18 aydan büyük gelişimsel kalça displazili hastaların kapalı redüksiyon ile tedavisinin sonuçları
2016
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Nurzat Elmalı
Abstract (TR)
Amaç: Bu çalışmada kapalı redüksiyon ve pelvipedal alçı ile tedavi edilen 18 aydan büyük gelişimsel kalça displazili hastaların klinik ve radyolojik sonuçları incelenip, tekniğin başarısını etkileyen nedenlerin tartışılması amaçlandı. Hastalar ve Yöntemler: Mart 2011 ve Haziran 2014 tarihleri arasinda Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 18 aydan büyük kapalı redüksiyon ve pelvipedal alçı uygulaması ile tedavi edilmiş gelişimsel kalça displazili 2'si erkek, 11'i kız 13 hastanın 20 kalçası değerlendirildi. Çalışmaya dahil edilen hastaların 4'ünde sağ, 2'sinde sol ve 7'sinde bilateral tutulum mevcuttu. Tedavi başlandığında hastaların ortalama yaşları 19,4 ay ve ortalama takip süresi 27,7 ay idi. Hastaların redüksiyon öncesi radyolojik değerlendirmeleri için direkt grafilerde Tönnis tarafindan tanımlanan yer degiştirme derecesi, Hilgenreiner metodu ile asetabular indeks ölçümü, asetabular açı ve femur boyun cisim açıları ölçüldü. Hastaların redüksiyon sonrası değerlendirmelerinde ise son kontrol tarihinde yapılan poliklinik muayenesi ve radyolojik olarak Hilgenreiner metodu ile asetabular indeks ölçümü, asetabular açı, Wiberg'in CE açısı ve femur boyun cisim açısı kullanıldı. Radyolojik sonuçları değerlendirmek için Tönnis'in normal toplum değerlerinin standart sapma değerlerine göre oluşturduğu tablodan yararlanıldı. Bulgular: Tönnis yer değiştirme kriterine göre redüksiyon öncesi 20 kalçanın pelvis AP grafisi değerlendirildi. Kalçaların 2'si Tönnis tip 1, 6'sı Tönnis tip 2, 7'si Tönnis tip 3 ve 5'i Tönnis tip 4 idi. Takip süresince 20 kalçadan 8'inde (%40) tedavinin yetersizliğine bağlı sekonder displazi gelişmesi nedeniyle ilk kapalı redüksiyon ve pelvipedal alçılamadan ortalama 5,2 ay sonra asetabular osteotomi uygulandı. 12 kalçada (%60) ise stabil redüksiyon sağlandığı düşünüldü ve ek bir cerrahi girişim ihtiyacına gerek duyulmadan kapalı redüksiyon ve pelvipedal alçılama yapıldı. Tek taraflı GKD'si olan hastaların çıkık kalça ile sağlam olan tarafı karşılaştırıldığında; çıkık kalçada sağlam kalçaya göre redüksiyon öncesi ve redüksiyon sonrası AI değerlerinin yüksek çıktığı gözlemlendi. Sağlam kalçalarda redüksiyon öncesi ortalama AI değeri 27,75 derece iken en son takip grafilerinde ortalama AI değeri 18,75 derece idi. Çıkık kalçalarda ise redüksiyon öncesi ortalama AI değeri 39,25 derece iken en son takip grafilerinde ortalama AI değeri 22,5 olarak bulundu. Sonuçlar: Bu çalışmanın takip süresi boyunca elde edilen veriler ışığında radyolojik ölçümler de göz önünde bulundurularak 18 ay ve üzeri hastalarda kapalı redüksiyon ve pelvipedal alçı uygulaması tercih edilebilecek yöntemlerden biri değildir. Ayrıca bu hastalarda tedaviye başlanıldığı anda Tönnis'e göre displazi derecesinin yüksek olduğu kalçalarda hem displazi açısından hem de ikincil cerrahi işlemlerin gerekliliği açısından dikkatli olmak gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Gelişimsel kalça displazisi, 18 ay üzeri, kapalı redüksiyon, pelvipedal alçı
Author
Şafak Sayar
How to Cite
Şafak Sayar (Tıpta Uzmanlık Tezi). 18 aydan büyük gelişimsel kalça displazili hastaların kapalı redüksiyon ile tedavisinin sonuçları, 2016, Bezmialem Vakıf University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Bezmialem Vakıf University
- Tuberoskleroz tanılı hastalarda mikro RNA düzeyi değerlendirilmesi(2016)
- Açık teknik septorinoplasti yapılan olgularda postoperatif bantlamanın ödeme etkisi(2015)
- Adölesan dönemde hirşutizm tanısı alan hastalarda etyolojik dağılım(2015)
- Unstable angina pectoris hastalarında signal peptide complement C1R/C1S, UEGF, ve BMP1 epıdermal growth factor-like domain-containiing protein 1' in tanısal değerinin araştırılması(2015)
- Deneysel kafa travması modelinde high mobility group box-1 protein düzeylerinin oksidatif stres, apoptoz, serebral ödem ve kan beyin bariyeri üzerine etkilerinin araştırılması(2016)
- 5-fluorourasile bağlı arteryel vazokonstrüksiyon etyolojisinde ürotensin-2'nin rolü(2017)
