Toplumsal cinsiyet

Bu konu başlığı altında 812 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet rollerinin nesilden nesile aktarımında ninnilerin önemi

Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Nesilden Nesile Aktarımında Ninnilerin Önemi isimli bu çalışmada, kadın dili olarak nitelendirilen ninniler üzerinde durulmuştur. Özellikle anne veya baba sesinden söylenen ninnilerin, doğum öncesi dönemden üç yaşa kadar olan süreçte bebeğin gelişimi üzerindeki önemi çeşitli bilimsel araştırmalarla desteklenmiştir. Bu noktada uyutmak, sevmek veya sakinleştirmek gibi sadece bebeğe yönelik amaçla kullanılmayan ninnilerin, kadın için önemi de ön plana konulmuştur. Kendisine karşılık vermeyeceğini bildiği sessiz dinleyicisiyle dertleşme amacıyla kullanılan ninniler, bir kadının toplumdaki yeri ve değeri hakkında önemli ipuçları vermektedir. Bu çalışma kapsamında seçilen ninniler; toplumsal cinsiyet rollerinin kültüre yansıması noktasında incelenmiş ve kız bebeğe söylenen ninniler, erkek bebeğe söylenen ninniler ve kadına dair ninniler başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Sözlü kültür ürünü olan ninnilerle ilgili güncel derleme kitaplar tercih edilmiş ve meta sentez yöntemi ile çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda toplumsal cinsiyet rollerinin ninniler yoluyla kültüre yansıması gözler önüne serilmiştir. Farklı kültürlerdeki ninniler ve toplumsal cinsiyet rollerinin bu kültürlere yansıması üzerine araştırma ve karşılaştırma yapılarak çalışmayı genişletmek mümkündür.

Kadın olgusuNinniToplumsal cinsiyet
Emine Elif Altın Özyakalı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Women's physical security and peace in interstate relations in Northeast Asia

Gender studies and International Relations discipline are used to understand each other since 1988. The relation between gender and security studies has been advanced by a number of feminist theorists. In particular, it is claimed that countries with gender inequality are more confrontational. In order to test this theory, this study attempts to understand whether there is a correlation between the physical security of women and conflict vs. peace in interstate relations. Northeast Asian countries, Japan, Mongolia, China, South Korea and North Korea have been selected as case countries. Both qualitative and quantitative methods are used to test the hypothesis. It is concluded that the countries with high physical security of women tend to behave peacefully in their relations; countries where women are not physically safe tend to be more confrontational.

AsiaPeaceSecurity+7
Fatma Yol
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Kral Selman Dönemi Suudi Arabistan'da toplumsal cinsiyet ve devlet: Bir neopatrimonyalizm analizi

This thesis analyzes the politics of gender in Saudi Arabia with a special attention to current reform agenda under King Salman's and Crown Prince Mohammed bin Salman's rule. It problematizes the controversies within the current reform agenda regarding the actual status of women's rights and the state's declared steps. The thesis adopts neopatrimonialism as a conceptual framework and investigates both historical and contemporary gender politics of Saudi Arabia in order to discuss the scope of reforms and the possibility of their success. The thesis aims to show that regime type of the state effects the scope and achievements of women's rights and empowerment. In this vein, it classifies Saudi Arabia as a neopatrimonial regime and argues that engagement of the state with traditions and modernization shaped its attitudes and policies vis-à-vis women's issues. In order to tackle how neopatrimonialism shapes gender politics in Saudi Arabia, this study offers an in-depth discussion of the impact of state formation, rentier economy, process of modernization, globalization, geopolitics of global war on terrorism after 9/11, and the current social and political reforms on gender under King Salman's rule. It proposes that Saudi Arabia subordinates women's rights and empowerment into sustaining and securing the neopatrimonial authority of the state. This thesis also asks, 'where are women?' in these processes and proposes that women's agency also influences the reform discourse and policies. Yet, Saudi Arabia despite its current emphasis on gender reform securitizes women's activism and uses coercive apparatus of the state in order to oppress and silence women's voices so as to sustain its personal and familial authority.

StateWomen rightsNeo-patrimonalism+3
Dilruba Taş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender mainstreaming in international security organizations: The case of NATO

This thesis examines the adoption of UNSCR 1325 and implementation of the Women, Peace and Security (WPS) agenda by NATO. Within the framework of Feminist Security Studies, it discusses how NATO's integration of a gender-sensitive perspective reflects on the organization's structures and operations and whether the process has led to a transformation of its masculine culture and institutions. Through an extensive overview of NATO reports, news and discussions in the literature about the integration of gender perspective in NATO, the thesis examines both military and civilian /political structure of NATO and finds out that NATO has taken several institutional steps for inclusion of UNSCR 1325 and Women, Peace and Security agenda into its structures. However, it also argues that without a meaningful interpretation of what a gender perspective truly is, the efforts of NATO to implement the UNSCR 1325 and the WPS agenda will stay unfinished. As a conclusion, the thesis asserts the necessity of diminishing the masculine culture in militaries, abstaining from essentialist approaches, increasing efforts to push the WPS agenda commitments of NATO member states as well as increasing the political will and awareness, decreasing the glass ceiling syndrome, and usage of more reliable and standardized tools in order to integrate gender perspectives into military and civilian /political structures of NATO. Keywords: International Security, Gender, NATO, UNSCR 1325

United Nations Security CouncilSecurityNorth Atlantic Treaty Organisation+2
Zeynep Tece
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de eğitimin toplumsal cinsiyet bağlamında istihdam üzerindeki etkisi

Bu çalışmada Türkiye'de kadın ve erkeğin cinsiyet bakımından toplumsal durumu ve buna dayalı olarak eğitim durumunun istihdam ve işsizlik açısından bir literatür araştırması yapılmıştır. Ülkemizde kadın ve erkek istihdamının bulunduğu durumunu ortaya koyabilmek amacıyla kadın ve erkeğin işgücü piyasasındaki durumu TÜİK'ten elde edilen veriler ışığında birçok açıdan değerlendirilmiş bulunmaktadır. Bu bağlamda, genellikle 2014 sonrası dönemi verileri kullanılarak, Türkiye'deki eğitim, istihdam ve işsizlik arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik istatistiksel veriler uygulanmıştır. Bu istatistiksel verilere dayanarak kadın ve erkeğin eğitim seviyesi ve istihdamı arasında ilişki kurularak bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Ulaşılmış olan bu sonuçlara göre, erkek çocuklarının eğitim ve istihdam durumlarına göre kız çocuklarına kıyasla daha avantajlı olduğu ve bunun birçok alanda kendini göstermiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu verilere göre Türkiye'de yıllar bakımından kadın istihdamının artış gösterdiği tespit edilmiştir. Sektörel açıdan değerlendirildiğinde kadınların tarım sektöründe çalıştırılmalarına karşın son yıllarda bunun düşüş gösterdiği ve hizmetler sektöründe ise mühim bir şekilde yükselişlerin söz konusu olduğu belirlenmiştir. Bu gelişmelerin paralelinde kadınların işteki durumlarının da değişiklik gösterdiği görülmektedir. Kadınlar ücretsiz aile işçisi olmaktan ayrılmış ücretli ve yevmiyeli olarak çalışma hayatında bulunmaya başlamışlardır. Bölgesel düzeyde incelendiğinde ise Türkiye'de bulunan bölgelerin gelişmişlik seviyelerine göre bu durumun değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir.

Cinsel kimlikEkonomik etkiEğitim+2
Elif Pekel
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü ve işyerinde ayrımcılık: Kadın hemşireler örneği

Kadınların maruz kaldıkları cinsel ayrımcılığın çalışma yaşamında görülmesinin hem kadın, hem de işyerleri açısından pek çok olumsuz sonucu bulunmaktadır. Bu ayrımcılığın ulusal ve uluslararası mevzuatlarla yasaklanan ve çalışma yaşamının birçok bölümünde görüldüğü bilinmektedir. Bu çalışma ile iş yaşamında cinsel ayrımcılık kavramının kadınlar üzerindeki etkilerinin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Kadının toplum içerisinde güçlendirilmesi ve geliştirilmesi etkin olacak bir politikaya, stratejiye ve tüm bunların uygulamaya konulması hususu büyük önem arz etmektedir. Eşitliğin cinsiyetler arasında sağlanması ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının yok edilmesi konusunda genel atılımlar yapılmış olmasına rağmen, konuya dair istenilen seviyeye varmak için aşılması gereken bir çok kademe vardır. Yapmış olduğum bu çalışmada son 15 yıl içerisinde konu ile ilgili yapılmış araştırmalara dair geniş bir literatür taraması yapılmış ve konu hakkında yazılan makale ve kitaplardan yararlanılmıştır. Çalışmada yukarıda da belirtildiği üzere kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler, kadının çalışma hayatındaki yeri ve sağlık hizmetlerindeki kadın emeğinin önemi gibi birçok alandaki eksiklikler üzerinde durulmuştur. Sağlık hizmetleri, geçmişten günümüze kadınların çoğunlukta olduğu bir hizmet alanıdır. Sağlık hizmetleri içerisinde temel sağlık hizmetleri alanında bulunan koruyucu sağlık hizmetleri ve tedavi hizmetlerinin çoğunlukta bulunduğu hastanelerde kadınlar sağlık çalışanları içerisinde çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu hizmet, beraberinde mesleki olarak yapılan cinsiyet ayrımcılığını ve ayrım doğrultusunda örnekler içerdiği görülmektedir. Sağlık hizmetlerinde böylesi bir durumun bulunmasına rağmen bu hizmet alanında çalışan kadınlar üzerinde bir takım ayrımlar söz konusu olmakta ve kadınlar da hem ev işlerinin yüküne, hem de çalışma alanında yapılan haksız muamelelere maruz kalmaktadırlar. Sağlık hizmetleri içerisinde büyük bir çoğunluğu oluşturan hemşirelik mesleği ve bu hemşirelik mesleğinin içerisinde kadınların yoğun bir şekilde bulunması ve hasta ile en çok etkileşim içerisinde olan bu meslekte çalışan kadınların ayrımcılık deneyimlerinin neler olduğunun tespiti yapılacaktır. Kadının anne olmasının özelliğinden dolayı, kadınların bu mesleği yapmasının daha da uygun olduğuna dair düşünceler bulunmaktadır. Ancak, annelik duygusu da, meslek yaşamı içerisinde de beklendiğinden emeğinin karşılığının bir kısmının görünmemesine neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında hemşirelik mesleğinin tanımının sürekli olarak esnediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, İş Bölümü, Ayrımcılık, İş yeri Olarak Hastane, Kadın Hemşireler

AyrımcılıkCinsel kimlikHastaneler+5
Hüseyin Marangoz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın istihdamına yönelik uygulanan sosyal politikalar: 1980 sonrası Türkiye örneği

Bu çalışmada, Türkiye'de kadın istihdamının 1980 tarihinden günümüze kadar olan gelişimi araştırılmış ve kadın istihdamının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi toplumsal yapı çerçevesinde diğer ülkeler ile kıyaslanmıştır. İş gücü ve istihdam gibi kavramlar küreselleşme ile birlikte teknolojinin gelişimi ve sosyo-kültürel alanlarda yaşanan değişimler farklı sektörlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu süreçte emeğin yapısında meydana gelen değişimler, kadınların iş yaşamında farklı sektör ve iş alanlarına yönelmelerinin önünü açmıştır. Ülkemizin iktisadi büyüme hedefine ulaşabilmesi için, kadın istihdamının arttırılması ve sürdürülebilir olması ekonomik kalkınmanın önemli bir faktörü olarak görülmektedir. Ülkemizde kadın istihdamı sektörlere göre farklılık gösterdiği gibi bölgelere ve eğitim seviyesine göre değişimi istatistiki verilerden yararlanılarak analiz edilmiştir. Kadın istihdamının tarihsel süreci incelenmiş, sanayi devrimi sonrası süreçte yaşadıkları sorunlardan bahsedilmiş ve ülkemizde çalışan kadınların iş hayatında maruz kaldığı cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönden ele alınmıştır. Ülkemizde kırsal kesimde yaşayan eğitim almamış kadınların büyük bir kısmı ücretsiz aile işçisi olarak sosyal güvencesi olmaksızın çalışmaktadır. 1980'li yıllarda kadınlarda %80 seviyelerinde olan kayıt dışı istihdam, TÜİK verilerine göre 2006 yılında %76,8 seviyelerine inse de, beklenen düzeyde olmamıştır. Devletin düzenlemiş olduğu sosyal politikalar, kadınlara yönelik açılan sanat, girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler ve İŞKUR gibi uygulamalar sayesinde yükselişe geçmiştir. Zorunlu eğitim süresinin arttırılması, hizmet sektörünün yükselişe geçmesi ile 2017 Kasım ayında TÜİK istatistiki verilerine göre, kadınlarda kayıt dışı istihdam oranı %43,13 düzeyine inse de, gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında yetersiz kaldığı görülmektedir. Çalışmada Türkiye'de kadın istihdamının arttırılmasına yönelik uygulanan sosyal politikalar saptanarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın istihdamı, Sosyal Politika, Toplumsal Cinsiyet, İktisadi Büyüme.

1980 sonrasıKadınlarSosyal politika+6
Merve Ortaç
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Göçün toplumsal cinsiyeti: Suriyeli kadın mülteciler örneği

2011 yılında Arap Baharı olarak nitelendirilen olayların sonucunda Suriye'de iç karışıklıklar başlamış kısa süre sonra bu karışıklıklar büyük bir iç savaşa dönüşmüştür. Yaşanan iç savaşın bir sonucu olarak insanlar kitleler halinde öncelikle sınır komşusu olan ülkelere sığınmışlardır. Türkiye, savaştan kaçan insanları açık kapı politikası uygulayarak sınırları içerisine almış ve bugün en çok Suriyeli mülteci bulunan ülke konumuna gelmiştir. Savaş sonrası göçlerin herkes için zor olduğu bilinmektedir. Ancak erkeklerin yaşadıkları sorunlara ek olarak kadın mülteciler toplumsal cinsiyet normları sebebiyle daha fazla ve sistematik sorunlarla yüzleşmektedir. Bu sebeple; çalışmada, göç sürecinde kırılgan durumları daha çok kırılganlaştıran sorunlarla karşılaşan Suriyeli mülteci kadınlara odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı Suriyeli mülteci kadınların sorunlarını görünür kılmaktır. Yapılan çalışmada alanyazın taraması sonucu elde edilen kaynaklar doküman içerik analizi ile incelenerek toplumsal cinsiyet teorisi ile birlikte yorumlanmış, çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, toplumsal cinsiyet normları ve mültecilik durumu birleştiğinde, Suriyeli mülteci kadınların her birinin birden fazla ve iç içe geçen sorunlarla yaşamak durumunda kaldıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Göç, Göç Teorileri, Suriyeli Mülteci Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Türkiye Göç Politikası

GöçlerGöçmenlerKadınlar+4
Meral Doğan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de cinsiyet eşitliği söylemi ve uygulamaları: Karşılaştırmalı analiz

Toplumsal cinsiyet, insanların oluşturduğu ilk topluluk yapısından günümüze kadar varlığını sürdürmekte olan, cinsiyetlere kültür ve inançların etkisiyle yüklenen anlam, değer ve roller bütünüdür. Bu roller her ne kadar her iki cinse birden çeşitli davranış kalıpları atfetse de bundan daha olumsuz etkilenen cins genellikle kadınlar olmuştur. Cinsiyet eşitsizliğine maruz kalan kadınlar 19. yüzyılda feminizm akımı ile seslerini duyurmayı başarmışlardır. Ülkeler 20. yüzyılda cinsiyet eşitliği adına çeşitli uluslararası antlaşmalar imzalamaya ve birçok uygulamayı hayata geçirmeye başlamışlardır. Ülkemizde toplumsal cinsiyet algısı kendini kadına karşı şiddet, namus, namus cinayetleri, cam tavan gibi çeşitli şekillerde göstermektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlukta yaşanan cinsiyet eşitsizlikleri ise feodal ilişkilerin tasfiye edilememesi ve moderniteye entegre olunamamasının bir sonucudur. Bu tezde öncelikle toplumsal cinsiyet olgusununun tarihsel gelişimi ile Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık olarak yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitliği Farkı Raporu'nda ilk 4 sırada yer alan İzlanda, Norveç, Finlandiya ve İsveç ile Türkiye'nin toplumsal cinsiyet eşitliği adına yaptıkları kanun ve uygulamalar incelenecektir. Ardından Türkiye'de cinsiyet eşitliği söylemi, eğitim ve iş alanında cinsiyet eşitliğinin durumu tartışılacak ve son olarak ise "Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliği mümkün mü?" sorusuna yanıt aranacaktır. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Türkiye'de Söylem

CinsiyetKadın-erkek eşitliğiKarşılaştırmalı analiz+2
Tuğçe Artar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki sorunlar: Türkiye örneği

Bu çalışmada, engelli kadınların engel durumları ve cinsiyet özelliklerine bağlı dezavantajları birlikte ele alınarak engelli kadın kavramı irdelenmiş ve Türkiye'de engelli kadınların çalışma yaşamına etkin katılımının önündeki sorunlar araştırılarak bu sorunların kaynakları tespit edilmeye çalışılmıştır. Engelli kadınların istihdamı incelenirken tarihsel süreçte ve günümüzde engellilik ve kadın kavramlarının ele alınış biçimi incelenmiştir. Engelli kadın istihdamına yönelik devletin yürüttüğü sosyal politikalar, engellilere ve kadınlara yönelik girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler açıklanmıştır. Ülkemizde engelli kadınların istihdamı konusunda yürütülen politikalar açıklanırken TÜİK ve İŞKUR'un araştırma verileri ile ülkemizde kamu ve özel sektörde engelli istihdamı ve kadın istihdamına yönelik yapılan araştırmalar birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmada, ülkemizde engelli kadınların çift yönlü dezavantajlı durumlarına bağlı iş yaşamında karşılaştıkları sorunların neler olduğu ortaya koyulmuş, engel durumuna ve cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönüyle ele alınmıştır. Engelli kadınların çalışma hayatına katılmalarının kendilerine, ailelerine ve yaşadıkları topluma yararı ve ülke ekonomisi, refahı ve kalkınması açısından önemi üzerinde durulmuştur.

Engelli istihdamıEngelli kişilerEngellilik+4
Vildan Haykır
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışma hayatında kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı: İstanbul Osmanbey semti tekstil firmaları örneği

Kadınların, iş hayatında karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığının tespit edilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılarak çözüm önerilerinin sunulması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, tekstil sektöründe kadın istihdamında karşılaşılan sorunların ve yaşanılan cinsiyet ayrımcılığının ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda yürütülen uygulama, kadınların yoğun şekilde istihdam edildiği tekstil sektöründe gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, İstanbul'daki tekstil firmalarında kadınların yaşadığı sorunlar ve cinsiyet ayrımcılığı geliştirilen anket yardımıyla ölçülmeye çalışılmıştır. Yüz yüze ve online anket yöntemiyle 173 kadın çalışandan toplanılan veriler SPSS (Statistikal Package for Social Sciences) 24.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın en önemli sonucu ise; katılımcıların kadın istihdamını etkileyen faktörlere katılma düzeyleri ile algıladıkları cinsiyet önyargıları arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğru yönlü ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğunun ortaya çıkmasıdır. Başka bir ifadeyle katılımcıların algıladıkları cinsiyet önyargıları arttıkça, istihdamı etkileyen faktörlerin öneminin de arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın İstihdamı, Cinsiyet Ayrımcılığı, Algılanan Cinsiyet Önyargısı, Tekstil Sektörü

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadınlar+6
Tuğçe Tüysüz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Daniel Defoe'nun Moll Flanders ve Namık Kemal'in İntibah romanlarında günahkar kadın temsilleri

Gender studies emerged in the 1980s and 1990s and gender began to be discussed in greater detail in academia. Gender studies is an interdisciplinary field focusing on women, gender identity, and representations in general. Women who live in patriarchal societies and are exposed to unfair attitudes have begun to think about their identity, purposes in their life, expectations from life, and their status in community. Society determines whether a woman is moral and immoral. This thesis examines fallen women representations, their features and their literary, religious, and historical backgrounds by providing literary and mythological examples. Mahpeyker is a fallen woman character in the novel İntibah which Namık Kemal wrote in 1876 and is one of the first example of Turkish novel that shows how fallen women are viewed by the society. To understand fallen women's point of view, Moll, a fallen woman character in the novel Moll Flanders, which Daniel Defoe wrote in 1722, was examined. This thesis explores how and why a woman is called a fallen or femme fatale by male-oriented societies in literary works.

Defoe, DanielWomenComparative literature+6
Zeynep Esra Altuntaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında türk mevzuatındaki ve uluslararası mevzuattaki koruma mekanizmalarının rolü

Bu tez çalışması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında Türk hukuk sisteminde ve uluslararası düzeyde yer alan koruma mekanizmalarının rolünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği; bireylerin cinsiyet kimlikleri veya toplumsal rollerinden bağımsız olarak eşit hak ve özgürlüklerden yararlanabilmesini öngören temel bir insan hakkıdır. Ancak günümüzde kadınlar ve dezavantajlı gruplar hâlen farklı ayrımcılık biçimlerine maruz kalmaktadır. Çalışmada öncelikle eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, toplumsal cinsiyet, pozitif ayrımcılık gibi temel kavramlar açıklanmış; bu kavramların tarihsel, sosyolojik ve hukuki arka planı değerlendirilmiştir. Ardından, Türk hukuk sisteminde Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair düzenlemeler incelenmiş, Anayasa Mahkemesi ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kararları üzerinden uygulamadaki koruma mekanizmaları analiz edilmiştir. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesindeki Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu da bu çerçevede kurumsal bir aktör olarak incelenmiştir. Bu analiz, hukuk normlarının sahadaki etkisini değerlendirmeye ve koruma yollarının etkinliğini sorgulamaya yöneliktir. Tezin üçüncü bölümünde uluslararası belgeler ve denetim mekanizmaları mercek altına alınmıştır. Bu kapsamda Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), İstanbul Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi temel metinler ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve CEDAW Komitesi kararları üzerinden toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik yükümlülüklerin işleyişi ve etkisi değerlendirilmiştir. Çalışma normatif düzeyde ve uygulamada mevcut eksiklikleri görünür kılmayı ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında etkili ve erişilebilir mekanizmaların önemini ortaya koymayı hedeflemektedir. Elde edilen bulgular, eşitlik ilkesinin yalnızca yasalarda değil uygulamada da tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için yapısal ve kurumsal düzeyde iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğunu işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler: Toplumsal cinsiyet, eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, kadın hakları, koruma mekanizmaları.

Eşitlik ilkesiKadın haklarıToplumsal cinsiyet
Ece Saatçı
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin toplumsal cinsiyet algıları ile kadın yöneticilere karşı tutumları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin toplumsal cinsiyet algıları ile kadın yöneticilere karşı tutumları arasındaki ilişki incelemektir. Çalışma ilişkisel desende yapılandırılmıştır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Siirt ili merkez ve ilçelerinde bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı kamu okullarında görev yapan kadın yöneticilerin bulunduğu okullardaki 965 öğretmen oluşturmaktadır. Evrenden küme örnekleme yoluyla seçilen 445 öğretmen çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği ve Kadın Yöneticilere Karşı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çelişik duygulu cinsiyetçilik alt boyutlarından düşmanca cinsiyetçilik puanı ile öğretmenlerin kadın yöneticilere yönelik tutumları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin çelişik duygulu cinsiyetçilik algıları kadın yöneticilere karşı tutumlarını yordamaktadır. Çelişik duygulu cinsiyetçilik alt boyutlarının kadın yöneticilere yönelik tutumlarının %21'ini açıklayabildiği saptanmıştır.

CinsiyetçilikKadın yöneticilerOkul yöneticileri+4
Dilan Erbek
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Naki Tezel'in "Türk Masalları" kitabında toplumsal cinsiyet rolleri ve kadın–erkek ilişkileri

Sözlü edebiyat ürünlerinden olan masallar, çocukluktan itibaren karşılaştığımız ilk edebi türlerdendir. Olağanüstülükle süslü kurgu dünyasında tüm olmazları oldurup; anlatıcısına, dile getiremediği hislerini, hayallerini, sitemlerini, simgesel bir dille ifade etme fırsatı sunan masallar, insan gerçeğini hayalî unsurlar ile insana yansıtmaktadır. Anlatılarda çatışmanın zeminini oluşturan ödüllendirilen ve cezalandırılan davranış ile duygular toplumsal ahlakın bilgisini taşımaktadır. Toplum hayatını düzenleyen kurallar ve genel kabuller masal kahramanları üzerinden aktarılmaktadır.Naki Tezel'in derlediği "Türk Masalları" isimli kitapta bulunan elli dört masal metni, çalışma boyunca toplumsal cinsiyet rolleri ve kadın erkek ilişkileri merkezinde incelenmiştir. Olağanüstü kurgu içine yerleştirilen cinsiyetlere dair toplumsal kabuller ve beklentiler saptanmış, kimliklerin inşa süreçleri masal metinleri üzerinden izlenmiştir. Masal metinlerinden elde edilen toplumsal cinsiyete dair bulguların sosyolojik-psikolojik bağlamda değerlendirilmesi ve böylece kimliklerin yeniden üretim süreçlerine anlatıların etkisinin ortaya çıkarılması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde yapılan literatür okumaları ile elde edilen bilgiler sunulmuş, kavramsal ve kuramsal çerçeve bilimsel bir zeminde tamamlanmıştır. İkinci bölümde çalışmanın örneklem grubunu oluşturan masal metinlerinin derleyicisi olan Naki Tezel'in biyografisi verilmiştir. Araştırmanın metodolojisinin açıklandığı üçüncü bölümden sonra incelenen masal metinlerinden elde edilen bulgular belirlenen başlıklar altında sunulmuştur. Tartışma, öneriler ve sonuçtan oluşan son bölümde elde edilen veriler daha önce yapılan araştırma sonuçları ile karşılaştırılmış, yorumlanmış, gelecek çalışmalardan beklentiler ile saptanan problemlere çözüm önerileri sunulmuştur. Türk masallarının cinsiyetçi söylem ışığında incelendiği çalışmamızda elde edilen veriler masal dünyasından yansıyan kadın ve erkek temsillerinin gerçek hayat karakterleri ile aynı minval üzere olduğunu göstermektedir. Türk toplumunun ataerkil yapısı ve bu yapı içinde şekillenen cinsiyet algısı masallarımızdaki kadın- erkek varlığı üzerinde açıkça görülmektedir.

Cinsiyet rolleriKadın-erkek ilişkileriMasallar+3
Kevser Taşçı
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerde toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu araştırma hemşirelerin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma Nisan 2018-Nisan 2019 tarihleri arasında Siirt Devlet Hastanesinde çalışan hemşireler üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Nisan-Haziran 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında 17 sorudan oluşan "Kişisel Bilgi Formu" ve 25 maddeden oluşan "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini verilerin toplandığı tarihlerde hastanede çalışan 368 hemşire oluşturmuştur. Çalışma 257 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve hemşirelerin gönüllü olanları araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmada toplumsal cinsiyet algısı ölçeğinin güvenilirliği Cronbach's Alpha=0,908 olarak yüksek bulunmuştur. Araştırmada hemşirelerin %51,8'inin kadın, %75,9'unun 18-30 yaş aralığında, %61,1'inin lisans mezunu oldukları saptanmıştır. Hemşirelerin toplumsal cinsiyet algısı puan ortalaması 91,101±18,117 olup olumlu bulunmuştur. Hemşirelerin cinsiyet, çocuk sayısı, eş eğitim düzeyi, eşin çalışma durumu, eşin çalışmasını destekleme durumu, evlenme şekli ve yaşamının çoğunu geçirdiği yer ile ilgili ölçek puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Hemşirelik

Cinsel kimlikCinsiyetHemşireler+3
Abdulazim Kılıç
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki dindar feministlerin toplumsal cinsiyet hakkındaki görüşleri

Bu çalışmada Türkiye'deki Dindar feministlerin toplumsal cinsiyet hakkındaki görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim desenine uygun olarak yapılan çalışmada, veri toplama aracı olarak literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını, kendisini Dindar/Müslüman Feminist olarak tanımlayan sekiz aktivist ve yazar kadın oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma neticesinde önemli bulgular elde edilmiştir. Katılımcılar bulgulara göre "feminizm" kavramını "Haksızlığa ve eşitsizliğe karşı mücadele, eşitlik, hak ve özgürlük hareketi, ataerkil sisteme direnmek" gibi ifadelerle tanımladıkları, Dindar feminist kavramını ise "hem Müslüman hem feminist, kadınların taleplerini İslam'a uygun şekillendirme, feminist bakış açısıyla Kur'an-ı Kerim'in yorumlanması" olarak tanımladıkları görülür. Çalışmada Dindar feministlerin özellikle İslam'a temel oluşturan kaynakların, ataerkil bakış açısıyla yorumlanmasından kaynaklı kadının değersizleştirildiğini, ancak Kur'an-ı Kerim ve Hadislerin kadın bakış açısıyla yeniden yorumlanması halinde kadının İslam dinindeki gerçek değerinin anlaşılabileceğini savundukları görülmüştür. Katılımcıların çoğunun aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini savundukları, LGBTİ+ gibi farklı cinsel yönelime sahip bireylerin haklarını insan hakları ve özgürlük mücadelesi bağlamında savundukları, cinsel yönelime uygun yaşamanın kişisel tercih olduğunu ve buna müdahale edilmemesi gerektiğini belirttikleri görülmüştür. Ayrıca LGBTİ+'lı bireylerin hak ve özgürlükler bakımından diğer bireylerle eşit görülmesi gerektiğini, dolayısıyla onlarında aile kurma ve tercihlerini özgürce yaşama haklarının olduğunu vurguladıkları görülmüştür. Çalışmanın neticesinde, bazı İslami meselelerin yorumunda geleneksel İslam'dan kopuşların olduğu, yine bazı İslami meselelere bakışta marjinal bir dönüşümün yaşandığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Feminizm, Dindar feminizm, Toplumsal cinsiyet.

LGBTİPostmodern feminizmToplumsal cinsiyet+2
Tuğba Şahin
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denetim odağı ve cinsiyetin işe yabancılaşmaya etkisi: Uzaktan çalışanlar üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, uzaktan çalışanlarda denetim odağı ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkinin cinsiyetin düzenleyici rolü ışığında incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda kamu sektörü veya özel sektörde uzaktan görev yapan 212 beyaz yakalı çalışandan çevrimiçi anket yöntemiyle veri toplanmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS 22, IBM AMOS 23, Microsoft Office Excel ve PROCESS v4.2 programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre denetim odağının dışsallaşması ve işe yabancılaşmanın yükselmesi arasında olumlu yönde anlamlı bir ilişki vardır. Bu ilişki işe yabancılaşmanın anlamsızlık ve kendine yabancılaşma alt boyutlarını da kapsamakla beraber, güçsüzlük alt boyutunu kapsamamaktadır. Ayrıca cinsiyet denetim odağı ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkide beklendiği yönde bir düzenleyici etkiye sahiptir, ancak bu rol işe yabancılaşmanın anlamsızlık ve kendine yabancılaşma alt boyutlarıyla sınırlı kalmıştır. Genel işe yabancılaşma düzeyi ve güçsüzlük alt boyutu yönetici olmayan rollerde artmakta, üst kademe yöneticilerde ise azalmaktadır. Bu durum örgütsel rol ve sorumluluk uyumsuzluğuyla açıklanabilmektedir. Çalışma kapsamında nicel ölçüm yöntemleriyle bulgulanan ilişkisellik ve gruplar arası farklılıkların keşfedici nitel araştırmalarla derinlemesine incelenmesi ve uzaktan iş yapan farklı demografik özelliklere sahip olan gruplarda tekrarlanmasının çalışmanın potansiyel bir kısıtlılığı olan meslek karıştırıcı değişkeninin elimine edilebilmesi amacıyla önerilmektedir. Özellikle Yeni Koronavirüs Pandemisi başlangıcı ve devamıyla gelişen 'yeni normal' döneminde önemini iyice hissettiren ve gittikçe yaygınlaşan uzaktan çalışma sürecindeki çalışan ve örgüt refahına yönelik araştırmaların sayıca ve derinlik açısından artmasının hem örgütsel davranış hem de genel işletme alanyazınına olan katkısının büyük olduğu değerlendirilmektedir.

Toplumsal cinsiyetİç-dış kontrol odaklılıkİşe yabancılaşma
Berkay Vuran
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimFR

"La Cage Aux Folles" filminde yer alan cinsel kimlik ögelerinin türkçe altyazı çevirisinin analizi

Bu çalışmada, "La Cage aux Folles'' Türkçe çevirisiyle "Çılgınlar Kulübü" filminde farklı cinsel kimlikler ve yönelimler üzerinde durulmuş ve bu çerçevede toplumsal önyargılar ele alınmıştır. Bu bağlamda, çevirmenin bu konulara dikkatle yaklaşması ve eserdeki söz konusu kişinin cinsel kimlik kullanımını göz önünde bulundurarak çeviri yapması büyük bir önem taşımaktadır. Türk dilinin cins ayrımı bağlamında çok az farklılıklar barındırması kimi zaman kolaylık sağlarken, bazen de ciddi anlam kayıplarına neden olabilmektedir. Feminist çeviri kapsamında bu anlam kayıplarının önemi büyüktür ve mutlak anlamda çevrilmesi cinsel kimliğin muhafaza edilebilmesi bakımından hayatidir. Söz konusu çalışmanın amacı, Fransızca, Türkçe ve İngilizcede cinsel kimlik unsurlarını yansıtan kesitlerin irdelenmesidir. Öncelikle, seçtiğimiz örneklerden bir tablo oturuşturulacak. Türkçe, Fransızca ve İngilizceden oluşacak örneklerimiz altyazı çevirisinde hangi stratejiler ile aktarıldığı Diaz Cintas ve Remael'in Audiovisual Translation: Subtitling" (2007) adlı kitabındaki altyazı çeviri stratejileri bağlamında değerlendirilecektir. Bu kapsamda çeviri analizinde dikkate alınması gereken sınırlamalara ve zorluklara değinilecektir. Bunlar, hedef kültürün yer, zaman, dilsel ve sosyal farklılıklarının kısıtları dikkate alınarak gerçekleştirilecektir. Çalışmanın tartışma bölümünde bu analizlerden ve kullanılan stratejilerden yola çıkılarak filmin yaratım amacına uygun olarak çevrilip çevrilmediği saptanacak, ayrıca, çevirmenin cinsiyeti her fırsatta belirtmemesinin ya da belirtmek için fazladan çaba sarf etmemesinin altında daha derin bir anlamı olup olmadığı tartışılacak.

Selin Haberal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise düzeyindeki ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı ve sosyal medya bağımlılığı ile ahlaki kimlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, lise düzeyindeki ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı, sosyal medya bağımlılıkları ve ahlaki kimlik düzeylerinin ilişkili olup olmadığının belirlenmesi, ahlaki kimlik ve toplumsal cinsiyet algısı değişkenleri ilişkili çıktığı durumda sosyal medya bağımlılığının bu ilişkiyi ne kadar etkilediğini tespit etmek amacıyla düzenleyici model kullanılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki çalışmanın örneklemi rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Bu kapsamda Ankara'da bulunan Anadolu, Fen, İmam Hatip ve Meslek Teknik liselerinden toplam 1113 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Toplumsal Cinsiyet Rol Algısı Ergen Formu", "Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği" ve "Ahlaki Kimlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı, sosyal medya bağımlılığı ve ahlaki kimlik düzeylerinin cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, aile tipi, doğum sırası, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, anne ve babanın çalışma durumu, anne baba birlikteliği, algılanan gelir düzeyi ve algılanan aile tutumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırma sonucunda ergenlerin eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısı ve ahlaki kimlik düzeyleri arasında, eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısı ve sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü küçük bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda geleneksel toplumsal cinsiyet algısı ile ahlaki kimlik düzeyleri arasında, geleneksel toplumsal cinsiyet algısı ile sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü küçük bir ilişki bulunmuştur. Ahlaki kimlik ve sosyal medya bağımlılığı arasında ise negatif yönlü küçük bir ilişki saptanmıştır. Ahlaki kimlik ve toplumsal cinsiyet algısı arası ilişki tespit edildiğinden sosyal medya bağımlılığının bu ilişkiyi ne kadar etkilediğini belirlemek amacıyla sosyal medya bağımlılığının düzenleyici rolü yol analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular alan yazın temel alınarak yorumlanmış ve tartışılmıştır.

Sosyal medyaToplumsal cinsiyet
Maide Mine Cinoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal hizmet etiği perspektifinden dijital feminist hareketler: #MeToo hareketi örneği

Bu araştırmada, dijital feminist hareketler ve #MeToo hareketi, sosyal hizmet etiği çerçevesinden değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, #MeToo hareketinin olumlu ve olumsuz etkisinin belirlenmesi ve toplumsal yaşama ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı şiddetin önlenmesi konusundaki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma tekniklerinden, derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiştir. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış görüşme formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini toplumsal cinsiyet alanında teorik veya uygulama düzeyinde çalışmalar yürüten ve #MeToo hareketini yakından takip eden 20 katılımcı oluşturmuştur. Bu bağlamda katılımcıların (1) dijital toplumsal hareketlere, (2) dijital feminist hareketlere, (3) #MeToo hareketine, (4) #MeToo hareketi kapsamındaki ifşa mekanizmasına ve (5) #MeToo hareketine ilişkin etik tartışmalara ilişkin görüşlerini içeren araştırma bulguları MAXQDA 2022 programı kullanılarak çözümlenmiştir. Çözümlenen veri seti, içerik analizi çalışması ile yorumlanarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda dijital toplumsal hareketlerin ve dijital feminist hareketlerin bilgi ve iletişime kolay, hızlı ve masrafsız erişim sağlama özellikleri ile örgütlenme ve farkındalık yaratma bakımından oldukça etkili eylemlilik yöntemleri olduğu ancak sosyal, politik ve yapısal değişimlerin sağlanması konusunda yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı cinsel şiddet ve tacizin toplumsal bir sorun olarak yaygınlığı ve söz konusu sorunun yasal yöntemlerle önlenememesine bağlı olarak ortaya çıkan #MeToo hareketinin cinsel şiddet ve tacizin yaygınlığını kanıtladığı ve toplumsal yaşamda tabulaştırılan cinsel şiddet konusunun kamusal alanda tartışılmasını sağlayarak önemli bir toplumsal farkındalık yaratmıştır. İfşa mekanizması ile cinsel şiddet ve taciz konusunda önleyici bir mekanizma oluştursa da hareketin düzensiz, süreksiz, kurumsallıktan uzak yapısı hareketin yeterli düzeyde önleyici güce sahip olmasını engellemektedir. İfşa mekanizmasının ise feminist eylemlilikte tek yöntem olarak kullanılarak yasal yöntemlerin yadsınması hareketin sosyal, politik ve yapısal değişim sağlama gücünün önündeki başka bir engeldir. Bu bağlamda hareketin cinsel şiddet ve tacizin önlenmesi konusunda dijital eylemlilik ile geleneksel örgütlülük biçimini bir araya getirerek etik ifşa mekanizması ile yasal hukuki süreçlerin birbirine eklemlendiği kurumsal bir yapıya evrilmesi önerilmektedir.

Cinsel şiddetFeminizmKadın hareketleri+7
Hatice Büşra Can
Hacettepe University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Romantik ilişkilerde algılanan istismar: Şemalar, cinsiyet rolleri, affetme ve benliğin farklılaşması açısından bir değerlendirme

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerinde algıladıkları istismar yaşantılarını erken dönem uyumsuz şemalar, toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutumlar, affetme ve benliğin farklılaşması açısından incelemektir. Analiz sonuçları demografik değişkenler açısından değerlendirildiğinde, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin cinsiyet, baba eğitim düzeyi, yaşamın çoğunun geçirildiği yer ve alkol/madde kullanımı değişkenlerine bağlı olarak istatistiksel açıdan farklılaştığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenler ve diğer bağımsız değişkenlerin romantik ilişkide algılanan istismarı ne şekilde yordadığını belirlemek amacıyla yapılan Hiyerarşik Regresyon Analizi sonuçlarına göre ilişki süresi, alkol/madde kullanımı, kopukluk şema alanı, diğeri yönelimlilik şema alanı ve olumluya odaklanma alt boyutu romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini pozitif yönde yordarken; cinsiyet (kadın olma), durumu affetme alt boyutu ve erkek cinsiyet rolü alt boyutu negatif yönde yordamaktadır. Demografik değişkenler ve diğer tüm bağımsız değişkenlerin birlikte, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin %24'ünü açıkladığı görülmektedir. Demografik değişkenler olmadan yalnızca bağımsız değişkenlerin romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini ne şekilde yordadığını belirlemek amacıyla yapılan Yol Analizi sonuçlarına göre diğeri yönelimlilik şema alanı, kopukluk şema alanı, olumluya odaklanma alt boyutu ve kadın cinsiyet rolü alt boyutu romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini pozitif yönde yordamaktadır. Tüm bağımsız değişkenlerin birlikte, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin %21'ini açıkladığı görülmektedir.

BağışlamaBenlik farklılıklarıCinsiyet rolleri+7
Merih Ceylan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstün zekâlı kızlara yönelik hazırlanan genel ve akademik benlik algısı geliştirme programının etkililiği

Benlik; bireyin hayata geldiği ilk yıllardan itibaren, çevreyle girilen etkileşimler sonucu şekillenen devingen bir kavramdır. Bu kavrama yönelik geliştirilen otobiyografik yorumlar ise benlik algısını oluşturur ve bu oluşum, bir süreç içerir. Benlik algısı edinim süreci, var olan her birey için sağlam temellerle ilerlemesi gereken oldukça önemli bir süreç iken; bu süreç, sosyal-duygusal alanlarda aşırı duyarlılık gösteren üstün zekâlı bireylerde çok daha hassas bir şekilde ilerlemektedir. İlgili literatür ise; benlik algısı oluşturma aşamasında, üstün zekâlı kızların ereklere göre karşılaştıkları zorlukların daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak yürütülen çalışmada ise toplam 16 üstün zekâlı kız öğrenci (8 kişi deney grubu-8 kişi kontrol grubu) ile çalışılmış ve deney grubuna; 8 oturum içeren bir benlik algısı geliştirme programı uygulanmıştır. Araştırmada ölçülmek istenen değişkenlere yönelik; Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Akademik Benlik Algısı Ölçeği, Bilimsel Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; IBM SPSS Statistics Base 22.0 programı ile Mann-Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; uygulanan programın; deney grubunun genel ve akademik benlik algısı ön test ve son test puanlarında son test lehine anlamlı düzeyde farklılık oluşturduğu, bilimsel tutum puanlarında da son testte artış görüldüğü ancak bu artışın anlamlı düzeyde olmadığı belirlenmiştir.

Akademik benlikBenlik algısıBilimsel davranış+7
Mervenur Anlatan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkinlerde romantik ilişki istismarı: Erken dönem uyumsuz şemalar ve toplumsal cinsiyet rolleri algısı

Bu çalışmanın amacı, genç yetişkinlerin algıladıkları romantik ilişki istismarının erken dönem uyumsuz şemalar ve toplumsal cinsiyet rolleri algısı ile ilişkisini incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu Ankara ilinde yaşayan 18-35 yaş aralığındaki 477 genç yetişkin oluşturmaktadır. Çalışma grubuna uygun örnekleme yöntemi kullanılarak çevrim içi platformlar aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Toplumsal Cinsiyet Oluşumu Ölçeği, Romantik İlişkiyi Değerlendirme Ölçeği Revize Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Analizler SPSS 22.0 programı ile yapılmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar ve toplumsal cinsiyet rolleri algısının romantik ilişkilerdeki istismar mağduriyetini yordayıcılığını belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar arasından duygusal yoksunluk ve iç içe geçme/bağımlılık şemalarının daha yüksek düzeyde romantik ilişki istismarı mağduriyeti ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Genç yetişkinlerin eşitlikçi toplumsal cinsiyet rolleri algısı ile romantik ilişkilerinde algıladıkları istismar düzeyi arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunurken; geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri algısı bulunan genç yetişkinlerin romantik ilişkide algıladıkları istismar düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Çalışmada romantik ilişki istismarı ile cinsiyet, aile içi şiddete maruz kalma ve tanık olma değişkenlerine göre fark olup olmadığını incelemek için bağımsız gruplar t-testi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda belirlenen değişkenler ile romantik ilişki istismar mağduriyeti arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Elde edilen bulgular, alan yazın çerçevesinde tartışılmış; alan çalışanlarına, araştırmacılara ve politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Cinsiyet rolleriDuygusal ilişkiDuygusal istismar+4
Aslı Ünal
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00

İlgili konular