Zonguldak Bülent Ecevit University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Zonguldak Bülent Ecevit University

163

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin STEM uygulamaları ile ilgili görüşleri

Bu çalışmanın amacı; Fen Bilimleri öğretmenlerinin STEM temelli uygulamalara yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden "olgubilim" deseni kullanılan bu araştırmanın çalışma grubunu Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde 4 farklı devlet ortaokulunda görev yapan 10 Fen Bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan Fen Bilimleri öğretmenleri amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak STEM temelli uygulamalara ilişkin 10 adet açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Uygulama sürecinde STEM uygulamalarının öğretim programına entegre edilmesi ve öğretmenlerin STEM alanında eğitim alıp almadıkları, dersi anlatan öğretmende bulunması gereken donanımlar, derste yaşanabilecek olası zorluklar, kullanılan kaynaklar gibi birçok soru görüşme formunda yer almıştır. Verilerin analiz edilmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Kodlar araştırmacı tarafından oluşturulduğu için nitel verilerin analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; 2012 yılı ve öncesi mezun öğretmen görüşlerinde STEM konusunda yeterli eğitim almadıkları ve hizmet içi eğitime ihtiyaç duydukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca STEM temelli uygulamaların öğrencinin derse katılımını olumlu yönde etkilediği, dersin daha anlaşılır ve kalıcı olduğu şeklindeki öğretmen görüşleri de elde edilen diğer sonuçlar arasındadır.

FeTeMMFen bilgisiFen bilgisi dersi+4
Hüseyin Saçılık
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bal peteği sızdırmazlık elemanında eğimli labirent keçe dişlerinin kaçak debiye etkisinin sayısal incelenmesi

Güç santralleri, uçak motorları gibi güç üretim sistemlerinde kullanılan turbomakineler istenilen yüksek basınç ve yüksek sıcaklık ihtiyacını karşılayabilmesi için sürekli gelişim göstermektedir. Malzeme dayanım sınırları gibi faktörlerden dolayı turbomakine verimini artırmak için sistem içerisinde meydana gelen kayıpları azaltma yoluna gidilmektedir. Yüksek çalışma koşulları, sistemin türbin ve kompresör gibi elemanlarında kaçak akışın az olması istenilen bölgelerinde daha fazla sızdırmazlık problemlerini meydana getirmektedir. Bu çalışmada gaz türbinlerinde yaygın olarak kullanılan labirent ve bal peteği sızdırmazlık modelleri üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında 4 farklı kombine model ele alınmıştır. 1)Düz Stator – Düz Diş (90 derece) 2)Düz Stator – Eğimli Diş 3)Bal Petekli Bölge – Düz Diş 4)Bal Petekli Bölge – Eğimli Diş Detaylı olarak incelenecek olan 4. model için bu akış problemi; geometrik faktörlerin ve çalışma koşullarının etkisi şeklinde iki durumda ele alınmıştır. Araştırılan parametreler literatürde ve endüstri uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Labirent diş geometri parametreleri olarak rotor diş üstü ve stator yüzeyi arasında kalan diş açıklık mesafesi değerleri Cr={0.127-0.254-0.508-├ 1.016 mm}┤, diş eğim açısı θ ={90°-70°-├ 50° }┤ ve bal peteği geometri parametresi HCs={0.793-1.590-3.175├ mm}┤ için HAD analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma koşullarının incelenmesi açısından basınç oranları Pr={1.5-2.0-2.5-┤ ├ 3.0} ve rotor yüzeyinde çizgisel hızları Vr={100-200-┤ ├ 400 m/s} için akış üzerine etkilerini belirlemek amacıyla HAD analizleri gerçekleştirilmiştir. Düz stator (bal peteği olmayan) durumlar için 2-boyutlu eksene simetrik bir geometri üzerinden analizlerin yapılması mümkün olurken bal peteği kullanımı halinde 3 boyutlu bir analizi mecburi kılmaktadır. Ancak yüksek mesh yoğunluğu sebebiyle 3- boyutlu tam akış hacmi yerine, 3-boyutlu periyodik bir akış hacmi üzerinden çözümleme için ticari bir yazılım paket programı olan ANSYS-Fluent ile analizler gerçekleştirilmiştir. Yaygın olarak bilinen düz stator – düz diş labirent conta modeline göre kombine sızdırmazlık elemanının performansları karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; düz stator durumunda 0.254 mm diş açıklık için 70 derecelik eğim için kaçak akışı ̴ % 5.5 azaltırken bal peteği kullanımı halinde 70 derece diş eğim açısı kaçak akışta ̴ % 8.1 azalma görülmüştür. Aynı durum 0.508 mm diş açıklığı ve 50 derece diş eğim açısı için kıyaslandığında bu oran ̴%8.6' dan ̴%20.1' e artmıştır. Çalışma özetlenmek istenirse kaçak akışı önleme açısından yeni tasarımın olumlu etkileri gözlenmiştir. Ancak her diş açıklık mesafesi (Cr) için uygun bal peteği boyutunun seçilmesi ve uygun eğim açısının tercih edilmesi gerektiği bu tezin önemini ortaya koymaktadır. Türbin yataklarında ve kompresör çıkışlarında en fazla kayıpların labirent sızdırmazlık elemanlarında meydana gelmesi göz önüne alınacak olunursa motor gücü ve yakıt sarfiyatı açısından labirent keçelerdeki bu tür iyileştirmelerin sürekli devam edeceği gözükmektedir.

Gaz türbinli motorlarLabirent seal
İbrahim Zengin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmidazo(1,2-a)piridin türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve DNA etkileşimlerinin incelenmesi

Bu çalışmada imidazo[1,2-a]pirirdinil-8benzimidazol (1) ve 2,2'-bis(imidazo[1,2-a]piridin-8-yl)-3H,3'H-5,5'-bibenzo[d]imidazol (2) ligantlarının sentezi, karakterizasyonu ve DNA etkileşimleri üzerinde çalışılmıştır. Elde edilen ligantların karakterizasyonu FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR, ESI-MS analiz yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Bileşiklerin DNA etkileşimleri UV-Vis titrasyonu, floresans, viskozimetri, erime noktası değişimi ve agaroz jel elektroforezi metotlarıyla çalışılmıştır. UV-Vis titrasyonu sonuçlarına göre her iki bileşiğin da DNA'ya oyuk bağlayıcı olarak bağlandığını göstermektedir. Bağlanma sabitleri sırasıyla 3,5×104 M-1 ve 1,5×105'M-1'dır. Yapılan viskozimetri ve erime noktası değişimi çalışmaları da bu sonucu desteklemektedir. Floresans çalışmalarına göre bileşiklerin zayıf oyuk bağlayıcı oldukları tespit edildi ve L2'nin minör oyuktan Hoechst-33258 boyasına göre daha zayıf bağlandığı görülmüştür. Elektroforez çalışmalarında her iki bileşik de ortamda hiçbir aktivatör yokken DNA üzerinde herhangi bir kırılma gerçekleştirememiştir. Ancak L2 bileşiği yüksek konsantrosyonda DNA'nın eksi yükünü nötralize ederek jel üzerinde DNA'nın çökmesine neden olmuştur. Peroksit varlığında ise L2 L1'den daha yüksek DNAz aktivitesine sahiptir.

Bahar Caymaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazalt agrega malzemesinin farklı mekanik ve çevresel koşullar etkisinde özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada iki farklı bazaltik kayaçtan (ince ve iri taneli bazaltik kayaçlar) üretilen agregaların farklı mekanik ve çevresel koşullar altındaki özelliklerinin değişimi araştırılmıştır. Öncelikle genel olarak kayaçların ve agregalarının duraylılığına etki eden faktörler özetlenmiş, balast agregası (31.5 ‒ 63.0 mm) ve balast tabakası üzerine gerçekleştirilmiş önemli çalışmalar ifade edilmiştir. Ülkemizde kullanılan balast agregalarının sahip olması gereken teknik özellikleri verilmiş ve balast tabakasında gözlenen önemli sorunlara değinilmiştir. Arazi çalışmalarında agregaların üretildiği kaya kütlelerinin jeoteknik özellikleri belirlenmiş ve sahada farklı ayrışma ‒ bozunma içeren kaya kütleleri ayırt edilerek sınıflandırılmıştır. Farklı ayrışma ‒ bozunma derecelerindeki kaya kütlelerinden elde edilen numuneler kullanılarak bu kayaçlara ait temel fiziksel, mekanik ve agrega özellikleri belirlenmiştir. Farklı boyut grubunda (10 ‒ 14 mm ve 31.5 ‒ 50 mm) gerçekleştirilen agrega deneyleri sonucunda, ayrışmamış (W0) ve az ayrışmış (W1) kaya kütlelerinden üretilen agregaların olası kullanım alanları mevcut yaklaşımlar ışığında belirlenmiştir. Tren hattına serilen balast agregalarının dayanımının belirlenmesi için bir deney yöntemi geliştirilmiş, daha sonra kaya malzemesi ve balast agrega (31.5 ‒ 50.0 mm) özelliklerinin farklı çevresel ve mekanik koşullar altındaki değişimleri araştırılmıştır. Çevresel koşullar farklı döngü sayılarındaki magnezyum sülfat don kaybı deneyleri ile, mekanik koşullar ise sırasıyla tek tane parçalanma ve farklı devir sayılarındaki Los Angeles aşınma kaybı deneyleri ile temsil edilmiştir. Laboratuvar çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre, balast agregasındaki şekilsel özelliğindeki değişimin balast dayanımı ve parçalanma derecesi üzerine önemli etkileri olduğu belirlenmiştir. Farklı döngü ve devir sayılarında gerçekleştirilen Los Angeles aşınma kaybı deneylerine göre, araştırılan balast agregalarının uzun dönem duraylılıkları araştırılmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, balast agregasındaki parçalanma derecesinin mineralojik değişim ve tane boyutu ile ilgili olduğu söylenebilir. Ayrıca araştırılan balast agregalarının Los Angeles aşınma kaybı ve kirlenme derecelerinin kestirimi için birkaç görgül bağıntı geliştirilmiştir. Balast agregasının yerindeki parçalanma mekanizmasının araştırılması için önerilerde bulunulmuştur.

Ekin Köken
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İyonosferik tec dalgalanmalarının (manyetik fırtına, solar aktivite ve deprem kaynaklı) uydu bazlı konumlama sistemleriyle araştırılması

İçerisinde serbest halde çok sayıda elektron barındıran iyonosfer tabakası yansıtıcı özelliğinden dolayı sinyal bazlı uygulamalar için oldukça önemlidir. Diğer yandan depremin üst atmosferde olası sebep olabileceği değişimlerin tespit edilebilmesi açısından da önemli bir tabakadır. Bu tez çalışması kapsamında 2010-2016 yılları arasında dünya genelinde meydana gelen ve deprem büyüklüğü Mw ≥6 olan 17 adet depreme ilişkin iyonosferik TEC değişimleri irdelenmiştir. Söz konusu olası iyonosferik TEC değişimlerinin deprem ile olan ilişkininin daha iyi yorumlanabilmesi amacıyla uzay iklim koşulları dikkate alınmıştır. İki farklı yöntemin uygulandığı çalışmanın ilk bölümünde toplam 60 günlük TEC datası kullanılmış ve her deprem için ayrı bir k değeri üretilmiştir. Söz konusu k değeri literatürde yaygın olarak kullanılan çeyrekler arası metot yönteminde kullanılarak deprem analizine ilişkin yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Diğer yöntemde ise deprem analizinde kullanılacak TEC değerleri oluşturulan model aracılığıyla üretilmiş, bu model üzerinden elde edilen TEC değerleri ve gerçek TEC değerleri arasındaki fark üzerinden istatistiksel analiz yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, analizi yapılan depremlerin büyük bölümünde deprem öncesi veya sonrası pozitif ve negatif anomaliler elde edilmiştir. Yine bu tez çalışması kapsamında 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin TUSAGA-Aktif istasyonları kullanılarak Türkiye bölgesel iyonosfer haritalaması yapılmış ve TEC değişimlerinin davranışı irdelenmiştir. Diğer yandan yine bu yıllara ilişkin iyonosfer tabakasında meydana gelen G4 ve üstü manyetik fırtına veya jeomanyetik aktivitelerin ülkemizde sebep olduğu değişimler incelenmiştir. Bu tez çalışması ile iyonosfer-deprem, iyonosfer-manyetik fırtına, iyonosfer-güneş aktivitesi ilişkisi ortaya konmuş ve Türkiye iyonosfer modeli oluşturulmuştur. 2013, 2014, 2015 yıllarına ait TUSAGA-Aktif istasyonları kullanılarak yapılan bölgesel iyonosfer haritalamasından elde edilen sonuçlara göre en hareketli yılın 2014 yılı olduğu görülmektedir. Analizi yapılan yıllarda meydana gelen G4 ve üst seviyedeki manyetik fırtınaların tamamında iyonosferik değişimler tespit edilmiştir. Söz konusu bu değişimlerin miktarı ve türü farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

Samed İnyurt
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik sağlık gereçlerinde piroplastik davranışın ve yarı mamül mukavemetinin geliştirilmesi

Seramik sağlık gereçleri (SSG) nemli ortamlarda kullanılan, düşük su emme, hijyenik kullanım ve yüksek darbe dayanımına sahip başlıca ürünleri lavabo, klozet, pisuar, bide ve duş teknesi olan malzemelerdir. Bu grup seramikler kil, kaolen, feldispat ve kuvars gibi hammaddelerin belirli oranlarda karıştırılarak akışkan bir çamur haline getirilmesi, alçı kalıplarda şekillendirilmesi ve yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi sonucunda elde edilir. Seramik sağlık gereçlerinin boyutlarının büyük ve şekillerinin oldukça karmaşık olmasından dolayı montaj esnasında ve servis ömrü boyunca gerekli mukavemete sahip, yüksek sıcaklıklarda pişirim esnasında oluşacak olan piroplastik deformasyonun en az olması beklenmektedir. Bu çalışmada, seramik sağlık gereçleri alanında yarı mamul mukavemetinin arttırılması ve piroplastik davranışın geliştirilmesi üzerine bir uygulama yapılmıştır. Ürünlerin yarı mamul haldeyken mukavemetini arttırmak ve deformasyonunu azaltmak için yeni kompozisyonlar oluşturulmuştur. Bu amaçla, laboratuvar şartlarında hazırlanan seramik sağlık gereçleri için yeni bünye reçetelerinde ithal ürünlerin oranları azaltılıp alternatif yerli hammaddeler ile K2O oranı reçete içerisinde arttırılmıştır. Ayrıca yarı mamulde mukavemet arttırmak amacıyla seramik kırığı eklenmiştir. Çalışmada potasyum feldispat ilavesi ile K2O oranının reçete içerisinde arttırılması piroplastik davranışta azalma sağlamıştır. Yeni reçetelerde su emme, toplam küçülme ve deformasyon değişimleri incelenmiştir. Sonuç olarak, elde edilen yeni seramik sağlık gereçleri reçetesiyle bünyenin piroplastik deformasyona olan eğilimi %7,5 azaltılıp, yarı mamul mukavemetinin %35 iyileşmesi ile üretim maliyetleri düşürüleceği öngörülmüştür.

Tansu Yeşilkaya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki sürekli GNSS gözlemlerinin otomatik değerlendirilmesi ve analizi

Türkiye aktif deprem kuşağında yer alması sebebiyle gün içerisinde birçok deprem, heyelan, obruk, krip hareketleri gibi birçok jeodinamik ve sismik aktivite gerçekleşmektedir. Bu sebeple Türkiye jeodezi ve jeofizik bilimcileri için doğal bir laboratuvar görevi görmektedir. Dolayısı ile GNSS verileri birçok alanda kullanılmaktadır. Veri elde edilmesi ve değerlendirme aşamalarının çok daha hızlı bir şekilde yapılabilmesi için diğer ülkelerde kullanılan analiz merkezlerinden Türkiye'de de özellikle konu ile ilgili akademik çalışmaların yapıldığı üniversitelerde bulunması gerekmektedir. Çalışma kapsamında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Geomatik Mühendisliği Bölümü'ne VİDA adı verilen analiz merkezi kurulmuştur. GNSS istasyonlarına ait konum bilgilerinin zaman serilerinin oluşturulması, gün içerisinde gerçekleşen depremler ile konum bilgilerinin eşleştirilerek gerinim miktarlarındaki değişimlerin depremler ile ilişkilendirilmesi, sonuçların görselleştirilerek kullanıcılar ile paylaşılması amaçlanmıştır.

Gökhan Gürbüz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilen siğil tedavi yönteminin farklı makine öğrenmesi algoritmaları ile başarımının tahmin edilmesi

Siğiller virüs temelli olup en sık karşılaşılan dermatolojik sorunların başında gelmektedir. Siğil tedavisinde çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Son zamanlarda yaygın ve ayak taban siğili olan hastalara kriyoterapi ve immünoterapi tedavi yöntemleri uygulanmaya başlanmıştır. Bununla birlikte hangi tedavi yönteminin başarılı olacağına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bu çalışmada, bu iki yöntemin siğil tedavisinde başarılı olup olmayacağı literatürde yaygın kullanıma sahip makine öğrenmesi yöntemleri ile tedavi uygulanmadan önce tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bu algoritmaların girişlerine açık erişime sahip olan UCI veri tabanındaki veriler uygulanarak algoritmalar koşturulmuştur. Bu veriler yaygın ve / veya ayak tabanı siğil türlerine sahip 180 hastaya ait iki veri setinin birleştirilmesiyle elde edilmiştir. Hastaların yarısına kriyoterapi ve diğer yarısına immünoterapi yöntemleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, seçilen siğil tedavi yönteminin başarısı duyarlık, belirleyicilik ve genel başarım ölçütlerine göre belirlenmiştir. Bu değerler kullanılan yöntemlere göre sırasıyla NaiveBayes yöntemi için %68,43, %67,61 ve %67,78, Lojistik Regresyon yöntemi için %26,32, %94,37 ve %80,00, Karar Ağacı yöntemi için %52,63, %94,37 ve %85,56, 7-Yakın Komşuluk yöntemi için %15,79, %97,19 ve %80,00, Destek Vektör Makineleri yöntemi için %47,37, %95,78 ve %85,46, Aşırı Öğrenme Makinesi yöntemi için %36,85, %90,15 ve %78,89,Çok Katmanlı Algılayıcı yöntemi için %78,95, %98,60 ve %94,45 olarak tespit edilmiştir. Bu değerler içinde en yüksek genel başarımı veren Çok Katmanlı Algılayıcı yöntemi ile literatürdeki mevcut az sayıdaki çalışmadan çok daha yüksek bir doğrulukla tercih edilen siğil tedavi yönteminin başarılı olup olamayacağını tahmin edilebilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siğil, kriyoterapi, imünoterapi, makineöğrenmesi, naive Bayes, lojistikregresyon, kararağacı, k-yakınkomşu, destekvektörmakineleleri, aşırıöğrenmemakinesi, çokkatmanlıalgılayıcı.

Mualla Sakarya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İki değişkenli Gadjıev İbragimov tipli operatörler ile yaklaşım

Bu tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; doğrusal pozitif operatörlerin temel özellikleri ile tezde kullanılacak fonksiyon uzayları ve bu uzaylar için bazı yaklaşım teoremlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde; öncelikle klasik Gadjiev Ibragimov opreatörleri ile yaklaşımın temel özellikleri verilmiş daha sonra bu operatörün Gönül,Coşkun (2013) tarafından verilen bir genelleştirmesinin yaklaşım özellikleri incelenmiştir. Son bölümde; ikinci bölümde verilen genelleştirmenin iki değişkenli hali tanımlanarak bu operatörlerin yaklaşım durumları grafik ve nümerik hesaplarla ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Bu bölüm tezin orijinal bölümüdür.

Numan Özgür
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Optik uydu görüntülerinin yöneltmesinde oluşan kötü şartlı matrislerin iyileştirilmesi

Görüntü ile nesne uzayı arasında koordinat ilişkisinin kurulması algılayıcı yöneltmesi veya görüntü konumlandırma olarak adlandırılmakta ve algılayıcıya bağımlı ve algılayıcıdan bağımsız olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleştirilmektedir. Böylece görüntü ve nesne koordinat sistemleri arasındaki dönüşümü sağlayan ögeler/katsayılar hesaplanmaktadır. Ögelerin/katsayıların hesaplanmasında kullanılan katsayı (Jakobiyen) matrisinin kötü şartlı olmasından kaynaklı kötü konulmuş bir problem ortaya çıkabilmekte ve hedeflenen konum doğruluğuna ulaşılamamasına neden olabilmektedir. Bu tezde, optik uydu görüntülerinin yöneltmesinde ortaya çıkan kötü şartlı matris varlığının tespiti ve buna dair bazı çözüm önerileri ele alınmaktadır. Uygulama, bir çift bindirmeli SPOT 5 pankromatik görüntüsü için algılayıcıya bağımlı yöneltme yöntemi ve bir adet SPOT 6 pankromatik görüntüsü için algılayıcıdan bağımsız RFM yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. SPOT 5 görüntüleri için koşullu ölçüler dengelemesi, SPOT 6 görüntüsü için ise dolaylı ölçüler dengelemesi ile yöneltme işlemi gerçekleştirilmiştir. Katsayı (Jakobiyen) matrisleri, SPOT 5 görüntüleri için farklı DYÖ (Dış Yöneltme Ögesi) setlerine göre, SPOT 6 için ise 1°, 2° ve 3° RFM'ye (Rational Functional Model) göre oluşturularak matrisin kötü şartlı olup olmadığı araştırılmıştır. SPOT 5 ve SPOT 6 için kötü şartlı matrislerin neden olduğu kötü konulmuş problemlerin çözümünde Tikhonov düzenlileştirmesi, ters alma ve indirgeme yöntemleri kullanılırken,SPOT 6 için ek olarak ±1 aralığına normlandırma işlemi de yapılmıştır. SPOT 5 için kullanılan yöntemlerde özdeğerleri katsayı olarak kullanan Tikhonov düzenlileştirmesi ve özdeğer temelli bir çözüm yöntemi olan Moore-Penrose (pseudo) ters alma yönteminin hedeflenen konum doğruluğuna ulaşmada etkili olduğu; diğer yöntemlerle hesaplanan katsayıların kullanıldığı Tikhonov düzenlileştirmesi ile ters alma ve indirgeme yöntemlerinin ise yeterli düzeyde çözüm sunmadığı görülmektedir. SPOT 6 için ise ±1 aralığına normlandırma yapılmaz ise hedeflenen konum doğruluğuna ulaşmanın mümkün olmadığı görülmektedir.

Bilgi Terlemezoğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00