
45
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu hemşirelik öğrencilerinin beslenme ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Araştırma Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu hemşirelik bölümü 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin beslenme ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Anket çalışması 300 hemşirelik öğrencisine uygulanmıştır. Öğrencilerin yaşları 17 ile 30 yaş arasında değişmektedir. Öğrencilerin %80,7'sinde teşhis konulmuş bir hastalık bulunmamakta, %76,7'si de sigara kullanmamaktadır. Sağlığı etkileyen faktörler sorulduğunda %72,9'u beslenme alışkanlığını işaretlemiştir. Yeterli beslenme durumu %48,3'ü günlük ana öğünü atlama durumunu da %46'sı bazen cevabını vermiştir. Öğrencilerin %53,6'sı kahvaltı öğününü atladığını, bunun sebebi olarak da %44,7'si zamanı olmadığı için atladığını belirtmiştir. Ara öğün atlar mısınız sorusuna %53,3'ü evet cevabını vermiş olup atlanan öğününde %37,6'sı kuşluk vakti olduğunu belirtmişlerdir.%74'ü düzenli kahvaltı yaparken, %73,4'ü kahvaltı da çay, peynir, zeytin, yumurta vb. tercih ediyor, %59'u düzenli öğle yemeği yerken %91,5'i öğle yemeklerini okulun yemekhanesinde yemektedir. %70.7'si öğle yemeklerini tabldot olarak tüketmektedir. %88.3'ü düzenli akşam yemeği yemekte, %90,9'u evinde/yurtta yemekte, %44,3'ü tabldot olarak tüketmektedir. Öğrencilerin %40,7'si süt yoğurdu, %36,7'si kırmızı eti, %32,3'ü kırmızı et ürünlerini, %42'si beyaz eti, %43,7'si kuru baklagilleri, %35'i yağlı tohumları, %40,7'si de diğer sebzeleri, %37,3'ü turunçgilleri, %40,7'si de diğer meyveleri hafta da 1-2 kez tüketirken %29,3'ü peyniri ve her gün, %40'ı balığı ay da bir kez tüketmektedir. Gerçekleştirilen bu araştırma ile üniversite öğrencilerinin beslenme bilgilerindeki ve alışkanlıklarındaki yetersizliklerin beslenme eğitimi ile düzeltilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Hormon replasman tedavisi alan postmenopozal kadınlarda yaşam kalitesi ve etkileyen faktörler
Postmenopozal hormon replasman tedavisi alan kadınların sosyodemografik özelliklerinin, döneme özgü yakınmaları ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak planlanıp uygulandı. Örneklemi Balıkesir Edremit Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran, postmenopozal hormon replasman tedavisi alan ve sözel olarak onayı alınan 200 kadın oluşturdu. Verilerin toplanmasında 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 21 paket programı ve e-picos programından yararlanılarak yapılmıştır. Kategorik olan sosyodemografik değişkenler için tanımlayıcı istatistik olarak sayı (N) ve yüzde (%) değerleri verildi. Sürekli olan sosyodemografik değişkenler için tanımlayıcı istatistik olarak ortalama ± Standart Sapma değerleri şeklinde verilmiştir. Tüm karşılaştırmalar için istatistik önem seviyesi (p) 0,05 olarak alınmıştır. Tek değişkenli risk analizi aşamasında iki grubun ortalamalarının karşılaştırmalarında student's t testi, ikiden fazla grup ortalamalarının karşılaştırmalarında ANOVA'dan yararlanılmıştır. Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği alt grubu vazomotor puan ortalamalarının eğitim değişkeni grup ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmaktadır. Bu farklılığı, eğitim durumu grup ortalamaları yaratmıştır(p<0.05). Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği alt grubu fiziksel puan ortalamalarının hormon replasman tedavisi preparatı durumu değişkeni grup ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Oral preparatı kullananların fiziksel puan ortalaması transvajinal kullananlara göre daha yüksek olarak bulunmuştur(p<0.05).
Sağlık meslek lisesinde okuyan öğrencilerin hijyen tutum ve davranışları
Bu araştırma, Nurettin Yılmaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin hijyen ile ilgili tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı şekilde yapıldı. Araştırma evrenini 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 1. Döneminde Nurettin Yılmaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi hemşire yardımcılığı, ebe yardımcılığı ve sağlık bakım teknisyenliği bölümlerinde okuyan 215 öğrenci oluşturdu. Araştırmada örneklem seçimine başvurulmadan evrenin bütününe ulaşılmaya çalışıldı. Evreni oluşturan 215 öğrenciden araştırma ölçütlerine uyan 212 öğrenciye ulaşıldı. Veriler Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu ve Hijyen Tutum Ölçeği kullanılarak elde edildi. Yaş ortalaması 16,21±1,09 olan öğrencilerin %72,6'sı kızdır. Öğrencilerin hijyen davranışı ölçeği 38 eşik puana göre anlamlı şekilde farklı olduğu saptandı. Hijyen tutum ölçeğine göre öğrencilerin olumsuz hijyen davranışı oranı yaygınlıkla görülmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin sağlık alanında profesyonel meslek elemanları olarak yetiştirilmesi adına yapılan çalışmalarda öğretilenlerin davranışa dönüştürülmesi desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Hijyen tutumu, Kişisel hijyen, Lise, Öğrenci, Sağlık
Primipar annelerde yenidoğan bakımına yönelik özyeterlilik algısı ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma primipar annelerin temel yenidoğan bakımına yönelik özyeterlilik algısını ve bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı kesitsel olarak yapılmıştır. Nisan - Mayıs 2018 tarihleri arasında, araştırmaya katılmayı kabul eden 100 gönüllü primipar anne araştırmaya alınmıştır. Verilerin elde edilmesinde genel özyeterlilik ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanmış bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS Statistics 17.0 (IBM Corporation, Armonk, NY, USA) paket programında yapılmış ve sonuçlar için p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan annelerin %94'ü 18-35 yaş aralığında, %79'u ev hanımı ve %36'sı ortaokul mezunudur. Yüzde 86'sı isteyerek gebe kalmış ve %59'u normal spontan doğum yapmıştır. Annelerin %69'u yenidoğan bakımı hakkında bilgi aldığını, %60'ı bilgiyi sağlık personelinden aldığını belirtmiştir. Annelerin en çok; yenidoğan aşıları, banyosu, vücut ısısı ölçümü, pamukçuk ve sarılık gibi sorunlar ile anne sütü saklanması hakkında bilgi eksikliği olduğu bulunmuştur. Özyeterlilik toplam ölçek puanlarında ortalama 68,6, standart sapma 11,7, minimum 35,0, maksimum 85,0 bulunmuştur. Gebeliğin planlı olması yılmama algısını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artırırken (B=0,115; %95 Güven Aralığı: 0,003 - 0,227 ve p=0,045); sezaryen ile doğum yapmak (B=-0,089; %95 Güven Aralığı: -0,168 – -0,010 ve p=0,028) yılmama algısını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaltmıştır. Araştırma sonucuna göre primipar annelerin sosyodemografik özellikleri ve yenidoğan bakımı hakkındaki bilgi düzeyleri, özyeterlilik algısında anlamlı bir fark yaratmamıştır. Anahtar Kelimeler: Primipar anne, yenidoğan bakımı, özyeterlilik algısı
Bireysel ve işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının üstün zekalı öğrencilerin yazma performansına ve dil gelişimine etkisi
Bu çalışmanın amacı üstün zekalı öğrencilerin yazma performansında ve dil gelişiminde bireysel ve işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının etkisini ortaya koymaktır. Çalışmada 'öntest sontest kontrol gruplu desen' uygulanmıştır. Çalışmaya Kırklareli ili Bilim ve Sanat Merkezi'ndeki ilkokul 4. sınıf düzeyinde deney 1 grubunu oluşturan 7, deney 2 grubunu oluşturan 6 ve kontrol grubunu oluşturan 5 öğrenci olmak üzere, toplam 18 öğrenci katılmıştır. Uygulama deney 1 grubunda bireysel dijital öyküleme uygulamaları kullanılarak, deney 2 grubunda işbirlikli dijital öyküleme uygulamaları kullanılarak, kontrol grubunda ise geleneksel yazma çalışmaları yapılarak yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak 'Yazma Performansı Değerlendirme Ölçeği' ve 'Peabody Resim Kelime Testi' kullanılmıştır. 2018-2019 eğitim-öğretim yılında toplanan verilerin analizinde Kruskall Wallis Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci hipotezi kapsamında ortaya çıkan bulgularda deney 1 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin yazma performansı arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmanın ikinci hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin yazma performansı açısından deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmanın üçüncü hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve deney 1 grubunu oluşturan öğrencilerin yazma performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Araştırmanın dördüncü hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney1 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin dil gelişimi puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Araştırmanın beşinci hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin dil gelişim puanları açısından deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın altıncı hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve deney 1 gruplarını oluşturan öğrencilerin dil gelişim puanları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Araştırma sonucunda bireysel dijital öyküleme uygulamalarının geleneksel öykü yazma uygulamalarına göre yazma performansı açısından etkili olduğu, işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının geleneksel öykü yazma uygulamalarına göre yazma performansı açısından etkili olduğu görülmüştür. Dil gelişim düzeyi açısından işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının geleneksel öykü yazma uygulamalarına göre etkili olduğu görülmüştür. Bireysel dijital öyküleme uygulamaları dil gelişimi açısından geleneksel öykü yazma uygulamalarıyla kıyaslandığında etkili olmamıştır. Anahtar Kelimeler: Üstün Zeka, Dijital Öyküleme, Yazma Performansı, Dil Gelişimi, İlkokul
Sağlık çalışanlarında görülen iş kazalarının değerlendirilmesi (T.Ü. Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği)
Bu araştırma, sağlık çalışanlarının geçirdiği iş kazaları, çalışan sağlığı güvenliği kültürü ve bunları etkileyen faktörleri inceleyen tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma Trakya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan 252 sağlık çalışanı üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında "Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Kültür Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler IBM-SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Sonuçlar p<0,05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Çalışanların %40,9'u iş kazası geçirdiğini, kaza geçirenlerin % 84,5'i kesici ve delici alet yaralanmaları, % 36,9'u kan ve vücut sıvılarına maruz kalma, % 33'ü kas iskelet yaralanması geçirdikleri sonucuna ulaşıldı. Çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü ölçeğinin alt boyut ortalamaları incelendiğinde; enfeksiyonu önleme 3,82±0,82, yönetim politikaları 3,36±0,80, sağlık taramaları 3,06±0,93, kimyasal madde güvenliği 3,45±0,92, güvenlik eğitimleri 3,52±0,88, şiddeti önleme 3,24±0,96, gıda güvenliği 2,89±1,14, düşmeyi önleme 2,93±1,12 olarak bulundu. Çalışmamızın sonucunda kurumun verdiği hizmet içi eğitim ile iş kazalarını önlemeye yönelik önerilen yöntemleri yeterli bulanlar ile meslekleriyle ilgili sendika veya derneklere üye olanların genel olarak iş sağlığı ve güvenliği algı ölçeğinin yüksek olduğu görüldü.
Obstrüktif uyku apnesi sendromlu hastalarda komorbidite ve obezite arasındaki ilişki
Bu araştırmada, bir hastanenin uyku apne ünitesine başvuran bireylerde Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) görülme sıklığının saptanması, OSAS ile obezite ve komorbidite arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çanakkale ili Ezine Devlet Hastanesi Uyku Apne Ünitesi'ne Temmuz 2017 – Haziran 2018 tarihleri arasında başvuran ve polisomnografi çekilen 684 birey ile yürütülmüştür. Retrospektif yürütülen bu araştırmada veriler arşiv kayıtlarından elde edilmiştir. Araştırma grubunun yaş ortalaması 49,93±12,90'dır ve %68,7'si erkektir. Grubun %62,0'ı obezdir ve %98,8'inde kronik veya sistemik hastalık, %51,9'unda en az bir eşlik eden hastalık vardır. Çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre: katılımcılarda OSAS görülme olasılığı; erkeklerde, ileri yaşlarda, düşük eğitimi olanlarda, emekli bireylerde, alkol kullananlarda, gündüz uykululuğu olanlarda, preobez ve obezlerde, eşlik eden hastalığı olanlarda değişkenlerin referans kategorilerine göre daha fazladır. Bazı özelliklere göre düzeltilen (Adjusted R2) çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre OSAS varlığı ile BKİ ve komorbidite arasında pozitif yönde ilişki belirlenmiştir. OSAS görülme olasılığı zayıf ve normal BKİ'ye sahip olanlara göre preobezlerde 2,087 kat (OR, %95 GA: 1,126-3,869), obez sınıf I'de olanlarda 4,470 kat (2,350-8,504), obez sınıf II'de olanlarda 6,880 kat (3,345-14,150), obez sınıf III'de olanlarda 31,572 kat (9,883-100,857) yüksek saptanmıştır. OSAS görülme olasılığı komorbiditesi olmayanlara göre iki hastalığı olanlarda 2,176 kat (1,383-3,424), üç ve daha çok hastalığı olanlarda 3,395 kat (1,907-6,042) fazladır. Anahtar sözcükler: Obstrüktif Uyku Apne Sendromu, Komorbidite, Obezite.
Sağlık yüksekokulu öğrencilerinin iş sağlığı ve güvenliği hakkındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Ebelik 1. ve 4. sınıf ile Hemşirelik 1. ve 4. sınıflarda öğrenim gören toplam 244 öğrencinin, İş Sağlığı ve Güvenliği hakkındaki bilgi düzeyleri arasındaki farkın değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında bilgi düzeyleri açısından tüm 1. sınıf ile tüm 4. sınıf öğrencileri (p=0,001) ve Hemşirelik bölümü 1. ve 4. Sınıf öğrencileri arasında anlamlı (p=0,001) fark saptandı. İş Sağlığı ve Güvenliği sembollerinin bilinirliğine ait bilgi düzeyinde sadece düşme riski sembolünü doğru bilme açısından tüm 1. Sınıf ve tüm 4. Sınıf öğrencileri arasındaki fark anlamlı düzeyde idi (p=0,012). Enjektörün iğne ucu kapağını kapatmadan delici-kesici alet kutusuna atma bilgisi (p=0,000) ve kesici-delici alet yaralanmasını yetkili birime bildirme durumları (p=0,046) değerlendirildiğinde 1. Sınıflar ve tüm 4. Sınıflar arasındaki fark anlamlı bulundu. Sözel ya da fiziksel şiddete 1. Sınıf öğrencilerinin %34,8, 4. Sınıf öğrencilerinin %65,2 oranında maruz kaldığı ve aralarındaki fark ise istatistiksel olarak anlamlı olarak bulunmuştur (p=0.001). Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik ve Ebelik bölümleri 1. ve 4. Sınıf öğrencilerinin İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda bilgi aldıkları ve İş Sağlığı ve Güvenliği konusunu 1. Sınıftan itibaren ders olarak almak istedikleri, kesici-delici alet yaralanmalarına maruz kalan 1. sınıfların bu durumu ilgili birimlere bildirmedikleri fakat 4. Sınıfların bildirim yaptığı; Hepatit B aşısının koruyuculuğuna inandıkları ve çoğunun Hepatit B aşısı ve Hepatit B kan testi yaptırdığı, el hijyeni konusunda en çok su ve sabun kullandıkları saptanmıştır. İş sağlığı ve güvenliğine ait bilgilerin uygulamalı ders ve stajlar başlamadan öğrencilere verilmesi uygun olacaktır. Anahtar Kelimeler: Sağlık, İş Sağlığı Güvenliği, Kesici-delici alet, Hepatit B, infeksiyon
Total kalça artroplastisi ameliyatı öncesi uygulanan farklı eğitim programlarının hastaların anksiyete ve ağrı düzeylerine etkisi
Total Kalça Artroplastisi Ameliyatı Öncesi Uygulanan Farklı Eğitim Programlarının Hastaların Anksiyete Ve Ağrı Düzeylerine Etkisi. Cerrahi girişimlerin başlı başına ağrı ve anksiyete kaynağı olduğu bilinmektedir. Cerrahi girişim planlanan hastalarda ortaya çıkan ağrı ve anksiyete konularında çözüm bulmayı amaçlayan birçok farklı yöntem araştırılmaktadır. Hastaların bilgilendirilmesi de bu yöntemlerden biridir. Bu çalışma, total kalça artroplastisi uygulanacak hastalarda uygulanan farklı eğitim programlarının ağrı ve anksiyete üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yarı deneysel olarak planlandı. Araştırmanın evrenini Nisan 2018-Aralık 2018 tarihleri arasında Kırklareli Devlet Hastanesi Ortopedi Kliniği'ne total kalça artroplastisi ameliyatı olmak amacıyla yatan bireyler, örneklemini ise araştırma kriterlerini karşılayan ve araştırmanın amacı açıklanarak izin alınan gönüllü 90 hasta birey oluşturdu. Veri toplama amacıyla oluşturulan soru formu, Görsel Ağrı Değerlendirme Ölçeği (VAS) ve Durumluluk-Süreklilik Anksiyete Ölçeği kullanıldı. Ameliyattan bir gün önce rutin ameliyat öncesi eğitimi verilen 30 hasta 1. eğitim grubunu, rutin ameliyat öncesi eğitimi ile birlikte servis eğitimi verilen 30 hasta 2. eğitim grubunu, rutin ameliyat öncesi eğitimin ve servis eğitiminin yanısıra ameliyathane eğitimi de verilen 30 hasta 3. eğitim grubunu oluşturmuştur. Verilerin analizi aşamasında istatistiksel analizler için NCSS 2007 programı, tanımlayıcı istatistikler ve parametrik testler kullanılarak yapıldı. 1. grupta, ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası durumluk kaygı puanlarındaki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p=0,113; p>0,05). 2. grupta, ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası durumluluk kaygı puanlarındaki 9,13±8,43'lük düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,001; p<0,01). 3. grupta, ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası durumluk kaygı puanlarındaki 14,37±8,62'lik düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,001; p<0,01). Rutin ameliyat öncesi eğitimi verilen 1.grupta ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası VAS skorlarındaki ortalama 3,40±3,50'lik artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,001; p<0,01). 2. grupta ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası VAS skorlarındaki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p=0,203; p>0,05). 3. grupta ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası VAS skorlarındaki 0,80±1,92'lik düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,047; p<0,05). Sonuç olarak; cerrahi girişim öncesi dönemde hastalara yapılan bilgilendirmenin ağrı ve anksiyete üzerinde olumlu etkisi olduğu, en iyi sonuçların ise diğer gruplardan farklı olarak ameliyat ve ameliyathane bilgilendirmesinin yapıldığı hasta grubunda gerçekleştiği bulundu. Bu sonuç; cerrahi girişim öncesi hastalara verilen eğitimlerin geliştirilmesi ve özellikle ameliyat ve ameliyathane bilgilendirmesinin eğitimlere eklenmesi gerektiğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, anksiyete, preoperatif eğitim, total kalça artroplastisi ameliyatı.
Transüretral prostat rezeksiyonu (TURP) girişimi öncesi anksiyetenin, ameliyat sonrası ağrı ve uyku kalitesine etkisi
Bu çalışma, TURP ameliyatı olacak hastalarda anksiyetenin, ameliyat sonrası ağrı ve uyku kalitesine etkisini belirlemek amacıyla planlanıp uygulanan, tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın evreni Haziran 2018-Aralık 2018 tarihleri arasında Kırklareli Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği'nde TURP ameliyatı olan bireyler, örneklemi ise araştırma kriterlerini karşılayan ve bilgilendirilip izin alınan 85 hasta birey oluşturdu. Verilerin toplanmasında demografik bilgilerin yer aldığı Hasta Tanıtım Formu, ameliyat öncesi anksiyetenin belirlenmesi için Ameliyata Özgü Kaygı Ölçeği (AÖKÖ), ameliyat sonrası ağrı düzeylerini belirlemek için Sayısal Ağrı Ölçeği (VAS) ve ameliyat sonrası uyku kalitesini ölçmek için Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanıldı. Verilerin analizi için NCSS 2007 programı ile tanımlayıcı istatiksel metodlar ve parametrik testler kullanıldı. TURP uygulanan hastaların yaş ortalaması 70,79±7,40 yıl olduğu, hastaların AÖKÖ ortalaması 19,79±3,72 olduğu, ameliyat sonrası VAS skoru ortalaması 4,65±1,91 ve PUKİ ortalaması 6,75±3,21 olduğu saptandı. Hastaların AÖKÖ toplam puanı ile ameliyat sonrası VAS skoru arasında pozitif yönlü istatiksel anlamlı ilişki saptandı (p=0.008; p<0.01). Bireylerin %71,8'inin (n=61) kötü uyku kalitesine sahip olduğu, ancak ameliyat öncesi anksiyete ile uyku kalitesi arasında anlamlı ilişki olmadığı saptandı (p=0,679; p>0.05). Sonuç olarak, TURP uygulanacak hastalarda ameliyat öncesi anksiyete düzeyinin ameliyat sonrası dönemde ağrıyı pozitif yönlü etkilediği, uyku kalitesi üzerinde ise etkili olmadığı bulundu. Anahtar sözcükler: Transüretral Prostat Rezeksiyonu, Anksiyete, Uyku Kalitesi, Ağrı