Recep Tayyip Erdoğan University
Discipline

Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Anabilim Dalı

Recep Tayyip Erdoğan University

195

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili su ürünleri tüketim alışkanlıkları üzerine bir anket çalışması

Bu çalışmada Ege Bölgesinin gelişmekte olan Uşak İlinin merkezinde yaşayan 1000 birey ile görüşülerek anket çalışması yapılmış ve su ürünleri tüketim alışkanlıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ankete katılanların %55,5'i kadın, %44,5'i erkeklerden oluşmaktadır. Ankete katılanların %59,3'ü lise mezunudur. Katılımcıların %27,6'sı öğrenci,%21,1'i işçi, %28,0'i ev hanımı, %19,3'u memur,%1,5'i emekli ve %2,5'i de diğer meslek mensuplarıdır. Ankete katılanlar arasında 1501-3000 TL geliri olanlar, %36,7 oran ile en fazla birey sayısına sahiptir. Katılımcıların %23,5'i kırmızı eti, %18,9'u tavuk eti, %15,5'i balık eti tüketirken, %36'sı bütün et çeşitlerini ve %6'sının da et tüketmedikleri belirlenmiştir. Ankete katılanların balık tüketim sıklıkları haftada bir %38,1 oranla birinci sıradadır. En fazla tercih ettikleri deniz balıkları ve deniz balıklarından da hamsidir. Katılımcılar en fazla balığı ise pazar yerlerinden temin etmektedirler. Balık, büyük çoğunlukla (%79,1) kış aylarında ve %83,63'ü evde, %8,99'u lokantada ve %7,38'i piknikte tüketmektedirler. Balığın kızartılarak pişirilmesi %76,9 ile daha çok tercih edilmektedir.

AnketlerBalık tüketimiBalıklar+6
Mustafa Şahan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'ndan elde edilen balık köftelerinde Defne ve Biberiye uçucu yağlarının duyusal ve mikrobiyolojik kaliteye etkisi

Bu çalışmada gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'ndan elde edilen balık köftelerinin bazı mikrobiyolojik ve duyusal özellikleri üzerine defne ve biberiye uçucu yağlarının etkileri araştırılmıştır. Gökkuşağı alabalığı filetoları kıyma haline getirilerek farklı katkı maddeleri ilave edilerek üç köfte grubu oluşturulmuştur. Bu köfte gruplarından; 1. grup; kontrol grubu (Kk), 2. grup; biberiye uçucu yağı ilave edilmiş grup (Bk) ve 3. grup; defne uçucu yağı ilave edilmiş guptan (Dk) oluşmuştur. Tüm köfte örnekleri 4±1oC'de muhafaza altına alınarak periyodik olarak mikrobiyolojik ve duyusal olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, çiğ balık etinde toplam mezofilik aerobik bakteri (TMAB) sayısı 5,24±0,04 log kob/g, toplam psikrofilik aerobik bakteri (TPAB) sayısı 4,22±0,02 log kob/g olarak belirlenmiştir. Çiğ balık etindeki TMAB ve TPAB sayısı köfte yapımıyla birlikte tüm köfte örneklerinde (Kk, Bk ve Dk) azalmış olmakla birlikte, Dk grubu köfte örneklerinde TPAB için, Bk grubu köfte örneklerinde TMAB ve TPAB için bu azalma örneklerde istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Panelistlerin 1. gün değerlendirmesi sonucunda Bk ve Dk köfte örneklerinin genel beğenisinin Kk köfte örneklerine göre daha iyi olduğu belirlenmiştir. Tüm köfte grupları içerisinde Dk köfte örneklerinin genel olarak panelistlerce daha fazla beğenildiği saptanmıştır.

Balık köftesiGökkuşağı alabalığıMikrobiyolojik kalite+2
Ergül Keser
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya, Isparta ve Afyonkarahisar illerinde bulunan su ürünleri işleme tesislerinin güncel durumu

Tez çalışmasında Göller Bölgesinin su ürünleri üretiminde lider konumda bulunan üç ili Antalya, Isparta ve Afyonkarahisar'da bulunan toplam 13 su ürünleri işleme tesisi incelenmiştir. Çalışma için önceden belirlenen soruların bulunduğu anket formu hazırlanmıştır. Ankette işletmelerin kuruluş tarihleri, kuruluş yerleri, kurulu kapasiteleri, personel durumu, hijyen durumu, iş güvenliği durumu, uluslararası almış oldukları kalite belgeleri, hammadde ediniş şekilleri, işleme yöntemleri, üretim ve ihracat durumu ve işleme tesislerinin karşılaşmış oldukları problemler ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Anket sonuçlarına göre genel olarak işleme tesislerinin Isparta ve Afyonkarahisar'da eşit şekilde dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Antalya'da 5, Isparta ve Afyonkarahisar'da 4'er tesis yerinde ziyaret edilerek anket formları doldurulmuştur. Tesislerde bayan işçiler daha çok olmak üzere daimi işçiler çalışmaktadır. Sorumlu yöneticilerin çoğunu su ürünleri mühendisleri oluşturmaktadır. Tesislerin tümünde HACCP uygulanmakta olup hijyen eğitimini almış, iş güvenliği eğitiminden geçmiş personel bulunmaktadır. Tesislerde iş güvenliği şirketleriyle anlaşmalı iş güvenliği uzmanı bulunmaktadır. Hammadde temininin hem yerli hem de yabancı üreticilerden karşılandığı tespit edilmiştir. Genellikle tüm tesislerin ihracat yaptığı tespit edilmiştir. En çok karşılaşılan problemler kalifiye elaman bulmaktaki güçlükler ve hammadde sıkıntısı olarak tespit edilmiştir.

Hüseyin Erkeç
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar ili su ürünleri tüketim alışkanlıkları üzerine bir anket çalışması

Bu çalışmada, Afyonkarahisar ili su ürünleri tüketim alışkanlıkları, eşit olasılıklı basit rastgele örnekleme yöntemi uygulanarak, tesadüfi olarak seçilen 590'u erkek ve 410'u kadın olmak üzere toplam 1000 katılımcıya yüz yüze ve soru cevap şeklinde anket yapılarak gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan bireylerin % 42' sinin 13-18 yaş grubunda olduğu, %70'lik oranla öğrencilerden oluştuğu tespit edilmiştir. Katılımcıların % 67'sinin ortaokul ve lise eğitimi aldığı belirlenmiştir. Katılımcıların % 38'i 1501- 3000 TL , % 32'si 951-1500 TL, % 17'si 3000 TL' den fazla ve % 2 'si 950 den az gelire sahip oldukları, ankete katılan bireylerin % 35'i bütün et çeşitlerini severek tüketirken, kırmızı eti severek tüketenlerin oranı % 27, tavuk etini severek tüketenlerin oranı % 19, balık etini tercih edenlerin oranı ise % 18 ve % 1'inin ise hiç et tüketmediği, katılımcılardan balık etini tercih edenlerin % 48'i ayda 1, % 29'u ayda 2-4 defa su ürünleri tükettikleri, % 15'inin ayda 5-8 defa tükettikleri, hergün ve ayda 9 ve üstü tüketimin çok az olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların % 53'ü su ürünlerini taze, % 22'si salamura, % 17'si tuzlanmış ve % 8'i konserve olarak tükettiği tespit edilmiştir. Ankete katılan bireylerin en çok tercih ettikleri deniz balığı % 38 oranla hamsi, tatlısu balıklarından ise % 50'lik oranla sazan olduğu görülmüştür. Katılımcıların % 53'ü ayda 1-3 kg, % 26'sı 4-6 kg balık tükettikleri tespit edilmiştir.

Asım Dursun
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin Körfezi'nde kupes (Boops boops, L.,1758) avcılığında galsama ağlarının seçiciliği

Kupes (Boops boops L.,1758) seçiciliği için Mersin Körfezinde (İzmir) üç farklı göz genişliğine sahip multifilament sade uzatma ağları kullanılmıştır. Örnekler Haziran 2014 ile Ağustos 2014 tarihleri arasında 7 operasyondan elde edilmiştir. Seçicilik parametrelerinin hesaplanması ve seçicilik eğrilerinin oluşturulmasında Holt (1963) metodu kullanıldı. Toplam yakalanan balıkların içinde kupes balıklarının oranı % 86 ve 20 ve 22 mm göz genişliğindeki ağların balık miktarları birbirine çok yakındı. Kupes balıkları için 18, 20, 22 mm göz genişliğine sahip multifilament galsama ağlarının tahmin edilen optimum seçicilik uzunlukları sırasıyla 15,02, 16,69 ve 18,36 ve hatta ortak seçicilik faktörü de 8,34 olarak hesaplandı. Kupes balıklarının olgunlaşma boyu esas alındığında 18, 20 ve 22 mm göz genişliğindeki galsama ağlarının Mersin Körfezi'nde kupes balıkları üzerinde aşırı bir av baskısına neden olmadığı belirlenmiştir.

Alper Ünsal
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lactococcus garvieae aşısı uygulanan gökkuşağı alabalıklarında (oncorhyncus mykiss) yem katkısı olarak sarı kantaron yağının (hypericum perforatum) etkisinin belirlenmesi

Bu araştırmada, Hypericum perforatum bitkisi yağının balıklarda Lactococcus garvieae patojenine karşı in vivo antibakteriyel etkisi ve büyüme performansı üzerindeki etkisinin belirlenebilmesi amacıyla deneysel gruplar oluşturulmuştur. Bitkinin (Hypericum perforatum) yağı 0.0 ve 1.5, ml/kg oranlarında yeme ilave edilmiştir. Uygulamalar her biri ortalama 15-20 g' lık 70 adet balık içeren 400 L tanklarda 3 tekerrürlü yapılmıştır. Denemenin başlangıcında seçilen bazı gruplar L. garvi patojenine karşı aşılanmışlardır. 8 haftalık uygulamanın sonunda L. garviae patojeni ile deneysel yolla enfekte edilerek balıkların hayatta kalma (RPS) ve mortalite oranları tespit edilmiştir. Çalışmada en yüksek mortalite oranı %52,50 ile kontrol grubunda elde edilmiştir. RPS değerleri bakımından gruplar karşılaştırıldığında ise en yüksek değerin (%100) bakterinli ve 1,5 ml/kg Hypericum perforatum ilaveli yemle beslenen gruplarda olduğu görülmüştür.

Kamil Atsatan
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitki özütlerinin sous vide uygulamasında sarıağız balığı (Argyrosomus regius) filetolarının kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, sarıağız balığı (Argyrosomus regius Asso, 1801) filetolarının biberiye ve kekik özütleri ile muamele edilerek sous vide teknolojisinin uygulanması, 4±1°C'de soğuk muhafaza sürecindeki bazı kalite özelliklerindeki değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan yağ asiti kompozisyonu analizlerinde 25 farklı yağ asiti tespit edilmiştir. Bu yağ asitlerinden 10 tanesi doymuş yağ asidi (DYA), 6 adedi tekli doymamış yağ asidi (TDYA) ve 9 adedinin de çoklu doymamış yağ asidi (ÇDYA) olduğu belirlenmiştir. DYA, TDYA ve ÇDYA içinde baskın yağ asitlerinin sırasıyla palmitik asit, oleik asit ve linoleik asit olduğu tespit edilmiştir. Kimyasal kalite analiz sonuçlarına göre, çiğ vakum paketli fileto örneklerinde önemli oranda pH değişimi gözlenirken (P<0.05), sous vide uygulanan örneklerdeki pHʾın nötür seviyelere yakın seyrettiği görülmüştür. Toplam uçucu bazik azot (TVB-N), tiyobarbitürik asit (TBA) ve trimetilamin azot (TMA-N) değerlerinin, sous vide uygulanan Kontrol SV, Biberiye SV ve Kekik SV gruplarında muhafaza süresince limit değerleri aşmadığı saptanmıştır. 7. ve 35.gün aralığında Kekik SV ve Biberiye SV gruplarına ait TBA değerinin Kontrol SV grubuna göre önemli ölçüde düşük olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Kontrol SV, Biberiye SV ve Kekik SV gruplarında 42. gün toplam mezofilik aerobik bakteri (TMAB) sayısı ve toplam psikrofilik aerobik bakteri (TPAB) sayısı limit değerleri aşmamıştır. Depolama süresince sous vide uygulanan gruplarda laktik asit bakterileri, maya ve küf tespit edilmemiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre biberiye ve kekik özütlerinin tat ve koku açısından ürünün duyusal kalitesini geliştirdiği ve sous vide sarıağız balığının panelistlerce beğenildiği belirlenmiştir.

Burcu Bozova
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akualkültürde balık refahının değerlendirilmesi üzerine bir çalışma: Gökkuşağı alabalığı örneği

Günümüzde, hayvan refahı uygulamalarına gerek yetiştiriciliği yapılan hayvan için, gerek etik değerler için, gerekse besinsel olarak yüksek verim elde etmek için ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma gökkuşağı alabalığı işletmelerinin balık refahı açısından değerlendirilmesi için yapılmıştır. Bunun için alabalık işletmelerinin durumunu tespit etmek amacıyla anket çalışması uygulanmıştır. Yapılan ankette işletmelerin genel işleyişi ve balık refahına yönelik cevapları ele alındığında ankete katılan 23 işletmenin %52'si balık refahını göz ardı ederken %48'i dikkate almaktadır. İşletmelerin %83'ü balık refahını sağlama potansiyelinin olduğunu, %17'si ise bu potansiyelin olmadığını belirtmiştir. Çiftlik durumlarını iyileştirme imkanı için %23'ü yüksek potansiyel belirtirken %32'si düşük potansiyel belirtmiştir. Bu sonuçlar dikkate alındığında ülkemizdeki akuakültür işletmelerinin balık refahı konusunda imkanlara, desteğe ve bilgiye, balık refahına yönelik uygulamalar yapacak kadar sahip olmadığı görülmektedir. Ticari bir sektör olarak kabul edilen akuakültür, devlet desteğiyle hem üretici hem de tüketicinin bilinçlenmesi ve bu konu üzerine kapsamlı araştırmalar yapılmasıyla balık refahının daha yaygın hale geleceği öngörülmektedir.

AkuakültürGökkuşağı alabalığıHayvan refahı
Kardelen Cansu Kurt
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mozambik Cumhuriyeti'nde su ürünlerinin genel durumu ve işleme yöntemleri

Mozambik Cumhuriyeti yaklaşık 2700 km'lik sahil şeridi (Hint Okyanusu) ve tatlı su kaynakları ile iyi bir su ürünleri potansiyeline sahiptir. Tez çalışmasında Mozambik Cumhuriyeti su ürünleri sektörünün genel durumunun ortaya konulması amacıyla on ilde (Nampula, Cabo Delgado, Niassa, Zambézia, Tete, Sofala, Manica, Gaza, Inhambane ve Maputo) yer alan su ürünleri işleme tesisi ve halk tarafından yapılan su ürünleri işleme-pazarlama işlemleri incelenmiştir. Çalışma için önceden belirlenen soruların bulunduğu anket formu kullanılmıştır. Ankette işletmelerin kuruluş tarihleri, kuruluş yılı ve kapasiteleri, personel durumu, hijyen eğitim durumu, yaş aralıkları, cinsiyet dağılımı, iş güvenliği, personelin sağlık kontrolünden geçirilme sıklığı, hammadde kaynağı, uluslararası almış oldukları kalite belgeleri, işleme yöntemleri, üretim ve ihracat durumu ve işleme tesislerinin karşılaşmış oldukları problemler ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Anket sonuçlarına göre genel olarak işleme tesislerinin bazılarında HACCP uygulanmakta olup hijyen eğitimini almış, iş güvenliği eğitiminden geçmiş personel bulunmaktadır. Tesislerde iş güvenliği şirketleriyle anlaşmalı iş güvenliği uzmanı genellikle bulunmaktadır. Su ürünleri işleme tesislerinde hammaddenin hem yerli hem de yabancı üreticilerden karşılandığı tespit edilmiştir. Genellikle tüm tesisler ihracat yapmaktadır.

AnketlerMozambikSu ürünleri+2
Aboo Chıco Junıor
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Teke karidesi (Palaemon serratus (Pennant, 1777)), morio kurdu (Zophobas morio (F. 1776)) ve Afrika Göçmen Çekirgesi (Locusta migratoria (L. 1758))'nin olta balıkçılığında av verimliliğine etkilerinin karşılaştırılması

Olta balıkçılığında balık türlerine ve habitata göre canlı, cansız ve yapay yemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada, hexapoda türlerinden Morio Kurdu (Zophobas morio (F. 1776)) ve Afrika Göçmen Çekirgesi (Locusta migratoria (L. 1758)) denizde olta balıkçılığında kullanılabilirliği ve verimlilik açısından Teke Karidesi (Palaemon serratus (Pennant, 1777)) ile karşılaştırmalı olarak test edilmiştir. Çalışma, Yelkoma Dalyanı (Adana)'nda, toplam 420 atım yapılarak gerçekleştirilmiş ve 80 adet balık (72 adet çipura, 8 adet levrek) yakalanmıştır. Çipuranın %45'i Teke Karidesi ile %33'ü Afrika Göçmen Çekirgesi ile ve %22 si Morio Kurdu ile, Levrek balığının da %75'i Afrika Göçmen Çekirgesi ile %25'i de Morio Kurdu ile yakalanmıştır. Birim av gücüne göre Teke Karidesi 1.81-4±0.40-4adet/iğne, Morio Kurdu 1.02-4±0.34-4 adet/iğne ve Afrika Göçmen Çekirgesi ise 1.7-4±0.68-4adet/iğne olarak tespit edilmiştir. Balıkların toplam ağırlıkları üzerinden yapılan Birim Maliyet Hesabına göre en düşük maliyete sahip yem Afrika Göçmen Çekirgesi olarak hesaplanmıştır.

Afrika göçmen çekirgesiAv verimiBalıkçılık+1
Atılgan Kunt
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğirdir gölü (Türkiye) tatlı su ıstakozunun (Pontastacus leptodactylus (Eschscholtz, 1823)) populasyon parametreleri ve stok değerlendirilmesi

Bu çalışma, Eğirdir Gölü'ndeki tatlı su ıstakozu (Pontastacus leptodactylus (Eschscholtz, 1823)) populasyonunun stok değerlendirmesi ile birlikte av kompozisyonu, boy-ağırlık ilişkisi, üreme özellikleri, birim çabaya düşen av miktarı, kabuk yapısı ve lezyonlu birey oranının tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Büyüme parametrelerinin tahmin edilmesinde ve stok analizinde TropFishR R paketi; dişi ıstakozların L50 üreme boyunun belirlenmesinde sizeMAT R paketi kullanılmıştır. Haziran 2021-Temmuz 2022 döneminde aylık olarak yapılan çalışmada 29.92 ile 163.38 mm tam boy aralığında 14919 adet birey yakalanmıştır. Popülasyonun dişi:erkek oranı 0.82/1.00 olarak bulunmuştur. Tüm eşey gruplarında (dişi, erkek, dişi+erkek) pozitif allometrik büyümenin gerçekleştiği belirlenmiştir. Dişi bireylerde pleopodal yumurtaya Aralık-Mayıs döneminde rastlanmıştır. Eşeysel olgunluk boyu (L50) 86.9 mm, ortalama yumurta sayısı 277.90 ve ortalama yumurta çapı 2.88 mm olarak saptanmıştır. Kondisyon faktörü (KF) 2.54, yumuşak kabuklu birey oranı %8.98 ve lezyonlu birey oranı %10.19 olarak tespit edilmiştir. Birim çabaya düşen av miktarları CPUE 0.46 adet/pinter/gün ve YPUE 11.78 g/pinter/gün olarak bulunmuştur. Büyüme parametreleri L∞, K ve Ф sırasıyla 86.06 mm, 0.59 yıl-1 ve 3.64 olarak bulunmuştur. Yıllık ölüm katsayıları Z, F ve M sırasıyla 3.02, 2.38 ve 0.64 olarak hesaplanmıştır. Sömürü oranı (E) 0.78, Fcurr/Fmax oranı 1.79 ve SPR 0.13 olarak tahmin edilmiştir. Tatlı su ıstakozu stokunun aşırı av baskısı altında olduğu ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için avcılık kaynaklı ölüm oranının azaltılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bayram Korkmaz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Fermente alabalık üretiminde starter kültür (Lactobacillus sakei ve Saccharomyces cerevisiae) kullanımı ve ürün kalitesine etkisi

Bu çalışma, üretimi her geçen gün artan alabalığının (Oncorhynchus mykiss), (L) Lactobacillus sakei ATCC® 15521™, (S) Saccharomyces cerevisiae ATCC® 9080™ ve (M) L. sakei ATCC® 15521™ + S. cerevisiae ATCC® 9080™ starter kültürleri ile (F) bakteri ilavesiz doğal fermente ürünlerin üretim prosesinin optimizasyonu ve kalite özellikleri belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan ön denemeler sonucunda alabalık dilimde (%94 a/a) şeker (%2 a/a), tuz (%3 a/a), sarımsak tozu (%0.3 a/a), zencefil tozu (%0.3 a/a) ve tatlı toz kırmızı biber (%0.3 a/a) ile karıştırılarak 4°C'de 2 gün bekletilmiş ve 60°C'de 3 saat ısıl işlem sonrasında 7-8 log kob/ml starter bakteriler (%1) inoküle edilerek 24±2 °C'de 14 gün fermente edilmiştir. 0., 2., 4., 6., 8., 10. 12. ve 14. günlerde örnekler alınarak mikrobiyolojik, kimyasal ve duyusal analizleri yapılmıştır. Kontrol grubunun pH değerinin 12. günde 5'in altına düştüğü, starter kültür ilave edilmiş gruplarda ise L grubu 2. günde, diğerleri 4. gün itibariyle yaklaşık 4'e ulaşarak sabitlendiği gözlemlenmiştir. Taze balık eti pH'ı 6.70'den, L, S ve M'nin pH değerleri 14 gün içinde sırasıyla 4.01, 4.18 ve 4.09'a düşmüştür. pH değeri kontrol grubunda 6.39'a, L. sakei suşu eklenen LAB grubunda 4.11'ye düşmüştür. Karma starter mikroorganizmalarla fermentasyona tabi tutulan M grubu alabalıkta besin içerikleri daha yüksek olup, pH, TVB-N, TBA seviyeleri, doğal olarak fermente edilmiş alabalıktan daha düşük olduğu, saprofit ve patojenik bakterilerin büyümesini engellediği, doğal olarak fermente edilmiş ürünlerle karşılaştırıldığında fermentasyon süresini kısalttığı ve fermente alabalıkların duyusal olarak daha beğenildiği tespit edilmiştir.

AlabalıklarGıda mikrobiyolojisiLactobacillus+7
Göknur Sürengil
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19'un su ürünleri tedarik zincirine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgınında etkilenen sektörler arasında yer alan su ürünlerindeki tedarik zincirinin su ürünleri satıcılarının, tüketicilerinin ve yetiştiricilerinin üzerine etkisinin belirlenmesi için yapılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak yüz yüze görüşme yöntemi kullanılmış ve amaca uygun olarak hazırlanmış anket çalışması yapılmıştır. Isparta ilinde 25 su ürünleri satıcısı (perakendeci), 400 kişi su ürünleri tüketicisi, 30 su ürünleri yetiştiricisine anket yapılmıştır. SPSS paket programı ile 0.05 anlamlılık düzeyi dikkate alınarak istatiksel analizler yapılmıştır. Toplanan verilerden çıkan sonuçlara göre en önemli önermeler olarak "İşletmede Covid-19 sürecinde ödemeler olumsuz etkilendi." önermesine su ürünleri satıcı anket çalışmasına katılanlar en çok %52 oran ile kesinlikle katıldıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanında ankete katılan su ürünleri tüketicileri "Covid-19 sürecinde dondurulmuş su ürünleri tüketimimde artış oldu." önermesine en fazla %56 oranla fikrim yok demişlerdir. Ayrıca su ürünleri yetiştirici anketinde "Covid-19 sürecinde üretilen ürünlerin dağıtımındaki aksamalar sebebiyle stok fazlalığı oluşmuştur." önermesine en çok %86.7 oranla katıldıklarını ifade etmişlerdir. Ankete katılan su ürünleri satıcılarımız Covid-19 döneminde üreticiden tüketiciye kadar olan tedarik sürecinin %76'sı olumsuz etkilendiğini, %24'ü olumsuz etkilenmediğini belirtmişlerdir. Bu durumda ankete katılan su ürünleri satıcıları Covid-19 döneminde tedarik zincirinin olumsuz etkilendiğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar; Covid-19 sürecinde su ürünleri sektöründeki bütün kesimlere bir olumsuz etkisinin olduğunu ortaya koymuştur.

IspartaSu ürünleriTedarik zinciri
Mustafa Umut Mengi
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Nil tilapia (Oreochromis niloticus) yavru yemlerinde balık unu yerine amphipoda ununun kullanım olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada, su ürünleri sektöründe ana protein kaynağı olarak kullanılan balık ununun yerine, denizel su ürünleri yetiştiricilik sistemlerinde, özellikle midye halatlarında ve orkinos ağlarında bolca bulunan fouling organizmalarından olan amfipodların, balık unu yerine ilave edilmesinin, Nil tilapia yavrularının büyüme performansı, antioksidan enzim aktiviteleri, sindirim enzimi aktiviteleri ve vücut kompozisyonu gibi parametreler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, başlangıç ortama ağırlıkları 1.88 g olan Nil tilapia (Oreochromis niloticus) yavrularının diyetlerinde balık unu yerine farklı oranlarda (%0, %50 ve %100) amfipod unu içeren izonitrojenik (%35.4) ve izolipidik (%2.7) diyetler hazırlanmıştır. Deneme 3 tekerrürlü olacak şekilde 9 adet akvaryumda, her akvaryumda 15 adet Nil tilapia yavrusu ile yürütülmüştür. 8 hafta süren denemenin sonunda, balık unu yerine %50 oranında amfipod unu ikamesinin Nil tilapia yavrularında büyüme performansı, yem alımı, iç organ indeksleri, balık etinin kimyasal kompozisyonu, sindirim enzimi aktiviteleri ve antioksidan enzim aktiviteleri üzerinde kontrol grubu ile istatiksel olarak benzer sonuçlar belirlenmiştir. Ancak, balık ununun %100 amfipod unu ile ikame edilmesi, Nil tilapia yavrularının büyüme performansı, yem alımı ve protein verimlilik oranı üzerinde kontrol grubuna göre olumsuz sonuçlar tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, balık unu yerine %50 amfipod unu ikamesinin Nil tilapia yavruları üzerinde büyüme parametreleri ve sağlık üzerinde olumsuz bir etki olmadan kullanılabileceğini göstermektedir. Su ürünleri yetiştiricilik sektöründe sorun teşkil eden fouling organizmaların çevreci bir yöntemle sorun olmaktan çıkarılması ve bu organizmaların sektöre yeniden besin olarak kazandırılması için hasat sırasında farklı tekniklerin geliştirilip bu canlıların toplanması ve kullanılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Tilapia
Mustafa Akın
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Gümüşi havuz balığından (carassius gibelio) çorba üretimi ve su teresi (nasturtium officinale) ilavesinin kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışmada, gümüşi havuz balığından çorba üretimi ve su teresi ilavesinin bazı kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Üretilen çorba örnekleri (K, su teresi içermeyen; S1, %1 su teresi içeren; S5, %5 su teresi içeren) 22±2oC'de vakum paketlenerek 6 ay süreyle depolanmıştır. Depolama süresince çorba örneklerinde fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal analizler yapılmıştır. Ayrıca çorba örneklerinin mikroskobik yapısının görüntülenmesi için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) analizi, besinsel kalitenin belirlenmesi için besin bileşim analizleri, yağ asidi ve aminoasit içeriğini belirlemeye yönelik analizler yapılmıştır. Depolama süresince pH değeri 5.30±0.02-5.50±0.02, toplam uçucu bazik azot (TVB-N) değeri 17.51±0.12-24.58±1.13 mg/100g, tiyobarbitürik asit (TBA) değeri 3.89±0.34-6.35±0.03 mg MDA/kg aralığında bulunmuştur. Nem değeri %4.89±0.11-8.28±0.14 ve aw değeri de 0.08±0.00-0.36±0.01 aralığında bulunmuştur. Mikrobiyolojik olarak toplam mezofilik aerobik bakteri (TMAB) sayısının 4.28±0.01-5.90±0.01 log kob/g, laktik asit bakteri (LAB) sayısının 3.32±0.07-4.90±0.01 log kob/g olduğu ve maya-küf üremediği saptanmıştır. Tüm örnek gruplarında doymuş yağ asitleri (DYA) içinde palmitik asit, tekli doymamış yağ asitleri (TDYA) içinde oleik asit ve çoklu doymamış yağ asitleri (ÇDYA) içinde de linoleik asit en fazla oranda bulunmuştur. Aminoasit içeriğinde ise tüm çorba örnek gruplarında esansiyel olmayan aminoasitlerden glutamik asit ve esansiyel aminoasitlerden de lizin en fazla miktarda bulunmuştur. SEM ile incelenen çorbalar benzer yapısal özellikler göstermiştir. Duyusal değerlendirme sonucunda, tüm çorba örneklerinde depolama süresince renk, tat, koku, tekstür ve genel kabuledilebilirlik parametrelerinde genel olarak önemli bir değişimin olmadığı ve panelistlerce en çok S1 çorba örneklerinin beğenildiği görülmüştür.

Carassius gibelioKalite özellikleriSu teresi+1
Fahriye Ümüt
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Isparta ilinde su ürünlerinin ekonomik durumu, pazarlanması ve çözüm önerileri

Bu çalışma su ürünleri yetiştiricileri, avcıları, sanayicileri ve satıcılara yönelik olarak su ürünlerinin pazarlanması sırasında ortaya çıkan problemlere çözüm önerilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veri toplama amacıyla birebir görüşme yöntemi kullanılmış ve amaca uygun olarak anket çalışması yapılmıştır. Bu çerçevede Isparta'da su ürünleri satıcıları, balık avcıları, balık yetiştiricileri ve su ürünleri sanayicilerine anket uygulanmıştır. Yapılan anket sonuçlarından elde edilen verilere göre; en önemli olarak yetiştiricilerin ürettikleri balıkların pazarlamasında problemler yaşanmaktadır. Yetiştiriciler arasında güven ortamının tesis edilememesi sebebiyle, yetiştiricilerin birlikte hareket edememesi (%60.7 oran) söz konusudur. Balık yetiştiricilerinin birlikte hareket edebilmeleri durumunda balıklarını daha yüksek fiyattan satmaları (%50 oranında) mümkün olabilecektir. Bunun yanında ankete katılan su ürünleri yetiştiricileri üretim sırasında karşılaştığınız en önemli sorunlar nelerdir?" sorusu yöneltildiğinde en çok %66.7 oranla kur kaynaklı yem fiyatlarındaki değişkenliklerdir diye cevaplamışlardır. Balık avcılarının pazarlama faaliyetlerindeki hangi bölümlerin maliyetlerinin en yüksek olduğu anket sonucuna göre %39 oranla taşıma maliyeti diye cevaplanmıştır. Avcılar taşıma maliyetlerinin oldukça yüksek olması avcıları olumsuz etkilemektedir. Balık satıcılarının balık fiyatları hakkında nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz ile ilgili soruya 73 oranla alık fiyatlarının orta halli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca anket çalışmasına katılanlar balık işleme tesislerinde en çok kerevit ve alabalığın değerlendirildiğini belirtmişlerdir. Balık satıcılarının pazarlama faaliyetlerinde maliyetlerin daha yüksek olduğu ve olumsuzluk ve zorluklarla karşı karşıya kaldıkları belirlenmiştir. Bu sonuçlar su ürünlerinin pazarlanması konusunda sorunların oldukça fazla olduğunu ve çözüm önerilerinin de çok çeşitli olması gerektiğini ortaya koymaktadır.

PazarlamaSu ürünleriİşleme
Sultan Şahan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sazan (cyprinus carpio L., 1758) yavru yemlerine su mercimeği (lemna trisulca) ve çimlendirilmiş tohumların ilavesinin büyüme, vücut kompozisyonu, histoloji ve sindirilebilirlik üzerine etkisi

Bu çalışma, çimlendirilmiş bitkisel hammaddelerin ve Lemna trisulca ununun sazan balıklarında (Cyprinus carpio L., 1758) büyüme performansı, vücut kompozisyonu, doku histolojisi ve sindirilebilirlik üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Deneme grupları; Kontrol, Soya filiz, Tam yağlı soya, Maş mikroyeşil, Maş filiz, Buğday mikroyeşil, Buğday filiz ve Lemna trisulca olmak üzere 8 gruptan 3 paralel olarak oluşturulmuştur. Deneme yemleri izonitrojenik (%40 ham protein) ve izolipidik (%8 ham yağ) deneysel yem formüle edilmiştir. Kapalı devre su sisteminde 90 gün süreyle ortalama 5.78±0.2 g ağırlığındaki 288 adet sazan balığı üzerinde yürütülmüştür. Sonuçlara göre çimlendirilmiş hammadde katkıları büyüme ve fizyolojik parametreleri anlamlı şekilde etkilemiştir (P <0.05). Maş filiz ve Maş mikroyeşil grupları, en yüksek canlı ağırlık artışı, özgül büyüme oranı, en düşük yem dönüşüm oranlarına ve dengeli bir vücut protein ve yağ oranına, en iyi yağ ve iyi bir protein sindirilebilirliğine sahip olmuştur (P <0.05). Bu gruplarda karaciğer ve bağırsak dokularında herhangi bir patolojik değişim gözlenmemiştir. Buna karşılık buğday filizi, buğday mikroyeşil ve tam yağlı soya grubunda kötü bir büyüme ve yem değerlendirme, düşük protein etkinlik oranı ve protein sindirilebilirliği belirlenmiştir. Karaciğer ve bağırsak dokularında patolojik bulgular izlenmiştir. Lemna trisulca grubu kontrolden daha düşük bir büyüme göstermiş, bununla birlikte dokularda herhangi bir hasar izlenmemiştir. Sonuç olarak, maş filiz ve mikroyeşil katkılı yemler, sazan balıklarında büyüme, sindirim fizyolojisi ve dokusal sağlığı desteklemiş; buna karşılık buğday filiz, buğday mikroyeşil ve tam yağlı soya içeren diyetler olumsuz etkiler göstermiştir. Sonuç olarak, çimlendirilmiş bitkisel hammaddelerden, maş fasulyesi filizi ve mikroyeşil formu, sazan yemlerinde yem alternatifi olarak değerlendirilebilir.

Sırrı Pakır
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Olta balıkçılığında sülünez (Solen vagina) ve tavuk eti (Gallus gallus domesticus) yemlerinin av verimine etkisi

Tüm dünyada olduğu gibi olta balıkçılığı yapan kişi sayısı Türkiye'de de hızla artış göstermektedir. Bu artışa paralel olarak tüm uygulama alanları (yakıt, ulaşım, konaklama, tekne kirası, malzeme vs.) açısından sürekli büyüyen bir ekonomi vardır. Bazı çalışmalarda ülke nüfusunun %10'unun (± % 6,1) amatör olta balıkçısı olduğu bildirilmektedir. Olta balıkçılığında av verimini etkileyen en önemli faktörlerin başında iğne ve yem gelir. Bu çalışmada, olta balıkçılığında yem olarak kullanılan sülünez (Solen vagina) ve tavuk eti (Gallus gallus domesticus)'nin avcılık etkinliği, birim av gücü, iğnede kalma oranları ve maliyet hesapları incelenmiştir. Denemeler Çeşme-Ildır Körfezi'nde Mart-Mayıs 2017 tarihleri arasında iki farklı istasyonda 50-60 m derinliklerde 320 olta atımı ile gerçekleştirilmiştir. Olta ile yakalanan balıkların %47'si tavuk eti ile yakalanırken %53'ü sülünez ile yakalanmıştır. Birim av gücüne (CPUE) göre tavuk eti 0,07 (S.E. 0,01), sülünez 0,08 (S.E. 0,01) olarak tespit edilmiştir (P > 0,05). Tavuk etinin iğnede kalma oranı %46,9 iken sülünezde bu oran %30,5'dir (P ≤0,05). Bunun yanı sıra maliyet açısından tavuk etinin %100 daha karlı olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları olta balıkçılığında tavuk eti ve sülünezin birlikte kullanımının hem maliyet hem de avcılık süresi açısından etkili olacağını göstermektedir.

Cihan Saylıkoğlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kılıç balığı (Xiphias gladius L, 1758) avcılığına yönelik pelajik uzatma ağ denemeleri

Bu çalışma Mayıs 2017-Eylül 2018 tarihleri arasında kılıç balığı avcılığının yoğun olarak uygulandığı Orta Ege Denizi'nde Kuşadası Körfezi, Seferihisar açıkları ve Çeşmenin güneyinde yürütülmüştür Çalışmada Türkiye'de 2002 yılına kadar uygulanan, ICCAT tarafından yasaklanan Sürüklenen uzatma ağlarının teknik özellikleri ve av kompozisyonuna ilişkin verilerin elde edilmesi üzerine gerçekleştirilmiştir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün güdümüyle Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinde 2017/SÜF/006 numaralı proje ile desteklenmiştir. Çalışmada 210d/60 numara ip kalınlığında, 500 mm tam göz boyunda E=0,66 donam özelliğinde 25 göz derinliğinde geleneksel kılıç ağı ve 210d/54 numara ip kalınlığında, 460 mm tam göz boyunda E=0,57 donam faktörüne sahip doktora yaka kılıç ağı kullanılmıştır. Kuşadası Körfezi, Seferihisar açıkları ve Çeşme'nin güneyinde 4 balıkçı teknesi ile 12 av operasyonu gerçekleştirilmiş 5 türe ait 120 birey yakalanmıştır. 48 birey ile hedef tür olan kılıç balığı (Xiphias gladius L, 1758) en çok yakalanan tür olmuştur. Kılıç balığını 34 birey ile yazılı orkinos (Katsuwonus pelamis Kishinouye, 1915), 26 birey ile lambuka (Coryphaena hippurus L, 1758), 8 birey ile Balta balığı (Brama brama Bonnaterre, 1788) ve 4 birey ile mavi yüzgeçli orkinos (Thunnus thynnus L,1758) av kompozisyonunu oluşturmuştur. 12 av operasyonu boyunca herhangi bir memeli ve kaplumbağa avlanmamıştır.

Esra Eryağcı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı konsantrasyonlardaki yeşil çay ekstraktının levrek (Dicentrarchus labrax) filetoları üzerindeki antioksidatif etkisi

Sahip olduğu yüksek besin değerine karşın dayanım ömrü kısa olan su ürünlerinde, diğer gıdalarda da olduğu gibi antioksidanlar kullanılmaktadır. Sentetik kaynaklı bu antioksidanlar yerine, doğal antioksidanların kullanımının denendiği çok sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmanın amacı; tüketicinin de kolaylıkla uygulayabileceği bir yöntem olan klasik demleme yöntemi ile elde edilen yeşil çay ekstraktı kullanılarak levrek (Dicentrarchus Labrax) filetolarının 4±2℃'deki oksidatif stabilitesini gözlemlemektir. Belirlenen konsantrasyonlarda ve daldırma sürelerinde yeşil çay ekstraktı uygulanıp depolanan filetoların, depolamanın 0., 3., 6. ve 9. günlerinde TBARs analizi, duyusal analiz ve renk analizi gerçekleştirilmiştir. Literatüre bağlı olarak önemli bir etki beklenmemesine rağmen TAMBS analizi de ilave olarak yapılmıştır. İki set halinde gerçekleştirilen analizlerin sonucunda, her iki sette de yeşil çay ekstraktı uygulanmış tüm örneklerin TBARs sonuçları, 9 günlük depolamanın ardından kontrol grubunun sonuçları ile kıyaslandığında, anlamlı farklar bulunmuştur. Depolamanın sonunda, 1. sette 2. grup (%4 g/ml-20dk), 2. sette 4. grup (%0,8 g/ml-20dk) en iyi sonuçları vermiştir. Yeşil çay ekstraktının beklendiği üzere önemli bir antimikrobiyal ve duyusal etki göstermediği, renk değerlerinin ise yeşil çay ekstraktında bulunan renk maddeleri nedeniyle beklenilen şekilde değiştiği gözlenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, su ürünlerinde doğal antioksidan olarak yeşil çay ekstraktı kullanılabilir bulunmuştur.

Elifcan Duman
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Structural analysis of Sığacık Bay fisheries

In this study, it is aimed to determine the current status of the fishing activity in the Bay of Sığacık and to determine the problems of the region fishermen and their interaction with other sectors operating in the Bay. This study is planned as a descriptive work. The fishing fleet was determined and monthly interviews were held with fishermen for one year between 2017 August and 2018 July. Catch composition, CPUE values and technical features of the fishing gears were detected from the product at landing spots. Technical designs of the fishing gears were drawn in conformity with FAO standarts by using MS Visio programme with scale. CPUE values were analyzed by using SPSS statiscally analysis programme. Red mullet gillnet and trammel nets, multi-purpose gillnet and trammel nets, longline, trammel entangling net and monofilament entangling net, 5 type handlines and bottom trawl nets are defined in the Bay of Sığacık. Gillnet and longline annual total catch quantity was found 28.12 tons. Deep trawl annual total catch quantity was found 173.52 tons. Gillnets caught mostly Bogue, Red mullet and Goatfishes, while longlines caught Gilthhead seabream, White seabream and Saddled seabream. Bottom trawl mostly caught Deep-water rose shrimp, Atlantic horse mackerel and European hake. Daily catch per unit effort values were found 4.21±1.84 kg´1000m-1 for red mullet gillnet, 58.41±18.49 kg´1000m-1 for Bogue gillnet, 2.97±1.08 kg´1000m-1 for multi-purpose trammel net and 43.70±12.04 kg´1000m-1 for entangling net. Longline Daily CPUE value was found 15.83±5.97 kg/1000 hooks

Murat Deveci
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege denizi limanlarına kayıtlı büyük ölçekli balıkçı gemilerinde iş sağlığı ve güvenliği

Ticari balıkçılık dünyanın en eski mesleklerinden biridir. Çalışma yeri ve koşullarından dolayı dünya üzerindeki en tehlikeli iş dallarından biri olarak görülmektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği tüm sektörlerde olduğu gibi balıkçılık sektörü için de önem arz etmektedir. Bu sektör çalışanları olan balıkçılar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2012 yılında yayınladığı "İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği" ne göre (28509,2012) "Tehlikeli iş" olarak tanımlanan sınıfta çalışmaktadırlar. Balıkçı gemilerinde kaptan olarak çalışan kişilerin yönetmelik gereği balıkçı gemisi kaptanı belgesi alması, tayfa olarak çalışan kişilerin de balıkçı gemisi güverte tayfası belgesi alması zorunlu tutulmaktadır. Balıkçı gemisi güverte tayfası almak isteyen kişilerin, balıkçı gemisi tayfası denizde güvenlik eğitimlerini alması ve ayrıca balıkçı gemisi güverte tayfası sınavını başarı ile vermesi gerekmektedir. Denizde güvenlik eğitim konuları Can Kurtarma Araçlarının Kullanımı, Denizde Canlı Kalabilme, İlkyardım, Yangınla Mücadele ve Personel güvenliği konu başlıklarını kapsamaktadır. Bu çalışmanın amacı büyük ölçekli balıkçı gemilerinde çalışanların denizde can güvenliği konusundaki bilgi düzeylerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve mesleklerini icra ederken geçirdikleri kazaların olası nedenlerinin tanımlanarak, çözüm önerileri sunulmasıdır. Bu çalışmada, Ege Denizi Limanlarına Kayıtlı Büyük Ölçekli Balıkçı Gemisi olarak nitelendirilen boyları 12'm den büyük olan trol ve gırgır gemilerinde çalışan kaptan ve personelleri ile anket uygulaması yapılarak, bu teknelerde çalışan personellerin çalışma koşullarında bilgi düzeylerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi IMO kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışma alanlarında yaşadıkları kazalar ve olası nedenleri tanımlanmış ve İş güvenliği kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmada, toplamda 1250 kişi içerisinden prevalans %50, Desen etkisi 1, Hata %5, Güven Aralığı %95, olacak şekilde yapılan hesaplamalarda toplamda 294 kişi ile anket yapılması planlanmıştır. Gerçekleştirilen anket, 33 trol teknesinden 177 katılımcı, 32 gırgır teknesinden 118 katılımcı olmak üzere toplamda 295 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Anket verileri SPSS 18 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Ankete katılım sağlayanların Denizde Güvenlik, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili bilgi düzeyleri belirlenmiştir. Anket sonuçlarına göre katılımcıların %80'den fazlası balıkçılık mesleğinin tehlikeli bir meslek olduğunu belirtmiştir. Ayrıca ankete katılım sağlayan katılımcıların %40'ı iş kazası geçirdiğini belirtmiştir. Bu durum, Ticari balıkçıların işlerini yaparken oldukça dikkatli olmaları, işlerini yaptıkları sırada gerekli ekipman donanımı kullanmaları, mesleki açıdan yeterli bilgiye sahip olmaları gerektiğini ve en küçük bir hatanın bile ciddi yaralanmalara, hatta ölümlere neden olabileceği gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. Anahtar sözcükler: Ege denizi, balıkçı gemileri, iş güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği.

Alihan Mermer
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kerevit (Astacus leptodactylus eschscholtz, 1823) pinterinde seçiciliğin geliştirilmesi

Bu çalışmada, ülkemiz iç sularının ticari değeri yüksek su ürünlerinden birisi olan kerevitlerin avcılığında kullanılan pinterlerin seçicilik özelliklerinin belirlenmesi ve standart takım üzerinde yapılan bazı modifikasyonlar ile seçiciliğin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Arazi çalışmaları, Eğirdir Gölü'nde (Isparta-Türkiye), 2017 yılının Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında mevsimsel olarak yürütülmüştür. Seçiciliğin belirlenmesinde örtü torba tekniği kullanılmıştır. Tüm deneme takımları için 210d/12 ip kalınlığında 14 mm göz açıklığında yeni bir örtü torba dizayn edilmiştir. Çalışmada herbirisi 20'şer pinterden oluşan 7 farklı deneme grubunun seçiciliği araştırılmıştır. Denemeye alınan pinterler; son torbası kapalı olan "kontrol", son torbasına 34, 42 ve 54 mm göz açıklığında ağ donanan "Ağ34", "Ağ42", "Ağ54" ve son torbasına 20, 25 ve 30 mm bar aralıklı ızgara modifiye edilen "Izg20", "Izg25", "Izg30" gruplarından oluşmuştur. Avlanan bireyler deneme grubuna ve torba türüne göre ayrıldıktan sonra biyometrik ölçümleri yapılmıştır. Kontrol, Izg20, Izg25 Izg30, Ağ34, Ağ42 ve Ağ54, deneme grupları için tahmin edilen ortalama L50 değerleri ve seçicilik aralıkları aynı sıra ile 8.88 (2.21), 10.56 (1.41), 11.33 (1.61), 12.19 (1.78), 10.29 (2.28), 10.50 (1.40) ve 11.13 (0.82) cm olarak tahmin edilmiştir. Ticari avcılıkta yaygın olarak kulanılmakta olan 34 mm göz açıklığındaki son torbası kapanan pinterlerin L50 değeri tür için ilan edilen 10 cm'lik yasal boyun altında bulunmuştur. Bu takımlarının seçiciliğinin geliştirilmesine yönelik olarak, son torbaya 20 mm aralıklı ızgara uygulanması tavsiye edilmektedir. Anahtar sözcükler: Kerevit, pinter seçiciliği, ızgara, Eğirdir Gölü

Mehmet Cilbiz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Su ürünleri işleme tesislerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları

Bu tezde su ürünleri işleme tesislerinin iş sağlığı ve güvenliği alanında yer alan kanun, yönetmelik ve tüzüklere göre alınan önlemler ve tespit edilen eksiklikler incelenmiştir. Tez çalışması kapsamında İzmir'de yer alan 4 adet su ürünleri işleme tesisi incelenmiştir. İncelenen su ürünleri işleme tesisleri 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanununa ve bu yasa kapsamında bulunan yönetmeliklere göre değerlendirilip mevcut risklerin yok edlmesi ya da en düşük seviyeye indirilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca farklı sektörlerde ki iş sağlığı ve güvenliği alanında ki çalışmalar incelenip değerlendirilmiştir. Su ürünleri işleme tesislerindeki iş sağlığı ve güvenliği açısından oluşan riskler ve tehlikeler farklı sektörlerde de benzer özelliklerde olduğu görülmüştür. İşletmelerde ki mevcut ve potansiyel risklerin ve tehlikelerin ortadan kaldırılması veya en düşük seviyeye düşürülmesi için iş sağlığı ve güvenliği kanununa uyulması oldukça önemlidir. Bu alanda yapılan akademik çalışmalar artmalı, üniversite ve sanayi işbirlikleri iş sağlığı ve güvenliği kültürünün gelişmesi adına desteklenmelidir.

Yalçın Mete Coşkun
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eminönü'nden Gürpınar'a İstanbul'un balıkhaneleri

İstanbul'da 1 Eylül 2015'te hizmete açılan Gürpınar Balık Hali işletim şekli ve fiziki şartları açısından dünya ve Avrupa standartlarına yakın bir haldir. İstanbul'un balık hali tarihi oldukça eskilere dayanır. Kültürel ve coğrafi bir kesişim yeri olan İstanbul tarihten bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir kenttir. Bu kentte yaşayan farklı kültürlerin birleştiği en önemli nokta hepsinin balıkçılıkla uğraşmalarıdır. Bizans ve Osmanlı Devleti zamanında İstanbul'da önemli balıkçılık merkezleri ve satış yerleri bulunmaktaydı. İlkönce Eminönü, Beyoğlu ve Kumkapı'da hizmet veren hal günümüzde Gürpınar'da hizmet vermeye başlamıştır. Çalışmadaki amaç İstanbul Balık Halinin tarihçesi, Gürpınar'da faaliyet gösteren balık halinin fiziki koşullarını ve işleyişini anlamak, ayrıca yıllara göre hale gelen deniz ürünlerinin çeşitliliğini tespit etmek ve halde işçi olarak çalışan kişilerin sosyal ve ekonomik özelliklerini ortaya koymaktır. Sahadan veri elde etmek için Ekim 2017 ile Ekim 2018 tarihleri arasında 47 kişi ile yüz yüze görüşülmüş ve veriler tablolar halinde değerlendirilmiştir. Uygulanan görüşmelerde yaş, medeni durum, eğitim gibi temel demografik soruların dışında işçilerin hale yönelik düşüncelerini ve problemlerini tespit etmeye yönelik sorular sorulmuştur. Sahadan elde edilen veriler sonucunda Gürpınar Balık Hali'nin bazı fiziki ve sosyal anlamda eksiklikleri olmasına rağmen Kumkapı Balık Hali ile mukayese edildiğinde Gürpınar Balık Halinin daha iyi olduğu konusunda tüm işçiler hemfikirdir. Olumsuz yön olarak elektronik mezat hala faaliyete geçememiştir; ayrıca bölgede sosyal olanakların kısıtlı olması ve yeni hale ulaşımın Kumkapı Haline oranla daha zor olması olarak sayılabilir. İşçilerin büyük bir kısmı hale yakın yerlere taşınmayı düşünmektedirler.

Bahri Barkın Kahraman
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Strafor kutularda nakliye edilen levrek (Dicentrarchus labrax) balıklarında kullanılan farklı buz tiplerinin ürün kalitesine etkisi

Su ürünleri, kimyasal ve mikrobiyal bozulmalara diğer gıdalara oranla daha duyarlıdırlar. Balık türüne ve özelliklerine göre değişen muhafaza ve sevkiyat ekipmanları, yakalanan balıkların pazara ulaşma sürecinde pre-rigor evresini uzatmaya ve rigor evresini geciktirmeye yönelik seçilmektedir. Türkiye sularında avcılığı ve yetiştiriciliği yaygın olarak yapılmakta olan levrek (Dicentrarchus labrax) ekonomik değeri yüksek olan türler arasındadır. Bu bağlamda bu ürünün pazara ulaşmasında uygulanan prosedürler ve alınan önlemler, gerek sunduğu işleme imkânları ve oluşturduğu ekonomik çeşitlilik, gerekse tüketici sağlığı ve hakları açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında balıkların muhafazası ve taşınması esnasında kullanılan soğutucu ekipmanları arasındaki ilişkiler incelenerek optimum gereksinimler belirlenmiş ve üründe meydana gelen kimyasal, renk ve duyusal etkiler incelenmiştir. Diğer yandan kuru buzun gaz salınımı sayesinde oluşan CO2 gazının ürün ve buz içeriği ve raf ömrü üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre %25 yaprak - %75 kuru buz karışımı 12 günlük raf ömrünü mümkün kılmış, ortama salınan karbondioksit ile Toplam Aerobik Mezofilik Bakteri gelişimini kısıtlamış ve ürün kalitesini pozitif yönde etkilemiştir. Bu sonuçların ihracat, nakliye ve ürün kalitesine etkileri göz ardı edilmeyecek düzeydedir.

Mert Ömer Özbilgin
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sıcaklık koşullarında depolanan sardalyaların (Sardina pilchardus) mikrobiyal ekolojilerinin belirlenmesi

Bu tez çalışmasında, farklı sıcaklıklarda (4˚C ve 10˚C) depolanan sardalyaların (Sardina pilchardus, Walbaum, 1792) mikrobiyal ekolojisinin belirlenmesi amacıyla mikrobiyolojik analizler (toplam aerobik mezofilik bakteri, psikrotrof bakteri, maya-küf, Enterobactericeae, koliform bakteri, fekal koliform, Staphylococcus aureus, laktik asit bakterileri) yapılmış ve bakteri tanımlamaları API test kitleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma sonucunda 10˚C'de depolanan sardalyaların etinde; %25.4-70.5 Pantoea spp., %96.6 Morganella morganii, solungaçlarında; %79.9 Cryptococcus humicola, %99.4 Cryptococcus laurentii, %99.8 Candida guilliermondii, %99.4 Staphylococcus lentus, derisinde; %99.9 Leuconostoc mesenteroides spp., %53.8-87.9 Candida ciferri ve iç organlarında; %53.8-87.9 Candida ciferri, %97.8 Aeromonas hydrophila/caviae, %96.5 Cronobacter spp. oranlarında tespit edilmiştir. 4˚C'de depolanan sardalyaların; etinde; %98.5 Acinetobacter baumannii/calcoaceticus, %62.8 Pantoea spp., %99.9 Leuconostoc mesenteroides spp., solungaçlarında; %99.9 Leuconostoc mesenteroides spp., %99.9 Candida ciferri, %97.9 Serratia odorifera, derisinde; %95.6 Enterobacter cloacea, %62.8 Pantoea spp., %99.7 Pseudomonas luteola, %78.3 Rahnella aquatilis ve iç organlarında; %99.9 Leuconostoc mesenteroides spp., %65.4 Aeromonas hydrophila oranlarında tespit edilmiştir. Tanımlanmış olan mikrobiyal ekolojinin depolama koşullarına göre ve sardalyaların farklı bölgelerine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. 10˚C'de bütün halde depolanan sardalyalar depolamanın 3.gününde duyusal ve mikrobiyolojik açıdan 'tüketilemez' olarak değerlendirilmiştir. 4˚C'de depolanan sardalyalar ise depolamanın 6. gününde mikrobiyolojik ve duyusal açıdan 'tüketilemez' olarak değerlendirilmiştir. Depolama sıcaklıklarının sardalyalarda bozulmayı hızlandırdığı sonucuna varılmıştır.

Fevziye Nihan Bulat
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Olta ile kalamar avcılığında kullanılan yapay yemlerin avcılığa olan etkisi

Bu çalışma, ekonomik değerinin yüksek olması ve olta dâhil çeşitli av araçları ile etkin bir biçimde avlanması mümkün olan Kalamarın (Loligo vulgaris, Lamarck, 1798), olta ile yapılan avcılığında daha etkin sonuçlar elde edilebilmesi amacı ile yapılmıştır. Denemeler Ege Denizi'nin orta doğusunda gerçekleşmiştir. Çalışmada aynı olta üzerinde 5 farklı renkte (kırmızı, mavi, yeşil, turuncu ve beyaz) kalamar zokası kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre kırmızı renkli kalamar zokaları av üzerinde en etkili renk olara belirlenmiştir (p < 0.01). Genel linear model sonuçlarına göre dolunay dönemindeki ışık parlaklığının av üzerinde pozitif etkileri olduğu ortaya çıkmıştır (p < 0.01). Mavi ve yeşil zokalar dışında kalan renkler arasındaki farklar istatistiksel olarak ayırt edicidir. Bunun yanı sıra yakalanan kalamarların dorsal manto uzunlukları ile zoka renkleri arasında bir bağlantı bulunamamıştır.

Biran Yaldız
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Balık işleme tesisinin mikrobiyal florasının tespiti ve izole edilen suşlara kullanılan ticari dezenfektanların etkilerinin belirlenmesi

Araştırmada balık işleme tesisinde işlenmekte olan kültür çipura (Sparus aurata) ve levrek balığı (Dicentrarchus labrax) nın etinden ve işleme fabrikası yüzeylerinden örnekleme yapılmıştır. Örnekler Bodrum ilçesindeki ticari bir işleme fabrikasından temin edilmiştir. 100 balık ve 150 yüzey örneği, işleme fabrikasının 10 farklı bölümünden, 6 aylık periyodda (2016 yılı, Mayıs-Ekim aylarında) her hafta alınmıştır. Araştırma sonucunda balık ve yüzey örneklerindeki bakteri sayıları arasında istatistiksel bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra, balık eti ve işleme yüzeylerinden izole edilen bakteri suşları, fenotipik testler ve API® hızlı tanı test kitleriyle identifiye edilmiştir. Koliform bakteri suşlarının identifikasyonu sonucunda, Aeromonas hydrophila (%30), Raoultella planticola (%10), Raoultella ornithinolytica (%10), Klebsiella oxytoca (%30) türlerini içerdiği bulunmuştur. Vibrio spp. suşlarının identifikasyonu sonucu da, V.alginolyticus (%13), Bibersteinia trehalosi ihtimali (%6), V.fluvialis (%20), Ewingella americana (Erwinia spp. ihtimali) (%6), Photobacterium damselae (Bibersteinia trehalosi ihtimali) (%6), A.hydrophila (V.fluvialis ihtimali) (%6), Enterobacter cloacae (%6) türlerini içerdiği tespit edilmiştir. Pseudomonas spp. bakteri suşlarının identifikasyonu sonucu, P. alcaligenes (%8), P.stutzeri (%16), P.fluorescens (%36), P.mendocina (%4), P.putida (%8), Aeromonas salmonicida (%16), Burkholderia cepacia (%8) ve Ralstonia pickettii (%4) türlerini içerdiği belirlenmiştir. Staphylococcus spp. bakteri suşlarının identifikasyonu sonucu, S.hominis (%24), S.saprophyticus (%8), S.warneri (%16), S.sciuri (%12), S.xylosus (%4), S.epidermidis (%12) ve S.aureus (%24) türlerini içerdiği tespit edilmiştir. Araştırmada, klor, kuaterner amonyum bileşikleri, gluteraldehit ve hidrojen peroksit içeren 4 ayrı dezenfektanın etkinliği Kantitatif Süspansiyon Deneyi ile belirlenmiştir. Bu amaçla Disk Difüzyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Böylece dezenfektanların etki spektrumları ve kullanılabilecek uygun konsantrasyon miktarı belirlenmiştir. P. fluorescens'in test bakterisi olarak kullanıldığı test sonuçları incelendiğinde, dezenfektanların düşük konsantrasyonlarına (%0.5, %1) dirençli olduğu bulunmuştur. S. aureus'un, tüm dezenfektan konsantrasyonlarına (%0.5, %1, %2) duyarlı olduğu tespit edilmiştir. P. fluorescens ve S. aureus'un klor bazlı dezenfektanlara karşı genellikle direnç gösterdiği tespit edilmiştir. Her iki bakteri grubunda, klorun mikrobiyosidal etkisi 3.3-4.3 log aralığında bulunmuştur. Ayrıca, sirkenin izole edilen suşlar üzerindeki dezenfeksiyon etkisi araştırılmıştır. Piyasada bulunan 3 farklı marka ve 5 farklı hammaddeden üretilen 6 sirke çeşidinin (beyaz, elma, fıçı üzüm, gül, nar, üzüm sirkeleri) bakteriler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Gül sirkesinin (%0.25, %0.5, %1 konsantrasyonları), P. fluorescens'in test bakterisi olarak kullanıldığı denemelerde, 9.5 log mikrobiyosidal etkisi bulunmuştur. Beyaz sirkenin (%4, %3, %2 konsantrasyonları) S. aureus üzerinde 5.2 log mikrobiyosidal etkisi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, işleme fabrikasında, balık işleme basamakları boyunca bakteri kontaminasyon noktalarının ve kontaminasyondan kaynaklanan bakteri türlerinin tespiti yapılmıştır. İşleme fabrikasının kalıcı mikroflorası ve farklı dezenfektanların etkinliği belirlenmiştir. Klor bazlı dezenfektanların, bakterileri suşları üzerinde mikrobiyosidal etkisi belirlenmemiştir. Sirkenin, farklı bakteri türlerinde etki spektrumunun geniş olmadığı tespit edilmiştir.

Aysu Besler
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Alabalık (oncorhynchus mykiss) iç organlarından tripsin enziminin eldesi ve karakterizasyon optimizasyonu

Bu araştırma, Alabalık (Oncorhynchus mykiss) 'in iç organlarından elde edilecek olan proteinaz tripsin enziminin geri kazanılması ve çıkarılması, karakterize etmeyi ve bir takım fonksiyonel özelliklerinin belirlenmesini amaçlamıştır. Ekstre edilen tripsin aktivitesi için optimum sıcaklık 45 °C olarak belirlenmiştir. Enzim (20–60 °C) sıcaklık aralıklarında aktif olmuştur, ve 60 °C'de başlangıç aktivitesinin %85–90 'ı korunmuştur. 80 °C'de enzim aktivitesinin %85 'ini kaybetmiştir. Alabalık tripsinin optimal pH değeri 8 olarak belirlenmişitr, başlangıç etkinliğinin %90 'ı korunmuştur. Enzim, nötr ve alkali pH aralıkları arasında stabil kalmıştır. %75–85 nispi aktivite korunmakta ve maksimum aktivite pH 7–8 arasında gözlenmiştir. Enzim, başlangıç aktivitesinin %80 'ini muhafaza ederek, 6.0–11.0 arasında geniş bir pH aralığında kararlı olmuştur. Ancak 55 °C'nin üzerindeki sıcaklıklarda kararsız kalmıştır, enzim 55 °C'den yüksek sıcaklıklarda aktivitesini kademeli bir şekilde kaybetmiştir. Proteolitik aktivite, bazı tripsin inhibitörleri tarafından güçlü bir şekilde önlenmiştir. Benzamidin HCl varlığında, tripsin nispi aktivitesinin %38 'ini kaybetmektedir. Fenilsimetilsülfonil florür (PMSF), tripsin aktivitesini %67 düşürürken, Etilendiamintetraasetik asit (EDTA) varlığında, tripsin aktivitesinin %81'i kaybolmuştur. Hem EDTA hem de PMSF'nün, tripsin aktivitesi üzerinde önemli inhibe edici etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Enzim aktivitesi, artan NaCl konsantrasyonu ile sürekli olarak azalmıştır. %0 NaCl 'de, tripsinlerin nispi aktivitesi %100 iken, %1 NaCl 'de 53.31 aktivite gözlenmiştir. %3, 5, 7.5, 10, 12.5 ve 15 NaCl aralıklarında, tripsin sırasıyla 47.55, 43.52, 40.98, 37.82, 44.33 ve 37.16 nispi aktiviteye sahip olmuştur. 40 °C'de CaC, tripsin enzimi üzerinde aktivatör etkisi olduğunu gözlenmiştir. Alabalık tripsinin moleküler ağırlığı SDS-PAGE Elektroforezine göre 25 kDa olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tripsin enzimi, Balık iç organı, Alabalık, Ekstraksiyon, Özellikleri.

Zhala Fadhıl Saber Saber
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uzatma ağ göz açıklıklarının sualtında görüntülenmesi

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de uzatma ağı balıkçılığı küçük ölçekli balıkçılığın önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Uzatma ağları balıkçılığında uzatma ağlarının sualtındaki ağ göz açıklık dereceleri uzatma ağlarının av verimi ile doğrudan ilişkilidir. Ağ gözünün sualtındaki açıklık derecesinin bilinmesi, hedef av veya hedef dışı av içinde yapılacak değerlendirmeler için çok önem taşımaktadır. Günümüzde balıkçılık yönetimi çalışmaları balık türlerinin davranış biçimlerinin analiz edilip buna uygun av araçlarının geliştirilmesi üzerine bir eğilim göstermektedir. Ekonomik olarak önemli türlerin avcılığının yapıldığı uzatma ağları ile yapılan balıkçılığın sürdürülebilirliği Ege Bölgesi için önem arz etmektedir. Özellikle önemli bazı türler üzerinde yapılagelen aşırı balıkçılık baskısı genel ekolojik döngünün devamı açısından risk taşımaktadır. Bu çalışmada, uzatma ağlarının göz açıklıklarının sualtında görüntülenmesi amaçlanmıştır. Uzatma ağlarının av verimi ağ gözlerinin açılımına doğrudan bağlıdır ve bu nedenle uzatma ağları genellikle avı hedeflenen türün adı ile birlikte örneğin barbun ağı, karides ağı, dil ağı ve bunun gibi isimler ile anılmaktadır. Uzatma ağlarının ağ göz açıklıkları başlıca donam faktörü ile belirlenebilmektedir. Ancak sualtında akıntı ve benzeri nedenler ile bu göz açıklıklarında operasyonel koşullar altında bazı farklılaşmalar olduğu bilinmektedir. Proje kapsamında elde edilen sualtı görüntüleri üzerinden ağ göz açılım dereceleri tespit edilmiş ve elde edilen bu veriler sürdürülebilir balıkçılık açısından tartışılmıştır.

Ceran Yardımcı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Lizozim ve gınkgo bıloba bitki ekstraktı uygulamalarının buzda depolanan ticari balık türlerinde patojen ve bozulma bakterileri üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada buzda depolanan çipura (Sparus aurata), levrek (Dicentrarchus labrax) ve sardalya (Sardina pilchardus) nın kalitesi üzerine lizozim ve Ginkgo biloba bitki ekstraktının etkisi değerlendirilmiştir. 2±2°C'de depolanan gruplarda mikrobiyolojik analizler (Salmonella spp., Listeria monocytogenes, Escherichia coli, Staphylococcus aureus varlığı ve bozulmaya neden olan toplam aerobik mezofilik bakteri sayımı, psikrofil bakteri sayımı, maya-küf sayımı, Enterobacteriaceace sayımı ve laktik asit bakterisi sayımı ve toplam uçucu bazik azot (TVB-N), tiyobarbitürik asit reaktif madde değeri (TBARS) ve duyusal analizler depolama periyodu boyunca gün aşırı gerçekleştirilmiştir. Toplam aerobik mezofilik bakteri sonuçlarına göre; lizozim ile işlem görmüş bütün ve içi alınmış çipuranın raf ömrü 8, levreğin raf ömrü ise 10 gün olarak bulunmuştur. Ginkgo biloba ekstraktı ile işlem görmüş bütün çipuranın da raf ömrü 8 gün olarak belirlenmiştir. Çipura ve levrekte lizozim ve Ginkgo biloba ekstraktı raf ömrünü iki gün arttırmıştır. Lizozim ve Ginkgo biloba ekstraktının sardalyanın raf ömrü üzerine bir katkısı bulunmamıştır. Lizozim ve Ginkgo biloba ekstraktı, Escherichia coli, Staphylococcus aureus, Salmonella enterica ve Listeria monocytogenes'e karşı antimikrobiyal aktivite göstermiştir (MİK 8-64 mg/ml). Lizozim depolama periyodu boyunca tüm gruplarda üreyen Candida guilliermondii'nin popülasyonu üzerinde yavaşlatıcı etki göstermiştir. Ginkgo biloba ekstraktı bütün çipura grubunun TBARS değerlerinde %40'lık bir düşüş sağlamıştır.

Arzu Burcu Yavuz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kalamar (Loligo vulgaris Lamarck, 1798) için doğal ortamda yapay yumurtlama düzeneklerinin denenmesi

Kalamarlar, deniz ortamında özel bir üreme davranışı sergilemekte, yumurtalarını bir kapsül içerisinde suda askıda tutabileceği yüzeylere (mercan ve süngerler gibi dalları olabilen sabit organizmalar, şamandıra ve halatlar) bırakmaktadır. Ancak bu tarz sabit olmayan yapıların sudan alınması, üzerine bırakılmış olan yumurtaların ölmesine neden olmakta ve popülasyonun artmasına sekte vurmaktadır. Bu nedenle balıkçılık faaliyetlerinden kaynaklanan ölümler kalamarın yaşam döngüsü içerisindeki üreme gibi kritik bir döneme önemli hasarlar vermektedir. Bu sabit yapıların arttıralabilmesi amacı ile yapay yumurtlama kollekterleri tasarlanmış, Urla Adalar ve Ürkmez- Gümüldür bölgelerine yerleştirilmiştir. İki bölgede toplam 22.225 yumurta salkımı tespit edilmiş olup, yapay yumurtlama düzenekleri üzerinde Nisan, Mayıs, Ekim ve Kasım aylarında yoğun bir şekilde yumurta salkımı gözlenmiştir. Urla da bulunan kollektörlerde 3520 salkım ile Mayıs, Ürkmez-Gümüldür bölgesinde ise Nisan ayının toplam 3300 salkım ile en yoğun ay olduğu tespit edilmiştir. Sürdürülen bu çalışma süresince oluşturulan yapay yumurtlama alanlarının, balıkçılık yönetimi açısından örnek teşkil edip ülkemiz sularında yaygınlaştırılması hedeflenmektedir.

Yiğit Kıvançlı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de birinci dönem balıkçı gemisi geri-alım programının değerlendirilmesi

Balık stokları ve avcılık kapasitesi arasında bir denge sağlayarak aşırı avcılığı önlemek, balıkçılık yönetimi için bir zorunluluktur. Bu dengeyi sağlamada balıkçı gemilerinin sayılarının ve avcılık kapasitelerinin düzenlenmesi önemli rol oynar. GTHB, 7 Mayıs 2012 tarih ve 28285 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarımsal Destekleme ile su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir işletilmesi ve stoklar üzerindeki av baskısının azaltılması amacıyla, su ürünleri ruhsat teskeresine sahip on iki metre ve üzerindeki balıkçı gemisi sahiplerine, gemilerinin avcılıktan çıkarılması karşılığında, gemi boyuna göre belirli miktarlarda destekleme yapan bir program başlatmıştır. Bu tezin amacı, ilgili programın sonuçlarını ortaya koymaktır. Bu amaçla, programda alımı gerçekleşen 364 balıkçı gemisi arasından, basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 76 balıkçı ile telefon anketi yapılmıştır. Geri alım programları dünyada 46 yıldır uygulanmaktadır. Türkiye de ise birinci kuşak geri alım programı 2012 yılında başlatılmış, 2013 yılında ikinci, 2014 yılında üçüncü, 2016 yılında ise dördüncü kuşak geri alım programı uygulamaya geçirilmiştir. Birinci kuşak geri alım programına 407 adet balıkçı gemisi başvurmuştur. Bunlar içinde alım kriterlerine uygun 364 adet balıkçı gemisinin alımı gerçekleşmiştir. Yapılan başvurular, plaka kodları esas alınarak gruplandırıldığında en çok başvuru 181 adet (%44,5) gemi ile Marmara Bölgesi'nden yapılmıştır. Akdeniz'den 104 adet (%25,5) balıkçı gemisi, Ege'den 68 adet (%16,7) balıkçı gemisi ve Karadeniz'den ise 54 adet (%13,3) balıkçı gemisi programa başvuru yapmıştır. Programdan yararlanan gemilerin; 323 adedi (%88,7) 12-20 m boy grubunda olan küçük ölçekli balıkçı gemilerinden, 41 adedi (%11,3) ise 21 m ve üstü boy grubunda olan büyük ölçekli balıkçı gemilerinden oluşmuştur. Programdan yararlanan 364 adet balıkçı gemisinin 33 adedi (%9) sac, 331 adedi (%91) de ahşap gemidir. Desteklemede toplam 62,1 milyon TL harcanarak, boyu 12 m üzerinde olan 1.868 adet balıkçı gemisinin %19,5'i filodan çıkarılmıştır. Bu gemilerden; 11 adedi kontrol gemisi yapılmak üzere il müdürlüklerine ve 18 adedi ise araştırma gemisi yapılmak üzere üniversitelere hibe edilmiştir. Geriye kalan 335 adet gemi ise Makine Kimya Endüstri Kurumunun İzmir Aliağa Gemi Söküm Tesislerinde ayrıştırma işlemine tabi tutulmuştur. Çalışmaya katılan balıkçıların ortalama yaşı 50±12, ortalama tecrübeleri ise 33±12 yıldır. Balıkçıların %91'nin birincil mesleği balıkçılıktır. Balıkçıların %91'i programı faydalı bulmuştur, %95'i ise programın devam etmesi gerektiğini düşünmektedir. Programa katılan balıkçıların %37'si trol, %24'ü gırgır, %22'si uzatma ağı ve %17'si ise birden çok av aracı ile avcılık yapmaktadır. Balıkçıların %40'ı balıkçılığın karsız hale gelmesinden dolayı balıkçılıktan çıkmak istediğini belirtmiştir. Bunu %15 ile emekli olma isteği ve %12 ile programın cazip bir fırsat olarak görülmesi takip etmektedir. Balıkçıların %68'i devletin gemilerine biçtiği değerden memnun olduğunu, %12'si kısmen memnun olduğunu ve %20'si ise memnun olmadığını bildirmiştir. Gemisini veren bireylerin %61'i balıkçılık sektöründe çalışmaya devam edeceklerini, %17'si yeni bir balıkçı gemisi alacağını bildirmiştir. %45'i ise zaten ikinci bir gemi sahibi ve geri alım programına ellerindeki atıl ya da karsız çalışan ikinci gemilerini veren balıkçılardır. Sonuç olarak, balıkçı gemisi geri satın alma programının değerlendirilmesiyle ilgili bu çalışma, sadece balıkçılık kapasitesinin düşürülmesi ve aşırı avcılıkla mücadele edilmesi açısından bilgi sunmakla kalmayıp, aynı zamanda sektörün daha iyi anlaşılması, uygun politikalar geliştirilmesi ve daha iyi yönetilmesi adına da önemlidir. Bu programdan alınacak dersler, yeni başlatılacak geri alım programlarının daha iyi planlanmasına yardımcı olacaktır. Yapılacak yeni kuşak geri alım programları da incelenmeli ve sonuçları hem kıyaslamalı hem de tüm programlar bir arada olacak şekilde değerlendirilmelidir. Bu sonuçların balıkçılık yöneticileri tarafından dikkate alınması, Türkiye balıkçılığının daha iyi yönetilmesi ve balık stoklarının sürdürülebilir kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Balıkçılık geri alım programları, Balıkçı gemisi devre dışı bırakma, Avcılık kapasitesinin azaltılması, Filo kapasitesinin azaltılması.

Sinan Göktay
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Katkılı yemlerle beslenen levrek (Dicentrarchus labrax)'lerin et kalitesinin ve farklı muhafaza koşullarındaki raf ömrünün incelenmesi

Bu çalışma, üzüm çekirdeği ekstraktı (ÜÇE) ve Vitamin E içeren yemlerle beslenen levreklerin et kalitesi ve raf ömrünü tespit etmek üzere gerçekleştirilmiştir. Çalışma içerisinde, balıklar 18 hafta sure ile 4 adet deneme yemi ile beslenmişlerdir (Kontrol, Üzüm, Üzüm-Vitamin ve Vitamin E). Deneme yemleriyle beslenen balıkların büyüme parametreleri arasında herhangi bir istatistiksel farklılık gözlenmemiştir (p>0.05). Ekonomik açıdan deneme yemleri ile büyüme performansı arasındaki ilişkiyi tespit etmek üzere, bu denemedeki en düşük maliyetli ve en uygun yemi tespit etmek için ekonomik dönüşüm ve karlılık oranları hesaplanmıştır. Balık besleme denemesi sonrasında, balıklar hasat edilmiş, buzdolabı koşulları altında 4°C 'de buz içerinde ve derin dondurucuda -18 °C'de muhafaza edilmiştir. Buzda muhafaza denemesi için 0, 7, 14 ve 21. günlerde, dondurucuda muhafaza denemesi için ise her ay 1 kere olmak üzere örnekleme yapılmıştır. Muhafaza denemelerinde biyokimyasal (protein, yağ, nem ve kül), kimyasal (TVB-N, TBA, pH, yağ asidi profili), renk değişimi ve mikrobiyolojik analizler gerçekleştirilmiştir. Buzda muhafaza denemesi sonuçları incelendiğinde, ÜÇE içeren yemlerle beslenen balıkların mikrobiyolojik sayımlar açısından üst limiti diğer yemlere oranlara daha geç aştığı tespit edilmiştir. Mikrobiyolojik üst sınırın aşıldığı 14. günde en düşük TVB-N değeri ÜÇE içeren yemlerle beslenen balıklarda tespit edilmiştir. TBA açısından tüketilebilirlik sınırı tüm gruplar açısından depolama periyodu süresince aşılmamıştır. Bununla birlikte, mikrobiyolojik üst sınırın aşıldığı 14. günde TBA sonuçlarında artışlar gözlenmiştir. Renk değişimi açısından, deneme gruplarının L* değeri depolama periyodu süresince artış göstermiştir. Dondurucuda muhafaza açısından, kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelerde Kabul edilebilirlilik sınırlarının aşılmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ekonomik açıdan ÜÇE içeren yemlerin yetiştiricilik koşullarında diğer yemlere oranla daha maliyetli olduğu, fakat depolama denemelerinde ÜÇE içeren yemlerle beslenen balıklardan daha iyi sonuçlar elde edildiği ve ÜÇE maliyetinin yaklaşık %20 oranında azaltılmasıyla bu doğal katkı maddesinin balık yetiştiriciliği endüstrisi açısından etkili bir yem katkı maddesi olabileceği belirlenmiştir.

Serhan Mantoğlu
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültüre edilen bazı balık türlerinde elektronik burun ve bilgisayarlı resim analizi kullanılarak soğuk muhafazada kalite takibi

Türkiye'de kültür su ürünleri üretimi TÜİK verilerine göre 2015 yılında 240.334 ton olarak gerçekleşmiştir. Kültüre edilmiş su ürünleri taze-soğutulmuş, dondurulmuş bütün balık; taze-soğutulmuş ve dondurulmuş fileto şekillerinde ihraç edilmekte ve aynı şekilde iç piyasada da tüketilmektedir. Bilgisayarlı resim, herhangi bir nesneye ait görüntüyü bir yazılım yardımıyla analiz ederek nesnenin renk değerlerini sayısal olarak verebilen bir tekniktir. Nesnenin tamamından yada kullanıcının istediği alanda renk ölçümü yapabilmektedir. Su ürünlerinde depolamaya bağlı olarak az miktarda renk değişimleri olabilmektedir. İnsan gözüyle tespit edilemeyen bu değişimler bilgisayarlı resim yardımıyla tespit edilebilir. Elektronik burun, yapısında kimyasal sensör dizisi barındıran ve sensörler sayesinde çok hassas ölçüm yapabilen bir cihazdır. Elektronik burunun hem bilimsel araştırmalar için hem de ticari kullanım için örnekleri mevcuttur. Strafor kutularda, doğrudan temas etmeden buzlanmış olarak laboratuvara getirilen kültür çipura ve levrek balıkları 0-4°C arasında depolanmıştır. Depolama süresince kalitenin ve raf ömrünün belirlenmesi amacıyla kimyasal analizlerden toplam uçucu bazik azot (TVB-N) ve trimetilamin (TMA-N) ile oksidasyona yönelik thiobarbuturic asit reaktif madde değeri (TBARS) analizi, mikrobiyolojik analizlerden toplam canlı ve psikrofil bakteri sayımı gerçekleştirilmiştir. Eş zamanlı olarak, duyusal analiz ve doku profil analizi uygulanmıştır. Enstrümental analiz uygulaması olarak bilgisayarlı resim ve elektronik burun analizi gerçekleştirilmiştir. Tez bulgularının değerlendirilmesi sonucu, soğukta depolanan, kültür balıklarının kalite takibinde bilgisayarlı resim analizi ve elektronik burunun kullanıma uygun olup olmadığı tespit edilmiştir.

Bilgisayarla görmeLevrek balığıSu ürünleri+1
Ömer Alper Erdem
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir ilindeki hipermarketlerde satışı yapılan kültür alabalık, çipura ve levrek balıklarının kas dokularında sülfonamid grubu antibiyotiklerin varlığının araştırılması

Bu çalışmada ülkemizde oldukça fazla tüketilen kültür balıklarından çipura (Sparus aurata), levrek (Dicentrarchus labrax) ve alabalıkta (Oncorhynchus mykiss) sülfonamid grubu antibiyotikler (Sülfatiyazol, sülfadiazin, sülfadimetoksin, sülfamerazin, sülfametazin ve sülfametoksazol) yönünden antibiyotik kalıntılarının varlığı incelendi. Proje kapsamında kültürü yapılan alabalık, çipura ve levrek balıklarının halka ulaşacağı son noktalardan biri olan hipermarketlerden aylık periyotlarla her ay her balık türünden 25'er adet alınarak toplam her ay 75 adet balık numunesi, yıl boyunca ise 900 adet balık toplandı. Toplanan balık kas dokularından Charm II ve LC-MS/MS cihazı yardımıyla sülfonamid grubu antibiyotikler yönünden analizleri yapıldı. Charm II ile yapılan tarama analizleri sonucunda 43 adet sülfonamid şüpheli pozitif balık numunesine rastlandı. Tarama analizlerinden çıkan şüpheli pozitif balık numunelerinin LC-MS/MS cihazı ile doğrulama analizleri sonucunda sülfonamid yönünden negatif olduğu belirlendi.

Zehra Kök
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye kıyılarında uygulanan yapay resiflerde yaşayan kabukluların tür çeşitliliğinin belirlenmesi

Bu çalışma Temmuz 2013 İle Temmuz 2015.tarihleri arasında, İskenderun Körfezi, Kuşadası Körfezi ve Edremit Körfezinde uygulanan yapay resif alanlarında yürütülmüştür. Çalışmada Türkiye kıyılarında yaygınlaşan yapay resif uygulamalarında, yapay resiflere yerleşerek, yapay habitatları tür ve birey açısından zenginleştiren kabukluların tür çeşitliliğinin belirlenmesini amaçlanmıştır. Beton materyale sahip 3 yaşından büyük yapay resif alanlarında görsel sayım tekniği, telemetri ve örnek kazınma yöntemleri Scuba dalış yapılarak yürütülmüştür. Örneklemeler sonrası toplam 8 türe ait 768 birey örneklenmiştir. Bu türler yoğunluk sırasına göre Ostrea edulis, Anomia epiphyllum, Hiatella arctica, Ostrea stentina, Spondylus gaederopus, Balanus sp, Anadora inaequalis ve Chama arctica türleri tespit edilmiştir. Edremit yapay resif alanında 4 türe ait 474 birey, Kuşadası Körfezinde 2 türe ait 249 birey, İskenderun Körfezinde 3 türe ait 50 birey örneklenmiştir. Farklı istasyonlar arasındaki türlerin benzerliği benzerliği bray-curtis benzerlik indeksi ile incelenmiştir. Kuşadası ile Edremit bölgelerinde yüzde 40'lık türler arasında benzerlik olduğu bu iki bölge ile İskenderun Körfezi bölgesi arasında türler açısından benzerlik olmadığı tespit edilmiştir. Bölgeler arasındaki farklılığın önemli olup olmadığı kruskal wallis analizi ile test edilmiş bölgeler arasında belirlenen farkın önemli olduğu görülmüştür Yapay resiflerin bir çok canlı türü için yeni habitatlar oluşturduğu bir gerçektir. Yapay resifler sert tutunma alanları olarak özellikle istiridyelerin tercih ettiği yapılar olarak gözlenmiştir. Bazı türlerin kültüre alınmasında yapay resiflerin kullanılabilirliği kanaatine varılmıştır.

Ünler Duman
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı bir atıştırmalık olarak keten tohumu (Linum usitatissimum) ilave edilmiş balık kraker üretimi ve kalitesi

Bu tez, hem protein hem de omega-3 yağ asitleri ile zenginleştirilmiş atıştırmalık balık kraker üretimi için formülasyon geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada, kraker üretimi için uygun balık protein konsantresi (BPK) oranı ve pişirme sıcaklığı tespit edilmiştir. Panelistler tarafından uygun BPK oranı ve pişirme sıcaklığı tespit edildikten sonra ikinci aşamada kraker formülasyonu oluşturulmuştur. Çalışmada kraker formülasyonuna farklı oranlarda keten tohumu yağı ilave edilerek iki farklı tip paketlemenin krakerlerin kalitesi üzerine etkisi incelenmiştir. Ürün formülasyonları %0, %50 ve %100 keten tohumu yağ içeren olmak üzere üç ana gruba ayrılmıştır. Her bir grupda daha sonra vakumlu ve atmosferik şartlarda paketleme olmak üzere 2 ayrı tip paketleme yöntemi kullanılmıştır ve 4 hafta boyunca (T30 gün) oda sıcaklığında depolanmıştır. Analizler, kimyasal, fiziksel ve duyusal testi analizleri saklama sırasında iki defa gerçekleştirilmiştir. Balık krakerlerinin yağ asit kompozisyon analizi, çalışmanın sonunda bir kez yapılmıştır. Sonuç, 100 gramlık keten tohumu yağı ilaveli kraker, en az %15 protein ve %21-36 arası omega-3 (kontrol grubununkinden 82 ve 138 kat daha yüksektir) içermektedir. Duyusal testlerde, 9 puanlık bir ölçekte ürün, 7 ve 8 ('biraz beğendim' ve 'çok beğendim') arasındadır. Vakumlu ve atmosferik şartlarda paketleme paketlenen keten tohumu yağı içeren balık krakerleri, oda sıcaklığında 30 gün boyunca depolanırken ürün çok iyi kalitelerde tespit edilmiştir.

Ernawatı Ernawatı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Çipura (Sparus aurata) pulu jelatininin farklı şekerler kullanılarak reolojik özelliklerinin geliştirilmesi ve üretilen filmlerin mekanik ve karakteristik özelliklerinin kıyaslanması

Bu tez çalışmasında, ülkemizde yüksek potansiyele sahip yetiştiricilik sektöründen elde edilen, balık pulu ve üretilen jelatin materyalinin farklı şekerler ile yapılan çapraz bağlanmalar sayesinde kalitesini yükseltmek ve tüketilebilir filmler üreterek bu filmlerin mekanik ve fonksiyonel özelliklerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç ile Türkiye denizlerinde avcılığı ve yetiştiriciliği yaygın olarak yapılmakta olan çipura (Sparus aurata) balığı pullarından jelatin ve tüketilebilir filmler üretilmiştir. Üretilen jelatinlerin ve filmlerin reolojik ve fonksiyonel özelliklerini geliştirmek için bazı şekerlerle çapraz bağlanması çalışılmıştır. Şeker olarak riboz ve inülin kullanılmıştır. Çalışma dahilinde üretilen jelatinlerin suda çözünürlük, viskozite ve jel dayanımı analizleri yapılmış ve ısıl işlem öncesi ribozla çapraz bağlanan jelatinin üretilen diğer bütün jelatin grupları arasında en yüksek çapraz bağ derecesine sahip olduğu tespit edilmiştir.

Özlem Yeşim Ağçay
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dip trol balıkçılığında tekir balığının (Mullus surmuletus) morfolojik özelliklerine dayalı olarak seçiciliğinin tahmin edilmesi

Tekir Balığı (Mullus surmuletus) denizlerimizden avlanan önemli bir demarsal türdür. Dip trolü avcılığında hedef türler arasında yer almamasına rağmen sıkça avlanan ve ticari olarak da değeri yüksek bir türdür. Sürdürülebilir balıkçılık hedefleri doğrultusunda, avlanan türlere uygun av araçlarının geliştirilmesi, bilim insanlarının öncelikli hedeflerindendir. Bu ihtiyaca yönelik hızlı ve düşük maliyetli seçicilik çalışmaları önem arz etmektedir. Bu sebeple FISHSELECT gibi simülasyona dayalı çalışmalar, sürdürülebilir balıkçılık adına son yıllarda olumlu sonuçlar vermektedir. Bu çalışma kapsamında örneklenen tekir balıkları (Mullus surmuletus), bir dizi morfolojik ölçüm, serbest düşüş deneyi ve simülasyon aşamasından geçirilmiştir. Bunların sonucunda yasal av boyu ve kullanılan ağlar ve çekim sırasındaki ağ gözü açıları göz önünde bulundurularak 40 mm, 44 mm ve 50 mm rombik ağ gözü, 40 mm kare ağ göz şekline sahip dip trol ağları bilgisayar ortamında simüle edilmiştir. Sırası ile 9.87 cm, 10.75 cm, 12.19 cm ve 12.3 cm değerlerine sahip %50 yakalanma oranları bulunmuştur. Daha farklı ağ gözü açısı ve uzunluğundaki değerlere ulaşmak için seçicilik izobarları oluşturulmuştur. Tür ile ilgili yapılmış çok fazla dip trolü seçicilik çalışması olmasa da önceden gerçekleştirilmiş ve yine FISHSELECT yöntemi kullanılan barbun balığı (Mullus barbatus) ile ilgili çalışma ile iki türün benzerlikleri açısından karşılaştırma yapılmış ve benzer sonuçlara ulaşılmıştır.

Enis Noyan Kostak
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ahtapot (Octopus vulgaris Cuvier, 1797)'un farklı zeminlere yerleştirilmiş yuva tercihine yönelik bir araştırma

Ahtapot (Octopus vulgaris Cuvier, 1797) denizel ekosistemde birçok türün aksine, yuvalanma özelliği gösteren yerleşimci bir türdür. Ahtapotlar doğal yuvalanmanın yanı sıra zeminde bulunan birçok yabancı nesneyi (çömlek, teneke, araç lastiği vb.) yuva olarak tercih etmektedir. Deniz zeminine bırakılan yapay yuvalar, ahtapotun o bölgede barınmasına ve popülasyonunun artmasına imkan sağlayabilmektedir. Bu çalışma farklı iki zemin yapısına yerleştirilen (deniz çayırlı, kumlu) yapay yuvalarda ahtapotların bölgesel tercihinin belirlenmesini amaçlamaktadır. İzmir Körfezi Urla Adalar kıyılarında 200 adet yapay ahtapot yuvası, deniz çayırlı ve kumlu alanlara yerleştirilmiştir. 3 yıl süren gözlem ve örnekleme çalışmaları sonucunda doğal yuva ve yapay yuvalar, bu yuvaları tercih eden ahtapotların aynı zamanda zemin yapılarındaki tercih durumları hakkında bilgi toplanmıştır. Çalışma süresince 103 ahtapotun doğal yuva yaptığı, 137 ahtapotun yapay yuvaları tercih ettiği gözlenmiştir. Yapay yuvalarda ahtapotların %85'i erişteli zemini tercih etmiştir. Doğal yuva yapan ahtapotların zemin tercihleri karşılaştırıldığında ise %93'ü kumluk alanda yuva yapmıştır. Sonuç olarak yapay yuva kullanımında deniz çayırlı alanların ahtapotlar tarafından daha çok tercih edildiği tespit edilmiştir.

Seda Köken
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kültüre edilen çipura (Sparus aurata) ve levrek (Dicentrarchus labrax) işleme sonucunda ortaya çıkan omurga atıklarından protein hidrolizat eldesi ve elde edilen ürünlerin fonksiyonel ve antioksidant özellikleri ve depolamadaki kararlılığı

Bu tez kapsamında "Türkiye'de kültüre edilen çipura (Sparus aurata), levrek (Dicentrarchus labrax) işlenmesi sonucunda ortaya çıkan artıklarından omurgalarından; protein hidrolizat eldesi ve elde edilen ürünlerin bazı fonksiyonel ve antioksidant özelliklerinin tespit edilmesi ve dondurarak depolama süresindeki dengesinin belirlenmesi" hedeflenmiştir. Protein hidrolizatı, protein bakımından zengin ham balık artıklarının enzimatik hidrolizinden oluşur. Proteinlerinin amino asitlerine parçalanması için enzimlerin (proteoliz) yardımıyla üretilmektedir. Balık işleme sektöründe oluşan yan ürünler düşük pazarlama değeri ekonomik olmayan kaynak olarak kabul edilir ve uygunsuz yöntemler ile bertaraf edildiğinde çevresel sorunlara ve kirliliğe sebebiyet vermektedir. Bu amaçla, elde edilecek olan protein tozunun gıdaların zenginleştirilmesi ve sporcu takviyesi ürün olarak kullanımı planlanmaktadır. . Hali hazırda derili ve derisiz fileto işlemesi yapan ticari bir işletmeden, fileto artığı olan balık omurgaları ve baş ve iç organlar ilgili tesis tarafından çıkarılacak ve muhafazada biriktirilerek (-24°C) ham materyal oluşturulacaktır. Balık proteini hidrolizatları, proteince zengin balık ham materyalinin enzimatik hidrolizinden oluşur. Hidrolizatlar; lezzet geliştirici, gıda zenginleştirme, gıdalarda beslenme katkısı veya fonksiyonel gıdalarda kullanım alanları mevcuttur. Protein takviyesi olarak; enerji içeceklerinde, yaşlıların gıda takviyelerinde, spor yapanların beslenmesinde ve kilo-kontrolünde kullanılmaktadır Tıbbi alanda; öncelikle fenilketonüri (PKL), hipoalerjen bebek mamalarında, karaciğer hastalıklarında, pankreasla ilgili hastalıklarda ve rektumun iç çeperinde ülserlere ve tahrişe sebebiyet veren hastalıklarda kullanılabilmektedir (Clemente, 2000). Hidrolizatların sahip olduğu özellikleri direkt olarak gıda hammaddesi olarak kullanımı, antioksidant ve fonksiyonel özellikleri gibi etkenleri etkilemektedir. Bu çalışmada elde edilen hidrolizatlarda; hidroliz derecesinin ölçülmesi; fonksiyonel özelliklerin tespiti (protein çözünürlüğü, emülsiyon özellikleri, köpürme özellikleri, renk özellikleri, su tutma kapasitesi (WHC), antioksidant özellikler (DPPH (1,1-diphenyl-2-pic-ryhydrayl) serbest radikali giderme kapasitesi, antioksidatif aktivite tespiti ve metal şelatlama) ve antioksidatif peptitlerin saflaştırılma ve amino asit diziliminin tanımlanması yapılarak tüm bulgulanan sonuçlar gruplar arası ve aylara bağlı istatiksel analizler kullanılarak yorumlanacaktır. Oluşan ürünlerin gıda ile ilgili ürünlerde bir ingredient olarak kullanılması işlevseldir. Proteolizi hızlandırmak için silaj üretimine benzerlik göstermeyen belirli mikrobiyal starterlar ve enzimler eklenmektedir. Bu tez çalışmasında ülkemiz için önemli olan levrek, çipura işlenmesi aşamasında ortaya çıkan artıklardan en uygun metot ile protein hidrolizi üretimi yapılacaktır. Ayrıca bu tez çalışması kapsamında üretilen protein hidrolizatlarının fonksiyonel ve antioksidant özellikleri ve -18oC de dondurularak 6.ay da depolamadaki antioksidant özellik dengesi tespit edilecektir. Anahtar kelimeler: Protein hidrolizatı, yan ürünler, çipura, levrek, fonksiyonel özellikler, depolama dengesi.

Kamil Emre Türkarslan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Paradeniz Lagünü'nde (Mersin - Göksu Deltası) su, sediment ve bazı denizel türlerde (Liza ramada, Callinectes sapidus) metal ve metaloid düzeylerinin belirlenmesi.

Araştırmada Mersin İli Göksu Deltası Paradeniz Lagünü'nde su, sediment ve biyotayı temsilen lagün içerisinden avlanarak tüketime sunulan kefal (Liza ramada Risso, 1826) ve mavi yengeç (Callinectes sapidus Rathbun, 1896) türlerinin dokularında bazı metal (Al, Cr, Fe, Cu, Zn, Se, Pb, Cd ve Ti) ve metaloid (As) düzeylerinin mevsimsel olarak değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal seçiminde türlerin organizasyon seviyesi ve yaşam alanları dikkate alınmıştır. Su ve sediment numuneleri lagünü temsil eden altı farklı istasyondan mevsimsel olarak örneklenirken balık ve yengeç örnekleri kooperatife bağlı balıkçılardan satın alınmıştır. Örneklemeler sırasında suyun çözünmüş oksijen, sıcaklık, pH, elektriksel iletkenlik gibi bazı fiziksel ve kimyasal parametreleri CTD prop yardımıyla anlık olarak ölçülmüştür. Su, sediement ve biyota örnekleri buz kutuları içerisinde Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi İşleme Laboratuvarına getirilmiştir. Su, sediment ve doku örnekleri spektrofotometrik yöntem ile metal analizine hazır hale getirilmiş ve örneklerin metal ve metaloid düzeyleri THERMO SCIENTIFIC marka, NESLABTHERMO FLEX 2500 model Endüktif Eşleşmiş Plazma Kütle Spektrometresi (ICP-MS) ile ölçülmüştür. İncelenen metal ve metaloidlerin su sediment ve balık ile yengeç dokularındaki düzeyleri arasında metal ve mevsime bağlı olarak istatistiksel olarak önemli bir ayırım saptanmıştır (p<0,05). En yüksek metal ve metaloid düzeyleri sırasıyla sediment, biyota ve suda belirlenmiştir. Araştırmada, sediment örneklerinde, Al, Se, As, Pb yaz mevsiminde, Cr ve Ti kış mevsiminde, Fe, Cu, Zn, Pb ve Cd ilkbahar mevsiminde en yüksek düzeyde bulunmuştur (p<0,05). Su örneklerinde Al, Cr ve Fe yaz mevsiminde, Cr, Pb ve Ti sonbahar mevsiminde, Cu, As ve Pb kış mevsiminde, Cu, Zn ve As ilkbahar mevsiminde en yüksek düzeyde belirlenmiştir. Balık karaciğer dokusunda Se ve Pb sonbahar mevsiminde, Al kış mevsiminde, Cu, Zn ve As ilkbahar mevsiminde, Fe, Zn, Cd ve Ti yaz mevsiminde en yüksek düzeyde saptanmıştır. Solungaç dokuda Al, Se ve As sonbahar mevsiminde, Cr kış mevsiminde, Fe, Cu, Zn ilkbahar mevsiminde, Pb ve Ti yaz mevsiminde en yüksek düzeyde belirlemiştir. Kas dokuda Al, Se, as ve Cd sonbahar mevsiminde, Cr kış mevsiminde, Fe ilkbahar mevsiminde, Cr, Pb ve Ti yaz mevsiminde en yüksek düzeyde saptanmıştır. Al dışında incelenen metaller en yüksek karaciğer dokusunda en düşük kas dokusunda bulunmuştur. Dokularda incelenen metaller arasında Fe, Cu ve Zn metalleri en yüksek düzeyde saptanmıştır. Yengeç hepatopankreas dokusunda; Se ve As sonbahar, Fe ve Cd kış, Cu ilkbahar, Al, Zn, Pb ve Ti yaz mevsiminde en yüksek düzeyde, solungaç dokusunda; As sonbahar, Al, Fe ve Ti kış, Se ilkbahar, Cu, Zn ve Pb yaz mevsiminde, kas dokusunda; As sonbahar, Cr ve Se, kış, Al ve Ti ilkbahar, Pb ve Cd yaz mevsiminde en yüksek düzeyde bulunmuştur. Fe, Cu ve Zn kas doku düzeyleri bakımından mevsimsel olarak ayırım saptanmamıştır (p>0,05). Örneklenen balık ve yengeçlerin tüketilebilir kısmı olan kas dokusunda Zn, Cu, Cr, Se, Pb ve Cd düzeyleri belirlenmiş ve bu düzeylerin Türk Gıda Kodeksi'ne göre, insan tüketimi için, belirtilen kabul edilebilir düzeylerde (Cd: 0.1 mg/kg; Cu: 20.0 mg/kg; Pb: 0.4 mg/kg; Zn: 50.0 mg/kg) olduğu saptanmıştır. Su ve sediment örneklerinde incelenen metal ve metaloid düzeyi bakımından mevsimsel değişim, yağışlar, buharlaşma gibi klimatik faktörler ile daha çok tarımsal faaliyetler etkisinde oluşan antropojenik olaylar ile açıklanabilir. İncelenen metal ve metaloidler bakımından dokular arasındaki ayırım dokuların işlevsel farklılıklarından, türler arasındaki ayırım organizasyon seviyesindeki ayırım ve üreme dönemleri ile ilişkilendirilebilir.

Kemal Yatkın
Mersin University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karakaya Baraj Gölü'ndeki istilacı Carassius gibelio türünün baskı altına alınmasında kullanılabilir uzatma ağ özelliklerinin araştırılması

Bu çalışma, Türkiye'nin iç sularında yaygın istilacı türlerden biri olan Carassius gibelio'nun (gümüşi havuz balığı) avlanma stratejilerini değerlendirmek amacıyla Karakaya Baraj Gölü'nde yürütülmüştür. İstilacı balık türleri, ekosistem üzerindeki baskıları nedeniyle yerli türlerin popülasyonlarını tehdit etmekte ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına yol açmaktadır. Bu türler ile mücadele edilmesi balıkçılık yönetimi açısından önemlidir. C. gibelio, yüksek üreme potansiyeli, geniş çevresel toleransı ve ginogenetik üreme yeteneği sayesinde hızla yayılmakta ve yerli türlerle besin rekabetine girerek ekolojik dengeyi bozmaktadır. Çalışma kapsamında farklı göz açıklıklarına (76, 80, 84, 88 mm) ve ip kalınlıklarına (0.18, 0.20, 0.23 mm) sahip sade uzatma ağları kullanılmış, toplamda 18 av operasyonu gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, C. gibelio'nun av kompozisyonunun %89,19'unu oluşturduğunu göstermiştir. Özellikle 84 mm göz açıklığına sahip ve 0,23 mm kalınlığındaki ağlar en verimli av araçları olarak belirlenmiştir. Türün kış aylarında sürüler oluşturduğu ve bu dönemlerde avlanma baskısının artırılmasının mücadelede etkili olabileceği tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, istilacı türlerin popülasyon kontrolü için uygun av tekniklerinin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. C. gibelio popülasyonlarının azaltılması için ticari balıkçılıkla birlikte amatör balıkçılar için teşvik edici av organizasyonları düzenlenmesi önerilmektedir. Ayrıca, istilacı türlerin ekosistem üzerindeki uzun vadeli etkilerini en aza indirmek amacıyla sürdürülebilir yönetim stratejilerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Mahmut İlhan
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

ZnO nanopartiküller içeren kitosan/ayva çekirdeği müsilajı ile hazırlanan biyonanokompozit filmlerin alabalık (Oncorhynchus mykiss) filetolarının kimyasal ve duyusal kalitesi üzerine etkisiüzerine etkisi

Nanoteknolojik uygulamalar, gıda ambalajlarının performanslarını iyileştirmek için yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu çalışmada, ZnO nanopartikülleri içeren kitosan/ayva çekirdeği müsilajı ile hazırlanan biyonanokompozit filmlerin alabalık (Oncorhynchus mykiss) filetolarının kimyasal ve duyusal kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada, 5 farklı deneysel grup tasarlanmıştır. Deneysel grupları kontrol grubu (C) ile birlikte kitosan (K), kitosan+ ayva çekirdeği müsilajı (K+A), kitosan +% 1 ZnO-NP ve kitosan+ ayva çekirdeği müsilajı+%1 ZnO-NP ile hazırlanan filmlerle kaplanmış örnekler oluşturmuştur. Biyonanokompozit filmlerle kaplanan örneklerin, kimyasal (pH, peroksit değeri (PD), tiyobarbitürik asit (TBA) ve toplam uçucu bazik nitrojen (TVB-N) ve duyusal (renk, koku, görünüş ve genel beğeni) kaliteleri 15 günlük muhafaza süresince her 3 günde bir analiz edildi. Araştırma iki tekerrürlü olarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, örneklerin lipit oksidasyonu (TBA, PD) ve TVB-N'deki artışı, ayva çekirdeği müsilajı ve ZnO-NP'lerin dahil edilmesiyle önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Duyusal analizler, 4˚C'de muhafaza süresince gruplar arasında koku, renk ve görünüş kriterleri bakımından önemli farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, kitosan filme ilave edilen ayva çekirdeği müsilajı ve ZnONP'lerinin raf ömrü üzerine olumlu etki gösterdiği belirlenmiştir. C grubunun raf ömrü 3 gün iken, K ve K+A filmleri ile kaplanan örneklerin 9 gün, K+%1ZnO-NP ve K+A+%1ZnO-NP ihtiva eden filmler ile kaplanan örneklerin raf ömrü ise 12 gün olarak belirlenmiştir.

Ayva çekirdeğiGökkuşağı alabalığıMüsilaj+3
Levent Ekinci
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kitosan/Ayva çekirdeği müsilajı ile üretilmiş nanokompozit filmlerin karakterizasyonu ve antimikrobiyal aktivitesi

Bu çalışmada, ZnO-NP içeren kitosan ve ayva çekirdeği müsilajı ile üretilen nanokompozit filmlerin karakterizasyonu ve antimikrobiyal aktivitesi araştırıldı. Yenilebilir filmler, kontrol grubu (Kitosan) ile birlikte, Kitosan+Ayva çekirdeği müsilajı (K+A), Kitosan +%1 ZnO-NP (K+Ç), Kitosan+Ayva çekirdeği müsilajı+%1 ZnO-NP (K+A+Ç) olarak 4 grup halinde üretildi. Üretilen nanokompozit yenilebilir filmlerin kalınlığı, nem miktarı ve su tutma kapasitesi araştırıldı. Filmler, FT-IR, TEM ve DSC analizleri ile karakterize edildi ve antimiktobiyal aktivite bakımından incelendi. Araştırma iki tekerrürlü olarak gerçekleştirildi. Analiz sonuçlarına göre; ZnO-NP ilavesinin üretilen nanokompozit filmlerin kalınlığını üzerine önemli bir etkisinin olmadığı (p>0,05) ancak, filmlerin nem miktarını azalttığı (p<0,05) belirlendi. FTIR spektrumları, ZnO NP'leri ve N-H ayva çekirdeği müsilajı, kitosan grupları arasında etkileşimi gösterdi. ZnO-NP içeren nanokompozit filmler, gelişmiş termal kararlılık sergiledi. Ayva çekirdeği müsilajı ve ZnO-NP ilavesinden sonra kitosan filmin homojen ve pürüzsüz yapısının bozulduğu tespit edildi. Ayrıca, ayva çekirdeği müsilajı antibakteriyel performans göstermezken, Kitosan ve ZnO-NP'lerin test edilen bakterilere (Listeria monocytogenes (ATCC 7644) ve Escherichia coli O157:H7 (ATCC 35150) ) karşı antibakteriyel aktivite gösterdiği tespit edildi. Sonuç olarak, üretilen nanokompozit filmler gıda ambalajı için önemli bir potansiyel göstermiştir. Özellikle ZnO-NP içeren filmler, gıda kaynaklı patojenleri kontrol ederek gıda muhafazası için aktif bir gıda ambalaj malzemesi olarak kullanılabilir.

Zelal Akat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karvakrol yüklü nanoemülsiyonların karakterizasyonu ve antimikrobiyal etkisi

Nanoemülsiyonlar, fonksiyonel gıda üretiminde suda çözünemeyen bileşenlerin gıda formülüne dahil edilmesi için kullanılan etkili yaklaşımlardan birisidir. Nanoemülsiyon hazırlanmasıyla aktif bileşenlerin sistem içinde dağılımı sağlanmakta aynı zamanda biyoyarayışlılığı arttırılmaktadır. Bu çalışmada, doğal bir biyoaktif madde olan karvakrol yüklü 321 nm büyüklüğünde nanoemülsiyon üretilmiştir. Çalışmada hazırlanan nanaoemülsiyon örneğinin nanoyapıların stabilitesini ve boyut dağılımını ortaya koymak için belirlenen zeta potansiyeli ve PDI değerleri sırasıyla -54.27 ve 0.266 olarak belirlenmiş ve elde edilen bulgular karvakrol içeren nanoemülsiyonların kararlı ve dayanıklı olduğunu göstermiştir. Çalışmamızda karvakrol yüklü nanoemülsiyonun gıda kaynaklı hastalıklara yol açabilen Gram pozitif Bacillus cereus bakterisi üzerindeki antibakteriyel etkinliğinin standart antibiyotik etkinliğinden önemli ölçüde yüksek olduğu net bir şekilde ortaya konmuştur. Bu da karvakrol yüklü nanoemülsiyonlar, daha yüksek antibakteriyel aktivite sağlamak için standart antibiyotiklerin yerine kullanılabileceğini göstermektedir. Çalışmamızda karvakrol içeren nanoemülsiyonun Gram negatif Vibrio parahaemolyticus bakterisi üzerindeki antimikrobiyal etkisi incelenmiş; bu biyoaktif maddenin Vibrio parahaemolyticus test mikroorganizmasını yok ederek bakterisid özellik gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak konsantrasyon artırılarak bu bakteriye karşı karvakrol içeren nanoemülsiyonların antimikrobiyal olarak standart antibiyotiğin yerine doğal koruyucu olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.

Nusret Köse
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alabalık ve Mersin Balığı havyarlarının protein karakterizasyonu

Havyar besin değeri yüksek ve ekonomik açıdan değerli bir üründür. Mersin balığı dışındaki balıkların yumurtaları işlense bile bu ürünler havyar diye doğrudan nitelendirilmez ve en popüler ve beğenilen havyar türleri ise Mersin balığından üretilmektedir. Havyar besin değeri yüksek ve ekonomik açıdan değerli bir üründür. Bu çalışmada Keban Baraj Gölü'nde aktif halde olan bir yetiştiricilik tesisinden temin edilen Gökkuşağı Alabalık (Onchorhyncus mykiss) ve ticari bir firmadan alınan Mersin balığı (Huso huso) havyarlarının protein karakterizasyonu yapılarak SDS-PAGE analizinde majör protein grupları belirlenmiştir. Çalışmada Beluga havyarı için 180-15 kDa arasında belirgin 16 adet protein bantları belirlendi. Bu çeşitlilik, çalışmamızda incelenen Beluga havyarının protein çeşitliliği bakımından kalitesini ortaya koymaktadır. Gökkuşağı alabalığı havyarı elektroforetik profilinde ise (10-180 kDa) oluşan 100-60 kDa arasında belirgin protein bantları ve 180-100 kDa ve 60-45 kDa arasında küçük bantlar belirlendi.

Caner Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Marine edilmiş hamside (Engraulis engrasicholus l., 1758) duyusal, kimyasal ve mikrobiyolojik değişimler

Jüri: Doç. Dr. Fatih ÖZOĞULProf. Dr. Abdurrahman POLATDoç. Dr. Özkan ÖZDENDoç Dr. Cengiz GÖKBULUTYrd. Doç. Dr. Abdullah ÖKSÜZBu çalışmada, marine edilerek 0-2ºC'de muhafaza edilen hamsi (Engraulisengrasicholus L., 1758) filetolarının duyusal, kimyasal ve mikrobiyolojik değişimlerininbelirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada balık eti kalitesini belirleyen, kimyasal kriterlerolarak, toplam uçucu bazik azot (TVB-N mg/N 100g), tiyobarbitürik asit (TBA, mgmalonaldehit/100g), peroksit (meq/kg), serbest yağ asitleri (%Oleik asit), biyojenikaminler ve pH incelenmiştir. Mikrobiyolojik kriter olarak toplam aerob mezofilikbakteri, toplam psikrofil bakteri, maya-küf, koliform, E.coli, Salmonella,Staphylococcus-Micrococus ve histamin oluşturan bakteri sayıları belirlenmiştir.Araştırma sonunda örneklerin 0-2 ºC'de 7 ay depolanabileceği sonucuna varılırken,kimyasal kriterlerden TBA ve peroksit sayısının kaliteyi belirlemede TVB-N'e göredaha etkili olduğu bulunmuştur. Depolama süresince histamin sürekli artış göstererekmaksimum 34.5±2.00mg/kg ulaştığı, ancak FDA tarafından kabul edilebilir maksimumsınır değerine (50mg/kg) ulaşmadığı gözlenmiştir. Ancak histaminin gösterdiği düzenliartış nedeniyle marinasyonda kullanılacak balığın başlangıçtaki kalitesinin önemliolduğu sonucuna varılırken, olgunlaştırma işleminde kullanılan sirkeninmikroorganizmaların gelişimi üzerine doğrudan etkili olduğu gözlenmiştir. Diğer yandanmarine ürünlerde E 330 gibi kullanılacak gıda katkı maddelerinin de önem arz ettiğigörülmüştür.Anahtar Kelimeler: Marinasyon, Hamsi, Fileto, Depolama, HistaminI

İlkan Ali Olgunoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00