İstanbul University
Discipline

Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Hastalıkları Anabilim Dalı

İstanbul University

16

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

16 Theses
Master'sOpen AccessTR

Besin takviyesi kullanımının gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) büyüme performansı ve yaşama oranına etkisinin araştırılması

Bu çalışma, balık yemlerine besin takviyesi olarak ilave edilen ticari bir ürünün (Viusid Aqua) gökkuşağı alabalık (Oncorhynchus mykiss) yavrularının büyüme performansı ve yaşama oranı üzerindeki etkilerini incelemek üzere 60 gün süreyle bir kontrol ve üç deneme grubu kullanılarak yürütülmüştür. Besin takviyesi ilk 20 günlük periyotta ticari alabalık yemine katılarak yapılmıştır. Daha sonraki periyotlarda besin takviyesi yapılmamış normal yem kullanılmıştır. Çalışmanın başlangıcında ortalama 2,80±0,01 g olan yavru alabalıklar kullanılmıştır. Deneme gruplarında kullanılan yemlerdeki besin takviyesi oranı %0 (Kontrol), %4 (VA1), %8 (VA2) ve %12 (VA3) şeklinde oluşturulmuştur. Araştırmada su kalitesine ait parametreler; ortalama su sıcaklığı 13,72±0,04 ℃, ortalama çözünmüş oksijen 8,35±0,12 mg/L ve ortalama pH 7,29±0,04 değerleri şekildedir. Deneme gruplarına ait balıkların ortalama canlı ağırlık artışı 16,82±0,15 g'la VA1 grubunda en iyi olarak bulunmuştur (p<0,05). Diğer büyüme performansları spesifik büyüme oranı (SBO), yemden yararlanma oranı (YYO) ve kondisyon faktörü (KF) değerleri açısından yine VA1 grubunun daha iyi olduğu fakat gruplar arasında istatiksel fark oluşmadığı tespit edilmiştir. (p>0,05). %4 katkı maddesi içeren yemle beslenen VA1 grubunda ortalama yemden yararlanma oranı 0,88±0,18, spesifik büyüme oranı 3,47±0,24 g/gün ve kondisyon faktörü 1,28±0,05 olarak bulunmuştur. Gruplar arasında yaşama oranları bakımından istatiksel olarak fark oluşmamıştır (p>0,05). Fakat gruplarda gözlenen en iyi yaşama oranı ortalama (%99,67±0,58 değer ile) VA1 grubunda bulunmuştur.

AlabalıklarBalık yumurtasıBüyüme performansı+2
Samir Khalilli
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Akuaponik sistemde gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) yüzme aktivitesinin su kalitesi, balık ve bitki büyüme performansına etkisi

Bu tez çalışmasında, ayrışık akuaponik sistemde gökkuşağı alabalığına (Oncorhynchus mykiss) uygulanan yüzme aktivitesi ve yem kısıtlaması uygulamalarının akuaponik sistemin su kalitesine, balıkların büyüme performansına (canlı ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı, yem dönüşüm oranı vs.), balık etindeki yağ asitleri ve amino asit kompozisyonlarına, balıklardaki bazı enzimatik ve enzimatik olmayan antioksidanlara ve marul (Lactuca sativa L. var. elmaria) bitkisinin büyüme performansına etkileri incelenmiştir. Her sistemde 108 adet ortalama 26,54±0,36 g ağırlığına sahip jüvenil gökkuşağı alabalığı ve 60 adet 10 günlük marul fidesi konulmuş ve çalışma 42 gün sürmüştür. Çalışma dört farklı grup ile gerçekleştirilmiştir. Bu gruplar; sabit suda (0 BB/s akıntıda) tutulan ve doyana kadaf beslenen grup (SN grubu), sabit suda (0 BB/s akıntıda) tutulan ve %25 yem kısıtlaması yapılan grup (SK grubu), yaklaşık saniyede bir balık total boyu (1 BB/s) hızındaki akıntıda tutulan ve doyana kadar beslenen grup (YN grubu), yaklaşık saniyede bir balık total boyu (1 BB/s) hızındaki akıntıda tutulan ve %25 yem kısıtlaması yapılan grup (YK grubu) şeklindedir. Sonuç olarak, balık tankında 1 balık boyu/saniye akıntı uygulanmasının yeterli besin takviyesi sağlandığı takdirde yem alımını arttırdığı, balıkların boyunu arttırdığı, büyümeye olumlu katkı yaptığı, hepatosomatik indeksi arttırdığı, suya daha fazla besin tuzu kazandırdığı için bitki verimine olumlu etki yaptığı, besin kısıtlaması uygulandığında ise balığın büyümesini ve sistemin verimini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir (p<0,05).

Akuaponik sistemlerGökkuşağı alabalığıMarul+2
Gökhan Tunçelli
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Yem katkı maddesi olarak emülgatör kullanımının zebra balığı'nın (Danio rerio Hamilton, 1822) büyüme ve üreme performansı üzerine etkisi

This thesis study substantate out to evaluate the influence of feed prepared by using fish oil, sunflower or linseed oil together with emulsifier (E-476) on the growth performance, nutritional benefit and spawning executive of zebrafish and to determine the fatty acids profile. Six diet groups were formed in the 146-day experiment, and 30 zebrafish were used in each group, and the experiment was designed as three replications. Fish, sunflower (S) and linseed (L) oil and PGPR (0.06%) were used to form the control and five experimental diet groups. Control, S6%L0% and S0%L6% feed groups do not contain PGPR, while the remaining Control+PGPR, S6%L0%+PGPR and S0%L6%+PGPR groups contain PGPR. The fish were fed diets that contained PGPR had higher values (p˂0.05) in final live body weight, spesific growth rate, feed conversion ratio, protein efficiency ratio, digested lipids amount, whole body lipid percentage and fatty acid percentages. Sunflower oil diet fatty acid digestibility enhanced by the presence of PGPR over other diets. While sperm kinematik parameters (VAP, VCL and VSL) of male fish fed with PGPR-free sunflower oil-containing feed (S6%L0%) were higher values (p˂0.05) matched to other groups, the percentage of fertilized eggs and hatching percentages ( p˂0.05) getted. Sperm progressive motility parameters (VAP, VCL, and VSL) of S0%L6% and S0%L0+PGPR groups (p˂0.05) than other groups. Fertilized egg chorion diameter, yolk diameter, and larval length from fish fed PGPR-containing feed groups were significantly greater than the other groups (p˂0.05). In addition, embryos belonging to these groups completed the embryogenesis process in a shorter time compared to other groups.

AquacultureFeedingFeed additives+1
Mohmmed Abdalftah Hassan Ahmed
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı karbonhidrat kaynaklarının biyoflok sisteminde besin değeri performansına etkisinin araştırılması

Bu tez çalışmasında sürdürülebilir üretim sistemlerinden biri olan biyoyumak teknolojisinde dışarıdan eklenen azot ve karbon kaynağı ile biyoyumak üretimi ve oluşan biyoyumağın besin değerleri araştırılmıştır. Karbon kaynağı olarak kolay ulaşılabilen şeker, glikoz şurubu ve melas kullanılmıştır. Sistemde oluşan biyoyumak miktarı baz alındığında en çok şekerin karbon kaynağı olarak kullanıldığı sistemden biyoyumak elde edilirken en az melasın karbon kaynağı olarak kullanıldığı sistemden biyoyumak elde edilmiştir. Buna karşın besin değerleri incelendiğinde, şeker ve glikoz ile beslenen grupların benzer amino asit profiline sahip olduğu, melas ile beslenen grubun ise daha zengin bir aminoasit profiline sahip olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları doğrultusunda, biyoyumak teknolojisi ile balık üretimi yapıldığında, üretilen biyoyumak kütlelerinin ek bir besin olarak kullanılabileceği, farklı karbon kaynaklarının da aminoasit profilinde etkili olduğu ve beslenmede göz önünde bulundurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KarbonhidratlarSu ürünleriSürdürülebilirlik+1
Nurcihan Naz Özgür
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı performans artırıcıları ile beslenen juvenil gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) büyüme ve et kalitesinin incelenmesi

Bu araştırmada, yemlere ilave edilen Monokalsiyum Fosfat (MCP) ve fitaz enzimi olarak OPTIPHOS'un gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) büyüme performansına ve et kalitesine etkisi araştırılmıştır. Ayrıca, belirtilen yemlerin balıkların bağırsak histolojisi üzerindeki etkisi de incelenmiştir. Yemleme deneyi, 02 Temmuz-28 Eylül 2019 tarihleri arasında 90 gün süresince 750 jüvenil gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, 32,57 ± 0,36 g ve 13,67 ± 0,66 cm) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Beş izo-nitrojenik (yaklaşık %48 ham protein) ve izo-lipidik (yaklaşık %16 lipit) yem hazırlandı. Pozitif Kontrol (PC) yeminde 21g/kg yem oranında MCP kullanılmış, ancak enzim kullanılmamıştır. Negatif Kontrol (NC) yeminde ise hem MCP hem de enzim kullanılmamıştır. Diğer deney yemlerinde ise sırasıyla 0,15g/kg yem (NC750 OPTI), 0,30g/kg yem (NC1500 OPTI) ve 0,60g/kg yem (NC3000 OPTI) oranlarında fitaz enzimi olarak OPTIPHOS® kullanılmıştır. Farklı düzeylerde MCP ve OPTIPHOS içeren yemlerle beslenen balıkların yem tüketiminde ve büyüme performasında önemli gelişmeler kaydedilmiştir (P<0,05). Ayrıca bu yemlerle beslenen balıklarda yem dönüşüm oranında, visero-somatik indeks (VSİ) ve hepato-somatik indeks (HSİ) değerlerinde anlamlı olarak düşüş olmuştur (P<0,05). Ekonomik olarak, yapılan hesaplamalarında formüle edilen yemlerin kg fiyatı 7.168-7.242 TL değerleri arasında değişmiştir, Bu nedenle ekonomik dönüşüm oranı (EDO) MCP ve OPTIPHOS ilaveli yemlerde önemli ölçüde azalmıştır (P<0,05). MCP ve OPTIPHOS ilaveli grupların ekonomik kâr indeksi (EKİ) de önemli ölçüde iyileşmiştir (P<0,05). OPTIPHOS ilave edilen yemlerle beslenen balıkların tüm vücut kuru madde oranı önemli düzeyde artmıştır. MCP ve OPTIPHOS ile beslenen balıklarda tüm vücut ham protein, lipit, ham kül, karaciğer yağı, kemik külü ve kemik fosforu oranları önemli düzeyde iyileşme göstermiştir (P<0,05). MCP ve OPTIPHOS ilave edilen yemlerle beslenen balıkların bağırsak mukozasının genel morfolojisinde herhangi bir histopatolojik değişim görülmemiştir. Bununla birlikte morfometrik özelliklerde önemli düzeyde gelişmeler kaydedildi (P<0,05). Yemlerdeki MCP ve OPTIPHOS düzeyleri vilüs uzunluğunu önemli ölçüde iyileştirmiş, kript derinliğini azaltmış, vilüs uzunluğunun kripte oranını iyileştirmiş ve vilüs yüzey alanını arttırmıştır (P<0,05). Sonuç olarak, yemlerin fosfor içeriğini iyileştirmek için MCP ilaveleri ve fitat ve fitik asidin parçalanması yoluyla fosfor içeriğini iyileştirmek için OPTIPHOS'un kullanımının gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinde karlılığı pozitif yönde etkileyen bir potansiyele sahip olduğu görülmüştür. Deney yemlerinin balıklar üzerindeki etkilerinin tamamı bir arada değerlendirildiğinde NC750 OPTI diyetinin juvenil gökkuşağı alabalıkları için en iyi etkiye sahip olduğunu ifade etmek mümkündür.

Vıctor Edwın Kaıza
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gökçeada'da halatlarda kara midye (Mytilus galloprovincialis, Lamarck, 1819) yetiştiriciliği üzerine bir araştırma

Bu tez çalışmasında kara midye yetiştiriciliği Gökçeada-Kaleköy'de halat ve balık ağlarından yapılma kolektörlerle ağ fileler olmak üzere üç farklı yetiştiricilik yöntemi kullanılarak aylık olarak gerçekleştirilen örneklemelerle değerlendirilmiştir. Halat ve balık ağlarından yapılma kolektörlerde Haziran 2017-Kasım 2018 tarihleri arasında kara midye spatlarının tutunma zamanı ve sayısı, büyüme miktarları, kondisyon indeksi, et verimi ve predatör türlerin tespiti; ağ fileler de ise Kasım 2017-Ekim 2018 tarihleri arasında doğadan toplanan kara midyeye ait boyca büyüme oranları, boy-ağırlık ilişkisi, predatör türlerin tespiti, hayatta kalma oranları değerlendirilmiştir. Çalışma bölgesinden aylık olarak alınan su örneklerinden klorofil-a, su sıcaklığı, tuzluluk, pH, partikül madde miktarı tespit edilmiştir. Çalışma süresince alınan su örneklerinde; klorofil-a 0.32±0.31 µgL-1, su sıcaklığı 19.9±4.93 °C, tuzluluk ‰35±2.07, pH 8.12±0.04, TPM 14.95±10.48 mgL-1 olarak kaydedilmiştir. Halat kolektörlerde spatların yoğun olarak gözlemlenmeye başladığı Mart ayında 100 birey üzerinden gerçekleştirilen ilk ölçümde boy ortalaması 3.23±1.17 mm olurken Ekim (2018) ayında bu değer 31.79±6.20 mm olarak tespit edilmiştir. Ağ kolektörlerde ise Kasım (2017) ayında doğadan toplanan 120 adet birey 19.58±0.29 mm boy ve 0.98±0.07 gram ağırlığa sahipken, Ekim (2018) ayında 43.77±1.02 mm boy ve 9.84±0.73 gram ağırlığa ulaştıkları tespit edilmiştir. Çevresel parametreler ile halat kolektörler ve ağ filelerde yetiştirilen kara midyelerin boyca büyüme miktarları değerlendirildiğinde midyelerde büyümeye etki eden en önemli çevresel parametrenin sıcaklık olduğu istatistiksel açıdan belirlenmiştir (p<0.05). Halat kolektörlerdeki kara midyelere ait et verimi ve kondisyon indeksi sonuçları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Halat kolektörlerdeki kara midyelerdeki et veriminde ortalamalar arasında anlamlı bir fark (p<0.05) tespit edilirken kondisyon indeksi değerlerinde ortalamalar arasında fark tespit edilememiştir (p>0.05). Halat kolektörlerdeki kara midyelerin boyca büyüme oranları değerlendirildiğinde aylar arasındaki büyüme oranlarında spatların bol miktarda tespit edildiği Nisan-Mayıs ayları dışında kalan aylarda anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Halat kolektör ve ağ filelerde Mart 2018-Ekim 2018 tarihleri arasında büyümeyi etkileyen en önemli çevresel parametrenin sıcaklık olduğu tespit edilmiştir (p<0.01). Ağ filelerdeki kara midyelerin hayatta kalma oranları değerlendirildiğinde anlamlı bir ilişki bulunmuş (p<0.05), çevresel parametrelerle olan istatistik analizinde ise toplam partikül madde miktarıyla p<0.05'e göre pozitif yönde güçlü bir ilişki elde edilmiştir. Sonuç olarak Gökçeada-Kaleköy'de gerçekleştirilen bu çalışmada bölgede çevresel parametrelerin uygunluğu ile kara midye yetiştiriciliğinin ticari olarak gerçekleştirilebileceği tespit edilmiştir. Yetiştiricilik faaliyetlerinde kara midye spatlarının tutunma zamanı Mart ayı olurken takip eden Nisan ve Mayıs aylarında halat kolektörlere yoğun miktarlarda spat tutunması gözlemlenmiştir. Halat kolektörlerde yapılacak yetiştiricilik çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususların yaz aylarındaki yüksek sıcaklık değerleri ve predatör türlerin gelişimi olduğu, ağ filelerde doğru zamanın bu tez çalışmasında da belirlenen Kasım ayı olduğu fakat kara midyelerin 10. ayın sonunda ölümler gerçekleşmeden hasat edilmesi gerektiği ve balık ağından yapılan kolektörlerin ise kara midye spatlarının istediği bir substrat alanı olmadığı dolayısıyla gelişim gözlemlenmediği tespit edilmiştir.

İlker Keskin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Un kurdu (Tenebrio molitor) ile beslenen karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax) anaçlarında gamet kalitesi üzerine bir araştırma

Bu tez çalışmasında Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax) anaçlarının üreme döneminden önce ticari yeme ilaveten 50 gün boyunca Un kurdu larvası (Tenebrio molitor) verilmesinin gamet kalitesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Benzer ağırlıkta ve boyda seçilen dişi ve erkek balıklar, her bir tankta 5 adet olmak üzere toplam altı tanka yerleştirilmişlerdir. Kontrol grubu olarak belirlenen grup sadece ticari yem ile beslenmişken, dişi ve erkek bireylerden oluşturulan deneme gruplarından birine hafta iki gün un kurdu larvası, diğerine ise hafta üç gün un kurdu larvası ek protein kaynağı olarak verilmiştir. Anaç balıklar 8 mm çapındaki ticari yem ile vücut ağılıklarının % 0,5-1 oranları ile günde iki kez; un kurdu ise ticari yem miktarının %20-25'ne tekabül edecek miktarda ticari yeme ilave olarak verilmiştir. Deneme gruplarında büyüme parametrelerine ilaveten, dişi balıklarda yumurta sayısı (adet/birey) ve elde edilen yumurtalarda yumurta çapı (mm) incelenmiştir. Erkek bireylerde ise sperme ait sperm hacmi (ml); spermatozoa yoğunluğu (x109hücre/ml) spermatozoa toplam motilitesi (%), spermatozoa progresif motilite (%) ve bu motilite değerlerine ait ortalama eğrisel hız (VCL, µm/s) belirlenmiştir. Çalışma sonunda dişi balıklarda canlı ağırlık artışı kontrol grubunda 128,2 g haftada iki gün kurt ilavesi yapılan grupta 72,6 g ve haftada üç gün kurt ilavesi yapılan grupta 37,6 g olarak hesaplanmıştır. Erkek balıklarda ise en yüksek canlı ağırlık artışı kontrol grubunda 46,2 g olarak bulunmuştur. Fekondite değerleri kontrol grubunda 4362±1638 adet/birey, iki gün kurt verilen grupta 3436±1016 adet/birey ve haftada üç gün kurt verilen grupta 3797±1130 adet/birey olarak bulunmuştur. Yumurta çapları ise sırası ile kontrol grubunda 4,3±1,8 mm; haftada iki gün kurt verilen grupta 4,5±1,4 mm ve hafta üç gün kurt verilen grupta ise 4,5±1,8 mm tespit edilmiştir. Denemede erkek balıklardan alınan spermada sırası ile kontrol grubu, haftada iki gün kurt verilen grup ve haftada üç gün kurt verilen grup için sperma miktarları; için 5,8±1,6 ml, 10±2,9 ml, 12±3 ml ve spermatozoa yoğunluğu; 3,96±0,2x109 hücre/ml, 4,04±0,1x109 hücre/ml, 3,92±0,1x109 hücre/ml; Sperm hücrelerine ait toplam motilite değeri %72,1±26 , %82,47±8, %85,7±8,2; progresif motilite değerleri ise %28,74±15; 30,5±18,4 ve 23,7±9,8; sperm hücrelerinin motilitesine ait kinematik parametrelerden toplam VCL 97,9±36 µm/sn, 122,7±26 µm/sn , 93,9±11,7 µm/sn; progresif motiliteye ait VCL değerleri ise 143±28 µm/sn, 140±34,3 µm/sn , 115,7±17,6 µm/sn olarak bulunmuştur. Sonuç olarak dişi bireylerde ticari yeme ilave olarak un kurdunun verilmesinin yumurta miktarları üzerinde bir etki yaratmadığı (p˃0,05) ancak yumurta çaplarının kontrol grubunda daha küçük olduğu ve kurt verilen gruplar ile farklı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Spermatolojik özelliklerde ise incelenen tüm parametreler içerisinde sadece sperm miktarının, gruplar arasında farklılık gösterdiği (p<0,05); diğer tüm parametrelerinin istatistiksel olarak birbirlerine benzerlik gösterdiği bulunmuştur (p˃0,05). Sperm miktarının un kurdu miktarının arttırılması ile artış gösterdiği tespit edilmiştir.

İrem Gelinçek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax, Pallas 1811) larvalarının beslenmesinde annelid ve nematod kullanımının büyüme performansı ve yaşama oranı üzerine etkisi

Bu tez çalışmasında; 0,109±0,01 g ağırlıkta, besin kesesini yeni tüketmiş 1800 adet Salmo trutta labrax larvasının dış beslenmeye ilk geçiş aşamasında canlı yem çeşitleri ve ticari yem ile beslenmesinin yaşama oranlarına etkisi ile büyüme oranları ve iç organlar (karaciğer, bağırsak) üzerinde histolojik etkileri araştırılmıştır. Deney 30 gün sürdürülmüş, 3'er tekrarlı olarak düzenlenmiştir. Canlı yem materyali olarak Panagrellus redivivus ile Enchytraeus albidus, ticari yem materyali olarak 300-500µm ve 500-800µm boyutlarında alabalık ön besi yemi kullanılmıştır. Hayatta kalma oranı bakımından incelendiğinde en yüksek hayatta kalma oranının % 84 ile E. albidus besleme grubuna, en düşük hayatta kalma oranının ise % 63 ile P. redivivus besleme grubuna ait olduğu tespit edilmiştir. Ağırlık kazancı olarak bakıldığında ticari yem besleme grubu en yüksek, P. redivivus besleme grubu en düşük grup olarak belirlenmiştir. Spesifik büyüme oranları karşılaştırıldığında ticari yem besleme grubu en yüksek, P. redivivus besleme grubu en düşük performansı göstermiştir. Histolojik açıdan incelendiğinde ticari yem gruplarında genel yağ vakuolleri oluşumu gözlenmiştir. Beyaz kurt gruplarında yağ vakuolleri oluşumu görülmemiş, mikrokurt besleme gruplarında ise karaciğer dokularında daha yüksek oranda yağ vakuolleri oluşumu tespit edilmiştir.

Talya Akar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Levrek balıklarında (Dicentrarchus labrax L.) karma aşılara karşı oluşan antikor reaksiyonunun serolojik yöntemlerle tespiti

Bu çalışma ile yurdumuzdaki kültür levrek balıklarının vibriosis ve pasteurellosis gibi bakteriyel hastalıklara karşı direncinin arttırılması için geliştirilmiş olan ticari bivalent bir aşının, bir yıl süre ile koruyuculuğu araştırılmıştır. Vibrio (Listonella) anguillarum serotip O1 ve Photobacterium damselae subsp. piscicida'ya karşı bir kez enjeksiyon yöntemiyle aşılanan levrek balıklarında, immün sistemin önemli bir parametresi olan antikor seviyesi, çeşitli serolojik metotlar kullanılarak tespit edilmiştir. 2015-2016 yıllarını kapsayan bir yıllık proje örnekleme süresince Ege Bölgesi'nde bulunan özel bir levrek balığı çiftliğinde 5 defa saha örnekleme çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu örneklemelerde kafeslerde bulunan ağırlıkları 10-100 g arasında değişen 60 adet aşılanmış ve 20 adet aşılanmamış balıktan kan örnekleri alınmıştır. Kontrol ve bakteriyolojik inceleme amacıyla her örneklemede 2'şer adet balığın iç organlarından ekimler yapılmıştır. Daha sonrasında ise alınan kan örnekleri santrifüj edilmiş ve bu serumlar lam aglütinasyon, micro-well aglütinasyon ve Enzim Bağlayıcı İmmonosorbent Deney (ELISA) gibi serolojik yöntemlerde kullanılmıştır. Aşılanmış balıklarda aşılanmadan sonraki 4. ayı kapsayan dönemde V. anguillarum'a karşı antikor seviyesinin oldukça yüksek olmasına bağlı olarak aşının koruyucu etkisinin bu dönemde yüksek olduğu ancak bir yıllık sürenin sonunda bu etkinin bazı balıklarda yüksek bazı balıklarda ise düşük olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte aşılanmış balıkların bir yıllık sürede P. piscicida aşısına karşı düşük antikor seviyesi geliştirdiği ve aşının yüksek koruma sağlayamadığı gözlenmiştir. ELISA'nın lam ve mikro-well aglütinasyon yöntemlerine göre daha duyarlı olduğu görülmüştür. Bakteriyolojik incelemeler sonucunda aşı içinde bulunan patojen bakterilerin incelenen balıklardan izole edilmemiş olması, bu bivalent aşının güvenilirliğinin göstergesidir. Sonuç olarak; yüksek lisans tez çalışması olarak yürütülen bu projede elde edilen veriler doğrultusunda, ülkemizdeki kültür levrek balıklarında kullanılan ticari bivalent aşının V. anguillarum'a karşı koruyucu etkisinin, P. piscicida'ya göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte, incelediğimiz aşılanmış balıklarda pasteurellosise karşı düşük antikor seviyesi gözlenmiş olmasına rağmen bu balıklardan yapılan bakteriyolojik ekimler sonucunda bu patojene rastlanılmamıştır.

Ece Sönmez
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Baraj gölü kültür gökkuşağı alabalıklarında (O. mykiss, W.) patojen bakterilere probiyotiklerin antagonistik etkisi

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yetiştiriciliği yurdumuzda ve dünyada karadaki akarsular üzerine kurulan balık çiftliklerinin yanı sıra baraj göllerinde ve denizdeki kafes ünitelerinde yoğun olarak gerçekleştirilmekte olan önemli bir faaliyet koludur. Ancak yoğun üretim, stres ve yetersiz ortam koşulları nedeniyle bu balıklarda görülen bakteriyel hastalıklar zaman zaman ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Patojen bakterilerin direnç kazanması nedeniyle bu hastalıkların kontrolünde ve tedavisinde antibiyotikler yerine probiotik kullanımı gittikçe önem kazanmaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Samsun ili Derbent Baraj Gölü'nde ağ kafeslerde yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalıklarında görülen patojen bakterilerin biyokimyasal özelliklerinin konvansiyonel bakteriyolojik yöntemlerle tespitinin yanısıra izole edilen bakterilerin DNA izolasyonu ve PZR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) tekniğiyle moleküler düzeyde teşhisinin yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışma kapsamında; probiyotik olarak kullanılan Bacilus subtilis ve Lactobacillus rhamnosus patojen bakterilere karşı in-vitro koşullardaki antagonistik etkisi de araştırılmıştır. 2017 yılı nisan-ekim ayları arasında gerçekleştirilen 5 adet saha örnekleme çalışmasında çeşitli hastalık belirtileri gösteren 25 adet gökkuşağı alabalığı incelenmiş olup, bu balıkların karaciğer, böbrek ve dalak gibi iç organlarından TSA besiyerine bakteriyolojik ekimler yapılmıştır. İzole edilen bakteriler rutin biyokimyasal testler, hızlı tanı kitleri, 16S RNA dizileme ve türe özgü PZR yöntemleri ile identifiye edilmiştir. Çalışma boyunca hasta balıkların iç organlarından, 47 adet Lactococcus garvieae izolatı, 10 adet Citrobacter freundii izolatı, 8 adet Hafnia alvei izolatı, 2 adet Bacillus gibsonii izolatı, 1 adet Frigoribacterium faeni izolatı ve 1 adet Sphingomonas echinoides izolatı izole ve identifiye edilmiştir. Çalışmada patojenlere karşı antagonistik etkisi incelenen bakterilerden B. subtilis'in saha örneklerinden izole edilen L. garvieae, F. faeni, B. gibsonii ve S. echinoides üzerinde etkili olduğu gözlenirken, C. freundii ve H. alvei üzerinde ise etkili olmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın, diğer bir probiyotik bakteri olan L. rhamnosus suşunun ise hasta balıklardan izole edilen patojen bakterilerden hiçbirine karşı antagonistik etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak; bu çalışma ile ülkemizdeki gökkuşağı alabalıklarından izole edilen patojen bakterilerin tanısında moleküler yöntemlerin rutin biyokimyasal yöntemlere kıyasla daha duyarlı oldukları bir kez daha ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda, B. subtilis gibi probiyotik bakterilerin alabalıklardaki patojen bakterilere karşı etkisi ortaya konmuş olup, uygun probiyotik kullanımının hastalıkların önlenmesi ve mücadelede etkili olduğu bir kez daha gösterilmiştir. Bu tip uygulamaların artması ile yetiştiricilik sektöründeki bilinçsiz antibiyotik kullanımının azaltılmasına bağlı olarak da balık, insan ve çevre sağlığına olumlu katkıda bulunulacağını öngörmekteyiz.

Alabalıklar
Dilek Ökmen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Avrupa Birliği balıkçılık sektörünün karşılaştırması

Bu çalışmanın amacı; Avrupa Birliği (AB) aday ülkesi konumundaki Türkiye ve AB'deki mevcut durumu ele alarak bir karşılaştırma yapmak ve ileride atılması gereken adımlara yönelik çıkarımlarda bulunmaktır. Temel olarak TÜİK, EUROSTAT, FAO ve OECD verilerinin kullanıldığı derleme niteliğindeki çalışmada, su ürünleriyle ilgili mevcut küresel duruma ilişkin bilgi verilmesini takiben AB'de ve Türkiye'de su ürünleri üretimi, tüketimi, istihdam, yetiştiricilik, dış ticaret, destekleme ve güncel balıkçılık yönetimi politikaları ele alınmıştır. Çalışma neticesinde edinilen genel kanı; gerek küresel gerekse bölgesel anlamda balık stokları üzerinde yoğun bir baskı olduğu ve mevcut politikaların sürmesi halinde avcılık üretiminin düşme eğiliminde olacağı şeklindedir. Çalışma kapsamında, Türkiye ve AB'nin bu çalışma için referans alınan yıllardaki üretim verileri kullanılarak 2030 yılına yönelik bir tahmin yapıldığında avcılıktan elde edilen üretimin giderek azalacağı ve yetiştiriciliğin toplam üretime olan katkısının giderek artacağı öngörülmüştür. Türkiye, balık stokları üzerindeki av baskısının azaltılması ve üretimin farklı şekillerde sürdürülmesi amacıyla uzun yıllar boyunca desteklemeler yaparak gıda arzı, ihracat ve istihdama katkılar sunan su ürünleri yetiştiriciliğinin hızlı bir biçimde büyümesini sağlamıştır. AB'de ise tüketici talebinin karşılanması amacıyla bölgesel balıkçılık yönetimi organizasyonlarında etkin şekilde temsil ve ikili balıkçılık anlaşmalarıyla yeni av sahalarına erişim kazanılması gibi aktif uluslararası girişimlerin önem arz ettiği görülmektedir. Ancak, bu durum da talebi karşılama konusunda yetersiz kaldığı için AB, dünyanın en büyük su ürünleri ithalatçısı konumundadır. Türkiye'nin uluslararası su ürünleri ticaretindeki en önemli dış paydaşı (ihracatının %60'tan fazlasını gerçekleştirdiği) AB'dir. Su ürünleri yetiştiriciliğine yapılacak yatırımlarda AB tüketim alışkanlıkları dikkate alınarak yeni türlerin yetiştiriciliğine öncelik verilmesi ve ihracat yapacak işletmelerin AB standartlarına uygun altyapıya kavuşmalarının sağlanması Türkiye'nin hem üretim hem de ihracatı olumlu yönde etkileyecektir. Filo kapasitesindeki düşüşe paralel olarak gerek AB gerekse Türkiye'nin avcılık üretiminde düşüş olması ve tekne başına düşen üretim ortalamasının değişmeyen seviyelerde kalması olumlu bir bakış açısıyla balık stokları üzerindeki baskının azaldığına işaret edebilir. Ancak, aşırı avcılığın sürmesine bağlı bir azalış olması halinde böyle bir yaklaşım stokların durumunu geri dönüşü olmayan bir hale getirebileceği için stokların mevcut durumlarını süreklilik arz edecek bilimsel analizlerle tespit etmek ve yorumlamak şarttır. Hedef ülkeler özelinde bakıldığında bilimsel verinin bulunmayışı/yetersizliği, olduğu durumlarda ise politika belirleyiciler tarafından yeterince dikkate alınmayışı kaynaklar üzerindeki baskının sürmesine sebep olabilmektedir. AB için balıkçılık; denizcilik, enerji, ulaşım ve turizm gibi konuları da ilgilendiren stratejik bir alandır. Türkiye, gerek AB ile ilişkilerinde gerekse AB'nin paydaşı olduğu uluslararası platformlarda politik arka plan ve alt metinleri dikkatle ele almalıdır.

Aziz Baran Yılmaz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Balık patojenlerine karşı bakteriyofajların kullanımının araştırılması

Antibiyotik direncinin ortaya çıkması sonucu kültür balıkçılığında daha önce kolaylıkla tedavi edilen hastalıklar ile mücadele zorlaşmış hatta imkânsız hale gelmiştir. Bu nedenle bu tez çalışmasında; antimikrobiyal kemoterapiye alternatif olarak kullanılabilecek, balık patojenlerine karşı etkili ve doğal savaş için bakteriyofaj izolasyonu ve identifikasyonunun yanı sıra bakteriyofajların akuakültürde kullanımı araştırılmıştır. Bu çalışmada, farklı kaynaklardan alınan su örneklerinden çeşitli balık patojenlerine karşı faj izolasyonu ve faj zenginleştirme çalışmaları yürütülmüş ve Kurbağalıdere/İstanbul'dan alınan su örneklerinden Aeromonas hydrophila ve Yersina ruckeri'ye; Adana Irmağı/Mersin'den alınan su örneklerinden Yersina ruckeri'ye; fakültemiz kanalizasyon sisteminden alınan su örneğinden ise Escherichia coli O-157:H7 suşuna karşı faj izolasyonu gerçekleştirilmiştir. İzole edilen fajlar, Geçirmeli Elektron Mikroskobu (TEM) ile görüntülenmiştir. Üç farklı ticari kuluçkahaneden alınan su örneklerinden ise balık patojenlerine karşı faj izole edilememiştir.

Fatma Karaçoban
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitkisel yağ içeren yemlerle beslenen juvenil çipura balığının (Sparus aurata) yağ asidi metabolizmasının incelenmesi

Bu araştırmada, balık yağının (FO) tamamı (kamelina tohumu yağı, CSO ve çiya yağı, CO) ve bir kısmı (%60CSO ve %60CO) yerine kullanılan farklı bitkisel yağların juvenil çipuranın (Sparus aurata, 61,5±4,9 g) büyüme performansına ve yağ asidi metabolizmasına olan etkileri incelenmiştir. Farklı yağ kaynakları içeren beş izo-nitrojenik (%48 ham protein) ve izo-lipidik (%18 ham lipit) yem hazırlanmış ve balıklar bu diyetlerle 90 gün süresince beslenmişlerdir. Balıklardaki yağ asidi metabolizmasını ortaya koymak amacıyla 'Tüm Vücut Yağ Asidi Denge Yöntemi' ile birlikte yağ asidi metabolizmasında görev yapan bazı temel genlerin nasıl etkilendiğini belirlemek amacıyla gen ekspresyonu analizleri yapılmıştır. Araştırmada kullanılan diyetlerin balıkların sağlık ve refahı üzerindeki etkilerini değerlendirmek için sindirim sisteminin histolojik analizleri yapılmıştır. Deney diyetleriyle beslenen balıkların büyümelerinde istatistiki olarak herhangi bir fark görülmemiştir (P > 0,05). Benzer şekilde, balıkların kondüsyon faktörü, hepatosomatik indeks ve viserosomatik indeks değerleri arasındaki fark önemsiz bulunmuştur (P > 0,05). Bununla birlikte, sadece CSO ve CO içeren diyetlerle beslenen balıkların yem tüketim miktarları ile yemden yararlanma oranları diğer deney gruplarından daha düşük bulunmuştur (P < 0,05). Balıkların tüm vücutlarında yapılan besin maddeleri analizlerinde önemli bir farklılık görülmemiştir (P > 0,05). Deney başlangıcıyla kıyaslandığında, bitkisel yağ tabanlı diyetlerle beslenen balıkların vücutlarındaki linoleik asit (LA, 18:2n-6) düzeyi azalırken karaciğerdeki miktar artmıştır. Aynı balıkların vücut ve karaciğer linolenik asit (ALA, 18:3n-3) ve n-3/n-6 yağ asidi oranları artmıştır. Buna karşın, bitkisel yağ bazlı diyetlerle beslenen balıkların vücut ve karaciğerindeki n-3 HUFA'lardan (çok doymamış yağ asitleri) eikosapentaenoik asit (EPA, 20:5n-3) ve dokosaheksaenoik asit (DHA, 22:6n-3) ile n-6 HUFA'lardan araşidonik asit (ARA, 20:4n-6) düzeyleri sadece balık yağı ile beslenen balıklarınkinden daha düşük bulunmuştur (P < 0,05). CSO diyeti ile beslenen balıklarda β-oksidasyon en yüksek düzeyde kaydedilmiştir. Elongaz, ∆6 desaturaz ve ∆9 desaturaz aktiviteleri CO diyetiyle beslenen balıklarda en yüksek düzeyde hesaplanmıştır (P < 0,05). Ancak, 'Tüm Vücut Yağ Asidi Denge Yöntemi' hesaplamalarına göre ∆5 desaturaz aktivitesi belirlenemedi. CSO ve CO bazlı diyetlerle beslenen balıklarda LA'nın 18:3n-6, 20:2n-6 ve 20:3n-6 yağ asitlerine dönüşümü diğer deney gruplarından daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. Aynı balıklarda, ALA'nın 18:4n-3, 20:3n-3 ve 20:4n-3 yağ asitlerine dönüşümü diğer deney gruplarından daha yüksek olmuştur (P < 0,05). Yemleme deneylerinin tamamlanmasından sonra alınan balık örneklerindeki yağ asitlerinin sentezi, oksidasyonu, lipolizi, elongasyonu ve desaturasyonunu (∆6 ve ∆9) belirlemek amacıyla farklı genlerde yapılan gen ekspresyonu sonucunda CSO, CO ve 60CO gruplarındaki balıklarda, yağ açil desaturaz 2 (FADS2, ∆-6 desaturaz) düzeyi diğer deney gruplarından daha yüksek bulunmuştur (P < 0,05). Stearoil-CoA desaturaz 1b (SCD1b, ∆-9 desaturaz) gen ekspresyonu, CSO ve CO gruplarındaki balıklarda daha yüksek düzeylerde gerçekleşmiştir (P < 0,05). ELOVL 6, ELOVL 5, ELOVL 4 ve ELOVL 1b'nin gen ekspresyonu, FO diyetiyle beslenen balıklarda en düşük düzeyde kaydedilmiştir. Karboksil Ester Lipaz (CEL) ekspresyonu CO ile beslenen balıklarda en yüksek düzeyde bulunmuştur. Ancak, diğer bitkisel yağ bazlı diyetlerle beslenen balıklar arasında önemli bir fark kaydedilmemiştir (P > 0,05). Hepatik lipaz (HL) gen ekspresyonu, 60CSO diyeti ile beslenen balıklarda en yüksek düzeyde (P <0,05) iken, CO diyeti ile beslenen balıklarda ise lipoprotein lipaz (LPL) gen ekspresyonu en yüksek düzeyde (P < 0,05) kaydedilmiştir. Hormon duyarlı lipaz (HSL), karnitin palmitoiltransferaz (CPT) 1a ve sitokrom C oksidaz 2 (COX2) için yapılan gen ekspresyonu analizlerinde, CO diyeti ile beslenen balıklarda en yüksek düzey (P < 0,05) elde edilmiştir. CPT 1b gen ekspresyonu, CO ve 60CSO diyetleri ile beslenen balıklarda diğer gruplardaki balıklardan daha yüksek düzeyde kaydedilmiştir. Peroksizom proliferatoraktivedilen reseptörler (PPAR) için yapılan analizlerde, PPARα ekspresyon düzeyi 60CSO, CO ve 60CO diyetleri ile beslenen balıklarda diğer gruplara göre daha yüksek düzeyde kaydedilmiştir (P < 0,05). CSO ve CO bazlı diyetlerle beslenen balıkların PPARβ ekspresyonu diğer deney gruplarından daha yüksek düzeyde kaydedilmiştir (P < 0,05). PPARγ ekspresyonu ise 60CO diyeti ile beslenen balıklarda en yüksek düzeyde kaydedilmiştir (P < 0,05). Yağ asidi sentaz (FAS) ve lizofosfatidilkolin açiltransferaz 1 (LPCAT1) ekspresyonu, sırasıyla 60CO ve 60CSO diyetleri ile beslenen balıklarda en yüksek düzeylerde bulunmuştur (P <0.05). Araştırmada elde edilen sonuçlara göre diyetlerde balık yağı yerine tamamen (CO ve CSO) yada kısmen (60CO ve 60CSO) kullanılan kamelina tohumu ve çiya yağlarının juvenil çipuranın büyüme performansını olumsuz olarak etkilenmediği görülmüştür. Bununla birlikte balık yağı içermeyen diyetlerle beslenen balıklarda yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı düşmüştür. Bu durum, balıkların FO içermeyen diyetleri de etkili bir şekilde kullandıkları sonucunu ortaya koymaktadır. CSO ve CO bazlı diyetlerle yapılan beslenme sonucunda, balıklardaki β-oksidasyon düzeyleri artmış ve sözü edilen diyet gruplarındaki β-oksidasyon için ALA tercih edilen substrat olmuştur. n-3 ve n-6 HUFA'ları düşük miktarda içeren diyetlerle (CO ve CSO bazlı diyetler) beslenen juvenil çipuradaki elongaz ve desaturaz (∆-6 ve ∆-9) aktiviteleri FO grubuna göre daha yüksek düzeyde bulunmuştur. Bu durum, balıkların tüm vücut ve karaciğerindeki elongasyon ve desaturasyon aktiviteleri sonucunda daha çok doymamış yağ asitlerinin üretildiğini göstermiştir. Yapılan bu doktora tezi araştırması sonucunda, yağ asidi metabolizmasında görev yapan genlerin ekspresyon düzeyleri 'Tüm Vücut Yağ Asidi Denge Metodu' ile yapılan hesaplamalar ile elde edilen sonuçları desteklediği görülmüştür. Çok düşük düzeylerde n-3 ve n-6 HUFA içeren CO ve CSO diyetleri ile beslenen balıklarda gerçekleşen elongasyon ve desaturasyon aktiviteleri, balıkların EFA ihtiyaçlarını hafifletme yönünde bir etki gösterdiği sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak bu durumun balıkların HUFA'lara olan ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını göstermiştir.

Su ürünleri
Samuel Oforı-mensah
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Zirai mücadelede yaygın kullanılan fungisitlerin gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) sperm hücreleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, captan (CPL), mancozeb (MCZ) ve azoxystrobin (AZS) fungisitlerinin gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) sperm hücreleri üzerine in vitro etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, farklı derişimlerdeki bu fungisitlere 2 saat boyunca maruz bırakılan spermatozoa örneklerinde motilite parametreleri, lipid peroksidasyon seviyeleri, toplam antioksidan kapasiteleri (TAK), süperoksit dismutaz enzimi (SOD) aktiviteleri, DPPH inhibisyonları ve motilitenin %50 civarına düştüğü örneklerde yağ asidi kompozisyonları tayin edilmiştir. Buna göre, CPL ≥2 µg/L derişimlerde, MCZ ≥1 µg/L derişimlerde ve AZS ≥5 µg/L derişimlerde spermatozoa motilite parametrelerini istatistiki olarak azalttığı saptanmıştır (P<0,05). Benzer derişimlerde, TAK değerleri, SOD aktiviteleri ve DPPH inhibisyon seviyelerinde azalmalar, lipid peroksidasyonunda ise artmalar belirlenmiştir. Değerlendirilen fungisitlerinin spermatozoa motilite değerlerini %50 seviyesine düşürdüğü derişimler CPL için 10 µg/L, MCZ için 5 µg/L ve AZS için 200 µg/L olarak tayin edilmiştir. Bu derişimlerin bulunduğu spermatozoa örneklerinin yağ asidi profilleri incelendiğinde fungisit gruplarının neredeyse tüm yağ asitlerinde değişimlere neden olduğu gözlemlenmiştir. Özelikle çoklu-doymamış yağ asitlerinin miktarlarında önemli azalmalar belirlenmiştir. Sonuç olarak 3 farklı fungisitin, gökkuşağı alabalığı sperm hücreleri kullanılarak farklı toksik etkilere sahip olduğu gösterilmiştir.

Sami Gündüz
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Enginar yaprağı ekstraktının Nil tilapiası (Oreochromis niloticus)'nın büyüme, kan ve biyokimya parametrelerine etkileri

Bu çalışmada Nil tilapiası diyetine farklı oranlarda (%0,00, %1.00, %2.00 ve %3.00) enginar yaprağı ekstraktı eklenmiş ve daha sonra balıklarımız bu yemle 30 gün süreyle beslenmişlerdir. Mevcut araştırmada, enginar yaprağı ekstraktının Nil tilapiasının büyüme performansı, kondisyon faktörü, viserosomatik indeks, hepatosomatik indeks, hematolojik parametreler ve biyokimyasal parametreleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu çalışma Dr. Nazmi Tekelioğlu Tatlı Su Ürünleri Üretim ve Araştırma İstasyonunda ortalama 33,9±1,14 g başlangıç canlı ağırlığa sahip 240 balıkla yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan balıklar boylanarak temin edilmiş ve grupların homojen olarak dağıtılmasına dikkat edilmiştir. Araştırmamız 80 litrelik akvaryumlarda 20 şer balık ile 3 tekerrürlü olarak yapılmış ve her bir grup için 60 adet balık kullanılmıştır. Araştırma sonucunda balık yemine ilave edilen enginar yaprağı ekstraktının Nil tilapiasının büyüme performansını artırdığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonucunda balıklarımızın final ağırlıkları sırasıyla; 47.69±0.60 g, 54.79±0.80 g, 58.01±0,18 g ve 53.84±0.63 g olarak bulunmuştur. Balık yemine eklenen enginar yaprağı ekstraktı Nil tilapiasının günlük yem tüketiminin artmasına sebep olurken yemden yararlanma oranında da iyileşme sağlamıştır. Araştırma gruplarımızın FCR oranları sırasıyla; 2.08±0.09, 1.66±0.05, 1.48±0.02 ve 1.77±0,07 bulunmuştur. Ayrıca Nil tilapiasının hematolojik parametreleri ve kan biyokimyası üzerinde iyileştirici etkileri gözlenmiştir. En iyi büyüme performansı ve en iyi yemden yararlanma oranı %2.00 oranında enginar yaprağı ekstraktı ilaveli yemle beslenen grupta görülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre Nil tilapiası'nın büyüme performansını arttırmak ve immun sistemini desteklemek için yemlerine %2.00 oranında enginar yaprağı ekstraktı ilave edilebilir.

Ramazan Esen
Aksaray University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) canlı olarak farklı transfer uygulamalarında biyomarkır olarak solungaçların değerlendirilmesi

Bu çalışmada, gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) canlı transfer koşullarında yapılan değişikliklerin etkileri, bazı su kalite parametrelerinin ve solungaç histolojisinin incelenmesiyle belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada ortalama ağırlıkları 18,7±0,8 gr olan alabalıklar kullanılmıştır. Balıkların canlı transfer şartları olarak taşıma suyunun pH seviyeleri; yüksek pH (YpH) 7,98±0,2, düşük pH (DpH) 6,01±0,1 olacak şekilde ayarlanmıştır. Bunun dışında tuz 6 gr/l ve seramik top 10 gr/l kullanılan diğer gruplar oluşturulmuştur. Kontrol grubu ile birlikte tüm gruplar iki tekerrür olarak tasarlanmıştır. Oluşturulan deneme düzeneği taşıma şartlarının gerçeği yansıtması amacıyla bir araca yüklenmiştir. Her bir saatte bütün gruplarda suyun amonyak, pH, çözünmüş oksijen ve sıcaklık değerleri ölçümü yapılmıştır. Ayrıca solungaç histolojisi için her gruptan saatte birer örnek alınarak fikse edilmiştir. Deneme 5. saatte sonlandırılmıştır. Deneme sonunda en düşük amonyak değeri seramik top bulunan (ST) grupta 1,98 mg/l olarak belirlenmiştir. En yüksek amonyak değeri ise yüksek pH (YpH) grubunda 2,83 mg/l ölçülmüştür. Başlangıç ve deneme sonucunda balıkların solungaç dokuları incelendiğinde önemli sayılabilecek farklılığın, kontrol ve yüksek pH gruplarında ödem ve epitel lifting olduğu belirlenmiştir. Seramik top (ST) dışında kalan diğer deneme gruplarında ise hiperplazi ve epitel ayrılma ile çoklu deformasyonlar dikkati çekmiştir. Elde edilen bulgular ışığında seramik top kullanılan grupta diğer gruplara göre daha az bir deformasyon oluştuğu gözlemlenmiştir. Sunulan bu tez çalışmasının sonunda elde edilen veriler, seramik ürünlerin özellikle solungaç histolojisi bulguları, pH seviyesinin stabilitesi ve amonyak değerinin azaltılmasına yönelik etkisi nedeniyle canlı balık naklinde faydalı olduğunu ortaya koymuştur.

Gülperi Akdemir
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00