
61
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde prematüre bebeği olan annelerin aile güçlendirme durumlarının ve hemşirelerin deneyimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde prematüre bebeği olan annelerin aile güçlendirme durumlarının ve hemşirelerin bu konudaki deneyimlerinin değerlendirilmesi amacıyla nicel ve nitel yöntemleri içeren kesitsel tipte, fenomenolojik olgu bilim deseniyle yapılan tanımlayıcı karma yöntem (mixed method) çalışması olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya, Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım ünitesinde bebeği olan 104 anne ve ünitede çalışan 20 hemşire dâhil edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında Anne Bebek Tanıtıcı Soru Formu ve Aile Güçlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanmasında, Nitel Görüşme Formunda yer alan sorular bir gözlemci eşliğinde sorulmuş ve yapılan görüşmelerin ses kaydı alınmıştır. Araştırmada nicel verileri, IBM SPSS V23 programında, Shapiro-Wilk, Kolmogorov Smirnov, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman Rho testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerinin analizi, MAXQDA yazılımı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada istatistik anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 kabul edilmiştir. Araştırmada aile güçlendirme ortanca değeri 145 olarak pozitif yönde ve ölçeğin çalışmadaki Cronbach's Alpha değeri 0,908 olarak belirlenmiştir. Araştırmada Aile Güçlendirme Ölçeği puanı ile Aile Hakkında alt ölçek boyutu, Çocuğa Verilen Sağlık Hizmeti Hakkında alt ölçek boyutu ve Topluma Katılım Hakkında alt ölçek boyutu arasında yüksek şiddette pozitif ilişki bulunmuştur. Araştırmanın nitel sonuçlarına göre hemşirelerin aile güçlendirme yaklaşımı hakkında bilgili oldukları; aile güçlendirme kavramını; temel bakım eğitimi, süt sağımı ve emzirme eğitimi, psikolojik destek sağlama, anne bebek arasındaki bağlanmayı artırma şeklinde tanımladıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin bir kısmı personel sayısının yetersizliği, Covid-19 pandemisi ve mülteci anneler ile ortaya çıkan dil bariyeri nedeniyle sorunlar yaşadığını belirtmiştir.
İşyeri hekimlerinin çalışma yasam kalitesini etkileyen faktörler; İstanbul il örneği
İstanbul ilinde Hizmet veren İşyeri Hekimlerinin bazı mesleki sosyo-demografik özelliklerinin ve (WRQOL)çalışma ile ilgili yaşam kalitesi düzeylerinin 6 alt başlıkta belirlemeye ve olumsuz faktörlere yönelik iyileştirici önerilerin geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır bu tezde Türkiye genelinde ortalama 14 bine yakın işyeri hekiminin İstanbul ilinde hizmet veren 4369 işyeri hekiminden 252'si araştırma grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın verileri elektronik anket yöntemi ile Kasım-Aralık 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak Microsoft Excel paket programı ile düzenlendikten sonra Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 26 paket programı ve ile analiz edilmiştir. Ankete katılanların verilerini inceleyecek olursak; %57,8'i erkek ve %42,1 kadın yarısından biraz fazlası erkek işyeri hekimdir. Sonuçlar yorumlandığında iş yeri hekimliği yapanların çoğunun 37 yaş üstü olduğu söyleyebiliriz. Bir hekim ortalama 24-25 yaş aralığında 6 yıllık tıp ihtisasını bitirdiği düşünülecek olursa ±3-4 yıl da zorunlu görev döneminde tercih etmeye başladıkları şeklinde yorumlanabilir. Araştırmamızdaki katılımcıların %22,1'i pratisyen %77,9'u herhangi bir tıp dalında uzmanlığını yapmış hekimdir. Tanımlayıcı tipte yapılmış bu araştırmada katılan işyeri hekimlerinin hizmet yılı ortalaması 13,47±7,68 bulunmuştur. Araştırmaya katılan işyeri hekimlerinin günlük çalışma saatlerine bakıldığında Standart Sapma ortalaması 6,11±2,24 ve saat ortalaması da 6 (1-10) dır. İş yeri hekimlerinin %56,3 'ü 16500 TL ve üstü %38,5 'i 5500-16500 TL geriye kalan küçük bir kısımda askeri ücret ve altında maaş almaktadır. Araştırmaya katılan iş yeri hekimleri en çok %78,7 le 'Psikososyal faktörlere, ikinci olarak %62,7 ile Ergonomik yetersizliklere, üçüncü olarak %Sıcak-Soğuk 'dengesizliklerine, %16,2'si Çalışma Ortamındaki gürültüye daha sonra %48,2 le Toz Faktörüne son olarak da % 16,6 ile Titreşime maruz kaldıklarını belirtmiştir. Çalışma yaşam kalitesi sonuçları değerlerinde, araştırmada kullanılan tanımlayan değişkenlerle istatistiksel düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırmanın en büyük sınırlılığı İstanbul ilinde Hizmet veren İşyeri Hekimlerinden oluşması ve katılım düzeyinin düşük olmasıdır. Anahtar Kelimeler: İşyeri Hekimi, Çalışma Yaşam Kalitesi, İş Sağlığı ve Güvenliği
Biyolojik risk etmenlerinden virüsler
Çalışma hayatı insanların yaşamlarının büyük çoğunluklarını geçirmek zorunda oldukları ortamları oluşturmaktadır. Çalışanların ömürlerinin büyük bir kısmını geçirdikleri bu ortam koşulları sağlıkları hususunda belli tahribatlara sebebiyet verebilmektedir. Meslek hayatında karşılaşılan meslek hastalıkları çalışanların tüm ömrüne etki eder. Çalışma hayatlarının bitmesine veya ciddi, kalıcı sağlık problemlerine sebebiyet verebilmektedir. Bu meslek hastalıklarına sebep olabilecek hususlardan biri de çalışma yaşamında maruz kalınan biyolojik risk etmenleridir. Bu tez çalışmasında, iş hayatında karşılaşılabilecek biyolojik risk faktörlerinin önemi vurgulanmak istenirken, bu biyolojik risk etmenlerinden virüslerin sıkça rastlanan türlerinin epidemiyolojisi, mikrobiyolojisi, patogenezi, tanı ve tedavi yöntemleri ile korunma koşulları ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Biyolojik risk etmenlerinden parazitler
İş kazası ve meslek hastalıkları Sanayi Devrimi ile gündeme gelmiş, sanayileşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte iş kazaları ve meslek hastalıklarının önemi de artmaya devam etmiştir. Yapılan tüm düzenlemelere rağmen konu hala önemini sürdürmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) istatistiklerine göre her gün ortalama bir milyon çalışan iş kazası geçirmektedir. Beş bin beş yüz işçi iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirmektedir. İş kazası ve meslek hastalıklarının gerçekleşme sebebi işyerlerinde yeteri kadar ve gerekli sağlık ve emniyet önlemlerinin alınmamasından kaynaklanmaktadır. Önlem alınmayışı ise hem çalışanların sağlık ve hayatlarını tehdit etmekte hem de ülke ekonomisine ve işletmelere büyük maddi kayıplar yaşatmaktadır. Bu sebeple işyerlerinde İSG önlemlerinin alınmasıyla önemli kazanımlar elde edileceği aşikardır. İş sağlığı ve güvenliğinde amaç çalışanların, işletme ve üretimin korunmasıdır. İlk insanın üretime başlamasından itibaren var olan bir konu olmasına ve tarihçesi eski çağlara dayanmasına rağmen konu ile ilgili kanun ve yönetmelikler Türkiye'de ancak 2012 senesinde çıkarılabilmiştir. Oldukça karmaşık yapıya sahip olan sağlık işletmeleri ileri teknolojiye sahip olmaları, emek yoğun çalışmaları, çok tehlikeli sınıfta yer almaları ve 7/24 hizmet vermeleri sebebiyle iş güvenliği açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Projede amaçlanan İSG hususunu ve iş hayatında karşılaşılan meslek hastalıkları çalışanların tüm ömrüne etki eder. Çalışma hayatlarının bitmesine veya ciddi, kalıcı sağlık problemlerine sebebiyet verebilmektedir. Bu meslek hastalıklarına sebep olabilecek hususlardan biri de çalışma yaşamında maruz kalınan biyolojik risk etmenleridir. Bu tez çalışmasında, iş hayatında karşılaşılabilecek biyolojik risk faktörlerinin önemi vurgulanmak istenirken, bu biyolojik risk etmenlerinden maruz kalınan parazitlerin risk etmenleri ve işyerinde temel İSG uygulamaları incelenmiştir. İşverenlerin alması gereken ek önlemleri ortaya koymak çalışmanın başlıca hedefini oluşturmaktadır. Belirtilen hedef doğrultusunda literatür araştırması yapılmış, sonucunda bilgiler analiz edilmiştir.
Mutfak çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğini etkileyen risk etmenlerinin değerlendirilmesi
Bu tezde mutfak çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğini etkileyen risk etmenleri incelenmiştir. Söz konusu araştırma yapılırken literatür taraması kullanılmıştır. Sonuç olarak mutfak çalışanlarının da birçok tehlike ve riske maruz kaldığı, iş kazası ve meslek hastalıkları sebebiyle sağlıklarının bozulduğu ve hayatlarını kaybettikleri gerçeği ortaya konmuştur.
İş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren derneklerin işlevselliği
Çalışma hayatında İSG özellikle sanayileşme devrimi sonrası daha fazla önem kazanmıştır. Teknolojinin gelişmesi, yeni makine ve aletlerin kullanılmasıyla birlikte iş yerinde yaşanan kazalarda da artış görülmesi nedeniyle devletlerin bu konuda yeni önlemler alması gerekliliği doğmuştur. Bu araştırmanın amacı belirlenen iş sağlığı güvenliği derneklerinin işlevselliğini incelemek, İSG'nin sağlanmasına yönelik yapılan çalışmaların yansımalarını irdelemek, dernek ve yöneticilerin görüşleriyle işlevselliğin iyileştirilmesi için gerekli unsurları ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi olan tarama modeli kullanılmıştır. Bağımsız bir evren ve bu evrenden seçilmiş bağımsız bir örneklem içermektedir. Çalışma grubu, 2023 yılında aktif olarak faaliyetlerine devam eden 12 farklı ildeki İSG derneğidir. Araştırmanın verileri katılımcılardan toplanan açık uçlu cevaplar ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile elde edilmiştir. Araştırmanın verileri içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgu ve sonuçlar doğrultusunda derneklerin demografik özellikleri, iletişim ve problem çözme becerileri, İSG faaliyetlerine verilen destek, fikirlere açık olma, kararlarda görüş alma gibi özelliklerin önemli olduğu görülmüştür. Derneklerin sürekliliğinin sağlanması için somut adımların yönetmelikler çerçevesinde atılması, alt birimlerle iletişimlerinin güçlendirmeleri gerektiği düşünülmektedir.
İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin çalışanlardaki iş sağlığı ve güvenliği farkındalığı etkisinin incelenmesi; bir su ürünleri tesisinde araştırma
Geçmiş zamanlardan bu güne kadar iş sağlığı ve güvenliğiyle alakalı birçok çalışmalar gerçekleştirilmiş, bu çalışmaların temel hedefi iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemektir. Sanayi ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte çalışma şartları ve ortam koşulları değişmiştir. Maalesef, bu değişimler olumsuz ve kötü çalışma koşullarının ortaya çıkmasına neden olmuş ve iş kazaları ile meslek hastalıklarında önemli bir artış yaşanmıştır. Bu durum, iş yerlerindeki personellerde iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının oluşmasını önemli hale getirmiştir. İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, personellere iş yerinde güvenlik kültürünü benimsetme konusunda önemli bir rol oynamaktadır. Bu eğitimler, personellere. Bu yapılan çalışma, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin ön planda bulundurarak personellerin iş sağlığı ve güvenliği farkındalığına etkisi araştırılmıştır. Araştırma su ürünleri işleme sektöründe faaliyet yapan bir fabrikada personel ile yapılmıştır. Bu araştırma, birebir anket yöntemi kullanılarak toplanan verilerin SPSS programıyla analiz edilmesi suretiyle hazırlanmıştır. Araştırmanın sonuçları, İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin çalışanlarda İş sağlığı ve güvenliği farkındalığının oluşturulmasında olumlu bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Biyolojik risk etmenleri (bakteriler)
Hayatımızın önemli bir bölümünü geçirdiğimiz çalışma ortamında fiziksel ve kimyasal riskler için mesleki maruziyet sınırları belirlenirken, biyolojik riskler için sınır değerlerden bahsetmek mümkün değildir. Biyolojik riskler genel olarak insan vücuduna girdiğinde çoğalmaya devam etmesi, üretilmesi ve çoğaltılması için genellikle besi yerlerine ihtiyaç duyar. Biyolojik risklerle ilişkili başlıca endişe alanları, farklı fizikokimyasal özelliklerde farklı davranışlar sergileme ve zaman içinde kişinin kendi özelliklerini değiştirme (örneğin, bir Covid-19 mutasyonu) ve çok az faktörle hızlı hastalık potansiyeli üretme yeteneğidir (Alıcı ve ark, 2020). Bu çalışmanın amacı, iş hayatında karşılaşılabilecek biyolojik risk faktörlerinin önemi vurgulanmak istenirken, bu biyolojik risk etmenlerinden bakterilerin sıkça rastlanan türlerinin epidemiyolojisi, mikrobiyolojisi, patogenezi, tanı ve tedavi yöntemleri ile korunma koşulları ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Doğal gaz dağıtım sektöründe mobbingin iş sağlığına etkisi
Bu tezde: İş ve sağlık arasındaki ilişki iki yönlü olup, birbiri arasındaki etkileşim düzeyine mobbingin etkisi ortaya konulacaktır. Mobbing, günümüzde yeni dile getirilmeye başlanmakla birlikte ilk çalışma yaşamının varlığından beri süregelen bir işyeri hastalığıdır. Psikolojik yıldırmanın yoğun ve yıkıcı etkiler yaratması, bu eyleme duyarlılıkla yaklaşma gereğini arttırmaktadır. Mobbing sürecinde işini ve sağlığını kaybeden çalışanlar duygusal, fiziksel ve ekonomik olarak zarar görmektedir. Sosyo-psikoloji ve sosyo-ekonomi çalışmalarına doğrudan etkisi Mobbing çalışmaları, son zamanlarda örgüt psikolojisi ve örgütsel davranış üzerinde çalışanların sıkça araştırdığı ve iş yerlerinde çoğu çalışanın bildiği ve kullandığı bir kavram haline gelmiştir. Yıldırma, bastırma, yok sayma, bezdirme veya psikolojik şiddet olarak ifade edilebilen mobbing, birçok olumsuz sonucu beraberinde getiren bir işyeri kâbusudur. Bu olumsuz sonuçlardan biri de hiç şüphesiz ki çalışanın performansı ile ilgilidir. Potansiyel risk etkenleri olarak statü çatışması, pasif liderlik vb. etmenlere bağlı yönetilemeyen zaman, yorgunluk, özgüven eksikliği gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu araştırmada, işyerinde çalışanlara karşı mobbing olup olmadığı ve var olan mobbingin iş sağlığına etkisi ortaya konulmak istenmiştir. Araştırmanın konusu, Doğal Gaz Dağıtım Şirketleri personellerinin mobbing uygulamasına maruz kalıp kalmadıklarını ve iş sağlığına etkilerini belirlemektir. Araştırma Doğal Gaz Dağıtım Şirketi personellerinden; 50 kadın, 50 erkek olmak üzere 100 personele anket uygulanacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Stres, Özel Sektör, Doğal Gaz Dağıtım.
Hemşirelerin mesleki gurur ve profesyonel tutumları
Mesleki gurur, hemşirelerin mesleki kimliklerinin güçlenmesini, motivasyonlarının artmasını aynı zamanda iş tatmini ve profesyonelliklerinin artmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla kaliteli bakımın sürekliliğini ve mesleği sürdürme isteğinde artışı destekler. Bu çalışmanın amacı, hemşirelerde mesleki gurur düzeyleri ve profesyonel tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışma nicel tanımlayıcı tipte tasarlanmıştır. Çalışmaya Mayıs 2023 – Aralık 2023 tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde görev yapan 233 hemşire dâhil edilmiştir. Verilerin toplanmasında, Tanıtıcı Özellikler Soru Formu, Hemşirelerin Mesleki Gurur Ölçeği ve Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri kullanılmıştır. Elde edilen veriler, bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Değerlendirme yapılırken frekans, yüzde analizlerinden, ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Verilerin normal dağılım düzeyini belirlemek üzere basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Ölçeklerden elde edilen verilerin arasındaki ilişki pearson korelasyon ve lineer regresyon analizleri ile incelenmiştir. Diğer analizler için bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (anova) ve post hoc (tukey) analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışmada istatistiksel anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Hemşirelerin mesleki gurur puan ortalaması 92,3 iv olarak pozitif yönde belirlenmiştir.(27 – 135). Ölçekten alınan puan arttıkça hemşirelerde mesleki gurur düzeyleri de artmaktadır. Ölçeğin çalışmadaki Cronbach's alpha değeri 0,89 olarak belirlenmiştir. Meslekte profesyonel tutum envanteri puan ortalaması 136 olarak hesaplanmıştır. (32 – 160). Envanterin çalışmadaki Cronbach's alpha değeri 0,96 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda hemşirelerde mesleki gurur arttıkça, profesyonel tutumunda pozitif yönde arttığı tespit edilmiştir. Mesleki gurur ölçeğinin alt boyutları ile profesyonel tutum arasında yapılan regresyon analizi sonucunda öz başarının hemşirelerin profesyonel tutumlarını pozitif yönde arttırdığı belirlenmiştir. Hemşirelerin mesleki gurur ve profesyonel tutum düzeylerini arttırmaya yönelik; bilimsel programlara katılımının teşvik edilmesi, gerekli izinlerin sağlanması, bilimsel araştırma ve yayın yapmak için klinik ve akademisyen hemşirelerin iş birliğinde bulunması önerilmektedir. Hemşireler arasında mentorluk ve mesleki destek programları düzenlenebilir. Bu programlar, deneyimli hemşirelerin yeni mezunlara rehberlik etmesini ve mesleki gelişimlerini desteklemesini sağlayarak mesleki gurur düzeylerini dolayısıyla profesyonelliklerini artırabilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Profesyonellik, Mesleki Gurur, Tutum, Öz Başarı.