Sanko University
Institute

Institute of Health Sciences

Sanko University

21

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Laparoskopik cerrahi ile kolesistektomi ameliyatı olan hastaların perioperatif ısıtılmasının vital bulgulara ve kan parametrelerine etkisi

ÖZET Laparoskopik Cerrahi ile Kolesistektomi Ameliyatı Olan Hastaların Perioperatif Isıtılmasının Vital Bulgulara ve Kan Parametrelerine Etkisi, SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı (Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği), Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018 Bu araştırma Gaziantep SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Araştırma ve Uygulama Hastanesi Ameliyathanesinde, 1 Ekim 2017 - 31 Mart 2018 tarihleri arasında yapıldı. Üniversitenin etik kurulundan, söz konusu olan hastaneden ve hastalardan izin alındı. Evreni bilinen grupta örneklem belirleme yöntemiyle bu hastanede altı ay içinde ameliyat olan 80 hasta örnekleme dahil edildi. Araştırmanın akış adımları sırasıyla; ameliyat öncesi hastayla görüşme ve onam alma, ameliyattan öncesi hastayı ameliyathanede örtme, ameliyat öncesi sosyodemografik özelliklerini alma, fiziksel bulgularını değerlendirme, laboratuvar değerlerini değerlendirme, ameliyattan sırasında hastayı hava üfleme sistemi ile ısıtma, -ameliyat sırasında hastanın fiziksel bulgularını değerlendirme -0. dk, 5.dk, 15.dk, 30.dk laboratuvar değerlerini değerlendirme- 0. dk, 15.dk, hastayı uyandırma odasına alma, hastayı sıcak hava üfleme sistemi ile ısıtma, -ameliyat sonrasında uyandırma hastanın fiziksel bulgularını değerlendirme -laboratuvar değerlerini değerlendirmeydi. Tüm sosyo-demografik verileri, vücut sıcaklıkları, fizyolojik bulguları ve oda ısısı sayı yüzde olarak verildi. Her hastanın ameliyat öncesi vücut sıcaklığı, oda sıcaklığı ve fizyolojik bulguları ameliyat sonrası değerleri tekrarlı ölçümlerde varyans ve t testi ile değerlendirildi. Hastaların tümü ameliyat süresince hava üflemeli sistem ile ısıtıldı ve hastaların ameliyat süresi ortalama 74.55 +23.40 dk'dı. Hastalara genel anestezi verilme süresi ortalama 56.17+23.46 dk'dı. Hastalara ameliyat süresince verilen IV infüzyon sıvılar, ameliyat esnasında kullanılan yıkama sıvıları 37 C de tutuldu, kan transfüzyonu yapılmadı. Ameliyathane ve uyandırma odası sıcaklığı ameliyat sürecinde ortalama 21 C dereceydi. Hastaların ameliyat öncesi vücut sıcaklıkları ortalaması 36.36+2.81°C'di; ameliyat sonrası vücut sıcaklıkları ortalamasına eş değerdi 36.33+ 2.80°C'dı. Hastaların ameliyat öncesi sırası ve sonrası vücut sıcakları arasında anlamlı bir fark yoktu (p >0.05 ). Hastaların ameliyat öncesi ortalama arter basınçları (MAP) 102.64+11.529 mm Hg iken ameliyat sonrasında uyandırma odasında 98.55+ 9.940 bulundu. Ameliyat sırasında da MAP 96 ile 98 mm Hg arasında tespit edildi. Tüm ortalama arter basınçları arasında anlamlı bir fark vardı (p <0.05 ).Hastaların hemoglobin değerleri ameliyat öncesi 13,31+1.613 gr/dl, ameliyat sırası 12.96+1.612 gr/dl, ameliyat sonrası 12.57+1.699 gr/dl'dı; normal değerlerdeydi ve ameliyat süresince hastaların hemoglomin düzeyleri arasında anlamlı fark vardı (p<0.05). Hastaların lökositlerinin alt birimi olan lenfosit düzeyleri ameliyat öncesi 2.32+0.926 mm3 ameliyat sırasında 2.13+0.871 mm3 ameliyat sonrasında 2.19+0.895 mm3'di. Aralarında anlamlı bir fark vardı ve normal sınırlardaydı (p<0.05). Hastaların trombosit değerleri ameliyat öncesi 245.06 mm3 , ameliyat sırasında 230.45 mm3, ameliyat sonrası 222.50 mm3di, normal değerler içindeydi ve anlamlı istatistiksel bir fark vardı (p<0.05). Laparoskopik safra ameliyatı olan hastaların kan üre nitrojen (BUN) değerleri ameliyat öncesinde 13.79+ 6.126, sırasında13.70+6.752, sonrasında 13.52+7.637'dı, normal değerler içindeydi ve istatiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p>0.05). Aktivite Parsiyel Tromboplastin Zamanı (APTT) hastaların ameliyat öncesinde 30.16+4.201,ameliyat sırasında 28.99+4.556, ameliyat sonrasında 29.48+4.029'dı ve normal sınırlardaydı (p<0.05). Sonuç olarak; vücut sıcaklığını ameliyat öncesinde, esnasında ve sonrasında korumak hastaların kan basıncını, nabzını, solunumunu, oksijenlenmesini olumlu etkileyeceği ve bu değerlerin normal sınırlarda olmasına yardımcı olur; hastaların eritrosit, hemoglobin, lökosit, lenfosit, trombosit, APTT, BUN, AST, ALT değerlerini normal sınırlarda tutar ve yara yeri iyileşmesine katkı sağlayacağı söylenebilinir. Bu araştırmanın doğruluğunu artırmak için deney ve kontrol grubu olarak dizayn edilmiş diğer araştırmalar önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hipotermi; Isıtma; Ameliyathane Hemşireliği

Ameliyathane hemşireliğiCerrahiHemşirelik+5
Songül Karakuzulu
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan hastaların bakımdan sorumlu yakınlarının ve hemşirelerinin eğitim gereksinimleri ile ilişkili görüşlerinin q metodu ile incelenmesi

Bu çalışma hemodiyaliz tedavisi alan hastaların, bakımlarından sorumlu yakınlarının ve hemşirelerinin eğitim gereksinimleri ile ilişkili görüşlerinin Q Metodu yoluyla incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Konya merkezde bulunan Özel Ölmez Diyaliz Merkezi ve Özel Nefrotrans Karatay Diyaliz Merkezlerinde, Aralık 2017-Mart 2018 tarihleri arasında, hemodiyaliz tedavisi alan 30 hasta, hastaların bakımından sorumlu 30 hasta yakını ve hastalara bakım ve tedavi veren 30 hemşire ile yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak hasta, hasta yakınları ve hemşireler için tanıtıcı özellikler soru formları, hemodiyaliz eğitim konularından oluşan 22 soru kartı ve sormak istedikleri soruyu yazmak istemeleri durumunda kullanılmak üzere 2 boş soru kartı kullanılmıştır. Veriler, Q metodundan (kartların önem sırasına göre sıralanması) yararlanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler yüzdelik ve frekans yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmada hemodiyaliz tedavisi alan hastaların eğitim gereksinimleri ile ilgili hasta, bakımlarından sorumlu hasta yakınları ve hemşirelerin konulara göre bazı düşüncelerinin aynı bazı düşüncelerinin ise farklı olduğu bulunmuştur. Hasta, hastanın bakımından sorumlu yakını ve hemşirelerin eğitim konularının önem sıralamasına baktığımızda; Hastaların, ihtiyaçları olduğunda psikolojik destek alma, sosyal yaşama uyum sorunlarıyla baş etme gibi psiko-sosyal sorunları içeren eğitim konularını, Hastaların bakımlarından sorumlu yakınlarının, fistül/kateter bakımı, komayı önlemeye yönelik tedbirleri almak gibi komplikasyonları önlemeye yönelik eğitim konularını, Hemşirelerin ise böbreklerin yapısı ve fonksiyonları, hemodiyalizin mekanizması gibi teknik ve teorik bilgi içeren eğitim konularına daha çok ilgi gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Hemşirelerin Q metodunu öğrenerek, yapacakları eğitim öncesinde hastaların ve hastaların bakımından sorumlu bakım vericilerinin önem sıralamasını belirlemesi ve eğitimin hasta ve hasta bakım vericilerinin ihtiyaçları doğrultusunda planlanarak yürütülmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz, KBY, Hasta Yakını, Hemşire, Q Metodu.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikHasta bakımı+5
Canan Güngör
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diz protezi ameliyatı öncesi hastalara verilen eğitimin derin ven trombozu gelişimine yönelik etkisi

Hasta eğitimi, hastaların sağlık durumları ve tedavi süreçleri hakkında bilgi edinebildikleri temel yaklaşımdır. Bu çalışmada ortopedi servisinde diz protezi ameliyatı geçirecek olan hastalara ameliyat öncesi dönemde verilen hasta eğitiminin, ameliyat sonrası dönemde DVT gelişimine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya diz protezi ameliyatı olacak olan 60 hasta dahil edildi. Hastalar kontrol ve deney gruplarına ayrıldı. Deney grubundaki hastalara ameliyattan 24 saat önce eğitim kitapçığı ile hasta eğitimi verildi. Kontrol grubundaki hastalara ise sadece klinik uygulamadaki bakım verildi. Sosyo-Demografik Özellikler Veri Toplama Formu ve Derin Ven Trombozunu Önlemeye Yönelik Bilgi ve Davranış formu aracılığı ile alındı. Bu iki form araştırmacılar tarafından ilgili literatürler incelenerek hazırlandı. Deney grubunun ameliyat sonrası bilgi düzey değerlerinin kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Total diz protezi ameliyatı olan hastaların cinsiyetlerine göre %85'i kadın, %15'i erkekti. Deney grubunda ' Bu ameliyat toplar damarlarınızda pıhtı ( tıkanıklık) yapar mı? ' sorusuna %93.3 kişi 'Evet' yanıtını verdi. Kontrol grubunda bu doğru yanıtı veren %70 kişiydi. Aralarındaki fark istatiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). İki grup arasında bacaklarında 'kızarıklık, ısı artışı, şişlik bir arada olduğunda yürür müsünüz' sorusuna verilen yanıtlarda iki grup arasında istatistiksel bir fark olmadığı tespit edildi (p>0.05). Tüm grupta ' DVT çorabınızı sabah kalkar kalkmaz yürümeden giyermisiniz ? 'sorusuna 'Evet giyeriz' ifadesini kullananlar %100 deney grubunda, %70 kontrol grubundadır. Aralarındaki fark istatiksel olarak anlamlıydı (p<0.05) Sonuç olarak, ''DVT hasta eğitim rehberi'' ile verilen planlanmış bir sağlık eğitiminin ameliyat sonrası iyileşme sürecine olumlu katkı sağladığı, ameliyattan bir gün önce eğitim verilen deney grubu hastalarının DVT'ye yönelik bilgi ve davranış durumları kontrol grubuna göre taburculuk öncesi daha iyi ve istatiksel olarak da anlamlıydı. Eğitim materyali uygulanan ve yüz yüze eğitim alan deney grubu hastalarının bilgi ve davranış düzeyleri, sadece klinik rutin uygulama verilen hastalardan daha iyi ve istatiksel olarak anlamlıydı. Anahtar kelimeler: Derin Ven Trombozu; Eğitim

CerrahiDizDiz eklemi+4
Abdullah Berkay Öztürk
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Meme cerrahisi ile axiller lenf nodu diseksiyonu geçirecek olan hastalara verilen hasta eğitiminin lenf ödemi önlemeye etkisi

Meme Cerrahisi İle Axiller Lenf Nodu Diseksiyonu Geçirecek Olan Hastalara Verilen Hasta Eğitiminin Lenf Ödemi Önlemeye Etkisi SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018 Bu araştırma, mastektomi ameliyatı ve lenf diseksiyonu olan hastalara verilen planlı tasarlanmış eğitimin deney ve kontrol grubunda lenfödem, lenfanjit gibi bulguları değerlendirmek, bunlara karşı koruyu önlemler alınmasını değerlendirmek amacıyla SANKO Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Cerrahi Kliniğinde yapıldı. Toplam 61 hastaya ulaşıldı. Deney grubunu 31, kontrol grubunu 30 hasta oluşturdu. Gruplar benzer dağılım gösterdi (p>0.05). Deney grubuna ameliyat öncesi eğitim, bir eğitim kitapçığı ile yaklaşık 40 dakika anlatılarak, göstererek verildi, kontrol grubuna ise bu eğitim kitapçığı taburculuktan 10 gün sonra verildi. Tüm hastaların lenfödeme yönelik bilgi ve tutumları, lenfödem ve lenfannjite yönelik bulguları ameliyattan 3 gün sonra ve 10 gün sonra değerlendirildi. Elde edilen veriler sayı yüzde ve ki kare tesi ile değerlendirildi. Deney ve kontrol grubu arasında lenf bezlerinin alınmasına bağlı lenfödem- lenfanjit bilgisi ve bunlardan korunma davranışı arasında anlamlı istatistiksel fark vardı (p>0.05). Deney grubu bu konuda daha bilgili idi ve tutum geliştirmişti. Ameliyattan 10 gün sonra taburculuk sonrası kontrolü yapılan hastaların lenfödeme yönelik bulgularına bakıldığında, hastaların ellerinde hafif düzeyde ödem, hasassiyet, ağrı, sertlik hissi, gerginlik hissi, yanma hissi, kızarıklık kontrol grubunda daha fazla görülürken, ameliyat öncesi meme hemşiresinden eğitim alan deney grubunda yer alan hastalarda, bu bulgular daha az görülmekteydi. Sonuç olarak; planlı, tasarlanmış, görsel-işitsel ve demostrasyon ile yaparak öğrenmeyi sağlayan hasta eğitimleri, lenfödem-lenfanjiti önlemede etkili olabilir.

CerrahiHasta eğitimiLenf nod eksizyonu+4
Fikret Yılmaz
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Konjestif kalp yetersizliği olan hastaların kısıtlılık durumları ve semptom düzeylerinin yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, konjestif kalp yetersizliği olan hastaların kısıtlılık durumları ve semptom düzeylerinin yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi ve Özel Sani Konukoğlu hastanesi kardiyoloji kliniği ve koroner yoğun bakım ünitelerinde Mayıs 2017-Kasım 2018 tarihleri arasında tedavi olan hastalar, örneklemini ise kabul kriterlerine uygun 102 hasta birey oluşturmuştur. Veriler hasta tanıtım formu, Kardiyovasküler Kısıtlılık ve Semptom Profili (CLASP) ve SF-36 Yaşam Kalitesi ölçekleri aracılığı ile yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %54,90'ı erkek ve yaş ortalamasının 54,76±13,35 olduğu saptanmıştır. Hastaların; göğüs ağrısı, solunum yetersizliği, bilek şişliği, yorgunluk ve fiziksel ve sosyal fonksiyonlar ciddi düzeyde, kadınlara ve erkeklere özgü ev içi faaliyetlerinde ve cinsellik skoruna göre normal düzeyde kısıtlılık yaşadıkları, kaygı düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu belirlendi. CLASP çoğu alt boyutu ile SF-36 yaşam kalitesi ölçeğinin tüm alt boyut skorları arasında anlamlı ve çoğu orta veya güçlü şiddette olmak üzere negatif yönlü korelasyon saptandı. SF-36 yaşam kalitesi skorlarının genel olarak düşük olduğu saptandı. Skorlar genel olarak kadınlarda daha düşüktü. Kalp yetersizliği olan hastalar için yaşam kalitesini artırmaya yönelik eğitim programlarının ve girişimlerin planlanması, sağlık çalışanlarının kalp yetersizliği olan hastalarında semptom kontrolüne önem vermeleri, kalp yetersizliği olan kadın hastalara yönelik derinlemesine araştırmaların planlanması, hastaların fonksiyonel kapasitesinin belirlenmesi ve ifade edilmesinde NYHA sınıflamasının kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Kısıtlılık; Konjestif; Semptom; Kalp Yetersizliği

Belirti ve semptomlarKalp hastalıklarıKalp yetmezliği-konjestif+3
İbrahim Caner Dikici
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ Bu araştırma üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrenciler üzerinde Ekim 2017 - Ekim 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2017 - Ocak 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini belirtilen tarihlerde ilgili fakültede okuyan toplam 802 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış ancak çalışma toplam 712 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve öğrencilerden gönüllü olanlar araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler sınıf ortamında toplanmış ve araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows bilgisayar programında ortalama, standart sapma, min-max değerler ile yüzdelik sayılar kurallarına uygun olarak incelenmiştir. Araştırmada öğrencilerin yaş ortalamasının 20.7±1.67, %71.1'inin kadın ve %99'unun bekar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %64.6' sının anne eğitim düzeyinin, %64.6'sının baba eğitim düzeyinin ilkokul ve altında olduğu görülmüştür. Öğrencilerin %76.8'ininçekirdek aile tipine sahip olduğu, %56.7' sinin halen ailesiyle yaşadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin %36.9' unun Hemşirelik Bölümünde okuduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %30.1' inin üçüncü sınıfta okuduğu ve %67'sinin toplumsal cinsiyet dersi almadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamındaki üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları puanı 94.98±18.76 bulunmuş olup olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyinin, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okuduğu bölümün, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünde okuyan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Üniversite Öğrencileri

AlgıCinsel kimlikCinsel kimlik+3
Ersin Akkoç
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Vajinal onarım ameliyatı geçiren kadınların yaşadıkları sorunlar ve etkileyen faktörlerin geriye dönük incelenmesi

Bu araştırmanın amacı vajinal onarım ameliyatı geçiren kadınların yaşadıkları sorunların ve vajinal onarıma sebep olan faktörlerin geriye dönük incelenmesidir. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma Adıyaman ilindeki Özel Gözde Hastanesi'nde vajinal onarım operasyonu geçiren kadınlar üzerinde yapılmıştır. Araştırma Eylül 2017 - Ağustos 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu hastanede son bir yılda ameliyat olan 110 kadın araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Evrenin tamamı örnekleme alınmış, ancak çalışma 103 kadın ile tamamlanabilmiştir. Veriler "Kişisel Bilgi Formu" ve "Ürogenital Problemler Formu" kullanılarak toplanmıştır. Veriler bilgisayar programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma için Etik Kurul onayı, kurum izni ve örneklem grubundan aydınlatılmış onam alınmıştır. Araştırma sonucunda kadınların çoğunlukla 18-49 yaş aralığında ve ev hanımı olduğu saptanmıştır. Kadınların tamamının en az 1 vajinal doğum yapmış olduğu, vajinal doğum esnasında yaşadıkları en büyük problemin genital bölgede yırtılma olduğu belirlenmiştir. Kadınların vajinal onarım ameliyatı öncesinde sık idrar yolu enfeksiyonu geçirme, idrar kaçırma, kabızlık, genital bölgede sarkma ve bazı cinsel ve psikolojik problemler yaşadıkları saptanmıştır. Kadınların yaşadığı tüm bu sorunlar nedeniyle günlük hayatlarının ve sosyal hayatlarının olumsuz etkilendiği, kadınların çok büyük bir kısmının kendilerinin geçirdiği vajinal onarım ameliyatını başkalarına da önerdikleri saptanmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire; Ebe; Vajinal Onarım; Deformasyon; Ürogenital Problemler

CerrahiCerrahi-plastikCerrahi-ürogenital+7
Kübra Elçi
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the effect of acupressure applied to patients with atrial fi̇brillation on some vital findings and oxygen saturation

INVESTİGATİON OF THE EFFECT OF ACUPRESSURE APPLİED TO PATİENTS WİTH ATRİAL FİBRİLLATİON ON SOME VİTAL FİNDİNGS AND OXYGEN SATURATİON Atrial Fibrillation (AF) affects 1-2% of the population. This study was carried out to determine the effect of acupressure on some vital signs and oxygen saturation in patients with AFThe study was designed as a placebo-controlled experimental study. After the approval of ethics committee, verbally informed consent was obtained from the individuals complying with research limitations in coronary intensive care unit and the research was completed with 69 individuals consisted of 23 in control, 23 in placebo and 23 in experimental group. The data were collected by the researcher using face to face interview method. The control group included in the study did not undergo any procedure, while the patients in the placebo group had been indicated to wear the wristband for pressure on the Shenmen (HT7) point and for the acupressure treatment; however, the wristband was worn directly on the wrist without observing the Shenmen(HT7) point, also loosely and inversely, and no pressure was applied. In the experimental group, after the acupressure wristband was worn in a way to ensure correct and sufficient pressure on the Shenmen (HT7) point, acupress performed twice in the same day. Blood pressure, heart rate, respiration and saturation values of all patients were recorded before and after the procedure via the monitor. All data were obtained with the help of devices and no manual measurement was made. Kruskal Wallis Analysis Of Variance, Fisher Chi-Square Test, All Pairvise Comparisons (Post Hoc) and Wilcoxon Tests were used to evaluate the data. The decrease in heart rate and saturation value of experimental group were found significant (p <0.05). Acupressin did not have any effect on blood pressure and respiration in all study groups. Acupressin applied to patients with AF decreased heart rate and increased oxygen sturation. According to this result, repeated acupressin may be recommended in addition to pharmacological treatment to reduce heart rate and increase oxygen saturation in AF. Keywords: Acupressure; Blood Pressure; Pulse; Respiration; Oxygen Saturation.

AcupressureAtrial fibrillationHeart diseases+5
Ayşe Soylu
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda öz-yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan hastalarda öz yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi, amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Mardin Devlet Hastanesi ve Kızıltepe Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisinde Mart 2018-Ağustos 2018 tarihleri arasında KOAH tanısı ile tedavi olan hastalar, örneklemini ise kabul edilme kriterlerine uygun 127 hasta oluşturmuştur. Veriler hasta tanıtım formu, Yaşam Doyum Ölçeği (YDÖ), Genel öz yeterlilik Ölçeği (GÖYÖ) ile araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %62, 2 si erkek ve yaş ortalamasının 66. 04±13. 44olduğu belirlenmiştir. Hastaların yaşam doyumu ile öz yeterlilikleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyde bir ilişki olduğu istatistiksel açıdan önemli olduğu saptandı (p<0.05). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile genel öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.27). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile yaşam doyumu puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.18). Sigara kullanmayanların Genel öz yeterlilik puanları daha yüksek bulundu (p<0, 05). Ancak hastaların sigara içme durumu ile yaşam doyumu arasında önemli bir ilişki saptanmamıştır. (p>0,05). KOAH'lı hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarının saptanarak, uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması ve uygulanması, hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarını düşüren sebeplerin belirlenerek bu sebeplere yönelik hemşirelik girişimlerinin uygulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: KOAH; Öz yeterlilik; Yaşam doyumu.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifKronik hastalık+2
Ömer Tanrıverdi
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kolorektal ameliyatlarda klinik alanda ameliyat öncesi, sırası ve sonrası uygulamaların ERAS protokolüne uygunluğunun karşılaştırılması

ÖZET Kolorektal Ameliyatlarda Klinik Alanda Ameliyat Öncesi, Sırası ve Sonrası Uygulamaların ERAS Protokolüne Uygunluğunun Karşılaştırılması Kırık M. S., SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018 Bu araştırmada kolorektal ameliyatlar sonrası Avrupa'da ve ABD'de uygulanan ASHİ protokolünü ( ERAS) bilen ve uygulayan ya da uygulamayan sağlık personelinin bilgi, davranış ve tutumlarını belirlemek istedik. Türkiye'nin Güneydoğusunda yer alan Diyarbakır ilinde ameliyat öncesi açlık süresini azaltma, antikoagülan ve antibiyotik kullanımı sağlama, derin ven trombozunu önleyici önlemler alma, gibi ameliyat sürecine yönelik uygulamalarda ASHİ protokolünün uygunluğunu bu araştırmada inceledik. Hemşire, anestezist ve cerrahların bu protokolde yer alan konulara yönelik bilgi davranış ve tutumlarını belirledik. Araştırmada sağlık personellerinden ve kurumlardan gerekli izinler alındı. Örneklemi 116 kişi oluşturdu. Veriler için, sorular ilgili literatür taranarak hazırlandı ve veriler yüz yüze görüşülerek araştırmacı tarafından toplandı. Verilerin değerlendirilmesi sayı-yüzde ile gösterildi. Araştırmaya katılanların ortalama yaşı 29.5'du, %82.8'i hemşire, %4.3'ü cerrah, %12.9'u anestezistti. Araştırmada " ameliyat sürecine ve evde tedavi, bakıma yönelik bilgileri veren, danışmanlığı yapan kişi kimdir" sorusuna %51.7'si çalışan tüm ekip olarak ifade etti. Bu bilgilendirme sürecinin de sadece yüz yüze görüşme olarak yapılma yüzdesi 59.4'tü, hastalara eğitim kitapçıkları verilmemekteydi. Hastalara emboliyi önleyici çorap giydirme oranı % 46.5'du. Hastaların çok uzun süre aç kaldıkları ve ameliyat öncesi karbonhidratlı oral sıvı alımının desteklenmediği belirlendi. ASHİ protokolüne uygun olarak hastalarını aç bırakan personel 10.4'tü. Ameliyat sonrasında oral alım için; peristaltizmin gelmesini bekleyen sağlık personeli de fazlaydı. Ameliyat öncesi antibiyotik kullanma oranı %86.2'di. Hastaların en erken ayağa kalkıp yürüme durumu; %44 oranında ameliyat sonrası 8 ile 24 saatleri arasındaydı. ASHİ protokolünü hiç duymayan sağlık personeli %74.1'di. Kurumsal destek olmadığı için bu uygulamayı yapamayanların yüzdesi de 93.1'di. Sonuç olarak; Sağlık personelinin ASHİ uygulamasına yönelik tam bilgilerinin olmadığı, bilgi davranış ve tutum olarak da ASHİ uygulamalarını hizmet içi eğitimlerinde olmadığı, sağlık personelinin ASHİ protokolü gibi güncel literatür bilgisini klasik geleneksel uygulamalarının yerine koymadığını söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: ERAS Protokolü; Ameliyat Sonrası Hızlı İyileşme (ASHİ) Protokolü; Fast Track Cerrahi; Hemşireli

CerrahiCerrahi-sindirim sistemiPerioperatif dönem+4
Mehmet Sabri Kırık
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00