Master'sOpen Access

Trust in family context: The case of Turkey

2021
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Sezgin Polat

Abstract (TR)

İnsanlar arasındaki etkileşimlerin tamamı bir dereceye kadar karşılıklı güvene dayanır. Bu güven, karşı tarafın etkileşimin gerekliliklerini yerine getireceğine olan güvendir. Bir toplulukta güven olmadığında, etkileşimler ekonomiyi etkileyecek kadar duraksar. Birbirine güvenmeyen insanlar; birbirlerine yardım etmeyecekleri gibi yeni ortaklıklar kurmaz, başkalarının projelerine yatırım yapmazlar. Bu güvensizlik, insanların etkileşimlerin duracağına inanmasından dolayı özgeci yerine bencil hareket etmelerine yol açar. Sosyal sermaye, bir toplumdaki insanlar arasındaki tutumların toplamı olarak açıklanabilir. Ekonominin, sosyolojinin ve diğer davranışa dayalı bilimler için önemli bir yerde olan sosyal sermaye, ahlaklılık veya iyi niyetlilik gibi konuları da kapsamaktadır. Sosyal sermayeye sermaye denmesinin sebebi; bir toplumu bir arada tutan sosyal ağların yığılması veya birikmesi olarak tanımlanmasındandır. Bu birikim, ekonomik getiriye dönüşebilmekte veya gelecek nesillere aktarılabilmektedir. Bu açıdan fiziksel sermayeye benzerlik göstermektedir. Fakat fiziksel sermayenin aksine karşılıklı güven, etkileşimlerle birlikte kullanıldıkça azalmaz ve artar. Bu özelliğiyle eşsizdir. Sosyal sermaye, Putnam'ın "Bowling Alone" (1995) kitabından sonra ekonomide de önemli bir yer edinmeye başlamıştır. Fiziksel sermayesi ve beşeri sermayesi görece benzer ülkelerin arasındaki ekonomik farklılıkları açıklamada bugün en önemli unsurlardan birisi olarak kabul edilen sosyal sermayenin birçok alanı vardır. Fakat karşılıklı güven, ölçülebilirlik özelliği ve çok sayıda ankette yer alması nedeniyle en çok incelenen sosyal sermaye unsurlarından bir tanesidir. Sosyal ağlar veya sosyal katılım karşılıklı güven kadar ölçülebilir değildir. Sosyal ağların ölçülmesi kontrollü deney ortamlarında sağlanırken sosyal katılımın sorulduğu anket soruları karşılıklı güvenin sorulduğu anket sorusu kadar genelleyici ve doğru kabul edilmediğinden literatürde daha az yer bulmuştur. Güven, sosyal sermayenin hem sebebi hem de sonucudur. İnsanların daha özgeci olduğu ve karşılıklılık ilkesiyle hareket ettiği toplumlarda, güvenin neden daha yüksek olduğunu anlamak kolaydır. Çünkü karşılıklı güven bu toplumlarda meyvesini verecek ve insanlar karşılıklarını alabilecektir. Yine aynı şekilde insanların birbirine güvendiği bir ülkede gelir eşitsizliği ya da yoksulluk şoklarından kurtulmak da çok daha kolay olacaktır, çünkü birbirine güvenen bir toplumda insanların dayanışma içerisinde hareket edebilmesi çok daha kolaydır. Fakat insanlar birbirine güvenmediğinde dayanışmaya yanaşılmayacak, insanlar dolandırılmaktan korkacaktır. Sosyal güven de sosyal sermaye de kısa sürede değişmesi zor olan kavramlardır. Nesiller arası aktarımla gelmiş olmaları toplumda yerleşmiş olmalarına yol açmaktadır. Bu nedenle politikalardan veya olaylardan çok etkilenmezler. Uzun vadede nasıl etkileneceğini anlamak için sosyal sermayeyi bileşenlerine ayırmak gereklidir. Aktarılmış güven, GSYİH büyümesini artırıp gelir eşitsizliğini düşürdüğü için iktisatçılar güveni neyin etkilediğini anlamak için bu konuda çalışmaktadır. Güveni etkileyen en büyük unsurlardan birisinin bireyin eğitim seviyesi olduğu bulunmuştur. Eğitim seviyesi arttıkça güven artmaktadır. Bunun üç nedeni olduğu söylenebilir: (1) okullarda yaşanan tekrarlı etkileşimler; (2) eğitim hareketliliğinin hayat görüşüne olumlu etki etmesi; ve (3) eğitim ve gelir arasındaki pozitif ilişki. Türkiye, kendisiyle benzer gelişmişlik seviyesine sahip ülkelere göre daha düşük güven oranları göstermesi nedeniyle dünyada görece farklı bir konumda bulunmaktadır. Bu güvensizlik bilinmesine rağmen, ne sebeplere ne de sonuçlara dair kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Literatürdeki bu eksikliğin birinci nedeni Türkiye'de yapılan ve güven sorusunu içeren kapsamlı anketlerin bulunmaması, ikinci nedeni ise 1970 öncesinde içerisinde güven sorusu bulunan bir anketin yapılmamış oluşudur. 1970'lere dayanan en eski anketlerde bile görece düşük bir güven gözlemlendiği için kontrollü bir deney ortamı yaratılamamaktadır. Bu tezdeki sonuçlardan da literatürden de görülebileceği üzere eğitim ve gelir güvenin en büyük faktörlerindendir. Dolayısıyla yüksek güvensizliğin nedeninin son yüzyılda Anadolu'da yaşanan zorluklar olduğu düşünebilir. Fakat bu zorluklar atlatıldıktan sonra neden güvenin artmadığı bir inceleme konusudur. Bu tezde öne sürülen görüşlerden birisi; karşılıklı güvenin, Türkiye'de sosyal sermayenin bir parçası olarak nesiller arası aktarılması durumunda, bu aktarımın güvensizliğin neden aktarıldığı konusuna dair de bilgi verebileceğidir. Bu durumda yapılması gerek uzun vadeli politikalarla gelir eşitsizliğini çözmek ve eğitim eksiğini gidermek olacaktır. Böylece her nesil bir önceki nesilden daha yüksek bir güven seviyesine sahip olacak ve uzun vadede güven yeniden artacaktır. Güvenin yüksek olduğu toplumlarda, gelecek şoklardan kurtulmak da daha kolay olacaktır. Bu tezde, Türk halkının karşılıklı güven tutumu hanehalkı konsepti içerisinde incelenmiştir. Literatürde daha sık tercih edilen WVS veya ESS yerine bir hanehalkı anketi kullanılmasının sebebi, aile içerisindeki güven aktarımının nasıl gerçekleştiği veya düşük güvenli ailelerin nasıl bir araya geldiğine dair bir bilgi edinebilmektir. Eğer nesiller arası aktarım güvensizliğin önemli bir nedeniyse, ailelere yönelik oluşturan güven artırma politikaları daha etkili olacaktır. Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi (SILC), Avrupa Birliği tarafından sunulmuş şartlar altında TÜİK tarafından toplanmıştır. Bu tezde, 2012 yılında toplanıp 2013 yılında yayınlanan SILC anketi kullanmıştır çünkü karşılıklı güven sorusunun bulunduğu en güncel anket bu ankettir. Her ne kadar WVS, EVS ve ESS de Türkiye'den veri toplasa da; SILC karşılıklı güven sorusunu da sormuş olan ilk hanehalkı anketidir. 2012 yılında toplandığı için mülteci krizinden etkilenmemiş olması nedeniyle anketin gözlemlerinin yanlı olmadıkları söylenebilir. Güven literatüründe en sık kullanılan yöntem olması nedeniyle analizlerde en küçük kareler yöntemi (OLS) kullanılacaktır. Ek­B'de sağlamlık testi adına probit tahminler yapılmış ve sonuçlar sağlam bulunmuştur. SILC anketi güven sorusunu 11 puanlık Likert ölçeğinde sorduğu için; bu tezdeki OLS sonuçlarının, güven sorusunu evet/hayır şeklinde iki cevaplı bir sistemde soran WVS anketini kullanan çalışmalara göre daha sağlam olduğu söylenebilir. WVS'deki gibi iki cevaplı güven sorusunu kullanan çalışmalarda da bu çalışmada olduğu gibi probit tahmin sağlamlık testi olarak kullanılmaktadır. Bu tezin ilk bölümünde, karşılıklı güvenin bileşenleri, "Genel olarak söylemek gerekirse, çoğu insana güvenilebilir ya da diğer insanlarla olan ilişkilerimizde dikkatli olmak gerekir" sorusuna verilen cevaplar üzerinden incelenmiştir. Bağımlı değişkenin karşılıklı güven, bağımsız değişkenlerin ise yaş, eğitim, gelir veya cinsiyet gibi güven üzerinde etkisi olma ihtimali olan değişkenler olarak seçildiği bu çalışmada örneklem olarak güven kişiliklerinin daha çok oturmuş olması düşünüldüğünden 25 yaş üstü gözlemler seçilmiştir. Geliri yansıtması açısından; (1) harcanabilir gelir, (2) gelir dilimi, ve (3) maddi yoksunluk olarak 3 farklı indikatör seçilmiş ve üçü de bireyin güveni üzerinde etkili bulunmuştur. Lİteratürden farklı olarak Türkiye'de güven ve eğitim arasındaki ilişkinin doğrusal olmadığı bulunmuştur. Literatüre göre doğrusal olması gerekirken bu ilişki; Türkiye'de okuma yazma bilmeyenler, üniversite okumuş olanlardan sonra en çok güvene sahip olan grup olarak görülmüştür. Okuma yazma bilmeyenlerin kırsal alanlarda yaşaması ve kırsal alanlarda yaşayanların daha çok güvene sahip olması nedeniyle olduğu düşünülen bu yüksek güven, şehirde veya kırsalda yaşamanın da bir kontrol değişkeni olarak modele eklenmesinden sonra da yüksek kalmıştır. Dolayısıyla etkinin buradan kaynaklanmadığı görülmektedir. Son olarak, hanehalkının güven ortalaması modele eklenmiştir. Böylece bireylerin güvenleri üzerinde hanenin ne derece etkili olduğu da gözlemlenebilecektir. İkinci bölümde, nesiller arası güven aktarımının nasıl gerçekleştiği incelenmiştir. Literatürde, mültecilerin güven tutumlarını incelemek ve özgün ülkeleriyle kıyaslamak bunu yapmanın ilk yöntemidir. İkinci yöntemde ise daha mikro boyutta veriler kullanarak doğrudan hanehalkı içerisinde analiz yapılmaktadır. Bu tezde, Dohmen ve diğ. (2012) tarafından yaratılan bu ikinci yöntemi temel alan bir metot kullanılacaktır. Sonuç olarak, çocuğun güven tutumunu anne ve babanın güven tutumuyla regresyona sokarak nesiller arası güven aktarımının varlığı gösterilmiştir. Annenin güveninin çocuğun güvenine olan etkisi babanınkinden daha güçlü olmakla birlikte her ikisi de diğer değişkenlere göre çocuğun güveni üzerinde daha baskın bir etkiye sahiptir. Bu bölümdeki diğer önemli bir sonuç ise gelir ve yaşam koşullarının etkilerinin çocuklar üzerinde görece daha zayıf olmasıdır. Son bölümde ise, eş seçiminde güvenin etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Bu şu açıdan önemlidir: eğer insanlar evlilik tercihlerini yaparken eş adaylarının güven tutumlarını göz önünde bulunduruyorlarsa bu durum güvensizliğin ülkede neden uzun süreli kaldığını açıklayabilir. Eğitim seviyesinin eş seçiminde etken olduğu bilindiğinde eğitim seviyeleri de kontrol değişkeni olarak kullanılmıştır ve sonuç yine de anlamlı çıkmıştır. Dolayısıyla insanların eş seçimi sırasında potansiyel eşlerinin güven tutumlarını göz önünde bulundurdukları söylenebilir. Bu tezde iki ek bölümü bulunmaktadır. Ek­A'da eksik verinin mekanizması incelenmektedir. Özel bir grubun güven sorusuna cevap vermeyi tercih etmemesinin sonuçları diğer grup lehine yanlı bir şekle sokabilmesinden dolayı bu analizin yapılması gereklidir. Dolayısıyla güven sorusu, cevap vermeme kararını bu kararla ilişkili olabilecek yaş, cinsiyet, eğitim veya gelir gibi değişkenlerle regresyona sokulmuştur. Karşılıklı bir ilişkinin bulunması, listesel elimine etme yönteminin sonuçları yanlı bir hâle getirebileceği sonucunu verir. Ek­A'da elde edilen sonuçlar özellikle okuma yazma bilmeyen ve yaşlı insanların güven sorusuna cevap vermemeyi tercih edebileceği sonucunu verdiği için eksik verileri literatürdeki farklı eksik veri atama yöntemine göre simüle edip bu simülasyonlarla eksik verinin elimine edildiği sonuçlar karşılaştırılmış ve aralarında bir fark bulunamamıştır. Sonuç olarak eksik gözlemlerin listesel silinmesi uygun görülmüştür. OLS tahminleri, kategorik verilerle çalışmak için ideal değildir fakat bu sonuçların her zaman yanlı olacağı anlamına gelmemektedir. Güven sorusu zaman zaman evet/hayır şeklinde ikili cevap sisteminde, zaman zaman 5 puanlı Likert ölçeğinde ve zaman zaman 10 puanlı Likert ölçeğinde sorulmaktadır. Literatürde bu soru çeşitlerinin tamamında gözlem sayısına da bağlı olarak OLS tahminleri kullanılmaktadır. Bu tezde de kullanılmış olan SILC verisetindeki güven sorusunun 11 puanlı Likert ölçeğinde sorulmuş olması OLS tahminlerinin yanlı olma ihtimalini azaltmasına rağmen, ek sağlamlık testlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle Ek­B'de sağlamlık testi olarak probit tahmin yapılmış ve bu tahminin sonuçları tezin 4. bölümünde gerçekleştirilmiş olan nesiller arası aktarım modelleriyle karşılaştırılmış. Bu karşılaştırmada sonuçlarda herhângi bir anlamlılık farkı gözlemlenmediği için OLS sonuçları sağlam kabul edilmiştir. Bu tezdeki sonuçlar literatürle paralellikler gösterde de Türkiye'ye özel önemli farklılıklar bulunmuştur. Bu farklılıkların en önemlisi okuma­yazma bilmeyenlerin bilenlerden anlamlı düzeyde daha yüksek güven göstermesidir. Bu durum, güveni artırdığı bilinen kırsalda yaşamanın ve okuma­yazma bilmemenin bilinmeyen bir etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın ana amacı olan nesiller arası güven aktarımı ve eş seçiminde güvene verilen önem, her eğitim seviyesinde anlamı olarak bulunmuştur. Sosyal sermaye, özellikle Türkiye'de görece çalışılmamış bir alandır. Bu çalışma, Türkiye'de karşılıklı güveni aile konseptinde inceleyen ilk çalışmadır. Ayrıca yaşam koşulları ve gelirin güven ile ilişkisini hanehalkı verileriyle birlikte inceleyen ilk çalışma bu tezde gerçekleştirilmiştir. Eğer gelir ve yaşam koşullarının yanısıra güven hakkında bir soruyu da dahil eden yeni çalışmalar yapılırsa son on yılda gerçekleşen olayların güven üzerindeki etkisi gözlemlenebilir.

Author

Dr. Muhammed Alperen Yaşar

How to Cite

Muhammed Alperen Yaşar (Yüksek Lisans Tezi). Trust in family context: The case of Turkey, 2021, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University