Muğla Sıtkı Kocman University
MU

Muğla Sıtkı Kocman University

Muğla, Türkiye
Founded: 1992
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

629

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
DoctorateOpen AccessTR

Picoa juniperi, picoa lefebvrei türlerinin sekonder metabolitlerinin saflaştırılması, karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, Anadolu'da doğal olarak yayılış gösteren, ticari potansiyeli olan, Picoa juniperi ve Picoa lefebvrei türlerinin biyolojik aktiviteleri, kimyasal bileşenleri ve bu aktiviteye sahip olan bileşenler araştırıldı. Çalışmada Elazığ-Malatya civarından toplanan Picoa juniperi Vittad ve Denizli'den toplanan Picoa lefebvrei (Pat.) Maire türleri uygun koşullarla kurutulduktan sonra, sırasıyla n-hekzan, kloroform, aseton ve metanol ile oda koşullarında ekstrakte edildi. Metanol ekstresinden geriye kalan trüflerin 80˚C'deki su ile ekstraksiyonu yapıldı ve farklı polaritelerde 5 farklı ekstre elde edildi. İlgili türlerin biyolojik aktivitelerini belirlemek için her bir türden elde edilen ekstrelerin antioksidan aktivitesi, enzim inhibisyon aktivitesi (antikolinesteraz ve üreaz) ve in vitro koşullarda Akciğer Kanseri (H1299), Meme Kanseri (MCF-7), Prostat Kanseri (PC-3) hücre hatları ve Fare Fibroblast hücrelerine (L929) karşı toksisiteleri test edildi. Ektrelerin antioksidan aktivite testleri, β-karoten renk açılımı yöntemi, DPPH serbest radikali giderim aktivitesi, ABTS katyon radikali giderimi aktivitesi, CUPRAC yöntemi ve metal şelatlama kapasitesi olmak üzere 5 farklı metotla araştırıldı. Antikolinesteraz enzim aktivitesi ise asetilkolinesteraz (AChE) ve bütirilkolinesteraz (BChE) enzim inhibisyon aktiviteleri yöntemi kullanılarak belirlendi. P. juniperi ve P. lefebvrei'nin metanol ekstresinin 800 µg/mL'de DPPH serbest radikal giderim aktivitesi inhibisyonu sırasıyla %58,27±0,19; %57,54±0,01 iken, ABTS katyon radikali giderimi %91,56±0,10; %91,47±0,02 olarak hesaplandı. Her iki trüf türünün, metanol ve su ekstreleri üreaz enzim inhibisyon aktiviteleri standart olarak kullanılan tiyoüreye kıyasla orta standartta aktivite göstermektedir (%53,79±0,40, %40,96±0,07; %55,42±0,86, %41,59±0,74). İlgili kanser hücrelerine karşı ekstrelerin gösterdiği toksisiteler, onların %50 canlılık değerleri hesaplanarak belirlendi. Bu sonuçlara göre, Picoa lefebvrei su ekstresinin Akciğer Kanseri (H1299) ve Prostat Kanseri (PC-3) hücre hattına karşı toksik etkileri yüksek iken, L929 fibroblast hücresi üzerine toksisitesi düşüktür. Prostat Kanseri (PC-3) hücre hattında P. lefebvrei % canlılık %38,2'ye kadar düşerken P. jüniperi'de %49,9'a kadar düşmüştür. Meme Kanseri (MCF-7) hücre hattında ise P. lefebvrei metanol ekstresi %41,5'e düştüğü; buna karşılık, Picoa juniperi'de %54,2'ye kadar düştüğü hesaplanmıştır. Meme Kanseri (MCF-7) ve Prostat Kanseri (PC-3) hücre hattı üzerinde yapılan çalışmada her iki türün metanol ekstresinin daha yüksek toksisiteye sahip olduğu, ancak P. lefebvrei su ekstresinin Akciğer Kanseri (H1299) hücre hattına karşı diğer ekstrelerden çok daha etkili olduğu görülmüştür (200 µg/mL oranında %25,6'dır). Elde edilen antioksidan ve sitotoksik aktivite sonuçlarına göre her iki türün metanol ve kloroform ekstrelerinin, antioksidan aktivite kontrollü olarak, izolasyonları gerçekleştirildi. Buna göre, sırasıyla n-hekzan, kloroform, aseton, metanol ve sıcak su ekstrelerinden elde edilen biyoaktif bileşiklerin izolasyonları, kolon kromatografisi, ince tabaka kromatografisi, preperatif HPLC teknikleri kullanılarak gerçekleştirildi. Saflaştırılan bileşiklerin 1H-NMR, 13C-NMR, 2D-NMR, FTIR ve MS spektrumları alınarak yapıları aydınlatıldı. Buna göre, Picoa lefebvrei ve Picoa juniperi'den toplam 17 bileşiğin yapısı tam olarak aydınlatıldı. Picoa juniperi'den elde edilen bileşikler Brassikasterol (1), Ergosterol (2), Ergosterol endoperoksit (3), Ergosta 5,22-dien 3-O-β-ᴅ-glukopiranozit (4), Juniperon A (5), Juniperon B (6), Mannitol (7), Adenozin (8), Linoleik asit, Oleik asit (9) iken; Picoa lefebvrei'den elde edilen bileşikler Brassikasterol (10), Ergosta 5,22-dien 3-O-β-ᴅ-glukopiranozit (11), Urasil (12), 1-β- L-xylofuranosil (13), Eritriol (14), α-ᴅ-glukopiranozil-α-ᴅ-glukopiranozit (15), Brasskcasteril linoleat (16), 5α-6α epoksi ergosta-7,22-dien-3β-ol (17)'dur. Bu bileşiklerden Picoa juniperi'den elde edilen Juniperon A (5), Juniperon B (6) bileşikleri bu tez çalışmasıyla ilk defa izole edilip yapısı aydınlatılmıştır. Ayrıca her iki türün polisakkaritleri uygun yöntemlerle ayrıştırıldı ve HPLC ve FTIR ile yapıları karakterize edildi. Saflaştırılan polisakkaritlerin antioksidan aktiviteleri belirlendi. Bunlara ek olarak her iki türün fenolik bileşenleri HPLC-DAD sistemiyle araştırıldı. Elde edilen sonuçlara göre fumarik asitin hem P. juniperi'de hem de P. lefebvrei'de ana bileşik olduğu tespit edildi (165,2 µg/g;12,6 µg/g). Bu tez çalışmasında izole edilen 17 bileşiğin miktarı yeterli olanların DPPH serbest radikal giderimi, ABTS katyon radikali giderimi ve Meme Kanseri (MCF-7) ve Fare Fibroblast (L929) hücre hatlarına karşı toksisiteleri in vitro testlerle belirlendi. Yapısı aydınlatılan bileşikler arasında, Brassikasterol, Ergosterol, Ergosta 5,22-dien 3-O-β-ᴅ-glukopiranozit, Adenozin, 1-β-L-xylofurasil, 5α-6α epoksi ergosta-7,22-dien-3β-ol'ün kanser hücrelerine karşı toksik etki gösterdiği; 1-β-L-xylofurasil, Adenozin bileşiklerinin antioksidan etkilerinin olduğu tespit edildi.

Çiğdem Kuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa kimliği ve yükselen aşırı sağ bağlamında Avrupa entegrasyonu

Avrupa Birliği günümüz uluslararası ilişkiler sistemindeki önemli aktörler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte ulusüstü bir yapı sergileyen Birlik, ekonomik alanda gerçekleştirilen entegrasyonu diğer alanlarda da gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Avrupa Birliği'nin derinleşme hareketleri ile birlikte Avrupa vatandaşlarının Birlik politikalarına olan desteğine duyulan ihtiyaç artmıştır. Bu artan ihtiyaç ise Avrupa kimliği tartışmalarını gündeme taşımıştır. Çalışma Avrupa kimliğinin tarihsel süreç içerisinde ne şekilde ele alındığına odaklanmakta ve AB'nin kimlik konusundaki politikalarını incelemektedir. Diğer yandan Avrupa'da aşırı sağ parti ve hareketlerin yükselişe geçmesi ve Brexit gibi süreçler Avrupa entegrasyonunun ne şekilde devam edeceğinin sorgulanmasına yol açmakta ve Birlik'in geleceğine dair endişeleri arttırmaktadır. Bu kapsamda çalışmada aşırı sağın Avrupa'daki varlığı ve Brexit süreci ile birlikte Avrupa entegrasyonu değerlendirilmiştir.

AvrupaAvrupa BirliğiAvrupa kimliği+3
Seher Yıldırım
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı bireylerde farklı gerimlerde uygulanan kinezyo bantlama tekniğinin basınç ağrı eşiği ve ağrı toleransı üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma kinezyo bantlamanın (KB) sağlıklı bireylerde farklı gerimlerde uygulanmasının basınç ağrı eşiği ve ağrı toleransına etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Yöntem: Randomize kontrollü ve çift kör bu çalışma, yaş ortalaması 21,04±2,0 yıl olan toplam 90 sağlıklı erkek olgu üzerinde gerçekleştirildi. Olguların demografik bilgileri kaydedildi. Olgular plasebo (%0 gerim-n=23), %50 gerim (n=24), %75 gerim (n=22) ve %100 gerim (n=21) grupları olarak dört gruba randomize olarak ayrıldı. Kinezyo bant dominanat taraf lateral epikondil bölgesini açıkta bırakacak şekilde, diamond shape tekniğine göre distalden proksimale uygulandı. Basınç ağrı eşiği ve ağrı toleransının ölçümüleri lateral epikondil üzerinden dijital algometre kulanılarak yapıldı. Ölçümler bantlama öncesi, bantlamadan hemen sonra ve bantlamadan 30 dk. sonra gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmanın sonuçları lateral epikondil bölgesine uygulanan kinezyo bantlamada kullanılan diamond shape tekniğinin basınç ağrı eşiği ve ağrı toleransına etki etmediğini göstermiştir (p>0.05). Tartışma: Çalışmanın sonuçları, sağlıklı bireylerde lateral epikondile farklı gerimlerde uygulanan kinezyo bantlamanın ağrı eşiği ve ağrı toleransı üzerine bir etkisi olmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: basınç ağrı eşiği, ağrı toleransı, kinezyo bantlama, algometre.

AğrıAğrı eşiğiAğrı ölçümü+4
Öykü Avcı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

A numerical study on the deformation behaviour of geotextile encased stone column

Construction of embankments over soft soils is considered to be risky due to its inadequate load carrying capacity and high factor of compressibility. Majority being close to a sea or between rivers, large part of world is covered with soft clayey grounds, yet excessive need for new areas for urbanisation enforces the improvement of these weak grounds. Providing the rapid construction, consolidation acceleration, total and differential settlement reduction and adjacent facility protection advantages; stone column supported embankments become one step forward among variety of available techniques. Stone column is a cost-effective method for improving especially the weak ground under highways, railways and urban infrastructure. The stone column ensures its bearing capacity by means of the passive earth pressure resistance against the lateral deformation provided by the surrounding soil thus its performance depends on the shear strength of the soft clay soil. The encasement of stone column with a proper type of geosynthetic material is a widely used method to provide the required lateral confinement and to avoid dispersion of granular material into the soft clay. Along with improving the bearing capacity and reducing the settlement and bulging, geosynthetic encasement preserves stone columns easy drainage ability. Despite being widely investigated by many precious researchers with numerous valuable laboratory and in-situ experiments and numerical studies, there are still additional efforts needed to determine the performance, to fully understand the deformation behaviour and to predict long term serviceability of geosynthetic encased stone column. This study presents the results of finite element analyses of a hypothetical geotextile encased column supported embankment on a soft soil deposit which is improved by a geogrid reinforced sand mat on top. Numerical results of 2D analyses were validated by using field and experimental data of former studies at first, afterward parametric studies were carried out on two-dimensions finite elements model considering the effect of the soft soil thickness, the geosynthetic encasement length and stiffness, basal reinforcement (sand mat) thickness and geosynthetic reinforcement stiffness. Also, a group of floating stone columns in soft ground were modelled in two-dimensions and differential settlement behaviour was determined. By the parametric studies performed in the study; the optimum sand mat layer thickness, the geosynthetic stiffness, the optimum encasement length and the geosynthetic stiffness will be advised to be used for the preliminary design. This will contribute to the development of economic design methods for end-bearing and floating types of vertically encased stone columns and geosynthetic reinforced sand mat layers. Thus, the usage of stone columns on soft clay soils which is an easy and economical ground improvement method because of providing the design flexibility through the soil material in the field, can become widespread.

GeogridGeosyntheticsGeotextile
Tuncay Doğan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gastronomi turizmi turist taksonomisi

Günümüzde kıyı turizminden kültürel turizm çeşitlerine doğru giderek artan bir turizm algısı oluşmaya başlamıştır. Bu kapsamda gastronomi turizmine olan ilgideki artış, destinasyonların hem yöresel lezzetlere sahip çıkmasına hem de bölgesel ve ulusal boyutta turizm harcamasının artmasına yardımcı olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep ilini ziyarete gelen ve öncelikli amacı gastronomi turizmi olan turistleri, taksonomi kullanarak gruplandırmaktır. Bu amaç doğrultusunda turistlerin fikir ve algılarından yola çıkarak Q metodu aracılığıyla benzer fikirlere sahip grupların ortaya konması hedeflenmiştir. Çalışma genel hatları ile üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde seyahat motivasyonlarının tanımı, önemi ve seyahat motivasyon kuramları gibi temel bilgiler verilmiş olup bu motivasyon unsurlarına ilişkin önceki çalışmalara değinilmiştir. İkinci bölümde gastronomi turizmi, gastronomi turizmine ilişkin çalışmalar, gastronomi turizminin etkileri ve gastronomi turisti gibi temel konular irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise gastronomi turist taksonomisi açıklanmış ve araştırmaya yönelik bilgilere yer verilmiştir. Araştırma örneklemini oluşturan 38 katılımcıdan elde edilen veriler nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanılmasına imkân sağlayan Q metodolojisi yoluyla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bilgilerden yola çıkılarak, müdavim turist, yöresellik arayanlar, özgün turist, yenilik arayanlar" olmak üzere dört farklı gastronomi turisti ortaya konulmuştur. Bunlardan ilki olan müdavim turist, fiyat-performans uyumu arayan, bu uyumu yakaladığında gittiği destinasyonun daimi ziyaretçisi haline gelen turistlerdir. Yöresellik arayanlar, bir destinasyona sadece oraya özgü yiyecek-içecekleri denemek için gidebilecek ve yöresel lezzetler denemeye açık olan turist grubudur. Özgün turist, çıktığı seyahatlerde neler gördüğüne neler yediğinden daha çok önem veren, yenilik arayanlar ise gittiği destinasyonda kesinlikle yeniliğe açık olan, bilmediği lezzetler deneyimlemekten haz alan gastronomi turistleridir. Bu çalışma, gastronomi turist taksonomisi ortaya koyması ve gastronomi değerleri ile ön plana çıkmak isteyen destinasyonlara gastronomi turistlerinin özellikleri hakkında bilgi vermesi açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Gastronomi Turizmi, Q Metot, Taksonomi

GastronomiMutfak turizmiQ metodu+3
Gülden Kurt
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Akademik personelin psikolojik sözleşme ve kamu hizmeti motivasyonu algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi örnekleri

Devlet ve vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenler 2547 sayılı kanuna tabii olsalar da kurumlarıyla arasındaki istihdam ilişkileri devlet üniversitelerinde 2547, 657 ve 2914 sayılı kanuna, vakıf üniversitesindeki akademisyenler ise 4857 sayılı iş kanuna tabii bulunmaktadırlar. Söz konusu bu yasal farklılıklar devlet ve vakıf üniversitesindeki akademisyenlerin psikolojik sözleşme ve kamu hizmeti motivasyonu algılarını şekillendirebilmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı; Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (BMAKÜ) ve Başkent Üniversitesinde (BÜ) görev yapan akademik personelin psikolojik sözleşme ve kamu hizmeti motivasyonu algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu ilişkiyi ortaya koymak için araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama desenlerinden yordama deseni kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, işlemsel psikolojik sözleşme eğilimi, kamu yararına bağlılığı olumsuz yönde etkilerken, ilişkisel psikolojik sözleşme eğilimi olumlu yönde etkilemektedir. Öte yandan, işlemsel ve ilişkisel psikolojik sözleşme eğilimi merhametin anlamlı yordayıcıları değildir. Bunun yanı sıra işlemsel psikolojik sözleşme eğilimi, fedakârlığı olumsuz yönde etkilerken, ilişkisel psikolojik sözleşme eğilimi fedakârlığı olumlu yönde etkilemektedir. Bundan dolayı ister kamu örgütleri olsun, isterse özel kesim örgütleri, çalışanlarla ilişkilerini karşılıklı güven ve bağlılığa dayanan ilişkisel sözleşme çerçevesinde oluşturması gerekmektedir. Çünkü ilişkisel sözleşmeler çalışanların motivasyonuna önemli derece olumlu katkı sağlamaktadır.

Akademik personelKamu hizmetleriMotivasyon+3
Hasret Öztürk
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00