar yapılmış, ancak sorun bulunamamıştır. Bu aşamada insan psikolojisi ve içgüdüleri tartışılmıştır. Teşvik edilmekte olan bu yeni yaklaşım, "davranışsal finans"ı ortaya çıkarmış ve insan psikolojisi, duygusal ve ruhsal durumları araştırma konusu haline gelmiştir. Bugün bu, en çok tartışılan konulardan biridir. Tüm insanlar gibi yatırımcılar da geçmişten, ruh hallerinden, duygusal eğilimlerinden, belirsizlikten etkilenmektedir ve bu nedenle yanlış kararlar verebilirler. Davranışsal finans, daha çok bireysel yatırımcıların davranışlarına ve özelliklerine odaklanmaktadır. Bireysel yatırımcılar, genel olarak kurumsal yatırımcılardan ve piyasa algılarından farklı olduklarından, risk ve getiri hakkındaki düşünceleri kurumsal yatırımcılar kadar rasyonel ve profesyonel değildir ve kararlarını psikolojik, demografik ve sosyo-ekonomik faktörler etkilemektedir. Zamanla, yatırımcıların yatırım kararlarındaki hataların, mantıksız seçimlerin ve anomalilerin sebebinin insan psikolojisinden kaynaklanabileceği araştırmalarda oldukça önem kazanmıştır. Yatırım tercihleri bilişsel kusurları ve psikolojik önyargıları içerdiğinden, sezgide hatalar olmaktadır. Dolayısıyla davranışsal finansın geleneksel finans modellerinin tüm durumlarında veri olarak kabul edilen rasyonalite varsayımlarını genişlettiği ve finansal piyasalardaki irrasyonelliği ortaya çıkarmak istediği söylenebilir. Davranışsal finans, finans ve ekonomi alanındaki çalışmalara sosyoloji ve psikoloji gibi davranış bilimlerinin dahil edilmesini, beklenen fayda teorisi ve rasyonel davranış kalıplarının dışında yeni gözlemlerin yapılmasını ve geleneksel teorilerle çelişen konuların açıklanmasını içermektedir. Davranışsal finans alanında bireylerin psikolojik ve davranışsal özelliklerinin daha çok yatırımcılar bazında ele alındığı ve araştırma konusu olduğu görülmektedir. Ancak kurumsal yatırımcılar, yöneticiler, aracı kurumlar, portföy yöneticileri gibi diğer finansal aktörlerin aldığı kararlarda bireylerin davranışsal özelliklerinin de etkili olabileceği görülmektedir. Baker, Ruback ve Wurgler (2004), yaptıkları çalışmada davranışsal finans alanını iki boyuta indirgemişlerdir. Birinci boyut, yatırımcı karar verme sürecini etkileyen faktörler veya yatırımcıların davranışsal özelliklerinin aldıkları kararlara etkisidir. İkinci boyut, şirket yöneticilerinin şirketleri ile ilgili kararlarında etkili olan davranışsal veya yönetsel önyargıların şirket kararlarına etkisidir. Psikoloji, sosyoloji, davranış bilimi ve finans alanlarında yapılan çalışmalar, insanların günlük hayatta önemli karar alanlarındaki tutum ve davranışlarının daha mantıksız olduğunu göstermektedir. Karar verme aşamalarında bireylerin rasyonel kararlardan sapmasına neden olan temelde iki olgu vardır. Bunlar buluşsal yöntemler ve önyargılardır. Finansal karar vermenin psikolojisi olarak ifade edilen davranışsal finans, finansal kararlar üzerinde sezgisel ve önyargı faktörlerinin rolünü incelemektedir. Bu noktadan hareketle davranışsal finans, psikolojik araştırmaların sonuçlarına dayanarak davranışsal faktörlerin bireylerin finansal karar süreçlerine etkisini araştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı davranışsal önyargıların kişisel yatırımçı kararlarına etkisini araştırmaktır. Bu çalışmada konuyla ilgili teorik çerçeve literatür taraması yapılarak ortaya konulmuş ve davranışsal finans disiplini çerçevesinde sezgisellerin (sezgilerin) ve ön yargıların finansal kararlardaki rolü irdelenmiştir. Çalışma, 360 bireysel yatırımcı ile görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Anket katılımcılarının finansal okuryazarlık düzeylerini ölçmek için 8 sorudan oluşan ve 0-3 olan finansal sorular sorulmuştur. Sorulara doğru cevap verenlerin finansal bilgiye sahip olmadığı, 4-8. soruları doğru cevaplayanların finansal bilgiye sahip olduğu varsayılmaktadır. Sonuç olarak finansal okuryazarlık düzeyi ile davranışsal yanlılık arasındaki ilişki incelenmiştir. Davranışsal yanlılıklar ile demografik özellikler arasındaki ilişki incelendiğinde temsili yanlılık ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu, diğer eğilimler ile cinsiyet değişkeni arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davranışsal yanlılıklar ile yaş değişkeni arasındaki ilişki incelendiğinde ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Evlilik durum değişkeni ile davranışsal yanlılık arasındaki ilişki incelendiğinde, ilişkinin anlamlı olmadığı görülmüştür. Muhafazakarlık, özgüven, kendini yükleme eğilimi ve mezuniyet oranı arasında ilişki gözlenirken, temsil edicilik, aşırı iyimserlik ve sürü davranışı ile mezuniyet oranı arasında ilişki bulunamamıştır.

DavranışDavranış biçimleriDavranışsal ekonomi+5
Elvin Hajıyev
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye piyasalarındaki takvim anomalilerinin Borsa İstanbul'da test edilmesi

Etkin Piyasa Hipotezi, her ne kadar uzun bir süre finans ve akademi çevresi tarafından el üstünde tutulmuş olsa da bir süredir geçerliliği çokça tartışılan bir görüş haline gelmiştir. Bu tartışmaların fitilini ateşleyen çalışma konularından birisi de takvim anomalileri olmuştur. Etkin Piyasa Hipotezi'nin, finansal piyasalarda zamandan bağımsız olarak aşırı getiri elde edilmesinin mümkün olmadığı savını derinden sarsan takvim anomalileri, 1980'lerden itibaren yoğun bir şekilde çalışılmaya başlanmıştır. Öyle ki başlarda sıkça görülen bu anomaliler, zaman ilerledikçe ve metodlar geliştikçe tespit edilememeye başlanmıştır. Takvim anomalilerinin daha seyrek görülmeye başlaması, akıllara "Piyasalar etkin hale mi geliyor?" sorusunu getirse de bunun cevabı henüz kesin bir şekilde verilebilmiş değildir. Bu çalışmada Haftanın Günü, Hafta Sonu, Ocak Ayı, Yılın Ayı, Ay İçi, Ay Dönüşü ve Tatil Anomalileri altı farklı Borsa İstanbul endeksi üzerinde regresyon modeli ile test edilmiş, bunların zaman içerisindeki gelişimleri gözlenmeye çalışılmıştır. 3 Ocak 1999 – 1 Ocak 2019 arasındaki yirmi yıllık getiri serileri, takvim anomalilerinin gelişim süreçlerinin detaylı incelenebilmesi amacıyla 1999 – 2003, 2004 – 2007, 2008 – 2009, 2010 – 2013 ve 2014-2018 olarak beş farklı alt döneminde ayrılmıştır. Ampirik bulgular neticesinde tespit edilen takvim anomalileri yoğun olarak ilk alt dönem olan 1999 – 2003 dönminde görülürken, 2019 yılına yaklaştıkça bu anomalilerin görülme sıklığı oldukça azalmıştır. Çalışmanın sonunda bu anomalilerin Borsa İstanbul'da neden zamanla ortadan kaybolmuş olabileceğine dair tahminlerde bulunulurken, amprik bulgularda dikkat çeken noktaların da üzerinde durulmuştur.

AnomalilerBorsaBorsa İstanbul+5
Durmuş Fatih Aygün
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol ve doğalgaz fiyatlarının enerji sektöründeki şirketlerin pay senedi verimi üzerindeki etkisi: Türkiye'deki şirketler üzerine bir araştırma

Enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin pay senedi verimi üzerinde petrol ve doğalgaz fiyatlarının etkisini araştırmak amacıyla yapılan çalışmada, Borsa İstanbul'da işlem gören 15 şirkete ilişkin aylık veriler kullanılmıştır. 2013:06-2019:12 dönemini kapsayan araştırmada pay senedi verimi bağımlı değişken, Brent Petrol ve Doğalgaz fiyatları ise kurulan modelde bağımsız değişken olarak yer almıştır. Sanayi üretim endeksi değeri, döviz (USD) kuru ve piyasa faiz oranı, araştırmanın kontrol değişkenleridir. Panel Zaman Serileri Analizinin uygulandığı araştırmada, serilerin durağanlığı için Fisher Genişletilmiş Dickey Fuller (Fisher ADF) testi kullanılmış ve Panel Granger Nedensellik Analizi yapılmıştır. Panel VAR modeli olan Genelleştirilmiş Momentler (GMM, Holtz-Eakin, Newey ve Rosen) Tahmincisi ile model tahmin edilip Panel VAR analizi uygulanmıştır. Etki Tepki fonksiyonları ve Varyans Ayrıştırması Yöntemi ile yapılan analiz sonucunda, petrol fiyatları pay senedi verimi üzerinde etkilidir. İki değişkenin arasında çift yönlü bir nedensellik mevcuttur. Doğalgaz fiyatlarından pay senedi verimine doğru nedensellik bulunmamaktadır.

Doğal gazEnerji fiyatlarıEnerji sektörü+4
Hülya Örçen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal gelişim düzeyi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi: Azerbaycan örneği

Son yıllarda ülkelerde ekonomik büyüme ile finansal gelişme arasındaki ilişkiye artan bir ilgi görülmektedir. Araştırmacılar, karşılıklı ilişkilerin etkilerini anlamaya ve bu iki kavram arasındaki ilişkinin yönünü belirlemeye çalışmaktadırlar. Çalışma 3 bölümden oluşmakta ve ilk olarak finansal gelişme ve ekonomik büyüme kavramları açıklanmaktadır. Bu noktadan haraketle ilk bölümde finansal gelişme ve finansal sistem kavramları açıklanmış, daha sonra finansal sistemin fonksiyonlarından, finansal gelişimin ölçülmesinden, ekonomik büyüme ve ekonomik büyüme teorilerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde iki kavram arasındaki ilişki incelenmiş ve literatür taraması yapılarak yıllar boyunca yapılan çalışmalar ortaya konulmuştur. Bu kapsamda 1960'lar finanas ve büyüme okulu, 1970'ler McKinnon Show okulu, 1980'ler finansal serbestleşme politikasına yönelik eleştiriler ve 1990'lar Finans ve İçsel büyüme konuları açıklanmıştır. Son olarak ise konuya ilişkin literatür taraması yapılmış ve 2005-2019 yılları arasında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) üzerinde finansal gelişmenin etkisi ampirik analizle test edilmiştir. Bağışlı değişken olarak GSYİH, bağımsız değişken olarak ise M3 para arzının GSYİH içindeki yeri ve SDV kredilerinin GSYİH içindeki yeri ele alınmıştır.

AzerbaycanEkonomik büyümeFinansal gelişme+2
Aytaj Jumayeva
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal istikrar ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Panel veri analizi

Günümüzde finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisi bir başka deyişle finansal kesim ve reel kesim ilişkisi çokça tartışılmaktadır. Finansal gelişme bir ülkenin finansal piyasasındaki finansal araçların çeşitliliğinin artması ve söz konusu finansal araçların daha sık kullanılır hale gelmesidir. Finansal gelişme; finansal derinleşme, finansal istikrar, finansal erişim ve etkinlik olmak üzere 4 parametreyi bünyesinde barındırmaktadır. Finansal gelişmenin unsurlarından biri olan finansal istikrar finansal sistemin maruz kaldığı şoklar karşısında tasarrufların yatırımlara aktarılması sürecinde bir kesinti yaşanmaksızın ve ödemeler sistemi zarar görmeksizin finansal sistemin bu şoklara direnebilmesi durumudur. Bu çalışmada finansal istikrarın 1996-2019 yılları arasında gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümeleri üzerinde etkileri panel veri analiz tekniğiyle analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır. Aynı değişkenlerin kullanıldığı aynı zaman boyutunda iki farklı panel veri setiyle model kurularak yapılan araştırma sonucunda finansal istikrarın gelişmiş ülkeler için ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Gelişmekte olan ülkeler için ise anlamlı bir model elde edilememiştir.

Ekonomik büyümeFinansal gelişmeFinansal istikrar+1
Cengiz Soylu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırımcı duyarlılığının finansal piyasalarda risk ve getiri oranı üzerindeki etkisinin araştırılması

Bu çalışmada piyasa etkinliği, davranışsal finans ve yatırımcı duyarlılığı kavramları incelendikten sonra Borsa İstanbul'da yatırımcı duyarlılığının getiri oranı ve risk üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 04.01.2010-06.05.2021 dönemini kapsayan araştırmada Borsa İstanbul'da bu dönemde işlem gören 10 adet yatırım ortaklığı hisse senedinden türetilen yatırım ortaklığı iskonto endeksi kullanılarak BİST100, BİST30, BİST Tüm, BİST Mali, BİST Sınai, BİST Hizmetler, BİST Ulaştırma ve BİST Teknoloji endekslerinin getiri oranları ve riskleri ile yatırımcı duyarlılığı arasındaki ilişki test edilmiştir. Elde edilen bulgular, yatırımcı duyarlılığı ile tüm endeks getiri oranları ve GARCH modellerinden türetilerek değişen varyans ile ölçülen riskleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu yönündedir.

Borsa İstanbulDavranışsal finansEtkin piyasa teorisi+7
Murat Serkan Yılmazer
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İklim türev ürünlerinin hedge etkinliğinin analizi

Hava durumu riski, tüm ekonomileri makroekonomik düzeyde etkilemekle beraber aynı zamanda ekonomideki tüm sektörler de belirli bir dereceye kadar hava durumu koşullarına karşı hassastır. Hava durumu riskinin bir alt çeşidi olan katastrofik hava risklerinden doğan zararlar, uzun süredir bu sektörde hizmet vermekte olan sigorta ve reasürans şirketleri tarafından yönetilmektedir. Ancak iklim değişikliğine bağlı etkiler tüm ekonomik sektörleri etkileyerek daha belirgin hale geldikçe, katastrofik olmayan hava durumu risklerinin yönetimi gitgide önem kazanmıştır. İklim türev ürünleri, şirketlerin katastrofik olmayan hava durumu riskine maruz kalmaları durumunda karşılaşılan kayıplara karşı bu şirketlerinin kendilerini hedge etmesi için esnek çözümler sunan finansal türev ürünlerdir. İklim türev ürünleri üzerine gerçekleştirilen birçok çalışma bu ürünlerin fiyatlandırılması sorununa değinirken, bu ürünlerin hedge etkinliği üzerine az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın temel amacı, bir iklim türev ürün sözleşmesi tasarlamak ve tasarlanan bu türev sözleşmenin hedge etkinliğini Türkiye tarım sektöründe analiz etmektir. Buna göre çalışmada ilk olarak geçmiş veriler kullanılarak mısır verimi (kg/da) ve daha çok tarım alanında kullanılan kümülatif büyüyen günler derecesi arasındaki ilişki incelenmiştir. Ardından uygun bir iklim türev ürünü tasarlanmış ve devamında Burn Analizi kullanılarak tasarlanan türev ürünün fiyatlandırılması gerçekleştirilmiştir. Son olarak ise varyans metodu kullanılarak iklim türev ürününün hedge etkinliği analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlara göre, iklim türev ürünü kullanılması durumunda mısır yetiştiriciliği yapan çiftçilerin gelir volatiliteleri %14 ile %34 arasında düşüş göstermektedir. Bunun yanı sıra, elde edilen bulgulara göre mısır verimi ve dayanak varlığın arasındaki korelasyon arttıkça çiftçilerin gelir volatiliteleri daha yüksek düşüşler gösterme eğilimindedir. Anahtar Kelimeler: Hava durumu riski, İklim türev ürünleri, Hedging, Hedge Etkinliği, Varyans Metodu

Hava durumuHedge etkinliğiRisk+5
Bingül Satıoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gayrimenkul yatırım fonları ile ortaklıklarına tanınan vergi avantajları ve sonuçları

Türkiye ekonomisi açısından önemli bir yere sahip olan gayrimenkul ve türevleri, önemsenen ve etkin bir yatırım aracı olarak son yıllarda dikkate değer gelişim göstermiştir. Gayrimenkul sektörünün etki alanının hem ekonomik yönünün olduğu hem de şehir planlaması ile birlikte sosyal yönünün olduğu görülmektedir. Gayrimenkul sektörü, küreselleşmenin sonucu olarak sermaye akımlarının gelişmekte olan ülkelere yönelmesi ile birlikte yeni faktörler ve yeni ürün çeşitliliğiyle büyümüştür. 2001 krizi sonrası gelişimini hızlandıran gayrimenkul sektörü, 2008 krizinde de tehdit altında kalmış olsa da 2010 ve sonrasında toparlanma yaşanmıştır. Türkiye'de gerek yaşanan genel salgın koşullarında gerekse de genel salgın öncesinde özellikle bireysel yatırımcıların gayrimenkulü bir yatırım aracı olarak dikkate aldığı görülmüştür. Bu ilginin ardında elbette ekonomik konjonktür karşısında hem bireysel yatırımcıların hem de kurumsal yatırımcıların varlıklarının değerini koruyabilmek ve ilave kazanç sağlamak olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile gayrimenkul yatırım fonları ise gayrimenkul sektörüne küçük yatırımcıları da dahil ederek sektörün gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Gayrimenkul sektörüne yatırımda bulunacak taraflar açısından önemli bir maliyet kalemi de vergilerdir. Ülke ekonomisinde önemli ve lokomotif sektör olan gayrimenkul sektörü açısından vergi düzenlemeleri ve teşvikler kritik önem arz etmektedir. Çalışma, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile gayrimenkul yatırım fonlarına güncel vergi müktesebatı nezdinde sağlanan vergisel avantajları ele almakta ve bu avantajların gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile gayrimenkul yatırım fonlarına olan etkisini tartışmaktadır. Çalışmanın konusu bu vergi düzenlemelerinin gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile gayrimenkul yatırım fonlarının kuruluşuna etkisini tartışmaktadır. Çalışma, 1997 yılından bu yana faaliyette bulunan gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile 2016 yılından bu yana faaliyette bulunan gayrimenkul yatırım fonlarına uygulanan Türkiye'deki vergi oranlarının Türkiye'de faaliyette bulunan bu kuruluşların sayısına etkisini kapsamaktadır. Literatürde ağırlıklı olarak GYO ve GYF'lerin performansları ve portföy yöneticilerinin tercihleri ele alınmış olmakla birlikte GYO'ların asıl gelişim merkezi olan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki mevzuat değişiklikleri ve temettü vergilerinin GYO hisse fiyatına etkileri araştırma konusu olarak dikkati çekmiştir. Bu çalışmada ise kurumlar vergisi oranları ile faaliyette bulunan gayrimenkul yatırım ortaklığı ve gayrimenkul yatırım fon sayısı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu bağlamda vergi oranları bağımsız değişken olarak belirlenmiş ve iki değişken arasındaki ilişki Spearman rho testi uygulanarak araştırılmıştır. Araştırma sonucuna göre vergi oranları ile faaliyette bulunan kuruluşların sayısı arasında bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Gayrimenkul Yatırım Fonları, Gayrimenkul Piyasası, Gayrimenkullerde Vergilendirme, Vergi Teşvikleri

Gayrimenkul yatırım ortaklıklarıGayrimenkul yatırımlarıGayrimenkuller+5
Mert Akçay
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırımcı türlerine göre risk iştahı analizi: BİST üzerine bir uygulama

Uzun yıllardan beri insan yaşamında var olan risk kavramı zaman içerisinde değişen koşullarla birlikte farklı bir nitelik kazanmıştır. Özellikle ticari ilişkilerin yoğunlaşması ve piyasa kavramının ortaya çıkması ile beraber risk algısına yönelik değişen mevcut algı birçok farklı eserin ortaya konulmasına öncülük etmiştir. Literatürde uzun yıllar kendine yer bulmuş olan akılcı -rasyonel- insan anlayışı, insanı psikolojik özellikleriyle ele alan anlayış ile birlikte dönüşüme uğramıştır. İnsanı kendine has özellikleriyle ele alan davranışsal iktisat, klasik iktisata farklı bir insan modeli tanıtarak risk olgusunun yeniden şekillenmesine yardımcı olmuştur. Gelişen günümüz piyasalarında yatırımcıların riske karşı olan tutumları finans piyasalarını etkileyerek küresel çapta bir dalgalanmaya yol açmaktadır. Bu noktada, insanların riske karşı olan istekleri olarak tanımlanan risk iştahına yönelik çalışmalar büyük önem kazanmakla birlikte bu alanda çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Ortaya konan çalışmaların çoğunluğunda risk iştahı farklı dinamiklerle ele alınmıştır. Bu çalışmada, yatırımcıların riske karşı olan isteklerinin, hisse senetlerine yapılan yatırımlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yapılan çalışmada 2013 – 2017 yılları arasında haftalık olarak temin edilen yerli ve yabancı yatırımcıların risk iştahı endekslerinin BIST30 endeks verileri üzerindeki etkisi ARDL sınır testi yöntemiyle incelenmiştir. Ayrıca endeks verileri arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişki irdelenerek, ilişkinin yönünün tespit edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Testi uygulanmıştır. Tezin amacı yatırımcıların riske karşı olan isteklerinin BIST30 hisse senetlerine yapılan yatırımları ne derece ve hangi yönde etkilediğinin tespit edilmesidir. Tezin sonucunda; uzun dönemde yerli ve yabancı yatırımcıların risk iştahları ile BIST30 hisse senetlerine yapılan yatırımlar arasında anlamlı bir sonuca ulaşılamazken, kısa dönemde yalnızca yabancı yatırımcıların risk iştahları ile BIST30 hisse senetleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

ARDL Sınır TestiBorsaBorsa İstanbul+5
Leyla Özge Karakuş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ticaret savaşları ve krizlerin Türkiye para piyasaları açısından incelenmesi

Amerika'nın Çin'e karşı açarak başlattığı ticaret savaşına Amerika'nın Türkiye'den demir çelik ve alüminyum alımlarına da vergi koyması ile ülkemiz de dahil olmuştur. Türkiye gibi ticaret savaşlarından etkilenen ülkelerin son yirmi yılda yaşanan krizlerin etkisi ile para piyasalarında meydana gelen dalgalanmalar, merkez bankaları aracılığıyla yaptıkları müdahaleler ülkeler açısından ayrı ayrı ele alınmaktadır. Özellikle Amerika, Çin ve Avrupa Birliği gibi Türkiye'nin ticaret ilişkisinin olduğu ülkeler açısından ve bu ülkelerin birbirleri ile ticari ilişkisi açısından incelenmeye çalışılmıştır. Konu üç bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde genel olarak para piyasaları ve ticaret savaşları kavramsal olarak ele alınmış, ikinci bölümde Dünya ekonomisinde para piyasası ve ticaret savaşları ele alınmış, üçüncü bölümde ise Dünya ve Türkiye'nin ticaret ilişkisi, uygulanan para politikaları ve ticaret savaşlarının etkisi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Ticaret Savaşları, Türkiye'de Para Piyasası Uygulamaları, Dünya Krizleri.

Ekonomik krizFinansal krizKriz+4
Fadime Deniz Şenol
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de türev araçların bankacılık sektörüne etkileri

Türev araçlar, fiyatları yabancı para, kıymetli madenler, faiz gibi farklı varlıklara dayandırılarak oluşturulan, risk yönetimi, spekülasyon, arbitraj gibi gayelerle kullanılan ürünlerdir. Forward, futures, opsiyonlar ve swaplar en yaygın bilinen işlemlerdir. Bankalar, finansal sistemde fon sahipleri ile fon açığı olanlar arasında aracılık fonksiyonu üstlenmiş en kilit kurumlardandır. Yaptıkları işlemler dolayısıyla daima farklı riskler üstlenmektedirler. Küreselleşme, sermaye hareketlerinin hızlanması, bilgi sistemlerindeki gelişmelerin de etkisiyle her alanda rekabet hızla artmıştır. Bankalar hem birbirinden farklı risklerini yönetebilmek hem de spekülasyon işlemleri için türev araçları kullanabilmektedir. Çalışmada, türev araçlarla, Türk bankalarının riskliliği ve kârlılığı arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) üzerinden paylaşılan bankaların çeyrek dönemli bilançolarından faydalanılmıştır. 2002 Aralık döneminden 2019 Eylül dönemine kadar, özel, kamu, yabancı sermayeli mevduat bankaları ile Türk bankacılık sistemi verileri dört grup halinde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Toplam türev işlem hacimleri oranıyla, bankaların riskliliğini ve kârlılığını belirten oranlar Toda-Yamamoto nedensellik yöntemiyle analiz edilmiştir. Türk bankacılık sistemi için türev işlem hacimleriyle, bankaların kârları ve riskleri arasında genel olarak anlamlı, tek veya çift taraflı nedensellik ilişkileri tespit edilmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarTodaYamamoto Nedensellik Analizi+4
Aylin Hancı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik para ve ödeme sistemlerinin Türkiyede gelişimi ve işleyişi: Türkiye uygulamalarının hukuk ve finans disiplinleri açısından uluslararası örnekler ile karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de Elektronik Para ve Ödeme Sistemlerinin gelişimini, işleyişini disiplinler arası ve karşılaştırmalı bir bakış açısıyla incelemektir. Öncelikle elektronik paranın tanımı yapılacak, finansal olarak hangi motivasyonların elektronik parayı gerekli hale getirdiği tartışılıp, bu bağlamda elektronik para ve ödeme sistemlerine dair somut uygulamalar ve uluslararası hukuki düzenlemeler incelenecektir. Çalışmanın odaklanacağı bir diğer önemli nokta ise Türkiye uygulamalarının ve düzenlemelerinin global piyasalar ve uygulamalar ile ne kadar uyumlu ve yeterli olduğudur. Ayrıca mevcut finansal ve hukuki yapı incelendikten sonra elektronik para sistemlerinde ideal yapının nasıl olması gerektiği tartışılacak olup, Dünya'daki ve Türkiye'deki uygulamalar ve kullanıcıların tercihleri doğrultusunda elektronik paranın geleceğine doğru geniş bir projeksiyon tutulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelime: Elektronik Para, Ödeme Sistemleri, Hukuk, Finans, Uluslararası Örnekler

Elektronik paraFinansal erişimFinansal faaliyetler+7
Cihan Polat
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Forex piyasalarında emtia alım satım kararlarında teknik analiz kullanımı

Teknik Analiz bir finansal ürünün geçmişteki fiyat hareketlerinden ve grafiklerinden yola çıkarak devam eden oluşumun yönünü, süresini ve ileride meydana gelecek fiyat hareketlerini belirlemeye çalışma yöntemidir. Teknik analizde göstergeler ve grafikler kullanılırken analistler ve alım satım yapanlar klasikleşmiş buldukları değerleri kullanmaktansa göstergelerin formüllerinin derinlerine inerek bir farklılık yaratıp yüksek getiri elde ederek diğerlerinden ayrışmayı ummaktadırlar. Bu girişim kimi zaman olumlu sonuçlar verse de çoğunlukla formüller arasında kaybolma ve geç sinyal veren göstergeler yaratmakla sonuçlanmaktadır. Bu kapsamda bu tez çalışmasının amacı, teknik analiz yöntemlerinin ayrıntılı olarak açıklanması ve tek bir göstergenin standart değerleri ile bir emtiaya uygulanmasıdır. Bu bağlamda çalışmanın uygulama kısmında Türkiye ve Dünya'da teknik analiz üzerine yapılan sınırlı sayıda çalışmanın aksine canlı veriler tercih edilmiştir. Forex piyasalarında Altın/Amerikan Doları verileri üzerine Parabolic SAR göstergesi uygulanmış ve banka mevduat faiz oranlarıyla karşılaştırılmıştır.

AltınAlım-satımDolar+7
Faruk Alkan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nakitsiz toplum ve Türkiye üzerine bir araştırma

Geleneksel ödeme yöntemlerinin yerini elektronik ödeme araçlarına bırakmaya başladığı 20. yüzyıldan itibaren, nakit para kullanımının asgari seviyeye indiği nakit-siz bir toplum düzeninin mümkün olup olmadığı akademik ve toplumsal düzeyde tartışılan bir konu olmaktadır. Gelişen finansal teknolojiler sayesinde 21. yüzyılda bu tür bir ekonomiye geçiş için gerekli imkanlarıın oluştuğu düşünülmektedir. Dünya genelinde pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede nakit para kullanımının azal-tıldığı, hatta bazı ülkelerde resmi otoriteler tarafından nakit kullanımının tamamen ortadan kaldırılması için hedef tarihler belirlendiği görülmektedir. Bu çalışmada, nakitsiz toplum düzeninin ülkeler için yarattığı avantaj ve dezavantajlar tartışılmış ve Türkiye'nin nakitsiz toplum çerçevesinde konumu analiz edilmiştir. Nakitsiz topluma geçişin araçları olan elektronik ödeme yöntemlerinin yaygınlaşması konusunda Tür-kiye'nin güçlü ve zayıf yönleri açıklanmış ve Türkiye'de yaşayan çeşitli demografik özelliklere sahip kullanıcıların nakitsiz bir toplumu benimsemelerini etkileyen fak-törler araştırılmıştır. Bu kapsamda, anket yöntemi ile 396 katılımcıdan toplanan veri-ler teknoloji kabul ve kullanım birleştirilmiş modeli baz alınarak oluşturulan araştır-ma modeli ile incelenmiştir. Toplanan verilerin analizi sonucunda Türkiye'de yaşa-yanların nakit dışı ödeme araçlarını kullanma eğilimi üzerinde, algılanan kullanışlı-lık, algılanan güven ve algılanan maliyet değişkenlerinin etkili olduğu, özellikle algı-lanan kullanışlılığın, nakit dışı ödeme araçlarını kullanım niyeti üzerinde güçlü etkisi olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçlarından çıkarılan bir diğer sonuç ise, kişilerin eğitim ve gelir seviyeleri arttıkça, nakit dışı ödeme araçları kullanımının artması ol-muştur. Sonuç bölümünde araştırmanın bulguları değerlendirilerek Türkiye'de nakit kullanımının azaltılması ve elektronik ödeme araçlarının kullanımının yaygınlaştırılması adına öneriler sunulmuştur.

Demografik değişkenlerElektronik paraElektronik ödeme sistemleri+7
Didem Topçuoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Veri zarflama analizi ile mevduat bankalarının etkinlik ölçümü

Bu çalışmada, 2013 – 2017 yılları arasında Türkiye'de aktif olarak çalışan ve şube sayısı 1'den fazla olan 22 adet mevduat bankasının etkinlikleri Veri Zarflama Analizi (Data Envelopment Analysis – DEA) yöntemi ile analiz edilmiştir. Tez çalışması 3 bölümden oluşmakta olup ilk bölümde finansal sistem ve unsurları, bankacılığın tanımı ve hem dünyada hem de Türkiye'de bankacılığın tarihsel süreçleriyle Türkiye'de bankacılığın sektörel büyüklüklerine değinilmiştir. İkinci bölümde Etkinlik kavramı ve çeşitleri, Veri Zarflama Analizi yöntemi, tarihsel gelişimi ve modelleri anlatılmıştır. Son bölümde ise literatürdeki bankacılık üzerine VZA metoduyla yapılan etkinlik analizlerine, uygulamaya, uygulamaya yönelik bulgulara ve önerilere yer verilmiştir. Modellerin çözüm aşamasında ise VZA yazılımlarından biri olan EMS (Efficiency Measurement System) kullanılmıştır.

BankalarEtkinlikMevduat+6
Yasemin Karaman
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankaları ile mevduat bankalarının finansal performansı üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi: Türk bankacılık sektörü üzerine bir araştırma

Bankacılık sektörü günümüzde dünyadaki tüm finansal sistemlerin merkezine yerleşmiş olup bu sistemlerde en önemli role sahiptir. Türk bankacılık sektörü de dünyadaki gelişmeler doğrultusunda hızlı bir ilerleme kaydetmiş ve finansal sistemin lokomotifi haline gelmiştir. Kuşkusuz finansal sistem içerisinde böylesine önemli bir yere sahip olan bankaların kârlılığı da yalnızca ilgili bankaların değil tüm ekonominin sürdürülebilir gelişme gösterebilmesi açısından çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren mevduat ve katılım bankalarının finansal performansını etkileyen faktörlerin araştırılmasıdır. Bu kapsamda öncelikle bankacılık ile ilgili temel bilgiler ve banka türleri aktarılmış, daha sonra dünyada ve Türkiye'de bankacılık sektörünün tarihi ve son dönem gelişmeleri ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca geniş kapsamlı bir literatür taramasına da yer verilmiştir. Son bölümde ise çalışmaya konu olan mevduat ve katılım bankalarının finansal performansını etkileyen faktörler 2005-2017 dönemine ilişkin makroekonomik göstergeler, sektöre özgü bir değişken ve bankalara özgü değişkenler kullanılarak oluşturulan altı farklı modelde dengeli panel veri analizi ile incelenmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre NPL oranı ve bankacılık sektörünün gelişmişlik düzeyi mevduat ve katılım bankalarının finansal performansı üzerinde negatif yönlü etkiye sahiptir. Diğer bağımsız değişkenlerin finansal performansa etkisi ise incelenen banka türüne ve performans ölçütü olan bağımlı değişkene göre farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Kârlılık, Finansal Performans, Katılım Bankası, Mevduat Bankası, Panel Veri Analizi

Ekonomik performansFinansal performansKatılım bankacılığı+6
Ömer Sucu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finans sistemindeki likidite riski yönetiminde Merkezi Takas Kurumu'nun işlevi ve önemi: Takasbank örneği

Dünya genelinde artan küreselleşme eğilimi ile birlikte bankaların gerçekleştirmiş olduğu iş ve hizmetler çeşitlenmiştir. Ticari bankalar bu çeşitlenmeyi yeni ürünler ihraç ederek desteklemekte iken Takasbank, hizmet verdiği finansal piyasalarda sistemik riski azaltıcı ve yatırımcılara güven veren önlemler alarak sermaye piyasalarının küreselleşme eğilimlerine destek sağlamaktadır. Küresel piyasalardaki değişim ve çeşitlenmeden bankaların likidite yönetimleri de etkilenmiştir. Küreselleşen dünyada bankalar sadece kendi ülkelerindeki bankalar ile değil tüm dünya bankaları ile rekabet etme durumuna gelmiş ve karlılıklarını artırmak adına daha az getiri sağlayan likit varlıklar yerine, getirisi yüksek ancak likit olmayan varlıklara yönelmeye başlamışlardır. Getirisi ile birlikte riskleri de yüksek olan bu varlıklar, piyasaların krizler ile karşı karşıya gelmelerine sebep olmuştur. Bu noktada bankaların likidite yöneticilerinin daha az riskli ancak getirisi düşük likit varlıklar ile getirisi yüksek ancak risk oranı yüksek daha az likit varlıklar arasında karar vermeleri gerekmektedir. Bu çalışmamızda öncelikle bankacılıktaki aktif pasif yönetimi kısaca anlatıldıktan sonra ikinci bölümde, ticari bankalarda ve Takasbank'ta likidite yönetimi karşılaştırmalı biçimde izah edilmekte ve son bölümde ise likidite yönetiminde Takasbank'ın üstlendiği merkezi karşı taraf rolü açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler : Likidite Yönetimi, Aktif Pasif Yönetimi, Risk Yönetimi

Aktif pasif yönetimiFinans kurumlarıFinans sektörü+6
Ömer Selcen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kitlesel fonlama türü olarak ICO (Initial coin offering): Hukuksal alt yapı açısından bir değerlendirme

Kitlesel fonlama aslında Anadolu kültürünün çokta uzak olmadığı bir kavramdır. Anadolu topraklarında birlikten kuvvetin doğduğu, imece olarak bilinen yöntemin internet ile günümüze uyarlanmış halidir. Bir başka ifadeyle kitlesel fonlamayı en kısa ve öz tanımlamak istersek bir kişinin yapamadığını hep birlikte yapmaktır diyebiliriz. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na 28.11.2017 tarihinde yapılan değişiklik ile mevzuatımıza giriş yapan bu kavramı kanunumuzun "Kısaltmalar ve tanımlar" başlıklı 3. Maddesinin 1. Fıkra (z) bendinde şöyle tanımlanmaktadır; "Kitle fonlaması: Bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla Kurul tarafından belirlenen esaslar dâhilinde bu Kanunun yatırımcı tazminine ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplanmasını, ifade eder." Ülkemiz açısından getirilen bu düzenleme ile kitle fonlaması finansman yöntemine ilişkin olarak hukuki altyapının temelleri atılmıştır. ICO (Initial Coin Offering)'lar da yatırımcılara geleneksel para birimleri ya da diğer kripto para birimleri karşılığında yeni oluşturulmuş kripto para birimi sunan ve blockchain sistemi üzerine kurulu olan bir kitle fonlama yöntemidir. ICO'lar yatırım karşılığında akçe (coin) veya jeton (token) vermekte ve kurucusu tarafından geliştirildikten sonra vadettiği teknolojiyi kullanma hakkını vermektedir. ICO'lar ve dolayısıyla Coin'ler ile ilgili en temel mesele yasal konumunun hemen hemen hiçbir ülkede tam olarak belirlenmemiş olmasıdır. Coin'lerin yasal statüsü gri bir alan, yasal rejimin bunları ve ICO'yu nasıl uygulandığına ilişkin çok az netlik söz konusudur. Para ve döviz mevzuatı, ödeme sistemi mevzuatı, menkul kıymetler ve emtia mevzuatı ve kara para aklama karşıtı mevzuatların sanal para birimleri için uygulanmasında zorluklar bulunmaktadır. İsviçre Finansal Piyasalar Denetleme Kurumu'nun bir takım regülasyonları bazı düzenlemeler getirmeye çalışmıştır. Ülkemizde de konuyla ilgili 2019 yılında yayınlanan bir taslak tebliğ söz konusudur. Bu kapsamda çalışmamızda, bir kitlesel fonlama türü olarak ICO'ların hukuki statüsü, ülkemiz ve diğer devletler açısından belirlenmeye çalışılacaktır.

Blok zinciri sistemiHukuki işlemlerHukuki statü+7
Doğa Şanlıoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının finansal performansı üzerinde etkili olan değişkenlerin belirlenmesi: Gelişen ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama

Finansal sistemin en önemli kurumları olan bankaların tarihleri çok eskilere dayanmaktadır. Banka denilince mevduat toplayan ve ihtiyaç sahiplerine faiz karşılığı kredi kullandıran konvansiyonel bankalar ön plana çıkmaktadır. Son elli yılda dünyada faizsiz bankacılık denilen ve finansal faaliyetlerinde her türlü faize dayalı işlemi yasaklayan yeni bir bankacılık türü gelişmeye başlamıştır. Son yıllarda özellikle MENA bölgesi ve Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı Asya ülkelerinde hızla gelişmeye başlayan ve dünyada İslami banka olarak adlandırılan bu bankalar Türkiye'de katılım bankası olarak faaliyet göstermektedir. Literatürde konvansiyonel bankaların finansal performansı üzerine yapılan çok sayıda çalışma olmasına rağmen, katılım bankalarının finansal performansı üzerine yapılan çalışmalar görece kısıtlıdır. Katılım bankalarının finansal performansı üzerinde etkili olan faktörleri araştırmak amacıyla yapılan bu çalışmada öncelikle finansal sistem ve finansal kurum kavramları üzerinde durulmuş; dünyada İslami finansın gelişim süreci, İslami finansın dünyada güncel görünümü ve katılım bankacılığı ilkeleri ile işleyiş mekanizması açıklanmıştır. Çalışmada ayrıca, konuya ilişkin geniş bir literatür çalışması yapılmıştır. Çalışmada, dünyada ticari banka statüsünde faaliyet gösteren 14 ülkeden toplam 46 katılım bankasının 2008-2018 dönemini kapsayan veri seti üzerine panel veri analiz yöntemi uygulanmıştır. Performans ölçütleri olarak aktif karlılık oranı (ROA) ve özkaynak karlılık oranı (ROE) panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Ampirik çalışmalar sonucunda, bankaya özgü içsel değişkenlerden kar payı dışı giderlerin faaliyet gelirlerine oranı olarak tanımlanan etkinlik oranı (EFF) ve kredi kayıp karşılığının ortalama net kredilere oranı (LLP), hem ROA'yı hem de ROE'yi istatistiki olarak anlamlı ve negatif yönde etkilerken, kar payı dışı gelirlerin vergi öncesi gelir ve kar payı giderlerinin toplamına oranı olarak tanımlanan çeşitlilik oranı (DIV) ise, hem ROA'yı hem de ROE'yi istatistiki olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilemiştir. Kredilerin mevduata oranı (LD) ve özkaynakların toplam aktiflere oranı olarak tanımlanan sermaye yeterliliği (CAP) ROA'yı istatistiki olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilerken, ROE'yi istatistiki olarak anlamlı ve negatif yönde etkilemiştir. Aktif toplamının doğal logaritması olarak tanımlanan banka büyüklüğü (SIZE)'ın banka performansı üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Makroekonomik değişkenlerden enflasyon oranı (INF) hem ROA hem de ROE'yi istatistiki olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilerken, yıllık reel büyüme oranı (GDP)'nin banka performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür.

BankalarFinansal performansGelişmekte olan ülkeler+3
Onur Demirtaş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

BİST turizm endeksinde işlem gören şirketlerin finansal performansı ve yatırım yapılabilirliği üzerine bir uygulama

Turizm son yıllarda gerek dış ticaret açıklarına yaptığı önemli katkı gerek gelişen ekonomiler için ateşleyici olma özelliği ile hem Türkiye'de hem de Dünya'da çok önemli bir sektör haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı borsadaki turizm şirketlerinin performans ölçümlemesini yapmak ve Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksine kıyasla turizm sektörü getirisinin rasyonalitesini saptamaktır. Bu çalışma benzer çalışmalardan farklı olarak tek yıl üzerinden değil geriye dönük beş yıllık veri kullanması, borsa performans oranlarını kullanması ve hem TOPSIS hem de regresyon yöntemi ile çift yönlü değerlendirme yapması sebebiyle önemlidir. Bu çalışmada BIST Turizm Endeksi'nde işlem gören altı şirketin 2014-2018 arası beş yıllık finansal performansı ve piyasaya kıyasla getiri durumu incelenmiştir. Turizm şirketlerinin yıllık finansal tabloları ve hisse senedi getirileri dikkate alınmıştır. TOPSIS metodu ile karar matrisleri oluşturularak skorlar bulunmuş ve sıralamalar yapılmıştır. Ayrıca BIST 100 endeks getirileri ile BIST turizm endeksindeki şirketlerin getirileri regresyon uygulaması ile karşılaştırılarak söz konusu yıllar içerisinde turizm şirketlerinin getiri durumu ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışma TOPSIS'e göre turizm şirketlerinden MAALT ve AVTUR'un iyi performans sergilediğini ortaya koymuştur. Regresyon analizine göre ise sadece AVTUR şirketinin piyasa endeksinden daha kazançlı olduğunu, başka deyişle piyasaya üstün geldiğini söylemektedir. Genel tabloya bakıldığında ise Türkiye'de turizm şirketlerinin uzun vadeli performanslarının yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turizm Şirketleri, Finansal Performans Analizi, Hisse Senedi Getirileri, TOPSIS, Yatırım Kapasitesi

Borsa endeksiBorsa İstanbulFinansal performans+7
Burak Eğercioğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal derinleşme ve iktisadi büyümeye üzerindeki etkisi

Finansal sistemler ilk olarak ekonomilerin parasal işlemlerinin yürütüldüğü yapılar olarak ekonomide yer almışlardır. İlerleyen zamanlarda ekonomi içindeki rolleri, ekonomik büyüme adına itici bir güç olduğu kabul edilen bir yapı ile devam etmiştir. Finansal gelişmenin bir parçası olarak finansal derinleşme, finansal sistemde bulunan tüm unsurların hem sayısal olarak artışını hem de işlevsel olarak gelişmesini içermektedir. Bu çalışmada, finansal derinleşmenin ekonomik büyümeye olan etkisi araştırılmıştır. Dünya Bankası'nın yayınladığı finansal derinleşme göstergelerinden seçilen veriler kullanılarak satın alma gücü paritesine göre kişi başına GSYH büyüme oranına olan etkisi panel veri analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada 1995-2016 yıllarını kapsayan on Yeni Sanayileşen Ülkeye ait veriler kullanılmıştır. Ekonomik büyümenin göstergesi olarak satın alma gücü paritesine göre kişi başına GSYH, finansal kurumlar açısından finansal derinleşmenin göstergesi olarak M2 para arzının ve Banka Aktif Büyüklüğünün GSYH'ye oranları, finansal piyasalar açısından finansal derinleşme göstergesi olarak Şirketlerin Piyasa Değerinin ve Kamu ve Özel Sektör Tarafından İhraç Edilen Borçlanma Araçlarının Değerinin GSYH'ye oranları kullanılmıştır. Çalışmada finansal derinleşme göstergelerindeki artışın ekonomik büyümeye olan etkisinin pozitif ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik büyümeFinansal derinlikGayri safi yurtiçi hasıla+1
Duygu Yücel
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Limited şirket kredi derecelendirmesinde hisse devir kayıtlarının kullanılması

Ocak 2018 - Mart 2019 tarihleri arasında, limited şirketlerce yapılan 790 konkordato talebi, tüm limited şirketlere ait son 5 senelik hisse devir kayıtlarıyla birlikte değerlendirilerek; Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinden günlük yayımı yapılan limited şirket hisse devir kayıtlarının; özelde konkordato talepleri, genelde temerrüt öngörüsü için elverişli olup olmadığı, karşılaştırmalı olasılık tabloları ve yapay sinir ağı örüntü tanıma uygulamalarıyla sorgulanmış; farklı tarihlerde hisse devri yapmış limited şirketlerin konkordato talep etme ihtimallerinin, birbirlerinden ve hisse devri yapmamış diğer limited şirketlerden, ne ölçüde farklılaştığı araştırılmıştır. Her iki uygulamanın birbirini teyit eden sonuçlarına göre; son 5 yıllık dönemde hisse devri yapmış limited şirketlerde konkordato (temerrüt) olasılığı, sözkonusu hisse devrini izleyen en yakın dönemde en çok olmak üzere, hisse devrini izleyen ilk iki yıla ait üçer aylık dönemler boyunca, son üç yıla ait üçer aylık dönemlere göre daha yüksek düzeylerdedir. Hareketli hisse devir listeleri ve hareketli temerrüt gün sayaçları kullanılan bu çalışmanın; mal kaçırma, hisse devir, tapu devir, adres değişikliği gibi, temerrüt olasılığı açısından potansiyeli yüksek veri kaynaklarının nasıl sayısallaştırılacağına ve finansal tabloları esas alan kredi derecelendirme modelleriyle birlikte veya onlardan bağımsız olarak nasıl kullanılacağına dair yöntemler içerdiği ve ilgili verilerin temin edilmesine bağlı olarak, diğer temerrüt, mal kaçırma ve şirket türlerine de uygulanabilir olduğu düşünülmektedir.

DevirHisse senedi devriKonkordato+3
Mahir Nacar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rezerv opsiyon mekanizması

Finansal piyasalar küreselleşip birbirlerine entegre olmaya başladıkça, sıcak para daha dinamik bir yapıya dönüşmüş ve kâr elde etme amacıyla girdikleri ekonomik sistemleri daha kırılgan hale getirmişlerdir. Bu durum, Merkez Bankaları açısından para politikası araçlarının seçiminin ve kullanımının önemli hale gelmesine neden olmuştur. 2008 küresel krizinden sonra tek başına fiyat istikrarına odaklanılmış bir para politikasının finansal sistemde biriken riskleri ortadan kaldıramadığı düşüncesi yaygınlık kazanmıştır. 2008 küresel krizi merkez bankacılığının paradigmasının değişmesine yol açmış ve para politikası araçlarında radikal değişiklikler yapmak zorunda kaldılar. Finansal istikrar hedefi çerçevesinde TCMB bir dizi önlem almıştır. Geçmişte finansal piyasalara geleneksel para politikası araçlarıyla müdahale edilirken son dönemde bu uygulamalar çeşitlenmiş finansal piyasalarda yaşanan volatiliteye karşılık olarak farklı bir para politikası bileşenini uygulamaya koymuştur. Küresel krizden çıkış sürecinde zorunlu karşılık oranlarını daha etkin kullanmaya başlayan Merkez Bankası, dolaylı sermaye akımlarının finansal istikrarı olumsuz etkilemesinin önüne geçebilmek adına Rezerv Opsiyon Mekanizması uygulamaya koymuştur. Bu yeni para politikası aracının, TCMB'nin brüt döviz rezervlerini güçlendirmesi ve bankaların likidite yönetimlerine esneklik tanıması beklenmektedir. Bu çalışmada Merkez Bankalarının fonksiyonları tarihsel perspektiften incelendikten sonra, para politikası uygulamaları ve sonuçları ortaya koyulacaktır. Araştırmanın amacı Rezerv Opsiyon Mekanizmasının finansal istikrar üzerindeki olumlu katkılarını ölçmektir.

EkonomiEkonomi politikalarıMerkez Bankası+4
Sina Derin Tuncay
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım yönetiminde maliyet hedeflemesi ve telekomünikasyon sektörü üzerinde bir uygulama

İnsanoğlunun olduğu her yerde ve her zaman diliminde ihtiyaç kavramı varlığını sürdürecektir. İşletmeler tarafından insanoğlunun ihtiyaç duyduğu birçok ürün ve hizmet üretilmekte ve üretilen bu ürün ve hizmetler insanoğlu tarafından tüketilmektedir. Bu döngü iktisadi faaliyet olarak tanımlanmaktadır. İktisat bilimi tanımı, kıt olan kaynaklar ile bireylerin ihtiyaçlarının karşılanması olarak kabul edilmiştir. İşte kısıtlı olan kaynakları bireylerin ihtiyaçlarına sunan oluşumlar da işletmelerdir. İşletmeler, yaptıkları yatırımlar sonucunda ortaya çıkan üretim kabiliyetlerini bu ihtiyaçların karşılanması için kullanırlar. İşletmeler yatırım yaparken, yatırım kararlarını olumlu veya olumsuz etkileyen birçok faktörü dikkate alırlar. Bu faktörler; makro, sektörel ve işletmeye özgü faktörler olarak üç ana başlığa ayrılmaktadır. İşletmeler yatırımı oluşturan maliyet kalemlerini minimize etmeyi, karı maksimize etmeyi amaçlarlar. Bu işletmelerin varlığını da devam ettirebilmesi için önemli bir unsurdur. İşletmeler yatırım seçenekleri arasında tercih yapabilmek için bazı sayısal göstergelere ihtiyaç duyarlar. Bu sayısal göstergeler yatırımı değerlendirme yöntemleri ile ortaya çıkmakta ve sonuçları işletmelerin yatırım seçimlerini etkilemektedir. İşletmeler için yatırım yönetimi de en az yatırım seçimi kadar önemlidir. Çünkü işletmelerin yatırım seçimlerinden sonra yatırım yönetimi sürecinde uyguladıkları yöntemler de hem o yatırımın başarısını hem de şirketin finansal durumunu doğrudan etkilemektedir. Uygulanan yöntemlerin başında da hedef maliyetlendirme yöntemi gelmektedir. Günümüzde teknolojinin de ilerlemesiyle faaliyet konusu teknoloji olan işletmeler için piyasadaki rekabet ve müşteri beklentileri artmaktadır. Bu sebeple yatırım yönetiminin her sektörde olduğu gibi telekomünikasyon sektöründe de öneminin büyük olduğu bilinmektedir. Dijitalleşme ile birlikte son yıllarda telekomünikasyon sektöründe yapılan yatırımlar hiç de azımsanmayacak seviyededir. Bu çalışmada telekomünikasyon sektöründe maliyet yönetimi ve maliyet hedeflemesi yöntemi detaylı olarak incelenmektedir. Sonuçlar şunu göstermektedir ki; her sektörde olduğu gibi iv telekomünikasyon sektöründe de verimli yatırım yönetimi ve hedef maliyetleme yöntemi, işletmelerin piyasada oluşan satış fiyatlarına göre maliyetlerini kontrol altında tutmasını ve ellerinde bulunan yatırım fonlarını verimli alanlara kullanmalarını sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yatırım Kararları, Yatırım Yönetimi, Maliyet, Hedef Maliyetleme

Hedef maliyetlemeMaliyetMaliyet hesabı+3
Canberk Güveş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal kriz ve finansal entegrasyon arasındaki ilişkinin ampirik analizi: Avrupa Birliği üzerine inceleme

Giderek küreselleşen finansal piyasalarla birlikte krizler sadece bir ya da birkaç ülkeyi değil tüm ülkeleri farklı derecelerde etkilemektedir. Krizlerin finansal entegrasyona etkilerinin ampirik olarak değerlendirilmesi önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, finansal entegrasyon düzeyi ile kriz arasındaki ilişkiyi beta ve sigma yakınsaklık modelleri yardımıyla incelemektedir. Bu amaca yönelik olarak, öncelikle ülkeler arasındaki entegrasyon farklılık düzeyleri Feldstein ve Horioka modeline dayalı " uluslararası risk paylaşımı" hipotezi yardımıyla tahmin edilmiştir. Feldstein ve Horioka analiz sonuçlarına göre birliğe önce giren ülkelerin entegrasyon düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Beta ve sigma yakınsaklık modelleri, entegrasyon düzeyini ölçmeye yönelik olarak kullanılmıştır. Bu modellerin tahmininde dengeli ve dengesiz panel veri analizleri kullanılmıştır. Finansal kriz-entegrasyon ilişkisi, kriz öncesi performanslarıyla kriz sonrası ülke performansları, beta ve sigma yakınsaklık modelleri yardımıyla karşılaştırılmak suretiyle ampirik olarak analiz edilmiştir. Ayrıca bahsi geçen ilişkide entegrasyonunu tamamlamış üye ülkelerle, yeni üye ülkelerin performanslarının nasıl etkilendiğini inceleyebilmek için, Ocak 1991- Aralık 2018 dönemi boyunca Avrupa Birliği'ne 2000 öncesi üye olan entegre ülkelerle 2000 sonrası entegrasyona yeni katılan ülkelerin verileri kategorize edilerek test edilmiştir. Kısa dönem faiz araçları kullanılarak tahmin edilen beta yakınsaklık sonuçlarına göre, yapılan çalışmada 2000 yılı öncesi entegrasyona katılan 12 ülkenin krizle baş etmede entegrasyonunu tamamlamayan ülkelere göre başarılı olduğu bulunmuştur. Diğer yandan entegrasyon-kriz ilişkisinin dengeli panel bulgularının, dengesiz panel analizi bulgularına göre daha tutarlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca uzun dönem beta yakınsaklık dengeli panel analizi sonuçları, entegrasyonun kriz döneminin yol açtığı olumsuz etkileri uzun dönemde absorbe etme yetisinin kısa dönem dengesiz panel verilerine göre istatistiki olarak anlamlı olduğunu göstermiştir. Sigma yakınsaklık analizlerinden elde edilen bulgular, beta yakınsaklık analizinden elde edilen sonuçları destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler : Entegrasyon, Finansal Entegrasyon, Beta – Sigma Yakınsaklığı, Kriz, Avrupa Birliği

Avrupa BirliğiBütünleşmeEkonomi politikaları+5
Ceren Erdurak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon, döviz kuru ve faizin bankacılık sektör kârı ve banka endeksine etkileri

Bu tezin amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların kârlarının ve Borsa İstanbul'a kote olan bankaların oluşturduğu borsa endeksinin, makro ekonomik göstergeler olan enflasyon, döviz kuru ve faizlerde meydana gelen değişiklik ve gelişmelerden nasıl etkilendiğini araştırmaktır. Araştırmayla ilgili olarak 2004 yılından 2017/2 yılı dönemine kadar gerçekleşen 14 yıllık verilerden yararlanarak yapılan bu modellemede; - Banka finansal verileri 3 'er aylık alındığından, diğer tüm finansal verilerde 3 'er aylık alınmıştır. - 2003-2015 arasında gerçekleşen USD kurları TCMB sayfasından 3 aylık bilançolardaki USD kur değerleri olarak alınmıştır. - Faiz oranları TCMB gösterge faiz oranı, mevduat ve kredi faiz oranı 3 er aylık aritmetik ortalama değer olarak, - Enflasyon verileri 3 er aylık ortalama olarak TÜİ verilerinden alınmıştır. Yapılan Artırılmış Dıckey-Fuller Test İstatistiği yöntemi sonucunda; enflasyon, döviz ve faizin banka karları ve sektörün kârlılığını oluşturan Bankacılık endeksine etkilerinin kısa dönemde farklı, uzun dönemde farklı olduğu ve bağımsız değişkenlere göre de farklılık gösterdiği görülmüştür. Tek homojen görüntünün TCMB faizi hariç, diğer bağımsız kalemlerin banka endeksini olumlu ve pozitif yönde etkilediği, banka kârlılığının ise TCMB faizinin kullanıldığı durum hariç diğer durumlarda(kredi ve mevduat faizinin kullanıldığı durum) kısa dönemde değişkenlerden olumlu etkilendiğini göstermiştir. Uzun dönemde ise banka kârlılığının bağımsız değişkenlerden homojen olmayan bir etkilenme gösterdiğini ve bu faktörlerin kârın oluşmasında etkilerinin olmasına karşın; bunun elde edilen sonuçlara göre çok değişiklik göstermesi; kârı etkileyen faktörlerin bu bağımsız değişkenler yanında özkaynak yeterliliği ve nitelikli,analitik düşünebilen bir yönetim ve insan kaynağına bağlı olduğunu göstermektedir.

Bankacılık sektörüBankalarBorsa İstanbul+4
Güner Taştekin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00