Ordu University
Discipline

Basic Islamic Sciences

Ordu University

5,622

Archived Theses

35

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Enbiyâ sûresinin özellikleri ve Enbiyâ sûresi bağlamında peygamber kıssalarının karşılaştırılarak incelenmesi

Yaptığımız bu çalışmanın hedefi, Enbiyâ sûresinin özelliklerini ve birtakım hususiyetlerini tespit etmek, Enbiyâ sûresinde zikredilen peygamber kıssalarının vermek istediği mesajları belirlemek ve aynı zamanda Enbiyâ sûresinde anlatılan peygamber kıssalarını, Kur'ândaki diğer tekrarlarıyla karşılaştırarak müsteşriklerin Kur'ândaki tekrarların gereksiz ve fazlalık olduğu iddiasına belli bir seviyede cevap vermektir. "Enbiyâ Sûresinin Özellikleri ve Enbiyâ Sûresi Bağlamında Peygamber Kıssalarının Karşılaştırılarak İncelenmesi" adı altında hazırladığımız bu çalışma bir giriş, üç bölüm ve bir sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında konunun önemine, kapsamına, amacına, yöntemine, yararlanılan kaynaklara dair bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde Kur'ân kıssalarıyla ilgili bilgiler, detaya girilmeksizin açıklanmıştır. İkinci bölümde Enbiyâ sûresinin genel özellikleri anlatılarak bir nevi sûrenin tanıtımı yapılmaya çalışılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise Enbiyâ sûresinde anlatılan peygamber kıssaları üzerinde durulmuştur. Bu bölümde Enbiyâ sûresinde kıssası anlatılan ilgili peygamberin hayatına dair bilgiler verilerek konuya giriş yapılmıştır. Daha sonra birinci aşama olarak Enbiyâ sûresinde anlatılan peygamber kıssanın tefsîri açıklaması etraflıca yapılmıştır. İkinci aşamada peygamber kıssasının anlatıldığı âyetlerin sûredeki bağlamı üzerinde durulmuştur. Üçüncü aşamaya gelince, Enbiyâ sûresindeki peygamber kıssasının, diğer sûrelerdeki anlatımlarıyla olan benzer ve farklı yönleri ifade edilmiştir. Dördüncü aşamada ise kıssadan çıkarılacak ilkelere değinilmiş ve kıssanın vermek istediği mesajlar üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında, Enbiyâ sûresinin ve peygamber kıssalarının verdiği mesajların önemine ve bu kıssalarının Kur'ân'da tekrar etmesinin Kur'ân'ın i'câzına delil olmasına yönelik açıklamalar yapılmıştır. Enbiyâ sûresinin genel muhtevasını, inkârcıların olumsuz tutumları, Allah'ın birliğinin delilleri, peygamber kıssaları ve kıyamette yaşanılacak olaylar şeklinde sıralamak mümkündür. Enbiyâ sûresinde kıssası anlatılan peygamberler ise Hz. Muhammed, Mûsâ, Hârûn, İbrâhim, Lût, Ya'kûb, Nûh, Dâvûd, Süleyman, Eyyûb, İsmâil, İdrîs, Zülkifl, Yûnus, Zekeriyyâ,Yahyâ, ve Îsâ (aleyhimüsselâm)'dır. Anahtar Kelimeler: Sûre, Enbiyâ, Kıssa, Peygamberler, İ'câz, Ahlâk

İhsan Mersinli
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Elmalılı'nın Hak Dini Kur'an Dili tefsirinde akıl etmeyle ilgili ayetlere yaklaşımı

İslâm tarihi boyunca Müslümanlar Kur'ân-ı Kerîm'in anlaşılmasına önem vermiş ve bu niyetle İslâm âlimleri çeşitli dillerde meâl ve tefsir yazmışlardır. İşte bu âlimlerden biri de Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'dır. Elmalılı'nın yaşadığı dönem onun ilim anlayışını etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine denk gelmesi onun geçmiş ilmî birikimden, İslâmi ilimlerden yararlanmasına olanak sağlamıştır. Bununla birlikte Cumhuriyet Dönemi'nin başına denk gelmesi itibariyle yeni gelişmelere kayıtsız kalmayarak Batı'nın ilmi birikiminden de yararlanmıştır. Hak Dini Kur'ân Dili adındaki tefsirinde de bu yöntemi uygulamıştır. Çalışmamızın konusu olan Elmalılı'nın Kur'ân'daki akıl etmeyle ilgili âyetlere veya bilimsel hakikatlerden bahsedilen âyetlere yaklaşım tarzında da bu görülmektedir. Elmalılı tefsirinde felsefî ve kelâmî meselelere de yer vermiş, zaman zaman bilimsel tefsir metodunu da uygulamıştır. Çalışmamızın giriş kısmında Elmalılı'nın hayatından ve eserlerinden bahsedilmiş, birinci bölümde akıl kavramı çeşitli yönlerden ele alınmış ve Kur'ân-ı Kerîm'de akıl manasında kullanılan kelimelere yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Elmalılı'nın Kur'ân'daki akıl etmekten bahsedilen âyetlere yaklaşımı değerlendirilmiştir. Son bölümde Elmalılı'nın çeşitli ilim dallarındaki meselelere dair akla dayanarak yaptığı açıklamalar ortaya konmuştur. Sonuç kısmında ise çalışmanın bütünüyle ilgili genel değerlendirme yapılarak elde edilen neticeler izah edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'ân, Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, Akıl.

Şeyma Özden
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyhîzâde'nin Mecma'u'l-enhur isimli eserinin kavâid-i küllî bakımından incelenmesi

Genellikle ayet ve hadislere dayanan küllî kâideler, ibadet ahkâmından aile hukukuna, borçlar ve ceza hukukundan idare hukukuna kadar fıkhın tüm alanlarında yer almıştır. Nasların yanı sıra fukahanın içtihatlarından oluşan fıkhî hükümlerin ilke olarak ifade edilmesi de küllî kâidelerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Tarihsel süreçte ilk olarak Hz. Peygamber ve sahabe döneminde izlerine rastlanan küllî kâideler furû' fıkıh alanında yazılan erken dönem eserlerinde bazen veciz yapısıyla bazen de açıklama formatında görülmektedir. Bu kapsamda küllî kâideler hakkında meşhur fıkıh ekollerinde birçok müstakil eser yazılmıştır. Diğerlerinde olduğu gibi Hanefî mezhebinin furû' fıkıh kaynaklarında da mevcut hükümlerin açıklanması, yeni hükümlerin tespit edilmesi ve ihtilaflı meselelerde mezhebinin görüşünün savunulması gibi amaçlarla küllî kâidelere müracaat edilmiştir. Osmanlı döneminde ilmî ve hukukî yapının oluşmasında etkisi olan Hanefî mezhebinin furû' fıkıh kaynaklarından birisi de Şeyhîzâde'nin Mecmaʿu'l-enhur fî şerhi Mülteka'l-ebhur adlı eseridir. Bu çalışmamızda klasik şerh geleneğine göre ve birçok fıkhî kaynaktan istifade edilerek yazılan Mecmaʿu'l-enhur kavâid-i küllî bakımından incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda Mecmaʿu'l-enhur'da yer alan küllî kâidelerin oluşum süreci izlenerek hangi lafızla Mecellede yer aldığı da diğer mezheplerin meşhur kavâid eserleriyle karşılaştırılarak tespit edilmiştir.

Necmi Yavuz Karaca
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İmam el-Eş'arî ve İmam el-Mâturîdî'de kazâ ve kader

Kader ve kazâ meselesi ve bu konuyla bağlantılı olarak da insan filleri konusu felsefenin olduğu kadar kelam geleneğinin de en kadim tartışma meselelerinden biridir. Söz konusu mesele gerek tek tanrılı dinler olsun gerekse diğer dinler olsun İslâm'ın ilk devirlerinden itibaren tartışılan bir konudur. Konu hakkında farklı mezhep imamları görüşler beyan etmişlerdir. Kader ve kazâ kavramlarının ihtiva ettikleri manalar geniş bir yelpazeye sahip olduğu için İmam el-Eş'arî ve İmam el-Mâturîdî'nin söz konusu kavramlara yükledikleri anlamlar birbirinden farklılık arz ediyor. Bundan dolayı İmam el-Eş'arî'nin kazâ dediğine İmam el-Mâturîdî kader İmam el-Eş'arî'nin kader dediğine de İmam el-Mâturîdî kazâ demektedir. İmam el-Mâturîdî kaderi, Allah Teâlâ'nın ezeli imiyle her şeyi ezelde bilip belirlediği ezeli takdir, hüküm olarak tarif etmektedir. Kazâyı ise, Allah Teâlâ'nın ezelde takdir ettiği şeylerin vakti zamanı gelince ezeli bilgiye uygun olarak varlık sahasına çıkması şeklinde tarif etmektedir. İmam el-Eş'arî'nin nazarında ise kazâ, hüküm verme, yaratma, haber verme manalarına gelmektedir. Buna göre kazâ, Allah Teâlâ'nın ezeli hükmü olmaktadır. Allah Teâlâ'nın iradesine göre bütün canlılar için geçerli olan ezeli hükmün zamanla gerçekleşmesidir. İmam el-Eş'arî'nin nazarında kader ise her şeye ait olan hususi hükümdür. Canlıların yokluktan varlık sahasına çıkmalarıdır. İmam el-Mâturîdî kaderi Allah Teâlâ'nın ilim sıfatına bağlamakta, kazâyı ise Allah Teâlâ'nın tekvin sıfatına bağlamaktadır. İmam el-Eş'arî ise kaderi Allah Teâlâ'nın irade sıfatına bağlamakta, kazâyı ise kudret sıfatına bağlamaktadır.

Abdussamet Yurtman
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ali el-Kârî'nin Envâru'l-Kur'ân ve Esrâru'l-Furkan ve el-Cemâleyn li'l-Celâleyn isimli tefsirlerinde müteşabih ayetlere yaklaşımı

Eserlerini incelediğimiz Ali el-Kârî yaşadığı dönemde yaptığı çalışmalarıyla ehli islama önemli bir katkı sunmaktadır. İnceleme fırsatını bulduğumuz Envâru'l-Kurân ve Esrâru'l- Furkân ile el-Cemâleyn li'l-Celâleyn isimli eserlerinde Kur'ân-ı anlamaya yönelik çok güzel örnekler sunmuştur. Çalışmamızda bu örneklerden bir bölüm olan Müteşâbih âyetler ele alınmıştır. Öncelikle Muhkem ve Müteşâbih kavramları hakkında bilgilendirme yapılmış, akabinde, müteşâbih ayetler bağlamında ele alınan bu kelimelerin muhtemel manaları aktarılmaya çalışılmıştır. Asıl konuya başlamadan önce tezin ana kaynağını teşkil eden Envâru'l-Kur'an ve Esrâru'l-Furkan ile el-Cemâleyn li'l-Celâleyn eserleri tanıtılmış, bu eserlerin müellifi olan Ali el-Kârî'nin hayatı, ilmi kişiliği, meşhur eserleri hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Akabinde Ali el-Kârî'nin Envâru'l-Kurân ve Esrâru'l-Furkân ile El-Cemâleyn li'l-Celâleyn İsimli eserlerinde müteşâbih ayetleri nasıl yorumladığı aktarılmaya çalışılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması bakımından tefsir alanında yıldızlaşan bazı âlimlerin görüşlerine de bu çalışmada yer verilmiştir. Netice olarak ortaya çıkan bu çalışma ile yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'in anlam bakımından kapalı olan bazı kelimelerinin en doğru şekilde anlaşılması noktasında gelecek nesillere ışık tutmaktır.

Yusuf Gül
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü'l-Mutahhar el-Hillî'nin hilafet-imâmet anlayışı

İbnü'l-Mutahhar el-Hillî Şiî İmâmiyye'de özellikle Gaybet-i Suğra sonrası yaşanan fikrî farklılaşmaya önemli katkılar sağlamış bir mütekellimdir. Hillî'nin Şianın eski gücünü kaybettiği bir dönemde mezhebi toparlamak ve siyasî bir güç haline getirmek için yaptığı çalışmalar önem arz etmektedir. Mu'tezile'nin akılcılığını kullanarak Ahbarî düşünceye yeni bir boyut kazandırmış olan el-Hillî, bu çabalarıyla İmâmiyye'nin, İlhanlı Devleti'nin desteğini almasını sağlamıştır. Çalışmamızda İslam âleminde günümüzde de süregelen imâmet-hilâfet eksenli tartışmaların nedenlerini anlayabilmek adına İmâmiyye'nin en önemli âlimlerinden olan el-Hillî'nin imamet-hilâfet düşüncesini tahlil etmek amaçlanmıştır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde el-Hillî'nin dinî ve siyasî düşüncelerinin şekillenmesine katkı sağlayan sosyo-kültürel ortam ve ilmî hayatı incelenmiştir. İkinci bölümde imâmet ve hilâfetin kavramsal çerçevesi tartışılmış, el-Hillî'nin imâmet ve hilâfete dair görüşleri eserleri bağlamında ele alınmıştır. Bu bölümde el-Hillî'nin perspektifinden Hz. Ali'yi anlayabilmek adına, onun Hz. Ali ile ilgili görüşlerine de yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise el-Hillî'nin imâmet ve hilâfet ile ilgili düşünceleri o dönemin önemli ekollerinin imâmet nazariyeleri bağlamında tahlil edilmiştir. Bu bölümde el-Hillî'nin eserlerinde imâmetin delili olarak kullandığı naslardan birkaçı nüzul sebepleri bağlamında ele alınarak incelenmiştir. Çalışmamız sonucunda el-Hillî'nin imâmete dair görüşlerini savunmak için kullandığı naklî delillerin aklî delillerden çok olduğu tespit edilmiştir. Fakat el-Hillî tarafından imâmet hususunda aklî deliller ortaya konulmasının Şiî düşünceye canlılık kazandırdığı görülmektedir. el-Hillî'nin eserlerinde imâmet konusundaki eleştirilere cevap verirken özellikle Ehl-i Sünnet'e karşı dışlayıcı bir üslup kullanması, İmamiyye'yi fırka-ı naciye olarak nitelemesi onun İmâmiyye'nin önemli bir savunucusu olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca onun Hz. Ali ile ilgili yaptığı değerlendirmelerin tasavvufî bir boyut kazandığı, eserlerinde Hz. Ali'den mistik bir yaklaşımla bahsedildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Muhsine Oğdu
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin zühd hayatı

Sufiler tasavvuf düşüncesinin menşeini Kur'an ve sünnete dayandırır. Kur'an'da geçen dünya hayatının gelip geçici olduğuna dair ayetlerin yanında Hz. Peygamber ve ashabının zühd anlayışı tasavvuf ilmine temel teşkil eder. Bu noktada Hz. Peygamberin eşlerinin zühd görüşleri de önem arzetmektedir. Zira onlar Hz. Peygamber'in en yakınında bulunmuş dolayısıyla sünneti anlama ve ona tabi olmada bir adım öne geçmişlerdir. Özellikle risaletin ilk yıllarının tanığı Hz. Hatice ve risaletin son yıllarını peygamber ile geçirmiş olan Hz. Aişe peygamberin zühd anlayışının doğru anlaşılmasında iki mühim aracıdır. Bu sebepten çalışmada Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin zühd yaşamı konu edinilmiştir. Tasavvuf ilminin teşekkül etmesiyle telif edilen eserlerde Hz. Peygamberle beraber eşlerinin örnekliğine de başvurulmuş, bazı tasavvufî kavramlar Hz. Hatice ve Hz. Aişe'yle ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla sufilerin onlar hakkındaki farklı yorumlarını tespit etmek de çalışmanın amaçları arasındadır. Çalışma giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünü; çalışmanın konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları oluşturmaktadır. İkinci bölümde Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin hayatları ve faziletleri ele alınmıştır. Bu bölümde ayrıca dönemin zühd anlayışını daha iyi anlayabilmek için Hz. Peygamberin ve ashabının zühd yaşamı da ayrı bir başlıkta anlatılmıştır. Son bölümde Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin zühd hayatı îsar, takva, muhabbet, sıdk, rıza, melâmet, hüzün gibi kavramlar çerçevesinde, hayatlarından örnekler verilerek açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Zühd, Îsar, Hz. Hatice, Hz. Aişe.

Feyza Özkan
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tasavvufta vecd

Hicri üçüncü ve dördüncü asırlarla birlikte tasavvuf düşüncesinde vecd, keşf ve zevk gibi kavramlar hâkim olmaya başlamıştır. Sufiler vecdi kulun ruhunda ansızın beliren ve Allah'tan bir hibe olarak gelen sevinç veya üzüntü duyguları olarak tanımlamıştır. Tevâcüdden vücûda giden süreçte vecd, seyrüsülûk'ta merkezî kavramlardan biridir. Bu çalışmada, sûfîlerin vecd konusuna yaklaşımı ayrıntılı bir biçimde ele alınarak, vecdin hakikate ulaşmada ne denli önemli bir araç olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, batı düşüncesi, doğu mistisizmi ve tasavvuf bağlamında vecd olgusu incelenerek, bu deneyimin tarihsel ve kültürel yansımaları ortaya koyulmaktadır. Elde edilen bulgular, vecd deneyiminin sadece psikolojik bir durum olmadığını, aynı zamanda bireyin mânevî ilerlemesini gösteren önemli bir aşama olduğunu göstermektedir. Vecd, insanı mânevî anlamda derinleştiren ve kulun Hakk ile olan irtibatını kuvvetlendiren bir olgudur. Bu bağlamda, vecd; muhabbeti artırması, mârifeti derinleştirmesi ve müşâhedeyi güçlendirmesi gibi etkileriyle, kulun hakikate ulaşmasını sağlayan önemli bir etkendir. Vecd tek başına anlaşılması zor bir kavramdır. Bu sebeple çalışmada vecdin zikir, semâ, fakd, galebe, cezbe, şathiye, istiğrak, muhabbet, mârifet, müşâhede ve vârid gibi kavramlarla ilişkisine değinilmiştir. Bunun yanında vecd-vücûd ilişkisine benzeyen kabz-bast, heybet-üns, cem'-fark, gaybet-huzur, fenâ-bekâ, sekr-sahv ve mahv-isbât gibi haller de vecd bağlamında incelenmiştir.

Halil İbrahim Şahin
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hak dini Kur'ân dili, Tefhîmu'l Kur'ân ve fî zilâli'l kur'ân adlı tefsirlerden aile saadetinin sürdürülebilirliğinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, bireyin ve toplumun temel yapı taşı olan ailenin saadetinin niteliksel sürdürülebilirliği, Kur'ân'ı Kerîm ekseninde ve kültürümüzde üç önemli tefsir kaynağı -Hak Dini Kur'ân Dili, Tefhîmu'l Kur'an ve Fî Zilâli'l Kur'ân- üzerinden incelenmiştir. Araştırmada aileye dair ayetler ve tefsirleri tematik olarak analiz edilmiş; adalet, saygı, mahremiyet, dua, eşlerin iş birliği, kıskançlık, boşanma, Allah korkusu gibi kavramların aile saadetine etkileri ele alınmıştır. Tezde Kur'ân'ın aileye dair hükümlerinin sadece hukukî bir bağlayıcılık taşımayıp ayrıca ahlakî, psikolojik ve fıtrî boyutlarının da ele alındığı çok yönlü bir aile yapısı ortaya konulmuştur. Hem ayetler hem de tefsirlerin ortaya koyduğu şekliyle aile sadece hukukî bir sözleşme değil, kişisel ve toplumsal huzur, dini ve ahlakî sorumluluk ifade eden bir kurumdur. Tezde aileye bu çok katmanlı bakış açısı ile yaklaşılarak ilgili tefsirlerde yer alan ifadelerle aile saadetinin nasıl sürdürülebileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Aile, Saadet, Sürdürülebilirlik.

Şule Çetinkaya
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İman ve âhiret ahvâline taalluk eden âyetlerin klasik tefsirlerde mukayesesi -el-Mâtürîdî, ez-Zemahşerî, er-Râzî örneği-

Tefsir, Yüce Kitabımız Kur'an'ın anlaşılmasını ve yorumlanmasını hedefleyen ilimlerin aslı kabul edilen bir faaliyettir. İlk vahyin gelmesinden günümüze kadar çeşitli metotlarla bu faaliyet sürdürülmüştür. Bu çalışmada İmâm Matûrîdî'nin (ö. 333/944) ders takrirleri esnasında talebelerine istimlâ' ettirdiği Te'vîlâtül Kur'ân isimli tefsiri, Mutezile düşüncesinin önemli temsilcilerinden ez-Zemahşerî'nin (ö. 538/1144) el-Keşşâf isimli tefsiri ve Fahreddin er-Râzî'nin (ö. 606/1210) telif etmiş olduğu Mefâtîhu'l-gayb isimli tefsirinde İman ve Âhiret Ahvâline taalluk eden âyetler mukayeseli olarak ele alınmış ve müfessirlerin kendi ilmî ve fikrî müvâcehelerinden nasıl anlaşıldığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca müfessirlerin itikadi görüşlerini âyetler üzerinde nasıl yansıttıkları, nasıl izahlar getirdikleri, görüş ve anlayışlarının ne olduğu, hangi konularda ittifak ve ihtilâfın olduğu incelenmiştir.

AhiretKarşılaştırmalı analizTefsir+1
Mehmet Emin Bozkurt
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hûd sûresi bağlamında helâk edilen kavimlerin Fî Zılâli'l Kur'ân ve Tefsîrü'l Münîr adlı tefsirlerde mukayeseli incelenmesi

Kur'ân-ı Kerîm, insanoğlunun dünya ve âhiret saâdetini temin etmek için gerekli olan hakikatleri eksiksiz bir üslûpla beyan etmiştir. Bu beyan sürecinde, muhatap kitlenin zihninde ve kalbinde derin tesirler bırakan özgün bir anlatım yöntemi benimsemiştir. Söz konusu yöntemler arasında, geçmişte yaşamış toplulukların hayatlarından kesitler sunan kıssalar önemli bir yer tutmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok sûrede, bu toplulukların başından geçen olaylara detaylı şekilde atıflar yapılmıştır. Özellikle Hûd Sûresi, helâka uğramış kavimlerin âkıbetlerini tasvir eden pasajlarla dikkat çeker. İlahî kelamın evrensel niteliği, onun mesajını yalnızca belli bir dönemle sınırlamaz; aksine, insanlık tarihinin her safhasına hitap eden bir rehber olma özelliği taşır. Dolayısıyla Kur'ân kıssaları, ilk muhataplar için bir hidâyet kaynağı olmanın yanı sıra, vahyin indiği dönemdeki insanlara ve sonraki nesillere ibret, öğüt, hatırlatma ve uyarı işlevi görmüştür. Tefsir geleneğinde, kıssaların yorumlanışı ve helâk olan kavimlere dair çıkarımlar, müfessirlerin metodolojik yaklaşımlarına göre farklılık arz etmiştir. Bu bağlamda, Seyyid Kutub'un Fî Zılâli'l-Kur'ân ve Vehbe Zuhaylî'nin et-Tefsîrü'l-Münîr adlı eserleri, Hûd Sûresi ekseninde helâk edilen toplulukların tahlilinde öne çıkan iki kaynaktır. Çalışmada öncelikle her iki müfessirin biyografileri, ilmî birikimleri, tefsir anlayışları ve yöntemleri ele alınmıştır. Ardından, her iki tefsirdeki helâk edilen kavimlerle ilgili yorumlar karşılaştırmalı olarak incelenmiş; benzerlikler, farklılıklar ve bakış açıları ortaya konulmuştur. Bu analiz, Kur'ân kıssalarının tarihsel bağlamının yanı sıra çağdaş dünyaya nasıl mesajlar taşıdığını anlamaya katkı sağlamayı hedeflemiştir.

Mehmet Emin Şanver
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Doğuşundan günümüze Vehhâbîliğin geçirdiği evreler

Vehhâbîliğin temelleri 1744 yılında Muhammed b. Suûd ile Muhammed b. Abdülvehhâb arasında imzalan Dir'iye İttifakı ile atılmıştır. Günümüze gelene kadar birçok evreden geçmiş ve varlığını devam ettirmeyi başarabilmiştir. Bu minvalde ilk olarak Vehhâbîliğin zuhurunu etkileyen görüşler ve faktörleri ele alınarak incelenmiştir. Yani Selefîlik, Harîcilik, Zahirîlik, Ahmed b. Hanbel ve Hanbelîlik, İbn Teymiyye ve görüşleri incelenmiştir. Yine bu çerçevede Hicaz bölgesinin ve özelde Vehhâbîliğin temellerinin atıldığı Necid bölgesinin siyasî, coğrafî, dinî ve Sosyo-kültürel yapısına değinilmiştir. Konunun daha iyi anlaşılması ve Vehhâbîliğin düşünce yapısının idrak edilmesi adına İbn Abdülvehhâb'ın hayatı ve görüşlerine vurgu yapılmıştır. İbn Abdülvehhâb ve Muhammed b. Suûd'un Dir'iye İttifakı ile güçlerini birleştirmesi, Vehhâbîliğin ritüellerini yerine getirerek mezhepleşme sürecini oluşturmuş, Suûd ailesi için de bu hareket siyasî bir zafer elde etmesine vesile olmuştur. Bu antlaşma neticesinde Vehhâbîlerin mezhebi teşekkül etmeye ve yayılmaya fırsat bulmuş, Suûd ailesi de bölgede ilk devletleri olan Birinci Suûd Devleti'ni kurmuştur. Tabi bu devletin kurulmasının en büyük sebeplerinden birisi Osmanlı Devleti'nin o dönemlerde içinde bulunduğu durum olmuştur. Dinî fanatizmin hat safhada olduğu bu devlet yapılanmasında Vehhâbîler, Hicaz bölgesinin kontrolünü ele geçirerek mezheplerinin pratikleri olan, özellikle bid'atlarla mücadele ve insanları tevhide davet etme bağlamında birçok faaliyet yürütmüşlerdir. Bu faaliyetleri yürütürken sergiledikleri aşırı tavırların oluşturduğu yaralar neredeyse günümüzde hâlâ sarılamamıştır. Osmanlı Devleti'nin Birinci Suûd Devleti'ne son vermesi Vehhâbîleri ve Sûudîleri kısmi olarak sindirmiş olsa da akıllarında ki düşünceleri yok etmeye vakıf olamamıştır. Ardından kurulan Suûdi -Vehhâbî devleti de uzun süre varlığını devam ettiremeyerek son bulmuştur. Akabinde çıkan Ⅰ.Dünya Savaşı'ndan faydalanarak kurulan Suûdi Devletlerinin üçüncüsü olan ve günümüzde Suûdi Arabistan Krallığı olarak bilinen devlette aynı şekilde Suûdi -Vehhâbî ittifakıyla kurulmuştur. Bu çerçevede devletin kuruluşuna çok büyük katkı sağlayan İhvan teşkilatı incelenmiştir. Akabinde petrolün bulunması ve devlette olan değişikliklere değinilmiştir. Günümüze kadar Vehhâbîlik ve fanatizminde nasıl değişiklikler olmuş, Suûdi ve Cihadî Selefîlik gruplanmaları nasıl oluşmuş, bu gruplar neyi savunmuş ve neler yapmış gibi hususlara kısaca değinildikten sonra, çalışmamız Vehhâbîliğin Türkiye'ye girişi ve Türkiye'de yürüttüğü faaliyetler hakkında kısaca verilen bilgilerin nihayetinde son bulmuştur.

MezheplerMezhepler tarihiMuhammed bin Abdulvehhab+5
Kasım Koyuncu
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'ın kaldırdığı cahiliye âdetleri

İlk muhatap olan cahiliye Araplarının yaşam şekilleri, kültürleri, sosyal hayatları birçok zaman diliminde araştırmalara konu olmuştur. Kur'ân nazil olduğu dönemde İslâmî bir toplum oluşturmak için toplumu yeniden inşa etmiştir. Kur'an'ın Toplumun inşasında meydana getirdiği yeniliklerin ve gerçekleştirdiği değişimin doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için ilk muhatap kitlenin yani cahiliye insanlarının sosyal ve kültürel değerlerinin bilinmesi gerekir. Hz. Peygamber'den kısa bir zaman öncesi ve onun zamanındaki cahiliye âdetlerine Kur'ân'ın yaklaşımını tespit ederek tanımlamaya çalıştığımız Kur'ân'ın Kaldırdığı Cahiliye Âdetleri adlı çalışmamızla amacımız Kur'ân'ın nasıl bir toplumla, hangi âdetlerle mücadele ettiğini açıklayarak o dönemde İslâm'ın kabul etmediği âdetleri tespit etmeye yardımcı olmaktır. Tezimizde Kur'ân'ın cahiliye insanları üzerinde inanç, ibadet ve sosyal alanda yaptığı yenilikler, âyetler öncülüğünde ifade edilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'in Cahiliye dönemindeki âdetlerin tamamını ortadan kaldırmadığını söyleyebiliriz. İslâm'ın özüne aykırı olan âdetler ortadan kaldırıldığı, aykırı olmayan âdetlerin ise devam ettirildiği tespit edilmiştir. Puta tapma, kız çocuklarını öldürme gibi âdetler kaldırılırken, cömertlik, yardımseverlik gibi faziletler devam ettirilmiştir.

Cahiliye DönemiDeğişimGelenekler+3
Enes Ekinci
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân-ı Kerîm'de kadın tasavvuru ve feminizm tenkidi

Kadın, üzerinde en fazla konuşulan, güncelliğini yitirmeyen, tartışılan, hakkında araştırma yapılan konulardan birisidir. Bu konuda yapılan her araştırma, inceleme, akademik çalışma kadına yönelik farklı bakış açıları sunar. Kadına tarihin bir ögesi olarak ilk zamanlardan itibaren yaşadığı çevrenin de etkisiyle belirli roller yüklenmiştir. Bu roller her devir ve zamanda farklılık göstermiştir. Tarih boyunca vahyin güzel şekilde anlaşılıp uygulandığı dönemler kadınların en rahat oldukları dönemlerdir. İslâmiyet ile kadının konumunda gözle görülür şekilde bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimle birlikte kadına yeni haklar verilmiş, ikinci sınıf muameleden kurtulmuştur. Kadın konusu değişen toplumsal koşullarla birlikte ele alınan konulardan biri haline gelmiştir. Günümüzde, kadının sosyal hayatta yer edinmesiyle birlikte kadın erkek eşitliği, kadın hakları, kadının sosyal statüsü, kadının iş ve aile yaşamı gibi konular gündeme taşınmıştır. Bu gelişmelerle birlikte İslâm'da kadın algısı da önemli bir konuma gelmiştir. Bununla birlikte her geçen gün duymaya başladığımız feminizmin kadın haklarını savunduğu savı, İslâmî kesimde de kendisini duyurmuş, hak adı altında birçok öneri sunmuş ve sunmaya devam etmektedir. Günümüzde bazı Müslümanlar, kadın haklarını İslâmî ilkelerde değil yabancı kültürlerde aramaktadır. Bu da İslâm dinine uygun olmayan hakların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Ancak bunlar her ne kadar hak olarak belirtilse de kadını daha zor durumlara sürüklemiştir. Araştırmamızın konusu da Batı'da başlayıp tüm dünyada destekçi bulan feminizm ideolojisini ve kuramlarını ana hatlarıyla ele almak ve Kur'ân ekseninde feminizme karşı farkındalık oluşturmaktır. Amacımız Kur'ân bağlamında kadının konumu ve feminizmin kadını konumlandırdığı yerin ne olduğu, hangi konuların hak, hangilerinin sorumluluk olduğu, fıtrat farklılığı, aile kurumu, özgürlük anlayışı kavramlarının Kur'ân ve feminizm açısından açıklamaktır. Öncelikle feminizm kavramı ve kuramlarına değinilecek daha sonrasında belirli kavramlar bağlamında Kur'ân ekseninde mukayesesi yapılacaktır.

Selcan Çekiç
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Enderâbî'nin hayatı ve el-Îzâh fi'l kıraat isimli kitabının kıraat ilmi açısından tahlili

Kıraat ilmi için erken dönem kaynaklara ulaşmak bu ilmin mahiyet, teşekkül ve insicâmını anlamada gayet önem arz etmektedir. Kıraat literatüründe yedi kıraat, on kıraat gibi kavramlar ise, bu ilmin en önemli konularının başında gelmektedir. Kıraat ilminde kıraatlerin yedi ile sınırlandırılması faaliyetlerinden sonra, on kıraat üzerine ilk çalışma yapan âlimlerin, İbn Mihrân en-Nîsâburî ve Ebû Abdillâh Ahmed b. Ebi Ömer el- Enderâbî olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, mütekaddimun dönemi kıraat âlimlerinden Ebû Abdillâh Ahmed b. Ebi Ömer el- Enderâbî'nin, İbn Mihrân'ın izini takip ederek onlu kırâât sistemine göre kaleme almış olduğu, el-Îzâh fi'l- kıraat isimli eserinin kıraatler açısından tahlili yapılmıştır. Çalışmada ayrıca kendisi ile ilgili kaynaklarda kırıntı kabilinden çok az bilginin günümüze ulaşabildiği Enderâbî'nin, hayatı ve ilmî şahsiyeti üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. el-Îzâh fi'l- kıraat isimli eserin özgünlüğünü ortaya koymak adına eserin içeriğinde barındırdığı kıraat ilminin usûl konuları, bu ilimde önemli bir yere sahip olan Ebû Amr ed-Dâni ve İbnü'l–Cezerî'nin müşterek usûl konularındaki görüş ve fikirlerine başvurularak, karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirmeye tabii tutulmuştur. İçinde bulunduğu döneme dair kıraat ilminde özellikle kıraatlerin ihticâcı ve ihtiyârı gibi meseleleri yansıtması bakımından önemli ipuçları veren eserin kıraat müktesabâtına ne gibi katkılar sunduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca eserin muhtevasında kullandığı imam ve ravi sisteminin farklı olduğu görülen Enderâbî'nin, kıraat ilmi için bir kırılma noktası olarak görülen İbn Mücâhid'in kıraatleri sınıflandırma ve sınırlama çalışmaları karşısında nasıl bir reaksiyon verdiği gibi sorulara yanıt bulunmaya çalışılmıştır. Öte yandan hicri beşinci asırda Horasan bölgesinin merkezi konumundaki Nîşâbur şehrinin ve sonraları İslam dünyasında marijinal itikadi bir fırka haline evrilen Kerrâmîlerin kıraat ilmindeki birikimini yansıtması bakımından kilit âlimlerden olan Enderâbî ve eserinin, şöhret ve mûteberlik konusunda ne gibi sorunlar yaşadığına dair somut sonuçlar ortaya konmuştur.

Kıraat
Ömer Yiğit
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

1917 Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesinde Hanefî mezhebi dışı etkiler

İslam, aile yapısını kendine özgü bir takım ilkelere bağlamıştır. Çünkü aile toplumun temeli olup her ferdin yetişmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Bundan dolayı aileye önem verilmiş ve evlenme, boşanma, çocuk hakları gibi birçok alanda aile yapısını korumak için İslam hukukunda aile ile ilgili esas ve hükümler mevcuttur. Tarihi sürece bakıldığında aile hukuku geç kanunlaştırılmıştır. Geç kanunlaştırılmış olması evlenme, boşanma, aile içi ilişkiler gibi hususların alelade yapıldığı anlamına gelmemektedir. İslam coğrafyalarında Kur'ân-ı Kerîm, hadis mecmuaları ve âlimlerin görüşleri çerçevesinde toplumun ihtiyacını göz önünde bulundurarak aile hukuku ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Fakat bu düzenlemeler kanunlaşma safhasına geç gelmiştir. Osmanlı hukuku içerisinde aile hukuku diğer hukuk dallarına nazaran tamamına yakını İslam hukukuna göre oluşturulmuştur. Aile hukukunun düzenli işleyişini sağlamak ve ortaya çıkan sıkıntılara çözüm üretmek amacıyla az da olsa örfî hukuktan da yararlanılmıştır. Padişah iradesine dayanan örfî hukuk hiçbir şekilde İslam hukukuna aykırı olmamıştır. Osmanlı Devleti'nde İslam hukukunun hâkim olduğu devlet yapısına 1839 Tanzimat dönemi sonrası Avrupa'dan iktibas edilen kanunlarla yenilik devresi başlamıştır. Birçok hukuki alanda kanunnameler yapılmasına rağmen aile hukuku alanı sonlara bırakılmıştır. 1917 tarihine kadar kanunname yapılmasa da bu alanda ihtiyaca göre düzenlemeler yapılmıştır. Dolayısıyla Hukuk-ı Aile Kararnâmesi ilk aile hukuku kanunu olarak İslam hukuk tarihinde önemli bir yere sahiptir ve bu durum diğer ülkelere öncülük etmiştir. Kararnâme üç dinin mensupları hakkında farklı hükümler getirerek üçlü karakter yapısıyla hukuk birliğini sağlamaya çalışmıştır. Kararnâmede, birçok konuda Hanefî mezhebinin görüşlerini uygulama usulünden ayrılarak diğer mezheplerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Kararnâmenin yaptığı önemli bir yenilikte evlenme ve boşanmalara devlet kontrolü getirmiş, evlenecek kişilerin evlenmeye engel bir durumunun bulunup bulunmamasının tespiti için nikâh ilanının yapılması eğer engel yoksa hâkim huzurunda nikâh akdinin gerçekleştirilmesi esasını benimsemiştir. Boşanmada ise boşanan bireylerin belli bir süre içinde mahkemeye boşandıklarını bildirmeleri şeklinde olmuştur. Ayrıca kanunu hazırlayanlar bazı durumlarda devrin şartlarını ve sosyal çevreyi iyi değerlendirerek kadınlara tefrik hakkı vererek kazaî/adli boşanmanın yolunu açmıştır. Kararnâme çok eşliliği yasaklama yoluna gitmemiş fakat "üzerine evlenmemek ve evlendiği surette kendisi ve ikinci kadın boş olmak şartıyla…" maddesiyle çok eşliliği sınırlandırmıştır. Dört mezhepte küçüklerin evlendirilebileceği görüşü mevcutken Kararnâme İbn Şübrüme ve Ebû Bekir el-Esam'ın görüşlerini esas alarak çocukların ergenliğe girmeden önce evlendirilmesini yasaklamıştır. Kararnâmenin ömrü kısa olmuş, o dönemde yaşanan sıkıntılardan dolayı kısa bir süre sonra yürürlükten kaldırılmıştır.

Hava Ünal Sertkaya
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Abdulfettah el-Kâdî'nin hayatı, ilmî kişiliği ve el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn isimli kitabının tahlili

Abdülfettâh b. Abdulğanî b. Muhammed el-Kâdî (ö. 1403/1982), Mısır'ın Buhayra eyaletinin başkenti olan Demenhur'da 1325/1907 yılında, Şaban ayının 25'inde dünyaya gelmiştir. Mısır'da yetişmiş önemli ilim adamlarından biridir. Kur'an ve kıraat alanında öne çıkmış ve kıraat alanında pek çok önemli eser kaleme almıştır. İslâmî ilimler yanında edebiyat türünde de istidatı olan bir özelliği haizdir. Goldziher'in Arapçaya tercüme edilen Mezâhibü't-Tefsîrü'l-İslâmî kitabını, Abdülfettâh el-Kâdî detaylı bir şekilde incelemeye almıştır. Bir müsteşrik olarak Goldziher hem Kur'an hakkında hem de kıraat konusunda birçok iddia ortaya atmıştır. el-Kâdî, onun bu önyargılı iddialarının sorgulanması gerektiğini söylemiş, asılsız olduğunun ilmî olarak ortaya konulması gerektiğini ortaya koymaya çalışmıştır. Bundan dolayı el-Kâdî, Goldziher'in iddialarına cevap vermek maksadıyla el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn adlı eseri kaleme almıştır. el-Kâdî, öncelikle Goldziher'in iddialarını bütün ayrıntılarıyla kolay, akıcı ve sade bir üslupla açıklama yoluna gitmiştir. O, üzerinde durmuş olduğu âyetleri ve hadisleri arka arkaya sıralamış, konunun anlaşılması için bol miktarda örnek zikretmiştir. Bilinen örnekler dışında farklı örnekler zikrederek konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaya çalışmıştır. Zikretmiş olduğu örneklerde var olan farklı okuyuşları irdelemiş, aynı zamanda örnekte geçen kelimenin hangi harf ve hareke ile okunduğunu da izah etmiştir. Abdülfettâh el-Kâdî'nin kitabında faydalanmış olduğu kaynaklar, konusuna göre değişkenlik göstermektedir. Hadis, tefsir ve kıraat konularında farklı âlimlerin bazı yerlerde isimlerine bazı yerlerde de eserlerine atıfta bulunmuştur. el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn isimli eser çerçevesinde Abdülfettâh el-Kâdî'nin hem kıraat birikimi hem de Goldziher'in iddialarına cevaplarının yansıtılmaya çalışıldığı bu çalışmada Abdülfettâh el-Kâdî'nin hayatı, ilmî seyehatleri, hocaları, talebeleri ve eserleri incelenerek Abdülfettâh el-Kâdî'nin kitabının değerlendirilmesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıraat, Kıraat-i Seb'a, Abdülfettâh el-Kâdî, el-Kırâât fî Nazari'l-Müsteşrikîn ve'l-Mülhidîn, Oryantalist, Goldziher.

Muhammet Ayyıldız
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İbn 'Atıyye ve Ebû Hayyân el-Endelüsî'nin tefsirlerinin dilbilim açısından karşılaştırılması-Bakara Sûresi özelinde-

İslâm'ın doğuşundan itibaren Kur'ân ilimleri üzerine çalışmalar yapan birçok müellif ve eserleri bulunmaktadır. Bu çalışmaların amacı, İslâm'ın temel kaynağı olan Kur'ân-ı Kerim'i en doğru şekilde anlamak ve anlaşılmasını sağlamaktır. Kur'ân ilimleri üzerine yapılan çalışmalar, İslâm'ın çıkış merkezi olan Mekke ve Medine ile sınırlı kalmamış daha sonra İslâm topraklarına dâhil olan diğer merkezlerde de yapılmıştır. İslâm'ın bayrağını batıda taşıyan Endülüs de bu merkezlerden biridir. Burada dinî ilimler, felsefe, astronomi, tıp gibi birçok ilim dalında önemli ilim adamları yetişmiştir. Endülüs'ün yetiştirmiş olduğu müfessirlerden olan İbn ʹAtıyye ve Ebû Hayyân, tefsirlerinde dilbilgisini kullanan müfessirlerdendir. Bu iki müfessirin tefsirlerinin dilbilimi yönünden -Bakara Sûresi özelinde- karşılaştırılması bu çalışmanın konusunu teşkil etmektedir. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde her iki müfessirin hayatları, eserleri, tefsirlerinde ele aldıkları yöntemler ve kaynakları ele alınarak genel bilgi verilmiştir. Çalışmanın esasını oluşturan ikinci bölümde ise İbn ʹAtıyye'nin el-Muharreru'l-Vecîz ile Ebû Hayyân'ın el-Bahru'l-Muhît isimli tefsirleri arasında -Bakara Sûresi özelinde- dilbilgisi yönünden karşılaştırma yapılmıştır. Bu karşılaştırmada her iki müfessirin birbiri ile örtüşen görüşleri ile çelişen görüşleri analitik olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Her iki müfessir de farklı fikirlere karşı açık ve anlayışlı olmakla birlikte Ebû Hayyân İbn ʹAtıyye'ye göre farklı fikirlere daha açık denilebilir. İbn ʹAtıyye ve eseri el-Muharreru'l-Vecîz Ebû Hayyân'ın kaynakları arasında yer almaktadır. Ebû Hayyân, İbn ʹAtıyye'den zaman zaman görüşlerini desteklemek için alıntılar yapmış ve görüşlerine katıldığını belirtmiş, zaman zaman da bu alıntılardan sonra eleştirilerini sıralamıştır. Bu eleştiriler, bazen katılmadığı yönleri belirtilmek suretiyle normal bir eleştiri şeklindeyken bazen de bu eleştirilerin düzeyi çok sert olabilmektedir. Ebû Hayyân, bazen de İbn ʹAtıyye'den aktardığı noktalara açıklamalar getirmek suretiyle konuyu açıklığa kavuşturduğu ya da eksiklikleri giderdiği de olmuştur. Anahtar Kelimeler: Arap Dili ve Edebiyatı, Dilbilim, İbn ʹAtıyye, Ebû Hayyân el-Endelusi, el-Muharreru'l-Vecîz, el-Bahru'l-Muhît.

Mehmet Emin İlhan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'da Yahudilerin karakteristik özellikleri ve günümüz Müslümanlarına yansımaları

İlahi kitap ile ilk muhatap olan kavim Yahudilerdir. Semavi üç dinden en eskisi olan Yahudilik ve son ilâhî din olan İslâmiyet aynı coğrafyada ortaya çıkmış, Yahudi kutsal kitabı ahdi atiğin tahrif edilmiş olmasına rağmen birtakım benzerlikler taşıyan iki dindir. İslâmiyet'in ilk yıllarında gerek coğrafi olarak yakın olmaları gerek ehl-i kitaptan olmaları gerekse Müslümanlara karşı hak olmayanı dayatmaya çalışmaları açısından Yahudiler ve Müslümanlar etkileşim halinde olmuşlar bunun bir sonucu olarak da Kur'ân-ı Kerîm'de Yahudilerden pek çok kez bahsedilmiştir. Bazı âyetlerde bizzat Yahudiler muhatap alınmış onlara öğüt ve uyarılar yapılmış ise de çoğu zaman onların yanlışlarından bahsedilmiş Müslümanlar Yahudilere karşı uyarılmış ve Yahudilerin yapmış oldukları yanlışlara düşmemeleri konusunda ikaz edilmiştir. Gönderilmiş en eski din olma sebebiyle Yahudiler zaman içerisinde davranışlarını sağlamlaştırmış yaşadıkları olaylar sonucu diğer insanlara karşı tavırlarını netleştirmiş ve davranışlarını bir karakter haline getirmişlerdir. Yahudilerin kendilerini Tanrı'nın sevgili kulları olarak tanımlamaları ve zaman içerisinde tüm dünyada etkin güç olmaya başlamaları, sayılarının az olmasına rağmen kendilerine taraftar bulup isteklerini diğer insanlar üzerinden de yaptırmayı başarabilmeleri, çoğu zaman kendilerini diğer insanlardan üstün görmeleri sebebiyle ayrıcalıklı bir dünya hayatı yaşamayı istemeleri ve ayrıcalıklı olarak ahiret hayatı sürdüreceklerini iddia etmeleri, Kur'ân'da ise bu iddialarının tam tersine lanetli bir kavim olarak adlandırılmaları Yahudileri ve onların Kur'ân bağlamında karakterlerinin tanımlanması bunun neticesinde de yüce Allah'ın uygun görmeyip eleştirdiği davranışlardan Müslümanların uzak durabilmesini sağlayabilmek için Yahudilerin tipolojisinin kapsamlı bir şekilde incelenmesinin bir ihtiyaç olduğu ortadadır. Bu çalışma da Yahudilerin eleştirilme nedenleri, Müslümanların Yahudilerin ikaz edildikleri yanlış davranışları bilmeleri ve uzak durulabilmeleri için bu yanlışlar, Yahudilerin karakteristik özellikleri, Yahudi tipolojisi Kur'ân-ı Kerîm'den yararlanılarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Günümüzde kurulmuş dünya düzeni ya da insanların heva ve hevesleri gibi etkenler sonucu Kur'ân'da Yahudilerin eleştirilen davranışları Müslümanların pek çoğunda görüldüğü belirlenmiş, yaşamlarına yansımaları ortaya konmuştur. Kur'ân'ın İslâm toplumunu şekillendiren ve yönlendiren yaşam tarzını belirleyen en temel kaynak olması sebebiyle âyetler bağlamında yüce yaratıcının özelde Yahudiler genelde de tüm insanlar için tenkit ve ikaz ettiği davranışlar incelenmiş, günümüzde Müslümanlarda görülen etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır.

DinDinler tarihiEhl-i Kitab+1
Ayşe Cengiz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Vel-asr Suresi Tefsiri adlı eseri bağlamında Ahmet Hamdi Akseki'nin hayatı, düşünceleri ve tefsir metodu

Ahmet Hamdi Akseki, birçok önemli devlet kademelerinde görev yapmıĢ; hilafet, meĢrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiĢ, özel dersler yanında resmî kurumlarda da eğitim alarak kendini geliĢtirmiĢ bir ilim, fikir, düĢünce ve mücadele adamıdır. ÇalıĢma yaptığı her alanda, çok sayıda eseri bulunmaktadır. Eserlerinin en önemlilerinden biri de bu araĢtırmaya esas olan "Asr Suresi Tefsiri"dir. Akseki‟nin, Asr suresini açıkladığı çok beğenilen bir vaazının sonunda zamanın Diyanet ĠĢleri BaĢkanı Rıfat Börekçi‟nin tavsiye ve teĢviki ile yazdığı bu eser; sure bazlı ilk Türkçe tefsir olma özelliği de taĢımaktadır. Bu eserinde açıkça görülüyor ki; Akseki, tefsiri toplumun ihtiyaçlarını karĢılamada ve sorunları çözmede bir vasıta olarak değerlendirmektedir. Bu çalıĢma, Ahmed Hamdi Akseki'nin Vel Asr Suresi Tefsiri bağlamında hayatını, düĢüncelerini, tefsirini ve tefsir metodunu gün yüzüne çıkarma ve müellifin yorumuyla kurtuluĢ yollarını okuyucu ile buluĢturmayı amaçlamaktadır.

Akseki, Ahmet Hamdi
Beyza Hilal Öztürk
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da sabır: Ulu'l-Azm peygamberlerin örnekliği

İnsanın gerek Allah ile olan gerek yaratılanlarla gerekse kendi nefsi ile olan bütün ilişkilerinde sabrın önemli bir yeri vardır. Dünya hayatının inşasında büyük rolü olan sabrın ahiret yaşantısının inşasında da önemli bir rolü vardır. İmtihanlarla mücadelede sabır göstermek Allah ile olan ilişkide müspet bir iz bırakılmasının yanı sıra musibetlerle olan mücadelede bir yöntem olarak sabır göstermek yaratılmışlarla olan ilişkilerde de müspet bir iz bırakılmasına yardımcı olmaktadır. Kişinin kendi nefsi ile olan mücadelesinde hayra meyyal şerden mümtenî olmasına yardımcı olan ahlâkî duruşun adı sabırdır. Bu yönüyle sabırlı olmak kişiyi erdemli ve ahlaklı mesabesine yükseltir. İnsan sabrıyla beraber Allah katından bir övgüye ve mükâfata layık görülürken insanlar arasında da huzuru ve esenliği temin etmesiyle farklı bir dereceye ulaşmış olur. Nefsin arzusuna boyun eğmeyerek nefse ağır gelen farziyetleri yerine getirme noktasında da sabretmeyenlere nazaran üstün bir dereceye gelinir. Çalışmamızla sabır kavramının Kur'ân terimi olarak kavramsal analizlerinin yapılıp ulü'l-âzm peygamberlerin yaşayışları ön plana çıkarılarak somutlaştırılmasına katkı sağlamaya çalışılmıştır. Çalışmamız sabır ve ulü'l-âzm peygamberler konulu âyetleri anlamak ve yorumlamak üzere kurulmuştur. Ne, niçin, nasıl gibi soruların cevaplarının arandığı çalışmamız soyut kavramların örnek kişiler üzerinden somutlaştırılmasına katkı sağlamaktadır.

Hz. MuhammedHz. MusaHz. Nuh+3
Kübra Akbaş
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'ân'ı özelinde Hz. Peygambere (S.A.S.) özgü hüküm içeren âyetlerin mukâyeseli değerlendirmesi

Yüce Allah insanoğlunu ahsen-i takvim suretinde yaratıp imtihan için dünyaya göndermiştir. Kendisine halife olarak seçtiği insanı dünyada kendi başına bırakmamış, ebedî mutluluğun yolunu göstermeleri için onlara yine kendi içlerinden elçiler göndermiştir. Tebliğ vazifesini yerine getirirken karşılaştıkları güçlüklere karşı onlara mucizelerle destek sağlamıştır. Son peygamber olarak gönderdiği Hz. Muhammed'e (s.a.s) de sorumlulukları yanında bazı ayrıcalıklar da vermiştir. Bu üstünlük ve faziletlere ait Kur'an'da ve Sünnette pek çok deliller bulunmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s) de hadislerinde, bazı fiillerin sadece kendine mahsus olduğunu bildirmiştir. Hz. Peygamber'e (s.a.s) has olan bu üstünlüklere İslam âlimleri "hasâis" ismini vermişlerdir. Bu üstünlükler hadis, siyer ve şemâil kitaplarında ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bu çalışmamızda önemli İslam fıkıh kaynaklarından olan ve ahkâm âyetlerinde referans gösterilen Ebu Bekir Ahmed b. Ali er-Râzî el-Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'an tefsirindeki Hasâisu'n-Nebî ile ilgili âyetleri tespit ettik. Bu tespit ettiğimiz âyetleri diğer müfessirlerin yorumlarıyla mukayese yaparak Hz. Muhammed'e (s.a.s) özel olan bu hükümlerin hikmetini belirledik. Tezimizde Ebû Bekir el-Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'an özelinde Hz. Peygamber'e (s.a.s) özgü hüküm içeren âyetlerin mukayeseli değerlendirmesi ele alındı. Üç ana bölüm olarak hazırladığımız tezimizin birinci bölümünde Cessâs'ın hayatı, yaşadığı dönem, şahsiyeti, ilmî kişiliği, hocaları, öğrencileri ve eserleri hakkında bilgi verildi. Tezimizin ana konusunu oluşturan Ahkâmu'l-Kur'an isimli eserin özelliklerinden, kaynaklarından, âyetleri tefsir ederken Cessâs'ın izlediği yoldan bahsedildi. İkinci bölümde hasâisle ilgili bilgi verildi. Hasâisle yakın ilgisi olan delâil, fezâil, mu'cizât ve şemâil kavramları açıklandı. Hasâisin ortaya çıkışı, hasâisle ilgili eserlerden bahsedilerek hasâis müelliflerince gruplandırılan Hz. Peygamber'e (s.a.s) has olan İlahî hükümlere yer verildi. Tezimizin esas kısmını teşkil eden üçüncü bölümde ise, Hz. Peygamber'e (s.a.s) has kılınan âyetlerden Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'an tefsirine aldığı âyetler tespit edilerek sadece bu âyetler tefsir edildi. Hz. Peygamber'in (s.a.s) hilm sahibi insanlarla meşveret etmesi, Hz. Peygamber (s.a.s) içlerindeyken bir topluluğa azap edilmemesi, ganimetlerin taksimi, teheccüd namazı, Hz. Peygamber'e (s.a.s) saygı gösterilmesi, tahyir, eşlerinin amellerinin iki katıyla karşılık bulacağı, Hz. Peygamber'e (s.a.s) helal kılınan kadınlar, eşleri arasında taksimatta hür olması, başka kadınlarla evlenmesinin yasaklanması, kötülüğü en uygun şekilde bertaraf etmesi konuları önce Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'an tefsirinden, sonra da diğer tefsir kitaplarından incelendi. Zaman zaman Hz. Peygamber (s.a.s) hakkında yapılan farklı yorumlamalara ve yanlış düşüncelere bu âyetlerle cevap verildi. Hz. Peygamber'in (s.a.s) daha doğru tanınmasına çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Ahsen-i Takvim, Tebliğ, Hasâis, Şemâil, Mukayese, Cessâs.

Esin Aktepe
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sahih ve şâz kıraatler bağlamında Yûnus Sûresi

Her bir Kur'an Sûresi'nin, kıraat-tefsir ilişkisi bağlamında telaffuz merkezli olduğu kadar anlam merkezli olarak da ele alınmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bu sayede kıraat farklılıklarının özellikle de ferşî farklılıkların anlama katkısı ve etkisi ortaya konularak kıraat farklılıklarının âyetlerin anlamında bir tezat oluşturmadığı aksine anlam zenginliği meydana getirdiği anlaşılmış olacaktır. Bu anlam çeşitliliği asıl itibariyle âyetin tefsiriyle ilgili bir durumdur. Ancak kıraat vecihlerinin çeşitli oluşu bazen âyetin anlamının zihinde daha belirgin hale gelmesine katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda sûre özellikli kıraat farklılıklarına yoğunlaşan çalışmalara ihtiyaç vardır. Çoklu okuma özelliklerinin âyetlerin anlamında çeşitliliğe yol açtığı, bu durumun Kur'an'ın anlam denizinde katre misali olsa da katkı sağladığı gözden uzak tutulmamalıdır. Yûnus Sûresi özelinde incelediğimiz bu çalışmada, kıraat ihtilaflarının âyetlerde usûl ve ferş bakımından, fonetik veya anlam açısından ne gibi farklılıklar meydana getirdiği ele alınmıştır. Ayrıca kıraat farklılıklarının anlamı doğrudan veya kısmen ne ölçüde etkilediği, ihtiva ettiği zengin kıraat tevcihleri sayesinde âyetlerin anlaşılmasında müfessirlere ne gibi bakış açıları kazandırdığı, kelimenin irabında hangi değişikliklere yol açtığı detaylı bir şekilde değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Sûrede yer alan kıraatler, mukayeseli ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak seb'a, 'aşera ve erba'ate 'aşera kıraatlerine göre incelenmiştir. Öncelikle sûrede yer alan on sahih kıraat incelenirken şâz kıraatler ayrı bir başlıkta ele alınmıştır. Sûredeki sahih kıraatler usûl ve ferş yönünden iki kısımda tasnif edilerek incelenmiştir. İmâle, işmâm, ravm, terkîk, sıla, idğâm, nakil, sekte, ibdâl, teshîl ve tecvîd kaideleri usûl konusundaki farklılıklara girerken bunun dışında kalan ve bir kaidesi olmayan kıraatler ise ferşî farklılık olarak ele alınmaktadır. Usûl konusundaki farklılıkların -bazı istisnalar hariç- mana üzerinde bir etkisi bulunmazken ferşî farklılıkların mana üzerinde etkisi bulunmaktadır. Buna göre ferşî farklılıklar sayesinde âyet, anlam çeşitliliği kazanmaktadır. Bu durumun örneklerini Yûnus Sûresi'nde de görmek mümkündür. Sûrede tespit edilen ferşî farklılıkların her biri müstakil bir başlıkta ele alınmıştır. Zikredilen bu ferşî farklılıkların, âyetin anlamı üzerindeki etkileri klasik dönem tefsir kaynaklarından ve huccetu'l-kıraat literatürüne ait kaynaklardan istifade edilerek ortaya konulmuştur. Nitekim bu hususta İbnü'l-Cezerî'nin en-Neşr fi'l-Kırââti'l-'Aşr'ı, Ma'saravî'nin el-Kâmilu'l-Mufassal'ı, Taberî'nin Câmi'u'l-Beyân'ı ve Zemahşerî'nin el-Keşşâf'ı kendilerinden istifade edilen önemli eserlerdir. Burada tefsir ilmi ile kıraat ilmi arasındaki güçlü bağı da görmekteyiz. Bu iki ilim aynı zamanda birbirine kaynaklık etmektedir. Sûrede, ferşî farklılıklar zikredildikten sonra usûl farklılıkları ele alınmıştır. Buna göre önce ilgili usûl konusu açıklanarak bilgi verilmiş sonrasında sûrede geçtiği yerler âyet sırasına göre belirtilmiştir. Usûl farklılıkları daha hacimli çalışmalarda anlatılacak kadar geniş olduğundan çalışmamızda usûl farklılıklarının tamamı incelenmemiştir. Bunun yerine en meşhur olanları zikredilmiştir. Usûl farklılıklarından sonra İbn Muhaysın, Yezîdî, Hasan-ı Basrî, A'meş ve râvilerine nispet edilen şâz kıraatler incelenmiştir. Şâz kıraatler incelenirken cumhurun kıraati de belirtilerek şâz kıraat ile cumhurun okuyuşu mukayese edilmiştir. Netice itibariyle, sûrede yer alan kıraatlerin gerek fonetik yönden telaffuza çeşitlilik kazandırması, ümmet için kolaylık teşkil etmesi gerekse âyetin anlamına çeşitlilik kazandırması ve bu kıraatlerin bir tezat veya tenakuz değil aksine tenevvü içermesi son derece önem arz etmektedir.

Yunus Emre Taşdemir
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'ı anlamada ortaya çıkan farklı yaklaşımların mukayesesi bağlamında Ra'd Sûresinin tahlili

Ra'd sûresi iman, amel ve ahlâka dair önemli konuları ihtiva etmektedir. Sûrenin Mekkî-Medenî olması konusu da âlimler arasında ihtilaflıdır. Ayrıca sûrenin bazı ayetleri, bir kısım müfessirler için bazı kapalılıklar içermektedir. Diğer taraftan Hz. Peygamber'in vefatının ardından günümüze kadar çeşitli sebeplere bağlı olarak Kur'an'ı anlamada farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda çalışmanın konusu Ra'd sûresi özelinde Kur'an'ı anlamada ortaya çıkan farklı yaklaşımların mukayesesidir. Çalışmanın amacı ilgili sûre çerçevesinde ele aldığımız müfessirlerin tefsir yöntemleri, ayetlerden ne tür konular çıkardıkları ve yaklaşımları ekseninde hangi sonuçlara vardıkları ve bu sonuçlara ulaşmalarındaki etkenler karşılaştırmalı şekilde izah edilerek müfessirlerin Kur'an'a genel yaklaşımları hakkında bir fikir oluşmasını sağlamaktır. Bu bağlamda Kur'an'a farklı yaklaşımların ne zaman ortaya çıktığı, oluşmasındaki ana nedenler, çalışmada mukayese edilecek olan yaklaşımların tanımları, geçirdiği süreçler, kullanılan kaynaklar, yöneltilen olumlu ve olumsuz eleştirilere değinilmiştir. Ayrıca Ra'd sûresinin ismi, nüzûl ve mushaftaki sırası, Mekkî-Medenî olması ve muhtevasına dair bilgilere de yer verilmiştir. Sonrasında rivayet tefsiri, kelâmî, fıkhî, dilbilimsel, işârî ve içtimâî yaklaşımlar için belirlenen eserlerdeki genel yöntemlere değinilmiş ve Ra'd sûresiyle ilgili ortaya konan yaklaşımlar mukayese edilmiştir. Çalışma neticesinde şu sonuçlara ulaşılmıştır: Dilbilimsel yaklaşımların mukayesesinde müfessirlerin yöntemleri, ayetlerden çıkardıkları konular ve ulaştıkları sonuçlarda büyük oranda benzerlik olduğu, geri kalan yaklaşımların mukayesesinde ise benzeyen kısımların yanında bazı farklılıkların da bulunduğu tespit edilmiştir.

Yavuz Selim Kıranşal
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Lütfi Çakan'ın hayatı ve hadis ilmindeki yeri

Türkiye'de 1980 sonrası dönemde hadis tarihi, usulü ve literatürü hususunda birçok araştırma yapılmıştır. Hadis ilmine katkı sunan âlimler bu dönemde çok sayıda eser kaleme almıştır. Bu bağlamda hadis alanında eser veren değerli âlimlerden birisi de Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN hocadır. İsmail Lütfi ÇAKAN, 1977 yılında Yüksek İslâm Enstitüsü'nde hadis asistanı olarak akademik hayatına başlamış, 2012 yılında Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. Akademik hayatı boyunca birçok talebe yetiştirmiştir. Ayrıca Ahmet Yücel, Nebi Bozkurt ve Cemal Ağırman gibi hadis ilmine katkı sağlayan birçok hadis hocasına tez danışmanlığı yapmıştır. "Hadis usulü", "Hadis Edebiyâtı" ve "Hadislerde Görülen İhtilâflar ve Çözüm Yolları" gibi önemli eserleri lisans, yüksek lisans ve doktora derslerinde okutulmuştur. "Hadis Edebiyâtında 'Kitap ve Sünnete Bağlılık' Üzerine Genel Bir Tetkik", "Hadis Usûlü Kitaplarında 'İhtilâfu'l-Hadis' ve "Sünnet'in Bireysel ve Toplumsal Değişimdeki Rolü ve Sahîh-i-Buhârî" gibi otuza yakın makalesiyle ilim dünyasına katkıda bulunmuştur. Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopesi'nde yetmiş iki madde te'lif etmiş, Diyânet İlmî Dergi, Altınoluk Dergisi, Tohum Dergisi ve pek çok dergide hadis ilmine ve güncel konulara dair yazıları yayınlanmıştır. Bu çalışmada hadis ilmi içerisinde pek çok kıymetli eser kaleme alan İsmail Lütfi Çakan'ın hayatı, ilmî kişiliği, kaleme almış olduğu eserleri, makaleleri ve Diyânet İslâm Ansiklopedisi'nde te'lif ettiği maddeleri incelenmiştir. Hadis ilmi içerisindeki konumu bağlamında hadis kavramlarına yaklaşımları, günümüzde tartışma konusu olan Sünnet'in konumu hakkındaki tutumu, bazı hadislerin sıhhatine yönelik olarak ortaya konan düşüncelere karşı takındığı tavır incelenerek hadis ilmine katkısı ve muhaddis yönü ortaya konmaya çalışılmıştır.

Furkan Otkan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yûsuf Hakîkî'de ilim, hikmet ve marifet

Günümüzde modern yaşamın hızı, rekabeti ve tüketim kültürü, insanlar üzerinde birtakım ihmallere neden olabilmektedir. Teknoloji ve bilimin hızla ilerlemesiyle birlikte, insanlar daha önce mümkün olmayan olanaklara sahip olsa da salt bu imkânlarla özellikle bilgi birikimleri açısından varoluş ve anlam arayışının yüzeysel mutlaklığına rastlamaktadır. İşte tam bu noktada tasavvuf, içsellik odaklı mekanizmasının hedefine Allah'ı bilme, tanıma ve sevmeyi koyarak insanın her iki dünyası için var olma amacının altını doldurmaktadır. Çalışmamızda bir sufi olan Yûsuf Hakîkî'nin tasavvuf anlayışından ve yaşantısından hareketle bilgi, bilginin sınırı ve bu anlamda elde edinim yolları konu edilmiştir. Tezin birinci bölümünde kendisi hakkında temel bilgi teşkil etmesi açısından Yûsuf Hakîkî'nin hayatı ve eserlerine değinilmiştir. İkinci bölümde Yûsuf Hakîkî'deki ilim, hikmet ve marifet kavramları, bunların kaynakları aynı zamanda tahsil yolları çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise ele aldığımız ilim, hikmet ve marifet kavramları üzerinde niteliklerinin ve sınırlarının daha iyi kavranması adına karşılaştırmaya gidilmiştir.

Tasavvuf
Büşra Ay
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dânî'nin el-Muhkem fî 'İlmi Nakti'l-Mesâhif adlı eserinin Resmu'l-Mushaf açısından tahlili

Kur'an-ı Kerim dinimizin ana kaynağıdır. Bundan dolayı onun nazmının yazımı ve okunması, dinimizin birçok hükümlerine tesir etmiştir. Ayetlerin yazı ve okunuş şekillerine göre kıraatler oluşmuş ve bu kıraatlere göre de yedisi mütevatir, üçü meşhur, dördü de şazz kıraat olmak üzere kıraat ekolleri ortaya çıkmıştır. Bu kıraatlere bağlı olarak müçtehid imamlar ayetleri farklı yorumlara ve içtihatlara tabi tutmuşlardır. Bundan dolayı Kur'an-ı Kerim'in doğru yazılıp sahih tilâvetine, Hz. Peygamberimizden itibaren günümüze kadar ehemmiyet gösterilmiştir. Özellikle İslami ilimlerin tedvin edilip alanlara ayırıldığı hicri üçüncü ile beşinci yıllar arasında Kur'an-ı Kerim'in yazılışında, Hz. Osman Mushaf'ına uygunluğu ve kıraat imamlarının okuyuş usulleri ile ilgili kitaplar yazılmıştır. İşte kıraat ve Resmu'l-Mushaf alanında en önemli çalışma yapanlardan ve katkı sunanlardan birisi de Endülüslü meşhur kıraat âlimi Ebû 'Amr Osman b. Sa'îd ed-Dânî'dir (ö. 444/1053). Yaptığımız incelemeler neticesinde, Resmu'l-Mushaf alanında Dânî, ilk önce Kitâbü'n-Nakt (et-Tenbîh ale'n-nakt ve'ş-şekl) eserini yazmıştır. Daha sonra bu kitabı el-Mukni' fî Resm-i Mesâhifi'l-Emsâr isimli eserinin içerisine almıştır. el-Mukni' eserini rivâyet ve dirayet yoluyla genişleterek bu alanın en büyük ve en önemli kaynak niteliğinde olan ve çalışmamıza da konu olan el-Muhkem fî ilmi Nakti'l-Mesâhif adlı eserini telif etmiştir. el-Muhkem'de el-Muknî eserine atıflarda bulunmuştur. Mushaf imlası külliyatı içerisinde yer alan el-Muhkem, Mushaf'ın harekelenmesi ve noktalanması, tarihçesi, selef âlimlerinin, tabiîn âlimlerinin ve daha sonraki dönem âlimlerinin bu konu hakkındaki görüşlerinin değerlendirilmesi adına önemli bilgiler sunmaktadır. Bunun yanısıra Kur'an-ı Kerim, Arap Dil ve Edebiyatı'nın en büyük kaynağı olduğundan Dânî'nin el-Muhkem'i Arap Dili ve Edebiyatı alanında, sarf, nahiv ve i'râb yönünden geçirmiş olduğu tarihi aşamaları bizlere nakleden büyük bir hazinedir. Bu sebeple bu eser hem kıraat ilmi hem de Arap Dili ve Edebiyatı alanında çalışma yapacaklara büyük bir katkı sunacaktır. Dânî'nin el-Muhkem'i üzerine dilimizde şu ana kadar bir çalışmaya rastlamadık. Arapça olarak el-Muhkem üzerine yapılan çeşitli tahkîk ve akademik çalışmalardan istifade ederek hazırladığımız çalışmamız, kıraat ilminin konuları arasında yer alan Resmu'l-Mushaf çalışmaları ile Arap Dili ve Edebiyatı alanlarında çalışma yapanlara küçük bir katkıyı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Mesâhif, Resmu'l-Mushaf, Dânî, el-Muhkem

Mehmet Ali Aydemir
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessAR

Tetebbu'u'r-Ruhas 'Inde'l-Usûliyyîn

يعتبر هذا البحث مرحلة نحو الأعلى لجمع وتفصيل مسألة هامة من مسائل وأمور المسلمين ألا وهي (تتبع الرخص)، وقد انتهى البحث إلى نتيجة أنه يجوز العمل بالرخص الشرعية لضرورة أو لعذر أو لمشقة غير محتملة في العادة ولا حرج في ذلك، وتقدر المشقة أو الضرورة في العبادات عند المكلف أو مفتيه، ويكفى في أمور المعاملات بأقل المشاق، وقد تكون الرخصة واجبة أو مندوبة أو خلاف الأولى ولا يوجد مانع من تتبع الرخص المذهبية والأخذ بالأيسر والأهون لحاجة أو لضرورة، من غير القصد لتتبع الرخص متعمداً بدون مسوغ لها، شرط أن لا يؤدي ذلك للتلفيق الممنوع في الشرع لعدم احترام الأحكام الشرعية متبعاً لهواه، وأما تتبع الرخص عمداً فهذا ممنوع لمحاولة نقص حكم الحاكم المجتهد، أو الرجوع عن أمر مجمع عليه، فتتبع الرخص جائز للحاجة والضرورة في أحكام الشرع التي بنيت على السماحة واليسر مثل العبادات المحضة غير المالية، وفي المعاملات وأحكامها المبنية على أساس دفع المفاسد وجلب المصالح ورعايتها، شرط ألا يؤدي كل ذلك إلى تقييد دعائم الشرع والقضاء على حكمتها وسياستها لسعادة الجميع في الدارين، وعلى المجتهد أو المفتي أو المقلد الالتزام بالثوابت الشرعية وأحكامه الأساسية، وفي مجال العرف والقياس والمصالح المرسلة وسد الذرائع التي لا تخالف أو تصادم النصوص الشرعية، والعمل بالحديث الصحيح وعدم الخروج عن الإجماع مع عدم التعصب المذهبي. This research represents a step towards gathering and detailing the issue of "following dispensations," which is a significant topic for Muslims. The study concluded that it is permissible to undertake tasks that are authorized by religious dispensations due to legitimacy, excuses, or overwhelming difficulties. The difficulty or necessity in religious practices is something to be determined by the individual or their scholar. The level of difficulty in tasks can be minimal. Dispensations may be necessary, recommended, or not preferred, and the pursuit of religious dispensations should not hinder the practice of ease and relief in cases of need or necessity, provided that religious rulings are not violated and personal desires are not followed. Dispensations should not be pursued unauthorized, as this implies an attempt to undermine the government's rulings or alter the scholar's judgment. Therefore, following dispensations can be done within the context of religious rulings that are built on tolerance and ease, in non-material aspects of worship, and in beneficial actions. However, it must be ensured that the fundamentals and wisdom of religion are not neglected and that the principles or policies of religion are upheld for the happiness of both worlds. The jurist, scholar, or adherent must adhere to the fundamental rulings and principles of religion and take measures and precautions that do not contradict or conflict with religious texts, relying on the authenticity of hadiths and avoiding deviation from the general consensus, while also avoiding sectarian discrimination. Keywords: dispensations, Imitation and Jurisprudence, Relationship of dispensations with Imitation

Fahid Elali
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Süleymân b. Necâh'ın hayatı ve Muhtasaru't-tebyîn li hicâi't-tenzîl isimli eserinin kıraat ilmi açısından tahlili

Bu çalışma Endülüslü âlim Süleymân b. Necâh ve onun Muhtasaru't-tebyîn li hicâi't-tenzîl isimli eserini kıraat ilmi açısından konu edinmektedir. Hz. Osman döneminde çoğaltılıp mushaflar halinde farklı şehirlere gönderilen Kur'an nüshaları Mesâhifi Osmâniyye olarak adlandırılmıştır. Osman mushaflarının imlâ yapısı yeni yazılacak mushaflar için kaynak kabul edildiğinden ilerleyen dönemlerde bu mushafların imlâ yapısını konu edinen eserler kaleme alınmıştır. Ayrıca kıraatlerin sıhhat şartlarından birisi olarak Mesâhifi Osmâniyye'nin imlâsına uygunluk şartı aranması ve kıraat ilmi altında resmu'l-mushaf isimli yeni bir ilmî disiplinin oluşması Osman mushaflarının imlâsının önemini göstermektedir. İlk dönemlerden itibaren konu ile ilgili doğuda ve batıda pek çok eser kaleme alınmış ancak bu eserlerin hepsi günümüze ulaşmamıştır. Günümüze ulaşan eserler ise sınırlı sayıda olduğundan bu eserlerin geniş ve kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmamıza konu olan Muhtasaru't-tebyîn isimli eser hem hacimli olması hem de müellifinin Ebû Amr ed-Dânî'nin talebesi olması nedeniyle ayrıca bir öneme sahiptir. Nitekim Dânî, kıraat tarihinde önemli bir yer tutmuş ve resmu'l-mushafa dair elimize ulaşan ilk kaynaklar arasında gösterilen el-Mukni' adlı eserini kaleme almıştır. Bu nedenle çalışmamızın ilk bölümünde müellifin Endülüs kökenli olmasından dolayı yaşadığı dönemle ilgili siyasi ve toplumsal yaşama dair bilgileri bir başlıkla resmetmeye çalıştık. Çalışmanın gayesi Muhtasaru't-tebyîn isimli eseri bir yandan Kur'an ilimleri cihetinde incelemek bir yandan da resmu'l-mushafa dair ayırt edici yönlerini açığa çıkartmaktır. Öte yandan el-Mukni' isimli eserle olan benzerliklerini ve farklılaştıkları hususları ortaya koymaktır.

Mushafİlmü'l-Kıraat
Fatih Yiğit
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan Suresinin Arap dili ve belâgati açısından değerlendirilmesi

Arapça, lisân-ı İlahî olması ve muhtevasında barındırdığı edebî sanatlar sebebiyle yüzyıllar boyunca araştırıla gelmiş ve her dönemde yeni bulgular ortaya konulmuştur. Ortaya konulan bu bulgular zamanla genişleyerek ilmî bir boyut kazanmış ve Kur'an bağlamındaki çalışmalar bir hayli çoğalmıştır. Lakin bu çalışmalar genellikle meal çerçevesinde kalarak asıl verilmek istenen mesaj muhataba net olarak yansıtılamamış ve Arap Dilinin derûnî yapısına inilememiştir. İşte de bu çalışmada otuz bir âyetlik kısa sayılabilecek olan İnsan suresini ele alarak bu sure üzerinde Arap Dili Ve Belagatinin inceliklerine, âyetlerin barındırdığı sarf, nahiv ve belâğî terimlere ayrıntılı bir şekilde yer verilecek ve meallerin tam manasıyla ortaya koyamadığı mazmunları belirgin hale getirilecektir. Bu bağlamda sure ile ilgili; İnsan Suresinin belagat açısından meallerdeki yansıması, surede yer alan kelimelerin Arapça ve Türkçedeki karşılıları arasındaki fark ve benzerlikler, suredeki her bir âyetin sarf ve nahiv ilmi açısından tahlili şeklinde pek çok konu ele alınacaktır.

Gamze Otkan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkı Ünal'ın hayatı ve hadis ilmindeki yeri

Ülkemizde Cumhuriyet sonrası dönemde İslâmî İlimler alanında birçok araştırmalar yapılmıştır. Son dönemde bilhassa 1980 sonrasında akademik hadisçilik çerçevesinde müstakil konular çalışılmıştır. Önceki yüzyıllarda hadislerin senedlerine bakarak onların sıhhatine yoğunluk verildiği ancak muhtevâ açısından hadislerin sistematik olarak sıhhat açısından değerlendirilmeye tabi tutulmadığı anlaşılmaktadır. 1980 sonrası dönemde bu alanda çalışmalar yapan, hadislerin doğru anlaşılıp yorumlanmasını kendisine düstûr edinen İsmail Hakkı Ünal'ın hadis alanında yaptığı çalışmalar tezimizin ana konusunu teşkil etmektedir. Hz. Peygamber'in doğru anlaşılması için İsmail Hakkı Ünal altı yıl boyunca çeşitli dergilere hadisler ve yorumlarını yazmıştır. Sadece hadis alanında değil hukuk alanına olan ilgisi onun Ebû Hanîfe'nin hadisçiliğini araştırmaya yönlendirdiğini ifade etmek mümkündür. İsmail Hakkı Ünal'ın doktora tezi olan "İmam Ebû Hanife'nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu" çalışması bu alanda ülkemizde yapılan ilk çalışmadır. Eser bu alandaki çalışmalara örneklik teşkil etmesi bakımından büyük önem arz etmektedir. İsmail Hakkı Ünal, kırkın üzerinde akademik makale te'lif etmiş, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nde on yedi madde yazmıştır. Birçok kitap bölümüne katkıda bulunmuş ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İmam Hatip Liselerinde okutulmak üzere Hadis ders kitabı yazmıştır. Hadis ilmine bu denli katkıda bulunan Ünal'ın hayatı ve eserleri tek tek incelenerek oluşturulan tezimizde İsmail Hakkı Ünal'ın Türkçe makaleleri incelenmiş, çeviri de bulunduğu eserleri ele alınmıştır. Onun hadise, sünnete yaklaşımı ve verdiği değer, Hz. Peygamber tasavvuru derin muhabbet çerçevesinde değerlendirilmiştir. Onun hadislerin yorumlarına dair te'lif ettiği eserleri, insanlar üzerindeki olumlu tesirleri incelenmiştir. Yaptığı tez danışmanlıkları da ele alınarak Türkiye'deki hadis çalışmalarına sağladığı katkılar ortaya konmaya çalışılmıştır.

Ömer Faruk İlter
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

نظرية النسخ عند الإمام الشافعي (دراسة تأصيلية، تطبيقية)

Abrogation (al-nāsikh wa al-mansūkh) is one of the established disciplines in Islamic jurisprudence, with clear occurrences in both the Qur'an and the Prophetic Sunnah. Among the most debated forms of abrogation are the abrogation of the Qur'an by the Sunnah and the abrogation of the Sunnah by the Qur'an. These issues have sparked considerable scholarly discussion and a variety of perspectives. Imam al-Shāfiʿī's theory of abrogation is distinguished by its unique methodological approach. He notably opposed the idea that the Sunnah could abrogate the Qur'an, based on a fundamental legal principle: the Qur'an is the primary source of Islamic law, while the Sunnah serves as its explanatory and subsidiary source. Thus, the Sunnah cannot abrogate what is foundational to it. Likewise, al-Shāfiʿī rejected the notion of the Qur'an abrogating the Sunnah unless there existed another authentic Sunnah explicitly supporting that abrogation. This study explores the issue of "abrogation in Prophetic Hadiths," with the aim of elucidating Imam al-Shāfiʿī's scientific methodology in addressing abrogation, particularly his position on Hadiths he chose not to act upon due to the absence of conclusive evidence for abrogation. One of the key findings is that al-Shāfiʿī did not recognize any reliable practical example of the Qur'an being abrogated by the Sunnah. Furthermore, he only accepted the abrogation of the Sunnah by the Qur'an if it was corroborated by another Sunnah that clearly abrogated the previous one. The study employed an analytical inductive approach by tracing al-Shafi'i's views on the issue of abrogation, particularly as presented in his book "Al-Risala."

Abdullah Alhajjı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

بين بابل والفينيق الأسطورة عند السّيّاب وأدونيس

Mythology is among the subjects that merit research and study, as it encompasses multiple dimensions shedding light on its intellectual and cultural roots. This study stems from a series of inquiries centered on the nature and origins of myths, the relationship between Arab and Western myths, and the historical precedence between the two. It also seeks to verify the existence of what is known as the "Tammuzian Movement." Additionally, the research explores how Badr Shakir al-Sayyab and Adonis employed myth and symbolism to express suppressed and prohibited themes amidst the oppression and injustice they experienced, utilizing love and war as dual modes of expression for such issues. The study focuses on two pivotal myths in modern Arabic literature: "Babylon," as utilized by al-Sayyab, and "The Phoenix," as employed by Adonis. It seeks to analyze how these two poets managed to use symbols and myths to reframe societal and political issues through a profound and artistically compelling lens. The significance of this study lies in its revelation of the role of myth as a symbolic tool reflecting themes of modernity and conflict, while also highlighting the cultural interplay between Arab and Western heritage. The scope of the study is confined to analyzing the myths of Babylon and the Phoenix as reflected in the literary works of al-Sayyab and Adonis, with a focus on the symbolic and historical contexts surrounding these texts.The research aims to achieve several objectives, most notably: defining myths and their origins, exploring the relationship between Arab and Western myths, and analyzing the use of myth as a medium to address issues of oppression and liberation. The study employs three principal methodologies—analytical, comparative, and inductive—to develop a comprehensive perspective on the role of myth in modern Arabic literature. The research concludes with a summary of the key findings derived from this investigation. While completing this research, I encountered some difficulties, the most important of which were: the scarcity of sources that spoke about the Phoenician myth, in addition to the difficulty of separating the important ideas and points that were between the Babylonian and Phoenician myths. As for the study methodology, I relied on three main approaches: analytical, comparative, and inductive, to reach a comprehensive vision that sheds light on the role of myth in modern Arabic literature. The study concluded with a conclusion that included the most prominent results reached by the research. As for the study methodology, I relied on three main approaches: analytical, comparative, and inductive, Analytical, through analyzing some of the poetry included in the message, and comparative, such as comparing the use of symbolism between Al-Sayyab and Adonis, as well as in their explanation of the idea of resurrection, and inductive, through presenting the opinions of critics, poets, and others about myths and their origins, by benefiting from previous studies and research. to reach a comprehensive vision that sheds light on the role of myth in modern Arabic literature. The study concluded with a conclusion that included the most prominent results reached by the research. Keywords: Modern Arabic Literature, Myth, Al-Sayyab, Babylon, The Phoenix, Adonis.

Şerhan Al Mıhaymıd Elcadan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

-القرآن الكريم وقوانينه -قانون العدل أنموذجًا

The law of justice in the Holy Quran is considered one of the most important laws, as it represents a fundamental pillar in achieving equity and fairness. The Quran contains directives and controls that regulate social, economic, and political relations, and indicates the importance of having righteous individuals to ensure the achievement of complete justice in societies. By studying the law of justice in the Quran, we seek a deeper understanding of the values of justice and fairness advocated by Islam, and to extract practical lessons and guidance for building just and balanced societies. The research aims to explore the role of the Holy Quran as a source of legislation and define the law of justice in Islam, analyze the concept and principles of the law of justice in the Quran, and then clarify how it is applied through the stories contained therein. The impact of the law of justice in shaping Islamic and civil laws is also explored, and the most important laws based on the principles of justice are studied, by analyzing Quranic verses related to law and justice, using an inductive and analytical approach. The concepts related to the law of justice and the laws of the Holy Quran were examined, including right, fairness, equality, wealth distribution, and human rights. The results showed that the Holy Quran provides a comprehensive model of the law of justice, as it emphasizes right, fairness, and equality in all matters, and it urges the protection of individual and societal rights. The research findings point to the importance of justice in the Holy Quran, its applications in the biography of the Prophet and his companions, and the challenges facing its application in modern Islamic societies. Based on these findings, recommendations are made regarding the need to enhance the understanding and interpretation of the Holy Quran to support the application of justice and Islamic laws, promote the understanding and application of the principles of justice and fairness in all areas, develop an independent and impartial judicial system, and encourage intellectual interaction to improve legal systems in line with Islamic values and the needs of modern societies. Keywords: Holy Quran, Law, Justice, Islamic Legislation, Fairness.

Marvan Sultan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

مخالفة اإلمام زفر لإلمام أبي حنيفة في الفروع الفقهية (العبادات نموذجاً)

This study examines the jurisprudential issues in which Imam Zufar ibn al-Hudhayl (may Allah have mercy on him) differed from his teacher, Imam Abu Hanifa al-Nu'man (may Allah have mercy on him), in matters related to acts of worship — including purification, prayer, fasting, zakat, and pilgrimage. The research aims to collect these issues from their original sources and to analyze them through a comparative and analytical study in light of the evidences from the Sharia and the jurisprudential principles of the Hanafi school. It also seeks to clarify the scholarly reasons behind the differences between the two Imams and to highlight the methodological approaches each adopted in reasoning and preference. The study employs a descriptive, analytical, and comparative methodology by tracing the opinions of both Imams in the primary Hanafi sources, analyzing the evidences each relied upon, and clarifying the points of disagreement and their jurisprudential implications. The findings reveal that Imam Zufar was characterized by precision in reasoning, strength in ijtihad, and independence of thought grounded in evidence. His disagreements with his teacher, Imam Abu Hanifa, were scholarly and methodological, enriching the school without diverging from it. Furthermore, the Hanafi school is shown to possess a wide intellectual scope and methodological diversity, reflecting the depth of its juristic tradition and its balanced approach to the Sharia texts and objectives. The study concludes that Imam Zufar's opinions were founded upon sound principles of reasoning and deduction and that his independent views contributed significantly to the expansion and development of the Hanafi jurisprudence. It also demonstrates that the differences among scholars within the same school were not contradictions in purpose, but rather a diversity of understanding and interpretation that enriches Islamic

Cafer Havacı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

منهجية عبد الوهاب الزنجاني في علم القوافي من خلال كتاب معيار النظار في علوم الأشعار

-The Arabs were the first to establish the principles of rhyme, adorning their poetry with the art of rhyme alongside prosodic meters (ʿarūḍ) from the pre-Islamic era to the present day. Linguists such as Khalil b. Ahmad and Akhfash al-Awsat examined the topic of rhyme independently under the title "ʿIlm al-Qawāfī" (The Science of Rhymes), formulating its rules and principles. Rhyme became synonymous with the concept of "Buḥūr al-Shiʿriyya" (the seas of poetry) and appeared in poetic couplets as phonetic or melodic harmony, aiming to create a proportional relationship between the final words of poetic lines in terms of sound and melody. This study explores the methodology of ʿAbd al-Wahhāb al-Zanjānī regarding the science of rhyme in his work "Miʿyār al-Nuẓẓār fī ʿUlūm al-Ashʿār" (The Standard of Contemplation in the Sciences of Poetry), with the author also being known for his renowned work on morphology, "al-ʿIzzī fī al-Taṣrīf" Using a descriptive and qualitative approach, the research aims to answer the question: What is al-Zanjānī's approach to the science of rhyme as reflected in his aforementioned work? The study concludes that, although poetry is not strictly bound by rhyme, rhyme—along with poetic meter and musical rhythms—is one of the foundational sciences in Arabic poetry. This research aims to contribute to the analysis of Arabic poetry and to help aspiring poets enhance their poetic skills and knowledge of rhyme through accurate understanding.

Musa Atcı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

حق التأديب في العمل الإسلامي: دراسة فقهية مقارنة

This research addresses the issue of "Disciplinary Rights in Islam" from a juristic perspective, shedding light on the role of discipline in Islamic law as a means of reforming individuals and society. It asserts that Allah, as the guarantor of justice, commands fairness and forbids oppression, and that legitimate discipline is an indispensable means of maintaining this balance. The primary purpose of discipline is not punishment, but the reform of the individual and society. From this perspective, discipline serves the function of guiding the wrongdoer and directing them towards righteousness; initially, advice and guidance are offered, and depending on the nature of the mistake, it may culminate in a harmless penalty. The research examines the provisions of discipline in family relationships, marital relations, and education in depth, providing a detailed explanation of the rights and responsibilities outlined by Islamic law in these contexts. Furthermore, it emphasizes that mercy and compassion are essential values in the application of discipline, stressing that the primary intention behind discipline should be reform. It is highlighted that the process should be free from violence and harshness, and that the purpose of discipline must solely serve the goal of reform. The research discusses the ignorance surrounding the legitimate provisions of discipline and the misunderstandings in its application, along with the thoughts regarding individuals' rights within society. Therefore, it aims to clarify the excesses related to discipline in practice and relies on various jurisprudential sources to facilitate accessibility in this regard. Additionally, the research examines the provisions related to discipline in Islamic law through the foundational legal proofs such as the Qur'an, Sunnah, consensus (Ijma'), and analogy (Qiyas), and presents the views of the Hanafi, Maliki, Shafi'i, and Hanbali schools of thought in this context. As a result, the research asserts that the right to discipline should be applied within the framework of human boundaries that balance the interests of the individual and society, emphasizing that it is a legitimate right under certain conditions, with references to Islamic jurisprudential schools.

Rasha Alhamed
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

الأمن النفسي كما يصوره القرآن الكريم (أولو العزم نموذجاً)

Psychological Security in the Qur'an: The Case of the "Ulū al-ʿAzm" Prophets** ABSTRACT This study explores the concept of psychological security (al-amn al-nafsī) as presented in the Qur'an and examines its decisive role in human formation and the establishment of social stability. It argues that psychological security is not a transient emotional state; rather, it is a divinely-sourced serenity and tranquility that emerge through faith in God, submission to His commands, and the proper embodiment of tawḥīd. The study analyses the doctrinal, spiritual, devotional, and legal principles set forth by the Qur'an to establish psychological security, highlighting their impact on purifying the human self and eliminating anxiety, fear, and inner turmoil. It also delineates the ways in which this Qur'anic model diverges from modern psychological approaches and formulates a God-centered conception of the human being. The research emphasizes that psychological security is not limited to moments of crisis; it is a guiding principle throughout all stages of life, stabilizing human behavior. Thus, the study offers a framework that relates the Qur'an's principles of mental well-being to the needs of contemporary individuals and provides insights capable of addressing modern challenges. In the applied section, the study examines the Ulū al-ʿAzm prophets—Noah, Abraham, Jesus, Moses, and Muhammad (peace be upon them)—as exemplary embodiments of psychological security. These great messengers represent the highest degrees of trust in God, patience, confidence in the divine promise, and steadfastness in the face of trials. The research illustrates how psychological security is reflected in their narratives: Noah's prolonged perseverance, Abraham's steadfastness before his people, the divine protection granted to Jesus from birth, the reassurance of Moses' mother and Moses' composure before Pharaoh, and the Prophet Muḥammad's صلى الله عليه وسلم experience of divine support during the Hijrah and the battles. Ultimately, the study concludes that the Qur'an provides a holistic system of psychological security grounded in faith and righteous action, and that the prophetic narratives constitute a profound educational model that cultivates psychological balance, inner peace, and spiritual tranquility—needs that remain constant for humanity across all ages. Keywords: Psychological security, Qur'an, Tawḥīd, Sakīnah, Tranquility, Prophetic narratives, Ulū al-ʿAzm prophets, Faith, Steadfastness, Trust in God

Zeynep Al Hatib
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

Esâlîbü'l-hivâr ve davâbituhû fi's-sünneti'n-nebeviyye

This study examines the methods and principles of dialogue in the Prophetic Sunnah, viewing dialogue as a fundamental means of daʿwah, education, and the construction of human understanding. The research begins by highlighting the status of dialogue in Islam and demonstrating its prominent presence in the Prophetic Sunnah. It aims to uncover the Prophetic methodology of dialogue, clarify its Sharīʿah-based principles, and shed light on the most significant dialogical methods employed by the Prophet ﷺ in his interactions with various groups, such as children and adults, men and women, Muslims and non-Muslims. The study also seeks to apply these methods to the contemporary context, particularly in educational, daʿwah, and social fields. The research adopts an inductive-analytical approach by collecting Prophetic hadiths characterized by dialogical discourse, analyzing their content, and deriving the principles and guidelines inferred from them. In addition, a descriptive method is employed to present the concepts related to dialogue and to distinguish it from closely related terms such as argumentation, debate, and disputation. The findings reveal that dialogue in the Prophetic Sunnah is founded upon firmly established ethical principles, including truthfulness, justice, respect for others, and attentive listening. Moreover, it operates within guidelines that take into account individual, age-related, spatial, and temporal differences, as well as diverse intellectual and religious affiliations. The study further demonstrates the diversity of Prophetic dialogical methods, such as the question-and-answer approach, the use of parables, narrative-based dialogue, and the stimulation of reason, emotion, and conscience. This diversity reflects the comprehensiveness and flexibility of the Prophetic methodology. The study concludes by emphasizing the importance of reviving and emulating the Prophetic approach to dialogue in addressing contemporary issues, due to its profound impact on fostering the values of coexistence, strengthening a discourse of moderation, and achieving the objectives of Islamic daʿwah.

Faysal Elhüseyin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessAR

حديث الولد للفراش روايةً وفقهاً

This research aims to examine the Prophet's hadith: "The child is to be attributed to the bed and the adulterer deserves nothing" in a comprehensive manner, integrating both the narrational and jurisprudential aspects. This hadith holds a central position in the chapters of lineage and family rules. The study addresses the various transmission routes and textual forms of the hadith in the books of Sunnah, starting with the two Sahihs, followed by the four Sunan collections, and then the Musannafs and Musnads, in addition to analyzing wording of the hadith, studying the verbal differences among the narrations, and clarifying the unique aspects of each narration. Additionally, the transmission routes are classified according to the narrating Companions, the degree of authenticity and the Imams rulings are clarified, and its position in the Sunnah as well as its reliance by jurists in lineage matters is demonstrated. From the jurisprudential aspect, the research addressed the rules upon which the establishment of lineage is based and the methods of proving it by jurists, such as cohabitation, acknowledgment, and Physiognomy, with discussing their contemporary counterpart which is genetic testing and clarifying its validity to prove or deny lineage according to Shariah principles. The study also clarified the rulings concerning children born out of wedlock, the jurists' positions regarding attributing them to the adulterer in the absence of cohabitation, in addition to researching the impact of divorce on establishing lineage, and clarifying the minimum and maximum waiting periods according to Islamic Jurists, and the rulings that result from that. The study concludes that the hadith "The child is to be attributed to the bed" constitutes a foundational principle in lineage, that preserving lineage is an absolute objective in Shariah, and that the rules of cohabitation remain the primary Shariah basis for establishing lineage.

Merve Munle
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebü'l-Alâ el-Hemedânî'nin (Ö.569/1173) Ğâyetü'l-İhtisâr adlı eserinde yer alan kıraat vecihlerinin tefsîr ilmi açısından değerlendirilmesi

Kur'ân-ı Kerîm'in nüzûlünden itibaren anlaşılması ve yorumlanması çabaları devam ede gelmektedir. Kur'ân ilimleri, Kur'ân'ı Kerîm'in açıklamaya yardımcı olurlar. Kur'ân ilimlerinden bir tanesi de, Kur'ân'ın tilavetiyle alakalı kıraat ilmi adıyla ortaya çıkmaktadır. Kıraat ilmi, Kur'ân kelimelerinin tilavetini, aynı ve farklı yönleriyle bildirilen kişiden rivâyetle ele alan ve inceleyen bilimdir. Kıraat farklılıklarının Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinin mânâsını açıklayıcı bir vasfa büründürmesini sebep sayarak kıraatleri bir nevi tefsîrin kaynaklarından kabul etmek mümkündür. Buradan hareketle kıraat farklılıkları tefsîr olabilir yargısına varılmış ve kıraatlerin Tefsîrin hangi kısmında yer aldığıyla ilgili fikirler ortaya atılmış ve bu şekilde bir düşünce ortaya çıkmıştır. Kıraat ilminin gelişimiyle meşgul olmuş ve her dönemde bu görevi üstlenen çoğunlukla kârîlerden oluşan bir topluluk bulunmuştur. Bu kişilerle Kur'ân-ı Kerîm Hz. Peygambere ilk okunduğu şekliyle günümüze kadar gelmiş kıyamete kadar da değişmeden devam edecektir. İşte bu topluluğun fertlerinden biri de Ebü'l-Alâ el-Hemedânî'dir. (ö.569/1173) Hemedânî eserlerini, İslâmın en temel kaynağı olan Kur'ân ve Sünneti esas alarak telif etmiştir. Kıraatle ilgili tüm râvîleri isnad zinciriyle birlikte zikrederek ele almıştır İbnü'l-Cezerî (ö.833/1429) çalışmalarından dolayı Ebü'l Alâ' el-Hemedânî'nin kıraat ilmindeki yerini göstermesi bakımından kıraat alanında pek çok eseri bulunan Ebû Amr ed-Dânî (ö.444/1053) ile mukayese ederek "Dânî'nin eserleri her ne kadar daha yaygınsa da kıraat ilminde Ebü'l-Alâ daha bilgilidir."cümlelerini kullanmıştır. Bu tezde Hemedânî'nin hayatı, ilmî kişiliği, eserlerinin tahlili ve Ğâyetü'l-İhtisâr adlı eserinde yer alan kıraat vecihlerinin Tefsîr ilmi açısından değerlendirilmesi yapılacaktır.

HemedaniKur'an-ı KerimKıraat+4
Naim Avan
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle fonlaması ve İslam hukuku açısından değerlendirilmesi

Kitlesel fonlama, geleneksel finansal kaynaklara alternatif olarak kurumların ya da girişimcilerin, internet aracılığıyla çok sayıda kişinin desteklerinden yararlanılarak sosyal, kültürel ve kâr amaçlı girişimlere fon bulma çabalarıdır. Tez çalışmamızda kitlesel fonlamanın tanımı, mahiyeti, çeşitleri, İslam hukukunda karşılık geldiği yöntemler, konuya örnek kitlesel fonlama platformları ve fıkhî açıdan değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında konunun hukuki mahiyetine, amacına, yöntemine ve kaynaklarına değinilmiştir. Birinci bölümde kitlesel fonlama teriminin kavramsal çerçevesi zikredilip, tarihine, çeşitlerine, mahiyetine değinilmiştir. Kitlesel fonlamanın çeşitlerine yer verilmiştir. Kitlesel fonlama sisteminin işleyişi ve avantaj ve dezavantajları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü, İslam hukuku perspektifinden kitlesel fonlama yöntemlerinin analizine tahsis edilmiştir. Bu bölümde kitlesel fonlamanın dört çeşidinin İslam borçlar hukukundaki hangi yönteme tekabül ettiğine yer verilmiştir. İslami kitlesel fonlama platformlarından birkaçı ele alınarak bir değerlendirmede bulunulmuştur. Çalışmamız ulaştığımız neticeleri ve önerilerimizi içeren bir sonuç bölümüyle tamamlanmıştır.

FonlarGirişimcilikKitlesel fonlama+3
Naime Parlıyan
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cezayir millî şairi Mufdî Zekeriyyâ ve İlyâzetu'l-Cezâir adlı eseri

Cezayir edebiyatının önemli bir figürü olan Mufdî Zekeriyyâ, millî şair olmasının yanı sıra modern dönemde klasik Arap şiirini temsil etmesiyle öne çıkmaktadır. Şiirlerinde geleneğe bağlı kalarak, yaşadığı dönemin fikir ve düşüncelerini yansıtmıştır. Eserleri yalnızca Cezayir ile sınırlı kalmamış, Kuzey Afrika başta olmak üzere tüm İslam dünyasını etkilemiştir. Mufdî Zekeriyyâ'nın hayatı ve millî şair kimliği üzerine çalışmalar bulunsa da bugüne kadar herhangi bir eseri derinlemesine incelenerek edebî tarzının özellikleri ve estetik anlayışı hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Mufdî Zekeriyyâ'nın edebî kişiliğinin yaşadığı dönemin siyasî, sosyal ve kültürel şartlarının etkisiyle nasıl şekillendiğini ve onun düşünce ve sanat anlayışını en belirgin şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin muhtevası ile şekil ve üslup özelliklerini incelemektir. Bu doğrultuda şairin edebî kişiliğini yansıtan temel bir eser olarak İlyâẕetu'l-Cezâir ve ulaşılabilir diğer tüm eserleri doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma kapsamında, şairin İlyâẕetu'l-Cezâir'i kendi sesinden okuduğu kayıtların çözümlemeleri ile muhteva tablosu ve grafiği, nitel verilerin nicelleştirilmesi ve sayısal analizlerinin yapılmasıyla oluşturulmuştur. İlyâẕetu'l-Cezâir'de sonunda "lâzime" (nakarat) adı verilen tekrarların yer aldığı 100 kıtanın vezinli ve kâfiyeli olması, klasik Arap şiiri formlarından esinlenilerek yenilikçi bir yaklaşım sergilendiğini gösteren bulgulardandır. Eserin nazım biçiminin Mufdî Zekeriyyâ tarafından oluşturulmuş yeni bir tür olarak kabul edilebileceği çalışmanın sonuçlarından biridir. Mufdî Zekeriyyâ'nın sanat anlayışını en iyi şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin incelenmesiyle şairin edebî tarzı ve estetik anlayışı üzerine yapılacak bir değerlendirme, Cezayir edebiyatının daha iyi tanınmasını sağlayacağı gibi modern dönemde klasik Arap şiirine dair yenilikçi yaklaşımların keşfedilmesine de olanak sağlayacaktır.

Arap edebiyatıArap şiiriBelagat+4
Furkan Yağcı
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Son dönem âlimlerinden Mahmûd Şeltût ve fıkıh düşüncesi

Islah, tecdid, ictihad ve taklit gibi konulardaki görüşleriyle meşhur son dönem İslam hukukçularından biri olan Mahmûd Şeltût'un hayatı, eserleri ve fıkıh düşüncesinin incelendiği bu çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konu, önem, kapsam, gaye ve kaynaklarından bahsedilmiştir. Birinci bölümde Şeltût'un yaşadığı dönemin siyasi, sosyal ve dini durumu hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca onun hayatı, ilmî tahsili ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde Mahmûd Şeltût'un usûl-i fıkıh kapsamındaki meseleler arasında bulunan şer'î delillere dair bakış açısı, Kur'ân, sünnet, icmâ, kıyas gibi delillere yaklaşımı ile ictihad, taklit ve ulemanın ihtilaf sebepleri konularındaki düşünceleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümde ise Şeltût'un genel olarak fürû-i fıkıh meselelerine dair yaklaşımı, sorulan sorulara verdiği fetvâları, tercihleri ve ictihadları ele alınıp ilgili düşünceleri sebebiyle İslâm hukuk tarihinde durduğu konum üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında ise araştırma neticesinde elde edilen bilgiler maddeler halinde serdedilmiştir. Anahtar kelimeler: Mahmûd Şeltût, fıkıh, ictihad, fetva, taklit, Ezher.

BiyografiFetvalarFuruk-u fıkhiyye+6
Ömer Faruk Öz
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yahya b. Nasuh b. İsrail'in Şerhu Lugati Ferişteoğlu adlı eserinin tahkiki

Bu çalışmada manzum Arapça-Türkçe sözlüklerin ilki niteliğindeki Ferişteoğlu Lugati'nin şerhi olan, Yahya b. Nasûh b. İsrâil'e ait Şerḥu Luġati Ferişteoğlu adlı eserin, el yazması nüshalarının karşılaştırılması ile tahkiki yapılmış ve eserin günümüze kazandırılması amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden, dokümanların incelenmesi ve bilgilerin değerlendirilip düzenlenmesi sistemi ile yapılan çalışma ana iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm şerhe konu olan Ferişteoğlu Lugati ve yazarı İbn Melek ile Şerḥu Luġati Ferişteoğlu ve yazarı Yahya b. Nasûh b. İsrâil hakkında bilgiler içermektedir. Ayrıca tahkik çalışmasında kullanılan nüshaların bilgileri ve tahkik aşamalarına da yer vermektedir. İkinci bölüm ise eserin Mevlâna müzesinde bulunan nüshasının diğer bazı nüshalar ile karşılaştırılması sonucunda elde edilen tahkikli Arapça metinden oluşmaktadır. Tahkikte nüshalar arasındaki farklar belirtilmiş, sonuna bazı fihristler ve kaynakça eklenmiştir.

ArapçaLugati FerişteoğluSözlük+3
Ayşe Mihriban Ecevit
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da mücrim kavramı

Son ilâhî kılavuz olan Kur'ân'ı anlama çabaları, nüzulünden bugüne süregelmektedir. İlk müfessir Hz. Muhammed ve Sahâbenin tefsir faaliyetleri, sözcük bazlıydı. Fetihlerle genişleyen İslâm coğrafyasında her geçen gün İslâm ile şereflenen müminlerin ihtiyacını karşılamak ve vahyi zihinlerde netleştirmek adına yapılan tefsir faaliyetleri çeşitlenerek devam etmiştir. Müfessirlerin istidâtları, çağın ihtiyaçları ve zihniyetleri göz önünde bulundurularak, klasik ve modern olarak adlandırılan dönemlerde rivâyet ve dirâyet tefsirleri ile filolojik, sosyolojik, bilimsel nitelikli ya da konu merkezli yorumlama çalışmaları yapılagelmiştir. Konulu tefsirde Kur'ân, sûre, âyet ya da konu ve kavram bazlı çalışmalar yapılmaktadır. "Crm" ve varyantlarının karşılık geldiği anlamlar, câhiliye devrindeki kullanımları, Arap şiirleri ve ilk dönem lügatleriyle, Kur'ân ile kazandığı anlam, tefsirlerinden iktibas ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kur'ân'ın anlaşılması ve yorumlanmasına küçük bir katkı amacı taşıyan bu çalışmada, "mücrim" kavramına yakın ve zıt kavramlardan faydalanılmıştır. Mücrim kavramının geçtiği âyetlerin taranması, derlenmesi ve analizi vesilesiyle, kavramın izlediği süreç ve anlam dünyasındaki değişim tespit edilerek, mücrimlerin vasıfları ve cezalandırılmaları üzerinde durulmuştur.

Anlam bilimKur'an-ı KerimMücrim+2
Ayben Onbaşı
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantalist Jacqueline Chabbi'nin Kur'an'ı anlama yöntemi

Bu çalışmada, halen hayatta olan Fransız oryantalist Jacqueline Chabbi'nin hayatı, eserleri, düşünce yapısı ve Kur'an'ı anlama yöntemi incelenmiştir. Çalışmamızın amacı Chabbi'nin Kur'an'ı anlama yöntemi ışığında Kur'an'ın derin ve evrensel mesajına yönelik yaklaşımlarını ortaya koyup Kur'an'ın doğru anlaşılmasına katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda Chabbi'nin yöntemini daha iyi anlayabilmek için genel olarak oryantalizmden ve özellikle Fransız oryantalizminden ve Chabbi'nin etkilendiği oryantalistlerden bahsetme gereği duyulmuştur. Çalışmamızda Chabbi'nin kaleme aldığı eserlerinden, ders kayıt videolarından, sosyal bilimlerin sunduğu antropoloji, filoloji ve tarih bilimlerinin verilerinden, fıkıh usulü, tefsir usulü ve ilk dönem tefsir ve sözlükbilim çalışmalarından istifade edilmiştir. Sonuç olarak Chabbi'nin antropoloji ve filoloji bilimlerini mezcederek Kur'an'a karşı tarihselci bir yaklaşımı olduğu tespit edilmiştir. Bulgulara göre Chabbi'nin kendi yöntemi içerisinde farklı tutumlara sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Tefsir, Tarihsellik ve Evrensellik, Antropoloji, Chabbi, Dilbilimsel Tefsir, Oryantalizm.

AntropolojiChabbi, JacquelineEvrensellik+6
Betül Demirel
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ehl-i hadîsin mucize anlayışı ve hadis edebiyatındaki yeri

Ehl-i hadîs, İslam'ın ikinci kaynağı olan sünnet metinlerini sözlü ve yazılı olarak sonraki nesillere aktarmıştır. Mu'cize konusu ise eski dönemlerden beri insanlığın dikkatini çeken bir olgudur. Ehl-i hadîs, tasnif dönemi ve sonrasında rivayetlerde geçen hissi mu'cize anlatımlarını, kitaplarının farklı bölümlerinde kaydetmişlerdir. Bu çalışmada ehl-i hadîsin mu'cize rivayetlerine yaklaşımı ve değerlendirme tarzları incelenerek diğer ekollerle kıyaslaması yapılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mu'cize kavramı ve kelâm ekollerinin bu kavramı nasıl ele aldığı incelenmiştir. İkinci bölümde mu'cize rivayetlerinin kaynaklarda yer alma dönemi üzerinden delâilü'n-nübüvve edebiyatının oluşum süreci hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise ehl-i hadîs imamlarının hadîs kitaplarında mu'cize rivayetlerini hangi konular altında kaydettikleri incelenerek ehl-i hadîsin mu'cizelere yaklaşımları ortaya konmuştur.

Cevşen Çemberlitaş
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Abdulaziz ez-Zemzemî ve Dîvânı

"Abdulaziz ez-Zemzemî ve Dîvânı" isimli bu çalışmada Osmanlı Dönemi Arap şairlerinden Abdulaziz ez-Zemzemî'nin (ö. 976/1568) hayatı, muhteva ve şekil yönünden Divân'ındaki şiirleri incelenmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde şairin yetiştiği şehir olan Mekke ve Hicaz bölgesinin XVI. yüzyıldaki sosyal, siyâsî ve kültürel durumu hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şairin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde ez-Zemzemî'nin söylediği şiirler içerik yönünden tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise şairin şiirleri şekil ve üslup bakımından incelenmiştir. Şiirlerdeki kaside yapısı, şairin kelime ve cümle tercihleri, anlatım teknikleri ve şiirlerde kullanılan edebi sanatlar belirlenerek şairin şiirlerinin edebi değeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Abdulaziz ez-Zemzemî, medih, Peygamber methiyeleri ve ihvâniyyât vb. konularda şiir söylemiştir. Şiirlerinin çoğu dînî temalı olmasından dolayı şair şiirlerinde ağırlıklı olarak dînî kavramları kullanmıştır. Şairin dili sade ve akıcıdır. Kullandığı edebî sanatlar şiirine edebî zenginlik katmıştır.

Abdulaziz el-ZemzemiArap şiiriDivan şiiri+4
Abdullah Gümüşsoy
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Arap şairlerden Ebu'l-Bahr el-Hattî ve şiirleri

Bu çalışmada Ḳatîf'de doğmuş, hayat serüvenini Bahreyn'de sürdürmüş, daha sonra günümüzdeki adıyla İran'a göç edip orada vefat etmiş olan Ebu'l-Baḥr el-Hattî'nin hayatı ve şiirleri incelenmiştir. Çalışma, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, problemi, yöntemi ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada kullanılan kaynaklara yer verilmiştir. Şairin yaşadığı dönem de bu bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde Ebu'l-Baḥr'ın hayatı ve edebî kişiliği incelenmiş ve Divân'ına dair genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde muhtevâ tahlili yapılmış ve medih, mersiye, ihvâniyyât, özlem, mektuba giriş, gazel, vasf, hamriyat, hezliyât ve dînî içerikli şiir muhtevâlarında kaleme aldığı şiirler örneklendirilmiştir. Şiirlerin ilgili yerlerinin metinleri ve tercümeleri aktarılmış ve bu şiirlerle ilgili yorumlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde şairin şiirleri kasîde yapısı, vezin ve kâfiye, anlatım yöntemleri ve kullanılan sanatlar açısından incelenmiştir. Sonuç olarak Ebu'l-Bahr'ın, şiirlerinde Arap şiirinin ana muhtevâlarını ve diğer tâlî konularını başarılı şekilde şiirlerine yansıttığı tespit edilmiştir. Söz konusu şiirlerini, dil ve üslup özelliklerini başarılı şekilde kullanarak yazdığı belirlenmiştir.

Arap edebiyatıArap şiiriBiyografi+4
Abdullah Esat Bağcı
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00