Gender

847 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Fingolimod tedavisi alan multiple skleroz hastalarında lenfopeninin yaş ve cinsiyet ile ilişkisi

Amaç: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Multipl Skleroz polikliniğinde Multipl Skleroz tanısı ile takip edilen ve fingolimod tedavisi alan hastalarda görülen lenfopeni ile yaş ve cinsiyet faktörleri arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma retrospektif bir araştırma olup, hastanemiz poliklinik veri tabanına kayıtlı Multiple Skleroz hastalarından 63 kadın 63 erkek toplam 126 Relapsing Remitting Multiple Skleroz hastasına ait yaş, fingolimod kullanmadan önce ve kullandıktan 1 ay sonra lenfosit sayıları kaydedildi ve istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda, Relapsing Remitting Multipl Skleroz hastalarında 0,5 mg/gün dozunda oral fingolimod tedavisi başlandıktan en erken 1 ay sonrasında bakılan ortalama lenfosit sayılarının (745,10 ± 681,63/μl), tedaviye başlanmadan önceki ortalama lenfosit sayılarına göre düşük olduğu saptandı (p<0,001). 0.80 x 10^3/μl altındaki hastalar lenfopeni olarak değerlendirildi. Fingolimod tedavisi alan Multipl Skleroz hastalarında görülen lenfopeni ile yaş faktörü arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0,05). Lenfopeni ile cinsiyet arasındaki ilişki değerlendirildi, 63 kadın hastanın 54 ünde,63 erkek hastanın 43 'ünde lenfopeni görüldü ve kadın hastalarda lenfopeni riskinin daha yüksek olduğu bulundu (p<0,001). Fakat lenfopeni görülen kadın ve erkek hastaların tedavi sonrası lenfosit ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızda fingolimoda bağlı lenfopeni riskinin kadınlarda daha fazla olduğu, yaş faktörünün ise literatür ile uyumlu olarak risk oluşturmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Fingolimod, relapsing remitting multipl skleroz, lenfopeni

CinsiyetFingolimodLenfopeni+2
Fatma Güven
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet perspektifinden bütçeleme ve yerel yönetimlerde cinsiyete duyarlı bütçeleme yaklaşımı

Gün geçtikçe kadının; sosyal, ekonomik ve toplumsal alanda görünürlüğü artmakta ve bu gelişimsel durumun güdümünde geleneksel anlayışın kadınlar için koyduğu katı kurallar giderek zayıflamaktadır. Modern yaşam tarzının sınır tanımadan etki alanını genişletmesiyle beraberinde getirmiş olduğu değişim ve yenilikten en çok etkilenen grup da kadınlar olmuştur. Bu sosyal değişimle birlikte devletler de yönetim işlevini yaparken kullandığı bütçelemeyle kadınlara yönelik faaliyetlere giderek daha fazla pay ayırmaya başlamıştır. İçinde bulunulan süreçte kadının sosyal statüsünün güçlendirilmesinde ve desteklenmesinde yerel yönetimlerin de bakış açısı pozitif yönde değişimini sürdürmekte ve sosyal faaliyetler başta olmak üzere kadınlara yönelik çeşitli aktiviteler gerçekleştirmektedirler. Yerel yönetimlerin her geçen gün hem yönetimsel açıdan hem de faaliyetleri açısından cinsiyete duyarlı bütçeleme politikasını benimsediği görülmektedir. Diğer yandan merkezi ve yerel düzeyde uygulama alanı bulan bir bütçeleme yaklaşımı olsa da cinsiyete duyarlı bütçeleme bilhassa yerel eksende sonuç verici ve etkili olduğu kabul edilmekte, bu durumda yerel idareler, özellikle de belediyeler cinsiyete duyarlı bütçelerin uygulanmasında baş aktör olarak sayılmaktadır. Bu bağlamda Muğla Büyükşehir Belediyesi özelinde 2018 yılına ait insan kaynakları verileri kullanılarak kurum içi cinsiyet eşitliği durum analizi yapılmıştır.

BelediyelerBütçelemeKadın-erkek eşitliği+2
Abdül Celal Vargeloğlu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihsel değişim sürecinde iş ve aile yaşamında kadın: Muğla ili, bankacılık sektöründe çalışan çocuklu kadınlar üzerine bir inceleme

Ataerkil toplumlarda daha baskın olarak, kadının hane içerisinde yaşamış olduğu toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü, kadının aile yaşamında eşitsizliklerin olduğunu göstermektedir. Hane içerisindeki eşitsizlikler kadının, iş yerinde yaşamış olacağı cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarını derinleştirmektedir. İş yerinin vermiş olduğu görevleri gerçekleştirdikten sonra hane içi görevleri için ikinci mesaisi başlayan kadın hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorgun düşmektedir. Ev işleri ve bakım sorumlulukları için harcayacak enerjisi kalamamaktadır ya da bunun tam tersi olarak; ev işleri, bakım görevlerini yerine getirirken yorgun düşen kadının iş yeri için harcayacak enerjisi kalamamaktadır. İş yerinin vermiş olduğu görevlerin yapımı sırasında zihni sürekli ev işleri ile meşgul olmakta ve kendini işe verememektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık tutumları hane içerisindeki eşitsizliklerin yanı sıra iş yerlerinde de kadınların sıklıkla karşılaştıkları bir durumdur. Kadının erkek karşısında ikinci cinsiyet olarak algılanması ve yetersiz olarak düşünülmesi söz konusudur. Kadınlar iş yerlerinde işe alım, ücret, terfi, eğitim, izin ve rapor kullanımı, güdülenme, tayin, işten ayrılma ve taciz gibi birçok konuda cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarına maruz kalmaktadırlar. Gerek aile içerisindeki gerekse iş yerindeki eşitsiz tutumlar kadının iş ve aile yaşamını uyumlaştırma çabasında sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Son yıllarda bireylerin, özellikle kadınların iş ve aile yaşamını uyumlaştırmaya çalışmak devletin de stratejik planlarına konu olmuş ve bu konuda politikalar üretilmiştir. Kadının iş ve aile yaşamında uyumu yakalayabilmesi için toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkların sona erdirilmesi ve eşitliğin sağlanması gerekmektedir. Bu durum bireylerin, iş yerlerinin ve devletin ortak çabası ile mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Çalışan Kadınlar, Aile, Çalışma Yaşamı, Toplumsal Cinsiyet, İş bölümü

Aile hayatıAnnelerBanka çalışanları+7
Güliz Özgür
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Modern erkeklikten postmodern erkek(lik)lere askerlik algısı ve pratikleri

Askerlik, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her sağlıklı erkek için bir zorunluluktur. Savunma ve eğitim işlevinin yanı sıra kültürel bir anlama sahip olan askerlik vazifesi, erkeklik inşa sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Üzerinde ortaklaşılan bir askerlik uygulamasından bahsetmek mümkünken tek ve değişmez bir erkeklikten bahsetmek oldukça zordur. Dolayısıyla her erkek askerliği farklı şekilde algılamakta ve deneyimlemektedir. Bu çalışmanın amacı moderniteden postmoderniteye geçişle farklılaşan erkek(lik)lerin askerliği nasıl algıladığı ve deneyimlediğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda İstanbul'un farklı semtlerinde ikamet eden, askerlik vazifesini yerine getirmiş 32 erkek katılımcıyla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

AskerlerAskerlikErkeklik+5
Deniz Sever
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ücret eşitsizliği: Türkiye ve AB ülkeleri karşılaştırması

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece ülkelerin değil dünyanın sorunu olmaktadır. Toplumun eğitim yapısını, politikasını, ekonomisini, büyümesini, kalkınmasını ve daha birçok alanı etkilemektedir. Bu yüzden söz konusu eşitsizlik için hemen hemen bütün ülkelerde farkındalık oluşmaktadır. Söz konusu eşitlik hem AB hem de Türkiye için önemli bir amaç olmaktadır. Bu yüzden Türkiye ve AB söz konusu eşitlik için hem anayasada hem de piyasada birçok düzenleme yapmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ve AB'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu görebilmek için Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu, Küresel Ücret Raporu, pek çok veri seti ve kaynaktan hareket ile söz konusu ülkelerdeki cinsiyet eşitsizliği incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ücret eşitsizliği üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Elde edilen verilere göre Türkiye'deki cinsiyet eşitsizliği hemen hemen bütün AB ülkelerinden daha fazla olduğu görülmektedir. Fakat bu durumun cinsiyete göre ücret eşitsizliğine aynı oranda yansımadığı ve birçok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Fakat Türkiye'de genel olarak bir iyileşmeden bahsedilse de aynı eğitimi ve aynı mesleği yapanlarda cinsiyete göre ücret eşitsizliğinin genel olarak erkeklerin lehine olmaktadır. Bu yüzden hem Türkiye hem de AB cinsiyet eşitsizliğini ve cinsiyete göre ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için mücadele etmelidir. Bu amaç doğrultusunda önyargıları, toplumsal cinsiyete dayalı hükümet düzenlemeleri, meslek ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı gibi eşitsizlik yaratan birçok sorun ortadan kaldırılmalıdır.

Avrupa BirliğiEşit ücretKadın-erkek eşitliği+3
Gülcan Güzel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün zeka tanısının öğrencilerin çeşitli algıları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada üstün zeka tanısının üstün zekalı öğrencilerin çeşitli algıları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Aynı zamanda üstün zeka tanısının etkilerinin cinsiyet ve sınıf düzeyine gore farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Kardeş sayısı, doğum sırası ve anne - baba eğitim durumunana gore farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırma 2013 yılında Kırşehir ve Kaman'daki iki bilim - sanat merkezi ile dört ilköğretim okulunda eşzamanlı olarak yürütülmüştür. Araştırmaya üstün zeka tanısı almış 128 öğrenci, hiçbir şekilde etiketlenmemiş 123 öğrenci olmak üzere toplam (5. ve 6. sınıf) 251 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Üstün Zeka Etiket Etkileri Ölçeği (ÜZETÖ) kullanılmıştır. Ölçek, 24 maddeden oluşmaktadır ve kendilik algısı, ebeveyn tutumu algısı ve arkadaş tutumu algısı olmak üzere üç alt ölçek alanını kapsamaktadır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler için t testi, ayrıca iki faktörlü ANOVA ve korelasyon kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, üstün zeka tanısı alan öğrencilerin kendilik algılarının, ebeveyn tutumu ve arkadaş tutumu algılarının etiketlenmeyen öğrencilerin algılarından farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Üstün zeka etiketi alan kız öğrencilerin ebeveyn tutumu algısı, üstün zeka etiketi alan erkek öğrencilerin ebeveyn tutumu algısından anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Anne ve babanın eğitim düzeyi yükseldikçe üstün zeka etiketi alan öğrencilerin ebevyn tutumu algıları düşmektedir. Anahtar Sözcükler: Üstün zeka etiketi, Etiket etkileri

Aile eğitimiAlgıAlgısal dönüşüm+7
Rukiye Baltacı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde cinsiyet bağlamında otantik lider karşılaştırılması ve çalışanların cinsiyete yönelik otantik lider davranışları algılamalarına dair bir uygulama çalışması

Bu çalışmanın amacı, örgütlerdeki otantik lider davranışlarını cinsiyet bağlamında farklılıklarını araştırmak ve çalışanların kadın ve erkek liderleri otantik davranış açısından algılama farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu amaçla birinci bölümde liderlik kavramı ve tanımlamaları, yeni liderlik yaklaşımları, ve son olarak da otantik liderlik ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde kadın ve erkek liderlerin davranış farklılıkları başlığı altında kadının çalışma yaşamına girişi, toplumdaki ve çalışma hayatındaki yeri, çalışma hayatında karşılaştığı engeller, kadın meslekleri,kadın ve erkeğin biyolojik ve eril dişil açısından ve liderlik davranışı açısından farklılıkları, kadın ve eğitim ve son olarak da Türkiye'de Dünya'da kadın liderlerin durumu ve istatistiksel bir çalışmaya yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde liderlik tiplerinden olan otantik liderlik davranışları cinsiyet bağlamında karşılaştırmasını yapmak üzere Kütahya'da bir firmaya bağlı 4 örgüt üzerindeki 3 kadın ve 3 erkek lider ve onlara bağlı çalışanlar baz alınmış,onlarla derinlemesine görüşme yapılarak yapılandırılmış sorular sorulmuş,ve alınan cevaplar deşifre edilmiş, nitel çalışma yöntemlerinden betimsel analiz kullanılarak bu elde edilen veriler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Otantik Liderlik, Kadın ve Erkek Lider, Kadın Erkek Otantik Davranış ve algılamaları

Cinsel kimlikCinsiyetLiderler+6
Müge Ünal
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı adlı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma adlı romanına feminist bir yaklaşım

Cinsiyet, biyolojik özellikler temel alınarak belirlenen bir kavramdır. Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından belirlenen ve bir cinsiyetten beklenen rolleri ve davranışları içeren bir kavramdır. Bu konuda önemli olan, toplumsal cinsiyet rollerinin her kadına ya da erkeğe uymadığı ve her bireyin farklı yeteneklere ve ilgi alanlarına sahip olabileceğidir. Toplumsal cinsiyet rolleri bireylerin özgür iradelerini kısıtlayabileceği gibi cinsiyet eşitsizliğine de sebep olmaktadır. Toplumsal normların sebep olduğu cinsiyetçi tutum iş, eğitim, siyaset ve diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi edebiyatın konusu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Erkek egemen bir tür olan polisiye romanlara, zamanla kadın karakterler dahil edilse de kadın dedektifler, türün yapısı gereği toplumsal cinsiyet rollerini aşamayan karakterler olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmada, Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma romanı, Jane Marple ve Sherlock Holmes karakterleri kapsamında, feminist eleştiri yönteminden faydalanarak incelenecektir. Sherlock Holmes ve Jane Marple'ın, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında olaylara bakış açıları, yöntemleri ve mesleki başarıları karşılaştırılacaktır. Bu çalışma ile polisiye roman türünün başarılı yazarlarından olan Agatha Christie'nin kurgusal kadın dedektifi Miss Jane Marple ve Sir Arthur Conan Doyle'un kaleme aldığı Sherlock Holmes isimli erkek dedektif karakter arasındaki benzer ve farklı yönleri ortaya çıkarmak, kadın ve erkek dedektif karakterlerin polisiye roman türüne nasıl uyum sağladıklarını saptamaya çalışmak amaçlanmaktadır.

Christie, AgathaCinsiyet rolleriCinsiyetçilik+7
Burcu Altın
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ve Azerbaycan'da toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın sorunu: 2002-2023 döneminin analizi

Hem Türkiye'de hem de Azerbaycan'da Cumhuriyet kurulduğu zaman yapılan ilk adımlardan biri kadınlara seçme ve seçilme haklarının tanınması olmaktadır. Zamanla kadın hareketleri ilerlemekte ve toplumsal cinsiyet eşitliği talepleri artmaktadır. Her iki ülkede 2000'ler sonrası düzenlenen yeni stratejiler içerisinde kadın konusuna yer verilmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili temel sorunlar olarak kadınların kamu yönetiminde zayıf temsili, erken yaşta evlilikler, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, işgücü piyasasında kadınların daha düşük ücretli işlerde çalışması vb. gözlemlenmektedir. Kadın hakları ile ilgili uluslararası anlaşma olan "Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Sözleşme" 1985 yılında Türkiye, 1995 yılında Azerbaycan tarafından kabul edilmiştir. Sözleşme kabul edildikten sonra ona uygun olarak iki ülkede de hukuksal açıdan değişiklikler yapılmaktadır. Araştırmada Türkiye'de ve Azerbaycan'da toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kadınların siyasal temsilinin benzerlikleri ve farklılıkları neler olduğu sorunsalı ele alınmaktadır. Çalışma, 2000'li yıllarda Türkiye'de AK Parti, Azerbaycan'da Yeni Azerbaycan Partisi iktidarları döneminde sosyal, ekonomik, siyasi alanlarda kadın sorununa, toplumsal cinsiyet eşitliği meselesine bakışların, bu konuda yürütülen politikaların karşılaştırmalı analizi yapılarak benzerliklerin ve farklılıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Azerbaycan, kadın, toplumsal cinsiyet eşitliği

Toplumsal cinsiyet
Ilaha Balakıshıyeva
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit Üniversitesi'nde çalışan erkek akademik ve idari personelin toplumsal cinsiyet rol tutumu

Erkeklerin, toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitlikçi değişim, kadının toplumdaki statüsünün yükseltilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı Hitit Üniversitesi'nde çalışan erkek akademik ve idari personelin toplumsal cinsiyet rol tutumlarının belirlenmesidir. İlişki arayan tanımlayıcı türde bu araştırma 01 Eylül- 31 Aralık 2017 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi'nde gören yapan 301 akademik ve idari personelin katılımıyla tamamlandı. Araştırma verilerinin toplanmasında 64 sorudan oluşan bir anket formu oluşturuldu. Katılımcıların toplumsal cinsiyet rol tutumlarının belirlenmesinde Toplumsal Cinsiyet Rol Tutumu Ölçeği (TCRTÖ) kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 22.0 Paket Programı yardımı ile değerlendirildi. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi, One-Way Anova (Post hoc-Tukey) analizi ve Pearson Korelasyon analizi kullanıldı. Değerlendirmelerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edildi. Araştırma grubunun %54,2'si 30-39 yaş grubunda, %78,7'si evli ve %89'u üniversite ve üzeri eğitime sahipti. Toplumsal Cinsiyet Rol Tutumu Ölçeği'nden alınan puanların ortalaması tüm grupta 131,72±21,80 bulundu. Katılımcıların yaş gruplarına göre ölçekten alınan puanların ortalaması arasında anlamlı bir farklılık yoktu (p>0,05). Yüksek eğitimliler, akademik statüde çalışanlar ve evli olmayan arasında toplumsal cinsiyet rol tutumlarının daha eşitlikçi olduğu belirlendi (p<0,05). Katılımcıların kardeş sayıları toplumsal cinsiyet rol tutumları üzerinde etkili bulundu (p<0,05). Tanışarak evlenme şekli ile geç evlenme yaşı (kendisi ve eşi) katılımcıların cinsiyet rol tutumlarını eşitlikçi yönde değiştiren diğer faktörlerdendi (p<0,05). Eşi herhangi bir işte çalışanlarda toplumsal cinsiyet rol tutumları daha eşitlikçi bulundu (p<0,05). Ölçekten alınan toplam puanlar çocuğun cinsiyeti, uzun süreli yaşanılan yer ve çocuklukta şiddete tanık olma açısından anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Ekonomik durum ve sağlık algısı iyi olanlarda toplumsal cinsiyet rol tutumlarının daha eşitlikçi olduğu belirlendi (p<0,05).

Akademik personelCinsel kimlikToplumsal cinsiyet+4
Emre Keleş
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınların siyasete katılımı ve temsili: Sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye'de geçmişten günümüze kadınların siyasete katılımlarının yeterli olmadığı genel kabul gören bir görüştür. Türk siyasetinde kadınların siyasette yeterince aktif olamaması, bazı hakların pratiğe dönüşebilmesi için hukuki düzenlemelerin yeterli olmadığını göstermektedir. Kadınların katılımının gerçekleşebilmesi için toplumun kendine özgü zaman ve zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu açıktır. Hukuki düzenlemeler katılım hakları için bir önkoşul olmakla birlikte, asıl önemli olan hakların somut ve kitlesel olarak kullanılabilmesidir. Türkiye'deki kadınlar siyasal haklarına kavuştuktan sonra gerek ataerkil sistemin etkisi gerekse hakların yasal olarak düzenlenmiş olmasının rahatlığı ile uzun bir süre eşit siyasal katılım oranına ulaşmak için bir çaba göstermemişlerdir. Dünyanın pek çok ülkesindeki kadınlara göre hukuki olarak siyasi haklarını daha önce elde eden Türk kadınının, aradan geçen zamana rağmen, günümüzde parlamentodaki temsilinin yüzde 20'lere ulaşamamış olması, üzerinde durulması gereken bir konudur. Türkiye'de kadınlar, 1930'larda siyasal haklara kavuşmuş ve ilk kez 1935 seçimleri ile TBMM'ye girmişlerdir. Bu tarihten sonra parlamentodaki kadın vekil oranı sürekli azalmış; ancak 2000'li yıllardan sonra 1935'teki yüzde 4,5'lik kadın temsilci oranı yakalanabilmiştir. Bu çalışmanın temel iddiası, Türkiye'de kadınların siyasi katılımlarındaki yetersizliğin hukuki düzenlemelerden ziyade, topluma hakim olan siyasal kültür ile sosyal ve kültürel kodlarla ilgili olduğudur. Bu amaçla, kadınların katılım ve temsilleri somut verilerle açıklanarak, bu durumun sebeplerini irdelenecektir. Çalışmanın kapsamı, Cumhuriyet sonrası dönemi içermektedir. Çalışma yapılırken nitel araştırma yöntemi kullanılmış; konu ile ilgili literatürün ve belgelerin içerik analizleri yapılmıştır. Aradan geçen seksen beş yılda parlamentodaki kadın temsilci oranının azami yüzde 17'lere ulaşabilmesi; ataerkil toplum yapısı, eğitimsizlik, kadınların ekonomik bağımsızlıklarının olmaması, çevre baskısı, siyasi partilerin ve medyanın olumsuz tutumu, yasal cinsiyet kotasının olmayışı, kadın temsilcilerin sembolik kalması ve kadın konusuna duyarsız olmaları siyasette kadın katılımındaki yetersizliğin en temel sebepleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tez sayılan problemlere çözüm önerileri sunmaktadır. Anahtar Kavramlar: Siyaset, Siyasal Katılım, Kadınların Katılımı, Kadınların Temsili, Toplumsal Cinsiyet

Kadın politikacılarKadınlarKatılım+4
Hatice Altınova Hancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rolleri karşısındaki tutumları: Çorum örneği

Din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını tespit etmek amacıyla yapılan bu çalışma tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma Çorum İl Müftülüğüne bağlı il merkezi ve merkeze bağlı köylerde görev yapan 527 din görevlisini kapsamaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan din görevlilerinin sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik anket formu, geçerlik ve güvenirliği 2008 yılında Zeyneloğlu tarafından yapılan Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak 15 Mart 2021- 30 Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Elde edilen veriler; tanımlayıcı istatistikler, iki grup ortalamaları karşılaştırması için Student's T Testi, ikiden fazla grup ortalamaları karşılaştırması için One Way ANOVA ve çoklu karşılaştırmalarda Post Hoc test olarak Tukey testi; ileri analizler için Ordinal Lojistik Regresyon Analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada din görevlilerinin Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği toplam puan ortalamasının 129,92±12,18 olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuç bize din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutuma sahip olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte kadın din görevlilerinin erkeklere göre, 51 yaş altında olanların 51 yaş üstünde olanlara göre, fakülte ve yüksek lisans-doktora mezunu olanların lise ve yüksek okul mezunlarına göre, eşleri çalışanların eşleri çalışmayanlara göre, şehirde görev yapanların köyde görev yapanlara göre toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin daha eşitlikçi bir tutum içinde oldukları tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, din görevlilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının daha eşitlikçi olmasını sağlamaya ve din görevlilerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin farkındalık oluşturmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Cinsiyet rolleriDin görevlileriDin-toplum ilişkileri+6
Nihayet Kübra Kiraz
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve sosyoekonomik faktörler kapsamında kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal analizi

Bir ülkenin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde kadınların istihdam, eğitim, toplumsal ve siyaset gibi alanlardaki rolü önem teşkil etmektedir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet kapsamında bu alanlarda kadının etkinliğinin çok fazla olmadığı söylenebilir. Özellikle siyaset alanında kadınların temsil oranı oldukça düşük düzeydedir. Kadınların siyasal katılımı çoğunlukla oy kullanma düzeyinde kalmaktadır. Kadınlar siyasal katılım temelinde siyasi partilerde üst düzey pozisyonlarda çok fazla görev almamaktadır. Bu nedenlerle çalışmada kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal bağımlılığı, sosyoekonomik faktörler kapsamında araştırılmıştır. Kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu bölgeler arasında yayılım gösterip göstermediği mekânsal panel veri analiziyle test edilmiştir. Mekânsal regresyon modellerine göre (Mekânsal Otoregresif Model, Mekânsal Hata Modeli ve Mekânsal Durbin Modeli) olabilirlik oran testiyle çalışma için uygun model araştırılmıştır. Mekânsal Hata Modeli mekânsal katsayı, bağımsız değişkenlerin anlamlılığı ve işareti açısından en uygun model olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadın milletvekilleri temsilini etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Analizde Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ikinci düzey (Türkiye'nin 26 alt bölgesi) İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) verileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) verileri kullanılmıştır. Analizde kadın milletvekili temsil sayısı bağımlı değişken olarak kullanılırken, kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla, kaba doğurganlık hızı, kadın istihdam oranı, yükseköğretim mezunu sayısı, boşanmış kadın sayısı ve evli kadın sayı bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analizde Hausman testine göre Mekânsal Hata Modelinde sabit etkiler yöntemi geçerli bulunmuştur. Mekânsal Hata Modeli sonuçlarına göre ise, kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu olan bölgeler arasında mekânsal bağımlılığı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle kadın milletvekillerinin sınır komşusu olan bölgeler arasında yayılma etkisi göstermektedir. Kadın milletvekili temsilini kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, yükseköğretim mezunlarının sayısı ve kadınların evlenme sayısı pozitif yönde etkilerken, kadın istihdam oranı, kaba doğurganlık hızı ve kadınların boşanma sayısı negatif yönde etkilemektedir. Çalışma, kadın milletvekilleri temsilini mekansal panel veri analizi yöntemiyle araştıran çalışmalara rastlanılmaması nedeniyle özgünlük oluşturmaktadır.

Hata analiziKadın milletvekilleriKadın politikacılar+7
Yıldız Calp Boduroğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik dijital şiddet: Siber zorbalık

Bu çalışmanın amacı kadınların maruz kaldıkları dijital şiddete yönelik bir algılarının olup olmadığı, dijital şiddetin türünü, dijital şiddete maruz kalma sıklığını, dijital şiddetin hangi platformlar üzerinden gerçekleştiğini, dijital şiddete kim tarafından maruz bırakıldığı, dijital şiddete neden maruz bırakıldığı, dijital şiddetle baş etme yöntemlerini saptamaktır. Çalışma kapsamında araştırmacı tarafından hazırlanan Kadına Yönelik Dijital Şiddet-Siber Zorbalık anketi çevrimiçi (çevrimiçi) olarak katılımcılara aktarılmıştır. Kadına Yönelik Dijital Şiddet –Siber Zorbalık anketi edebiyat taraması ardından daha önce gerçekleştirilen araştırmalardan sorular derlenerek hazırlanmıştır. Çorum'da yaşayan 488 kadınla gerçekleştirilen anket analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, katılan kadınların neredeyse tamamına yakını dijital şiddete maruz kalmıştır. Kadınların dijital şiddet algılarının düşük olduğu birbirini destekleyici sorulara verilen cevaplarla ortaya konmuştur. Çorum'da yaşayan kadınların maruz kaldığı dijital şiddet türü küfür, tehdit ve hakarete uğrama ve ısrarlı takiptir. Dijital şiddete tanımadığı/anonim hesaplar tarafından maruz bırakılmış ve en çok Instagram üzerinden dijital şiddete uğradığı saptanmıştır. Diğer çalışmalarda görülen genellikle yakın çevreyle paylaşmama durumu Çorum örneğin tersi bir durum sergilemekte, kadınlar yaşadıkları dijital şiddeti yakın çevreleri ile paylaştıkları görülmektedir. Kadınların neredeyse tamamına yakını yaşadığı dijital şiddetin nedenini dini görüş, mezhep, siyasi görüş ve etnik kimliğine bağlamamaktadır. Cinsiyetinden kaynaklandığını düşünen kadın sayısı araştırmaya katılan kadın sayısının yarısına (%48,8) yakındır. Dijital şiddetle mücadele etme yöntemi olarak engelleme –bloklama, uygulama içinde şikâyet etme, ekran görüntüsü alma, güvenlik ayarlarını gözden geçirme olarak belirlenmiştir. Yaşanılan dijital şiddet karşısında hukuki yollara başvuran kadın sayısı oldukça düşük çıkmış, kadınlar genellikle kendi başlarına mücadele etme yöntemini benimsediği saptanmıştır. Bu tez çalışması boyunca kadınların dijital şiddet deneyimleri çok boyutlu ele alınıp incelenmiştir.

AtaerkilKadına yönelik şiddetKadınlar+5
Emine Kantar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasal hayatında Türk milliyetçiliği bağlamında kadın söylemi (Ziya Gökalp, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş)

Tarih boyunca toplumların bir ülkü doğrultusunda hareket ettikleri görülmektedir. Toplulukların gelişmesi ve devlet halini alarak, yapısını sürdürmesi, milliyetçilik düşüncesi ile sağlanabilmektedir. Türk toplumunun tarihine bakıldığında gelenek ve göreneklerinin ileriye taşındığının söylenmesi mümkündür. Türk toplumunda din, milliyetçilik, aile, ahlak gibi faktörlerin yer aldığı görülmektedir. Türk toplumuna özgü kadın ve erkek rolleri zamana göre farklılık göstermiştir. Türk toplumunda kadın her zaman saygı görmüş ve el üstünde tutulmuştur. Bu tezde genel itibariyle, Türk Siyasal Hayatı kapsamında 'Türk Milliyetçiliği" düşüncesinde reel politika ve düşünce geleğeninde etkin unsur olan Türk milliyetçiliği çerçevesinde kadına bakış konusu, inceleme konusu olacaktır. Kadın kavramının bu düşüncede yer alışı ve önemi tezin genel konusudur. Türk milliyetçiliğinde yer alan çalışmalar bazında kadına bakış konusunda eksikliklerin var olması ve bu eksikliklerin giderilmesi tezin genel amacını belirlemektedir. Türk milliyetçiliği düşüncesinde kadın figürünün önde olmadığına dair yaklaşımlar temel alınarak kadın figürlerinin incelenmesi amacını taşımaktadır. Tez önem açısından, konunun bugüne kadar yüzeysel bir şekilde reel politik açıdan ele alınması ve ayrıca bir bilimsel çalışmanın eksikliğinin var olması sebebiyle önemlidir. Tez konusu bilimsel çalışmaların eksikliği sebebiyle önemlidir. Türk siyasal hayatı açısından incelenen kadın figürleri gelecek çalışmalara bir ışık tutacaktır. Bu tezle birlikte kadının siyasal katılım açısından incelenmesi önemli bir sonuç doğuracaktır. Konuyla ilgili genel bir tespit yapılarak yorumsamacı nitel araştırma ve literatür taraması yöntemi kullanılacaktır. Konuyla ilgili genel bir hipotez oluşturulacak ve yapılan özel çalışmayla bu hipotezin doğruluğu ve yanlışlığı test edilecektir. Bu kapsamda eleştirel düşüncelere değinilip hipotezle bağlantılı olarak da bir sonuca ulaşılacaktır. 'Türkçülük', 'Milliyetçilik', 'Turancılık', 'Ülkücülük', 'Asena' kavramları üzerinden tarihsel analiz yapılacaktır. "Türk Milliyetçiliği" 1912 sonrasında reel politik güç haline gelmeye başlamıştır. 1920'lerde Kemalist milliyetçilik noktasına gelmiştir. Cumhuriyet döneminde milliyetçilikler farklı düşünce şekliyle kendisini göstermiştir. 1940'lı yıllardan sonra çok partili hayata geçiş sürecinde Türk milliyetçiliği hareket olarak reel politik hareket içinde etkin olmaya başlamıştır. Türk milliyetçiliği içerisinde kadın faktörünün incelenmesi Türk siyasal hayatındaki kadın etkisinden bağımsız olarak düşünülemez ancak milliyetçi ideolojinin kadına yönelik özel bir bakış açısının olduğu da gerçektir. Çalışmada bu bakış açısı ortaya konulacaktır. "Türk Milliyetçiliği" genel bir anlam ifade etmektedir. Tez farklı tür milliyetçilikler dahil edilmeden reel politikada kendisini "Türk Milliyetçisi" olarak adlandıran ve o şekilde partileşen siyasal hareketle sınırlıdır. Bu hareketin başladığı 1940'lı yıllar çerçevesinde içerisinde kadın söylemi üzerinde durulacaktır. Anahtar Kavramlar: Millet, Milliyetçilik, Türk Milliyetçiliği, Toplumsal Cinsiyet, Kadın

Atsız, Hüseyin NihalGökalp, ZiyaKadınlar+7
Sedanur Erdoğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

İtalya’da öğrenim gören kadın uluslararası öğrencilerin STEM alanlarına yönelik kariyer kararlarının kesişimsellik bağlamında incelenmesi

Bu araştırma, İtalya’da öğrenim gören kadın uluslararası öğrencilerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarına yönelik kariyer kararlarını, toplumsal cinsiyet normları ile uluslararası öğrenci statüsünün kesişimi bağlamında incelemektedir. Nitel ve fenomenolojik yaklaşımla yürütülen araştırmanın çalışma grubunu farklı ülke ve STEM disiplinlerinden 24 kadın uluslararası öğrenci oluşturmuştur. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve kesişimsellik-bilinçli tematik analizle çözümlenmiştir. Bulgular, kariyer kararı sürecinin ilgi ve merakın yanı sıra toplumsal fayda üretme, yenilik ve araştırmaya katılma, ekonomik güvenlik ve uluslararası hareketlilik beklentileriyle biçimlendiğini göstermiştir. Katılımcılar erkek egemen akademik ve mesleki kültür, sınırlı kadın temsili, teknik yeterliği sürekli kanıtlama baskısı ve toplumsal cinsiyet temelli kalıp yargılarla karşılaştıklarını belirtmiştir. Uluslararası öğrenciler, farklı akademik olanaklar, kültürlerarası deneyim ve profesyonel ağları önemli kazanımlar olarak görürken; dil engeli, bürokrasi, oturum süreçleri, finansal güçlükler ve iş piyasasına erişim sorunlarını temel dezavantajlar olarak tanımlamıştır. Kesişimsellik analizi, kadınlık ve uluslararası öğrenciliğin görünürlük, aidiyet ve fırsatlara erişim üzerinde birlikte etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar; mentorluk, kariyer rehberliği, dil desteği, ücretli staj, adil değerlendirme ve kapsayıcı kurum politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Kariyer kararıKesişimsellikSTEM+2
Eylem Tuğba Aydin
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
30
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.251
Master'sOpen AccessTR

Feminist yaklaşımın kadınların gözünden değerlendirilmesi Bursa örneği

Feminizm en genel anlamıyla tanımlandığında kadın ve erkeğin eğitim, hukuk, ekonomi, siyaset, sosyal yaşam gibi alanlarda eşit olması gerektiğini savunan akımdır. Bir toplumun gelişmesi ve ilerlemesi o toplumda yaşayan insanların özgürlüğü ve haklarıyla ilişkilidir. Bu nedenle feminizm kadınların da erkeklerle eşit sosyal ve siyasal haklara sahip olmasını savunarak toplumların gelişimine katkı sağlamaktadır. Feminizm ilk kez bu gelişme için çaba gösteren bir toplum olan Fransa'da 18.yy da ortaya çıktığı görülmektedir. Ancak feminist tartışma etkisini her dönemde sürdürmeyi başarmıştır. 21.yüzyılda yaşadığımız bu dönemlerde kadın haklarının hala konuşuluyor olmasının ve erkeklerin kadınlar üzerinde oluşturmuş olduğu tahakkümün tartışılıyor olmasının yanında kadınların da bu konuda ne düşündüğü ve feminizm hakkında ne kadar bilgi sahibi oldukları araştırılmak istenmiştir. Bu çalışmada Türk kadınının feminizm kavramından haberdar olup olmadığı, feminizm kavramından ne anladığı, kendi hakları üzerinde ne kadar durduğu araştırmaya çalışılmıştır. Çalışma Bursa örneği üzerinden yürütülmüştür. Bursa ilinde kadınların feminizme bakış açısını değerlendirmek adına Bursa ilinin tarihi, eğitim durumu, demografik durumu, ekonomik durumu gibi bilgilere yer vererek Bursa ili genel bir bakışla değerlendirilmiştir. Bu kısım anket verilerinin değerlendirilmesi ile devam ettiğinden Bursa ilinin genel durumu ele alınmak durumunda kalınmıştır. Araştırmanın uygulamalı kısmı olan anket verilerinin değerlenmesiyle sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Sonuçta Bursa'da yaşayan kadınların feminizm kavramından uzak olmadığı ve kadınların kendi haklarının savunuculuğunu yaptığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kadın, Feminizm, Feminist Teori, Toplumsal Cinsiyet, Özel Alan, Kamusal Alan, Erkek Tahakkümü, Eril Egemenlik. Ataerkillik.

BursaFeminist kuramFeminizm+4
Filiz Acur Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyet farkına dayalı ücret farklılaşması ve yoksulluğun kadınlaşması: Türkiye örneği

Türkiye'de yaşanan ücret farklılaşması çoğunlukla beşeri sermaye farklılıklarına ve ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrımcılığın özellikle cinsiyetler arasında yaşanması ve kadınların ayrımcılık nedeniyle erkeklere göre daha düşük eğitim düzeyine ve deneyime sahip olmasının yanında erkeklerle aynı beşeri sermayeye sahip olsa bile duygusal ayrımcılık nedeniyle işgücü piyasasının dışında kalması ya da hak ettiğinden daha düşük pozisyon ve mesleklerde istihdam edilmesi ücret farklılaşmasını derinleştirmektedir. Bu durum, Türkiye'de yaşanan yoksulluk oranlarında en büyük payın kadınlara ait olmasına neden olmaktadır. Yoksulluğun temel belirleyicileri içinde yer alan gelir düzeyinin cinsiyetler arasındaki dağılımına bakıldığında erkeklere kıyasla kadınlarda daha düşük düzeylerde belirlendiğini, kadın yoksulluğunu arttırdığını ve sonuçta Türkiye'de yoksulluğun kadınlaşması durumunun ortaya çıkmasına etki ettiği görülmektedir. Kadın yoksulluğunun ve bu durumu ortaya çıkaran değişkenlerden biri olan cinsiyete bağlı ücret farklılaşmasının Türkiye'deki görünümünü analiz ettiğimiz çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yoksulluk, kadın yoksulluğu, ücretin oluşumu ve ücret farklılaşmasını etkileyen durumlar kavramsal ve teorik çerçevede analiz edilmiş, konuya dair geniş literatür taramasına yer verilmiştir. İkinci bölümde cinsiyet farkına bağlı yaşanan ücret farklılaşması ve kadın yoksulluğunun Türkiye'deki durumu tarihsel olarak incelenmiş ve sürecin analizi için şekiller ve tablolar aracılığıyla istatistiki verilerden faydalanılmıştır. Üçüncü bölümde ise TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından yayımlanan 2003 ve 2019 yıllarına ait Hane halkı Bütçe Anketi verileri kullanılarak cinsiyetler arası ücret farklılaşmasının durumu iki yıl için de ekonometrik olarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre Türkiye'de kadınların aleyhine gelişen ücret farklılaşması 2003 yılından 2019 yılına kadar geçen sürede etkili olmaya devam etmiştir. Bu durum Türkiye'de kadın yoksulluğunun hala bir önemli bir sorun olduğunun göstergesidir.

CinsiyetCinsiyet farklarıKadın iş gücü+6
Burcu Doğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağmal sütçü ineklerde cinsiyeti belirlenmiş spermanın kullanımı

Bu çalışmada senkronizasyon protokolü uygulanan sağmal ineklerde cinsiyeti belirlenmiş sperma ile farklı zamanlarda tohumlamanın gebelik oranları üzerine etkisini belirlemek amaçlandı. Bu amaçla doğum sonrası 43-49. günler arasında ilk tohumlama için pre-senkronizasyon protokolüne (G7G;PGF2α-2g-GnRH-7g-GnRH-7g-PGF2α-56s-GnRH) alınan ikinci laktasyon Holstein ırkı inekler (n=611), tohumlamadan önce rastgele 4 gruba ayrıldı. Protokolün son GnRH uygulamasından sonra kontrol grubundaki inekler (KON, n=154) 12,0-16,0. saatler arasında konvansiyonel sperma ile; CBS grubundaki inekler (n=152) 12,0-16,0. saatler arasında; CBS4 grubundaki inekler (n=153), tohumlama zamanı 4 saat ertelenerek, 16,1-20,0 saatler arasında; CBS8 grubundaki inekler ise (n=152) tohumlama zamanı 8 saat ertelenerek 20,1-24,0. saatler arasında cinsiyeti belirlenmiş dişi sperma (CBS) ile tohumlandı. Tüm tohumlamalarda aynı boğaya ait sperma kullanıldı. Tüm ineklerde, protokole alınan ovaryan yanıtın değerlendirilmesi amacıyla kritik kabul edilen noktalarda ve gebelik tespiti için tohumlama sonrası 36±3. ve73±3. günlerde ultrasonografik muayeneler gerçekleştirildi. Gruplar arasında VKS, süt verimleri, protokol başındaki siklik durum, protokole yanıt oranları ve tohumlama günü folikül çapları yönünden fark saptanmadı. Gebelik oranları, konvansiyonel sperma ile KON'da %50,0 (77/154), cinsiyeti belirlenmiş dişi sperma ile CBS'de %42,8 (65/152), CBS4'te %48,4 (74/153) ve CBS8'de %43,4 (66/152) olarak tespit edildi. Embriyonik kayıp oranları KON'da %5,2, CBS'de %9,2, CBS4'te %4,1 ve CBS8'de %13,6 olarak tespit edildi. Sonuç olarak, sağmal ineklerde zaman ayarlı tohumlama protokolleriyle birlikte cinsiyeti belirlenmiş sperma kullanımı söz konusu olduğunda, tohumlama zamanının 4 saat ertelenerek, son GnRH uygulamasından sonra 16-20. saatlerde uygulanması ile sayısal olarak daha iyi gebelik oranları elde edilmiş ve neredeyse konvansiyonel sperma ile benzer elde edilen gebelik oranlarına ulaşılmıştır.

CinsiyetCinsiyet tayiniDölleme+3
Enes Serim
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

12. sınıf öğrencilerinin aile içi şiddete yönelik tutumları ve toplumsal cinsiyet algıları arasındaki ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma lise döneminin son sınıfı olan 12. sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı ve aile içi şiddete yönelik tutumlarını belirleyerek, birbiri üzerinde etkisi olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Toplumumuzda sıkça görülen şiddet olaylarına önleyici çalışmalar yapılması gerektiğinden yapılan olan araştırma sonuçları; lise düzeyindeki öğrencilere yönelik yapılabilecek aile içi şiddet konusunda önleyici rehberlik çalışmalarına veya farkındalık oluşturmaya yönelik eğitim programlarının hazırlanmasına veri oluşturacak, toplumsal bir sorunun çözümüne de katkı sağlayacaktır. Araştırmanın evrenini, Bursa ilinin merkez ilçelerindeki 2021-2022 eğitim öğretim yılında öğrenim gören lise düzeyindeki okullarda bulunan 12. sınıf öğrencilerinin tamamı oluşturmaktadır. Örnekleme ise merkez ilçelerde bulunan farklı türdeki liselerde eğitim almakta olan 418'i erkek, 259'u kadın olmak üzere toplam 677 öğrenci alınmıştır. Nicel araştırma yöntemiyle araştırma yapılmış, uygulanan ölçek sonuçları istatistiksel olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin aile içi şiddete yönelik ve toplumsal cinsiyet algısı tutumlarının düşük düzeyde olduğu, bu tutumlar arasında anlamlı düzeyde ve pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur (p< .01).

Aile içi şiddetLise öğrencileriToplumsal cinsiyet+2
Eray Babahanoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ilinde bulunan ilköğretim kurumları ikinci kademede öğrenim gören öğrenci ve görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik görüş ve tutumlarının incelenmesi'

Kütahya ilinde bulunan ilköğretim kurumları ikinci kademede öğrenim gören öğrenciler ve görev yapan beden eğitimi öğretmenlerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik görüş ve tutumların incelenmesi, Beden eğitim ve spor dersinin çocukların gelişimi üzerinde ki etkisi,farklı değişkenlere göre değerlendirilmesi, görev yapan beden eğitimi öğretmenlerin ise değişik bakış açıları ile dersin değerlendirilmesi avantajları ve dezavantajlarının ortaya çıkarılması için yapılacak olan bir çalışma.

Beden eğitimi ve spor dersiCinsiyetKütahya+4
Mehmet Serkan Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadın sağlık çalışanlarında toplumsal cinsiyet algısı ve depresyon ile ilişkisi

Kadın sağlık çalışanlarında depresyon yaygın görülen bir ruhsal hastalıktır ve toplumsal cinsiyet algısının depresyon gelişiminde etkili olabileceği düşünülmektedir. Amaç; kadın sağlık çalışanlarında toplumsal cinsiyet algısı ve depresyon ilişkisinin ve ilgili etmenlerin belirlenmesidir. Tanımlayıcı kesitsel tipte olan araştırma, Kasım 2021-Mayıs 2022 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yapılmıştır. Çalışmanın evrenini kurumda çalışan tüm kadın sağlık çalışanları (2116) oluşturmaktadır ve çalışmaya 1502 kişi (%70,9) katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, genel bilgi formu, Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği ve Epidemiyolojik Araştırmalar Merkezi Depresyon Ölçeği (CES-D) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Kruskal-Wallis, Man-Whitney U, Student-t, Anova testleri ve lojistik regresyon kullanılmıştır. Analizler SPSS 23.0 programı kullanılarak yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 37,19'dur, %74,6'sı lisans ve üzeri öğrenim düzeyine sahiptir ve %65,5'i evlidir. TCAÖ puan ortalaması 101,34'dir (%95 G.A: 100,62-102,06). Öğrenim düzeyi, baba öğrenim düzeyi, eş öğrenim düzeyi, toplumsal cinsiyet kavramı hakkındaki bilgisi ve yaşanılan toplumda toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunu düşünme toplumsal cinsiyet algısının yordayıcılarıdır. Katılımcıların CES-D puan ortalaması 20,05'tir (%95 G.A: 19,52- 20,57) ve konut mülkiyeti, haftalık çalışma saati, geçmiş depresyon tanısı, ailede psikiyatrik hastalık tanısı, sağlık algısı, ilgisiz ebeveyn özellikleri, büyüdüğü ve yaşadığı ailede toplumsal cinsiyet eşitsizliği depresyon için yordayıcı değişkenlerdir. TCA-Ö VE CES-D puanları arasında negatif yönlü ve zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik atılan her adımın, kadın ruh sağlığında koruyucu ve iyileştirici etki sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: toplumsal cinsiyet, depresyon, kadın sağlık çalışanı, toplumsal cinsiyet eşitliği

AlgıCinsel kimlikDepresyon+3
Seçil Dönmez
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin toplumsal cinsiyet algısı ve duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun anneye bağlanma türünün çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 5 ve 6 yaşlarında çocuğu olan annelerin toplumsal cinsiyet algıları ve çocuklarına gösterdikleri duygu sosyalleştirme davranışları ile çocukların annelerine bağlanma biçiminin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, toplumsal cinsiyet algısının annelerin doğum öncesi cinsiyet beklentisi ve doğum şekline yönelik seçimlerini ne yönde etkilediği de incelenmiştir. Bu amaçla Bursa'da okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören toplam 139 olmak üzere, 5-6 yaş kız ve erkek çocuklar ile aynı çocukların anneleri araştırmaya katılmıştır. Araştırma ilişkisel karşılaştırmalı tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler, IBM SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları annenin toplumsal cinsiyet algısı ile olumlu duygu sosyalleştirme davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu araştırma annenin toplumsal cinsiyet algısı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olduğunu da göstermektedir. Araştırma içindeki diğer önemli bulgu da annenin toplumsal cinsiyet algısı ile yaptığı doğum türü ve doğum öncesi cinsiyet beklentisi arasında anlamlı bir ilişki olduğudur. Ancak yapılan bu çalışma sonucunda annenin duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır. Sadece kaçınmalı bağlanma türü ile annenin duygu odaklı tepkilerinde zayıf bir ilişkiye rastlanılmıştır. Aynı zamanda annenin doğum öncesi cinsiyet beklentisi, çocuğun cinsiyeti ve doğum türü ile annenin olumlu duygu sosyalleştirme davranışının anlamlı bir ilişki içinde olmadığı da belirlenmiştir.

Ana-babaya bağlanmaAna-çocuk bağlılığıAnneler+2
Kübra Kaya Şengül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında Türk siyasal yaşamında kadının yeri

Dünyada kadınların ilk kez siyasal haklar elde etmesi Batı'da feminizmin ortaya çıkması sonucu gerçekleşmiştir. Türkiye'de ise kadınların siyasal haklar elde etmesinde feminizm dolaylı olarak etkili olmakla birlikte Türk kadının siyasal haklar kazanması 1930'lu yıllarda aşamalı olarak Atatürk'ün talimatı ile TBMM tarafından verilmiştir. Türkiye'de 5 Aralık 1934 tarihinden itibaren kadınların siyasal alanda yer almasına yönelik yasal engel bulunmamasına karşın kadınların siyasal alanda yeterince yer alamaması çözümlenmesi gereken önemli sorun alanlarından biridir. Bu çalışmada kadınların siyasal alanda yeterince yer alamamasının temel nedeninin toplumsal cinsiyet algısı olduğu görülmüştür. Çalışmanın amacı Türkiye'de kadının siyasal alanda yer alamamasının nedeni olan toplumsal cinsiyetin belirleyiciliğine dikkat çekerek bu konuda farkındalık oluşturmaktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde toplumsal cinsiyet konusu detaylı bir şekilde incelenerek konuyla ilgili geniş teorik bilgi edinilmiştir. Son olarak da Türkiye'de toplumsal cinsiyet algısını tespit etmek amacıyla Osmanlı döneminden günümüze değin kadının aile, eğitim, çalışma ve medyadaki konumu akademik araştırmalar ve istatistiki verilerden yararlanarak araştırılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde düşünce akımlarından; liberalizm, muhafazakârlık, sosyalizm, faşizm ve feminizmin bir birey olarak kadına bakış açısı incelenmiştir. Bu düşünce akımlarından feminizme; doğrudan kadın haklarına yönelik bir akım olduğundan dolayı daha detaylı şekilde yer verilmiştir. Bu doğrultuda akademik çalışmalardan feminizm tanımları incelenerek feminizmin ne olduğu çözümlenmeye çalışılmıştır. Daha sonra feminizmin tarihsel süreci ve bu tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan bazı feminizm türleri araştırılmıştır. Son olarak da Türkiye'de feminizmin tarihsel süreci incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise toplumsal cinsiyet algısının kadının siyasal alandaki yerine etkisini tespit etmek amacıyla kadının siyasal alandaki yeri Osmanlı döneminden günümüze kadar konuyla ilgili akademik çalışmalar, istatistiki veriler incelenerek araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Feminizm, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Siyasal Alan.

FeminizmKadınlarSiyasal alan+4
Nazlı Ateş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects