40
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Ardahan'da meslek folkloru ve meslek eğitimi üzerine bir araştırma
İnsanlar, icra ettikleri meslekler etrafında çeşitli inanışlar, uygulamalar, terimler geliştirmiş ve mesleğe bağlı olarak ortak bir kültür etrafında birleşmişlerdir. Halkbilimi kadrolarından olan "meslek folkloru", insanların meslekleri etrafında geliştirdikleri yaşamı, algıyı, kültürü ortaya koymaktadır. Türkler tarafından yüzyıllardır icra edilen hayvancılık, arıcılık gibi meslekler etrafında da köklü bir kültür ve yaşam şekillenmiştir. "Ardahan Yöresinde Meslek Folkloru ve Meslek Eğitimi Üzerine Bir Araştırma" başlıklı bu çalışmada, Ardahan özelinde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, kaz yetiştiriciliği, arıcılık etrafında gelişen algı, yaşam ve halkbilimi ürünleri aktarılmış, mesleğin eğitiminin nasıl ve kimler tarafından bir sonraki kuşağa aktarıldığı üzerine durulmuştur. Hayvancılığa bağlı bir meslek olarak görebileceğimiz çobanlık ve peynircilik üzerinde de durulan bu çalışmanın verileri uzun süreli bir saha çalışması yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen verilerin büyük çoğunluğu derleme metinleri üzerinde düzenleme yapılmadan aktarılmış; kökenleri, yapıları ve işlevleri açısından anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Mesleklerin geçmişteki ve günümüzdeki durumları verilmiş, yapılan gözlem ve görüşmelerden hareketle mesleklerin ve beraberinde yaşatılan kültürün geleceği hakkında öngörülerde bulunulmuştur.
Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanması ve 48-95 ay arası çocukların motor gelişimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacını, Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği (Miller Function & Participation Scales: M-FUN) Türkçe formunun oluşturulması ile geçerlik-güvenirlik analizlerinin yapılması ve 48-95 ay arası çocukların motor gelişimlerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, amaca yönelik örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Çalışma grubunun belirlenmesi için testin uygulama prosedürü dikkate alınarak ölçütler oluşturulmuş ve bu ölçütleri karşılayan İstanbul ilinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul, anaokulu, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden 48-95 ay arası özel eğitim tanısı almış ve motor gelişim gecikmesi gösteren grup dahil olmak üzere toplam 262 çocuk araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma verileri, kişisel bilgi formu ve Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Testin Türkçe formunun uyum geçerliğini belirlemek amacıyla Gazi Erken Çocukluk Gelişimi Değerlendirme Aracı ve Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi kullanılmıştır. Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği'nin geçerlik çalışması kapsamında yapı geçerliği, diğer değişkenlerle olan ilişkisi ve klinik grupları ayırt etme geçerliği kanıtlanmıştır. Güvenirlik çalışması kapsamında, iç tutarlılığı, test-tekrar test güvenirliği ve bağımsız değerlendiriciler arası korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Ayrıca çocukların görsel, ince ve kaba motor puanlarının yaş, cinsiyet, kardeş sahibi olma ve fiziksel aktiviteye katılım değişkenleri açısından farklılaşma durumu incelenmiştir. Araştırma sonucunda, Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği Türkçe formunun 48-95 ay arası çocukların motor gelişimlerini değerlendirmek amacıyla kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu görülmüştür. Çocukların motor gelişimleri yaş değişkeni açısından incelendiğinde, Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiş ve çocukların yaşları ilerledikçe görsel, ince ve kaba motor performanslarının yükseldiği görülmüştür. Cinsiyet değişkenine göre testin görsel ve ince motor puanlarının anlamlı farklılık gösterdiği ve kız çocukların erkek çocuklara göre daha yüksek puanlar aldığı bulunmuştur. Çocukların motor gelişimleri kardeşi olma durumuna göre incelendiğinde, kardeşi olan çocukların kardeşi olmayan çocuklara göre kaba motor puanlarının istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu, görsel ve ince motor puanlarının farklılaşmadığı bulunmuştur. Düzenli olarak fiziksel aktiviteye katılan çocukların görsel, ince ve kaba motor puanlarının fiziksel aktiviteye katılmayan çocukların puanlarına göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve motor puanlarının yükseldiği görülmüştür. Bulgular ilgili literatür kapsamında tartışılmıştır.
Özel eğitim meslek okullarının mevzuatına ilişkin okul yöneticilerinin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; özel eğitim meslek okulları mevzuatının özel eğitim meslek okulu yönetici görüşleri bağlamında incelenmesidir. Kavramsal çerçevesi literatür taraması yapılarak oluşturulan araştırma, nitel bir çalışmadır. Nitel araştırma genelde kuram oluşturma amacıyla sosyal olguları içindeki bulundukları yere göre araştırıp anlamaya çalışan bir yaklaşımdır. Araştırmanın çalışma grubu İstanbul ili Anadolu Yakasında bulunan Özel Eğitim Meslek Okullarında çalışan 15 okul yöneticisinden oluşmaktadır. Uzman görüşü alınarak hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşme tekniğiyle veriler toplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda ana tema, alt tema ve kodlara ulaşılmıştır. Ana temalar: 'Özel Eğitim Mevzuatının Amaçları-İlkeleri, Tanımları, Kapsam ve Dayanağı', 'Eğitim Hizmetleri Tür-Kademeler, Kurumlar, Tanılama ve Yerleştirme', 'Personel (Öğretmen, Müdür, Müdür Yardımcıları)Yeterlilikleri, Görev ve Sorumlulukları', 'Öğrenci İş ve İşlemleri', 'İstihdam, Yöneltme ve İzleme İşlemleri ve Kurumları'dır. Araştırma sonucunda özel eğitim meslek okullarında yasaların uygulamaya geçmesinde farklı değişkenlere bağlı sorunlar olmasıyla beraber, mevzuatta çelişkili ifadeler, tanımlama yanlışlıkları, boşluklar ve güncellenmesi gereken yerler olduğu saptanmıştır. Ayrıca özel eğitim meslek okulunun statü sorunu yaşadığı, özel eğitim öğrencilerinin istihdam oranlarının az olduğu ve takiplerinin yapılmadığı, alan dışı öğretmenlerin özel eğitimde çalışma yeterlilikleri olmadığından eğitim almaları gerektiğine dair sonuçlara varılmıştır. Bu bulgular neticesinde araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Özel Eğitimin Yönetimi, Meslek Eğitimi, Özel Eğitim Hukuku, Mevzuat, Yasalar ve Özel Eğitim, Okul Yöneticileri, Özel Eğitim Politikası
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin kuvvet ve hareket konusunda sahip oldukları kavram yanılgılarının ontoloji temelinde belirlenmesi ve animasyon destekli öğretimle giderilmesi
Bu araştırmada ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin "Kuvvet ve Hareket" konusuyla ilgili sahip oldukları kavram yanılgılarının belirlenmesi, bu kavram yanılgılarının ontoloji temelinde değerlendirilmesi ve animasyon destekli öğretim yönteminin kavram yanılgılarının giderilmesindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2015-2016 eğitim-öğretim yılı içerisinde, İstanbul'daki bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 52 yedinci sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Araştırmanın modeli, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desendir. Çalışmada, kontrol grubu ve deney grubu olmak üzere iki grup yer almıştır. Kontrol grubunda "Kuvvet ve Hareket" ünitesi mevcut program çerçevesinde geleneksel yöntemlerle işlenirken, deney grubunda animasyon destekli öğretimle işlenmiştir. Kontrol ve deney grubundaki öğrencilerin ön bilgilerini ölçmek amacıyla çalışmanın başlangıcında "Kuvvet ve Hareket Konusu Akademik Başarı Testi" ve kavram yanılgılarını ölçmek amacıyla "Kuvvet ve Hareket Konusu Kavram Testi" ön test olarak uygulanmıştır. Öğretim tamamlandıktan sonra başarı testi ve kavram testi her iki grupta tekrar son test olarak uygulanmıştır. Başarı testi, öğrencilerin konu ile ilgili akademik başarısını ölçmeyi hedefleyen 43 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. Öğrenciler doğru cevapladıkları her sorudan birer puan almışlardır. Kavram testi öğrencilerin kavram yanılgılarını ve bunların ontolojik açıdan sebeplerini belirlemeyi amaçlayan 25 adet çoktan seçmeli sorudan oluşan iki aşamalı diagnostik bir testtir. Öğrenciler sorunun iki aşamasına da doğru yanıt verdikleri takdirde her sorudan ikişer puan almışlardır. Başarı ve kavram testinin geçerlik ve güvenirlik çalışması pilot uygulama sırasında uzman görüşlerinden yararlanılarak yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler, nicel ve nitel yöntemlere göre analiz edilmiştir. Veri dağılımının normal dağılım gösterip göstermediğinin belirlenmesi için Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösterdiği belirlenen grupların puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığının araştırılmasında parametrik bir test olan t-testi uygulanmıştır. Normal dağılım göstermeyen grupların puanlarının karşılaştırılmasında ise parametrik olmayan bağımsız gruplar Mann Whitney U Testi veya bağımlı gruplar Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, animasyon destekli öğretim yönteminin uygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubu arasında, akademik başarı ve kavram öğrenme düzeyleri açısından, deney grubu lehine anlamlı bir fark oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel veri analizi bölümünde ise öğrencilerin kuvvet ve hareket konusuyla ilgili sahip oldukları kavram yanılgıları belirlenmiş, bu yanılgıların ontolojik nedenleri saptanmış ve bu kavram yanılgılarının animasyon destekli öğretimle giderilip giderilmediği araştırılmıştır. Ontolojik görüşe göre, tüm varlıklar madde, süreç ve zihinsel durumlar olmak üzere üç temel ontolojik kategoriden birine aittirler. Her temel ontolojik kategori, alt kategorilere sahiptir. Maddenin alt kategorileri doğal ve yapay; sürecin alt kategorileri işlem, olay ve sınırlı etkileşimler; zihinsel durumların alt kategorileri ise duygusal ve kasıtlıdır. Ontolojik kategorileştirme, kavramların bu ontolojik kategorilerden birine yerleştirilme işlemidir. Çalışmada, öğrencilerin kavram yanılgılarının hangi ontolojik kategoriye yanlış yerleştirmeden kaynaklandıkları araştırılmıştır. Kontrol grubunda belirlenen 500 kavram yanılgısının, 71'inin 'madde', 423'ünün ise 'süreç' kategorisine yanlış yerleştirmeden kaynaklandığı belirlenmiştir. Deney grubunda ise belirlenen 485 kavram yanılgısının 69'unun "madde" kategorisine, 409'unun ise "süreç" kategorisine yanlış yerleştirmeden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Kontrol ve deney grubunda belirlenen kavram yanılgılarının büyük çoğunluğunun "süreç" kategorisinin alt kategorilerine yanlış yerleştirmeden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin madde kategorisinde yer alan kavram yanılgılarının %26,76'sı, süreç kategorisinde yer alan kavram yanılgılarının ise %18,44'ü yapılan geleneksel öğretim sonucunda giderilebilmiştir. Deney grubunda ise madde kategorisinde yer alan kavram yanılgılarının %30,43'ü, süreç kategorisinde yer alan kavram yanılgılarının ise %33,25'i animasyon destekli öğretim sonucunda giderilebilmiştir. Bu bulgulardan yola çıkarak, geleneksel öğretim yönteminin öğrencilerin madde kategorisine yerleştirdikleri kavram yanılgılarını gidermede etkili olabildiği, fakat süreçle ilgili kavramların öğretilmesinde sürecin dinamik görsellerle anlatıldığı animasyon destekli öğretim yönteminin daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol ve deney grubundaki öğrencilerin, uygulama öncesinde ve sonrasında sahip oldukları kavram yanılgılarının ontolojik nedenleri incelendiğinde, yanılgıların oluşmasında iki temel sebebe rastlanmıştır. Bu yanılgıların, kavramın aynı ontolojik kategori içerisindeki yanal kategoriye veya farklı bir üst ontolojik kategoriye yanlış yerleştirmeden kaynaklandığı belirlenmiştir. Kontrol ve deney grubundaki öğrencilerin üst ve yanal kategorilere yerleştirdikleri kavram yanılgılarının giderilme oranları incelenmiştir. Kontrol grubunda, yanal kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan 241 kavram yanılgısı ve üst kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan 259 kavram yanılgısı belirlenmiştir. Kontrol grubunda yapılan geleneksel öğretim sonucunda yanal kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan 241 kavram yanılgısının 38'inin giderildiği belirlenmiştir. Kontrol grubunda yanal kategoride giderilen kavram yanılgılarının oranı %15,77 olarak bulunmuştur. Üst ontolojik kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan 259 kavram yanılgısının 62'si yapılan geleneksel öğretim sonucunda giderilmiştir. Üst kategoride giderilen kavram yanılgılarının oranı %23,94 olarak bulunmuştur. Deney grubunda, yanal kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan 225 kavram yanılgısı ve üst kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan 260 kavram yanılgısı belirlenmiştir. Yanal kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan 225 kavram yanılgısının 55'inin yapılan animasyon destekli öğretim sonucunda giderildiği belirlenmiştir. Yanal kategoride giderilen kavram yanılgılarının oranı %24.44 olarak bulunmuştur. Üst kategoriye yerleştirilen 260 kavram yanılgısından 102'si yürütülen animasyon destekli çalışmalar sayesinde giderilmiştir. Üst kategoride giderilen kavram yanılgılarının oranı %39,23 olarak bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre, animasyon destekli öğretim yönteminin, yanal ve üst ontolojik kategoriye yerleştirmeden kaynaklanan kavram yanılgılarını düzeltmede, geleneksel öğretim yöntemine göre daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Animasyon Destekli Öğretim, Kavram Yanılgısı, Kavramsal Değişim, Kuvvet ve Hareket, Ontoloji, Ontolojik Kategoriler
Öğrencileri yurt dışı eğitime yönlendiren sebeplerin beyin göçü bağlamında değerlendirilmesi
Gelişmiş ülkeler, geliştirdikleri politikalar ve projelerle ülkelerini cazibe merkezi haline getirmiş dahası bunu az gelişen veya gelişmekte olan devletlerdeki beyin gücünü oluşturabilecek potansiyeli olan bireyleri, nitelikli iş gücünü kendi ülkelerine çekebilme üzerine kurmuşlardır. PISA ve TIMSS gibi sınavlar, özellikle ülkelerin beyin gücü göstergesi olurken, gelişmiş ülkeler için hedef kitle tespit aracı olarak kullanılmaktadır. Bu araştırmada; "Ülkemizde lise ve üniversite eğitimi alan veya almakta olan öğrencilerin yurt içinde eğitim almak yerine, neden yurt dışın da eğitim almayı tercih ettiklerini belirlemek." amacıyla, "Türk eğitim sisteminin içerisinde eğitim almış öğrenciler neden yurt dışında eğitim almak (yaşamak) isteklerini belirlemek amaçlanmıştır.", "Türk eğitim sisteminin içerisinde eğitim almış öğrencilere göre beyin göçüne yönlendiren, sevk eden itici unsurları bulmak amaçlanmıştır.", "Hangi durumların değişmesiyle tekrar ülkelerine dönmeyi düşünürler? İlgili makamlardan beklentilerini saptamak amaçlanmıştır." alt amaçlarına cevap aranmıştır. Fenomenoloji deseni kullanılarak, amaç ve alt amaçlar dikkate alınarak yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Veri toplama için görüşme tekniğiyle ölçüt örnekleme yöntemine göre ulaşılan katılımcılardan veriler toplanmış, 14 katılımcıyla görüşmeler yapılmış ve ses kaydı alınmıştır. Anlamlı verilerden kodlara, bu kodlar yardımıyla 17 tema ve 22 alt temaya ulaşılmıştır. Öğrencilerin erken öğrencilik dönemindeki ilgi alanları, üniversite sınavı ve katıldıkları yarışmalar meslek seçini etkileyen durumlardır. Öğrencilerin yurt dışında eğitim almalarına; ailevi etkenler, mesleki gelişim ve akademik kariyer düşüncesi, vatandaşlık ve okuduğu lisenin sağladığı yurt dışında üniversite okuyabilme hakkından yararlanma, farklı yolla yurt dışında okuyabilme imkânı bulmaları gibi sebepler etkili olmuştur. Öğrencilerin Türk eğitim sisteminin içerisinde yaşadığı zorluklar, sonuçlarından kaynaklanan zorluklar ve sistemsel zorlukları; dil yetersizliği, iş bulma ve mesleki gelişim problemleri, devlet politikalarındaki memnuniyetsizlik: nepotizm, şeffaflık, hak, adalet ve liyakat sorunu itici unsurlardır. Duygusal ve kültürel açıdan dönmeyi planlasalar bile imkânlar, yaşam koşulları ve mesleki açıdan değerlendirdiklerinde bulundukları ülkede kalma eğilimi göstermektedirler. Buna paralel olarak, ilgili makamlardan itici unsurların giderilmesi ile birlikte aldığı eğitimi icra edebileceği mesleki ortamın oluşturulmasını beklemektedirler. Her yıl ulusal ve uluslararası yapılan sınavlarda gelecek vadeden öğrenciler, aldıkları puanlarla potansiyellerini ortaya koymaktadırlar. Devletin ilgili makamları ve politika yapıcıların bu gurup öğrencilere yönelik yapacakları çalışmalar ve projeler, alınacak önlemler sıralamasında üst basamaklarda olmalıdır. Üretilecek diğer projeler de gelişmiş ülkelere beyin göçü verme potansiyeli olan nitelikli iş gücünü ülkemizde tutma ve tersine beyin göçü üzerine yoğunlaşmalıdır. Anahtar kelimeler: Beşeri Sermaye, Beyin Göçü, Öğrenci Göçü, Tersine Beyin Göçü
Teröre maruz kalmış eğitimcilerin karşılaştıkları sorunların ve çözüm stratejilerinin kriz yönetimi bağlamında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, teröre maruz kalmış eğitimcilerin karşılaştıkları sorunların ve çözüm stratejilerinin kriz yönetimi bağlamında incelenmesidir. Çalışmanın kavramsal boyutu literatür taranarak elde edilmiştir. Kavramsal boyut incelenirken özelikle ülkemizde terörün yoğun olarak yaşandığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan eğitimcilerin sorunları üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda terör ve eğitim ilişkisi de incelenmiştir. Araştırma nitel bir çalışma olup olgu bilim desenindedir. Olgu bilim deseni tümüyle yabancı olmadığımız fakat tam olarak ayrıntılarını kavrayamadığımız olguları araştıran çalışmalar için kullanılır. Araştırmanın çalışma grubu 2018 – 2019 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde görev yapmakta olan ve meslek hayatının bir bölümünde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hizmet yapmış ve orada teröre maruz kalmış 17 kadın, 14 erkek eğitimciden oluşmaktadır. Görüşmeler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiş ve ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Çalışmada verilerin analizi, "içerik analizi tekniği" ile yapılmıştır. Katılımcıların görüşleri yazılı metne dönüştürülerek ana temalar ve kodlar oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde terörün yoğun olarak yaşandığı yerlerde eğitimcilerin sorunlarının yıllardan beri devam ettiği ve sorunlara karşı hiçbir çözümün bulunmadığı görülmektedir. Eğitimciler bölgede fiziksel, psikolojik, sosyal, kültürel, insan ilişkileri gibi konularda oldukça sorunlar yaşamaktadır. Eğitimcilerin çoğu yaşanan terör olaylarından, hayat şartlarından ve yaşadıkları kriz durumlarından dolayı bölgeden bir an önce gitme eğilimi göstermektedir. Bu durum da bölgede sürekli bir öğretmen sirkülasyonunun olmasını sağladığından eğitimi olumsuz yönde etkilemektedir. Bölgede yaşanan fiziksel sıkıntıların giderilmesi, eğitimcilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, okullarda ve şehirlerde güvenliğin sağlanması, dil sorununun çözülmesi, bölge insanının terörle ilgili bakış açısını değiştirmek için eğitimlerin düzenlenmesi, eğitim fakültelerinin eğitim kalitelerinin artırılarak gerçek hayata uygun olmasının sağlanması gibi çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Terör, Terörizm, Kriz Yönetimi, Eğitim Sorunları, Öğretmen Sorunları, Terör Sorunları, Terörün Yaşandığı Bölgeler, Güvenlik
Mekansal adaletsizliğin etkilediği okullar ve bu bağlamda okul ve öğrencinin karşılıklı kimlik üretiminin incelenmesi
Bu araştırma mekansal adaletsizliğin eğitim durumuna nasıl bir tesiri olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu vaziyeti tespit etmek için açık uçlu anket tekniği ve gömülü teori yöntemi kullanılarak şu sorulara cevap aranmıştır: • Mekansal adaletsizlik eğitimi nasıl etkilemiştir? • Mekansal adaletsizlik okul ve öğrenci kimliklerinin oluşumunda ne derece etkilidir? • Maddi gen nedir ve araştırma yapılan sahada var mıdır? Araştırmanın çalışma grubu araştırma yapılan sahada yaşayan 11. Sınıf talebeleridir. Çalışma grubu 50 kadar öğrenciden oluşmuştur. Araştırma yapılırken açık uçlu anket tekniği kullanılarak sorular muhatabına yöneltilmiştir. Toplamda ankette 14 açık uçlu soru vardır. Gereken cevaplar gömülü teori yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edile bulgulara göre öğrenciler kendilerini başarılı-başarısız, olumlu-olumsuz özelliklerle tanımlamışlardır. Okullarını da eski, başarılı, başarısız gibi sıfatlarla tanımlamışlardır. Farklı sorulara verdikleri cevaplarla okulun ve bulundukları yerlerin dezavantajlarından söz etmişlerdir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre araştırma yapılan yerde maddi gen ağırlını hissettirmektedir. Mekansal adaletsizlik bölgede var olurken eğitim koşullarını negatif yönde etkilemiştir. Ve mekansal adaletsizlik okulun ve öğrencinin kimlik oluşumu sürecinde olumsuz etki yapmaktadır.
İstismar ve ihmal olgusu üzerinden annelerin çocuk yetiştirme tutum ve davranışlarının incelenmesi
Bu çalışma, istismar ve ihmal edici olan ve olmayan annelik tutum ve davranışlarına yönelik karşılaştırmalı bir araştırma niteliğindedir. Araştırmanın temel amacı; istismar edici çocuk yetiştirme tutumlarının belirlenmesine yönelik bir ölçüm aracının Türkçeye uyarlanması ve istismar edici olan ve olmayan çocuk yetiştirme tutum ve davranışlarının belirlenmesine yönelik annelerle bireysel görüşmeler yapılmasıdır. Araştırma, iki aşamadan oluşan karma yapıda bir çalışmadır. Birinci aşama olan nicel aşamada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu doğrultuda, istismar edici çocuk yetiştirme tutumlarını belirlemeye yönelik, Bavolek ve Keene tarafından 1999 yılında geliştirilen ve 2017 yılında revize edilen "Yetişkin-Ergen Ebeveynlik Envanteri (Adult-Adolescent Parenting Inventory-AAPI-2.1)" Türkçeye uyarlanmıştır. Araştırma örneklemi, maksimum çeşitlilik yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, 18 yaş üstü 453 (348 kadın, 105 erkek) kişidir. Bu aşamanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu", "Yetişkin-Ergen Ebeveynlik Envanteri", "İstismar Farkındalık Ölçeği-Ebeveyn Formu" ve "Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Yetişkin-Ergen Ebeveynlik Envanteri (YEEE), 40 maddeden oluşan, beşli Likert tipinde bir ölçme aracıdır. Çalışmada, envanterin geçerlik ve güvenirliğinin test edilmesinde doğrulayıcı faktör analizi, ölçüt bağıntılı geçerlik, Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı, madde analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan istatiksel analizler neticesinde, araştırma bulgularının envanterin geçerlik ve güvenirliğini desteklediği ve istismar edici ebeveyn tutumlarının belirlenmesinde Yetişkin-Ergen Ebeveynlik Envanterinin uygun bir ölçüm aracı olduğu görülmektedir. Araştırmanın ikinci aşaması olan nitel kısımda, araştırmacı tarafından uyarlanan Yetişkin-Ergen Ebeveynlik Envanteri ve Ünal (2017) tarafından geliştirilen Ebeveynlerin Çocuk İhmali ve İstismarı Farkındalık Ölçeği annelere uygulanarak, istismar edici çocuk yetiştirme tutum ve davranışlarına sahip olan ve olmayan toplam 17 anneyle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bu kısmında, nitel desen türlerinden Giorgi'nin "betimleyici fenomenolojik deseni" kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama süreci yarı yapılandırılmış görüşme formları ile sağlanmıştır. Nitel veriler için yapılan analizler doğrultusunda, "anneliğin belirleyicileri, çocuk yetiştirmede kullanılan yöntemler ve başa çıkma stratejileri" olmak üzere üç ana tema elde edilmiştir. Alt temalar ise, istismar edici olan ve olmayan gruplara göre farklılaşmaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, annelerin çocuk yetiştirmedeki tutum ve uygulamalarının kaynakları belirlenmiş; belirlenen ana tema ve alt temaların içerikleri detaylıca sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İstismar, ihmal, anne, önleme, ebeveyn tutumu, çocuk yetiştirme, geçerlik, güvenirlik
Beşinci sınıf matematik öğretim programı ile bütünleştirilmiş bilimsellik değeri eğitim programının etkililiğinin incelenmesi
Bu çalışmada, beşinci sınıf öğrencilerinde matematik öğretim programı ile bütünleştirilmiş bilimsellik değeri eğitim programı tasarısının etkililiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma için Tokat ili Merkez ilçesinde Gülbahar Hatun Ortaokulu'nda öğrenim gören ve beşinci sınıf öğrencilerinden oluşan 30 kişilik tek örneklem grubuyla ön ve son ölçümlü araştırma deseni uygulanmıştır. Öğrencilere, matematik öğretim programı ile bütünleştirilmiş bilimsellik değeri eğitimine başlamadan önce matematik akademik başarı testi ve bilimsellik değerinin ölçümü için ikilem durum formu uygulanmıştır. Başarı testi, öğrencilerin müfredat dâhilinde öğretilmesi gereken konulardan sorumlu oldukları testtir. İkilem durum formu, bilimsellik değerini ele alan ve beş açık uçlu sorudan oluşan bir değerlendirme formudur. İkilem durum formu yanıtları, araştırmacı tarafından puanlandırılmış ve ön-son ölçüm karşılaştırılması yapılan puanlandırmayla sağlanmıştır. Matematik öğretim programı ile bütünleştirilmiş bilimsellik değeri eğitim programı uygulanan öğrencilere yapılan son ölçüm sonrası ilk ve son ölçüm puanlarına ilişkin bulgular doğrultusunda, öğrencilerin matematik başarı testi son ölçüm puanlarının ön ölçüm puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, ikilem durum formu ön ve son ölçüm puanları karşılaştırıldığında, öğrencilerin matematik öğretim programı ile bütünleştirilmiş bilimsellik değeri eğitim programı sonrasında almış oldukları puanların ön ölçümde aldıkları puanlardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, öğrencilerin cinsiyet ve ekonomik durum değişkenlerine göre ikilem testi ve başarı testi puanlarının farklılıkları incelendiğinde, cinsiyet ve ekonomik durum değişkenleri bakımından başarı testi ve ikilem testi puanlarında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar, matematik öğretiminde bilimsellik değeri eğitiminin dâhil edilmesinin öğrencilerin bilime bakış açısının olumlu yönde değiştiğini ve matematik başarısına yönelik anlamlı düzeyde artış sağladığını göstermektedir. Diğer sınıflardaki ortaokul öğrencilerine ileri çalışmalarla uygulanabilecek eğitim tasarısının, matematik öğretimine yönelik müfredatın bilimsellik değeri kapsamını göz önünde bulundurarak yapılandırılabileceği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilim, Bilimsellik Değeri, Matematik, Matematik Öğretimi, Ortaokul
İlköğretim kurumlarında öğretmen takımları ve liderliğinin öğrenci başarısı üzerine etkisi
Teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, beraberinde köklü bir toplumsal yapı değişimini de getirmiş ve özellikle geçtiğimiz son yüzyıl, bilgi toplumuna geçiş süreci şeklinde ön plana çıkmıştır. Ortaya çıkan bu yeni toplum yapısının en temel değeri olan bilgi, eğitim kurumlarında bireyden bireye aktarılmakta ve geliştirilmekte olduğundan, eğitim kurumlarında verilen eğitimin kalitesi ve niceliği giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu nedenle eğitim kurumlarında, klasik eğitimin yerini, eğitimde modern yaklaşımlar ve örgütsel yapı bileşenleri üzerine odaklanmış bir sistem almaktadır. Dolayısıyla eğitimin yönetimi ve denetiminin de bu süreçte ciddi önem kazandığı görülmektedir. Eğitim alanında geliştirilen yeni yaklaşımların başında ise örgütsel yapı bileşenlerinin yönetimi ve denetiminin ön plana çıktığı ifade edilebilir. Geçmişte genellikle işletmecilik ya da özel kurumlarda üzerinde durulan takım çalışması ve liderliğin de, bu bağlamda eğitim kurumlarında uygulamaya başlandığı görülmektedir. Gerek işletme ve yönetim literatüründe, gerekse eğitim dışındaki alanlarda takım çalışması ve liderlik üzerine pek çok araştırma yapılmış olsa da, ilköğretim kurumlarında öğretmen takımları ve öğretmen liderliğini birlikte inceleyen yeterli çalışmaya rastlanmamıştır. Öte yandan günümüzde klasik eğitim sisteminin temellerine göre kısmen yeni kabul edilebilecek olan bu yaklaşımların performanslarının da değerlendirilmesi, uygulamada karşılaşılan güçlüklerin ve faydaların da analiz edilmesi, bu yöntemlerin gerek uygulanabilirliğini arttırmada, gerekse gelecek çalışmalara kaynak teşkil etmede büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle çalışmada, ilköğretim kurumlarında öğretmen takımı ve öğretmen liderliğinin, öğrenci başarısı üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, İstanbul İli içerisindeki çeşitli randomize seçilmiş olan okullardaki öğretmen takımları ve öğretmen liderlikleri ölçülerek, bu okulların öğrenci başarıları ile öğretmenlerin takım ve liderlik dereceleri arasındaki ilişki incelenmiştir Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırma desenlerinden sıralı açıklayıcı desende gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, ölçek ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veri toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde istatistiksel analiz yöntemleri ve nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre takım çalışması ve liderlik algıları demografik özelliklere göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemektedir (p>0,05). Liderlik uygulamalarında sadece içsel liderlik boyutu medeni duruma göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Takım çalışması ile liderlik boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Okul başarı sırasının takım çalışması (r=0,308; p<0,001) ile hem de dışsal liderlik (r=0,256; p<0,001) ile istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Takım çalışmasının okul başarısı özerindeki etkisinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Nitel analiz sonuçları, genel olarak öğretmenlerin liderlik ve takım çalışmasına uyumlu yapılarının olduğunu, ancak bu kavramların yeterince incelenmediğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Öğretmen takımları; Öğretmen liderliği; Öğrenci başarısı