Recently Added Theses
View AllTürkiye'de sürdürülebilir büyüme kaynakları açısından orta gelir tuzağı sorunu
İktisadi büyümenin sürdürülebilir olması gerektiği ile ilgili ilk düşüncelerin sanayi devrimi sonrası meydana gelen üretim ve nüfus artışının etkisiyle gerçekleştiği söylenmektedir. Bu dönemde ekonomik büyümelerini hızlı bir şekilde arttıran ülkeler ile sanayi devrimini tamamlayamayan ve durağan bir büyümeye mahkûm olan ülkeler arasında ciddi gelir farklılıklarının olduğu bilinmektedir. Orta gelir tuzağı kavramının çıkış noktası büyüme de meydana gelen yavaşlamalardır. Bu açıdan orta gelir tuzağı sorunu bir büyüme problemidir. Bu sorunun üstesinden gelebilmek ve tuzağa düşme riskinin önüne geçebilmek için sürdürülebilir ve uzun vadeli bir büyüme performansı ile orta gelir tuzağı sorunu çözümlenmelidir. Bu çalışmanın amacı, Dünya Bankası gelir sınıflandırmasına göre üst-orta gelirli ülke olarak tanımlanan Türkiye'nin gerçekten tuzakta olup olmadığını Amerika Birleşik Devletleri ve Dünya kişi başına düşen gelir düzeyi esas alınarak ekonometrik olarak test etmektir. Araştırmanın ikinci amacı ise, orta gelir tuzağında olan veya tuzağa düşme riski olan Türkiye'nin de dahil olduğu seçili orta gelirli ülkelerin, yüksek gelirli ülkeler düzeyine ulaşabilmelerinde iktisadi büyümelerini daha istikrarlı ve sürdürülebilir kılan büyüme kaynaklarını tespit etmektir. Buradan hareketle ilk olarak Türkiye ekonomisinin tuzakta olup olmadığının tespitinde yapısal ve yapısal olmayan birim kök testlerine başvurulmuştur. Yapılan analizler sonucunda Amerika Birleşik Devletleri'nin referans alınarak yapıldığı Robertson ve Ye (2013) yaklaşımına dair sonuçlar, Türkiye'nin orta gelir tuzağında olmadığını göstermiştir. Dünya ülkelerinin kişi başına düşen gelir ortalaması baz alınarak yapılan yöntemde ise, Türkiye'nin orta gelir tuzağında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci amacı doğrultusunda ise, 2008-2020 döneminde Türkiye'nin de içinde bulunduğu 12 tanesi orta gelirli ve 25 tanesi yüksek gelirli ülkelerden seçilmek üzere toplamda 37 ülke için iki ayrı model kurularak panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. Bu panel veri setlerine ayrı ayrı homojenlik testi, yatay kesit bağımlılığı testi, birim kök testi, F ve Hausman testi ile temel varsayımlara ilişkin testler olan otokorelasyon ve değişen varyans testleri uygulanmıştır. Uygulanan testler sonucunda iki panel veri setinde de yatay kesit bağımlılığı, değişen varyans ve otokorelasyonun varlığı tespit edilmiştir. Bu sebeple çalışmada dirençli panel veri tahmincileri kullanılarak model tahminleri yapılmıştır. Orta ve yüksek gelirli ülkeler için kurulan modellerde Cobb-Douglas üretim fonksiyonundan yola çıkarak büyümeyi sürdürülebilir kılan açıklayıcı değişkenler kullanılmıştır. Tez çalışmasının ekonometrik analiz çıktılarından elde edilen sonuçlar, yüksek gelirli ülkelerde gayri safi yurtiçi tasarrufların, patent başvurularının ve internet kullanan bireylerin sayısının Reel GSYİH üzerinde yarattığı pozitif etkinin, orta gelirli ülkelere göre daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Türkiye'de katılım fonlarının etik yatırım bağlamında performansının değerlendirilmesi
Çalışma iki amaç doğrultusunda iki fon sınıfını, Katılım Fonlarının etik yatırım bağlamında performans analizini hedeflemiştir. İlk amaç, Katılım Fonlarının performans sonuçları ile Fon Bul notları arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunup bulunmadığını sorgulamaktır. Fon Bul notlarının etik yatırım etkisini yansıtıp yansıtmadığı araştırılmıştır. İkinci amaç, Modern portföy optimizasyonu uyarınca etik kısıtın Katılım Bireysel Emeklilik Fonlarında performans düşüklüğüne sebep olup olmadığını araştırmaktır. Katılım Fonları performansı, parametrik olmayan veri zarflama analizi kullanılarak incelenmiştir. Uluslararası faizsiz finans prensipleri ve danışma komitesi yükümlülüğünün, Katılım BES Fonlarında performans düşüklüğüne sebep olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmanın ilk amacı çerçevesinde, Ocak 2017-Aralık 2021 tarihleri arasında Türkiye' de faaliyet gösteren Katılım Fonlarının performans analizi ile başlanmıştır. Yıl yıl 2017' den 2021'e kadar sektörde yer alan 14, 19, 25, 26 ve 30 adet Katılım Fonun performansı veri zarflama ile analiz edilmiştir. Bir uygulamada faaliyet gideri ve net varlık değerleri girdi olarak kullanılmıştır. Bir diğer uygulamada risk-getiri ölçütleri, beta ve standart sapma değerleri girdide kullanılarak performans analizi gerçekleştirilmiştir. Veri zarflama ile elde edilen bulgular araştırma döneminin Fon Bul notları ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Nihai hedef Fon Bul notlarının Katılım Fonlarının performansını yansıtıp yansıtmadığını araştırmaktır. İkinci amaç çerçevesinde etik kısıtın portföy optimizasyonuna olumsuz etkisi bulunup bulunmadığı, Katılım BES Fonları Faizli BES Fonlarla karşılaştırarak sorgulanmıştır. Bu bağlamda performans ölçütleri Alfa, Sharpe, Bilgi ve Sortino Oranları çıktı olarak kullanılarak, açık girdi kullanmadan veri zarflama analizi ile gerçekleştirilmiştir. Analizler 105 Faizsiz BES ve 105 Faizli BES Fonun 36 aylık verileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye' de Katılım BES Fonlarının Faizli BES Fonlara göre etkinlik ortalamasının az da olsa daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak faizsiz finans prensipleri ve icazet belgesi yükümlülüğünün Katılım Fonları performansına olumsuz etkisi bulunmadığı saptanmıştır. Çalışmadan iki genel çıkarım elde edilmiştir. İlk olarak Fon Bul notlarının Katılım Fonları performansını tam yansıtmadığı bulgusu elde edilmiştir. Bununla birlikte etik yatırım bağlamında incelenen Katılım BES fonlarının, Faizli BES fonlara göre performans dezavantajının bulunmadığı sonucu elde edilmiştir. İlerleyen süreçte çevresel yönetimsel fonlar, etki fonları, sürdürülebilir fonlar gibi etik fon grupları üzerine yapılacak çalışmalar, etik yatırımın portföy performansı etkisine yönelik literatüre daha fazla katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda Türkiye' ye özgü negatif tarama ve pozitif tarama soruları, bir etik skor endeksi oluşturulmasına yönelik sektöre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Böylelikle etik fonların performans değerlendirilmesine yönelik, objektif bir performans ölçüm yöntemi elde edilecektir.
Küresel iklim modelleri ile havzaların kuraklık analizlerinin yapılması
Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi açısından yağışlarda meydana gelen azalma ile ortaya çıkan kuraklık süreçlerinin doğru bir şekilde tanımlanması çok önemlidir. Yağışların uzun dönem ortalamalarının altında görülmesi ile başlayan kuraklık süreci meteorolojik kuraklık olarak isimlendirilmektedir. Kuraklık süreci meteorolojik kuralığın etkisi sonucu akarsu ve derelerdeki debilerin azalmasıyla hidrolojik kuraklık olarak devam etmektedir. Meteorolojik ve hidrolojik kuraklıkların uzun süreli ve şiddetli sürmesi durumunda tarımsal ve bunun sonucunda sosyo-ekonomik kuraklığın meydana gelmesi kaçınılmaz olmaktadır. Bu sebeple havzalarda geçmişte oluşan meteorolojik ve hidrolojik kuraklık süreçlerinin karakteristik özelliklerinin belirlenmesiyle gelecekteki olası kuraklık süreçlerinin tahminine gidilip su kaynaklarının yönetim planlanmasının yapılması gereklidir. Sunulan çalışmada Gediz Havzası'nda yer alan Acısu, Selendi, Murat, Medar, Gördes, Ahmetli, Demirci ve Deliiniş alt havzalarının 1970-2015 yılları arasındaki 1, 3, 6 ve 12 aylık zaman dilimleri için meydana gelen meteorolojik ve hidrolojik kuraklıklar belirlenmiştir. Meteorolojik ve hidrolojik kuraklıkların belirlenmesinde hızlı ve doğru sonuçlar ve veren indis yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemlerden Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SPI) yöntemi ve Standartlaştırılmış Yağış Evapotranspirasyon İndeksi yöntemi meteorolojik kuraklıkların belirlenmesinde, Standartlaştırılmış Akım İndeksi (SRI) yöntemi hidrolojik kuraklıkların belirlenmesinde kullanılmıştır. Havzalarda meydana gelen meteorolojik ve hidrolojik kuraklıkların kurak ve sulak dönem karakteristik özellikleri Gidişler Analizi yöntemi kullanılarak tanımlanmıştır. Çalışmada havzalarda görülen geçmiş dönem kuraklıkların belirlenmesinden sonra EUR-11_ICHEC_EC_EARTH küresel iklim modelinden elde edilen 2015-2100 yılları arası yağış ve sıcaklık verileri kullanılarak SPI ve SPEI indis yöntemleri ile olası meteorolojik kuraklıklar 1, 3, 6 ve 12 aylık zaman dilimlerinde tahmin edilmiştir. Çalışmada 2015-2100 yılları arası olası hidrolojik kuraklıklar geçmişte meydana gelen meteorolojik ve hidrolojik kuraklar arasında belirlenen ilişkiye bağlı olarak belirlenmiştir. Bu yöntem ile gelecekteki akımların tahmini yani hidrolojik model kurma zorunluluğu ortadan kalkmıştır. Gelecekteki hidrolojik kuraklıkların tahmininde havzalarda meydana gelen meteorolojik ve hidrolojik kuraklıklar arasındaki ilişki İleri Beslemeli Geri Yayılımlı Yapay Sinir Ağı, Genelleştirilmiş Regresyon Yapay Sinir Ağı, Basit ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yöntemleri kullanılarak 1, 3, 6 ve 12 aylık zaman dilimleri için farklı kombinasyonlarda araştırılmıştır. En uygun yöntem ve girdi setleri ile 2015-2100 arası olası hidrolojik kuraklıklar tahmin edilmiştir. Çalışma sonucunda 1, 3, 6 ve 12 aylık zaman dilimleri için Gediz havzasında yer alan Acısu, Selendi, Murat, Medar, Gördes, Ahmetli, Demirci ve Deliiniş alt havzalarının meteorolojik ve hidrolojik kuraklıkları tanımlanmıştır. Çalışma sonucunda 1970-2015 yılları arasında havzada belirli dönemlerde çok şiddetli kuraklıkların yaşandığı ve 2000 yılından sonraki kuraklıklarda evapotranspirasyon kayıplarının daha etkin rol aldığı gösterilmiştir. Çalışmada ayrıca 21. yüzyılın ortalarına kadar meteorolojik ve hidrolojik kuraklıklarda kurak ve sulak dönemlerin yaşanacağını fakat kurak dönemlerin daha fazla hissedileceği öngörülmektedir. 21. yüzyılın ikinci yarısının sonlarına doğru kurak süreçlerin daha hakim olacağı ve çok şiddetli kuraklık sınıflarının süre ve şiddetlerinin daha fazla görülebileceği çalışmada gösterilmektedir.
Kararsız akış koşulları altında yumurta-kesitli atıksu borularının hidrolik performansı
Boru hatları çeşitli amaçlarla kullanılabilmektedir ve petrol, doğal gaz, genellikle sıvı maddelerin taşınmasında, petrol, doğalgaz, sıvı ve gaz iletimi ve özellikle içme suyunun ve kanalizasyonun taşınmasında kullanılmaktadır. Çeşitli malzemelerde üretilen boru hatları kullanım amacına bağlı olarak birçok sektörde faaliyet göstermektedir. Atıksu boru hatları yerleşim yerlerindeki kullanılmış suların toplanması, uzaklaştırılıp uygun arıtma tesislerine iletimi ve bu tesislerden de birincil ve ikincil arıtma sonrası uygun alanlara deşarjının yapılmasını sağlayan tesislerdir. Bu çalışmada, atık-su sistemlerinde yumurta kesitli boru hatlarının akış performanslarının arttırılması amacına yönelik olarak faaliyetler konu edinilmektedir. Hidrolik performans parametrelerine göre değerlendirilerek üç farklı fazda akış olması durumları, basınçlı/serbest yüzeyli, farklı sediment tabanlı, kararlı ya da kararsız akım, üretim malzemeleri ile analitik ve nümerik olarak modellenmesi gerçekleştirilmiştir. Bu modellemeler sonucunda, atıksu boru hatlarının hidrolik performans değerlendirmesi yapılmış ve farklı hidrolik hesaplamalara dayalı akış modelleri ile elde edilenler kıyaslanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre serbest yüzeyli akışlarda akışkan hız değerlerinin yüksek olması sebebi ile PVtop (toplam performans değeri), basınçlı akışlara göre daha yüksek hidrolik performans göstermektedir. Sediment konsantrasyon R korelasyon hesaplarına göre en iyi hidrolik performans Durum 1 olup, Durum 2 ve Durum 3 birbirine yakın, Durum 4 ün daha düşük performans gösterdiği görülmüştür. Bu durumda basınçlı boru hatlarının R korelasyon performanslarının düşük, serbest yüzeyli boru kontrol kesitlerinde yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Kesit farklılıklarından dolayı boru kontrol hacimlerinde farklı akış özellikleri saptanmıştır. Farklı boyutlardaki kesitlerdeki akışkanların boru hattını geçme sürelerine göre ise çelik boruların beton borulara göre, yüksek eğimlerde, düz sediment tabanda, dalgalı sediment tabanlara göre daha iyi hidrolik performans gösterdiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: STAR CCM+ yazılım doğrulaması ve geçerliliği, YumurtaKesitli Atıksu Akışı, Sonlu Hacimler Metodu, Atıksu, Atıksu borularının Hidrolik Performansı, Atıksuların kararsız akışı
Değişken kesitli mikro kiriş titreşimleri
Bu çalışmada değişken kesitli mikro kirişler ele alınmıştır. Sistemin mikro boyutlarda olmasının etkilerini görebilmek için, klasik sürekli ortam teorisinden farklı olarak "Modifiye Edilmiş Gerilme Çifti Teorisi" (MGÇT) kullanılarak mikro yapı etkileri de sisteme katılmıştır. Hamilton prensibi kullanılarak değişken kesitli mikro kiriş için nonlineer hareket denklemleri elde edilmiştir. Mikro kiriş için basit-basit ve ankastre ankastre mesnet tipleri incelenmiştir. Titreşim esnasına uzamalardan kaynaklanan terimler ilave nonlineer özellik kazandırmıştır. Elde edilen hareket denklemleri boyutsuzlaştırılarak incelenen matematiksel model malzemenin cinsi ve geometrik yapısından bağımsız hale getirilmiştir. Kiriş kesiti en soldaki mesnetteki yarıçapa oranlı bir şekilde değiştiği kabul edilmiştir. Bir pertürbasyon metodu olan "Çok Ölçekli Metot" kullanılarak sistemin yaklaşık çözümleri elde edilmiştir. Mikro yapının, uzamalardan kaynaklanan nonlineer terimlerin, yarıçap oranının doğal frekansa ve çözümlere olan etkileri araştırılmıştır. Kullanılan MGÇT yöntemi klasik kiriş teorisi ile karşılaştırılmış ve mikro boyuttaki kirişlerde klasik kirişlerden farklı olarak ele almamız gereken etkilerin varlığı gösterilmiştir.
Farklı taşıyıcılar üzerine serine proteaz subtilisin carlsberg immobilizasyonu, karakterizasyonu, hidroliz ve transesterifikasyon reaksiyonlarındaki kinetik özelliklerinin incelenmesi
Subtilisin Carslberg (SC) Bacillus licheniformis'ten fermantasyonla elde edilen alkali serin endoproteaz ailesine ait bir enzim olup alkali koşullar altında doğal veya denatüre proteinleri hidroliz etmektedir. Subtilisin Carslberg disülfit bağı içermeyen tek bir polipeptid zincirinden oluşmaktadır. Ayrıca izolelektrik noktası 9,4 olup bazı organik çözücülerde aktivitesini sürdürebilmektedir. Proteolitik aktivitesinin yanında esteraz aktivitesine de sahiptir. Bu çalışmada Subtilisin Carlsberg iki farklı çapraz bağlayıcı: glutaraldehit ve genipin kullanılarak manyetik kitosan (MK), perlit ve β-siklodekstrin ile modifiye edilmiş perlit (Perlit-CD) üzerine immobilize edildi. İmmobilize Subtilisin Carlsberg in hidroliz aktivitesi ve kinetik özellikleri çalışıldı. Hazırlanan taşıyıcıların yapısı ve yüzey morfolojisi SEM, TGA ve EDX ile karakterize edildi. Serbest Subtilisin Carlsberg aktivitesinin optimum sıcaklık ve pH değeri sırasıyla 50oC ve pH 8,0 olarak belirlendi. Genipin ve glutaraldehit ile aktive edilmiş taşıyıcılar üzerine immobilize edilmiş Subtilisin Carlsberg in aktivitesi için optimum pH ve sıcaklıkta serbest enzime benzerlik gösterdi. Subtilisin Carlsberg in hidroliz aktivitesinin bir uygulaması olarak yapılan enzimatik kıl giderimi çalışmalarında enzimatik ve kimyasal yöntemle gerçekleştirilen kıl giderimi çalışmaları karşılaştırıldı. Enzimatik kıl giderimi ile daha yumuşak ve pürüzsüz bir deri yüzeyi elde edildi. Subtilisin Carlsberg in organik çözücü ortamındaki transesterifkasyon aktivitesi ve kinetik özellikleri araştırıldı Ayrıca liyofilizasyon ortamına metal iyonu ve tuz ilavesinin transesterifikasyon aktivitesi üzerine etkisi incelendi.
