
1,244
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Farklılaştırılmış öğretim yöntemi ile işlenen fen bilimleri dersi 7.sınıf kuvvet ve hareket ünitesinin öğrencilerin kavramsal anlamalarına, bilimsel süreç becerilerine ve akademik başarılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı; Farklılaştırılmış öğretim yöntemiyle işlenen Fen bilimleri dersinin öğrencilerin Akademik başarılarına, Kavramsal anlamalarına ve Bilimsel süreç becerilerine olan etkisini incelemektir. Araştırmada deneme modellerinden " tek grup ön test- son test zayıf deneysel desen" kullanmış olup, bu şekilde planlanan çalışmalar seçkisiz atamanın olmadığı, tek grup desenli ve yalnızca deney grubunun bulunduğu, karşılaştırma gruplarının bulunmadığı durumlarda tercih edilmektedir. Araştırmada bu desen uygulandığında, örneklem sayısının 30'un altında olması durumunda parametrik olmayan istatistiğin kullanılması gerekmektedir (Büyüköztürk, 2007). Araştırmanın bağımsız değişkenini farklılaştırılmış öğretim yöntemi oluştururken, bağımlı değişkenler akademik başarı (AB), kavramsal anlama (KA) ve Bilimsel süreç becerileri (BSB) olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2014-2015 eğitim - öğretim yılında İzmir Kemalpaşa ilçesine bağlı bir ortaokulda 7.sınıfta okuyan 12 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda; Farklılaştırılmış öğretim yöntemleri kullanılarak ders içerikleri, süreçleri ve ürünleri farklılaştırılan, fen eğitimi sürdürülmüştür. Uygulama öncesinde öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerini belirlemek amacıyla Ön Bilgi Testi (ÖBT), zekâ alanlarını belirlemek amacıyla Çoklu Zekâ Envanteri (ÇZE) ve Öğrenme Stilleri Envanteri (ÖSE) uygulanmıştır. Uygulama sonrasında ise farklılaştırılmış öğretim yönteminin öğrencilerin akademik başarılarına, kavramsal anlama ve bilimsel süreç becerilerine olan etkisini belirlemek amacıyla Akademik başarı testi (ABT), kavramsal anlama testi (KAT) ve bilimsel süreç becerileri (BSBT) testi son-test olarak uygulanmıştır. Farklılaştırılmış öğretim yöntemi kullanılarak oluşturulan etkinlikler 16 ders saati ve 4 (dört) haftalık süre zarfında tamamlanmıştır. Yapılan çalışmada farklılaştırılmış öğretim yöntemlerine yönelik zenginleştirilmiş ve daha önce aynı anda denenmeyen etkinlikler çokça uygulanmıştır. Çalışmada farklılaştırma yapılırken aynı anda istasyon, öğrenme merkezleri, ilgi merkezleri, kademelendirilmiş öğretim, öğrenme günlüğü, kademeli öğrenme sözleşmesi, kademeli öğrenme ajandası, esnek gruplar çalışma formu, günün uzmanları formu, yörünge çalışmaları, giriş noktaları, roller uygulamaları, esnek proje seçme formları kullanılmıştır. Tüm etkinlikler sonunda öğrencilere uygulanan Akademik Başarı, Bilimsel Süreç Becerileri ve Kavramsal Anlama Testlerinin tamamında son testler lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Farklılaştırılmış öğretim yöntemlerinin öğretim ortamında etkili olmasıyla, Bu yöntemler ile işlenen Fen bilimleri derslerinde öğrencilerin akademik başarılarının, bilimsel süreç becerilerinin ve kavramsal anlamalarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Farklılaştırılmış Öğretim, Fen eğitimi.
İlköğretim matematik öğretmenliği lisans öğrencilerinin analiz-I-dersinde alan dili kullanımlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, İlköğretim matematik öğretmenliği lisans öğrencilerinin analiz-I dersinde matematiksel dil kullanımlarını incelemektir. Bu araştırmada , ilköğretim matematik öğretmenliği lisans öğrencilerinin analiz öğrenme alanında matematiksel dili anlayabilme ve kullanabilme becerileri incelenmiş ve matematik başarıları ile cinsiyetleri arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Ardından matematiksel dil kullanıma ilişkin görüşleri değerlendirilerek matematiksel dil kullanabilme becerileri, cinsiyetleri ve matematik başarıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada genel tarama modeli kabul edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Buca Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans öğrenimi gören 2. Sınıf lisans öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada iki tane veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlardan bir tanesi öğrencilerin analiz öğrenme alanında matematiksel dil kullanım becerilerini belirlemeyi amaçlayan 5 açık uçlu, 20 test sorusundan oluşan bir başarı testidir. İkinci veri toplama aracı ise öğrencilerin matematiksel dile ilişkin görüşlerini belirlemeyi amaçlayan Bali-Çalıkoğlu (2002)' nun geliştirdiği "matematik öğretiminde dil ölçeği"nden yararlanılarak Esra AKARSU tarafından geliştirilen matematiksel dil ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları 2014-2015 eğitim öğretim yılında uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; öğrencilerin analiz öğrenme alanında önemli eksiklikleri olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin analiz öğrenme alanında matematiksel dil kullanım becerilerinin yeterli düzeyde olmadığı ve analiz öğrenme alanında bazı kavram yanılgısına sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerin matematiksel dil kullanımları ile akademik başarıları arasında düşük düzeyde, anlamsız bir ilişki olduğu görülmüştür. Öğrencilerin matematiksel dili anlayabilme ve kullanabilme düzeylerinin cinsiyetlerine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin matematiksel dili kullanabilme düzeyleri ile matematiksel dil kullanımına ilişkin görüşleri arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Öğrencilerin akademik başarısı ile matematiksel dil kullanımına ilişkin görüşleri arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Katılımcıların dil kullanımına ilişkin tutum düzeyleri cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir ve farklılaşma erkekler yönünde pozitif olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Matematiksel dil, analiz, analiz öğretimi
Okul öncesi dönemde erken matematik yeteneği düzeyleri
Bu çalışmada okul öncesi dönemde yaş, cinsiyet, daha önce okul öncesi eğitim alma durumu, toplam kardeş sayısı, doğum sırası, ikamet bölgesi(Köy-İlçe Merkezi) anne-baba öğrenim durumu bağımsız değişkenlerinin matematik yetenek puanı bağımlı değişkenine etkisi araştırılmıştır. Çalışma bulgularının program geliştirme, pedagojik müdahaleler ve çocukların matematik becerilerini hedefleyen değerlendirme araçları üzerine yapılacak yeni çalışmaları destekleyerek erken dönem matematik eğitimine katkıda bulunması beklenmektedir. Betimsel araştırma modelinin kullanıldığı araştırmanın evrenini 2015-2016 Eğitim ve Öğretim Yılında Hatay ilinin Reyhanlı ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okullara devam eden ana sınıfı öğrencileridir. Araştırmanın evreni temsil gücünü arttırmak için olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örnekleme 10 farklı okuldan 191 çocuk alınmıştır. Araştırmada erken matematik yeteneği düzeylerinin belirlenmesinde Herbert P. Ginsburg ve Arthur J. Baroody tarafından geliştirilen Türkiye için geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Erdoğan (2006) tarafından yapılan Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (Test of Early Mathematics Ability -Third Edition- TEMA-3) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda TEMA-3 puanlarında cinsiyet ve doğum sırası değişkenlerine göre anlamlı farklılık bulunmamıştır. Daha önce okul öncesi eğitim alan çocukların almayanlara, ilçe merkezinde ikamet edenlerin, kırsal bölgede ikamet edenlere, Annesi-Babası yükseköğretim ve ortaöğretim mezunu olanların ilköğretim mezunu olanlara, iki çocuklu aileden gelenlerin dört ve üzeri çocuklu aileden gelenlere göre TEMA-3 puanlarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır.
İlköğretim matematik öğretmenliği lisans öğrencilerinin türev konusundaki akademik başarıları ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenliği 2. ve 3. sınıf lisans öğrencilerinin türev konusundaki akademik başarıları ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada, ilköğretim matematik öğretmenliği lisans öğrencilerinin türev konusundaki akademik başarıları incelenmiş ve öğrenme stilleri arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Ardından öğrencilerin türev konusundaki akademik başarılarının ve öğrenme stillerinin cinsiyet ve sınıf düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada genel tarama modeli kabul edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Buca Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans öğrenimi gören 2. ve 3. Sınıf lisans öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada iki tane veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlardan bir tanesi öğrencilerin türev konusundaki akademik başarılarını belirlemeyi amaçlayan 25 test sorusundan oluşan bir başarı testidir. İkinci veri toplama aracı ise öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemeyi amaçlayan Kolb (1976) tarafından geliştirilen ve Kolb (1985) tarafından yeniden düzenlenen, Aşkar ve Akkoyunlu (1993) tarafından Türkiye‟de uygulanabilirliği kanıtlanan 12 maddeden oluşan Kolb Öğrenme Stili Envanteri (Learning Style Inventory) ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları 2015-2016 eğitim öğretim yılında uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerden; öğrencilerin türev konusundaki akademik başarıları ile öğrenme stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Buna karşın, öğrencilerin türev konusundaki akademik başarılarının cinsiyetlerine göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin türev konusundaki akademik başarılarının sınıf düzeylerine göre anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin öğrenme stillerinin sınıf düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Buna karşın, öğrencilerin öğrenme stillerinin cinsiyetlerine göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme stilleri, Türev kavramı, Kolb öğrenme stilleri, Akademik başarı, Başarı testi
Denklemler konusunun etkinliklerle öğretiminin 7. sınıf öğrencilerinin cebirsel düşünme becerilerine ve matematik kaygılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, 7.sınıf öğrencilerine denklemler konusunun etkinliklerle öğretiminin öğrencilerin cebirsel düşünme düzeylerine ve matematik kaygılarına olan etkisini incelemektir.Deneysel modelleme ön test-son test kontrol gruplu deneme modeline göre yapılan çalışma 2014-2015 eğitim – öğretim yılında uygulanmıştır. Çalışma İzmir ili Kemalpaşa ilçesinde yer alan bir ortaokulda 44 öğrenci ile yapılmıştır. Deney grubu öğrencilerine araştırmacı tarafından hazırlanan etkinliklerle ders işlenirken, kontrol grubu alışılagelmiş yöntemle ders işlemiştir. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin cebirsel düşünme düzeylerini ölçmek için Chelsea Tanılayıcı Cebir Testi, işlemsel cebir başarılarını ölçmek için İşlemsel Cebir Testi ve matematik kaygılarını ölçmek için Matematik Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPPS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Bunun yanı sıra uygulamadan sonra deney grubundan öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, deney gurubu öğrencileri ile kontrol gurubundaki öğrencilerin cebirsel düşünme düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Matematik kaygıları arasında da anlamlı bir fark bulunmamıştır. Her iki grubun uygulama sonrasında cebirsel düşünme düzeyi testinden aldıkları puanlar artmıştır. Matematik kaygılarındaki değişim için daha uzun bir sürece ihtiyaç vardır. Öğrencilerle yapılan görüşmelerden öğrencilerin etkinlikle öğretimi sevdikleri ve diğer konularda da etkinliklerin kullanılmasını istediklerini söylemişlerdir. Akademik başarısı düşük öğrenciler matematik kaygısı duyduklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak etkinlikle öğretim etkili olmuştur ama öğrencilerin cebirsel düşünme düzeyleri yeterli bulunmamaktadır.
Ortaokul öğrencilerinin bilim tarihi konularına ilişkin tarihsel önemlilik algıları
Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin bilim tarihi konularına ilişki tarihsel önemlilik algılarının neler olduğu, bu görüşler arasında yaş gruplarından, cinsiyetten, sınıf düzeylerinden kaynaklanan farklılığın olup olmadığı ve ortaokul öğrencilerinin tarihsel önemi belirleme kriterlerinin neler olduğu incelenecektir. Araştırmanın problemine nitel ve nicel araştırma yöntemlerinden yararlanılarak cevap aranmıştır. Bunun için ''Bilim Tarihi Konularının Tarihsel Önemliliğine İlişkin Görüş Anketi (BTKTOİGA)'' ve Yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşan veri toplama araçları yoluyla veri çeşitlemesi gidilerek araştırma gerçekleştirilmiştir. Ortaokul öğrencileri arasından toplanan 860 veri nicel verileri oluşturmaktadır. Amaçlı örnekleme yoluyla seçilen 108 öğrenciden elde edilen veriler nitel verileri oluşturmaktadır. Nicel veriler SPSS 15.00 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Nitel veriler sistematik analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda, Bilim Tarihi Konularının Tarihsel Önemliliğine İlişkin Görüş Anketinden elde edilen sonuçlar cinsiyet, yaş ve sınıf düzeyi açısından önemli farklılıklar belirlenmiştir. Öğrencilerin bilimsel olay, kişi ve durumlara tarihsel önemlilik atfederken, kendi günlük yaşamlarına, insanlığa, bilim tarihe ve akademik hayatlarına sağlamış olduğu faydadan yola çıkarak değer biçtikleri belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin bilimsel olayların tarihsel önemine karar verirken ''Merak'' duygularının da ön planda tuttukları anlaşılmıştır. Bu paralelde altı kategori belirlenmiştir. Bunlar, derinlik, önem, merak, çığır açan, devamlılık ve miktardır. Öğrencilerin bilimsel olay, kişi ve durumları tercih ederken kendi hayatlarına sağlamış olduğu etkinin önemli olduğu belirlenmiştir. Nitekim öğrencilerin tercih etmiş oldukları bilimsel olay, kişi ve durumlar şöyledir; Yazının Keşfedilmesi, Ateş'in Keşfedilmesi, Televizyonun icadı, Tekerleğin icadı ve Bilgisayarın İcadıdır. Anahtar Kelimeler: Tarihsel Önem, Tarih Öğretimi, Bilim Tarihi Öğretimi, Sosyal Bilgiler Öğretimi
Eleştirel pedagoji algısının bazı değişkenler açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmeni adayları, sınıf öğretmenleri ve Köy Enstitüsü mezunlarının Eleştirel Pedagoji İlkelerine katılım düzeyleri ortaya konularak değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.Son zamanlarda sıklıkla üzerinde durulan eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılmasında öğretmenlerin nitelikleri ve yeterlikleri eleştirel ve yaratıcı düşünen bireylerin yetiştirilerek toplumun dönüştürülmesinde önemli görülmektedir. Bu anlamda eğitimin özneleri olarak öğretmenlerin de eğitim sistemlerine karşı eleştirel bir bakışa sahip olması beklenmektedir. Bu çalışma nicel bir araştırma olup, tarama modellerinden betimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni, Türkiye'deki üniversitelerin Eğitim Fakültelerinde okumakta olan İlköğretim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda çalışan sınıf öğretmenleri ve Köy Enstitüsü mezunlarıdır. Buna göre araştırmanın örneklemi, sınıf öğretmeni adayları için 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Sinop Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Eğitim Fakülteleri İlköğretim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı'nda okumakta olan 3 ve 4. sınıf öğrencileri; öğretmenler için İzmir ili Buca, Bornova, Konak ve Karşıyaka İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri; köy enstitüsü mezunları için ise Türkiye genelinde ulaşılabilen mezunlardır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ve Yılmaz (2009) tarafından geliştirilen Eleştirel Pedagoji İlkeleri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tüm katılımcıların Eğitim Sistemi ve Okulun İşlevi alt boyutları ile Eleştirel Pedagoji İlkelerine katılımları orta düzeyde iken Özgürleşme alt boyutuna katılımları yüksek düzeyde bulunmuştur. Sınıf öğretmeni adayları, sınıf öğretmenleri ve Köy Enstitüsü mezunları arasında Köy Enstitüsü mezunları ve sınıf öğretmeni adayları lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca sınıf öğretmeni adayları arasında cinsiyet, aile aylık gelir düzeyleri, anne-baba eğitim düzeyleri, bir yılda okunan ortalama kitap sayısı, aylık kültür sanat etkinliklerine katılımı, kongre-sempozyum katılımı, kitap-makale yazımı, okullarda öğrencilere eleştirel düşünme becerisi kazandırılmasına yönelik görüşleri ve mevcut ilkokul eğitim sistemine dair görüşlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sınıf öğretmenleri arasında ise cinsiyet, okullarda öğrencilere eleştirel düşünme becerisi kazandırılmasına yönelik görüşleri ve mevcut ilkokul eğitim sistemine yönelik görüşlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Okul öncesi dönemde sosyal ve duygusal alana yönelik olarak hazırlanan sosyal beceri eğitimi modülünün etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmada, 2013 yılı okul öncesi eğitim programındaki sosyal ve duygusal gelişimle ilgili kazanım ve göstergelere yönelik olarak hazırlanan Sosyal Beceri Eğitimi Modülü'nün okul öncesi eğitim almakta olan 48-66 aylık çocukların temel sosyal becerilerinin gelişimine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla araştırmanın modeli ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen olarak belirlenmiştir. Belirlenen deneysel desene bağlı olarak deney ve kontrol grupları belirlenmiştir. Araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılı Kilis ili Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Osman Baysal Anaokulu'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu yansıtıcı özellikte olan 48-66 aylık deney grubunda yirmi iki (8 kız, 14 erkek), kontrol grubunda yirmi iki (10 kız, 12 erkek) olmak üzere toplamda kırk dört çocuk ve ebeveynleri ile çalışılmıştır. Çalışmanın güvenirliğinin artırılması açısından iki ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler; Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED)'dir. Ayrıca bu iki ölçek her iki grubun öğretmeni ve ebeveynleri tarafından ayrı ayrı doldurulmuştur. Araştırma verileri için ebeveynlerin doldurması istenen Demografik Bilgi Formunda çocuklara ait cinsiyet, yaş, okul öncesi eğitim kurumuna devam etme süreleri ve kardeş sayıları ile ebeveynlerin kendilerine ait yaş, öğrenim düzeyi, çalışma durumu ve ailenin ortalama aylık geliri bilgileri yer almıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğretmenlerin sosyal beceri düzeylerini belirlemek için ise Sosyal Beceri Envanteri uygulanmıştır. Deney grubundaki çocuklara on hafta süresince haftada iki yarım gün olmak üzere toplam 20 etkinlik 40 uygulamadan oluşan 2013 okul öncesi eğitim programındaki sosyal ve duygusal alan kazanımlarına yönelik olarak hazırlanan "Sosyal Beceri Eğitimi Modülü'' uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar eğitim süreçlerine müdahale olmaksızın devam etmişlerdir. On haftalık uygulama sonucunda ölçekler deney ve kontrol grubuna tekrar uygulanmış ve toplanan veriler analiz edilerek değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde iki grup arasında farklılık olup olmadığına yönelik Mann Whitney-U Testi ve grupların kendi içlerindeki ön test- son test arasındaki farkı belirlemek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Verilerin analizinin değerlendirilmesinde, ebeveyn ve öğretmen kanısına dayalı olarak doldurulan SBDÖ ve OSBED Ölçeği sonuçları birbiriyle tutarlı çıkmıştır. Sosyal Beceri Eğitimi Modülü uygulanan grubun son test puanlarının, kontrol grubunda yer alan çocukların son test puanlarına göre anlamlı derecede artış gösterdiği görülmüştür. Ayrıca her iki grubun öğretmenine uygulanan Sosyal Beceri Envanteri sonuçlarına göre öğretmenlerin sosyal beceri yönünden benzer özelliklere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deney ve kontrol grupları arasındaki bu farkın deney grubuna uygulanan Sosyal Beceri Eğitimi Modülü'nden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme eğilimlerinin ve kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının, eleştirel düşünme eğilimlerinin ve kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumlarının düzeyini, eleştirel düşünme eğilimlerinin ve kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumlarının çeşitli değişkenlere (cinsiyet, sınıf düzeyi, mezun olunan ortaöğretim kurumu türü, anne-baba eğitim düzeyi, ailenin aylık gelir durumu, yılda okunan kitap sayısı, kütüphaneye gitme durumu) göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Ayrıca bu araştırmanın amaçlarından biri de sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme eğilimleri ile kitap okuma alışkanlığına ilişkin tutumları arasında ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırma, 2014–2015 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı 1. ve 4. sınıfta öğrenim görmekte olan 215 sınıf öğretmeni adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanmış olan "Kişisel Bilgi Formu", Gömleksiz (2004b) tarafından geliştirilen "Kitap Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği" ve Akbıyık (2002) tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) ilişkisiz örneklemler için t testi (Independent Samples t-test), LSD testi, Pearson Momentler Korelasyon (Pearson Correlation) analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzdelik hesaplamaları kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme eğilimlerinin Katılıyorum düzeyinde olduğu bulunmuştur. Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme eğilimlerinin, mezun olunan ortaöğretim kurumu türüne, anne-baba eğitim durumuna, ailenin aylık gelir durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği; fakat cinsiyete, sınıf düzeyine, yılda okunan kitap sayısına, kütüphaneye gitme durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının kitap okuma alışkanlığına ilişkin tutumlarının olumlu olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumlarının mezun olunan ortaöğretim kurumu türüne, ailenin aylık gelir durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği; fakat cinsiyete, sınıf düzeyine, anne eğitim düzeyine, yılda okunan kitap sayısına, kütüphaneye gitme durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının kitap okuma alışkanlığına ilişkin tutum ölçeğinin alışkanlık alt boyutundaki ve genel toplamındaki tutumlarının baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme eğilimleri ile kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r= ,452, p < .05). Anahtar Sözcükler: Eleştirel Düşünme, Eleştirel Düşünme Eğilimi, Kitap Okuma Alışkanlığı, Kitap Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum, Sınıf Öğretmeni Adayları.
Açık alan etkinlikleriyle desteklenmiş okul öncesi eğitimin öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine etkisi
Bu çalışmada açık alan etkinlikleriyle desteklenmiş okul öncesi eğitimin öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmada gerçek deneysel modellerden biri olan ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmada evren-örneklem seçimine gidilmeyerek çalışma grubu üzerinden yürütülmüştür. Çalışma grubunu Evka-4 Yeşiltepe Anaokulu'na devam eden 6 yaş sınıfındaki 14 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada etkililiğinin araştırıldığı açık alan etkinliklerine yönelik olarak araştırmacı tarafından temel süreç becerilerinin beş alt boyutunu oluşturan gözlem yapma, tahmin etme, sonuç çıkarma, sınıflama ve ölçme becerilerine ait etkinliklerin yer aldığı açık alan eğitim modülü hazırlanmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından anaokulunun bahçesinde bu modül uygulanırken, kontrol grubuna ise sınıf öğretmeni tarafından sınıfta bilimsel süreç becerileri ile ilgili etkinlikler uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Ayvacı (2010) tarafından geliştirilen 'Bilimsel Süreç Becerileri Testi', ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan 'Gözlem Formu' ve 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' kullanılmıştır.Araştırmada nicel veriler üzerinde Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi analizleri kullanılarak çözümlemeler gerçekleştirilmiş, nitel veriler ise içerik analizi yapılarak kodlanmış ve frekansları bulunmuştur. Araştırmada 'Bilimsel Süreç Becerileri Testi'nden elde edilen sonuçlar arasında, açık alan etkinliklerinin çocukların gözlem yapma ve sınıflama becerilerini geliştirmede etkili olduğu bulunurken, sınıf içinde yapılan etkinliklerin bu becerilerin gelişimini destekleyemediği görülmüştür. Ölçme becerisine ait bulgulara bakıldığında sınıf içi etkinliklerin çocukların bu becerisini geliştirmede etkili olduğu; ancak açık alan etkinliklerinin çocukların ölçme becerisini geliştirmede sınıf içi etkinliklerden daha etkili olduğu bulunmuştur. Tahmin etme becerisine ait bulgulara bakıldığında her iki programın çocukların bu becerisini geliştirmede etkili olduğu görülmüştür. Deney grubunun kontrol grubuna göre tahmin etme becerisine ait puanlarının daha yüksek olduğu görülse de bu becerinin geliştirilmesinde açık alan etkinliklerinin sınıf içi etkinliklerden daha etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç çıkarma becerisine ait bulgulara bakıldığında iki programın da çocukların sonuç çıkarma becerisini geliştirmede etkili olmadığı görülmüştür. Bu durum deneysel işlem süreci olan 8 hafta süresince bu becerinin kazandırılmasının zor olduğu, ayrıca ölçekte bu beceriyi ölçen sadece bir soru bulunması ve öğrencilerin şans başarısı yoluyla sorunun doğru cevabını tahmin etmiş olabilecekleri şeklinde yorumlanmıştır. Kazanım ve göstergelerin yer aldığı 'Gözlem Formu'ndan elde edilen sonuçlar arasında, her iki programın da çocukların bilimsel süreç becerilerine ait kazanımlarını geliştirdiği gözlemlenmiştir. Ancak puan farklılıklarına bakıldığında deney grubunun puanlarının kontrol grubunun puanlarına göre anlamlı ölçüde daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu duruma göre açık alan etkinliklerinin çocukların bilimsel süreç becerilerine ait kazanımlarını geliştirmede sınıf içi etkinliklere göre daha etkili olduğunu söylemek mümkündür. Çocukların açık alan eğitimi ve açık alan etkinliklerine yönelik görüşlerini öğrenmek amacıyla hazırlanan 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'na verilen cevaplar incelendiğinde, çocukların bahçede vakit geçirmekten keyif aldıkları, bahçede yapılan etkinlikleri sınıftaki etkinliklere göre daha eğlenceli buldukları ve sınıfın açık alanda yapılan aktiviteler için uygun bir ortam sağlayamadığını belirttikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Açık Alan Eğitimi, Mekân Dışı Eğitim, Sınıf Dışı Eğitim, Bilimsel Süreç Becerileri.
8. sınıf öğrencilerinin uzamsal yeteneklerine göre katı cisim problemlerini çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 8. Sınıf öğrencilerinin uzamsal yeteneklerinin düzeyini belirlemek, uzamsal yetenekleri ile cinsiyet, akademik başarı ve katı cisimler problemlerini çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek, katı cisimler problemlerini çözme becerilerini belirlemek ve katı cisimler problemlerini çözme becerileriyle matematik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma Bursa ili merkez yıldırım ilçesindeki bir ortaokulda 2014-2015 eğitim-öğretim yılında öğrenim görmekte olan 8. Sınıf öğrencilerinden rastgele seçilen 64 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasındaki çalışma grubunu ise; uzamsal yetenek test puanı düşük, orta ve yüksek seviyede olan 3'er öğrenci seçilerek toplam 9 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada ölçme aracı olarak Santa Barbara Solids Test (SBST) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Katı cisimler Başarı Testi (KCBT) kullanılmıştır. Öğrencilerin Katı Cisimler Başarı Testine verdikleri cevapları derinlemesine incelemek amacıyla yapılandırılmamış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışma durum çalışmasıdır. Araştırma hem nitel hem de nicel bir çalışmadır. Elde edilen verilerin analizinde nicel olarak ortalama, frekans, bağımsız T testi, Kendall's Tau korelasyon katsayısı ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Nitel olarak betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmanın bulgularında 8. Sınıf öğrencilerinin uzamsal yetenekleri orta düzeyde bulunmuştur. Uzamsal yetenekleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamazken, uzamsal yetenekleri ile akademik başarıları arasında pozitif yönde, orta düzeyde, anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 8. Sınıf öğrencilerinin katı cisimler problemlerini çözme becerileri düşük düzeyde bulunmuştur. Öğrencilerin problemleri cevaplandırmada zorlandıkları görülmüştür. Katı cisim problemlerini çözme becerileri ile akademik başarıları arasında pozitif yönde, yüksek seviyede ve anlamlı bir ilişki; uzamsal yetenek puanları ile belirgin bir ilişki bulunmamıştır.
Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşleri
Çağımızda her geçen gün meydana gelmekte olan bilimsel ve teknolojik gelişmeler insan hayatının her alanını etkilemektedir. Bu gelişmeler eğitim alanında da önemli değişimlerle kendini göstermektedir. Çeşitli nedenlerden dolayı akranlarından farklılık gösteren bireylerin bu farklıklarından dolayı toplumdan soyutlanmalarının hata olduğu gelişen bilim sayesine fark edilmiştir. Farklı gereksinimleri olan bireylere en uygun eğitimin kaynaştırma eğitimi ile verileceği anlaşılmıştır. Bu araştırmanın amacı kaynaştırma eğitiminde önemli bir rolü üstlenen sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik görüşlerini araştırmaktır. Çalışma İzmir ili Buca ilçesinde bulunan ve seçkisiz örnekleme yoluyla seçilen 13 resmi ilkokuldaki 308 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek üzere Yılmaz (2014) tarafından geliştirilen "Kaynaştırma Eğitimine İlişkin Öğretmen Görüşleri Anketi" kullanılmıştır. Ankette katılımcıların kaynaştırma eğitimi uygulamalarına ilişkin genel görüşlerini belirtebilecekleri açık uçlu bir soru da bulunmaktadır. Araştırmada verilerin analizi ve çözümlenmesi için SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler t testi ve varyans analizi ile çözümlenmiştir. Anketin sonunda bulunan açık uçlu sorunun çözümlenmesi için de içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşleri incelendiğinde; sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşlerinin nitel karşılığı "Çoğunlukla Katılıyorum" şeklindedir. Öğretmenlerin cinsiyetlerinin ve kıdemlerinin kaynaştırma eğitimi üzerine görüşlerinde etkisi olmadığı görülmüştür. Sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan ve bulunmayan öğretmenlerin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ailede engelli birey bulunma durumu da öğretmen görüşlerinde bir farklılık yaratmamaktadır. Daha önce kaynaştırma öğrencisi olan ve olmayan öğretmenlerin düşünceleri birbirlerine göre anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Sınıf mevcudunun kalabalık olması da anlamlı farklılık yaratmayan bir diğer değişkendir. Kaynaştırma konusunda eğitim alan öğretmenlerin almayanlara göre daha olumlu görüş belirttikleri belirlenmiştir. Bu durum alınan eğitimin öğretmenlere uygulamada yol gösterdiğini düşündürmektedir. Ayrıca öğretmenlerin yaşlarına göre kaynaştırma eğitimine yönelik görüşlerinde de farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Son olarak öğretmenler tarafından açık uçlu sorulara verilen cevaplarda aileden yeterince destek görülemediği, kaynaştırma eğitimi programının uygulamada yaşanan zorluklar nedeniyle amacına ulaşamadığı, kaynaştırma öğrencilerine yeterince gözlem yapılmadan rapor verildiği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Sınıf Öğretmenleri, Kaynaştırma Eğitimi
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının sonsuz kümelerin denkliği konusundaki kanıt imajlarının incelenmesi
Matematik eğitimi literatürü incelendiğinde bireylerin ispat süreçlerini inceleyen çeşitli çalışmaların yer aldığı görülebilir. Ancak sonsuz kümelerin denkliği bağlamında sezgisel düşünmeden formal ispata geçişin incelendiği çalışmaların sayısı azdır. Dolayısı ile bu araştırmada Dreyfus & Kidron (2014) tarafından ortaya konan kanıt imajı teorik çerçevesinden yararlanılarak bu sürecin nasıl şekillendiğinin araştırılması amaçlanmaktadır. Kanıt imajı kavramı Bilişsel Anlayış ve Duyuşsal His bileşenlerini içerisinde barındırmaktadır. Dolayısı ile bireylerin ispat aktivitelerinde oluşturdukları imajlar bu bileşenler bağlamında incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir çalışmadır. Araştırmada nitel araştırmada yöntemlerinden biri olan case study (durum çalışması) yöntemi kullanılmıştır. Veriler bir devlet üniversitesinde kayıtlı ikinci sınıf öğrencilerinden iki aşamalı örneklem yöntemiyle toplanmıştır. Ayrıca veri toplama sürecinde çeşitleme tekniğine yer verilmiştir. Bu bağlamda, öğrenciler 5 hafta boyunca gözlenmiş ve tüm grup ile genel uygulama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan ispat imajına ilişkin ayrıntılı analizlerin yapılabilmesi için 3 katılımcı ile toplamda 12 defa sonsuz kümelerin denkliğine yönelik ispat çalışmaları içeren etkinlik temelli mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Genel uygulama çalışmaları sonucunda, öğretmen adaylarının sonsuz kümelerin denkliğini belirlemede sıklıkla sezgisel yaklaşımı kullandıkları gözlenmiştir. Ayrıca bireylerin ispatı yürütmede bazı yetersizlikler yaşadıkları da belirlenmiştir. Diğer yandan bireysel çalışmalara katılan bireylerin bilişsel ve duyuşsal davranışlarına yönelik detaylı analizler yapılmıştır. Sonuç olarak bu bireylerin ispata yönelik imajlara sahip oldukları belirlenmiştir.
Karma yaklaşıma uygun öğretimin bilimsel bilgi ve özelliklerini anlamaya etkisi
Bilim ve teknolojideki gelişmeler hiç durmadan devam etmektedir. Bireyler bukoşullara ayak uyduracak donanıma sahip olmalıdır. Bu yüzden bilimi ve bilimsel bilgiyiiyi özümsemeleri gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; karma yaklaşıma göre uyarlananetkinliklerin, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin bilimsel bilgi ve özellikleri hakkındakidüşünceleri üzerine etkisini incelemektir. Bu çalışmada bilimsel bilginin kesin olmaması,öznel olması, gözlem ve çıkarım arasındaki fark, hayalci ve yaratıcı özelliklerini kapsayannitelikte on iki etkinlik bulunmaktadır. Bu etkinlikler bilimin doğası yaklaşımınıöğretmeye yarayan doğrudan, dolaylı ve tarihsel yaklaşımının yapıldığı çalışmalardanuyarlanmıştır. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinden toplam 21 öğrenci ile yürütülençalışmada ön-test ve son-test tek gruplu deneysel model (one-group pretest-posttest design)kullanılmıştır. Bu araştırma tasarımında bilimsel bilgi anketi ve bilimsel bilgiyi anlamaölçeği ile veriler elde edilmiştir. Etkinliklerin öğrenciler üzerindeki etkisi bilimsel bilgianketine bağımlı t testti uygulanarak ve bilimsel bilgiyi anlama ölçeği ise yeterli, eksik vehatalı olarak gruplandırılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, bilimsel bilgininözelliklerine yönelik uygulanan etkinliklerin öğrencilerin bilimsel bilgi özelliklerinikavrama düzeylerini arttırdığı ve öğrencilerin sahip olduğu ?hatalı? düzeydekidüşüncelerini azalttığını göstermektedir. Öğrencilerin bilimsel bilgi ve özelliklerihakkındaki düşüncelerini ?yeterli? yönde geliştirmiştir. Öğrencilerin bir kısmında ise?hatalı? yöndeki düşüncelerinde bir değişim olmamıştır. Çalışmada karma yaklaşımınkullanıldığı süreç sonunda öğrencilerin hatalı düşüncelerindeki azalma dolaylı ve tarihselyaklaşımın tek başına kullanıldığı çalışmalara göre daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Busonuçlar doğrultusunda, tek bir yaklaşıma bağlı kalmadan karma yaklaşım ait etkinliklerbir arada kullanılarak öğrencilerin bilimsel bilgiyi ve özelliklerini anlamalarına yardımcıolunmalıdır.
Yanlışın anatomisi: İlköğretim matematik sınıflarında öğrencilerin yaptıkları yanlışlar ve öğretmenlerin dönütlerinin analitik incelenmesi
Öğrenci merkezli matematik programın etkili bir şekilde uygulanmasındaki belki de en büyük engel yanlışlardır. Çünkü yanlışlarla nasıl baş edeceğini (yanlış yapan öğrenciye nasıl rehberlik edeceğini) bilmeyen öğretmen öğrencilerin araştırma ve düşünme aktivitelerini durdurarak eski işleniş tarzına yönelebilecektir. Bu nedenle yanlışın ve yanlışlara öğretmenlerinin verdikleri dönütlerin tespit edilmesinin yeni öğretim programının daha etkili uygulanabilmesi için önemli olduğu düşünülmektedir. Bu amaçla ?Yanlış türleri nasıl sınıflandırılabilir ve yanlışların Türk kültürüne özgü boyutları nelerdir??, ?Öğretmenlerin yanlışa dönütte kullandıkları teknikler nelerdir?? ?sorularyla başlayan çalışma ilerleyen aşamalarında her yanlışa aynı dönütün verilemediği, verilse de öğrencilerin aynı bilişsel süreçlerden geçmesini sağlamadığı göz önünde bulundurularak çalışmanın problemlerine ?Yanlışlara verilen dönütler öğretmenlere bağlı olarak nasıl değişmektedir.? ve ?Yanlışa dönütte kullanılan teknikler yanlış türlerine göre nasıl değişmektedir?? soruları da eklenmiştir.Çalışmanın I. aşamasında 5 öğretmen 260 ders saati II. aşamasında ise 4 öğretmen 120 ders saati yapılandırılmamış olarak gözlemlenmiştir. Çalışmanın I. aşamasında yanlış türleri ve anında dönüt teknikleri oluşturulmuş II. aşamasında ise I. aşamada oluşturulan sınıflamalar ışığında dönütlerin öğretmenlere bağlı olarak nasıl-neden farklılaştığı ve yanlış türleri ile dönüt teknikleri arasındaki ilişki araştırılmıştır.Çalışmanın bulguları büyük oranda içerik analizi sonucu elde edilen tablolar ve grafikler yardımıyla verilse de içerik analizleri işlenişlerden alınan diyaloglara desteklenmiştir.4 yanlış türü olduğu tespit edilmiştir: 1) Bilimsel Dile İlişkin Yanlışlar; 2) İşlem ve Strateji Kullanımına İlişkin Yanlışlar; 3) Tümevarım-Tümdengelim ile İlgili Yanlışlar; 4) Sınıflamalara İlişkin Yanlışlar, şeklindedir. 6 dönüt tekniği olduğu tespit edilmiştir: 1-) Yanlışı Görmezden Gelme veya Doğru Olarak Kabul Etme. 2-) Cevabı Söyleme. 3-) Yanlış Deme. 4-) Çelişki Oluşturma. 5-) Basitleştirme. 6-) İlişkilendirme, şeklindedir.
Kavram karikatürlerinin 7. sınıf öğrencilerinin ?maddenin yapısı ve özellikleri? konusunu öğrenmelerine etkisi
Bu çalışmanın amacı kavram karikatürlerinin, ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin maddenin yapısı ve özellikleri ünitesindeki kavramları anlamaları üzerine etkisini belirlemektir. Bu amaca ulaşmak için ünitedeki kavramlar hakkında öğrencilerin ön bilgilerini ve kavram yanılgılarını içeren kavram karikatürleri geliştirilmiştir.Araştırmanın verileri; ?Maddenin Yapısı ve Özellikleri Kavram Testi (MYÖKT)? ve yarı yapılandırılmış mülakatlar ile elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemi deney grubunda 24 ve kontrol grubunda 25 olmak üzere toplam 49 ilköğretim 7. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Literatür taraması sonucunda elde edilen kavram yanılgıları göz önünde bulundurularak hazırlanan MYÖKT, ön test olarak uygulanmıştır. Daha sonra hazırlanan kavram karikatürleri ile maddenin yapısı ve özellikleri ünitesi öğrencilerle işlenmiş, uygulama tamamlandıktan sonra MYÖKT son test olarak öğrencilere uygulanmıştır.Araştırmanın sonucunda her iki grupta araştırılan kavramlarla ilgili öğrencilerin çeşitli kavram yanılgılarının olduğu tespit edilmiş, bazı öğrencilerin maddenin yapısı ve özellikleri konusu ile ilgili kavramları bilgi düzeyinde bildikleri fakat bu bilgileri kullanma konusunda yetersiz oldukları ortaya çıkmıştır. Ön test ve son test sonuçlarının incelenmesi sonucu, yapılan uygulamanın, maddenin yapısı ve özellikleri konusunda öğrencilerde mevcut olan kavram yanılgılarını azalttığı, yeni kavram yanılgıları ortaya çıkarmadığı ve öğrencilere konuları daha iyi kavrattığı tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulması sürecinde insanın çevreye etkisi konusu ile ilgili pedagojik alan bilgilerinin araştırılması
Eğitim sisteminin temelini oluşturan ilköğretim birinci kademe, bireylerin gelecekteki başarıları üstünde önemli bir etkiye sahiptir. Bu durum gelecek nesilleri yetiştirecek olan sınıf öğretmenlerinin sorumluluğunu bir kat daha arttırmaktadır. Dolayısıyla sınıf öğretmen adaylarının nitelikli bir hizmet öncesi eğitimden geçmiş olmaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenden dolayı, bu çalışmanın temel amacı, Sınıf Öğretmen Adaylarının 5.sınıf Fen ve Teknoloji öğretim programındaki ?İnsanın Çevreye Etkisi? konusundaki pedagojik alan bilgilerinin öğretmenlik uygulamasından önce ve sonra ne düzeyde olduğunu tespit etmektir. Özel durum metodolojisine göre yürütülen çalışmanın örneklemini 2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı, Bahar Dönemi, Rize Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Programı son sınıfta öğretmenlik uygulaması dersini alan 49 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri; kavram haritaları, ders planları, gözlem ve yarı yapılandırılmış mülakatlar ile toplanmıştır. Kavram haritaları, ders planları ve gözlemlerden elde edilen veriler geliştirilen rubrikler aracılıyla analiz edilirken, yarı yapılandırılmış mülakatlardan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışmada Sınıf Öğretmen Adaylarının, pedagojik alan bilgisinin alt bileşenleri olan konu alan bilgisi, öğretim programı bilgisi ve öğrencilerin kavramsal anlama güçlükleri bilgisi açısından yeterli bilgiye sahip olmadıkları belirlenmiştir. Bununla birlikte öğretmen adaylarının pedagojik alan bilgisinin diğer alt bileşeni olan pedagojik bilgi açısından yeterli bilgiye sahip oldukları belirlenmiştir. Ancak diğer alt bileşenlerden öğretim yöntem, teknik, strateji bilgisi ve ölçme-değerlendirme bilgisi açısından yeterli teorik bilgi birikimine sahip olmalarına rağmen uygulamada bazı sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara bağlı olarak Sınıf Öğretmen Adaylarına alternatif ölçme-değerlendirme yöntemleri ile ilgili daha fazla uygulama yapma imkânı verilmesi gerektiği önerisinde bulunulmuştur. Ayrıca konu alan bilgisi ile bağlantılı olarak pedagojik alan bilgisinin aktarılması konusunda ders planlarını denemeleri için Sınıf Öğretmen Adaylarına fırsatlar sağlanmalıdır.
İlköğretim matematik öğretmenlerinin proje görevleri hakkındaki görüşleri
İlköğretim Matematik Öğretmenlerinin proje görevlerine ilişkin ne tür uygulamalar yaptıklarının ortaya çıkarılması; projelerin istenilen amaca ulaşması, var olan problemlerin üstesinden gelinmesi ve öğretim programından daha fazla verimin elde edilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ancak, ilköğretim okullarındaki matematik derslerinde verilen proje görevlerine yönelik öğretmenlerin uygulamaları bilimsel çalışmalarla yeterince ortaya konulup değerlendirilmemiştir. Bu nedenle bu çalışmayla, İlköğretim Matematik Öğretmenlerinin proje görevleri hakkındaki görüşlerini ve uygulamalarını belirlemek amaçlanmıştır.Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu Trabzon İlinde görev yapan 150 İlköğretim matematik öğretmenine uygulanmıştır. Bu öğretmenlerden 6 tanesiyle konu hakkında mülakatlar yapılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin % 62.6'sı proje görevleriyle ilgili herhangi bir eğitim almamıştır. Ancak öğretmenlerimizin çoğu, proje görevleri hakkında yeterli olduklarını ve projeleri amacına uygun olarak yaptıklarını düşünmektedirler.Araştırmanın sonuçları, öğretmenlerin çoğunun projelerde, kullanılan malzemelerin öğrencilerin bütçesini aşmamasına ve projelerin, programda belirtilen kazanımları gerçekleştirmek için uygun olmasına dikkat ettiklerini, projeleri değerlendirirken hem süreç hem de sonucu dikkate aldıklarını ve dereceli puanlama ölçeği kullandıklarını göstermiştir. Öğretmenlerin projeler uygulanırken karşılaştıkları güçlüklerden; internetteki kaynağı belli olmayan bilgilerin, öğrenciler tarafından kesin doğru olarak kabul edilmesi, öğrencilerin çalışma ve araştırma amaçlı okul dışında toplanamaması ve bazı projelerin emek harcanmadan internetten hazıra konma şeklinde yapılması sorunlarını sıralayabiliriz. Karşılaşılan sorunları gidermek için öğretmenlerin öğrencileri projenin amacı, özellikleri ve hazırlanması konusunda bilgilendirdikleri ve farklı kaynaklardan öğrenci ilgi ve seviyesine göre projeler belirlemeye çalıştıkları görülmüştür. Öğretmenlerin proje görevleri hakkındaki görüşeleri cinsiyet ve projelere yönelik eğitim alma durumuna göre genel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda alınabilecek önlemlere ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Proje Görevi, İlköğretim Matematik Öğretmenleri, Matematik Dersi Öğretim Programı, İlköğretim Okulları.
Zenginleştirilmiş 5E Modeli'nin 7. sınıf öğrencilerinin kavramsal değişimine etkisi: Elektrik akımı örneği
Bu çalışma, ilköğretim fen ve teknoloji öğretim programındaki ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitesi elektrik akımı konusuna yönelik 7. sınıf öğrencilerinin alternatif kavramlarını belirlemek ve zenginleştirilmiş 5E modelinin öğrencilerin kavramsal değişimine olan etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Zenginleştirilmiş 5E modeli kapsamında, animasyon, simülasyon, çürütücü metin ve çalışma yapraklarını kullanılmıştır.Çalışmanın örneklemini, Trabzon ili Çarşıbaşı ilçe merkezindeki bir ilköğretim okulunun 7.sınıflarındaki üç farklı şubeden toplam 68 öğrenci oluşturmaktadır. Bu şubelerden birisi rastgele olarak deney grubu (N=23) olarak belirlenirken, diğer gruplar ise kontrol-1 (N=23) ve kontrol-2 (N=22) olarak atanmıştır. Karma yöntemin kullanıldığı bu çalışmanın verileri 12 sorudan oluşan iki aşamalı kavram testi ve 13 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış mülakattan elde edilmiştir. Kavram testi bütün gruplara uygulamadan bir hafta önce öntest olarak uygulanırken, aynı test uygulamadan bir hafta sonra sontest olarak tekrar uygulanmıştır. Kavramsal değişim düzeylerine göre deney ve kontrol gruplarından toplam 6 öğrenci ile de yarı yapılandırılmış mülakatlar yürütülmüştür. Araştırmanın bulguları deney grubunun kavramsal anlamasının kontrol gruplarına göre istatistiksel olarak daha başarılı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, zenginleştirilmiş 5E modeli 7. sınıf öğrencilerinin elektrik akımıyla ilgili alternatif kavramlarını gidermede başarılı olsa da onları tamamen ortadan kaldıramamıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak, zenginleştirilmiş 5E modelinin diğer fen konularının öğretiminde de uygulanması önerilebilir.
Topluma hizmet uygulamaları dersi ile ilgili öğretim elemanları ve öğretmen adaylarının bilgi, beceri ve deneyimlerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Topluma Hizmet Uygulamaları dersinin uygulanması ve yürütülmesiyle ilgili öğretim elemanlarının ve öğretmen adaylarının görüş ve beklentilerini belirlemektir. Araştırmada durum çalışması yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Fen Eğitimi, Matematik Eğitimi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi ve Sosyal Bilgiler Eğitiminden birer tane olmak üzere toplam 4 Yardımcı Doçent Doktor, Sınıf Öğretmenliğinden 3 ve Sosyal Bilgiler Eğitiminden 2 olmak üzere toplam 5 Öğretim Görevlisi ve Matematik Eğitiminden 1 Okutman olmak üzere toplam 10 öğretim elemanı ve Sınıf öğretmenliğinden 64, Fen ve Teknoloji öğretmenliğinden 57, Sosyal Bilgiler 33, Matematik öğretmenliğinden 54 olmak üzere toplam 208 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla, anket ve mülakat kullanılmıştır. Elde edilen veriler frekans ve yüzde hesaplamalarıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretim elemanlarının gurupların azaltılmasına ve kılavuz niteliğinde bir kaynağa ihtiyaç duydukları görülmüştür. Öğretmen adaylarının ise öğretim elemanlarının rehberliğinin artmasına, örnek çalışmalar ve proje aşamalarını içeren bir kaynağın oluşturulmasına ihtiyaç duydukları sonucuna varılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak, Üniversitede gönüllü öğretim elemanı ve öğretmen adayları birlikte çalıştırılabilecekleri bir Topluma Hizmet Uygulama Merkezinin kurulması gerektiği önersinde bulunulmuştur.
Bilimsel söylevlerle desteklenmiş birleştirme I tekniğinin öğrencilerin çevre konularındaki öğrenmeleri üzerine etkisi
Çalışmanın temel amacı, bilimsel söylevlerle desteklenmiş birleştirme I tekniğinin çevre eğitiminde; küresel ısınma, sera etkisi, ozon tabakasının incelmesi ve yanardağ patlamaları konularında ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin akademik başarıları üzerindeki etkisini belirlemektir. Tekniğin etkilerini uygulamaya katılan öğrencilerin kurdukları bilimsel söylevlerin kalitesiyle tespit etmektir. Çalışmada yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Çalışma kapsamında geliştirilen öğretim materyali; beş adet çalışma yaprağı ve dört adet video filmi ile ilgili etkinlikleri içermektedir. Araştırmanın örneklemi 2010-2011 eğitim öğretim yılında eğitim gören Rize'de bulunan iki ilköğretim okulunun 8. sınıfında öğrenim gören 70 kişiyi kapsamaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; akademik başarı testi ve bilimsel söylev kayıtları kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan akademik başarı testi literatür taranarak mevcut kavram yanılgılarının tespit edecek şekilde hazırlanmıştır. Akademik başarı testi ön test ve son test olarak iki kez kullanılmıştır. Öğrencilerin yapmış olduğu tartışmalar kayıt altına alınarak ve analiz edilmiştir. Test bulgularına SPSS paket programıyla bağımlı ve bağımsız t-testi yapılmıştır. Elde edilen bulguların sonuçlarına göre, deney ve kontrol grupları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Geliştirilen öğretim materyalinin öğrencilerde kavram yanılgılarını gidermede etkili olmasının yanında bu değişimin öğrenci zihninde kalıcı olmasını sağlamada da etkili olduğunu görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak araştırmacılara bilimsel söylevlerle desteklenmiş Birleştirme I tekniği uygulamasının lise ve üniversitede de araştırılması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler;Birleştirme I Tekniği, Bilimsel Söylevler, Çevre Eğitimi, Çalışma Yaprakları
Ortaokul Matematik öğretmenlerinin çoklu temsilleri kullanarak kesirlerle toplama ve çıkarma işlemlerini öğretme yaklaşımlarının incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul matematik öğretmenlerinin kesirlerle toplama ve çıkarma işlemlerini öğretirken kullandıkları temsilleri irdelemek ve bu temsilleri öğrenme sürecine entegre etme süreçlerini incelemek amaçlanmıştır. Çalışma nitel bir çalışmadır. Çalışmanın çalışma grubu ise İzmir ili Aliağa ilçesindeki 6 ortaokul matematik öğretmeninden oluşturmaktadır. Bu 6 matematik öğretmeni seçilirken öğretmenlerin MEB'deki tecrübe yıllarına bakılmıştır. 0-10 yıllık mesleki deneyime sahip olan 3 matematik öğretmeni ve 10 yıl üzeri mesleki deneyime sahip olan 3 matematik öğretmeni ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Mitchell, Charalambous ve Hill, (2013)'in çoklu temsillerle ders işlenişine yönelik hazırladığı çerçeveden yararlanılarak bir gözlem formu ve öğretmenlerin temsil kullanımına ilişkin görüşlerini öğrenmek adına hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak ise, ortaokul matematik öğretmenlerinin kesirlerle toplama ve çıkarma işlemi öğretiminde derslerinde temsil kullanımına çokça yer verdikleri gözlenmiştir. Bunun yanı sıra, birden fazla temsil kullanımına da önem veren öğretmenlerin bu temsiller altında yatan matematiksel fikirlere önem vermedikleri, temsiller bağlantı ve ilişkilere değinmedikleri, temsiller ile genellemelere ulaştırma konusunda eksik kaldıkları gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çoklu Temsil, Kesirler, Pedagojik Alan Bilgisi
Çevre için eğitimde alternatif öğretim etkinliklerinin öğrencilerin başarı ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, ozon tabakasının incelmesi, sera etkisi ve küresel ısınma gibi küresel boyut kazanmış çevre sorunları ile ilgili hazırlanan alternatif öğretim etkinliklerinin ilköğretim öğrencilerinin akademik başarı ve çevresel tutumları üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırmada ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2011?2012 eğitim öğretim yılında Rize'de iki farklı ilköğretim okulunda öğrenim gören toplam 55 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Akademik Başarı Testi, literatürden temin edilen İlköğretim Öğrencileri İçin Çevre Tutum Ölçeği ve Fen ve Teknoloji Öğretim Programı'ndan temin edilen Öğrenci Öz Değerlendirme Formu kullanılmıştır. İstatistiksel işlemler SPSS 16.0 paket programıyla çözümlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön ve son test puanlarında anlamlı bir fark olup olmadığını öğrenebilmek için bağımsız t-testi kullanılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol gruplarının başarı ve tutum değişkenlerinin etkileşimlerinin nasıl olduğu hakkında bilgi almak için Pearson Korelâsyon katsayısı hesaplanmıştır. Öğrencilerde ozon tabakasının incelmesi, sera etkisi ve küresel ısınma gibi küresel boyut kazanmış çevre sorunları ile ilgili kavram yanılgıları olduğunu ortaya konmuştur. Uygulama sonrasında deney ve kontrol grupları arasında öğrencilerin başarı seviyesi açısından deney grubunun lehine anlamlı bir fark bulunurken, çevre konularına karşı tutumları açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Öğrencilerin başarısı ve tutumları arasında zayıf da olsa pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Bu bağlamda alternatif öğretim etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarısı üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre çevre için eğitim sürecinde öğrencilere geleneksel öğretim yöntemlerinden ziyade, yaparak ve yaşayarak aktif bir şekilde katılabilecekleri öğretim etkinliklerinin sağlanması önerilmiştir.
Yaratıcı düşünmeye dayalı öğretim uygulamalarının bilimsel yaratıcılık bilimsel süreç becerileri ve akademik başarıya etkisi
Yaratıcılık her bireyde var olan bir yetidir. Bireylerde var olan yaratıcılığın geliştirilmesi ve bilimsel düşünebilmeleri ancak onların hedef-davranışlarına ve hazırbulunuşluk düzeylerine uygun öğretme stratejisi, etkinlik, yöntem ve tekniklerin kullanıldığı öğretim ortamları ile mümkün olacaktır. Bilimsel düşünerek Fen öğrenilebilmesi için bilimsel süreç becerilerinin de kazandırılması gerekir. Bu araştırmanın amacı, Fen ve Teknoloji dersi kapsamında yaratıcı düşünmeye dayalı öğretim uygulamalarının öğrencilerin bilimsel yaratıcılık, bilimsel süreç becerileri ve akademik başarılarına etkisini incelemektir. Yarı deneysel desenlerden eşleştirilmiş desenin kullanıldığı araştırma, Kars ili merkezinde öğrenim gören 48 altıncı sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Fen ve Teknoloji öğretim programında yer alan `Vücudumuzda Sistemler' ünitesi, deney grubuyla yaratıcı düşünmeye dayalı öğretim uygulamaları ile kontrol grubuyla ise Fen ve Teknoloji öğretim programına dayalı öğretim uygulamaları ile işlenmiştir. Araştırma öncesinde ve sonrasında her iki gruba da Bilimsel Yaratıcılık Testi, Bilimsel Süreç Beceri Testi ve `Vücudumuzda Sistemler' ünitesi için geliştirilmiş Akademik Başarı Testi uygulanmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencileriyle yapılan görüşmelerden ve derslerin gözlemlenmesinden nitel veriler elde edilmiştir. Uygulama sonrasında deney ve kontrol grubu öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık, bilimsel süreç beceri ve akademik başarı test puanlarının deney grubu lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Dolayısıyla yaratıcı düşünmeye dayalı öğretim uygulamaları ile öğrencilerdeki mevcut yaratıcılık, bilimsel süreç becerileri ve akademik başarı düzeylerini çok daha üst seviyelere taşınacağı söylenebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenciler bu uygulamalar sayesinde düşünme güçlerinin ve yaratıcılıklarının geliştiğini, olaylara çok yönlü bakabildiklerini ileri sürmüşlerdir. Gözlem verileri bu bulguyu destekler niteliktedir. Birbirleriyle olan ilişkileri düşünüldüğünde öğrencilerin yaratıcılıkları, akademik başarıları ve bilimsel süreç becerilerini geliştirmek için Fen eğitiminde bilimsel yaratıcılığa yönelik uygulamaların arttırılması önerilmektedir.
İlköğretim öğretmen adaylarının bilimsel düşünme alışkanlıklarının, sosyobilimsel konular kullanılarak belirlenmesi ve karşılaştırılması
Bu çalışma, fen bilgisi, sınıf, matematik ve sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının sosyobilimsel konular hakkında yargıda bulunurken, bilimsel düşünme alışkanlıklarını kullanma düzeylerini tespit etmek ve birbirleriyle sınıf ve program bazında karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini 2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılı, Güz Dönemi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi, Matematik, Sınıf ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Programlarında öğretim gören her kademeden 100 öğretmen adayı olmak üzere toplam 1600 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Alan taraması yönteminin kullanıldığı bu çalışmanın verileri 32 sorudan oluşan geçerliliği ve güvenirliği hesaplanmış Bilimsel Düşünme Alışkanlıkları Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Ölçek maddelerine verilen cevaplar, maddelerin pozitif (1-4) ve negatif (4-1) olmak üzere iki yolla puanlandığı dörtlü likert tipi ölçek kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, üniversite eğitiminin programlara kazandırılmak istenen bilimsel düşünme alışkanlıklarını bilme ve sosyobilimsel konularda karar verirken bunları göz önünde bulundurma gibi davranışları arzu edilen düzeyde kazandırama da eksikliklerinin olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının bilimsel düşünme alışkanlıklarının geliştirilmesi üzerine bir çalışmanın yapılmasının, sosyobilimsel literatüre katkı sağlayacağı önerisinde bulunulmaktadır.
Maddenin halleri ve ısı ünitesinin bilimsel tartışma (argümantasyon) modeli ile öğretiminin öğrenci başarısına ve anlama düzeylerine etkisi
Bu çalışmada ?Maddenin Halleri ve Isı? ünitesinin bilimsel tartışma (argümantasyon) modeli ile öğretiminin ilköğretim 8.sınıf öğrencilerinin başarıları, anlama düzeyleri ve bilimsel tartışma becerileri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yarı deneysel yöntem kullanılarak yürütülen araştırmanın örneklemini Erzurum il merkezindeki bir ilköğretim okulunda sekizinci sınıta öğrenim gören iki farklı şubeden toplam 40 öğrenci oluşturmaktadır. Rastgele olarak bu iki şubeden biri deney, diğeri ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda ?Maddenin Halleri ve Isı? ünitesi bilimsel tartışma modeline dayalı çeşitli etkinliklerle işlenirken, kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Veri toplama aracı olarak Maddenin Halleri ve Isı Ünitesi Başarı Testi (MHIÜBT), Maddenin Halleri ve Isı Ünitesi Kavram Testi (MHIÜKT), gözlemler ve yarı yapılandırılmış mülakatlar kullanılmıştır. Başarı testi ön ve son test olarak hem deney hem de kontrol gruplarına uygulanmıştır. Kavram testi ise uygulamalar sonunda her iki gruba da uygulanmıştır. Öğrencilerin tartışma becerilerindeki gelişimi belirlemek amacıyla deney grubunda tüm öğretim süreci boyunca gözlemler yürütülmüştür. Ayrıca öğretim sonrasında deney grubu öğrencileriyle yürütülen yarı yapılandırılmış mülakatlarla onların bilimsel tartışma modelinin kullanıldığı öğretim süreci hakkındaki görüşleri alınmıştır. Araştırma bulgularına göre başarı açısından deney grubu ile kontrol grubu arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Bilimsel tartışma modelinin öğrencilerin üniteye yönelik başarılarına etkisinin yanı sıra kavramları anlama düzeylerine de olumlu etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca süreç içerisinde öğrencilerin tartışma becerilerinin de geliştiği gözlenmiştir. Çalışmanın sonunda elde edilen bulgular ve sonuçlar dikkate alınarak bir takım önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Bilimsel Tartışma, Maddenin Halleri, Isı, Anlama Düzeyi, Başarı
Fen ve teknoloji öğretmenlerinin alternatif ölçme değerlendirme yöntem teknikleri ve uygulamaları hakkındaki görüş ve düşüncelerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı; Fen ve Teknoloji öğretmenlerinin alternatif ölçme değerlendirme yöntem teknikleri hakkındaki görüş ve düşünceleri ile deneyimleri arasındaki ilişkiyi irdelemektir. Araştırmada gelişimsel araştırma yöntemi içerisinde incelenen enlemesine araştırma kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Sivas ilinde görev yapmakta olan 94 Fen ve Teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, alternatif ölçme değerlendirme hakkında durum belirleme anketi ve yarı yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Mülakatlar 94 Fen ve Teknoloji öğretmeni içinden seçilen 6 öğretmenle yapılmıştır. Mülakatların analizinde kullanmak üzere, ilgili literatür incelenerek, her bir alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarının ortak amaçları tablosu oluşturulmuştur. Alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımları; ölçekler, süreç değerlendirme, kavram öğretimi, görsel yetenek, sözel yetenek olmak üzere 5 ortak amaçta birleştirilmiştir. Elde edilen nicel verilerinin analizinde ANOVA testi, nitel verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen sonuçları mülakatlarla karşılaştırılmıştır. Öğretmenlerin bu araçları kullanma durumları, bu araçlara dair yeterlilikleri ve bu araçları öğretimsel açıdan değerlendirmeleri ile ilgili anket sonuçları mülakatlarla desteklenmiştir.Çalışmanın sonucunda; öğretmenlerin en çok kavram öğretimi, görsel yetenek ve süreç değerlendirme, en az sözel yetenek amacındaki araçları kullandıkları ortaya çıkmıştır. Öğretmenler kavram öğretimi ve görsel yetenek amacındaki araçların gerekçelerinin farkında iken sözel yetenek amacındaki araçların gerekçelerinin çoğunun farkında değildirler. Öğretmenler kavram öğretimi ve görsel yetenek amacındaki araçları gerekli bulurken sözel yetenek amacındaki araçları gereksiz bulmaktadırlar. Ayrıca 6 ve üzeri deneyime sahip öğretmenler süreç değerlendirme ve ölçekler amacındaki araçların gerekçelerinin farkında olmadıkları, bu araçları gereksiz buldukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin gerekçelerinin farkında olmadığı ve gereksiz bulduğu alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımları hakkında HİE verilmesi önerilmiştir. Bu hizmet içi eğitimin, öğretmenlerin mesleki deneyimlerine göre kategorileştirilmesi önerilmiştir.
Öğrencilerin fen ve teknoloji dersinde kullandıkları okuma ve yazma stratejileri: Giresun ili örneği
Öğrencilerin fen ile ilgili anlayış ve becerilerini geliştirebilmeleri için fen ve teknoloji konularını okuyabilir, yazabilir, eleştirel düşünebilir olmaları gerekmektedir. Okuma-yazma yeteneğinin fen ve teknoloji okuryazarlığındaki rolü dikkate alındığında öğrencilerin okuma yazma stratejilerinde etkin olmaları gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu araştırmada öğrencilerin fen ve teknoloji dersinde kullandıkları okuma-yazma stratejilerinin belirlenmesi, bu stratejilerin cinsiyet, akademik başarı ve sınıf düzeyi değişkenlerine bağlı olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, 2010-2011 eğitim öğretim yılında Giresun'da bulunan ilköğretim okullarındaki 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri (N=1864) ile yürütülmüştür. Tarama yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler güvenirlik katsayısı ?=0.866 olan Okuma ve Yazma Stratejileri Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler frekans, ortalama, standart sap¬ma, bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizi ile çözümlenmiştir. Öğrencilerin okumada daha başarılı olabilmek için kendini sorgulama, okuduklarını zihinde canlandırma, önemli yerlerin altını çizme, yazdıklarını düzenleme stratejilerini diğer stratejilere göre daha fazla kullandıkları bulunmuştur. Öğrencilerin kullandıkları okuma-yazma stratejilerinde cinsiyet, sınıf düzeyi ve akademik başarı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin eksikliklerinin saptandığı metindeki önemli yerlerden soru çıkararak cevaplamaya çalışma, öğrenilen kavramlardan sözlük oluşturma, yazdıklarını paylaşma, yazdıklarını görsel materyaller kullanarak destekleme stratejilerinin yazmanın zaman gerektiren bir uğraş olarak algılanmasından, etkili oldukları stratejilerin ise metinle etkili bağ kurmalarını kolaylaştırmasından kaynaklanabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bundan dolayı öğretimin ders dışı etkinliklerle desteklenmesi, fen bilimleri sözlüğü oluşturmanın ilgi çekici hale getirilmesi, grup çalışmalarının yaptırılması, özellikle üst sınıflara geçildikçe okuma yazma stratejilerini geliştirici çalışmaların arttırılması ve öğrencilerin yazdıklarını paylaşmalarını sağlayacak etkinliklerin uygulanması öneriler arasındadır.
İlköğretim matematik öğretmeni adaylarının uygulanan zenginleştirilmiş program sürecinde matematiği öğretme bilgilerinin gelişimi
Öğrencilerin matematiği anlayarak öğrenmelerinde öğretmenin alanı öğretme bilgisinin niteliği büyük öneme sahiptir. Öğretmenlerin alanı öğretme bilgilerini sistemli olarak yapılandırdıkları ilk mesleki gelişim basamağı lisans eğitimi süreci olduğu için bu süreçte uygulanan programlarının sürekli gözden geçirilmesi ve yenilenmesi gerekmektedir. Bu araştırmada, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programının (İMÖP) Özel Öğretim Yöntemleri I-II, Okul Deneyimi ve Öğretmenlik Uygulaması dersleri bazı etkinliklerle zenginleştirilmiş ve adayların alanı öğretme bilgisi gelişimleri; öğretimsel açıklamalar, öğretim yöntemleri ve inançlar boyutlarında incelenmiştir.Boylamasına gelişimsel araştırma olarak tasarlanan bu çalışma, İMÖP'un 3 ve 4. sınıflarındaki öğretmen adaylarıyla yürütülmüştür. Adayların alanı öğretme bilgisi gelişimlerini ortaya koymak için; senaryolar, inançlara yönelik açık uçlu sorular, ders planları, planlarla ilgili raporlar, gözlem ve öz-değerlendirme formları kullanılmıştır. Senaryolar ve inançlarla ilgili açık uçlu sorulardan oluşan anket belli aralıklarla adaylara 4 kez uygulanmış, diğer veriler ise Öğretmenlik Uygulaması dersinde yapılan çalışmalardan elde edilmiştir. Adayların öğretimsel açıklama ve öğretim yöntemi bilgilerindeki gelişimi ortaya koymak için seviyeler oluşturulmuş ve bu seviyeler kullanılarak senaryolara farklı zamanlarda verilen cevaplar sınıflandırılmıştır. İnançlarla ilgili açık uçlu soruların analizinde ise, verilen cevaplardan hareketle kategoriler oluşturulmuştur. Diğer yandan, Öğretmenlik Uygulaması dersinden elde edilen veriler çözümlenirken, adayların süreçte yaptıkları çalışmalardan öğretim yöntemi bilgisini yansıtan kesitler sunulmuştur.Çalışmanın sonucunda, uygulanan zenginleştirilmiş program sürecindeki adayların senaryolara göre farklılık göstermekle birlikte öğretimsel açıklama niteliklerinin belirgin bir gelişim gösterdiği, öğretim yöntemi bilgilerinde ise gelişimin istenen düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Yine adayların Öğretmenlik Uygulaması dersinden yansıyan öğretim yöntemi bilgilerinin senaryolarla karşılaştırıldığında daha nitelikli olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, program boyunca inançlarında da olumlu yönde değişimlerin ortaya çıktığı belirlenmiştir.
Bilim tarihi temelli hikâyelerin ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin kuvvet ve hareket ünitesi kavramlarını anlama düzeylerine etkisi
Bu çalışma, bilim tarihi temelli hikâyelerle öğretimin ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin ?Fen ve Teknoloji? dersi öğretim programında yer alan ?Kuvvet ve Hareket? ünitesindeki konu ve kavramları anlama düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın amacına uygun olarak aksiyon araştırması yöntemi rehberliğinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacının Fen ve Teknoloji öğretmeni olarak görev yaptığı bir kırsal ilköğretim okulunun 7. sınıfını oluşturan 15 öğrenci ile ?Kuvvet ve Hareket? ünitesine yönelik hazırlanan 5 bilim tarihi temelli hikâyenin uygulaması gerçekleştirilmiştir. Uygulamalar haftada 4 saat olan Fen ve Teknoloji derslerinde toplam 7 hafta sürmüştür. Bu süreç boyunca araştırmacı, günlükler, yarı yapılandırılmış mülakatlar, konu sonu değerlendirme testleri, başarı testi ve anket olmak üzere çoklu veri toplama araçlarından yararlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda bilim tarihi temelli hikâyelerin öğrencilerin ?Kuvvet ve Hareket? ünitesiyle başarıları düzeyleri üzerinde olumlu etkileri gözlemlenmiştir. Ayrıca bilim tarihi temelli hikâyelerin öğrencileri Fen ve Teknoloji dersine güdülediği ve derse olan ilgilerini arttırdığı da ifade edilebilir. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda gelecekte yapılacak çalışmalarda bilimin doğasına da yer verilmesi önerisinde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Bilim Tarihi, Hikâyeler, Kuvvet ve Hareket, Aksiyon Araştırması
4MAT Öğretim Modelinin ilköğretim matematik öğretmenleri tarafından uygulanması sürecinden yansımalar
Ülkemizde 2004 yılından itibaren eğitim alanında etkili olan yapılandırmacı yaklaşım, yeni birçok öğretim modelini de beraberinde getirmiştir. Öğretmenlerden beklenen ise sunulan bu modelleri sınıflarında etkili bir biçimde uygulamalarıdır. Bu modellerden biri de hiç şüphesiz ki son yıllarda adından sıkça söz ettiren ve çalışmalara konu olan 4MAT öğretim modelidir. Bu çalışmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenlerinin 4MAT öğretim modelini uygulama sürecini yansıtmaktır. Özel durum çalışması yönteminin kullanıldığı araştırma mesleki deneyimi farklı 3 ilköğretim matematik öğretmeni ile yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ?4MAT Öğretim Modeli Uygulama Gözlem Formu?, öğretmen günlükleri, yarı-yapılandırılmış mülakat ve ara görüşmeler kullanılmıştır.Ders içi gözlemlerden elde edilen veriler için betimsel analiz yapılmış; öğretmenlerin 4MAT modelini uygulama süreçleri, gözlemlerle birlikte öğretmen günlükleri ve ara görüşmelerle desteklenmiştir. Çalışma sonunda da öğretmenlerin 4MAT öğretim modeline yönelik düşüncelerini ortaya koymak için yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler de içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. 4MAT'ın her bir çeyreğine göre oluşturulan gözlem formu incelendiğinde, öğretmenlerin ilk çeyrek için öğrencilerin zihninde oluşan ?Niçin Öğreniyorum?? sorusuna yeterli düzeyde cevap veremediği; ikinci çeyrek için öğrencilere konuyu kavratırken yeterli etkinlik yapmadığı ve farklı materyallerden faydalanamadığı; üçüncü çeyrek için sınıf içi bireysel/grup projelerine yer vermediği; son çeyrekte öğrencilerin kendi yaşantılarından yola çıkarak yeni planlar/yaşantılar oluşturmaları için gerekli öğretim ortamını sağlamadığı görülmüştür. Öğretmenlerin 4MAT'a yönelik uygulama süreci sonrası görüşleri olumlu yönde olup; modelin daha etkili bir biçimde uygulanması ve bu uygulamalardan istenilen düzeyde başarı elde edilmesi için çeşitli önerilerde bulunmuşlardır.
8. sınıf elektrik ünitesine yönelik hazırlanan materyallerin etkililiğinin öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, 8.sınıf Elektrik ünitesi kazanımlarına yönelik 5E Modeline uygun öğretim materyallerinin geliştirilmesi ve bu materyallerin öğrenci başarısına etkisi ile; bunlardan öğrenci ders kitabı ve çalışma kitabının MEB bir ders kitabında bulunması gereken bazı kriterlere göre uygunluğunun öğrenci görüşleri alınarak incelenmesidir. Geliştirilen materyallerin pilot uygulamaları 57 ilköğretim 8.sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. Esas uygulama ise; bir Rize İli Merkez ilköğretim okulu ve Rize İli Merkez İlçe ilköğretim Okulu'nda 127 ilköğretim 8.sınıf öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Her bir okulun A ve B şubesinde birer hafta süresince elektrik ünitesi hazırlanan öğretmen kılavuz kitabı eşliğinde işlenmiş öğrenci ders kitabı ve çalışma kitabındaki etkinliklerin tümü yapılmıştır. Araştırmada aynı örneklem grubuna 2010 yılı fen ve teknoloji elektrik ünitesi kazanımlarına yönelik çoktan seçmeli ön test ve son test uygulanmıştır. Bunun yanı sıra her okuldan 5'er öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Sözü edilen sınıf içi birebir görüşmelerle yapılan çalışmanın etkililiği artırılmıştır. Başarı testinin ön test ve son test sonuçlarının karşılaştırılması için tek örneklem için t testi (bağımlı t testi) yapılmıştır. Buna göre gerçekleştirilen uygulamaların her bir deney grubunda öğrenci başarısı üzerindeki etkililiği ayrı ayrı incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca; Geliştirilen materyallere bağlı olarak gerçekleştirilen uygulamaların öğrencilerin akademik başarılarında deney gruplarına göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için, Kovaryans Analizi (ANCOVA) yapılmıştır.Yarı yapılandırılmış mülakatın analizi ise içerik analizi yöntemiyle yapılmıştır. 5E modeline göre hazırlanmış materyaller ilköğretim 8.sınıf fen ve teknoloji kazanımlarını kazandırma işlevini hem il hem de ilçe ilköğretim okullarında anlamlı derecede fark oluşturarak gerçekleştirmişlerdir. Yarı yapılandırılmış mülakat sonucunda ise; söz konusu materyallerin `MEB Bir Ders Kitabında Bulunması Gereken Kriterler' den büyük bir bölümüne uyum sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara bağlı olarak bu alanda çalışacak araştırmacı ve eğitimcilere bazı önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı Öğretim Kuramı, 5E Modeli, Öğrenci Ders Kitabı, Öğrenci Çalışma Kitabı, Elektik
Fen bilgisi öğretmen adayları ve ilköğretim öğrencilerinin sosyal ağları kullanım amaçları ve eğitsel bağlamda kullanımları
Eğitim açısından; etkileşim, işbirliği, aktif katılım, bilgi ve kaynak paylaşımı, eleştirel düşünme gibi önemli getirileri olan sosyal ağların öğrenciler tarafından farklı amaçlarla kullanıldığı görülmektedir. Birçok yönüyle eğitim-öğretime yadsınamaz katkıları olacak bu uygulamaların fen öğretiminde kullanılmasının önemi büyüktür. Dolayısıyla öncelikle ileride bu araçları derslerinde kullanması beklenen Fen Bilgisi öğretmen adaylarının ve onların öğrencileri olacak ilköğretim öğrencilerinin bu konudaki farkındalıkları tespit edilmelidir. Bu araştırmada, Fen Bilgisi öğretmen adaylarının ve ilköğretim öğrencilerinin sosyal ağları kullanım amaçlarının ve eğitsel kullanımlarının belirlenmesi, bu kullanımların cinsiyet, sınıf düzeyi, sosyal ağları kullanım sıklığı, sosyal ağlarda geçirilen zaman değişkenlerine bağlı olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, 2010-2011 eğitim öğretim yılında, iki devlet üniversitesindeki Fen Bilgisi Öğretmenliği öğrencileri (N=800) ve Trabzon merkezdeki ilköğretim öğrencileri (N=765) ile yürütülmüştür. Tarama yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler Sosyal Ağları Kullanım Amacı Ölçeği (?=0,767) ve Sosyal Ağları Eğitsel Kullanım Ölçeği (?=0,902) ile toplanmıştır. Elde edilen veriler yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, bağımsız t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile çözümlenmiştir. Öğrencilerin sosyal ağları öncelikle sosyal etkileşim, ikinci olarak okul çalışmaları, daha sonra eğlence için kullandıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin sosyal ağ kullanımlarında cinsiyet, sınıf düzeyi, sosyal ağları kullanım sıklığı ve sosyal ağlarda geçirilen zaman değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Sosyal ağlardan en çok Facebook'ta zaman geçiren öğrenciler bu ortamları ağırlıklı olarak iletişim amaçlı olarak düşünmekte eğitsel kullanımı geri planda tutmaktadırlar. Öğrencilerin her sınıf seviyesinde bu araçların eğitsel kullanılabilirliği konusunda farkındalıkları ise düşüktür. Ayrıca sosyal ağlarda kalma süreleri arttıkça bu araçları, boş zamanı eğitsel anlamda yararlı bir şekilde değerlendirmek yerine vakit öldürmek için kullandıkları görülmektedir. Bu araçlardan eğitsel amaçlı olarak daha fazla yararlanılabilmesi ve eğlence amaçlı kullanımların azaltılabilmesi için her kademedeki öğrencilerin bilinçlendirilmesi gerekir.
Değerler eğitimi temelli yaratıcı drama programının 5-6 yaş çocuklarının sosyal becerilerinin gelişimine etkisi
Araştırmada değerler eğitimi temelli yaratıcı drama programının sosyal becerilerin kişiler arası, kızgınlık davranışlarını kontrol etme ve değişikliklere uyum sağlama, akran baskısı ile başa çıkma, kendini kontrol etme, sözel açıklama, sonuçları kabul etme, dinleme, amaç oluşturma ve görevleri tamamlama boyutları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde bulunan orta sosyo-ekonomik düzeydeki Gültepe İlkokulu'nun anasınıfında eğitim görmekte olan 5-6 yaş grubu 24 çocuk ile oluşturulmuştur. Araştırmaya ilişkin veriler Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ölçek, deney ve kontrol grubu çocuklarına ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Deney grubu çocuklarına uygulanan değerler eğitimi temelli yaratıcı drama programı, haftada 2 gün olmak üzere 12 hafta boyunca sürmüştür. Araştırmada elde edilen veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney U- Testi kullanılarak SPSS 15.0 paket programında analiz edilmiştir. Analizler sonucu ulaşılan bulgular incelendiğinde, uygulanan değerler eğitimi temelli yaratıcı drama programının, sosyal becerileri ölçmek için kullanılan Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği'nin kişilerarası beceriler, kızgınlık davranışlarını kontrol etme ve değişikliklere uyum sağlama becerileri, sözel açıklama becerileri, kendini kontrol etme becerileri, görevleri tamamlama becerileri ve sonuçları kabul etme becerileri boyutlarında deney grubu lehine bir farklılık oluşturduğu saptanmıştır. Akran baskısı ile başa çıkma, amaç oluşturma ve dinleme becerileri boyutlarına ilişkin veriler incelendiğinde, deney grubu ve kontrol grubu arasında bir fark olmadığı görülmüştür.
Sınıf öğretmeni adaylarının matematiksel anlayışlarının cK¢ teorisine göre incelenmesi
Öğrenenlerin zihinlerinde neler olduğu, bilgiyi nasıl yapılandırdıkları, nasıl kullandıkları vb. sorular araştırmacılar için her zaman merak konusu olmuştur. Bu sorulara cevap bulmak amacıyla, çeşitli teorik yapıların kullanıldığı, birçok araştırma yapılagelmektedir. Bu araştırmalarda kullanılan çeşitli yapılardan biri anlayış (conception) diğeri de kavram yanılgıları olup yapılan araştırmaların kavram yanılgılarına yoğunlaştıkları görülmektedir. Matematiksel kavramlarla ilgili olarak öğrencilerin sahip oldukları yanılgıları belirlemek, onların zihinlerinde neler olup bittiğini anlama açısından önemli olsa da bunun çok kullanışlı olmadığı söylenebilir. Çünkü matematik birçok kavramı içermektedir ve her bir kavramla ilgili olarak öğrenenlerin sahip oldukları kavram yanılgılarının listesi oldukça uzun olacaktır. Öte yandan öğrencilerin sahip oldukları yanılgıların belirli anlama ya da anlamlandırmanın kısacası anlayışın (conception) belirtisi olarak ortaya çıkma potansiyeli olduğu düşünüldüğünde öğrencilerin sahip oldukları bu anlayışların belirlenmesi gerekliği ortaya çıkmaktadır.Bu bağlamda araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının temel matematik dersindeki bilgilerini cK¢ teorisinin anlayış aşamasına göre belirlemek ve incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın verileri, öğretmen adaylarına uygulanan sınavlar ve yapılan klinik mülakatlar yardımıyla toplanmıştır. Betimsel nitelik taşıyan nitel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada Küme, Denklem, Fonksiyon ve Sayılar konularında hazırlanan sınavlar 61 sınıf öğretmeni adayına uygulanmış, sınavların ardından 26 öğretmen adayı ile mülakatlar yürütülmüştür. Uygulanan sınavlarda sorulan soruların ayrıntılı analizi yapılarak öğretmen adaylarının bu soruları çözerken kullandıkları her türlü bilgi belirlenmiştir. cK¢ teorisinin anlayış aşamasında ?operatör? olarak ifade edilen bu bilgilerin birbirleri ile ilgili olanlarının sınıflanmasıyla, sınıf öğretmeni adaylarının sahip oldukları genel matematiksel anlayışlara ulaşılmıştır.Çalışmanın sonucunda, sınıf öğretmeni adaylarının; yanlış sonuca ulaştırsa da kolaycı düşünerek en kısa yoldan çözüme ulaşma (pragmatik düşünme), belli durumlar için doğru sonuç veren bir kural ya da özelliği karşılaştıkları yeni durumda kullanma (bilgi transferi), sınırlı sayıda örnek yardımıyla genellemelere ulaşma (kısmi genelleme) şeklinde ifade edilebilen 10 genel anlayışa sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu anlayışlardan bazıları literatürde farklı isimlerde yer alırken, bir kısmı ise bu çalışma sonucunda ortaya çıkarılarak literatüre kazandırılmıştır.
Matematik öğretiminde bilgisayar teknolojisinin kullanımına yönelik tasarlanan HİE kursunun etkililiğinin incelenmesi: Bayburt ili örneği
Bu çalışma ile matematik öğretiminde bilgisayar teknolojisinin kullanımına yönelik tasarlanan hizmet-içi eğitim kursunun etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde ilköğretim matematik öğretmenlerinin inançlarında, teknoloji donanımlı ortamlarda öğretmen ile öğrenciye yükledikleri rollerde ve teknolojiyi derslerinde kullanma düzeylerinde nasıl bir değişim olduğu tespit edilmiştir.Tasarlanan kurs programı Bayburt merkez ilköğretim okullarında görev yapmakta olan 13 ilköğretim matematik öğretmenine 15 haftalık bir süreçte uygulanmıştır. Rieber ve Welliver'in (1989) teknoloji entegrasyon modeline göre yapılandırılan kurs programında teorik bilgilerin yanı sıra, matematik öğretimi için geliştirilmiş bazı yazılımlar ve öğrenme nesneleri tanıtılmış, öğretim programına uygun olarak hazırlanmış çalışma yaprakları ve etkinlik örnekleri ile öğretmenlere kurs boyunca uygulamalar yaptırılmıştır.Özel durum çalışması yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veri toplama aracı olarak 31 maddeden oluşan likert tipi ?Matematik Öğretiminde Bilgisayar Teknolojisi Kullanımına Yönelik İnanç Ölçeği?, mülakat ve gözlemler kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler nicel ve nitel veri analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir.Bulgular incelendiğinde hizmet içi eğitim kursunun öğretmenlerin inançlarını olumlu yönde değiştirmelerinde; öğretmene biçilen rolleri öğreticiden kolaylaştırıcıya; öğrenciye biçilen rolleri pasif olarak bilgiyi alma sürecinden, aktif olarak bilgiyi yapılandırma sürecine doğru değiştirmede ve öğretmenlerin teknolojiden Düzey-3'de faydalanmalarında etkili olduğu görülmüştür. Bu bağlamda tasarlanan hizmet-içi eğitim kursunun etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak bazı önerilerde bulunulmuştur.
6-8. sınıflar matematik öğretim programında yer alan becerileri ölçmeye yönelik ölçek geliştirme çalışması
Problem çözme, iletişim, akıl yürütme ve ilişkilendirme gibi temel matematiksel becerilere ve bu becerilerin ölçülmesine verilen öneme rağmen öğrencilerin bu becerilerine yönelik ölçme araçları yetersizdir. Bu tespitten hareketle bu çalışmanın amacı; 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik olarak Problem Çözme (PÇBÖ), İletişim (İBÖ), Akıl Yürütme (AYBÖ) ve İlişkilendirme (İKBÖ) becerilerinin değerlendirmesine dayalı ölçekler geliştirmektir. Bu amaçla öncelikle; ilgili literatür, doküman analizi, uzman ve öğretmenler ile yapılan mülakatlar ve gözlemler sonucunda her bir beceri için ayrı ayrı taslak ölçekler oluşturulmuştur. 4'lü likert tipindeki bu ölçekler, geçerlik ve güvenirliklerinin sınanması amacıyla 347 ilköğretim matematik öğretmenine uygulanmıştır.Ölçeklerin yapı geçerliği için sırasıyla Açımlayıcı (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör (DFA) Analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda 18 madde ve üç faktörden (Anlama, Uygulama ve Değerlendirme) oluşan PÇBÖ; 15 madde ve üç faktörden (Okuma ve Dinleme, Konuşma ve Yazma, Matematik Dilini Etkili Kullanma) oluşan İBÖ; tek faktör ve 19 maddeden oluşan AYBÖ ile iki faktörde (Disiplin İçi İlişkilendirme ve Disiplin Dışı İlişkilendirme) toplanan 8 maddeden oluşan İKBÖ ortaya çıkmıştır.Çalışmada ayrıca ölçeklerin Cronbach Alfa ve Guttman Split Half katsayıları incelenmiştir. Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları ölçeklerin güvenirliklerinin (PÇBÖ için 0.875, İBÖ için 0.887, AYBÖ için 0.933 ve İKBÖ için de 0.863) ve ölçeklerin iki yarısı arasındaki tutarlılıkları için test yarılama tekniği olarak hesaplanan Guttman Split Half değerlerinin (sırasıyla 0.797, 0.854, 0.924 ve 0.844) istatistiksel olarak kabul düzeyinde olduğu ortaya çıkmıştır.Bu istatistiksel analizler sonucunda ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın son kısmında benzer çalışmaları yapacak araştırmacılara ve öğretmenlere önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Problem Çözme, İletişim, Akıl Yürütme, İlişkilendirme, Ölçek Geliştirme
Sınıf öğretmeni adaylarının matematiği öğretme bilgilerinin gelişiminin incelenmesi: Bir ders imecesi (Lesson study) çalışması
Alan yazında, etkili öğretim için alan bilgisinin yeterli olmadığı ve öğretmenlerin derin ve geniş bir alanı öğretme bilgisine sahip olmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Alanı öğretme bilgisi, alan bilgisinin öğrencinin anlayacağı forma dönüştürülmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu dönüştürmenin merkezinde öğretmen olduğundan, öğretmenlerin alanı öğretme bilgisi ve bu bilginin geliştirilmesi son yıllarda önemli bir araştırma alanı olmuştur. Bu tespitten hareketle bu çalışmada ders imecesi (Lesson Study)uygulamalarının öğretmen adaylarının matematiği öğretme bilgilerine katkısı araştırılmıştır. Bu amaçla, matematiği öğretme bilgisinin alt bileşenleri olan öğrenciyi tanıma, dersin organizasyonu ve sunumu bileşenleri üzerine odaklanılmıştır.Araştırmacı öğretmen yaklaşımıyla yürütülen bu çalışmanın örneklemini 6'sı deney 6'sı kontrol grubu olmak üzere 12 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Öğretmenlik Uygulaması I dersini yürüten araştırmacı, kontrol grubuna hiçbir müdahalede bulunmadan deney grubunda 6 hafta süren ders imecesi uygulamaları gerçekleştirmiştir. Öğretmenlik Uygulaması II dersinde ise öğretmen adaylarına hiçbir müdahale bulunmadan matematiği öğretme bilgilerindeki durumları karşılaştırılmıştır. Çalışmanın verilerini alan notları, gözlemler, mülakatlar ve öğretmen adaylarının hazırladıkları ders planları oluşturmaktadır.Çalışma sonucunda ders imecesinin öğretmen adaylarının öğrenciyi zihinsel olarak aktif tutma, ön bilgisini dikkate alma, dersi planlama, etkinliklerin sayısını belirleme ve sıralama ve öğretimsel açıklamaları yapma zamanı konularında olumlu katkı yaptığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ders imecesi uygulamalarının öğretmen adaylarının teorinin uygulamaya dönüştürülmesi sırasındaki mesleki gelişimlerini desteklediği söylenebilir. Buna bağlı olarak, öğretmenlik uygulaması derslerinde küçük gruplarla ders imecesimodelinin uygulanması ve öğretmen adaylarının planlama, uygulama, yansıma döngüsü içersinde grupça yürüteceği uygulamalara ağırlık verilmesi önerilebilir. Böylece, öğretmen adayları alanı öğretme bilgilerini geliştirme sürecinde daha yakından izlenerek desteklenmiş olur. Anahtar Kelimeler: Matematiği Öğretme Bilgisi, Ders İmecesi (Lesson Study), Öğretmen Eğitimi
Proje tabanlı öğrenme yaklaşımının öğrencilerin istatistiksel okuryazarlık seviyelerine ve istatistiğe yönelik tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, proje tabanlı öğrenme yaklaşımının öğrencilerin istatistiksel okuryazarlık seviyeleri ve istatistiğe yönelik tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla veri toplama araçlarından istatistiğe yönelik tutum ölçeği ve istatistiksel okuryazarlık testi, geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılarak geliştirilmiştir. İstatistiksel okuryazarlık testi altı bileşeni içeren 69 sorudan oluşmaktadır. Veri analizinde bu altı bileşene ilişkin hazırlanan ölçütlerden yararlanılmıştır. Araştırma 2011?2012 Öğretim Yılı güz döneminde Trabzon İli, Merkez İlçesi, Ayfer Karakullukçu İlköğretim Okulu'nda yapılmıştır. Deneysel araştırma yönteminin kontrol gruplu ön test-son test deseninin benimsendiği çalışmada, 35'i deney, 35'i kontrol grubu olmak üzere toplam 70 öğrenci ile çalışılmıştır. Dersler deney grubunda proje tabanlı öğrenme yaklaşımına göre, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemine göre tasarlanmıştır. Verilerin analizinde Rasch Modellerinden kısmi puan modeli kullanılmıştır. Bu amaçla WINSTEPS 3.72 modelleme programından yararlanılmıştır. Testlerden elde edilen ham puanlar, lineer puanlara dönüştürülerek frekans ve yüzde dağılımları, bağımlı t testi, bağımsız t testi ve ANCOVA analizi yapılmıştır. Ayrıca öğrencilerin daha ayrıntılı incelenmesi amacıyla deney grubu öğrencilerinden 6 öğrenciyle klinik mülakatlar yapılmıştır. Klinik mülakat verileriyle öğrencilerin proje tabanlı öğrenme sürecindeki değişim ve gelişimleri incelenmiş, nitel veriler sürekli karşılaştırmalı analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, proje tabanlı öğrenme yaklaşımının uygulandığı deney grubu öğrencileri ile geleneksel öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin istatistiksel okuryazarlık seviyeleri ve istatistiğe yönelik tutumları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farkın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara bağlı olarak araştırmacılara ve eğitimcilere yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İstatistiksel Okuryazarlık, İstatistiğe Yönelik Tutum, Proje Tabanlı Öğrenme Yaklaşımı, İlköğretim Öğrenciler
Fen teknoloji toplum dersi kapsamında yapılan uygulamaların öğretmen adaylarının bilimin doğasının unsurlarını algılama düzeylerindeki değişime etkisi
Ülkemizde 2004 yılında, öğretim programlarında köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu kapsamda hazırlanan Fen ve Teknoloji öğretim programı, bütün öğrencilerin fen ve teknoloji okuryazarı olarak yetiştirilmesini hedeflemektedir. Bu hedef öğretmen yetiştiren kurumların öğretim programlarında bilimin ve bilimsel bilginin doğasının açık bir şekilde verilmesiyle mümkün olabilecektir. Bu bağlamda fen eğitiminde ?Bilimin doğasını anlamak? mutlak bir ihtiyaç olarak kabul edilmektedir.Bu araştırmanın amacı Fen Teknoloji Toplum dersi kapsamında yapılan uygulamaların öğretmen adaylarının bilimin doğasının unsurlarını algılama düzeylerindeki değişime etkisini incelemektir.2011-2012 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 30 fen bilgisi öğretmen adayıyla Fen Teknoloji Toplum dersi kapsamında yürütülmüştür. Öğretmen adaylarının bilimin doğası hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak amacıyla uygulama öncesinde ve sonrasında olmak üzere VNOS-C (Bilimin Doğası Üzerine Görüşler) ve VOSTS (Bilim Teknoloji ve Topluma Bakış Açışı) anketleri iki defa uygulanmıştır. Fen Teknoloji Toplum dersi kapsamında 12 hafta boyunca fen bilimlerinin temel konuları hakkındaki güncel bilgiler ve sosyobilimsel boyutları ele alınmıştır. Tek gruplu ön test son test deneysel deseninin kullanıldığı çalışmada öğretmen adaylarının VNOS-C anketinden elde edilen görüşleri içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. VOSTS anketinden elde edilen cevaplar da SPSS 15.0 paket programı kullanılarak karşılaştırılmıştır.Uygulama sonucunda bilimin doğasının ele alınan unsurlarından değişebilirlik, deneysellik, öznellik, hayal gücü ve yaratıcılık, sosyal kültürel değerler, gözlem ve çıkarım arasındaki fark unsurları hakkında öğretmen adaylarının çağdaş bakış açısı kazandıkları görülmüştür. Bununla birlikte bilimin doğasının bilimsel bir teori ve yasa arasında fark vardır unsurunun öğrencilere kazandırılması için özel bir çaba sarf edilmesine ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bilimin Doğası, Bilimsel Okuryazarlık, Fen Teknoloji Toplum
Fen öğretiminde çizgi filmlerin etkisi: Kuvveti keşfedelim örneği
Bu çalışmada ?Kuvveti Keşfedelim? konusuna yönelik yapılandırmacı yaklaşımın 5E modeli temel alınarak hazırlanan çizgi filmlerin öğrencilerin akademik başarılarına, kavramsal öğrenmelerine ve duyuşsal alandaki değişimlerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma da yarı deneysel bilimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Trabzon ili Vakfıkebir İlçesinde bulunan Kemaliye İlköğretim Okulu'nda öğrenim gören toplam 60 öğrenci (30 deney, 30 kontrol) oluşturmaktadır. Yapılandırmacı yaklaşımın 5E modeline göre geliştirilen çizgi filmlerle dersin işlendiği deney grubu ve MEB'in 5E uygulamalarının yer aldığı ders kitaplarıyla dersin işlendiği kontrol grubu öğrencilerinin ?Kuvveti Keşfedelim? konusunda hazırlanan akademik başarı testi, kavramsal anlama testi ve duyuşsal alan belirleme ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Kuvveti Keşfedelim Konusu Başarı Testi (KKBT)'den elde edilen veriler SPSS 17.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Başarı testi ve kavramsal anlama testinde (KKKAT) gruplar kendi içlerinde karşılaştırılırken bağımlı t-testi, birbirleriyle karşılaştırılırken bağımsız t-testi kullanılmıştır. Deney grubuna uygulanan ön test, son test ve geciktirilmiş son test puanları arasında ilişki varyans analizi(ANOVA) ile analiz edilmiştir. Duyuşsal alan belirleme ölçeğinden elde edilen veriler ise frekans analizi şeklinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda, yapılandırmacı yaklaşımın 5E modeline göre hazırlanan çizgi filmler ve bu materyali destekleyen etkinliklerle dersin işlendiği deney grubunda akademik başarı, kavramsal anlama ve duyuşsal açıdan meydana gelen değişimlerin kontrol grubu öğrencilerine göre daha fazla katkı sağladığı ve deney grubu lehine bir durumun geliştiği gözlenmiştir. Sadece akademik başarının kalıcılığı noktasında her iki grubun da denk olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçların paralelinde çizgi filmlerin fende anlaşılması zor olan diğer konularda da kullanılması önerilmektedir.
İlköğretim matematik öğretmenlerine yansıtıcı düşünme becerisinin kazandırılmasına yönelik hizmet içi eğitimin uygulanması ve değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı İlköğretim Matematik Öğretmenlerine yansıtıcı düşünme becerisini kazandırmak ve bu beceriyi derslerinde etkili bir şekilde kullanabilmeleri için gerekli olan mesleki bilgi ve becerileri kazandırmaya yönelik bir hizmet içi eğitim (HİE) geliştirmek, uygulamak ve değerlendirmektir. Çalışmanın örneklemini 6 ilköğretim matematik öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmada karma yaklaşım benimsenmiş ve dört aşamada tamamlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında ilköğretim matematik öğretmelerine yansıtıcı düşünme becerisini kazandırmaya yönelik HİE ihtiyaçları belirlenmiş bunun için alan yazın taraması, anket ve mülakatlar yapılmıştır. İkinci aşamada, öğretmenlerin HİE ihtiyaçlarına yönelik bir kurs programı geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında HİE programı oluşturulurken ihtiyaç analizi, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme olmak üzere beş aşamadan oluşan sistem yaklaşımı modeli benimsenmiştir. Üçüncü aşamada kurs programı 20 saatlik uygulamayla öğretmenlere sunulmuştur. Araştırma kapsamında geliştirilen mülakat ve YANDE (yansıtıcı düşünme eğilimini belirleme) ölçeği HİE yapılmadan önce uygulanmıştır. Eğitim sonrasında bu ölçek bilgi-beceri değişimini inceleyebilmek için tekrar uygulanmıştır. Ayrıca eğitim süresince öğretmenlerden tema günlükleri tutmaları istenmiş ve hazırladıkları dokümanlar incelenmiştir. Son aşamada ise HİE' yi değerlendirmeleri istenmiştir. Bunun için de yine mülakat ve anket tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda yansıtıcı düşünme becerisini kazandırmaya yönelik hazırlanan HİE için nicel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkarmamasına karşın, nitel olarak bilgi ve becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Hazırladıkları dokümanlar ve yapılan tartışmalar yansıtıcı düşünmenin matematik eğitimine entegre edilmesi gereğini desteklemektedir. Bunun yanında öğretmenlerin genel olarak HİE' yi olumlu yönde değerlendirdikleri ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin belirli aralıklarla HİE' ye alınmaları, HİE' nin branşa özel olması ve öğretmenlerin bu beceriyi kazanmaları ve uygulayabilmeleri için ortamın sağlanması gibi önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Yansıtıcı Düşünme, Hizmet içi Eğitim, İlköğretim Matematik Öğretmenler
İlkokuma yazma öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm yollarının karma yöntem aracılığıyla incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokuma yazma öğretim sürecinde sınıf öğretmeninin karşılaştığı sorunları ve bu sorunlara karşı kendi ürettiği çözüm yollarını incelemektir. Araştırmacı öğretmen süreçte yaşadığı sorunları diğer öğretmenlerin de yaşayıp yaşamadığını belirlemek amacıyla mülakatlar yapmıştır.Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntemin seçilmesinin nedeni yürütülen çalışmada hem aksiyon araştırması hem özel durum çalışması kullanılması isteğidir. Aksiyon araştırması öğretmenin araştırmacı olarak bulunarak hem gözlem yapması hem de yaptığı gözlemleri günlüğüne kaydetmesidir. Araştırma 1. sınıf okula uyum haftasından 1. dönemin sonuna kadar 5 aylık bir süreci kapsamaktadır. Araştırma Trabzon Merkez ilçesinde bir ilköğretim okulunda 1. sınıfta öğrenim gören 15 öğrenci ile yürütülmüş, Özel durum çalışması kapsamında ise Trabzon merkez ilçede görev yapan 30 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler öğretmenin tuttuğu araştırmacı günlüğü ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Veriler öncelikle olarak içerik analizi ile incelenmiştir. Verilerin kodlanmasında kavram haritalarından yararlanılmıştır.Araştırma günlüklerinden elde edilen analizlerde ilkokuma yazma sürecini etkileyen birçok faktör vardır. Bunların başında aile, öğrenci, fiziki olanaklar, eğitim öğretim programı ve öğretmenin kendisi olmuştur. Mülakatlardan elde edilen verilerde ise öğrenci, aile, teknoloji kullanımı, okuma yazma öğretim yöntemleri ve öğretmenlerin kendi önerileri olmuştur. Bu verilerden yola çıkarak genel bir kavram haritası oluşturduğumuzda öne çıkan temalar: öğrenci, aile, öğretmen, program ve okuldan kaynaklanan sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.Çalışma ile birlikte ilkokuma yazma öğretimi sürecinde karşılaşılan sorunların yanısıra hem araştırmayı gerçekleştiren öğretmenin hem de mülakatlarda görüşülen öğretmenlerin sunduğu çözüm önerileri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: İlkokuma yazma yöntemi, Karma yöntem, Ses temelli cümle yöntemi
Matematik öğretmeni adaylarının türev kavramını anlamaları ve yaptıkları hatalar
Bu araştırmanın amacı, matematik öğretmeni adaylarının türev kavramı ile ilgili anlamalarını ve bu kavramı anlama sürecinde karşılaştıkları zorlukları ortaya koymak şeklinde belirlenmiştir. Türev kavram olarak limit, değişim oranı ve teğet/eğim kavramları ile yakından ilişkilidir ve bu kavramlar kullanılarak tanımlanmaktadır. Bu sebeple bu araştırmada öğretmen adaylarının türev kavramı ile ilgili anlamaları ortaya koyulurken türev ile limit, türev ile değişim oranı ve türev ile teğet/eğim arasındaki ilişkiler dikkate alınmıştır.Araştırma bir özel durum çalışmasıdır. Bir devlet üniversitesinde ortaöğretim fen ve matematik alanları eğitimi bölümü matematik öğretmenliği programına devam eden 45 öğretmen adayı çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veriler birer hafta ara ile uygulanan 3 yazılı sınav (1. yazılı sınav türev ve limit ilişkisine; 2. yazılı sınav türev ve değişim oranı ilişkisine; 3. yazılı sınav türev ve teğet/eğim ilişkisine odaklanan sorulardan oluşmaktadır) ve 6 öğretmen adayı ile yapılan klinik mülakatlardan elde edilmiştir. Yazılı sınavlardan elde edilen veriler öncelikle "tam doğru yanıt", "kısmen doğru yanıt", "yanlış yanıt" ve "yanıt yok" şeklinde dört temel kategoride sınıflandırılmış ve her kategoriye düşen cevaplar frekans ve yüzdelerle ifade edilmiştir. Ayrıca öğretmen adayları tarafından verilen yanlış cevaplar kendi içinde benzerlik ve farklılıklarına göre gruplandırılmıştır. Bu şekilde öğretmen adayları tarafından üretilen yanlış tipleri ortaya konmuştur. Öğretmen adaylarını doğru ve yanlış cevaplara götüren fikirleri ortaya koymak için yürütülen klinik mülakatlardan elde edilen veriler ise benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırılmıştır. Yapılan çalışma öğretmen adaylarının türev kavramı ile ilgili olarak yüzeysel anlamaya sahip olduklarını göstermektedir. Anlamaları daha çok kavrama ilişkin tanımlarla sınırlı olan öğretmen adaylarının, tanımların içeriklerini tam olarak özümsemediği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle türev?limit, türev?değişim oranı ve türevteğet/eğim kavramları arasındaki ilişkileri yorumlamaya çalışırken zorlandıkları ve bu ilişkilerin niteliği hakkında çok fazla fikirleri olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının cebirsel formda bir noktada türev kavramını yorumlamada, grafiksel ve tablo gösterimlerine oranla daha başarılı oldukları ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Türev Kavramı, Öğretmen Adayı, Anlama, Hatalar
Öğretmen adaylarının teknolojik terim farkındalıklarının ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının teknolojik terim farkındalıklarının ve bilgi düzeylerinin belirlenmesine yönelik geçerli ve güvenilir bir anketin geliştirilerek öğretmen adaylarının teknolojik terim farkındalıklarının ve bilgi düzeylerinin belirlenmesidir. Tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada dört bölümden oluşan ?Teknolojik Terim Farkındalığı ve Bilgi Düzeyi Anketi (TETFABA)? kullanılmıştır. Geliştirilen anketin pilot uygulaması sınıf ve fen bilgisi öğretmenliğinde öğrenim gören 97, 3.sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen anketin son hali farklı program ve sınıf düzeylerinde öğrenim gören toplam 1106 öğretmen adayına uygulanarak çalışmanın verileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler, frekanslama ve Ki-Kare Uygunluk Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğretmen adaylarının teknolojik terim farkındalıkları Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi programında öğrenim gören öğretmen adayları, erkek öğretmen adayları, 3.sınıftaki öğretmen adayları ve üst gelir grubundaki öğretmen adayları lehine anlamlı çıkmıştır. Öğretmen adaylarının teknolojik terim bilgi düzeyleri Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi programında öğrenim gören adaylar, 1.sınıfta öğrenim gören öğretmen adayları, erkek öğretmen adayları ve üst gelir grubunda olan öğretmen adayları lehine anlamlı çıkmıştır. Teknolojik terim farkındalığı ve bilgi düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde 3.sınıftaki öğretmen adayları ve erkek öğretmen adayları lehine anlamlı çıkmıştır. Çalışmanın sonunda öğretmen adaylarının teknolojik terim okuryazarlıklarını belirlemeye yönelik bir ölçeğin geliştirilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Teknolojik Terim, Teknolojik Terim Farkındalığı, Teknolojik Terim Bilgi Düzeyi, Öğretmen Adayları
Ortaokul öğrencilerinin dönüşüm geometrisinde yaşadıkları öğrenme güçlükleri
Geometride önceki konulara ilişkin kavram ve becerilerin bir sonraki konuya aktarılması önemlidir. Dönüşüm geometrisinin anlaşılmaması diğer konuların tam olarak kavranmasını engelleyecektir. Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin dönüşüm geometrisinde karşılaştıkları güçlükler ve sahip oldukları kavram yanılgılarının belirlenmesidir.Araştırma 2015-2016 eğitim- öğretim yılında İzmir ili merkez ilçesi Buca ilçesinden basit rastlantısal örnekleme yöntemi ile seçilen 5 resmi ortaokulda öğrenim gören 312 tane ortaokul yedinci sınıf öğrencisi ile 250 sekizinci sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğrenme Güçlüğü Anketi" ve "Görüşme Protokolü" uygulanmıştır.Çalışmada hem nitel hem de nicel tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin dönüşüm geometrisinde yaşadıkları güçlükleri ortaya çıkarabilmek için veri toplama aracı olarak literatür taraması yapılarak ve matematik öğretim programı temel alınarak bir öğrenme güçlüğü belirleme anketi hazırlanmıştır. Hazırlanmış olan anket örneklemdeki öğrencilere uygulanmıştır. Uygulanan anketten elde edilen bilgiler doğrultusunda 30 öğrenciye (15 yedici sınıf ve 15 sekizinci sınıf öğrenci olmak üzere) hazırlanan görüşme protokolündeki sorular sorulmuştur. Araştırma bulgularında ortaokul öğrencilerinin dönüşüm geometrisinde yaşadıkları güçlüklerin çok fazla olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin şeklin simetri doğrusu ile kesişmediği durumlarda yatay ve dikey doğruda başarılı oldukları fakat eğik doğruda başarısız oldukları görülmektedir. Öğrencilerde dönme konusunda, öteleme ve yansımaya göre daha zor hatırladıkları görülmektedir. Koordinat ekseninde öteleme ve yansıma ile şekilleri çizebilirken, dönmede şekilleri çizerken zorlandığı görülmektedir. Öğrenciler ötelemede ve yansımada kavramsal sorularda, işlemsel sorularda dönmeye göre daha başarılıdırlar. Öğrencilerin dönüşüm geometrisinde her sınıf düzeyinde güçlük yaşadığı görülmüş ve güçlüklerin içinde kavram yanılgılarının erken yaşlarda oluştuğu ve sonrasında kaldırılmasının zor olduğu görülmüştür.Sonuç olarak; dönüşüm geometrisinde öğrencilerin yaşadıkları güçlüklere dair ulaşılan bulguların eğitimcilere ve program geliştirme uzmanlarına yol göstereceği ve bu bulguların öğrenme güçlüklerini gidermek üzerine yapılacak çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
8. sınıf öğrencilerinin problem çözme sürecinde kullandığı üstbiliş becerilerin incelenmesi
Problem çözme matematik eğitimi alanında yapılan çalışmalarda önemli bir yer tutmaktadır. Matematik eğitiminin önemli amaçlarından birinin bireyleri iyi birer problem çözücü olarak yetiştirmek olması bu durumun nedenlerinden biri olarak söylenebilir. Bu durumdan hareketle bu çalışmada öğrencilerin problem çözme sürecinde üstbiliş beceriler altında kullandıkları üstbiliş stratejiler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme başarıları ile kullandıkları üstbiliş stratejiler arasındaki ilişkinin incelenmesi de amaçlanmıştır.Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışma 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı'nda sekizinci sınıfa devam eden 5 öğrenci ile yürütülmüştür. Problem çözme oturumunda öğrencilerin üstbiliş becerilere ait kullandıkları üstbiliş stratejileri tespit etmek amacıyla beş adet rutin olmayan problemden oluşan problem çözme envanteri kullanılmıştır. Öğrenciler problem üzerinde çalışırken araştırmacı tarafından öğrencilerin kullandıkları üstbiliş becerilere ait stratejiler gözlem yöntemiyle belirlenmeye çalışılmıştır. Öğrenciler problemin çözümünü tamamladıktan sonra öğrencilerden araştırmacı tarafından oluşturulan öğrenci geri bildirim formlarını doldurmaları istenmiştir. Tüm problemlerin öğrenciler tarafından tamamlanmasından sonra klinik mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Problem çözme envanterleri, gözlem, öğrenci geri bildirim formları ve mülakatlar bu araştırmanın veri kaynaklarını oluşturmaktadır.Araştırmadan elde edilen veriler üstbiliş beceriler olan tahmin, planlama, izleme ve değerlendirmeye ait stratejilerin öğrencilerin kullanım amaçlarına göre bilişsel veya üstbilişsel olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin problem çözme sürecinde üstbiliş beceriler kullanmasıyla problem çözme başarılarıarasında karmaşık bir ilişki olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Üstbiliş, Üstbiliş Beceri ve Üstbiliş Strateji, Problem Çözme
6. sınıf öğrencilerinin proje ve performans görevleriyle ilgili görüşleri ve karşılaştıkları güçlükler
Bu araştırma, 6.sınıf öğrencilerinin matematik dersinde proje ve performans görevleriyle ilgili görüşleri ile bu görevleri gerçekleştirirken karşılaştıkları güçlükleri ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırmada survey ve özel durum çalışması yöntemleri kullanılarak karma yaklaşım benimsenmiştir. İki bölümden oluşan anket 2011-2012 eğitim öğretim yılında Trabzon'a bağlı il ve ilçe ilköğretim okullarının ikinci kademesinde öğrenim görmekte olan 240 tane 6. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Bunlardan geriye dönen ve değerlendirmeye alınan anket sayısı 222 tane olmuştur. Daha sonrasında Tonya 17 Şubat İlköğretim Okulunda 6. Sınıfta öğrenim gören 21 öğrenciyle gözlem ve bunların arasından seçilen 6 öğrenciyle mülakat metodu uygulanarak özel durum çalışması yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacının kendisi tarafından geliştirilen öğrenci görüşlerini belirleme anketi, yarı yapılandırılmış mülakat ve sınıf içi gözlem formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılarak frekans (f), yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma hesaplamaları yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizine dayalı kodlamalardan ve direk alıntılardan yararlanılmıştır.Araştırmanın sonucunda öğrencilerin proje?performans görevlerinin kendilerine ne kazandırdığı konusunda değil daha çok uygulama boyutuyla ilgili fikir sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin yapılan anketlerde proje-performans görevleriyle ilgili maddeleri uygulamalarıyla ilgili görüşleri yüksek düzeyde olmuştur. Buna karşın yapılan mülakat ve gözlemlerde ise özellikle grup çalışmalarıyla ilgili sıkıntıların yaşandığı ve çalışmaların gerektiği gibi uygulanamadığı, her öğrencinin grup içinde kendi çalışmalarıyla yer alabilme imkânını yakalayamadığı ortaya çıkmıştır. Özellikle öğrencilerin kaynaklardan nasıl araştırma yapılacağı konusunda bilinçsiz oldukları, genellikle araştırmada internetten faydalandıkları ve bu durumun kendilerinde alışkanlık yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Matematik Dersi, Proje Görevi, Performans Görevi
Fen bilimleri öğretmenlerine uygulanan laboratuvar güvenliği mesleki gelişim seminerlerinin etkileri: Laboratuvar güvenliği bilgi düzeyleri
Laboratuvar ortamı, aktif öğrenme süreçlerinin ele alındığı, öğrencilerin bilimsel süreç kavramlarını işe koştuğu fen bilimleri dersinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Günümüz koşullarında teorik bilimlerin somut uygulamalara dönüştürülebilmesi, laboratuvarların etkin bir şeklide kullanımı ile mümkün olabilmektedir. Fen Bilimleri derslerinde gerçekleşen bilişsel öğrenme, laboratuvar kullanımı ile duyuşsal ve devinişsel öğrenme ile desteklenmektedir. Son yıllarda ilköğretim programlarında yaşanan gelişmelere bakıldığında, fen alanında pek çok konu, kazanım, değerlendirme süreçlerinde değişikliğe gidilmesine rağmen laboratuvar uygulamalarının her programda yer aldığı ve fen bilimleri dersinin işlevsel bir bütünü olduğu anlaşılmaktadır. Ancak ders içeriği bakımından laboratuvar ortamının etkili bir şeklide kullanımı ve öğrencilerin laboratuvar araç gereçleri ile çalışma süreçleri bir takım problemlerin de ön plana çıkmasında etkili olmuştur. Ülkemizde özellikle son yıllarda okul laboratuvarlarında yaşanan kaza haberleri incelendiğinde yaşanan olumsuzlukların daha çok laboratuvar güvenliğine yönelik hatalı uygulamalardan kaynaklandığı dikkati çekmektedir. Laboratuvar güvenliği, fen bilimleri eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Laboratuvar güvenliğinin sağlanmasında en önemli görev fen bilimleri öğretmenlerine düşmektedir. Bu süreçte öğretmenin laboratuvar güvenliğine ilişkin bilgi, beceri ve tutum kazanmasında laboratuvar güvenliği eğitimlerinin gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Yapılan çalışmada fen bilimleri öğretmenlerinin laboratuvar güvenliği konusundaki bilgi düzeylerinin araştırılması; bu bilgi düzeylerine bağlı olarak mesleki gelişim seminerlerinin içeriğinin oluşturulması ve mesleki gelişim seminerleri aracılığı ile fen bilimleri öğretmenlerinin laboratuvar güvenliği konusunda bilgi düzeylerinin arttırılması hedeflenmiştir. Belirlenen hedefler doğrultusunda laboratuvar güvenliğine yönelik ihtiyaç analizi kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen "Laboratuvar Güvenliği Ölçeği" uygulanmış ve elde edilen veriler ışığında laboratuvar güvenlik eğitimi modülleri hazırlanmıştır. Modül içeriklerinde kimyasalların kullanımı, etiketlenmesi, depolanması ve atıkların bertarafı, laboratuvar araç gereç kullanımı, cam malzeme kullanımı, yangın durumu, elektriksel kaynaklı kazalar, biyolojik tehlikeler, kişisel koruyucu ekipman ve ilkyardım uygulamalarına yönelik eğitimler yer almaktadır. Mesleki gelişim seminerleri, toplam sekiz modül halinde hazırlanan kitapçık eşliğinde görsel sunum ve aktif öğrenme öğretme etkinlikleri aracılığı ile öğretmenlere aktarılmıştır. Hazırlanan eğitim etkinlikleri var olan öğretim programında yer alan konu ve deneyler dikkate alınarak planlanmıştır. Laboratuvar güvenliği mesleki gelişim seminerlerinin etkilerini araştırmak üzere tek bir gruba ön test son test uygulaması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir iline bağlı devlet okulları ve özel okullarda görevli 33 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, öğretmenlerin laboratuvar güvenliğine yönelik gelişimlerini tespit etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Laboratuvar Güvenliği Bilgi Testi", ve öğretmenlerin laboratuvar güvenliğine yönelik görüşlerini daha detaylı bir şekilde saptayabilmek amacıyla yine araştırmacı tarafından hazırlanan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre; mesleki gelişim seminerleri öncesi ve sonrası fen bilimleri öğretmenlerinin laboratuvar güvenliğine yönelik bilgi düzeylerindeki değişim puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin bilgi düzeylerindeki değişim puanlarının demografik özellikler bakımından anlamlı bir farklılık göstermediği de araştırmanın bulguları arasında yer almaktadır. Araştırmanın ürünleri, hazırlanan laboratuvar güvenliği kitabı, çeşitli konferans, sempozyum ve seminerler yoluyla yaygınlaştırılmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçların, fen bilimleri derslerine ait uygulamaların yapıldığı laboratuvarların daha güvenli ve etkili alanlar haline getirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Böylelikle okullarda sıklıkla rastlanan laboratuvar güvenliği boyutlarının göz ardı edilmesi sonucu oluşan kazaların azaltılması hedeflenmektedir.
Parçalanmış aileye sahip çocukların eğitiminde sınıf öğretmenlerinin karşılaştığı problemlerin belirlenmesi
Bu araştırma parçalanmış aileye sahip öğrencisi olan sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi Dersi Benim Eşsiz Yuvam temasında karşılaştıkları problemleri ve öğretmenlerin bu çocuklara yönelik kullandıkları öğretim uygulamalarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada parçalanmış aileye sahip öğrencilerin aile ile ilgili kazanımların yoğun olarak yer aldığı Benim Eşsiz Yuvam temasında karşılaştıkları problemler de incelenmektedir. Nitel araştırma yaklaşımı benimsenen bu araştırmada özel durum yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2011-2012 eğitim öğretim yılında yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu homojen örnekleme yoluyla belirlenen, Trabzon ili ilköğretim okullarından 3 farklı ilköğretim okulunda görev yapan ve sınıflarında parçalanmış aileye sahip öğrenci bulunan 13 sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında bulunan parçalanmış aileye sahip 12 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri, katılımsız gözlem, yarı-yapılandırılmış görüşme ve doküman inceleme teknikleriyle toplanmıştır. Öğretmenlerden 6 tanesinin sınıfında bulunan 13 parçalanmış aileye sahip çocuk Hayat Bilgisi Benim Eşsiz Yuvam teması etkinlikleri süresince yarı yapılandırılmış gözlem forumu kullanılarak toplam 47 saat gözlemlenmiştir. Ardından araştırmaya katılan 12 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak mülakatlar yapılmıştır. Ek olarak, doküman incelemesi kapsamında gözlemlenen öğrencilerin çalışma kitaplarında yaptıkları etkinlikler incelenmiştir. Araştırmanın verileri betimsel analiz, sürekli karşılaştırmalı analiz metodu ve doküman analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, sınıfında parçalanmış aileye sahip öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi Dersi Benim Eşsiz Yuvam temasında öğretim faaliyetlerinde problem yaşadıkları, bu durum karşısında yalnız kaldıkları, rehberlik servisinden gerektiği gibi yardım alamadıkları ve bu süreçte duygusal yönden etkilendikleri ortaya konmuştur. Araştırmada ayrıca, parçalanmış aileye sahip öğrencilerin bu tema etkinliklerine ailevi durumlarından dolayı yeterince katılım gösteremedikleri ve tema işleniş sürecinde duygusal anlamda olumsuz yönde etkilendikleri bulgularına ulaşılmıştır. Parçalanmış aileye sahip öğrencilerin göz önüne alınarak öğretim programlarının yeniden düzenlenmesi, sınıf öğretmenlerinin hizmet içinde ve sınıf öğretmeni adaylarının ise hizmet öncesinde parçalanmış aileye sahip öğrencilere yönelik uygulayabilecekleri öğretim faaliyetleri yönünden bilgilendirilmeleri ve hizmet içindeki öğretmenlere bu konuda okullarda rehberlik desteğinin sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hayat Bilgisi Öğretim Programı, Parçalanmış Aile Çocukları, Sınıf Öğretmeni