Master'sOpen Access

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda iddianamenin iadesi

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Vesile Sonay Evik

Abstract (TR)

Bu tez çalışması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi kurumunun tarihi gelişimini, amacını, iddianamenin iadesi nedenlerini, iadeye sebep teşkil etmeyen halleri ve iddianamenin iadesi kararına karşı başvurulabilecek kanun yollarını ele almaktadır. Birinci bölümde, ceza muhakemesinde soruşturma evresine yer verilmektedir. Öncelikle soruşturma evresi kavramının ne olduğu ve soruşturma evresinin özellikleri anlatılmaktadır. Ardından soruşturma evresinin idarecisi sıfatına sahip Cumhuriyet Savcısının görevlerine değinilmektedir. Bu bölümün son kısmında da soruşturma evresinin son bulması halleri ile kamu davasının açılması konusu ele alınmaktadır. İkinci bölümde, kamu davasının açılması için ana belge görevi gören iddianamenin ne olduğuna yer verilerek Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesinde düzenlenen iddianamenin zorunlu unsurları tek tek anlatılmaktadır. Devamında, iddianamenin sunulduğu görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesinin hangi süre içinde ve nasıl yapılması gerektiği açıklandıktan sonra, iddianamenin kabulüne karar verilmesi halinde başlayan kovuşturma evresi ve yargılama faaliyeti işlemlerine kısaca değinilmektedir. Üçüncü ve son bölümde de tez çalışmasının başlığına ismini veren iddianamenin iadesi kurumu anlatılmaktadır. Öncelikle iddianamenin iadesi kurumunun Türk ceza muhakemesi hukukundaki tarihi gelişimine değinilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu dönemi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu dönemleri ayrı ayrı incelenmektedir. Devamında, iddianamenin iadesinin amacı, iade kararını vermeye hangi makamın yetkili olduğu ve iddianamenin incelenmesi sonucu eksikliklerinin mevcut olması halinde iadesine karar verildiği dönemin bir "ara muhakeme" evresi olup olmadığı yönündeki tartışmalara değinilmektedir. Ardından, Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen iddianamenin iadesi nedenleri tek tek ele alınmaktadır. Bu bölümün son kısmında da iddianamenin iadesi kararı verilemeyecek durumlar ile iade kararına karşı başvurulabilecek kanun yolları açıklanarak çalışma sonlandırılmaktadır. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun yürürlükte kaldığı yıllar boyunca çok sayıda değişikliğe uğraması, ülkenin geldiği aşamada güncel ve modern bir ceza muhakemesi kanununa ihtiyacın arttığını göstermiştir. Buna istinaden yeni bir ceza muhakemesi kanunu hazırlanarak Ceza Muhakemesi Usulü Kanunundaki kimi maddelerin yenilenmesi, kimilerinin ise ilk defa ceza muhakemesi sistemimize eklenmesi yoluna gidilmiştir. Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu dönemindeki alışkanlıkların hemen bırakılması kolay olmamış ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğe girdiği ilk yıllarda çokça hatalı uygulamalar yapılmıştır. Bu konuya dair doktrin görüşlerinin büyük ölçüde yol göstermesi ve içtihat niteliğindeki Yargıtay kararlarının uygulamacı hâkim, savcı ve avukatlara ışık tutması ile yeni kanun sistemi ve mantığının oturması sağlanmıştır. Çalışmamızda da iddianamenin iadesi konusuna ilişkin hem doktrin görüşlerine hem de Yargıtay kararlarına yeri geldikçe değinilmektedir. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun ardından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile getirilen yeni sistemdeki en köklü değişikliklerden biri, Cumhuriyet Savcılarının soruşturma evresinin bir nevi "patronu" ilan edilmesi olmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesine göre, ihbar veya başka bir suretle suç işlendiği haberini alan Cumhuriyet Savcısı, bu konuda kamu davası açıp açmamaya karar vermek üzere işin gerçeğini araştırmaya başlamaktadır. Suç haberinin alınmasından, iddianamenin kabulüne kadar geçen soruşturma evresinde, Cumhuriyet Savcısı ve emrindeki adli kolluk görevlilerinin büyük bir titizlik, dikkat ve özenle çalışarak soruşturmayı yürütmesi gerekmektedir. Cumhuriyet Savcısı, yaptığı araştırma sonucunda yeterli şüpheye ulaşır ve kamu davasının açılması koşulları oluşursa Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesine uygun şekilde bir iddianame hazırlayıp mahkemeye sunmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile getirilen bir diğer önemli değişiklik, kamu davasının açılıp açılmaması noktasında Cumhuriyet Savcısına takdir yetkisi tanınmasıdır. Cumhuriyet Savcısı soruşturma evresinin sonunda, suç işlediği iddia olunan şüphelinin, iddia edilen suçu işlediğine dair yeterli şüphe uyandıran delil elde edememişse, Ceza Muhakemesi Kanununun 172. maddesine istinaden şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, diğer bir adıyla "takipsizlik kararı" verebilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile yürürlüğe giren bir diğer önemli kurum da bu tez çalışmasının konusunu oluşturan "iddianamenin iadesi" kurumudur. Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinde hüküm altına alınan bu yeniliğin, Kanunun yürürlüğe girdiği ilk yıllarda henüz hukuk sisteminin uygulayıcıları tarafından doğru bir şekilde anlaşılamamış olması, çok sayıda hatalı iddianamenin iadesi kararlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Özellikle 2005-2007 yılları arasında çıkan pek çok Yargıtay kararı, iddianamenin zorunlu unsurlarının neler olduğu ve iddianamenin hangi nedenlerle iadesine karar verilip hangi nedenlerle iade edilemeyeceğine dair katkı sağlamış ve hâkim ve savcılara bu konuda yol gösterici olmuştur. Yine aynı yıllarda doktrindeki ceza hukukçuları tarafından da birçok kitap ve makale kaleme alınmış ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile hukuk sistemine giren "iddianamenin iadesi" kurumuna dair görüşleriyle sistemin işlerliğine katkı sağlamışlardır. Bu çalışmada da iddianamenin iadesi kurumunun yürürlüğe girmesinden itibaren oluşan doktrin görüşleri ve Yargıtay kararlarına bolca yer verilmektedir. Hakkında suç isnadı yapılan kişinin, isnat edilen suçu işleyip işlemediğinin araştırılması ile Cumhuriyet Savcısı nezdinde yeterli şüphe uyandıracak delillerin elde edilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısı tarafından soruşturma evresinde yapılan işlemlerin özetlenip toplanan delillerin tartışıldığı yazılı bir belge olan "iddianame" hazırlanmaktadır. Bu metnin içeriğinde şüpheliye isnat edilen suçun unsurları ve şüpheli hakkında uygulanması talep edilen kanun maddelerinin gösterilmesi yasal zorunluluktur. Aksi halde yasal unsurların bulunmadığı ya da şüphelinin hakkındaki suç isnadının ve aleyhindeki delillerin anlaşılmadığı bir iddianame, Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesi uyarınca iade edilmektedir. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunundan farklı olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda ceza yargılaması iki ana evreye ayrılmaktadır: Soruşturma ve kovuşturma. Yetkili makamlar tarafından suç işlendiğinin öğrenilmesi anından başlayarak iddianamenin kabulüne karar verilmesine kadar geçen evre, soruşturma evresidir. İddianamenin kabulü kararı verilmesi ile kovuşturma evresine geçilmekte ve kovuşturma evresi, yargılamayı yapan mahkeme tarafından sanığa isnat edilen suça dair verilecek hükmün kesinleşmesine kadar devam etmektedir. Doktrinde kimi yazarlara göre, Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin sunulduğu mahkemece incelenip değerlendirildiği, eksik kısımların ya da hatalı noktaların tespit edilmesi halinde iddianamenin iadesi kararı verilen ve iade kararı verilmesi halinde Cumhuriyet Savcılığınca bu karara karşı itiraz kanun yoluna başvurulan evre, "ara muhakeme evresi" şeklinde adlandırılmaktadır. Bizim de katıldığımız diğer görüş ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun sistematiğine ve iddianamenin iadesine yönelik maddelerin lafzına bakıldığında, iddianamenin iadesi konusunun ele alındığı evrenin "soruşturma" evresinin içinde kaldığı yönündedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesine göre iddianamede bulunması gereken unsurlar; suçun işlendiği yönünde yeterli şüphe olması; iddianamenin davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemeye hitaben hazırlanmış olması; iddianamenin içeriğinde şüphelinin kimliği, varsa müdafiinin bilgileri, maktul, mağdur ya da suçtan zarar gören kişinin kimliği, varsa kanuni temsilcisi ya da vekilinin bilgileri, şikâyette ya da ihbarda bulunan kişinin kimlik bilgilerinin yazılması; şikâyet tarihine, suçun işlendiği yer ve zamana ve şüphelinin gözaltı ve tutukluluk durumu ile bunların sürelerine ilişkin bilgilerin yazılması; yüklenen suça uygulanması talep edilen kanun maddelerinin gösterilmesi ve suçun delillerinin gösterilmesidir. Bu sayılan unsurların eksikliği, Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre iddianamenin iadesi sebebi teşkil etmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine göre, suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan iddianamenin hazırlanmış olması, iddianamenin iadesi için bir diğer nedendir. Bu hüküm ile yargılamayı yapacak olan mahkemece iddianamenin iadesi kararı verilerek söz konusu eksikliğin Cumhuriyet Savcısı tarafından soruşturma aşamasında giderilmesi teminat altına alınmaktadır. İddianamenin iadesi nedenlerinden bir diğeri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, soruşturma safhasında suçun önödemeye, uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tabi olması halinde, bu usuller uygulanmaksızın iddianamenin tanzim edilmiş olmasıdır. Suçun önödeme, uzlaştırma ya da seri muhakeme usulüne tabi bir suça ilişkin olup olmadığının takdiri Cumhuriyet Savcısına aittir. Bir diğer iddianamenin iadesi nedeni ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine göre, soruşturulması veya kovuşturulması izne veya talebe bağlı olan suçlarda, izin alınmaksızın veya talep olmaksızın iddianame hazırlanmış olmasıdır. Yetkili makamlardan alınması gereken iznin alınmadığının yahut Adalet Bakanlığından talep olmamasına rağmen işlem başlatıldığının, iddianameyi inceleyen mahkeme tarafından tespit edilmesi halinde, iddianamenin iadesine karar verilmektedir. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanununda olmayan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile getirilen ve Cumhuriyet Savcılarına yeni bir bakış açısı kazandıran diğer bir önemli değişiklik ise, Cumhuriyet Savcısının soruşturma aşamasında yalnız şüphelinin aleyhine olan delilleri değil, lehine olan delilleri de toplaması gerektiği hususudur. Bu durum Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesinin 5. fıkrasında hüküm altına alınmakta ve lehe delillerin de ileri sürülmemesi, iddianamenin iadesi sebebi olmaktadır. İddianamenin sunulduğu mahkeme, Cumhuriyet Savcısının iddianamede yapmış olduğu nitelendirmeden farklı bir hukuki nitelendirme yapıyorsa bu durum iddianamenin iadesi için bir sebep oluşturmamaktadır. Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 2. fıkrasında garanti altına alındığı üzere, suçun hukuki nitelendirmesi sebebiyle iddianame iade edilememektedir. Zira bu durum, Cumhuriyet Savcısının takdir yetkisine müdahale niteliği taşıyacaktır. Soruşturma evresine ait deliller ile birlikte görevli ve yetkili mahkemeye sunulmasından itibaren 15 gün içinde iadesine karar verilmeyen iddianameler, kabul edilmiş sayılmaktadır. Burada verilen 15 günlük süre, kesin süredir. Bu süre içinde iade işleminin yapılmaması halinde, mahkemece artık iddianamenin iadesi kararı verilememekte ve söz konusu iddianame kabul edilmiş sayılmaktadır. İddianamenin iadesi kararı üzerine Cumhuriyet Savcısı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiyorsa, belirtilen noksanlıkları gidererek yeni bir iddianame tanzim edebilir. Bu durumda artık ilkinden farklı bir iddianame söz konusu olacağından, hazırlanan bu ikinci iddianamede de eksiklikler varsa, mahkemece bu yeni iddianame de iade edilebilmektedir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 4. fıkrasında hüküm altına alındığı üzere, mahkeme ilk iade kararında göstermediği bir sebebe dayanarak ikinci iddianamenin iadesine karar verememektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174. maddesinin 5. fıkrasında, iddianamenin iadesi kararına karşı iki hafta içinde Cumhuriyet Savcılığınca itiraz edilebileceği hususu düzenlenmektedir. Cumhuriyet Savcısının itirazını inceleyen merci, itirazın kabulüne karar verirse, iddianameyi kabul edip kovuşturma işlemlerine başlaması için dosyayı ilgili mahkemeye göndermektedir. Cumhuriyet Savcısının itirazının reddine karar verilir ise, takipsizlik kararı verme yahut iddianamedeki noksanlıkları gidermenin yanında, Cumhuriyet Savcısının bu ret kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurma hakkı da vardır. İddianamenin iadesi kurumunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile getirilmesindeki amaç, kişilerin haksız yere "sanık" konumuna getirilip senelerce yargılanmalarına engel olmak, unsurları bakımından tam bir iddianame ile kovuşturmanın en kısa sürede verimli şekilde tamamlanmasını sağlamak, adaletin tesisinin sürüncemede kalmaması ve makul sürede yargılanma hakkı için "tek celselik yargılama" ilkesinin hayata geçirilmesidir. Çalışmamızda, iddianamenin iadesi kurumunun ceza muhakemesi sistemine girdiği ilk yıllardan bugüne kadar geçirdiği değişiklikler ve güncel mevzuatımızdaki hali detaylı olarak anlatılmaktadır. Çalışmada anlatılan konulara yönelik doktrindeki farklı görüşlere ve Yargıtay kararlarına karşılaştırmalı olarak sıklıkla yer vererek konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmaktadır. Bu tezde, ceza muhakemesi hukuku alanında akademik çalışmalar yapan doktrin görüşlerinin yanında, uygulamacı olan hâkim, savcı ve avukat yazarların da görüşlerine yer verilerek iddianamenin iadesi konusuna ilişkin kapsamlı bir çalışma yapılması hedeflenmektedir.

Author

Dr. Oya Akbulut Özen

How to Cite

Oya Akbulut Özen (Yüksek Lisans Tezi). 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda iddianamenin iadesi, 2024, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University