
339
Archived Theses
7
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Archived Theses
Sicill-i Ahvâl kayıtlarına Göre Erzincanlı memurlar
Yapmış olduğumuz bu çalışma ile Yakınçağ döneminde Osmanlı memurlarına ait sicil kayıtlarının tutulmasında önemli bir yeri olan Sicill-i Ahvâl defterleri esas alınarak Erzincan doğumlu memurlar tanıtılmaya çalışılmıştır.Sicil defterlerinin tutulması eski dönemlere dayanmaktadır. Roma, Sasani ve Selçuklu Devleti dönemlerinden gelen sicil defteri tutma geleneğine Osmanlı döneminde de devam edilmiştir. Genellikle bunlar padişahlara, hanedan üyelerine ve üst düzey bürokratlara aittir. Ancak II. Abdülhamid döneminde artan memur sayısı ile birlikte sicil defteri tutulması bütün memurları içine alacak şekilde genelleştirilmiştir. Bunlarda memurların atamaları, maaşları nakil işlemleri gibi birçok bilginin yer aldığı görülmektedir.
H.1075?1076/m.1665?1666 tarihli 124 no'lu Manisa Şer`iyye Sicili transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Şer`iyye sicillerini, toplumumuzun sosyal yapısını ortaya koyan belgeler olarak değerlendirebiliriz. Kaydedildiği dönemin sosyal, kültürel, hukuki durumu, toplum yapısı, toplumun ahlaki boyutu hakkında önemli bilgileri içerir. Sosyal, kültürel ve iktisadî tarih araştırmaların önem kazandığı günümüzde tarihimizi aydınlatmada son derecede önemli birer arşiv vesikalarıdır. Bu vesikalar gün yüzüne çıktıkça tarihimiz daha da aydınlanacaktır.Şer`iyye Sicillerinden yararlanarak Osmanlı şehir yapısı ile alakalı genelleme ve tespitler yapılabilmektedir.Bu çalışma ile biz de 124 No'lu Manisa Şer`iyye Sicilini esas alarak, Manisa şehrinin H.1075?1076/M.1665?1666 tarihleri arasındaki sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymaya çalıştık. Belgelerin ağırlıklı olarak, miras, vasi tayini, satış ve alacak davası ile davalarından oluştuğu görülmüştür. Bu doğrultuda Manisa şehrinin sosyal ve ekonomik durumu tasvir edilmeye çalışılmıştır. Ancak bilgiler konuya temel kaynaklık eden H.1075?1076 tarihli 124 No'lu Manisa Şer`iyye Sicili'nde yer alan dava ve kayıtlarla sınırlıdır.
Abbasilerde denizcilik (750-1258)
Abbasilerde Denizcilik (750-1258) konulu Yüksek Lisans tezimizi seçerken, esas itibariyle Abbasilerin denizcilik faaliyetlerini incelemeyi hedefledik. Abbasilerin denizcilik faaliyetleri derken bu kavramın içine denizlerde gerçekleşen savaşlar ve ticari ilişkiler girmektedir.Ayrıca bahsini ettiğimiz dönemde sahil şeridinde bulunan yerleşim bölgelerinden ve Akdeniz de bulunan adalardan da etraflıca bahsettik. Abbasilerin denizcilik alanındaki faaliyetlerini daha iyi kavrayabilmek amacıyla İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren denizcilik alanındaki gelişmelere de değinmenin uygun olacağını düşünerek bu konu hakkında da bir takım bilgiler vermeye çalıştık
Osmanlı basınında 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi)
1853?1856 Kırım Savaşı'nda yalnız kalan Rusya, özellikle İngiltere ve Fransa desteğini alan Osmanlı Devleti tarafından mağlup edildi. Rusya, bu savaşta aldığı yenilgiyi özellikle 1870'lerden itibaren aktif bir Balkan siyaseti izleyerek telafi etmeye çalıştı. Nisan 1877'de patlak veren Osmanlı Rus Savaşı, nam-ı diğer 93 Harbi, Osmanlı'nın Balkanlardaki politikası ve burada ortaya çıkan sosyal, ekonomik, politik ve kültürel gelişmeler kadar Rusya'nın Balkan politikasının da bir sonucuydu.Bu tez, bahsi geçen savaş öncesinde patlak veren ve Rusya ile savaşa kadar giden Balkan krizine, ardından başlayan 93 Harbinin nedenlerine, gelişmesine ve sonuçlarına Osmanlı basınının gözüyle bakar ve Osmanlı gazetelerinin savaş öncesinde, sırasında ve sonrasındaki gelişmelere yaklaşımını analitik bir bakış açısıyla değerlendirir.
Atatürk Dönemi emniyet müdürleri
Emniyet Teşkilatı rejimlere hayat veren veya hayatiyetini tehlikeye sokan bir öneme sahiptir. Her konuda olduğu gibi güvenlik hizmetlerinin bir değer olarak doğru algıla¬nıp kavranılması, ancak tarihteki olayların bilgisine ulaşıldığında, bugünün açıklanması, olayların önceden tahmin edilmesi imkânını getirir.Bu bakımdan, gerek Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında gerekse Cumhuriyet Dönemi süreci içinde İl idaresinde Emniyet Müdürü makamına gelmiş idarecilerle ilgili akademik çalışmaların yapılması ihtiyacı vardır. Günümüze kadar Atatürk Dönemi Emniyet Müdürleri hakkında yapılmış bir çalışma olmamıştır. Yapılan çalışmalar daha geniş bir zaman dilimini kapsayacak şekilde olmuştur. Bu tez içerisinde belirlenen dönem içinde Emniyet Müdürlerinin yetişme tarzları, eğitim özellikleri, şahsiyetleri ve ilişkileri, taltif ve tecziyeleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede Emniyet Müdürlerinin eğitim ve kültür formlarının ve sosyo-kültürel konumlarının tespitiyle Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin bir boyutunun aydınlatılmasına çalışılmıştır. Modern anlamda polis teşkilatı tarihinin yarısından çoğu (1845?1928) harf İnkılâbından önceki döneme aittir. Bu dönem çalışmaları önünde, hem alfabe hem de kısmen lisan sorunu vardır. 1928'den günümüze kadar gelen dönem içinse, arşiv kaynaklarının kamuya açık olmaması engeli söz konusudur.Ancak yakın tarih olması ve bu konuda yeterince akademik çalışmanın yapılmaması, bilgi ve belgelerin dağınık bulunması nedeniyle bu döneme ait materyallere ulaşmak zordur. Bu dönemde görev yapan Polis Müdürlerinin herhangi bir listesi bulunmamaktadır. O dönemde her ilde Polis Müdürü yoktur. Çünkü il idaresi günümüz gibi değildir. Günümüzdeki bazı iller diğer illere bağlı liva düzeyinde ve polis birimlerinin başında polis müdürü bulunmamaktaydı. Bunun yanında kaynaklarda çelişen bilgiler, emniyet müdürlerinin bazen birden başka isim ve soy isimlerle geçmesi çalışmayı son derece güçleştiren unsurlardan olmuştur.
Bosna Hersek Savaşı ve TSK'nin barışı destekleme harekatındaki rolü
Çalışmanın temel amacı, Bosna Hersek'te 1990'lı yılların başında cereyan etmiş olan savaşın sebep ? sonuç ilişkisi içinde incelenmesiyle beraber, savaş esnası ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nin izlediği dış politika kapsamında, TSK'nin Barışı Destekleme Harekâtı kapsamında, icra ettiği uygulamaların incelenmesidir.Yapılan çalışmanın ilk bölümünde ?Boşnakların Kimliği? ile Bosna Hersek olarak adlandırılan toprakların tarihi süreç içinde incelenmesi yapılmıştır. Birinci bölümde 1941 yılından 1991 yılına kadar süren ve Yugoslavya'nın parçalanmasına yol açtığı değerlendirilen etkenler incelenirken, savaşın gelişimi ve Dayton Barış Antlaşması süreci de irdelenmiştir. Yine aynı bölümde, Uluslararası Örgütlerin savaşa müdahaleleri gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Savaş ve savaş sonrası dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin Bosna Hersek ve diğer devletler ile Uluslararası Örgütlerle olan ilişkilerine ise çalışmanın ikinci bölümünde yer verilmiştir.Son bölümde ise Barışı Destekleme Harekâtı'nın tanımı ve özellikleri anlatılırken, TSK'nin yurt dışı görevlerinin yasal dayanakları ile Türk Birliğinin Bosna-Hersek'e gönderilme süreci incelenmiştir. Müteakiben de TSK'nin Bosna-Hersek'te Barışı Destekleme Harekâtı'na katkıları anlatılmıştır. Son bölümde ise varılan sonuç ortaya konmuştur.
1895-1896 Ermeni isyanları ve bu isyanların bastırılmasında Redif taburlarının rolü
Ermeniler, batılı devletlerin desteği ile Anadolu'nun birçok yerinde isyanlar çıkarmışlardır. 1890 yılında Erzurum olayı ile şehir merkezlerinde başlayan isyan provaları, 1895 yılında İstanbul'dan başlayıp Anadolu'da Ermenilerin yaşadıkları şehir, kaza ve köylerde genel bir isyan hareketine dönüşmüştür. Böylece büyük devletlerin Ermeni sorununa müdahale etmelerini sağlayarak, Doğu Anadolu Bölgesi'nde bağımsız bir Ermenistan devletini kurmayı planlamışlardır.İsyanların çıkış şekline bakıldığında, bütün isyanların Ermeniler tarafından başlatıldığı görülmektedir. Müslümanların camilerde olduğu Cuma saatlerinin veya halkın kalabalık bir şekilde bulunduğu kasabaların pazar günlerinin seçilmiş olması tesadüf değil, planlı ve programlı bir çalışmanın eseridir, yani organizeli ihtilaldir. Bu çerçevede çalışmamız, ihtilalin bir an önce kontrol altına alınması için Osmanlı Devleti'nin aldığı askeri tedbirlerden biri olan redif taburlarının, isyanların bastırılmasındaki rolünü ortaya koymayı amaçlamıştır.Ermeni isyanlarının maddi ve manevi etkileri çok fazladır ve yeterince bilinememektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, Ermeni isyanları nedeniyle silah altına alınan redif taburları, bu taburların mali bedeli, görev yerleri ve faaliyetleri gibi hususlar ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler : Ermeniler, İsyan, Osmanlı, Redif Taburları
Cumhuriyet Dönemi siyaset ve hukuk hayatında Refik Şevket İnce
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşuna şahitlik etmiş, Türk Kurtuluş Savaşı'na katılıp yeni kurulacak olan devlet için çeşitli görevler üstlenmiş kişilerin yaşamlarının gün yüzüne çıkarılması, yakın dönem Türk Tarihi araştırmaları için önem arz etmektedir. Cumhuriyet rejimi ve yeni devlet sisteminin kuruluşunda rol oynamış kişilerin aynı zamanda bir Osmanlı geçmişleri olduğundan, bu araştırmalarda Osmanlı Devleti hakkında da ipuçları elde etmek mümkündür. Bu çerçevede Osmanlı Devleti coğrafyasında doğup Osmanlı eğitimi ile yetişen Refik Şevket İnce, Millî Mücadele döneminde önemli görevler üstlenmiştir. İlk Meclis'e milletvekili olarak katılmış ve bakanlık görevinde bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Meclis'te alınan önemli kararların bazılarında başrolü üstlenmiş, memleketin geleceği için Meclis'te yoğun mesai sarf etmiştir.Tek parti döneminde partisine sadakatle bağlı; ama aynı zamanda, gerekli gördüğü yerde partisini eleştirmekten geri kalmayan ?parti içi muhalif? tavır sergileyen İnce, aynı zamanda Meclis'te bulunduğu dönemlerde kürsüden en fazla konuşan milletvekilleri sıralamasında başlarda yer almıştır. Dolayısıyla o, ülkeyi ilgilendiren kararların alındığı Meclis'te pek çok konuda fikir beyan etmiş, kendi deyimiyle ?memur milletvekili? olmamıştır.Türk Hukuku'nun gelişmesinde, ülkedeki hukuk alanındaki çalışmaların kurumsallaştırılmasında önemli bir görev üstlenmiş, günümüzdeki Türk Hukuk Kurumu'nun kurulmasında çaba sarf ederek, uzun süre kurumun başkanlığını yürütmüştür.Uzun süre tek parti ile yaşayan Türkiye'de yeni bir parti olarak çıkan Demokrat Parti'nin kurucuları arasında yer almış, bu partinin iktidara giden yolunda yoğun faaliyet göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin idama mahkum olan tek başbakanı Adnan Menderes'in kurmuş olduğu ilk iki kabinede bakanlık görevlerinde bulunmuştur. Siyasî hayatı boyunca bağlı olduğu parti ve kurumlarda yanlış gördüğü işlere muhalefet etmekten çekinmemiştir. Cesur bir siyasetçi?hukukçu portresi çizen Refik Şevket, milleti için görev aşkıyla çalışmayı kendine düstur edinmiştir. Bu anlamda, onun Türk siyaset ve hukuk alanındaki faaliyet ve katkılarının ortaya çıkarılmasını amaçlayan bu çalışmada, onun yaşamından yola çıkarak Türkiye'nin yakın geçmişindeki olaylar ele alınmaya çalışılmıştır.
Sultan III. Gıyaseddin Keyhüsrev Devri Selçuklu tarihi (1266-1284)
Çalışmamızda 1266-1284 yılları arası Selçuklu Devleti Tarihi ele alınmıştır. Bu süreci incelerken öncelikle Türkler'in Anadolu'ya gelmesinden önce Anadolu'nun durumu hakkında bilgi verilmiş ardından Anadolu'ya yapılan akınlar, 1071 Malazgirt Savaşı, bu savaş sonucunda Türkler'in Anadolu'ya gelmeleri ve bu tarihten itibaren Anadolu'nun bir Türk yurdu haline gelerek, Türkleşmesi süreci ele alınmaya çalışılmıştır. Bunun yanı sıra Anadolu Selçuklu Devleti'nin kuruluşu da genel hatlarıyla ele alınmıştır. Bu şekilde bir giriş yapıldıktan sonra Sultan III. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemi; çocukluk döneminden başlamak suretiyle ele alınmış, sultanın tahta çıkışıyla birlikte saltanat döneminde yaşanan siyasi olaylar ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Fezâyilü'l-Mekke ve'l-Medine ve'l-Kudüs
Çalışmamıza konu olan Muhammed el-Yemenî'nin ?Fezâyilü'l-Mekke ve'l-Medine ve'l-Kudüs?adlı eseri şehir tarihi ve dönemin inanç retoriğini yansıtması bakımından dinler tarihi açısından önemli bir eserdir.Eserin müellifi Muhammed el-Yemenî'nin 989/1581 yılında sağ olduğu, şiirle meşgul olup, ilmiye sınıfına mensup olduğu dışında hayatı hakkında, kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır.Karşılaştırmalı Metni, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Afyon Gedikpaşa İl Halk Kütüphanesi ve Amasya Bâyezid İl Halk Kütüphanesinde bulunan nüshalarıyla kurduk. Esas aldığımız Manisa Nüshası'nı, diğer kütüphanelerde bulunan nüshalarla karşılaştırdık. Afyon ve Amasya nüshalarındaki farklar dipnotlarda müteselsil numaralarla belirtilmiştir. Metinde geçen ayet ve hadislerin, ayrıca Arapça şiirlerin tercümeleri dipnotta (*) işaretiyle gösterilmiştir.Bu çalışma giriş, iki bölüm, sözlük ve eserin tıpkı basımının olduğu iki ekten oluşmaktadır.Girişte Mekke, Medine ve Kudüs şehirleri hakkında yazılan bazı önemli eserler ve üzerinde çalıştığımız eserin diğer nüshaları ile İslam Dünyasında Mekke, Medine ve Kudüs'ün faziletleri ile ilgili olarak yazılan eserler kısaca tanıtılmıştır. Eserin, Türkiye Kütüphanelerindeki bilinen üç nüshasının tavsifi yapılmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünü eserin genel değerlendirmesi teşkil etmektedir İkinci bölümünü ise eserin günümüz Türkçesine aktarımı oluşturmaktadır. Eserin sonuna ek olarak sözlük ve eserin tıpkı basımı ilave edilmiştir.Sonuç olarak; XIV. veya XV. yüzyılda yazılan bu eser, o güne kadar konu ile ilgili bilgilerin çoğunu sistematik bir şekilde bir araya getirmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Mekke, Medine, Kudüs, tarih, dil