
12
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Alüminyum matrisli B4C takviyeli kompozitlerin döküm yöntemi ile üretimi
Alüminyum metali için takviye elemanı olarak kullanıldığında elde edilen Al-B4Ckompozitleri, fren malzemesi olarak kullanılabilmesi için gerekli olan yüksek sertlik, yüksekaşınma direnci ve rijitlik gibi mükemmel mekanik ve fiziksel özellikler kazanılmasını sağlar.Bununla birlikte, özellikle son 20 yıl içinde otomotiv endüstrisi fren malzemelerinin seriüretimi için daha ekonomik ve güvenilir olabilecek bir üretim yöntemine artan rekabetnedeniyle gereksinim duymaktadır. Ayrıca, bu kompozitlerin bu tür uygulamalar için başarılıbir şekilde yaygın olarak kullanılabilmesi için B4C'ün sıvı alüminyum metali tarafındanıslatılabilmesi ve arayüzeyde istenmeyen fazların oluşması gibi problemlerin de çözülmesigerekmektedir.Bu nedenle, bu deneysel çalışma yukarıda sıralanan problemleri çözmek için ekonomik birdöküm tekniğini tanıtmaktadır. Bu amaçla, deneysel çalışmalar değişik boyutlarda B4Ctozlarının ticari saflıktaki alüminyuma döküm yöntemi kullanılarak takviyesi içinyürütülmüştür. Yapılan çalışmalardan elde edilen deneysel verilere göre üretimparametrelerinin ve mikroyapının kontrolü ile kullanılan döküm tekniği, fren malzemesiolarak kullanılabilecek yüksek performanslı Al-B4C kompozitlerinin üretimi için ideal biryöntem olarak görünmektedir.Anahtar kelimeler: Alüminyum, Bor Karbür, Kompozitler, Arayüzey.
Uçak sanayinde kullanılan balpeteği kompozitlerin mekanik davranışlarının incelenmesi
Birinci bölümde kompozit malzemelerin genel tanımları ve diğer bölümlerin kısa bir özetine yer verilmiştir. Askeri ve sivil uçaklar, uçak motorları, helikopterler, uzay ulaştırma sistemi ve gelecekte mümkün uygulamaları kapsayan uzay ve havacılıkta kullanılan kompozit malzemeler geniş bir şekilde gözden geçirilmiştir. Balpeteği sandviç yapı teknolojileri, sandviç panellerin dizayn kriterlerinden bahsedilmiş, bazı yükleme mukavemet problemleri ortaya konmuştur. Havacılık ve uzay endüstrisinde kompozit malzemelerin üretiminde kullanılan en önemli üretim metotlarından biri olan ?prepreg? üretim yöntemleri açıklanmış, kat ve fiber oryantasyonlarının önemi vurgulanmıştır. Balpeteği sandviç malzemelerinin tahribatsız muayene yöntemleri üzerinde durulmuş, bazı uygulamalar ve sonuçları irdelenmiştir. Sandviç yapı tamir yöntem ve teknikleri belirtilmiş ve bazı uygulama sonuçları gözden geçirilmiştir. Anahtar kelimeler: Kompozit Malzemeler, Balpeteği Sandviç Yapılar, Sandviç Balpeteği Yapıların Tamiri, Tahribatsız Muayene, Prepreg Üretim. xvii
Desenli cam kalıbı imalatı
Seramik kalıba döküm temiz yüzeyli ince ayrıntılı, hassas dökümle üretilemeyecek kadar büyük metal parçaların dökümünde kullanılmaktadır. Bu çalışmada seramik kalıba döküm ile desenli cam kalıblannınm yapımı incelenmiştir. Seramik kalıplama ince detaylı, çok temiz yüzeyli ve yüksek derecede boyutsal tamlığa sahip dökümler üretilebilir, ve tüm bu özellikler desenli cam kalıpların yapımı için anahtar faktörlerdir. Seramik kalıplama sadece boyutsal hoşgörülerin ve yüzey temizliğinin önemli olduğu durumlarda değil, dökülen parçaların sağlamlığı ve metal olmayan kalıntılar içermediği için tercih edilir. Mevcut araştırma desenli cam kalıpların metal dökümlerinin üretimi için kullanılan seramik kalıpların yapımı ile ilgili metodlan anlatmaktadır. Bu çalışma içerisinde, araştırmalar desenli cam kalıpların yapımı için bağlayıcı bileşimi, bağlayıcı pelteleşme koşullan, seramik kalıpların sinterleme zamanlan ve döküm işlemleri üzerine yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Seramik kalıp, Desenli cam kalıbı, Shaw, Paslanmaz çelik dökümü.
İkiz merdane döküm tekniği ile üretilen 1050 alaşım alüminyum levhaların anodik oksidasyon kalitesinin artırılması
ÖZETİkiz merdane döküm tekniğiyle üretilen levhaların anodizasyonu üzerine çalışılmıştır.Bu levhaların piyasada kabul gören DC levha kalitesine getirilmesi amaçlanmıştır.Hem sıradan hem de bazı döküm parametreleri değiştirilerek yüzey kalitesi artırılmışTRC levhalar alınmıştır. Levhalar, aşındırma banyo konsantrasyon, sıcaklık ve aşındırmasüresi için yapılan deney tasarımına göre işlenmiş, bunun dışındaki yağ alma,deoksidasyon, anodizasyon, durulama şartları sabit tutulmuştur.Farklı aşındırma işlemleri sonrası anodize edilen levhalar, oksit tabaka görünüm,parlaklık, renk farkı, pürüzlülük özellikleri açısından incelenmiştir.Çalışılan önişlem ve anodizasyon parametrelerinde, TRC levhada elde edilen oksittabaka yapısı DC levhadakine göre oldukça farklıdır. Taramalı elektron mikroskobu ileyapılan incelemelerde hücre ve gözenek boyut ve sayılarının farklı olduğu anlaşılmıştır.Anodizasyon tabakasının hücre ve gözenek yapısı üzerinde, metalin kimyasalkompozisyonu, mikroyapısı, anodizasyon banyo şartlarının etkisi büyüktür. Ancak buçalışmada anodizasyon öncesi TRC levha yüzey kalitesinin artırılması dahedeflendiğinden, aşındırma banyo parametreleri üzerine odaklanılmıştır.Farklı bir teknikle dökülüp, yüzey kusurları traşlanarak giderildikten sonra elde edilenDC levha anodizasyon tabaka kalitesinin, sürekli döküm tekniği ile birçok proses aşamasıatlandıktan sonra aynı şekilde elde edilmesi veya değişik anodizasyon parametreleri ile bukaliteye yaklaşılması için daha başka denemeler yapılması da gerekmektedir.Anahtar sözcükler: anodizasyon, TRC, SEM, deney tasarımıI
Biyomalzemelerin gelişimine toz metalurjisinin etkisi
ÖZETTeknolojinin tıp bilimine transferi ile başlayan, gelişmeler ve uygulamalar, protezlerde pekçok yeniliği de ardından getirmiştir. Özellikle yeni nesil biyomalzemeler, vücuttakifonksiyonel dokuların tamir ve değişimine güç ve cesaret vermektedir. Döküm veişlenebilirliklerinde zorluklar bulunan çok sert bazı malzemeler, toz metalurjisinin sağladığıbazı yöntemler sayesinde tıbbi kullanım için cazip hale gelmiştir. Biyomalzemelerdenbeklenen biyofonksiyonellik, biyouyumluluk, aşınma ve korozyon direnci gibi davranışlarınyanı sıra, kontrollü gözenek yapıda üretilebilmesi de, bu yöntemle üretilebilen malzemelereayrı bir önem kazandırmaktadır.Bu çalışmada toz metalurjisinde kullanılan biyomedikal malzemeler, biyomedikalmalzemelerin toz metalurjisi ile şekillendirilmesi, toz metalurjisinin biyomedikal malzemeleresağladıkları faydalar, implantlarda kullanılan malzemelerle diğer metalik malzemelerinmekanik özellikleri, biyouyumlulukları ve korozyon direnci açısından karşılaştırılmasına özetbiçimde yer verilmiştir.Anahtar kelimeler: Biyomalzeme, toz metalurjisi, implant
Plazma ve alev püskürtme tekniği ile al2o3-%13 tio2 ve cr2o3-%5sio2-%3tio2 seramik kaplanan malzemelerin özellikleri
Bu çalışmada, endüstriyel bir problemin çözümü amaçlanmıştır. Tekstil sanayiinde kullanılan aşınmaya maruz parçalardan ön büküm makinesinin galet kasnakları, aşınma ömrünün arttırılması amacıyla 2 tip seramik kaplama malzemesiyle kaplanmıştır. Laboratuvar şartlarında yapılan çalışmalarda: alev püskürtme ve plazma püskürtme teknikleri kullanılmıştır. Bu teknikler kullanılarak NiAl ara bağlayıcı varken ve olmaksızın yapılan 2 tip seramik (Al2O3-%13TiO2 veya Cr203-%5Si02-%3Ti02) kaplamaya bağ mukavemeti, aşınma, mikrosertlik denevleri uygulanmıştır. Ayrıca seramik kaplamalar X-ışınları incelemeleri ile SEM (tarama elektron mikroskop) mikroyapı ve mikroanaliz incelemeleri yapılarak değerlendirilmiştir. Laboratuvar şartlarında en uygun kaplama tekniği, en uygun seramik kaplama; servis şartlarında çalışan aşınmaya maruz tekstil makine parçaları için belirlenmiştir. Optimum şartlar elde edilen seramik kaplamalardan oldukça verimli sonuçlar alınmıştır. Bu optimum şartlar; plazma püskürtnıe tekniği kullanılarak NiAl ara bağlayıcı (optimum kaplama kalınlığı 150 nm civarında) artı Cr203-%5Si02- %3TiO2 seramik kaplama (optimum kaplama kalınlığı 200nm civarında) ile elde edilmiştir. Tekstil sanayiinde tanıtılan seramik kaplama teknikleri ile: aşınmaya maruz metal yüzeyler kaplanmaktadır ve bu teknikler sayesinde metal malzeme kaybı azalmakta, iş akışı sık kesilmemekte. ithal edilmek zorunda kalınan bazı elemanların sayısı azaltılarak ekonomiye faydalı girdiler sağlanabilmektedir.
Sıcak daldırmayla galvenizlemede çelik yüzey özelliklerinin kaplama davranışına etkisi
ÖZET Çelik ürünlerin atmosferik korozyondan korunmasında sıcak daldırmayla galvanizleme önemli bir yer tutmaktadır. Galvanizleme işlemi sonrasında oluşan kaplamanın fiziksel ve mekanik özelliklerini kaplama içerisinde gelişen Fe-Zn ara alaşım tabakaları belirlemektedir. Bu tabakaların şekli ve kalınlığı ise özellikle çinko banyosunda demir ve çinko arasındaki reaksiyonların gelişimiyle kontrol edilmektedir. Banyodaki reaksiyonların gelişimi, kaplanacak çeliğin kimyasal bileşimi, şekli ve yüzey özellikleri, çinko banyosunun kimyasal bileşimi ve sıcaklığı ve daldırma süresi gibi bir çok parametreden etkilenmektedir. Bu çalışmada, kimyasal ve mekanik yöntemlerle bilinçli olarak oluşturulan yüzey özelliklerinin galvanizlemeye etkilerini incelemek amacıyla kaplama özelliklerinde büyük farklılıklara yolaçan belirli silisyum içeriklerine sahip örnekler kullanılmış ve her bir bileşimdeki numunede oluşturulan yüzey özelliklerinin kaplama davranışına etkisi araştırılmıştır. Çelik yüzey özelliklerini değiştirmek için seçilen yöntemler asitleme, zımparalama ve parlatmadır. Uygulanan yüzey işlemleri sonucu numune yüzeyleri farklı yüzey geometrilerine ve deformasyon enerjilerine sahip olmuştur. Optik mikroskoba dayalı olarak yapılan kesit incelemeleri sonrasında asitlenmiş, zımparalanmış ve parlatılmış numunelerde farklı kaplama karakteristikleri gözlenmiştir. Ayrıca, galvanizleme sonrasında mikroskop altında ölçülen ara alaşım tabakası kalınlıklarının galvanizleme işlemi süresince değişimi belirlenmiştir. Normalde reaktif bir tutumun gözlenmediği % 0.010 Si gibi son derece düşük silisyum içerikli çeliklerde dahi yüzeyin parlatılması reaksiyon hızını arttırmıştır. Zımparalama işlemi tüm numunelerde de en ince kaplama kalınlığını vermiştir. Asitlenmiş numuler ise klasik Sandelin eğrisindekine benzer kaplamalar ortaya çıkarmıştır. Farklı yüzey pürüzlülüklerine ve deformasyon enerjilerine sahip yüzeyler karşılaştırıldığında, ortaya çıkan kaplama karakteristiklerini belirleyen temel etkenin oluşturulan yüzey geometrisi olduğu görülmüştür. Sandelin bölgesindeki çeliklerde ise oluşturulan keskin yüzey pürüzlülüğünün bu bölgedeki silisyum içeriği nedeniyle Ç ara alaşım tabakasında ortaya çıkan aşın büyümeyi engellediği belirlenmiştir.
Uçucu kül içeren alüminyum matrisli kompozit üretimi, özellikleri ve mikroyapı karakterizasyonu
ÖZET Son yıllarda, partikül takviyeli metal matrisli kompozitlere (MMK), özelliklede alüminyum alaşım matrisli olanlara ilgi gösterilmiştir. Bu ilginin sebebi, kaçınılmaz olarak oluşan darbe dayanımı ve kırılma tokluğunun azalmasına rağmen, seramik partiküllerin alüminyum alaşımlara katılmasıyla, elastisite modülünde (rij itlik), akma dayanımında, çekme dayanımında, aşınma dayanımında ve sertliğinde, hacimsel takviye oranlarına (Vf) bağlı olarak belirgin artışların sağlanmasıdır. Ayrıca ısıl iletkenlik ve ısıl genleşme değerleri de uygun olabilmektedir. Ancak çok iyi mekanik ve fiziksel özelliklere sahip kompozit malzeme üretimi, uygulanan üretim yöntemine ve kullanılan takviye (pekiştirici) malzemesine bağlı olarak yüksek maliyet ve üretim teknolojisi gerektirir. Kompozit üretimindeki sınırlayıcı bu faktörlerin elimine edilmesi amacı ile daha ucuz takviye elemanlarının ve üretim yöntemlerinin uygulanması ihtiyacı doğmuştur. Bu çalışmamızda, kompozit malzeme üretim maliyetlerinin düşürülebilmesi ve termik santrallerin atık malzemesi olan düşük maliyetli uçucu küllerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ETİAL 171 (A360) ve ETİAL 120 (443) matris malzemesi olarak seçilen alüminyum alaşımlarına %5, %10, %15 ve %20 hacim oranlarda Tunçbilek ve Yatağan termik santrallerinden sağlanan uçucu kül ilavesiyle AMK malzemelerin üretimi gerçekleştirilmiştir. AMK malzemelerin üretiminde karıştırma (stir-mix) yöntemi uygulanmıştır. Deneyler 750, 850, 950 °C ergime sıcaklıklarında ve 400, 560,750 d/dak. karıştırma devir sayılarında, özel olarak tasarımı yapılan seramik kaplı karıştırıcı (mikser) kullanılarak yapılmıştır. Karıştırma ve döküm sıcaklığı, karıştırma hızı, mikser geometrisi gibi parametrelerin çok sınırlı bir aralıkta değişebilmesi, karıştırma safhasındaki oksidasyon meyli ve homojen partikül dağılımındaki güçlükler, üretimin sınırlayıcı etkenleri olarak sayılabilir. Ancak bu kısıtlayıcı engellerin giderilmesi ile ilgili öneriler, tezin bilgi akışı içinde sunulmuştur. Uygulanan üretim yöntemi ile alüminyum alaşım matrise, uçucu kül takviyesinin maksimum %20 (hacimsel) ile sınırlı olduğu gözlenmiştir. Bu oranın üzerindeki uçucu kül takviyelerinde, ıslatma kabiliyetinin hızla düştüğü ve akıcılığın kaybolduğu görülmüştür. Üretimi tamamlanan kompozit numunelerin mekanik ve fiziksel özelliklerinin tespiti amacı ile çekme, eğme, elastik modül, darbe, yoğunluk, sertlik, aşınma, testleri ile optik ve elektron mikroskobik mikro yapı ve kırılma yüzey incelemeleri yapılmıştır. Deney sonuçlarında optimum değerler, 850 °C karıştırma sıcaklığında, 560 d/dak karıştırma devir sayısı koşullarında elde edilmiştir. Yapılan testler sonucunda hacimsel %15 takviye oranlarına kadar aşınma, çekme, eğme dayanımı, elastiklik modülü değerlerinde artış, kopma uzaması ve darbe dayanımında, hacimsel takviye oranlarının artması ile azalma görülmüştür. Böyle bir uygulama ile, özellikle büyük miktarlardaki ticari amaçlı kompozit üretiminde, uçucu kül takviyesi (dolgusu) ile alüminyum alaşım sarfiyatında, hacimsel takviye oranlarına bağlı olarak tasarruf sağlanabilecek ve atık bir malzeme olan uçucu küller, ucuz bir takviye elemanı olarak değerlendirilebilecektir. X
NiAl metallerarası bileşiğinin kendi kendine ilerleyen yüksek sıcaklık sentezlemesi (SHS) ile üretimi
Metallerarası bileşikler, seramik ve metaller arasında yer alan ve iki metalin belli oranlarda bir araya gelmesi ile oluşan malzemelerdir. Bu malzemelerin en büyük özelliği, şekil hatırlama, yüksek sıcaklık sürünme, oksitlenme ve korozyon direnci ya da aşınma direnci gerektiren uygulamalar için cazip olmalarıdır. Nikel alüminidler de özellikle yüksek sıcaklık uygulamaları için cazip malzeme grubunu oluştururlar. Bunlar içerisinde en iyi bilinenleri NiAl'dur. Öte yandan ergime sıcaklığı faz diyagramına göre yüksek (16380C) olan NiAl, gevrekliği nedeniyle uygulamada henüz fazla yer bulamamıştır. Fakat bu konudaki çalışmalar devam etmektedir. Kendi kendine ilerleyen Yüksek Sıcaklık Sentezlemesi (SHS), egzotermik reaksiyon vererek birleşen metallerin yeni bir malzeme üretildiği bir sentezleme yöntemidir. Bu yöntem son zamanlarda, özellikle metaller arası bileşiklerin üretilmesinde kullanılır olmuştur. Bu çalışmada NiAl metaller arası bileşikleri SHS ile üretilmiştir. Üretim esnasında, ön tavlama sıcaklığı ve kompaktlama (soğuk presleme) basıncının malzemelerin mikroyapısı, sertliği ve yoğunluğu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde konuya giriş yapılmış, ikinci bölümde literatür çalışmaları ile metallerarası bileşikler anlatılarak Ni Alüminidleri hakkında bilgi verilmiş, SHS ve bu yöntemle Ni Alüminidlerin üretimi hakkında durulmuş ve konu ile ilgili literatür çalışmalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümünde Deneysel Çalışmalar, çalışmanın amacı, malzeme ve yöntemler paylaşılmış, Dördüncü bölümde deneysel sonuçlar irdelenmiş, beşinci ve son bölümde ise nihai sonuçlar ile öneri ve kaynaklar sunulmuştur. Çalışmada, NiAl alüminidlerinin SHS ile başarıyla üretildiği, Ön tavlama ve daha yüksek soğuk presleme basıncının gözenekliği azalttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: NiAl, Metallerarası Bileşik, SHS, Reaksiyon Sentezlemesi
Al matrisli Al2O3 takviyeli kompozit malzemelerinin katı hal teknikleri ile kaynak edilebilirliğinin araştırılması
Ill ÖZET Yüksek Lisans Tezi ALÜMİNYUM MATRİSLİ AL2Oj TAKVİYELİKOMPOZÎT MALZEMELERİN KATI HAL BİRLEŞTİRME TEKNİKLERİ İLE KAYNAK EDİLEBİLİRLİĞİN ARAŞTIRILMASI SONER BUYTOZ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Metal Eğitimi Anabilim Dalı 1999 Sayfa: Difüzyon kaynağı, birleştirilmek üzere eşleşmiş aynı ya da farklı iki veya daha çok malzemenin, bu malzemelerin ergime sıcaklıkları altında, tespit edilebilir plastik akmaya sebep olmayan bir basınç altında, katı hal difüzyonu yoluyla malzeme çifti arasında metalurjik bir bağ oluşuncaya kadar, malzemenin özelliklerini önemli ölçüde etkilemeyecek bir sürede tutulması ile uygulanan bir birleştirme yöntemidir. Bu yöntem özellikle seramikler, kompozitler ve egzotik malzemeler gibi geleneksel ergitme kaynağı yöntemleri ile birleştirilemeyen malzemeler için uygundur. Yapılarındaki takviyelerden dolayı kompozitlerin ergitme kaynağı ile birleştirilmeleri çok uygun değildir. Katı halde uygulandığı için, difüzyon kaynağı bu malzemelerin birleştirilmesi için en uygun yöntem olarak görünmektedir.Bu çalışmada, Al matrisli A1203 takviyeli bir kompozit (Al/Al2O3/10p) difüzyon kaynağı ile birleştirilmiştir. Takviye ortalama boyutu 60 |um olan Aİ2O3 parçacıklarıdır. Dökümden sonra parçacıkların matris içine homojen bir şekilde dağıldıkları görülmüştür. Bu çalışmada, numuneler, dökülmüş çubuklardan, 10x10x10 mm boyutlarında hazırlandı. Numune yüzeyleri 1200 meşlik zımpara ve elmas pasta ile parlatıldı. Yüzey pürüzlülük değerleri Mitutoyo Sunsorf marka profilometre ile, elmas pasta için 0.05 |um, 1200 meşlik zımpara için 0.19 jum olarak ölçüldü. Parlatılan yüzeyler ethanol ile temizlendi ve sonra basınç uygulama mengenesinde kaynak basıncı uygulanarak bir araya getirildi. Deneyler, tarafımızdan hazırlanan tüp şeklindeki bir fırında, argon atmosferinde yapıldı. Kaynak basınçları 1 ve 2 MPa, kaynak sıcaklıkları 550 °C ve 600 °C ve yüzey pürüzlülükleri 0.19 ve 0.05 (om olarak seçildi. Kaynak süresi 90 dakika ve sabit olarak alındı. Deneylerden sonra birleşme ara kesitleri optik mikroskop, SEM ve EDS ile incelendi. Sonuç olarak, en iyi birleşmenin yüzey pürüzlülüğü 0.05 jam olan numunede 2 MPa'lık basınç, 600 °C ve 90 dakikada meydana geldiği belirlendi. Bu çalışmanın ilk bölümünde konuya giriş yapılmış, ikinci bölümünde difüzyon kaynağı, mekanizmaları ve parametreleri kapsamlı bir şekilde verilmiştir. Üçüncü bölümde kompozit malzemeler ve birleştirme yöntemlerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde deneysel çalışmalar, besinci bölümde deneyin sonuçlan sunulmuştur. Altıncı ve son bölümde, sonuçlar değerlendirilmiş ve öneriler verilmiştir. Anahtar Kelimeler : Difüzyonla Birleştirme, Difüzyon Kaynağı, Katı Hal Kaynağı, Al Matrisli Al203 Takviyeli Kompozit Malzeme
TS-EN 45001 normlarına göre metalografik laboratuvarı akreditasyonu üzerine bir çalışma
Akreditasyon, ürün/hizmet, kalite sistemi çevre yönetim sistemi ve personel belgelendirmesi yapan kuruluşların, deney ve kalibrasyon laboratuvarlarının ve muayene kuruluşlarının teknik yeterliliklerinin uluslararası kabul görmüş kriterlere göre değerlendirilmesi, onaylanması ve devamlılığının sağlanmasıdır. Bu çalışma Sakarya üniversitesi Laboratuarlarında yapılacak bir Akreditasyon çalışmasında rehber olabilmek amacıyla hazırlanmıştır. Standardın temel prensibi yaptığım yaz yazdığım yap'tır. Bu tez, yapılacak bir akreditasyon çalışmasındaki tüm dokümantasyon çalışmalarım kapsar. Laboratuarda yapılan veya mutlaka yapılması gereken tüm faaliyetler bu tezde yazılmış görevlendirmeler yapılmış faaliyet planlan hazırlanmıştır. TS-EN 45001 standardım özetlersek; * Karlılığı ve verimliliği arttırır * Etkin bir yönetim sağlar * Tüm Faaliyetlerde geniş izleme ve kontrol sağlar * Müşterilerce Talep edilir Bu çalışma SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Metalürji Mühendisliği bölümü, Metalografi Laboratuvarının TS-EN 45001 normlarına uygun akreditasyon dokümanlarım içermektedir. Anahtar Kelimeler : Türk Standartları Enstitüsü-Europe Norm 45001 (TS-EN 45001) IV
Diş porselen tozları
ÖZET Diş Porselen Tozları Anahtar kelimeler: Seramik, Bio-Malzemeler, Diş, Diş Malzemeleri, Diş Porselenleri, Diş Porselen Tozları Porselenler, ergitmeden sonra normal renk ve yarı saydamlıktaki doğal proteze çok benzer şekilde sert ve erimeyen bir kütle olarak şekillendirilebildikleri için sun'i dişlerden oluşan protezlerde jaket kuron yahut inley olarak diş restorasyonlarının yapımında kullanılır. Diş porselenleri yüsek sıcaklıkta ergiyen (1290-1370 °C), orta sıcaklıkta ergiyen (1090-1260 °C) ve düşük sıcaklıkta ergiyen (870-1060 °C) olmak üzere sınıflandırılabilir. Yüksek sıcaklıkta ergiyen malzemeler ticari firmalar tarafından fabrikasyon yapay protez dişlerinde kullanılır. Nadiren diş laboratuarlarında tek diş porselen restorasyon yapımında da kullanılır ancak, yüksek sıcaklıklarda çalışılmalıdır. Orta ve düşük sıcaklıklarda ergiyen malzemeler inley ve jaket kuron porselenlerde tercih edilen malzemeledir. Günümüzde düşük ergime sıcaklığına sahip diş porselenleri kullanılır. Uygulamada porselen, kaolen, kuars ve uygun flaks malzeme karışımı içerir. Uygun bir diş porseleni bileşimi % 81 feldspat, % 15 silika ve % 4 kil olabilir. Orta ve düşük ergime sıcaklığına sahip porselen yapımında daha düşük sıcaklıkta ergitmek için sodyum veya potasyum karbonat ve boraks veya borik asit bileşenleri ilave edilir.