
767
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Çalışanların kurumsal imaj algılaması ile motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı çalışanların motivasyonu ile kurumsal imaja dair algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda ilk bölümde motivasyon kavramı, teorileri ve motivasyonun işletmelerdeki uygulamaları incelenmiş; ikinci bölümde imaj ve kurumsal imaj kavramlarına değinilmiş; üçüncü ve son bölümde ise bir Büyükşehir Belediyesi'nin İnsan Kaynakları bölümünde yapılan araştırma sonuçları ele alınmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak; çalışanların demografik bilgilerini içeren, motivasyon seviyelerini ölçmeye ve kurum imajını nasıl gördüğüne ilişkin sorulardan oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçları bilgisayar ortamında SPSS 11.5 istatistik paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler güvenilirlik analizi, t testi, Anova testi ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; çalışanların motivasyonları ile kurumsal imaja dair algıları arasında pozitif yönde, kuvvetli ve anlamlı bir korelasyon olduğu saptanmıştır.
Türk mali sisteminin regülasyonu
Mali sistemin regülasyonu, mali sektörü oluşturan kurumların oluşumlarının, faaliyetlerinin yetkili otorite(ler)ce düzenlenmesi,denetlenmesi ve gözetimi fonksiyonlarını içermektedir. Mali sektörün kendi haline bırakıldığında krizlere açık yapısı ve reel sektör ile bağlantılı durumu nedeniyle sistemde oluşabilecek sıkıntıların reel kesimi ve tüm ekonomiyi etkileyecek boyuta ulaşabilmesi, sistemin regülasyonunu gerektirmektedir. Bu kapsamda, çalışmanın amacı, Türk Mali Sistemi'nin niçin, nasıl ve hangi kuruluşlarca regüle edildiğinin irdelenmesidir. Finansal regülasyonun mantığının kavranması için öncelikle oluşturulan regülasyon teorileri, mali piyasaların regüle edilmesine yönelik gerekçeler ve kullanılan araçlar incelenmekte, regülasyonun fayda ve maliyetleri gözetilerek uygulanmasına yönelik optimal regülasyon kavramı üzerinde durulmaktadır. Ardından, kurumları ile ülkemiz mali sisteminin yapısı, görünümü, sorunları incelendikten sonra; finansal regülasyonun gerekçeleri arasında yer alan finansal krizler, krizlere yönelik geliştirilen teorik çerçeve ile birlikte incelenmekte; son olarak Türk Mali Sistemi'ni regüle eden kuruluşlar ve uluslararası regülasyon düzenlemelerinin ülkemize yansımaları değerlendirilmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda görülmüştür ki, mali sistemimizin etkin bir regülasyona tabi olmadığı dönemde gerek ülkemiz yapısal sorunları kaynaklı, gerekse uluslararası piyasalar kaynaklı bir dizi finansal kriz yaşanmıştır. Bu krizlerin sonucu olarak finansal sistemin etkin bir regülasyona tabi tutulması ile birlikte tüm dünyayı ciddi boyutlarda etkisi altına alan 2008 global krizinden Türk Mali Sistemi'nin diğer ülkelere oranla daha az boyutta etkilendiği görülmüştür. Bu durum mali sistemin regülasyonunun önemini ortaya koyan bir bulgu olarak değerlendirilebilmektedir.
Hizmet içi eğitim ile iş tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi: Belediye çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışma, iş dünyasında ve İnsan Kaynakları Yönetimi'nde önemli yerleri olan çalışanların iş tatmini ile hizmet içi eğitim algılamaları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Buna göre çalışmanın birinci bölümünde hizmet içi eğitim; tanımı, önemi, amaçları, ilkeleri, yararları; ayrıca eğitim ihtiyacının analizi ve eğitimin programlanması; başlıca kullanılan eğitim yöntemleri ve eğitimde değerlendirme başlıkları altında detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde ise iş tatmini kavramı, önemi, iş tatminini etkileyen faktörler, iş tatminin sonuçları ve tatmin sağlamaya yönelik uygulamalar ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, Şişli Belediyesi Genel Müdürlüğü 140 beyaz yaka çalışanına, hizmet içi eğitim ve iş tatmini ile ilgili anket uygulanmıştır ve anket sonuçları SPSS programının 18.0 versiyonu kullanılarak analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise bu uygulamaya ait çeşitli analiz sonuçlarına yer verilmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmelerde, ölçeklerin güvenilirliklerini ölçmek için Cronbach's Alpha değerine bakılmış, demografik özelliklere ilişkin Frekans hesaplamaları, anketlerin dağılımı için Kolmogorov-Smirnov Z testi, değişkenler arası ilişkinin derecesini ve yönünü ölçmek için Korelasyon analizi ve değişkenler arası farklılıkları ölçmek için ise Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Elde edilen sonuçlara göre, çalışanların iş tatmini ile hizmet içi eğitim algılamaları ve ayrıca hizmet içi eğitimin uygulanması, yönlendirilmesi ve planlanması ve değerlendirilmesi arasında ilişki olduğu kabul edilmiştir. Çalışanların iş tatmini, demografik özelliklerinden yaş değişkenine göre farklılık gösterdiği; hizmet içi eğitim algılamalarının ise yaş ve kıdem değişkenlerine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır.
Mehmed Atâ: Hayatı, eserleri ve İktitaf
Bu tez çalışmasında 1850-1919 yılları arasında yaşamış ve Hammer mütercimi olarak tanınan Mehmed Atâ'nın hayatı ve eserleri irdelenmiş ve İktitaf adlı dört ciltlik eseri ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Mehmed Atâ, her ne kadar hayatının son bir haftasında yaptığı Maliye Nazırlığı ve tercüme ettiği ?Hammer tarihi?yle tanınmış olsa da, polisiye roman ve güldürü roman türünde önemli tercümeleri bulunmaktadır. Ayrıca siyaset ve tarih alanındaki tercümeleriyle de önemli bir yere sahiptir. Mehmed Atâ, aynı zamanda gazete ve dergilerde tarih, siyaset, dil ve edebiyat üzerine birçok makale neşretmiş ve önemli mütalaalarda bulunmuştur. Mehmed Atâ Bey, yazarlığının yanında bir eğitimcidir ve hazırladığı İktitaf adlı dört ciltlik eseri, uzun zaman Mekteb-i Sultanî'de ders kitabı olarak okutulmuştur. Bu eser, ders kitabı olduğu kadar, antoloji olarak da Türk edebiyatı tarihi açısından önemli bir yere sahiptir.
Okul müdürleri ve öğretmenlerin etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algıları: Zeytinburnu-Bakırköy örneği
Bu araştırmanın amacı okul yöneticileri ve öğretmenlerin algılarına göre, öğrenci başarısı üzerinde etkili olan öğretmen niteliklerini belirlemektir. Ayrıca, bu araştırmayla bazı demografik faktörler göz önünde bulundurularak müdür ve öğretmenlerin algıları arasındaki farka bakılmıştır. Bu amaçlara ulaşmak için, İstanbul'un Zeytinburnu ve Bakırköy ilçelerinde yer alan okullardan 349 öğretmen ve 52 okul yöneticisi örnekleme alınmıştır. Araştırmada, William (2010)'ın ?Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algıları? adlı anketi ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA ), T-Testi ve LSD analizi kullanılmıştır.Araştırma bulguları, okul müdürleri ve öğretmelerin, öğrenci başarısı üzerinde etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algılarının birbirine benzer olduğu bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda, öğretmenlerin ve okul müdürlerinin etkili öğretmen niteliklerine ilişkin algılarının bazı demografik özelliklerine göre nasıl değiştiği incelenmiş, okul müdürlerinin algılarında cinsiyetlerine göre, öğretmenlerinse cinsiyetleri, kıdemleri ve çalıştıkları okul türüne göre bazı noktalarda anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur.
Ortadoğu'da otoriter rejimler
Ortadoğu siyasal coğrafyasının en belirgin özelliklerinden biri, uzun yıllardır bölgede hüküm süren dirençli otoriter rejimlerdir. Otoriter rejimler yalnızca güncel siyaset üzerinde değil, yürüttükleri politikalarla, bölgenin ekonomik, toplumsal ve kültürel yapısı üzerinde de uzun erimli ve belirleyici etkilere sahiptir. Bu nedenle, Ortadoğu siyasetini ve toplumlarını anlayabilmek için, otoriter rejimlerin kaynaklarını ve işleyiş mekanizmalarını kavramak büyük öneme sahiptir. Bu tez, Ortadoğu'da otoriter rejimler üzerine akademik literatürün bir bilançosunu sunmayı hedeflemektedir. Otoriter rejimleri incelerken hangi kuramsal yaklaşımların benimsendiği, bu yaklaşımların literatüre olan katkıları ve sorunlu yönleri eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Böylece, Ortadoğu'da otoriter rejimleri uzun yıllar ayakta tutan kültürel, ekonomik, siyasal ve toplumsal dinamikleri ana hatlarıyla ortaya koyabileceğime inanıyorum. Bu amaç doğrultusunda, ilk olarak, mevcut literatür otoriter rejimlerin kaynakları ve rejimlerin kendilerini sürdürme stratejileri bakımından iki ana başlık halinde sınıflandırılacaktır. Literatürün sınıflandırılması ve alt başlıklar halinde incelenmesinin ardından, son bölüm, otoriter rejimler nasıl incelenmeli sorusuna cevap arayan bir tartışmaya ayrılmıştır. Bu bölümde ilk olarak, son yılların yeni otoriteryanizm tartışmaları ele alınacaktır. Yeni otoriteryanizm çalışmalarının vaatleri ve sınırlılıkları ortaya konulduktan sonra, otoriter rejimleri siyasal iktidar perspektifinden okumanın, ana akım rejim çalışmalarının sıkıştığı dar formalist bakış açısını zenginleştireceği, siyasal rejimleri ortaya çıkaran toplumsal faktörleri ve rejimlerin maddi ve sembolik yaşam stratejilerini bütün veçheleriyle kavramamıza yardımcı olabileceği ileri sürülecektir. Burada, siyasal iktidar perspektifi olarak önerilen yaklaşıma, Pierre Bourdieu'nun alan teorisi ve Michael Mann'ın siyasal iktidar üzerine geliştirdiği kavramsallaştırmalardan hareketle varılmıştır.
Çeviribilimde sömürgecilik-sonrası dönemeç: Çeviriyle sömürgeleştirilenin çeviriyle özgürleştirilme çabası
Bu doktora tezinin ana amacı, tarihsel ve ideolojik bağlamıyla Sömürgecilik-Sonrası kuramı incelemek ve bu kuramların çeviribilime yansımalarını tartışarak katkılarını belirlemektir. Bu doğrultuda tezde öncelikli olarak İspanya, Fransa ve İngiltere'nin sömürgecilik girişimleri ana hatlarıyla anlatılmıştır. İkinci bölümde tez; Edward Said, Homi Bhabha ve Gayatri C. Spivak üzerinden Sömürgecilik-Sonrası kuramın temellerini ve gelişimini özetler. Üçüncü bölümde Sömürgecilik-Sonrası yaklaşımlarda ve çeviribilime bu yaklaşımların yansımasında öne çıkan kavramlar tartışılmıştır. Burada kavramlar, eleştiri noktaları ve olumlayıcı noktalar olarak ayrılmıştır ve örneklerle somutlaştırılmıştır. Özellikle yazın çevirisi odaklı olan bu örnekler kültürel çeviri ve ideolojik çeviri örneklerini de içermektedir. Tezin ekler bölümünde yer alan Terimce kısmında, yerli terminolojide henüz karşılığı oluşturulmamış ya da konu yerli alana yabancı olduğu için üzerinde fikir birliğine varılmamış kimi terimlere karşılık bulunmuştur. Sözlükçe kısmı da benzer bir düşünceyle oluşturularak küçük örnekler ve basit bir dille söz konusu terimler açıklanmıştır. Sömürgecilik-Sonrası çevir yaklaşımlarında sıkça geçen Yerlileştirici-Yabancılaştırıcı çeviri önerilerinin ne tür bir farklılık yaratacağını somutlaştırmak amacıyla, Necip Mahfuz'un Şevk Sarayı adlı eserinin ilk iki bölümünün Türkçeden İngilizceye yapılmış çevirileri de ekler kısmına alınmıştır.Sömürgecilik-Sonrası yaklaşımlarda çokça geçen melezlik kavramı, bu tezde güncel kültürel ve yazınsal çeviri uygulmalarıyla ilintilendirilmiştir. Böylece özcü özne-nesne inşası, kutuplaştırıcı politikalar, erek-kaynak metinlerin birbirine zıt unsurlar olarak kurulması eleştirilmiş, eşdeğerlik kavramının melezlik üzerinden açıklanan bulgularla yeniden düşünülmesi önerilmiştir. Yapısökümcü çeviri önerileri, çevirmen görünürlüğüne ve eşdeğerlik anlayışına farklı bakış açıları sunmaktadır. Tezin, Sömürgecilik-Sonrası yaklaşımları yerli araştırma dünyasına daha tanıdık hale getirerek yeni sorgulamalara yön vermesi beklenmektedir.
Türk-Yunan ekonomik ilişkileri (1980-2010)
Bu çalışmada Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin derecesinin devletlerin çatışmasının önüne geçip geçemeyeceği incelenmiştir. Ekonomik ilişkiler analiz edilirken, Keohane ve Nye'ın ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinden yararlanılmıştır. Buna göre, çatışmacı devletlerin kuracakları ekonomik ilişkilerde birbirlerine bağımlı olmaları, devletleri çatışmadan uzaklaştıracak ve ticaretin kârını elde etme çabasına girmelerini sağlayacaktır.Çalışmada bu bağlamda birinci bölüm içinde ekonomi ve siyaset ilişkisi incelenmiş, çatışmacı devletlerin analizinde kullanılacak olan ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinin anlamı ve teoriyi oluşturan sacayakları analiz edilmiştir. İkinci bölümde, çalışma kapsamında incelenecek olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki tarihsel problemlere ve Türkiye'nin 1980 yılı sonrasındaki dönüşümüne göz atılmış ve iki ülkeyi birbirine bağlayan bir parça olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin ülkeler arasında karşılıklı bağımlılık yaratıp yaratmadığı analiz edilmiştir. Ekonomik ilişkilerde karşılıklı bağımlılığın olup olmamasının uyuşmazlıkların çözümüne ve iki ülke arasında diyalog ortamının yaratılmasına yapmış olduğu etki ortaya konulmuştur. Ayrıca AKP hükümetleri döneminde tercih edilen komşularla yakınlaşma politikası ve bu politikanın Yunanistan'a yansımaları da incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda ise iki ülke arasında, henüz bir bağımlılık ilişkisinden söz edilemeyeceği, ancak sürece göz atıldığında, ekonomik ve siyasi ilişkilerdeki işbirliğinin geliştirilmesine koşut olarak ilişkilerin her geçen gün iyiye doğru seyrettiği yorumu yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkiye, Yunanistan, karmaşık karşılıklı bağımlılık, siyasal ekonomi.
Türkiye'deki Gürcü ve Çerkes Diasporasının gözüyle Abhazya meselesi ve kimlik sorunu
Bu çalışma, SSCB döneminden sonra ortaya çıkan Abhazya Meselesinin Türkiye'deki Çerkes ve Gürcü topluluklarının kimlik yapısını nasıl etkilediğini göstermektedir. Bir de bu çalışma, bu topluluklar için Abhazya Meselesi'nin anlamının nasıl değiştiğini anlatmaktadır. 1993'te meydana gelen Gürcü-Abhaz Çatışması, Türkiye'deki Çerkes topluluğunda, özellikle genç Çerkesler arasında ?diaspora? kimliğini oluşturmuştur. Ayrıca Abhazya Meselesi, Türkiye'deki Çerkes topluluğunda ?birleşme?nin sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki Gürcü topluluğu ise 2003 yılındaki ?Gül Devrimi?nden sonra Gürcistan ile ilişkileri güçlendirmiştir. Bu süreçte Türkiye'deki Gürcü topluluğu içinde de ?diaspora? bilinci oluşmaya başlamıştır. Abhazya meselesi de Gürcistan ve Türkiye'deki Gürcüleri bağlayan ?birleştirici? işlevini kazanmıştır. 2008'de Abhazya'nın bağımsızlığının tanınması, 2014'teki Soçi Olimpiyatları'nı ve Çerkes Sürgünü'nü de gündeme getirmiştir. Bu durumun günümüzde Çerkes topluluğu içinde bölünmeler yarattığı söylenebilir. Özellikle Kafkaslarla ilişkileri güçlendirmesi Gürcistan'ın kendi kimliği ile ilgili tartışmalara sebep olmuştur. Sonuç olarak; Abhazya meselesi, hem Çerkesler hem de Gürcüler arasında ?diaspora? kimliğinin oluşumunu hızlandırmıştır. Aynı zamanda, son yıllarda bu toplulukların ?ana yurtları? ile ilişkilerini güçlendirmiştir. Bilhassa teknolojinin gelişmesiyle Abhazya ve Gürcistan'daki gelişmeleri yakından takip etmeleri Türkiye'deki Çerkes ve Gürcüleri daha derinden etkilemeye başlamıştır. Dolayısıyla bu toplulukların yapısı da daha karmaşık olmuştur.
Kanun virtüözü, besteci ve eğitimci Haçatur Avetisyan (1926-1996) ve kanun çalgısı özelinde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) müziğin dönüşümü
Kanun, Orta ve Yakın Doğu'da, pek çok coğrafyada çalınan bir çalgıdır. Bölge ve ülkeler bağlamında bakıldığında Kuzey Afrika'da, Fas, Cezayir, Ürdün, Mısır, Libya, Tunus ve Sudan'da; Arabistan yarım adasında, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Kuveyt ve Filistin'de; diğer coğrafyalarda ise, İran, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Yunanistan'da kanun çalınmaktadır. Kanun sazının genellikle müslüman ve makam müziği geleneği olan toplumlarda çalınıyor olması gözden kaçmamalıdır. Ancak bu çalışmanın konusu, hristiyan olan ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllarca birlikte yaşadığımız, Türk ve Osmanlı makam müziği geleneğine besteci, icrâcı, çalgı yapımcısı ve teorisyen olarak çok büyük katkılar sağlamış olan Ermeni unsurunun, Rusya topraklarında yaşarken meydana getirdiği, kendine özgü kanun çalma geleneğidir. Bu çalışmada, alan araştırması yöntemi ve Ermeni kanun çalma stilinin uygulamalı olarak edinilmesi yoluyla, XX. yüzyılda Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) kanun çalgısının, betimsel yöntem dâhilinde ortaya konan Sovyet kültür ve müzik politikaları bağlamında, nasıl bir değişimin öznesi olduğu, kanunda ekol olarak kabul edilen, kanunçalar, besteci, eğitimci Haçatur Avetisyan'ın (1926-1996) çalışmaları bağlamında ortaya konmuştur.Virtüöz kanunçalar olarak Avetisyan, Sovyet döneminde, 1951'de Berlin'de halk müziğini de içermek suretiyle düzenlenen bir festivalden, solo kanun icrâsıyla ödülle dönünce, Ermenistan'da kanun, halkın gözünde rağbet edilen bir çalgı olur. Bu ilgiye karşılık ilk olarak `teknikum' seviyesindeki bir okulda 1950'de başlattığı kanun eğitimini büyük bir hızla devam ettiren Avetisyan, izlediği kanun öğretimi yöntemi ile de kanun eğitimini kurumsallaştırma yolunda ilk adımları atan kişi olur. Bestecilik kariyerine kanun için yoğunluklu besteleri ile devam ederken, 1958-1972 yıllarında Ermenistan Devlet Dans Topluluğu'nun Halk Çalgıları biriminin müzik direktörlüğünü ve ardından 1973-1978 yıllarında Tatul Altunyan Şarkı ve Dans Topluluğu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı dönemde, kanun ve diğer halk çalgılarının bulunduğu orkestra için pek çok eser de besteleyerek, Sovyet yönetiminin desteklediği `ilerleme' hareketinin gereğini yerine getirir. 1978'de Komitas Erivan Devlet Konservatuarı bünyesinde Halk Müziği Bölümü'nü açan kurucu üyelerden biri olan Avetisyan, kanunun konservatuar müfredatına dâhil edilmesindeki başat rolünü devam ettirir. Günümüz Ermenistan Cumhuriyeti'nde, kanun alanında tanınan solist, besteci ve eğitimci kanunçalarların çoğu Avetisyan'ın öğrencisidir.Anahtar Kelimeler: Kanun, Ermeni müziği, Sovyet kültür politikaları, Haçatur Avetisyan, Ermenistan kanun stili, Ermeni âşık müziği